8 Aralık 2020 Salı

Erdoğan’ın 123 bin liraya çıkan maaşı, asgari ücretin 47 katı

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın maaşını açıkladı. Erdoğan yeni yılda Cumhurbaşkanlığı maaşı olarak 88 bin lira, emekli maaşı olarak da 35 bin lira alacak. Erdoğan’ın maaşı aylık 123 bin lira olacak.

BOLD – HDP’li Garo Paylan, yeni yıl bütçesinde asgari ücretlinin maaşı ile AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşını kıyasladı. Paylan’ın verdiği bilgiye göre Erdoğan, bir asgari ücretlinin yaklaşık 47 katı maaş alacak.

88.000 + 35.000 = 123.000

Cumhuriyet’in haberine göre HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, 2021 yılı bütçesine göre AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 88 bin TL Cumhurbaşkanlığı maaşı ve 35 bin TL emekli maaşı alacağını açıkladı. Buna göre Erdoğan 2021’de toplamda 123 bin TL maaş alacak.

47 ASGARİ ÜCRETLİNİN MAAŞI ERDOĞAN’A

Asgari ücret halen 2 bin 324 lira. Paylan, yeni asgari ücreti belirleyecek komisyonun 2 bin 600 – 2 bin 700 TL civarında bir ücret açıklayacağını ileri sürdü. Paylan’ın hesaplamasına göre Erdoğan yeni yılda, bir asgari ücretlinin yaklaşık 47 katı maaş alacak.

HDP’nin asgari ücret teklifini açıklayan Paylan “ ‘Bu ücret bana yetiyor’ diyorsanız sessiz kalmaya devam edin.  Ama ‘Bununla geçimimi sağlayamam’ diyorsanız bu sefalet ücretine itiraz etmeniz gerekiyor. Biz HDP’lilere göre, asgari ücret vergiden muaf 4 bin TL olmalıdır” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler’ sergisi bu yıl dijital platformda

Türkiye’nin ilk ve tek kadınlara özel fotoğraf yarışması olan “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” sergisi, bu yıl dijital platformda ziyaretçileriyle buluşuyor.

BOLD– Anadolu Hayat Emeklilik tarafından 14. kez düzenlenen “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” fotoğraf yarışmasında ödüle değer görülen eserler açıklandı. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Berna Nalçacı “Sevgi” adlı fotoğrafıyla birinci olurken “Torlukçular” adlı fotoğrafıyla Funda Öztürk ikinciliği, “Sevgililer” adlı fotoğrafıyla Aslı Ayyürü üçüncülüğü elde etti.

14 YILDA BİNLERCE FOTOĞRAF

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun danışmanlığıyla düzenlenen “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” yarışması, kadının sosyal, kültürel ve toplumsal gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Berna Nalçacı’nın yarışmada birinciliği elde eden “Sevgi” isimli fotoğrafı

İlk kez 2007 yılında düzenlenen yarışmaya bugüne kadar 21 binden fazla kadın fotoğrafçı 83 bini aşkın eserle katıldı. Türkiye’nin en çok ilgi gören fotoğraf yarışmalarından biri haline gelen “Kadın Gözüyle Hayattan Kareler” kapsamında bu yıl sergilenen fotoğrafları anadoluhayat.com.tr/kadin-gozuyle-hayattan-kareler-dijital-sergi adresinden inceleyebilirsiniz.

medyabold
Devamını Oku »

CHP Milletvekili Emir: Ankara’da 28 bin Kovid-19 hastası kobay olarak kullanıldı

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Ankara Şehir Hastanesi’nde 28 bin koronavirüs hastasının kobay olarak kullanıldığını iddia etti. Emir’in iddiasına göre hastalar üzerinde etkinliği onaylanmamış ve yan etkisi olan ilaçlar denendi.

BOLD – “Ankara’da Kovid-19 hastaları kobay olarak kullanıldı” iddiası Meclis gündemine taşındı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cevaplaması talebiyle soru önergesi veren CHP Milletvekili Murat Emir, 28 bin hasta üzerinde etkinliği ve yan etkileri bilimsel açıdan tam olarak kanıtlanmamış tedavi yöntemleri ve ilaçlar kullanıldığını ileri sürdü.

Birgün’de yer alan habere göre “Tıbbi yönden birçok sakıncası bulunan algoritma, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) literatüründe bulunmazken, etik kurul onayları da alınmamıştır. Önerilen ilaçlar arasında etkinliği ve yan etkileri bilimsel açıdan tam olarak kanıtlanmamış hidroksiklorokin (klorokin), kolşisin bulunmaktadır” diyen Emir, soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:

TÜRKİYE’DE UYGULANAN YÖNTEM KALP KRİZLERİNE Mİ SEBEP OLUYOR?

“DSÖ’nün, klorokin ilacının Covid-19 tedavisinde kullanımını durdurmasına ve Amerikan Gıda İlaç Dairesi’nin de (FDA) yan etkiler nedeniyle ilaçla ilgili onayını geri çekmesine karşın bu ilacın kullanımı ısrarla sürmektedir. Klorokin tedavisinin, içerisinde hekim bulunmayan filyasyon ekipleri tarafından, kalbe bağlı yan etkileri açısından yeterli değerlendirme yapılmaksızın uygulanması Covid-19 hastalarında kalbe bağlı komplikasyonların gelişmesine sebep olabilmektedir.”

HASTALAR ÜZERİNDE DENEY Mİ YAPILIYOR?

“Tedavi protokolünün diğer kamu hastanelerinde de uygulanmasına yönelik baskı yapıldığı ve düzenlenen toplantılarda bazı hastane yöneticilerinin hiçbir bilimsel kanıt sunmadan ’28 bin hastaya baktık, hepsi çiçek gibi oldu’ gibi ifadeler kullandıkları iddia edilmektedir” ifadesini de kullanan Emir, önergesinde Sağlık Bakanı Koca’ya şu soruları yöneltti:

“Protokolle ilgili Bilim Kurulu’nun görüşü alınmış mıdır? Covid-19 hastalarına klorokin ve kolşisin ilaçları uygulanırken etik kurulu onayı ile hastaların onamı alınmış mıdır? Hastalar üzerinde deney mi yapılmaktadır? Hasta grubu özellikleri değerlendirilmiş midir? Erken ve geç dönemde yaşanan komplikasyonlar ile ölüm verileri kayıt altına alınmış mıdır?

Klorokin ve kolşisin ilaçları bugüne kadar kaç hasta üzerinde kullanılmıştır? Klorokine bağlı kardiyak ölüm sayıları bilinmekte midir? DSÖ ve FDA onayları bulunmamasına karşın hekimlere klorokin kullanmaları yönünde neden baskı yapılmaktadır? İlacın belirli miktarlarda tüketimine yönelik bir hedef mi bulunmaktadır? COVID-19 tedavisinde kullanımı için FDA onayı bulunan tek ilaç olan Remdesivir neden kullanılmamaktadır? Remdesivir’in temininde güçlük mü yaşanmaktadır?”

medyabold
Devamını Oku »

Fahrettin Altun’dan 5 maaşlık açıklama: Hayır hasenata harcadım

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, muhalefetin gündeme getirdiği ‘5 maaş’ iddiasıyla ilgili Whatsapp grubundan mesaj paylaştı. Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeliğinden aldığı huzur hakkını “Hayır hasenata harcadığını” öne süren Altun’un açıklamasını Sabah yazarı Hilal Kaplan sosyal medyadan duyurdu.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 5 maaş aldığı iddialarını yalanlarken, 2 yıldır Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeliğinden aldığı huzur hakkını “tek kuruşuna dokunmadan hayır hasenata harcadığını” iddia etti.

Hükumet kontrolündeki Sabah gazetesinin yazarı Hilal Kaplan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu kadar işsizlik varken bir kişinin 5 maaş almasını vicdanınız kabul ediyor mu?” sözlerinin ardından WhatsApp grubuna yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaştı.

BU SÖYLENMEZ BİLİYORUM AMA…

5 maaş iddialarını yalanlayan Altun, tek maaş aldığını söylerken, 2 yıldır Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeliğinden huzur hakkı adı altında aldığı ücrete dokunmadığını, hayır ve hasenata harcadığını söyledi. Altun, “2 yıldır Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesi olarak aldığım huzur hakkının tek bir kuruşuna dokunmadım. Hayra hasenata harcadım. Bu söylenmez biliyorum ama bana aileme demediklerini bırakmadılar” ifadesini kullandı. Manas Üniversitesi’nde mütevelli heyet başkanlığından da ücret almadığını iddia eden Altun, eşinin sadece öğretim üyesi olduğu Marmara Üniversitesi’nden ücret aldığını, THY Yönetim Kurulu üyeliğinden ücret almadığını öne sürdü. İddialara karşı yasal hakları sonuna kadar kullandıklarını belirten Altun, “Biz bu yola bu davaya baş koyduk. Bu yalanlar kanımıza dokunsa da bizi kamçılıyor” dedi.

KAPLAN, ALTUN’U ‘ALLAH ECRİNİ VERİR’ DİYE SAVUNDU

Altun’un mesajını Twitter hesabından duyuran Kaplan, “Altun çiftine yönelik ‘5 maaş’ iftirası hakkında İHL grubuna yazdığı mesajı izniyle yayınlıyorum. Altunlara atılan iftiralar, eşimle bana atılanlara çok benzediği için bu meseleyi ‘kişisel’ alıyorum. Ama ne yapsak/desek de müfteriliklerine devam edecekler biliyorum… Allah ecrini verir” dedi.

AKP 3 aydır bina kirası ve çalışan maaşlarını ödeyemiyor

medyabold
Devamını Oku »

Diyanet’in Türk hamamı ve süit odalı ihtisas merkezinin peyzajına 2,7 milyon lira harcanacak

Diyanet İşleri Başkanlığının Denizli’deki 40 milyon TL’lik Dini Yüksek İhtisas Merkezinin çevre düzenlemesi başladı. 28 bin metrekarelik tesisin çevri düzenlemesi için 2 milyon 749 bin TL’lik sözleşme imzalandı.

BOLD – Vatandaşlara “Ucuz alışveriş için pazara akşam gidin” tavsiyesinde bulunan Diyanet’in, 40 milyon TL’ye yaptırdığı Dini Yüksek İhtisas Merkezi’nin çevre düzenlemesi için 2 milyon 749 bin TL harcanacak.

Birgün’ün haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Denizli’de yapımına devam edilen 40 milyon TL maliyetli Yüksek İhtisas Merkezi’nin çevre düzenlemesi işi ihale edildi. Vatandaşlara, “Ucuza sebze, meyve almak için akşam saatlerini bekleyin” diyerek ‘tasarruf’ önerisinde bulunan Diyanet, çevre düzenlemesi işi için bir inşaat firmasıyla 2 milyon 749 bin TL’lik sözleşme imzaladı. Merkezin temeli, 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin katıldığı törenle atılmıştı.

Denizli ye 5 Yıldızlı İhtisas Merkezi - GÜNCEL - MÜFTÜLÜK HABER

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, “Dini istismar eden yapıların önüne geçilmesi” amacıyla yapıldığı belirtilen Denizli Yüksek İhtisas Merkezi’nin inşası, ilk kez 2016 yılında projelendirildi. Denizli’de 28 bin metrekarelik alana inşa edilen ihtisas merkezi projesinin maliyeti 40 milyon 657 bin TL olarak açıklandı. 2019 yılında 35 milyon TL harcanan merkezin içerisinde sekiz adet süit odanın yanı sıra Türk hamamı ve spor salonları da bulunuyor. Merkezin 2021 yılında hizmete açılacağı kaydedildi.

PEYZAJ İÇİN 2.7 MİLYON LİRA HARCAMA

İnşaatı büyük oranda tamamlanan Denizli Yüksek Dini Yüksek İhtisas Merkezi’nin çevre düzenlemesi için de pazarlık yöntemiyle ihale yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Denizli İl Müdürlüğü’nce 12 Ekim’de yapılan ihaleye beş firma teklif sundu. Kovid-19 salgını nedeniyle elektronik ortamda düzenlenen ihaleye 2 milyon 749 bin TL ile en düşük teklifi verilen şirketle anlaşıldı. Denizli Dini Yüksek İhtisas Merkezi’nin çevre düzenlemesi işinin maliyetinin 2 milyon 954 bin 699 TL’ye ulaşabileceği belirtildi.

Sokak röportajında Erdoğan’ı eleştirince tutuklanan İsmail Demirbaş tahliye oldu

medyabold
Devamını Oku »

İngiltere’de koronavirüs aşılaması bugün başlıyor

İngiltere’de belirlenen ilk gruplara Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısı bugün yapılmaya başlanıyor. İlk etapta 80 yaş üstündekilere ve bazı sağlık çalışanlarına aşı yapılacak.

BOLD – Aşılama İngiltere’de önceden belirlenen yaklaşık 70 hastanede gerçekleştirilmeye başlanacak. İngiltere, Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen aşıyı geçen hafta içerisinde onayladı. İngiliz hükumeti, kısıtlamaların büyük bir bölümünün kaldırılarak hayatın normale dönmesinin Nisan ayını bulabileceği uyarısı yapıyor.

Sağlık Bakanı Matt Hancock da artık “tünelin ucunda ışık görüldüğünü” belirtti. Hancock, “İleride geri dönüp bugüne, Zafer Günü’ne baktığımızda, bu korkunç hastalıkla mücadelemizde önemli bir anın yaşandığını göreceğiz” dedi.

12 GÜN ARAYLA İKİ DOZ

İngiltere’ye ilk etapta 800 bin adet Pfizer/BioNTech aşısı teslimatı yapılacak. Toplamda ise 40 milyon adetlik sipariş verildi. Bu aşıdan iki doz yapılması gerekiyor. Bu da bu aşının 20 milyon kişiye ulaşacağı anlamına geliyor.

İngiltere hükumeti kaynakları, yılsonuna kadar toplamda 4 milyon dozun teslim edileceğini belirtti. Kalan dozların ise 2021 başında gelmesi bekleniyor.

Pfizer/BioNTech aşısı, ilk dozun yapılmasının ardından 12’nci günden itibaren bağışıklık oluşturmaya başlıyor. İlk dozdan 21 gün sonra ise ikinci dozun yapılması ve 28’inci günde de tam bağışıklığın oluşması öngörülüyor.

İngiltere’de ilk etapta, hastanede tedavi gören 80 yaş üstündekiler ile bu kişilere aşı yapacak olan sağlık personelinin aşılanması öngörülüyor.

Önümüzdeki dönemde de yüksek risk altındaki sağlık çalışanlarının aşılanması bekleniyor. Bakımevleri de kendi çalışanlarının aşılanması için randevu ayarlayabilecek.

medyabold
Devamını Oku »

TÜİK’in gizlediği fiyat artışı market fişiyle deşifre oldu

Ekonomik kriz halkı günden güne tüketiyor. Ucuzcu marketlerde bile gıda fiyatları son 11 ayda yüzde 27 oranında arttı. TÜİK’in gizlediği fiyat artışını market fişi gözler önüne seriyor.

BOLD – TÜİK gizlese de gıda fiyatlarındaki değişim halkın cebini yakıyor. Ucuzcu marketlerde bile gıda fiyatları yüzde 27’yi buldu. Sosyal medyada paylaşılan alışveriş fişi karşılaştırmaları ile bu durum net bir şekilde ortaya konuyor.

85.55 LİRALIK GIDALARIN FİYATI 108.55 TL’YE ÇIKTI

Sosyal medyada paylaşılan ve yoğun ilgi gören bu fişlerden birisi de ocak ve aralık aylarında ucuz marketlerden biri olan A101’den yapılan alışveriş karşılaştırması oldu. Ocak ayında yapılan gıda harcamalarının tutarı 85.55 lira iken aralık ayında alınan aynı gıdalar için ödenen tutar ise 108.55 liraya çıktı. Gıda fiyatlarındaki artış ise yüzde 27’ye yaklaştı.

SIVI YAĞ 25 TL’YE YÜKSELDİ

Ocak ayında 7.95 TL olan yumurta 12.95 TL’ye, 10.50 tl olan çay 11.90’a, 3.45 olan kahve 4.50’ye, 16.95 olan sıvı yağ 24.90’a, 2.75 TL olan makarna 3.45’e, 5.25 olan un 7.75’e, 12.95 TL olan zeytin 13.75’e, 19.25 olan peynir 21.95’e, 3.75 olan süt ise 3.95 TL’ye yükseldi.

 

Gardiyanların ölümüne döverek işkence ettiği Harbiyeli Muhammet Ali’nin annesi Bold’a konuştu

medyabold
Devamını Oku »

Doğumhane kapısında gözaltı: Lohusanın peşindeki iktidar

Doğum yapan anneler gözaltına alınmaya devam ediyor. Manisa Salihli’de sezaryenle dün sabah Nurefşan adlı bir kız bebek dünyaya getiren Betül Uluçam hastanede gözaltına alındı.

BOLD ÖZEL – Manisa Salihli Medigüneş Hastanesinde doğum yapan Betül Uluçam (34) gözaltına alındı. Şu anda polise ifade veren Uluçam’ın 6 yaşında Oktay Kerem adında bir oğlu daha bulunuyor. Nurefşan’ı anneannesine teslim eden polisler, lohusa kadını Salihli Adliyesi’ne götürdü.

“BİR GÜNLÜK BEBEĞİ ANNESİNDEN AYIRDILAR”

Bold Medya’ya konuşan Betül Uluçam’ın ailesi, “Polis aslında dün sabah geldi, ertesi gün geleceklerini söyleyip ayrıldılar. Bu sabah da hastaneden çıkmadan tekrar geldiler. Bebeği anneanneye teslim ettiler, Betül Uluçam ile eşini götürdüler. Bebek anneannesiyle Manisa Alaşehir’de, anne ise 45 dakika uzaklıktaki Salihli’de. Bir günlük, süt emen bebeği annesinden ayırdılar.” dedi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, iktidarın lohusa bir kadının peşine düşmesine tepki gösterdi. Tanık ifadesine dayanılarak gözaltına alınan fizik öğretmeni Betül Uluçam, kapatılan yurtlarda görev yaptı. Cezaevinde memur olarak çalışan eşi de daha sonra KHK ile ihraç edildi, 1,5 yıl hapis yattı.

medyabold
Devamını Oku »

Sokak röportajında Erdoğan’ı eleştirince tutuklanan İsmail Demirbaş tahliye oldu

Antalya’da sokak röportajında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini söylediği için tutuklanan İsmail Demirbaş, tahliye edildi. Demirbaş, yaklaşık 1 aydır tutuklu bulunuyordu.

BOLD – Antalya’da AKP hükumetini eleştiren sokak röportajının sosyal medyada yayınlanmasının ardından evi polis tarafından basılan ve tutuklanan İsmail Demirbaş, tahliye edildi.

Antalya’da sokakta verdiği röportajın sosyal medyada yayınlanmasının ardından 24 Ekim’de evi polis tarafından basılan 49 yaşındaki İsmail Demirbaş, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Demirbaş serbest bırakıldıktan sonra “Ülkemin geldiği duruma üzülüyorum. Ben bildiklerimi söylemeye devam edeceğim” açıklaması yapmıştı.

Demirbaş ikinci kez konuştuğu bir sokak röportajında yine iktidarı eleştirince tekrar gözaltına alındı. Demirbaş hakkında bu kez ev hapsi kararı verildi. Demirbaş ev hapsi kararına itiraz etmek için gittiği adliyede tutuklandı. Demirbaş Antalya E Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti. Demirbaş, yaklaşık 1 ay tutuklu kaldıktan sonra yargılandığı mahkeme tarafından dün tahliye edildi.

Demirbaş’ın tahliyesini sosyal medya hesabından duyuran Kendine Muhabir isimli hesap, ikinci duruşmanın 28 Aralık’ta yapılacağını duyurdu.

Sokak röportajında “Erdoğan Yüce Divan’da yargılanmalı” diyen vatandaş tutuklandı

medyabold
Devamını Oku »

Doğu Perinçek’e canlı yayında isyan: Millet sizden bıktı!

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, katıldığı canlı yayında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e isyan etti: “Millet devamlı ülkeyi bölmenizden bıktı.”

BOLD – İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Haber Global’de katıldığı canlı yayında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in sözlerine sert tepki gösterdi.

Perinçek, yayında İyi Parti’nin olduğu muhalefeti vatan hainliğiyle suçladı. Perinçek’in sözlerine sinirlenen Erdem, AKP iktidarının yandaş müteahhitlerin milyarlarca liralık vergi borçlarını affederken, pandemi döneminde esnafa yardım yapmamasını eleştirdi. Erdem, şunları söyledi: “Bu sözleri hak ettiniz çünkü bir partiye bu sözleri söylemek kimsenin haddi değil. Bu 18 yıllık AKP iktidarının ve ortağının ve sizin gibi küçük küçük küçük ortaklarının alışkanlık haline getirerek, karşısındaki terörizmle suçlayarak, kendinizi zeytinyağı gibi çıkarma politikanızdan başka bir şey değil. Millet sizin bu üslubunuzdan, kavganızdan, nefretinizden bıktı. Millet devamlı ülkeyi bölmenizden bıktı. Sayın Perinçek sizin ve desteklediğiniz partinin, devamlı insanları suçlayarak hareket etmenizden bıktı. Sizin bu ülkenin herhangi bir partiyi vatan hainliğiyle suçlamak sizin haddinize değil. Herkes haddini bilsin, otursun aşağıya. ”

Kılıçdaroğlu’ndan yandaş müteahhitlere gözdağı: Kaynaklarımızı 5’li çeteden kurtaracağız

medyabold
Devamını Oku »

Diyanet 13 milyarlık bütçeyi az buldu: Bir bardak suda fırtına koparıyorlar

7 bakanlıktan daha büyük bir bütçeye sahip olan Diyanet, 13 milyarlık dev bütçesini yeterli bulmadı. Başkanlık müşaviri “çok sınırlı bir bütçe” ifadesini kullanırken eleştiriler için “bir bardak suda fırtınalar koparıyorlar” dedi.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi 2021 yılı için 1 milyar 458 milyon liralık artışla 13 milyarı buldu. Diyanetin dev bütçesiyle geride bıraktığı 7 bakanlık ve 13 başkanlık ise şöyle:

-Ticaret Bakanlığı (6 milyar 585 milyon)

-Dışişleri Bakanlığı (5 milyar 786 milyon)

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (3 milyar 999 milyon)

-İçişleri Bakanlığı (10 milyar 665 milyon)

-Kültür ve Turizm Bakanlığı (6 milyar 16 milyon)

-Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (11 milyar 918 milyon)

-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (3 milyar 378 milyon)

-Cumhurbaşkanlığı (4 milyar 39 milyon)

-Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (2 milyar 85 milyon)

-Anayasa Mahkemesi Başkanlığı (86 milyon 522 bin)

-Avrupa Birliği Başkanlığı (787 milyon 432 bin)

-Danıştay Başkanlığı (235 milyon 675 bin)

-Devlet Arşivleri Başkanlığı (172 milyon 663 bin)

-İletişim Başkanlığı (422 milyon 754 bin)

-Milli İstihbarat Başkanlığı (2 milyar 628 milyon)

-Milli Saraylar İdare Başkanlığı (230 milyon 408 bin)

-Sayıştay Başkanlığı (441 milyon 550 bin)

-Strateji ve Bütçe Başkanlığı (10 milyar 121 bin)

-Gelir İdaresi Başkanlığı (4 milyar 446 milyon)

“ÇOK SINIRLI BİR BÜTÇE”

Cumhuriyet’in haberine göre eleştiriler üzerine Diyanet Haber  sitesinde bir makale yazan Diyanet İşleri Başkanlığı müşaviri Ömer Aydın, eleştirilerin “art niyetli” bütçenin ise çok sınırlı olduğunu ileri sürerek ““Yıl sonu yaklaşırken her bütçe görüşmeleri sırasında klasik hale getirdikleri Diyanet’e saldırı alışkanlıkları, tamamına yakını personel giderleri harcamalarını içeren, yetkililerin inisiyatif kullanma imkanları çok çok sınırlı bir bütçe için bir bardak suda fırtınalar koparıyorlar” ifadelerini kullandı.

Diyanet’in bütçesinin eleştirilmesini Kurtuluş Savaşı ve 15 Temmuz’la da ilişkilendiren Aydın yazısında, “Çünkü biliyorlar ki, Kurtuluş Savaşı’ndan 15 Temmuz’a, deprem-sel gibi afetlerden korona gibi hastalık salgınlarına kadar her kritik anda güçlü bir Diyanet İşleri Başkanlığı ve gönüllü personelleri faaliyete geçerek güzel ülkemizin birlik ve beraberliğine en büyük katkıları ve hizmetleri vermektedirler” ifadelerine yer verdi.

medyabold
Devamını Oku »

Albayrak’ın gidişini yetersiz bulan Moody’s yeni adımlar bekliyor

Eylül ayında Türkiye’nin kredi notunu tarihin en düşük seviyesine indiren Moody’s, yaptığı açıklama ile damat Berat Albayrak’ın istifasına da göndermede bulunarak, ekonomi yönetimindeki değişimin olumlu ama yetersiz olduğuna dikkat çekti.  

BOLD – Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’den Türkiye ekonomisine ilişkin yeni bir açıklama yapıldı. Açıklamada ekonomi yönetiminin değişmesinin olumlu ancak yetersiz olduğu vurgulandı.

DEĞİŞİM İÇİN POLİTİKALAR UZUN SÜRE DEVAM ETTİRİLMELİ

Türkiye’nin kredi notunu bu dönem es geçen uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moodys’den Türkiye’nin ekonomi politikalarıyla ilgili bir açıklama geldi. Son dönemde gerçekleşen ekonomi yönetimindeki değişimi olumlu karşılandığı ifade edildi. Moody’s, “Ancak, politikalar uzun vadede devam ettirilmedikçe, bu oldukça belirsiz, yapısal değişim muhtemel değil.” ifadelerini kullandı. Açıklamanın ardından dolar kuru 7 lira 81 kuruş seviyesinden izlemeye devam etti.

TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTU EN DÜŞÜK SEVİYEDE

Moody’s, geçtiğimiz Eylül ayında beklenmedik bir kararla Türkiye’nin kredi notunu tarihin en düşük seviyesine indirmişti. Moody’s Türkiye’nin kredi notunu ‘B1’den ‘B2’ye düşürmüş ve not görünümünü ‘negatif’ olarak bırakmıştı. Moody’s ayrıca 4 Aralık Cuma günü açıklaması gereken Türkiye’nin kredi notunu da es geçmişti.

Gardiyanların ölümüne döverek işkence ettiği Harbiyeli Muhammet Ali’nin annesi Bold’a konuştu

medyabold
Devamını Oku »

AB Dışişleri Bakanları Türkiye’ye yaptırım konusunda uzlaşamadı

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, Doğu Akdeniz krizi nedeniyle, Türkiye’ye yaptırım konusu ele alındı. Toplantıda, bakanlar arasında uzlaşma sağlanamadığı için yaptırım kararı 10-11 Aralık’ta yapılacak liderler zirvesine bırakıldı.

BOLD – Dışişleri bakanları toplantısı sonrası açıklama yapan AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Konu liderler tarafından tartışılacak. Orada ne konuşulacağını önceden tahmin edemeyiz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısında üye ülkeler, Doğu Akdeniz’de yapıcı tutum sergilemesi istenen Türkiye’nin beklentiye yanıt vermediği konusunda görüş birliğine vardı.

Dönem başkanı Almanya başta olmak üzere, İtalya, İspanya, Malta, Polonya, Macaristan gibi ülkelerin Türkiye ile diyalog yolunu tercih ettikleri ve bir yaptırım kararına “tereddütlü” yaklaştıkları belirtiliyor.

“DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİTTİ, ÜYELER HEMFİKİR”

Toplantıya başkanlık eden ve AB’nin en üst düzeyli diplomatı olan Borrell, “Maalesef, Türkiye ile ilişkilerde, Doğu Akdeniz’deki tavrı konusunda bir değişiklik sağlayamadık. Tam tersine durum daha da kötüye gitti ve bu konuda tüm üyeler hemfikir. Bakanlar, liderleri bilgilendirecek. Bu konudaki nihai kararı bu hafta toplanacak olan liderler verecek” dedi.

AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell

Bir gazetecinin, “Liderler zirvesinden ne tür bir yaptırım bekleyebiliriz. Bir isim listesi mi, sektörel yaptırım mı, silah ambargosu mu?” sorusuna Borrell, “AB Konseyi yapmak istediği ne ise onu yapacak. Size daha yapılmayan bir toplantıda ne konuşulacağı ya da nasıl bir karar alınacağını önceden söyleyemem. Liderler tartışacak ve bir sonuca varacak” yanıtını verdi.

MAAS: SÜREKLİ TÜRKİYE’NİN PROVOKASYONLARI SÖZ KONUSU OLDU

Dönem başkanı Almanya’nın Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “Bugünkü toplantıda Türkiye’ye tepki verilip verilmeyeceği konusunda ortak bir karara varamadık. Perşembe ve Cuma günü yapılacak zirvede liderlerin görüş birliğine varmasını beklememiz lazım. Türkiye’ye tepki verilip verilmeyeceği orada kararlaştırılacak” dedi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas

Maas, şunları kaydetti: “Prensipte AB’nin Türkiye ile diyalogu sürdürmesi gerektiği kanaatindeyiz ama Almanya son haftalarda uzlaşılar sağlanabilsin diye çok yoğun çalıştı. Özellikle Türkiye, Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs arasında mutabakat sağlanabilsin diye… Ama ne yazık ki bu mümkün olmadı, sürekli Türkiye’nin provokasyonları söz konusu oldu. Şimdi AB Konseyi bunun ne tür sonuçları olacağı hakkında karar vermesi gerekecek.”

“TÜRKİYE’YE YANIT KONUSUNDA ÜYELER HEMFİKİR”

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nicos Dendias, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Türkiye’ye bir yanıt verilmesi gerektiği konusunda tüm üyeler hem fikir” dedi.

Yunanlı Bakan, bu tepkinin ne olacağı konusunun ise Perşembe günü yapılacak AB liderler zirvesinde tartışılacağını açıkladı.

Türkiye’yi “ihlalci tavrını” sürdürmekle eleştiren Dendias, “Dahası Türkiye bunu büsbütün kabul edilemeyecek bir çerçevede sürdürdü, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarması halinde savaşla tehdit etti” dedi.

Dendias, Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine devam ettiği sürece resmi müzakerenin imkansız olduğunu söyledi.

AB LİDERLERİ EKİM AYINDA TÜRKİYE’Yİ UYARMIŞTI

AB liderleri Ekim ayında düzenlenen zirvede Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de yapıcı bir tutum takınması karşılığında “pozitif gündemli diyalog” süreci önermişti. AB Dönem Başkanı Almanya da Türkiye, Yunanistan ve birlik üyesi Güney Kıbrıs arasında tansiyonun düşürülmesi, diyalog sürecinin başlatılması için yoğun diplomatik girişimlerde bulunmuştu.

Ancak Doğu Akdeniz’deki gerilimin beklenen şekilde düşürülememiş olunması nedeniyle son günlerde Türkiye’ye yaptırım uygulanması çağrıları artıyor. Nihai kararı, AB liderleri verecek.

AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’ni kabul etti

medyabold
Devamını Oku »

7 Aralık 2020 Pazartesi

TSK ve GATA’ya MİT destekli operasyon: 351 gözaltı kararı

İzmir merkezli 50 şehirde Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik ankesör soruşturması kapsamında operasyon düzenlendi. 295’i muvazzaf 304 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Ankara’da da Sağlık Bakanlığı ve GATA personeline yapılan operasyonda 40’ı doktor 47 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

BOLD – İzmir ve Ankara Başsavcılıkları, TSK personeline yönelik çok sayıda ilde operasyon talimatı verdi. İzmir merkezli operasyonda farklı rütbelerden 304 asker hakkında gözaltı kararı verildi. Ankara’da ise GATA’da görev yapan çoğu doktor 37 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

GECEYARISI GÖZALTI

​İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ankesörlü/ kontörlü sabit hat ile arandığı iddiasıyla 304 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı ekipleri, saat 01.00 sıralarında İzmir merkezli 50 ilde operasyon düzenledi. Gözaltı kararı verilen şüphelilerin 5’i albay, 1’i yarbay, 1’i binbaşı, 10’u yüzbaşı, 53’ü üsteğmen, 5’i teğmen, 221’i astsubay, 7’si uzman çavuş rütbesinde asker, 1’i Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı sivil memur olduğu belirtildi. Şüphelilerden 111’inin Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na, 193’ünün Kara Kuvvetleri Komutanlığına mensup muvazzaf personel olduğu kaydedildi.

MİT DESTEKLİ OPERASYON

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün ortak yürüttüğü operasyonda, ankesörlü ve kontörlü telefondan arandıkları iddiasıyla GATA (Sağlık Bilimleri Üniversitesi) personeline yönelik 14’ü aktif görevde, 2’si emekli, 1’i istifa etmiş, 14’ü ihraç olmak üzere 31’i doktor, 37 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

SAĞLIK BAKANLIĞINDA DA GÖZALTI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sağlık Bakanlığı’nda görevli 9’u doktor, 1’i hemşire 10 şüpheli hakkında da gözaltı kararı verdiği kaydedildi.

Gardiyanların ölümüne döverek işkence ettiği Harbiyeli Muhammet Ali’nin annesi Bold’a konuştu

medyabold
Devamını Oku »

Deprem ve pandeminin vurduğu Elazığ esnafını hükumetten şikayetçi

Elazığ’da depremden etkilenen ve şimdi de pandemi nedeniyle 3 ay boyunca dükkanı kapanan esnaf zor günler geçiyor. Durumdan şikayetçi olan halk, “Neye ihtiyacınız var diye arayan soran olmadı” diyor.

BOLD – Elazığ’da son bir yılda hem deprem hem devam eden Kovid-19 salgını nedeniyle 3 ay boyunca dükkanı kapanan esnaf, zor günler geçiyor. Esnaflar, sorunları ile ilgilenenin olmamasından şikayetçi.

“YANDAŞLARINA YARDIM ETTİLER”

Evrensel’den Toygar Kaya ve Birhat Ateş’e konuşan Buğda pazarında esnaf olan Hüseyin Erdoğan, pandemi süresi boyunca 1.5 ay dükkanının kapalı kaldığını söyle­di. “Devlet kaç kuruş yardım etti?” diye soran Erdoğan, “43 gün boyunca kimse arayıp sormadı. Siz öldünüz mü, kaldınız mı, neye ihtiyacınız var diye. Gi­den Vali açıklama yapmıştı esnafa bu ka­dar yardım ettik diye. Kime yardım etti­ler. Kendi yandaşlarına verdiler. Partileri­ne üye olanlara verdiler. Diğerlerine kredi de vermediler” dedi.

DEPREM DE PANDEMİ DE OLUMSUZ ETKİLEDİ

Kapalı Çarşı’da esnaf olan Mustafa Köse hem ya­şanılan Elazığ depremini hem de pande­minin kendile­rini kötü etki­lediğini söyle­yerek, “Pande­mi sürecinden önce bir dep­rem yaşadık. Depremden sonra kapalı çarşı 45 gün kapatıldı. Yıkımlar oldu, caddelerdeki binalar yıkıldı. Emniyet Müdürlüğü, PTT meydanının önünü ba­riyerlerle çevirdi ve kapalı çarşıya giriş kesildi. Bu olanlardan sonra kapalı çarşı esnafı çok etkilendi” dedi.

KREDİLERİN GERİ ÖDEMELERİ GELDİ

Kendisine verilen kredilerin artık geri ödemelerinin geldiğini söyleyen Köse, “Krediler verildi, kefil istendi, ipotek is­tendi. Şimdi kredi ödemeleri geldi ve es­nafın durumu berbat halde. Şimdi hafta sonu da tatil edildi. İzmir ve Giresun gibi illerde de afetler yaşandı. Oralardaki esnafın vergileri iptal oldu ve krediler hibe olarak verildi. Ama Elazığ’a hiçbir destek verilmedi. Bu yüzden Elazığ’ın halkı da esnafı da çok tepkili” dedi.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

Ekonomik krizin vurduğu AKP, 3 aydır bina kirası ve çalışan maaşlarını ödeyemiyor

Ekonomik krizin AKP’yi de vurduğu ortaya çıktı. İddialara göre AKP Genel Merkezi son 3 aydır bazı ilçelerde kullanılan binaların kiralarını ve çalışanlarının maaşlarını ödeyemedi.

BOLD – Toplumun hemen her kesimini sarsan ekonomik kriz iktidarı da vurdu. Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, genel merkez aylardır ilçe başkanlıklarına para gönderemiyor.

AKP ÇALIŞANLARI RAHATSIZ

İddialara göre genel merkezden, son 3 aydır ilçe bina kirası ve çalışanların maaşının ödenmesi için para gönderilmiyor. Maaşlarını alamayan çalışanların duydukları rahatsızlıkları ilçe başkanlarına ilettikleri konuşulurken, bina sahiplerinin de ödenmeyen kiralar için partiye noter kanalıyla ihtar çekmeye hazırlandıkları öğrenildi.

MAHALLE İRTİBAT BÜROLARI KAPATILMAYA BAŞLANDI

İddiaya göre AKP yönetimi ödemeleri yapamayınca, mahalle irtibat büroları da kapanmaya başladı. AKP’li bir yönetici, söz konusu iddiaları gazeteye doğrulayarak “İstanbul’da bazı ilçelerde çalışanların maaşı ödenemediği gibi bina kiralarında da aksamalar yaşanıyor. Yaşanan sıkıntı nedeniyle mahalle irtibat büroları da kapatılmaya başlandı. Anadolu’dan da şikâyetler alıyoruz. Bunun kısa sürede düzeltilmesini bekliyoruz” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

Stoklar azaldı kan krizi yolda

Bazı hastanelerde koronavirüs salgını nedeniyle kan stoklarında sıkıntılar yaşandığı ortaya çıktı. En kolay bulunan A Rh pozitif kanın bile stoklarda yok denecek kadar azaldığı belirlendi.

BOLD – Kovid-19 salgınının önlenemez artması sağlık hizmetlerine olumsuz yansımaya devam ediyor. Hastanelerde kan stoklarının kritik seviyeye gerilediği ortaya çıktı. Salgın nedeniyle kan temininde sorunlar yaşanabileceği bildirildi.

EN ÇOK BULUNAN KAN DA STOKLARDA YOK

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Transfüzyon Merkezi Müdürlüğü tarafından hastanenin başhekimliğine kan stoklarındaki kritik durumla ilgili bir yazı gönderildi. Yazıda, Avrupa Bölge Kan Merkezi’nden alınan kanların temininde Kovid-19 pandemisine bağlı olarak güçlük yaşandığı ifade edildi. Ayrıca yazıda, “Değil masif kanama, kanamalı A Rh pozitif bir hastanın kanın yerine konulması mevcut şartlarda mümkün olamayacaktır. Devam eden süreçte hizmetin aksamaması, hasta mağduriyeti oluşmaması adına gereği için bilgilerinize arz olunur” dendi.

KAN STOKLARI KRİTİK SEVİYEDE

BirGün’den İsmail Arı’ya konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Sekreteri Pınar İçel, kan stoklarındaki kritik durumla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Hastanenin kanamalı bir hastanın gelmesi durumunda yetecek kanı olmadığını görüyoruz. Hatta hastanenin elinde en çok ve en kolay bulunan A Rh pozitif kan grubuna ait kanın bile yok denecek kadar az olduğu ifade ediliyor. Yurttaşlar, Kovid-19 bulaşır korkusuyla hastanelere gitmek istemedikleri gibi kan bağışı da yapmak istemiyorlar” dedi.

KIZILAY, KAN UYARILARI YAPTI

Kızılay’dan da yapılan açıklamada Kovid-19 pandemisi nedeniyle kan bankacılığında da tüm dünyada zorlu bir süreç yaşandığı belirtilerek, “Vatandaşların bulaş olasılığı kaygısı ile daha az hareket ediyor olması, gönüllü kan bağışı sayılarını olumsuz etkilemiştir. Kan bağışı bunun yanı sıra mevsimsel süreçlerden de olumlu ya da olumsuz etkilenebilmektedir. Kış şartlarında her yıl kan bağışında düşüş yaşanmaktadır. Aynı şekilde çok sıcak geçen yaz aylarında da kan bağışları düşmektedir. Tüm bu anlatılanların çerçevesinde ülkemizdeki kan bağışlarında da kısmi bir azalma görülmüş, bu nedenle sosyal medyadan ve klasik medya organlarından uyarılar yapılmıştır” denildi.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

Gardiyanların ölümüne döverek işkence ettiği Harbiyeli Muhammet Ali’nin annesi Bold’a konuştu

Cezaevinde, gardiyanlar tarafından bayıltılana kadar dövülen Harbiyeli Muhammet Ali Taş’ın annesi Meral Taş, oğlunun can güvenliğinden endişe ettiğini açıkladı. Bold Medya’ya konuşan anne Taş, “Canımızı mı istiyorlar? Ölülerini mi verecekler çocuklarımızın? Ne istiyorlar bizden?” diye tepki gösterdi.

BOLD ÖZEL – Silivri Cezaevinde tutuklu olan Harbiyeli öğrenci Muhammet Ali Taş, önce gardiyanlar tarafında tekme tokat bayılana kadar dövüldü, Ardından da yarı çıplak vaziyette kış günü hücreye atıldı. Oğlunun yaşadıklarını 4 gün sonra öğrenebilen anne Meral Taş ise, olayın detaylarını Bold Medya’ya anlattı.

BAYILTANA KADAR TEKME-TOKAT DÖVDÜLER

15 Temmuz 2016’ın ardından müebbet alan Harbiyeli Taş, halen İstanbul Silivri 1 No’lu Cezaevinde tutuklu. 4 Aralık Cuma günü koğuştaki bir arkadaşı ile tartışan Muhammet Ali Taş, gardiyanlar tarafından Baş Memur Ramazan Kuyucu’nun odasına götürüldü ve bayılana kadar tekme tokat dövüldü.

“OĞLUMUN CAN GÜVENLİĞİNDEN EMİN DEĞİLİM”

Oğlunun, maruz kaldığı işkenceyi telefonda anlattığını söyleyen anne Taş, “En ağır cezaları verdiler zaten. Daha ne istiyorlar ki bizden? Canımızı mı istiyorlar? Ölülerini mi verecekler çocuklarımızın? Ne istiyorlar bizden? Onlar içeride biz dışarıda azap çektik. Orada da rahat bırakmıyorlar ki. Ben can güvenliğinden emin değilim oğlumun. Ya oğlumun başına bir şey gelirse. Nerelerine vurdular ben bilmiyorum.”  sözleriyle tepkisini gösterdi.

Anne Taş, oğlundan dinlediği olayı “Odada 4 ya da 5 tane gardiyan varmış. Oğluma sormuş anlat diye. Anlatması bitince Ramazan Kuyucu onlara göz işareti yapmış. 2 infaz koruma memuru kollarını arkadan tutup bükmüş. Ramazan Kuyucu tokatlamaya başlamış. Oğlum yapmayın dedikçe şiddetini daha da artırmış. Dudağını patlatmış. Ayaklarını tekmelemiş” cümleleriyle anlattı. Harbiyeli Taş karşılaştığı işkenceyi durdurmak için tepki verdi. Ancak bu kez diğer infaz memurları Muhammet Ali’yi yere yatırıp tekmeledi. Anne Taş “ Hepsi linç etmeye başlamışlar. Karnına, burnuna, sırtına yumruk ve botlarıyla tekme atmışlar. Bayıltana kadar dövmüşler odada. Oğlum ne zaman ayıldığını bilmiyor. Ondan sonra dalga geçmiş Ramazan Kuyucu, ‘Nasıl hoşuna gitti mi bu’ diye” dedi.

HÜCREYE YARI ÇIPLAK ATILDI

Oğlunun yüzünün sol tarafının kan toplayıp şiştiğini belirten anne, “Hücreye koymuşlar. Oğlum 3 saat hücrede kalmış. Hücreye koymadan önce üzerini çıkarmışlar. Ceketini, atletini, kazağını, ayağından ayakkabısını ve çorabını çıkarmışlar. Buz gibi yer. Yerler insan pisliği mi, çamur mu belli değilmiş. Su olmayan karanlık bir hücreye koymuşlar” ifadelerini kullandı.

BAŞ GARDİYANDAN ANNE VE KIZ KARDEŞE SİNKAFLI KÜFÜR

Hücreden çıkarılan Ali Taş koridorda sürüklenerek revire götürüldü. Doktor vücudunda darp izleri olan Muhammet Ali’ye rapor vermedi. Revirde de Harbiyeli Taş’ı bekleyen Ramazan Kuyucu dalga geçmeye devam etti. Annesi ve kız kardeşine sinkaflı ağır hakaretler ve küfürler eden Ramazan Kuyucu, Muhammet Ali’yi yine odasına götürdü. “Seni bir koğuşa verelim. S.ksinler seni orada” diyerek tacizde bulunmaya devam etti. Gardiyanlardan biri de, “Bu baş memur merhametli… Diğeri olsa seni gebertirdi dua et” dedi.

“İYİYİM DEMEK İSTERDİM AMA DEĞİLİM”

Harbiyeli Taş yaşadıklarını cezaevi yönetimine de yazdı. Ama henüz bir cevap alamadı. Ayrıca şikayette bulunmak için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapalı bir zarf göndermek istedi. Pandemi sebebiyle 7-8 aydır göremediği annesine telefonda, şikayet mektubunun verilmesinden endişe ettiğini belirten Taş, “İyiyim demek isterdim ama değilim. Anlatmayacaktım ama, ben çok kötüyüm. 2 gün uyuyamadım. Bağrım, döşüm kolum, her yerim ağrıyor” diyerek durumunu anlattı.

medyabold
Devamını Oku »

Libya’da Türk gemisine el konuldu

Libya’da el konulan Türk gemilerine bir yenisi daha eklendi. Libya Ulusal Ordusu, ülkenin Misrata limanına giden Jamaika bandıralı bir Türk gemisine talimatlara uymadığı iddiasıyla el koydu.

BOLD – Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu, ülkenin Misrata limanına giden Jamaika bandıralı bir Türk gemisine 9’u Türk, 17 mürettebatıyla birlikte el koydu.

ATEŞKESE RAĞMEN EL KONULDU

Libya’da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) ile Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu arasında varılan ateşkese rağmen son günlerde ülkenin Sirte ve Cufra bölgelerinde askeri hareketlilik yaşanırken, Misrata Limanı’nda bir Türk gemisinin alıkonulduğu iddia edildi.

GEREKÇE: TALİMATLARA UYMADI

Hafter komutasındaki ordunun sözcülerinden Reuters’a yapılan açıklamada, ülkenin batısındaki Misrata Limanı’na gelen Jamaika bandıralı bir Türk gemisinin durdurulduğu açıklandı. Libya’ya ilaç taşıyan Türk gemisi talimatlara uymadığı iddiasıyla Hafter güçleri tarafından alıkondu.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

25 yıldır kadro bekleyen şeker işçilerinin yerine yenileri alınacak

Şeker fabrikalarının mevsimlik işçileri 25 yıldır kadro beklerken bakanlık bin 500 işçi alacağını duyurdu. Bakan Pakdemirli, şeker işçilerinin kadro sorununun sadece kendilerini değil diğer kamu kuruluşlarını da ilgilendirdiğini söyledi. 

BOLD – AKP hükumetinin şeker fabrikalarındaki mevsimlik işçilere söz vermesine karşın 25 yıldır kadro yapılmadı. Sorunu Meclis’e taşıyan HDP’li Turan, hükumetin 1500 yeni işçi aldığını hatırlattı.

TORBA YASAYLA ÇIKARMAK YETERLİ

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre şeker fabrikalarındaki mevsimlik işçiler yıllardır kadro bekliyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu işçilerin ne zaman kadroya alınacağına, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’den gelen bilgi ile yanıt verdi. Neredeyse her ay bir “torba yasa” teklifini Meclis’e sunan hükumetin, mevzuat değişikliğini kolayca yapabilecekken yanıtında, diğer kurumlarda çalışan geçici işçileri de ilgilendiren sorunun çözümü için yasal düzenleme gerektiğinin belirtilmesi şaşkınlık oluşturdu.

YENİ İŞÇİ ALIMI İŞ BARIŞINI BOZACAK

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şeker fabrikalarda üretimin asıl yükünü çekenlerin mevsimlik işçiler olduğunu belirterek, buna karşın 20-25 yıldır kadro hayali kuran işçilerin sorunlarının çözülmediğini vurguladı. Turan, hükumetin iş barışını bozacağı için şeker fabrikalarında mevsimlik işçilerin kadro sorunu çözülmeden dışarıdan yeni işçi alınmayacağına dair sözüne karşın 1500 işçi alımı yapıldığını kaydetti. Turan, “Mevsimlik işçilerin kadro sorununun çözülmesi için planlamanız nedir” sorusunu yöneltti.

PAKDEMİRLİ: YASAL DÜZENLEME GEREKMEKTE

Pakdemirli, önergeye Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ aracılığıyla yanıt verdi. Yanıtta, “Mevsimlik işçilerin kadro sorunuyla ilgili işlemler, diğer kamu kuruluşlarında çalışan geçici işçileri de ilgilendirdiğinden yasal düzenleme gerektirmektedir. Şirketimiz çalışanları genel müdür de dahil olmak üzere fabrikalarımızda geçici işçilerimizle devamlı görüşme halinde olup çalışanları bilgilendirerek üretim ve iş barışı ile ilgili sorun yaşanmamasına özen göstermektedir” denildi.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’de şimdi de kuraklık başladı

Salgın, deprem, sel felaketleriyle boğuşan Türkiye şimdi de kuraklıkla karşı karşıya. Kentlere içme suyu sağlayan barajlarda su seviyesi yüzde 10’lara kadar geriledi. Yeni yıla kadar yeterli yağış düşmezse 2020 son 5 yılın en kurak yılı olacak.

BOLD – Anadolu’da yaşanan kuraklık resmi kayıtlara da girdi. Türkiye’nin birçok yerinde değişen şiddetlerde meteorolojik kuraklık var. Yeni yıla kadar yeterli yağış düşmezse 2020 son 5 yılın en kurak yılı olacak. En az yağış alan 5 ilin tamamı ise İç Anadolu Bölgesi’nde bulunuyor.

YAĞIŞ DÜŞMEZSE SON 5 YILIN EN KURAK YILI OLACAK

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’in soru önergesine yanıt veren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl ülke genelinde düşen toplam yağış miktarının 15 Kasım itibarıyla 445 mm olduğunu, bu değerin uzun yıllar normal değerlerinin (462 mm.) altında kaldığını bildirdi. Pakdemirli 2015 ve 2016 yılı yağışlarının birbirine oldukça yakın gerçekleştiğini, en yağışlı yılın ise 2018 olduğunu bildirdi. 2020 yılı henüz tamamlanmadığından sağlıklı bir yorum yapılamayacağını dile getiren Pakdemirli, “Eğer yeterli yağış düşmezse 2020 yılı son 5 yılın en kurak yılı olabilir” dedi.

BARAJLARDAKİ DOLULUK İÇİN KAR YAĞIŞI BEKLENİYOR

Pakdemirli’nin verdiği bilgiye göre 15 Kasım itibarıyla en yağışlı 5 il sırasıyla Rize, Trabzon, Giresun, Artvin ve Şırnak. En yağışlı 4 il Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunuyor. En az yağış alan 5 ilin tamamı İç Anadolu Bölgesi’nde. Bu iller şöyle: Kırşehir, Kırıkkale, Çorum, Ankara ve Yozgat. Pakdemirli, depolama tesislerine gelen suyun yüzde 60’ının genel olarak kar erimesinden kaynaklandığını ve mart-haziran aralığında buralara ulaştığını bildirdi. Bu nedenle de şu an için barajların doluluk oranlarının yeterli seviyede bulunduğunu ancak ihtiyaçları karşılayıp karşılamayacakları konusunda karar vermek için erken olduğunu bildirdi.

DOLULUK ORANLARI YÜZDE 10’LARA KADAR DÜŞTÜ

Pakdemirli, DSİ tarafından izlemesi yapılan 373 depolamalı tesiste aktif doluluk oranının yüzde 35.5 olduğunu, ayrıntılı olarak ise içme suyu amaçlılarda yüzde 33.4, sulama amaçlılarda yüzde 32.5 ve enerji amaçlılarda ise yüzde 37.3 aktif doluluk bulunduğunu bildirdi. Yanıtta 3 büyük ile ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, İstanbul barajlarındaki doluluk oranı yüzde 27. Hiç su gelmese İstanbul’un 3 ay yetecek suyu var. Ankara barajlarındaki doluluk oranı yüzde 13.1.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

Bafra’da inşa edilen bölge hastanesi 23 yıldır açılmayı bekliyor

Koronavirüs nedeniyle hastanelerde yer kalmadı. Koridorlar, ameliyathaneler yoğun bakım servislerine çevriliyor. Sürecin daha da kötüleşeceği öngörülürken Bafra’da 1997’de yapılan 250 yataklı bölge hastanesi 23 yıldır açılmayı bekliyor.

BOLD – Samsun’un Bafra ilçesinde 1997 yılında yöre halkının bağışlarıyla kaba inşaatı yapılan Bafra Bölge Hastanesi çürümeye terk edildi. 20 yıl önce Sağlık Bakanlığı’na devredilen hastane, açılmayı bekliyor.

2000 YILINDA BAKANLIĞA DEVREDİLDİ

Cumhuriyet’ten Cemil Ciğerim’in haberine göre, imece usulüyle yapımına başlanan 250 yataklı Bafra Bölge Devlet Hastanesi inşaatı yıllardır orman içinde çürüyor. 250 yataklı, 8 blok halinde ek devlet hastanesi inşaatının dernek imkânlarıyla tamamlanamayacağı anlaşılınca 17 Kasım 2000 tarihinde dernek, valilik ve Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan ek protokolle hastane inşaatı Sağlık Bakanlığı’na devredildi.

SALGINDA HASTANEYE ACİL İHTİYAÇ VAR

Bafra Bölge Devlet Hastanesi inşaatı için 31 Ocak 2006 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından ihale yapıldı. İhaleye itirazlar olunca yapılan soruşturma neticesinde ihale iptal edildi. Bölge halkı, 14 yıldır bürokratik nedenlerle tamamlanamayan hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için yetkililere çağrıda bulunarak, “Salgın nedeniyle bugünlerde çok ihtiyaç duyduğumuz böyle bir hastanenin yapılıp hizmete açılması çok doğru bir yatırım olacaktır” dedi.

Harbiyeli Muhammet Taş’ı bayıltana kadar döven gardiyan Ramazan Kuyucu: Nasıl hoşuna gitti mi?

medyabold
Devamını Oku »

Muhalefet seçimleri boykot etti: Nicolas Maduro seçimin galibi

Ekonomik ve siyasi krizin etkili olduğu Güney Amerika ülkesi Venezuela’da parlamento seçimlerini Devlet Başkanı Nicolas Maduro kazandı. Muhalefetin boykot çağrısı nedeniyle seçime katılım yüzde 31 olarak gerçekleşti.

BOLD – Güney Amerika’da yer alan Venezuela’da Pazar günü yapılan seçimlerde Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun liderliğindeki Sosyalist Parti 2015’den beri muhalefetin egemen olduğu parlamentoda yeniden çoğunluğu elde etti.

Ulusal Seçim Konseyi’nden yapılan açıklamada Maduro’nun başını çektiği ittifakın oyların yaklaşık yüzde 68’ini aldığı belirtildi. Seçim Konseyi Başkanı Indira Alfonzo oyların yüzde 80’inden fazlasının sayıldığını açıkladı.

ABD’nin desteklediği muhalefet lideri Juan Guaido’nun boykot çağrısında bulunduğu seçime katılım oranı yüzde 31 olarak gerçekleşti.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

Maduro böylece 2015 yılından beri muhalefetin elinde bulunan tek resmi organ olan Ulusal Meclis’te de çoğunluğu elde ederek, ülkedeki bütün siyasi kurumların kontrolünü ele geçirmiş oldu.

Seçime 100’den fazla partiden katılan yaklaşık 14 bin aday 227 sandalyeli Ulusal Meclis’e girebilmek için yarıştı. Guaido’nun boykot çağrısına rağmen kısmen oy kullanan muhalefet, oyların yüzde 18’ini alabildi.

Venezuela derin bir siyasi ve ekonomik krizin etkisinde bulunuyor. Ülkede Kasım 2019’dan bu yana enflasyon yüzde 4 bin oranında arttı.

Muhalefet lideri Guaido, 2019’un başından bu yana Maduro’ya karşı iktidar mücadelesi veriyor. Aynı zamanda parlamento başkanı da olan Guaido kendisini geçici devlet başkanı ilan etmişti. Guaido, ABD ve Almanya da dahil olmak üzere yaklaşık 60 ülke tarafından Venezuela’nın geçici devlet başkanı olarak tanınıyor.

ABD SEÇİM SONUÇLARINI TANIMADI

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise seçimleri “Maduro tarafından tasarlanan dolandırıcılık ve sahtekarlık” olarak tanımladı.

Pompeo, Twitter’dan yaptığı açıklamada “gayri meşru Maduro rejimi tarafından açıklanan sonuçlar Venezuela halkının iradesini yansıtmıyor” ifadesini kullandı.

Trump’ın avukatı Rudy Giuliani’nin koronavirüs testi pozitif çıktı

medyabold
Devamını Oku »

AB Zirvesi öncesi Dışişleri Bakanlığından Yunanistan’a çağrı

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, “Yunanistan Türkiye ile ikili meselelerini başkalarından medet umarak değil, ancak Türkiye ile masaya oturarak, iş birliği ve diyalog ile çözebilir” ifadesini kullandı.

BOLD – Dışişleri Bakanlığı, Yunan basınında yer alan Türkiye’nin AB zirvesi öncesinde Ege ve Akdeniz’de askeri faaliyetlerini arttırdığı iddialarına yanıt verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, haberlerin gerçek dışı olduğunu söyledi.

Aksoy konuya dair bir soru üzerine yaptığı açıklamada “Bu konuda çıkan haberler gerçek dışıdır. Aksine Yunanistan 20 Ekim 2020 tarihinden itibaren yayınladığı “11 NAVTEX” ve “12 NOTAM” ile Ege ve Doğu Akdeniz’de 24 askeri faaliyet yapacağını duyurarak bölgede kışkırtıcı ve gerginliği artırıcı askeri faaliyetlerine devam etmektedir” dedi.

Aksoy ayrıca Yunanistan’ın diyalog kanallarını kapalı tutarak NATO tarafından yapılması planlanan toplantılara da katılmadığını söyledi. Aksoy “Yunanistan askeri konularda da diyalog kanallarını kapalı tutmakta, NATO Genel Sekreteri’nin ayrıştırma inisiyatifinin ilerletilmesini önlemektedir. Nitekim, Yunanistan 9 Ekim 2020 tarihinden bu yana NATO Askeri Makamlarınca tertiplenmesi planlanan toplantılara da katılmamaktadır. Yunanistan Türkiye ile ikili meselelerini başkalarından medet umarak değil, ancak Türkiye ile masaya oturarak, işbirliği ve diyalog ile çözebilir” ifadelerini kullandı.

MSB: Doğu Akdeniz’de ayrıştırma tedbirlerine yönelik toplantıya Yunanistan katılmadı

medyabold
Devamını Oku »

DİSK: Türkiye, asgari ücreti en düşük 2’inci Avrupa ülkesi

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu 2021 için asgari ücret taleplerini net 3 bin 800 lira olarak açıkladı. Türkiye’nin asgari ücrette Avrupa’da sondan ikinci ülke olduğunu belirten Çerkezoğlu, asgari ücretin tümüyle vergi dışında bırakılması çağrısında bulundu.

BOLD – Asgari ücret tespit komisyonu yeni yılda belirlenecek ücret için mesaiye başlarken, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) talebini açıkladı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu yeni yılda asgari ücret taleplerinin net 3 bin 800 lira olduğunu söyledi. Asgari ücret halen net olarak 2 bin 324 lira 70 kuruş olarak uygulanıyor.

TÜRKİYE SONDAN İKİNCİ

Çerkezoğlu’nun verdiği bilgilere göre 2010’da Avrupa’da Türkiye’den düşük asgari ücrete sahip 12 ülke varken, 2020’de bu sayı 3’e düştü. Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip ülkeler Sırbistan, Bulgaristan ve Arnavutluk. Ancak 2020 Kasım ve Aralık ayındaki güncel döviz kur dikkate alındığında Türkiye’deki asgari ücretin Arnavutluk hariç Avrupa’daki en düşük asgari ücret haline geldi.

122 GÜN VERGİLER İÇİN ÇALIŞILIYOR

Asgari ücretin vergi dışında tutulmasını talep eden Çerkezoğlu “Brüt asgari ücretin dolaylı-dolaysız vergi ve kesintilerini dikkate aldığımızda yüzde 33,4’ü (983 TL) vergi ve kesintilere gidiyor. İşçinin eline (Asgari Geçim İndirimi-AGİ dahil) brüt asgari ücretin sadece yüzde 66,6’sı net harcanabilir gelir olarak geçiyor. İşçi 365 günün 122 günü vergi ve kesintiler için çalışıyor.” dedi.

Çerkezoğlu’nun verdiği bilgiye göre asgari ücretle çalışan işçilerden alınan vergi miktarı ilk vergi dilimi tarifesi düşük tutularak artırıldı. 2002 ve 2003 yıllarında ilk vergi dilimi tarifesi asgari ücretin 15-16 katı idi. AKP iktidarında vergi dilimi tarifeleri asgari ücretten ve enflasyondan daha az artırıldı. Böylece 2020 yılında ilk vergi dilimi asgari ücretin 7,5 katına geriledi.

ASGARİ ÜCRET ERİDİ

DİSK’in verdiği rakamlara göre ABD doları cinsinden asgari ücret 2016’da 430 ABD dolarına yükseldi. Sonra ekonomik ve siyasal istikrarsızlığa bağlı olarak asgari ücret dolar cinsinden gerilemeye başladı. Ocak-Kasım 2020 ortalama kurlara göre asgari ücret 336 ABD dolarına geriledi. Güncel kurlara göre ise 300 doların altına düştü.

AKP DÖNEMİNDE 25 ALTINDAN 10 ALTINA DÜŞTÜ

Merkez Bankası’nın yıllık ortalama Cumhuriyet altını fiyatlarına göre 2003 yılında asgari ücretin yıllık tutarı ile 25 altın alınabilirken 2020’de yıllık net asgari ücretle sadece 10 Cumhuriyet altını alınabiliyor.

DİSK tarafından hazırlanan “Salgın Günlerinde Asgari Ücret Gerçeği Araştırması-2021” başlıklı raporu da paylaşan Çerkezoğlu, 3,3 milyon işçinin yani bütün ücretli çalışanların yüzde 17’sinin asgari ücretin altında bir ücretle çalıştığını açıkladı. Rapora göre asgari ücretin yarısından daha az ücretle çalışan işçi sayısı 1 milyona yakın. Asgari ücret ve altında bir ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan işçilerin sayısı 7,5 milyon. Bu rakam bütün ücretli çalışanların yüzde 38,3’ü demek.

PANDEMİ ASGARİ ÜCRETLİYİ VURDU

DİSK başkanının verdiği bilgiye göre Kovid-19 salgınıyla birlikte ücretlerde önemli kayıplar yaşandı ve asgari ücret altında gelir elde edenlerin sayısı arttı. 1.168 TL ödenekle zorunlu ücretsiz izne çıkarılanlar asgari ücretin yarısı kadar bir gelirle yaşamaya zorlanıyor. Salgınla birlikte kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin ödeneğiyle asgari ücretin altına mahkûm edilenler ile işini kaybeden kayıtsız işçiler göz önüne alındığında asgari ücretin altında gelirle yaşamak zorunda olanların sayısının daha da arttığını söylemek mümkün.

ÖZEL SEKTÖRDE ASGARİ ÜCRET BİLE HAYAL

Özel sektör işçilerinin yüzde 21,7’si asgari ücrete erişemiyor. Özel sektörde asgari ücret ve altında ücretle çalışanların oranı yüzde 49 ve asgari ücret civarında çalışanların oranı yüzde 62. Ayrıca 9,5 milyona yakın özel sektör işçisi asgari ücretin yüzde 20’si ve altında ücretlerle çalışıyor.

Özel sektörde kadın işçilerin yüzde 32,5’i asgari ücret altında ücretlerle çalıştırılıyor. Özel sektördeki kadın işçilerin yüzde 9,3’ü ise asgari ücretin yarısının da altında ücretle çalışmaya zorlanıyor. Özel sektörde asgari ücretin oldukça altı ile asgari ücretin yüzde 20 fazlası arasında çalışmak zorunda kalan kadın işçilerin oranı ise yüzde 76’ya çıkıyor.

 

 

 

 

 

medyabold
Devamını Oku »

DSÖ Türkiye Ofisi’nin verilerden haberi yok: Çöküş yaşanabilir!

DSÖ Türkiye Ofisi’nden Dr. Irshad Ali Shaikh, Türkiye’deki Kovid-19 verilerinden haberdar olmadıklarını açıkladı. Artan vaka sayısına dikkat çeken Shaikh, sağlık sistemi için “Çöküş yaşanabilir” uyarısında bulundu.

BOLD – Türkiye’de 11 Mart’ta tespit edilen ilk vakanın üzerinden yaklaşık 9 ay geçti. Bugüne kadar açıklanan resmi verilere göre 520 binin üzerindeki kişide koronavirüs tespit edildi.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs testi (PCR) pozitif çıkan, fakat semptom göstermeyenlerin sayısının açıklanmadığı ortaya çıkmıştı.

SESSİZCE VİRÜSÜN YAYILMASINA NEDEN OLDU

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ülke ve Avrupa Merkez İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık Ofisi Geçiçi Başkanı Dr. Irshad Ali Shaikh, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Halkımızla ilk olarak paylaşmadıklarımızı DSÖ ile paylaşmıyoruz” dediğini hatırlatarak “Biz bu verilerin farkında değildik” dedi.

Shaikh, tüm dünyada semptom göstermeyenlerin “sessizce virüsün yayılmasına neden olduğuna” vurgu yaptı.

DSÖ’nün her ülkeden semptom göstersin göstermesin pozitif çıkan herkesin rapor edilmesini istediğini vurgulayan Shaikh, “Türkiye için asemptomatik kişi sayılarının paylaşılması rahatlatıcı, çünkü gerçekten salgının yayılımını engellemekte önemli” açıklamasında bulundu.

“ENDİŞE VERİCİ SEVİYEDE YÜKSEK SAYILAR”

Türkiye, 29 Temmuz’dan itibaren PCR testi pozitif çıkan ancak semptom göstermeyen kişilerin verilerini açıklamama kararı almıştı. Bakan Koca, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Semptomatik vaka hasta, asemptomatik vaka ise vakadır. Bizim verdiğimiz günlük hasta sayısı. 29 Temmuz’dan itibaren günlük hasta sayısı olarak verdik” ifadelerini kullanmıştı. Sağlık Bakanlığı 25 Kasım tarihinden itibaren ise tekrar tüm pozitif vakaların sayısını açıklamaya başladı.

DSÖ Türkiye ofisinden Dr. Shaikh “Türkiye’deki durumun da diğer ülkeler gibi” olduğunu belirterek “Endişe verici seviyede yüksek sayılarla karşı karşıyayız” dedi.

“HASTANE SİSTEMİNİN ÇÖKÜŞÜNÜ YAŞAYABİLİRİZ”

Türkiye’deki sağlık sistemi üzerinde gün geçtikçe artan yüke de değinen Shaikh, “Her ne kadar Türkiye’deki hastanelerde durum diğer ülkeler, Avrupa ya da Amerika’daki kadar kötü durumda olmasa da, bu şekilde devam ederse o zaman biz de, sağlık sisteminin, hastane sisteminin çöküşünü yaşayabiliriz” dedi.

Hem Sağlık Bakanlığı hem de uzmanlar, vaka artışlarıyla birlikte hastanelerdeki doluluk oranlarının da alarm verici seviyelere ulaştığını belirtiyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nden yapılan açıklamada, “Birçok büyükşehirde artan hasta sayıları nedeniyle kamuda hastane servislerinin dolduğu, yoğun bakımlarda ise yer kalmadığına dair hastane yöneticilerinden, yerel yöneticilerden, tabip odalarından, sağlık ve emek-meslek örgütlerinden bilgiler kamuoyu ile paylaşılmaktadır” denildi.

Türkiye’nin aşı için anlaştığı Çinli Sinovac üretimini ikiye katlamak için kredi peşinde

medyabold
Devamını Oku »

Taha Akyol ve oğlunu ‘sazan sarmalı’ ile avlayan dolandırıcılara 5’er yıl

Gazeteci Taha Akyol ve oğlu Ahmet Ertuğrul Akyol’u FETÖ operasyonu yaptıklarını söyleyerek dolandıran 3 şüpheli hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5’er yıla kadar hapis cezası istendi.

BOLD – İstanbul Cumhuriyet Savcılığının hazırladığı iddianamede, 16 Eylül 2020 tarihinde gazeteci Taha Akyol ve oğlu Ahmet Ertuğrul Akyol’un dolandırıldıklarını belirterek şikayetçi olmaları üzerine soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Telefonlarından ulaştıkları gazeteci Akyol ve oğlunu, FETÖ operasyonuyla korkutarak 10 bin dolar ile 320 bin lirasını alan sanıkların, tutuklandıktan sonra 21 Eylül’de Ahmet Ertuğrul Akyol’a teslim ettikleri de iddianamede yer aldı. Bunun üzerine müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol’un avukatının uğranılan zarar karşılanmış olduğu için şikayetten vazgeçtikleri kaydedildi.

İddianamede, sanıkların “terör örgütü operasyonu” yapıldığını belirterek kendilerine savcı/komiser izlenimi vermek suretiyle müştekilerden para temin ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri ancak kovuşturma başlamadan önce müştekilerin zararını giderilmiş olması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmaları talep edildi. İddianamede, tutuklu şüpheliler Engin Kaya, Ersin Deli ve Halil Beyret hakkında bu nedenle 1 yıl 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapisleri talep edildi. İddianamede gönderildiği İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Sanıklar, 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkacak.

BABAM “YARDIMCI OLALIM” DEDİ

İddianamede, müştekiler Taha Akyol ile Ahmet Tuğrul Akyol’un ifadelerine yer verildi. Müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol’un, “Babam Taha Akyol, telefondan bana Emniyet ile konuştuğunu belirterek, ‘Cumhuriyet Savcılığından arayan kişilere yardımcı olmamı, istediklerini vermemi’ söyledi. Daha sonra beni iki farklı numaralı telefondan arayan bir erkek şahıs, ‘FETÖ terör örgütüne yönelik bir operasyon yaptıklarını’, hemen evden çıkarak dediklerini yapması, operasyonla ilgili delillerin kendisini gösterdiği, yardımcı olması halinde bu operasyonda suçlu durumundan kurtulacağı, örgüt üyelerinin Suriyeli ve çok tehlikeli oldukları, şahısları yakalamaya çok yaklaştıkları, örgütün kendi aralarındaki konuşmaları dinledikleri, hesabından 50 bin dolar çekmesi halinde örgüt üyelerinin deşifre olduklarını düşünerek kaçacakları, daha sonra görevli bir timin yanına geleceği ve operasyondan kimseye bahsetmemesi gerektiğini’ söyledi” dediğine yer verildi. Müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol’un 43 bin dolar karşılığı Türk lirasını bankadan çekip telefondaki sanığın yönlendirmesiyle Şişli, Halaskargazi Caddesi’nde yürüdükten sonra bir ara sokakta yanına gelen kişiye teslim ettiğini anlattı.

ÇOK GİZLİ OPERASYON

Taha Akyol da ifadesinde ev telefonundan arandığını, bir dolandırıcılık şebekesinin kendisinin ve aile fertlerinin kimliklerini tespit ederek sahte telefon numaralarıyla internet bankacılığından dolandırıcılık yaptığını, daha sonra kendisinin ve eşinin kullandığı telefonları arayan kişilerin, “Bu çok gizli FETÖ operasyonudur, hiç kimseye bahsetmeyin” dediklerini söylediği anlatıldı. Talha Akyol’un, “şüphelilerin telefonu sürekli açık tutarak başka görüşmeler yapmasını ve yasal mercilere haber vermesini engellediklerini, aralarında birbirlerine sürekli olarak, ‘savcım, komiserim’ diye hitap ettiklerini” söylediği belirtilen iddianamede, bu kişilerin ayrıca, “FETÖ’nün telefonları dinledikleri, biriyle konuşması halinde operasyonun bozulacağı ve kendisinin sorumlu olacağını, bankaya gittiğinde hesaptaki paraları oğlu Ahmet Ertuğrul’un hesabına aktarmasını’ söylediklerini” beyan ettiği de ifade edildi.

İddianamede, Taha Akyol’un “Şüphelilere ‘bunu yapamayacağımı’ söyledim. Şüpheliler de bana, ‘Emniyet’teyiz’ dedi. ‘Operasyona yardımcı olmak için oğlumla görüşmek istediğimi’ söylemem üzerine, ‘savcıyla görüşüp on dakika sonra dönecekleri’ şeklinde cevap verdiler. On dakika sonra oğlum, ‘Baba ben iyiyim, bir şey yok’ dedi. Şahısların, ‘Bir bankanın Çağlayan şubesinde bulunan hesabında 1000 doları bırakarak oğlunun hesabına göndermesi’ şeklindeki taleplerini reddettim. Telefondaki şahıslar, ‘talimat ver, blokeyi kaldırsınlar, savcı seni bekliyor’ dediler. Bu sırada Asayiş Şube Müdürlüğünden gelen görevlilerin olaya müdahale etmeleri üzerine, ‘Çağlayan Adliyesine savcıya gideceğimi’ söylemem üzerine bu şahıslar beni bir daha aramadılar. Bu kişilerden şikayetçiyim” dediğine yer verildi.

medyabold
Devamını Oku »

Netflix İngiliz Kraliyet ailesinin teklifini geri çevirdi

İngiltere Kültür Bakanı Oliver Dowden’ın The Crown dizisi eleştirilerini yanıtlayan Netflix, dizinin jeneriğine kurmaca olduğunu belirten bir uyarı eklemeyi planlamadıklarını söyledi.

BOLD– Netflix’in çok izlenen dizisi The Crown’a yönelik olarak geçen hafta bir eleştiri getiren Birleşik Krallık Kültür Bakanı Oliver Dowden, yapımın bir kurmaca olduğunun en başta net bir şekilde dile getirilmesi gerektiğini belirtmişti. Netflix’ten yapılan açıklama bu uyarının dikkate alınmayacağını gösterdi.

SEBEP PRENSES DIANA MI?

The Crown bu yıl 4. sezonuyla Netflix’teki yerini aldı. İzlenme istatistikleri henüz yayınlanmasa da sosyal medyada uyandırdığı etki, önceki sezonlardan yüksek bir izlenme oranı yakalandığını gösteriyor. Bunda dizinin yeni sezonunda evliliği, çalkantılı boşanması ve trajik ölümüyle her zaman çok konuşulan Prenses Diana karakterinin de bu sezon diziye eklenmiş olması temel etken.

Dizide Prens Charles ve Prenses Diana’yı, Emma Corin ve Josh O’Connor canlandırıyor.

The Crown’ın yeni sezonunun yayınlanmasından kısa süre sonra Birleşik Krallık Kültür Bakanı Oliver Dowden’ın “The Crown güzel biçimde üretilmiş bir kurgu çalışması, bu nedenle diğer televizyon yapımlarında olduğu gibi, Netflix’in dizinin başlangıcında bunu net bir şekilde belirtmesi gerekiyor hepsi bu. Bu olmadan, bu olaylara tanıklık etmemiş bir izleyicinin gerçekle kurguyu karıştırmasından endişe duyuyorum.” şeklindeki açıklaması akıllara “Kraliyet ailesi Diana’nın anlatılmasından rahatsız mı oluyor?” sorusunu getirdi.

KÜLTÜR BAKANI NETFLIX’E MEKTUP YAZDI

Dizinin önceki sezonları için bu yönde bir talebi olmayan yetkililerin üstelik de Kültür Bakanı tarafından gönderilen bir mektupla sergiledikleri bu tavra Netflix’ten yanıt gecikmedi. Platformdan yapılan kurumsal açıklamada “The Crown’u her zaman bir drama olarak sunduk ve üyelerimizin bunun büyük ölçüde tarihsel olaylara dayanan bir kurgu çalışması olduğunu anladığına her türlü güvenimiz var. Sonuç olarak, uyarı eklemek için hiçbir planımız yok ve buna gerek görmüyoruz.” ifadesine yer verildi.

Oliwer Dowden’ın Netflix’e yazdığı mektubun tamamı henüz kamuoyuna sunulmadı. Aynı şekilde Netflix’te kendi yazdığı cevabın tamamını açıklamadı. Açıklanıp açıklanmayacağı konusunda da henüz bir bilgi yok.

medyabold
Devamını Oku »

Kovid-19 eylemine katılan işçi Vestel’den kovuldu

Vestel’de hakkını arayan işçilerin, işten atıldığı ileri sürüldü. İddiaya göre Vestel’de artan Kovid-19 vakalarıyla ilgili eyleme katılan Yeliz Kurt, “performans düşüklüğü” gerekçesi ile işten atıldı.

BOLD – Kovid-19 eylemine katılan kadın işçi, Vestel Fabrikası’ndaki işinden kovuldu. İddiayı haberleştiren Evrensel Gazetesi, işten atılan Yeliz Kurt ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kadın işçi ile olayı konuştu.

EYLEME KATILMANIN VE ŞAHİT OLMANIN FATURASI KESİLDİ

Habere göre, 10 Ağustos’ta Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan Vestel Fabrikası’nda artan Kovid-19 vakalarına dikkat çekmek için İşçi Kadın Meclisleri OSB Müdürlüğü önünde basın açıklaması düzenledi. 24 Ağustos’ta Yeliz Kurt’un işine, “performans düşüklüğü” gerekçesi ile son verildi. Ardından da davada şahit olan arkadaşı kovuldu.

İZİNLİ OLDUĞU DÖNEMDE “PERFORMANS DÜŞÜKLÜĞÜ”

İşten atılmadan bir süre önce ücretli izinde olduğunu ve basın açıklamasının ardından ‘Sana uygun bir yer bulamadık’ diyerek işten atıldığını anlatan Kurt, “4 yıl çalıştım Vestel’de. Ara verdikten sonra tekrar başvurdum, işe alındım ve 5 yıl daha çalıştım. Hem 9 yıl çalıştırdığınız hem de birkaç aydır zorunlu izinde olan bir işçiyi performans düşüklüğünden işten atıyorsunuz. Komik olmakla birlikte altında yatan ana sebebi bize göstermektedir” diye konuştu.

2 yıldır Birleşik Metal-İş üyesi olduğunu belirten Kurt, “İşten atıldıktan sonra ‘sendikal tazminat ve işe iade’ talebiyle uzlaşmaya gittim, fakat fabrika yönetimi kabul etmedi. Biz de dava açtık, 11 Şubat saat 10.40’da Manisa Adliyesi 1. İş Mahkemesi’nde davamız var” diyerek bu sorunları yaşayan diğer bütün işçilerle dayanışma çağrısında bulundu.

“BU İŞLERLE UĞRAŞMA”

Kurt ayrıca işten atıldıktan sonra davaya şahit olarak yazdırdığı bir başka Vestel işçisi arkadaşının da işten atıldığını söyledi. İsmini vermek istemeyen kadın işçi ise “İnsan Kaynakları tarafından çağrıldım. ‘İl dışı görev değişikliği’ denilerek işten atıldım. Beni çağırıp, Kadın Meclisi üyesi olup olmadığımı sordular ve bu işlerle uğraşmamam gerektiğini söylediler” dedi. Bu sorunları yaşayan bir sürü kadının olduğunu belirten işçi, hepsinin sesinin duyulması için mücadele ettiklerini söyledi.

medyabold
Devamını Oku »

Gazeteci Ayşegül Doğan’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi

Kapatılan İMC TV’nin Program Koordinatörü Ayşegül Doğan’a gazetecilik faaliyeti kapsamında yaptığı görüşmeler ve katıldığı etkinlikler nedeniyle 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

BOLD –  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan İMC TV Program Koordinatörü Ayşegül Doğan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) yöneticileriyle yaptığı röportajlar ve DTK delegesi olduğu ileri sürülerek, örgüt kurduğu ve yönettiği iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada karar bugün açıklandı. Gazeteci Doğan’ın kovid-19 temaslı olduğu gerekçesiyle mazeret sunduğu duruşmada heyet, “davanın makul sürede sonuçlanması” için mazereti kabul etmedi. Ayşegül Doğan’ın mazeretini sağlık raporu olmaması nedeniyle kabul etmeyen mahkeme heyeti, Doğan’ın duruşmaya katılmayışını aleyhte değerlendirmeyeceklerini belirterek duruşmayı sürdürdü.

Savunma yapan avukatlar, müvekkilleri hakkındaki delillerin tümünün hukuka aykırı olarak alındığını ve örgüt üyeliği iddiasını kanıtlar nitelikte olmadığını belirterek Ayşegül Doğan’ın beraatini istedi. Avukat M. Emin Aktar, Ayşegül Doğan hakkındaki iddianamede suç tarihinin 23.05.2018 olduğunu ancak delil olarak sunulan dinleme ve teknik takip tarihlerinin 2010-2013 aralığında olduğunu ifade ederek suç tarihi ve sonrasına ait tek bir delil olmadığını söyledi. Avukatlar, dosyadaki delillerin Ayşegül Doğan‘ın DTK daimi meclis üyesi olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, katıldığı DTK toplantılarının tümüne gazeteci kimliğiyle katıldığını ifade etti.

medyabold
Devamını Oku »

Trump’ın avukatı Rudy Giuliani’nin koronavirüs testi pozitif çıktı

ABD Başkanı Donald Trump, avukatı Rudy Giuliani’nin Kovid-19’a yakalandığını açıkladı. Trump, Twitter üzerinden attığı mesajda, “Geçmiş olsun Rudy, işimize devam edeceğiz” dedi.

BOLD – ABD Başkanı Donald Trump’ın avukatı ve eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani’nin koronavirüs testinin pozitif çıktığı açıklandı.

76 yaşında avukat Giuliani, Trump’ın Kasım ayında yapılan seçimlerde usulsüzlük yapıldığı yönündeki dayanaksız iddialarının yargı yoluna taşınması sürecinde önemli rol oynuyor.

ABD Başkanı Donald Trump konuyla ilgili olarak Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “New York tarihinin açık ara en iyi Belediye Başkanı ve ABD tarihinin (açık ara) en hileli seçiminin ortaya çıkarılması için yorulmaksızın çalışan Rudy Giuliani’nin Çin virüsü testi pozitif çıktı” ifadelerini kullandı. Trump, koronavirüs ya da Kovid-19 yerine yine Çin virüsü ifadesini kullanması dikkat çekti.

Trump, “Geçmiş olsun Rudy, işimize devam edeceğiz” dedi.

Giuliani de kendi Twitter hesabından yaptığı açıklamada arkadaşları ve takipçilerine kendisine gösterdikleri ilgi için teşekkür etti. Giuliani “Çok iyi bakılıyorum ve iyi hissediyorum. Süratle iyileşiyor ve her şeyle ilgilenmeyi sürdürüyorum” dedi.

BAŞKENT WASHINGTON’DA TEDAVİ ALTINA ALINDI

76 yaşındaki eski New York Belediye Başkanı Giuliani, başkent Washington’daki Georgetown Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Hastaneden henüz Giuliani’nin sağlık durumuna ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Giuliani’nin herhangi bir semptom gösterip göstermediği, virüse nerede ve nasıl yakalandığı ise netlik kazanmadı.

ABD’de 3 Kasım’da yapılan ve Demokrat Parti adayı Joe Biden’ın kazandığı seçimlerden bu yana Giuliani, Trump’ın seçim sonuçlarına itiraz etme çabalarında başrol oynadı.

Ülkenin birçok noktasına giderek resmi itiraz ve yargı süreçleri başlatan Giuliani’nin bugüne kadar katıldığı etkinliklerde maske takmadığı ve sosyal mesafe kurallarına uymadığı görüldü.

TRUMP EKİM AYINDA KOVİD-19’A YAKALANDI

Son dönemde Trump’ın yakın çevresinde çok sayıda kişiye Kovid-19 teşhisi konulduğu açıklandı.

Bu kişiler arasında Trump’ın danışmanı Boris Epshteyn, Beyaz Saray Genel Sekreteri Mark Meadows ve Basın Sözcüsü Kayleigh McEnany de var.

Trump’ın kendisine de Ekim ayında koronavirüs teşhisi konmuş ancak gördüğü tedavi sonucunda iyileşmişti.

Trump yönetimine bir süredir koronavirüs salgınına karşı gerekli önlemleri almadığı eleştirileri yapılıyor.

Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre, ABD’de bugüne kadar görülen toplam vaka sayısı 14,5 milyonu, can kaybı da 280 bini aştı. ABD, dünyada en fazla vaka sayısının ve can kaybının görüldüğü ülke konumunda.

ABD’li en üst düzey istihbarat yetkilisi: Çin özgürlüğe karşı en büyük tehdit

medyabold
Devamını Oku »

Geçmediğimiz köprüye para verip üzerine bir de 143,6 milyar lira kur farkı ödedik

Yolcu garantili projelerin bütçeye yükü her geçen gün artıyor. CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın hazırladığı rapora göre garantili projelere kur farkı olarak yapılan ödemeler 143 milyar lirayı buldu. Bu para ile asgari ücret 3 bin 500 liraya çıkarılabilir, ya da 138 bin öğretmen işe alınabilir.

BOLD – Vatandaşın bir kısmının hiç geçmediği hatta görmediği otoyol, köprü ve tüneller hazineyi boşaltmaya devam ediyor. 2014 yılından bu yana Hazine’nin sadece döviz kuru artışı nedeniyle işletmeci firmalara 143 milyar lira ödediği belirlendi.

KUR FARKI FATURASI 143 MİLYAR TL

Sözcü’de yer alan habere göre CHP Zonguldak Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu Üyesi Deniz Yavuzyılmaz, konuyla ilgili bir rapor hazırladı. Raporda bütçenin kara deliği olarak nitelendirilebilecek ödemelerin sadece kur farkı ile neler yapılabileceği de sıralandı.

Raporda, 2014 yılında Hazine’nin kasasından 2 milyar 652 milyon dolar, 2015’te 3 milyar 959 milyon dolar, 2016 yılında 1 milyar 274 milyon dolar çıktığı belirtildi. Yine aynı projeler için 2017 yılında Hazine 2 milyar 489 milyon dolar, 2018’de 6 milyar 670 milyon dolar, 2019’da ise 1 milyar 897 milyon dolar kur farkı ödemesi gerçekleştirdi.  Raporda kur farkı ödemelerinin toplamda 18 milyar 434 milyon doları bulduğu belirtilerek bunun günümüz dolar kuru ile (7,79 lira) 143 milyar 603 milyon lirayı bulduğu belirtildi.

DEV BÜTÇELİ İCRAATLAR YAPILABİLİRDİ

Raporda garantili projelere ödenen sadece kur farkı ile neler yapılabileceği de örneklerle anlatıldı. Rapora göre kur farkı ile:

-2020 yılında asgari ücreti 3 bin 500 lira yapmak mümkündü.

-Koronavirüs sürecinde 2 milyon esnafın her birine 70 bin lira hibe yapılabilirdi.

-Koronavirüs sürecinde 6 milyon konut kiracısının her birinin kira, elektrik, su, doğalgaz faturaları için bir yıl boyunca her ay 2 bin lira yardım yapmak mümkündü.

-Atanamayan 138 bin öğretmeni kadroya almak ve 12 yıl boyunca maaşlarını ödemek mümkün olabilirdi.

-Yıllık 28 milyar lira maliyeti olduğu belirtilen ve sayıları 1,5 milyon olan Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın emeklilikleri sağlanıp, 5 yıl boyunca maaşlarını ödemek mümkündü.

-Üniversite öğrencilerinin sırtında kambur olan tüm Kredi Yurtlar Kurumu borçlarının anaparasının ödenmesi de sağlanabilirdi.

ÖDEMELER DAHA DA ARTACAK

Yapılan sözleşmeler gereği, şirketlere yapılan ödemeler Merkez Bankası’nın ocak ayının ikinci günündeki alış kuru üzerinden hesaplanıyor. Osmangazi, Yavuz Sultan Selim köprüleri ve otoyollar için Hazine’nin kasasından 2020 için 7 milyar 876 milyon 980 bin lira çıktı ve 2021 için 14 milyar 49 milyon lira ödenmesi planlanıyor.

Yıllık 25 milyon 125 bin araç garantisi verilen Avrasya Tüneli’nin maliyeti 1 milyar 245 milyon dolar idi. 2020 için başlangıç ödeneği olarak 458 milyon lira ayrıldı ancak Haziran sonuna kadar 295 milyon 76 bin liralık kısmı aktarıldı. 2021’de bu tutarın 540 milyon lira 2022’de 308 milyon lira, 2023’te ise 248 milyon lira olması bekleniyor.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’nin aşı için anlaştığı Çinli Sinovac üretimini ikiye katlamak için kredi peşinde

Müşterileri arasında Türkiye’nin de bulunduğu Kovid-19 aşısı üreten Çinli Sinovac Biotech firması şimdiye kadar 515 milyon dolar fon topladığını ve üretim kapasitesini iki katına çıkaracağını açıkladı.

BOLD – Şimdiye kadar koronavirüs aşısı konusunda Endonezya, Brezilya, Şili ve Türkiye gibi ülkelerle anlaşma sağlayan firma, dünyanın farklı bölgelerinde orta aşamadaki klinik deneylerde başarı sağlayınca üretim kapasitesini artırma kararı almıştı.

Sinovac açıklamasında, yılda 300 milyon adet koronavirüs aşısı üretebileceğini ve 2020 yılı sonuna kadar tamamlamayı planladığı ikinci üretim tesisiyle birlikte üretim kapasitesini de 600 milyon adede çıkaracağını belirtti.

Sinovac, piyasa koşulları ve finansman olanaklarına bağlı olarak üretim kapasitesini daha da artırabileceğini ifade etti.

Sinovac yetkilileri, potansiyel müşterileri arasında bulunan Filipinler devletiyle de anlaşma şartlarının görüşüldüğünü duyurdu.

Sinovac, Çin’de acil durum programı kapsamında bir milyon kişide denenmesi düşünülen 3 farklı Kovid-19 aşısından birisiydi.

Sinovac’ın geliştirdiği koronavirüs aşısı CoronaVac’ın üçüncü faz testleri devam ediyor. Şu ana kadar yapılan testlerden olumlu sonuçlar elde edildi.

Türkiye, bu şirketle 50 milyon doz aşı için sözleşme imzaladığını açıkladı.

Yeni keşfedilen koronavirüs türü antikorlara yakalanmıyor

medyabold
Devamını Oku »