9 Aralık 2020 Çarşamba

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

Koğuşuna yeni gelen tutuklulardan koronavirüs kapan ve yoğun bakımda yatağa kelepçelenen Kemal Polat, 4 gün önce hayatını kaybetti. Yaşlı ve kronik hastalığı bulunan babasının yaşadıklarının normal olmadığını fark eden oğlu Bekir Polat, sesinin duyurulması için Bold Medya’ya ulaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Cezaevinde bir kişi daha sessiz sedasız öldü. 1,5 yıldır Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde tutuklu bulunan 68 yaşındaki Kemal Polat 6 Aralık 2020’de koronavirüs teşhisiyle kaldırıldığı Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Geçen hafta pazar günü ölen Polat, ancak salı günü defnedilebildi. 19 Kasım’da yapılan testi pozitif çıkan Kemal Polat’ın ailesine ölene kadar hiçbir bilgi verilmedi. Hem cezaevi hem hastane yönetimi sadece “iyi” demekle yetindi.

Beklemedikleri ölüm haberiyle sarsılan oğlu Bekir Polat, kendi imkanlarıyla yaptığı görüşmeler sonucunda babasının koğuşta nasıl virüs kaptığını öğrendi. Sonrasında öğrendikleri ise onun için daha üzücüydü. Babası yoğun bakımda yatağa kelepçelenmişti. Altına bez bağlanacak kadar kişisel ihtiyaçlarını göremeyecek durumdaydı. O halde yataktan düşmüş ve başı morarmıştı. İzin verilmediği için yanında refakatçisi bile yoktu.

Oğul Polat, hiçbir şeyden haberleri olmadan babasının hastanede, tek başına, çırpınarak ölmesinin derin acısını yaşıyor. “Babam öldü, başka canlar yanmasın. Entübe hastalara insani şekilde davranılsın.” diyen Bekir Polat Bold Medya’ya konuştu.

Babanızı 4 gün önce öldü ama yeni öğreniyoruz. Başınız sağ olsun. Babanız kimdi öncelikle, neler yaşadı? 

Babam hükümözlü olarak Kahramanmaraş Türkoğlu L2 Cezaevinde yatıyordu. Dosyası daha onaylanmamıştı, Yargıtay aşamasındaydı. Şofördü, SGK’dan emekli olmuştu. Miras davası nedeniyle cezaevine girmişti. Dört yıldır cezaevindeydi. Normalde Gaziantep Cezaevinde kalıyordu. Kahramanmaraş’taki cezaevi yeni açılınca oraya sevk edildi. Türkoğlu’na ilk gidenlerden. Yaklaşık bir ay önce babamı D12 koğuşundan A7 koğuşuna geçirmişlerdi. Bir ay önce yaptığımız son telefon görüşmemizde “Yeni gelenleri direkt bizim koğuşa verilecek, yer yok” demişti.

Ne zaman koronavirüs teşhisi konuldu?

Bu son konuşmamızdan 1 hafta sonra il sağlık müdürlüğünden aradılar. Yaklaşık üç hafta önce oluyor. Kemal Polat’ın evi nerede, karantinaya alacağız dediler. Babam cezaevinde dedim. Telefonu kapattım ve hemen cezaevini aradım. Haberleri yok tabi ki… Bir gün sonra tekrar aradım, yine haberleri yok. Üçüncü gün aradım, babanızın testi pozitif çıkmış dediler. Babam 60 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olduğu için hastaneye sevk edildiği söylendi. Yani babama 19 Kasım’da teşhis konuluyor. 6 Aralık’ta da vefat ediyor.

Kronik ne rahatsızlığı vardı?

Hipertansiyonu, şekeri ve kolesterolü vardı. Bu hastalıkların hepsi hapse girince ortaya çıktı. Daha önce yoktu. Hatta Gaziantep Cezaevinde de sıkıntısı yoktu. Ne olduysa Türkoğlu’ndan sonra oldu. Belki birikti, belki de gerçekten cezaevinde bir sıkıntı oldu.

Babanızın koronavirüs kaptığını öğrendikten sonra cezaevi ve hastane yönetimiyle ilgili nasıl tecrübeleriniz oldu. Size bilgi verildi mi?

Durumu hakkında hiç net bilgi alamadık. Sadece sağlık durumu iyi dediler. Hastane mahkum olduğu için bilgi veremeyiz, jandarma izin vermiyor dedi. 19 Kasım’dan itibaren vefat edene kadar her aramamda hiçbir sıkıntı yok diye sanki ezberletilmiş cevaplar verildi. 6 Aralık pazar günü sabah bir telefon geldi. “Babanız vefat etmiştir.” Bir gün önce durumu iyi diyenler vefat haberini verdiler.

Maalesef genelde “iyi” diye cevap veriliyor, sonuç böyle oluyor. Hastanede tutuklu odasında mıydı yoksa yoğun bakımda mı?

Üç gün yoğun bakımda entübe halde yatmış. Hatta ellerini kelepçelemişler. Bunu babam öldükten sonra hastanedeki bir görevliden öğrendik. Kendisi dayanamayıp söyledi. Ne hastane ne cezaevi hiçbiri yoğun bakımda olduğunu söylemedi.

Genelde cezaevinde yakınları olanlar e-nabızı sık sık kontrol ediyor. Babanız hastalanınca sizin hiç aklınıza gelmedi mi? 

Hiç aklıma gelmedi. Siz söyleyince e-nabız’ına baktım. İnceledim biraz. İşlemler kısmında altına bez bağlandığı yazıyor. İhtiyacını göremeyecek hale gelmiş. E-devlet şifresini de 2-3 ay önce almıştım, lazım olur diye. İşte böyle şeyler insanın başına bir kere geliyor. En kötüsü de bunların hiçbirinden haberimizin olmaması.

Cenazesini ne zaman aldınız, ölümünden defnedilene kadar vakit geçmiş epeyce. 

Pazar günü teşhis için yola çıktım. Adli tıpta babamı teşhis ederken başında ve burnunda morluklar olduğunu gördüm. Savcı beye durumu aktardım. Otopsi için gönderilirken bunu da not aldı. Kahramanmaraş’ta düşük basınçlı otopsi odası olmadığı için Erzurum’a otopsiye gönderildi. Ertesi gün yoğun uğraşlarımızla cenazemizi alabildik. 6 Aralık 2020 pazar gecesi 01.20’de vefat eden babamı salı günü defnedebildik.

Yüzündeki morlukların sebebine dair herhangi bir açıklama yapıldı mı?

Hastaneden bir hemşireye ulaşabildik. Babam yoğun bakıma alınırken ‘yakınlarına haber verin, hasta iyi değil’ demesine rağmen ilgili doktor ve nöbetçi jandarma ‘ne gereği var’ demişler. Babam son nefesini verirken sedyeden düşerek başını çarpmış. Büyük ihtimalle kalp krizi geçirirken eli kelepçeli olduğu için kalkamadı ve düşerek kafasını çarptı. Kriz geçirdiğini de hemşire söyledi. Tüm bu olaylar otopsi raporu sonucunda netleşecektir.

Cezaevi yönetimiyle hiç görüşebildiniz mi? 

Cenazeyi teslim alırken kurum müdürü geldi. Virüs nasıl yayıldı diye sordum kendisine. “Yeni gelen mahkumları test yapıp içeri alıyoruz ve koğuşa gönderiyoruz. Yeni gelen bir mahkumun 2 gün sonra pozitif olduğunu öğrendik. Oradan yayıldı. Daha sonra o bloklara test yaptırdık.” dedi. Böyle bir idare şekli kabul edilemez.

Evet doğru değil, dikkatli olmaları gerekiyor. Kimsenin canını tehlikeye atmaya hakları yok. 

Dışarıdan gelenlerin izole bir şekilde test sonucunun beklemesi gerekirken direk koğuşlara göndermeleri tamamen insanlık suçu. Cezaevlerine test yapılmadan kimse alınmaması lazım. Babam öldü, başka canlar yanmasın. Ve entübe hastalara insani şekilde davranılsın. Örneğin kelepçe olmasaydı belki babamı kaybetmeyecektik ya da başında bir refakatçi olsaydı.

GERGERLİOĞLU DUYURMUŞTU

Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde koronavirüs vakası çıktığını, durumun acil ve ciddi olduğunu HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Twitter hesabından birçok kez duyurmuştu. Mahpusların hem kovid-19’a yakalandığını hem de telefon haklarının elinden alındığını belirten Gergerlioğlu Adalet Bakanlığı’na “Hak mıdır bu” diye sormuştu. Gergerlioğlu: “Maraş Türkoğlu Cezaevinde eşim tutuklu. D-17 koğuşu 27 kişi hepsi kovid çıktı, tekli koğuşlara alınıp, yanlarına birer adet buton verip, fenalaştığında bu butona basın demişler. Kronik rahatsızlığı bulunan bir sürü mahpus var, diyor.” 

E-Nabız’da yer alan bilgilere göre Kemal Polat’a 6 kere koronavirüs testi yapılmış ve hepsi pozitif çıkmış.

Burdur Cezaevinde vaka sayısı arttı: “Babam, abim, eşim hepsi pozitif”

medyabold
Devamını Oku »

Asgari ücretli bir işçi yılın 122 gününü devlet için çalışıyor

Asgari ücretliler, birçok sektörde kendi işinin başında olanlardan daha fazla vergi veriyor. Devlet asgari ücretlinin maaşından her ay 983 TL’yi vergi ve diğer kesintiler için alıyor.

BOLD – Türkiye’de asgari ücretten yapılan vergi ve diğer kesintiler, işçilerin belini büküyor. DİSK Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) raporuna göre, dolaylı-dolaysız vergiler ve diğer kesintiler nedeniyle işçinin eline, brüt asgari ücretin sadece yüzde 66,6’sı geçiyor. Asgari ücret alan bir işçi, 365 günü 122’sinde sadece devlet için çalışıyor.

MAAŞIN ÜÇTE BİRİ DEVLETİN

Brüt asgari ücret üzerinden 412,02 TL SGK işçi primi, 29,43 TL işsizlik sigortası primi, 22,34 TL damga vergisi kesiliyor. Asgari ücretli bir işçi, yılda 268,08 TL damga vergisi ödüyor. İşçinin eline geçen miktardan en az 364,37 TL dolaylı vergi (tüketim vergileri, KDV, ÖTV vb.) kesiliyor. Böylece doğrudan ve dolaylı vergiler ile prim kesintilerinin toplamı 982,67 TL’ye ulaşıyor. Bu tutarın brüt asgari ücrete oranı yüzde 33,4.

AKP, ASGARİ ÜCRETLİDEN ALINAN VERGİLERİ ARTIRDI

Rapora göre asgari ücretin brüt değil, net ödenmesi durumunda, şu anki asgari ücret seviyesinde işçinin eline geçecek tutar 2 bin 943 TL olacak. Türk-İş, DİSK, Hak-İş, asgari ücretin tümüyle vergiden muaf tutulmasını istiyor. Hükumet ise bu talebi kabul etmezken, ilk vergi dilimi tarifesini düşük tutarak asgari ücretliden ve düşük gelirli işçilerden alınan vergi miktarını artırıyor. 2002 yılında ilk vergi dilimi tarifesi asgari ücretin 15 katı iken AKP iktidarında vergi dilimi tarifeleri, asgari ücret ve milli gelir artışından daha az artırıldı. Böylece 2020 yılında ilk vergi dilimi, asgari ücretin 7,5 katına geriledi. Böylece işçiler daha fazla vergi ödemek zorunda kaldı.

SARAY KOMİSYONU DA KENDİNE BAĞLADI

DİSK-AR’ın raporunda, Türkiye’deki asgari ücret tespit yönteminin uluslararası normlara aykırı olduğuna dikkat çekti. Uluslararası normlara göre işçinin sadece kendisinin değil, ailesinin de asgari ücret tespitinde hesaba katılması gerekiyor. Buna karşın Türkiye’de işçinin ailesi yok sayılıyor. Ayrıca 2018 yılında yapılan bir değişiklikle asgari ücret tespit komisyonu Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı içine alındı. Böylece komisyon doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmış oldu.

Akın İpek’ten Tayyip Erdoğan’a cevap: Koza İpek Grubuna 2015 yılında el kondu, 2016’da değil…

medyabold
Devamını Oku »

Türk milyonerler paralarını güvenli ülkelere transfer ediyor

AKP hükumetinin iş adamlarının mallarına el koymaya başlaması sonrası milyonerler paralarını güvenli ülkelere çıkarmaya başladı. 2016-2019 yılları arasında 17 bin 100 milyoner, hesabını yurt dışına çıkardı.

BOLD – Türkiye, yurtdışına para çıkarılan ülke sıralamasında dünyada ilk sıraya yükseldi. 2016 ile 2019 yılları arasında 1 milyon dolar ve üzerinde para bulunan 17 bin 100 hesap yurt dışına çıkarıldı.

BİRİSİNİN İHBARI İLE MALINIZA EL KONABİLİR

Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre Türkiye, yurtdışına para çıkarılan ülke sıralamasında dünyada ilk sıraya çıktı. TBMM’de bütçe görüşmelerinde söz alan CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, adalet ve ekonomide güven sorunu olduğunu söyledi. Yabancı yatırımcının güven duymadığını söyleyen Kuşoğlu, “1 milyar dolarınız olsa şu anda yatırım yapar mısınız bu ülkede? Birisinin bir ihbarı ile malınıza mülkünüze el konabilir, terörist, FETÖ’cü, bilmem neci denilerek yatırımınız yarım kalabilir” dedi.

YURTDIŞINA EN FAZLA SERVET KAÇIRILAN ÜLKE TÜRKİYE

Yurtdışına çıkarılan para konusunda bilgiler veren Kuşoğlu, “Wealth Fund araştırmasına göre 2016 yılından 2019’a kadar Türkiye’den 1 milyon dolar ve üzeri meblağda 17.100 hesap yurtdışına çıkarılmış. Dünyada nüfusuna göre en fazla yurtdışına servet kaçırılan ülke Türkiye şu anda. Türkiye, 10 yıl önce, Ortadoğu ülkeleri arasında en iyi servete sahipken, millî geliri en önde olan ülkeyken, şimdi 4’üncü sıraya düşmüş. Bugün Türklerin yurtdışında en az 200 milyar dolar serveti var” dedi.

HALK PARASINI DOLARA YATIRIYOR

Türkiye’de halk ise güvenli liman olarak doları görüyor. Türkiye’de döviz mevduatları geçen hafta 3.4 milyar dolar artış kaydetti. Artışın 2.4 milyar dolarlık kısmı gerçek kişilerden kaynaklandı. BDDK’nın günlük verilerine göre bankalardaki toplam döviz mevduatı 255 milyar dolara yükseldi. Veriler, normalleşme adımlarının başladığı dönemde de halkın döviz mevduatında artış olduğunu ortaya koydu. Ekim sonundan 4 Aralık’a kadar geçen süreçte toplam döviz mevduatları 10 milyar doların üzerinde yükseliş kaydetti.

Akın İpek’ten Tayyip Erdoğan’a cevap: Koza İpek Grubuna 2015 yılında el kondu, 2016’da değil…

medyabold
Devamını Oku »

Sanayi kenti Antep’te her iki kişiden biri icralık

Güneydoğu Anadolu’nun lokomotifi konumundaki Gaziantep ekonomisi, icralarla felç olmuş durumda. Kentteki 18 yaş üzerindeki her iki kişiden biri icralık. CHP’li Yılmazkaya, bu durumun ekonomik krizin boyutlarını gösterdiğini kaydetti.  

BOLD – CHP Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin boyutlarını icra dosyalarına ilişkin rakamlar üzerinden ortaya koydu. Vatandaşın borç içinde yüzdüğünü belirten Bayram Yılmazkaya, bankalara borcu bulunan vatandaş sayısının son bir yılda 2 milyon 268 bin kişi artarak 33 milyon 643 bin kişiye çıktığını belirtti.

AÇIK İCRA DOSYA SAYISI 654 BİN

Gaziantep’te bile her aileden mutlaka icralık olan veya borcu olan birileri bulunduğunu söyleyen Yılmazkaya, “2020 verilerine göre Gaziantep’te açık icra dosyası sayısının 654 bin dolayında olduğu görülmektedir. 2 milyon nüfuslu kentin 0-18 yaş aralığında 650 bin 700 bin dolayında çocuk nüfusu olduğuna göre geriye kalan 18 yaş üstü nüfusun yarısı yani Gaziantep’in yarısı icralık demek oluyor. Sadece bu veriler bile ülkenin geldiği durumu, vatandaşın yaşadığı büyük sıkıntıları ortaya koymaktadır” dedi.

HALKIN KREDİ BORÇLARINDA DEV ARTIŞ

AKP hükumetlerinin kötü ekonomik yönetimlerinin faturasını vatandaşın ödediğini belirten Yılmazkaya, iktidarın, salgın döneminde vatandaşın ve esnafın yanında olmadığına dikkat çekti. Yılmazkaya, “Vatandaşın bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu Kasım sonu itibariyle 5,4 milyar lira artarak 830 milyar liraya yükseldi. Bu borcun 687,3 milyar lirası tüketici kredilerinden, 142,7 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklanıyor. Kasımın son haftası tüketici kredileri 2,4 milyar lira kredi kartı borçları ise 2,8 milyar lira arttı. Tüketici kredisi ve kredi kartı borçları yılbaşından bu yana ise 239 milyar lira arttı” dedi.

HALK BANKALARA 10 AYDA 67.1 MİLYAR LİRA FAİZ ÖDEDİ

Yılmazkaya, “Vatandaşların tüketici kredisi ve kredi kartı borçları nedeniyle bu yılın ocak-ekim döneminde bankalara ödediği faiz ise 67,1 milyar liraya kadar yükseldi. Faiz oranlarında son aylarda yaşanan yükseliş eğilimi, bankalara borçları bu yıl oldukça yüksek miktarlarda artan vatandaşların bankalara fiilen ödeyeceği faiz tutarını da önümüzdeki aylarda oldukça artıracak. Vatandaşın 18 yıllık AKP Hükumetleri döneminde kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bankalara ödediği toplam faiz ise 591,4 milyar liraya ulaştı” ifadelerini kullandı.

3 MİLYON 485 BİN KİŞİ BORCUNU ÖDEYEMİYOR

Yılmazkaya, “Risk merkezinin verilerine göre sn beş yılda kredi kartı veya bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınan ve borcu halen devam eden vatandaş sayısı ise ekim ayı itibariyle 3 milyon 485 bin kişi olarak gerçekleşti. Risk Merkezinin verilerine göre takipteki vatandaşların borcu 22,7 milyar lira düzeyinde bulunuyor. Bankalara borcu bulunan vatandaş sayısı ise son bir yılda 2 milyon 268 bin kişi artarak 33 milyon 643 bin kişiye çıktı” dedi.

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

medyabold
Devamını Oku »

Hastaneler hasta kabul etmiyor ambulanslar vakalara yetişemiyor

Artan yoğunluk nedeniyle hastanelerin hasta kabul etmediğine dikkat çeken 112 acil servis çalışanları, ayrıca vakalara yetişilemediği için ölen hastaların olduğunun da altını çizdi.

BOLD – Trabzon ve Hatay’da hastanelerin önünde koronavirüs hastalarını taşıyan ambulansların sıraya girdiği görüntüler gündem oldu. Acil servis ambulanslarının hem Kovid-19 hastaları hem de onların dışında kalan hastalar ile kaza ya da kalp krizi geçirenlere yetişemediği öne sürüldü.

YARALILAR YOĞUNLUK NEDENİYLE ÖLÜYOR

BirGün’den İsmail Arı’ya konuşan İstanbul 112 Komuta Kontrol Merkezi’nde çalışan bir sağlıkçı, ambulansların hasta ve yaralılara yetişemediğini söyledi. İstanbul’da biri trafik kazası diğeri de kalp krizi geçiren iki kişinin yoğunluktan geç kalınması nedeniyle hayatını kaybettiğini öne süren sağlık çalışanı, “Bu olayların ardından 112 içerisinde de filyasyon ekipleri kuruldu. İstanbul’un Anadolu Yakası’nda 30 araç tahsis edildi ve ekipler kuruldu. 112’yi arayan, durumu ağır olmayan Kovid-19 hastalarına bu ekipler yönlendirilmeye başlandı” dedi.

6 VAKALAR 3.5 KAT ARTTI

İsminin açıklanmasını istemeyen bir başka 112 Komuta Kontrol Merkezi çalışanı ise hastanelerin önündeki ambulans yoğunluğuna ilişkin, “Ambulansta görevli sağlıkçılar vakaya ulaştıktan sonra merkezi arar. Merkez de onları uygun hastaneye yönlendirir. Geçen pazar günü 6 saatte tam 200 çağrıyı yanıtladım. Salgından önce bu rakam ortalama 60 civarındaydı” dedi. 112 çalışanı, sahada görev yapanların “aileme virüs bulaştırır mıyım?” endişesi yaşadıklarının altını çizdi.

HASTANELER “CİHAZ YOK” GEREKÇESİYLE HASTA KABUL ETMİYOR

Ankara’da çalışan bir ambulans şoförü ise, “Hastanelerde çok fazla hasta yoğunluğu var. Kırmızı oda denilen alanlar dolu. Ankara’da da ambulanslar yetersiz kaldığı için 112 bünyesinde filyasyon ekibi kuruldu. Durumu ağır olmayan ve evde tedavi gören Kovid-19 hastalarının hastaneye götürülmesi için 15 araç tahsis edildi. Bu uygulamadan sonra da biz biraz daha rahatladık ama vaka sayıları da düşmüyor, artmaya devam ediyor. Özellikle Ankara’da, hastaneye kendi imkanı ile giden hastaları hastaneler kolay kolay geri gönderemiyor ama biz ambulansla götürdüğümüzde ‘boş cihazım yok’ diye hastayı kabul etmiyorlar” dedi.

Akın İpek’ten Tayyip Erdoğan’a cevap: Koza İpek Grubuna 2015 yılında el kondu, 2016’da değil…

medyabold
Devamını Oku »

Halk faturaları ödeyemiyor: 3.2 milyon abonenin elektrik ve gazı kesildi

Geliri hızla azalan halk, temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı gibi faturalarını da ödeyemez duruma geldi. Bu yılın ilk 9 ayında 2.6 milyon evin elektriği, 600 bin abonenin ise doğalgazı kesildi.

BOLD – Koronavirüs salgınının da etkisiyle halkın geçim derdi katlanarak arttı. Yüz binlerce çalışanın kısa çalışma ödeneğine ya da ücretsiz izne yönlendirilmesi aileleri temel ihtiyaçlarını karşılayamaz durumu düşürdü. Bu yılın ilk 9 ayında faturalarını ödeyemeyen 2.6 milyon elektrik, 600 bin doğalgaz abonesinin elektrik ve doğalgazı kesildi.

BORCUNU ÖDEYENLERE HİZMET VERİLMEYE BAŞLANDI

Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın soru önergesini yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 2020’nin Ocak-Eylül aylarında gönderilen 2.6 milyon elektrik; 600 bin de doğalgaz faturasının zamanında ödenmediğini ve bu abonelere “geçici kesinti” uygulandığını açıkladı. Dönmez, “Mevzuat kapsamında yükümlülüklerini yerine getiren bütün abonelere tekrar elektrik ve doğalgaz arzı sağlanmıştır” dedi.

KIŞIN KULLANIM ARTACAK, HÜKUMET MAĞDURİYETLERİ GİDERMELİ

Önergesine verilen yanıtı değerlendiren CHP’li Aydın, Türkiye genelinde elektrik ve doğalgaz faturalarının ödenemeyerek kesilmesinin ekonominin geldiği noktayı gözler önüne serdiğine dikkat çekti. Aydın, “Pandemi yasaklarının yeniden başlamasıyla evde kalma sürelerinin uzaması ve kış koşullarının giderek sertleşmesiyle artacak doğalgaz kullanımıyla vatandaşımızın borcunun üzerine borç eklenecek. Bu vatandaşlarımız açısından sürdürülebilir değil. Hükumetin bir an önce doğalgaz giderlerini düşürmeye yönelik adımlar atması ve vatandaşlarımızın bu konudan doğan mağduriyetlerini gidermesi gerekmektedir” dedi.

Akın İpek’ten Tayyip Erdoğan’a cevap: Koza İpek Grubuna 2015 yılında el kondu, 2016’da değil…

medyabold
Devamını Oku »

Şehit babası: Para peşinde değiliz devletin verdiği rakam duyulsun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM Genel Kurulunda gündeme getirdiği şehit tıp öğrencisi Berkay Akbaş’ın babası Salim Akbaş, 121,96 TL’lik terör mağduru aylığı bağlanmasına tepkisini dile getirdi. “Biz aile olarak bu paranın peşinde olan birisi gibi görünmekten utanıyoruz. Sadece devletin bize verdiği rakamın gerçek boyutları duyulsun” dedi.

BOLD – İstanbul Beşiktaş’ta 10 Aralık 2016’da, 47 kişinin öldüğü terör saldırısında hayatını kaybeden genç tıp öğrencisi Berkay Akbaş’ın anne ve babasına verilen 121 lira 96 kuruşluk terör mağduru maaşı tepki çekti.

TBMM Genel Kurulu’nda 2021 yılı bütçesi konuşulurken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği söz konusu maaşı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yalanlamıştı. Oktay, “Terör eylemi sonucu şehit olan bir polis memurumuzun babasına 121,96 TL aylık bağlanması söz konusu değildir arkadaşlar. Nereden alıyorsunuz bu rakamları bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Oktay’ın ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay şehit babası Salim Akbaş’a yatan paranın dekontunu gösterdi. Altay, “Şimdi bu dekontta 192 lira yatmış hesaba çünkü zam gelmiş. Beşiktaş’taki terör saldırısında, yasalarımıza göre güvenlik görevlisi olmamakla birlikte orada, terör saldırısında öldürüldüğü için yasalarımıza göre de aziz milletimizin vicdanına göre de şehit sayılan, benim de yakinen tanıdığım Berkay Akbaş’ın babasına gönderilen para, bağladığınız maaş 192 lira 59 kuruş” dedi. Altay’ın ardından söz alan Oktay, dekontu ve maaşı araştıracağı cevabı verdi.

PARA PEŞİNDE DEĞİLİZ, DEVLET BİZİ DUYSUN

Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği şehit babası Salim Akbaş, 10 Aralık’ta 46 ailenin yüreğine ateş düştüğünü ve 4 yıldır bu acıyla yaşadıklarını belirtti. Akbaş, “Acımız birkaç gün paylaşıldı. Sadece seneyi devriyesinde bazı haber kanalları ve gazetelerde çıkan küçük başlıklarla bugünler geçiştirildi. Bizdeki etki ve acı ilk günkünden bugüne kadar azalmadan devam ediyor” dedi. Şehit yakını maaşıyla ilgili de Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını doğrulayan Akbaş, olayın ardından İstanbul Valiliği’nin ailelere 33 bin lira tazminat ödeneceğinin bildirildiği ancak hakların alındığına dair sulhname imzalatılmak istendiğini belirtti. Akbaş, “Biz bunu imzalamadık, almadık ve yargıda süreç devam ediyor. Manevi tazminat davası da açtık” dedi. Olayın ardından kendisine ve eşine 121 lira bağlandığını ve bugün bu maaşın 195 liraya çıktığını söyleyen Akbaş, “Biz aile olarak bu paranın peşinde olan birisi gibi görünmekten utanıyoruz. Sadece devlet bize verdiği rakamın gerçek boyutlarını duysun diye ben böyle bir açıklama yapıyorum. Bize verilecek ve verilmiş hiçbir parayı kendimiz için kullanmadık ve kullanmayacağız. Sadece devletle olan ilişkilerimizi sorgulayanlar oturup bunun muhasebesini yapsın” ifadelerini kullandı.

10 Aralık 2016 tarihinde Beşiktaş’ta Vodafone Arena Stadı yakınlarında PKK’ya bağlı TAK’ın düzenlediği iki ayrı bombalı saldırıda 40’ı polis 47 kişi şehit olmuştu.

İnsan Hakları Günü’nde Türkiye’deki hak ihlalleri tartışılıyor

medyabold
Devamını Oku »

Asgari ücretlide öğle yemeği yok, akşam çorbası lüks oldu

Yıllık gıda enflasyonu yüzde 21,08’e çıkınca, asgari ücretlinin sofrası fakirleşti. Yapılan bir araştırmaya göre 4 kişilik ailenin mercimek çorbasının minimum maliyeti 7 buçuk liraya ulaştı. Günde sadece 2 öğün yemeğin maliyeti ise aylık 1650 lira oldu.

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım verilerine göre yıllık enflasyonu yüzde 14,03 olarak açıkladı. Gıda enflasyonu ise yüzde 21,08 oldu.

ENFLASYON DAR GELİRLİNİN MUTFAĞINI VURDU

Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Birgün Gazetesi’nde Havva Gümüşkaya imzalı dikkat çeken bir enflasyon haberi yayınlandı. Habere göre meyve ve su dahi eklemeden en düşük fiyatlar üzerinden yapılan hesaplamada, tek asgari ücretle geçinen 4 kişilik ailenin, günde 2 öğün yemek için maaşının 1649 lirasını gıdaya harcadığı ortaya çıktı.

MERCİMEK ÇORBASI 7,5 LİRA

Haberde yemek ve kahvaltı fiyatları da tek tek hesaplandı. Son 1 yılda fiyatı en çok artan ve her dönem tüketilen temel gıda ürünleri arasında yüzde 58,6 ile mercimek yer alıyor. Aynı dönemde kuru soğan fiyatı yüzde 37,5 artarken, mısırözü yağı yüzde 36,6 yükseldi. Ayçiçek yağı ise yüzde 34,2 zamlandı.

TÜİK mal sepetinde yer alan ortalamalara göre bir tencere mercimek çorbasının maliyeti şöyle:

– Mercimek: 3 lira 75 kuruş

-​ Soğan: 46 kuruş

-​ Patates: 42 kuruş

-​ Havuç: 31 kuruş

-​ Ayçiçek yağı: 2 lira 56 kuruş

Toplam: 7 lira 50 kuruş

PİRİNÇ PİLAVI MALİYETİ

-​ Pirinç: 5 lira 97 kuruş

-​ Margarin: 67 kuruş

Toplam: 6 lira 64 kuruş

KURU FASULYE

-​ Kuru Fasulye: 8 lira 23 kuruş

-​ Domates salçası: 85 kuruş

-​ Soğan: 50 kuruş

-​ Sıvı yağ: 2 lira 56 kuruş

Toplam: 12 lira 14 kuruş

Dar gelirlinin tek bir akşam yemeğinin maliyeti elektrik, su ve pişirme giderleri hariç 26 lira 28 kuruşa çıkmış durumda. 2021 yılı için asgari ücret görüşmelerinin yapıldığı bu günlerde etsiz bir akşam yemeğinin aylık masrafı 788 liraya çıktı.

KAHVALTI

Haberde kahvaltı maliyeti de hesaplandı. Yumurta bir yıl içinde yüzde 76,4 zamlandı. Tulum peynirinin fiyatı yüzde 21, beyaz peynirin ise yüzde 10 arttı.

-​ Beyaz Peynir: 7 lira 64 kuruş

-​ Yumurta: 7 lira 85 kuruş

-​ Bal: 2 lira 30 kuruş

-​ Zeytin: 2 lira 62 kuruş

-​ Çay: 3 lira 49 kuruş

-​ Ekmek: 4 lira 80 kuruş

Toplam: 28 lira 7 kuruş

Bu kalemlere göre bir kahvaltının aylık maliyeti 861 lira. Akşam yemeği ile birlikte gıda maliyeti 1650 lira. Yapılan hesaplamada öğle yemeği, meyve, su ve pişirme giderleri eklenmedi.

medyabold
Devamını Oku »

İnsan Hakları Günü’nde Türkiye’deki hak ihlalleri tartışılıyor

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla bugün ve yarın gerçekleştirilecek Türkiye’de Konuşma ve İfade Özgürlüğü Konferansında hak ihlalleri konuşulacak.

BOLD – Merkezi ABD’de bulunan insan hakları kurumu Advocatesof Silenced Turkey (AST), Türkiye’de devam eden insan hakları ihlalleriyle ilgili önemli  bir konferans düzenliyor. İki gün boyunca devam edecek olan online konferansa, Committe of Concerned Scientists adlı bilimsel özgürlük odaklı sivil toplum kuruluşunun eş başkanı Eugene Chudnovsky, Kanada eski dış işlerinden sorumlu bakanı David Kilgour, New York Times’ın seçtiği en çok satan yazarlar listesinde yer alan avukat Rabia Chaudry, Georgetown Üniversitesi’nde din, barış ve dünya meseleleri üzerine araştırmalar yapan akademisyen Jocelyne Cesari katılıyor.

Programda Türkiye’den de Natali Avazyan, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Abdülhamit Bilici, Ahmet Nesin, Arzu Yıldız, Bülent Keneş, Eser Karakaş, Kerim Balcı, Cengiz Aktar, Eren Keskin gibi milletvekili, gazeteci, yazar ve hak savunucuları yer alıyor.

Yotube’tan canlı olarak yayınlanacak konferansın konu başlıkları ve katılımcıların tam listesi şöyle:

İfade Hürriyeti (9 Aralık, 10.00 – 12.00)

1. Hakan Yeşilova / Fountain Dergisi Editörü
2. Arzu Yıldız / Gazeteci
3. Abdülhamit Bilici / Gazeteci
4. Ahmet Nesin / Gazeteci -Yazar
5. Eugene Chudnovsky / Co-Chair, The Committee of Concerned Scientists – USA
6. Ömer Faruk Gergerlioglu – HDP Milletvekili

Hukukun Çöküşü (9 Aralık, 13.00 – 15.00)

7. James Harrington / İnsan Hakları Avukatı
8. Kisten Govender / Elected Member of South African Legal Practice Council – South Africa
9. David Kilgour / Fellow of the Queen’s University Centre for the Study of Democracy; Director of the Council for a Community of Democracies (CCD) CANADA
10. Eser Karakaş / Professor of Public Economics at the University of Strasbourg – France
11. Alp Aslandoğan / Executive Director of Alliance for Shared Values – USA

Türkiye’de Demokrasi ile Otoriterleşmenin Yer Değişimi (10 Aralık, 10.00-12.00)

12. Alon Ben-Meir / Senior Fellow at New York University’s Center for Global Affairs & Senior Fellow at the World Policy Institute – USA
13. Rabia Chaudry / Attorney, Advocate, NYT Best Selling Author – USA
14. Katrina Lantos Swett / President of Lantos Foundation for Human Rights – USA
15. Bülent Keneş / Gazeteci
16. Jocelyn Cesari / Senior Research Fellow at Georgetown’s Berkley Center for Religion, Peace and World Affairs – USA
17. Cengiz Aktar / Professor of Political Scientist at the University of Athens – Greece

Powee, Political Violence and Violations of Minority Rights (10 Aralık 10, 13.00-15.00)

18. Kerim Balcı / Araştırmacı-Gazeteci
19. Michael Rubin / Resident Scholar at AEI – USA
20. Mehmet Efe Caman / Political Scientist at Memorial University – Canada
21. Bülent Ceyhan / Gazeteci
22. Craig Shagin / Professor of Immigration Law at the Widener University Commonwealth Law School – USA
23. Sumeyya Avci / Purged Teacher

Türkiye’de Kadın Hakları (10 Aralık, 16.00-18.00)

24. Sophia Pandya / Chair of Religious Studies Department at California State University Long Beach – USA
25. Vonya Womack / Director of the Center for Global Learning at Cabrini University – USA
26. Hilal Akdeniz / Sosyolog
27. Natali Avazyan / İnsan Hakları Aktivisti
28. Eren Keskin / Avukat & İnsan Hakları Aktivisti

medyabold
Devamını Oku »

Tenkil Müzesi Derneği Başkanı Mehmet Ali Uludağ’dan çağrı

Türkiye’deki insan hakları ihlallerini duyurmak için 5 yıl önce Almanya’da açılan Tenkil Müzesi Derneğinin resmi kuruluşu tamamlandı. Dernek Başkanı Mehmet Ali Uludağ, dikkat çeken bir çağrıda bulundu.

BOLD – Başta Avrupa olmak üzere dünyanın her yerinde gezici sergiler açan, merkezi Almanya’da bulunan Tenkil Müzesi Derneğinin resmi kuruluşu tamamlandı. Müzenin aktif olması için 5 yıldır büyük bir çaba harcayan Tenkil Müzesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Uludağ, “Tenkil sürecinde mağdur olan veya bu mağduriyet ve insan hakları ihlallerine duyarlı, demokratik, hukukun ve evrensel insan haklarına inanan herkesi derneğimize üye olmaya davet ediyoruz” dedi.

Brüksel, Limburg (Belçika), Kassel (Almanya), Frankfurt’ta sergiler açan müzenin koleksiyonunda gözaltında işkenceyle öldürülen Gökhan Açıkkollu, cezaevinde bile bile ölüme sürüklenen Halime Gülsu, Nesrin Gençosman, Doç. Dr. Ahmet Turan Özcerit, Fatih Terzioğlu, annesine pasaport verilmeyerek tedavisi engellenen ve kemik kanserinden hayatını kaybeden 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç ve daha birçok insanın eşyaları bulunuyor.

Tenkil Müzesi Yönetim Kurulu’nda ise Meriç’ten Yunanistan’a geçen ve Atina’da hayatını kaybeden Esma Uludağ’ın eşi Mehmet Ali Uludağ, Gökhan Açıkkollu’nun eşi Mümine Tülay Açıkkollu, Yasemin Aydın El Hassan, Meriç’te eşi ve çocuklarını kaybeden Murat Akçabay, gazeteciler Halit Soylu ve Yasin Kesen gibi isimler yer alıyor. (www.tenkilmuseum.com)

Tenkil Müzesi Derneği’ne üye olmak için

Tenkil Müzesi izlenimleri: Caddeye çıkıp haykırmak istedim…

medyabold
Devamını Oku »

Alman polis teşkilatında ırkçılığı araştırmak için 3 yıllık çalışma başlatıldı

Almanya’da uzun süren siyasi tartışmaların ardından polis teşkilatındaki ırkçılık ve ayrımcılığın araştırılması için inceleme çalışması kararı verildi. İçişleri Bakanlığı, çalışmanın gelecek 3 yılda tamamlanmasının öngörüldüğünü belirtti.

BOLD – Almanya’da federal polisi denetleyen muhafazakarların yönettiği İçişleri Bakanlığı, başlangıçta fikri kabul etmiş ancak daha sonra geri adım atmıştı.

Gelecek yıl yapılacak seçimlerden sonra siyasetten çekilmeyi planlayan İçişleri Bakanı Horst Seehofer, bu çalışmanın bir parçası olmayacak.

ABD’de George Floyd isimli bir siyahi vatandaşın polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Almanya’da da polis teşkilatındaki ırkçılık tartışmaları gündeme gelmişti.

İçişleri Bakanlığı, çalışmanın Alman Polis Üniversitesi tarafından yürütüleceğini duyurdu.

Bakanlık, araştırma yapılacak “antisemitizm”, “aşırı sağcılık” ve “ırkçılığa karşı sıfır tolerans önlemlerinin” gerekirse daha da genişletileceğini vurguladı.

Almanya’da daha önce de ‘Güvenlik birimlerinde aşırı sağcılar’ raporu açıklanmıştı.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ülkenin güvenlik birimleri içinde son 3 yılda 319 aşırı sağ kaynaklı vaka tespit edildiğini belirterek, tek bir aşırı sağcı vakanın ülkenin güvenlik birimleri için “utanç kaynağı” olduğunu dile getirmişti.

ABD tarihinde bir ilk: Joe Biden’dan Savunma Bakanlığına siyahi aday

medyabold
Devamını Oku »

Fransa’da helikopter kazası: 5 ölü

Fransa’nın Savoie bölgesinde mürettebatla birlikte 6 kişinin içinde bulunduğu bir helikopter düştü. Kazada 5 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

BOLD – Savoie Valiliğinden yapılan açıklamada, akşam 19 civarında, Fransız Hava Hizmetlerine (SAF) ait bir helikopterin Bonvillard yakınlarında 1800 metre yükseklikte düştüğü belirtildi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Twitter’dan yaptığı açıklamada, kazada 5 kişinin hayatını kaybettiğini ve bir kişinin de yaralı olarak kurtulduğunu aktardı.

Helikopterin yerinin tespit edilerek enkazına ulaşılmaya çalışıldığı ifade edilen açıklamada, sis nedeniyle helikoptere ulaşmakta zorluk çekildiği kaydedildi.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ise yarın bazı yetkililerle birlikte kaza bölgesine intikal edeceğini ifade etti.

Atina’dan Ankara’ya ithal göçmen suçlaması: Sınırı geçsinler diye Somalilere…

medyabold
Devamını Oku »

Koca’dan tartışılan açıklama: Çin aşısını beğenmezsek para vermeyeceğiz

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs aşısı hakkında dikkat çeken açıklamalar yaptı. Yaz gelmeden 50 milyon vatandaşı aşılamak istediklerini belirten Koca, Çin’in aşısı beğenilmezse para verilmeyeceğini söyledi. Ancak Çin aşısı yeterli test yapılmadığı gerekçesi ile eleştiriliyor.

BOLD – Ülkeler birer birer toplu halde koronavirüs aşılarını uygulamaya başlarken Türkiye’de aşı tartışmaları devam ediyor. Tartışmaları Habertürk’ten Fatih Altaylı’ya değerlendiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Biz yaz gelmeden 100 milyon doz aşı ile 50 milyon vatandaşımızı aşılamak istiyoruz” dedi.

ÇİN AŞISINDA SON DURUM

Türkiye Çin’den aşı siparişi verdi ve ilk parti aşılar geldi. Ancak Çin aşısı yeterli test yapılmadığı ve onayları alınmadığı gerekçesi ile eleştiriliyor. Bakan Koca “Beğenmezsek ödeme yapmayacağız bu aşıya.” sözleriyle eleştirilere cevap vermeye çalıştı. Ancak bu sözler, Çin aşısı hakkındaki tereddütleri de destekledi. Bakan Koca sözlerini “Bizdeki sonuçlar yeterince etkin olmaz ise aşıları iade etme ve beş kuruş bile ödememe hakkımız var. Böyle bir anlaşmayı, herhangi bir aşı firması ile yapabilmiş başka ülke yok.” diyerek sürdürdü.

Başka firmalarla da görüşüldüğünü ancak süre kısıtlaması sebebiyle sonuç alınamadığını belirten Koca “İki firma bize süre konusunda istediğimize yakın tarihlerde aşı verebileceğini söyledi o zaman. Biri Sinovac(Çin), diğeri Astra Zeneca/Oxford (İngiltere) erken dönemde aşı temin edebilecek olanlar bunlardı. Astra Zeneca sonuçlarda sorun yaşayınca onlarla anlaşamadık. Ama hala önümüzde o olasılık var. Moderna ise sizin de bildiğiniz gibi ABD dışına satılamayacak ilk dönemde.” ifadelerini kullandı.

“BİONTECH İLE ANLAŞTIK”

Koca, Biontech aşısından da 25 milyon doz alımı için anlaşıldığını belirterek “Üretimi zor bir aşı, taşıması belirli koşullara bağlı bir aşı. Onlarla da bir yere vardık. Yıl sonuna kadar 25 milyon dozu verebilecekler. Biz bunu erkene çekmeye çalışıyoruz. Yoksa Biontceh aşı da gelecek. Mesele zamanlama. Biz yazdan önce istiyoruz. Yangınımız var. Bir an önce söndürmemiz lazım.” dedi.

Nisan’a kadar 100 milyon doz aşı gerektiğini belirten Koca, aşılamanın toplu olarak yapılmasında problem yaşanmayacağını da ileri sürdü.

medyabold
Devamını Oku »

Fransa’ya ‘barış dalı’: Paris’e Macron’un ‘dostu’ Ali Onaner büyükelçi olarak atandı

Türkiye kritik başkentlerde büyükelçi değişimlerine gitti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplam 54 büyükelçinin yeni büyükelçilik ve daimi temsilcilik görevlerini tebliğ etti.

BOLD – Ankara’nın son dönemde ABD, Fransa, Almanya ve Suudi Arabistan gibi sorun yaşadığı ülkelerde yeni atamalar yaptığı gözlemlendi.

ABD Başkanlık Seçimleri’nin ardından Washington Büyükelçiliği görevine, AKP’nin kurucularından Tokyo Büyükelçisi Hasan Murat Mercan getirildi.

Ankara’nın ilişkilerde zorlu bir süreçten geçtiği Paris’te ise İsmail Hakkı Musa’nın yerine Tunus Büyükelçisi Ali Onaner getirildi.

BİRLİKTE EĞİTİM GÖRDÜLER

Fransız medyası bu atamayı Ankara’nın Paris’e uzattığı bir ‘barış dalı’ olarak yorumladı. Ülkenin önde gelen haftalık haber dergilerinden Le Point, Onaner’in Paris’e atanması ile ilgili verdiği haberini “Macron’un dostu Onaner Paris Büyükelçisi olarak atandı” başlığıyla attı.

Fransa’nın siyasi liderlerinin ve önemli yöneticilerinin mezun olduğu en prestijli yüksek okullarından Ulusal Yönetim Okulu’nda Onaner ile Macron’un 2002-2004’te birlikte eğitim gördüğünü belirten Le Point, mükemmel seviyede Fransızca konuşan Onaner’in Tunus Büyükelçiliği sırasında Türkiye’nin Libya pozisyonunu net bir şekilde savunduğunu işaret etti.

Fransa, Libya konusunda Türkiye’nin aksine Halife Hafter güçlerine destek veriyor.

AKP’den Biden dönemine hazırlık: Murat Mercan Washington’a gidiyor

medyabold
Devamını Oku »

İstismara uğrayan 10 yaşındaki A.K: Babama gideceğime buradan atlarım

Babası tarafından cinsel istismara uğrayan A.K’nin velayeti ikinci kez babaya verildi. Gaziantep’te idari hakimlik yapan baba Ş.K’nin, İstanbul Adli Tıp Kurumu dahil 6 istismar raporu var.

BOLD – Babası Ş.K. tarafından cinsel istismara uğrayan 10 yaşındaki A.K’nin sosyal medyada yayınlanan videosu herkesi dehşete düşürdü. Avukat Umur Yıldırım tarafından paylaşılan videoda A.K, evine gelen polislere babasına gitmek istemediğini, babasına gideceğine atlayacağını söylüyor.

Cinsel istismarda bulunduğu 6 raporla belgelenmesine rağmen A.K’nin velayeti ikinci kez babasına verildi. Gaziantep’te idari hakim olarak görev yapan Ş.K, boşandığı eşinin iddiasına göre adliye ve mahkemelerdeki arkadaşlık ve dostluk ilişkilerin kullanarak oğlunun velayetini geçen yıl ekim ayında almayı başarmıştı. Mücadeleden vazgeçmeyen Aynur Erzengin, geçici olarak velayeti geri almıştı. Ancak baba Ş.K, oğlunun velayetini tekrar aldı ve çocuğu götürmek için eve gitti.

Videoda 10 yaşındaki A.K’yi polisler götürmek için kolundan çekiştiriyor. Çocuk gitmek istemediğini söylüyor. Anne Aynur Erzengin ise polisleri çocuğa zor kullandıklarını söyleyerek uyarıyor.

“BAŞIMDA BÜYÜK ADALETSİZLİK DÖNÜYOR”

Aile hekimi Aynur Erzengin 9 yıldır sürdüğü mücadeleyi gelen yıl Bold Medya’ya anlatmıştı. Sesini kimseye duyurmadığını söyleyen Erzengin, “Çırpınıp duruyorum. 2006’da evlendik. 2010’da oğlum dünyaya geldi. 2014’te resmi olarak ayrıldık. 2012’den beri ayrı yaşamaya başlamıştık. 8 yıldır hukuk mücadelesi veriyorum. Karşımdaki insan hakim olduğu için bütün davalar kapatılıyor. Ben hep haksız çıkarılıyorum. Başımda çok büyük adaletsizlik dönüyor.” demişti.

Adli Tıp raporuna rağmen, çocuğun velayeti istismarcı babaya verildi

medyabold
Devamını Oku »

CHP’li Tanal: 3 AKP’li bedelli askerlik yaparken milletvekili maaşlarını da aldı

TBMM’de bütçe görüşmelerinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, AKP’li üç milletvekilinin Meclis’te vekil maaşı alıp bedelli askerlik yaptığını belirtti.

BOLD – TBMM Genel Kurulunda konuşan CHP’li Mahmut Tanal, 3 vekilin bedelli askerlik yaptığı sırada maaş aldıkları ve sigortalarının da yatırıldığını söyledi.

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletvekillerinin bedelli askerlik döneminde 25 bin lira maaş aldığını doğrularken, vekillerin maaşlarını TSK Güçlendirme Vakfına bağışladığını söyledi.

T24’ün haberine göre bedelli askerlik yapan milletvekillerinin askerlik süresi boyunca maaş almaması ve sigortalı olmaması gerektiğini belirten Tanal, “Özür dileyin. Böyle çakma asker olmaz, çakma kahraman olmaz. Böyle bir şey olur mu? Sen geleceksin hem milletvekili olacaksın hem maaş alacaksın hem Genel Sekreterlik senin sigortanı yatıracak ve gelip diyeceksin ki, ‘Ben Mehmetçik Vakfına bağışladım.’ Senin babanın parası değil o! Nasıl o maaşı alırsın? Nasıl bilgi vermezsin?” dedi.

Kılıçdaroğlu adaylığı konusunda Millet İttifakı’nı adres gösterdi

medyabold
Devamını Oku »

Avrupa Birliği Türkiye’ye insan hakları yaptırımları uygulayabilir

Avrupa Birliği (AB), önümüzdeki dönemde, Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin sorumlularına yaptırım uygulama kararı alabilir. Pazartesi günü düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısında birliğin küresel insan hakları yaptırım rejimi kabul edilmişti.

BOLD – Brüksel bu hafta Türkiye’yi yakından ilgilendiren çok önemli başka bir karara imza attı. “Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi,” AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları tarafından kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Uzmanlara göre “Avrupa’nın Magnitsky Yasası” olarak adlandırılan yaptırım mekanizması, önümüzdeki haftalarda AB-Türkiye hattında da sıklıkla gündeme gelecek.

CİDDİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE YAPTIRIM ÖNGÖRÜYOR

AB Dışişleri Bakanları toplantısı

AB tarafından kabul edilen düzenlemelere göre, dünyanın hangi bölgesinde, ülkesinde olursa olsun, “ciddi insan hakları ihlalleri ve suistimallerinin sorumluları” yaptırımlarla hedef alınabilecek.

“Ciddi insan hakları ihlali ve suistimalinin” ne olduğu, hangi hak ihlallerinden söz edildiği ise düzenlemelerde şöyle sıralanıyor: keyfi gözaltı ve tutuklama, zorla kaybedilme, yargısız infaz, işkence ve diğer acımasız, insanlık dışı aşağılayıcı muamele ya da cezalandırma, soykırım, kölelik ve insanlığa karşı işlenen suçlar.

AB ayrıca, barışçıl toplanma ve örgütlenme hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, din ve inanç özgürlüğünün yaygın ve sistematik ihlalini de yaptırım uygulanabilecek hak ihlalleri kapsamında tanımlıyor. İnsan ticareti, göçmenlerin kaçakçılar tarafından istismar edilmesi ve cinsel şiddet, taciz de AB tarafından hak ihlali olarak nitelendirebilecek suçlar arasında sıralanıyor.

Yürürlüğe giren düzenlemelerde yaptırım kararı alınması için hak ihlallerinin sistematik ve yaygın olması gerektiği belirtiliyor.

KİMLERE VE NE TÜR YAPTIRIMLAR UYGULANABİLECEK?

Yaptırımlar, insan hakları ihlallerini yapan, bu suçlara karışan, gerçek kişileri, kurumları, resmi ya da hükümet dışı yapıları hedef alabilecek. Yaptırımların suçları işleyenlerle bağlantılı kişi ve kuruluşları da kapsayabileceği belirtiliyor.

Devlet yetkilileri ya da devlet dışı aktörlerin, bu suçları kendi ülkelerinde, başka bir devlette veya sınırlarının ötesinde işlemiş olsalar da yine yaptırımlara hedef olabilecekleri kayda geçiriliyor.

Bu bağlamda, hakkında yaptırım kararı alınan kişilerin, AB topraklarına girişi, seyahati yasaklanabilir, söz konusu kişilerin mal varlığı dondurulabilir ve AB’den herhangi bir kişinin söz konusu kişilere mali veya ekonomik kaynak sağlaması yasaklanabilir.

KİMLER ÖNERECEK? KİM KARAR VERECEK?

İnsan haklarının ihlalinden sorumlu olanlara yaptırım uygulanmasını Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ile üye ülkeler önerebiliyor. Yaptırım kararı ise AB Konseyi’nde oybirliği ile alınabilecek.

İLK İŞARET LÜKSEMBURG’DAN GELDİ

Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn

AB’nin yeni yaptırım rejiminin Türkiye için neden kritik önem taşıdığının ilk işaretini Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn verdi.

Yaptırım mekanizması hakkındaki açıklamasına, “Özellikle Türkiye’ye seslenmek istiyorum” diyerek başlayan Asselborn, insan hakları savunucularının, “hükümet yargısı” olarak nitelendirdiği Türk yargısı tarafından “terörist olarak görülmesinin” kabul edilemez olduğunu, “bunun artık son bulması gerektiğini” söyledi. Bakan Asselborn, yaptırım mekanizmasının kabulünün Türkiye için “uyarı niteliği” taşıdığını da sözlerine ekledi.

MAGNİTSKY YASASI

“Avrupa’nın Magnitsky Yasası” olarak adlandırılan AB’nin insan hakları yaptırım rejimi, ABD’de 2012 yılında, dönemin başkanı Barack Obama tarafından imzalanarak yürürlüğe giren Küresel Magnitsky Yasası’ndan esinlenilerek hazırlandı.

Hatta ABD Yönetimi, 2018 yılında ABD’li Rahip Andrew Craig Brunson’ın Türkiye’de “haksız” bir şekilde gözaltına alınıp tutuklanmasında sorumluluk taşıdıkları gerekçesiyle Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yaptırım uygulama kararı almıştı. Bakanların ABD’deki olası mal varlıkları bloke edilirken, ABD’li kişi ve kurumların iki bakan ile iş yapması yasaklanmıştı. Rahip Brunson’ın serbest bırakılması ve ABD’ye dönmesi üzerine ABD Yönetimi, bakanlara uygulanan yaptırımların kaldırıldığını duyurmuştu.

Türkiye’ye S-400 yaptırımları Temsilciler Meclisi’nden geçti

medyabold
Devamını Oku »

Ölümler artınca vatandaş da cenaze ödeneği aramaya başladı

Havaların soğumasıyla birlikte koronavirüs vakaları ve ölümler hızla yükseliyor. Vatandaş da cenaze ödeneği ile ilgili Google’dan arama yapmaya başladı. 

BOLD – Cenaze ödeneği, ölen sigortalının ailesine yapılan bir yardım. Ölümlerin salgınla birlikte artması sonrasında halk, bu yardımdan nasıl yararlanacağı ile ilgili araştırmalarını artırdı.

Cenaze ödeneği, Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından onaylanan tarife üzerinden ölen sigortalının ailesine bir defa yapılan yardım.

CENAZE ÖDENEĞİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI NELERDİR?

Cenaze ödeneği, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri, malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya kendisi için en az 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş iken, ölen sigortalının hak sahiplerine verilir. 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm primi bildirilmiş olanların hak sahiplerine cenaze ödeneği verilmesi için ölüm tarihinde sigortalı olma şartı aranmayacaktır.

KİMLER CENAZE ÖDENEĞİNDEN FAYDALANABİLİR?

Cenaze ödeneği sigortalının sırasıyla eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilir. Cenazenin bu kişiler dışında gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırıldığının belgelenmesi durumunda, masraflar gerçek veya tüzel kişilere ödenir. Cenaze ödeneğinin sayılan kişilere ödenememesi ve sigortalının cenazesinin gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırılması durumunda, onaylanan tarifeyi geçmemek üzere belgelere dayanan masraflar, masrafı yapan gerçek veya tüzel kişilere ödenir.

CENAZE ÖDENEĞİNE NASIL BAŞVURU YAPILIR?

Cenaze ödeneği verilebilmesi için, hak sahiplerince ölüm tarihini belirten bir dilekçe ile sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine başvurulması gerekir. Sigortalının ölüm tarihi nüfus kütüğüne işlenmemişse dilekçeyle birlikte sigortalının ölüm tarihini belirten ilgili makamlarca düzenlenen ölüm belgesinin Kuruma verilmesi gerekir.

2020 CENAZE ÖDENEĞİ NE KADAR?

Cenaze ödeneği tutarı her yıl bir önceki yıl için Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından açıklanan Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) değişim oranında artırılarak belirlenmekte olup, “2020 yılı cenaze ödeneği miktarı 801,00 TL’dir.”
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununa tabi sigortalıların cenaze ödeneği kişinin emekli aylığından az olmamak üzere (makam, temsil ve görev tazminatı gibi tazminatlar hariç) 2020 yılı için 2.775,16 TL’dir.
Cenaze ödeneğinde zaman aşımı, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıldır.

KOMŞU DA FAYDALANABİLİYOR

1- Emekli Sandığı emeklisiyim. Bakmakla yükümlü olduğum Annem/babam vefat etti. Ölüm yardımı alabilir miyim?

Bakmakla yükümlü olunan kişilerin vefat etmesi halinde ölüm yardımı ödemesi yapılamamaktadır.

2- Emekli Sandığından emekli olan komşumun cenazesini ben kaldırdım, ölüm yardımı alabilir miyim?

Vefat eden kişinin eşi, çocukları, anne, babası ve kardeşlerinin hayatta bulunmaması şartı ile ve cenazenin sizin tarafınızdan kaldırıldığına dair muhtarlıktan alacağınız belge ve harcamalara ilişkin faturaların aslı ile birlikte Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına müracaat etmeniz gerekmektedir.

3- Emekli Sandığından dul ve yetim aylığı alan kişilerin vefatı halinde ölüm yardımı ödenir mi?

Dul ve yetim aylığı alan kişilerin vefatı halinde ölüm yardımı ödenmez.

4- Babam 4/1-(a) (SSK) kapsamında yaşlılık aylığı alırken vefat etti. Cenaze ödeneği alabilir miyim?

Kurumumuzdan sürekli iş göremezlik geliri, malullük ve yaşlılık aylığı alırken vefat eden sigortalıların hak sahiplerine cenaze ödeneği ödenmektedir.

5- Babam 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamında malullük aylığı alırken vefat etti. Cenaze ödeneği alabilir miyim?

Kurumumuzdan sürekli iş göremezlik geliri, malullük ve yaşlılık aylığı alırken vefat eden sigortalıların hak sahiplerine cenaze ödeneği ödenmektedir.

6- 4/1-(a) (SSK) 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalıların cenaze ödeneği miktarı ne kadardır?

4/1-(a) (SSK) 4/1-(b) (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için 2020 yılı cenaze ödeneği miktarı 801,00 TL’dir.

İmamoğlu yalvardı: İstanbul’da ölüm azalmıyor tedbir alın!

medyabold
Devamını Oku »

Edebiyat dünyasında cinsel taciz rezilliği: Yazar Hasan Ali Toptaş özür diledi

Yazar Hasan Ali Toptaş’la ilgili 20’ye yakın kadın, sosyal medyada cinsel taciz ve saldırı iddiasını gündeme getirdi. Yazar Pelin Buzluk’un da aralarında bulunduğu kadınların suçlamaları üzerine Toptaş ‘özür’ açıklaması yaptı.

BOLD – Yazar Hasan Ali Toptaş, cinsel saldırı iddiaları üzerine sosyal medyadan özür açıklaması yaptı. Toptaş, “Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum” dedi.

Yazar Hasan Ali Toptaş’ın, TRT 2’de Doğan Hızlan’a konuk olduğu programda çevirmenlerle ilgili yaptığı, “Çeviri bir kitap okurken önce çevirmenin doğum tarihine bakıyorum” şeklindeki açıklaması sosyal medyada tartışmaya neden oldu. Leyla isimli bir sosyal medya kullanıcısı, yazar Hasan Ali Toptaş hakkında cinsel saldırı iddiasında bulundu. Hesaptan, “Bu adamın ifşalanmasını heyecanla bekleyen kaç kişiyiz? Ben ve pek çok arkadaşımın kendisi ile nahoş anıları var üniversite yıllarına ait. Şu anki bilinç ve cesarete sahip olsam kesinlikle ifşa ederdim. Klasik orta yaş üzeri cis erkek edebiyatçı” mesajı paylaşıldı.

Mesajın ardından 20’ye yakın kadın, Hasan Ali Toptaş’ın kendisine cinsel taciz ve saldırıda bulunduğuna dair iddiaları yazdı. Yazar Pelin Buzluk da Toptaş’ın kendisine yaptığı cinsel tacizle ilgili iddiaları paylaştı. Buzluk, “Benim de kendisiyle çok korkunç bir anım var. O zaman evliydim, eşime bile anlatamadım. Yıllar sonra güçlükle anneme anlatabildim. Sonraları bazı yazar arkadaşlarıma yine zorlanarak anlattım. Bir hafta sonra kendisiyle yan yana fotoğraf paylaşan oldu. Leyla asla yalnız değilsiniz” dedi.

YAZAR TOHUMCU: BORA ABDO DA VAR

Buzluk’un bu paylaşımına destek olan yazar Aslı Tohumcu ise yaşadığı cinsel saldırıyı paylaşarak Pelin Tuzluk’a destek verdi. Tohumcu, yazar Bora Abdo’nun taciziyle karşı karşıya kaldığını belirterek, “Hasan Ali Toptaş da yalnız değil tabii. Bora Abdo var. Beni arkadaşımdan ayırıp taksime atlamasıyla gelişen bir olay. Ben de büyüdüm, kadınlarla sarmalandım iyice. Konuşabiliyorum. Herkes konuşsun. Bizim korkacak bir şeyimiz yok!” ifadelerini kullandı.

Nalin Öztekin ise, Toptaş’la ilgili “Hasan Ali Toptaş hakkında yazılanlara baktıkça lise çağında bir okuruyken gönderdiği taciz mesajlarını hatırlatıyorum. Durumu bir arkadaşıma anlatabilmiştim şimdi görüyorum ki çok daha fazlası varmış” mesajı paylaştı. 
TOPTAŞ: İNSAN ERİL FAİLLİĞİ BİLMEDEN HATALAR YAPABİLİYOR

Resmi Twitter hesabından bir ‘özür’ mesajı yayınlayan Hasan Ali Toptaş, “İnsan eril failliğin ne olduğunu anlayana kadar karşı tarafta ne büyük yaralar açtığını bilmeden, fark etmeden, düşünmeden hatalar yapabiliyor. Failliğin ne olduğunu bugün kadınlardan öğreniyoruz. Bilmeden, farkında olmadan yaptığım davranışlar nedeniyle kırdığım, üzdüğüm, yaraladığım bütün insanlardan samimiyetle özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

BANA BİR ŞEY OLMAZ DİYEREK YAPTINIZ

Toptaş’ın özür açıklamasına çok sayıda takipçisi tepki gösterdi. Toptaş’ın özrüne tepki gösteren Pamuk Yıldız isimli bir takipçi, “Bilmeden, fark etmeden, düşünmeden… istediğiniz kadar benzer cümleler kullanın. Ergen değilsiniz, kabul edin bilerek, isteyerek, tanınmışlığınıza güvenerek, bana bir şey olmaz…” diyerek yaptınız. Nüfuzunu kullanıp kötülük yapanlar gibi” yorumunda bulundu. 

15 yaşındaki çocuğa cinsel istismar rezaletinde baba dahil 27 zanlı gözaltında

medyabold
Devamını Oku »

“AB’de Türkiye’ye yaptırımlara en güçlü direniş Almanya’dan geldi”

Yunan Kathimerini gazetesi, Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesinde Türkiye’ye karşı bazı önlemler alınmasına kesin gözüyle bakıldığını, ancak yaptırımların sertliği konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunduğunu yazdı.

BOLD – Türkiye’ye karşı yaptırımların görüşüleceği 10-11 Aralık’taki AB liderler zirvesi öncesinde üye ülkeler arasında yoğun istişareler devam ediyor.

Yunan Kathimerini gazetesi, liderler zirvesinde Türkiye’ye karşı bazı önlemler açıklanmasına kesin gözüyle bakıldığını ancak önlemlerin sertlik derecesiyle ilgili görüş ayrılıkları bulunduğunu yazdı.

ALMANYA DIŞINDA 5 ÜLKE DAHA SERT YAPTIRIMLARA KARŞI

Gazete, Pazartesi günü düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısında Yunanistan’ın “Türkiye’ye sert yaptırımlar uygulanması” talebine en yoğun direnişin Almanya’dan geldiğini, İtalya’nın da Almanya’ya destek verdiğini belirtti. İspanya, Malta, Polonya ve Macaristan’ın da Türkiye’ye karşı sert yaptırımlara sıcak bakmadığı kaydedildi.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın tutumuna AB dışişleri bakanları toplantısında Fransa, Avusturya, Lüksemburg, Slovenya ve Slovakya’nın destek verdiği, Belçika, İrlanda ve Danimarka’nın da Türkiye’ye karşı daha sert bir tutum takınılmasından yana olduğu belirtildi. Hollanda ve Baltık ülkelerinin de yaptırımlardan yana görüş bildirdiği kaydedildi.

TÜRKİYE’YE KARŞI ÖNLEMLER LİSTESİ

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın başını çektiği ülkeler, Türkiye’ye karşı, Doğu Akdeniz’de sismik araştırma gemisi Oruç Reis’in faaliyetleriyle bağlantılı kişilerin ötesine geçen, daha kapsamlı yaptırımlar uygulanmasını savunuyor. Yunanistan, yaptırımlara kurumların da dahil edilmesini, ayrıca Türkiye’ye silah ve savunma ürünleri satışının durdurulmasını istiyor. Ancak bu konuda Almanya’nın yoğun direnişiyle karşılaşıldığı belirtiliyor.

Kathimerini’ye göre Yunanistan, zirvede AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in önümüzdeki ay net bir yaptırım listesi açıklamak üzere görevlendirilmesini talep edecek. Atina’nın Türkiye’ye silah satışlarının durdurulması, AB adayı olarak katılım öncesi mali yardımların kesilmesi ve Türkiye’nin AB projelerine katılımının askıya alınması gibi önlemleri de listeye dahil etmek istediği belirtiliyor.

Kathimerini’ye konuşan bir diplomatik kaynak ise Atina’nın öncelikli talepleri arasında yer alan ambargonun zirvede geniş destek göreceğine inanmadığını belirtti.

Türkiye’ye S-400 yaptırımları Temsilciler Meclisi’nden geçti

medyabold
Devamını Oku »

Üzerine mermer atığı sıvısı dökülen mülteci işçi feci şekilde can verdi

İş cinayetlerinin mağduru bu sefer Afgan bir mülteci oldu. Afyon’da üzerine tonlarca mermer atığı sıvısı dökülen mülteci işçi, feci şekilde can verdi.

BOLD – Afgan mültecinin umut yolculuğu, tonlarca mermer sıvısı atığı altında son buldu. Hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtarılamayan mültecinin cesedi adli tıp kurumuna götürüldü.

Evrensel’in haberine göre acı olay Afyon İscehisar’da meydana geldi. Bir mermer fabrikasından çıkan sıvı atığı, kamyona yükleyen S.O. ile G.R.H, boşaltmak için Bahçecik köy yolu üzerindeki Akbaş mevkiine gitti.

S.O, kamyondan sıvı mermer atığı boşalttığı sırada aracın dorsesi, Afgan işçi G.R.H’nin bulunduğu yere doğru yattı. Üzerine yoğun miktarda sıvı mermer atığı dökülen Afgan işçi, ağır yaralandı.

Afgan mülteci G.R.H, İscehisar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ancak buradaki müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi. Savcılık incelemesinin ardından Afgan işçinin cesedi, otopsi yapılmak üzere Afyonkarahisar Devlet Hastanesindeki Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

medyabold
Devamını Oku »

Gülsüm Elvan katledilen evladı Berkin için ant içti

Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polisin yargılandığı davaya bugün devam edilecek. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, mahkeme başkanının değiştirilmesine “Dosyanın üzerinde bir el olduğu tamamen netleşti. Ne çıkarsa çıksın peşini bırakmayacağım” tepkisi gösterdi.

BOLD – Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili davanın 18. duruşması İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılacak. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan davada savcının mütalaasını açıklaması bekleniyor.

Duruşma öncesi Berkin Elvan’ın ailesi bugün Çağlayan Adliyesi önüne çağrı yaptı. Ailenin yaptığı çağrıda, mahkeme başkanı Canel Rüzgar’ın HSK kararıyla Yargıtay’a atanmasının davaya müdahale olduğu belirtildi. Çağrıda, “Dava sona yaklaşıyor ancak geçtiğimiz hafta HSK kararıyla mahkeme başkanı Yargıtay’a atandı. Yargılama karar aşamasına gelmişken mahkeme başkanının görevden alınarak gönderilmesinin, yargılamaya bir kere daha açık müdahale olmasından kaygılanıyoruz. Sadece tetiği çekenin değil emri verenlerin de adalet önünde hesap vermesi için uzun bir yolda yürüyoruz. Bu yüzden sizleri 9 Aralık saat 9:30’da Çağlayan Adliyesi’nin önüne çağırıyoruz” denildi.

DAVANIN ÜZERİNDE BİR EL OLDUĞU NETLEŞTİ

Birgün’e konuşan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da “En başından beri duruşmalara baktığımızda sanığa gerçek bir ceza verilmesini beklemiyorum. Dava son aşamasına gelmişken heyet başkanının atanması başka şeyler düşündürdü. Ama Kemal Kurkut davasında verilen beraat kararı azıcık olan umudumuzu da yok etti. Dosyanın üzerinde bir el olduğu tamamen netleşti. Ne çıkarsa çıksın peşini bırakmayacağım. Lütfen birleşelim, çocuklarımız ölmesin” ifadelerini kullandı.

Elektrik faturaları için skandal karar: Kuruyemiş, meyve giderlerini de halk ödeyecek

medyabold
Devamını Oku »

İmamoğlu yalvardı: İstanbul’da ölüm azalmıyor tedbir alın!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, vefat sayılarının yaklaşık bir aydır düşmediğine dikkat çekti. “Yalvarıyorum, lütfen tedbir alsınlar. 2-3 hafta her şeyimizle mücadele edelim” dedi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, vefat sayılarının yaklaşık bir aydır düşmediğine dikkat çekerek, 2-3 haftalık kapanma önerdi. İmamoğlu, “Yalvarıyorum; lütfen tedbir alsınlar. 2-3 hafta her şeyimizle mücadele edelim” dedi.

İKİ DOKTOR DAHA YAŞAMINI YİTİRDİ

Koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden Dr. Ümit Erdem ve Dr. Adnan Çetin için İstanbul’un iki farklı noktasında anma töreni düzenlendi. Törene katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Doktor Erdem’in “görev şehidi” olduğuna inandığını belirtti. İmamoğlu, vefat sayılarının yaklaşık bir aydır düşmediği bilgisini de paylaşarak, “Yalvarıyorum; lütfen tedbir alsınlar. 2-3 hafta her şeyimizle mücadele edelim, maddi-manevi bütün eksiklikleri giderelim” dedi.

TAM KAPANMA ŞART

İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ise ölümlerin önlenmesi için tam kapanmanın şart olduğunu vurgulayarak, “Ne yazık ki, Eylül’ün başından beri gerekli önlemler alınmamış ve gereksiz yere bir sürü vatandaşımız önlenebilir bir hastalık nedeniyle ölmüştür. Salgının başından beri ne fazla test yaparak ne verileri şeffaf paylaşarak salgını doğru dürüst yürütemeyen iktidara, artık algıyı değil salgını yönetmesi çağrısı yapıyoruz” dedi.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI YORULDU

Sağlık çalışanlarının süreç içinde çok yorulduğunu vurgulayan Saip, “Yoğun bakımlar dolu ve sağlık çalışanları, artık bu süreci yönetemez durumdalar. Bu nedenle bir an önce hastanelerin, sağlık sisteminin önündeki yükün azaltılması, birinci basamağın güçlendirilmesi ve bu süreçte zaman kazanmak için de kapanmanın sağlanması gerekiyor. Ölümlerin durdurulması için, kibirli yönetimi bırakıp salgını kontrol altına almak için gerekenleri yapmaya davet ediyoruz” dedi.

Demirören’e kıyak üstüne kıyak: Milli Piyango’nun vergisi sıfırlandı

medyabold
Devamını Oku »

8 Aralık 2020 Salı

15 yaşındaki çocuğa cinsel istismar rezaletinde baba dahil 27 zanlı gözaltında

Çocuğa cinsel istismar olaylarına bir yenisi daha eklendi. İddiaya göre İstanbul’da bir çocuk 8 yaşından 15 yaşına kadar birçok kişi tarafından istismara maruz bırakıldı. Gözaltına alınan 27 zanlı arasında çocuğun babası, amcası ve öğretmenleri de var.

BOLD – İstanbul’daki cinsel istismar iddiasını Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği açıkladı. Dernek Başkanı Saadet Özkan’ın verdiği bilgiye göre bir çocuk 8 yaşından 15 yaşına gelene kadar çok sayıda kişi tarafından cinsel istismara uğradı.

Evrensel’de yer alan habere göre Özkan, mağdur çocuğu cinsel istismara maruz bırakanlar arasında babası ve amcası ile birlikte öğretmenlerinin de olduğunu ileri sürdü.

Özkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İstanbul’da 8 yaşındaki çocuğumuz 15 yaşına kadar öz babasının, amcasının, öğretmenlerinin istismarına uğradı” dedi. Olayın takipçisi olduklarını söyleyen Özkan, savcının talimatıyla 27 kişinin istismar dolayısıyla gözaltında olduğu bilgisini verdi.

medyabold
Devamını Oku »

Demirören’e kıyak üstüne kıyak: Milli Piyango’nun vergisi sıfırlandı

Kamu kurumu iken yüzde 18 vergi ödeyen Milli Piyango, özelleştirilip Demirören’e verilince verginin sıfırlandığı ortaya çıktı. Milli Piyango’nun Demirören’e geçmesiyle birlikte piyango çıkma oranı da düştü.

BOLD – Devlete bağlıyken yüzde 18 KDV alınan Milli Piyango’nun Türkiye Varlık Fonu tarafından 10 yıllığına Demirören’in ortaklığındaki SISAL’a kiralanmasıyla KDV oranı da sıfırlandı. Daha önce satışların yüzde 43’lük kısmı kamuya aktarılırken bu oran şimdi yüzde 31.5’e düştü.

BEBEK BEZİNDE YÜZDE 18, PİYANGODA 0 VERGİ

Türkiye’de birçok temel ihtiyaç ürününe yüksek KDV oranları uygulanırken, Milli Piyango’dan KDV alınmaması tepki çekti. İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Milli Piyango devlette iken yüzde 18 KDV’ye tabiydi. Ak Parti Milli Piyango’yu Demirören’e verirken bir ‘iyilik’ daha yapıp, KDV’yi sıfırladı. Şu anda bütün piyango oyunlarında KDV sıfır. Ekmeğin KDV’si yüzde 8, bebek bezinin yüzde 18, piyangonun 0” dedi.

BUNUN ADI YANDAŞLIKTIR

Sözcü’den Deniz Ayhan’a konuşan Lütfü Türkkan, “Konu vatandaş olunca kaynak yetersizliğinden dem vuran bu iktidar, konu Demirören olunca kendi kaynaklarından bile vazgeçebiliyor. Bu yapılanın adı iyilik değil, vicdansızlık, yandaşlıktır” dedi.

Atina’dan Ankara’ya ithal göçmen suçlaması: Sınırı geçsinler diye Somalilere…

medyabold
Devamını Oku »

Elektrik faturaları için skandal karar: Kuruyemiş, meyve giderlerini de halk ödeyecek

Vatandaş elektrik faturalarını ödeyemiyor ancak hükumet elektrik faturalarındaki yükü her geçen gün artırıyor. Yayımlanan yeni tebliğle elektrik dağıtım ve tedarik şirketlerinin temsil, ağırlama ve seyahat gibi harcamaları faturalara eklenecek.

BOLD – Salgın ve ekonomik kriz nedeniyle işsiz kalan, geliri düşen halk, elektrik faturasını ödemekte zorluk yaşarken, alınan bir kararla elektrik şirketlerinin temsil, ağırlama ve seyahat gibi keyfi giderleri faturalara eklendi. Karara göre, elektrik dağıtım şirketlerinin yıl içinde yaptıkları temsil ve ağırlama giderleri, üye oldukları derneklere ödedikleri aidatlar, verdikleri ilanların giderleri elektrik faturalarına yansıtılacak.

ÖDEMELER 2025’E KADAR SÜRECEK

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Elektrik Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi ile Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi hakkındaki iki ayrı tebliğ Resmi Gazetede yayımlandı. Her iki tebliğle, 2021 ila 2025 arasındaki 5 yıllık dönemde elektrik dağıtım şirketleriyle elektrik tedarik şirketlerinin yaptıkları masrafların vatandaşın faturasına ne şekilde yansıtılacağı belirlendi. Tarifelere ilişkin teknik hesaplama yöntemleri her 5 yılda bir yeniden açıklanıyor.

DERNEK AİDATLARINI DA HALK ÖDEYECEK

Tebliğe göre dağıtım ve tedarik şirketlerinin yıl içinde yapacağı dernek aidat giderleriyle temsil ve ağırlama giderleri ve ilan giderleri elektrik faturalarına yüklenecek. Bu giderlerin yanı sıra şirketlerin yapacağı denetim, danışmanlık ve müşavirlik giderleri, dava, mahkeme, avukatlık, icra ve arabuluculuk giderleri, noter harcamaları gibi işletme giderleri yüzde 7 artırılarak fatura hesabına dahil edilecek. Bu giderlerin dışında şirketlerin yapacağı haberleşme, seyahat ve konaklama harcamaları ile personel yollukları, odalara ödedikleri aidatlar ve büro harcamaları da vatandaşın elektrik faturasına eklenecek.

Atina’dan Ankara’ya ithal göçmen suçlaması: Sınırı geçsinler diye Somalilere…

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li belediye inşaat firmasına tabela ihalesi verdi: Numan Kurtulmuş’un yakın dostu

AKP’li Beykoz Belediyesinin tabela yapım ihalesini, belediye başkanlığı için aday adayı olan Kemal Kaya’nın kardeşi Kamil Savaş Kaya’nın şirketine verildi. Şirketin daha önce bu tür bir iş yapmadığı ortaya çıktı.

BOLD – AKP’li Beykoz Belediyesi’nin “tabela yapım işi” ihalesini AKP’den Beykoz Belediyesi başkan aday adayı avukat Kemal Kaya’nın kardeşi Kamil Savaş Kaya’nın aldığı ortaya çıktı. Sadece inşaat işleri yapan Kamil Savaş Kaya’nın tabela yapım ihalesini alabilmesi bina yapımı ile tabela yapım işini benzer kabul etmesiyle sağlandı.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre Beykoz Belediyesi, 18 Mayıs’ta 2020 yılı park ve bahçeler müdürlüğü ihtiyaçlarında kullanılmak üzere tabela yapım işi ihalesini 386 bin 425 TL yaklaşık maliyet hesabıyla açtı. İhaleyi 304 bin 200 lira bedelle Kamil Savaş Kaya aldı ve 15 Haziran’da sözleşmeyi imzaladı. Kayıtlara göre Kaya’nın ihale kapsamında işyeri olarak verdiği adreste kardeşi Kemal Kaya ikamet ediyor. Kayıtlara göre iki kardeş başka bir şirkette de ortak. Kaya’nın AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş yakın dostluğu olduğu belirtiliyor.

FİYAT KATLANACAK, İDARE BUNA NEDEN KATLANDI?

Konuyu ilçe belediyesi meclis gündemine verdiği soru önergesiyle taşıyan CHP’li meclis üyesi Cemal Sataloğlu, ihalenin idari şartnamesinde ihalede benzer iş olarak kabul edilen işlerden birinin bina işleri olduğuna dikkat çekerek, “Söz konusu ihalenin yapım işinin konusu ise tabela yapım işidir. İhale işlerinin tabela yapım işi ile ne tür bir benzerliği vardır? Ana faaliyet konusuna uymayan ihale konusu işin yüklenicisi tarafından üçüncü bir firmaya yaptırılacağının açıkça görülmesine rağmen idare yüksek bir maliyete neden katlanmıştır? İhale konusu iş için toplamda 150 adet tabela piyasada daha az maliyetle yaptırılacağı halde idare, ihale bedelinin yüksek çıkmasına neden olan yaklaşık maliyet nasıl hesaplanmıştır” diye sordu.

Atina’dan Ankara’ya ithal göçmen suçlaması: Sınırı geçsinler diye Somalilere…

medyabold
Devamını Oku »

Bankaların batık kredi oranları ‘öteleme’ ile gizlenecek

BDDK, gecikmeye giren kredilerin takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenilmesini karanını 30 Haziran 2021’e kadar uzattı. Bu kararla bankaların batık kredi oranlarının üst seviyelere çıkmasının önüne geçilmiş oldu.

BOLD – Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bankalara yönelik pandemi desteklerini 30 Haziran 2021’e kadar uzatma kararı aldı. Desteklerin son geçerlilik süresi 31 Aralık 2020’ydi.

BATIK KREDİ, 30 HAZİRAN’A KADAR BATIK SAYILMAYACAK

30 Haziran 2021’e kadar kredi ödemelerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenilmeye devam edilecek. Kart borçlarını öteledikleri süre boyunca, bankaların asgari tutar da dahil olmak üzere alacaklarını talep etmeyerek ödemesiz dönem tanımlayabilme uygulaması da 30 Haziran 2021’e kadar sürecek.

BATIK HALE GELECEK KREDİLERE DE YENİDEN YAPILANDIRMA

Ödenemeyen yeniden yapılandırılmış kredilerin geri ödemesindeki koşullar için de kolaylık devam edecek. 90 günlük gecikme süresinin 180 güne çıkarılmasına benzer şekilde, bir yıllık izleme süresi içerisinde anapara ve/veya faiz ödemesi otuz günden fazla geciken ya da bu süre içinde bir kez daha yeniden yapılandırmaya tabi tutulan kredilerin Üçüncü Grupta sınıflandırılma şartı 30 Haziran 2021’e kadar uygulanmayacak. Düzenlemeler, ihtiyaç kredilerinin yanı sıra taşıt, konut ve tüketici kredileri ile tüm ticari kredi türlerini kapsıyor.

Atina’dan Ankara’ya ithal göçmen suçlaması: Sınırı geçsinler diye Somalilere…

 

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’ye S-400 yaptırımları Temsilciler Meclisi’nden geçti

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını içeren tasarı ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edildi. Senato’daki oylamanın bu hafta içinde yapılması bekleniyor. Trump ise dün, önüne gelmesi halinde tasarıyı veto edeceğini açıkladı.

BOLD – ABD’de Türkiye’ye Rusya’dan S-400 hava savunma sistemini satın almasından dolayı yaptırım uygulanmasını da içeren 740 milyar dolarlık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı (NDAA), Temsciler Meclisi’nde ezici bir çoğunluğun desteğiyle kabul edildi.

SENATO’DAN ÇOĞUNLUKLA GEÇERSE TRUMP VETO EDEMEYECEK

BBC Türkçe’nin haberine göre tasarıya, 335 üye kabul oyu verirken, 78 üye ise ret oyu kullandı. Böylece Tasarı, Temsilciler Meclisi’nde üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla kabul edilmiş oldu. Senato’da da üçte ikiden fazla çoğunlukla geçmesi halinde, Başkan Donald Trump’ın tasarıyı veto hakkı da ortadan kalkmış olacak. Senato’nun yasa tasarısını bu hafta içinde oylaması bekleniyor.

UYGULANACAK 5 YAPTIRIMI TRUMP BELİRLEYECEK

Tasarıda Türkiye ile ilgili de Rusya’dan S-400 füze savunma sistemlerinin alımı nedeniyle yaptırım düzenlemesi yer alıyor. Tasarıda, Trump’tan Türkiye’ye 30 gün içinde CAATSA’da yer alan 12 yaptırımdan en az beşini uygulaması talep ediliyor. CAATSA kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kurumlara ihracat-ithalat bankası desteğinin kesilmesi, ABD ve uluslararası mali kuruluşlarından kredi verilmemesi, mali kurumlara ABD Merkez Bankası ile doğrudan alışveriş yapma izni verilmemesi, döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması gibi yaptırımlar yer alıyor.

TRUMP 2017 YILINDA YAPTIRIMLARI UYGULAMAMIŞTI

Dün, yaptırım tasarının önüne gelmesi durumunda veto edeceğini duyuran Trump, 2017’de de kendi imzasıyla yürürlüğe giren CAATSA yaptırımlarının Türkiye’ye karşı uygulanmasını engellemişti. Türkiye’nin ABD’den Patriot hava savunma sistemleri alamadığı için Rusya’dan S-400 silahını aldığını, bundan dolayı Türk hükumetinin cezalandırılmaması gerektiğini kaydeden Trump, CAATSA’da kendisine tanınan muafiyet yetkisini kullanma yolunu seçmişti. Ancak, tasarının Senato’da da üçte ikiden fazla bir çoğunlukla kabul edilmesi halinde Trump da yaptırımları uygulamak zorunda kalacak.

Trump’tan son kıyak: Yaptırımları da içeren bütçe tasarısını veto edeceğini açıkladı

medyabold
Devamını Oku »

Devlet Tiyatroları’nda koronavirüs krizi, pozitif tanılı personel çalışmaya zorlanıyor

Devlet Tiyatroları dekoratörü Ali Cem Köroğlu’nun koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmesi uzun süredir seslendirilen ihmal ve güvensiz çalışma koşulları iddialarını artırdı.

BOLD– Tüm Türkiye’de kısmi karantina koşularının uygulandığı şu günlerde ısrarla “evde kalın” çağrıları yapılırken Devlet Tiyatroları’na (DT) bağlı tiyatro ve operalar çalışmaya devam ediyor. Birçok sanatçının dile getirdiği ihmal ve sağlıksız çalışma koşulları ise 62 yaşındaki Ali Cem Köroğlu’nun 6 Aralık’ta yaşamını yitirmesi üzerine yeniden gündeme geldi.

Ali Cem Köroğlu

GENEL MÜDÜRÜN OĞLU 40 KİŞİYE VİRÜS BULAŞTIRDI

DW Türkçe‘den Pelin Ünker’in haberine göre, DT Genel Müdürü Mustafa Kurt’un oğlu Akın Kurt’un sözleşmeli olarak yer aldığüı oyunun çalışmaları sırasında karantina koşullarına uymadığı için 40’ı aşkın kişiye virüs bulaştırdığı iddia ediliyor. Kurt’un ilk gösterimden bir gün sonra yapılan testinin pozitif çıkktığı belirtiliyor. Sanatçının babası ve DT Genel Müdürü Mustafa Kurt’un da bu sırada karantina sürecinde olduğu ve Akın Kurt’un virüsü oyun öncesi kendisini ziyarete gelen annesinden almış olabileceği de gündemdeki iddialar arasında.

Füsun Demirel

SANATÇILARDAN TEPKİ: SORUMLU BAKANLIK

Ali Cem Köroğlu’nun vefatı üzerine birçok sanatçı sosyal medya hesabından DT’nin uyuglamalrına tepki gösterdi. DW’ye konuşan tiyatrocu Füsun Demirel Köroğlu’nun vefatının baş sorumlusu olarak Kültür Bakanlığını ve DT Müdürülüğünü sorumlu tuttuklarını şu sözlerle dile getirdi:

“Burada önce Kültür Bakanlığının sonra Müdür Mustafa Kurt’un ve sonra oğlu Akın Kurt’un ciddi ihmali ve sorumsuzluğu vardır. Akın Kurt neden pozitif olan babası Mustafa Kurt’un yanında olan annesi ile görüştü? Ailece pozitif olmalarına rağmen prömiyere kadar test yaptırmayıp prömiyer ertesi test yapılan Akın Kurt pozitif çıkıyor. Zaten onlarca kisiye bulaşmış o süreçte. Bakanlığın müdürlüklerden inisiyatif ve yetkiyi almasıyla işleyiş tam bir boyunduruk sistemine dönüştürülmüştür.”

DT bünyesinde düzenli olarak mesai yapan çalışanlara zorunlu çalışmaya tabi tutuldukları halde test yaptırılmadığı, sanatçıların ancak kendi imkânları ile test olabildikleri de Demirel’in verdiği bilgiler arasında.

50’DEN FAZLA POZİTİF VAKA VAR

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, geçen hafta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde Devlet Tiyatroları’nda sadece İzmir’de 50’den fazla çalışanın kovid-19’a yakalandığını belirtmişti.

Hatırlanacağı üzere 1 Aralık’ta açıklanan tedbirler kapsamında sanat faaliyetleri durdurulmuştu. DT ise sadece 19.30 olan gösterim saatleri 18.00’e çekmekle yetinmiş, çalışmalara ara vermemişti.

DT Genel Müdürü Mustafa Kurt

DT GENEL MÜDÜRÜ KARANTİNA SÜRESİNİ 10 GÜNE ÇEKTİ

Pelin Ünker’e açıklamalarda bulunan Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan bir oyuncu ise pandemi koşullarındaki çalışma sürecini şöyle anlatıyor: “Resmi olarak 14 gün olması gereken karantina süreleri DT Genel Müdürü Mustafa Kurt tarafından değiştirildi, 10 güne çekildi. Ekipten pozitif kişilerin ayrılıp negatiflerle çalışmaya devam edilmesi söz konusu. Ankara’da ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ oyununda bir pozitif vaka kulise geliyor, ben pozitifim kendinize dikkat edin diyor. Oyunda 50’den fazla kişi çalışıyor. Diğerleri prova almaya devam ediyor.”

Geçtiğimiz hafta pozitif vakaların gündem olmasının ardından Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa’daki temsil ve provalar durdurulsa da diğer bölgelerdeki çalışmalar halen devam etmekte.

medyabold
Devamını Oku »