29 Nisan 2019 Pazartesi

Alanyasporlu Josef Sural hayatını kaybetti

İstikbal Mobilya Kayserispor deplasmanından Antalya’ya dönen Aytemiz Alanyasporlu 7 futbolcuyu taşıyan VIP minibüsün kaza yapmasıyla Çek futbolcu Josef Sural (29) yaşamını yitirdi. Kazada diğer 6 futbolcu hafif yaralandı. Devre arası transfer döneminde takıma katılan Sural, imza töreninde, “Alanya, ailemle birlikte yaşayabileceğim bir yer” demişti.

Aytemiz Alanyaspor’un dün deplasmanda oynadığı ve 1-1 biten İstikbal Mobilya Kayserispor maçının ardından futbolculara 2 gün izin verildi. Futbolcular Steven Caulker, Djalma Campos, Wanderson Baiano, Papiss Demba Cisse, Isaac Sackey, Welinton Souza ve Josef Sural, kiraladıkları VIP minibüsle takımdan ayrı dönüşe geçti. Alanya’dan bir firmadan kiralandığı belirtilen ve E.A.’nın kullandığı minibüs, saat 02.30 sıralarında Alanya’ya bağlı Dinek mevkisi yakınlarında, iddiaya göre sürücünün uyuması nedeniyle kontrolden çıkarak yol kenarındaki su kanalına girip yan yatarak sürüklendi. Kazada Josef Sural, aracın açılan kapısından yola fırlarken, diğer futbolcular ise araç içinde savruldu.

Kazanın ardından ihbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve kurtarma ekibi sevk edildi. Başını çarpan ve vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda kırık bulunan Josef Sural, ilk müdahalenin ardından Alanya Özel Anadolu Hastanesi’ne götürüldü. Sağ kolunda kırık olan Isaac Sackey, parmağında çatlak ve başında darbeye bağlı şişlik bulunan Welinton Souza ile kazayı hafif sıyrıklarla atlatan Steven Caulker, Djalma Campos, Wanderson Baiano ve Papiss Demba Cisse de aynı hastanede tedaviye alındı.

JOSEF SURAL KURTARILAMADI

Durumu ağır olan Josef Sural, gece ameliyata alındı. Beyin kanaması geçirdiği belirlenen Sural ilk ameliyatın ardından ikinci ameliyata hazırlanırken yaşamını yitirdi. Sural’ın ölümünün ardından Aytemiz Alanyaspor’un resmi sosyal medya hesaplarından açıklama yapıldı. Açıklamada, “Kayseri deplasmanı dönüşü 7 futbolcumuzu taşıyan özel minibüsün yaptığı kazada ağır yaralanan Çek futbolcumuz Josef Sural, Alanya Özel Anadolu Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Başımız sağ olsun” denildi.

‘HİPOTERMİ ŞOKTAN HASTAMIZI KURTARAMADIK’

Alanyaspor Kulüp doktoru İsmail Yetkin, “Öncelikle tüm spor camiasının, Çek halkının, Alanya halkının, Alanyaspor’umuzun başı sağ olsun. Dün gece 02.00 sularında yaşanan elim kazada değerli futbolcumuz Josef Sural’ı kaybettik. Maalesef kafa travması, çökme kırıklıkları, kot kırıkları, alt ekstremitede kırıklıklar tespit edildi. Gerekli müdehaleleri yaptık, ameliyata aldık ama hipotermi şoktan hastamızı kurtaramadık. Araçta bulunan diğer sporcuların hayati tehlikesi yok. Ayakta bir kısmının tedavileri yapıldı. Küçük kırıklıklar var. Acil hayati tehlikesi olan bir şey değil, maalesef Süral’i kaybettik” dedi.

‘HIZLA MÜDAHALE ETTİK’

Alanya Anadolu Hastanesi Genel Müdürü Dr. Hasan Peksel, gece saatlerinde kötü bir haberle hastaneye geldiklerini söyledi. Peksel, şöyle dedi:

“Tüm spor camiasının gerçekten başı sağ olsun. Bir VIP araçta şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kanala sürüklenmesi sonucu bir futbolcunun araç dışına fırlaması ve ağır bir travma almasından dolayı ağır yaralandığı bilgisi geldi. Tabii ki yaralı sağlık ekipleri tarafından ambulansla bölgeye en yakın olmasından dolayı hastanemize getirildi. Diğer 6 futbolcunun çok hayati tehlikesi olacak bir durumu yoktu. Yalnız Josef Sural isimli Çek oyuncunun kafa, göğüs, bacak ve kol kemiklerinde çoklu kırıklar olduğu tespit edildi. Ekibimiz çok hızlı şekilde ameliyata alarak tedavisine başladı. Ancak iç kanaması da olan Sural’ın yapılan her türlü müdahaleye karşı cevap alamayınca sabaha karşı kaybettiğimizi öğrendik. Biz de hastane olarak çok üzgünüz. Zaten yıllardır Alanyaspor’un da sağlık sponsoruyuz. Böyle hazin olayla karşılaşmak bizi de çok üzdü.”

Sural’ın 2 çocuğu olduğunu aktaran Dr. Peksel, “Biri gördüğüm kadarıyla 7-8 yaşlarında diğeri de 2,5 aylık, maalesef ölüm haberini vermek bize düştü. Şu anda şoku atlatmaya çalışıyorlar. Tabii kabullenmesi zor bir konu. Allah’tan sabır diliyorum” diye konuştu.

ŞOFÖR GÖZALTINDA

Aracı kullanan E.A. ile yedek şoför ifadeleri için polis merkezine götürüldü. E.A.’nın ilk ifadesinde olayın şokuyla kazayı hatırlamadığını söylediği belirtildi. E.A.’nın işlemlerinin sürdüğü kaydedildi. Minibüste bulunan futbolcuların yakınları ile Aytemiz Alanyasporlu yöneticiler, teknik heyet ve futbolcular da kazayı haber alır almaz hastaneye geldi. Turuncu yeşilli takımın taraftarları da hastane önünde toplanırken, burada yoğun kalabalık oluştu.

ÇAVUŞOĞLU: ŞOFÖRLERİN UYUMASI SONUCU KAZA MEYDANA GELDİ

Aytemiz Alanyaspor Kulüp Başkanı Hasan Çavuşoğlu, kazaya ilişkin yaptığı ilk açıklamada, emniyetten aldıkları bilgiye göre, şoförün uyuyakaldığını söyledi. Çavuşoğlu, “Kayseri maçından sonra önümüzdeki hafta maçının pazartesi günü olması dolayısıyla maçtan önce futbolcularımıza ve teknik heyete 2 gün izin verilmişti. 7 futbolcumuz özel araç kiralamış. Alanya’dan giden özel araçtı. Onunla dönerken şehrin hemen girişinde maalesef araçta iki şoför olmasına rağmen ikisinin uyuması sonucu kaza meydana geldi” dedi.

‘BİR GÜMBÜRTÜYLE UYANDIK’

Kaza sırasında minibüste bulunan futbolcuların ise yöneticilere, “Bir gümbürtüyle uyandık. Tutunmaya çalıştık kaza olduğunu anlayınca. Araç durduğunda Josef Sural’ın olmadığını fark ettik. Dışarıda aramaya başladık. Steven Caulker buldu” dediği belirtildi.

OCAK AYINDA SÖZLEŞME İMZALADI

Çek futbolcu Josef Sural, 13 Ocak 2019 tarihinde Aytemiz Alanyaspor ile sözleşme imzaladı. Sparta Prag takımından gelen Josef Sural, turuncu yeşilli ekiple 1 yılı opsiyonlu 2,5 yıllık anlaşma yaptı. Josef Sural imza töreninde, “Uzun süren bir transfer çalışması oldu ama mutlu sona ulaştık. İki taraf için de hayırlı olsun. Burada olmaktan mutluyum. Takımın daha iyi yerlere gelmesi için hep birlikte mücadele edeceğiz. Alanya, ailemle birlikte yaşayabileceğim bir yer. Türkiye ligini de takip ediyordum. Burada futbol oynamanın ve yaşamanın ne kadar güzel olabileceğini düşündüğüm için Alanyaspor’u tercih ettim” demişti.

Profesyonel futbol yaşamına 2008 yılında Zbrojovka Brno takımında başlayan forvet oyuncusu Josef Sural, daha önce Slovan Liberec ve Sparta Prag takımlarında forma giydi. Sural, Süper Lig’de 9 maça çıktı. Çek futbolcu 23 Şubat 2019’da oynanan Kasımpaşa maçında 1 gol kaydetti. Ailesiyle birlikte Alanya’da yaşamını sürdüren Josef Sural’ın iki kızı bulunurken, bunlardan küçüğü yaklaşık 2, 5 ay önce Prag’da dünyaya geldi.

Diğer yandan Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Josef Sural’ın ölümü dolayısıyla sosyal medya hesaplarından başsağlığı mesajı yayımladı.

kronos
Devamını Oku »

Türkiye karanlık bölgeye giriyor | Harun Odabaşı

Türkiye seçimi arkasında bırakamadı. YSK’nın kararına kadar kesin bir şey söylemek doğru olmasa da İstanbul seçimlerinin tekrarlanacağı artık bir kulis bilgisi olmaktan çıkmışa benziyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 8 Nisan’da açıklayacağı içinde reform olmayan Reform Paketi’ni iki gün geciktirmesi ve paketin tıraşlandığı izlenimi üzerine AKP’nin bütün hesaplarını İstanbul seçimlerinin tekrarlanacağı üzerine revize ettiğini ifade etmiştik. Pakette çözüm bekleyen onca soruna rağmen acı reçeteye yer verilmemişti. Seçimin tekrarlanmasının ekonomik bir bedeli olacağı kadar dramatik demokrasi tarihçemize de ciddi bir çentik atılacak. Zira çelişkili kararlar veren YSK’nın güvenilirliği ve seçimlerin sıhhati şimdiden çok ciddi yara aldı. AKP 17 yıllık iktidarında en ciddi yenilgisini İstanbul’da aldı. Bu sürprizi sindirmekte zorlanıyor. Oy farkı Ankara’daki kadar büyük olmadığı için maçı çevirebileceğini düşünüyor. Farklı zamanlarda benzer itirazları hukuki ve etik açıdan çok problemli “atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü ile geçiştiren AKP, zararı kendisine dokununca masayı devirmekten çekinmiyor. Seçimler tekrarlanırsa ne olur? Ekonomik açıdan çok bir şey olmaz. En fazla piyasaların bekle gör politikası ve seçim ekonomisi bir süre daha devam eder. Yenilginin tekrarlanması ve farkın büyümesi durumunda AKP’nin kendi içindeki tartışma derinleşebilir. Ancak Türkiye’yi bekleyen daha büyük tehlikeler var ve bu tehlikelerin hiçbiri yenilenecek seçimle bir korelasyona sahip değil.

Yıkım etkisinin tam kestirilemediği en önemli konu Rusya’dan alınacak S-400 Savunma Sistemi’nin akıbeti gözüküyor. ABD’nin sürekli sertleşen tehditlerine rağmen hükümet S-400 füzelerini alma iradesinde pozisyonunu koruyor. Denebilir ki ABD ve Türkiye tutumlarında o kadar ileri gittiler ki geri manevra yapma kabiliyetleri çok azaldı. ABD, Anadolu’ya S400 füzelerinin yerleştirilmesini NATO için tehdit olarak görüyor. Türkiye’nin uluslararası sistemdeki konumunu sıfırdan yeniden tanımlamayı gerektirebilecek ölçüde bir kırılma noktası. ABD ile ters düştüğümüz ikinci konu İran’a uygulanan ambargo. ABD yaptırımları derinleştirirken Türkiye bu yaptırımları fazla buluyor ve tanımayacağını söylüyor. Eğer diplomasinin ara formül arayışı İran’a uygulanan ambargo konusunda sonuçsuz kalırsa buradan Türkiye’ye çok ciddi ekonomik yaptırımlar gelebilir. Yani büyük fotoğrafta Türkiye’nin eksen değiştirmesi tehlikesi var.

Ülke özellikle 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonunun ardından dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın manevrasıyla tek parti ve tek adam rejimine dönüştü. Avrupa Birliği raporlarına da yansıyan ölçekte yargı bağımsızlığı elden gitti. AKP’nin AB sürecini savsaklaması ve yapılan uyarıları dikkate almaması sonucunda Türkiye’nin AB ile yürüttüğü müzakere süreci askıya alındı. Yani AKP’nin yüzünü Batı’dan Avrasya’ya döndürdüğü izlenimi ete kemiğe büründüren sayısız gelişmeler yaşandı. Erdoğan’ın dünyanın en zengin bölgesinden çıkıp en fakir bölgesine eklemlenme arzusunu ara sıra ve açık bir şekilde dile getirdiği de vakidir. Şimdi S400 ve İran Ambargosu üzerinden NATO’dan boşanma ve Şangay İşbirliği Örgütü ile evlenme merasimi yapılabilir mi? Bekleyip göreceğiz. Ancak Türkiye ekonomisindeki göstergelerin istikrarsızlaştığı bir dönemde dış politikadaki sapmanın ekonomiye etkisinin yüksek olacağını söylemek bir kehanet değil. Hatta bu etki diğer faktörlerle birleştiğinde çarpan etkisi yapabilir. Nedir bu diğer faktörler? Artan işsizlik, anormal fiyat artışları, azalan döviz rezervleri, küçülen ekonomi, konkordatolar, hukuk sisteminin çöküşü vb… Bu başlıklardan her biri tek başına kriz sebebi iken bütün göstergelerin bozulmuş olması ürkütücü. Yakın durduğum en ağır senaryo şöyle: Türkiye’nin yaşaması muhtemel ekonomik ve siyasi kriz 2001 ekonomik krizi ile değil 1929 Büyük Buhranı ile kıyaslanabilir. İşte o zaman ne İstanbul seçimlerini hangi partinin aldığının bir önemi kalır, ne de AK Parti diye bir parti. Tabi ki Erdoğan’ın bu zamana kadar uzatmayı başardığı siyasi ömrünü bu ortamda bile sürdürmesini sağlayacak şapkasından çıkaracağı bir tavşanı yoksa!



HARUN ODABAŞI
Yazının Kaynağı: HARUN ODABAŞI – kronos news https://kronos23.news/tr/turkiye-karanlik-bolgeye-giriyor/
Devamını Oku »

Açlık Grevi, ölüm orucu olarak devam edecek

Cezaevindeki tutuklular ve Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin sonlanması için açlık grevini ölüm orucuna dönüştürüyor. 135 gündür açlık grevinin sürdüğü cezaevindeki PKK’li mahpuslar, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kırılması amacıyla başlattıkları açlık grevini, 30 Nisan’dan itibaren “ölüm orucuna” çevirecek.

ÖLÜM ORUCUNA GİRECEKLERİN İSİMLERİ AÇIKLANDI

Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği habere göre, tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya, “açlık grevi eyleminin 14 Temmuz çizgisi ekseninde kararlıkla süreceğini” açıkladı.

Ölüm orucuna girecek tutukluların isimleri şöyle:

Bakırköy Kadın Kapalı Zindanı: Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek.

Gebze Kadın Kapalı Zindanı: Ardıl Çeşme, Aslı Doğan.

Van Yüksek Güvenlikli Zindanı: Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Çelik.

Amed D Tipi Zindanı: Engin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, A. Haluk Kaplan, Ferhat Turgay.”

kronos
Devamını Oku »

Casusluktan tutuklu Kaşıkçı cinayeti zanlısı cezaevinde ‘intihar etti’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:

“Cumhuriyet başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında ‘Uluslararası Casusluk Yapma’, ‘Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Temin Etme’ suçlarından Zakı Y.M. Hasan, İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nce 19 Nisan 2019’da tutuklanmıştır. Tutuklu  Zakı Y.M. Hasan’ın Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kaldığı tek kişilik orasında cezaevi görevlileri tarafından dün saat 08.16’da sabah sayımı alınmış, tutuklu yiyecek dağıtımı esnasında saat 10.22’de kaldığı tek kişilik odaya gelindiğinde Zakı Y.M. Hasan’ın banyo kapısında asılı olduğu nöbetçi infaz koruma memuru tarafından görülmüş ve hemen durumundan yetkililer haberdar edilmiştir. Olayla ilgili adli soruşturma başlatılmış olup, adli muayene ve otopsi işlemleri İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılmıştır”

 

kronos
Devamını Oku »

Alanyaspor’un acısı paylaşıldı, maçlar öncesi saygı duruşu yapılacak

Aytemiz Alanyaspor’un, Kayserispor deplasmanından özel bir araçla dönen oyuncularının yaptığı kaza spor camiasında büyük bir üzüntüye neden oldu. Geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybeden Aytemiz Alanyasporlu futbolcu Josef Sural için profesyonel liglerdeki maçlar öncesinde saygı duruşu yapılmasına karar verildi.

Türkiye Futbol Federasyonunun internet sitesinden yapılan açıklamada, 29 Nisan-6 Mayıs tarihlerinde profesyonel liglerde oynanacak müsabakalar öncesinde saygı duruşunda bulunulacağı bildirildi.

KULÜPLER YALNIZ BIRAKMADI

Alanyaspor’un acısını tüm spor kamuoyu da paylaştı. Baş sağlığı mesajları peş peşe geldi. Süper Lig kulüpleri dışında her spor branşından üzüntüler Alanyaspor’a iletildi. Sporcular da sosyal medya hesaplarından bu acıyı paylaştı.

Fenerbahçe: Kayseri deplasmanı dönüşü Aytemiz Alanyasporlu futbolcuları taşıyan minibüsün yaptığı kaza sonucu hayatını kaybeden Josef Sural’a Allah’tan rahmet; Alanyaspor camiasına ve Josef Sural’ın ailesine başsağlığı, yaralı futbolculara acil şifalar dileriz.

Trabzonspor: Kayseri deplasman dönüşünde Alanyaspor futbolcularını taşıyan aracın kaza yapması nedeniyle Josef Sural’ın hayatını kaybettiğini, 6 futbolcunun yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrendik. Futbolcunun ailesine ve Alanyaspor camiasına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileriz.

Galatasaray: Kayseri deplasmanı dönüşünde Alanyasporlu futbolcuları taşıyan aracın yaptığı kazada Çek futbolcu Josef Sural’ın hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Ailesine, sevenlerine ve Alanyaspor camiasına başsağlığı, yaralı futbolculara acil şifalar dileriz.

Beşiktaş: Alanyasporlu futbolcuları taşıyan özel minibüsün devrilmesi sonucu Josef Sural’ın vefat ettiğini, altı futbolcunun yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Sural’ın ailesi ile Alanyaspor camiasına başsağlığı, yaralı futbolculara acil şifalar dileriz

Burak Yılmaz: Başımız sağolsun. Alanyaspor’a ve yaralı futbolcu arkadaşlarımıza geçmiş olsun,Allah’ım hepimize sabır versin.

Arda Turan: Çok büyük acı. Başta Josef Sural’ın ailesi olmak üzere, Alanyaspor ve tüm futbol camiamızın başı sağolsun. Yaralı arkadaşlarımıza geçmiş olsun

medyabold
Devamını Oku »

Ekonomik güven endeksi gerilemeye devam ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, ekonomik güven endeksi geçtiğimiz aya göre 3,4 puan artarak Nisan ayında 84,7’ye yükseldi. Ekonomik güven endeksi geçtiğimiz Nisan 2018’de ise 99,9 olarak gerçekleşmişti.

100’DEN BÜYÜK OLDUĞUNDA İYİMSER

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Ekonomik güven endeksindeki artış, tüketici, reel kesim (imalat sanayi) ve hizmet sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklandı.

İNŞAAT SEKTÖRÜ GÜVEN ENDEKSİ 53,9’A GERİLEDİ

Nisan ayında tüketici güven endeksi 63,5’e, reel kesim güven endeksi 100’e, hizmet sektörü güven endeksi 83,1’e yükselirken, inşaat sektörü güven endeksi 53,9’a ve perakende ticaret güven endeksi 90,6’ya geriledi.

 

 

 

kronos
Devamını Oku »

Binali Yıldırım Kızılcahamam’a davet bile edilmiş

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), AK Parti ve MHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine yaptığı itirazı bu hafta karara bağlaması bekleniyor. Gözler ve kulaklar YSK’ye çevrilmişken, Cumhur İttifakı’nın AK Partili adayı Binali Yıldırım’ın dün yaptığı açıklamalar dikkat çekti.

Habertürk yazarı Sevilay Yılman, Yıldırım’a dünkü açıklamalarını ve AKP’nin Kızılcahamam kampında neden olmadığını sordu. Yılman’ın ‘Binali Yıldırım Kızılcahamam’da neden yoktu‘ başlıklı yazısı özetle şöyle:

‘NE HİKMETSE KAYBEDEN TARAFIN OYU ARTIYOR’

(Binali Yıldırım) Diyor ki: “Şu anda devam eden bir hukuki süreç var. YSK’nın ne karar vereceğini ne ben biliyorum ne de siz! Bir de benim bir fıtratım var biliyorsunuz. Ben bu sürecin bir öznesi olarak; ‘Binali Yıldırım yargıyı etkilemeye çalışıyor’ gibi bir algının oluşmasını istemediğimden kenarda sakin bir biçimde Yüksek Seçim Kurulu’nun kararını bekliyorum.

….Benim dediğim şuydu orada; ‘Birbirine eşit oy almış iki aday var. Ve bu oyların sadece ve sadece % 10’u sayılıyor ve 850 bin oya tekabül eden bu oylarda 15 bin oy ne hikmetse kaybeden tarafa yani bizim lehimize yeniden kazanılmış oluyor.

‘BU SEÇİMDE YEREL SİYASET DEĞİL GENEL SİYASET ETKİLİ OLDU’

… Yıldırım’a dünkü açıklamasında dikkat çeken; “Bu seçimin kendi sosyolojisi vardı, kendi şartları vardı. Onun içinde değerlendirilmesi lazım. Seçimde adaylar yarışmadı bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti, biri kazandı diye değerlendirmek de çok sağlıklı olmaz!” ifadeleriyle de ne demek istediğini sordum.

Çünkü bu ifadeleri nedeniyle de kamuoyunda; “Binali Yıldırım seçimin kaybedeninin aslında kendisi, şahsı olmadığını, kaybedenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları olduğunu söylüyor” yorumları yapıldı.

Buna da şu yanıtı verdi Yıldırım: “Yanlış bir bakış açısı. Demek istediğim şu: Biz 31 Mart’ı yerelde tutamadık! Bu seçimde yerel siyasetteki etmenler değil, genel siyasetteki etmenler etkili oldu. Seçmen yerel değerlendirmelerden yola çıkıp oy kullanmadı 31 Mart’ta… Genel politikalara bakarak, ittifaklar etrafında toplanarak oy kullandı ve bu da tabii sonuçları çok etkiledi!

‘KAMPA DAVET BİLE EDİLMEMİŞ’

En çok merak edilen bir diğer konu da Kızılcahamam Kampı idi. Ve bunun üzerine de mesela 31 Mart seçimleri tartışmaları dolayısıyla partisiyle arasında bir soğukluk olduğundan Yıldırım’ın kendisinin kampa gitmediği filan yazılıp çizildi.

O yorum da kesinlikle doğru değil. Çünkü Binali Yıldırım Kızılcahamam Kampı’na davet bile edilmemiş. Sanıyorum kampa davet edilenler arasında sadece belediye başkanları, il başkanları ve MKYK üyeleri olmuş. Malumunuz Binali Bey pozisyonu gereği şu anda sade bir milletvekili olduğundan ona davet yapılmamış.

Açıkçası ben bunu duyunca çok şaşırdım. Ve kendisine de söyledim.

 

kronos
Devamını Oku »

Beşiktaş maçında çocuk istismarları böyle protesto edildi

Beşiktaş ile Ankaragücülü futbolcular ve tribündeki seyirciler başlama vuruşunun ardından bir dakika hareketsiz ve sessiz kalarak artan çocuk istismarlarını protesto etti. Daha sonra stat çocuklara uzanan eller kırılsın sloganlarıyla inledi.

Dün geceki Beşiktaş Ankaragücü maçında hakemin düdüğünün ardından başlama vuruşu yapan futbolcular daha sonra bir dakika hareketsiz bekledi. Futbolculara sessiz bekleyiş ile seyircilerde katıldı. Bir dakikanın ardından maçın başlamasıyla tribünler hep bir ağızdan ‘çocuklara uzanan eller kırılsın’ tezahüratlarıyla inledi. Stattaki bütün reklam panolarından çocuk istismarına karşı ‘uyuma çocuklar sahip çık’ mesajları paylaşıldı.

medyabold
Devamını Oku »

Dolar/TL seçimden beri aralıksız yükseliyor

Merkez Bankası’nın söylem değişikliğiyle geçen hafta 5.98’e kadar yükselen dolar/TL, yeni haftaya da yükselişle başladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen haftaki toplantısında faizlerde değişiklik yapmazken para politikası metninden ek sıkılaştırma ifadesini çıkarttı, bu da faiz indirimi beklentisini gündeme getirdi. Dolar/TL kuru bu söylem değişikliğiyle 5.89’dan 6 sınırına dayandı.

Kur yeni haftaya da yüzde 0.3 artışla 5.95 civarında başladı. Euro/TL 6.66’da, sepet kur da 6.30’da seyrediyor.

GOLDMAN SACHS: DOLAR/TL GELECEK 12 AYDA 7’YE YÜKSELEBİLİR

Goldman Sachs, Türk lirasının önümüzdeki 12 aylık dönemde dolar karşısında yüzde 15 değer kaybedebileceği tahmininde bulundu. Kurum, dolar/tl kurunun önümüzdeki 6 ayda 6.5, 12 ayda ise 7 seviyesine yükselebileceğini öngördü.

Bu hafta yurt içinde nisan ayı enflasyon rakamı önemli olacak.

Yarın da enflasyon raporu takip edilecek. Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın bu toplantıdaki konuşmasında son birkaç haftadır tartışılan rezervlere dair açıklama yapıp yapmayacağı da piyasa tarafından takip edilecek.

Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul’daki seçim sonuçlarına dair bu hafta vermesi beklenen karar da piyasaların önemli gündem maddeleri arasında.

Dışarıda ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı Çarşamba günü açıklanacak. Faizlerde bir değişiklik beklenmiyor. Cuma günü de nisan ayı tarım dışı istihdam verisi izlenecek.

Ata Yatırım Direktörü Cem Tözge, Bloomberg HT’ye yaptığı değerlendirmede, “Seçim belirsizliği gibi içsel problemler devam ediyor. TL’de kırılganlık sürebilir. 5.90 üzerinde kaldıkça 6 seviyesini test etme olasılığı yüksek” ifadelerini kullandı.

Borsa geçen haftayı yüzde 2’nin üzerinde düşüşle tamamladı. Dolar, TL karşısında yükseldi ve böylece 4. haftayı da primle tamamladı.

2 yıllık ve 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yükseldi. 5 yıllık CDS primi ise 25 baz puan yükselişle 450 baz puandan tamamladı.

medyabold
Devamını Oku »

Goldman Sachs: Dolar/TL gelecek 6 ay içinde 6.5, 12 ayda ise 7’ye yükselebilir

Goldman Sachs, Türk lirasının önümüzdeki 12 aylık dönemde dolar karşısında yüzde 15 değer kaybedebileceği, kurun 6 ay içinde 6.5, 12 ayda ise 7 seviyesine yükselebileceği tahmininde bulundu.

Goldman, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk lirasına desteği güçlendirmekten uzak hareketinin muhtemelen lirayı en son 2018 ortasındaki kriz sırasında görülen seviyelere gönderebileceğini belirtti.

Zach Pandl başkanlığındaki Goldman stratejistleri, 26 Nisan tarihli notta, “Merkez Bankası’nın geçen hafta toplantı sonrası açıklamasından ‘ihtiyaç duyulduğunda ek sıkılaştırmaya gidileceği’ söylemini çıkarması hem faiz indirimlerine hem de para biriminin daha da değer yitirmesine kapı açtı” dedi.

Goldman, TL’nin dolar karşısında gelecek 6 ayda 6.5, 12 ayda ise 7 seviyesine çıkabileceği ve böylelikle önümüzdeki 1 yıllık dönemde yüzde 15 değer kaybedebileceği tahmininde bulundu.

Goldman ekonomistleri Murat Unur ve Clemens Grafe, 25 Nisan tarihli ayrı bir notta, “Faizler, döviz mevduatlarının bankacılık sistemindeki paylarının artışında görüldüğü üzere, Türk lirasına güvenin yeniden tesis edilmesine yetecek denli yüksek değil.

TCMB’nin TL’ye istikrar kazandırabilmek için adım atması gerekecek. Tasarruf sahipleri, mevduatlarında Türk lirasının payını artırmada istekli olabilmeleri için daha fazla risk primine ihtiyaç duyacaklar” ifadelerini kullandı.

Ekonomistler, düşük seviyede ve düşen döviz rezervlerinin muhtemelen TL’ye güveni daha da düşürebileceğini sözlerine ekledi.

medyabold
Devamını Oku »

AKP medyası, Erdoğan’ın ‘seçim tekrarı’ planını sızdırdı

İstanbul seçimleriyle ilgili nihai kararın ne olacağı merak konusu olurken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, partisinin Kızılcahamam kampında verdiği mesajlar, seçimlerin tekrarlanacağına işaret olarak yorumlanıyor.

İktidara yakın gazetelerden Türkiye gazetesinde yer alan kulis haber de bunu doğrular nitelikte… Erdoğan’ın, teşkilatlarına, “YSK henüz kararını vermedi. YSK’nın her türlü kararı kabulümüzdür. Sizler yine de her an seçim olacakmış gibi çalışmalarınızı sürdürün” dediği belirtiliyor.

2020’YE KADAR SIFIRDAN PROJE YAPMAYIN

Haberde aktarılana göre, basına kapalı yapılan toplantılarda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve AKP Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Özhaseki ile Çiğdem Karaaslan sunumlar yaparak belediye başkanlarının taleplerini dinledi. Yapılan sunumlarda özellikle yeni belediye başkanlarına yeni yapacakları harcamalara dikkat etmeleri ve yeni borçlanma yapmamaları konusunda uyarılarda bulunuldu. Başkanlara özellikle 2020 yılına kadar sıfırdan projelerin yapılmaması istendi.

ÖNCELİKLE YÜZDE 70’İ TAMAMLANMIŞ PROJELERİ BİTİRİN

Haberde, “Bitirilemeyen çok proje var. Uzayan, tamamlanmayan projeler tepki çekiyor. Sıfırdan proje yapmayın. Yüzde 40’ı yapılan projeleri dondurun, yüzde 70 ve fazlası yapıldıysa öncelikle bu projeleri bitirin” talimatı verildiği de kulisler arasında. Öte yandan AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, yaptığı sunumda dört yerel seçimin kıyaslamasını yaptı.

CUMHUR İTTİFAKI HÜSNÜ KABUL GÖRDÜ

Seçimlere yönelik değerlendirme de yapan Özhaseki’nin, “İttifaklar yarışında karşı tarafta görünen dört benzemez partinin birçok il ve ilçede bir araya gelmesine rağmen AK Parti’nin MHP ile yaptığı Cumhur İttifakı bazı aksamalara rağmen genel itibariyle hüsn-ü kabul gördü ve başarılı oldu. Cumhur İttifakı bu seçimde açık ara birinci olmuştur” ifadelerini kullandı.

47 BELEDİYE HDP’DEN ALINDI

Beka meselesinin toplum nezdinde karşılık bulduğunun altını çizen Özhaseki “Doğu ve Güneydoğu’da güvenlik tam anlamıyla sağlandı. Teröristlerin yakıp yıktığı yerlerde, devlet eliyle zararlar giderildi. Vatandaşlar partiye yöneldi ve toplamda 47 belediye HDP’den alındı” dediği aktarılıyor.

Erdogan, krizden “dış güçler”i sorumlu tutmaya devam etti: Ekonomik teröre teslim olmayacağız

medyabold
Devamını Oku »

40 ilde teşkilatlanan muhalifler Erdoğan’ın kendilerini ihraç etmesini bekliyor

AKP içerisindeki muhaliflerin 40 il ve 3 büyükşehirde teşiklatlanmasını tamamlandığını ileri süren Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, harekete geçmek için Erdoğan’ın kendilerini ihraç etmesini beklediklerini iddia etti.

Takan, AKP’den çıkacak yeni partiyle ilgili kulis bilgiler aktarmaya devam ediyor.

2. ADAMLIK İÇİN İÇERİDE PATIRDI ÇIKTI

Takan’ın yazısında yeni partinin Davutoğlu’nun yayınladığı uzun deklarasyonla ete kemiğe büründüğünü dile getirdi. Takan yeni parti kurulmadan içeride patırtılar çıktığını ifade ederek, “2’nci adamlık ve vitrinde en önlerde yer alma konusunda. İçişleri eski Bakanı ve çözüm sürecinin mimarlarından Beşir Atalay kendisinin 2’nci ve güçlü adam rolünde olması için bastırıyor. Fakat büyük de tepki alıyor. Kurucu isimler de 3 aşağı 5 yukarı tahmin edebileceğiniz ünlü AKP’li simalar. Bir de üst düzey eski bir yargı üyesi” dedi.

HUKUK DİBE VURDU EKONOMİ PERİŞAN OLDU

Takan, Abdullah Gül’ün yakın çalışma arkadaşı Ali Babacan’ın İngiltere’den döndükten sonra ayağının tozu ile kapalı devre toplantılar gerçekleştirdiğini hatırlatarak, “Neler söylüyor?.. Toplantılara katılan bir dostum anlattı; “Aşağı yukarı kamuoyunda bilinen şeyler. Ali bey diyor ki; ‘hukuk dibe vurdu. Hukuk dibe vurunca ülke ekonomisi perişan oldu. Korku toplumu oluşturuldu. Kalitesiz işler yaptılar ve hâlâ yapıyorlar. Hatalı adamlarla çalıştılar. Çözemeyeceğimiz problemimiz yok’. Babacan’ı bu sefer çok kararlı gördüm. Ancak asıl olan çerçeve Ahmet Davutoğlu’nun yayınladığı deklarasyon. Orada her şey anlatıldı.”

BABACAN VE ŞİMŞEK’İN DÜNYADA KARŞILIĞI VAR

Takan, Davutoğlu’nun yakın çevresinden bir kaynağının anlattıklarını da yazısında aktardı: “Biz hareket olarak deklarasyonumuzu yayınladık bekliyoruz. Bundan sonrası gelişmelere bağlı, yani öncelikle AKP içinden ve saraydan gelecek tepkiler önemli. Ahmet Davutoğlu’nu hepimiz herkes çok sever. Davutoğlu, aynı zamanda iyi bir ekonomisttir. Ali Babacan, Mehmet Şimşek gibi arkadaşlarımız, dünyada, ekonomide karşılığı olan insanlar. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik sorunları var. Bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Bu sorunlar nasıl çözülecek diyorsanız o da anayasanın ilk 4 maddesi ve yine üniter yapı içinde çözülecektir.”

HER KESİMLİ GÖRÜŞÜYORUZ

Takan şunları aktardı: “Türkiye’nin refahı için herkesle görüşüyoruz. Bu ülkücü olmuş, ulusalcı olmuş, milliyetçi olmuş, solcu olmuş hiç fark etmez. Türkiye’nin sorunları çözülmesi gerekir.Bu noktada bizim dikkat ettiğimiz husus; öncelikle AKP’den nasıl bir tepki gelecek?.. Bu deklarasyonu benimseyecekler mi, yoksa başka bir tepki mi verecekler?.. Bunlar elbette hassas ve önemli konular. Saraydan gelecek tepki de önemlidir. Bu noktada Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yanlış olduğunu parti disiplini içinde hiçbir şekilde parti disiplininden ayrılmadan söyledik. Nasıl bir karşılık olacak? Bu önemli.”

SARAYDAN GELECEK TEPKİ KOPUŞ GEREKÇESİ OLACAK

Takan, “Biraz karmaşık gelmiş olabilir. Kaynağımızın söylediğini tercüme etmeye çalışayım. Demek istiyorlar ki, biz deklarasyonu açıkladık. R. Erdoğan bizi partiden resmen atarsa, partimizin resmi kuruluşu için hemen harekete geçeceğiz. Bu olmazsa, saray veya çevresinden gelecek büyük hareket AKP’den kopuş için gerekçe olacak!..”

TOPBAŞ VE GÖKÇEK’LERE ŞUT ÇEKİLDİ

Takan, “Tam bu noktada ezber bozma cinsinden olacak bir izlenimimi paylaşmak isterim. Hatırlar mısınız? Ortada fol yok yumurta yokken, bu fakir gazeteci, başta İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanları ve bazı il başkanları olmak üzere olacak operasyonları yazmış, görevden alınmalar olacak demişti. Belki o günlerde sizlerde pek ihtimal vermemiştiniz. Hatta, havuz medyasının bazı kalemşorları, nayır, nolomaz diye hakaretlere varan cümlelerle bu yazılanların yalan olduğunu iddia etmişti. Sonra ne olmuştu?.. Metal yorgunluğu hikâyesi çıktı ortaya. Ne kadir Topbaşlara ne Melih Gökçelere şut çekildi” dedi.

AKP ERDOĞAN ELİYLE TASFİYE Mİ EDİLİYOR?

Takan yazısını şu ifadelerle noktaladı: “Türkiye İttifakı çağrısı ile birlikte başta Sabah Gazetesi olmak üzere bir yerlerden dışarıya yansıtılan tepkileri ilgi ile takip ediyorum. SETA’cılar olmak üzere Sabah gazetesinin bazı yazarları hop hop hopluyorlar!.. Büyük telaş içindeler… Sabah gazetesinin kime ait olduğunu herhalde tekrar belirtmeme gerek yok!..Ne dersiniz?. Yoksa, AKP, bizzat R. Erdoğan’ın eli ile tasfiye mi ediliyor? Ben derim ki; bu devlet sahipsiz değil!..

Ahmet Takan: AKP içinden 30 vekil Haziran ayında istifa edecek

medyabold
Devamını Oku »

Kılıçdaroğlu’nun annesine ve mezhebine küfreden doktor kovuldu

Linç girişimine uğrayan Kılıçdaroğlu’na ve 88 yaşında vefat eden annesine sosyal medya hesabından küfür eden ve mezhebi üzerinden ırkçı paylaşımlar yapan doktor Mahmut Arslan, çalıştığı özel hastaneden kovuldu.

Trabzon’da Medical Park Hastanesinde çalışan Doktor Mahmut Arslan linç girişimi sonrası sosyal medya hesabından “Kızılbaşı niye mi yumrukladı, anasını ….. dua etsin” diye paylaşım yapmış ve yine sosyal medyada büyük tepki toplamıştı.

Tepkiler #MedicalParkBoykot etiketiyle sosyal medyada yer alırken, Hastanenin yönetim kurulu başkanı Muharrem Usta aynı etikete yaptığı paylaşımla doktor Arslan’ın kovulduğunu söyledi.

Usta’nın paylaşımı şöyle: ‘Ayrıştırıcı, saldırgan ve ağır hakaret içeren bu söylemin ülkemizin barış iklimine ağır bir darbe vuracağı muhakkaktır. Fay hatlarıyla oynayanlar bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır. İnsan Kaynakları birimimiz konuyla ilgili kişinin savunmasını alarak hukuk birimimize aktarmıştır. Kurum içi yaptığımız değerlendirme sonucu ilgili kişinin işine son verilmişti.’ dedi.

medyabold
Devamını Oku »

İBB imar kadar ne deprem ne kadın raporlarını görüşmüş

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak, İBB Meclisi’ne gelen ve komisyonlarda görüşülen teklif raporlarını inceledi. Haberde aktarılana göre; görüşülen 8 bin 470 imar teklifinden 2 bin 363 tanesinin tartışma yarattı ve CHP’nin ret oylarına karşın meclisten geçti.

İBB KOMİSYONLARI GEÇEN 4 YILDA NASIL ÇALIŞTI?

Buna karşın İstanbul’un öncelikli sorunlarından biri olan ulaşımı konuşan Ulaşım ve Trafik Komisyonu, bu sürede bin 93 rapor görüştü. Engelsiz Hayat Komisyonu’nda sadece 55 rapor görüşülürken yılan hikâyesine dönen İstanbul’un deprem sorununu görüşen Deprem ve Doğal Afet Komisyonu’na ise sadece 70 rapor gitmiş. AKP’ye yakınlığıyla bilinen vakıflara verilen bedelsiz taşınmazlara ilişkin tekliflerin de gittiği Hukuk Komisyonu’nda ise bin 11 teklif görüşülmüş. 5 yılda Eğitim Komisyonu’na ise 361 dosya gitmiş.

‘AİLE VE ÇOCUK KOMİSYON’UNDA SADECE 45 DOSYA’

İBB Meclisi’nde nisan ayı oturumlarında CHP tarafından verilen Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu kurulması teklifleri oy çokluğuyla reddedilmişti. AKP bu konuların zaten 2 komisyonda görüşüldüğünü savunmuştu. Çok konuşulan ve AKP’li meclis üyelerinin bahsettiği Kadın, Aile ve Çocuk Komisyonu’na 45, Sosyal Hizmetler Komisyonu’na ise 156 dosya gitmiş.

DERNEK VE VAKIFLARA 592 BİN 858 LİRA HARCANMIŞ

İBB tarafından hazırlanan STK-Okul-Yurt Faaliyeti Raporu’na göre dindar dernek ve vakıflar ile okullara İBB tarafından toplam 847 milyon 592 bin 858 lira harcandığı ortaya çıkmıştı. Rapordaki çarpıcı veriler şöyle:

TÜRGEV’e 4 bina kiralandı, 6 milyon 137 bin 884 TL’lik tahsis yapıldı. 2014 ile 2018 yılları arasında ise 8 milyon 20 bin 808 TL’lik¬ kiralama bedeli ödendi.
Ensar Vakfı’na 7 bina kiralandı, 12 milyon 603 bin 224 TL’lik kira tahsisi yapıldı.
TÜGVA’ya 10 bina kiralandı, 5 milyon 993 bin 775 TL harcandı.
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 2018 yılında 5 bina kiralandı, 3 milyon 35 bin 472 TL’lik tahsis yapıldı. 2014-2018 yılları arasında yapılan kiralama bedeli 8 milyon 380 bin 931 TL’yi buldu.
Asitane Vakfı’na 2018’de Fatih’teki bir bina için 412 bin 920 ¬TL kira tahsisi yapıldı. Son 4 yılda ise 1 milyon 302 bin 74 TL’lik kiralama bedeli ödendi.
Daru’l-Fünun İlahiyat Vakfı’na 2018’de Fatih’teki bina için 272 bin 682 TL’lik tahsis yapıldı. 2014 ila 2018 yılları arasında ise 851 bin 666 TL ¬ kiralama bedeli ödendi.

İBB’NİN DESTEKLEDİĞİ DİĞER VAKIFLAR…

İBB’nin 15 milyon TL’yi aşkın destek verdiği diğer vakıflar ise raporda şöyle sıralandı:
İHH-İnsani Yardım Vakfı, İsmailağa Vakfı, Gülistan Kuran Kursu, Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği, Kadın ve Demokrasi Derneği, Fatih’in Nesli Gençlik ve Eğitim Derneği, İstanbul Din Görevlileri Derneği, İlim Hizmet Araştırma Vakfı, Vakt-i Kıraat Derneği, Yedi Hilal Derneği.

kronos
Devamını Oku »

28 Nisan 2019 Pazar

‘Rıza Sarraf’a ne oldu?’ sorusu yanıtlandı

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını deldiği iddiasıyla 2016 yılının Mart ayında Miami’de tutuklanan Rıza Sarraf’ın New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesinde devam eden yargı sürecinde tam üç yıl geride kaldı.

Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre; can güvenliği nedeniyle New York’ta birçok cezaevi değiştiren Rıza Sarraf’ın, Türk medyasında yer alan çeşitli haberlere göre serbest bırakıldığı ve eşi Ebru Gündeş ile görüştüğü iddia edilmişti.

Ancak New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut, “Rıza Sarraf New York civarında ismi açıklanmayan bir cezaevinde hala tutuklu” diye konuştu.

Rıza Sarraf davasını yakından takip eden Akbulut, VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun “Rıza Sarraf nerede?” sorusunu yanıtladı.

‘CEZAEVİNDEN HİÇ ÇIKAMAMIŞ’

Avukat Akbulut, “Hiç bir zaman cezaevi dışına çıkmamış. Kaynaklarım, Türk medyasında Sarraf’ın dışarda olduğu yönünde yer alan haberlerin asılsız olduğunu belirterek, ‘Eşi Ebru Gündeş’in hamile olduğunu bile iddia ettiler. Rıza Sarraf, eşi Ebru Gündeş’le New York’a geldiği zaman sadece cezaevinde görüştü’ dediler. Böyle bir serbest kalma durumunun Amerikan adalet sisteminde imkansız bir şey olduğunu belirttiler” diye konuştu.

‘HANGİ CEZAEVİNDE OLDUĞU GİZLİ TUTULUYOR’

Akbulut, kaynaklarından Rıza Sarraf’ın hangi cezaevinde tutulduğu yönünde bir cevap alamadığını belirterek, “Bu yönde mahkemenin Sarraf’ın can güvenliğinin korunması için bir gizlilik kararı varmış. Yargı süreciyle ilgili son gelişmeleri de sorduğum zaman yargı sürecinin halen devam ettiğini ancak Sarraf’ın alacağı hapis cezasının verileceği karar duruşması konusunda mahkemenin pek de aceleci olmadığını ifade ettiler” dedi.

kronos
Devamını Oku »

Alanyasporlu futbolcuları taşıyan minibüs kaza yaptı Josef Sural hayatını kaybetti

Kayseri deplasmanından Alanya’ya dönen Aytemiz Alanyasporlu futbolcuları taşıyan özel minibüs Alanya yakınlarında kaza yaptı. Minibüsteki 7 si futbolcu 9 kişiden 6’si yaralanırken, Çek futbolcu Josef Sural hayatını kaybetti. Yaralıların 6 ‘sı da futbolcu.

Kayserispor maçının ardından futbolcular Steven Caulker, Djalma Campos, Wanderson Baiano, Papiss Demba Cisse, Isaac Sackey, Welinton Souza ve Josef Sural kiraladıkları minibüsle takımdan ayrı olarak dönüşe geçti. Kayseri’den bir firmadan kiralandığı belirtilen minibüs saat 02.30 sıralarında Alanya´ya bağlı Dinek mevkii yakınlarında sürücüsünün kontrolünden çıkarak yol kenarındaki su kanalına devrildi.

Kazada futbolculardan Josef Sural başını çarparak ağır yaralanırken, Welinton Souza ve Isaac Sackey ise hafif şekilde yaralandı. Diğer futbolcular ve 2 sürücü ise kazayı yara almadan atlattı. Kazanın ardından olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahale ettiği yaralı futbolcular ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Futbolcuların yakınları ile Alanyasporlu yöneticiler, teknik heyet ve futbolcular da kazanın ardından hastaneye geldi. Sağlık durumu kritik olan, kafasından darbe aldığı ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu belirlenen Josef Sural ise ameliyata alındı. Josef Sural’ın kısa süre önce doğum yapan eşi de haberi alıp, hastaneye geldi. Isaac Sackey’nin kolunda çatlak, Welinton Souza’nın ise kafasında şişlik oluştuğu belirtildi.

Kazanın ardından minibüsün 2 sürücüsü ifadesinin alınması için polis merkezine götürüldü. Sürücülerden birinin ifadesinde olayın şokuyla kazayı hatırlamadığını söylediği belirtildi.

Alanyaspor’dan yapılan açıklamada “Kayseri deplasmanı dönüşü 7 futbolcumuzu taşıyan özel minibüsün yaptığı kazada ağır yaralanan Çek futbolcumuz Josef Sural Alanya Özel Anadolu Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Başımız sağolsun” denildi.

medyabold
Devamını Oku »

Sri Lanka’da yüzü örten kıyafetler yasaklandı!

İç savaşın sona erdiği 2009’dan bu yana yaşanan en büyük saldırılara sahne olan Sri Lanka’da, olağanüstü hal (OHAL) kapsamında yapılan düzenlemelerle yüzü kapatan tüm kıyafetlerin yasaklandığı duyuruldu.

SALDIRGANLARIN BURKA GİYEREK KAÇTIĞI İDDİA EDİLİYOR

Sri Lanka medyasında yayınlanan açıklamaya göre burkayı da kapsayan yasak yarından itibaren yürürlüğe girecek. Ülkedeki Müslüman ulema, bugün burkanın yasaklanmasına ilişkin hazırlanan yasa tasarısını ele almak için toplanmıştı. Kısa süre önce Sri Lankalı bir milletvekili, saldırganların burkayı kimliklerini gizlemek için giydiklerini ve bu yüzden yasaklanması gerektiğini söylemişti. Saldırganlarla işbirliği yapan bir kadının olay yerinden burka giyerek kaçtığı iddia ediliyor.

 

kronos
Devamını Oku »

Top oynayan çocuklara ateş açtı

Sultanbağı Mahallesinde oturan K.D., evinin önünde top oynayan çocukların gürültü yapmasına sinirlendi. Elinde av tüfeğiyle sokağa inen K.D., çocukların üzerine doğru ateş edip evine kaçtı.

ÇOCUKLARIN VÜCUNA SAÇMALAR İSABET ETTİ

Sokakta oynayan çocuklardan B.P. (15) ve B.K. (14) vücutlarına işaret eden saçmalarla yaralandı. Olayı görenlerin ihbarıyla gelen sağlık ekipleri yaralanan çocukları ambulansla Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırdı.

MAHALLELİ SALDIRGANIN EVİNE GİRMEK İSTEDİ

Şüpheli K.D.nin çocuklara ateş ettiğini duyan mahalle sakinleri ise evine girmeye çalıştı.Polis ekipleri mahalle sakinlerini güçlükle sakinleştirerek K.D.yi gözaltına aldı. Şüpheli K.D. geçirildiği sağlık kontrolünün ardından ifadesi için Şehit Mehmet Kartal Polis Merkezi Amirliği götürüldü.

YARALI ÇOCUKLARIN SAĞLIK DURUMU İYİ

Yaralı çocukların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

kronos
Devamını Oku »

Meriçten Geçmeye Çalışan Grup Suya Atıldı

Türkiye’de yaşanan dikta zulmünden kurtulmak için dün gece Meriç nehri üzerinden Yunanistan’a geçmeye çalışan 3’ü çocuk 11 kişilik bir grup Meriç nehrine geri atıldı.

Baskı ve zulümden kaçıp Meriç nehrini aşarak Yunanistan’a geçmeye çalışan grubun sonra kendi imkanlarıyla tekrar geçtikleri öğrenildi. Grup içerisinde bir gazeteci ve bir de hamile bayanın bulunduğu ifade edildi. Gruptakilerin özellikle de hamile bayan ve çocukların durumlarının çok kötü olduğu ve tekrar geri itilme korkusuyla saklandıkları ve hareket edemedikleri belirtiliyor. Yunanistan’daki yardım dernekleri ve insan hakları kuruluşları konuyu yakından takip ederek, son iki günde Yunanistan’da bu ve buna benzer birden fazla olay yaşandığına dikkat çekti.

Greek Refugee Consule Avukatları grup içindeki gazeteci ile irtibat kurulduğunu ve grubun tamamının Soufouli karakolunda bulundukları ve grupta hamile bir bayanın olduğu, en hızlı sürede gözaltı süresinin tamamlanacağı bilgisini verdi.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/mericten-gecmeye-calisan-grup-geri-atildi/
Devamını Oku »

SİNAN BÜYÜKORAL-İzmir Menemen T Tipi

İzmir Menemen T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda 25 aydır tutukluyum.
23 Mart 2017’de gözaltına alındım.
31 Mart 2017 tarihinde tutuklandım.
10 Eylül 2018 tarihinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi dosyamı Yargıtay’a gönderdi.
(- İstinaf kararında- Esas No: 2018/166, Karar no: 2018/172)
( -incelenen evrakın-
Mahkemesi: İzmir 14. Ceza Mahk.
Tarih: 04/04/2018
Numarası: 2017/583(E) ve 2018/184 (K)

03/12/ 2018 tarihinde Menemen Devlet Hastanesine boynumda oluşan “KİTLE” nedeniyle sevk olundum. Burada iki ayrı biyopsi yapılarak alınan parçalar incelenmiş ve durumun ciddiyetinden dolayı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildim. Burada tekrar biyopsi yapılarak alınan parça incelenmiş ve “kötü huylu tümör” teşhisi konmuştur. Tedavi için Radyasyon Onkoloji servisine sevk edildim. Burada hastalığımın tedavisi için 1,5 ile 2 ay arasında her gün düzenli olarak hastalıklı bölgeye “radyoterapi” uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.
Hastalığım “yüksek hayati risk” taşıyan ciddi bir rahatsızlıktır. Tedavi süresi içinde vücudun enfeksiyon kapma riski çok yüksektir. Yine tedavi süreci ve sonrasında hem hijyen hem de beslenme konusunda çok dikkat edilmesi gerekmektedir.
Yine hastalığımla alakalı bana yapılan açıklamada, ” tedavi süresince hastanede yatırılmamın mümkün olmadığı, bu yüzden yaklaşık iki ay her gün hastaneye gelmem gerektiği” ifade edilmiştir.
Tedavimle alakalı içinde bulunduğum “olumsuz durumları” ifade etmek için maddelemek gerekirse:

1) Cezaevinde kaldığım koğuş, normal şartlarda 10 kişilik tasarlanmış. Ancak 2 ranza daha ilave edilerek kapasitesi 14’e çıkarılmış olmasına rağmen koğuşta 20 kişi kalmaktadır. 6 kişi yer yatağında yatmaktadır.

2) 20 kişi, 45 metrekarelik alanda -neredeyse- adım atacak yer kalmayacak şekilde yatmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir hastalığın çok kısa bir sürede herkese bulaşabileceği son derece sağlıksız ve hijyenden mahrum bir ortamda kalmaktayım.

3) Beslenme konusunda her ne kadar Cezaevi Kurumu kendilerine ayrılan bütçeyle bir yemek listesi yapsa da bu, sağlıklı beslenme için yeterli düzeyde değildir. Tedavi sürecinde dikkat etmem gereken hijyen ve beslenme şartlarından mahrum bir ortamda kalmaktayım.

4) Tedavi süresince her gün sabah 07.30’da koğuştan alınıp nezarethane kısmında yaklaşık 1 saat bekletilip kelepçeli bir şekilde hastane nakil aracına alınıyorum. Hastane nakil aracı, mahkûmlar arasında “TABUT” olarak adlandırılan, minibüsten çevrilmiş, altı kişinin oturacağı şekilde duvarla bölmelere ayrılmış, en üst kısmında kitap büyüklüğünde kirli bir penceresi olan “son derece pis, ilkel, onur kırıcı” bir araçtır. Bu araç ile hastaneye varışımız saat 10.00’u bulmaktadır. Yani koğuştan alınıp hastaneye gitmem yaklaşık 2,5 saat sürmekte.

5) Hastaneye giderken yanıma herhangi bir yiyecek almama izin verilmemektedir. Öğle yemeği olarak yarım ekmek, piknik reçel, peynir, krem çikolata, 200 ml meyve suyu ve küçük pet şişede su verilmektedir. Bu, bir insanın normal öğününün “yarısı” nı karşılayacak kifayette bir kumanyadır.

6. Tedavimin olacağı hastanenin mahkum koğuşları ne hijyen ne de sağlık şartlarıyla bağdaşan “korkunç” bir ortamdır! Tüm çevre hapishanelerden getirilen hasta mahkûmlar, istif halinde buralara tıkılmıştır. Loş, pis, tuvalet ve lavabolarının son derece temizlikten ve hijyenden yoksun olduğu ve insanca yaşanamayacak bir ortamdır. Bir sürü hastalıklı insanın balık istifi aynı ortamı paylaşıp aynı havayı soluduğu, adeta şifa değil hastalık kaynağı bir ortamdır.

7. Hastaneye beraber getirildiğim diğer hastaların muayene ve tedavi işlemlerinin bitmesi saat 16.00′ ı bulmakta ve tekrar “tabut” adını verdiğimiz araçla cezaevine varışımız saat 17.30’u bulmaktadır. Böylece sabah 07.30 gibi başlayan hastane yolculuğum yaklaşık 10 saat sonra nihayete ermiş olmakta. Tabi hem madden hem de manen harap ve bitap bir halde!..

Bütün bunları hastalığımın gereği olarak anlatmaktayım. Tedavi süresince ve sonrasında hayati risk taşıyan enfeksiyonlardan korunma imkân ve ihtimali içinde yaşadığım bu ortamda BULUNMAMAKTADIR.

Daha önce de beyan ettiğim ve dosyamda belgelerle gösterdiğim gibi “Ben bir bilim ve sanat insanıyım!..” Hazırlamakta olduğum kitaplarımın dökümleri ve ön hazırlıkları dava dosyamda UYAP’ ta mevcuttur.
Hayati tehlikesi olan hastalığımın tedavisi için, hakkımda uygulanmakta olan “tutukluğun devamı” nın kaldırılıp “adli kontrol ile salıverilme” ye çevrilmesini talep etmekteyim.

Sinan BÜYÜKORAL
İzmir Menemen T Tipi C. İ. K.
Sol A-7 Koğuşu
Hatundere / Menemen
İZMİR



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/sinan-buyukoral-izmir-menemen-t-tipi/
Devamını Oku »

Nevşehir Cezaevindeki Hak İhlalleri Raporlara Yansıdı

PPJ (Platform for Peace & Justice / Barış ve Adalet Platformu) Türkiye’de cezaevlerindeki ihlallere dair son raporunu geçen yıl yayınlamıştı. Özellikle Türkiye’de barış, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki gelişmeleri izleyen ve raporlayan bağımsız bir kuruluş olan PPJ, geçen yıl yayınladığı son raporunda Nevşehir Cezaevi’ndeki hak ihlallerine değinmişti.

Nevşehir Cezaevi ile ilgili, söz konusu rapora yansıyan bazı hak ihlallerinin cezaevindeki tutuklu yakınlarından sitemize ulaşan bilgilerle de doğrulandığı gözüküyor.

Nevşehir Cezaevi’nde yaşanan ve hala devam ettiği belirtilen hak ihlallerinin;

– 1 yıldan fazladır devam eden su kesintilerinin günde 14 saate kadar ulaştığı, su kesintilerinden dolayı depolanan suların gardiyanlar tarafından aramalarda toplandığı,

– Haftada sadece 2 gün ve 3 saat sıcak su verildiği, kişi başına ise 10 dakika sıcak su düştüğü,

– Yemeklerin koğuşta bulunan kişi sayısına göre az verildiği, 20 kişilik bir koğuşa 15 veya 16 kişilik yemek verildiği,

– Gardiyanların aramalarda mahkumlara sert davrandıkları,

– Açık ve kapalı görüşlerde tutuklu ve yakınlarına gardiyanların kötü davrandıkları, hatta bir tutuklunun kapalı görüşte ailesi ile görüşürken sandalyeye oturduğu gerekçesiyle soruşturma geçirmeden 5 gün hücre cezası aldığı,

– Tutuklulardan birinin yurtdışında olan eşiyle konferans yöntemiyle görüşme yaptığı gerekçesiyle soruşturma geçirmeden keyfi olarak 3 aydır telefon görüşmelerine çıkartılmadığı,

– Tutuklulara zorla saç ve sakal kesimi yapıldığı, kestirmeyenlerin ise hücre yada görüş kısıtlamalarıyla tehdit edildikleri öğrenildi.

Cezaevi yönetiminin bu baskıcı, keyfi ve hukuksuz uygulamalarını sonlandırmaları aksi halde hak ihlallerinin devam etmesi halinde işkence suçunu işleyecekleri ifade ediliyor.

İşkence suçunda zaman aşımı olmadığı için sorumluların er yada geç gerçek adalet önünde hesap verecekleri belirtiliyor.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/nevsehir-cezaevindeki-hak-ihlalleri-raporlara-yansidi/
Devamını Oku »

Ardahan Cezaevinde Mahkumların Paralarına Bile Göz Dikildi

Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik sürdürülen intikam siyaseti emniyet ve adliye bürokrasisini de tamamen etkisi altına almış durumda. Hukuksuzlukta adeta birbirleriyle yarışan gardiyanlar Ardahan Cezaevi’nde keyfi uygulamalara imza atıyor.

Daha önce Ardahan Cezaevi’nde görevli gardiyanlardan birinin mahkumların paralarını zimmetine geçirmekten soruşturma geçirdiğini duyurmuştuk. Elde edilen son bilgilere göre konuyla alakalı Adalet Bakanlığı’nın çalınan ve zimmete geçirilen paraları mahkumlara geri iade ettiği öğrenildi.

Ancak bakanlığın yalnız haklarından feragat eden ve dilekçe yazan mahkumlara paralarını iade ettiği, bazı mahkumların ise dilekçe yazmadıkları ve haklarından feragat etmedikleri için paralarını geri alamadıkları iddia edildi.

Haklarından feragat etmeyen ve dilekçe yazmayan mahkumların mağdur oldukları bu durum karşısında Adalet Bakanlığı’nın mağduriyetleri gidermesi bekleniyor.

https://t.co/ilnwppXOYn



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/ardahan-cezaevinde-mahkumlarin-paralarina-bile-goz-dikildi/
Devamını Oku »

Şanlıurfada İkiz Bebeklerin Dramı

Zulüm operasyonları aileleri parçalamaya devam ediyor. Dünyada örneği yaşanmamış hukuk dışı uygulamalar ile binlerce masum bebek, çocuk anne-babasından koparılıyor. Sağlıklı bir toplumun temellerini oluşturacak olan masum yavrular gözlerini dünyaya açmadan acıya, zorluklara maruz bırakılıyor.

Sitemize ulaşan bilgilere göre Şanlıurfa’da iki yaşlarında ikiz bebekleri olan karı-koca Fatma Deniz ve Hasan Deniz geçtiğimiz günlerde tutuklanarak hapse atıldı. Geride ise annenin bakım ve şefkatine muhtaç ikiz bebekler ortada kaldı. Bu tutuklamaları yapan hakimler masum ikiz bebekleri de cezalandırdıklarının farkında değiller mi? En azından annenin serbest kalması için yetkililere çağrıda bulunuyoruz.

https://t.co/Zf86E8mRJ1



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/sanliurfada-ikiz-bebeklerin-drami/
Devamını Oku »

Samsun Cezaevinde Köpekli Arama

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında ülkede başlatılan “cadı avı” politikaları, 15 Temmuz sonrasında yeni bir evreye girdi ve artık günümüzde açık bir “soykırım” boyutunda ulaştı. Nitekim Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’sine göre, “ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubun kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması amacıyla uygulanan fiiller” soykırım suçunu oluşturuyor.

Soykırım politikalarının en önemli araçlarından biri de cezaevleri. Öyle ki, maksimum kapasite 207.339 olmasına rağmen, ülkemiz cezaevlerinde 260.114 kişi bulunuyor. Diğer bir deyişle, cezaevlerinde bulunan 53 binden fazla insanın yatağı bile yok.

Ne yazık ki cezaevlerindeki zulüm politikaları bununla sınırlı da değil. Edinilen bilgiye göre, Samsun Cezaevi’nde mahpuslara verilen yemek miktarları fark edilir derecede azaltılmış durumda. Koğuşlara tıka basa doldurulan insanların karınları da doymuyor. Kaloriferler ise yeterli ölçüde yanmıyor. Birçok insan bu yüzden hasta olmuş durumda.

Uygulanan yıldırma yöntemlerinin diğer bir türü ise koğuşlarda köpekle arama yapılması. Hakaret ve tehditler eşliğinde yapılan aramalarda artık köpekler de kullanılmaya başlandı. Bu tür bir uygulamaya neden gerek duyulduğu ise anlaşılamadı.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/samsun-cezaevinde-kopekli-arama/
Devamını Oku »

İstanbul’da 210 askere gözaltı kararı

İstanbul’da Emniyet ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 210 muvazzaf askerin gözaltına alınması için eş zamanlı operasyon başlattı.
İstanbul’da Emniyet ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Hizmet Hareketi’ne yönelik kitlesel kırım operasyonları kapsamında 210 muvazzaf askerin gözaltı kararı verildi.

Gözaltı ve yakalama kararı verilenler arasında 5 albay, 7 yarbay, 14 binbaşı 33 yüzbaşı ve 102 astsubay bulunuyor.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/istanbulda-210-askere-gozalti-karari/
Devamını Oku »

Anne 45 Günlük Bebeğiyle Gözaltına Alındı

Gülen cemaatiyle iltisaklı oldukları iddiasıyla her gün yüzlerce masum insan gözaltına alınıyor. İnsanlık dışı şartlarda nezarethanelerde tutulan, aralarında annelerin de olduğu çok sayıda kişiye baskı ve kötü muameleler uygulanıyor. Artık kamuoyu gündeminde bile yer almayan ve kanıksanan bu hukuksuz operasyonlar özellikle gözaltına alınan kişilerde ve çocuklarında ağır travmalar oluşturmaya devam ediyor.

İzmir Karabağlar Polis Merkezi’nde 15 Ocak 2019 günü Sümeyra Gökhan’ın 45 günlük bebeğiyle birlikte gözaltına alındığı ortaya çıktı. Sümeyra Hanım’ın Polis Merkezindeki işlemlerinden sonra herşeyden habersiz 45 günlük bebeğiyle adliyeye sevk edildiği öğrenildi.

Adliyede nasıl bir sonuç çıktığı ise bilinmiyor. 45 günlük bebeğin annesi Sümeyra Hanım’ın serbest kalarak tutuksuz yargılanması ve yargının hukuksuz icraatlarına bir yenisini daha eklememesi ümit ediliyor.

Mağduriyetler yaşayanların yakınları hukuksuz uygulamaların artık son bulmasını, adaletin tecelli etmesini ve yargının siyasallaşmamasını istiyor.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/anne-45-gunluk-bebegiyle-gozaltina-alindi/
Devamını Oku »

Sincan Cezaevinde Çeşme Yerine Parayla Su Satılıyor

Son birkaç yıldır özellikle cezaevlerinde yoğun şekilde yapılan hukuk ihlalleri, insan hakları ihlalleri hukuk savunucuları tarafından kamuoyuna duyuruluyor. CHP milletvekili İlgezdi, Sincan Cezaevi’ndeki ‘su kotası’ ile ilgili mağduriyetlere, kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımla daha önce dikkat çekmişti.

“Sincan Hapishanesi’nde mahkûmlara verilen suya “kota” uygulandığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise gerekçesi nedir? Mahkûm başına verilen su miktarı nedir? Bu miktar neye göre belirlenmiştir?” paylaşımıyla kendisine ulaşan şikayetleri yetkililere aktarmıştı.

CHP milletvekili İlgezdi’nin yetkililere yaptığı bu çağrıların dikkate alınmadığı ve Sincan Cezaevi’nde su kotası ile ilgili hak ihlallerinin hala devam ettiği görüldü.

Sitemize ulaşan son bilgilere göre Ankara Sincan F Tipi Cezaevi’nde mahkumlara çeşme yerine 5 TL’ye bidonlarla günlük su verildiği, verilen yemeklerin yetersiz olduğu, koğuşların soğuk ve rutubetli olmasından dolayı mahkumların sürekli hastalandığı öğrenildi. Ayrıca gardiyanların mahkum ve yakınlarına kötü davrandıkları belirtiliyor.

Hukukçulara göre, mahkum ve yakınlarına yapılanların işkence ve kötü muamele olarak ifade edildiği, işkencede zaman aşımının söz konusu olmadığı için sorumluların mutlaka birgün yargılanabileceklerini belirtiyor.

https://t.co/0YtmHbmVCL



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/sincan-cezaevinde-cesme-yerine-parayla-su-satiliyor/
Devamını Oku »

Tümör Hastası Bebeği Tahliye Edin

Mardin E Tipi Cezaevi’nde insanlık ölmüş dedirten bir hadise yaşanıyor. Sitemize gelen bilgilere göre Hizmet Hareketi mensubu iddiası ile tutuklanan ve 6 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılan Hülya Usanmaz bakıma muhtaç anne sütü ile beslenen 1 yaşındaki kızı Avşin bebek ile cezaevinde tutulduğu öğrenildi.

Avşin bebeğin kafa derisi altında tümör tespit edildiği, cezaevinin kötü şartlarında Avşin bebeğin yüzünde de lekeler çıktığı, şişlikler meydana geldiği ifade edildi.

Avşin bebek annesine muhtaç olduğu kadar bir an önce hijyenik bir ortamda sağlık kontrolüne tabi tutulması gerekiyor.

Yetkililerin çok geç olmadan Hülya Usanmaz ve Avşin bebeği tahliye etmesi gerekiyor. Aksi takdirde Avşin bebek hayata gözlerini yumabilir.

https://t.co/SqLzuIhsxb



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/29/tumor-hastasi-bebegi-tahliye-edin/
Devamını Oku »

İstanbul YSK’yi bekliyor

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 31 Mart’taki yerel seçimin ardından AKP ile MHP’nin İstanbul seçim sonuçlarına yaptığı olağanüstü itirazlarla ilgili son kararını bu hafta içinde vermesi bekleniyor.

’46 BİN 447 SEÇMENİN DURUMU ARAŞTIRILDI’

Kurul, AKP’nin verdiği ek dilekçe gereği, 26 Nisan’da da İstanbul seçimlerine ilişkin 5 bin 315 kısıtlı seçmenin daha araştırılmasına karar verdi. Böylelikle, AKP’nin iddiaları doğrultusunda İstanbul’daki ilçe seçim kurullarınca toplam 46 bin 447 seçmenin durumu araştırıldı.

’39 İLÇE GEREKLİ ARAŞTIRMALARI YAPTI’

MHP’nin İstanbul geneli ve Maltepe seçim sonuçlarına ilişkin olağanüstü itirazlarıyla ilgili de 24 Nisan’da ara karar veren YSK, Maltepe 1. ve 2. ilçe seçim kurullarından, MHP’nin sandık kurulu başkan ve üyeleriyle ilgili olağanüstü itirazındaki iddiaları araştırmasını istemişti. İstanbul’daki 39 ilçe seçim kurulu, YSK’nin araştırılmasını istediği konuları araştırdı.

Kurullara verilen beşer günlük süre gereği araştırma sonuçlarının bu hafta başından itibaren YSK’ye ulaştırılması öngörülüyor.

‘KURULUN EN GEÇ  CUMA GÜNÜ KARARINI VERMESİ BEKLİNİYOR’

İstanbul’daki bazı ilçe seçim kurullarına araştırma yapmaları için verilen beşer günlük sürenin tamamlanmasının ardından YSK üyeleri toplanarak, ilçe seçim kurullarından gelen sonuçlara göre değerlendirme yapacak. Kurulun en geç 3 Mayıs Cuma günü son kararını vermesi bekleniyor.

kronos
Devamını Oku »

YSK, Cumaya kadar İstanbul hakkındaki kararını vermesi gerekiyor

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), AKP ve MHP’nin İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi yönündeki kararını 3 Mayıs Cuma gününe kadar vermesi gerekiyor. 

YSK 31 Mart’taki yerel seçimin ardından Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) İstanbul seçim sonuçlarına yaptığı olağanüstü itirazlarla ilgili son kararını bu hafta içinde vermesi bekleniyor. 

İstanbul’daki 39 ilçe seçim kurulu, YSK’nin araştırılmasını istediği konuları araştırırken, araştırma sonuçlarının bugünden itibaren YSK’ye ulaştırılması öngörülüyor. Kurulun en geç 3 Mayıs Cuma günü son kararını vermesi bekleniyor.

YSK, 23 Nisan’da verdiği ara kararla AKP’nin itirazlarında geçen 41 bin 132 seçmen ile memur olmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin araştırılmasına karar vererek, ilçe seçim kurullarına bu araştırmayı yapması için beş gün süre tanımıştı.

Kurul, AKP’nin verdiği ek dilekçe gereği, 26 Nisan’da da İstanbul seçimlerine ilişkin 5 bin 315 kısıtlı seçmenin daha araştırılmasına karar verdi. Böylelikle, AKP’nin iddiaları doğrultusunda İstanbul’daki ilçe seçim kurullarınca toplam 46 bin 447 seçmenin durumu araştırıldı. 

MHP’nin İstanbul geneli ve Maltepe seçim sonuçlarına ilişkin olağanüstü itirazlarıyla ilgili de 24 Nisan’da ara karar veren YSK, Maltepe 1. ve 2. ilçe seçim kurullarından, MHP’nin sandık kurulu başkan ve üyeleriyle ilgili olağanüstü itirazındaki iddiaları araştırmasını istemişti. 

İstanbul’daki 39 ilçe seçim kurulu, YSK’nin araştırılmasını istediği konuları araştırdı. Kurullara verilen beşer günlük süre gereği araştırma sonuçlarının bu hafta başından itibaren YSK’ye ulaştırılması öngörülüyor.

İstanbul’daki bazı ilçe seçim kurullarına araştırma yapmaları için verilen beşer günlük sürenin tamamlanmasının ardından YSK üyeleri toplanarak, ilçe seçim kurullarından gelen sonuçlara göre değerlendirme yapacak. Kurulun en geç 3 Mayıs Cuma günü son kararını vermesi bekleniyor.

medyabold
Devamını Oku »

Brezilya, Türkiye’nin isteğiyle vatandaşını gözaltına aldı

Brezilya vatandaşı işadamı Ali Sipahi, Türkiye’nin isteğiyle ABD’den Brezilya’ya dönerken São Paulo’daki Guarulho Havalimanı’nda gözaltına alındı. Türkiye, 6 Nisan’da gözaltına alınan 31 yaşındaki Sipahi’nin iadesini istiyor.

Sipahi’ye yöneltilen suçlamalar arasında Bank Asya’da hesabı olmak ve dernek yöneticiliği bulunuyor. 6 Nisan’dan bu yana vatandaşı olduğu Brezilya’da tutuklu olan Sipahi için iade talebinde belirtilen suçlamalar ise Brezilya-Türkiye Kültür Merkezi’ni (CCBT) ve Brezilya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nı (CCITB) yönetmek.

Brezilya Yüksek Mahkemesi hâlen Türkiye’nin iade talebini değerlendiriyor. Türkiye’nin iade talebinde Sipahi’nin 2013 ve 2014 arasında Bank Asya’ya 1,721.31 Türk Lirası yatırmış olması gerekçe olarak gösteriliyor.

Ali Sipahi 2017’den bu yana Brezilya vatandaşı ve yine Brezilya doğumlu bir oğlu var. 2007’den bu yana Brezilya’da yaşayan Sipahi bir lokanta işletiyor.

BREZİLYA BASINI GENİŞ YER VERDİ

Brezilya basını Sipahi’nin tutuklanmasına geniş yer verdi. Ülkenin köklü gazetelerinden Folha de São Paulo’da yer alan haberde Sipahi’nin iade edilmesi durumunda 7,5 ila 15 yıl arası hapis cezası alabileceğinin altı çizildi. Haberde ayrıca Sipahi’nin avukatlarının tutuklamanın Brezilya’da bir ilk niteliği taşıdığını belirttiği de vurgulanıyor.

ESKİ BREZİLYA CUMHURBAŞKANINDAN DESTEK

Sipahi’nin tutukluluğuna ulusal basının yanı sıra Brezilya eski cumhurbaşkanı Fernando Henrique Cardoso da tepki gösterdi. Cardoso, kendi adını taşıyan vakfın arandığını ve CCBT ile olan işbirliğini bitirmelerinin talep edildiğini belirtti.

Brezilya’da yaşayan Gülen cemaati mensubu diğer Türkler de benzer kararlarla karşılaşma riski altında bulunuyor. Brezilya Türkiye Kültür Derneği başkanı Mustafa Göktepe toplantı ve seminerler için gittiği ABD’den Brezilya’ya benzer bir durumla karşılaşma riski altında olduğu için dönemiyor.

kronos
Devamını Oku »

İstanbul Cup’ta şampiyon Martic

İstanbul Esenyurt Spor Toto Tenis Park’ta düzenlenen TEB BNP Paribas İstanbul Cup Uluslararası Kadınlar Tenis Turnuvası’nda Hırvat Petra Martic şampiyon oldu.

6 numaralı seribaşı Hırvat Martic, 19 yaşındaki Çek rakibi Marketa Vondrousova’yı 1-6, 6-4, 6-1 mağlup ederek 250 bin Dolar toplam para ödüllü turnuvada zafere ulaştı.

Martic, ilk setini kaybettiği maçın ikinci setinde etkileyici bir geri dönüş sergileyerek maçı final setine taşıdı. 6-1’lik final setiyle gülen Hırvat raket, İstanbul Cup’ta şampiyon oldu.

kronos
Devamını Oku »

‘Kaybedilmiş seçimi kazanmak için uğraşacak bir insan değilim’

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sonuçlarına göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı CHP’li rakibi Ekrem İmamoğlu’na karşı kaybeden AKP’li Binali Yıldırım, “Ben kaybedilmiş bir seçimi, kazanmak için uğraşacak bir insan değilim. Bu makamların daha fazlasını gördüm daha fazlasında sorumluluk aldım. Benim hassasiyetim, bizlere verilen oyların yerli yerine gidip gitmediğinden emin olmak. Bunun için çaba gösterdik” dedi.

Yıldırım, mezun olduğu Kasımpaşa Lisesi’nin mezunlar platformunun geleneksel pilav günü etkinliğinde okul arkadaşları ve öğretmenleriyle bir araya geldi. Burada konuşan Yıldırım, “Biz şuna inanıyoruz. Eğer yeniden saymak mümkün olsaydı, seçimin sonucu mutlaka değişecekti. Sadece yüzde 10’un sayılmasıyla 15 bin kaybolan oyumuz ortaya çıktı. Ben kaybedilmiş bir seçimi, kazanmak için uğraşacak bir insan değilim. Bu makamların daha fazlasını gördüm daha fazlasında sorumluluk aldım. Benim hassasiyetim, bizlere verilen oyların yerli yerine gidip gitmediğinden emin olmak” dedi.

Yıldırım, okula gelişinde Kasımpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Cemil Candan, Kasımpaşa Anadolu Lisesi Müdürü İzzet Başyurt, Okul Aile Birliği Başkanı Musa Yüce, liseden öğretmeni Yılmaz Er ve arkadaşları tarafından karşılandı. Yıldırım, etkinliğe katılan lise arkadaşlarıyla tokalaşarak selamlaştı.

‘SEÇİMDİR, KAZANANI VAR, KAYEDENİ VAR’

Burada bir konuşma yapan Yıldırım, lise hayatının ömür çizgisinde çok güzel bir yeri olduğunu belirterek, tüm öğretmenlerine ve sınıf arkadaşlarına teşekkür etti. Seçim sürecinde birçok arkadaşının kendisine destek verdiğini belirten Yıldırım, “Sonucun ne olduğunun önemi yok. Seçimdir, kazananı var, kaybedeni var ama İstanbul seçimleri bitti, tartışması bitmedi, bitecek gibi de gözükmüyor. Çünkü hakikaten 8 milyon 500 bin İstanbullunun oy kullandığı bir seçim ve sonuçlar birbirine çok yakın çıktı. Belki de tartışmanın kaynağı bu. Ancak tabii bir detay var. Biz şuna inanıyoruz. Eğer yeniden saymak mümkün olsaydı, seçimin sonucu mutlaka değişecekti. Sadece yüzde 10’un sayılmasıyla 15 bin kaybolan oyumuz ortaya çıktı. Ben kaybedilmiş bir seçimi, kazanmak için uğraşacak bir insan değilim. Bu makamların daha fazlasını gördüm daha fazlasında sorumluluk aldım. Benim hassasiyetim, bizlere verilen oyların yerli yerine gidip gitmediğinden emin olmak” dedi.

‘HUKUKİ SÜREÇ YSK’DA DEVAM EDİYOR’

“Bu seçimle ilgili insanların kafasında hiç yok olmayacak bir soru işareti olmuştur” diyen Yıldırım, “Bütün bunlar geride kaldı. Hukuki bir süreç Yüksek Seçim Kurulu’nda devam ediyor. Bize düşen onun sonucunu beklemek ve ondan sonra da herkes işine gücüne bakacak” ifadelerini kullandı.

Seçimlerin geride kaldığını söyleyen Yıldırım, “Bundan sonra şehrin güzelliği için İstanbul’un marka değerinin yükselmesi için daha yaşanılır bir şehir haline getirilmesi için yapılacak çalışmaları izleyeceğiz, takip edeceğiz. Konumumuz ne olursa olsun elimizden gelen katkıyı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

‘DRAKULA GELİYOR’

Lise yıllarına ilişkin anılarını da anlatan Yıldırım, “1970’li yıllar. Aşağıda yeşil bir alan vardı. Bir takım tarihi taşlar, kırık dökük sütunlar vardı. Orada epey top koştururduk toz toprak içinde. Mehmet Özdil hocamız da çok rahat bırakmazdı bizi. Ara sıra çıkar… ” diye konuşurken bahsettiği öğretmenini görünce “Drakula geliyor” diyerek öğretmenini gösterdi.

Bu sırada yanına gelen öğretmeni Mehmet Özdil, “Biz emek verdik ama siz mükemmel gelişip, bu ülkeye büyük hizmetler yaptınız. Bizim insanlarımız eğer bunu unutursa çok yazık olur” İfadelerini kullandı. Vatandaşların yapılan hiç bir şeyi unutmadığını dile getiren Yıldırım ise, yapılan her hizmetin mutlaka bir karşılığı ve değeri olduğunu belirterek, “Bu seçimin kendi sosyolojisi var, kendi şartları var. Onun içinde değerlendirilmesi lazım. Seçimde adaylar yarışmadı bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti, biri kazandı diye değerlendirmek çok sağlıklı olmaz” diye konuştu.

Yıldırım, konuşmasının ardından lise döneminde öğretmenlik yapanlara plaket takdim etti. Lisenin önünde öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birlikte toplu fotoğraf çektiren Yıldırım, ardından öğrencilik dönemindeki okuduğu sınıfa girerek, oturduğu sırada poz verdi.

kronos
Devamını Oku »

Alman, İngiliz, Fransız ve Amerikalılar ortak yayında

Alman Deutsche Welle, İngiliz BBC, Fransız France24 ve Amerikan Voice of America (VOA) ortaklaşa Türkçe YouTube kanalı açıyor. Hedef kitlesini Türkiye’de yaşayanlar ile ilgili ülkelerde Türkçe konuşanlar olarak belirleyen dört kurumun ilk yayını bugün.

Kanal, Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğünü güçlendirmeyi hedefliyor. Kanalda röportajlar, arka plan bilgiler ve söyleşilerle toplumsal ve siyasete ilişkin konuları geniş bir yelpazede ele almayı hedeflediklerini duyuruldu.

GÜVENİLİR BİLGİ

DW Türkçe‘nin haberine göre, DW Genel Müdürü Peter Limbourg hedeflerini “YouTube’daki bu kanal ile takipçilere güvenilir bilgiler sunmak ve bağımsız bir şekilde kanaat oluşturmalarını desteklemek istiyoruz” sözleriyle aktardı. Limbourg, bu kanalın “Uluslararası politika, ekonomi, bilim ve kültürle ilgilenen, Türkçe konuşan takipçilere içerik sunma hedefiyle uluslararası medya kuruluşları arasında yapılan benzersiz bir işbirliği” olduğunu söyledi.

İLK YAYINDA İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ KRİZ VE ÇOCUK EVLİLİĞİ VARK

DW Genel Müdürü Limbourg, diğer üç partner kuruluşun temsilcileri ile birlikte İstanbul’da düzenleyeceği basın toplantısı ile YouTube kanalı yayınlarını başlatacak. Yeni YouTube kanalının ilk yayınında, Türkiye’deki inşaat sektöründe yaşanan krizden çocuk evliliğine kadar farklı konularda videolar yer alacak.

MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN KAPSAMLI İÇERİK

Yeni kanalda yayınlanacak video içerikleri takipçiler tarafından istendiği zaman yeniden izlenebilecek. DW Genel Müdürü Peter Limbourg, “Dört yayın kuruluşunun ifade ve medya özgürlüğünü güçlendirmeyi de hedefleyen geniş kapsamlı içerikler sunacağına” dikkat çekti.

Proje, Deutsche Welle’nin sorumluluğunda yürütülecek. Kanalın kurulmasından gazeteciler Erkan Arıkan ve Işıl Nergiz sorumlu. Bu, Erkan Arıkan’ın Deutsche Welle’de hayata geçirdiği ilk büyük proje olma özelliği taşıyor. 2018 yılının sonunda Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu’ndan (WDR) Deutsche Welle’ye geçen Erkan Arıkan, Türkçe Servisi Yöneticisi olarak görev yapıyor.

TÜRK HÜKÜMETİ OTORİTER BİR ÇİZGİ İZLİYOR

Proje, Deutsche Welle’nin 2018-2021 yıllarını kapsayan görev planlaması dahilinde yer alıyor. Bu planlamada, “Ümitlerin aksine Türk hükümeti otoriter bir çizgi izlediği konusunda artık kuşkuya yer bırakmıyor” ifadesi kullanılıyor. Metinde, Deutsche Welle’nin toplumsal siyasete ilişkin konularda Avrupa değerlerini Türkiye’de de temsil etmek istediğine işaret ediliyor. Türkiye’de bu değerleri temsil eden içeriğin oluşturulmasının zorluğuna dikkat çeken metinde, “Türkiye’de gazetecilik işi giderek zorlaşıyor, Batılı bağımsız yayın kuruluşları ile işbirliği potansiyel yeni partnerler tarafından sıklıkla reddediliyor” ifadesi yer alıyor.

Bu nedenle de, kendi yayın platformunun oluşturulmasının giderek öneminin arttığına vurgu yapılıyor. Deutsche Welle’ye ilişkin planlamada, “Avrupa’ya bir pencere açılması için DW uluslararası yayın kuruluşlarıyla birlikte ortak bir YouTube kanalının yanı sıra muhtemelen Türkçe yayın yapacak bir televizyon kanalının kurulmasını planlıyor” denildi.

kronos
Devamını Oku »

IFLC: Bir hayalin festivali

Bu yıl 17’ncisi düzenlenen Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) ABD’nin New York kentinde devam etti. Festivale katılan çocuklar Manhattan Center’da düzenlenen etkinlikte yeteneklerini sergiledi. Programa New York, New Jersey, Connecticut ve Pennsylvania eyaletlerinden çok sayıda kişi katıldı.

NBA yıldızı Enes Kanter’in sponsorluğunda gerçekleştirilen gecenin sunuculuğunu ABD’nin önemli haber kuruluşlarından Fox Business’in tecrübeli spikerlerinden Cheryl Casone üstlendi.

Açılış konuşmasını Türk Kültür Merkezi (TCC) Başkanı Sadri Altınok, yaptı. Altınok, dünyanın dört bir tarafından gelen öğrencileri New York’ta ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu açıkladı.

‘BU FESTİVAL TÜRKİYE’DE YASAKLI, UTANILACAK BİR DURUM’

Geceye katılan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Eliot Engel, Türkiye-ABD ilişkilerinin yakınlığından bahsederek “Bu festival Türkiye’de yasaklı. Bu utanılacak bir durum. Ankara’daki politikacıların sorunu nedir? Bunun gibi harika bir şey nasıl yasaklanır. New York’a hoş geldiniz. Birlikte çalışarak Türkiye ve ABD’yi birbirine yakın tutalım. Türkiye ve ABD’nin iyi ortak olması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Daha sonra New York Milletvekili Phil Ramos, dünyaya birlik mesajı veren öğrencileri kutlayan bir konuşma yaptı. Milletvekili Ramos, “Onlar geleceğin kendi ellerinde olduğunu fark ettiler fakat onlara güzel bir gelecegi miras bırakmak bizim sorumluluğumuzdadır. Bu konu ile ilgili bazı güzel işler yapmış olsakta hala yapmamız gereken çok iş var. Mandela ya da Gandhi gibi dünya üzerinde insanlığa yardım etmek amacı ile büyük etkilerin bırakmış insanlara baktığımız zaman görüyoruz ki; onlar başkaları için beklemediler. Onlar sorumluluğu kendi ellerine aldılar.” şeklinde konuştu.

KANTER: DAHA GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN…

Ünlü oyuncu Kanter, NBA’de devam eden Play Off maçları nedeniyle festivale internet üzerinden görüntülü bağlandı. Kanter, bu tarz diyalog ve hoşgörüye teşvik eden etkinlikleri desteklemeye devam edeceğini söyledi. Gençlere sahip çıkmak istediğinden ve bundan dolayı IFLC’ye destek verdiğinden bahseden Kanter, daha güzel, barış ve sevgi dolu gelecegin gençlerle inşa edileceğini ifade etti.

Ünlü oyuncunun konuşması salonda büyük alkış aldı.

Programa Fransa, Avustralya, Belarus, Endonezya, Japonya, Kenya, Arnavutluk, Polonya, Ukrayna, Romanya, Rusya, Tanzanya, Tunus ve ABD’den 50’den fazla öğrenci katıldı. Büyük ilgi gören etkinliğe binlerce kişi izlerken, program sosyal medya üzerinden canlı yayınlandı. Yetenekli öğrenciler kendi ülkelerinin dillerinden şarkı söyleyip dans ettiler. Katılımcılar uzun süre öğrencilerin şarkı ve danslarına eşlik etti.

kronos
Devamını Oku »

33 Puanın 19’u direk Burak Yılmaz’dan

Süper Lig’in ilk yarısını 26 puanla 6’ıncı tamamlayan Beşiktaş’ta yönetim devre arasında Burak Yılmaz’ı takıma dahil etmekle ne kadar doğru bir iş yaptığını bugün bir kez daha gösterdi.

Golcü oyuncu yaptığı katkıyla Siyah-Beyazlı takımı şampiyonluk yarışına ortak etti. Ligin ikinci yarısında 33 puan kazanan Beşiktaş’ta bunların 19’u direk Burak Yılmaz’dan.

Siyah-Beyazlı forma ile Ankaragücü’ne karşı 12’inci maçını oynayan Burak Yılmaz 11’inci golüne imza attı. Beşiktaş, 30’uncu hafta itibariyle yeniden şampiyonluk potasına dahil oldu. Bunda en büyük pay ise Burak Yılmaz’a ait.

Burak Yılmaz’ın ikinci Beşiktaş macerası oldukça başarılı başladı.

İLK İKİ MAÇTA TAKIMI TANIDI

Beşiktaş’a transfer olmasının ardından çıktığı Akhisarspor ve Erzurumspor maçlarını boş geçen Burak Yılmaz, Antalyaspor deplasmanında ise cezalı olduğu için forma giyemedi. 21. Haftada oynanan ve Beşiktaş’ın 2-0 kazandığı Bursaspor maçında 2 gol birden atan Burak Yılmaz, Malatyaspor’u ise boş geçti.

İç sahada oynanan ve 3-3 biten Fenerbahçe maçında 2 gol kaydeden golcü oyuncu, Kayseri deplasmanında da skor üretemedi.

BİR AÇILDI PİR AÇILDI

Lig’in 25’inci haftasında oynanan Konyaspor maçıyla başlayan yükseliş hala devam ediyor. Ritmini bulan yıldız isim, 3-2 kazanılan Konya maçında 1 gol 1 asist ile oynadı. Galibiyete direkt etki eden Burak, 1 hafta sonra ise Göztepe maçında ağları sarstı ve Beşiktaş maçı 1-0 kazandı.

27’inci haftada Rizespor maçında Beşiktaş’ın 7-2’lik galibiyetine 1 golle eşlik etti. Burak, Başakşehir karşısında ise attığı golle galibiyeti getiren isim oldu.

Burak Yılmaz’ın attığı goller, yıldız oyuncuyu takımda görmek isteyen Şenol Güneş’in ne kadar doğru bir karar verdiğini kanıtladı.

SİVAS MAÇINDA MEŞALELERİ YENİDEN YAKTI

Geçtiğimiz hafta Sivas deplasmanında skor 1-1 iken 87’inci dakikada kazanılan frikikte müthiş bir gol kaydeden yıldız futbolcu skoru 2-1’e getirdi.

Ankaragücü karşısında da galibiyette başrol oynadı. Rakip fileleri 2 kez havalandıran golcü oyuncu, 54’üncü dakikada Vida’nın attığı golü de hazırlayan isim oldu. Burak, Beşiktaş’ın ikinci yarıda kazandığı 33 puanın 19’una direkt etki etti.

medyabold
Devamını Oku »

Beşiktaş farklı galibiyetle hedefi güncelledi

Devamını Oku »

Şampiyonluk için yapacağımız tek şey, futbol oynamak maç kazanmak

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Ankaragücü’nü 4-1 mağlup ettikleri maçın sonrasında açıklamalarda bulundu. Şampiyonluk konusunda ise yapacakları tek şeyin futbol oynamak olduğunu söyledi.

OYUNCULAR İLK YARI GERGİNDİ

Tecrübeli çalıştırıcı ilk yarıda istediklerini yapamadıklarını belirterek “Rakibin gücünü biliyorduk. Devre arasından sonra iyi takım oluşturdular. İlk yarıda etkili oldular. Biz de tam tersine çok fazla top kaybettik. Hücuma iyi çıkamadık, savunma yapamadık. Burak Yılmaz bireysel becerisiyle gol buldu. Oyuncular ilk yarıda gergindi” dedi.

Karius Ankaragücü maçında başarılı kurtarışlara imza atarken Vida’da takımın ikinci golünü kaydetti.

KARIUS İYİYDİ, VIDA İYİ OYNADI

Maçın 2. yarısında kontrolü ele aldıklarını vurgulayan başarılı hoca, “İkinci yarı oyunun hakimi bizdik. Hak ettiğimiz galibiyeti aldık ama ilk yarıda yanlışlarımız fazlaydı. Güç ya da teknikle alakalı değil, istekten kaynaklanan gerginlik vardı. O bölümde gol yememek olumluydu. Karius oldukça iyiydi. Vida iyi oynadı.” ifadelerini kullandı.

YAPACAĞIMIZ TEK ŞEY FUTBOL OYNAMAK

Şampiyonluk için görüşleri sorulan Şenol Güneş, “Takımın kazanma isteği hoşuma gitti, yanlışlarımızı da değerlendiririz. Artık önümüzdeki maça bakacağız. Çarşambadan itibaren Galatasaray maçına hazırlanacağız, önümüzde başka maç yok. Şampiyonluk? Bizim yapacağımız tek şey futbol oynamak, maç kazanmak” diye konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

Zamanımızın bir kahramanı | Can Bahadır Yüce

Sanatçı kendi çağının çocuğudur. Nihayetinde döneminin eğilimleri, tutkuları, savruluşları yerini belirler. Yirminci yüzyılın büyük bölümünü kat eden yazarlar bu yüzden hem talihli hem talihsiz—onların yüzyılı aşırılıkların, kutuplaşmaların çağıydı. “Kayboluşlar çağı” diyor John Berger. Kendisi de o çağın çocuğuydu. Joshua Sperling’in yakınlarda yayımlanan Berger biyografisine koyduğu başlık tam yerinde: Zamanımızın Bir Yazarı* (Berger’ın ilk romanı Zamanımızın Bir Ressamı’na da gönderme).

John Berger 1920’lerin İngiltere’sinde dünyaya gelmiş, ilkgençlik çağında kendini dünya savaşının ortasında bulmuş, savaş sonrasının kültür çatışmalarıyla olgunlaşmıştı. Resimle başladığı sanat hayatını eleştiriyle sürdürdü. Döneminin bütün Marksist aydınları gibi, modernizme karşı gerçekçiliğin yılmaz bir savunucusuydu. Ama onu çağdaşlarından farklı kılan bir şey var: Komünist Parti’nin resmi sanat görüşünü savunurken –o hırçın üslubuna karşın– modernizmin de yeni bir şeyler vaat ediyor olma ihtimaline açık kapı bıraktı. (Nihayet Kübizmin en önemli devrimci sanat akımı olduğunu söyleyince herkes afallamıştı.) John Berger savaş sonrası dönemde politik-etik, tümel-tikel ayrımını reddeden belki tek yazardı. Bu yönüyle önceki kuşağa (Victor Serge ya da Walter Benjamin’e) daha yakındı.

Sperling’in kitabı gerçek bir entelektüel biyografi: Berger’ın özel hayatına, eğer sanatıyla doğrudan ilgisi yoksa, hiç değinmiyor. Evlilikleri bile –90 yaşındayken karısının yanında değil sevdiği bir başka kadının evinde ölmesi mesela– magazin boyutuyla değil, Berger’ın ‘sadakat’ anlayışına örnek olduğu için kitapta var. O sadakat ideolojik hayal kırıklıklarını geç kabullenişinin de (ancak 68’de) nedeniydi.

John Berger’ın neredeyse yüzyılı kuşatan yaşamına bakınca iki izlek öne çıkıyor: Gerçekçilik savaşları ve sürgün.

Onun için temel soru şuydu: Sanat bu dünyaya nasıl katkı sağlayabilir? Bu soruya yanıt bulma çabası hep yazı uğraşının merkezinde kaldı. Belki o yüzden Berger gerçekçiliği hiçbir zaman gözden çıkarmadı. Toplumcu gerçekçi sanatın insanlık durumuna temas ettiğine inanıyordu. Hümanist bir sol anlayıştı bu (örneğin Althusserci solun karşısında yer alıyordu). 80’lere gelindiğinde gerçekçilik tartışmasını geride bırakmış, fotoğraftan senaryoya farklı alanlarda yapıtının ana gövdesini kurmuştu. (Bizde ise o yıllarda Attilâ İlhan, Gerçekçilik Savaşı’nı yeni kitaplaştırıyordu.)

Berger, gerçekçiliği dönüştürebilen, Soğuk Savaş döneminin bağnazlıklarına uzun boylu saplanmayan yenilikçiliğini gönüllü sürgününe borçludur. 36 yaşında İngiltere’den ayrıldığında yazmayı bıraksaydı, adı dergilerde kalmış bir sanat eleştirmeni olarak unutulup gidecekti. Kendisini propagandacı diye karikatürize eden İngiliz basınının “deli gömleğinden kaçmak için” terk etti ülkesini. Yeryüzünde kalan 54 yılında geri dönmeyecekti.

John Berger’ın yirminci yüzyıl sanat/edebiyat tarihinde özgün, hatta ‘sansasyonel’ bir yeri var: 1972’de değer görüldüğü Booker Ödülü töreninde yaptığı konuşma, hâlâ ödülün tarihindeki en renkli olay (sponsorları yerden yere vurmuş, para ödülünü Siyah Panterler’le paylaşacağını açıklamıştı). BBC için hazırladığı Görme Biçimleri serisinde yüksek sanatı günümüz insanı için ulaşılır kıldı, erkek bakışının egemenliğini sorguladı, resim sanatına dair fark edilmemiş ayrıntıları gösterdi. Yalnız bir eleştirmen olarak değil, yazar olarak da etkisi sanıldığından geniştir: Raymond Carver ve Richard Ford’u Amerika’dan İngiltere’ye çeken şey, onun köy anlatılarıydı.

Çağımızın birçok kahramanı gibi onunki de bir sürgün hikâyesi: Berger ancak 48 yaşında bir yere ait olma duygusunu tattığını söyler (Fransa kırsalında yerleştikten sonra). Yaşlandıkça öykülerinin kısalması, denemelerinin yalınlaşması bununla ilgilidir. (Sperling’in kitabındaki en çarpıcı taraflardan biri, yazar-mekân ilişkisini ustaca ele alması.) 1950’lerin kavgacı eleştirmeni, son yıllarında yerini insanlığın sorunlarıyla ilgilenen bir bilgeye bırakmıştı.

O bilgelik döneminde konuşmuştum John Berger’la. Katarakt kitabının ardından “görmek” ve “bakmak” arasındaki ayrım üzerine söyleşmiştik. Geçirdiği katarakt ameliyatı sonrasında mavi rengi yeniden keşfettiğini anlatırken çocuk gibi sevinçliydi. “Dağların ve hapishanelerin büyük romancısı” Yaşar Kemal’i çok sevdiğini anlatmıştı. İçinden geçtiğimiz zamanlar bir yapıta bakışımızı da biçimlendiriyor: Bugün olsa “gönüllü” sürgün etrafında, farklı bir konuşma yapmak isterdim.

John Berger duyarlıklarıyla, ısrarlarıyla, hatalarıyla çağının çocuğuydu. Hayal gücünün politik olduğunu, eleştirinin de hayal gücüne dayandığını bize öğretti. Estetik devrimle politik devrimin birbirinden ayrılamayacağını gösterdi. İki şey yaşamının ve yazısının omurgasını oluşturdu: Sanatın gizemi ve ezilenlerin mücadelesi.

O söyleşimizde karanlığın ve sessizliğin bir son değil, başlangıç olduğuna değinmişti. Benzer bir şeyi Görme Biçimleri’nde de söyler: Bir resmin en çarpıcı taraflarından biri, ona bakarken deneyimlediğimiz ürpertici sessizliktir. Şimdi elimizdeki kitap, 90 yıllık yaşamı soyut bir resim gibi önümüze koyuyor.

Geriye kalan sessizlik.

* A Writer of Our Time: The Life and Work of John Berger, Joshua Sperling, Verso 2018. 



CAN BAHADIR YÜCE
Yazının Kaynağı: CAN BAHADIR YÜCE – kronos news https://kronos23.news/tr/zamanimizin-bir-kahramani/
Devamını Oku »

Beşiktaş şampiyonluk havasına girdi

Süper Lig’in 30. haftasında Beşiktaş evinde Ankaragücü’nü konuk etti. Siyah-Beyazlı takım ilk yarısında zorlandığı mücadeleyi 4-1 kazanarak şampiyonluk yarışındaki iddiasını ortaya koydu.

Beşiktaş’ın gollerini Burak Yılmaz(2), Vida ve Adem Ljajic kaydetti. Konuk ekibin tek sayısı ise Sacho’dan geldi. Üst üste altıncı maçını kazanan Beşiktaş bu galibiyetle puanını 59’a çıkardı. Bir maçı eksik olan Galatasaray’la puanını eşitledi. Lider Başakşehir ile aradaki puan farkını da 3’e indirdi.

Beşiktaş gol perdesini Burak Yılmaz ile açtı.

BEŞİKTAŞ DOLU TRİBÜNLERE OYNADI

Lider Başakşehir’in evinde Göztepe’ye mağlup olması Beşiktaş’ın Ankaragücü ile oynayacağı maçın önemini bir kat daha arttırdı. Siyah-Beyazlı takım rakibini yenmesi halinde zirve ile aradaki puan farkı 3’e inecek ve şampiyonluk hesapları artık uzak değil yakın olarak yapılacaktı.

Beşiktaş taraftarı bu düşünce ile stadı doldurmuştu. 35 bin taraftar Siyah-Beyazlı takıma destek verdi ve bunun karşılığını da erken golle aldı.

Golcü oyuncu 8’inci dakikada Beşiktaş’ı öne geçiren golü attı.

BURAK YILMAZ’DAN ERKEN GOL

Beşiktaş için erken gol çok önemliydi. Bunu da 8’inci dakikada Burak Yılmaz ile buldu. Güven Yalçın’ın çabuk oyunu sonrası Burak yılmaz topu önüne alarak kaleye yöneldi. Rakibiyle bire bir oynayan tecrübeli oyuncu önünü boşalttı ve sert bir vuruşla skoru 1-0’a getirdi.

Bu gol Siyah-Beyazlılara yeniden şampiyonluk şarkılarını söyletmeye başladı.

ANKARAGÜCÜ OYUNA ORTAK OLDU

Beşiktaş 1-0 önde olmasına rağmen bir türlü oyunu hakimiyetini alamadı. Orta alanda topu tutmakta zorlanan Beşiktaş’ta pas hataları da bunun üzerine eklenince Başkent ekibi tehlikeli gelmeye başladı. Sacho ve Boyd üzerinden gelişen ataklar Karius’u zor durumda bıraktı. 15’inci dakikadan sonra etkili olan Ankaragücü, Pazdan ve Sedat ile uzaktan gol aradı.

Ancak Karius’un dikkati gole izin vermedi. Beşiktaş’ın evinde topu rakibe bırakması tribünlerde de tedirginlik yarattı. Pas trafiğini kuramayan Beşiktaş topla oynama oranında % 41’e 59 geride kaldı.

İlk yarı Beşiktaş’ın 1-0 üstünlüğü ile tamamlandı.

Beşiktaş Vida ile ikinci golü bularak maçta rahat bir nefes aldı.

LENS YOKLADI, VİDA ATTI

Beşiktaş ikinci yarıda ilk olarak Lens ile kaleci Altay’ı yokladı. Ancak gol Vida’dan geldi. 54’te Rakibinden topu söküp alan Vida, takımını atağa çıkardı. Burak Yılmaz’ın sert ortasını kaleci Altay yumrukladı ancak savunmadan seken topu Vida ağlarla göndermekte zorlanmadı. Vida’nın golüyle Siyah-Beyazlı takım 2-0 öne geçti.

ATİBA PENALTI YAPTIRDI, BURAK GOLÜ ATTI

Beşiktaş durumu 2-0’a getirdikten sonra oyunu kontrolüne aldı. 61’de atağa destek veren Atiba, ceza sahası içinde yerde kaldı. Hakem Halil Umut Meler penaltı noktasını gösterdi. 63’te atışı kullanan Burak Yılmaz kendisinin 2’nici takımının 3’üncü golünü kaydederek skoru 3-0 yaptı.

Beşiktaş’ın savunma oyuncusu Ankaragücü karşısında hücuma da destek verdi.

HAKEM MELER’DEN PENALTI VE TEKRAR

Karşılaşmanın 73’üncü dakikasında Hakem Halil Umut Meler bu sefer Ankaragücü lehine penaltı verdi. Atiba’nın ceza sahası içinde topa dirseği ile dokunduğunu VAR’ın tespit etmesi ile Meler penaltı noktasını gösterdi. 76’da Boyd’un kullandığı atışı Karius kurtardı.

Ancak yine VAR uyarısı ile oyuncuların ceza sahasına erken girdiği tespit edilerek atış tekrarlatıldı. Bu sefer 79’da Sacko penaltı atışını kullandı ve skoru 3-1’e getirdi.

İki gol atan Burak Yılmaz oyundan çıkarken tribünler tarafından ayakta alkışlandı.

ADEM LJAJİC-KAGAWA İŞBİRLİĞİ

Beşiktaş 81’de yeniden farkı üç’e çıkardı. Shinji Kagawa ile ver kaça giren Ljajic, topu kalecinin üzerinden aşırtarak güzel bir gole imza attı. Bu golle Siyah-Beyazlı takım skoru 4-1’a taşıdı.

Ankaragücü’nün umutlandığı dakikada gelen bu gol Beşiktaş tribünlerini de coşturdu. Siyah-Beyazlı takım mücadeleyi 4-1 kazanarak şampiyonluk yarışında iddiasını ortaya koydu.

medyabold
Devamını Oku »

Binalı Yıldırım: Ben kaybedilmiş bir seçimi kazanmak için uğraşacak bir insan değilim

AKP’nin 31 Mart seçimleri için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başkan adayı gösterdiği Binali Yıldırım, “Ben kaybedilmiş bir seçimi kazanmak için uğraşacak bir insan değilim. Bu makamların daha fazlasını gördüm, daha fazlasında sorumluluk aldım. Benim hassasiyetim, bizlere verilen oyların yerli yerine gidip gitmediğinden emin olmak. Bunun için çaba gösterdik” açıklamasını yaptı.

Yıldırım, İstanbul seçimlerine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Düşünün birbirine eşit oy almış iki aday var. Oylar yüzde 10 kadar, 850 bin oy sayılıyor ve 15 bin oy bizim lehimize yeniden kazanılmış oluyor. Halbuki kaybeden de kazanan da aynı olması lazım. Eğer hata varsa, iptal oy varsa bunların eşit olarak değerlendirilmesi lazım.

Bu bile başlı başına farkın 29 bin 500’den 13 bine iniyor olması sadece 850 bin sayılan oyda bunun gerçekleşmiş olması, 8,5 milyon oyun sayıldığında, basit bir kıyasla ne olacağını ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu seçimle ilgili insanların kafasında hiç yok olmayacak bir soru işareti olmuştur.

Bütün bunlar geride kaldı. Hukuki bir süreç Yüksek Seçim Kurulu’nda devam ediyor. Bize düşen onun sonucunu beklemek ve ondan sonra da herkes işine gücüne bakacak.

“ADAYLARDAN BİRİ KAYBETTİ BİRİ KAZANDI DİYE DÜŞÜNMEK DOĞRU OLMAZ”

Seçimler geride kaldı. Bundan sonra şehrin güzelliği için, İstanbul’un marka değerinin yükselmesi için, daha yaşanılır bir şehir haline getirilmesi için yapılacak çalışmaları izleyeceğiz, takip edeceğiz. Konumumuz ne olursa olsun elimizden gelen katkıyı sağlayacağız.

Bu seçimin kendi sosyolojisi var, kendi şartları var. Onun içinde değerlendirilmesi lazım. Seçimde adaylar yarışmadı, bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla adaylardan biri kaybetti biri kazandı diye değerlendirmek çok sağlıklı olmaz.”

medyabold
Devamını Oku »

Leeds-Aston Villa maçında bir garip centilmenlik

Devamını Oku »