Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2019 Pazartesi

Emine Eroğlu’na yılın inanç özgürlüğü ödülü

Yazar Emine Eroğlu’na Nev York Eyalet Meclisi tarafından yılın inanç özgürlüğü ödülü verildi. Eroğlu ödülü, hapisteki kadınlar ve çocuklara adadı..

New York Eyalet Meclisi her yıl verdiği “İnanç Özgürlüğü Ödülü”ne bu yıl yazar Emine Eroğlu’nu layık gördü.
Ödülünü törenle alan Emine Eroğlu, duygularını sosyal medyadan paylaştı:

“Sevgili dostlarım, New York Eyalet Meclisi, Hizmet Hareketi’ni temsilen bana yılın inanç özgürlüğü ödülünü verdi. Bu ödülü, Hizmet Hareketine aidiyetlerinden ötürü şu an Türkiye hapishanelerinde yatan 17 bin kadın ve anneleri ile birlikte hapishanede kalan çocuklar adına aldım.

O kadınlar, iyiliği çoğaltmaktan başka bir şey yapmadılar. İyiliği çoğalttılar, çünkü bunun kötülükle mücadele edebilmenin en etkili yöntemi olduğuna inanıyorlardı. Gördükleri zulüm, onların yöntemlerinde ne denli isabet ettiklerinin delilidir.

Aldığım bu ödül beni, kinlerin, nefretlerin, gecenin koyu karanlıkları gibi dört bir yanı sardığı böyle bir zaman dilimi içerisinde, sevgiyi rehber yapıp yürümemin mümkün olduğuna bir kez daha inandırdı.”

medyabold
Devamını Oku »

23 Mart 2019 Cumartesi

Atilla Taş’ında artık bir kanalı var

15 Temmuz sonrası tutuklanan uzun süre İstanbul Silivri Cezaevi’nde kalan şarkıcı Atilla Taş, tahliye olduktan sonra Youtube’de kendi kanalını kurdu.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Meydan Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan ve sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı muhalif paylaşımları nedeniyle hakkında “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan dava açılan Atilla Taş, 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezasına çarptırılmıştı.

İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada yaklaşık 14 ay boyunca tutuklu kalan Atilla Taş, cezasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 2. Ceza Dairesi tarafından onaylanmasıyla geri kalan hapis cezası olan 3,5 ayı Kocaeli Kandıra Açık Cezaevi’nde geçirdi.

Yaklaşık bir ay önce tahliye olan Atilla Taş hakkında denetimli serbestlik hükümleri uygulanıyor.

22 Mart günü Youtube’de “Atilla Taş TV” adıyla kanal kuran şarkıcı Taş, “Karakola gidiyorum” konulu bir video paylaştı. Video de denetimli serbestlik hükümleri gereği hafta 4 gün polis karakoluna imzaya gittiğini anlatan Atilla Taş, neden Youtube kanalı kurduğundan da bahsetti.

Ana akım medya da kendisine karşı ambargo uygulandığını belirten Atilla Taş, Kanal D’de yayımlanan kendisinin de rol aldığı Karışık Kaset isimli filmdeki 15 dakikalık görüntüsünün kesildiğini anlattı.

Siyasetten tiksindiği bu nedenle politik bir kanal kurmayı düşünmediğini ifade eden Taş, sevenlerinden ve takipçilerinden kanalını beğenerek takip etmesini istedi.

medyabold
Devamını Oku »

19 Mart 2019 Salı

CNN’den CNN Türk için soruşturma başlatması istendi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ABD Temsilcisi Yurter Özcan, uluslararası haber kanalı CNN’e, CNN Türk hakkında soruşturma talebinde bulundu. Talep mektubunda, “CNN Türk’ün yaptığına gazetecilik demek ne yazık ki mümkün olamaz” denildi.

HABERCİLİK DEĞİL AKP DESTEKÇİLİĞİ YAPILIYOR
Doğan Grubu’ndan Demirören Grubu’na satılan CNN Türk, Hürriyet ve Posta gazetelerinin HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin kullanmadığı ifadeleri kullanmış gibi göstererek haberleştirmesi tepki toplamıştı.

Yurter Özcan’ın CNN’e yaptığı çağrıda, “Sizlerden CNN Türk ile ilgili soruşturma başlatmanızı talep ediyorum. Soruşturmanız sırasında temel gazetecilik prensiplerinin çiğnendiği ve AKP rejimini desteklemek amacıyla yalan haberler yapıldığını görmeniz sonucunda, bu kanalın CNN adını kullanma hakkının elinden alınacağından eminim” ifadeleri yer aldı.

kulturservisi.com’un haberine göre Özcan’ın talep mektubunun tam metni şöyle:

“Sayın Yetkili,

İsmim Yurter Özcan, Cumhuriyet Halk Partisi ABD Temsilcisiyim. Türkiye’de sizin isim hakkınızı kullanarak yayın yapan ve kasıtlı yanlış haber yapmayı artık bir alışkanlık haline getiren CNN Türk ile ilgili sizinle irtibata geçmek istedim.

Her ne kadar şirketinizin ismini taşısa da CNN Türk, CNN isminin itibarından ve dünyada kabul görmüş, temel gazetecilik prensiplerinden oldukça uzaktadır. Dünyanın dört bir köşesinde, hayatları pahasına çalışarak, gerçekleri haber yapmaya çalışan gazetecileri göz önüne aldığımızda, CNN Türk’ün yaptığına gazetecilik demek ne yazık ki mümkün olamaz.

CNN Türk özellikle 31 Mart yerel seçimlerine yaklaştığımız son aylarda önemli haberleri atlamayı ve yalan haber yaparak dezanformasyona sebep olmayı bir alışkanlık haline getirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem Imamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş seçim çalışmalarında ciddi bir mücadele ortaya koymakta ve anketlerde önde gözükmektedir.

CNN Türk birkaç gün önce muhalif bir siyasetçinin demecini çarpıtmış ve hiç söylemediği halde Türkiye’nin en büyük iki şehri İstanbul ve Ankara’nın CHP tarafından kazanıldığı takdirde, çoğunlukla Kürt seçmenin tercih ettiği HDP tarafından yönetileceği yalanını haber yapmıştır. Bu yalan haberin amacı AKP hükümetinin ultra milliyetçi dilini desteklemektir. Bu CNN Türk’ün AKP hükümetinin borazanlığını ve propagandasını yapmak ve muhalefeti kötülemek amacıyla yaptığı ilk yalan haber değildir.

Washington bölgesinde 19 senedir yaşayan birisi olarak, gerçek gazeteciliğin geçmişte olduğu kadar gelecekte de dünyayı cesaret, etik değerler ve adanmışlık sayesinde değiştirebileceğini biliyorum. Sizlerden CNN Türk ile ilgili soruşturma başlatmanızı talep ediyorum. Soruşturmanız sırasında temel gazetecilik prensiplerinin çiğnendiği ve AKP rejimini desteklemek amacıyla yalan haberler yapıldığını görmeniz sonucunda, bu kanalın CNN adını kullanma hakkının elinden alınacağından eminim.”

medyabold
Devamını Oku »

18 Mart 2019 Pazartesi

Hollanda saldırganı diye Alman Youtuber’ı haber yaptılar

Hükümet’in kontrolündeki TV 24, Hollanda’daki metro saldırganı diye Alman bir Youtuber’ın görüntülerini yayınladı. Saldırgan Türk çıkmasına rağmen yayın devam etti.

TV24, DrachenLord olarak tanınan Alman youtuber Rainer Winkler’e ait görüntüleri, Hollanda’da metroya saldırı düzenleyen kişi olarak servis etti.

Winkler’in esprili olarak çektiği oyuncak silahlı videolar da 24’ün ekranlarında gösterildi.

Hollanda’daki metro saldırısını yapan kişi Yozgat doğumlu bir Türk

medyabold
Devamını Oku »

17 Mart 2019 Pazar

Hürriyet üste çıktı HDP’den açıklama istedi

HDP liderinin söylemediği sözleri tırnak içi veren Hürriyet Gazetesi, tepkiler üzerine haberinin arkasında durarak Temelli’den açıklama istedi.

HDP’li Temelli’nin kullanmadığı ifadeleri kullanmış gibi servis etmesine yönelik tepkiler üzerine açıklama yapan Hürriyet, çarpıtma haberde yanlışlık olmadığını iddia ederek, “CHP’li adaylar ya da haberi eleştiren çevreler bizden değil HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’den açıklama istemelidirler” dedi.

Doğan Grubu’ndan Demirören Grubu’na satılan Hürriyet, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin kullanmadığı ifadeleri kullanmış gibi servis etmesi tepkilere neden oldu. Bunun üzerine açıklama yapan Hürriyet, çarpıtma haberde bir yanlışlık olmadığı iddiasında bulunarak, “CHP’li adaylar ya da haberi eleştiren çevreler bizden değil HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’den açıklama istemelidirler” dedi.

Temelli, geçen günlerde katıldığı bir programda 31 Mart yerel seçimi için muhalefetin Ankara ve İstanbul adaylarına yönelik şu ifadeleri kullandı: “Mansur Yavaş da bilecek ki seçilmişse HDP oylarıyla seçilmiştir. HDP’lileri yok sayarak, Kürtleri yok sayarak, Ankaralıları yok sayarak siyaset yapamaz. O da işte bizim gücümüzdür. Ekrem İmamoğlu seçilmişse bilecek ki o kentte yaşayan 3 milyon Kürt’ün oyuyla seçilmiştir. Kürtlere rağmen siyaset yapamayacağını bilecektir. Yapmaya çabalarsa zaten siyaseten bir karşılığı olmayacaktır. O kentin belediye başkanı olmayacak, o olsa olsa o kentin kayyumu olur. Biz bu riski alıyoruz. Seçmenlerimize diyoruz ki biz bu riski alacağız ve Türkiye’yi değiştireceğiz.”

Demirören Medya’ya ait siteler, Anadolu Ajansı’nın (AA) servis ettiği bu haberde, Temelli’ye ait olmayan ifadeleri manşete çekerek kullandı. Hürriyet, CNN Türk ve Posta gazetesinin internet siteleri Temelli’nin “İstanbul ve Ankara’yı İmamoğlu ve Yavaş değil HDP yönetecek” sözlerini kullandığını iddia etti.

Temelli’nin açıklamasında bu ifadelerin bulunmaması, 3 sitenin de tepki görmesine sebep oldu. hurriyet.com.tr, söz konusu çarpıtma haber için şu açıklamayı yaptı: “hurriyet.com.tr, Temelli’nin açıklamalarıyla ittifaktaki varlıklarını söylemesi haberini vermiştir. CHP’li adaylar ya da haberi eleştiren çevreler bizden değil HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’den açıklama istemelidirler.”

medyabold
Devamını Oku »

En fazla tehdit alan gazeteciler listesinde Pelin Ünker de var

Dünya’da tehdit altındaki ilk on gazeteciden biri Türkiye’de yaşıyor. O isim Pelin Ünker.

Dünyada en fazla tehdit alan gazetecileri gündeme getirmeyi amaçlayan One Free Press Coalition (Bir Özgür Basın Koalisyonu) bundan sonra her ay “en acil tehdit altında bulunan” 10 gazeteciyi duyuracağını açıkladı. Grubun amacının “gerçeğin peşinde oldukları için saldırıya uğrayan gazetecileri savunmak” olduğu belirtildi.

Yayımlanan ilk listede Türkiye’den Paradise Papers yazı dizisiyle ilgili Binali Yıldırım ve çocuklarının açtığı davada para ve hapis cezasına çarptırılan gazeteci Pelin Ünker de yer aldı. Gazeteci Ünker, DW Türkçe’ye de yazıyor.

Ünker DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Dünyanın dört bir yanında gazeteciler baskı altında. Böyle bir listede yer almak elbette üzücü ama bu tip oluşumlar gazetecilerin seslerini duyurabilmesi için çok önemli” dedi ve ekledi:

“Kendi adıma yalanlanmayan, salt gerçeği yansıtan haberlerimden dolayı cezalandırılmak istemiyorum. Bu vesileyle cezaya konu olan haberlerimi bir kez daha hatırlatmak isterim. Paradise Papers dünyanın dört bir yanından 372 gazeteci tarafından haberleştirildi. Ancak ceza alan tek gazeteci benim… Ben ceza alsam da gerçek değişmeyecek. Çünkü bu şirketler gerçek. Gazeteciler baskı altında olsa da kamuoyunu ilgilendiren gerçekler haberleştirilmeye devam edecek.”

Ünker, Cumhuriyet gazetesinde Kasım 2017’de yayımlanan ve dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın çocuklarının Malta’daki off-shore şirketlerini konu alan Paradise Papers yazı dizisi nedeniyle 8 bin 660 lira para cezası ve 1 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

Listede ayrıca öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı da yer alıyor. Kaşıkçı son olarak 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’na girerken görülmüştü.

Listede yer alan diğer gazeteciler Suudi Arabistan’da kadın hakları konusunda blog yazdığı için tutuklanan Eman El Nafjan, Myanmar’da tutuklu olan Reuters muhabirleri Wa Lone ve Kyaw Soe Oo, haberleri nedeniyle saldırıya uğrayan Kolombiyalı gazeteci Claudia Duque, Moritanya’da tutuklanan blogger Mohamed Cheikh Ould Mohamed, Güney Sudan’da tutuklanma tehditleri alan Juba Monitör gazetesi editörü Anna Nimiriano, Kamerun’daki Afrik 2 radyosu muhabiri Thomas Awah Junior, Vietnam’da insan hakları blogu yazan ve bundan dolayı cezaya çarptırılan Tran Thi Nga.

medyabold
Devamını Oku »

16 Mart 2019 Cumartesi

O Ses Türkiye Yarışması birincisi Ferat Üngür gözaltına alındı

O Ses Türkiye yarışmasında performansı ile tanınan Ferat Üngür, sosyal medya hesabında PKK’nin propagandasını yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Acun Ilıcalı’nın sunduğu O Ses Türkiye’de yarışmasında birinci olan ve Erkan Oğur’un seslendirdiği  “Zülfü Kaküllerin Amber Misali” parçasıyla tanınan Şarkıcı Ferat Üngür, sosyal medya hesabında PKK’nin propagandasını yaptığı gerekçesiyle Diyarbakır’da gözaltına alındı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen terör örgütü PKK/KCK’nin eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesi soruşturmasına Ferat Üngür’ün sosyal medya paylaşımlarının takıldığı öğrenildi.

Emniyet güçlerinin yaptığı kovuşturmaya göre sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yaptığı değerlendirilen şarkıcı Ferat Üngür’ün yakalanmasına yönelik çalışma başlatıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında Üngür, Diyarbakır’da gözaltına alındı. Bir ses yarışmasında birinci olmasıyla tanınan Üngür’ün emniyetteki işlemleri sürüyor.

AKP’li Aydın Ünal’dan kritik paylaşım: Pelikan isimli örgüt partiyi sinsice zehirledi

medyabold
Devamını Oku »

10 Mart 2019 Pazar

Tutuklanan gazeteci Zafer Özcan’ın kızı: “Bizim tılsımımız birbirimize sahip olmak”

Geçtiğimiz hafta tutuklanan gazeteci Zafer Özcan’ın kızı Ebrar Beyza Özcan, kişisel blogunda “babama dair” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

BOLD-Bugün gazetesi yazarı, eski Zaman ve Aksiyon muhabiri Zafer Özcan geçtiğimiz hafta tutuklandı. Gazeteci Özcan, Avrupa Birliği çalışmaları ve kitaplarıyla tanınıyor. Ailesiyle birlikte yaşadığı Manisa’nın Akhisar ilçesinde gözaltına alınan Özcan aynı gün tutuklandı.

Özcan’ın ardından kızı Ebrar Beyza Özcan kişisel blogunda bir yazı kaleme aldı.

Ebrar Beyza Özcan

BABAMA DAİR

Bir gün her zaman ki gibi akşam yemeği için bekliyorduk babamı. Henüz kimse soframızı dağıtmamıştı böyle. Bir arada olabilmek şimdikinin aksine bir lüks değil, sahip olduğumuz en güzel rutindi. Ben açtım ona kapıyı. Gülümsüyordu, bir şey anlatacaktı bana. İfadelerini, sevincini ve hüznünü çok iyi anlardım, ona en çok benzeyen evladı olmamdan ötürü sanırım. Biraz ıslanmıştı üstü başı. Bundan bir hafta kadar öncesinde yağmurlu bir günde araba kullanırken dikkatsizlikle yoldan geçenlere su sıçratmış, tam o anda inip özür dilemeyi istemiş ancak durma imkanı olmadığından vicdan azabı ile birlikte yoluna devam etmişti. Yanında da ben vardım, “bile isteye yapmadın sonuçta” diyerek teskin etmeye çalıştım onu biraz. “Umarım bir şekilde bu dünyada öderim bu hatamın bedelini, çok üzgünüm” dedi. Dokunsam ağlayacak bir kıvamdaydı, ben o zaman anlayamamıştım neden bu kadar üzüldüğünü. İşte bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra, eve üstü başı ıslanmış bir şekilde geldiğinde heyecanla anlatmaya başladı olan biteni. “Hatırlıyor musun ben yoldan geçenleri ıslatmıştım yanlışlıkla, bugün de bir araç beni ıslattı aynı şekilde. Neredeyse teşekkür edecektim adama. İnşallah ödemişimdir hatamın bedelini kızım” dedi…

Daha pek çok örnekle anlatabileceğim şekilde, kul hakkına riayet eden ve bize de sürekli bunu öğütleyen biriydi babam. Onun karakterine o anda hayran kalmış, bu tertemiz heyecanı karşısında gözlerim dolmuştu.

Bizim için kötü zamanlar başladığında çok farklı bir noktaya evrildi ilişkimiz. Bana hep çok düşkündü ama artık evladından öte sırdaşıydım onun, dert ortağıydım. Hiç unutamam, birlikte geçirdiğimiz kısa bir tatilimin ardından beni İstanbul’a uğurladıktan sonra bir yazı yazmıştı bana. Bu süreçte yanında olduğum için çok şanslı hissettiğini ve ona dayanma gücü verdiğimi anlatıyordu. O an büründüğüm kimlikte aslında nasıl biriydim, nasıl biri olmam gerekiyordu bilmiyorum. Tek yapmaya çalıştığım şey senelerdir beni saran kozayı çatlatıp dışarı çıkmak ve büyümekti. Büyüyebildim mi, onu bir an olsun tüm bu çirkinlikten uzak tutmayı başardım mı, bilmiyorum. Ama kendimize romanlardan bir dünya ördük beraber. Sadece ikimiz ve çağlar boyu yaşanmış aşklar, isyanlar, ayrılıklar vardı dünyamızda. Zaman zaman satır aralarında kendimize benzeyen insanlara rastlardık. Sanırım en büyük tesellimiz buydu. Dünya elbette dümdüz bir yol olmayacaktı ama insan bazı şeyleri ancak kendi başına geldiği zaman fark ediyordu. İnsanlık tarihinde acıdan ve ayrılıktan bol ne vardı zaten?

Babam hayvanları çok severdi. Bilhassa kedilere ayrı düşkündü. İkimiz yolda yürürken bir kediye rastladığımızda hemen yanına gider, onu sevdikten sonra yola devam ederdik. Sanırım onunla yürüyor olmanın en güzel yanı buydu. Göğsündeki o merhameti somut bir varlık gibi hissederdiniz onu tanısanız. Ben bütün hatalarımı o merhametin yumuşak iklimine bırakır, beni sarıp sarmalayacağı anı beklerdim. Zaman zaman beni öpmek istediğinde yanağıma batan sakallarından rahatsız olup geri çekilirdim, en büyük pişmanlığım bu şimdi. Onunla aramıza örülen duvarın ardında, içimden onunla konuşuyorum devamlı. Zihnim sınır tanımıyor, oradan da işitiyordur ağladığımı eminim. Kızıyordur belki bana içten içe. “Ağlanacak bir şey yok” diyordur tatlı sert sesiyle. Bense ruhumu özgürleştirmek, onu anlatmak, onu tanımayanlara nasıl biri olduğunu gösterebilmek için yazıyorum. Yüreğimi dolduran tüm hisler beni boğmasın, derdimi halden anlayanlara pay edeyim diye yazıyorum.

Biliyorum, daha seyahatler edeceğiz birlikte, onun şefkatini tanımayan kediler var henüz. Kitaplarının da boynu bükük kaldı.

Babam her kesimden insanla işi gereği tanışmış, onların nazarında özel bir yere sahip olmuş biriydi. Açık fikirli ve ön yargısız kişiliği sayesinde birbirine zıt pek çok karakterin sevdiği biri olmayı başarmıştı. Kendisine yapılmış kötülüklere, hadsizliklere bir gün olsun misliyle karşılık vermedi. “Bizim onlardan bir farkımız olsun. İyiliğe iyilikle karşılık vermek kolay, zor olan kötülüğe iyilikle karşılık vermek” derdi. Aşkla yaptığı mesleğini kaybettiğinde dahi bizi o teselli etti. Bunca senelik birikimi bir anda yok olmuş, vaktiyle hiç susmayan telefonu derin bir sessizliğe bürünmüştü. Öne çıkan bir diğer özelliği ise vefasıydı bana göre. İmkanlarını zorlayarak da olsa hal hatır sormayı ihmal etmezdi hiç. Ama bolca vefasızlık gördü, hiç bahsetmek istemese dahi çok içerlerdi tüm bunlara biliyorum. En yakının düşman kesildiği, sınırsız kötülüğün kol gezdiği bir zamanda her şeyi normalleştirmeye çalışırdı kendi içinde. Göğsündeki sızıyı bilirdim, zaman zaman nükseden bir hastalık gibi rahatsız ederdi onu insanların bu kadar kötülüğe kabiliyetli oluşu.

Onunla ilgili anlatmak istediğim onlarca şey var. Elimden gelse herkese tek tek tanıtmak isterdim onu. Yapabileceğim tek şeyi yapıyor, yazıyorum şimdilik. Uçsuz bucaksız bir düş ve yazı evreninde ona yoldaşlık etmiş olmanın büyüsünü nasıl anlatabilirim, bilmiyorum. Hayatımın orta yerinde bir anıt gibi bıraktığı parmak izlerini vicdan haritam yaptım.

Çetin Altan’ın bir denemesini okutmuştum ona. “Bizim hayatımızın tılsımı nedir sence?” demişti onu okuduktan sonra. O an düşünmek istemiştim bunu ama artık cevabı biliyorum.

Bizim hayatımızın tılsımı, birbirimize sahip olmamızdan başka ne olabilir ki?

YAZININ ORİJİNAL LİNKİ

medyabold
Devamını Oku »

7 Mart 2019 Perşembe

Al Ahram Arabiya’dan olay Erdoğan kapağı

Al-Ahram Alarabiya dergisi bu haftaki sayısının tamamını Erdoğan’a ayırdı. “Şeytan” manşetiyle çıkan dergi, silah ticaretinden yolsuzluklara yazmadığını bırakmadı.

Mısır merkezli olarak bütün Arap coğrafyasına yayın yapan El Ahram Arabiya dergisinin bu haftaki kapağında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vardı.

Dergi, Erdoğan’ı Esad’a benzeterek hazırladığı kapağında Erdoğan için “şeytan” tanımını kullandı.

Dergi’nin içeriğinde ise Türkiye’deki basına yönelik baskılar, Erdoğan ve ailesinin yolsuzlukları, silah ticareti, Suriye savaşındaki rolü, radikal gruplara verdiği destek, Türkiye’deki yaygın insan hakları ihlalleri yeraldı.

medyabold
Devamını Oku »

Sözcü Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay’ın babası vefat etti

Sözcü Gazetesi’nin sahibi Burak Akbay’ın babası Gazeteci Ertuğrul Akbay, vefat etti. 80 yaşında hayata veda eden Akbay için İstanbul Halkalı’daki Sözcü Gazetesi binasında tören düzenlenecek.

İktidar baskısı nedeniyle 3 yıldır yurtdışında yaşayan Burak Akbay, babasının son yolculuğunda yanında olamayacak. Gazeteci Ertuğrul Akbay’ın cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığındaki Zincirlikuyu Camii’nde, Cuma namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası aile kabristanlığına defnedilecek.

ERTUĞRUL AKBAY KİMDİR?

1939 yılında İstanbul’da doğan Halit Ertuğrul Akbay, Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Üniversite eğitimini de tamamladıktan sonra gazeteciliğe 1965 yılında Hürriyet spor servisinde başladı. Daha sonra Günaydın’da yurt dışı muhabiri olarak çalıştı.

Türk basınında ilginç röportajlara imza attı. Türk siyasetinin önemli isimlerinde eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan gibi isimlerle röportajlar yaptı.

1985 yılında “Gölge Adam” adında gazete çıkarmaya başladı. 8 Kasım 1989 tarihinde Gırgır ve Fırt dergilerini satın aldı. 2013 yılında “Yaş 75 Yolun Yarısı” adlı kitabı yazdı.

Cem Küçük: Sözcü’ye de nisan ayından önce kayyım gelecek

medyabold
Devamını Oku »

Birleşmiş Milletler’de basın özgürlüğü toplantısını AA Muhabiri provoke etti

Gazeteciler Abdullah Bozkurt ve Levent Kenez, Türkiye’de basın özgürlüğü ve 15 Temmuz ile zirveye çıkan hukuksuz operasyonların konuşulduğu BM toplantısına katıldı.

TRT Haber de dahil olmak üzere havuz medyasının önemli bir bölümü, Birleşmiş Milletler’de yapılan toplantıyı “terör örgütü toplantısı” ilan etti.

Meydan Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Kenez, BM toplantısının detaylarını, konuşulanları ve toplantıyı takip etmek için gelip provokasyon çıkaran Anadolu Ajansı muhabirlerinin yaptıklarını BOLD yayınında anlattı.

medyabold
Devamını Oku »

5 Mart 2019 Salı

Abdi İpekçi Sergisi Açıldı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde, Milliyet Gazetesi tarafından hazırlanan ve 40. Ölüm Yılında açılan, “Abdi İpekçi’ye Saygı” sergisi 4 Mart Pazartesi saat 16.30’da açıldı.

Açılışı konuşmaları ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı yaptı.

Milliyet Gazetesi önceki Genel Yayın Yönetmenlerinden 1 Şubat 1979’da suikast sonucu öldürülen Abdi İpekçi’yi anmak amacıyla hazırlanan sergi, daha önce 1 Şubat 2019’da Demirören Medya Center’da açılmıştı. Gazete ve aile arşivlerinden hazırlanan sergi Abdi İpekçi’nin özel hayatı, meslek yaşamı, suikast ve sonrası hakkında fikir veriyor.

Abdi İpekçi’ye Saygı sergisi TGC Basın Müzesi’nde 22 Mart’a kadar izlenebilecek.

medyabold
Devamını Oku »

Mezopotamya Ajansı muhabiri Semra Turan gözaltına alındı

Mezopotamya Ajansı Tunceli muhabiri Semra Turan, bu sabah evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı.

Turan’ın evine sabah saatlerinde operasyon düzenleyen emniyet ekipleri, evde geniş çaplı arama yaptıktan sonra gözaltı kararını uyguladı.

Turan’ın, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi. Turan’ın gözaltına alınma gerekçesi konusunda bir bilgi alınmadı.

Halı saha rezaletine neden olan savcıdan pişkin ifade: “GBT’lerine bakın bırakın” dedim

medyabold
Devamını Oku »

3 Mart 2019 Pazar

AKP’li Aydın Ünal’dan kritik paylaşım: Pelikan isimli örgüt partiyi sinsice zehirledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem metin yazarlığını yapan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) eski Milletvekili Aydın Ünal, AKP’yi eleştiren sert bir paylaşımda bulundu. “Pelikan isimli örgütün partiyi sinsice zehirlediğini” söylen Ünal, daha sonra paylaşımını sildi.

“ÖNLEM ALINMAZSA ÇOK BEDEL ÖDENECEK”

AKP’yi eleştiren yazılar yazdığı gerekçesiyle Yenişafak Gazetesi’ndeki köşe yazarlığına birkaç hafta önce veda eden Aydın Ünal, “Tedbir için henüz vakit varken tarihe şu kaydı düşelim: Adına ‘Pelikan’ da denilen gizli bir örgüt Ak Parti’yi sinsice zehirliyor. Başından beri hedefleri partiyi içten çürütmekti; başarıyla ilerliyorlar. Cesaretle tedbir alınmazsa hareketimize yazık olacak, çok bedel ödenecek” ifadelerini yazdı.

O PAYLAŞIMI SİLDİ

AKP’yi eleştiren paylaşımını daha sonra silen Aydın Ünal,  “İncinenler olmuş, hatır için sildim twiti. Korkmak, susmak, sinmek, sorun yokmuş gibi davranmak aşağılara çekiyor bizi. Yere çakılıncaya kadar fark edilemeyecek bu belli ki…” diye yazdı.

Aydın Ünal’ın “Adına ‘Pelikan’ da denilen gizli bir örgüt Ak Parti’yi sinsice zehirliyor” demesi ise Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevden el çektirilmesi sürecini başlatan “Pelikan Bildirisini” akıllara getirdi.

“KAÇIYORUM” DİYEREK YENİŞAFAK’TAN AYRILMIŞTI

21 Ocak 2019’da Yeni Şafak’taki köşe yazarlığını bıraktığı son yazısında “Kaçıyorum” ifadesini kullanan Aydın Ünal, “Lakin kaçışımız çürümeden, seviyenin düşmesinden, tahammülsüzlükten kaçıştır. Kaçışımız düşmandan değil, ‘dost’ görünenden kaçıştır. Kaçışımız korkudan değil, pervasızlıktan; tehditten değil, aldırmazlıktan, gözü dönüşlükten, hırstan kaçıştır. Kaçışımız, masumane kaygılarla dostça uyarılarımızı sınırsız iştihalarının ve kifayetsiz ihtiraslarının önünde mania olarak görenlerin iftiralarından, ithamlarından kaçıştır. Okur da bilir ki, elin ve kalemin naçar kaldığı zor zamanlarda dervişane sükût eylemden evladır.” şeklinde sitem etmişti.

“Çürüme var” diye bırakan Erdoğan’ın metin yazarını Pelikancılar yemiş

medyabold
Devamını Oku »

Hürriyet’in eleştiriye tahammülü yok: 27 yıldır gazetede çalışan Faruk Bildirici’nin işine son verildi

Aydın Doğan’ın Hürriyet’i Demirören Grubu’na satmasının ardından birçok kişi ya zorla işten çıkarılarak ya da kendi isteğiyle istifa ederek gazeteden ayrılmıştı. Son olarak bugün, Okur Temsilcisi Faruk Bildirici işten çıkarıldı.

Ankara’da gözaltına alınırken polisin tacizine uğrayan Merve Demirel’e ilişkin haberlere gazetesinde yer verilmemesini eleştiren Bildirici, “Eksik ve tek yanlı bilgi, yanlış bilgidir” ifadesini kullanmıştı.

Bildirici’nin söz konusu eleştiriyi yönelttiği yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Haber, “Soylu’dan taciz iddiasına yanıt: ‘Polisin ezilmesine müsaade etmeyeceğiz’ başlığını taşıyordu.

21 Şubat’ta Hürriyet’te yayımlanan bu haberde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği’nin (TAYAD) Ankara’da yaptığı eylemde üniversite öğrencisi bir genç kızın gözaltına alındığı sırada bir polisin cinsel tacizine uğradığı” iddiasıyla ilgili açıklamalarına yer verilmişti. TBMM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar da haberde yer alıyordu.

Oysa bu olay 16 Şubat’ta meydana gelmişti. Ertesi gün olay anına ilişkin fotoğraf ve görüntüler ortaya çıkmıştı; polislerden biri, gözaltına alınan türbanlı genç kızı araca bindirirken bir elini kızın kalçasına götürerek itiyordu. Taciz iddiaları önce sosyal medyada ortaya atıldı, tepkiler paylaşıldı; ardından internet sitelerinde yayımlandı; bazı gazetelerde çıktı. Sonraki günlerde tacize uğradığı belirtilen genç kız, Artı Gerçek internet sitesine konuştu; savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Fakat ne ilk günkü olay, ne de sonraki gelişmeler Hürriyet’te haber oldu. Ta ki, Bakan Soylu konuşana ve bu konu Meclis’te gündeme gelene kadar. Ancak o zaman basılı gazetede haberi yayımlandı. Hürriyet internette ise farklı olarak 19 Şubat’ta genç kızın suç duyurusu yayımlandı.

Hatta “Soylu’dan taciz iddiasına yanıt” haberinin çıktığı gün, genç kızla söyleşi yapan gazeteci Derya Okatan gözaltına alındı. Gazetecinin gözaltına alınması da haber olamadı; ertesi gün yine Soylu’nun bu konudaki sözleri yayımlandı.

Elbette İçişleri Bakanı ve parti sözcülerinin taciz iddiasıyla ilgili açıklamalarına gazetede yer verilmesi gerekli. Ama Bakan’ın ve politikacıların sözleri haber değeri taşıyor ise taciz, tacize uğradığı öne sürülen genç kızın sözleri, suç duyurusu ve Ankara Emniyeti’nin konuya ilişkin açıklaması da haber değeri taşıyor demektir. Hatta asıl haber odur. Okurun olayı doğru değerlendirebilmesi için olaya ilişkin bilgilerin eksiksiz ve nesnel bir dille aktarılması gerekirdi. Unutmayalım, eksik ve tek yanlı bilgi, yanlış bilgidir.

Kuşkusuz taciz olup olmadığına yargı karar verecek. Ama şurası açık, polisin gözaltına alınan bir genç kızın kalçasına el atmaya hakkı olamaz. Genç kızın kim olduğunun ya da hangi suçlamayla gözaltına alındığının hiçbir önemi yok.”

27 yıldır Hürriyet’te çalışan Bildirici, 9 yıldır Okur Temsilciği görevini yürütüyordu.

medyabold
Devamını Oku »

1 Mart 2019 Cuma

RSF: Türk Hükümeti yabancı gazetecileri engelliyor

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, Türk hükümetini ülkede çalışan yabancı gazetecilerin işini yapmalarını engellemekle suçladı.

Deutche Welle Türkçe’nin haberine göre Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Türk hükümetine ülkedeki uluslararası basın mensuplarının işlerini engellememe ve süresi dolan akreditasyonları uzatma çağrısı yaptı.

RSF’ten yapılan açıklamada, gazetecilerin görevini yapmasının engellendiği ve bunun “bağımsız yabancı kaynakların haber yapmasını sınırlandımak amacıyla” yapıldığını öne sürdü.

RSF’in açıklaması, Türkiye’deki yabancı gazetecilerin Perşembe günü Ekonomi Bakanı Berat Albayrak ile AB Komisyonu Başkanı Yardımcısı Jyrki Katanien’in basın toplantısına alınmamalarının ardından yapıldı.

RSF Almanya Temsilcisi Christian Mihr, “Türk yetkililer yabancı muhabirlerin Türkiye’de özgürce çalışmasına derhal olanak sağlamalı” dedi.

Türkiye’de görev yapan yabancı gazetecilerin yanı sıra Alman basın mensuplarının neredeyse yarısının basın kartları, sürelerinin dolmasının üzerinden iki ay geçmesine rağmen yenilenmedi.

Ankara’nın onayıyla yıllık olarak dağıtılan basın kartları, yabancı basın mensuplarının Türkiye’de çalışabilmesi için resmi izin niteliği taşımanın yanı sıra Türkiye’de oturma izni için de ön koşullar arasında sayılıyor.

Basın kartlarının yenilenmemesi yabancı gazeteciler arasında endişeye yol açtı. Geçerli basın kartının ibraz edilememesi güvenlik denetimlerinde sorun yaratabileceği gibi oturma izninin uzatılamaması sınır dışı riskini de beraberinde getiriyor.

Türk hükümet yetkilileri, basın kartlarının yenilenmesindeki gecikmeyi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş süreci nedeniyle idari nedenlerden kaynaklandığını belirtiyor.

RSF Almanya Temsilcisi Mihr, Alman hükümetinden, Türkiye’deki siyasi gelişmelere rağmen tüm yabancı basın mensuplarının akreditasyonlarını uzatılması için Ankara’ya “açık ve net baskı” yapmasını talep etti.

Alman Dışişleri’nin verdiği bilgiye göre, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ve İstanbu’daki Alman Başkonsolosluğu, Alman gazetecilerle iletişim halinde.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün basın özgürlüğünün endeksinde Türkiye 180 ülke arasında 157’inci sırada yer alıyor.

DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞINDAN ELEŞTİRİ

Alman Dışişleri Bakanlığı son olarak Şubat ayı ortasında yaptığı açıklamada, Türkiye’de görev yapan Alman basın ve medya mensuplarının basın kartlarının yenilenmesindeki gecikmeleri eleştirerek, oturma izninin uzatılması için de gerekli olan basın kartları ile ilgili işlemlerin hızlandırılmasını talep etmişti.

medyabold
Devamını Oku »

28 Şubat 2019 Perşembe

Flash TV yayınlarını durdurdu: İktidarın hukuk tanımaz uygulamaları artık dayanılmaz hal aldı

Flash TV, “Uzun süredir yaşadığımız ve artık çekilmez hale gelen baskılar nedeniyle bir süre sesimizi kısıyoruz” ifadeleriyle yayınlarını durdurduğunu açıkladı.

Turktime.com yazarı Talat Atilla, Bursa’da bulunan 20 yıllık kanal binası için yıkım kararı çıkmasının ardından Flash TV yönetiminin kanal adına tarihi bir karar aldığını iddia etmişti. Zorlu şartlar nedeniyle Flash TV’nin yayınları durdurma kararı aldığını bildiren Atilla, yazısında şu ifadelere yer vermişti:

“Kısa süre önce 20 yıllık Bursa’daki binasına yürüyen mahkeme sürecine rağmen yıkım kararı verilen Flash TV’nin kapanacağı duyumunu alınca, kanalın tepe yöneticisini aradım.

Flash TV’nin kapanacağını doğrulayan kanal yetkilisi şöyle konuştu:

‘Uzun süredir yaşadığımız ve artık çekilmez hale gelen baskılar nedeniyle bir süre yayınlarımıza ara verme kararı aldık. İktidar sahiplerinin hukuk tanımaz uygulamaları, idari ve siyasi baskılar dayanılmaz bir hal aldı. Tüm çalışanlarımızın ve paydaşlarımızın zarar görmesini engellemek ve 28 yıllık televizyon tarihimize gölge düşürmemek için yayınlarımıza ara vermek zorunda kaldık.'”

“SUÇUMUZ TARAFSIZLIK…”

Bununla birlikte konuya ilişkin Flash TV’den yapılan açıklamada da şunlar kaydedildi:

“Flash Tv yayın hayatına ara veriyor… Uzun süredir yaşadığımız ve artık çekilmez hale gelen baskılar nedeniyle bir süre sesimizi kısıyoruz. İktidar sahiplerinin hukuk tanımaz uygulamaları; idari, siyasi ve mali baskılar dayanılmaz hal aldı.

Tüm çalışanlarımızın ve iş paydaşlarımızın zarar görmesini önlemek ve 28 yıllık özel televizyonculuk tarihimize gölge düşürmemek için yayınlarımıza bir süre ara verme kararımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

BAĞIMSIZ MEDYA EN AZ BAĞIMSIZ YARGI KADAR DEĞERLİDİR.”

medyabold
Devamını Oku »

26 Şubat 2019 Salı

Tek celsede 39 gazeteciye 265 yıl hapis

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi, TRT’den ihraç, KHK’lı 39 gazeteciye tek celsede 265 yıl hapis cezası verdi. Listeye göre verilen cezalarda delil değerlendirmesi dahi yapılmadı.

OHAL döneminde TRT’den ihraç edilen gazetecilerin yargılandığı Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması yapıldı. 2016 Ekim ayından beri tutuklu onlarca gazetecinin yargılandığı davada Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak hükmü okudu.

ONLARCA YIL HAPİS CEZASI

Gazeteciler; Ahmet Özdemir, Ali Hancı, Ahmet Çat, Beşir Elmas, Abdullah Yeldan, Enes Bora, Evren Kara, Koray Demirci, Selçuk Çelik, Şaban Harman, Özkan Püsküllü, Hüseyin Arslan, Özgür Aksoy, Salih Üzer, Mehmet Kuş, Ali Suat Günek, Emrah Timuçun Yazıcı, Kubilay Süslü, Ertan Rıdha, Murat Karaca, Hamza Günerigök ve Ali Fuat Ayhan “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 6 yıl 3’er ay hapis cezasına çarptırıldı.

Gazeteciler Cumali Çaygeç, Ayhan Baykara, İbrahim Öztürk, Sinan Güneş, Sezai Yavaş, Tuğrul Çakır, Serkan Canbaz, Yunus Ayhan, Şefik Cürebal, Hakan Karaca, Nurdan Ayşe Coşkun aynı suçtan 6 yıl 10 ay 15’er gün, Eşref Üzüm, Orhan Tokmak, Osman Taha Sirkeci ve Niyazi Özkan aynı suçtan 7 yıl 6’şar ay, Mehmet Akif Öztürk ve Eyüp Keser ise 8 yıl 9’ar ay hapis cezasına mahkum edildi.

SADECE DÖRT KİŞİ TAHLİYE

Sanıklardan Sedat Turhan hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilirken, tutuklu geçirdikleri süre dikkate alınan sanıklardan Cumali Çaygeç, Sezai Yavaş, Tuğrul Çakır ve Serkan Canbaz’ın her hafta karakola imza vermek suretiyle tahliyelerine karar verildi.

Safiye Tokgöz’ün ise beraatına hükmedildi.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılan sunucu Murat Kaban’a “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi ve hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakıldı.

DELİL DEĞERLENDİRMESİ YAPILMADI

Ceza yağdırılan 39 gazetecinin tüm duruşmalar boyunca haklarındaki delilleri görmek istedikleri yönündeki talepleri ise kabul görmedi. Gazetecilerin ceza almaları “kurum kanaati” ve “aleyhte verilen ifadeler”e dayandırıldı.

Türkiye’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü: 142 gazeteci cezaevinde, 4 bin gazeteci işsiz

medyabold
Devamını Oku »

24 Şubat 2019 Pazar

Gazeteci Zehra Doğan tahliye oldu

Tutuklu gazeteci ressam Zehra Doğan’ın cezaevinden tahliye oldu. Doğan 2 yıl 9 ay 22 günlük hapis cezasına çarptırılmıştı ve “yatar”ını çektikten sonra çıktı.

Sokağa çıkma yasağı döneminde Mardin Nusaybin’de çizdiği resimleri, sosyal medyada paylaştığı ve 10 yaşındaki bir çocuğun notlarını haberleştirdiği için “örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası verilen gazeteci ve ressam Zehra Doğan kaldığı Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Doğan’ı cezaevi çıkışında meslektaşları çiçekle karşıladı.

‘AÇLIK GREVLERİNE SES VERİLMELİ’

Doğan’ın cezaevi önünde açıklama yapmasına izin verilmezken, daha sonra yaptığı açıklamada şunları belirtti:

“Cezaevinden çıkmak beni mutlu etse de geride arkadaşlarımı bıraktığım için üzgünüm. Şuan cezaevlerinde devam eden açlık grevleri var. Ve durumları her geçen gün ağırlaşıyor. Cezaevlerinde Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevlerine bir an önce ses verilmeli” dedi. Doğan, uzun zamandır mesleğinden ayrı kalmasına ilişkin ise “Nerede olursam olayım aranızda olmaya ve mesleğime devam edeceğim” dedi. Doğan, son olarak da tüm meslektaşlarına selamlarını iletti.

ZEHRA DOĞAN KİMDİR

Dicle Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü mezunu olan Zehra Doğan, 2012 yılından beri Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatılan JİN Haber Ajansı’nda muhabir ve editör olarak çalıştı. “Êzidî Kadınların Çığlığı” haberiyle Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü’ne layık görülen Doğan, sokağa çıkma yasaklarının başladığı ilk günlerden itibaren başta Mardin olmak üzere bölgenin birçok yerinde görev yaptı. Hakim, Zehra Doğan’ın yaptığı resmin “eleştiri sınırlarının ötesinde” olduğuna ve “terör örgütü propagandası suçu” işlediğine hükmetmişti.

Suudi Prens, Türkçe yayın dahil medya imparatorluğu kuruyor

medyabold
Devamını Oku »

21 Şubat 2019 Perşembe

Hükümeti eleştiren Ahmet Taşgetiren, Altınoluk ve Erkam Radyo’dan kovuldu

Bir süredir hükümete yönelik eleştirileriyle gündem olan Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren’in, Erenköy cemaatine ait Erkam Radyo’daki programına son verildi. Taşgetiren’in, Altınoluk dergisindeki görevinden de alındığı öğrenildi.

BOLD- Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, yandaşlıktan hükümet muhalifliğine geçince kendi cemaatiyle arası açıldı. Taşgetiren’in, Erenköy cemaatine ait medya organlarındaki görevlerine son verildiği öğrenildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) içindeki muhalif kanada yakınlığıyla bilinen Karar gazetesinin yazarı Ahmet Taşgetiren, son dönemde hükümete sert eleştiriler yöneltiyor.

Üç hafta önce, Milli Görüş’ün kanalı TV5’te Yıldıray Oğur’un sunduğu Medya Analiz programına katılan Ahmet Taşgetiren’in sözleri kendi cemaati içinde de tartışmalara sebep olmuştu.

“DARBE DÖNEMLERİNDE BİLE KENDİMİ BU KADAR KISITLI HİSSETMEDİM”

Erenköy cemaatinin mensubu olan Taşgetiren programda, “12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat döneminde yazdım. Kendimi bu zamandaki kadar kısıtlı bir duygu içinde görmedim.” demişti.

Odatv’nin edindiği bilgiye göre, bu sözler sonrasında Ahmet Taşgetiren’in Erenköy cemaatinin yayın organı olan Erkam Radyo’daki programına son verildi.

Konuyla ilgili Odatv’nin telefonla ulaştığı Taşgetiren, görevine son verilmesini yalanlamayarak, “Bu konuda konuşmak istemiyorum. Daha sonra kendim yazacağım.” dedi.

Odatv’nin öğrendiğine göre, Ahmet Taşgetiren’in, Erenköy cemaatinin bir başka yayın organı olan Altınoluk dergisinin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevinden de alındı.

Taşgetiren’in yerine Lütfi Aslan’ın getirildiği belirtiliyor.

Mehmet Ocaktan: AKP’nin 2002 manifestosunu şimdi yayımlasak hainlikle suçlanırız

 

medyabold
Devamını Oku »