Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2019 Perşembe

“Türkiye’nin NATO’dan ayrılması akılsızlık olur”

ABD Kongresi Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi Bill Keating, Türkiye’nin NATO’dan ayrılma kararı almasının çok yanlış olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘ABD tarafından Türkiye’ye yönelik bir yaptırım olması durumunda NATO’dan ayrılabileceklerine’ ilişkin sözlerini Kronos Haber’e değerlendiren Keating, “Bu, Türkiye’nin kendi vereceği bir karar ama bana kalırsa akılsızca bir karar” dedi. Massachusetts milletvekili, “Türkiye’nin konumunda bir ülke olsam asla NATO’dan çıkmak istemezdim” diye konuştu.

Aynı zamanda Dış İlişkiler Komitesi Avrupa ve Avrasya Alt Komisyonu başkanı da olan Keating, Cumhuriyetçilerle Demokratlar’ın ‘Türkiye’ye muhtemel yaptırımlar’ konusunda aynı çizgide olduğunu söyledi. “Kongre’de bu hususta partiler üstü bir fikir birliği var” diyen Keating, ABD yönetiminin de kendileriyle aynı görüşte olduğunu fakat tartışmaların halen sürdüğünü kaydetti. Silahlı Hizmetler Komitesi üyesi, “Bu tartışmaları da sadece biz yapmayacağız, NATO’nun bizzat kendisinin de mutlaka bu konuda endişeleri olacak” ifadelerini kullandı.

kronos
Devamını Oku »

Trump’tan Türkiye’ye: S-400’leri aktive etmeyin yaptırımdan vazgeçelim

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisinden Türk yetkilileri aramasını ve S-400 savunma sisteminin aktive edilmemesi halinde Türkiye’ye yaptırım uygulanmayabileceğini söylemesini istediğini açıkladı.

Başkan’ın bu talebi üzerine çarşamba günü Türk Dışişleri Bakanı’nı aradığını belirten Graham, Ankara’nın bu talebe nasıl bir cevap verdiğiyle ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Defense One isimli internet sitesine yaptığı açıklamada, ‘yaşanan krizin müzakere yoluyla çözüleceğine inananlardan’ olduğunu belirten Senatör Graham, S-400’lerin aktive edilmemesi karşılığında Türkiye’ye Serbest Ticaret Anlaşması önerdiğini de söyledi.

Graham, daha sonra Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda ise, “Umuyorum ki Türkiye’deki müttefiklerimizle Serbest Ticaret Anlaşması üzerine tartışıp müzakere ederek daha güçlü ilişkiler kurabiliriz” dedi.

TÜRKİYE İLE ABD ARASINDA SERBEST TİCARET ANLAŞMASI MÜMKÜN MÜ?

Uzmanlara göre 1995 yılından bu yana Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin onayını almadan ABD ile bir serbest ticaret anlaşması imzalama şansı düşük. Bizzat Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir rapora göre ise Avrupa Birliği’nin, henüz kendisi ABD ile böyle bir anlaşma imzalamamışken Gümrük Birliği üyesi Türkiye’nin bu yönde bir adım atmasına onay verme ihtimali bulunmuyor. Bakanlığın sitesinde yer alan makalede, AB’ye rağmen ABD ile serbest ticaret anlaşması imzalanması durumunda Birlik ile yapılan ‘malların serbest dolaşımı’ maddesinin fiilen geçersiz kılınacağı açıklanıyor. Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Uluslararası Ekonomik Sorunlar isimli dergide yayınlanan yazılan ilgili kısmı şu şekilde: “Türkiye’nin, AB’nin olumlu görüşünü almadan ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması halinde ise, AB’nin ülkemizden ithal edeceği ürünler için menşe belgesi talep etmeye başlaması ve bunun sonucunda, Gümrük Birliğinin esasını teşkil eden ve en önemli kazanımımızı oluşturan malların serbest dolaşımının fiilen geçersiz hale gelmesi söz konusu olacaktır.”.

Avrupa Birliği ile ABD arasında 2018 yılında başlayan Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri halen devam ediyor.

kronos
Devamını Oku »

23 Temmuz 2019 Salı

Erbil saldırısının kamera görüntüleri yayınlandı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkenti Erbil’de bir ‘Türk diplomat’ ile 2 Kürdistan Bölgesi vatandaşının hayatını kaybettiği saldırı anının kamera görüntüleri sosyal medyada yayınlandı.

Rûdaw’ın aktardığına göre, Başkent Erbil’de 17 Temmuz’da bir restorana düzenlenen silahlı saldırıda biri Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu ‘diplomatı’ olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetmişti.

Saldırı anınına ait kamera görüntüleri sosyal medyada yayınlandı. Görüntülerin sosyal medyada yayınlanmasına dair Kürdistan Bölgesi yetkilileri tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

20 Temmuz’da da saldırının faillerinden Mazlum Dağ ve Muhammet Bisksiz Erbil Asayişi ile Kürdistan Anti Terör Birimi tarafından yakalandılar.

kronos
Devamını Oku »

F-35 için Türkiye’de üretilen parçalar ABD’de üretilecek

F-35’i üreten Lockheed Martin, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının ardından Türkiye’de üretilen parçaların ABD’de üretilmeye başlayacağını açıkladı.

Şirketin ikinci çeyrek gelirlerinin açıklandığı toplantıda konuşan Lockheed Martin CEO’su Marillyn Hewson, Mart 2020 itibarıyla Türkiye’nin üretim zincirinden çıkarılmasının planlandığını duyurdu.

T24’ün haberine göre Türkiye’de F-35’lere parça üreten şirketler Mart 2020’den itibaren bu üretimlerini sonlandırmış olacak.

F-35 programına dahil olan ülkeler arasında yer alan Türkiye, uçakların kokpit göstergelerinden iniş takımlarına kadar yüzlerce parçayı üretiyordu.

ABD, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füzelerini alması nedeniyle Ankara’nın F-35 programına katılımını durdurmuştu. Türkiye ise ABD’den Patriot sistemini almak istediklerini, bu satış gerçekleşmeyince Çin’den hava savunma sistemi almanın planlandığını fakat bu şirket ABD yaptırımları listesine girince Rusya’dan S-400 almak zorunda kaldığını söylüyor ve yaptırımlara karşı çıkıyor.

ABD’nin bu kararı sonucu Türkiye’nin almayı planladığı 100 uçak da Ankara’ya satılmayacak. Bu konuyla ilgili de bir bilgi veren Hewson, aralarında Polonya’nın da yer aldığı bazı ülkelerin bu uçaklarla ilgilendiğini duyurdu.

F-35 uçakları Lockheed Martin’in büyümesine en fazla katkı veren ürünü oldu ve cirosunun üçte birini oluşturdu. Şirket 2019’da 131 F-35 uçağını alıcı ülkelere teslim etmeyi planlıyor.

Türkiye’ye teslim edilen iki F-35 uçağı ABD’de tutuluyor. Türk pilotlar ABD’ye giderek F-35’leri kullanmak için eğitim alıyordu ancak bu eğitimler de bitirildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise dün yaptığı açıklamada Türkiye’ye F-35 jetlerinin verilmemesi durumunda Türkiye kendi savaş uçağını üretecek teknolojiye kavuşana kadar başka ülkelerden savaş uçağı alabileceğini duyurmuştu.

TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN PARÇALAR HANGİLERİ?
F-35’in internet sitesinde Türkiye’de üretilen parçalarla ilgili şu bilgiler veriliyor:

* 2004 yılından bu yana programa destek veren Alp Havacılık, F-35 uçak gövdesi yapısal parçaları ve asambleleri, iniş takımı bileşenleri ve motor için F135 motoru titanyum entegre kanat rotorları üretiyor.

* F-35 Elektro Optik Hedef Sistemi’nin parçası olan gelişmiş optik bileşenler için üretim yaklaşımları geliştirenveF-35 CNI Aviyonik Elektronik Arabirim Kontrol Cihazı üzerinde Northrop Grumman ile birlikte çalışan ASELSAN ayrıca yakın zamanda tam ölçekli üretim faaliyetlerini başlatacak.

* AYESAŞ şu anda iki temel F-35 bileşeni olan füze uzaktan kumanda arabirimi ve panoramik kabin ekranının elektronik kartlarının tek tedarikçisidir.

* F-35 Elektrik Kabloları ve Ara Bağlantı Sistemi’nin (EWIS) yüzde 40’ını üretmekte olan FOKKER ELMO ayrıca, tüm merkezi bölüm kablo sistemleriyle TAI’yi destekleyecek. FOKKER ELMO ayrıca motor için, büyük bir kısmı İzmir’deki tesislerinde üretilecek olan EWIS geliştirecek.

* 2005 yılından bu yana F-35 eğitim sistemlerini destekleyen HAVELSAN, gelecekte Türk F-35 Entegre Pilot ve Bakım Eğitim Merkezi (ITC) ve Türkiye’deki ilgili eğitim sistemlerinin geliştirilmesi için öncü bir rol üstlenmektedir.

* 2005 yılından bu yana F-35’i destekleyen KALE HAVACILIK, TAI ile birlikte F-35 uçak gövdesi yapısal parçalarını ve düzeneklerini üretiyor. Üç uçak tipinin de iniş takımı kilit asambleleri için Heroux Devtek’i tek tedarikçi olarak destekleyen Kale Havacılık ayrıca, motor donanımlarının üretimi amacıyla İzmir’de Pratt & Whitney ile bir ortak girişim oluşturmuştur.

* 2004 yılından bu yana F-35 Programı’nı destekleyen MIKES, British Aerospace Engineering (BAE) ve Northrop Grumman için F-35 uçak bileşenleri ve asambleleri sağlıyor.

* ROKETSAN ve TUBITAK-SAGE birlikte, 5. nesil savaş uçağı F-35 uçağında dahili olarak kullanılacak hassas güdümlü Stand-off Füzesi’nin (SOM) geliştirme, entegrasyon ve üretimini yürütüyor.

* 2008 yılından beri F-35 Programı’nı stratejik olarak destekleyen ve tüm F-35 uçaklarında kullanılan donanımları sağlayan TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii), Northrup Grumman ile birlikte uçak orta gövdesi üretim ve montajı, kompozit dış kaplama ve silah bölmesi kapakları ile fiber kompozit hava girişi kanallarının üretimini yürütüyor. Havadan Yere Pilonlar ve adaptörler dahil F-35’in Alternatif Görev Ekipmanları’nın (AME) yaklaşık yüzde 50’sini üreten TUSAŞ, Pratt and Whitney ile imzaladığı stratejik anlaşma doğrultusunda önümüzdeki dönemde FACO ve MRO&U için ülke ve bölgede lider konumu hedefliyor. TUSAŞ ayrıca Otonom Lojistik Global Destek (ALGS) sistemi kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin organik depolarını temsil etmek üzere seçilmiştir.

kronos
Devamını Oku »

AB’den gelen yardımlar kesilince Suriyeliler ‘kaçak göçmen’ oldu

Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen ve ‘misafir’ olarak değerlendirilen sığınmacılara yönelik denetimlere hız verildi. Saray’a yakın Türkiye Gazetesi, bu kapsamda suça karıştığı tespit edilen 400 Suriyeli, sınır dışı edilerek Türkiye’nin denetimindeki İdlib’e gönderildiğini yazdı.

TÜRK STK’LARA YARDIM KESİLİNCE SURİYELİLER SORUN OLDU

Saray’a yakın Yeni Şafak ise, bazı Avrupa devletlerinin Ankara’daki büyükelçiliklerinde faaliyet gösteren yardım kuruluşlarının, Türkiye’deki Birleşmiş Milletler Mülteciler Örgütü (UNHCR) ile temasa geçerek, Türkiye’de 15 Temmuz benzeri bir olayla Tayyip Erdoğan’ın devrilmesi halinde, Suriyeli sığınmacıları kim koruyacak derdine düşmüştü hatırlatması yaptı.

Türkiye ile AB arasında imzalanan iade anlaşması gereği Türkiye’ye vadedilen 3+3 milyar avro konusunda ayak sürmeye devam ederken, özellikle ikinci 3 milyar avronun yabancı STK’lara dışında kimseye verilmediğini iddia eden Yeni Şafak, “Sığınmacılar için milyar dolar harcama yapan kurum ve Türk STK’lar bu ödemelerin dışında tutuluyor. Yabancı STK’ların ise aldıkları paraları hangi maksatla ve kimler için kullandığı tam olarak denetlenemiyor.” ifadelerini kullandı.

kronos
Devamını Oku »

‘Erdoğan S-400’leri Kaddafi’nin kaderinden korunmak için aldı’

Rus askerî kaynaklarına dayanan haberleriyle bilinen WarGonzo telegram haber kanalının yöneticisi Semen Pegov, 15 Temmuz darbe girişiminin Rus istihbarat servisleri SVU ve GRU tarafından haber alınarak Rus hükümetine bildirildiğini, Putin’in ise bu bilgiyi Erdoğan’a vererek darbenin önlenmesini sağladığını yazdı.

Artı Gerçek’ten Alp Altınörs’ün yazısında aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın S-400’ler kendi güvenliği için satın aldığını yazan Pegov, ‘Erdoğan S-400’leri alarak aslında Rus korumasını satın aldı ve böylece“kendisini Kaddafi’nin kaderinden kurtardı. Rusya için ise, ‘Her an ihanet edebilecek Türk Sultanı’ üzerine bütün yurtsever şüpheciliğe karşın, Ortadoğu’da yüksek sesli bir zafer elde edildi. Ortadoğu bizimdir. ifadelerini kullandı.

Versia.ru sitesinde Aleksandr Stepanov imzalı özel habere göre ise Türk tarafı S-400’ler için depoziti yatırdıktan sonra teknoloji transferi ile ilgili ek talepler öne sürdü ve bu konuda hayli ısrarcı oldu. Ancak Rus tarafı bunu kesinlikle kabul etmedi. Yapılan anlaşmada teknoloji transferi yer almadı. Bunun üzerine teslim edilecek S-400 sistemleri Rus askeri uzmanları tarafından şifrelendi ve bu şifreyi kırmaya ve sistemi hacklemeye çalışan olursa, bilgisayar otomatik olarak içindeki bütün verileri yok etmeye programlandı. Ayrıca S-400’lerin bakımını sadece Rus askeri personelinin yapması üzerine anlaşıldı.

 

kronos
Devamını Oku »

WSJ: Trump Erdoğan’a yaptırım olmayacak sözü verdi

ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden olan S-400 füzeleri sonrası yaşanmakta olan sürece yeni bir iddia eklendi.

Amerika’nın saygın gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ) ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye CAATSA yaptırımı uygulanmasına karşı çıktığını bu konuda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a söz verdiğini iddia etti.

Rusya’dan alınan S-400 füzeleri sonrası Kongre’de Türkiye’ye yaptırım uygulanması için bir atmosfer oluşmuştu. Cumhuriyetçi senatörler de bu konuda Senato’ya bir öneri sunmuşlardı.

Başkan Trump’ın yarın ileri gelen Cumhuriyetçi senatörler ile buluşup Türkiye konusunda bir karara varacağı biliniyor. WSJ Trump’ın bu toplantıda Türkiye’ye neden yaptırım uygulanmaması gerektiğine dair argümanlar sunacağını belirtti.

Trump ayrıca son sözü Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a danışarak alacak ama iki ismin de Türkiye’ye yönelik yaptırımdan yana olduğu biliniyor.

Wall Street Journal, Amerikalı ve yabancı kaynaklara dayandırdığı haberinde Donald Trump’ın danışmanlarına Türkiye’ye yaptırım uygulamaktan kaçınmak istediğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu yönde güvence verdiğini söylediğini yazdı.

ABD Başkanı Donald Trump, G20 Liderler Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş, selefi Barack Obama döneminde Türkiye’nin talep ettiği Patriotlara izin verilmediğini söylemiş, “Türkiye’ye haksızlık yapıldığını” söylemişti. Trump yaptırımlar konusunda ise bir çözüm bulunacağını ifade etmişti.

kronos
Devamını Oku »

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Gülen Davası: Talimatlar Türk Dışişleri Bakanı’ndan geliyordu

Türk hükümeti adına yasa dışı lobicilik yapmak suçundan yargılanan Amerikalı iş adamı Bijan Kian’ın davasında son aşamaya gelindi.

Pazartesi günü dinlenen son tanıkların ardından, kapanış sunumları yapıldı ve dava jüriye teslim edildi.

“MICHAEL FLYNN NEDEN BURADA DEĞİL?”

Davanın kapanış oturumuna savcılarla savunma avukatları arasındaki Michael Flynn tartışması damga vurdu. Savunma avukatları iddia makamının kapanış sunumundaki ‘şeffaflık’ vurgusunu eleştirerek Kian’ın ortağı, Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in mahkemeye neden gelmediğini sordu. Kian’ın avukatı Mark MacDougall, savcılara “Eğer o kadar şeffafsak Flynn nerede? Şirket onun adına açılmış. FARA (Yabancı Temsilci Kayıt Yasası) formlarını imzalayan o. Dava konusu makalenin altında Michael Flynn imzası var. Peki Michael Flynn nerede?” diye hitap etti.

“HER ŞEYDEN ALPTEKİN SORUMLU”

İşlerin bu aşamaya gelmesinden Ekim Alptekin’in sorumlu olduğunu iddia eden savunma avukatı, “Alptekin, Türkiye’de iyi yerlere gelmek isteyen biri. Devlet kademelerinde tanıdıkları olan önemli biri olmak istiyor. Gülen ise önemli bir hedef. Alptekin bu projeyle kendi kariyerine yatırım yapmak istedi. Bijan ve Flynn’le bu nedenle kontak kurdu” dedi. Alptekin’e ödenen paranın komisyon ya da rüşvet değil ‘geri ödeme’ olduğunu savunan MacDougall, “Bijan faturalarını ödeyen biridir. Ekim ‘Bana borcun var’ dedi. O da ödedi. Kim gelip ‘Bana borcun var’ dese Bijan öder’” diye konuştu. MacDougall’ın bu sözleri mahkeme salonunda gülümsemelere neden oldu.

MacDougall ayrıca ABD’de Türk hükümeti adına kampanya yürüten Amsterdam&Partners hukuk bürosuna da değinerek, “Robert Amsterdam’ı kiraladığını açıktan ilan eden Türk hükümeti Flynn Grubu’yla çalışıyor olsa bunu neden gizlesin?” diye sordu.

“FLYNN’İN GELMESİNİ İSTİYORSANIZ ÇAĞIRSAYDINIZ”

Savcı yardımcısı James Gillis ise savunma avukatlarının bu sorularına sert yanıtlar verdi, “Eğer Michael Flynn’in mahkemeye gelmesini bu kadar istiyorlarsa savunma avukatları onu mahkemeye çağırabilirdi” diyen Gillis, “Eğer talep etselerdi hakim Trenga, Michael Flynn’e gelip tanıklık yapması talimatını verebilirdi. İsteselerdi Flynn gelip şu kürsüye oturabilirdi. Bunu yapmadılar” dedi.

“ROBERT AMSTERDAM’I KİM TANIR?”

Türk hükümetinin Amsterdam’la çalıştığını ABD devletine bildirirken Flynn Grubu’yla işbirliğini neden gizlediği sorusuna da değinen savcı Gillis şunları söyledi: “Robert Amsterdam Texas’ta kimsenin tanımadığı bir avukattı. İnsanlar adını bile bilmiyordu. Mahkeme çağırdığımız tanıklar arasında bile ismini hala Anderson zannedenler vardı. Bu adamın ‘Gülen iade edilmeli’ demesiyle ABD ordusunun ünlü generali Michael Flynn’in demesi bir mi? Flynn aynı şeyi söylediğinde çok farklı bir mana ifade ediyordu. Türk hükümeti bu yüzden onunla ilişkisini gizli yürütmek istedi.”

“TALİMATLAR DİREKT TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANI’NDAN”

Sanık Bijan Kian’ın Türk hükümetiyle yaptığı anlaşma hakkında en yakın arkadaşlarına dahi yalan söylediğini ifade eden Gillis, “Bu projenin talimatları direkt olarak Türk Dışişleri Bakanı’ndan geliyordu” diye konuştu. Ekim Alptekin’in konuyla ilgili mesajlarını tekrar jüriye gösteren Gillis, jüri üyelerinden “Yabancı bir devletle yaptığı anlaşma gereği ABD devletini ve halkını kandıran’ Kian’ı yargılandığı iki davadan da suçlu bulmalarını” istedi.

TOP ARTIK JÜRİDE

Yedi kadın, beş erkek üyeden oluşan jüri, Salı günü karar görüşmeleri için yeniden toplanacak ve davayı kendi içinde tartışmaya başlayacak. Jürinin kararını vermesi için herhangi bir süre sınırı bulunmuyor. Virginia yasaları gereği kararın oy birliği ile alınması gerekiyor. Jüri üyeleri ‘Yasadışı lobicilik’ ve ‘ABD yasalarını çiğneme amacıyla iki veya daha fazla kişiyle komplo kurma’ suçlarından yargılanan Kian’ı bu suçlamaların ikisinden birden suçlu ya da suçsuz bulabileceği gibi, birinden suçlu birinden suçsuz da bulabilir.

Jüri üyeleri, sanığın suçlu bulunması durumunda alacağı ceza konusunda herhangi bir söz sahibi değil. Jüri, kararını sadece ‘suçlu’ ya da ‘suçsuz’ diye belirtebiliyor. Jüri üyelerinin uzun tartışmalar sonucu oybirliğiyle bir karar verememesi halinde ise jüri, teknik tabiri ile ‘askıda’ kalıyor ve mahkeme hakimi iki seçenekten birini tercih ediyor: Davayı sanık lehine düşürme ya da yeni jüri üyeleriyle davayı yeniden görme.

kronos
Devamını Oku »

WSJ: Trump Erdoğan’a yaptırım uygulanmayacağına dair güvence verdi

Wall Street Journal gazetesinin kulis haberine göre ABD Başkanı Donald Trump danışmanlarına Türkiye’ye yaptırım uygulamak istemediğini söyledi ve AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bu konuda güvence verdi.

T24‘ün aktardığına göre, ABD’nin yasama organı Türkiye’nin S-400 alma kararı vermesinden bu yana konuya sert tepki verirken, Rus yapımı hava savunma sistemlerinin sevkiyatının başlamasının ardından yaptırım girişimlerini hızlandırmıştı. Senatörler Rick Scott ve Todd Young geçen hafta sunduğu tasarıda Türkiye’yi kınamış ve Beyaz Saray’ın yaptırım uygulaması çağrısında bulunmuştu.

WSJ’nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton cuma günü bazı NATO ülkelerinden yetkililere Türkiye’ye bu haftanın ilk günlerinde yaptırım uygulanabileceğini söyledi.

Habere göre ise Trump, yaptırım uygulamaktan yana değil. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ve Bolton’un Türkiye’ye yaptırım uygulanması gerektiğini düşündüğü de aktarıldı.

Pentagon, geçen hafta Türkiye’yi S-400 alımı sebebiyle F-35 programından çıkarma kararı almışı. Trump, yarın Cumhuriyetçi senatörlerle Türkiye konulu bir toplantı gerçekleştirecek.

kronos
Devamını Oku »

20 Temmuz 2019 Cumartesi

‘Türk Reza’nın marifetleri: Alptekin’in ‘karanlık’ trafiği mahkemede

Türkiye’yi yakından ilgilendiren Bijan Kian davasında ilk hafta sona erdi. Dört gün boyunca süren duruşmalara damgasını vuran isim kuşkusuz Ekim Alptekin. Kian’ın avukatlarına göre, ‘Hollanda merkezli Inovo BV’nin sahibi, iş adamı’, ABD savcılarına göre Türk hükümetiyle Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in şirketi arasındaki köprü, Bijan Kian ve Michael Flynn’i onca yasa dışı işin içine sokan, gizli FBI dosyalarına sızmaya çalışan, emekli Federal Büro ajanlarına fiziki takip yaptırmaya, eski CIA başkanına adam kaçırtmaya çalışan bir suçlu.

Peki kim Ekim Alptekin gerçekte? Neler yapmaya çalıştı ABD’de? En basit cevabıyla ‘Türk Reza’. Yapıp ettikleriyle, bunları yapış tarzıyla, bir rejim adına, o rejimin parasıyla başka bir ülkede at oynatması, elde etmek istediği sonucu ve kendisini o sonuca götürecek insanları ‘satın alma’ çabasıyla tam bir Türk Reza.

Savcılara göre de dosyası oldukça kabarık. Yasa dışı delil üretmeye teşebbüsten, ABD vatandaşlarına ABD yasalarını çiğnetme dahil pek çok suç var heybesinde.

Washington DC’nin ünlü lobicilerinden, PR uzmanı Jim Courtovich’e göre ‘farklı bir ajandası vardı’ Alptekin’in. Konsoloslukla yakın irtibat halinde çalışıyor, gizli buluşmalar vasıtasıyla Kongre’de oturumlar düzenletmeye, medyada kaynağı belirsiz haberler yayınlatmaya, en nihayetinde de Adalet Bakanlığı’nda soruşturma dosyaları açtırıp Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade ettirmeye çabalıyordu.

Bu amaçla ortaya saçtığı paranın haddi hesabı yok. Emekli FBI ajanı Brian McCauley’i, 19 Eylül 2016’da New York’ta, Türk bakanlarla Flynn’i bir araya getirdiği meşhur ‘Gülen’i kaçırma’ toplantısına götürebilme bedeli 5 bin dolar. Alptekin’in yaklaşık yarım saatlik toplantıya katılması için eski FBI ajanına verdiği para bu.

Yine emekli FBI görevlisi Thomas Neer’e, ABD’de Fethullah Gülen’le irtibatlı olduğu iddia edilen okullarla ilgili bir rapor hazırlayıp sunması için ödenen para 20 bin dolar. Amaç, bu okulların Amerikan halkı nezdinde karalayıp ‘teröre destek verdiği’ne inandırmak. Sonuç? Neer’in kendi ifadesiyle: “Bu okullarla alakalı 80 sayfalık bir rapor hazırladım fakat herhangi bir suça rastlayamadım. Hiçbir şey bulamadım”. Yetinmiyorlar tabii bununla. FBI ajanını en azından bir gazeteye okulları karalayan bir makale yazdırmaya çalışıyorlar. Reddediyor. Sonra alışıldık taleplerden biri geliyor: “Başkası yazsa senin adına?”

Sadece eski FBI ajanlarına saçmıyor parayı Ekim Alptekin. Proje koordinatörünün tarifiyle, “Fethullah Gülen’i terörle irtibatlı gösterip onu mümkün olan en kötü şekilde yansıtacak, radikal bir molla gibi gösterecek ve iade edilmesine yardımcı olacak” bir belgesel çekimine girişiyorlar. Türkiye’den Nedim Şener, Ahmet Zeki Üçok ve İsmail Hakkı Pekin’in getirildiği bu belgeselin dört günlük çekimi için sadece kameramana ödenen para 32 bin dolar. Normal bir çekim ücretinin çok üstünde bir para bu ama içinde ‘gizliliğe riayet’ ücreti de var. Gizli kapaklı çekiliyor çünkü belgesel. Flynn Grubu’nun işin içinde olduğunun bilinmesi istenmiyor. ‘Bağımsız’ bir gazetecinin ‘bağımsız’ bir belgeseli gibi göstermeyi amaçlıyorlar. Flynn’le olan bağı tümden gizliyorlar zaten. Daha doğrusu gizlemeye çalışıyorlar. Türk hükümeti adına çalıştığı bilinse, Amerikan Ordusu’nun üç yıldızlı bir generali olarak söylediklerinin yarısı kadar etki etmez çünkü yazıp çizdikleri. Bijan Kian’ı sanık koltuğuna oturtan yasa dışı işlerin yasa dışı olarak yapılmasının ana sebebi bu. Flynn’i koltuğundan eden ‘Rusya’ gelişmeleri, şirketindeki bütün işlemlerinin mercek altına alınmasını sağlayan diğer alengirli faaliyetleri olmasa da öyle kalacaktı belki. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın Fethullah Gülen aleyhine, Türk hükümeti lehine yazıp çizdiği her şeyi kendi görüşleri sanacaktık. Bu ‘görüşlerin’ parasının bizzat Türk hükümeti tarafından, Ekim Alptekin aracılığıyla ödendiğini bilemeyecektik.

Bu gizliliğin, karanlıkta, bulanık sularda iş yapmanın da bir bedeli var tabii. Flynn Grubu’na bu işler karşılığı ödenmesi kararlaştırılan para 600 bin dolar. İlk aşamada tabii… Alptekin’in istediği yasa dışı deliller üretilebilse ikinci aşamaya geçilecek. İkinci aşamanın ‘hediyesi’ ise tanık ifadelerine göre 5 milyon dolar. Bu Flynn Grubu için. Flynn Grubu aracılığıyla bulunan Sphere Consulting’in Büyükelçiliğe sunduğu detaylı teklifin üzerindeki etiket de 4 milyon dolar. Bu proje hayata geçmemiş ama geçenleri var. Flynn Grubu ve Sphere Consulting’le olan anlaşmalar sonlandı ama başka şirketlerle devam eden başka anlaşmalar, bu şirketlere dökülen milyonlar var. Türkiye Cumhuriyeti, açıktan ya da Flynn Grubu örneğinde olduğu gibi gizliden, yirmiye yakın, hatta bazı kaynaklara göre yirminin de üzerinde lobi şirketiyle çalışıyor ABD’de. İşin bir başka yönü, Bijan Kian davasında yazılı anlaşmalarla, ödeme makbuzları ve banka dekontlarıyla ortaya konan bu rakamlar 2016-2017 yılları için geçerliydi. Şimdi, şartların daha da zorlaştığı 2019 yılında, Türkiye’nin imajı çalkantılı demokrasiden, otoriter diktatörlüğe tümden kaymışken, bizzat yöneticilerinin eliyle yerle bir edilen bu ülke imajını düzeltip günlük güneşlik göstermeye, yüzlerce gazetecinin, doktor ve öğretmenin, akademisyenlerin, kucağında bebekleriyle annelerin hapsedildiği, işkence iddialarının ayyuka çıktığı bir korku imparatorluğunu refah içinde bir tatil beldesi gibi resmetmeye çalışmanın bedeli de bu lobi şirketleri için mutlaka artık daha büyük. Faturalar illa ki artık daha kabarık.

Her şey gizli kapaklı, her şey perde arkasında olduğu için tam olarak bilemiyoruz Türk hükümetinin şu an kaç lobi şirketine, emekli ajan ya da özel müfettişe toplamda ayda kaç milyon dolar ödediğini. Her gün kaç kişinin kapısını yasa dışı taleplerle çaldıklarını bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da 2016 sonu 2017 başlarındaki tüm bu yasa dışı işlerin arkasındaki Ekim Alptekin’in artık burada olmadığı.

Yeni Ekim Alptekin kim peki? Onu şimdilik bilmiyoruz. Düşman bellediği insanları son ferdine kadar yok etmeye azmetmiş, bunu da meydan meydan ilan etmiş bir rejimin, kirli kumpaslarının, karanlık komplolarının ve ‘Alptekin’lerinin bitmeyeceğini biliyoruz ama. Türk hükümetinin Washington’ı ‘Reza’sız bırakmayacağını tahmin edebiliyoruz…

Nihayetinde tilkinin kırk hikayesi var, kırkı da tavuk üstüne.

kronos
Devamını Oku »

18 Temmuz 2019 Perşembe

Kian’ın avukatları: Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlerle ilişkisi var

Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade ettirebilmek amacıyla yasa dışı lobicilik faaliyetinde bulunma suçundan hakim karşısına çıkan İran asıllı Amerikalı iş adamı Bijan Kian’ın davasında dördüncü gün sona erdi.

Haftanın son duruşmasında, Türkiye adına çalışmakla suçlanan Kian’ın avukatları, Türk hükümetini zor durumda bırakacak bir savunmaya imza attı.

Savcılık tarafından tanık kürsüsüne çağrılan FBI özel ajanı Brian Alfredo’ya, 8 Kasım 2016 tarihinde The Hill gazetesinde yayınlanan ve General Michael Flynn’e Türk hükümeti tarafından yazdırıldığı iddia edilen makaleye değinen avukatlar Alfredo’ya Erdoğan’ın bu yazıya gerçekten onay verip vermediği konusundaki düşüncesini sordu. Söz konusu yazıda Flynn’in Mısır merkezli Müslüman Kardeşler hareketine atıf yaptığını ve Fethullah Gülen’i bu hareketin kurucularına benzeterek ‘terörist’ olmakla itham ettiğini hatırlatan Kian’ın avukatları, FBI ajanına, “Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlerle irtibatını ve yakınlığını göz önüne aldığınızda böyle bir makaleyi asla onaylamayacağını düşünmediniz mi?” diye sordu.

Alfredo’nun bu soruya ‘Hayır’ cevabını vermesi üzerine Bijan Kian’ın avukatı soruyu yineledi: “Müslüman Kardeşlerle yakın ilişkisi bulunan cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu makaleyi gerçekten onaylama ihtimali olup olmadığını kendinize sormadınız mı?”.

“BEN ANKARA’YA NE DİYECEĞİM?”

Kian Davası’nda dördüncü günün önemli konularından biri yine Ekim Alptekin ve yasa dışı talepleriydi. Tanık olarak mahkemeye çağrılan ünlü lobici ve PR uzmanı Jim Courtovich, Alptekin’le Flynn Intel Group binasında yaptıkları toplantıyı anlattı. Alptekin’in kendisine sunulan raporları beğenmeyerek masanın üstüne fırlattığını söyleyen Courtovich, “Raporları masaya attı ve “Ben sizden Kongre oturumları bekliyorum. Önemli mecralarda büyük haberler bekliyorum. Adalet Bakanlığı tarafından başlatılacak soruşturmalar bekliyorum ve bunların hiçbirini alamıyorum. Ben şimdi Ankara’ya ne diyeceğim?” dedi” diye konuştu. O an masada büyük bir şok yaşadığını belirten Courtovich, “Biz, Bijan Kian tarafından toplantıya ‘Türk ekonomisi ve turizmine uluslararası arenada duyulan güveni artırma ve Türkiye’de yatırımcı çekme’ amacıyla çağrılmıştık. Bize böyle söylenmişti. Toplantıya oturduğumuzda ise bambaşka bir şeyle karşılaştık” dedi. Kian’ın kendilerinden, başkası tarafından çekilecek bir belgeselin yayılmasını talep ettiğini belirten tecrübeli lobici, “Belgesel o esnada henüz hazırlanmamıştı bile. Alptekin’in oynadığı oyunun kuralları bizimkinden çok farklıydı” ifadelerini kullandı.

“FLYNN GRUBU’NDAKİ GÖRÜŞMENİN HEMEN ARDINDAN TÜRK ELÇİLİĞİ ARADI”

Ekim Alptekin’le Flynn Grubu ofisinde gerçekleştirdikleri görüşmenin hemen ardından Washington’daki Türk elçiliğinden bir e-posta aldığını söyleyen ünlü lobici, “Toplantının ertesi günü Türk büyükelçi yardımcısı benimle buluşmak istediğini söyleyen bir mesaj gönderdi. Bizimle çalışmak istediklerini söyledi ve teklif vermemizi istedi. Kendilerine 4 milyon dolar tutarında bir teklif verdik” dedi. Bunun üzerine savcılar, Türkiye Cumhuriyeti Washington Büyükelçiliği Müsteşarı Turgay Tuncer tarafından Courtovich’e gönderilen e-postayı mahkemeyle paylaştı.

“KİAN, FLYNN’İN YAZDIĞI MAKALENİN PARASINI KİMİN ÖDEDİĞİNİ SÖYLEYEMEDİ”

Kian’a, ortağı General Michael Flynn tarafından yazılan ‘Gülen derhal iade edilmeli’ temalı makalenin parasını kimin ödediğini sorduğunu belirten Courtovich, İran asıllı Amerikalı iş adamının bu soruya net bir cevap vermediğini söyledi. Courtovich, Kian’ın kendisini yuvarlak cevaplarla geçiştirdiğini ileri sürdü.

SAVUNMA DAVANIN DÜŞMESİNİ TALEP ETTİ, HAKİM REDDETTİ

Duruşmanın dördüncü gününde Doğu Virginia Eyalet Savcılığı’nın mahkemeye çağırdığı tüm tanıklar tamamlandı ve söz savunmaya geçti. Kian’ın savunma ekibi, kendi tanıklarına geçmeden önce Hakim Anthony Trenga’dan delil yetersizliği nedeniyle davanın düşürülmesini istedi. Savcılık makamının duruşma boyunca mahkemeye yeni hiçbir delil sunamadığını ileri süren Kian’ın avukatı James Tysse, davaya konu olan bütün kanıtların zayıf ve dolaylı kanıtlar olduğunu söyledi. Savcı Evan Turgeon ise Ekim Alptekin ve Bijan Kian arasındaki bazı yazışmaları öne sürerek Alptekin’in Kian’a ‘Türk başbakanın projeye onay verdiğini söylediğini yineledi. Turgeon ayrıca, Alptekin’in kendisine sunulan raporlardan memnun olmayıp masanın üstüne fırlattıktan sonra ‘Ben şimdi Ankara’ya ne diyeceğim?’ dediğini hatırlatarak, “Kian, burada ‘Ankara’dan kastın ne olduğunu iyi biliyordu” dedi.

Hakim Trenga iki tarafın da görüşlerini dinledikten duruşmaya ara verdi. Yaklaşık 45 dakikalık bir aradan sonra salona dönen Trenga, “Savcılık tarafından sunulan bazı kanıtlar fazla dolaylı olsa da dosyaya yeni deliller eklendi. Duruşma devam edecek” diyerek savunmanın talebini reddetti.

Bunun üzerine savunmanın mahkemeye çağırdığı tanıkların dinlenmesine başladı. Savunmanın tanıkları daha ziyade Bijan Kian’ın yakın arkadaşları ve avukatından oluşurken Türk hükümeti adına lobicilik faaliyeti yürüten Amsterdam & Partners şirketi ortaklarından Andrew Durkovich de Kian adına tanıklık yaptı. Arkadaşları, Kian’ın çevresinde dürüstlüğü ve yardımseverliğiyle tanınan bir iş adamı olduğunu söyledi.

DAVA PAZARTESİ GÜNÜ KALDIĞI YERDEN DEVAM EDECEK

Kian Davası’na duruşma salonundaki bir çakışmadan dolayı bir gün ara verilecek. Dava, 22 Temmuz Pazartesi günü geri kalan savunma tanıklarının dinlenmesiyle devam edecek.

kronos
Devamını Oku »

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Şener, Üçok ve Pekin Gülen dosyasında: Çamur istiyorum, yoksa üretin

İran asıllı Amerikalı iş adamı Bijan Kian’ın yargılandığı davada üçüncü gün tamamlandı. Bugünkü duruşmaya Türk hükümeti ile Kian arasında köprü görevi gören Ekim Alptekin ve Washington’da yaptığı yasa dışı faaliyetler damga vurdu.

“ALPTEKİN GÜLEN ALEYHİNE DELİL ÜRETMEMİZİ İSTEDİ”

Uzun yıllar FBI’da görev yapmış emekli ajan Brian McCauley, tanık olarak katıldığı duruşmada Flynn Grubu adına çalıştığı süre zarfında Alptekin’in kendisinden pek çok kanunsuz talepte bulunduğunu söyledi. Gülen hakkında açık kaynaklardan hazırladıkları raporların Türk iş adamını memnun etmediğini belirten McCauley, “Alptekin bize ’Ben çamur istiyorum. Bulamıyorsanız üretemez misiniz?’ diye sordu. Onu bir terörist olarak gösterecek somut deliller üretmek için uğraşıyordu” dedi.

Davalı Bijan Kian’ın da projeye büyük önem verdiğini anlatan McCauley, “Bijan Türkiye projesinin iki aşamalı olacağını, yaklaşık 400 bin dolarlık ilk aşamayı geçmeyi başarırsak ikinci aşamada 5 milyon dolar alacağımızı söyledi” diye konuştu. Emekli FBI ajanı, savcının sorusu üzerine, ‘ilk aşamadaki başarı’ beklentisinin, ‘Gülen’i suçlu gösterecek delilleri üretebilmek’ olduğunu ifade etti.

Ekim Alptekin’den gelen ‘sahte delil üretme’ isteğini şaşkınlıkla karşıladığını kaydeden McCauley, Türk iş adamının ayrıca, Washington’da yaşayan Gülen’e yakın bazı isimlerin fiziki takip altına alınmasını ve telefonlarının dinlenmesini talep ettiğini söyledi. “Bu kişilerin neler yaptıklarını, kimlerle görüştüklerini ve hangi milletvekilleriyle tanıştıklarını öğrenmek istiyordu” diyen eski FBI yetkilisi, Alptekin’in bu istediğini, “Sen neden bahsettiğinin farkında mısın?” diyerek reddettiğini anlattı.

GÜLEN’İN KAÇIRILMASI TEKLİFİ ALPTEKİN’DEN GELMİŞ

Flynn Gubu eski çalışanı McCauley’nin anlattığına göre Türk hükümetinin yasa dışı talepleri bunlarla sınırlı kalmadı. 2016 yılının Eylül ayında New York’ta gerçekleşen bir toplantıyı mahkemede detaylarıyla paylaşan eski FBI görevlisi, dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Ekim Alptekin’in katıldığı bu toplantıda, Ekim Alptekin’in CIA eski başkanı James Woolsey’den ‘garip’ bir talepte bulunduğunu söyledi. Talebin detaylarına girmeyen McCauley, bu ifadesiyle Woolsey’in çok tartışılan ‘Gülen’i kaçırma’ açıklamasını doğrulamış oldu. CIA eski başkanı Woolsey, daha önce katıldığı bir canlı yayında Türk yetkililerle New York’ta gerçekleştirilen bir toplantı sırasında ‘Gülen’i Pensilvanya’daki ikametgahından kaçırarak Türkiye’ye kaçırma’ planı yapıldığını anlatmış ve bu isteği kesin bir dille reddettiğini açıklamıştı. McCauley de bugünkü mahkemede Woolsey’in tekliften rahatsız olduğunu ve bu rahatsızlığını toplantı katılımcılarına belli ettiğini söylereyek, eski CIA başkanının daha önceki sözlerini onaylamış oldu.

FBI’IN GİZLİ DOSYALARINA ERİŞME ÇABASI

McCauley ayrıca Türk yetkililerle yapılan bu toplantıya giderken Bijan Kian’ın kendisine ‘FBI’ın gizli dosyalarına erişim imkanı olup olmadığı’ sorduğunu anlattı. “Kian’a, artık emekli olduğum için hiçbir gizli dosyaya ulaşma şansım olmadığını söyledim” diyen eski FBI ajanı, katılmak için 5 bin dolar aldığı bu toplantıdan sonra Flynn Grubu için sadece açık kaynaklardan derlemeler yaptığını kaydetti.

“GÜLEN’İN TERÖRİST OLDUĞUNU SÖYLEMEMİ İSTEDİLER, HERHANGİ BİR KANIT OLMADIĞI İÇİN REDDETTİM ”

Flynn Grubu’un Türk hükümetiyle yaptığı anlaşma sonrası ABD Kongresi’nde de Gülen aleyhine çalışmalar da yapıldığını dile getiren Brian McCauley, Bijan Kian’ın milletvekili Dana Rohrabacher’la yapacağı bir görüşmeye kendisini de götürmek istediğini söyledi. Kian’ın toplantı öncesi özel bir talepte bulunduğunu belirten eski FBI ajanı, “Bijan benden onunla birlikte gidip Rohrabacher’a Gülen’in bir terörist olduğunu söylememi istedi” dedi. Bu talebi kesin bir dille reddettiğini ve toplantıya katılmadığını aktaran McCauley, “Gülen’in terörist olduğunu söyleyemezdim çünkü araştırmalarımda bu yönde bir bulguya rastlamadım.” diye konuştu.

NEDİM ŞENER, AHMET ZEKİ ÜÇOK VE İSMAİL HAKKI PEKİN DE DAVA DOSYASINDA

Flynn Grubu’nun Türk hükümeti adına yürüttüğünü projenin koordinatörlüğünü yapan Michael Boston ise anlaşmanın tek amacının ‘Gülen’i suçlu göstererek Türkiye’ye iadesini sağlamak’ olduğunu söyledi. McCauley’nin ardından tanık sandalyesine oturan Boston, “Projenin nihai hedefi, ABD güvenlik güçleri ya da milletvekillerinin Adalet Bakanlığı’na Gülen hakkında bir ‘suçlu tavsiye belgesi’ göndermesini sağlayıp bu ülkedeki yasal statüsünü değiştirmek ve onu iade ettirmekti” dedi. Bu amaçla ABD Kongresi’nin önde gelen isimleriyle toplantılar yaptıklarını kaydeden Boston, kamuoyunu yönlendirmek amacıyla da özel bir belgesel projesi başlatıldığını ifade etti.

Belgeselin çekimi için daha önce CNN’e bazı projeler yapmış bir gazeteciyle anlaştıklarını belirten Boston, Türkiye’den Nedim Şener, Ahmet Zeki Üçok ve İsmail Hakkı Pekin’in katıldığı belgeselin koordinatörlüğünü Bijan Kian’ın bizzat üstlendiğini söyledi. Boston, belgeselin Gülen’i ‘terörist olarak yaftalamayı ve onu bir molla gibi gösterme’yi amaçladığını kaydetti. Çekimlerin Washington’da bir otelde yapıldığını anlatan Flynn Grubu eski çalışanı, “Bu projede Gülen, mümkün olan en kötü şekilde yansıtılmaya ve radikal bir terörist gibi gösterilmeye çalışılıyordu” diye konuştu.

Belgeselin çekimlerinde görev alan kameraman David Enders ise Bijan Kian’ın projenin Flynn Grubu’yla irtibatını gizlemeye özel bir çaba harcadığını söyledi. Enders, Kian’ın, Nedim Şener, Ahmet Zeki Üçok ve İsmail Hakkı Pekin’in bulunduğu odaya ekipmanlarını tek seferde çıkarmasına izin vermediğini, dikkat çekmemek için malzemeleri parça parça çıkarmasını söylediğini anlattı. Türkiye’den gelen konukların bağımsız gibi gösterilmeye çalışılan projeyi Kian’ın yönettiğini bildiğini söyleyen Enders, “Çekim sırasında Kian oteldeydi. Soruları o hazırladı ve spikere verdi” dedi.

GÜLEN’E YAKIN 4 İSİM ÖZEL TAKİP ALTINDA

Flynn’in şirketinden bağımsız olarak Ekim Alptekin’le çalışan emekli FBI ajanı John Elliott ise Türk iş adamının özel isteğiyle Fethullah Gülen’e yakın dört ismi takip altına aldığını söyledi. Elliott, Alptekin’in hakkında bilgi istediği bu isimlerin Mehmet Ali Şengül, Ahmet Kurucan, Cevdet Türkyolu ve Osman Şimşek olduğunu söyledi. Yaklaşık üç ay boyunca bu kişiler üstüne çalıştığını anlatan Elliott, 2017 yılının Şubat ayında 4’ü bu şahıslara, 3’ü ise direkt olarak Fethullah Gülen’e ait olmak üzere toplam 7 dosyayı Ekim Alptekin’e sunduğunu açıkladı.

Yine bu süreçte Flynn Grubu adına Gülen’e yakın kurumların ABD’deki faaliyetleri üzerine özel bir rapor hazırlayan emekli FBI görevlisi Thomas Neer ise çalışması kapsamında Gülen’le ilişkili kurumlara dair herhangi bir kanuna aykırılıkla karşılaşmadığını ve 80 sayfalık raporunda bunu belirttiğini söyledi.

kronos
Devamını Oku »

16 Temmuz 2019 Salı

Nijerya açıklarında 10 Türkiyeli gemici kaçırıldı

Nijerya açıklarında silahlı kişilerce saldırıya uğrayan Türk bandıralı Paksoy-1 gemisi 8 mürettebatıyla Gana’ya ulaştı.

Türkiye’nin Akra Büyükelçisi Özlem Ergün Ulueren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saldırıya uğrayan geminin Akra’daki Tema Limanı’na yanaştığını ve 8 mürettebatın sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. 10 gemicinin ise fidye karşılığında kaçırıldığı düşünülüyor.

GEMİ GANA’YA ULAŞTI

Büyükelçi Ulueren, “Kamerun’dan Fildişi Sahilleri’ne giderken 13 Temmuz akşamı Nijerya açıklarında silahlı kişilerin saldırısına uğrayan ve 10 mürettebatı kaçırılan Türk bandıralı Paksoy-1 kargo gemisi, 15 Temmuz günü öğleden sonra Gana’nın Tema Limanı’na çekilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Gemideki 8 mürettebatın sağlık durumlarının iyi olduğunu açıklayan Büyükelçi Ulueren, “Tema Limanı’nda kendileriyle görüştük. Akra Büyükelçiliği yetkilileri halen limanda ve vatandaşlarımıza yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca Gana makamları nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmaktadır.” dedi.

10 GEMİCİNİN FİDYE İÇİN KAÇIRILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

Batı Afrika ülkelerinden Nijerya açıklarında silahlı kişiler, 18 Türk’ün bulunduğu bir gemiye saldırarak 10 gemiciyi kaçırmıştı. Gemicilerin fidye için kaçırıldığı tahmin ediliyor.

Türk Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan yazılı açıklamada, Kamerun’daki Douala Limanı’ndan Fildişi Sahili’ndeki Abidjan’a gitmekte olan Türk bandıralı bir kargo gemisinin 13 Temmuz akşamı Nijerya açıklarında korsan saldırısına uğradığı belirtilmişti.

Kadıoğlu Denizcilik’ten yapılan açıklamada ise “Tüm personelimizin salimen serbest bırakılmaları için çalışmalarımız devam etmektedir” denilmişti.

AKP SÖZCÜSÜ ÇELİK’TEN AÇIKLAMA

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, konuya dair yaptığı açıklamada “Dışişleri Bakanlığımız ve istihbarat birimlerimiz yoğun şekilde çalışıyor” dedi.

kronos
Devamını Oku »

Gülen’i kaçırma davasında 4 Türk bakan mahkemede teşhis edildi

Türk hükümeti adına yasa dışı lobicilik yapmakla suçlanan İran asıllı Amerikalı işadamı Bijan Kian’ın yargılandığı dava Virginia’da başladı. Dün jüri seçimleri yapılan davanın bugünkü oturumunda dört Türk bakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isimleri de dava dosyasına girdi.

Kian ve eski ortağı Michael Flynn ile Türk iş adamı Ekim Alptekin arasındaki yazışmalar detaylı olarak mahkeme salonuna taşıyan savcılar, bu mesajlarda ismi geçen Berat Albayrak, Binali Yıldırım, Mevlüt Çavuşoğlu ve Nihat Zeybekçi’nin fotoğraflarını ekrana yansıtarak Adalet Bakanlığı temsilcisi Jeffrey Olson’a bu isimleri teşhis ettirdi.

Savcılık, Ekim Alptekin’in, Tayyip Erdoğan, Michael Flynn ve Bijan Kian’ı New York’ta bir araya getirerek ‘projeyi’ tartışma planlarını içeren mesajlarını da dava dosyasına soktu.

YASA DIŞI LOBİCİLİĞİN ONAYI BİNALİ YILDIRIM’DAN

Kian’ın bilgisayarında ele geçirilen yazışmalara göre Ekim Alptekin’in, iddianameye konu olan ‘yasa dışı lobicilik’ ve ‘Fethullah Gülen’i iade ettirme amacıyla gizli kara propaganda’ faaliyetlerini dönemin başbakanı Binali Yıldırım’ın kontrolünde gerçekleştirdiğini ileri süren Virginia Bölge Savcısı John Gibbs, Türk iş adamının 8 Ekim 2016’da Flynn Intelligence Group ortağı Kian’a gönderdiği bir mesajı buna delil olarak sundu. Alptekin mesajında Binali Yıldırım’dan çalışma için onay aldığını söylereyerek, “Bijan, sana bir anlaşma göndereceğim. Şimdi başbakanın odasından çıktım. Yeşil ışık yandı” diyor.

Bu görüşmenin hemen ardından Alptekin’in Bijan Kian’dan banka hesap bilgilerini istediğini ve ‘bankalar kapanmadan parayı göndereceğini’ söylediği mesajları ekrana yansıtan Gibbs, bir sonraki gün Kian’ın da ortağı olduğu Flynn Intelligence Group hesabına Türkiye’den yatan 200 bin dolarlık tutarın banka dekontunu jüriye gösterdi.

ALPTEKİN FLYNN’İN HEM İŞ VERENİ, HEM MÜŞTERİSİ

Alptekin’in sahibi olduğu Hollanda merkezli Inovo BV isimli şirket ile Flynn Intelligence Group arasında bir değil iki sözleşme bulunduğunu kaydeden Başsavcı Yardımcısı, bu anlaşmalardan ilkinin 600 bin dolar tutarındaki ‘gizli lobicilik’ anlaşması, ikincisinin ise ilkinin aksine Flynn Grubu’nu ‘müşteri’, Alptekin’i de ‘danışman’ olarak gösteren komisyon anlaşması olduğunu söyledi.

Bu anlaşmalara göre lobicilik ödemelerinin Flynn Grubu’na 200 bin dolarlık taksitler halinde yapılacağını kaydeden Gibbs, Alptekin’in garip bir şekilde ayda ‘200 bin dolar ödediği’ bir şirkete danışmanlık hizmeti vererek bu ödemelerden yüzde 20 pay aldığını belirtti. Konuya açıklık getirmek üzere tanık kürsüsüne oturan FBI Mali Suçlar Bürosu uzmanı Graham Smith, Ekim Alptekin ile Flynn International Group arasındaki tüm para transferlerini ortaya döktü. Smith, Ekim Alptekin’in Türkiye’deki şahsi hesabından Flynn’e yapılan her 200 bin dolarlık ödemenin ardından, bir gün içinde yine Alptekin’e ait Hollanda’daki Inovo BV hesabına 40 bin dolarlık ödeme yapıldığı gösterdi.

Yine mahkemeye tanık olarak çağrılan Flynn Intelligence Group eski avukatı Robert Keller da Ekim Alptekin’e yapılan ödemeleri doğrulayarak, Kian’ın bu ‘danışmanlık’ hizmetini ABD Adalet Bakanlığı’ndan gizlemeye çalıştığını söyledi. “Flynn Grubu bize Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası’yla başı derde girdikten sonra geldi” diyen Keller, grubun yasaya göre yabancı bir şirket ya da devleti temsil etmek üzere lobicilik anlaşması imzalayan bir şirketin 10 gün içinde doldurması gereken kayıt formunu doldurmadığı için Adalet Bakanlığı’ndan uyarı aldığını söyledi. Kendilerinin bunun üzerine sürece müdahil olduğunu belirten Keller, sonradan yaptıkları başvuru sırasında Bijan Kian’ın, Alptekin’e yapılan havaleleri ‘geri ödeme’ olarak kayda geçirtmeye çalıştığını söyledi. Keller, kendilerinin buna inanmayarak ödemeleri Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası başvurusunda ‘danışmanlık ücreti’ olarak kaydettiklerini açıkladı. Eski avukat, Bijan Kian tarafından Michael Flynn’e gönderilen ve ‘Ekim Alptekin’in danışmanlık ücreti olan 40 bin doları bir an önce ödemeleri gerektiği’ni ifade eden e-postaları da doğruladı.

Virginia Bölge Savcılığı’na göre Alptekin’e yapılan bu ‘komisyon’ ödemeleri, Türk iş adamının iddiasının aksine yasa dışı lobicilik ve kara propaganda için kullanılan paranın kendi parası olmadığını kanıtlıyor. Savcılığa göre Alptekin, Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn üzerinden illegal olarak ABD hükümeti ve kamuoyunu etkilemeyi amaçlayan Türk hükümeti ile Bijan Kian’ın arasında köprü görevi gördü ve bu iş için Flynn Grubu’na yapılan ödemelerden yüzde 20 oranında komisyon aldı.

FLYNN’İN GÜLEN MAKALESİNİN KAYNAĞI TÜRKİYE

Bu kapsamda yapılan çalışmaların en önemlisi emekli general Michael Flynn tarafından Kasım 2016’da The Hill gazetesinde yazılan makale. Savcılığın mahkemeye sunduğu kanıtlara göre Fethullah Gülen’i karalayan ve ‘bir an önce iade edilmesi gerektiği’ni söyleyen makalenin yazımında Ekim Alptekin üzerinden Türk hükümeti direkt olarak etkili oldu. Bijan Kian, Alptekin’le daha önce paylaştığı donelerle birebir örtüşen makalenin taslağını yayınlanmadan yine Alptekin’le paylaştı. Türk işadamı yazının, ‘Müslüman Kardeşler’ ile ilgili kısmının Türk hükümetini rahatsız edeceğini söyleyerek makaleden çıkarılmasını istedi. Kian, yazı yayınlandıktan sonra ise Alptekin’e attığı mesajda ise, “Verilen söz, tutulan sözdür” ifadelerini kullandı. Yasalara göre Flynn, makalenin yayınlanması için irtibat kurduğu tüm basın kuruluşlarına yazıyı Türk hükümetini temsilen yazdığını iletmesi gerekiyordu. Yine aynı şekilde yayınlanana makalenin sonunda okurun Flynn Grubu’yla Türk hükümetinin yaptığı anlaşma hakkında bilgilendirilmesi zorunluydu. Bunların hiçbiri yapılmadığı gibi, Gülen’in iadesini isteyen makale yayınlandığı tarihte Flynn Grubu, Türk hükümeti adına çalıştığını gösteren Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası başvurusunu dahi yapmamıştı.

“GÜLEN’İN İADE TALEBİ DOSYASINDA SAYFA ÇOK, KANIT YOK”

Duruşmada ABD Adalet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Ofisi temsilcisi Jeffrey Olson Fethullah Gülen’in iade talebi süreciyle ilgili jüriye detaylı olarak bilgi verdi. Türk hükümetinin 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından Gülen’in ‘önlem olarak tutuklanması’yla ilgili bir talep gönderdiğini belirten Olson, talebi destekleyen herhangi bir kanıt sunulmadığı için olumlu cevap veremediklerini söyledi. Türkiye’nin 23 Temmuz 2016 tarihinde bu sefer Dışişleri Bakanlığı’ndan resmi bir iade talebinde bulunduğunu söyleyen Olson, bu talebin darbe ile değil ‘paralel devlet’ iddialarıyla ilgili olduğunu kaydetti. Olson, “Bir kısmı Türkçe, bir kısmı İngilizce, binlerce sayfadan oluşan bir başvuruydu. Avukatlarımız detaylı olarak inceledi. Sonraki haftalarda bir çok toplantılar yaptık. Çok sayfa vardı ama kanıt yoktu” diye konuştu. Bu durumu Türk hükümetine pek çok defalar ilettiklerini söyleyen Olson, “Ağustos 2016’da Ankara’ya uzmanlardan oluşan bir ekip gönderdik. Pek çok sorumuz vardı. Bize tatmin edici kanıtlar sunabilmeleri için çok uğraştık. Eylül 2016’da bu sefer darbeyle alakalı bir ‘önleyici tutuklama talebi’ gönderdiler. Yine muhtemel şüphe için yeterli delil yoktu” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz Pazartesi günü Doğu Virginia Bölge Mahkemesi’nde görülmeye başlayan davanın yaklaşık bir hafta sürmesi bekleniyor.

kronos
Devamını Oku »

S-400’de 10. uçak da Türkiye’ye indi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistem malzemelerini taşıyan 10’uncu uçağın Ankara Mürted Hava Meydanı’na indiğini duyurdu.

Bakanlığın Twitter adresinden yaptığı açıklamada, “S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistem malzemelerinin sevkiyatı devam ediyor. Bu kapsamda 10’uncu uçak Mürted Hava Meydanı’na indi.” denildi.

kronos
Devamını Oku »

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Türkiye Dıişleri: AB Kıbrıs konusunda önyargılı ve taraflı

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi’nin toplantısının ardından Türkiye Dişişleri Bakanlığı tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada, “AB Dış İlişkiler Konseyi’nin dün (15 Temmuz) yaptığı toplantıda aldığı kararlar, ülkemizin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme yönündeki kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Bu kararlarda, Kıbrıs Adasının doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesi, AB’nin Kıbrıs konusunda ne kadar önyargılı ve taraflı olduğunu göstermektedir” denildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

…”Bu kararlar Rum/Yunan ikilisinin AB üyeliklerini kendi maksimalist pozisyonları doğrultusunda nasıl suistimal ettiklerinin ve diğer AB ülkelerinin de buna nasıl alet olduklarının en son örneğidir.

‘SÖZDE KIBRIS CUMHURİYETİ…’

Geçmişte de defaten vurguladığımız üzere, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimizin, kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızın korunması ve Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutu vardır.

İlk boyutta, Türkiye’nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlaması söz konusu değildir. Zira sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılından beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, bizim ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet değildir. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği üzerine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 yılında sona ermiştir. Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalmasının sebebi de Kıbrıslı Rumların 1963 yılından bu yana Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul etmemesidir. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin muhatabı Türkiye değil, KKTC’dir. AB’nin bu gerçekleri kabul etmeden, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değil, Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olarak görmeden, Kıbrıs meselesini anlaması ve yapıcı bir katkıda bulunması mümkün değildir.

İkinci boyutta bir çözüm bulunması ise ancak Kıbrıs Türklerinin haklarının garanti altına alınması ile mümkün olabilir. Bu bağlamda, Kıbrıs Türklerinin, 13 Temmuz 2019 tarihinde yaptığı ve ülkemizin de tam destek verdiği kapsamlı işbirliği önerisi çözüm için önemli bir fırsat teşkil etmektedir.

‘AB YAPICI DAVRANMIYOR’

AB’nin bu fırsatı değerlendirmek ve hidrokarbon kaynakları konusunda Ada’daki iki tarafı bir araya gelmeye teşvik etmek yerine, Türkiye aleyhinde kararlar almaya yönelmesi etkisiz, gerçeklikten kopuk ve yapıcı olmayan bir hareket tarzıdır.”

 

kronos
Devamını Oku »

ABD: Kanunlarımız, Türkiye’ye yaptırım gerektiriyor 

Washington Post gazetesine konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Türkiye’ye S-400 teslimatını incelediklerini belirterek, “Kanunlar yaptırım uygulanmasını gerektiriyor ve eminim ki, yasaya uyacağız ve Başkan Trump da uyacak” ifadelerini kullandı.

Amerikan yasaları Rusya’nın askeri sanayisinden alışveriş yapan müttefiklere CAATSA yasası uyarınca yaptırım uygulanmasını öngörürken, ABD Başkanı Donald Trump söz konusu krizde Türkiye’den yana tavır almıştı. İlk S-400 sevkıyatının başladığı cuma günü de, Pentagon’un yaptırım açıklaması beklenen basın toplantısı saatler sonra ertelenmiş, Beyaz Saray’ın devreye girdiği iddia edilmişti.

kronos
Devamını Oku »

13 Temmuz 2019 Cumartesi

‘Kara Yelekliler’, Paris’te göçmenler için Pantheon’u işgal etti

Çoğu sokaklarda ya da sığınma evlerinde yaşamak zorunda kalan göçmenlerden oluşan hareketin sadece ismi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümetine ve politikalarına karşı aylardır sürdüren “Sarı Yelekliler” protestolarından geliyor.

FRANSA’DA ‘KARA YELEKLİLER BELGELERİNİ İSTİYOR’ SLOGANLARI 

Kasım 2018’den beri aktif olan bu hareket, dün ise başkent Paris’te bulunan ve Victor Hugo, Voltaire ve Jean-Jacques Rousseau gibi yazar ve düşünürlerin mezarlarının yer aldığı Pantheon’u işgal etti.

Yaklaşık 700 kişinin katıldığı eylemde “Kara Yelekliler belgelerini istiyor” sloganı atıldı.

YASAL STATÜ VE BARINMA TALEBİ 

Başbakan Edouard Philippe’den randevu isteyen göçmenler durumlarının yasal statüye kavuşturulması ve barınma talebinde bulundu.

Fransa’da 1981’den beri belgesiz göçmenler konusunda hiçbir düzenleme yapılmadığına dikkat çeken bir eylemci, “Birçok kişi yıllardır belgesiz yaşıyor. Belgelerde bir düzenlemenin yapılması için başbakanın dikkatini çekmek hedefiyle Pantheon’u işgal ediyoruz” dedi.

FRANSIZ POLİSİ DARP ETTİ 

Ancak işgal sırasında ve sonrasında eylemciler polis tarafından darp edilerek, Pantheon’dan uzaklaştırıldı. Kara Yelekliler’den en az bir kişinin de gözaltına alındığı öğrenildi.

Pantheon’da yapılan barışçıl işgal eylemini “kabul edilemez” olarak niteleyen aşırı sağcı Marine Le Pen de Twitter’dan yaptığı açıklamada “Fransa’da belgesiz göçmenlerin tek geleceği kapı dışarı edilmeleri olur, çünkü yasa bunu gösteriyor” şeklinde ifadeler kullandı.

‘Kara Yelekliler’, Mayıs ayında da Roissy Havaalanı’nda eylem düzenlemiş, havayolu şirket Air France’ın göçmenlerin sınır dışı edilmesinde yaptığı işbirliğini protesto etmişti.

kronos
Devamını Oku »

12 Temmuz 2019 Cuma

Saray değil Bakanlık açıkladı: S-400’lerin Ankara’ya intikali başladı

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de imzalanmıştır. Sözleşme kapsamında S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin birinci grup malzemelerinin Mürted Hava Meydanı/Ankara’ya intikali 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren başlamıştır” denildi.

kronos
Devamını Oku »

10 Temmuz 2019 Çarşamba

BM Suriye Temsilcisi: Bir Anayasa Komitesi için anlaşmaya yakınız

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Moskova’da Rus yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından Suriye’nin başkenti Şam’a giderek, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’le görüştü.

Görüşmenin ardından kısa bir açıklama yapan Pedersen, “Geniş kapsamlı bir siyasi sürecin önünü açacak Anayasa Komitesi’nin kurulmasına ilişkin bir anlaşmaya çok yakınız” dedi.

SURİYE’DEN GELEN AÇIKLAMA TEMKİNLİ

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise “Ciddi anlamda gelişme kaydedildiği” belirtilse de, anayasa komitesinin tamamen Suriye’nin kendi meselesi olduğuyla ilgili tutumunu korudu.

Ocak 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde muhalifler ve Esad rejimi temsilcilerinin bir araya geldiği, ancak katılımcı listesi sebebiyle olaylı geçen konferansta, 150 kişiden oluşacak bir anayasa komitesi kurulması kararı çıkmıştı.

ORTAK KOMİTE İÇİN İSİMLER VERİLDİ

50 üyesi bağımsızlar, 50 üyesi muhalifler ve 50 üyesi de Beşar Esad yönetimi tarafından seçilmesi kararlaştırılan komite için, bazı isimler verildi. BM öncülüğünde oluşturulacak ve çalışmalarına başlayacak komite için muhalifler ve rejim yanlılarının isimlerinde büyük oranda uzlaşma sağlanırken, bağımsızların belirlenmesi çalışmaları sürüyor.

ANKARA: SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI

Pederson Şam’dayken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Başdanışmanı İbrahim Kalın da, Ankara’da Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’le bir araya geldi.

Anayasa komitesinin oluşturulması ve bir an önce ilan edilmesi de gündeme geldi.

Kalın, Ankara’nın Suriye’deki çatışmaların “Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak çözüme ulaşması” yönündeki tutumunu koruduğunu da Rus yetkiliye iletti.

İDLİB KONUSU BELİRSİZ

Her iki görüşmede de, İdlib’de Suriye ordusu ve Rus ordusunun yürüttüğü operasyonlar da gündeme geldi. Pedersen, “Elbette ki İdlib’deki durumu da görüştük. Umuyoruz ki burada da istikrar sağlanır ve Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşma yeniden uygulanabilir.” dedi.

Rusya ve Türkiye, İdlib’de cihatçıların çekilmesini gerektiren silahlardan arındırılmış bölge oluşturulması konusunda Eylül ayında anlaşmıştı. Ardından iki ülkeyle birlikte İran da İdlib gerginliği azaltma bölgesinde askeri gözlem noktaları oluşturdu.

İdlib’deki rejim bombardımanı sırasında 27 Haziran’da Türk gözlem noktası da vurulmuş, bir asker hayatını kaybetmişti. Savunma Bakanlığı, saldırının “kısıtlı olduğunu” düşündüğü açıklaması yapmıştı.
Türkiye’nin Suriye içine ve sınırlara asker sevkiyatı sürüyor

TÜRKİYE’DEN SURİYE’YE YOĞUN ASKERİ SEVKİYAT

Türkiye’den Suriye sınırlarına düzenli olarak yapılan askeri sevkiyatın yoğunluğu ise, son birkaç haftada arttı.

Özellikle Şanlıurfa’daki sınır birliklerine yapılan takviye; İdlib’e ve Türkiye’nin operasyon yaptığı Afrin ve Cerablus bölgelerine açılan sınır kapılarından Suriye’ye geçen tanklar, obüs topları ve zırhlı personel taşıyıcılar, neredeyse her gün bölgedeki ajanslar tarafından görüntüleniyor.

kronos
Devamını Oku »