Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2019 Salı

BBP’li adaydan Mansur Yavaş’a: Oyumu size atacağım

CHP tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilen Mansur Yavaş’a BBP’li Serkan Yücel’den destek geldi. BBP Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Yücel, Yavaş’a yönelik olarak “Şahsen oyumu size atacağım” dedi.

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş, Büyük Birlik Partisi (BBP) Gölbaşı Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret etti. Yavaş, BBP Seçim Merkezi’nde ilgi ile karşılandı.

SİZE YAPILAN ZULMÜ KABUL ETMİYORUZ

Eski BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun anma törenine katıldığı için Yavaş’a teşekkür eden BBP Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Serkan Yücel, “Biz alperen gönüllüleri olarak başkanımızı unutmayacağız. Yazıcıoğlu’nun alperenlerinden biri olarak, gençlerinden biri olarak, onun davasının arkasından giden ülkücü alperenlerden biri olarak size yapılan zulmü kabul etmiyorum kendi adıma” dedi.

Gölbaşı’nda, Ankara’da bir kutuplaşma olduğunu belirten Yücel, “İstemediğim bir şey. Demokratik bir ortamda herkes yarışsın isteriz ancak bunu bu süreçte tam anlamıyla göremiyoruz. Umut ederim hakkınızda hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

BİR ALPEREN OLARAK OYUMU SİZE ATACAĞIM

Yücel 31 Mart yerel seçimlerindeki tercihine ilişkin ise, “Bir ülkücü olarak, bir alperen olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir talebesi olarak canı gönülden sizin kazanmanızı isterim. Hayırlı olur vatan millet için. Tabi bu seçim bir araç, Muhsin Yazıcıoğlu da böyle söylüyor. Kavgalara alet olsun istemeyiz. 1 Nisan’da hayırlı olan olacaktır diye düşünüyorum. Ben nazik ziyaretiniz için çok teşekkür ederim. Hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Şahsen oyumu size atacağım. Sizin bir Ankaralı olmanız, hemşehri olmanız, ülkücü olmanız bizleri rahatlatıyor. Oyumuzun rengi de buradan geliyor zaten” diye konuştu.

KİRLİ SİYASETİ SANDIĞA GÖMECEĞİZ

Kendisine destek veren Yücel’e teşekkür eden Mansur Yavaş ise, şöyle konuştu: “Önemli olan haksızlık karşısında susmamak. Biz de orantısız bir güç karşısındayız. Basınla, billboardlarla, iktidar bütün gücüyle, hem anayasayı bir kenara bırakıp hem dinimizin emredici kurallarını bir kenara bırakıp hem de etik ve ahlaki kuralları bir kenara bırakıp peşinen suçlu ilan ediyor. Kaldı ki bunlar Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendisine de yapılmıştı. Hatta Özhaseki’ye de benzer suçlamalar yapılmıştı. Bunları yaşamış insanların bize bunu yapmamaları gerekiyor. İnşallah bu kirli siyaseti Ankara’da birleşip hep birlikte sandığa gömeceğiz. Demokraside verilecek en büyük cevap budur.”

Kılıçdaroğlu: AKP, Mansur Yavaş’a teklif götürürken bunları bilmiyormuydu?

medyabold
Devamını Oku »

Buldan: Yanlarına Ağar’ı, Çiller’i aldılar, bunlarınki “Beyaz Toros ittifakı”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhur İttifakı’nın Yenikapı mitingine Tansu Çiller ve Mehmet Ağar’ın katılmasını eleştirdi. “Bunlarınki Cumhur ittifakı değil Beyaz Toros ittifakı” dedi.

Buldan, “Bir tutturmuşlar Cumhur İttifakı. Yenikapı’da yanlarına aldıklarını gördük. Cumhur İttifakı yanına Ağarları, Çillerleri alarak sahneye çıktı. Demek ki sizin ittifakınız, Susurluk ittifakı, sizin ittifakınız ‘Beyaz Toros ittifakı’. Dün sahneye çıkardığınız insanların geçmişini bilmiyor musunuz? Çiller dönemini, Ağar dönemini bilmiyor musunuz?” dedi.

ÇİLLER VE AĞAR’I NEDEN BAŞKAN ADAYI YAPMADINIZ

Buldan, “Madem bu kadar çok seviyorsunuz Çiller’i, Ağar’ı neden belediye başkan adayı yapmadınız? Birini İstanbul’dan, birini de Ankara’dan gösterseydiniz; o zaman dersinizi alsaydınız. Onların ittifakının çatırdadığını da görüyoruz. 31 Mart’tan sonra öyle bir dağılacaklar ki ittifakın “i”si bile kalmayacak. Tuzla buz olacaklar” ifadelerini kullandı.

KÜRTLER DİNİNE SİZDEN DAHA ÇOK BAĞLIDIR

Buldan şunları dile getirdi: “İşte biz bütün bunları dile getirdiğimiz için şimdi bize dinsiz, imansız diyorlar, bölücü, terörist diyorlar. Yahu sizin ağzınızdan, bir güne bir gün bu halka güzel bir söz, sevgi dolu bir söz, güven duyan bir söz çıktığını kimse gördü mü? Bize dinsiz, imansız diyenler, her gün dini kendi siyasetlerine alet edenler, şunu çok iyi bilsin ki Kürtler de HDP de dinine de, Allah’ına da, peygamberine de sizden daha çok bağlıdır.”

BİZİM DİNİMİZDE İFTİRA, HAKARET YOKTUR

Buldan, “Bizim dinimizde ayrımcılık, kutuplaşma, iftira, hakaret yoktur. Ama bunlar gece gündüz gittikleri her yerde HDP’ye iftira atmaktan, yalan söylemekten, çamur atmaktan başka bir şey yapmıyor. Bunların dilinde yalan, cebinde haram. İşte böyle bir parti, böyle bir iktidar bugün dini kendi siyasetine alet etmiş durumdadır” dedi.

HALKIMIZ BÖYLE CUMHURBAŞKANI İSTEMİYOR

Buldan şunları dile getirdi: “Hani diyorlar ya, ‘biz yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz.’ Yalan söylüyorlar. Bu yaradanın yarattıkları arasında bile ayrım yapıyorlar. Türklerle Kürtleri, Sünnilerle Alevileri, erkeklerle kadınları birbirine düşman gösteriyorlar. Bir Cumhurbaşkanı’nın dili bu kadar kin ve nefretle dolu olamaz, olmamalı. Bir cumhurbaşkanı her gün bir partinin yöneticilerine ve ona oy veren insanlara hakaret edemez, etmemeli. Şimdiye kadar konuşmalarında 80 milyon insanı kucaklayan bir konuşma yaptığını görmedik. Türkiye halkları bunu hak etmiyor.”

ADALET ANLAYIŞLARI HERKESİ CEZAEVİNE GÖNDERMEK

Buldan, “Diyor ki bu ülkede adalet var. Bu ülkede adalet varsa, İdris Baluken neden 18 yıl ceza aldı? Bu ülkede adalet varsa, Selahattin Demirtaş neden cezaevinde? Figen Yüksekdağ neden cezaevinde? Hiçbir suçları olmayan, barışı savunan, adaleti, demokrasiyi savunan arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, belediye eşbaşkanlarımız neden cezaevinde? Sizin adalet anlayışınız demokrasiyi savunanları cezaevine göndermek” ifadelerini kullandı.

Demirtaş: Bu dille seçim kazansan bile toplumun bağrına rüzgar ekmiş olursun

medyabold
Devamını Oku »

PKK’lı diye fişlenen CHP’li Güler: Ben siyasete AKP’de başladım

Hürriyet gazetesinin hükümete yakın medyayı kaynak göstererek yaptığı “PKK’lı ile bağlantılı adaylar” haberindeki listede yer alan Kenan Güler’in Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) aday olduğu ortaya çıktı.

AKP’den 2 ay önce istifa edip Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Belediye Meclis Üyesi adayı olan Kenan Güler, PKK’lı olmakla itham edildi. Sözcü’nün haberine göre, Güler’in 5 yıl süreyle AKP’de siyaset yaptığı, geçen dönem AKP Mamak Belediye Meclis Üyeliğine aday olduğu belirlendi. Kenan Güler, Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Ben siyasete AK Parti’de başladım ve başka hiçbir partiye üye olmadım. 2 ay önce istifa edip CHP’den aday oldum” dedi.

BİTLİSLİ OLMASI PKK’LI OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR

Mamak’ın AKP’li Belediye Başkanı Mesut Akgül de, “Kenan bey benim listemden adaydı. Onun Bitlisli olması ille de HDP’li, PKK’lı olduğu anlamına gelmiyor. Ben hiç o yanını görmedim” dedi.

SOYLU İDDİALARINI SÜRDÜRDÜ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, PKK ile bağlantılı isimlerin Millet İttifakı’nın aday listelerinde olduğu iddiasını hiçbir delil olmadan bir kez daha gündeme getirdi. YSK’den onay almalarına ve CHP’nin iddiaları mahkemeye taşımasına rağmen Soylu, “Açık açık hepsini söyledik bir tanesine itiraz edemiyorlar. Bir tane ‘bu PKK’lı değildir’ diye itiraz edemiyorlar” dedi.

SEÇİLİRLERSE BAŞLAYABİLİRLERMİ BANA SORUN

Soylu, şöyle devam etti: “Söyledikleri şu; o zaman Yüksek Seçim Kurulu niçin buna izin verdi. Sen bak bakalım ben İçişleri Bakanıyım, bu PKK’lılar seçilirse göreve başlayabilirler mi başlayamazlar mı siz bana sorun. Terör örgütüyle iltisaklı, terör örgütüyle irtibatlı hiç kimseye bu ülkede bu payeyi verdirmeyiz. Bu kadar açık ve nettir.”

CHP’den fişlemelere sert tepki: Kürt olmanız terörist olmak için yeterli

medyabold
Devamını Oku »

Davutoğlu’ndan AKP’ye Çiller ve Ağar göndermesi

Yeni bir parti kuracağı iddia edilen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) eski Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhur ittifakı’nın pazar günü düzenlediği Yenikapı Mitingi’ne Mehmet Ağar ve Tansu Çiller’in katılımını 90’lı yıllar mesajıyla göndermede bulundu.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, sosyal medya platformu Twitter’dan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümünü anarken kullandığı cümleler dikkat çekti.

DOKSANLI YILLARIN VESAYETÇİ AKTÖRLERİ

Davutoğlu açıklamasında “Doksanlı yılların vesayetçi kurum ve aktörlerine karşı kararlı bir şekilde milli iradeyi savunan, her koşulda hakkı söylemekten çekinmeyen vicdanlı ve erdemli lider rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu saygıyla anıyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerine yer verirken “Doksanlı yıllar ve vesayetçi kurum, aktörler” vurgusu dün gerçekleşen Cumhur İttifakı mitingine atıf olarak yorumlandı.

Yenikapı’da gerçekleşen mitinge Tansu Çiller ve Mehmet Ağar’da davet edilmişti ve Erdoğan’a desteklerini açıklamıştı.

Yeni partiyi Ahmet Davutoğlu kuruyor

medyabold
Devamını Oku »

Kılıçdaroğlu: AKP, Mansur Yavaş’a teklif götürürken bunları bilmiyormuydu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş’la ilgili sahte senet iddialarına değindi. Kılıçdaroğlu “Bunların hepsi hikaye. AKP teklif etti ‘gel bizden aday ol diye’ olmadı. Bu durumu bilmiyorlar mıydı? Ne söylerlerse söylesinler Mansur Yavaş Ankara’yı kazanacak.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Mansur Yavaş Ankara’yı alacak bunu içlerine sindiremiyorlar. Ankara’yı cumhuriyetin başkenti yapacak. O Kurtuluş Savaşı’ndaki Ankara kimliğini yeniden kazandıracak. Suçlamaların hiçbir değeri yok. Suçlamayı yapan kişi çocuk tacizcisi, şimdi siz bunun sözüne mi güveneceksiniz? Mansur Yavaş’ın saygın bir kişiliği var. Temiz bir siyasetçi” ifadelerini kullandı.

EKREM İMAMOĞLU FIRTINASI VAR

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Karadeniz’e gittim. Karadeniz’de bir Ekrem İmamoğlu fırtınası var. Sadece İstanbul’da değil. Ekrem İmamoğlu gerçekten başarılı bir arkadaşımız. Kullandığı dil, yaptığı çalışmalar… Başarılı olacağına yüzde 100 inanıyorum. Sandıkta milletle ittifak yapacağız.”

ERKEN SEÇİM AÇIKLAMASI

Erken seçim tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, “Koltuklarım sallanır diye korkuyorlar. Bu bir yerel seçim. Bunu getirip ‘oylarımız düşerse genel seçim iddiasında bulunacaklar bu da beka sorunu yaratacak’ diye… Bana göre uyduruk bir söylem. Belediyeleri Allah’ın izniyle alacağız, başkanlarımız gelecekler o görevleri yapacaklar. Belediye başkanının başarısını görmeden seçim istemek fırsatçılıktır. O da doğru değildir. Millet seçimden yoruldu. Neredeyse her yıl bir seçim. Yeter artık. Toplumun seçtiği kişileri bir değerlendirmesi lazım” dedi.

BU SEÇİMİN ATMOSFERİ FARKLI

Bu seçimin farklı bir atmosferde gerçekleştiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kesinlikle iddialıyız. Farklı bir atmosfer var. Vatandaşlar 17 yıllık sürecin sonunda neyle karşılaştıklarını görüyorlar. Bir aileyi derinden vuran sorun o ailenin yaşam standardının düşmesidir. Siz bir fileyi 100 liraya doldururken, aynı fileyi bugün 200 liraya dolduramıyorsanız sorun var demektir. Ciddi bir sorun var. Bugün gelinen durumun sorumlusu bu ülkeyi yönetenler” şeklinde konuştu.

AKP REKLAMLARDA CHP’Lİ BELEDİYELERİ KULLANIYOR

AKP’nin reklamlarına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “AKP, reklamlar yapıyor, televizyonlarda yayınlanıyor. O reklamlarında, CHP’li belediyelerin olduğu yerleri kullanıyor. Neden? Çünkü insanlar sokaklarda geziyorlar, yeşillik var, sevgi var, hoşgörü var” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçişleri Bakanı benim gözümde 5 paralık

medyabold
Devamını Oku »

HDP 192 bin sandığın 60 bininde görevli bulunduracak

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart günü sandık güvenliğini sağlamak için 60 bin kişiyi sandık kurullarında resmi olarak görevlendirdi. Ayrıca 2 bin avukatta yaşanacak hak ihlallerine müdahale edecek.

Siyasi partiler, hem seçim çalışmalarını hem de sandıklarda görev alacak görevliler ve müşahitlere yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP), sandık güvenliğini sağlamak amacıyla en az 60 bin resmi sandık kurulu üyesi görevlendirdi. HDP, seçim günü de görevlendireceği 2 bin avukatla yaşanacak hak ihlallerine yerinde müdahale edecek.

VATANDAŞA GÖREV ALMA ÇAĞRISI

Sandık güvenliği konusunda değerlendirmelerde bulunan HDP’nin Hukuk Komisyonu üyesi ve Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, sandık güvenliği için halka görev alma çağrısında bulundu.

60 BİN SANDIK GÖREVLİSİ

Türkiye genelinde yaklaşık 60 bin kadar resmi sandık kurulu üyesi görevlendirdiklerini ifade eden Tiryaki, “Bunlar aynı zamanda seçim kurulları tarafından resmi olarak görev verilmiş kişilerdir. Bunun yanında aynı sandıklar için bir o kadar müşahit görevlendiriyoruz. Ayrıca 2 bin kadar avukat arkadaşımız da okullarda ve ilçelerde görev yapıyor olacak” dedi.

192 BİN SANDIK VAR MUHALEFETE İŞ DÜŞÜYOR

HDP’nin adayının olmadığı kentlerde de sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerinin olduğunu dile getiren Tiryaki, “Yalnız 192 bin sandık kurulacağı göz önünde bulundurulduğunda her sandıkta sandık kurulu üyesi veya müşahit görevlendirmediğimiz anlaşılacaktır. Buralarda da diğer muhalefet partilerinin görev ve sorumluluk alacağını umuyor ve bekliyoruz” diye konuştu. Sandıklarda oluşacak sorunlarda ve hak ihlallerine anında müdahale edeceklerini ifade eden Tiryaki, itiraza yetkili kişilerle her işlemi kayıt altına almayı hedeflediklerini belirtti.

Özellikle kırsal kesimlerdeki görevlendirmelere özen gösterdiklerini vurgulayan Tiryaki, toplam bin kişiden oluşan seçim komisyonlarının il ve ilçelerde görev alacağını söyledi.

EĞİTİM VİDEOLARI YAYINLANDI

Diplomasi çalışmalarına devam ettiklerini aktaran Tiryak, “Yurtdışından davet ettiğimiz çok sayıda gözlemci gelecek. Bağımsız heyetlerle seçim güvenliğini kontrol altında tutmaya çalışacağız. Tüm bunların yanı sıra YouTube üzerinden eğitim videoları yayınladık. Bu eğitim videolarını izleyerek müşahitlerin ve sandık kurul üyelerinin görevlerine bakılabilir. Bu videoları her ne kadar kurul üyeleri ve müşahitler için de yayınlamış olsak halkımız da bunları izleyerek sandık güvenliği için kendisine sorumluluk alabilir” diye belirtti.

KAYYUMLARI İSTEMEYENLER SANDIK BAŞINA

Sandık güvenliği için halka çağrısını yineleyen Tiryak, şunları söyledi: “Kuşkusuz sandık güvenliği her bir yurttaşı ilgilendiriyor. Dolayısıyla herkesin sandık güvenliği ile ilgili sorumluluğu var. Her yurttaş oy kullandığı sandıktaki sayım ve döküm işlemlerini engellememek şartıyla, sayım ve döküm işlemlerini izleyebilir, hatalı bir işlemi gördüğünde itiraz edebilir. Oy kullandığı sandığın sonuç tutanağı sınıf kapısına asıldığında fotoğrafını çekebilir, daha sonra YSK’nin sitesindeki sonuçla karşılaştırabilir. Kayyumları istemeyen herkes, hem oyunu kullanması hem de sandık güvenliği noktasında görev almalıdır.”

Ahmet Şık’tan Soylu’ya cevap: “AKP mafyadır, terör örgütüdür”

medyabold
Devamını Oku »

Akşener: ‘Sarayın günlük harcaması 2 trilyon lira, insanların kafasına kafasına çay atıyor’

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türkiye’nin ekonomik olarak zor günler yaşadığını belirterek, ” Sarayın günlük harcaması 2 trilyon lira. İnsanların kafasına kafasına çay atıyor. Bu, reva mıdır? Bu, kul hakkıdır” dedi.

Akşener, “Bu milleti tehditle korkutmaya kalkışanların, 31 Mart akşamı sandıklar açıldığında o kulağının nasıl mosmor çekildiğini göreceklerine eminim” ifadelerini kullandı.

HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA

Meral Akşener, bütün şehirlerde belediye başkan adaylarının yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraflarının bulunduğunu belirterek, “Mansur Bey seçildiği takdirde görevden alacakmış. Ankaralı karar versin de, o sandıkları patlatsın da, gör bakalım ne yapıyorsun. Halep oradaysa arşın burada, elinden geleni ardına koyma. Hadi görelim bakalım” diye konuştu.

TRAFOLARA KEDİ DEĞİL DEVE GİRSE FARK ETMEYECEK

Akşener, “Sandıklara hep beraber sahip çıkacağız. Bu seçimde kediler de bizden yana merak etmeyin. Trafolara değil kedi, deve girse fark etmeyecek.” ifadelerini kullandı. Akşener, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “20 bin PKK’lıyı işe alacaklar” sözüne de yanıt verdi.

ERDOĞAN’A HAKARET EDEN SOYLU DEĞİLMİYDİ?

Akşener, “Dediler ki, ‘20 bin işçiyi işinden çıkartacak.’ Ben neden insanların ekmeği ile oynayayım. Buradan söylüyorum, bunu yapan, ahlaksızdır, şerefsizdir. Ama halkın parasını götüren, kul hakkı yiyen, yetim hakkı yiyen o genel müdürleri görevinden alacağım. Süleyman Soylu, ‘Dağlarda terörist bulamıyoruz’ diyor. Sonra da ‘Mansur Yavaş 20 bin PKK’lıyı işe alacak’ diyorsunuz. Ya ülke genelinde ‘700 PKK’lı kaldı’ diyorsunuz. Ankara’da 20 bin PKK’lıyı nereden buldunuz? AKP’ye Erdoğan’a hakaret eden Soylu bu değil miydi? Ne değişti? Koltuk sahibi oldu” dedi.

Akşener: Erdoğan’a ayna tuttum beni yeni düşman ilan etti

medyabold
Devamını Oku »

25 Mart 2019 Pazartesi

Ekrem İmamoğlu’ndan Hürriyet’e “Kraldan çok kralcılık yapmayın”

Demirören Grubu’na bağlı Hürriyet gazetesinin başını çektiği bazı yayın organlarında, muhalefet partilerini hedef alan “PKK ile bağlantılı adaylar” haberi yer aldı. Bu haberlere tepki gösteren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, “Kraldan çok kralcılık yapmayın. Herkes haddini bilecek” dedi.

CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş Beyoğlu Piyalepaşa’daki Ağaçlaraltı ortak miting düzenledi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yakınlığı ile bilinen başta Hürriyet gazetesi olmak üzere havuz medyası, 31 Mart seçimlerine günler kala CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi belediye meclis üyeleri hakkında fişleme bilgilerine yer verdi.

340 kişi hakkında yapılan fişleme bilgileri, açık bir şekilde gazetelerde “PKK ile bağlantılı adaylar” başlığı ile yayımlandı.

Provokasyon içeren haberlere yönelik sert eleştirilerde bulunan Ekrem İmamoğlu, haberi yapan gazetelere “Yarın başkan seçilince çayımızı kahvemizi içmeye geleceksiniz. Boynunuz bükük, yüzünüz kızarmış olmasın.” dedi.

“Kraldan çok kralcılık yapmayın. Herkes haddini bilecek.” diyerek tepki gösteren İmamoğlu, “Hâlbuki gazetecilik asil bir meslek. Gazeteci yalan yazmaz. Bu işler de bizim üzerimizde kalmaz. Güneş balçıkla sıvanmaz. Biz kim olduğumuzu biliyoruz. Tek dertleri biz seçimi kazanacağız.” ifadelerini kullandı.

O FİŞLEMELERİ, SÜLEYMAN SOYLU GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Ankara’nın Güdül ilçesinde 3 gün önce AKP’nin düzenlediği seçim mitinginde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “”31 Mart’ta bu gidişimizi zafiyete uğratmayalım. Uğratırsak kaseti başa sararlar.” sözleri ile terörün tekrar canlanacağını ifade ederek seçmeni tehdit etmişti.

Soylu sözlerinin devamında muhalefette yer alan partilerin 31 Mart seçimlerinde belediye meclis üyesi olarak gösterdiği adaylar arasında PKK ile bağlantılı 325 kişinin olduğunu iddia etmişti.

Mini Süleyman Soylu Belgeseli: “Ben döneğim öyle mi?”

medyabold
Devamını Oku »

Bir intihar haberi de Mardin E Tipi Cezaevinden geldi: Sayı 4’e yükseldi

Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevlerine katılan tutuklu hükümlü sayısı 7 bini bulurken, cezaevlerinden ard ada intihar haberleri gelmeye başladı.

Son intihar haberi ise Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden geldi. Nusaybin Davası tutuklusu olan ve Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden duruşması için Mardin’e getirilen Medya Çınar (24) sabah saatlerinde yaşamına son verdi.

MARUZ KALDIĞI İŞKENCELERİ DİLE GETİRMİŞTİ

31 Mayıs 2016’da 42 kişiyle birlikte tutuklanan Çınar, Nusaybin Davasının duruşmalarında maruz kaldığı işkenceleri anlatmıştı. Çınar, son duruşmasında Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarını protesto ettiğini belirterek, SEGBİS’i reddetmiş savunma yapmamıştı.

ADLİ TIP MORGUNDA BEKLEYİŞ SÜRÜYOR

Çınar’ın cenazesini almak için yakınları, HDP milletvekilleri Pero Dündar ve Tuma Çelik’in de aralarında olduğu heyetin Mardin Devlet Hastanesi Adlı Tıp Morgu önündeki bekleyişi sürüyor.

3 KİŞİ DAHA HAYATINA SON VERMİŞTİ

Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevinde tecridi protesto etmek için yaşamlarına son vermişti.

Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti.

24 yaşındaki Ayten Beçet, tecridi protesto etmek için cezaevinde hayatına son verdi

medyabold
Devamını Oku »

Demirtaş: Bu dille seçim kazansan bile toplumun bağrına rüzgar ekmiş olursun

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, siyasetin ve etiğin, hiçbir dönemde alınmadığı kadar ayaklar altına alındığı bir seçim kampanyası yaşandığını belirtti. Demirtaş, “Bu şekilde seçim kazansan bile toplumun bağrına rüzgâr ekmiş olursun” dedi.

Demirtaş, “Bunun adı siyaset falan da değildir. Sınırsızca yalan, iftira, tehdit ve hakaretlerle oy toplamaya çalışmanın nesine siyaset diyebiliriz ki? Yapılanlar çok ayıp ve ucuz. İlkesizlik. Manipülatif söylemler ve kara propagandalar korkunç bir kutuplaşmaya yol açıyor. Zaten kapanması zor yaraları iyice kanırtıp kanatıyorlar” ifadelerini kullandı.

TOPLUM ARTIK BU YALAN VE KAMPLAŞMALARDAN BIKTI

Selahattin Demirtaş Bianet’e verdiği röportajda şunları dile getirdi: “Ancak toplumun ekseriyetinin bu yalanlardan ve kamplaştırma siyasetinden artık bıkıp usandığını görüyoruz. Hiç kimse bu düşmanlaştırma politikasının kucağına düşmemelidir. Ülke hepimizindir ve barış içinde, huzur içinde yaşamanın yolunu bulacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.”

AKP-MHP BLOĞU SANDIKTA AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILACAK

Demirtaş, AKP-MHP bloğunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını ifade ederek, “Dışarıda olsaydım referandum dahil tüm seçimlerin sonuçları farklı olacaktı. Zaten ben ve arkadaşlarım bu amaçla atıldık hapse. HDP ise elinden gelenin en iyisini yapıyor. Fedakârca bir mücadeleyle, baskılara rağmen dimdik ayakta duruyor. Ortada ciddi bir başarı da var. Bu yönüyle, hepimiz bunu görmeli ve emeğe saygı duymalıyız” dedi.

ANA AKIM MEDYA KANALİZASYONUN DİBİNDE

Demirtaş şunları kaydetti: “Ana akım medya diye bir şey yok artık. Hepsi havuzun, hatta kanalizasyonun dibindeler. Bence ne izleyin ne de okuyun bunları. Çok mecbur kalırsanız da burnunuzu kapatarak azıcık izleyin. Bu dönemin tetikçi medya şaklabanları, ileriki yıllarda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından sürekli, ‘yılın laleleri ödülü’ ile onurlandırılacaklardır eminim. Çocukları bile bunlardan utanacak. Ve maalesef, çok uzun yıllar boyunca sağlıklı ve güçlü bir medyanın oluşması imkânını da tahrip etmiş olarak silinip gidecekler. Allah affetmesin bunları, günahları çok çok büyük.”

HERKESİN DAHA AĞIR BASKILARA HAZIRLIKLI OLMASI LAZIM

Demirtaş, “Girdiği kabın şeklini almakta zorlanmayan pragmatizim esaslı ve omurgasız bir siyasetin nereye evrileceğini kestirmek zor. Ama herkesin daha ağır baskılara hazırlıklı olmasında yarar var” dedi. Sosyo-psikolojik ortamın yanında, bir de dibe vurmuş ekonomi gerçeği bulunduğunu belirten Demirtaş, “Seçim sonuçlarını çok net bir şekilde ekonomi ve demokraside yaşanan kötü gidiş belirleyecek. AKP-MHP bloğunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

HALK SANDIKTA İRADESİNE SAHİP ÇIKSIN GERİSİ KOLAY

Seçilecek HDP’li belediyelere yeniden kayyum atanacağı tehditlerini de değerlendiren Demirtaş, “Halk sandıkta iradesine sahip çıksın, gerisi kolaydır. Önemli olan, kayyum siyasetine sandıkta esaslı bir cevap vermektir. İsmi üstünde, halktır bu. Yığın değil, sürü değil yani. Kolektif bir iradeye, bilince sahip dinamik, güçlü kararlı, örgütlü bir güçtür halk. Ve ne zaman devreye gireceğini her zaman iyi kestirebilen bir güçtür. Bizi hiç yanıltmadı halkımız. Yine öyle olmasında şaşılacak bir şey yok” dedi.

Demirtaş: “HDP’lileri aptal zannedenler, zekanın keskinliğini sandıkta görecekler”

medyabold
Devamını Oku »

CHP’den fişlemelere sert tepki: Kürt olmanız terörist olmak için yeterli

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, 325 PKK ve HDP’linin millet ittfakı listelerinden meclis üyesi adayı yapıldığına ilişkin fişleme itirafına CHP’den sert tepki geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, “Listeye göre Kürt olmanız terörist olmak için yeterli!” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Şile’de yaptığı konuşmada, “325 PKK ve HDP iltisaklıyı CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi listelerinden meclis üyesi adayı yaptılar. Bunlar kim? Yukarıdan aşağıya önümüzdeki hafta isimlerini tek tek açıklayacağız” dedi. Hükümete yakın medyada ise muhalefet partilerinin listelerindeki adayların katıldıkları yasal etniklik veya programlar ile yakınlarının kim olduğu gibi bilgilerin yer aldığı bir haber yayınlandı.

KENDİLERİNE MUHALİF HERKESİ ŞEYTANLAŞTIRIYORLAR

Soylu’nun açıklamalarına ve hükümete yakın medyanın haberlerine tepki gösteren CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen yaptığı yazılı açıklamada, “Bakan Soylu’nun partimizin belediye meclisi üyeleri hakkında yaptığı açıklamalar tekil değil bir zincirin halkasıdır. Daralan ekonomiyle yara alan AKP, çareyi kendilerine muhalif kim varsa şeytanlaştırmakta, kriminalize etmekte bulmuştur” dedi.

LİSTEYE GÖRE KÜRT OLMANIZ TERÖRİST OLMAK İÇİN YETERLİ

Gökçen yayınlanan listelere tepkisini şu sözlerle sürdürdü: “Listeyi incelediğimizde, iddia ettikleri ‘terörle iltisaklı’ olma durumuna kanıt olarak, Şanlıurfalı olmayı, 1969’da düzenlenen bir etkinliğe katılmayı öne sürüyorlar. Terörist dedikleri şahsın karşısına ‘Nusaybin doğumlu’ yazmışlar. Bari direkt olarak Kürt deseydiniz. Kürt olmanız terörist olmak için yeterli bir neden bu sürrealist listeye göre. Bu insanlar YSK aday yeterlilik koşullarını sağlamışlar ki aday olmuşlar.”

TERÖRİSTSE NİYE SORUŞTURMADINIZ DEĞİLSE NİYE FİŞLEDİNİZ

Gökçen, “İçlerinden biri dahi teröristse niye soruşturmadınız? Değilse, nasıl fişlersiniz? İnsanlar terörist olup olmadıklarını gazete küpürlerinden öğrenecekler sayelerinde artık. KHK listesiyle terörist ilan etmekle başladılar, gazete haberleriyle terörist ilan etmeyle devam ediyorlar. İçişleri bakanının görevi listelerle hafiyelik yapmak mıdır? İçinde debelendikleri hukuksuzluk çamurundan, sıradan insanlara akıl almaz suçlar yönelterek çıkabileceklerini sanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

HABER DİLLERİ DE SOYLU’YLA AYNI

Hükümete yakın medyada yayınlanan listelere ilişkin haberi de eleştiren Gökçen, “Kendini ‘merkez medya’ olarak konumlandıran kimi medya organları bu listeleri sanki çok büyük bir rezaleti ortaya çıkarmış gibi sunmakta beis görmüyorlar. Haber dilleri de Soylu’yla aynı. ‘İşte muhalefetin PKK’lı adayları’ şeklinde. Zekadan yoksun, edepten ari bir anlayışla gazetecilik yaptıklarını sanıyorlar. Belki de daha vahimi öyle gazetecilik gibi bir dertleri de yok. Aksi olsaydı, masumiyet karinesini böyle zavallı bir listeyle ihlal etmezler, AKP’nin propaganda timi gibi bir dil kullanmazlardı. Birtakım medya organları AKP’nin silahşörlüğüne soyunmuş durumda. Göz göre göre insanları yalan yanlış iddialarla hedef gösterip linç ediyorlar” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçişleri Bakanı benim gözümde 5 paralık

medyabold
Devamını Oku »

Burhan Kuzu’nun, ‘Tanımıyorum’ dediği uyuşturucu baronu ile mesajlaşmaları ortaya çıktı

İranlı uyuşturucu baronu Zindaşi’yi baskıyla tahliye ettirdiği ileri sürülen AKP’li Burhan Kuzu’nun Whatsapp yazışmaları ortaya çıktı.

AKP eski Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun ‘tahliye ettirdiği’ ileri sürülmesinin ardından, “Tanımıyorum” dediği İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ile yemek yerken çekilen fotoğraflarının ardından şimdi de WhatsApp yazışmaları ortaya çıktı.

Kuzu’nun İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda yapılan bir ihaleyle ilgili olarak Zindaşti’nin adamı olduğu belirtilen biriyle yaptığı ileri sürülen WhatsApp yazışmasında, “Hocam konum atın Naci ile yanınıza gelelim 10 dak konuşalım bal ve ilacıda aldım” ifadeleri yer aldı. İhaleden elemek istedikleri firmayı paralelci ilan eden şahıslar Kuzu’dan torpil için telefon açmasını istedi.

ZİNDAŞTİ’NİN TAHLİYESİ İÇİN YARGIYA BASKI

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Zindaşti’nin kızını ve şoförünü azmettirdiği suçunu işlediği gerekçesiyle yargılaması süren ve tutuklu bulunan Orhan Ünğan, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun yargıyı etkilediği iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Ünğan suç duyurusu dilekçesinde Zindaşti’nin tahliyesi için Kuzu’nun yargı mensuplarına baskı yaptığına değinerek şimdi de kendisinin tahliyesini engellemek için yargıya baskı yaptığını savunmuştu.

MAHKEMEYE WHATSAPP GÖRÜŞMELERİNİ SUNDU

Kuzu hakkında yapılan suç duyurusu yetkisizlik kararıyla Bakırköy Adliyesi’nden İstanbul Adliyesi’ne gönderildi. Ünğan dosyaya Zindaşti ve adamlarına yapılan operasyon sonrası ele geçirilen dijital verilerden elde edildiği belirtilen ve Kuzu ile yapıldığı ileri sürülen WhatsApp yazışmalarını sundu. Öte yandan Kuzu’nun medyaya yansıyan fotoğrafları da dava dosyasına girdi.

İHALEYE GİREN FİRMA PARALELCİ İLAN EDİLMİŞ

Yazışmalarda şu ifadeler yer alıyor: “Bu İzmir adına Menderes Havalimanı için Ankara’da iki genel merkez DHMİ karar veriyormuş. Şimdi hocam ilk kazanan firma yolsuzluk yapmış elemişler hak normal olarak ikinci firmada hiçbir sorun yok. Yalnız üçüncü firma paralelciymiş, işi almak için ikinci firmayı şikayet ediyor. Sizin arayıp direk sözleşme yapın denemiz lazım. Biz de gidip Ankara’ya sözlemeyi yapalım, bir telefon sadece, şu paralelcilere şans vermememiz lazım.”

Skandal fotoğrafta ikinci AKP’li: 500 bin TL istedi, kadın ayarladı

medyabold
Devamını Oku »

Kılıçdaroğlu: İçişleri Bakanı benim gözümde 5 paralık

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya açtığı 5 liralık tazminat davası için “İçişleri Bakanı’na çağrı yapıyorum: Değerin neyse onu söyle o değer üzerinden sana tazminat davası açayım. Benim gözümde 5 paralık.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Benim paraya özel bir düşkünlüğüm yok. Parayla insanları susturmak gibi bir amacım da yok. Benim amacım benim görüşümü ve sözlerimi çarpıtanlara karşı tazminat davası açmak. Toplumun önünde bunların yalan söylediğini ifade ediyoruz. İçişleri Bakanı da hakaretlerde bulunmuştu 5 paralık tazminat davası açmıştım. Değeri 5 para olduğu için. Mahkeme bunu İçişleri Bakanına hakaret olarak kabul etti” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN KÜRTLERİ DÜŞMANLAŞTIRDI

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Kılıçdaroğlu, “Erdoğan Kürtleri düşmanlaştırdı. Kürtleri bu ülkenin düşmanı olarak görüyor. Düşmanlaştırma siyaseti üzerinden oy devşirmeye çalışıyor. Bu çok tehlikeli. Toplumu ayrıştırma ve kin tohumları ekme gibi bir sürecin doğmasına yol açabilir. Buna asla doğru bulmuyoruz. Herkesin kimliğine, herkesin inancına, herkesin yaşam tarzına saygılıyız” dedi.

ŞANTAJLA OY DEVŞİRMEYE ÇALIŞIYOR, YAVAŞ’A DOKUNAMAZ

Mansur Yavaş’a dokunamayacağını da dile getiren Kılıçdaroğlu, “Böyle bir şey olacağını sanmıyorum. Erdoğan tehditle, şantajla oy devşirmeye çalışıyor. Çünkü getirdiği adam Ankaralı değil. Ankara’yı, Ankara’nın sorunlarını bilmiyor. Bakanlık yaptığı dönemde de yerel yönetimlerin sorunlarıyla çok ilgili birisi değil. Kayseri’deki Belediye Başkanlığı süreci oldukça başarısız bir süreç” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN YAVAŞ’A YÖNELEN İLGİYİ KESMEK İSTİYOR

Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Erdoğan, toplumun Mansur Yavaş’a yönelen ilgisini kesmek istiyor. Baskı kurmak istiyor. ‘Onu seçerseniz ben görevden alırım’ diyerek şantaj yoluna başvuruyor. Hiçbir şey yapamaz. Halk gidecek Mansur Yavaş’tan yana tercihi kullanacak ve Mansur Yavaş da herkesi kucaklayacak. Onları yaptığı gibi toplumu ayrıştırıp bölmeyecek. Başarılı bir belediye başkanlığı yapacağına yürekten inanıyorum.”

SEÇİMDEN SONRA IMF’YE GİDECEK

Kılıçdaroğlu, ekonominin iyi gitmediğini belirtti. “Onlar da görünüyorlar. Vaatlerde bulunuyorlar ama hep seçimlerden sonra. Erdoğan önceki seçimde ne diyordu: ‘Beni seçin Türkiye uçacak. Uçtu ama uçurumdan aşağı uçtu. İyi yönetemiyorlar. Seçim nedeniyle bütçede açıklar oldu. Seçimlerden sonda ciddi zamlar gelecek. Daha düşük faizle para verdiği için IMF’nin kapısına gidecek. Ya da Londra’daki tefecilerden daha yüksek faizle para almaya devam edecek. 149 milyar dolar faiz ödediler. Bunlar ülkeyi nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar” dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Süleyman Soylu’ya hakaret fezlekesi

medyabold
Devamını Oku »

Akşener: Erdoğan’a ayna tuttum beni yeni düşman ilan etti

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini düşman ilan ettiğini söyledi. Erdoğan’ın millete terörist dediğine ilişkin iddiasını tekrarladı ve meydan okudu.

BOLD- İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın kendisine yönelik açıklamalarını eleştirdi. Akşener, “Tehditler, küfürler, iftiralar gırla gidiyor. Bir ittifaka ‘zillet’, ‘illet’ diyen o dilin sahipleri, bugün ağlaya ağlaya ‘Ben millete terörist der miyim?’ diyor. Dedin kardeşim, dedin. Ben de sana ayna tuttum. Buyur mahkemeye ver. Buyur hakimlerine ‘Bu kadını tutuklatacağım’ de” ifadelerini kullandı.

MİLLETİN DERTLERİNİ KONUŞTURMAK İSTEMİYOR

“Sizin dertlerinizi konuşmamamız için bize böyle bir savaş dili ile saldırıyor” diyen Akşener, “Yeni düşman benim. Hadi oradan. Sizi tehditle korkutmak istiyorlar. Her seçimde bir düşman ilan etti. Bugün ben PKK’lıymışım. Kandil’le sözleşme imzalamışım, Temel Karamollaoğlu ile beraber” şeklinde konuştu.

MİLLİ İRADEYE İHANET ETTİ

KendisiniN ve Millet İttifakı’nın CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mansur Yavaş’ın tehdit edildiğini söyleyen Akşener, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı olmayı istedi, cumhurbaşkanı yaptık. O da yetmedi arkadaş, başkan olmayı istedi, başkan oldu. Bütün bunların kaynağı aziz milletimizdir, milli iradedir. Bugün Mansur Yavaş’ı tehdit ediyorsa Meral Akşener’i hapisle tehdit ediyorsa milli iradeye ihanet etmiştir.”

BİZİ KONUŞTURMAMAK İÇİN HEPİMİZİ PKK’LI YAPTI

Akşener, “Çocuklarımızın, gençlerimizin kayırma ile torpil ile geleceklerini, umutlarını elinden almıştır. Her 4 kişiden 1’i genç işsizdir. Gençlerimize ihanet etmiştir. EYT’lilere, hakkı olan insanlara ‘türedi’ diyerek, onlara ihanet etmiştir. 24 Haziran’da memurlarımız için söyledi. 3600 ek gösterge bekleyen kardeşlerime ihanet ettin. Tencereyi kaynatamayan kadınlarımıza ihanet ettin. Bunları konuşturmamak için hepimizi ‘PKK’lı’ yaptı. Sen dönüp, 11 milyon oy almış Cumhuriyet Halk Partisi seçmenine, 5 milyon oy almış İyi Parti seçmenine, 1 milyon oy almış Demokrat Parti ve Saadet Partisi seçmenine ‘illet’, ‘zillet’, ‘terörist’ dedin; inkar etme Erdoğan.”

Akşener’den ‘Bunlar senin iyi günlerin’ diyen Erdoğan’a cevap: Hapishaneyi Yusufiye biliriz

medyabold
Devamını Oku »

23 Mart 2019 Cumartesi

Sağ siyasetin ve İslamcılığın “adalet” kavramı üzerine çok önemli analiz

Necip Fazıl’ın “gaddarca” olabilen adalet anlayışıyla şekillenen bir nesil, ve tüm dünyadaki sağ partilerin kullandığı temel kavram olan “adelet”in kavranış biçimine yolculuk…

Tanıl Bora’nın Birikim Dergisi için kaleme aldığı “Adalet Dairesi” başlıklı yazıda “adalet” kavramının sağ partilerde ve İslamcıların gözünde neyi ifade ettiğini irdeledi.

Yazı, Necip Fazıl’ın dünyasındaki adalet kavramından, “adalet” kelimesinin gerçek kökenine kadar çok önemli detaylar var.

Tanıl Bora/Birikim

“Adalet” ismi takınan partiler, hemen hep, sağcı partiler. İstisnası pek az. Yurtta ve cihanda.

Yurtta, Adalet Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi, malûmlarınızdır.

Fas’ta, 2011’den beri hükümeti kuran Ḥizb al-adala ve’t-Tanmiya, keza Adalet ve Kalkınma Partisi demektir, İslâmî-muhafazakârdır, amblemi de lambadır! Cezayir’de İhvan çizgisinde küçük bir parti var: Hürriyet ve Adalet Partisi (Hizb el-Horreya ve’l Adala), kısaca Adala/Adalet. Endonezya’da da yine küçük, yüzde 5-10 ‘bandında’ gezen İhvan ilhamlı İslamcı ‘Müreffeh’ Adalet Partisi var (Partai Keadilan Sejahtera. 1998’de “Adalet Partisi” – Partai Keadilan adını taşıyormuş).

Polonya’da koyu milliyetçi-muhafazakar popülist, Hak ve Adalet (Prawo i Sprawiedliwość) partisi, 2015’ten beri iktidar. Macaristan’da 1998-2002 arası mecliste yer alan faşizan milliyetçi-muhafazakar Macarlara Adalet ve Macarlara Hayat Partisi, kısmen iktidardaki Orban’ın Fidesz’i (yurttaş birliği), kısmen azgın faşist Jobbik arasında bölünmüş.

Arjantin’de Partido Justitialista, Adaletçi Parti, 1945’ten beri Peronizmin ana dalıdır. Peronizm malûm, soldan sağa uzanan, zamanla örgütsel olarak da ayrışmış bir popülist yelpaze; Adaletçi Parti, onun sağ-popülist ana damarını teşkil eder.

Hindistan’da 1916-1944 arası hayat etmiş Adalet Partisi, ilk döneminde İngiltere hakimiyetine tamamen sadık tutumuyla biliniyor, sonra milliyetçi harekete biraz açılmış.

İran’da, Kalkınma ve Adalet Partisi ile İslâmî İran Halkına İlerleme ve Adalet adını taşıyan iki küçük muhafazakâr-popülist parti var. İran’da reformist kanatta da, yine küçük ama biraz daha etkili, İran İslâmî Özgürlük ve Adalet Örgütü bulunuyor.

Zaten İslâm dünyası siyasetinde adalet, illâ sağda konumlanmayanların da tutunduğu bir ad. Uganda Adalet Forumu, otoriter yönetime karşı Müslüman nüfusu temsil eden bir muhalefet partisi. Pakistan’da ehemmiyetsiz ufak Adalet ve Demokrasi Partisi, “merkezde” konumlandırılıyor. Afganistan’daki ehemmiyetsiz ufak Hezb-e-Hak-ve-Adalat de öyle. Tunus’ta 2011-2013 arasında faal olan ehemmiyetsiz ufak Özgürlük, Adalet ve Kalkınma İçin Halk Adına Dilekçe hareketi, “popülist” diye tavsif edilmiş. Mısır’da küçük Hizb el-Adl’e (Adalet Partisi), “sol-liberal” deniyor (işte yine onlar!). Mali’deki Tüm-Afrika İçin Özgürlük, Dayanışma ve Adalet Partisi, “sosyal demokrat eğilimli” sayılıyor.

Latin Amerika’da adalet, zayıf bir merkez-sol soluk üfleyebiliyor. Bolivya’da Özgürlük vc Adalet Partisi, Peru’da Ulusal Adalet, merkez-solda sayılan kısa ömürlü, ufacık teşebbüsler. Venezuela’da 2000’den beri önemlice bir muhalefet yapan Önce Adalet (Primero Justicia), sol-liberal.

Eritre’de Demokrasi ve Adalet İçin Halk Cephesi, “Afrika sosyalizmini” savunuyor ama otoriter tek parti yönetimidir.

Avustralya’da adalet ismi takınmış, eyalet çapında küçümen ‘özel meseleli’ partiler var. Victoria eyaletinde pedofili karşıtı yasal reform için bir Adalet Partisi, dört ayrı eyalette Animal Justice Party: Hayvanlara Adalet Partisi.

Gezintiyi toparlarsak, evet, küçük ve tesirsiz istisnalar olmakla beraber, -Müslüman topluluklarında gördüğü teveccühü de akılda tutarak-, bir önemi, ağırlığı olan adalet partileri, hep sağdadır.

***

Sağ, adalette neyi sever; sağın zihniyet dünyasında adaletten anlaşılan nedir?

Adalet Partisi ulularından, tipik (eski usul, mümkün mertebe ve usulü dairesinde liberal-demokrat) bir merkez-sağcı siyasetçi, nasıl demiş: “Avam, genelde adaletli bir ortamı, özgür ortamlara tercih eder.”  Sağ siyaset de, avamın bu tercihini tercih eder. Adalet, özgürlük arayışına hacet bırakmayacak, hatta ondan alıkoyacak bir ‘konfor, bir tedbirdir bu zihniyet dünyasında.

***

Daha önemlisi, adaletin, eşitliğin alternatifi olarak düşünülmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kadın haklarıyla ilgili konuşmasında (24 Kasım 2018), bu karşıtlaştırmayı çok açık görürüz: “Adalet herkese hakkını vermektir. Dikkat ederseniz herkese hakkını vermek demek, bir şeyi herkese eşit şekilde dağıtmak veya herkese aynı şekilde davranmak anlamına gelmiyor. Büyükle küçüğü aynı terazide tartamazsınız. Güçlüyle zayıfı aynı yarışa sokamazsınız. Bazıları ‘eşit, eşit’ diyor da şimdi yani biz 100 metreyi kadın-erkek aynı şekilde mi koşturacağız? Bu, adalet olur mu? Olmaz. Olması gereken nedir? Kadın kadın ile koşar, erkek erkekle koşar. Olması gereken budur. Çünkü yaradılışa, fıtrata uygun olan da budur.” Farkı, farkları, bir fıtratla sabitlemek ve onları illâ ve evvela eşitsizliğin teyidi olarak görmek … Bir zamandır müesses nizam televizyonlardaki felsefe sohbetleriyle bilinen, hem milliyetçi hem muhafazakâr muhitlerde itibar gören Teoman Duralı, eşitliğe karşı adalet düsturunu şeksiz şüphesiz koyar:

“İnsanlar eşit yaratılmadıklarından, hukukun dışında kalan sahalarda, herkes istidâdıyla, aklıyla, fikriyle, zikriyle, öğrenimiyle, yapıp ettikleriyle bağlantılı biçimde lâyıkına kavuşmalıdır. (…) Toplumun bütün katlarında katmanlarında her şeyin ve herkesin lâyık olduğu oruna [makam-mevki – T.B.] yerleştirilmesi, adalettir.”

Herkesin lâyığını tayin etmek, herkesi yerli yerine yerleştirmek, haddini bildirmek – eşitliğe karşı adaletten söz ederken, bir otorite, bir tahakküm hazzı sızar dile.

***

Oysa kelimenin Arapça etimolojisi, adaletin eşitlikle akrabalığını haber veriyor. A-de-le kökünden türeyen adalet kelimesinin “eşit, denk, benzer, âdil (kimse), karşılık, fidye, diyet, kefaret, bedel (ivaz), doğruluk, düzlük, ölçü, eğrilik” anlamlarını taşıyor. Kavramın kaynağındaki temel anlamı, “iki şeyi birbiriyle denkleştirmek” diye izah ediliyor. (İtidal, “orta hallilik, iki uca da aynı mesafede olmak”, aynı kökten geliyor.) Kimi dilbilgisi âlimi fakihler, adaletin zıt anlamlı (ezdâd) kelimelerden olduğunu yazmışlar, yani aynı anda hem doğruluk-düzlük hem eğrilik anlamına geliyormuş. Adaletin kök anlamı olan denklik, içerdiği bu iki zıt anlamın müşterekliğini ve dengesini de ifade ediyor. Denklik anlamca doğruluğa-düzlüğe daha yakın olduğundan, zamanla eğrilik çağrışımı zayıflayıp sönmüş. Kelimenin hikâyesi, adaletin eşitlikle hısımken zamanla uzaklaştığını söylüyor bize.

***

Necip Fazıl, İdeolocya Örgüsü’nde adalet terazisinin kefelerine, mehter nekkârelerine tokmak sallar gibi vurur. Onda adalet mefhumu, olağanüstü şiddetli bir ceza-merhamet zıtlığına (daha doğrusu, ‘zıtların birliğine’) dayanır. Adalet, “mefkûrevî çapta şiddetli merhametle, mefkûrevî çapta şiddetli cezanın iç içe” olması demektir. “İnsanlar, gerektiği zaman sinekler gibi öldürülecek, ve bin sinek için, gerektiği zaman bir dünya yıkılabilecektir.” “Öksüren tek serçeye eczahaneler dolusu imdat ve sapıtan binlerce kişiye caddeler boyu darağacı” vaat eder Necip Fazıl’ın adalet terazisi. ‘Hak edene’ gaddarca ceza, adeta adaletin alâmetidir. Adeta, mücrim olarak görülenlerin şiddetle cezalandırılması, ‘hak edenlerin’ merhamet görmesinin zorunlu bedelidir.

Popüler adalet algısında da, güçlü bir karşılığı yok mu bu tasavvurun? Baba arzusunu (döven-ve-seven, döverek seven) hatırlatan; adaletin sağlamanmasını ailenin namusunun korunması cinsinden anlayan bir tasavvur…

***

Radikal İslâmcılık gayretini sürdüren Haksöz dergisi, Ocak 2019 sayısında, iktidarın hukuk icraatında merhamet-adalet dengesinin kaybından şikâyet ediyordu.

İlâhî adalet etrafındaki kelam tartışmaları, adalet kavramına dair bir tür trajik bilinç üretir. Akılcılığıyla bilinen Mutezile okulu, Allah insana özgür irade verdiği ve iradesiyle karar verme sorumluluğu yüklediği için, kişilerin baskı ve cebir altında yaptıklarından sorumlu tutulmasının gayrı adil olacağını söyler. Muhafazakâr Eşarî okuluysa, ilâhi adaletin beşerî kavramlarla anlaşılıp değerlendirilemeyeceği kanısındadır; olur ki ahrette çocuklara azap çektirilebilir, bir kâfir cennete, bir mümin cehenneme sokulabilir, bunlar ilâhî adaletin adil oluşuna halel getirmez.

Yakın zamanda tehditlere maruz kalan ilâhiyatçı Mustafa Öztürk, ilâhî adaletle merhameti bağdaştırma zorluklarını, “insanın beynini/zihnini zonklatan” bir dert olarak işler (Karar, 6 Ekim 2018). Eski bir meseli aktarır bununla ilgili. “Üç kardeş” adlı hikâyede, kardeşlerden biri mümin, biri kâfir olur, biriyse çocukken ölür. Çocukken ölen, cennete gidemeyince, keşke ömür verilseydi de mümince yaşayıp cennete girseydi diye yakarır. Ona, yaşatsaydı günah işleyip cehennemlik olacağı, bunun için kendisine merhamet edilip çocuk yaşta canının alındığı bildirilir. Bunun üzerine kâfir kardeş, niçin kendi canı masum bir çocukken alınmadı diye serzenişte bulunur.

Kelam tartışmalarında ilâhî adalet, tekrarlayalım, bir trajik bilinç meselesidir. Hıristiyanlıktaki teodise (“Tanrı varsa kötülük niye var?”) davasıyla kıyaslayabiliriz. Adalet, sırlı bir mefhumdur bu düşünce dünyasında. Ve adalet, neticede, adaletsizliği sineye çekme kuvvetiyle tartılır.

***

Tıpkı modernliğin şafağındaki Batı siyaset felsefesi gibi, İslâm siyaset felsefesi de ideal hükümdardan adil olmasını ister. Esasen bir ‘yönetişim prensibi’ olarak böyle olmasını ister. Osmanlı devlet aklının, -ve birçokları nezdinde eskiii Türk devlet geleneğinin-, meşhur daire-i adalet düsturu, bunun tipik örneği değil mi? Nasıl döner daire-i adaletin tekeri: hükümdar adil olmalıdır ki tebasını koruyabilsin; ki kendini güvende hisseden teba üretim yapıp vergi ödeyebilsin; ki böylece hazinesi dolan devlet dış tehditlere karşı sağlam bir ordu tutabilsin; ki ordusuna dayanan hükümdar güçlü olup adaleti sağlayabilsin. Sıfır toplamlı adalet oyunu. Tekerlemenin Osmanlıcasının son cümlesi: “Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl.” Yani tebayı padişaha kul eden, adalettir.

Velhâsıl, devlet aklı adalette, iktidarın istikrarını temin için fayda görür.

***

Bayıldığım polisiye yazarı McKinty’de rastladığımda irkilmiştim bu lâfa: “İntikam adaletin aptal üvey kardeşidir.”

Sonra hatırladım, Nietzsche İnsanca, Pek İnsanca’da intikamın, -keza şükranın da-, adaletle aynı kaynaktan doğduğunu söylemiyor muydu? Çünkü ona göre adaletin kökeni, denk güçteki hasımlar arasında, birbirlerini lüzumsuz yere perişan etmesinler diye, kerhen uzlaşma fikrine dayanıyordu. Özünde mütekabiliyet ve misilleme vardı[5] – bir bakıma, ertelenmiş veya tazmin edilmiş intikam. Adalet, kurumsal adalet, medenileştirilerek ‘yüceltilmiş’ intikam, değil mi? İntikamın kurnaz üvey kardeşi.

***

Adaletin muğlaklığına geliyoruz yine: adaletin tarifi, tayini zor, ama adaletsizlik aşikârdır. Adaleti aramak, onu -tıpkı adaletin kendisi gibi- ebedî bir arayış olan eşitlik ve özgürlüğün alternatifi, ‘çaresi’ olarak gören zihniyetin kıskacından kurtarmakla mümkün ancak. O “adalet dairesi”nin dışına çıkmakla, adaleti sıfır toplamlı oyun çemberinden çıkartmakla…

medyabold
Devamını Oku »

Ahmet Şık’tan Soylu’ya cevap: “AKP mafyadır, terör örgütüdür”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP milletvekilleri için söylediği “Bunlar PKK’nın, terörün vekilidir” sözlerine Twitter üzerinden cevap veren HDP Milletvekili Ahmet Şık, asıl terör örgütünün AKP olduğunu ve bunu yakında herkesin öğreneceğini dile getirdi.

Soylu’nun söylediği “HDP diye bir siyasi parti yoktur. PKK vardır. Bu vekiller, milletvekili değildir. Bunlar PKK’nın, terörün vekilidir” sözlerine cevap veren Şık, “AKP Mafyadır. Cumhuriyet tarihinin tüm kötülüklerinin toplamından ve deneyiminden inşa edilmiş bir terör örgütüdür. Herkes öğrenecek, çok yakında.” diye yanıtladı.

SİLAHLI ÖRGÜT KURMUŞ KİŞİ KONUŞMUŞ

Ahmet Şık ayrıca, bir dönem silahlı örgüt yöneticiliğinden hapis yatan, eski bakan ve emniyet müdürü Mehmet Ağar’ın CHP’ye yönelik sözlerine de tepki gösterdi.

Şık, “Günümüzün yarısını CHP Belediyesinin İstanbul belediye şirketlerine yerleştirdiği militanları temizlemekle geçiyordu. Allah bize bir daha, bu tür bir CHP belediyesi dönemi yaşamayı nasip etmesin. Kabus gibi bir şeydi” diyen Ağar’la ilgili olarak kişisel Twitter hesabından “Cürüm işlemek için silahlı örgüt kurmak ve yönetmekten hüküm yemiş olan kişi konuşmuş” yorumunda bulundu.

OĞLU AKP MİLLETVEKİLİ OLDU

Oğlu Tolga Ağar AKP’nin Elazığ milletvekili olan Mehmet Ağar, İstanbul’a 1979’da geldiğini ve o dönemde CHP iktidarının yıkılarak ve Adalet Partisi’nin azınlık hükümetinin geldiğini ifade ederek şunları söylemişti: “Biz buraya geldik, günde 15 adam öldürülüyor. Geldik, İstanbul Emniyetini teslim aldık. Nezarette 1 kişi vardı, o da sağcı. İstanbul Emniyet Müdürü olduğum dönemde benim o zaman işte son CHP Belediyesi burada iş başındaydı. Kabus gibiydi İstanbul.”

Soylu ile HDP arasında kozmik oda gerilimi

medyabold
Devamını Oku »

24 yaşındaki Ayten Beçet, tecridi protesto etmek için cezaevinde hayatına son verdi

24 yaşındaki Ayten Beçet, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek için yaşamına son verdi. Ayten Beçet’in ailesi cenazeyi almak için İstanbul’a gitti. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Adalet Bakanına seslenerek, “Daha kaç insanın ölmesine göz yumacaksınız” dedi.

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 6 yıldır tutuklu olan Beçet, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek için sabah saat 05.00 sularında yaşamına son verdi. Siirtli olan ve Antep’te oturan Ayten Beçet’in babası Sabri Beçet’in verdiği bilgilere göre, cenaze Yenibosna’da bulunan Adli Tıp Kurumu’nda tutuluyor.

CENAZE ANTEP’E GÖTÜRÜLECEK

Beçet, 2012’de Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkmesi’nde “örgüt üyeliği”nden 9 yıl ceza almıştı. Antep’ten karayolu ile yola çıkan ailenin İstanbul’a varması ise yapılacak işlemlerin ardından cenazenin Antep’e götürülmesi bekleniyor.

Emniyet Müdürlüğü, aileyi arayarak “ölüm vereseti verin cenaze Pazartesi’ye kalmasın” dedi. Aile bunun üzerine İstanbul’da bulunan yakınlarını arayarak “ölüm veraseti” vermelerini istedi. Ailenin yakınları İHD yöneticileri ve avukatlarla birlikte Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na giderek “ölüm veraseti” verecek.

SABAHA KARŞI YAŞAMINA SON VERDİ

Avukatlar Gebze Kadın Kapalı Cezaevi yetkilileri ve avukatlarla görüştü. Yetkililer cenazenin nereye götürüldüğü konusunda avukatlara bilgi vermeyeceklerini söyledi. Cezaevinde bulunan tutukluların avukatlara verdiği bilgilere göre; Ayten Beçet sabaha karşı saat 05.00 sularında yaşamına son verdi. Beçet’i sonra fark ettiklerini belirten tutuklular, müdahale ettiklerini ancak geç kaldıklarını söyledi.

BULDAN: DAHA KAÇ İNSANIN ÖLMESİNE GÖZ YUMACAKSINIZ

Bu arada Diyarbakır’da halk buluşmasına katılan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tecride karşı yaşamına son veren Ayten Beçet’e ilişkin, “Buradan Adalet Bakanlığı’na ve hükümete bir kez daha seslenmek istiyoruz. Daha kaç insanın yaşamını yitirmesine göz yumacaksınız, tecridin kaldırılması yönünde daha ne kadar ketum olacaksınız?” dedi.

ZÜLKÜF GEZEN DE HAYATINA SON VERMİŞTİ

17 Mart’ta da Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklu Zülküf Gezen tecridi protesto etmek için yaşamına son vermiş cenazesi Diyarbakır Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verilmişti. Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti.

Açlık grevi eylemcisi intihar etti cenazesini polis gömdü

medyabold
Devamını Oku »

CHP’li Taşcıer, MHP’nin ‘AKP-PKK Ailesi’ paylaşımını hatırlattı

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer sosyal medya hesabından, “Kadere bak! Kimleeeeer kimlerle beraber…” diyerek yaptığı paylaşımda MHP’nin resmi sosyal medya hesabından 17 Kasım 2013 yılında atılan “AKP-PKK Ailesi” mesajını hatırlattı.

Yerel seçimlere günler kala AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, CHP ve İYİ Parti’nin kurduğu Millet İttifakı’nın HDP ile işbirliği yaptığını iddia ediyor. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli sık sık bu iddiayı dile getirerek beka sorunu vurgusu yapıyor.

ERDOĞAN VE BARZANİ’NİN BİRLİKTE FOTOĞRAFI

CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi Gamze Taşcıer, buna karşın, “Kadere bak! Kimleeeeer kimlerle beraber…” diyerek yaptığı paylaşıma, MHP’nin resmi sosyal medya hesabından 17 Kasım 2013 yılında atılan mesajı ekledi. MHP’nin resmi hesabından atılan tweette, “Türk Milletine ‘Büyük İhanet Projesinin’ ortakları hesap verecek… Akpninİhaneti HaburDiyarbakırRezaleti” ifadeleri yazıyor. Ayrıca tweette, dönemin Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, Barzani ile yan yana çektirdikleri fotoğraf yer alıyor. Fotoğrafın üstünde de, “AKP-PKK Ailesi” yazıyor.

Erdoğan ile Bahçeli kankaymış!

medyabold
Devamını Oku »

AKP’ye oy yok diyen Kürt ve Alevilerin kapıları işaretlendi

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde bulunan Yamanlar Mahallesi’nde Kürt ve Alevilerin yaşadığı 6 evin duvarları ve kapıları işaretlendi. Yaşananlar üzerine mahalleliler, polisi aradı. Polisin sadece tutanak tutarak çarpı işaretlerinin üzerlerini boyaması tepki çekti.

Olayın yaşandığı mahalleye giden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Murat Çepni, yurttaşları ziyaret etti. HDP eski ilçe yöneticisi olan Hüseyin Akgül mahallede Maraşlı ve Alevi yurttaşların yaşadığını belirterek “Bu hedef göstermektir. Biz bir toplumuz ve bunu görmek kabul etmek istemiyorlar” dedi.

AKP’YE VERECEK OYUMUZ YOK DEDİK

Akgül, “Bu ülkenin Alevileri bunu yıllarca yaşadı. Bizi korkutmaya çalışıyorlar. 10 gün önce AKP’li bir grubun mahallede broşür dağıtarak oy istemeye geldi. ‘Bizim AKP’ye verecek oyumuz yok’ dedik. Bu bizim en doğal talebimizdir. Orada buna tepki göstermiştik ve sonrasında da bu olay oldu. Oysa bizim kimseyle alıp veremediğimiz yok. Biz buradayız ve korkmuyoruz” ifadelerini kullandı.

GEREKENi YAPMAZLARSA PROVAKASYONUN PARÇASI OLURLAR

HDP Milletvekili Murat Çepni ise olayın faillerinin biran önce bulunması gerektiğini kaydetti. Çepni, sözlerine şöyle devam etti: “Biran önce yapılması gereken ne varsa yapılsın. Eğer yapmazlarsa bu konuyu geçiştirirlerse kendileri de bu provokasyonun parçası olacaktır.”

Demirtaş: “HDP’lileri aptal zannedenler, zekanın keskinliğini sandıkta görecekler”

medyabold
Devamını Oku »

Akit yazarı Dilipak: Genç seçmen rahatsız, sonuçlar kimseyi tatmin etmeyecek

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, siyasetteki mevcut durumdan toplumun tüm kesimlerinin, özellikle genç seçmenlerin rahatsız olduğunu belirtti.

“Ben her kesimden insanla konuşuyorum” diyen Dilipak, “Seçimden sonra da bu tartışma bitmeyecek, sonuçlar kimseyi tatmin etmeyecek ve bütün partilerde taşlar yerinden oynayacak” ifadesini kullandı.

TOPLUM ÇOK GERİLDİ, BU SÖYLEMLER GERİ TEPECEK

Dilipak, “Komplo teorisinin ‘bin’i bir para” başlıklı yazısında, AKP’nin Erdoğan markasını hoyratça kullandığını ifaderek, “Haddinden fazla olan her şey, gayedeki hikmeti yok eder.” Seçim kampanyasında ciddi hatalar yapılıyor. Yüze yüze sonuna geldik ama, bu herkes için, aynı zamanda ülke için yıpratıcı oldu. Toplum çok gerildi. Bazı söylemler geri tepecek gibi gözüküyor” dedi.

KENDİ PARTİSİNİ ELEŞİREN SEÇMEN KİTLESİ

Dilipak şunları vurguladı: “Durum ortada! Dikkatli, adil bir gözlemle varılacak sonuç malum. Ben her kesimden insanla konuşuyorum. Dolmuşla, otobüsle, metrobüsle, tramvayla yolculuk ediyorum ve yol boyu konuşuyoruz. Gerçek ekranlardaki görüntülerden ibaret değil. İlk kez, her partiden insanların, kendi parti ve liderlerini böylesine eleştirdiğini görüyorum. Tam bağlı/bağımlı bir seçmen kitlesi yanında, ait olduğu siyasi partiyi eleştiren bir seçmen kitlesi var.”

YAVAŞ’IN YERİNE KAYYUM ATANIRSA EYLEMLER OLACAK

Dilipak, “Mansur Yavaş ile ilgili bir komplo senaryosu gönderdi bir arkadaş. Yavaş seçilemezse sorun yok. Ama seçilir de görevden alınırsa, onun yerine kim gelecek? Arkadaşın iddiası şu: Mansur Yavaş seçilirse ve yargı sürecinin arkasından politik bir kararla Yavaş görevden alınacak olursa, önce bir mağdur edebiyatı yapacaklar. Sonra yönetimin yargıyı yönlendirdiği tartışması ile adalet kurumunu tartışmalı hale getirecekler ve konuyu AİHM ve AB’ye taşıyacaklar. Bir yandan da Yavaş’ın yerine şimdiden hazırladıkları belediye meclisinden CHP’li birini öne çıkarıp, görevi ona verecekler. Yani Yavaş gibi, Millet İttifakı bileşenlerinin ortalaması bir ismi çekip, yerine bir CHP’liyi getirecekler. Eğer kayyım atanacak olursa direniş, eylem, grev gibi yollara başvuracaklar” dedi.

YENİ SİYASİ OLUŞUMLAR İÇİN KOLLAR SIVANACAK

Dilipak şunları yazdı: “Eğer AK Parti seçimden oy kaybederek çıkarsa, bunun aynı zamanda bir referandum özelliğini taşıdığını söyleyerek AK Parti üzerinde baskı kurmaya çalışacaklar. Eğer Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Urfa gibi iller kaybedilirse meşruiyet tartışması başlatıp, erken seçim yaygarası koparacaklar. Bütün bunlar olurken, AK Parti ve CHP çevresinden birileri yeni siyasi oluşumlar için kolları sıvayacak. Süreci kızıştırmak için, birileri döviz kozunu kullanacak. Kimine göre kaset savaşlarından söz ediliyor. Mansur Yavaş yolsuzluk sebebi ile mahkûm edilecek olursa, başkalarına ait yolsuzluk dosyaları gündeme getirilecek. İşler çok karışırsa, Erdoğan AK Parti dağılma sürecine girerse, kendi de yeni bir siyasi oluşuma gidebilir mi diye soranlar da var.”

Dilipak: AKP içerisinde kan emen kene gibi bir grup var

medyabold
Devamını Oku »