30 Aralık 2019 Pazartesi

HDP’den çok önemli çıkış: Katil Ağarların ayakta tuttuğu AKP’yle müzakere olamaz

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, AKP’yle barış ve müzakerenin olamayacağını belirterek, “Mehmet Ağarlar gibi bir dönemin katilleri iktidarı ayakta tutuyor” dedi.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, Tepekule Kongre Merkezi’nde 3. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.

Partinin Eş Genel Başkanı Pervin Buldan kongrede önemli bir konuşma yaptı:

“Bazen öldük, tutuklandık, sürgünlere gönderildik, köylerimiz yakıldı, çocuklarımız vuruldu, hiçbir zaman bildiğimiz yoldan dönmedik. Özgürlük mücadelemizden bir adım geri atmadık. Bu partiye yapılan saldırıların boyutunu burada yaşayan herkes biliyor, tanık oldu. Biz hiç kimsenin önünde boyun eğmedik, biat etmedik, boyun eğmedik, bundan sonra da kimseye biat etmeyeceğiz, kimseye diz çökmeyeceğiz, kimseye boyun eğmeyeceğiz.

Bu ülkeyi 17 yıldır AKP hükümeti yönetiyor ancak koltuğunu korumaya çalışan bir gerçeklikle ile karşıya karşıyayız. 17 yıldır her türlü umutları ve varlıkları talan ve çarçur eden, doğadan tarihe ekonomiye kadar bütün varlıkları yağmalamaya çalışan bir gerçeklik var.

Bugün ülkede, Kürt düşmanlığı, kadın düşmanlığı, muhaliflere, barış isteyenlere, demokrasi talep edenlere, özgürlüğü haykıranlara karşı düşmanlık var. Kürtlere seçseniz de size yönettirmeyeceğiz anlayışı var. İşte bunun için belediyelerimize kayyımlar atanıyor.

KÜRTLERİN STATÜ SAHİBİ OLMASIN DİYE…

Kürtlere karşı ne nerede olursanız olun size nefes aldırmayacağız anlayışı var. İşte bunun için Afrin ve Rojava’ya saldırı var. Kürtler nerede olursa olsun, söz ve statü sahibi olmasın diye AKP hükümeti elinden geleni yapmaya çalışıyor.

HEPİMİZ MÜZAKERE SÜRECİNİN TANIĞIYIZ

Hepimiz 2011- 2015 yıllarının tanığıyız, barış ve müzakere sürecinin hep birlikte tanığı olduk. Ben hem tanığı hem de bu işin içinde görev alan birisi olarak şunu ifade etmek isterim ki o dönem yaptığımız her şeyden gurur duyuyoruz. Sayın Öcalan ile görüşmekten, hükümetle yaptığımız görüşmelerden, Kandil’deki yetkililerle yaptığımız görüşmelerden ve bu görüşmelerin sonucunu halklarımıza aktarmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Çünkü o dönemde tek bir annemiz ağlamadı, tek bir babamızın yüreği yanmadı, tek bir çocuk yaşamını yitirmedi. Herkeste bir umut vardı. Geleceğe güvenle bakan insanlar vardı. Türkiye toplumu geleceğine umutla bakıyordu. Ancak 2015’ten sonra Sayın Öcalan’ı bir kez daha tecrit altına koymak ve bu süreci bitirmek ve bir kez annelerin ağlaması, gençlerin toprağın altına düşmesine neden olan süreci yaratmanın hiç kimseye faydası yok.

MÜZAKERE AKP İLE OLAMAZ

Biz HDP olarak aynı noktadayız. Şunu da biliyoruz ki yeni bir barış ve müzakere sürecinde AKP olamaz. Bu kadar, baskı, zulüm ve şiddet varken, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ cezaevinde iken AKP ile bir barış ve müzakere sürecinin başlamayacağını biliyoruz. Bizler şunu da biliyoruz. Yeni bir barış ve müzakere süreci Türkiye haklarıyla birlikte olur. Barıştan yana olanlarla, demokrasiyi isteyenlerle Antalya, İzmir, İstanbul ve Ankara halkıyla Kürt halkının kucaklaşacağı, Kürt halkının birlikte yol alacağı bir süreçle başlayacaktır. Buna yürekten inanıyoruz. Türkiye halklarına da yürekten güveniyoruz.

AKP’NİN TEK UMUDU KORKUTMAK VE ZULÜM

AKP’nin tek umudu korkutmakta ve zulümdedir. Emin olun ki tarih boyunca yarattığı zulüm üzerinde dik duran tek bir siyasi güç yoktur. Hepsi tek tek bitmiş ve yok olmuştur. Tarihte kara bir sayfa olarak yerini almışlardır. AKP de bu sonu yaşamaktadır. Toplum nezdinde ne meşruiyeti kaldı, ne de bundan sonra olacaktır.

BU İKTİDARI AĞARLAR AYAKTA TUTUYOR

Bu çürümeye yüz tutmuş iktidar elbette ayakta tutmaya çalışanlar da var. Talancılar, yağmacılar, Mehmet Ağarlar, bir dönemin katilleri gibi bu iktidarı hala ayakta tutmaya çalışan çevreler var. 90’lı yılların kilit ismi Mehmet Ağar’ın bir dönemin kanlı güçlerinden sorumlu olan bir ismin geçenlerde JİTEM davasından beraat ettiğine ve AKP hükümeti tarafından ödüllendirildiğine bir kez daha tanık olduk. Bunlar bir dönemin karanlık isimleriydi. Cumhurbaşkanı ile mitinglerde boy gösterdiler. Bugün o çevrelerin yanında yer almaktan da hiçbir şekilde utanmadılar. Onlar mahkemelerde beraat etmiş olabilirler ancak 90’lı yılların karanlık isimleri halkımızın vicdanında asla aklanmayacaktır. Bizler Musa Anterlerin, Mehmet Sincarların, Mehmet Aydınların, Savaş Buldanların akıbetini sormaya devam edeceğiz.”

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi raporu: Türkiye, Pakistan ve Irak’a göre daha az özgür oldu

medyabold
Devamını Oku »

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi raporu: Türkiye, Pakistan ve Irak’a göre daha az özgür oldu

CHP’nin hazırladığı raporda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin faturası ortaya çıkarıldı. Türkiye’nin özgür olmayan ülkeler arasında olduğu, özgürlükte Pakistan ve Irak’a göre daha geriye düştüğü belirtildi.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel’in başkanlığındaki CHP Bilim Platformu, hazırladığı çalışmada; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 1.5 yıllık faturası ortaya çıkarıldı. Rapora göre Türkiye, Freedom House’un 2019 yılı raporunda, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsünde yer aldı ve temel özgürlükler bakımından Pakistan, Irak gibi ülkelerden daha az özgür olarak değerlendirildi. 2009 yılında 167 ülke arasında yargı sistemine ve mahkemelere güven sıralamasında 31. sırada yer alan Türkiye, 72 sıra gerileyerek 103. sıraya düştü.

OECD, Dünya Bankası ve Dünya Ekonomik Forumu gibi uluslararası geçerliliği olan kurumlar ve yaklaşık 40 uluslararası düşünce kuruluşunun verileri aracılığıyla hazırlanan politika notunda, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, ekonomi, eğitim, dış politika, liyakat, kurumsal işleyiş ve toplumsal barıştan oluşan altı alt başlıktaki bütün temel göstergelerde Türkiye’nin gerileme sürecine girdiği ve ülke olarak küme düştüğü görüldü.

Cumhuriyet’in haberine göre çalışmada şu tespitler yapıldı:

BASKICILAR SINIFINDA

Türkiye artık bağımsız uluslararası kuruluşların yaptığı sınıflandırmalarda demokratik olmayan ya da hibrit rejimler başlığı altında yer almaya başladı. Freedom House’un 2019 yılı raporunda Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsünde yer aldı ve temel özgürlükler bakımından Pakistan, Irak gibi ülkelerden daha az özgür olarak değerlendirildi. Türkiye, dünyada demokrasisi son 10 yılda en çok gerileyen iki ülkeden birisi oldu. Türkiye, Küresel Adalet Endeksi’nde hukukun üstünlüğü sıralamasında 126 ülke arasında 109. sıraya geriledi. Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında benzer gelire sahip 38 ülke arasında ise 37. sırada yer aldı. Türkiye, yargı bağımsızlığı sıralamasında 2007’de 50. sıradayken 2019 yılında 104. sıraya geriledi.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE GERİLEME

Basın özgürlüğü konusunda 2002’de 100. sıradayken, 2019’da 157. sıraya geriledi. AKP iktidara geldiğinde Pakistan’ın 19 sıra önünde bulunan Türkiye, 2019’da Pakistan’ın 15 sıra gerisine düştü. Türkiye, Çin’den sonra dünyada en çok tutuklu gazetecinin bulunduğu ülke oldu.

EKONOMİDE ÇÖKÜŞ YAŞANDI

Türkiye, makro ekonomik göstergelerin istikrarına dair yapılan sıralamada son dokuz yılda 64. sıradan 129. sıraya geriledi. Enflasyon endekslerinde 141 ülke içerisinde 131. ülke konumuna kadar geriledi. 10 yıl önce Türkiye, 43 sıra daha iyi konumdaydı. İşsiz sayısı 28 AB ülkesindeki toplam işsiz sayısının üçte birine eşit. Türkiye ne iş hayatında ne de okul hayatında olan 15-29 yaş aralığındaki gençler sıralamasında OECD’nin en kötü performansına sahip ülke konumunda. Asgari ücret, açlık sınırı seviyesinde bulunurken, Avrupa’daki 30 ülke arasında en düşük 4. asgari ücret oldu. Türkiye, zengin ile yoksul arasındaki farkın en çok olduğu sondan 2. Avrupa ülkesi konumunda.

LİYAKAT YOK EDİLDİ

Hâkim ve savcı atamalarını tarafsızlık ve liyakat esaslarına göre yapma konusunda Türkiye, en kötü 5. OECD ülkesi oldu. 2009 yılında 167 ülke arasında yargı sistemine ve mahkemelere güven sıralamasında 31. sırada yer alan Türkiye, 72 sıra gerileyerek 103. sıraya düştü. 2017 yılında en mutlu 69. ülke olan Türkiye, 2019 yılında 10 sıra gerilemiş ve 79. sıraya düştü. Suç oranları, şiddet içerikli gösteriler, komşu ülkelerle ilişkiler, istikrarsız politik ortam gibi alt başlıklarla belirlenen toplumsal güvenlik sıralamasında Türkiye, 163 ülke arasında 144. sırada, güvensiz ülkeler arasında yer aldı. Cinsiyetler arası eşit işe eşit ücret sıralamasında Türkiye, son 12 yılda 21 sıra gerileyerek 106. sıraya geldi.

Sinan Aygün CHP’den istifa etti

medyabold
Devamını Oku »

Habertürk, AKP figüranı olmak istemeyen engelli yazarını kovdu

Yazar Sinem Kaymakçı Habertürk’ün, Yeni İstanbul Havalimanı ve Marmaray’ın engelli dostu olduğuna dair video çekimli yazı talebini geri çevirdiği için köşesinin kapatıldığını söyledi.

BOLD- Habertürk haber sitesi, iddiaya göre, engelli yazar Sinem Kaymakçı’dan, Yeni İstanbul Havalimanı ve Marmaray’da tekerlekli sandalye ile dolaşıp, projelerin engelli dostu olduğuna dair görüntülü yazı istedi. İstenilen yazının siyasi reklam amacı olduğunu düşünen Kaymakçı talebi reddetti. Kaymakçı’nın yazıyı hazırlamayı reddetmesi üzerine, gazete yönetimi tarafından, yazarın Habertürk sitesindeki köşesi kapatıldı. Gazete sadece köşeyi kapatmakla kalmadı, Kaymakçı’nın yazılarını arşivden de kaldırdı. Yazar Sinem Kaymakçı durumu sosyal medya hesabından okurlarına duyurdu.

Geçen Mart ayından bu yana Habertürk sitesinde yazan Kaymakçı’nın, yıllar önce geçirdiği bir trafik kazası sonucu, kendisinin de engelli kaldığını hatırlatarak başladığı açıklaması şöyle;

HABERTÜRK FİGÜRAN OLMAMI İSTEDİ

“Habertürk yönetimi benden Yeni Havalimanı ve Marmaray’ın ne kadar engelli dostu inşa edildiği konusunda figüran olmamı istedi.
Tekerlekli sandalye ile dolaştırıp reklam amaçlı video çekimi. Ben de sokaklarda engelli sorunları had safhada iken siyasi getiri amaçlı bu filmin çekilmesini uygun bulmadım ve yönetime ifade ettim.

YAZILARI ARŞİVDEN DE KALDIRILDI

Bunun üzerine dün yazılarıma son verildiği bilgisi ulaştı. Bugün sayfadan Bugün sayfadan yazılarıma bakmak istediğimde yazılarımın kaldırıldığını görmem en büyük hayal kırıklığı oldu.

Şu an son derece şaşkın ve çok üzgünüm. Bu yaşananları kamuoyunun bilme hakkı var diye düşündüm. En çok da engellilerin sesi olma imkanım elimden alındığı için üzgünüm”

Göğsünde kitle bulunan anne ve 4 yaşındaki oğlu tutuklandı

medyabold
Devamını Oku »

Gazeteci Murat İde’ye saldıran şüphelilerin tamamı serbest bırakıldı

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in basın danışmanı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Murat İde’ye saldırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan 5 şüpheli adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

BOLD- Gazeteci Murat İde, önceki gün KRT’de saat 11.00’de yayınlanan “Burası Çok Önemli” isimli programın ardından evine giderken, yol boyunca 3 araç tarafından takip edilmiş, evinin önüne geldiği sırada ise 8 kişilik grubun saldırısına maruz kaldı. Yumruk ve sopalarla saldırıya maruz kalan İde yaralandı.

İde’ye saldırıyla ilgili şüphelilerin kaçtığı belirlenen 2 araç, polis tarafından, takibe alındı. O araçlardan biri polis tarafından durdurulmuş, sürücü E.D. gözaltına alınırken, araçta yapılan aramada bir bıçak bulunmuştu. Emniyetten yapılan açıklamaya göre, polisin çalışmaları sonucunda dün 5 şüpheli daha yakalandı.

HEPSİ SERBEST

Gözaltına alınan ve ardından Çağlayan Adliyesine sevk edilen 6 şüpheliden biri savcılıkça serbest bırakıldı. Diğer 5 zanlı ise çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Kalan 2 şüpheliyi yakalamaya yönelik çalışmalar devam ediyor.

MHP’yi eleştiren gazetecileri dayakla terbiye etmek istiyorlar: Son kurban Murat İde

medyabold
Devamını Oku »

”Yaptıklarınızı bilseler bu analar sizlere hakkını helal eder mi?”

KHK’lı takipçisi, annesiyle yaşadığı anısı üzerinden Anadolulunun merhametini anlatan Bahçeli’nin Başdanışmanı Ruhi Ersoy’a “Yaptıklarınızı bilseler O anneler haklarını helal eder mi?” diye sordu.

BOLD- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı Prof Dr. Ruhi Ersoy annesi ile çekilmiş bir fotoğrafını, duygusal bir mesajla sosyal medya hesabından paylaştı. Ersoy, paylaşımında, ”Çocukken hep dikkatimi çekerdi Anam sobaya odun atmadan önce hep kovanın kenarına vururdu, bir gün sordum neden odunu kovaya vuruyorsun ana ? Börtü böcek, karınca varsa yanmasın diye oğlum. Bu bütün anadolu anlarının naifliğidir; can yakmamak, canlıya saygılı olmak” ifadelerini kullandı.

BU ANNELERİN ÇOCUKLARI DİRİ DİRİ İNSAN YAKIYOR?

Annesiyle yaşadığı bir anısı üzerinden Anadolu insanının merhametine vurgu yapan Ersoy’un paylaşımına KHK mağdurlarından da yorum geldi. Adalet adlı hesap, merhameti anlatan Ersoy’a, yine annesi üzerinden cevap verdi. Vatansever insanların, MHP’nin de ortak olduğu, bir zulme maruz bırakıldığını belirten sosyal medya kullanıcısı, şunları kaydetti: ”Ne günlerden ne günlere geldik. Bu anaların çocukları diri diri insanları yakıyor. Yargıda aklanan vatan sevdalıları hain ilan ediliyor. KHK zulmü bir gün elbet son bulacak. Yaptıklarınızı bilseler bu analar sizlere hakkını helal eder mi?”

Köpeğini zehirleyerek çukurda ölüme terk etti

medyabold
Devamını Oku »

29 Aralık 2019 Pazar

Sinan Aygün CHP’den istifa etti

Ankara’daki rüşvet tartışması nedeniyle disipline sevk edilen Sinan Aygün CHP’den istifa etti.

BOLD – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile aralarındaki rüşvet tartışmasının ardından Sinan Aygün CHP’den istifa etti. Aygün hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştı.

CHP eski Milletvekili Sinan Aygün, istifa dilekçesinde “Gördüğüm lüzum üzerine CHP’den istifa ediyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim” ifadelerini kullandı.

Sinan Aygün, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile CHP’li üç belediye meclis üyesi hakkında, Eskişehir yolundaki TOGO Kuleleri inşaatının 16 Aralık’ta mühürlenmesinin ardından bulunduğu suç duyurusunda bazı iddialar ortaya atmıştı.

Aygün hakkında parti üyeliğinden kesin çıkarma istemiyle disiplin soruşturması açılmıştı.

Kanal İstanbul Projesi hakkında konuşan Soylu, “Birileri çatlasa da patlasa da yapacağız”

medyabold
Devamını Oku »

Malaysian education’s biggest failure


“GAMIS (Gabungan Mahasiswa Islam Se-Malaysia): Do not allow repeat of May 13 because of Dong Zong.”

This is a troubling headline, concerning a threat by a Muslim Youth group on a Chinese educationist group that opposed further attempt by the Ministry of Education to force schoolchildren to learn the old Malay script borrowed from the Arabic The non-Malays and non-Muslims are fearing the creeping of the influence of radical Islam in Malaysia, one that began as early as the 1980s with the “Islamization project” and now threatening the peace and multicultural fabric of the country. 

Today the situation is tense as the country ushers into 2020. Invoking “May 13, 1969” is considered a serious terroristic threat, should the laws against hate speech be applied. These are the kinds of statements we get from those who went through our education system, especially when Dr Mahathir Mohamad took over as Minister of Education, back in the late 70s. 

Let me  narrate what Malaysia is going through, educationally. 

It has been 50 years after May 13, 1969 (the worst racial riots in Malaysian history) , and we’re still reading about Muslim youth invoking that semiotic of racial violence. The word ‘Islam’ made synonymous with racial violence. These young people were not even born then. I have written about my experience as a child learning about race relations and the bloody episode of our history.

I was recently asked by a Facebook commentator of my column piece on Malaysia’s soulless education: how do we get non-Malays and Malays, Muslims and non-Muslims to respect one another in the process of learning and living. This is in relation to how a teacher can forge an environment of respect, so that learning can happen most effectively.

We have failed to forge respect between the major races. We are still ready to fight one another, with the internet making hate speech viral.

Respect is earned – through appreciating what each other has to offer, what each one believes, and how dialogue on understanding each other can continually be forged. It also involves understanding each other’s history, culture, needs, and most importantly, to know that we are all living in a limited physical time on this earth, so that we should not only look to avoid conflict, but also see people’s anguish and suffering as an opportunity to help.

‘How an education minister should think’

As an educator for the last 33 years, I see all who sit in my classroom as individuals who can not only teach me about their cultures, but also who can be developed to the fullest potential to become good citizens and workers and spiritual-cultural beings.

Teaching in Malaysia, I have had students from all states and all ethnic groups, and I reward hard work and dedication and the passion the student has in the subject he/she is learning. There is no colour of the skin nor race in considering the grades they earn. There is only what I see produced in the process of learning. There is a set of guidelines/rubric that informs my evaluation and assessment.

Teaching in the United States, thousands of students have come my way, from all over the world, from Afghanistan to Israel, from Jamaica to Switzerland and Somalia. I see them as cultural resources and organic intelligent beings waiting to be infused with critical, creative and global thinking. There is no bell curve type of grading I administer. You work hard for the grade.

Even if you are a star basketball player, or you are of this and that race claiming superiority, you are not judged by your personality nor potential, but by your performance and the artefacts of learning you produce.

Every educator must think this way

It is, therefore, important for a Minister of Education to think as such too, because policies he/she makes will affect not only millions, but also create a future for the child. This kind of thinking requires a deep, broad-based understanding of education, teaching, learning, schooling, human development across cultures, wisdom, political-economy, and the development of nations.

Most importantly, he/she must be equipped with a humanistic philosophy, which simply means looking beyond race, religion, colour, creed, class, since these are mere constructs and can be shattered if they prove to be disabling human progress

What we have now is a Malaysian minister of education merely carrying out a political agenda. Understandably, as the party dictates. A party that is interested in rebranding an old ideology. There seems to be no sincerity in respecting and developing our country as a multicultural polity. The votes gained were merely for the sake of winning this nation’s political lottery.

‘Why countries fail’

In the long run, this nation will fail.

In my study over the years of failing and successful states, many of those in dire states of development, a.k.a failing states, are the ones that have failed in all aspects of the UN Sustainable Development Goals, countries such as South Sudan, Somalia, Yemen, Syria, Afghanistan, Central African Republic, and Venezuela.

Racial and religious violence predominate, as the political-economic-social structure collapses. Many of these countries have groups fighting for an “Islamic State”, the destabilising forces aligning themselves with terrorist groups such as Boko Haram, Al Shaabab, and the ISIS.

On the other hand, liberal democratic capitalist-socialist hybrids such as Iceland, Finland, Ireland, New Zealand, Sweden, Denmark, South Korea and even Singapore – those that to some degree practice pragmatism in politics and adhere as close as possible to instruments of UN human rights, gauged by the UN SDGs, and constantly evolve as workable democracies – are successful nation-states.

Their outlook is global, their respect for human rights is admirable, and their practice of education sustainable. In other words, they think global.

Socrates said: “I am not a citizen of Athens. I am a citizen of the world.” Our world within must harmonize with the world outside. In the case of Malaysia, never turn a school into a “medan dakwah.” (arena for proselytizing.)

Because a school is a place where democracy and respect must be taught, by living it as a daily practice of democratic ideals, especially crafted from a homegrown Malaysian multicultural way of knowing, seeing, and doing things. Each child is a cultural and cognitive being to be respected and nurtured.

How do we institutionalise such respect in education? How do we not leave any child behind in the educational world of possibilities?

Malaysia’s Vision 2020, framed in the 1980s as a guideline for a sound and sane national development roadmap, has failed us. Because it is a mere slogan that masked the reality of a total loss of respect between races. And this, unfortunately, will continue. Because that’s what politics is about and how it may continue to be if we do not address it deep-rootedly.

Educationally.



from Politurco.com| Informs and Inspires by Facts and Analyses http://www.politurco.com/malaysian-educations-biggest-failure.html
Devamını Oku »

İyi Parti sözcüsünden ‘Libya tezkeresi’ açıklaması: Negatif bakıyoruz

İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, Libya’ya asker gönderme tezkeresine negatif baktıklarını söyledi. “Libya’daki bir iç savaşın unsuru haline getirecek riskli adımlara karşı temkinli olalım” dedi.

BOLD – İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, Libya’ya asker gönderme tezkeresine ilişkin, “Asker gönderme işine negatif bakıyoruz. Akdeniz’deki haklarımızı korumak için Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücü ve kuvvetinin bu işe yeteceğine inanıyoruz. Bunun için masada gücümüzle kuvvetimizle bulunalım ama Libya’daki bir iç savaşın unsuru haline getirecek riskli adımlara karşı da temkinli olalım” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’ya gelen Ağıralioğlu, partisinin il ve Altınordu ilçe başkanlığını ziyaret etti. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ağıralioğlu, Libya’ya asker gönderme tezkeresine ilişkin soru üzerine, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yarın gelerek genel başkanlarına bilgi vereceğini, parti olarak brifing alacaklarını, gerekli hassasiyetlerin burada dillendirileceğini söyledi.

MACERAYA ATLAMAYALIM

Ağıralioğlu, şöyle konuştu: “Suriye’de bunca ağır bedel ödemişken Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatlerini korumak için her türlü şeyi göze alalım ama bir maceraya atlamayalım. Bizim orada hassasiyetimiz şu. Asker gönderme işine negatif bakıyoruz. Akdeniz’deki haklarımızı korumak için Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücü ve kuvvetinin bu işe yeteceğine inanıyoruz. Bunun için masada gücümüzle kuvvetimizle bulunalım ama Libya’daki bir iç savaşın unsuru haline getirecek riskli adımlara karşı da temkinli olalım.

BU KALBE AKIL LAZIM

Suriye meselesinde bizim bir kalbimiz vardı. Biz Suriye’de toprak kazanmak, petrol hevesiyle ya da oranın kaynaklarını suistimal etmek gibi bir hevesle orada hata yapmadık. Biz orada kalbimizle hata yaptık. Bizim merhameti suistimal ettiler ama biz çok büyük bir bedel ödedik. 40 milyar dolar bir paradan bahsediliyor. 4 milyon misafir ağırlıyoruz. Bu da kaldırılamaz bir yük haline geldi. Biz oradaki kalbimize bir şey demiyoruz ama şimdi bu kalbe bir akıl lazım. Biz maceraya atılamayız.”

AKP, Libya tezkeresi için acele ediyor; Meclis’te olağanüstü toplantı gündemde

medyabold
Devamını Oku »

Ümraniye’de Noel Baba gerginliği

Ümraniye’de yeni yıl tanıtımı yapan bir hediyelik eşya dükkanında Noel Baba tartışması yaşandı. Yılbaşı kutlamasına karşı olduğunu belirten çarşaflı bir kadın, Noel Baba kostümlü tanıtıma tepki gösterince gerginlik yaşandı.

BOLD- Ümraniye’de yeni yıl için hazırlık yapan bir hediyelik eşya dükkanının önünde, müşterilerle ilgilenen Noel Baba, yeni yıl kutlamaları ve Noel Baba’ya karşı olan çarşaflı bir kadının hedefi oldu. Noel Baba ve yılbaşı etkinliklerinin Hristiyan adetleri olduğunu söyleyen kadın, “Ben gelecek inşa ediyorum. Çocuklarıma bunları aşılamanızı istemiyorum” diyerek tepki gösterdi. Tartışmaya iş yeri sahipleri de dahil oldu. Çevredekiler aşırı tepki gösteren kadını sakinleştirmeye çalıştı.

BİZ DE SİZİ KINIYOUZ

Çekim yapan vatandaş da çarşaflı kadına, “Burası Türkiye Cumhuriyeti. Herkes istediği gibi yaşama hürriyetine sahip. Biz de sizi kınıyoruz” diyerek tartışmaya dahil oldu. Yılbaşına 2 gün kala dolaşıma giren video tartışmayı sosyal medyaya taşıdı.

Köpeğini zehirleyerek çukurda ölüme terk etti

medyabold
Devamını Oku »

Nejat İşler de Çukur’a girdi

Ünlü sinema ve dizi oyuncusu Nejat İşler, Çukur’un Yamaç’ı, Aras Bulut İynemli’nin yeni ve en zorlu düşmanı Çağatay karakteri ile ekranlara geri dönüyor.

BOLD- Ünlü sinema ve dizi oyuncusu Nejat İşler, reyting rekortmeni dizi Çukur’un kadrosuna dahil oldu. İşler, pazartesi akşamları Show TV’de yayınlanan dizide, Koçovalı ailesinden Aras Bulut İynemli’nin canlandırdığı Yamaç’ın yeni düşmanı ‘Çağatay’ karakteriyle izleyicinin karşısına çıkacağı öğrenildi.

EN ZORLU DÜŞMAN OLACAK

Nesjat İşler son olarak Behzat Ç. dizisinde Ercüment Çözer karakterini canlandırmıştı. Çukur’da izleyicilerin karşısına “kötü adam” rolü ile çıkacak olan Nejat İşler’in Yamaç’ın bugüne kadarki en zorlu düşmanı olacağı kaydedildi.

İstanbul arka sokaklarının karanlık hikayesini anlatan, senaryosunu Gökhan Horzum’un yazdığı, yönetmenliğini Sinan Öztürk’ün üstlendiği dizide,7 son dönemin gözde oyuncularından Aras Bulut İynemli, Erkan Kolçak Köstendil, Öner Erkan, Rıza Kocaoğlu, Kubilay Aka ile usta oyuncu Perihan Savaş rol alıyor.

Köpeğini zehirleyerek çukurda ölüme terk etti

medyabold
Devamını Oku »

Insurer refuses to pay for damage to car because claimant was purged from state job

A Turkish insurance company has rejected a claim for damages sustained in an accident by one of its insureds on the grounds that the claimant is one of the thousands of public servants who were purged from their posts by the Turkish government in the aftermath of a failed coup in July 2016, the Independent’s Turkish edition reported.

More than 130,000 people have been removed from state jobs through government decrees, known as KHKs, since the coup attempt on July 15, 2016 on the grounds that they have links to the Gülen movement, which is accused by the Turkish government of masterminding the coup. The movement strongly denies any involvement in the abortive putsch.

These public servants frequently complain of discrimination within the society although they say they have always acted within law and did nothing illegal.

The insurance company, Doğa Sigorta, refused to cover damages to an automobile belonging to former public servant H.B., who was arrested after being purged from his job. He was subsequently arrested. His wife had an accident while he was in jail, and the insurance company was supposed to pay damages in the amount of TL 20,000 to the family according to their policy, but Doğa Sigorta said it wouldn’t pay because H.B. was purged from his job and was on a black list due to an investigation being carried out into him on charges of membership in a terrorist organization.

When the insurance company did not pay the damages, H.B.’s lawyer filed a lawsuit, and the court ruled that the insurance company must pay the TL 20,000 claim to H.B. with interest.

The company took the decision to a local appeals court and made a statement from its social media account about the case, saying that a directive had been sent to insurance companies instructing them not to pay claims for individuals who were purged from state posts.

In addition to losing their jobs, purge victims have been denied passports, and according to reports have been struggling to find jobs as they were stigmatized by a broader smear campaign.turkishminute.com

The post Insurer refuses to pay for damage to car because claimant was purged from state job appeared first on Stockholm Center for Freedom.

from SCF
Devamını Oku »

MHP’li Enginyurt’un engellediği kullanıcılar Twitter’da örgütlendi: ‘Yakında 82 milyon olacağız’

Almanya’da AKP güzellemesi yaparken mikrofonu elinden alınan Cemal Enginyurt’un, kendisini ve partisini eleştiren Twitter kullanıcılarını engellediği ortaya çıktı.

BOLD- Almanya’da AKP güzellemesi yaparken mikrofonu elinden alınan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt yeni bir skandalla sosyal medyanın gündeminde. Cemal Enginyurt sık sık Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ve af bekleyen mahkum yakınlarıyla Twitter’da girdiği tartışmalarla biliniyor. Enginyurt’un kendisini ve partisini, EYT ve af konusu başta olmak üzere, eleştiren sosyal medya kullanıcısı vatandaşları engellediği ortaya çıktı. Engellenen vatandaşlar Twitter’da Cemal Enginyurt (Engellenenler) hesabını kurdu. Hesabın şimdiden 330 kullanıcısı var. Hesabın amacı Enginyurt’u engelleme yüzünden takip edemeyenlerin yapılan paylaşımlardan haberdar edilmesi.

82 MİLYONA ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUZ

Cemal Enginyurt (Engellenenler) hesabı, kuruluş amacını şöyle açıkladı, ”Bize bu hesabın hedefini soruyorlar. Cemal Enginyurt’un Twitter’da engellediği kişileri toparlamaya çalışıyoruz. Eğer ömrümüz vefa ederse 82 Milyon üyeye ulaşacağımıza inanıyoruz.”

Can Ataklı’dan Ahmet Hakan’a: Yandaş olunca iş zorlaşıyor

medyabold
Devamını Oku »

Beren Saat: Wikipedia’nın kapatılması ülke adına utanç kararı

Oyuncu Beren Saat, Wikipedia gibi yasakların ülke adına sadece utanç kararları olmaya başladığını söyledi. “Gençler bastırıldıkça birtakım başka ‘VPN’ adresleriyle bağlanmaya devam etti” dedi.

BOLD – Hürriyet gazetesinden Hakan Gence’ye röportaj veren Oyuncu Beren Saat, dijital platformların denetim altına girmesine ilişkin konuştu. Türkiye’de geçmişte Twitter’ın kapatılmasının, bugün internet ansiklopedisi Wikipedia’ya erişimin engelli olmasını eleştiren Saat, “Twitter’ın kapatılmasının gündeme gelmesi, Wikipedia’ya ulaşılamıyor olması… Ama insanlar, gençler bastırıldıkça birtakım başka ‘VPN’ adresleriyle bağlanmaya devam etti. Ve böyle kararlar ülke adına sadece utanç kararları olmaya başladı” dedi.

Şeyma Subaşı pişmanlığı: “Keşke Acun’dan 3 çocuk yapsaydım”

medyabold
Devamını Oku »

Köpeğini zehirleyerek çukurda ölüme terk etti

Hatay’da bir köpeğin sahibi tarafından iğneyle zehirlenerek bir çukurda ölüme terk edilmesi, büyük tepki topladı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, jandarmayla inceleme başlatıldığını duyurdu.

BOLD- Hatay’ın Hassa ilçesinde bir köpeğin zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin sosyal medyada dolaşıma giren görüntüler hayvanseverleri kızdırdı. Görüntülerde, bir köpek iğne ile zehirlenerek bir çukura atılıyor. Zehirlenen köpek çukur içerisinde can çekişerek acı içerisinde son nefesini veriyor. Görüntüler sosyal medyada büyük tepki topladı. Paylaşılan on binlerce mesaj da köpeği öldüren kişinin bulunup cezalandırılması istendi.

OLAYIN TAKİPÇİSİYİZ

Hatay Büyükşehir Belediyesinden (HBB) hayvanseverleri ayağa kaldıran görüntüler ile ilgili açıklama geldi. Yapılan açıklamada, ”Sosyal medyada paylaşılan ve Hatay’ın Hassa ilçesinde olduğu iddia edilen, bir köpeğin zehirlenerek öldürüldüğü olayda failinin bulunması ve gerekli cezayı alması için kurum olarak suç duyurusunda bulunacağız. Konunun takipçisi olacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” denildi.

JANDARMA İNCELİYOR

HBB’li yetkililer daha sonra jandarma ile birlikte olayın yaşandığı iddia edilen Hassa ilçesindeki incelemelere dair görüntüler paylaştı

İnan Kıraç, yerli otomobil projesinden çekildi

medyabold
Devamını Oku »

Cübbeli Ahmet’in reklamlarında oynadığı Jet Fadıl’ın şirketi iflas etti

“Jet Fadıl” lakaplı iş adamı Fadıl Akgündüz’ün Caprice Gold Gayrimenkul isimli şirketin iflasına karar verildi. Caprice Gold’un tanıtımında Cübbeli Ahmet lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’de yer almıştı.

BOLD – Akgündüz’ün İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde yarım kalan projesinin iflasına 1 milyon 176 bin 213 liralık yatırım yapan bir kişinin açtığı davada karar verildi.

Hürriyet muhabiri Dinçer Gökçe’nin aktardığına göre, binlerce insanın yatırım yaptığı ve hatta bir dönem Cübbeli Ahmet lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün de reklamlarında boy gösterdiği Caprice Gold Palace’ın yatırımcılarından olan A.M.’nin, beş yıl önce projeden devre mülk almak üzere 1 milyon 176 bin 213 lira ödeme yaptığı belirtiliyor.

Jet Fadıl

Caprice Gold Gayrimenkul ile yapılan sözleşme sonrası A.M.’ye birkaç aylık kira ödemesi yapıldığı ancak tapuların devredilmediği gibi A.M.’nin 1 milyon 157 bin 215 lirası ödenmediği kaydediliyor.

A.M., Caprice Gold Gayrimenkul’e karşı İstanbul 12’inci Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtı ve kazandı. İcra takibi başlatıldı. İcra takibine şirket adına itiraz yapılmadı. A.M. bu kez şirketin iflası istemiyle dava açtı.

İstanbul 3’üncü Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada karar dün çıktı. A.M.’nin avukatı Mustafa Karakaya ile şirketin avukatı Dursun Özkök’ün katıldığı duruşmada, mahkeme, ‘Caprice Gold Gayrimenkul Yatırım Turizm ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi’ için iflas kararı verdi.

AKRABALARININ ÜZERİNE YAPTI

Anılan şirketin ortakları arasında, Fadıl Akgündüz’ün ablası Avniye Obut ile eniştesi İbrahim Obut yer alıyor. Obut çiftinin söz konusu şirketin hisselerini emaneten aldıkları şirketin gerçek sahibinin Fadıl Akgündüz olduğu belirtiliyor.

Fadıl Akgündüz ile akrabalarının da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında, Caprice Gold ve Caprice Maldivler projelerinde 349 kişiyi dolandırdığı iddiasıyla dava açılmıştı.

 

Yerli otomobilin hız göstergesi çalışmadı

medyabold
Devamını Oku »

Yeni yıl zamları devam ediyor; doğalgaz abone bağlantı bedeline zam

Doğalgaz dağıtım şirketleri tarafından 2020’de uygulanacak abone bağlantı bedeli 656 lira 70 kuruşa çıktı. Bağlantı bedeli 2019 yılında 594 lira olarak belirlenmişti.

BOLD – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) konuya ilişkin kurul kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, dağıtım şirketlerinin 2020’de uygulayacağı abone bağlantı bedeli 656 lira 70 kuruş olurken, kombi için geçerli güvence bedeli 563 lira 90 kuruş, konutlardaki doğal gaz sobası için geçerli güvence bedeli 503 lira ve ön ödemeli sayaç değişim bedeli de 268 lira 70 kuruş olarak tespit edildi.

GÜVENCE BEDELİ TARIMSAL SULAMADA 44.50 TL

Ayrıca, kurul tarafından Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında 1 Ocak 2020’den itibaren geçerli olacak güvence birim bedellerinin, sanayi ve ticarethane abone grubu için 93 lira 70 kuruş, mesken aboneleri için 33 lira, şehit aileleri ve muharip gaziler için 16 lira 50 kuruş ve tarımsal sulama, aydınlatma ve diğer aboneler için 44 lira 50 kuruş olmasına karar verildi.

EPDK tarafından 2020’de geçerli olacak elektrik kesme-bağlama bedellerinin ise alçak gerilim için 37 lira 30 kuruş ve orta gerilim için 189 lira 80 kuruş olması kararlaştırıldı.

Diğer yandan, 2020’de 10 kilovat ve altı çatı ve cephe güneş enerjisi sistemleri kurulumu için elektrik dağıtım şirketleri tarafından yapılacak proje onay bedeli 126 lira 90 kuruş, proje kabul bedeli ise 168 lira 10 kuruş oldu.

Ayrıca, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ), üçüncü tarife uygulama dönemi 2020-2022 olarak belirlendi. Bu kapsamda, BOTAŞ’ın 2020 yılı yatırım tavanının 754 milyon 116 bin 406 lira, 2021 yılı yatırım tavanının 1 milyar 152 milyon 83 bin 349 lira ve 2022 yılı yatırım tavanının da 640 milyon 263 bin lira olması kararlaştırıldı.

EPDK tarafından Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) 2020 yılı sistem kullanım gelir tavanı ise 13 milyar 445 milyon 933 bin 259 lira olarak belirlenirken, TEİAŞ’ın bu dönemdeki sistem işletim gelir tavanı ise 1 milyar 563 milyon 939 bin 153 lira oldu.

Kurul tarafından 2020 için öngörülen Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) maliyeti de megavatsaat başına 89 lira 50 kuruş olarak tespit edildi.

İnan Kıraç, yerli otomobil projesinden çekildi

medyabold
Devamını Oku »

“bebeğin ismi ne olsun?” tartışması, intiharla sonuçlandı

Kahramanmaraş’ta yaşayan B.D. isimli genç kız, ablasının yeni doğan bebeğine konulacak isim nedeniyle iki aile arasında çıkan tartışma sonunda intihar ettiği öğrenildi.

BOLD-19 yaşındaki B.D., ablasının yeni doğan bebeğin adının ne olacağı konusunda iki aile arasında çıkan tartışmaya müdahale ettiği ve çıkan tartışma sırasında 6’ncı kattan atladığı belirtildi. Ağır yaralanan genç kız, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Kahramanmaraş Merkez Onikişubat ilçesinde meydana gelen olayda, yeni doğum yapan B.D.’nin ablasının çocuklarını görmeye gelen iki aile tarafı arasında bebeğin ismi konusunda görüş farklılıkları çıktı. Çıkan tartışamaya müdahale eden B.D. ise ismin ne olacağına bebeğin anne ve babasının karar vermesi gerektiğini söyledi ancak evdekiler B.D.’ye tepki gösterdi. Bunun üzerine B.D., 6’ncı kattaki evin balkonundan kendisini boşluğa bıraktı.

Ağır yaralanan B.D., çağrılan ambulansla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.

Genç kız, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılmayarak yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Roboski Katliamı’nın gizlenen ses kayıtları

medyabold
Devamını Oku »

AKP, Libya tezkeresi için acele ediyor; Meclis’te olağanüstü toplantı gündemde

AKP yönetimi, Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereyi görüşmek için TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmayı planlıyor.

BOLD – Son dönemde, Libya’nın Türkiye’nin anlaşma halinde olduğu ve BM tarafından tanınan Libya Ulusal Uzlaşı Hükümeti (UUH) ile Hafter güçleri arasındaki çatışmalar şiddetlendi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin iki tarafla da görüşmesi gerektiğini açıklamıştı.

Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereyi, 7 Ocak’ta çalışmalarına başlayacak olan TBMM’ye sunma planları yapan AKP yönetiminin süreci 2 Ocak’a çekmesinde Libya’daki olası gelişmelere karşı hazırlıklı olma hesabının yattığı belirtiliyor. Bir AKP yöneticisi, bir an önce Libya’ya asker gönderilmesi gerektiğini, oradaki hükümetin düşmesinin tehlikeli bir durum yaratacağını belirterek, “Oraya gidip otoriteyi kurup işi bitirmek gerekiyor” yorumunu yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin tezkerenin ocak ayında Meclis’ten geçirileceği yönündeki açıklamasının ardından gözler tezkerenin ne zaman Meclise sunulacağına çevrilmişti. Bütçe görüşmelerinin ardından ara tatile giren TBMM’nin 7 Ocak’ta çalışmalarına yeniden başlaması planlanmıştı. Ancak Cumhurbaşkanlığından tezkerenin daha erken Meclis’ten geçirilebileceği yönünde bilgi gelmesi üzerine AKP grup yönetimi de hazırlıklarına başladı. Milletvekillerine, tezkerenin 30 Aralık’ta TBMM Başkanlığı’na sunulması ve 2 Ocak’ta da TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi ihtimali olduğu belirtilerek bu tarihlerde Ankara’da bulunmaları ve programlarını buna göre yapmaları istendi.

Cumhuriyet’in haberine göre, hükumet, tezkerenin 2 Ocak’ta Meclis’ten geçirilmesine karar vermesi durumunda ara tatilde olan TBMM, olağanüstü toplantıya çağrılacak. Bunun için milletvekillerinden imza toplanması ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un olağanüstü çağrı yapması seçenekleri bulunuyor. TBMM’nin olağanüstü toplantıya çağrılması ve tezkerenin 2 Ocak’ta görüşülüp görüşülmeyeceğinin yarın kesinleşmesi bekleniyor.

Hükumetin, Meclis’in normal çalışma takvimi içinde 7 Ocak’tan sonra tezkereyi çıkarmak yerine süreci yalnızca 6 gün öne çekme eğiliminde Libya’da yaşanabilecek olası gelişmelerin etkili olduğu dile getiriliyor. Bir parti yöneticisi, “Oradaki hükumet düşerse bunun siyasi sorumluluğu bizim üzerimize kalacak. Oraya bir an önce gidip otoritenin kurulması ve işin bitirilmesi gerekiyor” değerlendirmesini yaptı. Türkiye, Libya’da BM’nin tanıdığı Libya Ulusal Uzlaşı Hükumeti (UUH) ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalamıştı. Trablus’ta hakim olan UUH’ye karşı General Halife Hafter’e bağlı güçler son dönemde saldırıya geçmişti.

1 MART YAŞANIR MI?

Muhalefet partileri, Libya’ya asker gönderilmesini sert şekilde eleştirirken, Türkiye’nin çatışmaların olduğu bir ülkeye asker göndermesinin doğru olmayacağına dikkat çekiyor. Siyaset kulislerinde, ABD’nin Irak’ı Türkiye üzerinden işgal etmesine olanak tanıyan ve 23 Şubat 2003 tarihinde TBMM’deki oylamasında “hayır” çıkan, “1 Mart tezkeresinin tekrarı olur mu?” yorumları yapılırken; AKP yöneticileri, tezkerenin Meclis’ten geçirilmesinde sıkıntı yaşanmayacağını belirtiyor. CHP yönetimi, tezkere görüşmelerinin gizli oturumda yapılması konusunda önerge verip vermemeyi değerlendiriyor.

Şener: Erdoğan mal varlığı endişesinden Kanal İstanbul’da ısrar ediyor

medyabold
Devamını Oku »

Yerli otomobilin hız göstergesi çalışmadı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından tanıtılan yerli otomobilin hız göstergesinin çalışmadığı ortaya çıktı. Erdoğan’ın test sürüşü yaptığı sırada hız göstergesinin 00’ı göstermesi dikkat çekti.

BOLD – Tasarımı ve üretimi için büyük paralar harcanan yerli otomobilin hız göstergesinin test sürüşü sırasında çalışmaması otomobil editörleri tespit etti.

Yerli otomobilin hız göstergesinin çalışmadığını Auto Motor Sport Derggisi Genel Yayın Yönetmeni Volkan Demirkuşak’ın tespit ettiğini söyleyen Yaman Yılmaz, sosyal medya hesabından hız göstergesinin çalışmadığını belirtti. Bloomberg HT Test Drive programının yapımcısı Yılmaz, Erdoğan’ın sürdüğü görüntüyü paylaşarak, “Vites park pozisyonunda hız göstergesi de “00” ekranlarla bağlantı mı yok?” ifadelerini kullandı. Hürriyet Gazetesinin eski otomobil editörü Emre Özpeynirci ise, “Evet henüz sistem çalışmıyor belli ki” cevabı verdi.

 

İnan Kıraç, yerli otomobil projesinden çekildi

medyabold
Devamını Oku »

Hayrettin Karaman: Kimilerini incitmiş olabilirim, helallik dilerim

25 yıl önce Yeni Şafak’ta yazmaya başlayan Hayrettin Karaman köşe yazarlığını bıraktı. Fetvalarıyla tartışılan Karaman, incittiği insanlardan af diledi, helallik istedi.

BOLD- Verdiği fetvalarla gündeme gelen ve tartışılan Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman, artık köşe yazmayacağını duyurdu. Karaman, bugün yayınlanan yazısında artık köşe yazmayacağını sağlığı elverdiğince pazar günleri çıkacak olan sorular cevaplar yazısı paylaşacağını söyledi.

Karaman, yazılarında hak etmeyen bazı kişileri incitmiş olabileceğini belirtirken “Onlardan affımı ve haklarını helâl etmelerini dilerim” dedi.

1995 yılında köşe yazmaya başlayan Hayrettn Karaman’ın ’25 yıl sonra’ başlıklı son yazısı şöyle:

1995’te Yeni Şafak’ta köşe yazmaya başladım. Benim köşe yazarlığım gazete ile de yaşıt. Allah çeyrek yüz yıl iyi kötü binlerce yazı yazmayı nasip etti, çok şükür.

Gazetemiz daha İslâmcı bir söylem ile çıkıyordu. 28 Şubat 1997’de olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu, Refahyol hükümetine karşı, irtica bahanesiyle malum süreci başlattı. Hareket, ordu ve bürokrasi merkezli idi.

Uzun bir masada toplanmıştık, “Bundan sonra nasıl bir yol izlemeli” başlıklı konuyu konuştuk ve davamızı, “hukuk, insan hakları ve demokrasi” çerçevesinde ortaya koymaya ve savunmaya karar verdik. Başka gazetelerde yazan liberal demokrat, İslâmcı, muhafazakâr birçok yazar da gazetemizde yazmaya başladı. Sonra ülke tekrar demokrasiye dönünce yazarların bir kısmı kendi dünya görüşlerine daha uygun buldukları başka gazetelere geçtiler.

Beşerin yaptığı hiçbir iş bütün insanları memnun etmez. Beğenen olur, beğenmeyen olur. Her iki halin de birçok dini, ideolojik, maddi, siyasi… sebepleri ve saikleri vardır.

Yazılarıma tabii olarak müspet ve menfi tepkiler oldu. Bende iz yapan tepkiler ise maksadımı anlatamadığım veya yazılarımın maksadımın dışına çekildiği yahut da ideolojik bağnazlık yüzünden yapılan hakaretler ve küfürlerdir. Zaman içinde sinirlerimi yıpratmasın diye bunları takipten vazgeçtim.

Şu örnekleri hiç unutmuyorum:

“Çıplaklık Tacizdir” başlıklı bir yazı yazmıştım. Anlatmak istediği ise “iffetli yaşamak için nefsi ile mücadele eden insanları, aşırı soyunarak kamuya açık alanlara çıkmanın taciz edeceği” idi. Merak edip ulaşabildiğim tepki yazılarını topladım yüz sayfayı geçti. Üç türlü tepki vardı: “Hay Allah razı olsun” diyenler, muhafazakâr olmadıkları halde “yazar doğru söylüyor” diyenler (bunlardan oldukça serbest ve feminist bir hanım yazar “Doğru söylüyor, biz gösterip gösterip kaçırmaktan zevk alırız” demişti). Üçüncüye örnek birisi de “Bu gibi adamları demir kafes içine hapsetmek lazım” diye yazmıştı.

“Örtülü bayanların kamuya açık yerlerde bacak bacak üstüne atıp sigara tüttürmelerinin yakışmadığını, bunu yapanların karşı tarafa (açıklara, sosyeteye, modernlere) imrenmeye devam ettiğini” ifade eden bir yazı yazmıştım. Hem açıklardan hem de kapalılardan çok sert tepkiler aldım; hiç alakası yok iken işi “iffet” konusuna çektiler ve beni çok üzdüler.

Medyada yazma ve konuşmanın bir başka garip tarafı daha var. Bizim ülkemizde tv’de bir programa çıksanız veya bir gazetede yazsanız, asıl işiniz, ömrünüzü verdiğiniz çalışmaların size bahşettiği unvanlar unutuluyor ve “gazeteci yazar filan” diye anılır oluyorsunuz.

Hâsılı köşe yazarlığı çileli bir iştir, buna rağmen 86 yaşıma kadar yazmaya devam ettim. Şimdi artık hastayım ve yorgunum. Bu yüzden bu son yazıma kadar olduğu gibi köşe yazısı yazmayacağım, sıhhatim elverdiğince Pazar günleri bir köşede çıkacak “sorulara cevaplar” yazısı yazacağım.

Sormak isteyen okuyucularım şu e-mail adresine yazabilirler:

hayrettin.karaman@yenisafak.com.tr

Kimi yazılarım istemediğim halde hak etmeyen bazılarını incitmiş olabilir, onlardan affımı ve haklarını helâl etmelerini dilerim.

Elhamdülillah Müslümanım. Müslümanlar (müminler) her bağlantıdan önce ve üstte Allah’ın memurlarıdır; yani güçleri yettiğince Allah’ın emirlerine uymakla yükümlüdürler. Bu memuriyetten emeklilik, isti’fa olmaz, Allah korusun yoldan çıkanlar için kovulma olabilir. İşte bu sebeple her mümin, kendinden ve ailesinden başlayarak ulaşabildiği yere kadar İslâmî eğitim almak ve vermek durumundadır. Bu eğitimin bir aracı da konuşmaktır ve yazmaktır.

Tabii konuşmanın ve yazmanın şartları, usulü ve âdâbı vardır.

Bilerek konuşmak gerekir, yerinde konuşmak gerekir, kırmak ve yıkmak için değil yapmak ve ıslah etmek için konuşmak gerekir, konuşmak susmaktan hayırlı olduğu zaman konuşmak gerekir, dil ve üslup maksada uygun olduğu zaman konuşmak gerekir, insanoğlunun ağzından çıkan her kelime ebedî âlemde karşısına çıkmak üzere kaydediliyor; bu bilinç içinde konuşmak ve yazmak gerekir…

Allah’ım, dilimizi de günahtan koru, sözümüzü doğrult ve rızana aykırı olan bir kelimeye dahi imkân verme!

 

medyabold
Devamını Oku »

Alparslan Kuytul, kendisine destek verenler için teşekkür mesajı yayınladı

22 aylık haksız tutukluluk sonrası 5 Aralık’ta tahliye edilen Alparslan Kuytul Hoca, tutukluğu süresince kendisine destek verenlere yayınladığı mesajla teşekkür etti.

BOLD – 5 Aralık’ta Bolu F Tipi Cezaevinden tahliye edilen Alparslan Kuytul, 30 Ocak 2018 operasyonu sonrasından bu yana cezaevi süreci boyunca kendisine desteklerini sunan milletvekili, hukukçu, siyasetçi, gazeteci, yazar, dernek, ve sivil toplum örgütlerine teşekkür etti. Kuytul, mesajında ismini bilmediği veya hatırlayamadığı ateist, sosyalist, deist, Hristiyan gibi farklı inanç ve düşüncede olan kişilere de teşekkür ettiğini ifade etti.

Kuytul’a yakın Furkan Haber sitesinde yayınlanan mesaj şöyle:

“30 Ocak 2018 operasyonuyla şahsım ve Furkan Vakfı olarak zulme ve birçok hukuksuzluğa maruz kaldığımız bu zorlu süreçte; gerek sosyal medyada gerek yazılı ve görsel basında yaptığı açıklamalarla yaşadığımız haksızlıkları dile getiren herkese çok teşekkür ediyorum.

Kimliğine bakmadan mazluma sahip çıkan, kimden gelirse gelsin zulme zulüm, zalime zalim diyen herkesi bu tavırlarından dolayı selamlıyor yaşadığımız süreç boyunca destek olmuş bazı kimseleri ve kurumları ismen de zikrederek teşekkür etmek istiyorum.

Özellikle Saadet Partisi camiasından başta Temel Karamollaoğlu Beyefendi olmak üzere, Cihangir İslam, Abdulkadir Karaduman beylere ve Muammer Bilgiç beye

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ayhan Bilgen, Mehmet Ali Aslan beylere ve Hüda Kaya Hanıma

Abdüllatif Şener, Sezgin Tanrıkulu, Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu ve Eren Erdem beylere

Ve Mustafa Yeneroğlu beye

Muhammed Emin Yıldırım, Ahmet Kalkan, Ahmet Turgut Ulucak ve Hüsnü Aktaş Hocaya

ÖzgürDer Başkanı Rıdvan Kaya ve Musa Üzer Bey ve ÖzgürDer Camiasına, Mazlumder İst. Şb. Bşk. Ali Öner Bey ve Mazlumder Camiasına, Türkistan Derneği Bşk. Burhan Kavuncu Beye, Hak İnisiyatifi avukatlarına, İHD avukatlarına,

Başta Mustafa Kurdaş ve Mustafa Yılmaz olmak üzere Milli Gazete ve TV 5 camiasına, Kanal 42’ye, T24’e, Ruşen Çakır ve Medyascope ekibine, Özlem Akarsu Çelik ve Gazete Duvar ekibine, islamianaliz.com’a, ahvalnews.com’dan Gülten Sarı Hanım’a, KHK TV çalışanlarına

Yine yazıları ve programlarıyla desteğini bildiren gazeteci ve yazarlardan; Yıldıray Oğur, Ahmet Taşgetiren, Hakan Albayrak, Adem Özköse, Kazım Güleçyüz, Bahadır Kurbanoğlu, İlhami Işık, Hamza Er, Hasan Arslan, Faruk Köse, Gökhan Özbek, İsmail Saymaz, Ali Ayata, ve Çağlar Cilara Beylere

Av. Adem Tural, Av. Doğan Karakuş, Av. Mehmet Ali Başaran, Av. Ali Aktaş, Av. Levent Mazılıgüney, Av. Kasım Karataş, Av. Hüseyin Bayar, Av. Nadiye Büşra Bindebir, Av. Gizay Dulkadir, Av. Oktay Erdoğan, Av. Muşir Deliduman, Prof. Dr. Haluk Savaş Beylere ve cezaevinde beni ziyarete gelen Av. Turgut Kazan Beye teşekkür ederim.

Burada isimlerini sayamadığım ancak çeşitli fikir ve inançlardan; sosyalist, ateist, deist, Hristiyan olup aynı görüş ya da inancı paylaşmadığımız halde hak ve adalet uğruna desteğini esirgemeyenlere de teşekkürlerimi sunarım.

İsmini bilemediğim için burada zikredemediğim ve isimlerini saymak mümkün olmayan gerek sosyal medyadan gerekse gönülden ve dualarla destekleyen herkese de ayrıca teşekkürlerimi sunarım.

Ve tabi bu süreçte zorlu şartlarda arkamda durup bana sahip çıkan ve meşru mücadele yöntemleri ile bu haksızlığı her fırsatta dile getirmeye çalışan başta eşim Semra Kuytul olmak üzere dava arkadaşlarıma, talebelerime ve tüm Furkan Gönüllüsü kardeşlerime teşekkürü bir borç bilirim.”

Ulusalcıların yeni yıl gecesinde Doğu Perinçek, Ethem Sancak’la Kürtçe şarkı söyledi

medyabold
Devamını Oku »

Murat İde’ye saldıran 8 kişiden 6’sı yakalandı

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Basın Danışmanı Murat İde’ye saldıranlar gözaltı işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Kaçan şüphelileri aramalar devam ediyor.

BOLD- MHP’nin politikalarını TV programları ve köşe yazılarında eleştirdikleri için saldıra uğrayan gazeteciler Sabahattin Önkibar, Yavuz Selim Demirağ ve Ahmet Takan’ın ardından son hedef Meral Akşener’in danışmanı Murat İde olmuştu. Polisten saldıra ilişkin gelişmelere dair açıklama geldi.

8 SALDIRGANIN 6’SI YAKALANDI

Emniyet Genel Müdürlüğünden İde’nin uğradığı saldırıya ilişkin yapılan açıklamada 8 şüpheliden 6’sı yakalandığı belirtildi. 2 şüpheliyi arama çalışmaları devam ediyor. Şüphelilerin saldırıda kullanılan araçların takibi sonucu yakalandığı öğrenildi. Araçlarda yapılan aramada delici ve kesici aletler bulundu. 6 Şüpheli adliyeye sevk edilirken, aranan 2 şüpheliyi yakalamaya yönelik çalışmalar devam ediyor.

MHP’yi eleştiren gazetecileri dayakla terbiye etmek istiyorlar: Son kurban Murat İde

medyabold
Devamını Oku »

İnan Kıraç, yerli otomobil projesinden çekildi

Yerli otomobil tanıtımında üretici TOGG üyeleri arasında yer alan İnan Kıraç’ın projeden çekildiği belirtildi. Kıraç, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sağlık sorunları nedeniyle projeden çekilmek istediğini bildirdi.

BOLD – Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz, yerli otomobil tanıtımında üretici TOGG üyeleri arasında yer alan İnan Kıraç’ın tanıtımın yapıldığı gün sahneye çıkmadığına dikkati çekti. Yılmaz’ın aktardığına göre Kıraç, törene gölge düşürmemek için projeden çekildiğini duyurmadı.

Yılmaz bugünkü köşe yazısında törenle ilgili özetle şunları yazdı:

“Törende anons edilen “5 babayiğit” sahneye eksik kadroyla çıkıyor.
Bu proje için Karsan Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç’ın kurduğu Kök Grubu sahnede yer almıyor.
Bundan 3-4 ay önce Kıraç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sağlık sorunları nedeniyle projeden çekilmek istediğini bildirmişti.
TOGG’da elektrikli minibüs, otobüs gibi ticari araçlar üreten tek otomobil sanayicisi Kıraç, törene gölge düşürmemek için “ayrılma kararını” ilan etmeyi ötelemiş.”

ALTAYLI: KIRAÇ BU İŞİN İÇİNDE OLMAYACAK

Habertürk yazarı Fatih Altaylı da eylül ayında Kıraç’ın projeden çekileceğini duyurmuştu:

“Türkiye’de pek çok markaya fason üretim yapan, New York’ta taksi ihalesine girip finale kalmayı başaran, bugün Türkiye’de otomobil deyince akla gelen ilk 10 isimden biri olan İnan Kıraç, Yerli Otomobil Girişim Grubu ya da tam adıyla “Türkiye’nin Otomobil Girişim Grubu” TOGG’un ve aynı zamanda da TOBB’un Başkanı olan Rifat Hisarcıklıoğlu’na bir mektup yazarak “Yerli Otomobil Girişim Grubundan çekilmek istediğini” bildirdi. Bu çekilmenin nedeni ne bilmiyorum. Nasıl gerçekleşecek onu da şimdilik bilmiyorum. Ama İnan Kıraç bu işin içinde artık olmayacak. Tabii Hisarcıklıoğlu kalmaya ikna edemezse…”

İtalya’dan getirilen yerli ve milli otomobil TOGG tanıtıldı

medyabold
Devamını Oku »

Kaza günü yaklaştıkça içimdeki bir şey beni sıktıkça sıkıyor

Görüş yolunda iki kızını, annesini ve kayınpederini kaybeden Enes Civelek, hala kazanın şokunu atlatabilmiş değil. 30 aydır tutuklu bulunan Civelek duygularını eşine gönderdiği mektupta yazdı.

BOLD ÖZEL- Geçen yıl kendisini ziyarete gelen 4 kişiyi dönüş yolunda meydana gelen trafik kazasında kaybeden Türkçe öğretmeni Enes Civelek, eşine yazdığı mektupta kaza gününe dair duygularını dile getirdi.

HER GEÇEN GÜN DAHA DERİNE BATAN BİR ACI BU

“Kaza günü yaklaştıkta sanki içimdeki bir şey beni sıktıkça sıkıyor. Bilemiyorum. Rabbim hayırlısını versin” diye yazan Civelek, “Günler geçip gidiyor. Nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Anlayabildiğim tek bir şey var o da kaybettiklerim. Her geçen gün, her geçen dakika daha daha derine batan bir acı bu. Geçmeyen ve üstelik şiddetini artırdıkça artan bir ağrı. Rabbim sabrımızla imtihan ediyor bizi. Ya Sabur.” dedi.

30 AYDIR TUTUKLU

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Enes Civelek 30 aydır Kırıkkale Keskin Cezaevinde bulunuyor. 7 Aralık 2018 günü eşi, iki kızı, annesi ve kayınpederi kendisini ziyarete gitti. Aile dönüşte Mamak Gökçeyurt bölgesinde kaza yaptı. Kazada kızları Betül Civelek (3), Naime Civelek (8), kayınpederi Emin Balıkçı ve annesi Havva Civelek hayatını kaybetti. KHK’lı eşi Hatice Civelek ise yaralı kurtuldu.

Acılı baba, kazada yaralanan eşi Hatice Civelek’in hala iyileşememiş olmamasına da üzüldüğünü ifade ediyor: “Aklım hep sende. Kemiklerin kaynamamış. Bunun bir tedavisi yok mu acaba? Bir yıl oldu. Kemik suyu çorbası öneriyorlardı. Gerçi sen yapmışsındır onları ama kafama takıldı. Allahım tez zamanda şifasını versin”

CEZAEVİNDE 1 LİTRE SÜT 5 TL

Enes Civelek mektubunda, cezaevindeki yaşam koşullarına da değiniyor: “Elektrik faturam 25 TL geldi. 30 KW kullanmışım. Nasıl iyi mi? Her şey ateş pahası olmuş. Hiçbir şey alınmıyor. Dışarısını düşünmek bile istemiyorum. 1 LT süt 5 TL olmuş. Yoğurt yapmak için alıverdim sütü… Yaklaşık 1 ay süreyle kütüphane hizmet vermeyecekmiş. Yeni bir düzen geliyormuş. Nasıl olacak bilmiyorum. İnşallah çıkarım da o günleri görmem. Ne zaman tahliye olacağım acaba…”

Baba tutuklu anne ağır yaralı çocuklar öldü

medyabold
Devamını Oku »

Mimar Sinan’ın ‘Kalfalık’ eseri Süleymaniye Camii’nde restorasyon hatası!

Mimar Sinan’ın “kalfalık” dönemine ait olduğunu söylediği Süleymaniye Camii’nde restorasyon çalışmaları sırasında hata yapıldığı ortaya çıktı. Cami ibadete açıldığı için hata düzeltilemiyor.

İstanbul’un tarihi yarım adasında bulunan 16 Ağustos 1557’de Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın da katıldığı bir törenle ibadete açılan Süleymaniye Camii, yıllar sonra gerçekleştirilen restorasyon esnasında kıbleye göre sol harim giriş kapısında kullanılan ayetlerin sıralamasında yanlışlık yapıldığı anlaşıldı.

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü Mürsel Sarı, “Hatalı olduğunu biliyoruz, fakat bunu yapmak için uzun bir zaman gerekiyor. Cami ibadete açıldı. Bunlar çok büyük kapılar, bunları sökmemiz lazım, bunun için de yaklaşık 6 aya yakın bir süre gerekiyor” dediği öğrenildi.

DİKKATLİ BİR RESTORATÖR, HATAYI FARK ETTİ

Mimar Sinan’ın 461 yıllık eseri Süleymaniye Camisi’nin restorasyonunda yapılan hatanın dikkatli bir restoratörün camideki yazılar hakkında yürüttüğü çalışma sırasında fark edildi. Kıbleye göre sol harim giriş kapısında kullanılan ayetlerin sıralamasında yanlışlık yapıldığını belirlendi. Kapının üst iki tablasında Sad Suresinin 49’uncu ve 50’nci ayetleri yer alıyor. Ancak tablaların onarımlar sırasında yerlerinin karıştırıldığı ortaya çıktı. Sağ üst tablada Sad suresinin 50’nci ayeti, sol üst tablada ise Sad Suresinin 49’uncu ayeti yer alıyor fakat kapı tablalarındaki diğer örneklerde de olduğu gibi, 50’nci ayetin solda 49’uncu ayetin ise sağda olması gerekiyor.

“KAPILARIN YAPILIŞI CAMİNİN YAPILDIĞI DÖNEMLERE AİT DEĞİL”

Tarihi camideki hata ile ilgili bilgi veren İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü Mürsel Sarı, yapılan hatanın farkında olduklarını ifade etti. 2007-2013 yılları arasında yapılan restorasyon çalışmalarında kapıların bu şekilde kalmasına karar verdiklerini ve caminin ibadete açılmasından dolayı hatanın şu anda düzeltilemeyeceğini belirten Sarı, “Tabii ki Süleymaniye Camii çok önemli, Mimar Sinan’ın kalfalık eseri, 1551-58 yılları arasında inşa edilmiş çok önemli bir eser. İstanbul’umuzun, ülkemizin çok önemli bir kültürel mirası. Onu biz Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak en doğru şekilde restore ederek geleceğe taşımamız gerekiyor. Bu bizim görevimiz. Tabii geçtiğimiz yıllarda, 2007-2013 yılları arasında iki etap halinde Süleymaniye Camii’nin restorasyonu yapıldı. Tabii ki bu kapıların yapılışı caminin yapıldığı dönemlere ait değil, onu biliyoruz ki ilgili uzman hocalarımızın da bilgisiyle, Mustafa Halim Özyazıcı tarafından 1950’lerde yapılan kapılar olduğu tahmin ediliyor” dedi.

“HATANIN DÜZELTİLMESİ İÇİN 6 AY GEREKİYOR”

2007-2013 restorasyonlarında bu kapılara müdahalede bulunmadıklarını belirten Sarı, “Sadece temizlik ve vernikleme işlemleri yapıldı. Tabii bunun sağda yer alması gereken ayetin solda, solda yer alması gereken ayetin sağda olduğunu biliyoruz. Fakat tabii restorasyon bittiği için o şekilde kalması gerekiyor. Hatalı olduğunu biliyoruz, fakat bunu yapmak için uzun bir zaman gerekiyor. Camii ibadete açıldı. Bunlar çok büyük kapılar, bunları sökmemiz lazım, bunun için de yaklaşık 6 aya yakın bir süre gerekiyor. Cami ibadete açık olduğu için bu sefer o kapıyı söktüğümüz yeri bir şeyle kapatmamız lazım. Ahşap ya da çelik bir saçla kapatırsak o da çirkin bir görüntü olacak” şeklinde konuştu.

“FARK EDİLDİ AMA MÜDAHALE ETMEME KARARI ALINDI”

6 yıl süren restorasyonlar sırasında kapılardaki hatanın neden düzeltilmediğine ilişkin soru üzerine ise Sarı, “Fark edildi ama ‘müdahale etmeyelim’ diye karar verildi. Restorasyon süresi içinde yapılabilirdi ama müdahale etmeme karar aldık. ‘Böyle kalsın’ kararı da verilebiliyor. Tabii ki ters olduğu bilinmekte, ilk restorasyonda yapılabilir, düzeltilebilir. Bu da çok kolay verilecek bir karar değil. Bunu şu anda irdeleme aşamasındayız. Eğer bu şekilde bir karar verirsek onu tekrar yapmış, yerine doğru şekilde koymuş oluruz” dedi.

Mahkemenin ‘su havzası’ dediği araziye bakanlık, AVM ve otel dikecek

medyabold
Devamını Oku »

Can Ataklı’dan Ahmet Hakan’a: Yandaş olunca iş zorlaşıyor

Can Ataklı, Kanal İstanbul ÇED raporuna itiraz eden vatandaşları “Kanal İstanbul’u istemeyenler dilekçe kuyruğuna giriyor” diye eleştiren Ahmet Hakan’ı yandaşlıkla itham etti.

BOLD- Korkusuz Gazetesi yazarı Can Ataklı, bugünkü yazısında, Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan Çoşkun’un Kanal İstanbul ÇED raporuna itiraz eden vatandaşlarla ilgili yazısını eleştirdi. Ahmet Hakan, ÇED raporuna itiraz eden vatandaşlar için, “Kanal İstanbul yapılmasın diyerek imza kuyruğuna giriyor bazı vatandaşlarımız” ifadelerini kullanmıştı. Ahmet Hakan, yazısının devamında, Ama unutulmasın: “Kanal İstanbul’u istiyorum” diye dilekçe vermek için kuyruğa girecek olanlar olursa… Onların kuyruğuna da demokrasi kuyruğu demek şarttır” dedi.

“SIRF ERDOĞAN İSTEDİ DİYE DİLEKÇEYE NE YAZACAKLAR”

Can Ataklı, Ahmet Hakan’ın bir gerçeği atladığını belirterek, Ahmet Beyciğim, insanlar “Kanal İstanbul yapılmasın” diye kuyruğa girmiyorlar. Bu kanalın çevreye uygun olduğunu bilime dayandıran ÇED raporuna itiraz ediyorlar. Bu insanların dilekçelerinde ÇED raporunun bilimsel gerçeklere aykırı olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle hiç kimsenin “Kanal İstanbul’u istiyorum” diye bir dilekçe vermesi mümkün değildir. Çünkü ÇED raporu bu raporun bilimsel olmadığını belirtenler için askıya çıkarılıyor. Ahmet Beyciğim sırf Erdoğan söyledi diye Kanal İstanbul’u isteyenler dilekçeye ne yazacaklar acaba? Bunu düşündünüz mü?” diye sordu.

Can Ataklı’nın yazısının Ahmet Hakan Çoşkun ile ilgili bölümü şöyle; ”Yanlış düşünüyorsunuz Ahmet Beyciğim. Biliyorsunuz Ahmet Hakan köşe yazılarının yanı sıra Hürriyet’in genel yayın müdürlüğü görevine de getirildi. Ahmet Hakan tiraj ve itibar konusunda dibe doğru giden Hürriyet’i kurtarabilir mi bilemiyorum. Sanıyorum hem yazarlık hem de genel yayın müdürlüğü yapmaya kalkınca bazı konularda bilgi eksikliği nedeniyle yanlış yazılar yazıyor.

Örneğin dünkü bir yazısı şöyleydi; “Kanal İstanbul yapılmasın” diyerek imza kuyruğuna giriyor bazı vatandaşlarımız. Bu vatandaşlarımız, demokratik haklarını kullanmaktadır. Bu kuyruk, demokrasi kuyruğudur. Ama unutulmasın: “Kanal İstanbul’u istiyorum” diye dilekçe vermek için kuyruğa girecek olanlar olursa… Onların kuyruğuna da demokrasi kuyruğu demek şarttır.

“ÇED’E İTİRAZ EDİYORLAR”

Tabii aynı zamanda yandaş da olunca iş zorlaşıyor. Her okuyucuyu elde tutmak için “Bir ona vurdum, bir buna vurdum, arada ben tanrı yazar gibi oldum” havası bilgiyle beslenmeyince ortaya böyle komiklikler çıkıyor. Ahmet Beyciğim, insanlar “Kanal İstanbul yapılmasın” diye kuyruğa girmiyorlar. Bu kanalın çevreye uygun olduğunu bilime dayandıran ÇED raporuna itiraz ediyorlar. Bu insanların dilekçelerinde ÇED raporunun bilimsel gerçeklere aykırı olduğunu belirtiyorlar.

“ÖYLE BİR DİLEKÇE MÜMKÜN DEĞİL”

Bu nedenle hiç kimsenin “Kanal İstanbul’u istiyorum” diye bir dilekçe vermesi mümkün değildir. Çünkü ÇED raporu bu raporun bilimsel olmadığını belirtenler için askıya çıkarılıyor. Ahmet Beyciğim sırf Erdoğan söyledi diye Kanal İstanbul’u isteyenler dilekçeye ne yazacaklar acaba? Bunu düşündünüz mü?

Tahmin ediyorum işleriniz çok yoğun bu çok basit ayrıntıyı atlamışsınız.”

Ulusalcıların yeni yıl gecesinde Doğu Perinçek, Ethem Sancak’la Kürtçe şarkı söyledi

medyabold
Devamını Oku »

Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen serbest bırakıldı

Hayvan hakları meselesi yüzünden gözaltına alınarak Kartal Adliyesi’ne götürülen Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Zülal Kalkandelen, savcılığa verdiği ifadenin ardından serbest bırakıldı.

BOLD- Hayvan hakları meselesi yüzünden hakkında yakalama kararı bulunan Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Zülal Kalkandelen, bu sabah Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Kalkandelen ifadesi alınmak üzere Kartal Adliyesine götürüldü.

“MAHKEMEYE ÇIKACAKMIŞIM”

Kalkandelen, polislerce havalimanında gözaltına alındığını sosyal medyadan, çalıştığı Cumhuriyet Gazetesini de ekleyerek, şu ifadelerle ile duyurdu, ”Şu anda Sabiha Gökçen Havaalanındayım. Hakkımda yakalama kararı varmış! Uçamayacaksınız diyorlar. Mahkemeye çıkacakmışım!”

“HER MUHALİF BİR SUÇLU ADAYI”

Kalkandelen’in havalimanında apar topar gözaltına alınması takipçilerinin tepkisini topladı. Kalkandelen’in paylaşımına gelen mesajlarda muhaliflerin suçlu gibi görüldüğü yorumları yapıldı.

Kalkandelen sosyal medya hesabından yaptığı açıklama savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığını duyurdu. Kalkandelen paylaşımında şu ifadeleri kullandı, ”Savcıya ifademi verdim. Hakkımda hayvan hakları meselesi nedeniyle şikayet varmış. Havaalanına gidiyorum. Uçağa yetişmeye çalışacağım.”

Roboski Katliamı’nın gizlenen ses kayıtları

medyabold
Devamını Oku »

Ulusalcıların yeni yıl gecesinde Doğu Perinçek, Ethem Sancak’la Kürtçe şarkı söyledi

Vatan Partisi İstanbul İl Teşkilatının düzenlediği gecede partinin Genel Başkan Doğu Perinçek ve Tank Palet yüzünden muhalefetin hedefindeki Ethem Sancak birlikte türkü söyledi.

BOLD- Vatan Partisi İstanbul İl Merkezinin düzenlediği yeni yıl gecesinde, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasını Katar ile birlikte satın alan muhalefetin hedefindeki BMC Yönetim Kurulu Başkanı AKP’li iş adamı Ethem Sancak beraber türkü söyledi. Doğu Perinçek, ‘Sabahtan Bizim Pınara’ adlı türküyü söylerken, Ethem Sancak ise, ‘Sallana Sallana Neçe ser ave’ adlı Kürtçe bir parçayı seslendirdi.

Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı ve Vatan Partisi Gençlik Kolları Türk Gençlik Birliği Kurucu Genel Başkanı Adnan Türkkan, Sancak ve Perinçek’in birlikte sahne almasını sosyal medya hesabından şu ifadelerle duyurdu, ”Ethem Sancak ve Doğu Perinçek’ten türkü ziyafeti… Vatan Partisi İstanbul İl Merkezinin düzenlediği yeni yıl gecesinde renkli anlar yaşandı. İşte gecede sahneye birlikte çıkan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu_Perincek ve AKP’li İş Adamı Ethem Sancak türkü söylediği anlar.”

PERİNÇEK DE Mİ TANK PALETE ORTAK?

Katarlılarla birlikte aldığı Tank Palet Fabrikası yüzünden gündemden hiç düşmeyen ve her platformda iş adamlığının yanında, AKP’li siyasi kimliğinin de olduğunu vurgulayan Ethem Sancak’ın, son dönemde AKP’nin izlediği politikalara tam destek veren Doğu Perinçek’in birlikte türkü söylemesi sosyal medyada ilginç tepkilere neden oldu.

Roboski Katliamı’nın gizlenen ses kayıtları

medyabold
Devamını Oku »

Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen gözaltına alındı

Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen, sabah saatlerinde Sabiha Gökçen havaalanında gözaltına alındı

BOLD – Cumhuriyet’in haberine göre Kalkandelen, Kartal Adliyesine götürülecek.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda sabah saatlerinde gözaltına alınan Kalkandelen, sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı: “Şu anda Sabiha Gökçen Havaalanı’ndayım. Hakkımda yakalama kararı varmış! Uçamayacaksınız diyorlar. Mahkeme çıkacakmışım!.”

Roboski Katliamı’nın gizlenen ses kayıtları

medyabold
Devamını Oku »

Şener: Erdoğan mal varlığı endişesinden Kanal İstanbul’da ısrar ediyor

CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında mal varlığının açıklanması ile ilgili ABD’nin gündemindeki yaptırımlar olduğunu savundu. “Birinci neden elbette ‘rant iştahıdır’. Montrö’yü tartışmalı hale getirmiş olacaksınız” dedi.

BOLD – CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, Kanal İstanbul projesiyle ilgili “Özellikle Erdoğan ve iktidar çevreleri, İstanbul’a ikinci bir boğaz yapma derdine düşmüşlerdir. Proje, halkın yararlanacağı ve ülke menfaatlerini gözeterek düşünülen bir proje değildir ve 10 milyarlarca dolar masraf olacak bir projedir. Yapılmasının hiçbir mantığı yoktur” dedi.

CHP’li Şener, yapılması planlanan Kanal İstanbul projesiyle ilgili Cumhuriyet’e değerlendirmelerde bulundu.

Kanal İstanbul projesinin kamu menfaatine herhangi bir katkı sağlamayacağını vurgulayan Şener, “Uzunca bir süredir özellikle Erdoğan ve İktidar çevreleri, İstanbul’a ikinci bir boğaz yapma derdine düşmüşlerdir. Halkın yararlanacağı bir kanal değidir. Ülke menfaatlerini gözeterek düşünülen bir proje değildir. 10 milyarlarca dolar masraf olacak bir projedir. Bunun yapılmasının hiçbir mantığı ve gerekliliği yoktur. Sadece İstanbullular değil, tüm Türkiye olarak, ‘Hayır, istemiyoruz, bu yanlıştır’ diyerek direnişe geçmemiz lazım” diye konuştu.

ARKA PLANDA RANT İŞTAHI VAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul konusunda ısrarcı olmasının iki nedeni olduğunu söyleyen Şener, “Birinci neden elbette ‘rant iştahıdır’. Bu rant iştahı, mevcut iktidarın her konuda davranışının arka planını göstermektedir. İkinci boyutu ise, Montrö Antlaşması. Montrö Antlaşması’na baktığınızda, 12-15 arasındaki maddelerde var. Bir kere, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri, belli bir tonun üzerinde ise Karadeniz’e hiç giremiyorlar. Ama o sınırlı tonajın altındaki savaş gemileri ise, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkeler tarafından Karadeniz’e sokulduğunda, en fazla 21 gün sonra çıkması gerekiyor. Bu, öteden beri ABD’yi çok rahatsız etmiştir ve Montrö Antlaşmasını nasıl deleceğini hesaplamıştır. ABD’nin bir tek askeri filo oluşturamadığı ve kalıcı olarak bir üs kuramadığı yer Karadeniz’dir. Ama Kanal İstanbul yapıldığı takdirde, Montrö’yü tartışmalı hale getirmiş olacaksınız” ifadelerini kullandı.

TRUMP’LA GÖRÜŞME ETKİLİ OLDU

Erdoğan’ın Kanal İstanbul projesinde ısrarcı olmasının nedeninin kişisel sebepleri olduğunu da sözlerine ekleyen Şener şunları kaydetti: “Erdoğan, özellikle Trump’ın mektubu sonrasında, Trump’la baş başa ikili görüşme yaptıktan sonra, Türkiye’de kamuoyunda unutulmuş gibi görünen Kanal İstanbul konusunda niye baskı yapmaya başladı? Erdoğan ve ailesinin tüm mal varlığının açıklanması ile ilgili ABD’nin gündemindeki yaptırımlar, Halkbank meselesi ile ilgili Erdoğan’ın sanık sandalyesine oturtulması gibi kişisel endişelerle, bu Kanal İstanbul projesinin ısrarlı bir şekilde gündeme gelmiş olmasından endişe duyuyorum. Dünyada böyle saçma bir proje yoktur. Erdoğan’ın mal varlığı Türkiye’nin milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Aslında bu noktaya geldikten sonra istifası lazımdır, özellikle istifa etmemekte direniyorsa Türkiye’nin işine yaramayacak ABD projelerinin peşine takılmamalıdır.”

AKP’nin Kanal İstanbul için referandum istememesinin nedeni belli oldu

medyabold
Devamını Oku »