29 Nisan 2019 Pazartesi

İyi Parti Sözcüsü Paçacı: AKP zarar görüyor, Cumhur İttifakı’nı bitirecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 31 Mart yerel seçimler sonrası gündeme getirdiği “Türkiye İttifakı” hakkında konuşan İyi Parti Sözcüsü Cihan Paçacacı, AKP’nin Cumhur İttifakı’ndan zarar gördüğünü ve bu ittifakın bozulacağını iddia etti.

İyi Parti Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Cihan Paçacı, Cumhur İttifakı’nın AKP’ye zarar verdiğini belirterek, “AK Parti bu ittifaktan zarar görüyor ve görmeye de devam edecek. İttifak bozulursa bu AK Parti tarafından gerçekleşir diye düşünüyorum” dedi.

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına katılan Cihan Paçacı, MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılacağı iddialarını değerlendirdi. Paçacı, “MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılacağını düşünmüyorum. İttifak bozulursa bu AK Parti tarafından gerçekleşir” dedi. Paçacı, “MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılacağını düşünmüyorum. Çünkü ittifak oy açısından MHP’ye kazandırdı. AK Parti bu ittifaktan zarar görüyor ve görmeye de devam edecek. İttifak bozulursa bu AK Parti tarafından gerçekleşir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE İTTİFAKI’NIN İÇİ BOŞ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  “Türkiye İttifakı” açıklamasını da değerlendiren Paçacı, “Sayın Bahçeli belli bir süre AK Parti’nin hoşuna gitmeyecek demeçler verdi ve Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye İttifakı’ndan bahsederek ortağına bir nevi mesaj verdi. ‘Siz Cumhur İttifakı’nın temelini sarsacak bir şey içine girerseniz, bu ittifakı genişletirim ve size ihtiyaç kalmaz.’ gibi bir söylem olabilir. Sonrasında Bahçeli hemen ‘Bu neyin nesidir?’ diye sordu ve Cumhur İttifakı’ndan başka bir ittifak olamayacağını belirten bir konuşma yaptı. Daha sonra demek ki sulh oldu ve Türkiye İttifakı gündemden kalktı diye düşünüyorum” dedi.

Avrasya Araştırma: Erdoğan, Cumhur İttifakı’nı yakında bitirecek

medyabold
Devamını Oku »

Norveçli balıkçıların ağına, Rus casusu olduğu düşünülen bir beyaz balina takıldı

Norveç denizcilik uzmanları, balıkçıların ağlarına takılan bir beyaz balinanın Rusya’ya ait bir casus olabileceğini söyledi.

Geçtiğimiz hafta Norveç’in Igna köyünde balıkçıların ağlarına bir beyaz balina takıldı. Balıkçıların, balinanın üzerinde askı görmeleri ise kafalarını karıştırdı. Balinanın üzerinde bulunan askıdan kurtulması için uğraşan balıkçılar askının üzerinde St Petersburg yazısı gördüler. Sonrasında uzmanlar tarafından incelenen askılığın silah ve kamera gibi taçhizatları yerleştirmek için yapılmış olduğunu tahmin ettiler.

Balinanın insanlara çok yakın davrandığını ve uysal olduğunu belirten yetkililer, bu balinanın Rus Donanması tarafından eğitilmiş bir casus olduğunu düşündüklerini belirtti.

Norveç Kutup Üniversitesi Profesörlerinden Audun Rikardsen, Rus araştırmacılarla görüştüklerini, bu balinanın kendileriyle bir ilgilerinin olmadığını ancak Rus donanmasına ait olabileceğini belirttiklerini ifade etti.

Özellikle de askının üzerinde yazan “St Petersburg malıdır” yazısından sonra Rus donanmasına ait olduğu düşünülen balina için Rus yetkililerden bir açıklama henüz gelmedi.

AYNI YÖNTEM 80’Lİ YILLARDA DA KULLANILMIŞTI

Rusya’nın beyaz balinaları casus olarak kullanması yeni keşfedilen bir durum değil. 80’li yıllarda Sovyet Rusya zamanında casus balinalar kullanılmıştı. 90’lı yıllarda bu projeye son verilmişti.

Rusya, bu canlıları su altında bulunan silahları tespit etmek için kullanıyordu. Yakalanmalarının zor olması ve yüksek hafızaları Rusya’nın beyaz balinaları kullanmasına sebep olmuştu. 2017 yılında yeniden başlatılan beyaz balinaların casus olarak eğitilmesi projesi ile yunuslar ve foklar eğitiliyor.

Rus kara sularına giren yabancıların öldürülmesi için eğitilen canlılar sadece bununla kalmıyor, gerektiği yerde dalgıçların malzemelerini taşıyor. Suyun 120 metre derinine inebilen canlılar su altında bulunan silahları da tespit edebiliyor.

2016 yılında Rusya’nın 23 bin dolar (yaklaşık 135 bin TL) karşılığında satın aldığı balinalar, Norveçli uzmanların düşüncelerinde haklı olabileceklerini düşündürüyor.

medyabold
Devamını Oku »

24 saat önce birlikteydiler şimdi tabutunu omuzladılar

Spor dünyasını yasa boğan kazada hayatını kaybeden Alanyasporlu futbolcu Josef Sural için tören düzenlendi. Törende takım arkadaşları gözyaşlarını tutamazken, duygusal anlar yaşandı.

Aytemiz Alanyasporlu 7 futbolcunun Kayseri deplasmanından döndüğü VIP minibüsün su tahliye kanalına düştüğü kazada yaşamını yitiren Josef Sural için kulüp tesislerindeki antrenman sahasında tören düzenlendi.

24 Saat önce hep birlikte olan futbolcular bu sefer takım arkadaşlarının tabutunu omuzladı. oyuncular gözyaşlarını tutamadı.

Alanyasporlu oyuncular takım arkadaşları josef Sural’a son görevlerini yaptılar. tören sonrası Sural’ın cenazesi ülkesi Çekya’ya gönderilecek.

SENİ UNUTMAYACAĞIZ JOSEF SURAL

Sahanın ortasına siyah kumaş zeminle hazırlanmış yaklaşık 5 metre yüksekliğinde platform yerleştirildi. Platforma Josef Sural’ın fotoğrafıyla ’Seni unutmayacağız. We will never forget you Josef Sural’ yazılı pankart asıldı. Platformun önüne de cenaze töreninde naaşın konulması amacıyla yine siyah zeminle hazırlanmış masa yerleştirildi.

Josef Sural’ın cenazesinin bulunduğu taput bu masaya konulurken, futbolcular ve teknik ekip de siyah kıyafetler giyerek tabutun etrafında sıralandı. Josef Sural’ın ailesi cenaze törenine katılmadı. Sural’ın tabutunun üzerine Aytemiz Alanyaspor bayrağı ve sporcunun forması bırakıldı.

GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADILAR

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından Kulüp Başkanı Hasan Çavuşoğlu ve Bakan Mevlüt Çavuşoğlu birer konuşma yaptı. Futbolcular ve protokol üyeleri Josef Sural’ın tabutuna karanfiller bırakırken, aynı kazada yaralanan futbolcularla diğer takım arkadaşları tören boyunca gözyaşlarına hakim olamadı.

Cenaze törenine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Aytemiz Alanyaspor Kulüp Başkanı Hasan Çavuşoğlu, Aytemiz Alanyaspor Teknik Direktörü Sergen Yalçın, Antalyaspor Başkanı Ali Şafak Öztürk, Antalyasporlu futbolculardan Celustka ile Alanyaspor kulüp yöneticileri, diğer protokol üyeleri, çok sayıda taraftar katıldı.

 

medyabold
Devamını Oku »

12 Eylül’ün işkencecisi Raci Tetik’in cenazesi protesto edildi

Yüzlerce insanın öldüğü, 10 binlerce insanın tutuklandığı 12 Eylül döneminde Mamak Askeri Cezaevi Müdürü olan Albay Raci Tetik 88 yaşında hayatını kaybetti. İşkenceci Raci Tetik için İstanbul’un Üsküdar ilçesinde bulunan Şakirin Camisi’nde cenaze namazı kılındı.

Raci Tetik’in cenaze töreninde 12 Eylül döneminde işkenceye maruz kaldığını söyleyen bir grup vatandaş tarafından “İşkenceci Raci” sloganları ile protesto düzenledi.

12 Eylül askeri darbesinin simge isimlerinden biri olan Mamak Cezaevi Müdürü Emekli Albay Raci Tetik, 2012 yılından bu yana kaldığı Çamlıca Bakım ve Rehebilitasyon Merkezi’nde 88 yaşında yaşamını yitirdi. Tetik için düzenlenen cenaze töreninde işkence mağdurları protesto gösterilerinde bulundu.

12 Eylül döneminde Mamak Askeri Cezaevi’nde yapılan işkencelerin sorumlusu olarak gösterilen Mamak Askeri Cezaevi Komutanı olan emekli Albay Raci Tetik, Temmuz 1980’de Mamak Askeri Cezaevi Komutanı olarak atandı. 12 Eylül darbesiyle birlikte cezaevini 4 yıl yönetti.

12 Eylül darbe döneminde Mamak Askeri Cezaevi Komutanı olan Emekli Albay Raci Tetik’in cenaze töreninde protesto yaşandı. O dönem Mamak cezaevi’nde kaldıklarını söyleyen yaklaşık 20 kişi protesto eyleminde bulundu.

12 Eylül işkencecisi yargılanmadan öldü, askeri törenle uğurlanacak

medyabold
Devamını Oku »

Mehmet Demirkol’dan Burak Yılmaz yorumu: Hırsız diyorlardı kahraman oldu

Beşiktaş’ın golcü oyuncusu Burak Yılmaz attığı gollerle Siyah-Beyazlı takımı yeniden şampiyonluk potasına soktu. Sivas maçının ardından Ankaragücü karşısında da takımını sırtlayan golcü oyuncu için spor yorumcusu Mehmet Demirkol ilginç bir değerlendirmede bulundu.

BEŞİKTAŞ’TA BU SEFER BİR LOKOMOTİF VAR

Mehmet Demirkol, Burak’ın yükselen performansını ve Derbi ile ilgili düşüncelerini şöyle açıkladı: “Aradaki farkı eriten Beşiktaş değil, Başakşehir. Onu söylemek lazım. Beşiktaş geçen sene de bu haftada Galatasaray deplasmanına gidiyordu.

Kazanırsa şampiyon olacaktı. Ama kaybetti. Galatasaray kendi evinde favoridir. Beşiktaş’ta bu sefer bir fark var. Bir lokomotif var. Karakter koyan, takımı öne çekiyor ve ekstra işler yapıyor.”

Mehmet Demirkol, Burak Yılmaz’ın Beşiktaş’ı şampiyonluk potasına soktuğunu söyledi.

DOKUNDUĞU HERKESİN PERFORMANSINI YÜKSELTTİ

Demirkol, Lens dışında Burak’ın dokunduğu tüm oyuncuların performansını yükselttiğini belirterek “Dokunduğu tüm oyuncuların da performansını yükseltti. Lens’i sayamayız tabi ki. Bu konuda zorlanıyorum.

Herkeste büyük ilerleme kaydeden isim Burak Yılmaz. 10 hafta geçti. ‘Hırsız Burak’ deniyordu şimdi bu cümleden ‘Kahraman Burak’a döndü iş. Taraftarla bir takım mantıkları oturtmaya çalışıyoruz. Yok öyle bir şey.” ifadelerini kullandı.

medyabold
Devamını Oku »

Mamak işkencecisi Tetik’in cenazesinde protesto ve beddua

12 Eylül döneminde Mamak Askeri Cezaevi Müdürü olan Albay Raci Tetik 88 yaşında hayatını kaybetti. Tetik, Şakirin Camisi’nde düzenlenen törende, 12 Eylül döneminde işkenceye maruz kalanlar tarafından protesto edildi. Protestocular Tetik’in ardından, “Şerefsiz, cehennemde ateşi bol olsun” diye bağırdı.

CENAZEDE PROTESTO

12 Eylül askeri darbesinin simge isimlerinden biri olan Mamak Cezaevi Müdürü Emekli Albay Raci Tetik, 2012 yılından bu yana kaldığı Çamlıca Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde 88 yaşında öldü.

Hakkını helal etmediklerini belirten grup, o dönemde 3 arkadaşlarının hayatlarını kaybettiğini söyledi. Cenazenin Türk Bayrağı’na sarılı olmasına da grup tarafından tepki gösterildi. Kamuoyu baskısı sebebiyle Tetik için askeri tören ise düzenlenmedi.

kronos
Devamını Oku »

Kentler mega filmler kısa…

Mega kentlerdeki sorunlara getirilen çözüm önerilerini içeren kısa filmlerin yer aldığı MegaCitiesShortDocs Uluslararası Kısa Film Film Festivali bu yıl beşinci kez düzenlenecek…

Merkezi Paris’te bulunan organizasyonun düzenlediği yarışmanın ödülü 2 bin Avro olarak belirlendi. Yarışmada geçen yıl (2018) ödül alan filmler ile İstanbul’dan katılan filmlerin bazıları, 30 Nisan Salı günü, Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle Barış Manço Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Ücretsiz olan etkinlikte, katılım koşulları hakkında da bilgi verilecek.

medyabold
Devamını Oku »

Yüklü miktarda silah alan Türkiye’nin askeri harcamaları yüzde 24 arttı

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından açıklanan yıllık rapora göre küresel savunma harcamalarındaki yükseliş eğilimi devam etti.

2018 yılında global olarak yapılan askeri harcamalar 1 trilyon 800 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin sıralamadaki yeri değişmedi ancak 19 milyar dolara ulaşan askeri harcamaları ile ilk 15 ülke arasında en çok artış gösteren bölge oldu.

Deutsche Welle Türkçe’de detaylarına yer verilen İsveç merkezli kurumun raporuna göre 2017’de en çok askeri harcama yapan ülkeler sıralamasında 9. sırada olan Almanya 2018’de 8. sıraya yükseldi.

Almanya bu dönemde savunma bütçesi için 49 milyar 500 milyon dolarlık pay ayırdı.

Türkiye ise 15. sıradaki yerini korudu. Sırasını korumasına karşın bir önceki yıla göre askeri harcamalara yüzde 24 daha fazla bütçe ayıran Türkiye, 19 milyar dolarlık harcamasıyla ilk 15 ülke arasında en fazla artış gösteren ülke oldu.

“TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ KÜRT GRUPLARA YÖNELİK MÜDAHALESİ ÇOK FAZLA PARAYA MAL OLUYOR”

Ankara’nın askeri harcamalarındaki artış ile ilgili konuşan SIPRI araştırmacısı Nan Tian, “Türkiye hızlı askeri teçhizat teslimatı konusunda giderek daha fazla harcama yapıyor ve bir yandan da yüklü miktarda silah satın alıyor” ifadesini kullandı.

Tian ek olarak, “Türkiye ayrıca Suriye’deki Kürt gruplara karşı askeri harekatını genişletiyor, bu da çok fazla paraya mal oluyor” şeklinde konuştu.

SIPRI’nın 2018 verilerini kapsayan raporuna göre dünyada askeri harcamalara en büyük bütçeyi ayıran ülke yine Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. Yıllık harcaması 649 milyar dolara ulaşan ABD’deki yükseliş yüzde 4 oldu.

SIPRI Silah ve Askeri Harcama Programı Direktörü Aude Fleurant, söz konusu artışın Başkan Trump yönetiminin bir önceki yıl kararlaştırdığı silah alım programlarının 2018’de uygulamaya geçirilmesinden kaynaklandığını kaydetti.

Ancak ABD’nin toplam harcamaları halen zirve noktasına ulaştığı 2010 yılının gerisinde. 2010 yılında Washington’ın askeri harcamaları şu andaki miktardan yaklaşık beşte bir oranında daha fazlaydı.

Dünyada silahlara harcanan toplam miktarın tek başına yüzde 36’sını oluşturan ABD’yi Çin takip ediyor. Pekin’in 2018 yılında askeri harcamalar için ayırdığı bütçe olan 250 milyar dolar, küresel harcamaların yüzde 14’üne denk geliyor.

Çin’in harcamalarındaki yükseliş eğilimi devam etmesine karşın 2018’deki yüzde 5’lik artış, 1995 yılından bu yana ülkede gözlemlenen en düşük artış yüzdesi olarak kayda geçti.

SIPRI araştırmacısı Tian, bu durumu Çin’deki ekonomik büyümenin yavaşlamasının bir sonucu olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan ise 67 milyar 600 milyon dolar ile üçüncü sıradaki yerini korudu. Suudi Arabistan’ı Hindistan ve Fransa takip etti.

2018 yılında askeri harcamaları için 61 milyar 400 milyon dolarlık bir bütçe ayıran Rusya 4. sıradan 6. sıraya geriledi. Moskova aynı zamanda 2006 yılından bu yana ilk kez ilk 5’teki yerini kaybetti.

Rapora göre Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Yemen gibi ülkelerden yeterince veri girişi olmaması, savunma için yapılan harcamaların gerçekte daha yüksek olduğu tahminlerini beraberinde getiriyor.

medyabold
Devamını Oku »

‘Bylock’ta yargısal inisiyatif sıfır; hükmü mahkeme değil MİT veriyor’

Balyoz ve Devrimci Karargah davalarını onayladığı için yargılanan dönemin Yargıtay 9. Ceza Dairesi üyelerinden Ahmet Toker, durşmada mahkeme heyetine ‘ByLock’ta yargısal inisiyatif sıfırdır. Yetki, heyetinizden MİT’e geçmiştir. Türkiye’nin kendisinin yıkamadığı çamaşırlar Avrupa’da AİHM’de yıkanıp, önümüze konacak’ dedi.

Odatv’de yer alan habere göre Bylock dosyasındaki tek delilin MİT teknik raporunu olmasını eleştiren Toker “Bu raporun kurumu, tarihi, altındaki isimlerin unvanları ve uzmanlıkları yok. Bundan sorumlu olacak kuruluş, kişi belli değil. Buraya çağırıp, tartışacak olsak muhatap yok. Raporun içeriğinin her türlü denetim ve tartışmaya kapalı olduğu bizzat raporda 5 kez yazıyor. Manipülasyon yapılıp yapılmadığına dair hususların karşılığı alınamıyor. Bu yazışmalarda bir devlet sırrı geçiyorsa ayıklıyor mu, aynen mi gönderiyor? Ayıklaması gerekir. İçerikleri uzun süre mahkemelerle paylaşılmadı. Acaba bu geçen sürede kiminle paylaşıldı. MİT o zaman Başbakanlığa, yani yürütmeye bağlı idi. Yürütme içeriklere müdahale etmiş midir? Siyasetçi yakınları, işadamları, bazı yüksek yargı üyelerinin soruşturmadan bağışık tutulmasına bakılırsa, evet.” ifadelerini kullandı.

‘Bir ülkenin güvenlik ihtiyacı ile hukuk güvenliği karşı karşıya gelirse, hukuk devletinde hukuk güvenliğinin, güvenlik devletinde ise güvenliğin kazanacağını kaydeden Toker, ‘Ben bu salonda çok duruşmaya çıktım, AİHM kararı gördüm. AİHM’in son Alpaslan Altan kararında olduğu gibi eninde sonunda Türkiye’nin kendisinin yıkamadığı çamaşırlar Avrupa’da yıkanıp, önümüze konacak. Bugünden bunu anlatmaya çalışıyorum.

ByLock’ta yargısal inisiyatif sıfırdır. Adım adım Bylock skandalı ortaya çıkacaktır. Bilerek ve isteyerek Bylock denetimden kaçırılıyor. Yetki, heyetinizden MİT’e geçmiştir. İşte bu koşullar altında delilleri değerlendiriyor ve Bylock iddialarını reddediyorum.” dedi.

Toker’in tanık dinletme ve tahkikatın genişletilmesi taleplerinin oybirliği ile reddinden sonra savcı esas hakkında mütalaasını açıkladı ve Toker hakkında 15 yıldan 22.5 yıla kadar hapis istedi.

Duruşma haziran ayına ertelendi.

 

kronos
Devamını Oku »

YSK İstanbul seçimini iptal mi edecek? Ekrem İmamoğlu kalacak mı? CANLI YAYIN

YSK İstanbul seçimini iptal mi edecek? Ekrem İmamoğlu kalacak mı? Bold canlı yayınında Ahmet Doğan’ın konuğu Gazeteci Adem Yavuz Arslan gündemin sıcak gelişmelerini sizin için yorumluyor!

YSK İstanbul seçim sonuçlarıyla ilgili ne karar verecek? YSK Başkanı Sadi Güven Ekrem İmamoğlu kararını ne zaman açıklayacak? YSK Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını onaylayacak mı yokes İstanbul seçimini iptal mi edecek? İstanbul’da seçimin tekrarlanacağı iddiaları ne kadar gerçekçi? Adem Yavuz Arslan anlatıyor.

YSK 31 Mart 2019 İstanbul seçim sonuçlarını henüz açıklamada. Herkes YSK’nın İstanbul ile ilgili son dakika açıklamasını bekliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İstanbul seçimleriyle ilgili yaptığı son açıklamasında YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal etmesi gerektiğini söylemiş ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını tanımadığını açıklamıştı.

Ekrem İmamoğlu açıklamalarında kendisinin mazbatasını aldığını ve artın İBB Başkanı’nın kendisi olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ekrem İmamoğlu’nun bu açıklamasını ciddiye almamakla birlikte 31 Mart 2019 İstanbul seçim sonuçlarını kabul etmediğini söyledi.

Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in İstanbul’da seçimi iptal edip yeniden seçim kararı alacağından emin olduğunu söyledi. Ayrıca mazbatasını Alan Ekrem İmamoğlu’nun İBB Meclis toplantılarında ‘topal ördek’ olduğunu açıklamıştı.

Ekrem İmamoğlu ,Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamalarına karşı kendisinin İBB Başkanı olduğunu ve mazbatasını alarak başkan seçildiğini İBB Meclis toplantılarında defalarca söyledi. Seçim sürecinde Kuran ve Yasin okuyarak dikkat çeken Ekrem İmamoğlu Binali Yıldırım’ın İstanbul’u kaybettiğini de sözlerine ekledi. İBB Başkanı İmamoğlu antrikot ve musakka açıklamalarıyla da dikkat çekmişti.

Ekrem İmamoğlu son dakika açıklamalarında YSK’nın İstanbul seçim sonuçları açıklamalarında kendisine sürpriz yapmayacağını ve kendisinin başkanlığının onaylanacağından emin olduğunu söyledi. Ankara’dan glen son dakika haberlerine göre YSK’nın İstanbul seçim sonuçlarını iptal edebilir ve Sadi Güven Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını iptal ederken seçimlerin yenileneceğini açıklayabilir.

Şimdi gözler YSK Başkanı Sadi Güven’in İstanbul ve İmamoğlu hakkında yapacağı son dakika açıklamasında… Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’na yumruklu saldırıyla ilgili yeni video görüntüleri ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan şahıs ve evin etrafını saran kişiler açıkça görülüyor. Kılıçdaroğlu Ankara Çubuk’taki bir şehit cenazesinde yumruklu saldırıya uğramıştı.

medyabold
Devamını Oku »

Uluslararası kuruluşlar, Türkiye’de Wikipedia’nın hala yasak olmasına tepki gösterdi

Dünyanın en büyük internet ansiklopedisi Wikipedia’ya 29 Nisan 2017’den bu yana Bilgi Teknolojiler Kurumu’nun (BTK) tarafından Türkiye’den erişim engellendi. 

Aralarında Uluslararası Pen Kulübü ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) bulunduğu kurum ve kuruluşlar ikinci yılını dolduran bu yasağa ortak bir bildiriyle tepki gösterdi.

Türkiye’nin bağımsız medya ve internette ifade özgürlüğünü kısıtlamak konusundaki eylemlerini kınayan kuruluşlar, “Türkiye hükümetini çevirimiçi de dahil olmak üzere ifade özgürlüğünü engellemek adına yapılan bütün girişimlerini sonlandırmaya çağırıyoruz” dedi.

Yapılan açıklamada “bağımsız medyaya yönelik engeller ve haberciliği yasa dışı ilan etmek insan haklarına aykırıdır” ifadesiyle evrensel hukuk normlarının vurgusu yapıldı. 

Uluslararası kuruluşların ortak yayımladığı bildiri şu şekilde:

29 Nisan 2017’de Türkiye hükümeti Wikipedia sitesine erişimi tamamen engelledi. Hükümet’in 5651 numaralı “internet yasası” ulusal güvenlik adına her türlü erişim engeli ve sansüre olanak sağlıyor. 

Wkipedia, Türkiye Devleti’nin Suriye’deki terör gruplarını desteklediğini iddia eden makaleyi yayından kaldırmayı reddedince yetkililer, bu maddeye dayanarak Wikipedia’ya erişim yasağı getirdi.

Bu yasak, ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkına getirilmiş ağır bir darbedir. Bu sadece 80 Milyon nüfusu barındıran Türkiye için değil, Türkiye’de yaşayanların katkı ve yorumlarından mahrum bırakılanlar da dahil herkes için bilgiye erişim hakkının kısıtlanmasıdır.

Bu yasak Türkiye’de internet ve medya sansürünün boyutunu gözler önüne seriyor ve ne yazık ki istisnai bir örnek değil. Uzun süredir ulusal güvenlik gerekçe gösterilerek, Twitter, Youtube ve Facebook dahil olmak üzere birçok platform ve websitesine engelleme getirildi. 

Twitter’ın raporuna göre, Türkiye içeriklerin kaldırması konusundaki taleplerde açık arayla ilk sırada.

Sivil toplumdan ve Wikipedia’nın kendisinden gelen birçok çağrıya rağmen, yasağın kaldırılmasına yönelik bir çalışma yok. Wikimedia Vakfı Mayıs 2017’de Wikipedia’ya erişim yasağını Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşısa da, şu ana kadar yanıt gelmedi.

Türkiye’de yasağın kaldırılması için mahkemelere yapılan birçok başvuru ve çağrının yanı sıra, Wikimedia Vakfı Mart 2018’de “Sizi özlüyoruz Türkiye” kampanyası başlattı. Bu sene de aynı kampanyayı Twitter ve Instagram üzerinden tekrarlayacak. Kampanyanın amacı yasağın kaldırılması ve bütün dünyadan insanların yasaktan nasıl etkilendikleri konusunda paylaşımlar yapması.

Diğer yandan hükümet artık internet yasakları ve davaları konusundaki verilerini bile gizli tutuyor. Bunun için öne sürülen gerekçe bu verilerin ülkenin itibarına zarar veriyor olmasıdır.

Metinde imzası bulunan kuruluşlar olarak, Türkiye yetkililerini Wikipedia ve yasaklı tüm websitelerine yönelik erişim engelini kaldırmaya davet ediyoruz. Bu yasaklar uluslararası insan hakları standartlarıyla uyum göstermemektedir. Dahası, bağımsız medyaya yönelik engeller ve haberciliği yasadışı ilan etmek insan haklarına aykırıdır.

IPI ve Uluslararası Pen Kulübü’nün yanı sıra bildiride imzası bulunan kurum ve kuruluşlar şöyle:

ARTICLE 19,

ARTICOLO 21,

European Centre for Press and Media Freedom,

Initiative for Freedom of Expression,

International Press Institute,

Norwegian PEN,

PEN International,

P24

medyabold
Devamını Oku »

Assyrians observe sacred Easter feast with pro-Kurdish HDP members

Assyrians marked the sacred Easter feast in the eastern province of Mardin together with members of the pro-Kurdish opposition Peoples Democratic Party (HDP) on Sunday.

The religious ceremony was held at the Assyrian Ancient Mar Behnam Church, in Turkish “Kirklar Kilisesi”, with the HDP delegation witnessing the celebration.

Mar Benham Church priest Gabriel Akyuz welcomed the HDP group including the newly elected Mardin co-mayors Ahmet Turk and Figen Altindag, HDP lawmaker Mithat Sancar, at the entrance.

He later cracked the colorful Easter eggs with the guests, symbolizing the resurrection of Christ from the dead.

Syriac Orthodox Christians attended the ceremony led by Samuel Aktas, the metropolitan bishop of Tur Abdin and the abbot of the Mor Gabriel Monastery. The worshippers held the ceremony for Easter by praying and lighting candles.

Some other Easter celebrations were held in several provinces of Turkey, including Hatay, Diyarbakir, and Edirne on Sunday.

What is Easter?

Easter is a Christian festival, the most important day in the Christian calendar for commemorating the resurrection of Jesus Christ.

Christ died on the cross on Good Friday, which this year was on April 19. Good Friday is celebrated on different dates each year, between March 21 and April 25, depending on when a full moon appears in Spring.

Assyrians suffering various problems

According to Sait Susin, chairman of the Syriac Orthodox Foundation in Istanbul, around 20000 Syriac Christian citizens living in Turkey, with some 3000 residing mainly in rural areas where the land registry system was very poor.

Tens of thousands have immigrated to Europe over the last few decades due to armed  fighting between the Turkish military forces and the outlawed Kurdistan Workers Party (PKK).

Many churches, monasteries and community buildings are thus not even registered.

For the first time in Turkish history, their property deeds have been returned, due to judicial amendments on March 27, 2018.

Fifty-five official property deeds of historic Syriac properties, many predating Ottoman times, were delivered to their original owners, representing nearly half of their ancient church properties in the southeast region of Turkey which had been confiscated by the state.

Kuryakos Ergun, chairman of the Mor Gabriel Foundation said the returned deeds have created great joy among the Syriac Christians, considerably reducing property ownership problems of southeast Turkey’s Syriac community.

However, they still have a legal dispute over ownership of lands belonging to the community. The recovery of various Syriac monasteries, village churches, and cemeteries, some 70 vineyards, gardens, and lands attached to them, is still pending in the local courts.

Tuma Celik, an activist fighting for the interests of the Syriac Orthodox society declared that only a minority of Assyrians are fluent in Aramaic. Celik estimates that around 3,000 people in Istanbul speak the language, while only about 200 can read and write it.

A Syriac foundation had therefore submitted a request to open a kindergarten with instruction in Aramaic.

“You are not a minority; therefore you cannot teach your children a foreign language,” responded the Turkish ministry of education.

Though Syriac Orthodox Christians should have been benefiting from the minority rights stipulated in the Lausanne Treaty of 1923, Turkey has granted these rights thus far only to Greeks, Armenians, and Jews with numerous infringements.

Greece to give citizenship to Western Thrace Turkish minority

 

The post Assyrians observe sacred Easter feast with pro-Kurdish HDP members appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/assyrians-observe-sacred-easter-feast-with-pro-kurdish-hdp-members/
Devamını Oku »

Izmir follows Ankara’s bread price increase

The price of 250 grams of bread in Izmir city has increased to 1.5 lira (0.25 USD) – a 25 kurus price increase. This follows in the footsteps of Ankara, which also increased the price of bread from 1 lira to 1.25 lira for 200 grams of bread recently.

Speaking to Turkish news agency IHA, Izmir Bakers’ Federation President Nejdet Durmus said that they have done their best to keep the price the same for the last two years, as they took the residents into consideration, but the hike in the cost of bread was unavoidable.

“What products have not increased in Turkey, except bread, over the last two years? As of April 29, the price of 250 grams of bread will be 1.5 lira, and 200 grams of bread will be sold at 1.25 lira,” Durmus announced.

Durmus also stated that the last bread price increase in the city was in 2017. Since then, one sack of flour has increased by 36 percent to 95 lira. One kilogram of yeast was 3.47 lira but increased to 5.80 lira – a 67 percent hike.

In addition to those costs, labor costs jumped by approximately 46 percent, electricity by 18.5 percent, water by 45 percent, and diesel by 80 percent. The Baker’s Federation President announced that the price of 300 gram of special Ramadan bread will be 2.5 lira in the bakeries.

The bread price increase will have a huge negative effect in Turkey, as the main staple food for Turkish people is bread.

Turkey used to be self-sufficient in food production but is struggling with an alarming agricultural decline over the last few years as the country largely stopped its agricultural and animal production, and now imports basic foods.

As a result of the lira’s sharp decline against foreign currencies, year-on-year food inflation has soared to nearly 30 percent. Food Inflation in Turkey averaged 10.30 percent from 2004 until 2019, reaching an all-time high of 30.97 percent in January of 2019, and a record low of 1.38 percent in April of 2016, Trade Economics reported.

Turkey’s ruling AKP tried to reduce the high vegetable prices before elections by setting up stalls (Tanzim sales through AKP’s municipalities) to sell grocery items at 50 percent lower than market prices. The government’s discount markets didn’t work as the AKP lost votes in major cities and the greengrocers opposed the municipalities’ interference to the free market.

As the vegetable prices in Turkey have soared to a 20-year high this season, the onion prices in the Turkish market hiked up to nearly 10 Turkish liras per kg, and, for the first time, Turkey has allowed limited amounts of potatoes to be imported from Syria to curb astronomical prices.

Turkey leads world market in soaring potato prices

The post Izmir follows Ankara’s bread price increase appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/izmir-follows-ankaras-bread-price-increase/
Devamını Oku »

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödülleri dağıtıldı

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Film Yarışması’nda En İyi Film ödülünü Osman Nail Doğan imzalı Güvercin Hırsızları kazandı.

“GÖRÜLMÜŞTÜR” DÖRT ÖDÜL ALDI

Ulusal Uzun Film Yarışması’nda En İyi Film ödülünü Osman Nail Doğan‘ın ilk uzun metrajlısı olan Güvercin Hırsızları kazandı. 8 yaşındaki İsmail ile tanıştıktan sonra küçük çocuğa yardım etmek için en iyi bildiği şeyi yaparak güvercin çalmaya başlayan 16 yaşındaki Mahmut’un hikâyesini anlatan film, aynı zamanda Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu ödülünü de kazandı. 30. Ankara Uluslararası Film Festivali’nden en çok ödülle dönen film ise 4 ödül kazanan Görülmüştür oldu. Serhat Karaaslan‘ın yazıp yönettiği film; festivalden SİYAD En İyi Film Ödülü, Onar Kutlar En İyi Senaryo Ödülü, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleriyle döndü.

30. ANKARA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ

En İyi Film: Güvercin Hırsızları

Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film Ödülü: Nebula

En İyi Yönetmen: Ali Vatansever – Saf

En İyi Kadın Oyuncu: Saadet Işıl Aksoy – Saf

En İyi Erkek Oyuncu: Berkay Ateş – Görülmüştür

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Füsun Demirel – Görülmüştür

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bülent Çolak – Suç Unsuru

Onat Kutlar En İyi Senaryo Ödülü: Serhat Karaaslan – Görülmüştür

En İyi Görüntü Yönetmeni: A. Emre Tanyıldız – Kardeşler

En İyi Sanat Yönetmeni: Meral Efe Yurtseven – Kardeşler

En İyi Özgün Müzik: Mustafa Avcı – Yuva

Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu: Naim Kanat – Güvercin Hırsızları

SİYAD En İyi Film Ödülü: Görülmüştür

Ulusal Kısa Film Yarışması
En İyi Film: Duyuyor Musun Anne? – Tuna Kaptan

Ulusal Belgesel Film Yarışması
En İyi Film: Tanrı Göçmen Çocukları Sever Mi Anne? – Rena Lusin Bitmez

medyabold
Devamını Oku »

AYM, 2 yıl sonra 10 gazetecinin dosyasını gündemine aldı

Anayasa Mahkemesi (AYM), uzun süredir cezaevinde olan ve tekrar cezaevine giren 10 gazetecinin bireysel başvurusunu görüşmek üzere gündemine aldı. AYM’nin bu haftaki genel kurul toplantısında Murat Sabuncu, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Önder Çelik, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak,  Murat Aksoy ve Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu 10 gazetecinin başvurusu değerlendirilecek.

AYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 2 Mayıs 2019’da gerçekleşecek Genel Kurul gündeminde 10 gazetecinin başvurusu görüşülecek.

Expression Interrupted’dan Cansu Pişkin’in haberine göre AYM Genel Kurulu, Genel Kurul, gazetecilerin yargılama öncesi tutuklanmasının yasadışı olduğunu ve “kişisel özgürlük ve güvenlik hakkı” ile “ifade ve basın özgürlüğü” ihlallerini ifade ettiğini iddia eden başvuruları gözden geçirecek.

Gazeteci-yazar Ahmet Altan, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 10 Eylül 2016 tarihinde gözaltına alınmış, ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince 23 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Ahmet Altan adına 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan bireysel başvuru, AYM 1. Bölüm tarafından 4 Temmuz 2018 tarihinde görüşülerek AYM Genel Kuruluna sevkine karar verilmesinden yaklaşık 10 ay sonra Genel Kurul gündemine alındı.

Ahmet Altan ve kardeşi iktisat profesörü Mehmet Altan ile birlikte yargılandığı dava kapsamında cezaevinde 1000. gününü geçtiğimiz hafta sonu dolduran Nazlı Ilıcak’ın AYM başvurusu da 2016 yılından bu yana AYM önünde bekliyordu.

Gazeteci Murat Aksoy ise “üye olmaksızın örgüte yardım” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası almıştı. Aksoy, cezası kesinleştikten sonra 22 Kasım 2018’de yeniden cezaevine girmiş, 4 Ocak 2019’da ise denetimli serbestlikle tahliye edilmişti. Aksoy’un avukatlarının 2016 yılında yaptığı başvuru üç yıl sonra incelenecek.

Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında yargılanıp hapis cezasına çarptırılan Murat Sabuncu, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Ahmet Şık ve Önder Çelik’in başvuruları. Çelik’e verilen 3 yıl 9 ay ile Gürsel’e verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası istinaf mahkemesince Şubat ayında onanmıştı.

Onama kararının ardından Çelik, 26 Nisan’da yeniden cezaevine girmişti. Gürsel ise tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurulduğundan yeniden cezaevine konulmamıştı. Öte yandan aynı dava kapsamında yargılanıp 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilen Atalay ile 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verilen Sabuncu ve Şık’ın dosyaları ise Yargıtay’a gönderilmişti.

Nazlı Ilıcak 1000 gündür cezaevinde

medyabold
Devamını Oku »

Avengers: Endgame’i henüz izlemeyenler, filmin sonunu söyleyen bir adamı tekme tokat dövdü

Sinema salonunda bağıra bağıra Avengers: Endgame spoilerı veren bir adam, filmi henüz izlemeyen kişiler tarafından linç edildi.

Pek çok Marvel hayranı, 22 filmlik evrenin finali olarak ifade edilen Avengers: Endgame’i bir yıldır büyük bir heyecanla bekliyordu. Böylesine heyecanla beklenen bir film hakkında spoiler ile karşı karşıya kalmak hiç kimsenin istemeyeceği bir durum.

Asia One adlı medya ajansına göre, Hong Kong’da bir sinemada Avengers: Endgame hakkında spoiler vermekten çekinmeyen bir genç, Marvel hayranları tarafından saldırıya uğradı. Çevredeki kişilerin kurtardığı genç, ufak çaplı yaralanmalar yaşadı.

Aktarılan bilgiye göre filmi izledikten sonra sinema salonundan çıkan genç, fuaye alanında yüksek sesle filmin sonunu haykırmaya başladı. Bunun üzerine yeni seansa girmek için bekleyenler, spoiler veren gence tekme tokat saldırdı.

Bu noktada olayın iki ayrı boyutunun olduğu söylenebilir. Hiçbir insanın bir film nedeniyle saldırıya uğraması tasvip edilemez. Bununla birlikte bir insanın başka bir insanın keyfini kaçırmaktan keyif almasına da anlam vermek imkansız.

‘Avengers: Endgame’ şimdiden sinema tarihine geçti

medyabold
Devamını Oku »

AKP’s Istanbul candidate says he will not fight to win after losing the election

The ruling Justice and Development Party (AKP) mayoral candidate for Istanbul, Binali Yildirim, who is also a former prime minister, has said that he is not interested in pursuing the seat after losing at the polls, Diken news portal reported.

Yildirim spoke on Sunday at the alumni day of Kasimpasa Anatolian High School where he graduated, saying, “I’m not the type of person to try to win an election that has been lost. I’ve seen higher seats than this and have taken on greater responsibilities.”

The AKP candidate pointed to the party as the main actor in the defeat of the Istanbul race, and not the candidates.

“This election has its own sociology, conditions. That’s why it has to be evaluated in those terms. We all know that it was not the candidates who raced in this election, but parties. Therefore, it’s not correct to say one of the candidates lost the election and the other one won,” he stated.

Yildirim’s comments on losing the election came after Ahmet Davutoglu, another former prime minister from the AKP slammed President Recep Tayyip Erdogan and the ruling party after its surprise defeat in major cities, especially Istanbul.

Davutoglu, who had to quit his post in May 2016 due to the pressure he faced from Erdogan, pointed to an administration crisis behind Turkey’s current economic crisis.

The former PM’s harsh criticism of AKP gave rise to claims among political circles that a new party might be established by Davutoglu and other intra-party dissidents as an alternative against the government.

Main opposition Republican People’s Party (CHP) has claimed that Yildirim is not pleased with the role he played for AKP in the local elections and might consider splitting from the party.

Yildirim also commented on AKP’s extraordinary appeal to Turkey’s top election council to annul and repeat elections in Istanbul.

“The legal process continues at the Supreme Electoral Council (YSK). What remains now is to wait for the result of the appeal and then everybody will get on with his job,” he added.

According to the initial results of the March 31 local elections, CHP’s candidate, Ekrem Imamoglu was 28,000 votes ahead of AKP’s Yildirim in the Istanbul race.

After AKP submitted a number of appeals to the YSK, the election council ruled for full and partial vote recounts in districts across the city.

Although the vote margin between the candidates dropped to 13,900 after almost 10 percent of the votes were recounted due to appeals, the result of the Istanbul election has not changed.

CHP’s Imamoglu received his official mandate to be Istanbul Metropolitan Municipality Mayor 17 days after the local elections, with a serious blow to President Erdogan, who started his political career in the same post.

Ex-PM Davutoglu openly breaks with Erdogan’s AKP over politics and poor economy

The post AKP’s Istanbul candidate says he will not fight to win after losing the election appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/akps-istanbul-candidate-says-he-will-not-fight-to-win-after-losing-the-election/
Devamını Oku »

Another group of Turkish asylum seekers who arrived in Greece pushed back to Turkey

A family trying to seek asylum in Greece has been pushed back into Turkey by masked and armed men dressed in camo.

H. Gul, S. Gul, and their three kids entered Greece but were denied entry on Monday.

According to witnesses who spoke to IPA News on condition of anonymity, at 5:30 am local time, a group of eight Turkish asylum seekers entered Greece via a boat through the Evros River. H. and S. Gul along with their three children were among them.

After arriving in Greece, the group headed towards the border village of Thourio and Greek police detained the group around 9:40 am local time.

According to the witnesses, police detained the Gul family, failing to notice the other three Turkish asylum seekers on the next table.

From that moment onwards their relatives lost communication with the Gul family altogether. The first word came from the provincial Gendermarie station of the Turkish border city of Edirne. An officer informed the family members that H. and S. Gul were in custody and instructed the other family members to collect the kids.

Men with balaclavas pushed them back to Turkey

According to information taken from the relatives who spoke with H. Gul and his 16-year-old child, Greek police took the family into custody in the Thourio village and drove them to the police station with a box van. The family wanted to apply for asylum here. At the station, there were 48 people from different nationalities, such as Afghans, Pakistanis, and Syrians.

There were also two more Turkish asylum seekers. After 10 hours of detention, the police told the Gul family they were to be taken to another police station. Here, armed men dressed in camo and wearing balaclavas, filled the 55 people in the police station into the bed of a military truck. After moving for a while, the truck stopped near Evros.

Armed men pushed the 55 people back into Turkey via boats at gunpoint.

Despite declaring they were asylum seekers from Turkey seeking political asylum in Greece, armed men forcefully pushed the Gul family back to Turkey.

After sending the group back, armed men ran sirens and put a light on the group. The Turkish gendarmerie arrived soon afterward and detained the group.

Court ordered the arrest of Gul Family

H. Gul and S. Gul were mathematics teachers who had arrest warrants in their names over being teachers at Gulen-linked schools.

Turkey outlawed the Gulen Movement some years ago and accuses Fethullah Gulen, the US-based Muslim cleric who leads the organization, of masterminding the failed 2016 coup which the latter denies.

Turkish gendarmerie forces released the Afghan and Syrian asylum seekers in the group and arrested H. and S. Gul.

A surge in push-back reports

In the last three days, reports indicate a surge in the push-back incidents at the Greek-Turkish border. Until the present day, Turkish asylum seekers were not systematically the target of push-backs, for they were directly escaping the Erdogan administration, unlike other asylum seekers.

However, the last three days saw reports that include push-back incidents involving Turkish nationals.

A group of 11 Turkish asylum seekers who were beaten and pushed back to Turkey by masked and armed men on Friday, had crossed over to Greece again on the next day.

With the help of refugee organizations, the Greek police took the group and their asylum processes were started. That group is now being held in the border station of Soufli. A journalist, Tugba Ozkan, is reportedly among the group who were assaulted and the push back. She is 28 weeks pregnant.

“We were beaten and pushed back by masked men at Turkish-Greek border” – Turkish journalist and asylum seeker

The post Another group of Turkish asylum seekers who arrived in Greece pushed back to Turkey appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/another-group-of-turkish-asylum-seekers-who-entered-greece-pushed-back-to-turkey/
Devamını Oku »

Kurdish inmates’ families abandon protest after Turkish police threaten arrest

Turkish police officers have forced families who have been trying to draw attention to hunger strikes by their detained children in the Gebze prison in Kocaeli to withdraw from staging a sit-in protest, Demiroren news agency (DHA) reported.

The protest was entering its 20th day on Sunday when police would not allow women who left the pro-Kurdish Peoples’ Democratic Party’s (HDP) building in Gebze district to go in front of the Gebze Prison in order to support their children.

The women then tried to hold a sit-in protest on the street where police officers blocked their way to the prison. However, they returned to the party building after Gebze District Police Department Head Murat Seker told them they would be detained if they did not end the protest immediately.

Police took precautions after accompanying the women back into the party building.

On November 7, 2018, HDP lawmaker Leyla Guven initiated what he termed a partial and indefinite hunger strike with the demand that the isolation by the Turkish government imposed on Abdullah Ocalan, the imprisoned leader of the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK), be lifted.

More and more Kurdish inmates and HDP lawmakers across Turkey have been participating in the strike in solidarity with MP Guven. Since then seven inmates have committed suicide for the same cause.

Turkish Parliament Speaker Mustafa Sentop has rejected a recent call by the pro-Kurdish HDP to visit Guven during a TV program on CNN Turk.

“It’s not right to have demands about some convicted terrorist leader’s conditions in Imrali [prison],” Sentop said on Sunday.

“In this respect, I think that this irrational protest should come to an end as soon as possible. I also don’t think that paying a visit [to Guven] is the right thing to do,” he added.

According to a news report by the pro-Kurdish Mezopotamya news agency (MA), police violence against Kurdish people who are holding protests in solidarity with hunger strikers have become frequent with some of the mothers in Gebze being manhandled and harassed.

MA reported that the mothers told police officers that they will not give up trying to hold protests in support of their children who are on a hunger strike even if they are threatened to death.

Critics claim that remarks of Interior Minister Suleyman Soylu who vowed to stop HDP lawmakers attempting to show any kind of support to Guven and other hunger strikers are what paved the way for brutal police interventions.

Since the 1980s, PKK has waged a decades-long insurgency in Turkey for self-rule. The Turkish government accuses pro-Kurdish HDP of being linked to the PKK.

Several party seniors, including the co-chair Selahattin Demirtas, have been in prison on various charges that include managing a terrorist organization, even though HDP denies the allegations.

Turkish police attack Kurdish inmates’ families

The post Kurdish inmates’ families abandon protest after Turkish police threaten arrest appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/kurdish-inmates-families-abandon-protest-after-turkish-police-threaten-arrest/
Devamını Oku »

One of two alleged UAE spies commits suicide in Turkish prison

A man, who was arrested by Turkish authorities on suspicion of illegally gathering intelligence for the United Arab Emirates, allegedly committed suicide in the Silivri Prison, Haberturk reported early on Monday.

On April 19, two men were detained in a joint operation by the Turkish police and intelligence service (MIT) on charges of international, political and military espionage. One of the men is allegedly linked to last year’s murder of Saudi journalist, Jamal Khashoggi, Reuters reported, refusing to identify its source who is apparently a senior Turkish official.

The two men reportedly confessed during police questioning to conducting espionage, as an encrypted computer was seized by the Turkish officials in a hidden compartment in a room, which was believed to be a spy ring’s base in Istanbul.

The Reuters’ source added that Turkey had been monitoring the man for six months and was investigating whether his arrival in Turkey in October 2018, days after the Khashoggi murder, was related to the killing.

According to findings so far, there has been a lot of contact by the suspects in Ankara, Izmir, Istanbul, and Diyarbakir.

Haberturk’s report has not provided any details on whether the man who allegedly took his life is, in fact, the suspect of the Khashoggi murder.

Khashoggi, a columnist for the Washington Post and critic of Saudi Crown Prince Mohammed bin Salman, was killed and dismembered by a group of Saudi operatives at the Saudi consulate on October 2, 2018, in Istanbul.

Khashoggi had gone to the consulate to collect documents for his planned wedding.

At the time, Khashoggi was living in the United States, resisting pressure from Riyadh to return home after having written critically about the Saudi government and Crown Prince Salman.

Saudi officials denied the killing at first but later conceded, claiming that the murder was unintentional but was carried out by a rogue team with the intention of taking Khashoggi back to Riyadh.

Turkey arrests suspected UAE spies linked to Khashoggi killing

The post One of two alleged UAE spies commits suicide in Turkish prison appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/one-of-two-alleged-uae-spies-commits-suicide-in-turkish-prison/
Devamını Oku »

Dede Korkut Hikayeleri’nin en eski nüshası bulundu

Bugüne kadar iki nüshası bilinen Dede Korkut Kitabı’nın üçüncü nushası Türkistan’da bulundu. Türkolog Prof. Dr. Metin Ekici, bulunan nüshanın en eskisi olabileceğini söyledi.

KAYIP DESTAN DA BULUNDU
Türk kültürünün en önemli kaynaklarından Dede Korkut Kitabı’nın üçüncü nüshası Kazakistan’da bulundu. Karar’da yer alan habere göre, biri Almanya’nın Dresden şehrinde diğeri Vatikan’da olan nüshaların sayısı Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Halk Bilimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Ekici’nin ses getiren keşfiyle üçe çıktı.

Prof. Dr. Metin Ekici, üçüncü nüshanın 12 hikaye (destan) içeren Dede Korkut Kitabı’nın 13. destanını da içerdiğini söyledi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Folklorü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Ekici, sempozyumda yaptığı sunumda Dede Korkut’un 3. nüshasına ait sayfaları da paylaştı.

Kazakistan’ın Mangışlak bölgesinde Türk kültürüyle ilgili araştırmalar yaptıklarını söyleyen Ekici, “O coğrafyada tanıştığımız dostlarımız Dede Korkut nüshalarının ellerinde olduğunu söylediler. 61 sayfalık bir dosya olarak bana verdiler. Bu dosyanın içerisinde 13. Dede Korkut anlatması olarak adlandırdığımız Salurkazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi de var. Geri kalan kısmı ise Dede Korkut’un soylamalarından ibaret” dedi.

EN ESKİ NÜSHA OLABİLİR

Ekici, metnin 14-16. yüzyıl arasından yazıya geçirildiğini tahmin ettiklerini o günden bugüne şahıslar eliyle veraset yoluyla bugünkü sahiplerine intikal ettiğini söyledi. Dede Korkut Hikayeleri’nin Almanya’nın Dresden ve Vatikan’da bulunan nüshalarının 15. yüzyılda yazıya aktarıldığı biliniyor. Üçüncü nüsha, 14. yüzyılda yazıldığı kesinlik kazanırsa en eski Dede Korkut kitabı olacak.

Prof Metin Ekici, 61 sayfalık eseri “Türkistan nüshası” olarak adlandırmayı tercih ettiklerini belirterek “Türkistan coğrafyası bizim için kadim medeniyetimizin ortaya çıktığı ve bu coğrafyaya getirdiklerimizin taşındığı bir alan. Dede Korkut’un da Kazakistan’da, Azerbaycan’da ve Bayburt’ta mezarı bulunuyor” diye konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

CHP opposition senior denounces  news report describing her as terror sympathetic

A senior woman leader from Turkey’s the main opposition party has slammed a news report showing her as if she was sympathetic towards the outlawed Kurdistan Workers Party (PKK), T24 news reported on Sunday.

Ulusal Channel, an affiliated media with the left-nationalist Patriotic Party (VP) led by Dogu Perincek claimed in its report that Canan Kaftancioglu, Head of Istanbul Province from the main opposition Republican People’s Party (CHP), had not defined a female leader of PKK, Sakine Cansiz, as a terrorist.

Cansiz was one of the founders and leading figures within PKK, who was killed execution style, shot with a bullet to the head in Paris on January 9, 2013.

In response to the report, Kaftancioglu posted a tweet calling on Ulusal Channel to prove its allegation. She challenged the channel to prove that she said or wrote such a thing, saying she would not only give up politics but also leave the country.

“So what about you [what will you do, if you cannot prove]? You are not only [a] liar, but also immoral,” she said.

Ulusal Channel claimed in the report that CHP’s Kaftancioglu had during a live broadcast advocated her tweet posted in 2013 after Cansiz’s murder, calling her a “revolutionist.”

Kaftancioglu said on the broadcast that she had “never changed” in response to a question on what she would say today if asked who Sakine Cansiz is?

Ironically, VP leader Perincek himself came under harsh criticism over his praises for the jailed leader of PKK, Abdullah Ocalan, many times in the past.

In an interview in 2013, history professor Halil Berktay once a close friend to Perincek defined him as a “so passionate person who pursuits power and special place”. According to the historian, from 1969 until 1985, Perincek defined his “special place” in the ideology of Maoism, a communist political theory derived from the teachings of the Chinese political leader Mao Zedong.

“Later, he looked for a new niche and discovered PKK. He tried to find a way for creating an alliance with PKK in a bid to use its power, however, could not. [During that period] Perincek exaggerated PKK’s power and praised PKK’s leader to the skies,” claimed Berktay.

Perincek has finally shifted toward Kemalism, Turkey’s official ideology, stressing its nationalist, secularist, and anti-imperialist stance.

Lately, Perincek has created a new alliance with his former arch-enemy, Turkish President Recep Tayyip Erdogan.

Despite this steadily changing nature of his ideology, VP’s Perincek used in 2016 the same rhetoric of “never changed” as CHP’s Kaftancioglu used today as an irony of fate while describing his alliance with Erdogan.

“Erdogan has come to us [our ideology, our policies], we have not gone next to him [Erdogan’s policies],” Perincek said, referring to his “never changing” stance.

Though VP’s vote is barely around one percent in the elections, Perincek has had a disproportionate influence over Turkish politics, notably after 2014, when he was released from the Ergenekon case.

Perincek has nowadays been an outspoken critic of NATO and the Western alliance, so-called Atlanticists representing the Eurasianist clique, which calls for the Turkish authorities to establish an alliance with Russia, Iran, and China.

Turkish president declares imprisoned PKK leader Ocalan as the leader of opposition and links it to Women’s Day march

The post CHP opposition senior denounces  news report describing her as terror sympathetic appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/chp-opposition-senior-denounces-news-report-describing-her-as-terror-sympathetic/
Devamını Oku »

İlk kez yayınlanan görüntülerle Kılıçdaroğlu’la yapılan saldırı

Kılıçdaroğlu’nu hedef alan linç girişimi ile ilgili çalışmalarını sürdüren CHP İnceleme Komisyonu saldırının yeni görüntülerini paylaştı. Görüntülerde Kılıçdaroğlu’nun şehit cenazesine geldiği an cenazedekilerle tokalaşması ve AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin’in Kılıçdaroğlu’nun uzattığı eli sıkmadığı da yer alıyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara Çubuk’taki şehit cenazesinde uğradığı saldırıya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu’nu hedef alan linç girişimi ile ilgili çalışmalarını sürdüren CHP İnceleme Komisyonu bugün linç girişimiyle ilgili derledikleri görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Kılıçdaroğlu’nun şehit cenazesine geldiği an, Çubuk Kaymakamı’nın kendisini karşılaması yer alıyor. Cenaze namazı sırasında Kılıçdaroğlu’nun öncü korumasının saf tuttuğu ve CHP liderine yer gösterdiği anlar görülüyor.

CENAZE TÖRENİ GERGİN BAŞLAMIŞ

Görüntülerde, Kılıçdaroğlu önce şehit babasının daha sonra cenazeye katılanların elini sıktığı görülüyor. AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin’in ise Kılıçdaroğlu’nun uzattığı eli sıkmadığı görüntülerde yer alıyor. CHP İnceleme Komisyonu’nun paylaştığı videoda, kitleyi kışkırtan provokatörler de gösterildi. CHP liderine saldırının çeşitli açılardan görüntülerinin de yer aldığı videoda, Kılıçdaroğlu’nun tutulduğu evin çatısında demir sopalı kişilerin beklediği görüldü.

KILIÇDAROĞLU AYRILINCA POLİS KALABALIĞA MÜDAHELE ETMİŞ

CHP liderinin makam aracının taşlandığı anların da yer aldığı videoda, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkamaması için kol kola girenler ve yolu kapatmaya çalışanlar da görülüyor. Ayrıca görüntülerde Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya’nın kalabalık ile konuşması ve Kılıçdaroğlu’nun köyden çıkmasının ardından polisin kalabalığa gazlı müdahalesi de yer alıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Sarkıntılıktan ceza alan Ümit Karan kendin Survivor ile savundu

İkamet ettiği sitenin çalışanı bir kadına yönelik tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanan eski milli futbolcu Ümit Karan,’sarkıntılık düzeyinde cinsel saldırı’ suçundan 1 yıl 8 ay hapse çarptırıldı. Karan savunmasında ‘Atatürkçüyüm…Survivor’da bile kadınlara birşey yapmadım diyerek beraatini iştedi.

İddiaya göre duruşma sırasında mahkeme heyeti ile Karan arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Savunmasını yapan Karan’ın ‘Ben bu ülkeye hizmet ettim. Hayatım boyunca kimseye yanlış yapmadım. Ben Atatürkçüyüm. Bana Atatürkçülükten ceza verecekseniz kabulümdür’ dediği öne sürüldü. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Ersoy Yüce, ‘Atatürkçülere ceza mı veriliyor’ dedi. Araya giren Karan’ın Avukatı Ayhan Sağıroğlu, “Başka bir şey söylemeye çalışıyor” dedi.

‘SURVİVOR’DA BİLE BİR ŞEY YAPMADIM’

Tekrar söz alan Karan, “Ben Survivor’da kadınlarla yan yana bulunduğumda bile herhangi bir şey yapmadım” diyerek beraatini istedi.

Karan, İstanbul’da 2015 yılında oturduğu sitede güvenlik görevlisi olarak çalışan İ.A.’ya cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etmişti. Müşteki avukatı dava dosyasını istinaf mahkemesine taşıdı. Alt mahkemenin beraat kararını bozan istinaf mahkemesi Karan’ı oy çokluğuyla 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li Üstün: Davutoğlu’nun manifestosu istişare ile hazırlanmış ortak aklın ürünü

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakın isimlerden eski AKP Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve partisini eleştirdi.

Davutoğlu’nun AKP’ye yönelik eleştirilerinin yer aldığı açıklamayı ve yeni parti kuracağı yönündeki iddiaları değerlendiren Ayhan Sefer Üstün, metnin istişare ile ortaya çıktığını belirterek, “Bu metne Pelikancı ve trol zihniyetiyle yaklaşılırsa elbette ki istenmeyen gelişmeler olabilir” dedi.

PARLAMENTER SİSTEM DEĞİLDİ BİR UCUBEYDİ

Yeni Sakarya gazetesine konuşan Ayhan Sefer Üstün, “Esasen parlamenter sistemde de başkanlık sisteminde de başarılı olunabilir ama sistemi tam manasıyla hayata geçirmek gerekir. Bizim bir önceki sistemimiz parlamenter sistem değildi, bir ucubeydi. Şu anda geçmiş olduğumuz sistem de tam bir başkanlık sistemi değil” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI GÜNDE 8 MİTİNG YAPAR OLDU

“Cumhurbaşkanı parti üyesi olsun, doğru ancak genel başkan da olunca haliyle günlük siyaete girmek zorunda kalıyor” diyen Üstün “Son yerel seçimde gördük, Sayın Cumhurbaşkanı günde 8 tane miting yapar hale geldi. Böyle olunca vatandaşla ve diğer partilerle sürekli karşı karşıya gelmek durumunda kalıyorsunuz. Sistem revize edilirse sıkıntı çözülebilir” açıklamasında bulundu.

HASET BİR EL SANKİ BU İŞİ SÜREKLİ ENGELLEDİ

Davutoğlu’nun Sakarya için söz verdiği hastane projesine ilişkin açıklamada bulunan Üstün, “Bu meselede bizim göbeğimizi çatladı adeta. Çünkü hem Sayın Ahmet Davutoğlu hem de Sayın Cumhurbaşkanı iki sefer bu projeye sahip çıktı ve söz verdi. Fakat çıkış noktası Ahmet Davutoğlu olduğu için haset bir el sanki bu işi sürekli engelledi” dedi.

Ayhan Sefer Üstün, Tank Palet fabrikasının özelleştirilmesine ise “Tank Palet fabrikası son derece staratejik bir fabrika. Bu fabrikayı özelleştirirsek kendi tüzüğümüzle çelişiriz” sözleriyle karşı çıktı.

İSTİŞARE İLE HAZIRLANMIŞ ORTAK AKLIN BİR ÜRÜNÜ

Son dönemde yeni parti kuracağı iddialarıyla gündeme gelen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, sosyal medyada “manifesto” olarak yorumlanan açıklamalarda bulunmuştu.

Davutoğlu’nun bu çıkışını değerlendiren Üstün, şunları söyledi: “Sayın Davutoğlu Ak Parti’nin son kongresinde delege dahi yazılmadı. Başbakanlık, bakanlık, genel başkanlık yapmış bir insanın delege dahi yapılmaması, istişare toplantılarına çağrılmaması akıl alır bir durum değil gerçekten. Hal böyle olunca Sayın Davutoğlu görüşlerini sosyal medya üzerinden açıklama yönetemini bulmuştur. Bu metin istişareler ile hazırlanmış ortak aklın bir ürünüdür.”

PELİKANCI ZİHNİYETİYLE YAKLAŞILIRSA İSTENMEYEN GELİŞMELER OLABİLİR

“Şayet Davutoğlu’nun tespit ve önerilerinden istifade edilmezse yeni bir parti kurulacak mı?” sorusuna ise Üstün, şu dikakt çeken yanıtı verdi: “Geleceği ben bilemem ve tahmin edemem. Kimse zor yokuşa tırmanmak istemez. Eğer bir çözüm üretilir ve kucaklaşma sağlanırsa bundan herkes memnun olur. Ancak bu metne Pelikancı ve trol zihniyetiyle yaklaşılırsa elbette ki istenmeyen gelişmeler olabilir. O bakımdan ben ünit ediyorum ki bu metinden, halkın tabiriyle maniestodan faydalanılsın ve her yönüyle hayırlı sonuçlar çıkarılsın.”

40 ilde teşkilatlanan muhalifler Erdoğan’ın kendilerini ihraç etmesini bekliyor

medyabold
Devamını Oku »

İki ayrı Türkiyeli mülteci grubu Yunanistan’dan geri itildi

Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçerek iltica eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının son üç günde yasa dışı biçimde sınırdan geri itildiklerine ilişkin iddiaları araştıran BOLD, iki somut olaya ulaştı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD/ÖZEL

26 Nisan Cuma ve 28 Nisan Pazar günü Yunanistan’da gerçekleşen iki geri itme olayının mağdurlarının bir kısmı Türkiye’de bir kısmı ise tekrar Yunanistan’a geçmiş durumda.

15 KİŞİLİK GRUP GERİ İTİLDİ

26 Nisan’da meydana gelen olayda, 15 kişilik Türkiyeli mülteci grubu sınırı geçtikten sonra yakınlardaki bir kasabaya kadar ilerlediler. Yüzleri maskeli ve askeri kıyafetli kişiler tarafından durdurulan Türkiyeli mülteci grubu, iltica ettiklerini, politik mülteci olduklarını belirtmelerine rağmen darp edilerek ve zorla resmi görünümlü bir araca bindirildiler. Meriç Nehri kıyısında durdurulan araçtan indirilen mülteci grubu yine darp edilerek botlarla Meriç nehri üzerinden Türkiye kıyısına atıldı.

Gruptan 11 kişi, tekrar Yunanistan tarafına geçerek saklanmaya başladı. Grubun içerisinde Gazeteci Tuğba Özkan ve eşi Asım Özkan da vardı. Hamile olan Tuğba Özkan, durumlarının çok kötü olduğunu, Yunanistan tarafında yüzü maskeli ve asker olduğunu düşündüğü kişiler tarafından dövülerek geri itildiklerini belirterek yardım çağrısı yaptı.

Yunanistan’daki mülteci hakları dernekleri ve insan hakları derneklerinin avukatlarının Yunanistan polisini araması ve gazetecilerin konuya dikkat çekmesi üzerine içinde Tuğba Özkan’ın da bulunduğu 11 kişilik grup Yunan polisi tarafından saklandıkları yerden alınarak resmi iltica işlemleri başlatılmak üzere Soufli Polis Merkezi’ne götürüldü.

Türkiye tarafına atıldıktan sonra gruptan ayrılan Alpay Akıncı (42), Meral Akıncı (40), Okan Selim Akıncı (11) ve Ayşe Hilal Akıncı (8) ise Türkiye Jandarması tarafından durduruldu. Edinilen bilgiye göre bu kişilerden anne ile baba Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturmalar çerçevesinde tutuklandı.

GÜL AİLESİ ZORLA TÜRKİYE’YE ATILDI

İkinci olay ise 28 Nisan’da meydana geldi. Sabah saatlerinde H. Gül, S. Gül ailesi, üç çocuğu dahil 8 kişilik mülteci grubu Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçti.

Yunanistan’a geçtikten sonra Urlu Köyü’ne yürüyen grup burada bir kafede otururken saat 09:40 civarında Yunan polisi tarafından gözaltına alındılar. Yakınlarının verdiği bilgiye göre polis, Gül ailesini gözaltına alırken, kafeteryada farklı masada oturan diğer 3 Türkiyeli mülteciyi fark etmedi.

Yakınlarının bu andan itibaren Gül Ailesi’yle iletişimi koparken, ilk telefon ertesi gün Edirne İl Jandarma Komutanlığı’ndan geldi. Görevli Subay, H. Gül ve S. Gül’ün gözaltında olduklarını belirtti ve çocuklarını teslim almaları için aile fertlerine bilgi verdi.

KAR MASKELİ BİR GRUP TARAFINDAN TÜRKİYE’YE GERİ İTİLDİLER

Yakınlarının aileden aldığı bilgiye göre olay şöyle gelişti:

Urlu Köyü’nden Yunan Polisi tarafından gözaltına alınan aile, kapalı kasa bir panelvana bindirilerek polis karakoluna götürüldü. Aile burada iltica başvurusunda bulundu. Karakolda, Afgan, Pakistanlı ve Suriyeli 48 kişilik bir grup ve 2 de Türkiyeli mülteci vardı. Yaklaşık 10 saat karakolda tutulan Gül ailesi, ardından başka bir karakola götürülecekleri söylenerek dışarı çıkartıldı.

Burada yüzleri kar maskeli, askeri kıyafetli ve silahlı kişiler, karakolda bulunan toplam 55 kişiyi askeri bir kamyona bindirdiler. Kamyon bir süre ilerledikten sonra Meriç Nehri kıyısında durdu.

Yüzleri kar maskeli ve silahlı kişiler, zor kullanarak ve korkutarak botlarla 55 kişiyi Türkiye tarafına geri attı.

Gül ailesi, Türkiyeli mülteci olduklarını ve politik sığınma talep ettiklerini belirtseler de kar maskeli kişiler tarafından zorla bota bindirilerek Türkiye kıyısına atıldılar.

Kar maskeli ve askeri kıyafetli kişiler; 55 kişilik tüm grubu Türk tarafına attıktan sonra siren çalıp grubun üzerine ışık tuttu. Türk Jandarması, kısa süre sonra bölgeye gelerek tüm grubu gözaltına aldı.

GÜL AİLESİ GÖZALTINDA

Gül ve S. Gül çifti, Gülen Hareketi’ne ait okullarda öğretmenlik yaptıkları için haklarında yakalama kararı bulunan iki matematik öğretmeniydi. Gruptaki Afgan ve Suriyeli mülteciler işlemlerinin ardından Türk Jandarması tarafından serbest bırakılırken Gül çifti gözaltında tutuluyor.

KAR MASKELİLERİN

Son üç gündür Yunanistan’dan Türkiye’ye geri itmelerin arttığına ilişkin bilgiler geliyor. Bugüne dek Türkiyeli mülteciler, doğrudan Erdoğan Rejimi’nden kaçtıkları için Türkiye’ye geri itilmiyordu. Ancak son üç gündür Türkiyeli mültecilerin de geri itildiğine ilişkin BOLD’un ulaşabildiği iki net olay yaşandı.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI DEVREDE

Yunanistan’da kar maskeli, askeri kıyafetli ve silahlı grup tarafından Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı mültecilerin geri itildiğine ilişin çok sayıda olay rapor edilmiş durumda.

Ancak Türkiyeli mültecilerin doğrudan kaçtıkları rejime iadeleri uluslararası hukuka göre suç. Başta Amnesty International olmak üzere yerel ve uluslararası kuruluşlar, son yaşanan geri itmeleri araştırmak için avukat görevlendirdiler.

medyabold
Devamını Oku »

Heavy Debt Burden of Municipalities waits New Mayors

Newly-elected opposition parties’ mayors are now announcing heavy municipal debts that they are incurring as they assume office across Turkey.

The new mayors will now occupy office after the March 31 local Turkish elections that saw the governing Justice and Development Party (AK Party) losing key mayoral seats.

With Turkey facing an economic downturn, the local elections were held against the backdrop of other economic factors like the recession, rising inflation, and high unemployment rates.

Ahead of the elections, President Recep Tayyip Erdogan acknowledged the economic downturn in an interview but he said overcoming economic ploblems is not a duty of the mayors, they don’t have an impact on the economy and many of the municipalities are bankrupt.

Now revealed balance sheets, after handing over control to opposition parties’ candidates, confirm Erdogan’s statement regarding the financial position of the municipalities.

The new mayors have started making public announcements on the budget balance with huge banners hanging on facades of the townhalls or from their websites.

More public attention has been directed at provinces with a small economy and rising debts. Kirsehir, one of the central provinces with over 140 000 population, has a debt of 462 million Turkish Lira (TL). As another sample from the west, Orhangazi, county of well-known Bursa province with 78.000 population, has a 273 million TL debt.

Newly elected mayors of the Pro-Kurdish Peoples’ Democratic Party (HDP) in the east side of the country, are accusing Ankara-appointed trustees of the heavy debts.

Ahmet Turk, the new mayor of Mardin city, said they left the municipality to the Public Trustee with 95 million cash and 63 million TL debt but handed over the municipality after 30 months with 1 billion 26 million TL debt.

Turk added public procurements and expenditures during the Trustee term will be investigated.

Irfan Sarı, a new HDP mayor of Hakkari Yüksekova in the southeast region of Turkey, also revealed the municipality has a 680 million TL debt that’s carried over from the government-appointed administration term. Sarı said, a credit agreement with Ilbank, a government institution financing infrastructure investments, have been signed with a special article to cut the credit in case of election of a new different mayor.

Ayhan Bilgen, the mayor of Kars province from HDP, stated the muncipality has 338 million TL debt and all municipal buildings have been seized. Before the elections, the government removed 95 elected mayors and appointed Trustees instead. The HDP won many of them back on 31 March.

Besides the heavy debt burden, real estate and vehicles in some municipalities were transferred to the state before HDP mayors took the office.

In Cizre county of Sirnak and Bismil district of Diyarbakır, municipalities no longer service
buildings as town halls are allocated to governorate and the police department.

According to statistics of the Ministry of Treasury and Finance, the overall debt of the Municipalities in Turkey exceeded 3.5 billion $ by September 2018.

More bathroom excesses of ruling party officials exposed by opposition mayors

The post Heavy Debt Burden of Municipalities waits New Mayors appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/04/29/heavy-debt-burden-of-municipalities-waits-new-mayors/
Devamını Oku »

‘Avengers: Endgame’ şimdiden sinema tarihine geçti

Marvel’in son harikası, Avengers: Endgame 1 hafta dolmadan sinema tarihinin rekorlarını kırmaya başladı.

AVATAR’I TAHTINDAN İNDİREBİLİR
Endgame, ilk hafta sonunda Amerika’da 350 milyon dolar, dünyada ise 1.2 milyar dolar gibi inanılmaz bir açılışa imza atarak şimdiden tarihin en çok izlenen 40 filminden biri olmayı başardı. Bu rakamlar aynı zamanda hem Amerika’da hem dünya genelinde şimdiye kadarki en iyi açılış rakamları. Bir önceki rekor da 640 milyon dolar ile Avengers Infinity War filmine aitti.

Yaklaşık 350 milyon dolara mal olan film şimdiden bütçesini neredeyse dörde katlamış görünüyor. Endgame’in en iyi hasılat rekorunu elinde bulunduran Avatar’ı geçmesine kesin gözüyle bakılıyor…

medyabold
Devamını Oku »

Selahattin Demirtaş: CHP’nin borcu bize değil, halkadır

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları vasıtasıyla BBC Türkçe‘nin sorularını yanıtladı.

Demirtaş, HDP seçmenlerinin Batı kentlerinde sandığa gitmiş olmasının çok sevindirici olduğunu da kaydetti. Eski HDP lideri, “CHP’li belediyelerin bize diyet borcu değil; halkın tamamına eşit, adil, şeffaf, demokratik hizmet borcu vardır” yorumunu yaptı.

‘KÜRTLER, HDP’NİN ETRAFINDA KENETLENDİ’ 

Doğu ve Güneydoğu’da ‘Kürtlerin tüm baskılara rağmen HDP’nin etrafında kenetlendiğini’ söyleyen Demirtaş, partinin bazı eksikliklerinin olduğunu kabul ettiğini, bunlardan ders çıkarılacağını söyledi.

HAYATINI KAYBEDEN ASKERLERE BAŞSAĞLIĞI

Eski HDP eş Genel Başkanı 19 Nisan’da Hakkari’de yaşanan ve dört askerin hayatını kaybettiği çatışmadan üzüntü duyduğunu, yaşamını yitiren askerlerin ailelerine başsağlığı dilediğini belirtti.

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘ülkedeki hukuksuzluklara karşı daha açık bir tutum sergilemesinin Türkiye demokrasisinin hayrına olacağı kanaatinde olduğunu’ söyleyen Demirtaş, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun siyasi eleştirileri konusundaysa ‘İşe samimi özeleştiri ve özürle başlamak yerine akıl dağıtmakla başlarsa kimsenin o sicili bozuk aklı alacağını sanmıyorum’ yorumunu yaptı.

Genel anlamda soracak olursak 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yetkilerin tümünü tek adamda toplayan yeni yönetim sisteminin başarısı toplumun kutuplaştırılmasına bağlıydı. AKP ve MHP ittifakı da bu seçimde olabildiğince kirli bir propagandayla bu kutuplaştırmayı derinleştirerek kazanmayı hedefledi. Ama istedikleri başarıyı elde edemediler.

Tek adam rejiminden tedirginlik duyanlar da karşı blokta kümelenince AKP çok önemli belediyeleri kaybetti. Bu seçimin en önemli sonucu toplumun demokrasiden yana olduğunu, kamplaşma yerine birlikten yana olduğunu göstermiş olmasıdır.

Tabii AKP açısından da oy oranlarının yüzde 30’lara düşmüş olması gerçeği var.

Ayrıca bu seçimle birlikte Kürt seçmenlerin gücü ve demokrasiden yana tavırlarının da siyasette belirleyici olduğu net bir şekilde görüldü. Yine Kürtleri terörize etmenin, dışlamanın kimseye yarar sağlamayacağı da anlaşılmış oldu. Kürtler tüm baskı ve tehditlere rağmen HDP etrafında kenetlenmekten vazgeçmediklerini ortaya koydu.

Bundan sonra siyasetin nasıl evrileceği hem Erdoğan’ın tutumuna hem de muhalefetin demokrasi ilkeleri etrafında ortak mücadeleyi sürdürüp sürdürmeyeceğine bağlıdır.

Erdoğan baskıya ve otoriterizme dayalı politikalarında ısrar ederse toplumsal desteği yitirmeye hızla devam edecektir.

Demokratik reformlara yönelir ve baskılardan vazgeçerse bir ihtimal toparlayabilir kendi tabanını. Aksi takdirde ekonomik krizin de derinleşmesi gibi daha vahim bir tabloyla karşılaşabiliriz.

HDP Batı kentlerinde muhalefetin adaylarını destekledi. Seçimler öncesi sizin yaptığınız oy çağrısının da, HDP seçmeninin Batı’da CHP adaylarına oy vermekle ilgili çekincelerinin azalmasında etkili olduğu düşünülüyor. Bu stratejiden ve çıkan sonuçtan memnun musunuz?

Seçmenlerimiz elbette kolay ikna olmadılar. Bu da bizim açımızdan sevindiricidir. Sorgulamayan bir seçmen kitlesindense sorgulayan, eleştiren ve zor ikna olan seçmenler demokrasi açısından büyük bir güvencedir.

Seçmenlerimizin HDP’nin kararına sahip çıkma iradesini göstermiş olması sevindirici, umutları artıran bir tutum olmuştur. Bütün seçmenlerimize teşekkür ediyoruz.

Sosyal medyada yer yer HDP seçmenlerinden; HDP tabanının Batı’da CHP’ye desteğine rağmen CHP’nin teşekkür açıklamalarında buna yeteri kadar değinilmediği, yeterli oranda teşekkür edilmediği eleştirileri geliyor. Bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Seçmenlerimiz CHP’den teşekkür almak için değil; demokrasi ve barışa şans yaratmak için sandığa gitmiştir. CHP’li belediyelerin bize diyet borcu değil; halkın tamamına eşit, adil, şeffaf, demokratik hizmet borcu vardır.

Ama CHP Genel Merkezi sosyal demokrat kimliğine uygun olarak demokrasi ve barış adına cesur politikalar, çözüm önerileri geliştirmek durumundadır.

Sadece HDP’lilerin değil tüm toplumun en acil beklentisi ve ihtiyacı budur. Bunu geliştirmekte tereddütlü davranırlarsa elbette seçmen bunu göz önünde bulunduracaktır.

YSK son kararını henüz vermiş değil ancak İstanbul seçimlerinin yenilenmesi ve CHP’nin de seçimlere katılması durumunda 31 Mart öncesindeki çağrınızı tekrar yapacak mısınız?

Böyle bir YSK kararı ortada yokken spekülasyon yapmak doğru olmaz. Ancak biz ilkeli bir partiyiz. Yeri ve zamanı geldiğinde ilkelerimiz doğrultusunda bir değerlendirme yapacaktır HDP Genel Merkezi. Bunu da kendi seçmenine danışarak gerçekleştirecektir.

Hem seçim sonuçları hem de oy tartışmaları nedeniyle 31 Mart seçimleri sonrasında Ekrem İmamoğlu ismi öne çıktı. İmamoğlu’nun siyasi çizgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kucaklayıcı dil siyasette önemli ve anlamlıdır. Farklılıklara saygı duyarak siyaset yapmak tüm ülkeye kazandırır, toplumun tamamı bundan fayda görür. Ancak bunu sözde yapmak yetmez, pratikte de gerçekleştirmek gerekir.

Sayın İmamoğlu’nun kutuplaştıran, ötekileştiren baskılara, şantajlara boyun eğmeden demokrasi içerisinde birlik siyasetinde ısrarcı olmasını diliyorum. Bu çerçevede başarılı olmasını temenni ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Doğu ve Güneydoğu’da oylarını yükseltmesini, özellikle de ilçe bazında önemli bir yükseliş sağlamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Yerel seçimlerin dinamikleri genel seçimlerden farklı olabiliyor. AKP birçok yerde taşıma güvenlik personeli veya tehditlerle oyunu artırırken bazı yerlerde de HDP’nin hatalarından yararlanmış olabilir.

Devletin tüm gücünü seçimler için sınırsızca ve hukuksuzca kullanan bir devlet partisine karşı seçim kazanabilmek sanıldığı kadar kolay olmuyor. Sanki adil ve eşit bir seçim yarışı varmış gibi değerlendirmek doğru olmaz.

HDP’li yetkililer bölgede kimi yerlerde oyların düşmesinin “devletin baskı politikalarından kaynaklandığını’ öne sürdü. Sizce bu sonucun temel nedeni nedir? HDP’nin eksikleri olduğunu düşünüyor musunuz?

AKP’nin baskısı açıktı zaten, gizleme gereği bile duymadılar. Az önce belirttiğim gibi demokratik bir seçim ortamı yoktu. Bizler dahil beş binden fazla HDP yöneticisi ve üyesi hapishanelere atılmışken bu seçimler yapıldı, bunu da göz ardı etmemek lazım.

Ama HDP’nin de eksikleri mutlaka olmuştur. Partimiz bunu büyük bir özgüvenle ortaya koyuyor, koyacaktır ve gereken dersleri çıkarıp tedbirlerini de özeleştiri çerçevesinde alacaktır mutlaka.

‘Hendek savaşları’ diye anılan sürecin seçim sonuçlarında HDP’ye olumsuz etkisi olduğuna dair yorumlar yapılıyor. Bu yorumlara katılıyor musunuz?

Sokağa çıkma yasaklarında hükümet eliyle ve talimatıyla yapılan hukuksuz yıkımların, katliamların sorumlusunun da, hendek ve barikatın sorumlusunun da HDP olmadığını halk biliyor. Zaten bu yerlerde oy düşüşü yaşanmamıştır.

Halkımız neyin ne olduğunun farkındadır. Fakat o döneme dair birçok hukuksuzluk ve trajik gerçekler geniş kamuoyunca henüz bilmiyor. Daha çok da HDP seçmenleri ve oralarda yaşayan Kürtler bunun farkında.

Bu nedenle yerel seçimlerde seçmenler HDP’yi bundan sorumlu tutmamıştır, AKP’nin asıl sorumlu olduğunun farkındadır.

HDP’nin daha önce elinde tuttuğu belediyelerde iyi yerel yönetim modelleri yaratamadığına dair eleştiriler var. Bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Bu eleştirilerde haklılık payı var. Teoride en iyi modele sahip olan HDP’dir ama bunu pratikleştirmede aynı başarı ortaya konulamamıştır halen. Ancak en dürüst, en şeffaf belediyeler yine de HDP belediyeleridir.

Henüz model ortaya konulamamış olsa da fedakarca ve samimiyetle halk belediyeciliği konusunda mesafe kat ediyor arkadaşlarımız.

HDP’nin bazı yerellerde en uygun adayları belirlemediğine dair de eleştiriler var…

Her yerde ön seçim yapılabilseydi bu tür tartışmalar olmazdı. Neden her yerde yapılmadığını tam olarak bilemiyorum. Belki koşulları yaratılamadı.

Ama bundan sonra hiçbir mazerete sığınmadan tüm adaylarımızın ön seçimle belirlenmesinin altyapısını oluşturmak mecburiyetindeyiz. Emimin HDP bu yönlü eleştirileri ciddiyetle ele alacaktır.

HDP milletvekili Leyla Güven ve yüzlerce kişinin açlık grevi sürüyor. Bu eyleme desteğiniz sürüyor mu? Sizce bu eylemler sonlanmalı mı?

Açlık grevi eylemine değil ama taleplerine desteğim sürüyor elbette. Sayın Öcalan’la görüşülmesini, tecridin kaldırılmasını istemek barış için yapılmış bir girişimdir aynı zamanda.

Ben açlık grevcilerin eylemlerinin sürdürmesini bekleyemem, isteyemem bu ahlaki olmaz. Ama bitirmeleri için baskı da yapamam bu da sonuç alıcı olmaz. Taleplerinin gerçekleşmesi yoluyla bir an önce eylemlerini bitirmelerini istemek ve bunun için çaba sarf etmek daha gerçekçidir.

Bir an önce ve başkaca da bir ölüm olmadan seslerinin, taleplerinin duyulmasını, açlık grevi eyleminin bu vesileyle hemen son bulmasını tüm kalbimle istiyorum.

Seçimlerin ardından sizin de aktif siyaset döneminizde görevde olan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’ndan iktidara yönelik yapılan eleştiriler arttı. Kendilerinin bu eleştirel tutumlarını nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Gül uzun süre cumhurbaşkanlığı yaptı. Ben de o sıralarda partimin eş başkanlarındandım. Birçok konuda düşüncemiz uyuşmasa da diyaloga açık uyumlu tarzıyla, kendi yetkilerini ve sınırlarını dikkate alan tutumuyla saygın bir yönetim anlayışı vardı.

Kendi beyanlarına göre aktif siyasette yer almayı düşünmüyormuş. Ama ülkedeki dehşet boyutlarına ulaşan hukuksuzluklara karşı daha açık bir tutum sergilemesinin Türkiye demokrasisinin hayrına olacağı kanaatindeyim.

Sayın Davutoğlu ise bugün ülke içinde ve Suriye’de yaşanan birçok facianın mimarlarındandır.

Siyasete aktif olarak dahil olur mu olmaz mı kendi bileceği iştir. Ama işe samimi özeleştiri ve özürle başlamak yerine akıl dağıtmakla başlarsa kimsenin o sicili bozuk aklı alacağını sanmıyorum. Sayın Davutoğlu’nun eleştirmeye değil özeleştiri vermeye daha yakın olması gerekir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta yapılan saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir burun sürtme, ölümü gösterip sıtmaya razı etme, bedel ödetme operasyonu olduğu aşikar. Bu türden linç eylemleri devlet içinden göz yumma, destek olma gibi yaklaşımlar olmadan gerçekleştirilemez. Kimse kimseyi kandırmasın açık bir tehdit operasyonudur.

Ancak toplumdaki fay hatlarını tetikleme potansiyeli de taşıyan tehlikeli adımlardır bunlar. Kimsenin bu türden provokasyonlara alet olmaması, galeyana gelerek kirli amaçlara hizmet etmemesi gerekir.

Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de yaşanan çatışmayı ve gerçekleşen ölümleri nasıl yorumluyorsunuz?

Şiddeti, silahı biz hiçbir zaman yöntem olarak benimsemedik, desteklemedik, doğru bulmadık.

40 yıla yaklaşan ve büyük acılara sebep olan silahlı çatışmaların, operasyonların veya silahlı eylemlerin nihai olarak son bulması için de defalarca barış girişimlerinde bulunduk.

Hakkari’de yaşanan saldırı sonrasında 4 askerin yaşamını yitirmiş olmasından elbette büyük bir üzüntü duyuyorum, şiddeti asla kabul etmiyor, onaylamıyorum. Askerlerin ailelerine taziyelerimi, başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Toplumun bir kısmının yalan propagandalar nedeniyle bize karşı önyargılı olduğunu ve suçlayıcı bir tutum sergilediklerini de biliyorum ama herkes şundan emin olsun ki evlatlarımız, kardeşlerimiz yaşamını yitirmesin diye bizler barış için çok çalıştık, samimiyetle ve fedakarca çalıştık. Maalesef başaramadık, bundan dolayı da çok üzgünüm.

Şimdi 2,5 yıldır suçsuz yere hapisteyiz ama ‘barış, barış, barış’ demekten de asla vazgeçmedik.

kronos
Devamını Oku »

BAE casusu Silivri’deki hücresinde kendini astı

Türkiye’de tutuklu bulunan BAE ajanı olduğu iddia edilen  Zaki Y. M. Hasan’ın Silivri cezaevindeki hücresinde kendini asarak intihar ettiği öne sürüldü.

İddiaya göre Hasan’ın cansız bedeni dün yiyecek dağıtımı yapan infaz koruma memuru tarafından tek kişilik odasının banyo kapısında asılı halde bulundu. İnfaz memurunun haber vermesinin üzerine cezaevi yönetimi olay ile ilgili soruşturma başlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) istihbarat teşkilatında görevli 2 casus polis ve MİT’in ortak operasyonuyla İstanbul’da yakalanmış ve Emniyet’teki sorgularında BAE adına çalıştıklarını itiraf ettikleri öne sürülmüştü. MİT tarafından yapılan takip sonucu iki istihbaratçının Ankara, İzmir, İstanbul ve Diyarbakır’da çok sayıda kişiyle görüştükleri tespit edilmişti. Casusların özellikle Arap Baharı sonrası Türkiye’ye yerleşen siyasiler ve kanaat önderleri hakkında bilgi topladıkları öne sürülmüştü.

SAVCILIKTAN AÇIKLAMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Tutuklu Zaki Y. M. Hasan’ın Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı tek kişilik odasında cezaevi görevlileri tarafından 28 Nisan 2019 tarihinde saat 08.16’da sabah sayımı alınmış, tutukluya yiyecek dağıtımı esnasında saat 10.22’de kaldığı tek kişilik odaya gelindiğinde Zaki Y. M. Hasan’ın banyo kapısında asılı olduğu nöbetçi infaz koruma memuru tarafından görülmüş ve hemen durumdan yetkililer haberdar edilmiştir. Olayla ilglili adli soruşturma başlatılmış olup, adli muayene ve otopsi işlemleri İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılmıştır” denildi.

medyabold
Devamını Oku »