Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2019 Perşembe

Karar yazarı Kahveci: Faiz oranı düştü de Güven Endeksi niye düştü?

Karar gazetesinin ekonomi yazarı İbrahim Kahveci, “Merkez Bankası’nın dün yaptığı faiz indiriminin yanı sıra başka veriler de açıkladığın söyledi. “Dün Merkez Bankası Reel Kesim Güven Endeksini açıkladı. Güven 4,2 puan azaldı ve 98,3’e düştü. Niye düştü?” diye soran Kahveci, “Çünkü üretim düştü, sipariş düştü. Sipariş sadece içeride düşmedi, ihracat siparişleri de düştü” ifadesini kullandı.

Kahveci’nin “Kapasiten kadar konuş!” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

Merkez Bankası faizleri 425 baz puan indirdi.Ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olsun.

Faiz artar tebrik mesajı yayınlar, faiz düşer tebrik mesajı yayınlar, faiz sabit kalır tebrik mesajı yayınlar…

İşte bu ekonomi kurumlarına da hayırlı olsun. Bildikleri tek şey şak şak…

İki satır ekonomi verisine baksalar, iki satır ekonomide gerçeklerden bahsetseler varlıkları biter zaten.

Evet, dün Merkez Bankası faizleri yüzde 24’ten yüzde 19,75’e düşürdü. Ama aynı gün başka verilerde açıklandı. Gelin onlara da bakalım.

Mesela 24 Temmuz günü Merkez Bankası’nın bankaları fonlama tutarı 67 milyar 750 milyon lira oldu. 4 Aralık 2018 günü bankalar MB’den 130 milyar lira kullanmış. 10 Eylül 2018 günü ise 175 milyar lira MB’den para alınmış.

Neden bankalar MB’den para almıyor?

***

‘ÜRETME GÜCÜNÜN YÜZDE 76’SINI KULLANIYORUZ’

O zaman Kapasite Kullanım Oranına (KKO) bakalım. Temmuz ayında yüzde 77,1’den yüzde 76,2’ye geriledi. Taban, şubat ayındaki yüzde 74 seviyesi.

Kapasite nedir? Üretme gücün.

Şu anda üretme gücünün yüzde 76’sını kullanıyoruz. Ama bir noktayı unutmayalım. Her kapasite kullanımı aynı oranı vermez. Şöyle ki, geçen yıldan bu yana yeni fabrikalar kurulmuşsa aynı kapasite kullanımında daha fazla üretim yapmış oluruz. Ama Türkiye’de maalesef son krizde bırakın fabrika kurulmasını, bırakın fabrika büyütmeleri, fabrikalar ya kapandı ya da yandı…

Buna rağmen KKO yüzde 76,2’de.

Faiz düşünce yeni fabrika kurulacak ve yeni işçiler işe mi alınacak? Sen önce kapasiteni kullan…

Sonra yatırımı düşünürsün.

***

‘GÜVEN ENDEKSİ NİYE DÜŞTÜ?’

Dün Merkez Bankası Reel Kesim Güven Endeksini açıkladı. Güven 4,2 puan azaldı ve 98,3’e düştü. Niye düştü?

Çünkü üretim düştü, sipariş düştü… Sipariş sadece içeride düşmedi, ihracat siparişleri de düştü. Oysa aynı Merkez Bankası faiz indirim kararında “Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyetin ılımlı bir toparlanma eğilimi sergilediğini göstermektedir. Rekabet gücündeki gelişmelerin etkisiyle mal ve hizmet ihracatı artış eğilimini sürdürmektedir” diyor.

Buradaki rekabeti TÜİK verilerinden görüyoruz. İhracatçı yok pahasına malını yabancılara satıyor. Yani rekabet dediği şey düşük fiyat. Belki de zararına satış…

***

‘TL’DEN KAÇ DÖVİZE KOŞ’

Yine Merkez Bankası verilerinden devam edelim:

12 Temmuz haftası mevduat faizleri:

1 aya kadar yüzde 21,39

3 aya kadar yüzde 22,60

6 aya kadar yüzde 21,47

1 yıla kadar yüzde 21,92

Ve yine o haftadan 19 Temmuz haftasına…

Toplam döviz hesapları 1 milyar 933 milyon dolar daha artarak 217 milyar 769 milyon dolara yükseldi. Yurt içi yerleşiklerin TL mevduatı ise 1 trilyon 26 milyar liradan 1 trilyon 20 milyar liraya düştüğü görüldü.

TL’den kaç

Dövize koş…

İyi ama kim daha çok dövize koşmuş? Bakın burası da ilginç.

2019 yılında toplam döviz hesabı 25 milyar 182 milyon dolar artıyor. Artış oranı yüzde 13,1.

Mevduat bankalarındaki döviz hesapları ise 20 milyar 370 milyon dolar artıyor. Artış oranı yüzde 11,5.

Katılım bankalarındaki döviz hesabı ise 4 milyar 812 milyon dolar artarak 19 milyar 726 milyon dolara çıkıyor. Katılım bankalarındaki döviz hesaplarındaki büyüme oranı tam yüzde 32,3…

Katılım bankalarının hem bireysel müşterileri döviz varlıklarını yüzde 34,3 artırmış, hem de ticari müşterileri döviz varlıklarını yüzde 33,3 artırmış. En fazla bireysel müşterilerin ABD doları yatırımındaki yüzde 41,6’lık artışta görülüyor.

***

‘VURGUN PİYASASI’

Son bir aydır “vurgun piyasası” diye bir şeyden bahsediyorum.

Faiz düşüş sürecinde oyuncular bu piyasayı iyi çalıştırırlar. Kısa vadede oluşacak fiyatlar ‘vurgun piyasası’ kuralları gereği gerçekleri yansıtmaktan uzak kalır.

Biz bu nedenle orta ve uzun vadeye bakacağız.

Faizler düşünce TL kaynak oluşabilecek mi? Tasarruf sahipleri yüzde 22 TL faizine gitmeyip yüzde 19 TL faizini görünce dövizlerini bozduracak mı? Ya da yeni döviz mi alacaklar?

Hadi bekleyip görelim… Ama tekrar ilave edelim: Piyasaya GÜVEN verilirse o zaman iş başka.

kronos
Devamını Oku »

24 Temmuz 2019 Çarşamba

Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak: Piyasalar endişeli, TL değer kaybediyor

Murat Çetinkaya’nın Cumhurbaşkanlığı kararıyla görevden alınması ve yerine Murat Uysal’ın atanması sonrasındaki ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı bugün yapılacak. Faiz kararı bugün saat 14:00’te açıklanacak.

250 BAZIN ÜZERİNDE FAİZ İNDİRİMİ  GELİRSE!

Politika faizini yüzde 24’te tutan bankanın 250 baz puanlık piyasa beklentisinin üzerinde, önden yüklemeli bir faiz indirimine gidebileceği endişesiyle dün TL’de değer kaybı gözlendi. ABD Başkanı Trump’ın geçen hafta Türkiye’ye yaptırım öngörmediği şeklinde algılanan ilk açıklaması ile 5.61’e kadar gerileyen dolar/TL, dün 5.7390’a kadar yükseldi.
Enflasyonun baz etkisiyle de olsa yüzde 15 seviyelerine gerilemesi ve Avrupa, ABD ve Japonya başta olmak üzere merkez bankalarının para politikalarında gevşemeye gideceklerinin sinyalini vermesi TCMB’nin elini rahatlatıyor.

‘MURAT UYSAL SARAYIN SÖZCÜLÜĞÜNE SOYUNACAK’

Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başkanının tartışmalı bir şekilde görevden alındığı Merkez Bankası’nda yeni dönemde uygulanacak politikaların ne olacağına ilişkin olarak, “Yeni Başkan Murat Uysal’ın yapabileceği çok da fazla bir şey olmayacağı açık; önce piyasalara çok sezdirmeden verilen emirleri yerine getirmeye başlayacak, daha sonra piyasanın gerektirdiği koşullara rağmen farklı yönde kararlar alması halinde bunu –Saray’ın sözcülüğüne soyunarak- idare etmeye çalışacak” görüşünü dile getirdi.

STANDBY DÖNEMİNİN SONU

Merkez Bankası’nın bağımsızlığının resmen saray darbesiyle sonlandırıldığını vurgulayan Aykut Erdoğdu, “Bu noktadan itibaren 22 Aralık 1999 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren IMF Stand-By Anlaşmasıyla başlayan dönemin sonuna gelindiği ortadadır” dedi.

kronos
Devamını Oku »

‘Erdoğan’ın faiz inince enflasyon inecek planı tutar mı?’

Ekonomi Gazetecesi ve Yazarı Barış Soydan T24’teki köşesini Merkez Bankası’nın beklenen faiz kararına ayırdı. “Erdoğan’ın planı: Faiz inerse enflasyon iner, AKP seçmeni eve döner” başlıklı yazısında 4,5 yıl aradan sonra gelecek faiz indirimini, beklentilerini ve siyasetin hesaplarını tartıştı.

Soydan’ın yazısının bir bölümü şöyle:

‘SONUÇLARI AYŞE TEYZE İLE RIZA AMCAYI DA İLGİLENDİRİYOR’

Faiz inmiş, çıkmış bana ne? Faizde parası olanlar düşünsün” diyenler olabilir. Keşke o kadar basit olsa. Merkez Bankası’nın politika faizini indirmesinin sadece piyasa profesyonellerini veya dolar milyonerlerini değil, esnafı, KOBİ’yi, sokaktaki vatandaşı, yani Ayşe Teyze ile Ali Rıza Amca’yı ilgilendiren sonuçları da olacak.

ERDOĞAN ENFLASYONUN NASIL DÜŞECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR?

Erdoğan, yüksek enflasyonun sebebinin yüksek faiz oluğuna inanıyor. Birkaç hafta önce aynen şöyle dedi: “Yüksek enflasyonun bana göre en önemli sebebi yüksek faizdir. Yüksek faiz eğer aşağıya çekilmezse enflasyon da kesinle aşağı düşmeyecektir. Faizi aşağı çekerseniz enflasyon aşağı düşer.”

Sırf enflasyon mu? Erdoğan, işsizlik ve ekonomik krizin sebebinin de yüksek faiz olduğuna inanıyor. Şu sözler de onun: “Siz yüksek faiz uygularsanız yatırımcı o girişimci ruhunu uygulayamaz. Bunu başardığımız andan itibaren, ben inanıyorum ki, süratle bir yatırım atağı Türkiye’de başlayacaktır. Bu yatırım atağı ile birlikte istihdam da süratle artacaktır. İstihdamın atmasıyla bir taraftan da üretim imkanı artacak, ihracatımız daha da artacak, böylece büyüme de gelişmeye başlayacaktır.”

Özetleyelim: Faiz inince enflasyon inecek. İşsizlik inecek. Ekonomi canlanacak. İhracat daha da artacak.

ERDOĞAN’IN PLANI TUTAR MI?

Ve çarşı pazardaki yangına, işsizliğe kızıp 31 Mart’ta sandığa gitmeyen veya gidip büyük şehirlerde Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’a, İç Anadolu’da MHP adaylarına oy atan AKP seçmeni evine geri dönecek.

Plan bu.

Tutar mı?

Bu soruya yanıt vermek için önce “Enflasyon ve işsizliğin nedeni gerçekten yüksek faiz mi?” sorusuna yanıt bulmak gerek.

Mahfi Eğilmez dün faizin neden enflasyonun sonuç değil, aksine enflasyonun neden faizin sonuç olduğunu yazdı.

Aksi gibi iktisat kitaplarında da böyle yazıyor!

Eğer kitaplar haklıysa iktidarın işi zor.

Bu tezin dayanağı, enflasyon yükselince faizlerin de yükselmesinin nedeni ne?

Şu: Enflasyon yükselince vatandaş ve yatırımcılar (Buna sıcak para da dahil), parası erimesin diye daha yüksek faiz talep ediyor. Eğer yüksek faiz alamazsa TL’sini satıp dolara dönüyor. Ve TL’nin değeri düşüyor.

Demek ki, faizleri gereğinden fazla düşürmenin TL’nin değerini düşürücü bir etkisi var.

‘RİSKSİZ ÜLEKELER DURURKEN NEDEN TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPSINLAR’

Şu anda Merkez Bankası’nın politika faizi (yüzde 24), enflasyondan (yüzde 15.72) çok daha yüksek. Yani Merkez Bankası’nın faizi indirmek için bir marjı gerçekten de var. Ama ne kadar?

Türkiye, istikrarlı bir ekonomi ve güçlü bir demokrasiye sahip, dünyayla barışık bir ülke olsaydı, Merkez Bankası faizi enflasyona yakın bir seviyeye indirebilirdi.

Amerika’da böyle. Almanya ve Japonya’da da böyle. Hatta oralarda faiz enflasyonun bile altında.

Ama Türkiye istikrarsız bir ülke. Amerika’yla S-400 Krizi, Avrupa’yla Doğu Akdeniz’de sondaj krizi, Rusya’yla İdlib krizi… Onun üstüne bütçe açığı… Onun üstüne özel sektör borcu, batık krediler…

Bu risklerin faizde bir karşılığının olması lazım.

Öyle ya, hiçbir riski olmayan ülkeler dururken (İnanmayacaksınız ama Orta ve Doğu Avrupa’da bunlardan bir dolu var) yatırımcı neden dünyayla kavgalı, ekonomik dengeleri bozuk bir ülkenin parasına yatırım yapsın?

Bu risklerin faizdeki karşılığına “risk primi” deniyor.

Demek ki, enflasyonun üzerine bir risk primi eklenmesi gerekli.

‘3-4 PUAN AKP’Yİ KESMEZ’

…. Kısacası bugün 3-4 puanlık bir indirimi piyasa normal karşılar. Ama Merkez Bankası bu oranın üzerine çıkarsa çarşı karışır.

Gelin görün ki, 3-4 puan da AKP’yi kesmez. Erdoğan’ın istediğinin olması, yani piyasanın canlanabilmesi için faizlerin kallavi biçimde düşmesi, mesela konut kredisi faizinin kalıcı şekilde yüzde 1’in altına inmesi lazım.

Merkez Bankası bugün ve gelecek aylarda hangi yoldan gidecek?

TL’nin, doların, Euro’nun kaderini bu soru belirleyecek.

Kemerleri bağlayın, türbülansa giriyoruz.

kronos
Devamını Oku »

Manisa kararında top Volkswagen murakabe meclisinde

Türkiye’nin gündeminden aylardır düşmeyen bir araba markası var: Volkswagen yani namıdiğer VW. Alman otomobil devi 2019 yılının ilk altı ayında geçen yıllardaki trendini sürdürerek Fiat, Renault ve Ford’dan sonra Türkiyede en çok satan otomobil şirketi oldu. Diğer yandan yeni bir üretim merkezi için kolları sıvayan VW, uzun bir süredir Suudi Arabistan, Bulgaristan ve Türkiye arasında karar vermeye çalışıyor. Alman devlet televizyonu ARD’ye göre tercih Manisa olacak.

Kronos’a konuşan Alman otomobil dünyasının en önemli uzmanlarından Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer üç nedenle Türkiye üzerinde durulduğunu belirtti. ‘İlk olarak Transporter tarzı arabalarda Ford Türkiye’de çok başarılı. VW ve Ford bu başarıyı ortak devam ettirmek istiyor. Ayrıca Bursa’daki otomotiv yan sanayiinin de verilecek kararda etkisi büyük olur. Son olarakta çok zayıf olan pazarı eklemekl lazım’.

HEYET’E KATAR İMZASI 
Dudenhöffer kesin gözüyle bakılsa da başka bir ülkenin de seçilme ihtimalini yok saymıyor. Son karar ise Ağustos ayı ortasında VW murakabe meclisinde verilecek. 20 üyesi bulunan heyet, Volkswagen’e bağlı bulunan Porsche ve Audi gibi markaların yöneticilerinden ve IG Metall sendikası üyelerinden oluşuyor. Qatar Holding LLC yönetim kurulu üyesi Dr. Hussain Ali Al Abdulla ve Katar’ın ilk kadın Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanı Dr. Hessa Sultan El Jaber de üyeler arasında. En dikkat çekici isim ise Sosyaldemokrat Parti’li Niedersachsen eyaleti Başbakanı Stephan Weil. Weil Başbakanlığa 2017 yılında kıl payı seçildi ve Duddenöffer’e göre bu kararı verirken iki kere düşünmeli. Önümüzdeli 10 yıl için Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne gireceğini düşünmüyorum. Bununla bağlantılı olarak Türkiye Bulgaristan’la kıyaslayınca daha fazla risk barındırıyor. Bu riski Weil ve VW’nin en güçlü adamlarından olan Bernd Osterloh nasıl alabiliyor sormak lazım‘

kronos
Devamını Oku »

16 Temmuz 2019 Salı

İZENERJİ işçisi TİS için sandığa gidiyor

İzmir Büyükşehir Belediyesine ait İZENERJİ şirketi ile işyerinde örgütlü DİSK’e bağlı Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube arasındaki yedinci dönem Toplu İş Sözleşmesinin (TİS) sonuna gelindi. 5 bin 80 İZENERJİ işçisini ilgilendiren TİS süreciyle ilgili dün tekrar İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile sendika yöneticileri arasında görüşme gerçekleşti. Görüşme sonrası yapılan temsilciler kurulu toplantısında çıkan karar sonucu işçiler yarın TİS maddelerini birimlerde kurulan sandıklar ile oylayacak.

‘TOPLU SÖZLEŞMEYLE İLGİLİ SON SÖZÜ İŞÇİ SÖYLEYECEK’

Konuyla ilgili Evrensel’e konuşan Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Arif Yıldız, KHK’li işçilerin iş güvencesi olan 375. madde sözleşmeye dahil olduğunu belirterek, “Aynı şekilde KHK’li işçilerin 416 liralık gıda fişi önümüzdeki günlerde meclis kararı ile çıkarılıp işçiye ödenecek. İZENERJİ işçisi ortalama 1100 lira zam alacak. Yarın idari işler, İZSU, park-bahçe, sosyal projelerde ve diğer birimlerde sandık kuracağız. Toplu sözleşmeyle ilgili son sözü artık işçi söyleyecek. ESHOT, Fen işleri, katı atık, mezbahalar, mezarlıklar müdürlüğü ve yaklaşık 21 birimde sandık kurulacak” dedi.

kronos
Devamını Oku »

Piyasalar ABD’nin yaptırımlarını bekliyor: Dolar şimdilik sakin

Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları kaynaklı yaptırım riski, Fitch’in Cuma günkü not indirimine rağmen dolar/TL 5.70 civarında tutunurken, piyasalar ABD’den gelecek açıklamalar ile 25 Temmuz’daki PPK toplantısına odaklanmış durumda.

Dolar/TL saat 07.10 itibariyle 5.7075/5.7141’den işlem gördü. Kurun söz konusu seviyelerdeki seyri devam ediyor.

PİYASALARDA ‘ABD YAPTIRIMLARI GELECEK Mİ’ SESSİZLİĞİ

Cuma günü Pentagon’dan beklenen açıklamanın gelmemesinin etkisiyle dolar/TL’de sakin bir seyir gözlendiğini belirten bir bankacı, hem uygulanacak yaptırımların niteliği hem de 25 Temmuz’daki PPK toplantısında alınacak kararın piyasalar için belirleyici olacağını söyleyerek, “Uysal’ın açıklamaları faiz indirimine gidileceğini gösteriyor ancak indirimin boyutu hakkında sinyal vermiyor. Yurtdışı piyasalar da yatay görünüyor. TL’de de yatay seyir bir süre devam edebilir, piyasa S-400 başlıklarına tepki verecektir. Ancak konu yaptırımlar gelecek mi, gelse de hangileri gelecek? Dolayısıyla karar gelene kadar tepkilerin sınırlı olmasını beklerim” dedi.

SONDAJ VE S-400 TL İÇİN ANA RİSK UNSURLARI

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı ve NATO’nun savunma sistemiyle uyumlu olmadığı ve F-35’in güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle ABD’nin karşı çıktığı S-400 füze sistemine ait parçalar Cuma günü itibarıyla Türkiye’ye gelmeye başladı.

Analistler yüksek dolarizasyon, TCMB’nin para politikasına ilişkin belirsizlikler, S-400’ler nedeniyle ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama ihtimali ve Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeydoğusunda yeni bir petrol ve doğalgaz sondaj faaliyeti yürütmeye başlamasıyla Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklı artmaya başlayan tansiyonun TL için ana risk unsurları olduğunu söylüyorlar.

 

kronos
Devamını Oku »

İşsiz sayısı bir yılda 1 milyon 116 bin kişi arttı

TÜİK, işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2019 yılı Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 116 bin kişi artarak 4 milyon 202 bin kişi oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta yaptığı açıklamada, “İşsizliğin bir miktar arttığının farkındayım” demişti.

İşsizlik oranı 3,4 puanlık artış ile yüzde 13,0 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 3,6 puanlık artış ile yüzde 15,0 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6,3 puanlık artış ile yüzde 23,2 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 3,5 puanlık artış ile yüzde 13,3 olarak gerçekleşti.

İSTİHDAM ORANI AZALDI

İstihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 810 bin kişi azalarak 28 milyon 199 bin kişi, istihdam oranı ise 1,9 puanlık azalış ile yüzde 46,0 oldu.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 329 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 481 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 17,6’sı tarım, yüzde 19,7’si sanayi, yüzde 5,7’si inşaat, yüzde 56,9’u ise hizmet sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,7 puan, inşaat sektörünün payı 1,7 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0,2 puan, hizmet sektörünün payı 2,1 puan arttı.

İşgücü 2019 yılı Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 306 bin kişi artarak 32 milyon 401 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 52,9 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,6 puanlık azalış ile yüzde 71,8, kadınlarda ise 0,5 puanlık artışla yüzde 34,5 olarak gerçekleşti.

-Nisan 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,9 puan artarak yüzde 34,2 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 puan artarak yüzde 23,1 oldu.

-Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 74 bin kişi azalarak 28 milyon 40 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı 0,2 puan azalarak yüzde 45,8 oldu.

-Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 7 bin kişi artarak 4 milyon 487 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,1 puan artarak yüzde 13,8 oldu.

kronos
Devamını Oku »

13 Temmuz 2019 Cumartesi

Paylan’dan Meclis’e: Halk çare beklerken, neden şirketleri kurtarıyoruz

AKP’nin TBMM’ye sunduğu banka ve şirket kurtarma paketinden 400 milyar liralık sorunlu kredi çıktı. Batık ve sorunlu kredi miktarında geçen yıldan bu yana 1.5 katlık rekor artış yaşanması dikkati çekti. İktidar, kredilerin bir bölümünün silinmesini de kapsayan cazip paket sayesinde firma ve bankaların rahatlatılacağını belirtirken muhalefet milletvekilleri, “Kredisini, kredi kartını ödeyemeyen halk bizden çare beklerken onları bırakıp niçin şirketleri kurtarıyoruz” eleştirisi yaptı.

400 MİLYARLIK ŞİRKETLERİ KURTARMA PAKETİ 

Sözcü’den Erdoğan Süzer‘in haberine göre iktidar, kredilerin bir bölümünün silinmesini de kapsayan ve tepki çeken kurtarma paketi ile zordaki firma ve bankaları rahatlatmayı amaçlıyor.

ŞİRKETLERE ÖDEME KOLAYLIĞI

AKP Milletvekili Mustafa Savaş ve arkadaşlarının hazırladığı ve içerisinde yurtdışı çıkış harcının 50 liraya çıkarılmasından kaçak araçların affına, şirket kurtarma operasyonundan Merkez Bankası’ndaki ihtiyat akçesinin bütçeye aktarılmasına kadar çok sayıda madde içeren torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na gönderildi. Kredilerini ödeyemeyen şirketlere ‘İstanbul Yaklaşımı’ adı altında ödeme kolaylığı getirilmesini öngören maddeyi açıklayan Mustafa Savaş, özellikle geçen yıl ağustosta başlayan kur şoku, faizlerin yükselmesi ve enflasyon artışından dolayı şirketlerin kredi borçlarını ödemekte zora girdiklerini anlattı.

BANKALARIN BATIK KREDİLERİ 

Savaş’ın verdiği bilgilere göre, bankaların tahsili gecikmiş alacakları (Tahsili imkansız göründüğü için bir anlamda batık kredi de deniyor) 2018 başında 64 milyar lirayken 31 Mart 2019’da 106 milyar liraya yükseldi. Aynı dönemde ödemelerinde sıkıntı çıktığı için yakın izlemeye alınan kredilerin tutarı ise 3 kat birden artarak 93 milyardan 285 milyar liraya fırladı.

BORÇLU ŞİRKETLERİN DÜŞTÜĞÜ ZOR DURUM 

Savaş’ın paylaştığı veriler, yaşanan krizin borçlu şirketleri ciddi anlamda zora düşürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Düzenlemeyle, tahsil imkanı kalmayan 106 milyar liralık kredi “değersiz alacak” sayılarak kayıttan düşülecek. Bu sayede özellikle kamu bankalarının bilançoları rahatlatılacak. Kalan 285 milyarlık krediye ise vade uzatma, teminat azaltma hatta anaparadan silme gibi kolaylıklar sağlanacak. Bunları yapan bankacılara ise krediler batsa dahi ‘zimmet’ suçundan dava açılamayacak.

EN FAZLA KRİZİN ETKİLERİNİ ÖTELEYEBİLİR 

İYİ Partili Durmuş Yılmaz, paketin krizin etkilerini biraz daha ötelemekten başka bir işe yaramayacağını, sonuçta daha büyük krizin kaçınılmaz olacağını belirtirken, “İnşallah ben yanılırım, gelir elinizi öperim” dedi.

GARO PAYLAN: HALK YERİNE SADECE ŞİRKETLER KURTARILIYOR 

CHP’li vekiller paketle sadece iktidara yakın firmaların kurtarılacağını, ağır faturanın ise halka ödettirileceğini söyledi. HDP’li Garo Paylan, geniş halk kesimi yerine sadece şirketlerin kurtarılacağını belirtirken, “82 milyonun gözü Meclis’te. Asgari ücretli aç, çiftçilerimiz, emeklilerimiz, işçilerimiz, esnafımız geçinemiyor. Herkes, bizim hayrımıza ne yapacaklar diye buraya bakıyor. Oysa biz burada şirketlerin hayrına iş yapıyoruz. Kredisini, kredi kartını ödeyemeyen milyonlarca vatandaşı rahatlatacak bir madde önümüze geldi mi? Yoksulun adı hiç geçti mi? Servetin büyük çoğunluğu zaten bu kurtaracağınız şirketlerin patronlarında. Biz halkı bıraktık, onları kurtarıyoruz” dedi.

‘ÇÜNKÜ EKONOMİNİN TEMEL TAŞI ŞİRKETLERDİR’

İstanbul Ticaret Odası (İTO), “Yeni İstanbul Yaklaşımı” diye anılan şirket borç yapılandırmasının, daha geniş bir kapsamla “Finansal Restorasyon Planı” şeklinde ele alınmasını önerdi. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, bu teklifle ekonominin kilit sorunlarından birine el atıldığını vurgulayarak, “Çünkü bütün gelişmiş ekonomiler gibi Türkiye ekonomisinin de temel taşı şirketlerdir. Dolayısıyla Türkiye’nin şirketleri, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğidir” diye konuştu.

‘ŞİRKETLERİN BORÇLARI YENİDEN YAPILANDIRILABİLİR’

Avdagiç, bankacılık sektöründe takipteki alacakların büyüklüğünün 115 milyar lira olduğunu belirterek, böyle bir süreçte konuya kanun düzeyinde el atılmış olmasının kritik önemde olduğunu söyledi. Yeniden yapılandırma sürecine kamunun katkısının önemli olduğunu belirten İTO Başkanı, “Bu kapsama alınan şirketlerin vergi ve SGK borçları da yeniden yapılandırılabilir” dedi.

kronos
Devamını Oku »

11 Temmuz 2019 Perşembe

Cari denge 4. kez fazla verdi: Bu defa 151 milyon dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Mayıs 2019 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı.

Buna göre cari işlemler hesabı Mayıs’ta 151 milyon dolar fazla verirken, 12 aylık cari açık 2 milyar 370 milyon dolar ile 16 yılın en düşük seviyesine geriledi.

CARİ DENGENİN HESAPLANMASI

– Bir önceki yılın Mayıs ayında 6.172 milyon ABD doları açık veren cari işlemler hesabı, bu yılın aynı ayında 151 milyon ABD doları fazla vermiştir. Bunun sonucunda, on iki aylık cari işlemler açığı 2.370 milyon ABD dolarına gerilemiştir.

– Söz konusu gelişmede, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 5.853 milyon ABD doları azalarak 706 milyon ABD dolarına gerilemesi ve hizmetler dengesi kalemi kaynaklı girişlerin bir önceki yılın aynı ayına göre 594 milyon ABD doları artarak 2.303 milyon ABD dolarına yükselmesi etkili olmuştur.

– Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, bir önceki yılın Mayıs ayında 1.204 milyon ABD doları açık vermişken, bu ayda 3.469 milyon ABD doları fazla vermiştir.

– Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, bir önceki yılın aynı ayına göre 257 milyon ABD doları tutarında artarak 1.846 milyon ABD dolarına yükselmiştir.

– Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 194 milyon ABD doları artarak 1.299 milyon ABD doları olmuştur.

– İkincil Gelir Dengesi kalemi kaynaklı çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 104 milyon ABD doları azalarak 27 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

 

 

kronos
Devamını Oku »

Zamlar oranında olmasa da kıdem tazminatları arttı

Temmuzla birlikte emeklilerin ve memurların maaş zamlarına enflasyon farkı eklendi. Temmuzdaki maaş artışları birçok hesaplamaları da değiştirdi. Bunlardan biri de çalışanların alacağı yıllık kıdem tazminatı miktarları oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak imzasıyla yayımlanan genelgeye göre SSK’lı çalışanların yıllık tazminatı 6 bin 379 liraya yükseldi.

BU RAKAM 31 ARALIK’A KADAR GEÇERLİ OLACAK

Sabah’tan Faruk Erdem’in, yazısına göre;1 Ocak 2019’den itibaren işçilere ödenecek kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı 6.017 lira 60 kuruş olarak belirlenmişti. Temmuz ayı ile birlikte yapılan zamlarla söz konusu rakam 6 bin 379 lira 86 kuruşa çıkarıldı. Bu tutar 31 Aralık’a kadar geçerli olacak.

 

 

kronos
Devamını Oku »

10 Temmuz 2019 Çarşamba

Kayıtlı işsizlikte ürküten artış: 14 yılda 5’e katlandı!

Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) verilerine göre haziran ayında kayıtlı işsiz sayısı 4 milyon 417 bin oldu. Mayıs ayında bu sayı 4 milyon 84 bindi. Böylece sadece bir ayda 332 bin 863 kişinin işini kaybettiği ortaya çıktı. Kayıtlı işsiz sayısındaki aylık artış ise yüzde 8.1 oldu. İŞKUR’da kayıtlı işsizlerin 899’u doktora derecesine sahipken, 20 bin 592’si yüksek lisans ve 664 bin 507’si ise lisans mezunu.

İŞSİZLERİN 2 MİLYON 231 BİNİ KADIN

Haziran ayı itibarıyla kayıtlı işsizlerin 2 milyon 231 bini kadınlardan oluştu. Yine aynı dönemde İŞKUR’dan iş bekleyenlerin 1 milyon 213 bini 20-24 yaş grubundaki gençlerden meydana gelirken 739 bini ise 25-29 yaş grubunda.

Kayıtlı işsizlik verileri son bir yılda Türk ekonomisinin büyük bir daralmaya girdiğine işaret ediyor. Haziran 2018’de 2 milyon 621 bin olan kayıtlı işsiz sayısı bir senede 4 milyon 417 bine yükseldi. İşsiz sayısında yıllık artış oranı yüzde 69 oldu.

KAYITLI İŞSİZ SAYISI 4 MİLYON 417 BİN

Haziran 2005’te 918 bin olan kayıtlı işsiz sayısı 2019’da 4 milyon 417 bine kadar yükseldi. Bu da kayıtlı işsiz sayısının 14 yılda 5’e katlandığını gösteriyor.

Haziran 2019’da İŞKUR aracılığıyla 78 bin 121’i (yüzde 66.3) erkek, 39 bin 736’sı (yüzde 33.7) kadın olmak üzere 117 bin 857 kişi işe yerleştirildi. Haziranda İŞKUR aracılığıyla işe yerleşen kişi sayısı bir önceki aya göre yüzde 25.3 azalış gösterdi.

İŞSİZLİK ÖDENEĞİNE 874 BİN KİŞİ BAŞVURDU SADECE 459 BİN KİŞİ HAK ETTİ

Ocak-Haziran 2019 döneminde en fazla işe yerleştirme, sırasıyla “Satış Danışmanı/Uzmanı, Turizm Otelcilik Elemanı ve Güvenlik Görevlisi” mesleklerinde gerçekleştirildi.

Ocak-Mayıs 2019 döneminde işsizlik ödeneğine 874 bin 470 kişi başvururken bunların sadece 459 bin 77’si işsizlik ödeneği almayı hak etti.

kronos
Devamını Oku »

Hükümet kamu işçisine yüzde 5 teklif etti: Ya anlaşma ya grev!

Hükümetle, Türk-İş arasında yürütülen kamu işçileri toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamadı. Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, yaklaşık 200 bin işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yürüten Türk-İş’e sunduğu zam teklifi, enflasyonun çok altında kaldı. Enflasyon, TÜİK’in açıkladığı resmi rakamlara göre mayıs ayında yüzde 18,7, haziranda ise yüzde 15,7 olarak gerçekleşmişti. Hükümet, ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için yüzde 4 zam ve maaşı 3500’ün liranın altında olanlar için artı 60 lira teklif etti.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Bu teklifin kabul edilir, müzakere edilir bir tarafı yok. Ağustos sonuna kadar ya imzalayacağız ya da grev. Yasalar ne emrediyorsa onu yapmakla mükellefiz.” diye konuştu.

‘BU ÜCRETLE BIRAKIN NEFES ALMAYI ADIM ATACAK DURUMUMUZ YOK’

Ocak ayında 3400 lira alan bir işçinin, vergiden dolayı maaşının 3215 liraya düştüğünü belirten Atalay, şöyle devam etti: “Biz sıkıntılı insanların, dar gelirli insanların başkanıyız. Baktığınız zaman elektriğe yüzde 50, çaya, şekere, tüpe yüzde 35-40-45 civarında zam var. Enflasyonun yüzde 17 olduğu yerde diyorlar ki yüzde 5. Bunun kabul edilecek bir tarafı yok. Arzumuz; yaşayabilen, nefes alabilen bir ücret alalım. Bu ücretle nefes almayı bırak, adım atacak durumumuz yok. Hükümet çağırırsa geliriz, çağırmazsa bir talebimiz olmaz.”

2 AY DAHA ANLAŞMA SAĞLANAMAZSA GREV HAKKI DOĞUYOR

Karayolları, demiryolları, il özel idareleri, şeker fabrikaları ve elektrik üretim santralleri başta olmak üzere kamudaki yaklaşık 200 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmelerinin yürürlük sürelerinin dolması üzerine hükümet ve Türk-İş, yeni sözleşme için geçen hafta masaya oturmuştu. Bugün yapılan ikinci görüşmede ise hükümet zam teklifini sundu. Teklifin sunulmasının ardından iki aylık yasal süreçte anlaşma sağlanamaması halinde, işçi konfederasyonları grev kararı alabiliyor. Ancak AKP iktidara geldiği 2002’den bu yana 16 grevi yasakladı. Yasaklanan en son grev, İZBAN işçilerinin grevi oldu.

ERDOĞAN, ‘GREVLERE ANINDA MÜDAHALE EDİYORUZ’ DEMİŞTİ

Öte taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, OHAL döneminde yaptığı konuşmalarda, “Sanayicilere sesleniyorum. Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor” demişti.

TÜRK-İŞ NE TEKLİF ETTİ?

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, işçilerin zam teklifini İstanbul seçiminden önce Bakan Selçuk’a sunmuştu. Türk-İş, en düşük brüt çıplak ücretin 3 bin 500 liraya çıkartılıp, 300 lira seyyanen zam yapılmasını istiyor.

Türk-İş, çekme ve iyileştirmenin ardından birinci yıl ilk altı ay yüzde 15, sonraki 1.5 yıl boyunca da altı ayda bir enflasyon + yüzde 3 refah payı talep etti.

HAK-İŞ’İN TALEPLERİ…

Hak-İş ise en düşük brüt ücretin 4 bin 250 liraya yükseltilip, 360 lira iyileştirme yapılmasını, birinci altı ay yüzde 15, sonraki altışar aylık dönemlerde de enflasyon artı yüzde 5 refah payı istedi.

Yaklaşık 200 bin kamu işçisinin 70 bini Hak-İş’e bağlı sendikaların üyelerinden oluşuyor. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde tüm işçileri Türk-İş temsil ediyor.

kronos
Devamını Oku »

BES’de hedef tutmayınca, esnetme kararı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kalkınma planı olan On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından TBMM’ye sunuldu. Planda, bireysel hesaplara dayalı kurulacak kıdem tazminatı fonunun, sistemde kalış süresi yeniden ele alınarak Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile entegre edilmesi hedefleniyor. Reform olarak lanse edilen kıdem tazminatı düzenlemesinin ise sosyal tarafların görüşü dikkate alınarak hayata geçirilmesi planlanıyor.

SİSTEMDEN ÇIKMA ÖNLENMEYE ÇALIŞILIYOR

Ayrıca BES katılımcılarının kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi için sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçlar nedeniyle bireylere sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı tanınacak.

Geçen yıl yüzde 47,4 olan istihdam oranının 2023’te yüzde 50,8’e çıkarılmasıyla, yüzde 11 olan işsizlik oranının yüzde 9,9’a düşürülmesi hedeflenen planda, yüzde 33 düzeyindeki kayıt dışı istihdam oranının ise yüzde 28,5’e indirilmesi amaçlanıyor.

ESNEK ÇALIŞMA NORMAL VE YAYGIN HALE GETİRİLİYOR

Plana göre, sosyal sigorta prim tabanı genişletilecek, sisteme giriş kolaylaştırılacak ve denetimler yoluyla sistem etkinleştirilecek. Esnek istihdam imkanlarının artırılması amacıyla çalışanların kayıt altına alınmasında kolay işverenlik uygulamaları yaygınlaştırılacak.

Ayrıca dünyadaki emeklilik fonları başta olmak üzere büyük ölçekli fonların Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapmasına yönelik yeni finansal ürünler oluşturulması hedefleniyor.

kronos
Devamını Oku »

8 Temmuz 2019 Pazartesi

Sabiha Gökçen’de rahatlama yok: Dış hat yolcusu yüzde 31 arttı

İSG’den yapılan açıklamaya göre, İstanbul’un şehir havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda bu yılın ilk yarı yolcu istatistikleri belli oldu.
Yılın ilk 6 ayında toplam yolcu sayısı 2018’in aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 16 milyon 745 bin olarak gerçekleşti. Yılın ilk 6 ayında iç hat yolcusu sayısı yüzde 9 artarak 10 milyon 398 bin, dış hat yolcusu ise yüzde 21 artarak 6 milyon 347 bin olarak gerçekleşti. Aynı dönemde 109 bin 567 uçak iniş ve kalkış gerçekleştirdi.

HAZİRAN AYINDA 3 MİLYON 61 BİN YOLCU

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda geçen ay dış hatlar yolcusunda büyük artış oldu. Haziran ayında dış hatlarda yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artarak 1 milyon 193 bin olarak gerçekleşti.

Haziran ayında toplam yolcu sayısı da yüzde 9 artışla 3 milyon 61 bin oldu.

kronos
Devamını Oku »

Reuters Merkez Bankası yeni Başkanı için: ‘Güvercin duruş’ taraftarı

Türkiye Merkez Bankası’nın yeni başkanı olarak atanan Murat Uysal’ın geçmişi ile ilgili olarak ekonomistlerden demeç alan Reuters haber ajansı, Uysal’ın düşük faiz yanlısı yani ‘güvercin duruş’ taraftarı olduğunu yazdı.

Haberde, yeni Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ın, faiz oranlarının masaya geleceği bir sonraki Para Politikası Kurulu toplantısına kadar üç haftası olduğunun da altı çizildi.

EKONOMİSTLER ERDOĞAN’A YAKIN DİYOR

BBC Türkçe’nin aktardığına göre Reuters’ın konuştuğu ekonomistler ve bankacılar, 48 yaşındaki Murat Uysal’ın faizler konusundaki düşüncesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın olduğunu söylüyor.

İsmini vermeden ajansa konuşan bir Türk bankacı, “Uysal’ın faiz düşürme kararına olumlu baktığını biliyoruz zaten bu yüzden başkanlığa atandı” diyor.

Bankacılık sektöründe yaklaşık 20 yıl görev yapan Murat Uysal, Halkbank ve iştiraklerinde üst düzey görevlerde bulundu.

 

kronos
Devamını Oku »

7 Temmuz 2019 Pazar

MB’deki görevden almaya tepki: TL, Dolar karşısında şok kayba uğradı

Hafta sonunu 5,60’lar civarında sürdüren Dolar/TL uzak doğu piyasalarının Merkez Bankası kararına tepkisiyle birlikte 5,81’lere kadar yükseldi.

Reuters verilerine göre, 8 Temmuz itibariyle dolar/TL saat 07:15 sularında 5,75 civarında seyrediyor.

Doların ardından Euro da ani yükseliş göstererek 6,33’ten 6,49 seviyesine çıktı

‘SANKİ ÇETİNKAYA KAYBEDİLEN İSTANBUL SEÇİMLERİNİN SORUMLUSU’

Londra merkezli Bluebay Asset Management Stratejisti Timothy Ash, dolar/TL kurundaki ani yükselişin ardından yaptığı Twitter paylaşımında “Bir düşünce ama Çetinkaya neredeyse kaybedilen İstanbul seçimlerinin sorumluluğunu üstleniyor ve günah keçisi yapılıyor. Oldukça gülünç. Türk Lirası, Asya piyasalarında yüzde 4 daha zayıf açıldı. Merkez Bankası’nın döviz satması beklenebilir” yorumunda bulundu.

kronos
Devamını Oku »

5 Temmuz 2019 Cuma

Yeni Merkez Bankası Başkanı’ndan ilk açıklama

Merkez Bankası Başkanlığı görevine getirilen Murat Uysal kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından ilk mesajını paylaştı. Uysal, “Para politikaları araçlarını bağımsız olarak uygulamaya devam edeceğim. Uygulanacak politikalarla ilgili iletişim kanallarını üst düzeyde kullanacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı görevden aldı. Çetinkaya’nın yerine yardımcısı Murat Uysal, Cumhurbaşkanlığı kararıyla atandı. Görevden alınan Murat Çetinkaya’nın görev süresinin bitmesine yaklaşık 10 ay vardı.

 

CHP’DEN GÖREVDEN ALMAYA SERT TEPKİ

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak Erdoğan’ın görevden alma kararının hemen ardından Twitter’dan bir mesaj paylaştı. Görevden alma kararını sert ifadelerle eleştiren Öztrak şunları kaydetti:

“Bunu da gördük. Bağımsız TCMB’nin Başkanı, Cumhurbaşkanı tarafından kurumsal hedeflere ulaşılamaması gerekçesiyle bir gece yarısı görevden alındı. Bunu yapanlar bizim ekonomi yönetimimize güvenin deme hakkını kaybetmiştir. TCMB Sarayın elinde tutsaktır NOKTA.”

MURAT UYSAL KİMDİR?

1971 yılında İstanbul’da doğan Murat Uysal, Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi (İngilizce) İktisat Bölümünden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Bankacılık Anabilim dalında yüksek lisans yaptı.

Meslek hayatına 1998 yılında bankacılık sektöründe başlayan Uysal, 2007-2011 tarihleri arasında Türkiye Halk Bankasında Para ve Sermaye Piyasaları Daire Başkanı olarak görev yaptı. 2011 yılı Kasım ayından itibaren de Türkiye Halk Bankasında Hazine Yönetimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü. Eş zamanlı olarak, 2008-2010 yılları arasında Halk Yatırım A.Ş. Denetim Kurulu üyesi, 2011 yılında Halk Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi, 2012-2014 yılları arasında Halk Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı, Nisan 2015 – Nisan 2016 tarihleri arasında Halk Leasing Finansal Kiralama A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi görevlerini yürüttü. 2014 yılı Mart ayından itibaren ise Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı  görevini sürdürdü.

Murat Uysal, 9 Haziran 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı’na atandı.

kronos
Devamını Oku »

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya görevden alındı

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı. Çetinkaya’nın yerine yardımcısı Murat Uysal atandı. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Merkez Başkanı Atama Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Atama Kararı’na göre, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (Guvernorü) Murat Çetinkaya görevden alınarak yerine Murat Uysal’ın atanmasına karar verildi.

Diğer yandan Adalet Bakan Yardımcısı Selahattin Menteş, Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı.

MURAT UYSAL KİMDİR?

1971 yılında İstanbul’da doğan Murat Uysal, Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi (İngilizce) İktisat Bölümünden mezun oldu.

Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Bankacılık Anabilim dalında yüksek lisans yaptı.Meslek hayatına 1998 yılında bankacılık sektöründe başlayan Uysal, 2007-2011 tarihleri arasında Türkiye Halk Bankasında Para ve Sermaye Piyasaları Daire Başkanı olarak görev yaptı.

2011 yılı Kasım ayından itibaren de Türkiye Halk Bankasında Hazine Yönetimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü. Eş zamanlı olarak, 2008-2010 yılları arasında Halk Yatırım A.Ş. Denetim Kurulu üyesi, 2011 yılında Halk Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi, 2012-2014 yılları arasında Halk Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı, Nisan 2015 – Nisan 2016 tarihleri arasında Halk Leasing Finansal Kiralama A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi görevlerini yürüttü. 2014 yılı Mart ayından itibaren ise Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürdü.

Murat Uysal, 9 Haziran 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı’na atandı.

kronos
Devamını Oku »

İç pazardaki daralma çimento sektörünü yurt dışına yöneltti

İç pazarda yaşanan daralma ile rotasını yurt dışına çeviren Türk çimento sektörü, Afrika’da yeni tesis kurarken bir yandan da uluslararası oyuncularla ortaklık yapıyor. Limak, Eren Holding gibi devler Orta Afrika ülkelerinde peş peşe tesisleşirken, Oyak geçtiğimiz yıl Portekizli Cimpor’u devraldı. Bir de bunlara Sabancı Holding’e ait Çimsa’nın Meksikalı Cemex’e, Oyak’ın ise Taylandlı Taiwan Cement Corporation hisse satışı eklenince Türk çimento pazarında hem roller hem de hedef coğrafya yeniden değişti.

Dünya gazetesinden Leyla İlhan’ın haberine göre, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) ile Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda ÇEİS tarafından Deloitte Türkiye’ye hazırlatılan “Geçmişten Geleceğe Emin Adımlarla: Türk Çimento Sektörü’nün Gelişimi ve Stratejik Öneriler Raporu” paylaşıldı.

‘DÜNYANIN EN BÜYÜK OYUNCUSU ARASINDA SADECE 1 TÜRK FİRMASI VAR’

Çimentocular; düşük fiyat sektörün büyümesini ve finansman geri ödemelerini olumsuz etkilendiğini vurguladılar. Türkiye’nin dünyanın en büyük 4’üncü, Avrupa’nın ise 1’inci çimento üreticisi olmasına rağmen dünyanın en büyük 20 oyuncusu arasında sadece bir Türk firmasının yer aldığını kaydeden Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) Başkanı Suat Çalbıyık, Türk çimentocularının yabancı ülkelerde üretim yaparak global bir oyuncu olmayı hedeflediklerini kaydetti.

‘FİNANSAL KAYNAKLARA ERİŞİMİN KOLAYLAŞMASI ÖNEMLİ’

Limak’ın bu hedefler doğrultusunda Fildişi Sahili ve Mozambik’te fabrikalar açtığını söyleyen Çalbıyık, “Dünya çimento şirketleri liginde Türkiye ile özdeşleşecek, Türkiye markasına katkı sağlayacak şirketler çıkarmamız gerekir. Stratejik olarak ürün ihracatından çok oyuncu ihracına odaklanmamız gerekiyor. Lokalde üretim yapacak global Türk çimento markalarının çıkarılması için şirketlerin finansal kaynaklara erişiminin kolaylaştırılması önem taşıyor. Yıllık tüketim miktarı 2 milyon tonu bile geçemeyen Yunanistan’ın bile dünyanın en büyük ilk 20 şirketi arasında firması var” diye konuştu

kronos
Devamını Oku »

Kamuda grev kapıda: Talep ettiğimiz atla deve değil

Yaklaşık 200 bin kamu işçisinin sözleşmesinde hükümetin hâlâ teklifini vermemesi nedeniyle grev aşamasına gelindi. Kamu işvereni hükümet ile işçi konfederasyonları arasında çerçeve sözleşme imzalanmadan hiçbir sözleşmeyi sonuçlandırmıyor. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, sözleşmenin masa başında çözümlenmesini isterken, “Talep ettiğimiz atla deve değil. Rahatça nefes alacak bir ücret talep ettik” dedi.

Türk-İş’e bağlı sendikalar ocak ayında 70 bin, martta da yaklaşık 85 bin işçi adına sözleşme görüşmelerine başlamıştı. Görüşmelerde idari maddelerde çoğunlukla anlaşma sağlandı. Ücretle ilgili maddelerde ise ilerleme olmadı. Bunun için Türk-İş ile hükümet arasındaki çerçeve sözleşmenin imzalanması bekleniyor.

HÜKÜMET HÂLÂ TEKLİFİNİ SUNMADI

Taleplerini hükümete ileten Türk-İş, öncelikle düşük ücretlerin 3 bin 500 liraya çekilmesini, ardından tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam yapılmasını istiyor. İlk altı ay için yüzde 15 zam talep eden Türk-İş, iki, üç ve dördüncü altı aylar için de enflasyon + 3 puan artış talebinde bulundu. Hükümet ise temmuz ayı gelmesine karşın hâlâ teklifini sunmadı.

Genel Maden-İş Sendikası’nın Kamu-İş ile yürüttüğü Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Maden Tetkik Arama Kurumu’nda (MTA) çalışan işçileri ilgilendiren sözleşmede arabulucu süreci de geçtiğimiz gün sona ermişti.

kronos
Devamını Oku »