16 Kasım 2020 Pazartesi

Müslümanlar ‘Avrupa İslamı’nı tartışıyor: İthal din adamı sorunu

Avrupa’da yaşanan terör saldırılarının ardından Müslümanlarla ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. İslam dünyasının krizde olduğu söylemi Müslüman düşünürler tarafından da yüksek sesle dillendirilirken çözümün Avrupa’da yaşayan Müslümanlarda olduğu vurgulanıyor.

BOLD – Fransa ve Avusturya’da peş peşe gerçekleşen terör saldırıları sonrası İslam ve Müslümanlar bir kez daha tartışmanın odağında.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre, saldırıları Batı dünyasının Ortadoğu’da yaptıklarına karşı oluşan tepki olarak yorumlayan görüş, İslam dünyasında oldukça yaygın. Ancak Müslümanlar arasında farklı görüşler de var. Bunlar son dönemde özellikle Avrupa’da destek görmeye başladı. Sosyal bilimci Yasemin Aydın onlardan birisi.

Aydın, ‘Avrupa İslamı’ kavramına vurgu yapıyor. Kendisini Avrupa’nın çoğulcu toplumunda doğup büyümüş bir Müslüman olarak tanımlayan Aydın, Avrupa dışından getirilen din adamlarının, Avrupa kültürüyle yaşadığı çatışmaya dikkat çekiyor:

“Çoğulcu bir toplumda yaşıyoruz. Avrupa’da bu büyük bir zenginlik ama aynı zamanda büyük bir challenge (meydan okuma) var. Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu, dini hayatı kontrol etmek için görevli devlet kurumlarının olduğu, dinin araçsallaştırıldığı ülkelerden gönderilen din adamlarıyla, Avrupa’da din hizmeti vermeye çalışmak en büyük sorun. İthal din adamlarının dini eğitimi Avrupa dilleriyle verememeleri bile başlı başına bir sorun.”

İTHAL DİN ADAMLARI SORUNU

Almanya ve Fransa dahil Avrupa’nın pek çok ülkesindeki camilerde görevli din adamları, Avrupa dışından çeşitli Müslüman ülkelerden gönderiliyor.  Almanya’da 900’den fazla cami Türkiye’nin kontrolündeki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) isimli organizasyon tarafından yönetiliyor. İmamlar Türkiye’den gönderiliyor ve maaşlarını Türkiye ödüyor. DİTİB, Türkiye’deki tüm camileri ve dini eğitimi kontrol eden resmi kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı.

DİTİB’in Türkiye ile bağları, Almanya’daki camilerin siyasi propaganda ofisi olarak kullanıldığı tartışmasını da beraberinde getiriyor. DİTİP sık sık Alman polisiyle sorun yaşıyor ve son yıllarda istihbarat takibine alındı.

Gülen Hareketi’ne yakın sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog çalışmaları sürdüren sosyal bilimci Yasemin Aydın’a göre, Avrupa’daki din hizmetlerini Avrupa değerleriyle büyümüş ve Avrupa’da din eğitimi almış kadroların yönetme zamanı geldi.

“Türkiye’de Diyanet isimli devlet kurumunun şekillendirdiği din eğitimi ve din hizmeti zaten çok sıkıntılı iken onu bir de Avrupa’da uygulamaya çalıştığınızda hiçbir şekilde tutarlılığı kalmıyor” diyen Aydın’a göre Müslümanların extremizmle (aşırılık) mücadelesinin bu kadrolarla yapılabilmesi neredeyse imkansız.

Aydın, Müslümanların artık “terörü lanetlemekten öteye” geçmesi gerektiğini belirtiyor:

“Müslümanlar terörü lanetlemekten öteye geçmeli. Nefreti artıran, toplumsal uzlaşmayı sabote eden, Avrupalı Müslümanların barış içinde yaşamalarını da hedef alan ve bunu dini kamuflajla yapan bir grup var. Bunlara karşı eylemde bir şeyler yapmalı. Extremizimle mücadelede Müslümanlar daha öncü ve aktif rol almalılar.”

BUNU KABUL ETMELİYİZ

Roma’da Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki diyalog çalışmaları yürüten International Jacques Maritain Institute’ün araştırmacılarından Cenap Aydın (Researcher at International Jacques Maritain Institute in Rome) da Avrupa’daki saldırılara genel görüşün dışında yaklaşan Müslüman düşünürlerden biri.

Cenap Aydın’a göre saldırganlar için İslamiyet bir din değil bir kimlik:

“Bu tip saldırıları yapanların yaşadıkları toplum içinde bir kimliğe sahip olamadıklarını ve İslamiyet’i bir din değil bir kimlik olarak gördüklerini gözlemliyorum. İslamiyet’in kendi esasları ve ibadetleriyle hiçbir ilgileri yok. Dindar da değiller. Fakat Müslüman olduklarına ilişkin sembolleri çok fazla gösterme çabasındalar ve yaşadıkları toplumun imajlarına tepki vermeye çalışıyorlar. Türkiye’de Hz. İsa ve Hz. Meryem hakkında benzer karikatürler yapıldı geçmişti. İkisi de Hristiyanlar kadar Müslümanlar için de kutsal kişiler olmasına rağmen bir tepki ya da şiddet olayı olmamıştı. Saldırıların altında büyük bir cehaletin olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor. Müslümanlarda, kutsallara yönelik eleştiri ya da saygısızlık karşısında nasıl davranılması gerektiği konusunda büyük bir cehalet söz konusu ve bunu söylediğim için benim de kafamı kesebilir biri. Müslümanların böyle bir karikatür karşısında tepki vermeleri doğal. Fakat tepkiyi şiddet boyutuna taşıyanlar bunu dinin esaslarıyla açıklamıyor. Saldırganlar, İslamiyet’i bir din olarak değil bir kimlik olarak görüyorlar. Dini okur yazarlık olmayışı bunun birinci nedeni. Müslümanlar kendi dinlerini öğrenme adına gereken donanımdan yoksunlar. İslam için birinci derecede önemli olan şeylerin ne olduğu ilgilerini bile çekmiyor. Çünkü aradıkları şey Batı toplumlarına karşı sembolleştirebilecekleri bir kimlik. Dini semboller üzerinden yaşıyor ve onunla kendilerini tatmin ediyorlar. Bu yeni bir fenomen.”

İSLMAMİYET’İN YAŞADIĞI BİR KRİZ VAR

Cenap Aydın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un söylediği “İslamiyet bir kriz içinde” söylemine de katılıyor:

“Yaşadığımız çağda İslam dünyasının yaşadığı bir kriz var. Bunu Bernard Lewis de söylemişti. Macron söyleyince çok gündeme geldi. Evet bir kriz var. Kriz olmasa İslam dünyası bu kadar büyük bunalımların içinde debelenip durmazdı.”

Aydın, şiddetin İslam’ın bir parçası olup olmadığı sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

“Tarihten beri Müslümanlar arasında şiddeti açık ve kapalı biçimde teşvik eden gruplar var. Siyasal İslam’ın içinde yer alan ve şiddete zemin açan gruplar var. Saldırganlar bu grupların yayınlarından etkilenmiş olabilirler, araştırılması lazım.”

DAHA FAZLA TEPKİ VERMELİLER

Cenap Aydın’a göre Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, şiddet olaylarına verecekleri tepkiyle dünya Müslümanlarına öncü olmalı:

“Güzel örnekler olmakla birlikte Müslümanların şiddet olaylarına verdikleri tepki yeterli değil ve şekli de doğru değil. Avrupa’da yaşayan Müslümanlar, toplumun bir ferdi olduklarını fark etmezlerse, sadece kendi din özgürlüklerini savunurlarsa hiçbir zaman gerçekten bu toplumun parçası olamazlar. ‘Müslümanlar terörist değildir’ demekle ya da sadece kınamakla olmaz. Müslümanların kiliseleri ziyaret ettiğini görüp dayanışma sergiledikleri örnekler var, bu proaktif yaklaşımlar çok güzel. Müslümanlar diyecekler ki biz toplumun ihtiyaçlarına dertlerine kendi motivasyonumuzla çare bulmak için buradayız, ve özgürlükleri herkes için isteyecekler. Bir net olarak bu şiddete karışan insanlar Müslümanların varlığını ve bunlar bizim aramızdan çıktığını kabul edip, sayılarını nasıl azaltacaklarıyla ilgili çalışmaları lazım.”

Avrupa’da doğmuş Müslümanlara dikkat çeken başka bir isim de Ahmet Kurucan. İslam Teolojisi uzmanı Kurucan, Avrupa’da doğmuş, üçüncü nesil 25 milyon Müslüman bulunduğunu ve asıl görevin bunlara düştüğünü belirtiyor:

“İslam barış dinidir gibi söylemlerle savunmaya geçme yerine Avrupalı Müslümanlar, saldırganların marjinalliğini ortaya koyacak aksiyon içinde olmalılar. Bir kısım Müslümanlarda şiddet eğilimi olduğu inkâr kabul etmez bir gerçek. Bunu kabul etmeme paralel bir evrende yaşamak demektir. Müslümanların tepkisini çeken durumlarda, hukuk ve demokrasi içinde tepki verilmesi gerekiyor. Meydan radikal gruplara bırakmalı.

 

medyabold
Devamını Oku »

AFAD’dan İzmir’de belediye başkanlarına konuşma yasağı

AFAD İzmir Valiliği’ne gönderdiği yazıyla belediye başkanları, muhtarlar ve diğer kamu görevlilerinin deprem sonrası açıklama yapmamasını istedi. Duruma tepki gösteren CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel ise “Gerçekleri anlatmak için sizden icazet alacak değiliz” dedi.

BOLD – AFAD’ın depremle ilgili İzmir Valiliğine gönderdiği genelge belediye başkanlarına konuşma yasağı olarak yorumlandı. Yazıda açıklama yapacak tek yetkili kişinin vali olduğu belirtilirken, gerekçe olarak afet yönetiminin sağlıklı yürütülememesi iddiası gösterildi.

Valiliğe gönderilen yazıda AFAD “Özellikle yaşanan hadiselerin ilk anında verilen ve teyitli olmayan bilgiler kamuoyunda yanlış anlaşılmalara, vatandaşlarımızda paniğe ve spekülasyona neden olduğunu, afetin yönetimini güçleştirdiğini, bu sebeple afet bölgesinde kriz iletişiminin daha sağlıklı yürütülebilmesi açısından açıklamaların valiliklerimiz tarafından yapılmasını, belediye başkanlarımız, muhtarlarımız ve diğer kamu görevlilerimiz tarafından basın yayın organlarına açıklama yapılmaması hususunu bildirmiştir” ifadelerini kullandı.

“SİZDEN İCAZET ALACAK DEĞİLİZ”

CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel ise “Seçilmiş belediye başkanlarını kendi memuru yada bürokratı zanneden zihniyet şimdiye kadar anlamadıysa, bir kere daha anlatalım: İzmir için, deprem gerçeklerini anlatmak için, halkımızla dayanışmak için sizden icazet alacak değiliz” sözleriyle yazıya tepki gösterdi.

Deniz Yücel, kişisel sosyal medya adresinden şu mesajları paylaştı:

“Kriz yaşanır, konuşma! Hak çiğnenir adalet arama! Hırsızlık yapılır görmezden gel! Salgın olur vatandaşa yardım yapma! Bu zihniyetin son ürünü; İzmir’de deprem gerçeğini, İzmirliler için alınacak önlemleri ve yapılacak yardımları konuşmayı, belediye başkanlarımıza yasaklamak oldu.”

Sert sözlerle genelgeyi eleştiren Yücel, gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini belirtirken “Bu genelge içi boş, devlet geleneğini ayaklar altına alan, zalimlik ve tek adamlık anlayışının bir ürünüdür ve bizler için yok hükmündedir. Belediye başkanlarımız İzmir için çalışmaya, konuşmaya ve gerçekleri paylaşmaya devam edecekler. İlgililere duyurulur!” ifadesini kullandı.

medyabold
Devamını Oku »

Elif Yakın’a 18’lik kurşun

Konya’da yaşayan Elif Yakın, 18 yaşındaki Seyfullah K. tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Şüpheli, suç aletiyle birlikte polis tarafından yakalandı.

BOLD – Polisi alarma geçiren cinayet saat 03.00’te Konya’nın merkez Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi Veysel Karani Caddesi’nde işlendi. 24 yaşındaki Elif Yakın, tartıştığı Seyfullah K. (18) tarafından tabancayla göğsünden vuruldu.

Kanlar içinde yerde kalan Yakın, ihbar üzerine çağrılan ambulansla kaldırıldığı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Seyfullah K, suç aleti tabancayla birlikte polis tarafından gözaltına alındı.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye Azerbaycan’a asker gönderiyor

Azerbaycan’a asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Başkanlığına sunuldu. Tezkerede “Azerbaycan’ın talebi üzerine Merkezde Türkiye ve Rusya’nın müştereken yer almaları kararlaştırılmıştı” denildi.

BOLD – Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşın sona ermesinin ardından Türkiye bölgeye asker göndermeye hazırlanıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan tezkere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu.

AZERBAYCAN TEZKERESİ TBMM’DE

Meclis’e gönderilen tezkerede, Azerbaycan ile Ermenistan arasında varılan mutabakata işaret edilerek, “Varılan mutabakata göre, ateşkese uyulup uyulmadığının denetlenmesi amacıyla işgalden kurtarılan Azerbaycan topraklarında bir Ortak Merkez oluşturulacaktır. Azerbaycan’ın talebi üzerine Merkezde Türkiye ve Rusya’nın müştereken yer almaları kararlaştırılmıştı” denildi.

Tezkerede Türkiye ile Azerbaycan arasındaki anlaşmaya işaret edilerek, “Taahhütlerimizi yerine getirmek, ateşkesin tesisi, ihlallerin önlenmesi, bölgede barış ve istikrarın sağlanması amacıyla Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili şekilde korumak ve kollamak üzere, hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, TSK’nın Ortak Merkezin görevlerinin ifası yönünde hareket etmek üzere yabancı ülkelere gönderilmesi, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım” ifadeleri kullanıldı.

Diğer yandan tezkere metninde “Azerbaycan’ın belirleyeceği yerde Türkiye’nin Rusya ile birlikte kuracağı Ortak Merkez ve bu Merkezin icra edeceği faaliyetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve lüzumuna göre ülkemizden sivil personelin görev parasının, 16 Ağustos 2010 tarihinde imzalanan ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması’ uyarınca ülkemizin taahhütlerine uygun, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tescil eden uluslararası hukuk, BMGK kararları ve AGİT ilkeleriyle uyumlu olduğu; bölge halklarının da huzur ve refahı yararına olacağı, ayrıca milli çıkarlarımız bakımından gerekli olduğu değerlendirilmektedir” denildi.

TÜRK ASKERİ NEREDE GÖREV YAPACAK?

Tezkere metninde Türk askerinin görev yapacağı yer olarak kurulacak ortak merkez işaret edildi. Ancak bu merkezin Dağlık Karabağ’da mı, yoksa Dağlık Karabağ dışındaki Azerbaycan toprakları içinde mi olacağı belirtilmedi. Rus kaynaklar daha önce yaptıkları açıklamalarda Türkiye’nin Dağlık Karabağ dışındaki merkezde görev alacağını belirtmişti. Türk kaynaklar ise Rusya’nın tersine Dağlık Karabağ’daki merkezde görev alınacağını ileri sürmüştü.

medyabold
Devamını Oku »

Avukatları geri adım atıyor Donald Trump direniyor

Donald Trump, seçim yenilgisini kabullenmezken avukatlarından tam tersi bir adım geldi. Trump destekçisi seçim gözlemcilerinin oyların sayımı sırasında anayasal haklarının ihlal edildiği suçlamasıyla yüz binlerce oyun geçersiz sayılması talebi geri çekildi.

BOLD – ABD Başkanı Donald Trump, 20 Kasım’da yapılan başkanlık seçiminin galibinin Demokrat rakibi Joe Biden olduğunu henüz kabul etmezken 20 delegeli Pensilvanya’da itiraz sürecine ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. DW Türkçe’nin haberine göre Trump’ın avukatları, Trump destekçisi seçim gözlemcilerinin oyların sayımı sırasında anayasal haklarının ihlal edildiği suçlamasıyla yüz binlerce oyun geçersiz sayılması talebini geri çekti.

İtiraz dilekçesinde, sadece eyaletin demokratik eğilime sahip bazı bölgelerinde oy pusulalarındaki hataların düzeltilmesine izin verildiği, bunun Cumhuriyetçi seçmenleri dezavantajlı konuma düşürdüğü suçlamasına yer verildi. Pensilvanya’daki itiraz dilekçesinin yumuşatılmış olmasının Trump’ın bundaki sonraki tutumuna dair bir ipucu olarak sayılıp sayılmayacağı henüz bilinmiyor. Twitter hesabından açıklama yapan Trump seçimin hileli olduğu iddialarını yineledi ve seçim sonuçlarına itiraz etmeyi sürdüreceklerini söyledi. Trump, bir kez daha “Seçimi ben kazandım” dedi.

20 Kasım’da yapılan başkanlık seçiminin galibi 306 delege almayı başaran Joe Biden olmuştu. ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) tarafından yapılan yazılı açıklamada da Trump’ın iddialarına ilişkin olarak, 3 Kasım’da ABD’de yapılan başkanlık seçimlerinin ‘Amerikan tarihinin en güvenli seçimi’ olduğu belirtildi.

medyabold
Devamını Oku »

Berat Albayrak’ın ev hapsinden son bilgiler

Berat Albayrak’ın elinde kalan son iletişim yöntemi olan Instagram hesabı da kapatıldı. Dünya ile iletişimi tamamen kesildi. Kısıklı’daki Erdoğan ailesinin yerleşkesinde ev hapsinden son bilgiler.

BOLD – Albayrak Ailesi, Erdoğan ailesine karşı nasıl bir strateji izliyor. Hakan Fidan’ın yerine Erdoğan’ın hazırladığı isim ilk kez kamuoyu önüne çok kritik bir hamleyle çıkartıldı. Erdoğan ilk kez Hakan Fidan’ı by-pass etti. Üstelik bu olay İngiliz İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın Türkiye ziyareti sırasında gerçekleşti.

Gazeteci Cevheri Güven, Berat Albayrak’ın ev hapsinin detaylarını aktarıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Babacan’dan Kavala’ya özgürlük çağrısı

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, başta Osman Kavala olmak üzere düşünce suçlularının serbest bırakılmasını istedi. Babacan Kavala’nın bin günden daha uzun süredir cezaevinde olduğunun altını çizerken, dosyanın içler acısı olduğunu belirtti.

BOLD – Adalet ve yargıda reform tartışmaları sürerken Deva Partisi lideri Ali Babacan, siyasi tutuklulara dikkat çekti. Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğun sorumlusunun AKP olduğunu belirten Babacan başta Osman Kavala olmak üzere tüm düşünce suçlularının özgür bırakılması çağrısı yaptı.

“OSMAN KALAVA, AHMET ALTAN VE NİCELERİ CEZAEVİNDE”

Partisinin Elazığ ve Bingöl il kongrelerine katılan Babacan, Türkiye’nin düşünce suçluları ülkesine düşürüldüğünü belirtip, “Bu günlerde “hukuk” demeye başladılar. Türkiye bir düşünce suçluları ülkesi durumuna düştü. Bunca hukuksuzluğu kim yaptı? diye sordu.

Babacan Osman Kavala dosyası için ‘tam bir hukuk garabeti’ ifadesini kullanırken “HSK iki gün önce Osman Kavala hakkında AİHM ve Anayasa Mahkemesinde ihlale sebep olanları tespit etmek için yargılandığı mahkemeden kararları istedi. Bakacağız iş nereye gidiyor. Osman Kavala bin günden fazladır cezaevinde. Hukukçu arkadaşlarımıza dosyalarını incelettim. Dosyaların durumu içler acısı, tam bir hukuk garabeti. Osman Kavala’yı, Ahmet Altan’ı ve nice kişiyi ceza evinde tutuyorlar” dedi.

“TALİMATLA AL, TALİMATLA BIRAK. BU HUKUK DEĞİL!”

Babacan konuşmasında yargının Türkiye’deki durumuna işaret etti. “Güçlü ekonomi için güçlü hukuk gerektiğini söylemiştik, bizden kopya çektiler.  Kopya çeken öğrencinin hali belli oluyor. Yine kopya çekip hepsini serbest bırakırlar diye umut ediyorum. Ama bu bile hukuka uyduklarını göstermez. Talimatla içeri at, talimatla serbest bırak. Hukuk bu değildir” ifadelerini kullandı.

BABACAN’A GÖRE GERÇEK KOVİD-19 VAKASI GÜNLÜK 30-40 BİN

Deva Partisi lideri koronavirüsle ilgili tartışmaları da değerlendirdi. AKP’nin gerçek rakamları sakladığını belirten Babacan, günlük 30-40 bin yeni vakanın olduğunu ifade etti. AKP’nin salgını kötü yönettiğinin altını çizen Ali Babacan, “Koskoca devletin salgına karşı aldığı tek önlem ‘maske takın’ demek olamaz. Ne gerekiyorsa, ilgili taraflarla istişare ederek yapılmalıdır” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi yargıyı bitirdi

Denge ve Denetleme Ağı’nın Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nde yargı ile ilgili hazırladığı raporda yürütmenin yargı üzerindeki etkisini arttığına vurgu yapıldı. Yargıya güvenin azaldığına dikkat çekilen raporda, acil reform çağrısı yapıldı.

BOLD – 294 demokratik kitle örgütünün oluşturduğu Denge ve Denetleme Ağı, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nde yargının durumunu mercek altına alan rapor hazırladı. Rapora göre, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ile beraber yürütmenin yargı üzerindeki etkisi arttı. Raporda uzun tutukluluk süreleri, yargılama süreçlerindeki belirsizlik ve etkin olmayan soruşturma süreçleri gibi temel sorunlara dikkat çekildi.

YARGIDA HİYERARŞİ BOZULDU

Rapora göre, Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, üst mahkemelerin kararlarının alt mahkemeler tarafından siyasi söylemlerin etkisiyle uygulanmaması normlar hiyerarşisini bozdu. Tüm bunların sonucu olarak yargıya güven, siyasi görüşü ne olursa olsun toplumun tüm kesimlerinde azaldı. Raporda, yargıya güven probleminin artık partiler üstü bir sorun haline geldiği vurgulandı.

AYM’DEKİ DEĞİŞİKLİK YARGIYI DAHA DA TARAFLI HALE GETİRECEK

AYM ve yürütme arasındaki kutuplaşmanın hukukun üstünlüğünü zedeleyen etkenlerden biri olduğu belirtilen raporda, “Bağımsız ve tarafsız bir üst mahkeme olarak AYM, sağlıklı işleyen bir yargı sisteminin vazgeçilmez bir unsurudur. AYM ve yürütme erki arasında çıkan tartışmalar sonucu AYM’nin yapısına yönelik değişiklikler gündeme gelmiştir. Değişikliğin gündeme geliş biçimi göz önüne alındığında, içeriği daha belirlenmemiş bu olası değişikliğin, yargı erkini daha bağımsız ve tarafsız kılmasını beklemek zordur” denildi.

İKTİDAR HSK ÜZERİNDE TAM KONTROL SAĞLADI

Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısındaki değişikliklerle HSK’nin üye kompozisyonunun belirlenmesinde hakim ve savcıların yetkilerinin ortadan kaldırıldığı belirtilen raporda,  “Değişikliklerle HSK’nin üye yapısının belirlenmesinde yasama ve yürütme erklerinin etkisi belirleyici kılınmıştır. Türkiye’deki aşırı disiplinli ve lider kontrolündeki siyasi parti örgütleri dikkate alındığında, Cumhurbaşkanı’nın siyasi partisiyle olan liderlik düzeyindeki kurumsal ilişkisinin devamı, yürütmenin HSK üzerinde tam kontrol sağlamasına olanak vermiştir” denildi.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI GÜVENCEYE ALINMALI

Yargı Reformu Strateji Belgesi çerçevesinde çıkarılan paketlerin etkisinin sınırlı kaldığı belirtilen raporda, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvenceye alacak, yargıda likayat ve yetkinliği arttıracak, adil yargılanma ve etkin savunma başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayacak düzenlemeler yapılması istendi. Bunun için somut önerilerin sıralandığı raporda, bu önerilerin yargıya güvenin yeniden tesisi için yaşamsal öneme sahip olduğunun altı çizildi.

Salgının merkezi haline gelen İstanbul’da hastaneler alarm veriyor

medyabold
Devamını Oku »

Erdogan visits Northern Cyprus, calls for two-state solution for island

Turkish President Tayyip Erdogan called for an equal “two-state” solution in Cyprus during a visit on Sunday to the breakaway Turkish Cypriot north of the island, drawing a rebuke from the internationally recognized government in the south.

Erdogan also said Turkey and Northern Cyprus would no longer tolerate what he called “diplomacy games” in an international dispute over rights to offshore resources in the Eastern Mediterranean.

Cyprus has been split along ethnic lines since a Turkish invasion in 1974 triggered by a brief Greek-inspired coup. Only Ankara recognizes Northern Cyprus as an independent state and it has no diplomatic relations with the government of Cyprus, which is a member of the European Union.

“Our priority is to ensure a fair, lasting and sustainable solution” in Cyprus that ensures Turkish Cypriots have security and legal rights, Erdogan told an audience after his arrival.

“A two-state solution must be negotiated on the basis of sovereign equality,” he added.

United Nations-mediated peace talks on Cyprus broke down in 2017.

Erdogan was visiting Northern Cyprus after Ersin Tatar, who also supports a two-state solution, won last month’s presidential election. Tatar’s predecessor had backed reunification of the island.

Cyprus called Erdogan’s visit “provocative and illegal”.

“Ankara has absolutely no respect for international law, European principles and values, and its obligations towards the EU,” the Cypriot presidency said in a statement.

MUSCLE-FLEXING

Erdogan later visited Varosha, a beach town that has been fenced-off and abandoned in no man’s land since 1974.

Ankara backed the partial re-opening of Varosha just before last month’s election in a move criticized by the United States, Greece, and Greek Cypriots.

Turkey has increasingly flexed its military muscle in the region, including by backing Azerbaijan in its renewed conflict with Armenia over the past few weeks.

Erdogan alluded to Turkey’s dispute with EU members Greece and Cyprus and with other neighbors over territorial waters in the eastern Mediterranean.

The EU has threatened to impose sanctions on Turkey next month over illegal exploration at sea.

“Neither we nor Northern Cyprus can tolerate diplomacy games (in the region) anymore,” Erdogan said.

He added that Tatar would soon visit Azerbaijan – which does not recognize Northern Cyprus – to “make the situation better”, without elaborating.

Tatar backed Erdogan’s calls for a two-state solution and offshore rights.

Reuters

The post Erdogan visits Northern Cyprus, calls for two-state solution for island appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/11/16/erdogan-visits-northern-cyprus-calls-for-two-state-solution-for-island/
Devamını Oku »

Hamilton takes seventh title with Turkish triumph

Britain’s Lewis Hamilton shed tears of joy as he won a record-equalling seventh Formula One world championship in Turkey on Sunday and became the most successful driver in the sport’s history.

The Mercedes ace put on a masterclass in wet and slippery conditions to take a record-stretching 94th career win at the Istanbul Park circuit and secure the title with three races to spare.

Ferrari great Michael Schumacher is the only other driver with seven titles to his name, a number once thought unlikely to be matched, but most of the German’s records have passed to Hamilton.

So crushing was the win that Hamilton lapped sole rival and teammate Valtteri Bottas with 12 laps to go. The Finn, who had to finish at least sixth, spun repeatedly and ended up 14th.

Hamilton already had more race wins, pole positions, and podium finishes than anyone in the history of the sport but, despite starting a season-low sixth, the 35-year-old was determined to add to the tally.

“That’s for all the kids out there who dream the impossible. You can do it too man, I believe in you guys,” he whooped over the radio after taking the chequered flag.

The Briton finished 31.6 seconds clear of Racing Point’s second-placed Mexican Sergio Perez, after passing him with 22 laps to go, in a race run behind closed doors due to the COVID-19 pandemic.

“Seven is just unimaginable but when you work with such a great group of people and you really trust each other, there is just no end to what we can do together,” said Hamilton, who has yet to sign a new deal for 2021 but is set to stay.

“I feel like I’m only just getting started.”

Hamilton’s 10th victory of 2020, and fourth in a row, took his points tally to an insurmountable 307 with Bottas on 197.

THE GREATEST

Hamilton was congratulated after parking up by Perez, who still has no seat for 2021, and Ferrari’s Sebastian Vettel who completed the podium in a race full of spins and changes of lead.

“I told him that it was very special for us because we can witness history being made today,” said Vettel, a four-time world champion with Red Bull and on the podium for the first time this year.

“There is no doubt Lewis is the greatest in terms of what he has achieved.”

Bottas, who said over the radio four laps from the end that he wished the race was already finished, also went across to shake the hand of a man who won his first title with McLaren in 2008 and then Mercedes in 2014, 2015, 2017, 2018 and 2019.

Mercedes had already won the constructors’ championship for the seventh year in a row, an unprecedented feat.

While Perez started third and eked out his intermediate tires for 48 laps, Canadian teammate Lance Stroll saw his dreams of a first win disappear after leading from his first pole position.

He finished ninth, the slide down the order starting when he pitted on lap 36, but the team moved up to third overall in the constructors’ standings.

Ferrari’s Charles Leclerc was fourth, after passing Perez on the last lap for second but then sliding wide, with Spaniard Carlos Sainz fifth for McLaren and Red Bull’s Max Verstappen sixth.

Red Bull’s Alexander Albon was seventh — after also leading early on — with Lando Norris eighth for McLaren and taking a bonus point for the fastest lap.

Australian Daniel Ricciardo was 10th for Renault, who fell from third to fifth.

Hamilton said there was a point where he thought the race was slipping away from him, and the leaden skies and constant threat of rain added to the sense of uncertainty, but he kept believing.

When the team suggested he pit for fresh tires towards the end, given the safety of his lead and the number of laps done on the worn intermediates, he over-ruled them.

“I lost a world championship in the pit-lane, I learned my lesson from 2007, that’s for sure. I felt like I really had it under control and I was going to deal with the rain if it dropped,” he said.

Reuters

The post Hamilton takes seventh title with Turkish triumph appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/11/16/hamilton-takes-seventh-title-with-turkish-triumph/
Devamını Oku »

“Ya Kanal Ya İstanbul” diyen İmamoğlu’na soruşturma

Kanal İstanbul projesine karşı çıkan Ekrem İmamoğlu’na soruşturma açıldığı ortaya çıktı. “Ya Kanal Ya İstanbul” “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleri sebebiyle hakkında inceleme yürütülen İmamoğlu devlet politikasına kamu kaynağı kullanılarak muhalefet etmekle suçlanıyor.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma açıldığı haberini İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener duyurdu. Akşener soruşturmanın, İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a karşı çıkması sebebiyle açıldığını söyledi.

AKŞENER: PROJEYE KARŞI ÇIKTIĞI İÇİN BÖLÜCÜLÜKLE SUÇLANIYOR

Fox TV’de canlı yayına katılan Meral Akşener, AKP’nin adalet çıkışına işaret ederek “Sayın Abdülhamit Gül’ün açıklamalarını dinledim inşallah dediğini yapar ama Sayın İmamoğlu’na Kanal İstanbul’a karşı çıktığı için devlete karşı çıkmaktan soruşturma açıldı. Soruşturmanın özelliği şu: Devletin projesine karşı çıktığı için bölücülük yapmakla suçlanıyor. Bütün bunlar nedir? Bütün bunlar sistemin tartışılmadığı, yamalı bohçaya döndüğü sistemin getirdiği sonuçlar” dedi.

Akşener’in sözlerine üzerine bir açıklama yapan İBB Sözcüsü Murat Ongun, soruşturmanın doğru olduğunu belirtti. Ongun, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından Ekrem İmamoğlu hakkında “Ya Kanal Ya İstanbul” “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleri ile ilgili olarak inceleme başlatıldığını ifade etti.

İMAMOĞLU’NUN DEVLETE MUHALEFETTEN İFADESİ İSTENDİ

Soruşturma hakkındaki bilgiyi sosyal medya hesabından duyuran Ongun, “Bu inceleme kapsamında afişlerin Anayasa’nın 104., 123. ve 127. maddelerinde belirtilen “İdarenin bütünlüğü ilkesine ve devlet politikasına kamu kaynağı kullanılarak muhalefet edilmesinin mümkün olmadığı” iddialarıyla yazılı ifadesinin 7 gün içinde verilmesi istenilmiştir” ifadesini kullandı.

medyabold
Devamını Oku »

Çelişkili ifadeleri hiçe sayılan Suruç katliamı tanığına savcı kıyağı

Suruç Katliamı sırasında çantasından Arapça bayrak çıkan, sonrasında çelişkili ifadeler veren tanık Abdullah Ömer Arslan hakkında takipsizlik kararı verildi. Arslan’ın IŞİD’le bağlantısı olduğu öne sürüldü.

BOLD – Şanlıurfa’da 20 Temmuz 2015’te IŞİD tarafından gerçekleştirilen Suruç Katliamı davası dosyasına iki yeni belge girdi. Abdullah Ömer Arslan hakkında davada tanık olarak dinlendiğinde verdiği çelişkili ifadeler nedeniyle yapılan suç duyurusuna takipsizlik kararı verildi.

SAVCILIK ÇELİŞKİLİ İFADELERİ DİKKATE ALMADI

33 kişinin yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’na ilişkin davanın 16’ncı duruşması bugün Urfa Adliyesinde görülecek. Katliam sırasında Halfeti’de imam olduğu söylenen Arslan, dava kapsamında 1 Kasım’da 2019’daki duruşmada tanık olarak dinlendi. Saldırı günü çantasında siyah bez üzerine Arapça yazılı bir bayrak çıkan Arslan’ın polise verdiği ile mahkemede verdiği ifade uyuşmadı. Mahkeme heyeti, çelişkili ifadeleri nedeniyle Arslan hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Ancak dosyaya yeni giren belgeye göre Şanlurfa Cumhuriyet Başsavcılığının Arslan hakkındaki suç duyurusuna 15 Ekim’de takipsizlik kararı verdiği ortaya çıktı.

SURİYE İLE ÇOK SAYIDA TELEFON GÖRÜŞMESİ ÇIKTI

Arslan’ın mahkemede verdiği ifadelerin çeliştiğine dikkat çeken Suruç Katliamı davası avukatları Sezin Uçar ile Serdil İzol, BirGün’den Dilan Esen’e değerlendirmelerde bulundu. HTS kayıtlarında Suriye ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını hatırlatan avukatlar, bununla ilgili mahkemeye suç duyurusunda bulunduklarını söyledi ancak sonuç alınmadığını aktardı. Arslan’ın ifadeleri nedeniyle Uçar, “Savcılık yalnızca telefon incelemesini değerlendirdi. HTS raporundan başka toplanan delil yok. HTS raporunda Suriye’yle bağlantısı olduğu görülüyor fakat savcı yokmuş gibi davranmış. Savcı Arslan’ın şüpheli olarak ifadesini almamış” dedi.

EŞİNE GÖRE ARSLAN IŞİD’LE BAĞLANTILI

Dosyaya giren bir diğer dosyada ise Abdullah Ömer Arslan ile eşi T.A’nın boşanma davasına ilişkin. Mahkeme heyetinin, Ankara 7. Aile Mahkemesi’nden istediği boşanma davasına yönelik belge dosyaya girdi. Belgeye göre geçen aylarda Ankara 7. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası açan T.A. gerekçe olarak ise Arslan’ın IŞİD ile ilişkisi olduğunu öne sürdü. İddiaya göre T.A., tehdit aldığını ileri sürerek boşanmaktan vazgeçti.

 

AKP adaletsizliğinin bedeli halka fatura ediliyor: 295 milyon TL

medyabold
Devamını Oku »

15 Kasım 2020 Pazar

AKP’ye göre mutluluğun formülü: Otobanlar ve bölünmüş yollar

Bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin gençlerin işsizlik ve gelecek kaygısı nedeniyle mutsuz olduğu eleştirilerine AKP’li Uğur Aydemir’den cevap geldi. Aydemir, mutluluğun formülünü, otoban ve bölünmüş yollarla açıkladı.

BOLD – Gençlerin işsizlik ve gelecek kaygısı sorununa AKP milletvekillerinden ilginç öneriler geldi. AKP’li Uğur Aydemir gençlerin mutsuzluğunu ortaya koyan araştırmaların, ‘kerameti kendinden menkul’ kuruluşlarca yapıldığını savunarak gençlere mutluluğun formülünü otobanlar ve bölünmüş yollarla açıkladı.

GENÇLER ÜLKEDEN KAÇIYOR

Birgün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ilginç tartışmalar yaşandı. CHP Milletvekili Lale Karabıyık, ailelerinin ekonomik güçlüklerinin gençleri mutsuz etmeye yeterli olduğunu ifade ederken, CHP’li Kamil Okyay Sındır da genç işsizlik oranının yüzde 25,7 olduğunu vurguladı. İyi Parti Milletvekili Aylin Cesur da konuşmasında gençlerin mutsuzluğuna dikkati çekerek, “Gençlerimiz kaçıyor ülkeden ve gitme imkanı olmayan da gitmeyi hayal ediyor” ifadesini kullandı.

AKP’YE GÖRE GENÇLERİN BÜYÜK KISMI MUTLU

Türkiye’deki gençlerin mutsuz olduğuna ilişkin konuşmaların üzerine söz alan AKP Milletvekili Uğur Aydemir, Doğu Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği’nin araştırmasına katılan gençlerin yüzde 71 oranında, “Mutluyuz” dediğini anlattı. CHP’li Deniz Yavuzyılmaz ise “Peki siz mutlu musunuz” diye sorunca ise Aydemir, “Sırf kendinizi haklı çıkarma adına burada kendinden menkul kerameti olan birtakım kurumların kayıtlarını, rakamlarını bize dayatmayın” yanıtını verdi.

AKP’Lİ VEKİLE GÖRE AKP ÖNCESİ TAŞ DEVRİ

Gençlerin durumunu anlatan milletvekillerinin, “Karamsar bir tablo” çizdiğini söyleyen Aydemir, gençlere anlatılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Ey evladım, 2002 yılı öncesinde öyle bir Türkiye vardı ki bizler gençliğimizde bölünmüş yol diye bir şey bilmezdik, patika gibi yollarda şehirlerarası yolculuk yapardık. Ey oğlum, annen seni dünyaya getirdiğinde hastaneye girdik ama çıkarken hastane penceresinden biz seni kaçırarak çıktık, borcumuz vardı. Ama bugün baktığımızda oğlum, otobanlarla, bölünmüş yollarla, Allah’a çok şükür, Tayyip Erdoğan hükumeti geldi, bu hizmetleri yaptı bize.”

AKP adaletsizliğinin bedeli halka fatura ediliyor: 295 milyon TL

medyabold
Devamını Oku »

MSB, yaralı askerler için sahte ilk yardım ekipmanı aldı

Savunma Sanayii Başkanlığının orijinal ürün yerine taklit ürün alarak, çatışmalarda yaralanan askerlerin hayatını tehlikeye attığı ortaya çıktı. Ayrıca üzerine sahte CE işareti konulan ürünün, insan üzerinde hiçbir testinin yapılmadığı da anlaşıldı.

BOLD – Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, askerlerin ölümüne sebep olabilecek bir ihale ile gündemde. İddiaya göre Savunma Sanayii Başkanlığı, yaralanmalarda kan kaybını önleyen orijinal abdominal turnike yerine, yeterliliği kanıtlanmamış taklit bir ürün aldı.

SAHTE ÜRÜN TSK ENVANTERİNDE

Cumhuriyet’in haberine göre Ankara’da bir firmanın; aort damarına uygulanan basınçla ağır yaralanmalarda kan kaybının önüne geçen patentli abdominal turnikenin sahtesini ürettiği; Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) satın aldığı bin 175 adet sahte turnikenin de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine girdiği ortaya çıktı.

FİRMANIN İSTEĞİYLE İHALE ERTELENDİ

ABD ve NATO ülke orduları tarafından yaygın bir şekilde kullanılan ve vücuda sarıldığı andan itibaren teknolojik bir donanımla basıncı ölçerek kontrolü sağlayan ABD patentli ürünün orijinali ilk olarak 2016 yılında TSK envanterine girdi. CHP Milletvekili Murat Emir’in verdiği bilgiye göre operasyonlar sırasında etkinliğinin kanıtlanması üzerine SSB yeterli miktarda ürün alımı için 2018’in temmuz ayında ihale hazırlığına başladı.

Süreç normal bir şekilde ilerlerken Ankara’da askeri medikal ürünler üzerine faaliyet gösteren bir firma, ürünün yerlisini üreteceği iddiasıyla ihaleyi erteletti. Daha sonra ürünün bir benzerini üreterek SSB’ye sundu. Bu sunumun ardından SSB orijinal ürünü almaktan vazgeçerek, sahte turnikeden bin 175 adet satın aldı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Özel Kuvvetler Komutanlığının kullanımına sundu.

PATENT SAHİBİ FİRMA: KANUN DIŞI BİR KOPYA

Turnikenin patentine sahip firma da yaptığı araştırmalar sonucunda ürünün üzerine konulan CE belgesinin sahte olduğunu ortaya çıkardı. MSB ile SSB’ye hitaben mektup yazan firma, ürünün üzerinde CE işareti bulunmasına karşın AB onayı için herhangi bir araştırma veya test sunulmadığının anlaşıldığını vurguladı. Avrupa Komisyonu’na resmi bir kınama yazısı yazdığını belirten firma, mektubunda TSK’nin kullandığı ürün için “kanun dışı bir kopya” dedi.

EMİR: HERHANGİ BİR İNSAN TESTİ YOK

Emir, söz konusu ürünle ilgili olarak Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu’nda yapılan Ürün Takip Sistemi kaydı sırasında herhangi bir uygunluk beyanının yapılmadığını da belirtirken; “Uygunluk testlerinin de yalnızca makineler üzerinde yapıldığını ve herhangi bir insan testinin yapılmadığını öğrendik. CE belgesinin AB’de karşılığı yok, kalite ve güvenilirlik testleri yapılmamış. Bu ürün askerlerimiz tarafından kullanılmak üzere tedarik edilmiş. Böyle hayati bir ürünün gerekli testlerinin yapılmadan kullanıma başlanmış olması başlı başına bir skandaldır” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

 

medyabold
Devamını Oku »

Belirsizlikten endişe eden halk harcama yapmaya korkuyor

Koronavirüs salgının artması ve ekonomide yaşanan beklenmedik durumlar halkı ihtiyatlı olmaya itti. Kur ve enflasyonda artış bekleyen halk, tasarrufunu koruyabilmek için yastık altına yöneldi.

BOLD – ING Türkiye’nin yaptığı Tasarruf Eğilimleri Araştırması, ekonomideki belirsizliğin ve beklenmedik durumların oluşturduğu korkuların, halkı ihtiyatlı davranmaya ittiğini ortaya koydu. 2020’nin ikinci çeyreğinde yüzde 14.3 olan tasarruf sahipliği oranı, üçüncü çeyrekte yüzde 20.2’ye ulaştı. Tasarruf sahiplerinin büyük kısmı tasarruf araçlarında yastık altını tercih etti.

EN ÇOK GENÇLER TASARRUF YAPIYOR

Araştırmaya göre yılın üçüncü çeyreğinde tasarrufa en fazla yönelen kesim, bir önceki çeyreğe göre 6 puan artışla yüzde 30 seviyesine ulaşan 25-34 yaş grubu oldu. Çocuksuz bireylerde tasarruf etme durumu ikinci çeyreğe göre 4 puanlık artışla yüzde 24’e, çocuklu bireylerde ise 7 puanlık artışla yüzde 18’e çıktı. Tüm yaş grupları incelendiğinde, tasarruf yapma gerekçeleri, “geleceğe yatırım”, “çocuklarım için”, “beklenmedik durumlara karşı güvence” olarak sıralandı.

TASARRUF YAPMAK İSTEYENLER DE ARTTI

Tasarruf sahibi olanlar içerisinde düzenli tasarruf yapanların oranı, ikinci çeyreğe göre 8 puanlık artışla yüzde 63 oldu. Araştırma yalnızca tasarruf yapanların değil, tasarruf yapmayı düşünen kişilerin sayısının arttığını da ortaya koydu. Buna göre, yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların oranı yüzde 37.5’e yükseldi. Bu kişilerden yüzde 16’sı tasarruf planını önümüzdeki üç ayda hayata geçirmeyi planladığını belirtti.

EKONOMİK BELİRSİZLİK TASARRUFA YÖNLENDİRDİ

ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ozan Kırmızı, “Pandemi nedeniyle dünya zor bir dönemden geçiyor ve bu durum sağlığın yanı sıra ekonomik belirsizlikleri de beraberinde getiriyor. Tasarruf sahipliği oranının artması ve daha fazla bireyin tasarruf yapmayı düşünmesi de bunun önemli bir göstergesi” dedi.

25 üniversite öğrencisi 2 gündür İstanbul’da gözaltında

medyabold
Devamını Oku »

AKP adaletsizliğinin bedeli halka fatura ediliyor: 295 milyon TL

İktidarın emir kulu haline getirilen yargı mensupların verdiği kararların bedeli vatandaşa fatura ediliyor. AİHM hatalı yargı kararları nedeniyle AKP iktidarı döneminde Türkiye’yi toplam 295 milyon TL tazminata mahkum etti. Son yıllardaki başvuruların sonuçlanmasıyla bu rakamın daha da artması bekleniyor.

BOLD – Ekonomik olarak köşeye sıkışan AKP hükumeti, yabancı yatırımcı çekebilmek için yönünü adil yargılamaya çevirdi. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Hukukun güvenilirliği ekonominin de güvenilirliğini destekliyor. Adaletin tecellisi hem yerli hem yabancı yatırımcı için çok önemli” derken, AKP döneminde Türkiye’nin AİHM tarafından verilen kararlarla 295 milyon lira tazminata mahkum edildiği ortaya çıktı.

YASAYA GÖRE CEZANIN HAKİMLERDEN ALINMASI GEREKİYOR

Sözcü’den Asuman Aranca’nın haberine göre yargı mensuplarının yanlış kararları nedeniyle AİHM’in verdiği ihlal kararları sonucu vatandaşın cebinden yılda 18.5 milyon para çıktı. Bu paraya, AYM’nin tazminat kararları ile yerel mahkemelerce hükmedilen davalarda yargılananlara ya da soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutuklama gibi tedbirlere maruz kalanlara ödenen tazminat miktarları ise dahil değil. Tazminatların bu kararları veren hakimlere rücu edilmesine ilişkin CMK maddesi ise uygulanmıyor.

CHP LİDERİ DE TAZMİNAT KAZANDI

AİHM son olarak “özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğünün” ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye’yi, Cumhuriyet çalışanı 8 gazeteciye 16’şar bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti.
CHP lideri Kılıçdaroğlu da grup toplantılarındaki konuşmalarında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla tazminata mahkum edilmesine karşı AİHM nezdinde açtığı davayı kazandı. AİHM Türkiye’nin Kılıçdaroğlu’na 11 bin 685 Euro tazminat ödemesine hükmetti.

TÜRKİYE MAĞDURİYETLERDE ÜST SIRALARDA

AİHM’nin 2019 yılı istatistiklerine göre, mahkeme gündeminde 47 devlete ilişkin 59 bin 800 dava başvurusu var. En yüksek başvuru 15 bin 50 ile Rusya aleyhine bulunuyor. Türkiye ise 9 bin 250 başvuru ile ikinci sırada yer alıyor. Türkiye tek başına, aleyhlerine 7 bin 900 başvuru bulunan 37 Avrupa ülkesinden daha fazla ihlal iddiası ile karşı karşıya. İhlal kararlarının çoğu ifade özgürlüğüne ilişkin olması dikkat çekti.

25 üniversite öğrencisi 2 gündür İstanbul’da gözaltında

medyabold
Devamını Oku »

Zombiler patlayacak: Destekle ayakta tutulan şirketler iflas dalgasıyla piyasadan çekilecek

Borçları ötelenen, kredilerle ayakta tutulmaya çalışılan, kağıt üzerinde yaşayan şirketlerin, koronavirüsle birlikte giderek ağırlaşan krize yenik düşüp yeni bir iflas dalgası ile piyasadan çekilmesi bekleniyor.

BOLD – Koronavirüs salgınının ekonomide oluşturduğu tahribatın boyutu her geçen gün artarken, borç krizi ile salgına yakalanan şirketler de yaşam savaşı veriyor. Özellikle, kredi geri ödemelerinde büyük sıkıntılar yaşanırken, yüksek borçluluk oranı ile salgına yakalanan şirketlerin önümüzdeki dönemlerde yeni bir iflas dalgası ile piyasadan çekilmesi bekleniyor.

ŞİRKETLER KORONAYA TERS YAKALANDI

Sözcü’den Sayime Başçı’ya konuşan Ernst and Young (EY) Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, Türkiye’de çoğu şirketin üst düzey yöneticilerinde bile kur riskini hedge etme konusundaki okur yazarlığın çok az olduğunu dile getirerek, bu denklemde şirket iflas ve konkordatolarının her zaman olacağına dikkat çekti. “Şirketler Kovid-19’a biraz ters ayakta yakalandı. Zaten yüksek bir borçluluk vardı. Bunu öyle ya da böyle yönetmeye çalışıyorlardı. Ama planların üzerindeki kur farkı ile bunun yönetilebilmesi kolay değil” diyen Canoğulları, “Bu sürecin içinde zombi şirketlerin kaçışı kalmadı. Zombiler patlayacak gidecek” dedi.

KAĞIT ÜZERİNDE YAŞAYAN ŞİRKETLER BATIRILACAK

“Ekonomide kaynaklar belli. Paranın yerinin yurdunun olmadığını biliyoruz. Türkiye’ye baktığımızda son 10-15 yılda yabancı para borçlanarak yapılan yatırımların geri ödeme döneminde büyük sıkıntı yaşandı ve yaşanıyor” diyen Canoğulları, kamu ve bankaların yeniden yapılandırma için kolları sıvayacağını dile getirdi. Artık Türkiye’de yeni bir yeniden yapılandırma dönemine girildiğini, hükumet ve bankaların da doğru şirketleri bulup yaşatmak çabasında olduğunu dile getiren Canoğulları, hikayesi bitmiş kendi kendini feshetmiş ama kağıt üzerinde yaşadığı gösterilen şirketlerin kapatılacağını ve batırılacağını dile getirdi.

25 üniversite öğrencisi 2 gündür İstanbul’da gözaltında

 

medyabold
Devamını Oku »

Doktorlardan “hasta seçmek zorunda kalabiliriz” uyarısı

Koronavirüste vaka ve ağır hasta sayısı artıyor. Dolu olan hastaneler nedeniyle vakalar, evlerine gönderiliyor. Uzmanlar ise acil 14 günlük kapanma yapılmaması halinde yakında hasta seçmek durumunda kalacakları uyarısında bulundu.

BOLD – Vaka sayılarının yeniden tırmanışa geçmesiyle günlük hastalık tanısı konulan kişi sayısı 3 bini geçti. Ağır tabloyu Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye değerlendiren Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, “Bulaş zincirini kırmak için çok acil 14 günlük kapanma gerek. Doktorlar yoğun bakıma alacakları hastaları seçmek durumunda kalabilir, bu çok acı” dedi.

HASTALAR SEDYELERDE BEKLİYOR

Yoğun bakım yatağı bulmanın artık güçleştiğini belirten Prof. Saltık, “Cankurtaranlar saatlerce gelemiyor, merkezi yönlendirme ile hangi hastanede boş yatak varsa oraya götürüyor cankurtaranlar. Ama yönlendirildikleri hastanelerde de rahatlık yok; tıkanmak üzere” uyarısında bulundu. Hangi ilde, hangi ilçede ne kadar hasta olduğu, artış hızı, ölümler gibi epidemiyolojik verilerin bilinmesi ve buna göre önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Saltık, “Sahadan gözlemlerimiz, meslektaşlarımızdan gelen bilgilere göre ‘Yoğun bakımlar doldu, hastalar sedyelerde bekliyor’ deniyor. 14 günlük kapatma yapılmalı” dedi.

İKTİDAR BİZİ HASTA SEÇMEYE ZORLUYOR

Acil tedbirler devreye sokulmaması halinde doktorların hasta seçme durumuna düşebileceği uyarısında bulunan Prof. Saltık, “Meslektaşlarımız neredeyse artık yoğun bakıma hasta seçmek durumda kalacaklar. ‘Bu hastayı mı, şu hastayı mı yoğun bakıma alalım?’ Yoğun bakıma veremediğiniz hasta ölecek, böylesine ağır ve kritik, insan yaşamıyla ilgili kararlar vermeye siyasal iktidar bizi kötü yönetimi nedeniyle zorluyor. Salgın yönetiminde gerek Türkiye genelinde gerek İstanbul’da geldiğimiz bu tıkanmanın temel sorumlusu siyasal iktidarın akıl ve bilimdışı kötü yönetimidir veya yönetimsizliğidir” diye konuştu.

AŞIYA ERİŞMEK OLANAKLI DEĞİL

Sağlık Bakanı Koca’nın “aşı yakındır ve yakında maskeden kurtulacağız” yönündeki söylemlerini de eleştiren Saltık, “Bu söylem son derece yanlış. 2021’in ilkbaharı, yaza doğru bir aşı elde edebiliriz, ancak bununla da bitmiyor. Ciddi bir üretim yetersizliği sorunu var. Türkiye 90 milyon, 45 milyona aşı yapacaksınız diyelim. Bu denli aşıya erişmek olanaklı değil. Ciddi bir kaynak ve zaman gerektiriyor. Daha bir yıl yaklaşık, iyimser söylüyorum, çok sıkıntımız var” dedi.

25 üniversite öğrencisi 2 gündür İstanbul’da gözaltında

medyabold
Devamını Oku »

Salgının merkezi haline gelen İstanbul’da hastaneler alarm veriyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun salgında ölenlerle ilgili açıkladığı veriler gözleri İstanbul’a çevirdi. Kentte acil servis ve yoğun bakımlardaki doluluk oranları artarken hastaneler alarm veriyor.

BOLD – Yeniden koronavirüs salgınının merkezi haline gelen İstanbul’da hastane önlerindeki test kuyrukları her geçen gün uzuyor. Artan vaka sayısı sonrası acil servis ve yoğun bakımlarda yer bulmak konusunda sıkıntı yaşanıyor.

ÖZEL HASTANELER KOVİD’Lİ HASTA YATIRMIYOR

Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye İstanbul’daki yoğun bakım sıkıntısına dikkat çeken Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç, kamu hastanelerinin alarm verdiğini özel hastanelerin bir kısmının da yoğun bakım servislerinde Kovid-19 hastalarını yatırmaktan kaçındığını belirtti. Türkiye’de toplam yoğun bakım yatak sayısının 39 bin 955 olduğunu, bunun yüzde 43.5’inin Sağlık Bakanlığı, yüzde 41’inin özel hastanelerde yer aldığını söyleyen Demir ve Kılıç, esas ihtiyaç olan erişkin yoğun bakım toplam sayısının ise 25 bin 364 olduğunu kaydetti.

YATAK SAYISI YETERSİZ

Demir ve Kılıç, “Yoğun bakım hizmetinde sorun, yataklı servis ve yatak sayısı bakımından yetersizlikten çok, yoğun bakım servislerinin özel sektör ağırlıklı olması ve pandemi döneminde denetim yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Özel sağlık sektörü Kovid-19 hastalığına ‘maliyet’ ve ‘kâr’ penceresinden bakmakta. Bugün birçok ilde yoğun bakım servislerinde boş yatak bulunamamasının temel nedenleri arasında yoğun bakım yataklarının en çok para kazandıran hizmet olarak görülmesi ve yoğun bakım yataklarının akılcı kullanılmaması, SGK’nin özel hastanelerde Kovid-19 tedavisi gören hastalar için yoğun bakım pandemi bakım ücreti ödemesini iptal etmesi yer almakta” dedi.

25 üniversite öğrencisi 2 gündür İstanbul’da gözaltında

medyabold
Devamını Oku »

Ahmet Davutoğlu: Bunlar çok ah aldılar

İktidarı ekonomi ve Berat Albayrak’ın istifası üzerinden eleştiren Gelecek partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Milletin ahını alanların sonu hayır olmaz” dedi.

BOLD – Partisinin il ve ilçe başkanlarıyla bir araya gelen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AKP ve Saray’ın ekonomi ve adalet politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Hükumeti halkın korkuları üzerinden iktidar kurmakla eleştiren Davutoğlu: “iktidar için kötü bir haber. Korksunlar, biz korkmayacağız, iktidar sahipleri korksunlar. Başta Sayın Erdoğan olmak üzere saraya kapanan, halktan kopan, halkın hissiyatından, derdinden kopan iktidar sahipleri gittikçe tabanda Gelecek Partisi’ne yönelik ciddi bir kayma olduğunu görüyorlar” dedi.

GİDİŞ BİR HAYIR ELHAMDÜLİLLAH

Berat Albayrak’ın istifa şekli üzerinden Erdoğan ve AKP’ye yüklenen Davutoğlu:”Bu istifa yöntemi yeni bir teamül halini aldı. Siyasi şantaj yapmak isteyenler istifalarını makama sunmadan, kamuoyuna çıkıp mertçe bir basın toplantısıyla paylaşmadan, sosyal medyadan paylaşıp bir dalga oluşturmak istiyorlar. Problem ne biliyor musunuz? Bunlar çok ah aldılar. Milletin ahını alanların sonu hayır olmaz. Sayın Bakan “Allah sonumuzu hayreylesin” derken bir de üstü kapalı bir felaket senaryosundan bahsediyor. Senin gitmen başlı başına bir hayır, elhamdülillah!” diye konuştu.

BU NASIL HUKUK

Ahmet Davutoğlu konuşmasının devamında ise şunları kaydetti: “Bu programda ne yazdıysak Sayın Cumhurbaşkanı yeni hatırlamış, onları kullanmaya başladı. Diyor ki; “Ekonomide güven için hukuk ve adalet lazım” Günaydın!

Hala kanalları tek tek arayıp Gelecek Partisi hakkında yayın yapılmaması için baskı uyguluyorlarsa bu nasıl demokrasi?

Kavala örneğinde olduğu gibi öğlen bırakılıp, akşam başka bir davayla yeniden tutuklama nasıl bir hukuk? Ve Türkiye’nin en kaliteli üniversitesini kapatan bir anlayış nasıl bir demokrasi nasıl bir adalet getirir?”

FAİZİ ARTIRACAKLAR

Hükumetin ekonomi politikalarını da eleştiren Davutoğlu faiz politikasıyla ilgili de şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ‘acı reçete’ diyor. Ne demek acı reçete biliyor musunuz? Faizler muhtemelen en az 400 baz puan en artırılacak. Neden? Çünkü faiz görünüşte yüzde 10 civarında ama arka kapı operasyonlarında yüzde 15 civarında. Şimdi resmi rakamı yüzde 20’lere çıkaracaklar.”

Erdoğan neden artık Cumhur İttifakı ağzına almıyor?

 

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan neden artık Cumhur İttifakı ağzına almıyor?

Gazeteci Çağlar Cilara, Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden istifası sonrası çeşitli toplantılarda konuşan Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’nın hiç zikretmediğini söyledi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak bir hafta önce sosyal medya hesabından yaptığı istifa açıklamasıyla, kabinedeki görevini bıraktı. Erdoğan’ın, damadının istifasını kabul ettiği İletişim Daire Başkanlığı tarafından 27 saat sonra açıklandı. Saray’ın açıklamada ‘Görevden af talebi kabul edildi’ diyerek ‘istifa’ ibaresi kullanmaması dikkat çekti. Albayrak sağlık sorunlarını gerekçe gösterse de neden istifa ettiği hala tartışma konusu.

Öte yandan bu istifanın Cumhur İttifakı ortakları AKP ile MHP’nin arasını açtığı iddia ediliyor. Gazeteci Çağlar Cilara’nın bugün yaptığı paylaşım bu iddiayı kanıtlar nitelikte.

AA DA BAHÇELİ’Yİ ES GEÇTİ

Cilara, Erdoğan’ın istifanın ardından katıldığı toplantılarda Cumhur İttifakı’nın adını hiç anmadığını söyledi. Cilara ayrıca, Saray’ın güdümündeki Anadolu Ajansının da (AA) bugünkü Kıbrıs ziyareti sırasında servis ettiği haberlerde Bahçeli’nin ismine yer vermediğini belirtti.

Cilara’nın paylaşımı şöyle: “Berat Albayrak’ın istifasından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşmaları dinlerken bir şey dikkatimi çekti. Erdoğan daha önce sık sık vurgu yaptığı Cumhur İttifakı’ndan bir kere bile bahsetmedi. Önceden planlanan Kıbrıs ziyaretinde ise Bahçeli’nin adı AA’daki haberde yok.”

Joe Biden’ın gelişi Recep Tayyip Erdoğan’ı yol ayrımına getirdi

 

medyabold
Devamını Oku »

Pfizer’le birlikte aşıyı bulan Uğur Şahin hayatın ne zaman normale döneceğini açıkladı

Pfizer’la birlikte geliştirdikleri koronavirüs aşısı yüzde 90 başarıya ulaşan, BioNTech’in kurucusu Prof. Dr. Uğur Şahin önümüzdeki kış hayatın normale döneceğini söyledi.

BOLD – ABD’li ilça şirketi Pfizer’la birlikte geliştirdikleri koronavirüs aşısı yüzde 90 başarıya ulaşan, BioNTech’in kurucusu Prof. Dr. Uğur Şahin BBC’ye konuştu.

Aşının olumlu etkisinden bahseden Şahin, aşının insanlar arasındaki bulaşmayı azaltacağından ve aşı olan bir kişide gelişen semptomları durduracağından emin olduğunu ifade etti.

HAYAT NE ZAMAN NORMALLEŞECEK

Geçen hafta başı yapılan aşı açıklamasının ardından konuşan Oxford Üniversitesi Tıp profesörü olan Sir John Bell, baharda hayatın normale döneceğini söyledi. Ancak Şahin, tam anlamıyla normalleşmenin daha uzun süreceğini ve gelecek yıl kış aylarını bulacağını açıkladı.

Aşının gelecek yılın başında teslim edilmeye başlanacağını belirten Şahin, “Hedef önümüzdeki nisan ayına kadar dünya çapında 300 milyondan fazla doz vermek. Yaz bize yardımcı olacak çünkü enfeksiyon oranı yaz aylarında düşecek. Önemli olan önümüzdeki yıl sonbahar / kışa kadar veya öncesinde yüksek bir aşı oranına sahip olmamız” dedi.

AKP’nin adalet çıkışına Babacan’dan KHK eleştirisi: Önce bu zulmü kaldırın

 

medyabold
Devamını Oku »

Etiyopya’da terör saldırısı: Yolcu otobüsüne silahlı saldırıda 34 kişi öldü

Etiyopya, bir kez daha terör saldırısıyla sarsıldı. Bir yolcu otobüsüne düzenlenen silahlı saldırıda 34 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı düzenleyenin kim ya da hangi örgüt olduğu ise henüz bilinmiyor.

BOLD – Bağımsız Etiyopya İnsan Hakları Komisyonunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ülkenin kuzey batısındaki Benishangul-Gumuz eyaletinde yolcu otobüsünün hedef alındığı silahlı saldırıda 34 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Otobüsün Wonbera’dan Chagni’ye gittiği tespit edilirken, ölü sayısının daha da artmasından endişe edildiği açıklandı. Bununla birlikte saldırıyı kimin yaptığı henüz bilinmiyor.

Tigray eyaletini yöneten Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) güçlerinin ulusal ordu birliklerine 3 Kasım’da saldırmasının bir gün sonrasında Başbakan Abiy Ahmed, TPLF’ye karşı askeri harekat kararı aldıklarını duyurmuştu. Ulusal basındaki haberlere göre TPLF, orduya destek verdiği gerekçesiyle Etiyopya’nın çeşitli eyaletlerinin yanı sıra Eritre’nin başkenti Asmara’ya da roketli saldırılar düzenledi.

medyabold
Devamını Oku »

Kürt Araştırmaları dergisinden ‘Kürt Müziği’ dosyası

Kürd Araştırmaları dergisinin “Kürt Müziği” dosyasıyla hazırlanan yeni sayısı yayımlandı. Dergide akademisyenler bağımsız araştırmacılar tarafından yazılmış makale ve söyleşiler yer alıyor.

BOLD– Web üzerinden yayınlanan Kürd Araştırmaları dergisinin, dördüncü sayısı okuyucuyla buluştu. Yeni sayıda Ramazan Kaya editörlüğünde hazırlanan “Kürt Müziği” dosyası, Kürt ulusal kimliğinin inşası mücadelesinde Kürt müziğinin rolünü irdeliyor.

KÜRT MÜZİĞİNİN DÜNÜ BUGÜNÜ

Derginin Kürt akademisyenler ve bağımsız araştırmacıların katkılarıyla oluşturulan yeni sayısında 6’sı Türkçe, 2’si Kürtçe ve biri İngilizce olmak üzere 9 makale yer alıyor.

Kürd Araştırmaları’nın yeni sayısında ayrıca yaazar ve editör Tanıl Bora ile “Kürtlere “Yüksek Teori” Reva Görülmüyor”; Kürt soprano Pervin Çakar ile de “Kürtler Kendilerini Hür Sanıyor Ama Değiller” başlıklı söyleşiler yapıldı.

Hem online olarak hem de e-dergi formatında okunabilen, YouTube kanalı aracılığıyla da alanında uzman akademisyen ve araştırmacılarla video-söyleşiler yapılan Kürd Araştırmaları dergisine buradan ulaşabilirsiniz.

medyabold
Devamını Oku »

Dokuz yıl sonra İstanbul’da yapılan Formula 1’de kazanan Hamilton oldu

İngiliz pilot Lewis Hamilton, 9 yıl aradan sonra İstanbul’da yapılan Formula 1 yarışında dünya şampiyonu oldu. Hamilton bu sonuçla 7’inci kez dünya şampiyonluğunu kazanırken Michael Schmacher’in rekoruna da ortak oldu.

BOLD – Formula 1’de Türkiye ayağını kazanan Lewis Hamilton bir kez daha dünya şampiyonluğunu ilan etti. Intercity İstanbul Park’ta 58 tur üzerinden yapılan Türkiye Grand Prixsi’nde yarışa 6. cepte başlayan ve damalı bayrağı en önde geçen İngiliz pilot, kariyerinde böylece 7’inci kez kupayı kaldırdı.

EFSANE İSMİN BAŞARISINA YENİ ORTAK

Hamilton bu şampiyonlukla, Alman Michael Schumacher’in 7 kezle “Formula 1’de en fazla şampiyonluk yaşayan pilot” rekorunu egale etti. Yarışta Racing Point’ten Meksikalı Sergio Perez ikinci, Ferrari’nin Alman pilotu Sebastian Vettel ise üçüncü sırayı elde etti.

Diğer yandan İstanbul Park pistinde yapılan asfalt yenileme çalışmaları pilotların tepkisine sebep olmuştu. Yarışta zaman zaman zor anlar yaşanırken Formula 1 araçlarının yola tutunamaması ve yağışın da etkili olmasıyla bir hayli zorlanan pilotlar tepkilerini dile getirdi.

KORONAVİRÜS UNUTULDU

Ayrıca seyircisiz olması gereken organizasyona alınan yoğun davetliler de bir hayli dikkatleri çekti. Kalabalık uluslararası boyutta da yankı uyandırdı. Formula 1’i sürekli takip eden medya mensupları da yaptıkları paylaşımlarla tepkilerini dile getirdiler.

medyabold
Devamını Oku »

Boğazın incilerinden 365 yıllık Vaniköy Cami alev alev yandı

Üsküdar, Kandilli’deki Osmanlı döneminden kalma yaklaşık 4 asırlık tarihi Vaniköy Camisi henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangında büyük ölçüde hasar gördü.

BOLD – Üsküdar, Kandilli’deki Osmanlı döneminden kalma tarihi Vaniköy Camisinde öğlen saatlerinde bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.

Alevlerin sardığı camideki yangın Avrupa yakasından da görüldü. Çengelköy, Üsküdar, Kadıköy, Kavacık ve Ümraniye itfaiye ekiplerinin yanı sıra yangına denizden de müdahale edildi. Söndürülen yangının ardından camide soğutma çalışmaları başladı.

 

BÜYÜK ÖLÇÜDE TAHRİP OLDU

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter yardımcısı Mahir Polat sosyal medyadan yaptığı açıklamada: “365 yaşında Tarihi Vaniköy Cami ne yazık ki yangınla büyük ölçüde tahrip oldu. İBB İtfaiyesi ve İBB Miras ekipleri olarak olay yerinde durum tespiti ve belgeleme yapıyoruz. İstanbul ve Osmanlı tarihine etki eden Kadızadeli hareketinin tarihine ilişkin tarihi bir yapıydı” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’nin adalet çıkışına Babacan’dan KHK eleştirisi: Önce bu zulmü kaldırın

AKP’nin adalet çıkışına bir tepki de Deva Partisi lideri Ali Babacan’dan geldi. AKP’nin hukuksuzlukları sebebiyle on binlerce insanın mağdur olduğuna vurgu yapan Babacan, “Madem adaleti sağlamayı bu kadar istiyorsunuz. KHK zulmünü ortadan kaldırarak bir başlayın bakalım” dedi.

BOLD – İktidardan gelen adalet çıkışları muhalefetin tepkisini çekiyor. AKP’nin açıklamalarını samimiyetsiz bulduğunu belirten Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Bu lafla olmaz. Somut örnekler lazım, gerçek bir adım atmanız lazım ki samimiyetinize inansın insanlar” ifadesini kullandı.

BABACAN’DAN AKP’YE “SAMİMİYET” DAVETİ

İlk önce Adalet Bakanı Abdülhamit Gül “Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” dedi. Ardından da AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan adalette ve hukukta reform yapılacağını söyledi. Partisinin 1. Olağan Sakarya İl Kongresi’nde konuşan Babacan ise açıklamalara tepki gösterirken “Madem adaleti sağlamayı bu kadar istiyorsunuz. KHK zulmünü ortadan kaldırarak bir başlayın bakalım” dedi.

“BU HAKSIZ UYGULAMALARI KALDIRARAK İŞE BAŞLAYIN!”

Yargı kararı olmadan on binlerce insan mağdur edildiğini vurgulayan Babacan, “İşlerine son verildiği yetmediği gibi itibar kaybı nedeniyle evlerine aş götüremez hale geldiler. Mahkeme kararlarıyla berat edenler hadi haklarına tekrar ulaşamadılar. Bizim medeniyetimizde bir kişiye yapılan zulmü bütün insanlığa yapılmış zulüm olarak görürüz. Siz devletseniz adaleti temin etmekle yükümlüsünüz. Tek bir kişinin bile zulme uğramasına karşı tedbir almak zorundasınız. Madem yeni bir sayfa açacağınızı iddia ediyorsunuz gelin bu haksız uygulamaları kaldırarak işe başlayın. Orada hazır bir alan var gösteriyoruz, kopya da veriyoruz” diye konuştu.

BABACAN: HUKUKU KATLEDEN KİM

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerdeki hukuk devleti vurgulu konuşmalarını kendilerinden kopya çekildiğini belirterek, “Sanki hukuku çiğneyen kendileri değil! Kopyayı da eksik çekmişler. Bizim asıl nüshamızda hukuksuzluğu kimin yaptığı açıkça yazıyordu, o kısmını söylemiyorlar. Hukuk gerekiyor ama hukuku katleden kim?”dedi.

Babacan konuşmasında Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifasını da eleştirdi. “İki senedir hazinenin başında olup sonra bir küçük mesajla ortadan kaybolmak diye bir şey olur mu?” sorusunu yönelten Babacan, “Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Ortadan kaybolmakla kurtulamazsınız. Bu milletin ödediği bedel, birilerinin ortadan kaybolmasıyla kalkmıyor. Bu millet size ülkenin tapusunu vermedi. Yaptığınız her işlemin, imzaladığınız her evrakın sorumluluğunu taşıyorsunuz. Birilerini gözden kaçırarak topluma olan biteni unutturamazsınız” diye konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

Sivilleri çekmesi için Ermenistan’a 10 gün ek süre

Savaşı kaybettiğini kabul eden Erivan yönetimi, çekilme işlemlerini tamamlamak için Azerbaycan’dan ek süre istedi. Azerbaycan ise Ermenistan’a 10 günlük ek süre verdiğini açıkladı.

BOLD – Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, işgal altındaki Kelbecer ilini boşaltmaları için Ermenistan’a 10 gün daha süre verdiklerini açıkladı. Rusya’nın ara buluculuğunda Azerbaycan ile Ermenistan arasında 10 Kasım’da yapılan anlaşma gereği Ermenistan ordusunun 15 Kasım’da Kelbecer’i terk etmesi bekleniliyordu.

EK SÜRE TALEBİ ERMENİSTAN’DAN GELDİ

Bir basın toplantısı düzenleyen Hacıyev, Erivan yönetiminin Kelbecer’den çekilmek için biraz daha süre istediğini ve talebini Rusya aracılığı ile ilettiğini belirtti. Azerbaycan’ın insanlık sergilediğini belirten Hacıyev, 25 Kasım’a kadar sürenin uzatıldığını açıkladı.

Bölgede hava koşullarının zorlaştığını, o yöndeki tek yol olan Zod-Varnenis yolunun da dar olduğunu hatırlatan Hacıyev, Azerbaycan’ın bu koşulları dikkate alarak Ermenistan’a sivillerin çıkartılması için süre verdiğini kaydetti. Hacıyev, Kelbecer’deki Ermeni nüfusunun oraya 1993’te gerçekleştirilen işgalden sonra yasa dışı yerleştirildiğini de hatırlattı.

medyabold
Devamını Oku »

Genç beyinler de göçüyor

Yapılan araştırmalar genç beyin göçündeki korkutan tabloyu gözler önüne serdi. Türkiye’de son 5 yılda lise seviyesinde iyi eğitim gören her 100 gençten 59’u yurt dışına gitti. Ayrıca her 100 gençten 73’ü yurt dışına gitmek istiyor.

BOLD – Türkiye’nin sınavla girilen devlet ve özel okullardaki parlak zekalı öğrencilerinin üniversite tercihi için yurt dışını tercih ettiği ortaya çıktı. Üstelik eğitim gerekçesiyle yurt dışına çıkan öğrencilerin yüzde 78’i üniversite eğitimin ardından Türkiye’ye dönmüyor.

GİDEN DÖNMÜYOR

Sözcü’nün haberine göre Türkiye’de son 5 yıldır lise seviyesine inen beyin göçü, pandemi sürecinde de  hız kesmedi. LGS’de yüzde 1’lik dilimle öğrenci alan ve uluslararası geçerliliği olan çift diploma veren İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri başta olmak üzere Alman Lisesi, Robert Kolej gibi gözde okulların öğrencileri bu yıl da üniversite için yüzde 90’ları aşan oranlarda yurt dışına gitti.

İYİ EĞİTİMLİ GENÇLERİN ÜNİVERSİTE TERCİHİ YURT DIŞI

Türkiye’nin zeki öğrencileri araştırmalara göre dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında ilk 10’da yer alan Harvard, Oxford, MIT, Stanford, California Teknoloji’den kabuller aldı. Robert Kolej’in 2020 mezunu 136 Türk öğrenciden 113’ü yurt dışını istedi. Maddi yardım talep eden, 33 öğrencinin talebi de okulunca karşılandı. Robert Kolej’in 220 mezunundan 113’ü, yani yüzde 52’si de yurt dışında bir üniversitede okumayı seçti.

İstanbul Erkek Lisesi’nin bu yılki 165 mezunundan 77’si, yani yüzde 47’si Almanya,  Fransa, Kanada, Amerika, Avusturya ve Macaristan’a gitti. Geçen yıl da 167 mezunun 88’i yani yüzde 53’ü yurt dışına gitmişti.

Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye en çok beyin göçü veren 24’üncü ülke durumunda. Beyin göçü gençler için de geçerli. Her 100 gençten 73’ü yurt dışına gitmek istiyor. İyi eğitim almış gençlerin yüzde 59 ise yurt dışına gidiyor. Giden 100 öğrenciden 78’i ise geri dönmek istemiyor.

 

medyabold
Devamını Oku »

CHP israf önergesinde Saray harcamalarını hedef aldı

CHP, kamudaki israfın araştırılması için TBMM’ye önerge verdi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomik mücadele çıkışını hatırlatan CHP önergenin gerekçesinde, Erdoğan’ın saraylarıyla birlikte uçak ve lüks araç filosunun bütçede önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

BOLD – Ekonomide yaşanan problemler AKP gündeminin de ilk başında yer alıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da son dönemlerde ekonomi için yeni tedbirler alınacağının altını çiziyor. Diğer yandan CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Engin Özkoç ve Özgür Özel, Türkiye’nin ekonomik ‘buhran’ içinde olduğunu ve bu ‘buhran’dan çıkış için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘acı reçeteyi’ gündeme getirdiğini hatırlatarak, kamudaki ‘israfın’ araştırılması için TBMM’ye önerge verdi.

CHP KAMUDAKİ İSRAFIN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ

Meclis araştırması istenilen önergenin gerekçesinde, Türkiye’deki ‘israf’ kalemleri arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın harcamaları da gösterilerek, “Cumhurbaşkanlığı’nın ‘saray’ harcamaları da her geçen yıl daha da büyümektedir. Yazlık saray, kışlık saray,  uçak ve lüks araç filosunun giderleri, Cumhurbaşkanlığı bütçesinde önemli bir yer tutmaktadır” denildi.

CHP CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİ SUÇLADI

CHP önergesinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hukuk ve demokrasiden ‘uzaklaşıldığı’ ve bunun ekonomiye etkileri olduğu ifade edilerek, “Türkiye her alanda büyük kayıplar yaşamaya başlamıştır. Yolsuzluklar artmış, yoksulluk artmış, yasaklar her alana yayılmıştır” diye vurgulandı.

Yaşanan sıkıntılar önergede şu şekilde sıralandı:

“-Vatandaşın, esnafın, çiftçinin, KOBİ’lerin, sanayicilerin bankalara borcu, son iki yılda 1 trilyon TL’den fazla artarak, 3 trilyon 700 milyar TL’ye çıkmıştır.

-Aynı dönemde kamunun toplam borcu yaklaşık 800 milyar TL artarak, 1 trilyon 860 milyar TL’ye çıkmıştır. Türkiye, dış borç faizi olarak her ay 1 milyar dolardan fazla öder hale gelmiştir.

-Borçlar yeni borçla döndürülmeye çalışılmakta, sürekli olarak vergi afları ve yapılandırmalar gündeme gelmektedir.

-Geniş tanımlı işsiz sayısı 10 milyonu aşmış, 2 bin 300 TL düzeyindeki asgari ücret, ortalama ücret haline gelmiş, milyonlarca insan aylık bin 170 TL’lik zorunlu ücretsiz izin parasına mahkum durumdadır.”

-Kamudaki lüks araç saltanatı sürmekte, bürokratlar, kaymakamlar, valiler lüks ithal araçlar almaya devam etmektedir.

-Kamunun 2010-2020 döneminde lüks araç kiralamaları için yaptığı harcama yaklaşık 4 milyar TL’yi bulmaktadır. Bina kiralamaları ile birlikte fatura 10 milyar TL’ye kadar çıkmaktadır.

-Kamu giderlerindeki bir başka kara delik ise AKP Genel Başkanı’nın “milletin cebinden kuruş çıkmadan yapılıyor” dediği kamu özel işbirliği projeleri için yapılan harcamalar ile Varlık Fonu’nun faaliyetleridir.

-KÖİ projeleri için sadece 2021 yılı için ayrılan ödenek 31 milyar TL’dir. Esnaf işyerini siftahsız kapatırken, döviz garantili projelerde geçilmeyen köprü, kullanılmayan yol, uçak inmeyen havaalanı için milyarlarca TL ödenmektedir.

medyabold
Devamını Oku »

Anayasa polemiğinde Ümit Özdağ’a ikinci yalanlama

İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’ın yeni anayasa iddiasına CHP lideri Kılıçdoroğlu’dan yalanlama geldi. Partilerle bir anayasa çalışması yapmadıklarını belirten Kılıçdaroğlu “Kamuoyunda tartışılıyor, ben de hayretle izliyorum” dedi.

BOLD – İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’a Meral Akşener’in ardından bir yalanlama da Kemal Kılıçdaroğlu’dan geldi.Kılıçdaroğlu, Özdağ’ın 2018’de CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak anayasa çalışma yaptığı iddiasının doğruları yansıtmadığını belirtti.

Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSES) yeni anayasa çalışmalarına kendisinin de katıldığını açıklayan Kılıçdaroğlu, toplantıda Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğunu aktararak, “Ortadoğu’yu tartıştık. TÜSES bir sivil toplum örgütü. Anayasa konusunda da toplantı yaptı. Akademisyenler görüşlerini ifade ettiler. Ortada ‘Bir anayasa yazıldı, dört parti bir araya geldi, anayasa taslağı hazırladı’. Böyle bir şey yok. Hayretle izliyorum” diye konuştu.

Tek bir parti tarafından hazırlanacak anayasa karşı olduğunun da altını çizen Kılıçdaroğlu “Dört partiyle oturup anayasa taslağı hazırlamamız asla söz konusu olmadı. Kaldı ki ben defalarca güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden söz ederim. Demokrasiye inanan pek çok siyasi parti lideri de güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden söz eder. Güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden ne anlaşılacağı partiler kendi ekipleri özel olarak çalışıyorlar. Sayın Davutoğlu, bu konuda bir çalışma yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde siyasi partileri ziyaret edip, görüşlerini ifade edeceklerini açıkladı” dedi.

Diğer yandan CHP lideri “Biz bir anayasa konusunda çalışma yapacak olursak, başvuracağım ilk parti İYİ Parti, Sayın Meral Akşener’dir. Onun görüşlerini almak olacaktır” diye konuştu. Akşener ise Ümit Özdağ’ın iddiasına “Hiçbir siyasi platform, şahıs, kişi ve parti ile anayasa çalışmamız” yoktur sözleriyle tepki göstermişti.

 

medyabold
Devamını Oku »

Kuytul’dan Adalet Bakanına: Bütün bu zulümlerden sen sorumlusun

“Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” sözleri büyük yankı uyandıran Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e Alparslan Kuytul’dan çok sert tepki geldi. Furkan Vakfı Başkanı Kuytul “İstediğin kadar günah çıkarmaya çalış. Bu günahın altından kalkamazsın” sözleriyle yüklendi.

BOLD –  Türkiye günlerdir Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün ‘adalet’ çıkışını konuşuyor. Bakan Gül’ün “Adelet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” sözleri bir yandan olumlu bulunurken, diğer yandan da eleştiriler gelmeye devam ediyor.

KUYTUL: YENİ Mİ ÖĞRENDİN?

Terör örgütüne yardım ve terör örgütü propagandası yapma suçlamasından 22 ay tutuklu kalan ve sonrasında suçlamalardan beraat eden Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul’dan da Adalet Bakan Gül’e çok sert eleştiriler geldi. Kuytul “Ülkede son 4-5 yıldır insanlar ‘Adalet’ diye bağırıyor. Yüz binlerce insana haksız işlem yaptınız. Siyah gözlüklülerin hakimlere gelip talimat verdiğini çok iyi biliyor. Bakan sanki bunu yeni öğrenmiş gibi bu ifadeleri kullanıyor, sen hakimlerin baskı altında olduğunu yeni mi fark ettin?” diye konuştu.

“BU GÜNAHIN ALTINDAN KALKAMAZSIN”

Furkan Haber’in haberine göre, cuma akşamı halktan gelen sorulara cevap veren Kuytul, Gül’ün açıklamalarını yargı mensuplarına talimat verilmesinin itirafı olarak değerlendirerek “Bakan’ın bu konuşması, birilerinin hakimlere talimat verdiğini gösteriyor. Bunu itiraf etmiş oldu ve öyle zannediyorum ki, devranın değişeceğini görüyorlar. Devran değişip güç başkalarının eline geçtiğinde, zaten ben demiştim, zamanında böyle bir konuşma yapmıştım, diyecekler. Kaç yıldır adalet bakanlığı yapıyorsun ve bütün bu zulümlerden sen sorumlusun. İstediğin kadar günah çıkarmaya çalış. Bu günahın altından kalkamazsın. Sizin bakanlığınız döneminde, Türkiye tarihinde görülmemiş hukuksuzluklar yaşandı” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Babacan: AKP Anayasa’yı yok sayıp seçimleri askıya alabilir

Deva Partisi lideri Ali Babacan, Türkiye’de demokrasiyle ilgili çok ciddi kaygılarının olduğunu açıkladı. AKP için “rejim” tanımlamasını kullanan Babacan, iktidarın Anayasa’yı ortadan kaldırabileceğini, seçimleri de askıya alabileceğini ileri sürdü.

BOLD – Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan çok tartışılacak iddiaları gündeme getirdi. Türkiye demokrasisi için “Çok hasta ama hala nefes alıp veriyor, ölmedi. Yani bu hastanın kötüye gitmesi ihtimal dahilinde” dedi.

BABACAN’A GÖRE SEÇİMLER BİR DAHA YAPILMAYABİLİR

6 Kasım tarihinde YouTube kanalı Flu TV’ye konuk olan Babacan, bu tezi için AKP’nin önceki icraatlarını gerekçe göstererek, “Çünkü Anayasa Mahkemesi’ni yok saydığınızda, Anayasanın kendisini yok saydığınızda artık bir hukuk devleti değilsiniz. Nihayetinde seçimler de hukukun gereği. Anayasada yazdığı için yapılıyor. Anayasayı yok saymaya başladığınızda seçimlerle ilgili, halkın iradesiyle ilgili, hükümleri… yani Anayasanın demokrasiyle ilgili hükümleri günün birinde askıya alınabilir” dedi. Türkiye’yi daha kötü günler beklediğini ileri süren Deva Partisi Genel Başkanı, “Ya vatan elden gidiyor kardeşim’…İşi bu noktaya getirirlerse ki olabilir, o zaman riskli bir sürece gireriz” ifadelerini kullandı.

“BU REJİM GİTTİKÇE OTORİTERLEŞTİ”

Babacan, AKP için “otoriter rejim” ifadesini kullanırken, bu rejimin Türkiye şartlarında devam etmesinin mümkün olmadığını da vurguladı. Babacan “Bu rejim gittikçe otoriterleşti. Eğer otoriter bir rejim refah üretmeye devam edebilseydi, ki bu tür ülke sayısı çok, özellikle doğal kaynağı, petrolü doğalgazı olan, hemen yakınımızdaki bazı ülkeleri kast ediyorum, körfez gibi. Doğal kaynağı var, rejim otoriter, hatta bazı ülkelerde monarşi ve o gelen parayı vatandaşlarına az ya da çok dağıtıyorlar. O tür rejimlerin bir miktar sürdürülebilirliği oluyor ama bizim öyle bir şeyimiz yok. Bizim doğal kaynağımız yok. Hem otoriter bir rejim hem de doğal kaynak yok, halka bu rejimin refah üretmesi mümkün değil. Olumlu sonuç üretmesi mümkün değil” dedi.

BABACAN’DAN TARTIŞILACAK İDDİA

Babacan, yabancı ülkelerle yaşanan problemlerin arkasında da aslında halkın fakirleşmesinin olduğunu vurguladı. Ekonomik problemlerin üzerini örtebilmek için AKP’nin yabancı ülkelerle gerilimi desteklediğini belirten Ali Babacan, “Eğer gerçekten başını derde sokacak derece bir dış güvenlik sorunu ortaya çıkarsa o zaman halkımız yoksulluğa razı olabilir. Aman ülke elden gitmesin, vatan elden gitmesin, diye yoksulluğa razı olabilir. Bunu da biz büyük bir tehlike olarak görüyoruz açıkçası. Zaten bütün bu dış ilişkilerin bozulması, herkesle kavgalı bir ülke haline gelmemizin aslında alttan alta temelinde bu ekonomik sorunların üstünün örtülmesi, bastırılması, adeta konuşulmasının engellenmesi var. O kadar büyük problemler varken sen hala asgari ücret şöyleydi yok bilmem yok gelirimiz zayıfladı. Ya vatan elden gidiyor kardeşim sen neden bahsediyorsun. İşi bu noktaya getirirlerse ki olabilir, o zaman tabii riskli bir sürece gireriz doğrusu.

“REJİM” POLEMİĞİ

Diğer yandan daha önce AKP ve CHP arasında “rejim” polemiği yaşanmıştı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, “Saray rejiminin sonu geliyor” açıklamasına cevap veren AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “Meclis’in iradesine saldırdılar birkaç ay evvel, arkasından seçilmiş hükümete ‘rejim’ demeye başladılar, sonra anti demokratik müdahalelerden bahsetmeye başladılar” demişti.

 

 

medyabold
Devamını Oku »

14 Kasım 2020 Cumartesi

Japonya nükleer santralden çekildi, AKP “varmış gibi” davranıyor

Sinop’a yapılması planlanan nükleer santralin ÇED raporu, tartışmalı bir durumu gündeme taşıdı. Makine Mühendisleri Odası’nın iddiasına göre Japonya, nükleer santral projesinden ayrıldı. Ancak ÇED raporu, olmayan sözleşme varmış gibi hazırlandı. Odanın iddiasına göre AKP, ihaleyi gizli bir şekilde Çin’e vermeyi planlıyor.

BOLD – Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral ihalesinde süreç sancılı ilerliyor. Gündeme taşınan iddiaya göre, Sinop’ta yapılacak santral için hazırlanan ÇED raporu, olmayan sözleşmeye dayandırıldı.

ÇED RAPORUNDAKİ BÜYÜK ÇELİŞKİ

Cumhuriyet’in haberine göre, Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral projesinden “ÇED skandalı” çıktı. Makine Mühendisleri Odası’nın gündeme taşındığı iddiayla Japonlar projeden çekildikleri halde ÇED raporunun sanki Japonlarla proje yapılacakmış gibi hazırlandığına ve onaylandığına dikkat çekildi.

Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz’ın verdiği bilgiye göre Sinop’ta yapılacak nükleer santral için Japonlarla anlaşılmıştı. Yatırım tutarı 22 milyar dolardı. Ancak Fukuşima’daki facianın ardından Japonlar yeniden değerlendirme yaptılar. Ek tedbirler öngördüler. Bu durumda da maliyet arttı. Japonlar yatırım tutarını 42 milyar dolara çıkardı. Hükümet kabul etmedi. Japonlar da projeden çekildi.

JAPONYA NÜKLEER SANTRALDEN ÇEKİLDİ

Sinop’ta sanki Japonlarla bu iş yapılacakmış gibi ÇED raporunun kurgulandığını belirten Oğuz Türkyılmaz, “Japonlarla yapılmış sözleşmeye atıfta bulunan bir rapor. Bu sözleşme yok ki. Japonlar çekildiklerini açıkladı. Sözleşme, olmayan bir tarafın üzerine kurulmuş. Böyle bir rapor nasıl onaylanıyor? Bu, konuya ne kadar gayri ciddi yaklaştıklarını gösteriyor” dedi.

TÜRKYILMAZ: SİNOP’TA ÇİN İLE ANLAŞILACAK

Türkyılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2019-2023 dönemini kapsayan Strateji Belgesi’nin tam 17 ay sonra geçen mayıs ayında yayımlanabildiğine dikkat çekti. Bu belgede ikinci nükleer santralin yapım işinin hükümetler arası anlaşma ile başka bir ülkeye verilmesinin öngörüldüğünü belirten Türkyılmaz, “O başka ülke de Çin. Çin’e verecekler. Akkuyu’da Ruslarla anlaştıkları gibi Sinop’ta da bir başka ülke ile anlaşacaklar” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Köprü hizmete girmeden çöktü

Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan köprü, açılışı bile yapılmadan çöktü. İddiaya göre 10 mahallenin ilçeyle bağlantısını sağlayacak olan Çatköy Köprüsü’nün taşıyıcı kolonlar dahi yapılmadı.

BOLD – Samsun’da ilginç bir göçük olayı yaşandı. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin 2020 yılında ihalesini tamamlayıp yaptırdığı köprü, geçtiğimiz günlerde çöktü. Çöken Çalköy Köprüsü, Develan hattındaki grup yolu Çal Mahallesi’nde yapıldı. Köprü 10 mahallenin ilçe merkeziyle bağlantısını sağlayacaktı.

KÖPRÜ KULLANILMADAN NASIL ÇÖKTÜ?

Cumhuriyet’in haberine göre çevre sakinleri köprünün giriş ve çıkış kısmında iki ayaklı olarak yapıldığını, ortasında taşıyıcı kolonların bulunmadığını ve dökülen betonun ağırlığına dayanamayarak çöktüğünü belirtti.

Çöken köprü, muhalefetin de gündemindeydi. CHP Vezirköprü İlçe Başkanı Onur Bayburtlu, 10 mahallenin ilçe merkeziyle bağlantısını sağlayacak olan ve hizmete açılmadan yıkılan köprüde bulundu. Bayburtlu, “Kendi ağırlığını bile taşıyamayan bu köprüye, teknik açıdan kimler izin verdiyse, bu köprüyü kullanacak olan hemşehrilerimizin canına kast etmişlerdir. Köprü ayaklarının hangi yönlere bakacağı konusunda bile hata yapılmış. Vatandaşın paralarının çöpe gitmesine sebep olan bu olayda bütün sorumlulardan hesap sorulmalıdır” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Sağlık çalışanlarına Kovid-19 hastası olsa da çalışma mecburiyeti getirildi

Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği, enfekte olan çalışanlarını belirtileri devam etse bile iş başı yapmaya çağırdı. Başhekimlik, iş başı yapılmasının mecburi olduğunu belirtirken kararını Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı rehbere dayandırdı.

BOLD – Kovid-19’la mücadelede en riskli grup sağlık çalışanları. Şu an kadar koronavirüs salgını sebebiyle en çok ölümün yaşandığı meslek gruplarının başında da sağlık çalışanları geliyor.

SAĞLIK PERSONELİ BELİRTİLERİ SÜRSE DE ÇALIŞACAK

Sağlık çalışanları ve hastalar için büyük risk taşıyan bir uygulamaya imza atıldığı ortaya çıktı. Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği, enfekte olan çalışanlarının “Belirtileri sürmesine rağmen” işlerine dönmesini istedi.

“HASTALIK BELİRTİLERİ ÇALIŞMAYA ENGEL DEĞİLDİR”

Birgün’de yer alan habere göre, başhekimlik tarafından yayımlanan yazıda, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda hazırladığı rehber hatırlatılarak, “PCR testi pozitif çıkan çalışanlarımız PCR testi yapıldıktan gün 10 gün sonra maskeyle çalışmaya devam edeceklerdir” denildi. Yazıda, “Kişilerde tat, koku, duyu kaybı ve öksürük semptomlarının olması, çalışmaya ve izolasyonun sonlandırılmasına engel değildir. Maske ile çalışmaya devam edeceklerdir” ifadeleri yer aldı.

Yazıda, diğer personelin hasta bir personelle çalışmaya yapacakların muhtemel itirazın önüne de geçilmek istendi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akdağ imzalı yazıda, “Çalışanın kendi servisinde çalışan mesai arkadaşı veya tedavi ettiği hastaların pozitif çıkmış olması veya pozitif hasta ile temaslı olması test yapılmasını gerektirmez. Semptom olmadıkça maske ile çalışmaya devam etmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

SAĞLIK SENDİKALARI KARARA TEPKİLİ

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) yapılan açıklamada ise üniversite yönetimine tepki gösterilerek, “Hastalığının 10’uncu gününde zorla işe başlatılan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Ahmet Akbaş’ın ölümü hafızalarımızda bu kadar tazeyken sağlık emekçilerini bile bile ölüme göndermek, sağlık emekçilerini hastalığın kaynağı haline getirmek suçtur. Bu suça ortak olmayalım” dendi.

medyabold
Devamını Oku »

Parası olan KYK yurtlarındaki karantinadan çıkabilecek

Yalova’da izolasyon amacıyla KYK yurtlarına yerleştirilenlerden parası olanlar 14 gün izolasyonda kalmayacak. Her test için 250 lira ödemek koşuluyla 48 saat içinde iki test yaptıranlar, sonuçları negatif çıkması halinde yurttan çıkabilecek.

BOLD – Yalova Valiliği İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi, izolasyonda olan temaslı kişilerin istekleri halinde uyması gereken kuralları açıkladı. Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) Yurduna izolasyon amacıyla yerleştirilen kişiler, ücret mukabilinde yaptıracakları iki PCR testinin negatif çıkması halinde yurttan ayrılabilecek.

PARASI OLMAYAN YURTTA KALMAYA DEVAM EDECEK

Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre; izolasyondaki temaslı kişilerin takip süresi içerisinde ihtiyacı olduğunda tıbbi maske takarak ve sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek sağlık kuruluşuna özel araçlarıyla gidebileceği belirtilen açıklamada, “KYK yurduna, karantina kurallarını ihlal ederek yurda alınanlar hariç olmak üzere, izolasyon amacıyla yerleştirilen ancak kendi isteği ile çıkmak isteyen kişilere, Sağlık Bakanlığı Kamu Hizmet Tarifesinde belirlenmiş olan 250 lira test ücreti mukabilinde 48 saat ara ile iki tane PCR testi yapılarak negatif çıkması halinde kişinin yurttan çıkarılabilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir” denildi.

Hasta tutuklu Bilal Danış cezaevinde koronavirüs kaptı

medyabold
Devamını Oku »