1 Eylül 2021 Çarşamba

‘Halkbank şubesinde dolandırılan 908 bin lira Muammer Güler’in miydi?’

17  Aralık yolsuzluk operasyonunda oğlu tutuklanan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in Halkbank’ta 908 bin lirasının kaybolduğu öne sürüldü. Sözcü yazarı Emin Çölaşan, Halkbank’ın Kapalıçarşı şubesinde yaşanan dolandırıcılık davasında ismi açıklanmayan tek kişinin M.G. olduğunu belirtti. Çölaşan, eski bakan Güler’e “M.G. olarak geçen şahıs zat-ı aliniz midir?” diye sordu.

BOLD – Sözcü yazarı Emin Çölaşan, 17-25 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonları öncesinde Halkbank’ın İstanbul-Kapalıçarşı şubesinde yaşanan dolandırıcılık davası iddianamesinde ismi açıklanmayan tek kişinin M.G. kısaltması olduğunu hatırlatarak, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’e, “Halkbank’ta o günkü parayla tam 908 bin lirası buharlaşan ve iddianamede M.G. olarak geçen şahıs, zat-ı aliniz midir?” diye sordu.

ŞİKAYETÇİ OLMAYAN TEK KİŞİ M.G.

Söz konusu dolandırıcılık olayında şikâyetçi olmayan tek ismin iddianameye M.G. rumuzu ile geçen kişi olduğuna dikkati çeken Çölaşan, yazısını şöyle sürdürdü: “Peki kim olabilir ismi gizlenen bu M.G.? O günlerin İçişleri Bakanı Muammer Güler olabilir mi! Basında bu konuda haberler çıktı. Bu olay Meclis’te Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sorulduğunda “Benim haberim yok, bir baktırayım” demekle yetindi!.. Ve yanıt veremedi! CHP eski milletvekili Umut Oran dönemin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına soru önergesi verdi. Önerge hasıraltı edildi, yanıt verilmedi!

PARANIZI DOLANDIRANLARDAN NİÇİN ŞİKAYETÇİ OLMADINIZ?

Şimdi, o sırada İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’e bir kez daha soruyorum. Olay nasıl olsa unutuldu demesin. Arşiv unutmaz. Yani aşağıdaki sorulara hiç kıvırtmadan açık ve net yanıtlar vermesini istirham ediyorum:

Beyefendi, Halkbank’ta o günkü parayla tam 908 bin lirası buharlaşan ve iddianamede M.G. olarak geçen şahıs, zat-ı aliniz midir? Evet mi, hayır mı? Yanıtınız hayır ise niçin bu konuda açıklama yapmadınız? Evet ise paranızı dolandıranlardan niçin şikayetçi olmadınız?

KOÇ DA OLSA SABANCI DA OLSA BU PARAYI YEDİRMEZ, HESAP SORARDI

Bu para büyük para! Yani Rahmi Koç olsa, Sabancı ailesinin bireyleri bile olsa, vallahi bu parayı dolandırıcılara yedirmez, her vatandaş gibi onlar da hesap sorardı. Dönemin İçişleri Bakanı olan, 17– 25 Aralık operasyonlarında oğlunun evinde çelik para kasaları, milyonlarca lira ve dolarla birlikte para sayma makineleri ele geçirilen şahıs bu sorulara yanıt vermekle yükümlü idi ama hep sustu. Şimdi aradan yıllar geçti ama suskunluğunu günümüzde de koruyor.

HİÇ DEĞİLSE ŞİMDİ KONUŞUN

İki olasılık vardı, şunları söyleyebilirdi:

Hayır, Halkbank’ın o şubesinde benim param yoktu, dolayısıyla dolandırılmış değilim. Ben İçişleri Bakanı Muammer Güler, iddianamede sözü edilen M.G. değilim.” Ya da: “Evet, o M.G. benim. 908 bin liram buharlaştı ama şikayetçi olmadım çünkü….” Ancak eski Bakan Bey bu “Çünkü” sözcüğünün arkasını doldurmak zorunda idi. Aksi takdirde insanların aklına yine “Acaba rüşvet parası mıydı” gibi çok kötü şeyler gelecekti!

Aman Muammer Bey, hiç değilse şimdi konuşunuz lütfen, bu M.G. neyin nesidir? Geçmişte sorduk, konuşamadınız!.. Aradan yıllar geçti… O mübarek ağzınızı hiç değilse şimdi açınız, bize bilgi veriniz!

3-5 KURUŞ KALAN PARAM VAR, 1 TRİLYON CİVARI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları sonrasında çıktığı televizyon programında oğlu Barış Güler üzerinden Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’i doğrudan hedefe koyarak “Benden önceki içişleri bakanının oğlunun evinden para sayma makinası çıktı” demişti. Bakan Soylu’nun da gündeme getirdiği, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı Muammer Güler ile oğlu arasında geçen telefon görüşmesinin detayları şöyle:

Barış Güler: 6 buçukta geldiler Celal Kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış.
Muammer Güler: Ne var oğlum senin evinde.
Barış Güler: Hiçbir şey yok baba.
Muammer Güler: Para ne var.
Barış Güler: Kendi param üç beş kuruş kalan param.
Muammer Güler: Kaç para?
Barış Güler: Sen biliyorsun
Muammer Güler: Kaç lira oğlum?
Barış Güler: 1 trilyon civarı param var o kadar.
Muammer Güler: Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya ?
Barış Güler: Yok arama yapıyorlar.
Muammer Güler: Senin şimdi anladığım kadarıyla Rıza Zarrab ile bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık ilişkim var. Gayrı resmi danışmanlık yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor. Onun bana borcu var senetlerimiz de var.

ABİCİM SEN RAHAT OL, SENİN ÖNÜNE YATARIM BEN

17-25 Aralık öncesi İranlı iş insanı Reza Zarrab ile Muammer Güler arasında geçtiği iddia edilen bir başka görüşmede ise “Bana soruşturma var mı?” diye soran Zarrab’a Güler, “Abicim sen rahat ol. Vallahi öyle bir şey varsa, senin önüne ben yatarım ya! İçişleri Bakanlığı’nda, Maliye’de ve MİT’te bir şeyin yok…” dediği öne sürüldü. Güler, Reza Zarrab’a “İçişleri Bakanlığı’nda, Maliye’de ve MİT’te bir şeyin yok…” diyor ancak MİT’in Başbakanlık için hazırladığı raporda Reza Zarrab ile bakanlar arasındaki ilişkinin bildirildiği ve ilerde hükumet için sıkıntı oluşturacağı konusunda uyardığı ortaya çıkmıştı.

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

‘Halkbank şubesinde dolandırılan 908 bin lira Muammer Güler’in miydi?’ yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamalarının ardından AKP’de istenmeyen adam ilan edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yalnızlığı devam ediyor.  AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ardından eşi Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi. Tayyip Erdoğan gibi Emine Erdoğan da Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u ön plana çıkardı.

BOLD ANALİZ – Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketi sonrası bölgeye yapılan ziyaretler Süleyman Soylu’nun yalnızlığını ortaya koydu. Sel felaketinin yaralarının sarılması için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum bölgede çalışmalar yapıyor. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bozkurt temasları sırasında Soylu yerine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u vatandaşlara anlatmıştı.

SOYLU’YU GÖRÜNCE YÜZÜNÜ ÇEVİRDİ

Bozkurt ilçesi meydanında halka hitap eden Tayyip Erdoğan, “Bakanlarım burada” derken Süleyman Soylu’yu görünce yüzünü çevirdi. Bakan Murat Kurum’un kolundan tutarak “İşte bakanım burada. Selden etkilenenlere TOKİ eliyle çok daha güzel binalar yapacak” dedi.

Erdoğan’ın ardından Emine Erdoğan da dün de bölgeyi ziyaret etti. Emine Erdoğan’ın görüştüğü selzedelere tek tip N95 maskesi dağıtılırken Emine Erdoğan’ın başörtüsüne uygun özel maske taktığı görüntülere yansıdı.

EMİNE ERDOĞAN SOYLU’YA UZUN UZUN BAKTI

Anadolu Ajansı’nın servis ettiği montajlanmış görüntülerde Emine Erdoğan’ın selzedelerle sohbet ettiği, yetkililerden bilgi aldığı görülüyor. Selin vurduğu derenin kenarında iki bakan eşliğinde açıklamalar yapan Emine Erdoğan’ın Soylu’ya dönüp uzun uzun bakması  ve hiç konuşmadan Soylu’yu baştan aşağıya süzmesi dikkat çekiyor.

EMİNE ERDOĞAN DA SOYLU YERİNE KURUM’A ATIF YAPTI

AA ve Cumhurbaşkanlığı mikrofonuna konuşan Emine Erdoğan “Halkımızın mağdur edilmediğini gördüm. Yurtlarda barındıklarını gördüm.” dedi. Tam bu sırada sağında duran Soylu’ya doğru kafasını çeviren Emine Erdoğan, kısa süreliğine durdu. Soylu’dan hiç söz etmedi. Ardından Murat Kurum’a dönerek “İnşallah bundan sonra bütün bunlar göz önüne alınarak bakanlıklarımız sağ olsunlar şehirleşme nasıl olur en güzel örneklerini gösterecekler kendileri” diyerek Kurum’u eliyle gösterdi.

Elleri önünde bağlı Soylu’nun bu sırada Emine Erdoğan’a bakması AA kameralarına yansıdı. AA’nın servis ettiği görüntülerde Murat Kurum’dan bilgi alan Emine Erdoğan’ın yan yana yürüdüğü Soylu’nun ise arkadan gelmesi dikkat çekti.

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Çevik Bir’i 10 gün içinde hastaneye sevk ettiler: Yan koğuşundaki alzheimer hastası Yusuf Bekmezci aylardır bekliyor

28 Şubat davaları nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 10 gün önce tutuklanan Çevik Bir ve Çetin Doğan hastaneye sevk edildi. Cezaevlerinde insani yaşam koşullarına ve sağlık hizmetlerine hemen ulaşamayan birçok yaşlı ve hasta var. HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Genarallere anında yapılan sevk, tüm hasta mahpuslara da sağlansın” dedi.

BOLD – İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevine gönderilen emekli generaller Çetin Doğan (81) ve Çevik Bir (82) dün hastaneye kaldırıldı. Çevik Bir’in avukatı Hüseyin Ersöz, alzheimer hastası olan müvekkilinin müşahade altında kalacağını açıkladı. 28 Şubat davaları nedeniyle müebbet hapis cezası verilen Çetin Doğan ve Çevik Bir’in hastane kontrolleri bu hafta boyunca devam edecek.

KOĞUŞLARINDA TADİLAT YAPILDI

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Artı Gerçek’e yaptığı açıklamada, generallere anında uygulanan sevklerin hapisteki diğer hasta mahpuslara da eşit şartlarda uygulamasını istedi. Ayakta duramayan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın durumunu hatırlattı.

26 yıldır cezaevinde bulunan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan, ağır sağlık sorunları nedeniyle, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden 10 günde 7 kez hastaneye kaldırılmış ve hastaneye elleri kelepçeli olarak yürürken çok zorlandığı görüntüler sosyal medyada tepkiye yol açmıştı. Hapiste 5 kez kalp krizi geçiren, 4 kez anjiyo olan Özkan’a, yüzde 87 engelli raporu olmasına rağmen ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi.

Öte yandan Bold Medya’nın edindiği bilgiye göre Çevik Bir ve Çetin Doğan, İzmir 1 Nolu F Tipi’ne getirildiğinde koridorlar boşaltıldı ve koğuşlarında da tadilat yapıldı. Cezaevlerinde sağlık hizmetlerinden ve insani yaşam koşullarından yoksun olan emekli generaller gibi kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremeyen birçok hasta ve yaşlı bulunuyor.

ÇEVİK BİR’İN YAN KOĞUŞUNDAKİ YUSUF BEKMEZCİ İLERİ DERECE ALZHEİMER

Çevik Bir’in yan koğuşunda kalan 82 yaşındaki Yusuf Bekmezci, tıpkı Bir gibi alzheimer hastası. Avukatı Saadet Aytekin’in verdiği bilgiye göre 19 aydır tutuklu olan Bekmezci, birkaç aydır koğuşta, gökyüzünde çiçekler gördüğünü söylüyor. Damadıyla aynı koğuşta kalan Bekmezci, bu durumuyla ilgili psikolog ve psikiyatra götürüldü.

Bekmezci’nin alzheimer hastalığıyla ilgili sevk edilmediğini söyleyen Aytekin, “Yusuf bey, haziran ayında nörolojiye sevk edildi ancak alzhemimer hastalığıyla ilgili bir husustan bahsedilmemiş. Kendisi de farkında olmadığı için söylememiş. Damadı birlikte sevk olmak için uğraştı ama sonuç olmadı. Nöroloji MR istedi ama 5-6 ayda sıra geliyor. Damadı revire çıkmıştı, bu yaz olan sevkten sonra neler yapıldığını öğrenmek için. Yusuf beyi götüren memura denk geldiği için MR yazıldığını öğrenebildi. Son dönemde damadı alzheimer şüphesiyle sevk edilmesi için çabalıyor ama çok sonuç alamadı. Cezaevinde mahkumların sağlık dosyaları oluyor, ben birçok müvekkilimde bu dosyayı çok kolay bir şekilde edindim. Yusuf beyde mahkeme, cezaevi ve savcılık kanalıyla talep etmemize rağmen bize dosya dahi verilmedi.” dedi.

Bekmezci’nin alzheimer hastalığının net bir şekilde anlaşıldığını ifade eden Aytekin, “Hala alzheimerla ilgili bir rapor alamadık. Mahkeme adli tıpa bir kere sevk etti. Onda da ayrıntılı bir tetkik yapılmadı. Yusuf Beyin hastaneye sevk olamamasının yanında sevk olduğu nadir günlerde gittiğinde meramını anlatamaması da çok büyük problem. Alzheimer hastalığının doğal bir sonucu olarak durumun farkında değil ve hastanede bu durumu belirtmek mümkün olmuyor. Hastanede ne için tetkik yapıldığını dahi bilmeden koğuşuna dönüyor.” ifadelerini kullandı.

HEPSİ YAŞLI, HEPSİ HASTA

84 yaşındaki esnaf Nusret Muğla ve 82 yaşındaki emekli imam Halil Karakoç, 6 Ocak 2021’den bu yana Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Nusret Muğla, günde 14 ilaç kullanıyor. Kalçasındaki çıkık nedeniyle yürüyemeyen, kişisel ihtiyaçlarını görmekte zorlanan Halil Karakoç ise şeker, kolesterol, kalp ve mide hastası.

17 aydır Manisa E Tipi Cezaevinde bulunan 64 yaşındaki Fatma Yurt, bel fıtığı ilerlediği için bir aydır cezaevinde yatalak hale geldi. Emekleyerek yürüyor. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmasına Manisa’dan İstanbul’a 16 saat kelepçeli götürülen Yurt’un belindeki ve boynundaki ağrılar bu yolculuk nedeniyle artmıştı.

2 Kasım 2017’den beri Isparta E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 72 yaşındaki kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastası Bekir Bayram, 4 yılda 40 kilo kaybetti, koronavirüs geçirdi, haziran ayında da koğuşun tuvaletinde düşüp bayıldı. Kalbi yüzde 40 çalışan Bekir Bayram’ın kalbine cezaevine girdikten bir yıl sonra kalp yetmezliği nedeniyle stent takıldı. Dizlerindeki menisküs yırtıkları nedeniyle ayakta duramayan, ayaklarını sürüyerek, zorlukla yürüyebilen Bayram, kontrol için tekerlekli sandalyeyle hastaneye götürülüyor.

Din kültürü öğretmeni, kalp ameliyatlı 62 yaşındaki Şemseddin Ayyıldız 6 yıldır Manisa E Tipi Cezaevinde kalıyor. Ödemiş T Tipi Cezaevinde kalan, 76 yaşındaki kayınpederi Ahmet Akdoğan ise 3 yıldır hücrede tutuldu. Hafıza problemleri yaşayan, psikolojisi bozulan Akdoğan 8 hastalıkla mücadele ediyor.

1 Ekim 2016’dan bu yana Manisa Cezaevinde tutuklu olan 72 yaşındaki yazar Vehbi Yıldız, hapiste yüksek tansiyon hastası oldu. Heyet raporuyla ilaç kullanıyor. Dizlerindeki ağrı nedeniyle yürüyemeyen Yıldız, görüşlere iki büklüm gelip gidiyor.

9 Ağustos 2019’da tutuklanan 73 yaşındaki Celal Bülbül, vertigo hastası, reflü ve tansiyon hastası. Başı dönünce koğuşun merdivenlerinden düştü. Midesine sık sık endoskopi yapılması gerekiyor. Yalnız kalma, kapalı yerde duramama, karanlıkta kalmaktan korkma gibi psikolojik sıkıntıları da bulunuyor.

İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı en son rakama göre cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor. Bu hastaların içinde akciğer hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek durumda olan birçok hasta var. Koronavirüs salgını nedeniyle hasta mahpuslar daha da risk altında.

CHP Kayseri Milletvekili Arık, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ı ziyaret etti

Çevik Bir’i 10 gün içinde hastaneye sevk ettiler: Yan koğuşundaki alzheimer hastası Yusuf Bekmezci aylardır bekliyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Aşı karşıtları, Sağlık Bakanı Koca’yı yalanlama yarışına girdi

Koronavirüs salgını aradan geçen 1.5 yıla karşın gündem olmaya devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşısı tamamlanmış vefat eden kimse yok” derken, aşı karşıtları ise sosyal medyada  aşısını olduktan sonra vefat ettiği öne sürülenlerle ilgili paylaşımlar yaptı. Aşı karşıtları, 11 Eylül’de İstanbul’da miting yapmaya hazırlanıyor.

BOLD ANALİZ – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2 doz aşı olmasına rağmen hasta olanların sayısında artış olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak, aşının ölümleri engellediğini anlatan paylaşım yaptı.

Koca, “Düşük olduğunu biliyoruz. Örnek olsun diye söyleyeyim; aktif 1 buçuk milyona yakın sağlık çalışanımız var. 1,1 milyon sağlık personeli ve ayrıca hizmet aldığımız temizlik, güvenlik ve benzeri toplam 1 milyon 510 bin kişi… Aşısı tamamlanmış vefat eden kimse yok. Aşının ne kadar etkili olduğunu göstermek için söylüyorum. Aşısı tamamlamış, vefat eden aktif 1 milyon 510 bin sağlık çalışanı içerisinde bugüne kadar olmadı” dedi.

ÜÇ DOZUNU OLAN DOKTOR KORONADAN ÖLDÜ İDDİASI

Sosyal medyada ise aşı karşıtları, Bakan Koca’nın açıklamalarının aksine aşılarını tamamladıktan sonra vefat eden yakınları olduğunu iddia etti. Aşı karşıtlığı ile bilinen Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, amcasının hanımının üç doz aşısını olduktan sonra öldüğünü öne sürdü. Türkiye Tabipler Birliği’nin de taziye yayınladığı İstanbul’da yaşayan ve üç doz aşısını olan göz hastalıkları uzmanı Ali İnal’ın Kovid-19 nedeniyle öldüğü öne sürüldü.

AŞI KARŞITLARI EYLEM YAPACAK

Kovid-19 aşılarının işe yaramadığını, bu nedenle sürekli yeni doz hakkı verildiğini öne süren aşı karşıtları ise 11 Eylül günü İstanbul Maltepe’de büyük bir miting yapmaya hazırlanıyor. Mitingin organizatörlerinden Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, birçok sivil toplum örgütünün de destek verdiği mitinge 1 milyon kişinin katılmasının beklendiği öne sürdü.

4. DOZ HAKKI VERİLDİ

Sinovac’ın koruyuculuğunun 6 ay sonra yüzde 35’e kadar düştüğünü açıklayan Çin, dünyada hızla yayılan Delta varyantı için yeni aşı çalışmalarına başladığını duyurdu. Sinovac aşı yaptıranlara bir doz BioNTech hakkı veren Sağlık Bakanlığı, koronavirüs aşılaması ile ilgili takvimde güncelleme yaparak dördüncü aşı hakkı getirdi. Alınan karara göre 2 doz Sinovac üzerine 1 doz BioNTech yaptıranlara da 4. doz hakkı verildi. PCR pozitifliği sonrası aşı uygulaması ise 3 aydan 1 aya çekildi. Yeni uygulamada 4’üncü doz aşı da tanımlandı. 4’üncü dozlar da 3’üncü dozdan 21 gün sonra yapılabilecek.

AŞI KARŞITLARI SOSYAL MEDYADA BAKANI YALANLADI

Aşı olmalarına karşın yakınlarının kaybettiklerini öne süren sosyal medya paylaşımlarından bazıları şöyle:

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

Aşı karşıtları, Sağlık Bakanı Koca’yı yalanlama yarışına girdi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla yeni özelleştirme kararları yayımlandı. Resmi Gazetede yayınlanan ilana göre, tatil yörelerindeki binlerce metrekarelik arsa parsel parsel satışa çıkarılacak. 2025 yılına kadar satılacak yerler içinde Alanya, Kuşadası, Çeşme, Alaçatı, Marmaris, Fethiye ve Toroslar’daki değerli arsalar yer alıyor.

BOLD –  Mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait olan 31 adet arazi özelleştirme kapsamına alındı. Satış, kiralama ve gelir ortaklığı şeklinde yapılacak satışları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı takip edecek. Tatil bölgelerindeki satışların 31 Aralık 2025 tarihine kadar tamamlanması şart koşuldu.

EN ÇOK SATIŞ İZMİR’DE

4438 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre satılacak 31 arazi şu bölgelerde yer alıyor: Antalya Alanya, İzmir Çeşme, İzmir Alaçatı, Aydın Kuşadası, Mersin Toroslar, Muğla Fethiye, Muğla Marmaris.

Satışa çıkarılan arsaların tam listesi şöyle:

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı

Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik ankesör operasyonları devam ediyor. İstanbul merkezli 12 ilde yapılan operasyonlarda ankesörle arandıkları iddiasıyla 40 asker hakkında gözaltı kararı verildi.

BOLD – Gülen Hareketi’ne yönelik 15 Temmuz sonrasında yoğun olarak kullanılan Bylock kullanma iddiası yerini son aylarda ankesörlü telefonla aranmaya bıraktı. İstanbul merkezli 12 ilde yapılan operasyonlarla 40 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuna ankesörle arandıkları gerekçesiyle gözaltı kararı verildi.

DELİL ANKESÖRLE ARANMAK

Gülen Hareketi’ne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ankesörlü telefon hatları üzerinden iletişime geçen TSK mensuplarını tespit etti. Kişiler hakkında verilen gözaltı kararında ankesörlü telefon hatlarından görüştüklerine dair tespitler ile Gülen Hareketi ile irtibat ve iltisaklı olduklarına dair itirafçıların ifadeleri yer aldı.

40 KİŞİDEN 32’Sİ GÖZALTINA ALINDI

7’si aktif subay, 16 aktif astsubay, 12 ihraç asker olan üzere 40 kişi hakkındaki yakalama kararı sonrasında İstanbul merkezli 12 ilde başlatılan eş zamanlı baskınlarda Gülen Hareketi mensubu olduğu iddia edilen 32 kişi gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülürken 1 şüphelinin Kovid-19 nedeniyle karantinada olduğu belirtildi.

 

Bir 15 Temmuz ikiyüzlülüğü daha

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

31 Ağustos 2021 Salı

Bir 15 Temmuz ikiyüzlülüğü daha

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 15 Temmuz’u finanse etmekle suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri üst düzey yetkilileriyle görüşme trafiği hızlandı. 15 Temmuz’u yakından takip eden gazeteci Müyesser Yıldız ise BAE’yi Erdoğan’a darbe yapmakla suçlayan AKP’li isimlerin çarkını yazdı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile temasları hız kazandı. Erdoğan’ın 18 Ağustos’ta BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun bin Zayed Al Nahyan’ı kabul etmesiyle başlayan diplomasi trafiği, 31 Ağustos’ta ülkenin fiili lideri Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan ile yapılan telefon görüşmesi ile devam etti. Bu görüşmelerle AKP, Mısır’dan sonra BAE’yle de 2013’ten beri bozuk olan ilişkileri düzelmeye çalışıyor.

SEDAT PEKER ETKİSİ VAR MI ?

BBC Türkçe servisinde yer alan habere göre, Türkiye-BAE ilişkilerinin son döneminde organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in bu ülkede barınması ve YouTube üzerinden yayımladığı videolarla gündeme gelmesi de dikkat çeken bir unsur oldu. Peker, bu videolarda başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere önde gelen hükumet yetkililerine yolsuzluk suçlamasında bulunmuş ve kamuoyunda büyük etki yaratan bazı olayların perde arkasını anlatmıştı.

BAE VE 15 TEMMUZ

Hükumete yakın Yenişafak ve Sabah gazeteleri BAE’yi Veliaht Prensin danışmanlarından Muhammet Dahlan üzerinden 15 Temmuz’u finanse etmekle suçlamıştı.

15 Temmuz ile ilgili gelişmeleri ve devam eden davaları yakından takip eden gazeteci Müyesser Yıldız, Erdoğan’ın BAE ile temaslarını sosyal medya hesabından değerlendirdi.

AKP ve Erdoğan’a yakın medyanın tutumunu eleştiren Yıldız, “Erdoğan, önce BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı’nı kabul etti. Dün de Veliaht Prens Muhammed bin Zayed el Nahyan’la telefonda görüştü. Yıllardır BAE’ni “15 Temmuz’un finansörü, Erdoğan’a darbelerin organizatörü” ilân eden İktidar medyasının bu gelişmeye tepkisi merak ediliyordu” dedi.

Hilal Kaplan’ın BAE konusunda bir yıl içerisinde değişen tutumuna atıfta bulunan Yıldız, “İktidarın önder kalemlerinden ve TRT Yönetim Kurulu Üyesi Hilal Kaplan bugün, ‘Ortadoğu’da oyun kurucu ülkelerin başında gelen BAE’den gelen adım, sadece Katar ile değil Mısır, Libya ve genel anlamda Mavi Vatan mücadelesi için de olumlu bir girişimdir’ yorumunu yaptı” ifadelerini kullandı.

Yıldız, Hilal Kaplan’ın geçen sene BAE’i sözde Müslüman ülke ilan ettiği yazısını da paylaştı.

AKP’nin bumerangı 17/25 Aralık: Eski bakanlara yeni suç duyurusu

Bir 15 Temmuz ikiyüzlülüğü daha yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

CHP Kayseri Milletvekili Arık, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ı ziyaret etti

Kayseri Bünyan Cezaevi A 4 koğuşunda kalan 8 aylık Arzu Nur Özkan’ı CHP’li Çetin Arık ziyaret etti. Arık, koğuşunda 4 kişide kovid çıkan Özkan’ın durumunun iyi olduğunu söyledi.

BOLD – CHP Kayseri Milletvekili Dr. Çetin Arık, Bünyan Cezaevinde kalan 8 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ı bugün ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Özkan’ın babası Hanefi Kılıç’ı dün iki kez aramış ve yakından ilgileneceğini söylemişti.

Haberi, Arzu Nur Özkan’ın Kanada’da yaşayan ablası Zübeyde Koçyiğit, kız kardeşi için açtığı Twitter hesabından duyurdu. Koçyiğit, “Kayseri Milletvekili @DrCetinArik sayın Kılıçdaroğlu @kilicdarogluk’nun isteği üzerine sağolsun kardeşimi ziyarete Bünyan Cezaevine gitmiş. Kardeşim ArzuNurÖzkan kovid tehlikesi ile karşı karşıya ve tahliye olacağı anı bekliyor. Lütfen artık bu sese kulak verin! @adalet_bakanlik” dedi.

BABASI: “DESTEKLERİ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM”

A4 koğuşunda kalan Arzu Nur Özkan’ın koğuşunda bugün 4 kişide kovid çıktığı ve hastaların hastaneye kaldırıldığı da öğrenildi. Aynı zamanda kadın-doğum uzmanı olan Arık, Özkan’ın iyi olduğunu söyledi.

Arzu Nur Özkan’ın babası Hanifi Kılıç, Arık’ın ziyaretiyle ilgili “Sayın vekil bugün cezaevinde kızımı ziyaret etmiş, beni aradı. Dün de sağ olsun Kemal bey aramıştı, ilgileneceğini söylemişti. Çetin bey kızımın bugün hastaneye götürüldüğünü ve sağlık durumunun da iyi olduğunu, hastanede yatmasını gerektirecek bir durum olmadığını söyledi. Ayrıca Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı ile de görüştüğünü söyledi. Savcı, tutuklama dosyası Bursa’da olduğu için oraya yazı yazdıklarını ancak henüz cevap alamadıkları için tahliye konusunda bir şey yapamadıklarını söylemiş. Yani Bursa’dan gelecek duruma göre Kayseri Savcılığı adım atacak. Kemal beye de Çetin beye de destekleri için çok teşekkür ediyorum” dedi.

DOKTOR ERKEN DOĞUM OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bu ay içinde bir mektup yazan Arzu Nur Özkan, 16 saat kelepçeyle yolculuk yaptığını, sadece erkek tuvaleti olan bir odada 15 gün yerde yattığını, böcekler ve farelerle yaşamak zorunda kaldığını, düşük tehlikesi geçirdiğini ve tansiyonu 20’lere çıktığını için kaç kez acile kaldırıldığını anlatmıştı.  “Öyle şeyler yaşıyorum ki, anlatmıyorum hiç” diyen Özkan’a doktor doğum için 13 Ekim tarihini verdi. Ancak yaşadığı stres, yüksek tansiyon nedeniyle bebeğin suyu azaldığı için eylül ayı sonunda erken doğum yapması bekleniyor.

EŞİ, KENDİSİ VE DOĞMAMIŞ ÇOCUKLARI HEPSİ BİRLİKTE HAPİSTE

Geçen yıl 25 Temmuz’da evlenen Arzu Nur Özkan ve eşi Cihan Özkan 9 Mart’ta Edirne’de gözaltına alındı. Bir gün sonra tutuklanıp Edirne Cezaevine konuldular. O dönemde 2 aylık hamile olan Arzu Nur Özkan 2 Nisan’da Kayseri Bünyan Cezaevine, eşi de mayıs ayında Çorum Sungurlu T Tipi Cezaevine sevk edildi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan anaokulu öğretmeni Arzu Nur Özkan (33), KHK ile kapatılan Bursa Özel İlkbahar İlkokulu’nda çalıştığı için, Bank Asya hesabı olduğu için ve bir tanığın beyanlarına dayanılarak 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesi, polis ifadesini mahkemede düzelten, yanlış olduğunu belirten tanığın söylediklerini dikkate almadı. Tanığın ilk ifadesine göre cezayı veren mahkeme Yargıtay’ın emsal kararlarını da görmezden geldi. Özkan’ın dosyası şu anda İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Adliyede katip olarak çalışırken ihraç edilen Cihan Özkan ise örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor. Daha önce Bursa H Tipi Cezaevinde 18 ay kalan Cihan Özkan, şu anda Çorum’da tutuklu.

Kemal Kılıçdaroğlu, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın babasını aradı

Hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın kendi sesinden maruz kaldığı hak ihlalleri

 

CHP Kayseri Milletvekili Arık, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ı ziyaret etti yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Eşinin uzaklaştırma aldığı şiddet yanlısı imam 3 kız çocuğunu kurşuna dizdi

Trabzon’un Of ilçesine bağlı Uluağaç köyünde imamlık yapan Emre G., eşine şiddet uyguladığı gerekçesiyle verilen 1 aylık uzaklaştırma kararı sonrası buluştuğu çocuklarına kurşun yağdırdı. 3 kız çocuğu olay yerinde hayatını kaybetti,  teslim olan imam ise gözaltına alındı.

BOLD – Trabzon’un Of ilçesinin Uluağaç köyünde saat 16.00 sıralarında meydana gelen olayda iddiaya göre, köyün imamı Emre G. (36), 112 Acil Çağrı Merkezi’ni telefonla arayarak çocuklarını öldürdüğü ihbarında bulundu.

İhbar üzerine adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Evlerine 1 kilometre uzaklıktaki çay bahçesine gelen ekipler, Yaren (11), Hiranur (7) ve Elif G. (4) adlı kardeşlerin hayatını kaybettiğini belirledi.

Olay yerinde bekleyen baba Emre G. jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Çocukların cansız bedeni ise olay yerindeki incelemenin ardından otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.

EŞİNE ŞİDDETTEN UZAKLAŞTIRMA ALMIŞ

İmam Emre G.’nin 12 yıllık eşi S.G. ile anlaşmazlık yaşadığı öğrenildi. Boşanma aşamasında olan çift hakkında uzaklaştırma kararı bulunuyor. Emre G. hakkında eşini darp ettiği gerekçesiyle 1 aylık uzaklaştırma kararı verildiği, dün sona eren karar sonrası çocuklarını görmek için yanına aldığı öğrenildi.

Çocukları annelerine teslim etmesi gereken Emre G.’nin bunun yerine onları öldürdüğü belirtildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

ABD’yi ayağa kaldıran görüntü: Taliban ABD Kara Şahin’i ile böyle tur attı

Eşinin uzaklaştırma aldığı şiddet yanlısı imam 3 kız çocuğunu kurşuna dizdi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

ABD’yi ayağa kaldıran görüntü: Taliban ABD Kara Şahin’i ile böyle tur attı

Afganistan’dan tamamen çekilen ABD’nin geride bıraktığı birkaç ‘Blackhawk’ı uçurmayı başaran Taliban militanları iddiaya göre, idam ettiği bir kişiyi Kandahar bölgesinde helikoptere asarak havada gezdirdi. Taliban’ın ABD’nin modern silahlarına sahip olması ve infazlarına alet etmesi ABD’de Biden’a olan tepkiyi arttırdı.

BOLD – Afganistan’da kısa süre önce Kabil’e giren Taliban güçleri yönetimi ele geçirdi. Bu olaydan aylar önce Afganistan’dan çekileceğini açıklayan ABD güçlenin tamamı bugün ülkeden ayrıldı. Son olarak Kabil Havalimanı da Taliban’ın kontrolüne geçti.

ABD’Yİ AYAĞA KALDIRAN GÖRÜNTÜLER

Taliban’ın Afganistan’da ABD güçlerinin geride bıraktığı birkaç Kara Şahin (Blackhawk) helikopterinden birine pilotluk yaptığına dair bir video sosyal medyada viral oldu. Videoda helikopterden sarkan bir kişi de dikkat çekiyor.

Kandahar bölgesinde çekildiği iddia edilen görüntülerdeki kişinin ABD’li askerlere tercümanlık yaptığı da iddialar arasında. Helikopterden sarkıtılan Afgan’ın sağ olup olmadığı da bilinmiyor.

Görüntülerin ardından Afganistan’dan çekilmesi fiyaskoyla sonuçlanan ABD Başkanı Joe Biden eleştirilerin hedefi oldu. Özellikle de Taliban’ın modern Amerikan askeri silahlarına sahip olması da öfkeye yol açtı.

Görüntüleri paylaşan gazeteci Liz Wheeler, “Göründüğü gibiyse Taliban birini bir Amerikan Kara Şahininden asıyor. Kusabilirim. Joe Biden sorumludur” ifadelerini kullandı.

AKP’nin bumerangı 17/25 Aralık: Eski bakanlara yeni suç duyurusu

ABD’yi ayağa kaldıran görüntü: Taliban ABD Kara Şahin’i ile böyle tur attı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Havlayan köpekten ürken polis valiliği harekete geçirdi: CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı ifade verdi

Sabah namazına giderken karşısına çıkarak havlayan köpekten ürken polisin şikayeti üzerine Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, valiliğin görevlendirdiği müfettişe ifade verdi. Olayı “Zaytung değil gerçek!” sözleriyle duyuran Seçer, polisin belediyeye yaptığı şikayetin aynı gün işleme konularak halledildiğini de hatırlattı. CHP’liler ise yolsuzluk iddialarıyla gündemden düşmeyen Melih Gökçek örneğini vererek Seçer’e açılan soruşturmayı kınadı.

BOLD – Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer iddiaya göre, sabah namazına giderken karşısına çıkan köpekten ürken polisin şikayeti üzerine ifade verdi.

Mersin Valiliğinin görevlendirdiği bir müfettiş, Seçer’in ifadesini aldı. Şeçer durumu sosyal medyadan takipçilerine duyurdu.

ALLAH SONUMUZU HAYRETSİN!

Seçer paylaşımında, “Zaytung haberi değil gerçek! Sabah namaza giderken havlayan köpekten ürken “polis memuru”nun şikayeti üzerine Valilik’in gönderdiği müfettişe ifade verdim. Korktuğu için beni şikayet eden memura mı bu şikayeti ciddiye alıp soruşturma açana mı yanayım? Allah sonumuzu hayretsin!” ifadelerini kullandı.

ŞİKAYET AYNI GÜN İŞLEME KONULDU

Söz konusu polisin şikayetinin belediye tarafından işleme alındığını da belirten Seçer, “Üstelik, ifadesinde belediyemize başvuru yaptığı halde yerine getirilmediğini öne süren bu şahsın, başvurusu da @teksinmersin tarafından aynı gün içinde işleme alınmış ve sonuçlandırılmıştır” dedi.

Seçer, yapılan işleme dair ekran görüntüsünü de paylaştı.

GÖKÇEKLİ TEPKİ

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise Seçer hakkında açılan soruşturmaya tepki gösterdi. Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Melih Gökçek hakkındaki yolsuzluk iddialarına değinen Başarır, “Şimdi anlatacaklarıma sizler de inanamayacaksınız. Mersin’de iki köpek, sabah namazını kıldıktan sonra yürüyen bir polis memurunu ürküttüğü için, havladığı için Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’den şikayetçi oldu. Mersin Valiliği soruşturma başlattı. Ve bugün Mersin Belediye Başkanımız, müfettişlere ifade verdi. Evet, sabah namazını kıldıktan sonra, Ankara Belediyesi’ne giden; attığı imzalarla, verdiği ihalelerle Ankaralıyı milyarlarca lira zarara uğratan Melih Gökçek hakkında bir tek soruşturma yok. Ayakkabı kutularıyla ilgili bir tek soruşturma yok. Yolsuzlukla ilgili bir tek soruşturma yok. Mersin sokaklarında iki köpeğin havlaması, bir memuru ürkütmesi yüzünden soruşturma açılıyor. Vah benim güzel ülkeme. Gerçekten ‘Şaka mı, gerçek mi?’ dedim. Sayın Başkanla konuştum, gerçek çıktı. Yazıklar olsun” dedi.

Havlayan köpekten ürken polis valiliği harekete geçirdi: CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı ifade verdi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’nin bumerangı 17/25 Aralık: Eski bakanlara yeni suç duyurusu

Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar’ın itiraflarıyla AKP’nin kabusu 8 yıl sonra geri döndü. Dosyaların üstü örtülmesine rağmen, Türkiyede hiç gündemden düşmüyor hatta yolsuzluklarla ilgi tapeler ABD mahkemelerinden tüm dünyaya dinletildi.  17/25 Aralık dosyalarının kapağını aralayan Bayraktar, o gün olduğu gibi bugün de Erdoğan’ın talimatlarına dikkat çekiyor. Ayrıca Bayraktar’ın sözleri yüzünden yolsuz bakanlara yine yargı yolu göründü.

BOLD – Diken’e verdiği röportajla Türkiye’nin en önemli kırılma noktalarından bir olan 17/25 Aralık Yolsuzluk dosyalarını yeniden gündeme taşıyan Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar, kendi dosyasındaki herşeyin doğru olduğunu itiraf etmişti.

O gün olduğu gibi bugün de her şeyi Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yaptığını anlatan Bayraktar, süreç boyunca partisi dahil her kesimden haksızlığa maruz kaldığını söylüyor.

Yolsuzluğa karışan 4 AKP’li bakan Meclis’te çoğunluğu elinde bulunduran AKP milletvekillerinin oyları yüzünden Yüce Divan’a gönderilemedi.

OYLAMADA ZARFTAN 50 TL ÇIKTI

Erdoğan Bayraktar 219 evet’e 288 ret oyuyla, Egemen Bağış 245 evet oyuna karşılık 255 ret oyuyla, Muammer Güler 241 evet oyuna karşılık 258 ret oyuyla Yüce Divan’a sevkleri reddedildi.

Erdoğan Bayraktar için oy sayımı sürerken bir pusuladan 50 TL çıktı. Parayı pusulaya CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın koyduğu öğrenildi.

EVETÇİ AKP’LİLER KIZDIRDI

BBC Türkçe’de yer habere göre, AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, eski bakanlarla ilgili Yüce Divan oylamasında AKP’nin fire vermesiyle ilgili, “İçimizdeki ihanet şebekesi Erdoğan’a operasyon yapmıştır” dedi.

Tayyar, ret oyu vermeyen vekillerin kim olduklarının “48 saat içinde belirleneceğini ve parti içinde bir temizlik zamanının geldiğini” söyledi ve şu ifadeleri kullandı: “Yüce Divan oylamasında 38 fire var AK Parti’de. Bu beklentinin üstünde bir rakam. 3-5 olsa tamam ama bu kabul edilemez bir rakam. İçimizdeki hainlerdir bunlar. Bu bir vicdan muhasebesi değil Recep Tayyip Erdoğan’a operasyondur. İçimizdeki ihanet şebekesi Erdoğan’a operasyon yapmıştır. Amaçlarına ulaşamadılar ama bir siyasi operasyona kalkıştılar.”

17/25 Aralık Yolsuzluk operasyonlarını yapan polisler ve savcıların büyük bölümü hala hapiste. Yolsuzluk operasyonu ile ilgili meydana gelen her gelişme ise AKP aleyhine oluyor.

Son olarak ABD’deki Halkbank davasında konu mahkemede gündeme gelmiş ve soruşturmanın tapeleri ABD mahkemelerinde dinletilmişti.

YENİDEN YARGI YOLU GÖRÜNDÜ

Erdoğan Bayraktar’ın konuyu tekrar gündeme taşıması yargı konusu oldu. Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Bayraktar’ın itirafları sonrası suç duyurunda bulundu.

HKP’nin sosyal medyadan yaptığı duyuruda, “Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili açıklamaları üzerine eski Bakanlar Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan hakkında suç duyurusunda bulunduk” ifadeleri kullanıldı.

Hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın kendi sesinden maruz kaldığı hak ihlalleri

AKP’nin bumerangı 17/25 Aralık: Eski bakanlara yeni suç duyurusu yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Denetimli hakkı engellenen Hayri Özkul: “Ölümüm birilerinin içini soğutacaksa ben hazırım”

İki kez “iyi halli” raporu verilmesine rağmen denetimli serbestlik hakkı elinden alınan Hayri Özkul karara isyan etti. Bu hukuksuzluk karşısında zor günler geçiren Özkul, “Adeta hiçbir yaşam hakkı tanınmıyor. İçim çok acıyor. Ölümüm birilerinin içini soğutacaksa ben hazırım.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Hayri Özkul’un cezaevinde kalması gereken süre 13 Temmuz 2021’de bitti. Ancak Kocaeli T-1 Cezaevi İdari ve Gözlem ve Denetleme Kurulu, hala daha Özkul’u tahliye etmedi.

1 Ocak 2021’den uygulanmaya başlanan düzenlemeye göre, cezaevleri bünyesinde oluşturulan İdari ve Gözlem Kurulları, mahpuslar hakkında 6 ayda bir rapor hazırlıyor. “İyi halli” olduğu tespit edilen mahpuslara denetimli serbestlik hakkı veriliyor. Diğerlerine verilmiyor.

İKİ KEZ “İYİ HALLİ” RAPORU VERİLMESİNE RAĞMEN…

İnsan hakları savunucuları ve milletvekilleri, mahkemeler gibi tıpkı bir yargı kurumuna dönüşen bu kurulların, özellikle siyasi tutukluların özgürlüklerini elinden aldığını ve hak ihlaline sebep olduğunu birçok kez dile getirdi.

13 Temmuz 2021’de denetimli serbestlik hakkı kazanan, ancak iki aydır bu hakkından mahrum edilen Hayri Özkul, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak yardım istedi. Kocaeli T-1 Cezaevi İdari ve Gözlem ve Denetleme Kurulu’nun mayıs ve temmuz ayında hakkında iki kez ‘iyi halli’ kararı verdiğini söyleyen Özkul, aynı kurulun, tam tahliye olacağı gün fikir değiştirdiğini söyledi.

Kurul üyelerinin hiçbir kanun ve yönetmeliğe riayet etmediğini belirten Özkul, “57 aydır hiçbir disiplin suçum ve en ufak olumsuz bir davranışım olmamıştır. Adeta aynı suçtan ikinci kez ceza almama sebep olmuştur. Özgürlüğüm savcı beyin iki dudağı arasında.” dedi.

“BU KADAR ALENİ HUKUKSUZLUK NASIL YAPILABİLİYOR?”

6 koğuş arkadaşının ve yan koğuştan 13-14 kişinin de aynı durumda olduğunu ifade eden Özkul, “Ben artık gerçekten ne yapacağımı bilemiyorum. Yaşadıklarıma baktığımda bana adeta hiçbir yaşam hakkı tanınmıyor. İçim çok acıyor. Bu kadar aleni hukuksuzluk nasıl yapılabiliyor. Hiç aklım almıyor. Yazdığım hiçbir dilekçeme olumlu cevap gelmiyor. Ölümüm birilerinin içini soğutacaksa ben hazırım. En azından öyle olunca bir kez ölürüm. Yaşadıklarımla her gün ölüyorum.” ifadelerini kullandı.

“AKIL SAĞLIĞIMDAM ENDİŞE EDİYORUM”

3 çocuk babası olduğunu söyleyen Özkul, 18 aydır çocuklarını göremediğini, aile bütünlüğünü nasıl sağlayacağını bilmediğini de sözlerine ekledi. Özkul şöyle devam etti:

“Her şeye yeni bir başlangıç yapmak adına eşim ve ben ve tüm sevdiklerim şimdiye kadar sabırla 13 Temmuz’u bekliyorduk. Zaten bu tarihe kadar dayanma sınırının eşiğindeydik. Şimdiye kadar hep sabır ve dua ile bekledim. Hak etmediğim birçok muamele gördüm Ama şu yaşanan son olay tarifi imkansız bir şekilde canımı acıttı. Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Akıl sağlığımdan endişe ediyorum.

“HER GÜN ÖLÜP ÖLÜP DİRİLİYORUM”

İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Bana bu yaşadıklarım çok ağır geliyor. Artık kaldıramıyorum. Şahsıma verilen cezayı az buluyorlarsa yeniden yargılanma yapılsın. Eğer birileri benim mutsuzluğumdan mutlu oluyorlarsa, diyebilirim ki çok mutlu olsunlar. Çünkü ben çok mutsuzum. İçim acıyor. Her gün ölüp ölüp yeniden diriliyorum. Ama şunu da belirteyim ki çok şükür ki Rabbimin adaletine olan inancım sonsuz.”

Hayri Özkul, bu hukuksuzluğun ulusal ve uluslararası insan hakları kurumlarına duyurulması için adının zikredilmesinde bir çekincesi olmadığını da dile getirdi.

HAYRİ ÖZKUL’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Sayın Vekilim,

Öncelikle büyük geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Rabbim özgürlüğünüzde sevdiklerinizle birlikte hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Rabbim işlerinizde muvaffakiyetler nasip etsin.

Size daha öncede mektup yazmıştım. Siz de incelik gösterip cevap yollamıştınız ayrıca eşimi de arayıp durumumuzla ilgilenmiştiniz. Aynı sıkıntılar maalesef devam etse de ilgilenmeniz yeter. Allah razı olsun. Günümüzde sıkıntılara çözümler maalesef kısıtlı oluyor. Ne diyeyim, Rabbim hakkımızda hayırlısını versin.

Bu geçici kabir hayatı olan zindanı maalesef sizde gördünüz. Rabbim, buralardan hayırlısıyla herkesi kurtarsın. Haksızlığa uğrayarak buralara düşmekten, hele ki Allah korusun hak ederek, Rabbim muhafaza buyursun. Buralarda geçen bir saniye bile çok zor. Bazı dönemlerde çok daha zor. Özellikle şu sıcaklıkların yaşandığı bu günlerde. Rabbim, ülkemizi de muhafaza eylesin. Bir yanda yangınlar, bir yanda seller…

Şu an için koğuşumuz 23 kişi. 57 aydır cezaevindeyim. 10 kişi olması gereken koğuşlarda ortalama 21 ile 28 kişi arası kaldık. Sıkıntılar, problemler her zaman oldu ve olmaya da devam ediyor. Her gün farklı bir hukuksuzlukla, kural, kanun tanımamazlıkla karşılaşıyoruz.

Ben konuyu çok dağıtmadan tek bir konuda yardımlarınızı istiyorum. Şuna tüm kalbimle inanıyorum ki elinizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorsunuz. Rabbim, kolaylıklar versin. Konu şöyle ki;

Ben 7.6 ceza almıştım. 2016 Kasım’dan beri cezamı çekiyorum. Hak ettim hak etmedim faslını geçeli çok uzun zaman oldu. Koşullu salıverilme tarihim: 13/07/2022. Benim suç gurubu Koşullu Salıverme tarihine bir yıldan az kaldığında Denetimli Serbestliğe ayrılabiliyor. Benim de Denetimli Serbestliği hak ettiğim tarih 13/07/2021’di. Ama maalesef hala buralardayım. Özgürlüğüm birazdan anlatacağım gibi adeta savcı beyin iki dudağı arasında. Benim geleceğim, aile bütünlüğüm v.s her şey maalesef bir kişinin karar vermesiyle alakalı.

Meseleyi uzatmadan en yalın haliyle ifade etmeye çalışacağım. İnşallah değerli vaktinizi almış olmam.

Bulunduğum kurumda İdare ve Gözlem Kurulu hakkımda 20/05/2021 tarihinde iyi halli olduğum yönünde karar veriyor. Aynı Kurul 12/07/2021 tarihinde terör örgütünden ayrıldığımı tasdikleyen Samimiyeti Tasdik Kararı veriyor. Yine aynı kurul bu iki olumlu kararın aksine 13/07/2021 tarihinde iyi halli olmadığım yönünde karar alarak Denetimli Serbestlikten faydalanmamı uygun görmemiştir. Bu 3 kararın fotokopisini de size yolluyorum. İnşallah elinize ulaşır.

13/07/2021 tarihinde Denetimli Serbestliğe ayrılmak talebiyle bulunduğum cezaevine 09/07/2021 tarihinde dilekçe ile başvurdum. 15/07/2021 tarihinde tarafıma tebliğ edilen evrakla Denetimli Serbestliğe ayrılma sürem 6 ay uzatılarak 13/01/2022 tarihine ertelenmiş. Kurulun bu kararı çelişkilerle doludur. Kurul üyeleri hiçbir kanun ve yönetmeliğe riayet etmemiştir. 57 aydır hiçbir disiplin suçum ve en ufak olumsuz bir davranışım olmamıştır. Zaten, yolladığım evrakları inceleme fırsatınız olursa kurulun Denetimli serbestliğe Ayırma Kararında gerekçe olarak kendisini mahkeme yerine koyarak yargılandığım mahkemedeki delilleri yeniden göstererek adeta aynı suçtan ikinci kez ceza almama sebep olmuştur. Bu konu ile ilgili verilen karara 26/07/2021 tarihinde İnfaz Hakimliğine itirazda bulundum. Bu itirazımı da size gönderiyorum.

Olayın kısaca özeti bu şekilde. Denetimli Serbestlikten yararlanma tarihim gelmesine rağmen hiçbir sebep olmadan keyfi olarak 6 ay uzatılmıştır. Koğuşumda benim durumumda olan 6 kişiyiz. Yanımızdaki 2 koğuşta da sayıyı tam olarak bilmemekle birlikte 13-15 kişi arası aynı durumdan muzdarip.

Aslında ben size İnfaz Hakimliği ve Ağır cezanın kararından sonra yazmayı düşünüyordum. Ama geçenlerde bir arkadaşın avukatı infaz hakimliğine gitmiş. İnfaz Hakimleri Adli tatil nedeniyle izne ayrılmış. Yerlerine bakan Hakim de galiba kararları erteliyormuş. Yani benim için önemli olan 1 dk. Karar vermesini beklediğimiz mercilerce hiç önemli değil.

Bu durumu 09/08/2021 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne de izah etmeye çalışıp hakkımda verilen bu uzatma kararının bozulmasını talep ettim. Ama umudun var mı diye soracak olursanız. Maalesef hiç yok.

Sayın Vekilim, ben artık gerçekten ne yapacağımı bilemiyorum. Yaşadıklarıma baktığımda bana adeta hiçbir yaşam hakkı tanınmıyor. İçim çok acıyor. Bu kadar aleni hukuksuzluk nasıl yapılabiliyor. Hiç aklım almıyor. Yazdığım hiçbir dilekçeme olumlu cevap gelmiyor. Ölümüm birilerinin içini soğutacaksa ben hazırım. En azından öyle olunca bir kez ölürüm. Yaşadıklarımla her gün ölüyorum. Ben bir babayım 3 çocuğum var. Ben nasıl aile bütünlüğümü sağlayacağım? Topluma nasıl kazandırılacağım. Çocuklarımla 18 ay önce görüştüm. Pandemi nedeniyle açık görüş yapılamadığından çocuklarımın kapalı görüşe de gelmesini de istemedim. Çocuklarımın en büyüğü 9 yaşında şimdiye kadar burada çalıştığımı biliyorlardı. Bazı şeyleri çocuklara anlatmak zor olduğundan şimdiye kadar hep geçiştirdik. Her şeye yeni bir başlangıç yapmak adına eşim ve ben ve tüm sevdiklerim şimdiye kadar sabırla 13 Temmuzu bekliyorduk. Zaten bu tarihe kadar dayanma sınırının eşiğindeydik. Şimdiye kadar hep sabır ve dua ile bekledim. Hak etmediğim birçok muamele gördüm Ama şu yaşanan son olay tarifi imkansız bir şekilde canımı acıttı. Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Akıl sağlığımdan endişe ediyorum.

Keşke bu yazdıklarımı ve çok daha fazlasını sizlere yüz yüze anlatabilseydim. Açıkçası bir yerlerden gelecek ufak bir ferahlamaya çok ihtiyacım var. Benim sizden istirhamım bu konuda yapabileceğim, müracaat edebileceğim, derdimi anlatıp çözüm bulabileceğim herhangi bir merci varsa bana bunları bildirmeniz. Ülkemizde ya da Uluslararasında ismimim kullanılmasında şahsıma yapılan bu hukuksuzluğun duyurulmasında hiçbir çekincem olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.

Bulunduğum kurumda kurula da savcılığa da yazdım yüz yüze kendimi ifade etme talebimi. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Bana bu yaşadıklarım çok ağır geliyor. Artık kaldıramıyorum. Şahsıma verilen cezayı az buluyorlarsa yeniden yargılanma yapılsın. Eğer birileri benim mutsuzluğumdan mutlu oluyorlarsa, diyebilirim ki çok mutlu olsunlar. Çünkü ben çok mutsuzum. İçim acıyor. Her gün ölüp ölüp yeniden diriliyorum. Ama şunu da belirteyim ki çok şükür ki Rabbimin adaletine olan inancım sonsuz. İyi ki ölüm var, ahiret var, cennet ve cehennem var. Rabbime havale ediyorum.

Bu arada bu uygulama Mart ayında başladı. Mart ayında ilk uzatılan arkadaşlar var koğuşumda. İnfaz hakimliğine yapılan itirazlarda infaz hakimliği genellikle itirazı haklı bularak bu 6 ay uzatmanın kişiyi 2. Kez cezalandırma olacağı şeklinde karar veriyor. Ancak Ağır Ceza savcının kararını onaylayarak 6 ay uzatıyor. İlk uzatılan arkadaşlar Anayasa Mahkemesine tedbirli müraacatta bulunmuşlardı. Geçen hafta bir arkadaşa Anayasadan cevap geldi. Dosyanın tedbirli olarak incelenmesine gerek görülmediği ve zamanı gelince inceleneceği yönünde.

Sayın Vekilim, vaktinizi aldıysam ve bazen duygularıma hakim olamadıysam özür dilerim. Hakkınızı helal edin. İçinde bulunduğum durumumu inşallah izah edebilişimdir. Daha önce de yazdığım gibi konuyla ilgili yapılacak bir şey varsa eğer sizlerden gelecek bir yönlendirmeyi merakla beklediğimi bilmenizi isterim.

Sizlere çokça selam ve dua ederim. Çalışmalarınızda muvaffakiyetler dilerim. Dualarınızı beklerim. Şimdiden her şey için çok teşekkür ederim. Sağlıklı, huzurlu, mutlu, ÖZGÜR, hayırlı günler dilerim. Allah’a emanet olunuz.

-3 sayfalık mektubumla birlikte yolladığım evraklar-

2 sayfa-1-20/05/2021 tarih ve 2021/5267 Karar Nolu Dönem Değerlendirme Kur. Kocaeli
1 sayfa-2-12/07/2021 tarih ve 2021/7167 Karar Nolu Samimiyet Tasdik Kararı
5 sayfa-3-13/07/2021 tarih ve 2021/7215 Karar Nolu Denetimli Serbestliğe Ayırma kararı
6 sayfa-4-27/07/2021 tarihindeki İnfaz Hakimliğine yaptığım itiraz.

Hayri Özkul

T-1 Kapalı C.İ.K

C-18 Koğuşu

“Cezaevleri mahkeme oldu, keyfi uygulamalarla özgürlükler kısıtlanıyor”

3 çocuk annesi Merve Hande Kayış: Karantina hücresinde insan aklını kaybedebilir

Denetimli hakkı engellenen Hayri Özkul: “Ölümüm birilerinin içini soğutacaksa ben hazırım” yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

“Mersin’deki son operasyon açıklanmıyor”

Gazeteci Çiğdem Toker, 26 Ağustos Perşembe günü Mersin’de yapılan operasyonla ilgili hala açıklama yapılmadığını duyurdu. Toker, son dönem ardı ardına büyük kokain yakalama operasyonlarına sahne olan Mersin’de olanlara ilişkin bir ses verilmesini istedi.

BOLD – Suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamalarıyla gündeme gelen Mersin Limanı ve uyuşturucu operasyonlarıyla ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Konuyu köşesine taşıyan gazeteci Çiğdem Toker, “26 Ağustos Perşembe günü yola çıkmama kısa bir süre kala Mersin Uluslararası Limanı yetkilileri, o sabah başladığını öğrendikleri yeni bir operasyon dolayısıyla ziyaretin kısıtlanacağı bilgisini verdiler.” dedi.

5 GÜN GEÇTİ HERHANGİ BİR AÇIKLAMA YOK

Toker, “Son dönem ardı ardına büyük kokain yakalama operasyonlarına sahne olmuş bir limanda, yeni bir operasyon başladığını öğrendiğinizde, konuya dair açıklamanın kısa süre içinde kamuoyuna medyaya yapılmasını beklersiniz öyle değil mi? En azından benim beklentim bu yöndeydi. MIP yetkililerine sorduğumda onlar da önceki operasyonlara bakılarak genelde kısa süre içinde açıklama yapıldığını anımsattı.” bilgisi verdi.

FAZLASIYLA İLGİNÇ

Açıklama yapılmadığını hatırlatan Toker, “Ama öyle olmadı. 26 Ağustos Perşembe’den bu güne tam beş gün geçti. Bugün altıncı günün içindeyiz ve hâlâ Mersin Limanı’nda başladığını bildiğimiz son operasyonla ilgili tek kelimelik bir açıklama yok. Bu durum, Mersin’deki önceki uyuşturucu operasyonlarının olanca açıklığıyla kamuoyuna duyurulması karşısında fazlasıyla ilginç…” tespitinde bulundu.

“Mersin’deki son operasyon açıklanmıyor” yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Usta oyuncu Ferhan Şensoy hayatını kaybetti

Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Ferhan Şensoy 70 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti. 2 Temmuz’dan beri hastanede tedavi gören Şensoy’un cenazesi 2 Eylül Perşembe günü Teşvikiye Camii’nden kaldırılacak.

BOLD – Tiyatro sanatçısı Ferhan Şensoy, bir aydır tedavi gördüğü İstanbul Tıp Fakültesi’nde yaşamını yitirdi. 2 Temmuz’da iç kanama nedeniyle hastaneye yatırılan Şensoy’un saat 02.30 sıralarında hayatını kaybettiği öğrenildi.

Şensoy’un vefat haberini, kurucusu olduğu Ortaoyuncular Twitter’dan duyurdu. Açıklamada, “Tiyatromuzun kurucusu, ustamız Ferhan Şensoy’u, dün gece, bir süredir tedavi gördüğü hastanede, yapılan tüm müdahalelere rağmen kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisindeyiz. Tüm sevenlerinin başı sağolsun…” denildi. Kızı Müjgan Ferhan Şensoy da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda babasının vefatını, “Babam göklere uçtu” ifadesiyle duyurdu.

SES TİYATROSU’NDA VEDA TÖRENİ DÜZENLENECEK

Şensoy’un cenazesi, 2 Eylül Perşembe günü Teşvikiye Camii’nde kılınacak ikindi namazını müteakiben Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecek. Cenaze namazından önce saat 13.00’de Ses Tiyatrosu’nda sınırlı katılımla bir veda töreni de düzenlenecek.

Usta oyuncu Ferhan Şensoy hayatını kaybetti yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

17-25 Aralık’a sarılan AKP muhaliflerinin iki yüzlü tavrı

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili itirafları yeniden gündeme oturdu. AKP muhalifleri, yeniden iktidarın yolsuzluklarını ortaya çıkaran tarihi operasyona sarıldı. Ancak muhalefet AKP’lilerin ayakkabı kutularındaki paralarını ortaya çıkaran polis ve savcıların hepsinin cezaevinde olduklarını bilmezden, görmezden ve duymazdan gelmeye devam ediyor.

BOLD ANALİZ – 17 Aralık 2013 sabahı NTV canlı yayınına bağlanan eski Bakan Erdoğan Bayraktar, “Soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan’ın talimatıyla yapıldı. Bu minval üzere bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletime saygılar sunuyorum” demişti. Bu açıklamalarından sonra dönemin Başbakanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın hedefi haline gelmişti.

YÜCE DİVAN YOLUNU KAPATANLAR ŞİMDİ GÜNAH ÇIKARIYOR

7 yıl sonra yine sahneye çıkan Bayraktar, “Dosyamdaki konuşmaları, teknik takipleri kabul ediyorum. Reis beni hırsız çuvalının içine koydu ve attı” dedi. Tanık olarak da Cemil Çiçek’i gösterdi. Bayraktar’ın işaret ettiği 17-25 Aralık döneminin TBMM Başkanı, şimdiki Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek de günah çıkarma yolunu seçti: “Bu dosyalar Yüce Divan’a gitmeliydi. Gitseydi ve bir karar çıksaydı, bugün bunlar konuşulmazdı. Yüce Divan’da müspet ya da menfi bir karar çıkacaktı ve daha sağlıklı sonuçlanacaktı.” dedi. TBMM başkanıyken 4 bakanın Yüce Divan’a gitmesi için kılını kıpırdatmayan Cemil Çiçek, şimdi sorumluluğu üzerinden atma telaşına düştü.

YANA YANA POLİS VE SAVCI ARAYAN MUHALEFET

Her fırsatta 17-25 Aralık operasyonuna atıf yapan muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve gazetecilerin iki yüzlü tavrı da devam ediyor. Muhalefet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yapan savcı ve polislerin görevden alınmasına ‘paralelciydiler’ yalanıyla onay verdi. AKP muhalifleri şimdi Erdoğan’ın kurduğu tek adam rejiminde yaptığı hukuksuzluklar için “Bunları soruşturacak polis ve savcı yok mu?” diye kampanyalar düzenliyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödediği vergilerin hesabını sormak için yana yana aradıkları polis ve savcıların cezaevlerinde çürüdüğünü, sürgünlerde hayatta kalmaya çalıştığını bilmezden, görmezden ve duymazdan gelmeye devam ediyor.

Sadece polisler değil, bir kısmının eşleri, çocukları, kardeşleri de tutuklandı. Anadolu Atayün’ün, Yakup Saygılı’nın, eski Mali Şube Müdür Yardımcısı Kazım Aksoy’un, Emniyet Amiri Kürşat Durmuş’un, Emniyet Amiri Said Gök’ün, eski İstanbul İstihbarat Şube müdürlerinden Mesut Yılmaz’ın eşleri de tıpkı kendileri gibi tutuklandı. 6 yıldır hapiste olan eski TEM müdürü Ömer Köse’nin eşi Semra Köse de üç gün önce hapse gönderildi.

Bütün bunlar yaşanırken Erdoğan gemisini yürütüyor. AKP muhalifleri ise Erdoğan’ın ortaya attığı “paralelci, fetöcü” iftiralarıyla oyalanıyor.

Bakanları en çok Yüce Divan’a gönderen hükumet AKP oldu

17-25 Aralık’a sarılan AKP muhaliflerinin iki yüzlü tavrı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Bakanları en çok Yüce Divan’a gönderen hükumet AKP oldu

17-25 Aralık soruşturmasında adları geçen AKP’li bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’ı Yüce Divan’a göndermeyen AKP hükumeti, iktidara geldikten sonra yargılanmalarını istediği eski başbakan ve bakanlar nedeniyle Yüce Divan’a en çok bakan gönderen hükumet oldu. AKP’nin oylaması sonrası Yüce Divan’a giden Mesut Yılmaz, Yüce Divan’da yargılanan ilk ve tek başbakan oldu. 

BOLD – Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın itirafları sonrası 17-25 Aralık soruşturmaları yeniden gündeme geldi. Soruşturma dosyasında adı geçen İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, 2015 yılı Ocak ayında yapılan oylamada AKP’nin oylarıyla aklandı. Kendi bakanlarını TBMM’de aklayan AKP’nin kendinden önceki hükumetlerin bakanlarını Yüce Divan’a göndermesi ise dikkat çekti.

DEVLETİN ZİRVESİNİ AYM YARGILIYOR

1961 yılında kurulan Anayasa Mahkemesi (Yüce Divan) Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılıyor. Yüce Divan’da, savcılık görevini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapıyor.

İLK YARGILAMA 1964 YILINDA YAPILDI

Yüce Divan’da ilk yargılama 1964 yılında yapıldı. Eski Ticaret Bakanı Mehmet Baydur, “arpa davası” nedeniyle Yüce Divan’da yargılandı ve beratına karar verildi. Sonraki yargılama ise 1980 darbesi sonrasında gerçekleşti. 1981 yılında yargılanan Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Hilmi İşgüzar beş yıl ağır hapis, dört yıl sekiz ay hapis, 5 milyon 251 bin 600 lira ağır para cezası, memuriyetten temelli yoksun kılınması cezası aldı.

Yine aynı yıl yargılanan Gümrük ve Tekel Eski Bakanı Tuncay Mataracı hakkında ise 36 sene ağır hapis, 787 milyon 386 bin 166 lira ağır para, memuriyetten temelli yoksun kılınmasına, şoför ehliyetinin altı yıl süreyle geri alınmasına karar verildi. 1982 yılında Bayındırlık Eski Bakanı Şerafettin Elçi, iki yıl dört ay hapis, 4 bin 666 lira ağır para, 14 ay süre ile memuriyetten yoksun kılınmasına, ehliyetnamesinin iki yıl dört ay süre ile geri alınması cezası aldı. 1982 yılında yine Yüce Divan’da yargılanan Bayındırlık Eski Bakanı Selâhittin Kılıç’ın beratına karar verildi.

ÖZAL KENDİ BAKANINI YÜCE DİVAN’A GÖNDERDİ

1985 yılında dönemin başbakanı Turgut Özal, aynı zamanda kendi kabinesinde görev yapan Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ı Yüce Divan’a gönderdi. Özdağlar hakkında iki yıl hapis, 30 bin lira ağır para, iki yıl süre ile memuriyetten yoksun kılınmasına, yargılama gideri olan 281 bin 410 TL’nin alınmasına ve yargılanan iki kişinin beraatına karar verildi. 1993 yılında Yüce Divan’a gönderilen Bayındırlık ve İskan Eski Bakanı İsmail Safa Giray, Bayındırlık ve İskan Eski Bakanı Cengiz Altınkaya beraat etti.

AKP ESKİ BAKANLARI YÜCE DİVAN’DA YARGILATTI

2002 yılı kasım ayında iktidara gelen AKP hükumeti ise Yüce Divan’a en çok dosya gönderen hükumet oldu. AKP 2004 yılında eski başbakan Mesut Yılmaz ve Bayındırlık ve İskan eski Bakanı Yaşar Topcu, Devlet eski Bakanı Güneş Taner, Devlet Eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan, Devlet eski Bakanı Recep Önal, Bayındırlık ve İskan Eski Bakanı Koray Aydın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı M. Cumhur Ersümer (iki kez) ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Zeki Çakan’ı Yüce Divan’a gönderdi. Yüce Divan’a gönderilen tek başbakan olan Mesut Yılmaz’a verilen ceza 2000 yılında çıkarılan ve kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen af nedeniyle ertelendi. Topçu, Taner, Ersümer de yargılamada aldıkları cezalar ertelenirken, Yüce Divan’a gönderilen diğer bakanlar olan Çakan, Önal ve Özkan ise beraat etti.

Mahkeme karar verdi: Sezgin Baran Korkmaz Türkiye’ye iade edilecek

 

 

Bakanları en çok Yüce Divan’a gönderen hükumet AKP oldu yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP cezaevine doymuyor: 296 milyon liralık yeni ihale

Türkiye’yi cezaevleriyle dolduran AKP hükumeti, yeni bir cezaevi projesinin ihalesini sonuçlandırdı. 7 Aralık 2020’de ihalesi yapılan ancak 9 aydır sonucu duyurulmayan Aydın Çine Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü ihalesini 296.6 milyon liraya EN-SA Yapı aldı.

BOLD – Son 16 yılda 228, son 6 yılda 127 yeni cezaevi açan AKP iktidarının bir büyük cezaevi kampüsü projesi için açtığı ihale daha sonuçlandı. Çine Cezaevi’nin 17 Ağustos’ta imzalanan sözleşmesine göre 26 Ağustos’ta başlayan inşaat 850 gün sürecek ve 24 Aralık 2023’te tamamlanacak.

PEŞ PEŞE DEV İHALELER

Geçtiğimiz günlerde Konya Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü ihalesi sonuçlanmış ve 541.1 milyon liraya ihale edildiği açıklanmıştı.

2021’de sözleşmesi imzalanan bazı cezaevi projeleri şöyle:

Akseki Ceza İnfaz Kurumu: 87 milyon TL

Giresun Şebinkarahisar Ceza İnfaz Kurumu: 72,3 milyon TL

Siirt Ceza İnfaz Kurumu: 103 milyon TL

Tunceli Ceza İnfaz Kurumu: 81,9 milyon TL

Kütahya Domaniç Açık Ceza İnfaz Kurumu: 17,5 milyon TL

Adıyaman Ceza İnfaz Kurumu: 194,2 milyon TL

Konya Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü: 541.1 milyon TL

CEZAEVİ SAYISINDA AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ

Sözcü gazetesinde yer alan habere göre Avrupa Konseyi verileri Türkiye’nin cezaevi sayısıyla öne çıktığını gözler önüne serdi. Avrupa Konseyi’ne ne göre, kıtada nüfusa göre en fazla vatandaşı cezaevinde olan ülke Türkiye…  Türkiye’de her 100 bin kişinin 357’si cezaevinde.

KAPASİTENİN ÇOK ÜSTÜNDE KİŞİ CEZAEVLERİNDE

Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 251 bin 88 kişi ama Temmuz 2021 sonu itibariyle cezaevlerinde 287 bin 716 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 251 bin 180’i hükümlü, 36 bin 536’sı tutuklu. Cezaevi nüfusunun 274 bini 816’sı erkeklerden, 11 bin 720’si kadınlardan, bin 630’su ise çocuklardan oluşuyor.

Lozan Üniversitesi’nin Avrupa Konseyi için yürüttüğü SPACE 1 adlı çalışmanın sonucu. Rapora göre Rusya’dan sonra cezaevlerinde en fazla kişinin bulunduğu Konsey üyesi ülke Türkiye. Rusya’da tutuklu ve hükümlü sayısı 519 bin 618, Türkiye’de ise bu sayı 297 bin 19.

Hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın kendi sesinden maruz kaldığı hak ihlalleri

AKP cezaevine doymuyor: 296 milyon liralık yeni ihale yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın kendi sesinden maruz kaldığı hak ihlalleri

2 aylık hamileyken tutuklandı, hapiste sekizinci ayına girdi. Erken doğum yapma riski devam eden anaokulu öğretmeni Arzu Nur Özkan’ın hamile bir kadın olarak cezaevinde yaşadığı sıkıntıları anlattığı ses kaydını yayınlıyoruz.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

9 Mart’tan bu yana cezaevinde olan 8 aylık hamile Arzu Nur Özkan’ın maruz kaldığı hak ihlallerini anlattığı ses kaydı ortaya çıktı. Hıçkırıklara boğularak “Öyle şeyler yaşıyorum ki anlatmıyorum hiç. Ama yeter artık bu kadar eziyet” diyen Özkan, artık dayanacak gücü kalmadığını söyledi. Hapiste doğum yapmak zorunda kalacak olmasına isyan eden Özkan, ailesine “Öleyim gerçekten bıktım. Burada doğum yaptıktan sonra çıkarmasınlar artık!” ifadelerini aktardı.

Bold Medya’nın ulaştığı ses kaydında Özkan’ın ifadeleri şöyle:

“Bugün revire çıktım. Anlattım durumumu. Damarlarım şişiyor, dedim. Doktor dalga geçer gibi ‘Benim de şişiyor’ dedi. Gece tıkanıyorum diye psikiyatra yönlendirdi. ‘Gece tıkanmaların psikolojik’ dedi. Ya nefes alamıyorum, nesi psikolojik anlamadım. Gitmiyorum artık hastaneye.”

“KAFESTE, KELEPÇELİ DOKTORA GÖTÜRÜYORLAR”

“Bugün beni tekrar sevk etmişler. Kafeste götürüyorlar zaten, ellerim kelepçeli. Orada daha büyük sıkıntılar yaşıyorum. Doktora götürüyorlar. Tahlil yapıyorlar. Arkasından öğleden sonraya kadar bekletiyorlar. Geri çıkarmıyorlar ki beni doktorla konuşayım. Tahlillerimi (sonuçlarını) öğreneyim. Boşu boşuna beni götürüp getiriyorlar. Valla yoruldum artık. Ne bileyim…”

“ÖLEYİM ARTIK GERÇEKTEN BIKTIM”

“Öleyim gerçekten bıktım. İstinaf’a da yazdık ama bakmıyorlar herhalde. Burada doğum yaptıktan sonra çıkarmasınlar artık…Öyle şeyler yaşıyorum ki, anlatmıyorum hiç. Ama yeter artık, bu kadar eziyet. Allah’ım diyorum, ne diyeyim bilmiyorum artık.” (hıçkırarak ağlıyor)

“ARTIK REVİRE DE ÇIKMAYACAĞIM, NE OLURSA OLSUN”

“Yapacak bir şey yok. Rabbim büyük. Rabbim isterse çıkaracak, istemezse çekeceğim yani. Ama iyi değilim. Geceleri rahatsızlanıyorum sürekli. Her gece tıkanıyorum. 3-4 defa tıkanıyorum. Nefes alamıyorum. Doktora çıkıyorum. Doktor dalga geçer gibi beni psikolojik diye psikiyatra yönlendiriyor. Damarlarım şişiyor, ellerim kollarım ağrıyor. Benimki de şişiyor diyor. Artık revire de çıkmayacağım. Ne olursa olsun yani. Moralimi yüksek tutamıyorum artık.” (Hıçkırarak ağlıyor)

DOKTOR ERKEN DOĞUM OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bu ay içinde bir mektup yazan Arzu Nur Özkan, 16 saat kelepçeyle yolculuk yaptığını, sadece erkek tuvaleti olan bir odada 15 gün yerde yattığını, böcekler ve farelerle yaşamak zorunda kaldığını, düşük tehlikesi geçirdiğini ve tansiyonu 20’lere çıktığını için kaç kez acile kaldırıldığını anlatmıştı.  “Öyle şeyler yaşıyorum ki, anlatmıyorum hiç” diyen Özkan’a doktor doğum için 13 Ekim tarihini verdi. Ancak yaşadığı stres, yüksek tansiyon nedeniyle bebeğin suyu azaldığı için eylül ayı sonunda erken doğum yapması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Özkan’ın babasını dün aradı ve elinden geleni yapacağını söyledi.

EŞİ, KENDİSİ VE DOĞMAMIŞ ÇOCUKLARI HEPSİ BİRLİKTE HAPİSTE

Geçen yıl 25 Temmuz’da evlenen Arzu Nur Özkan ve eşi Cihan Özkan 9 Mart’ta Edirne’de gözaltına alındı. Bir gün sonra tutuklanıp Edirne Cezaevine konuldular. O dönemde 2 aylık hamile olan Arzu Nur Özkan 2 Nisan’da Kayseri Bünyan Cezaevine, eşi de mayıs ayında Çorum Sungurlu T Tipi Cezaevine sevk edildi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan anaokulu öğretmeni Arzu Nur Özkan (33), KHK ile kapatılan Bursa Özel İlkbahar İlkokulu’nda çalıştığı için, Bank Asya hesabı olduğu için ve bir tanığın beyanlarına dayanılarak 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesi, polis ifadesini mahkemede düzelten, yanlış olduğunu belirten tanığın söylediklerini dikkate almadı. Tanığın ilk ifadesine göre cezayı veren mahkeme Yargıtay’ın emsal kararlarını da görmezden geldi. Özkan’ın dosyası şu anda İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Adliyede katip olarak çalışırken ihraç edilen Cihan Özkan ise örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor. Daha önce Bursa H Tipi Cezaevinde 18 ay kalan Cihan Özkan, şu anda Çorum’da tutuklu.

Kemal Kılıçdaroğlu, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın babasını aradı

7 aylık hamile Arzu Nur Özkan’dan mektup: “Sağlık durumum kötüleşiyor, cezaevinde doğum yapmak istemiyorum”

Hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ın kendi sesinden maruz kaldığı hak ihlalleri yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Yatırım dâhisinden ‘altın alın’ tavsiyesi

Yatırım dahisi Mark Mobius, “Devalüasyon riskine karşı sepette en az yüzde 10 fiziki altın tutun.” tavsiyesinde bulundu. Yatırımcılar için bu çağrıyı YouTube kanalında yorumlayan Gazeteci Turhan Bozkurt “Altın ons (31,10 gram) ağustos sonunda 1.829 dolar üzerinde kalırsa “boğa çekiç” (ters çekiç değil) mum ile yeni ralli işareti verilecek. Böyle bir ralli en az yüzde 10 yükseliş anlamına gelir.” dedi.

BOLD – Altın için son iki günün çok kritik olduğunu kaydeden Bozkurt, “Geleneksel olarak Avrupa’nın en büyük madeni para ve külçe alıcısı olan Almanya’da fiziki külçe talebi 2009 yılının ilk yarısından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Diğer Batı pazarlarında da alımlar güçlü. Özellikle Almanlar yükselen enflasyona karşı bir önlem olarak metale akın ediyor.” diye konuştu.

DOLAR 10 TL OLACAK MI?

Dünyanın en büyük bankası Wells Fargo’nun doların 2022 için 10 TL’ye çıkacağı tahmininde bulunduğunu kaydeden Bozkurt, Almanya’nın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BaFin), Ziraat Bankası’nı “kapatmaktan beter” verdiği cezaları da anlattı.

Yatırım dâhisinden ‘altın alın’ tavsiyesi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Mahkeme karar verdi: Sezgin Baran Korkmaz Türkiye’ye iade edilecek

Avusturya’da tutuklanan ve hakkındaki suçlamalar nedeniyle ABD ve Türkiye tarafından iadesi istenen Korkmaz’la ilgili Wels Mahkemesi, Türkiye’ye iade kararı verdi. Korkmaz’la ilgili son kararı Avusturya Adalet Bakanlığı verecek.

BOLD – Türkiye’nin, Avusturya’da tutuklu bulunan SBK Holding’in sahibi iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesi için yaptığı başvurunun kabul edildiği açıklandı. ABD’nin de iade talebi bulunan Korkmaz’la ilgili son kararı Avusturya Adalet Bakanlığı verecek.

SON SÖZÜ ADALET BAKANLIĞI SÖYLEYECEK

Hakkındaki suçlamalar nedeniyle ABD ve Türkiye tarafından iadesi istenen Korkmaz hakkında Wels Mahkemesi’nin 25 Ağustos’ta karar aldığı açıklandı. Korkmaz’ın avukatı Murat Volkan Dülger, mahkemenin müvekkilinin Türkiye’ye iadesi yolunda karar verdiğini duyurdu. Sürecin sonlanmadığını belirten Dülger, ABD’ye iade talebinin incelenmesinin ardından durumun netleşeceğini yazdı. Sosyal medya hesabından açıklama yayınlayan Dülger, “Mahkemenin ve nihai karar mercii olan Avusturya Adalet Bakanlığı’nın vereceği karar uyarınca müvekkilin Türkiye’ye gelmesi mümkün olabilecektir” dedi.

19 HAZİRAN’DA GÖZALTINA ALINDI

SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz, ABD’nin talebi üzerine 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçlerince gözaltına alınmıştı. Korkmaz’ın görülen duruşmalarında kaçma ihtimali nedeniyle tutukluluk halinin devam etmesine hükmedilmişti.

ABD’DE 225 YIL HAPİS İSTEMİYLE YARGILANIYOR

Korkmaz’ı hem ABD hem de Türkiye ‘kara para aklama’ suçlarından yargılamak için Avusturya’dan istiyor. Korkmaz ile ilgili ABD’de 2 ayrı dava bulunuyor. Bunlar birinde Korkmaz için 225 yıl, diğerinden de 25 yıl olmak üzere her 2 davada Korkmaz için istenen en fazla ceza 250 yıl. Türkiye’de Korkmaz için istenen toplam ceza ise 10 yıl.

İFADELERİ ERDOĞAN’A ZARAR VERECEK

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal, bu ay başında suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in açıklamalarıyla gündeme gelen Sezgin Baran Korkmaz’ı yazdı. Türkiye’nin iadesi için çaba gösterdiği Korkmaz’ın iade süreçlerinden ABD-Türkiye ilişkilerinin zarar göreceği ifade edilen haberde Korkmaz’ın ifadelerinin Erdoğan’a zarar vereceği vurgulandı. Haberde, “Korkmaz’ın ABD’de yargılanması halinde Türkiye’deki hükumet ile ilgili yolsuzluk iddialarında bulunabileceği, bunun da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında Türkiye’nin imajını düzeltme çabalarına zarar verebileceği” ifadeleri kullanıldı.

Sedat Peker cephesinden ilginç iddia: Erdoğan Karadağ’da kalbinden rahatsızlandı

Mahkeme karar verdi: Sezgin Baran Korkmaz Türkiye’ye iade edilecek yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’den istifa sürecini anlatan Hakan Şükür: 17-25 Aralık öncesi ve sonrasında yaşadıklarımı anlatacağım

2011 yılında AKP’den milletvekili seçilen ve 17-25 Aralık öncesi istifa eden eski milli futbolcu Hakan Şükür, 17-25 Aralık öncesinde ve sonrasıyla ilgili şahitlikleri olduğunu belirterek, “AKP’den neden istifa ettim, neden sıkıldım? Tapelerle ilgili yaşadıklarımı anlatacağım. Egemen Bağış, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan ile ilgili ayrı programlar yapacağım” dedi.

BOLD – Eski milli futbolcu ve eski AKP milletvekili Hakan Şükür, 17 Aralık öncesinde ve sonrasında yaşadıklarını sosyal medya üzerinden takipçilerine anlatacağını duyurdu. Şükür, yolsuzluk operasyonları sonrası istifa eden bakanlar Egemen Bağış, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan ile ilgili ayrı ayrı program yapacağını ifade etti.

“TAPELERLE İLGİLİ ŞAHİTLİKLERİMİ ANLATACAĞIM”

Şükür, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında, “Döneme ait yaşadıklarım, şahitliklerim var. O süreçle ilgili kimin nasıl durduğunu biliyorum. AKP’den istifa ettim, neden sıkıldım? 16 Aralık’ta niye istifa etmeye karar verdim. Tapelerle ilgili şahitliklerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Egemen Bağış, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan ile ilgili ayrı programlar yapacağım. Yüce Divan oylaması nasıl gerçekleşti? Yüce divan oylamasında neler oldu? Selçuk Özdağ’ın açıklamalarıyla ilgili benim de bildiklerim var. AKP’li milletvekillerinin o gün düşündükleri ve bugüne bakan yönleriyle anlatacağım. Bu bir darbe midir? Bu niye milattır? dedi.

“PİSLİKLERİ OLAN İNSANLARIN BANA HAİN DEMELERİNİ KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUM”

Şükür, videolarda sadece kendisini ve yaşadıklarını anlatacağına işaret ederek, “Ben bir partiye girmedim. Ben milletvekilliğini dürüst, inancıma uygun, ideallerime uygun bir şekilde yapmak için girdim. Çalmadan, çırpmadan, maaşını almadan ayrıldım” dedi. Kendisinin bir insan olduğunu, hatalarının olabileceğine vurgu yapan Şükür, “Devletimin, milletimin, bayrağımın arkasına saklanıp bir sürü pislikleri olan insanların bana hain veya terörist demelerini kesinlikle kabul etmiyorum” dedi.

 

Erdoğan Bayraktar, neden 7 yıl sonra 17 Aralık’ı itiraf etti?

AKP’den istifa sürecini anlatan Hakan Şükür: 17-25 Aralık öncesi ve sonrasında yaşadıklarımı anlatacağım yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »