23 Şubat 2019 Cumartesi

Soylu: Polisin eli farklı bir yere gitmiş

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üniversite öğrencisi Merve Demirel’in uğradığı cinsel saldırıyla ilgili yeni açıklamasında, “Tacizci olsa ilk önce biz müdahale ederiz. Karga tulumba almış direnmiş, ‘Kardeşim ne olursun direnme.’ diye de söylemiş. Almış, getirmiş arabanın içine koymaya çalışırken o arada ters bir hareket yapmaya çalışınca eli farklı bir yere gidip onu oradan arabaya itmeye çalışıyor.” dedi.

Soylu, “Demişler ki ‘Görüntüleri izleyince kanım dondu.’ Bir polisi tacizci yapmak hangi vicdana, hangi ahlaka sığar. Kanın dondu öyle mi? Bu nasıl kandır ki PKK’lı terörist, kaçırdığı 13 yaşındaki erkek çocuğa tecavüz edince donmuyor da üç tane DHKP-C’liye müdahale eden polis görüntüsüyle donuyor.” ifadelerini kullandı.

YOZGAT YİMPAŞ’TA AÇIKLAMA

Yozgat’ta Yimpaş Kültür Merkezi Salonunda sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelen Soylu, Ankara’da Sakarya Caddesi’nde gözaltına alınırken polisin cinsel saldırısına uğrayan Merve Demirel’e yönelik şunları söyledi:

“Aynı diller yine söylenmeye başlamış. Birkaç gündür, benim görevini yapan polisime taciz iftirası atıyorlar. Tacizci olsa ilk önce biz müdahale ederiz. Karga tulumba almış direnmiş, ‘Kardeşim ne olursun direnme.’ diye de söylemiş. Almış, getirmiş arabanın içine koymaya çalışırken o arada ters bir hareket yapmaya çalışınca eli farklı bir yere gidip onu oradan arabaya itmeye çalışıyor. Bütün sol tüfekler, bütün sol yazarlar, bana Mehmet Bekaroğlu ‘Allah belanı versin’ dedi.

‘BİR BAKANA, ALLAH BELANI VERSİN DENİR Mİ?’

“Allahınızı seversiniz, ben ne demişim görevini yapmaya çalışana, bir adama. Görevini yapmaya çalışıyor. Böyle bir şey olsa biz buna karşı çıkarız ama bir insan görevini yaparken görevini yapması eleştirilir mi? Bir milletvekili bir İçişleri Bakanına ‘Allah belanı versin’ der mi? Ne demişim, ‘Bu aile proje bir aile’ demişim. Babası FETÖ’den ihraç, kızı DHKP-C’den yıllardır takip ediliyor. Bu eylemi yapan kişi de TAYAD denilen aşırı sol örgüt ve esas itibarıyla yıllarca cezaevleri üzerinden bu ülkede bir şeyler oluşturmaya çalışan aynı zamanda da aşırı sol örgüt mensubu, bir de İlahiyat Fakültesi’nde okuyor. Bu bir oyun. Bu bir tezgah değil de nedir?”

‘MİLLETVEKİLLERİNİ HEDEF GÖSTERDİ’

“Onların yaptıkları, taciz tecavüz olmuyor. Güya milletvekilisin, bir taraftan o eski Diyarbakır Barosu Başkanı olan avukat Sezgin Tanrıkulu, bir taraftan Mehmet Bekaroğlu. Mehmet Bekaroğlu denen adam, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Kefere Kemal’ dedi, Kemal Atatürk’ün partisinde siyaset yapıyor. Ona söz söylemeyecekler, ondan sonra gelecek, bu adamın İçişleri Bakanına ‘Senin Allah belanı versin.’ dediği lafı gelip bu ülkede alkışlayacaklar. Böyle bir şey var mı? Hangi vicdana sığar?”

kronos
Devamını Oku »

Pelikancı yazarın ‘hukukçu’ kardeşi Öğüt: Hırsızların elini keselim

Medipol Üniversitesi’nde görev yapan Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Selman Öğüt, “Elini keselim diyince de insan hakları diyorlar. Evine girilenler hayvan sanki!?” diyerek hırsızların elinin kesilmesi gerektiğini savundu.

Öğüt’ün Twitter mesajında şu ifadeler kullanıldı:

“Dün akşam @turgayguler in Sıradışı Programında konuşulanlar: “İstanbulun her ilçesinde her gün ortalama 250 hırsızlık vakası oluyor. Çoğunu bu işi meslek edinenler yapıyor. 40 defa yakalanan var.” Elini keselim diyince de insan hakları diyorlar. Evine girilenler hayvan sanki!?”

Sosyal medyadan yapılan bu öneriye HDP Milletvekili gazeteci Ahmet Şık’tan tepki geldi. Şık, twitter hesabında “Böyle önerilerde bulunan sözde hukukçuların da dilini kesmek gerek” ifadesini kullandı.

kronos
Devamını Oku »

Erdoğan: İzmir’i alalım, orayı da pırıl pırıl bir hale getirelim

AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyoğlu Camikebir’de Tersane İstanbul temel atma törenine katıldı.  Erdoğan burada yaptığı konuşmada, “İlk defa bir kadın müzesini burada inşa etmiş olacağız ve burada Türk İslam Eserleri müzesi kurulacağız” dedi.

Erdoğan, “Şimdi İzmir’in körfezine bakın. Körfez kokudan geçilmiyor” diyerek şöyle konuştu.

“Haliç’in eski hali neyse, İzmir körfezinin hali bu. İşte onun için belediyecilik AK Parti’nin işidir diyoruz. İzmir’i de alalım, orayı da pırıl pırıl bir hale getirelim istiyoruz. şayet biz muhalefete göre politikalarımızı belirleseydik emin olun hale Haliç, kire, bataklığa, kötü kokulara mahkum olurdu. Şayet bunlara göre kendimizi konumlandırsaydık, bugün İstanbul’da hala çöp dağları altında insanlarımız, Ümraniye’de olduğu gibi ölüyor olacaktı. Şayet bunların dediklerine göre hareket etseydik ne Avrasya Tüneli, ne Marmaray olurdu. Şimdi boğazın üzerinde 3 katlı bir tüneli de inşa edeceğiz. Ne Bolu Tüneli, ne Ovit Tüneli olurdu. Şayet biz o meslek odalarının baskılarına boyun eğseydik bugün İstanbul hale ‘3 Ç’ yani çöp, çukur ve çamur ile, ‘3 Y’ yani yokluk, yolsuzluk ve yasaklara esir olurduk. Şayet biz CHP’nin eleştirilerine prim verseydik, bugün ülkemiz hala IMF’nin kapısında tefecilere el açıyor olacaktı.”

kronos
Devamını Oku »

İki ülke 5.0 büyüklüğünde depremle sarsıldı

ABD Jeolojik Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), Endonezya’nın Ternate Maluku Adaları’nda ve Arjantin’in Jujuy eyaletinde El Aguilar bölgesinde 5.0 büyüklüğünde depremlerin meydana geldiğini duyurdu.

Depremlerde can ve mal kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz bir açıklama yapılmadı.

kronos
Devamını Oku »

Cumartesi Anneleri: Öldüğünü kabul edin, dosyayı kapatalım

Galatasaray Meydanı’nda toplanmalarına 27 haftadır izin verilmeyen Cumartesi Anneleri, 726. haftalarında da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi. Polis ablukasında gerçekleştirilen eyleme kayıp yakınlarının yanı sıra, hak savunucuları, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya ve Zeynel Özen ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldı.

Cumartesi Anneleri 726. hafta eyleminde, 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Murat Yıldız için adalet talep etti. Bu haftaki eylemde, 6 yıl önce hayatını kaybeden kayıp yakınlarından Berfo Ana da anıldı.

‘FERİBOTTAN ATLAYIP KAÇTIĞI SÖYLENDİ’

Evrensel‘in aktardığına göre, İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar Komisyonundan Sebla Arcan, Murat Yıldız’ın gözaltına alınma ve kaybedilme sürecini anlattı:

“19 yaşındaki Murat Yıldız İzmir’de annesi ile birlikte yaşıyordu. Bir kafede otururken çıkan tartışmada silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştığı için polis tarafından aranmaya başladı. Annesi Hanife Yıldız’ı karakola götüren polisler ‘Murat hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacak’ dedi. Bunun üzerine Hanife Yıldız avukatı ve yeğeniyle birlikte tek çocuğu olan Murat’ı 23 Şubat 1995’te İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’ndeki Komiser Ramazan Kaya ve polis memuru Tahir Şerbetçi’ye teslim etti. Murat eve dönmeyince Karakola giden annesine silahı bulmak için Murat’ı İstanbul’a götürürken feribottan atlayıp yüzerek kaçtığı söylendi. Murat’tan bir daha haber alınamadı.”

Arcan, anne Hanife Yıldız’ın tüm yasal yolları kullanıp, her yerde oğlunu aramasına rağmen bugüne kadar, etkin bir soruşturma ve ceza adaletini sağlayacak bir yargılama yapılmadığına dikkat çekti.

Murat Yıldız’ın avukatı Gülseren Yoleri de, Murat Yıldız’ın zorla kaybedilmesinin ardından yürütülen hukuki sürece ilişkin bilgi verdi.

‘ÖLDÜĞÜNÜ KABUL EDİN DOSYAYI KAPATALIM’

2015’te Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Murat Yıldız için yeniden soruşturma açılmasını talep eden Yoleri, gelişen süreci şöyle özetledi:

“Savcılığa başvurumuzda Murat Yıldız’ın daha ilk günden kaybedilmeye çalışıldığını gördük. Savcılık kaydında, Murat hakkında intihar kaydı düşülmüş ve dosya daha o gün kapatılmıştı. Yeniden soruşturma talebimizde önceki dosyaların da değerlendirilmesini talep ettik. Önce arıyoruz dediler, sonra imha edilen liste var oraya bakalım dediler; baktılar yok dediler. Israrımız sonunda daha önce yok denilen dosyalar, imha edilen dosyaların arasına girmiş oldu. Israrımızla soruşturma açıldı ama etkin soruşturma yapılmadan zamanaşımı nedeniyle takipsizlik verildi. Savcı Murat’ın ailesine ve avukatlarına ‘öldüğünü kabul edin dosyayı kapatalım’ dedi. Biz kabul etmedik fakat savcı yetkisi olmadan kendisi başvurdu. Bunu engelledik ama dosyaya takipsizlik vermesini engelleyemedik. Dosya 12 Ekim 2018’den bu yana Anayasa Mahkemesi önünde. Karar olumsuz olursa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülecek.”

‘OĞLUMUN YAŞAM HAKKI BENİM ANNELİK HAKKIM ELİMDEN ALINDI’

Murat Yıldız’ın Annesi Hanife Yıldız ise şunları söyledi:

“Ben o zamanlar demek ki adalete çok güvenmişim; 4 ay yatıp askere gidecek diye düşünmüşüm. Ne yazık ki oğlumun yaşama hakkı, benim annelik hakkım elimden alındı. 23 yıldır kayıplarımızın akıbeti açıklanmadı. Bir cenaze yerde ya üç gün ya da bir hafta bekletilir. Biz 23 yıldır toprağa veremedik kayıplarımızı. Ne yas, ne gözyaşı bitiyor 23 yıldır. Kendi yaptığım yanlışın öfkesinde ve isyanındayım. Ben isyan edince ‘şov yapma’ diyor insanlığını kaybedenler.”

kronos
Devamını Oku »

Çantasını çalan kişiyi sosyal medyada arıyor

Bursa’nın İnegöl ilçesi eski belediye başkanı Cemal Arık, çantasını çaldığını iddia ettiği bir kişinin fotoğrafını sosyal medyadan paylaşarak, görenlerin kendisine haber vermesini istedi.

Arık, sosyal medya hesabından elinde çanta bulunan bir kişinin, güvenlik kameralarından alınan 8 fotoğrafını yan yana koyup, ‘Bu fotoğrafta görülen şahsı arıyorum, gören duyan olursa ve beni haberdar ederse ömür boyu minnettar olurum’ mesajını paylaştı. Takipçileri için cep telefonu numarasını da yazan Cemal Arık, yaptığı açıklamada, fotoğraftaki kişinin, kendisine ait çantayı Cuma Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerindeki bir iş yerinden çaldığını, çantanın içinde ruhsatlı silahı ile bir miktar parası bulunduğunu söyledi.

kronos
Devamını Oku »

‘Erke dönergeci’: Öyle bir şey icat ettik ki, onları perişan edeceğiz

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Elimde öyle istihbaratlar var ki, esas kanınız buna donar. Hiçbir ahlak, hiçbir memleket duygusu, hiçbir bayrak sevdası düşünmeden kol kola girenleri görüyor ve iğreniyorum. Yaptıkları pazarlıkları, yaptıkları anlayışı. Bu ülkenin en büyük korkusu istikrarsızlıktır” dedi.

​İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, memleketi Trabzon’da, AKP Trabzon Gençlik Kolları tarafından düzenlenen ‘Gençliğimiz Geleceğimiz’ adı verilen kahvaltı programında partili gençlere seslendi.

Soylu, şöyle konuştu:

“Biz Norveç, İsveç, Almanya, Güney Kore, Japonya değiliz. Biz herkesin gözü olduğu ve siyaset adına, kararlı duruş adına bir fikir ortaya koymamız lazım gelen dünyanın en kıymetli coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafya, nesiller arası kopuşa müsaade etmez. Keşkelerimizi bugün bir daha yaşamamak için çok çalışıyoruz, hep birlikte bu cennet vatanı daha ileri götürme konusunda adım atıyoruz. ”

SOYLU AÇIKLADI: AKP DÖNEMİNDE UYUŞTURUCUDAN ÖLENLER HER YIL ARTMIŞ

“2015 yılında uyuşturucudan ölenlerin sayısı 560, 2016’da 920, 2017 yılında 941. Sayın Cumhurbaşkanımıza koştuk ‘tedbir almalıyız’ dedik. ‘Her şeyi yapacaksınız’ diye talimat verdi. Topyekun mücadele başlattık. Bugün Aralık ayı harici 2018’de 491. Demek ki tedbir alınca oluyor. Son iki ayda dünyanın en büyük ve tarihimizin en büyük uyuşturucu yakalamalarını yaptık. 7 ton esrar, bin 250 kilo eroin. Geçen yıl toplam bin 700 kilo kokain yakalamıştık. Bu yılın ilk başında bin 600 kilo kokain yakaladık. Yeter ki işinizde samimiyetiyle gayret gösterin. Yardım eden Allah’tır. Terörle mücadele ediyoruz.”

‘ELİMDE ÖYLE İSTİHBARATLAR VAR Kİ’

‘Elimde öyle istihbaratlar var, öyle çalışmalar var ki, esas kanınız buna donar’ diyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Bedeli ne olursa olsun, sizin önünüzdeki engelleri kaldırmakla yükümlüyüz. İster canımızla ödeyelim, ister karşıdan hakaretlere maruz kalalım, isterlerse bizi anlamasınlar, ama ne yaparlarsa yapsınlar, bizim onlara söyleyeceğimiz tek bir şey var; ‘bilselerdi yapmazlardı.’ Bilselerdi bugün terör örgütleriyle birlikte aynı ittifakın içinde olmazlardı. Elimde öyle istihbaratlar var, öyle çalışmalar var ki; esas kanınız buna donar. Hiçbir ahlak, hiçbir memleket duygusu, hiçbir bayrak sevdası düşünmeden kol kola girenleri görüyor ve iğreniyorum. Yaptıkları pazarlıkları, yaptıkları anlayışı. Bu ülkenin en büyük korkusu istikrarsızlıktır. Bu ülkede yönetim istikrarsızlığı ortaya koyulursa, hedeflerimizin hepsini şaşırtırlar. İstikametimizi farklı bir noktaya taşırlar. Bunu istemektedirler. Allah bize imkan verdi, uluslararası ve yurt dışında toplantılara katıldım. Ay- yıldızlı bayrağın önünde bu toplantılarda hiç boynumuz eğik olmadı. Yarınlara hep birlikte daha güçlü bir şekilde gitmeliyiz.”

‘ÖYLE BİR ŞEY İCAT ETTİK Kİ; ONLARI PERİŞAN EDECEĞİZ’

“Dağlarda 15 bin terörist vardı, 700 tane kaldı. Kafalarını çıkaramıyorlar. Nisan-Mayıs ayında insansız hava araçlarında öyle bir şey icat ettik ki; değil adım atmak, inlerinden yukarı çıkabilirlerse göreceksiniz, onları perişan edeceğiz. Doğu ve Güneydoğu’da onların belediyelerden aldıkları ve sömürdükleri, vatandaşa hizmet yerine PKK’ya aktardıkları kaynakların tamamını kestik. Haraçların tamamını kestik. Uyuşturucu ticaretinin önemli bölümüne sekte vurduk. Kaçakçılık, organize suç, sigara kaçakçılığından bile milyarlarca para kazanıyorlardı. Türkiye’de yüzde 21,5 kaçak sigara vardı, şu anda yüzde 5,5’e düştü. Daha da düşüreceğiz. Nefes aldırmıyoruz.”

kronos
Devamını Oku »

Bakanlıktan tutuklu gazeteci açıklaması: Saray’a göre gazeteci değiller

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tarıkulu’nun 16 Temmuz 2016’dan 9 Şubat 2019’a kadar cezaevlerinde kaç gazetecinin bulunduğunu, bunlardan kaçının yabancı gazeteci olduğunu, kaçının tahliye edildiğini ve bunların tutuklanma gerekçelerine ilişkin CİMER üzerinden sorduğu soruya Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, “SGK’da kayıtlı meslekleri, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kayıtlarına göre basın kartı sahibi olup olmadıkları araştırılmaktadır” diye cevap verdi ve bazı kişilerin gazeteci olmadığını ileri sürdü.

Gazete Duvar’da yayınlanan habere göre Adalet Bakanlığı’nın yanıtına, “Mesleğini basın çalışanı olarak beyan edenler, bazı kuruluşlar tarafından yayınlanan listelerde adı basın çalışanı olarak geçen şahıslara ilişkin olarak, SGK’da kayıtlı meslekleri, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kayıtlarına göre basın kartı sahibi olup almadıkları araştırılmaktadır. Bazı hükümlü ve tutukluların basın faaliyetine ilişkin somut hiçbir bilgi bulunmadığı, bazı hükümlü ve tutukluların ise çeşitli kuruluşlar tarafından yayınlanan listelerde adı geçtiği ve kamuoyunda basın çalışanı olarak bilinmesine rağmen meslek beyanında basın çalışanı olmadıklarını beyan etmişlerdir” denildi.

 

kronos
Devamını Oku »

Adım adım ‘güvenli bölge’ye: 400 ABD askeri Suriye’de kalacak

Beyaz Saray’dan üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisine göre Suriye’de toplam 400 Amerikan askeri kalacak. Askerlerin yarısı Suriye’nin kuzeydoğusunda yarısı da Suriye’nin Ürdün sınırı yakınındaki El Tanf Üssü’nde görev yapacak.

ABD Başkanı Donald Trump Aralık ayında IŞİD’in Suriye’de yenilgiye uğratıldığını ve iki bin Amerikan askerinin Suriye’den çekileceğini söylemişti.

Ancak Trump danışmanları tarafından yaklaşık 200 Amerikan askerinin Suriye’nin kuzeydoğusunda müzakereleri hala devam eden güvenli bölgenin oluşturulması ve gözlemlenmesi için Avrupalı müttefiklerin de katkı sunacağı 800-1500 askerden oluşan uluslararası güç kapsamında Suriye’de kalması konusunda ikna edildi.

ABD Başkanı Trump, Suriye’de Amerikan askerlerinin kalacak olmasının Aralık ayında Suriye’den 2 bin Amerikan askerinin çekileceğini söylediği açıklamasından geri adım anlamına gelmediğini savundu.

Yaklaşık 200 Amerikan askerinin de Suriye’nin Irak ve Ürdün sınırına yakın noktada bulunan stratejik Amerikan üssünde görev yapması bekleniyor.

El Tanf Üssü Suriye’nin Irak sınırının IŞİD savaşçılarının kontrolu altında olduğu dönemde kurulmuştu. Militanlar bu bölgeden püskürtüldüğünden bu yana El Tanf Amerika’nın bölgede İran’ın askeri varlığını çevreleme stratejisinin bir parçası olma rolünü üstlendi.

Amerika’nın Sesi (VoA) bülteninde yer alan habere göre, Amerika Genel Kurmay Başkanı Joseph Dunford Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulacak güvenli bölge için Avrupalı müttefiklerle temasta. Üst düzey yetkiliye göre Amerika ve Avrupa ülkelerinden muharip birlikler, IŞİD’le mücadeleye destek veren Kürt güçler ve terör örgütü olarak nitelediği YPG unsurlarıyla kendisine yönelik tehditlerden endişe duyan Türkiye arasında çatışma yaşanmamasını sağlayacak.

Yetkiliye göre güvenli bölgenin amacı İran’ın bölgedeki nüfuzuna karşı da bir rol üstlenmek olacak. Reuters haber ajansına konuşan yetkili “Dün Başkan’dan birkaç yüz asker talebinde bulundum. O da evet dedi” ifadelerini kullandı.

Başkan Trump’ın kararı Erdoğan’la görüşmeden önce aldığını ve telefon görüşmesinde de Erdoğan’a Türk askeri yetkililerin Washington ziyareti sırasında Amerikalı mevkidaşlarıyla görüşmeleri sürdürmeleri önerisinde bulunduğu belirtiliyor.

Şimdiye kadar Avrupa ülkeleri Washington’ın bölgeye yönelik taahhüdünün devam edeceği konusunda sağlam bir söz almadan olası bir uluslararası güce asker katkısı yapma konusunda isteksiz davranmıştı.

Yetkiliye göre, Cuma günü itibariyle Suriye’de güvenli bölge konusunda Avrupalı müttefiklerden asker sayısına ilişkin somut bir taahhüt gelmedi. Görüşmelerin devam ettiğini söyleyen yetkili “Çok iyimserim ama henüz süreç sonuçlanmadı” dedi.

Amerika Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Amerika’nın müttefiklerinin Suriye’deki çabalarını arttıracaklarına inandığını söyledi. Dunford, “Suriye’de yürüttüğümüz ana misyonda bir değişikilik yok. Tehdit değiştiği için imkan ve kaynaklar da ona göre yeniden ayarlanıyor” dedi.

Başkan Trump Aralık ayında Suriye’de IŞİD’in yenilgiye uğratıldığını ve ülkede bulunan 2 bin Amerikan askerinin tamamen çekileceğini söylemişti. Trump Suriye’den çekilme kararını açıklaması sonrası kendi danışmanlarının ve başta Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham olmak üzere çok sayıda Kongre üyesinin tepkisiyle karşılaşmıştı. Trump Suriye politikasını, IŞİD’le mücadele eden ve Türkiye’nin operasyon yapmakla tehdit ettiği Kürt güçleri koruyacak ve Amerika’nın ülkedeki varlığını İran etkisine karşı bir tampon görevi görecek şekilde değiştirmesi yönünde baskıya maruz kalmıştı.

SURİYE DEMOKRATİK GÜÇLERİ KARARDAN MEMNUN

Suriye’de ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin komutanı IŞİD’le mücadeleya devam edilmesi için Suriye’de 1000-1500 civarında uluslararası gücün kalması çağrısında bulunmuştu. Beyaz Saray’ın Suriye’de 400 Amerikan askerini bırakma kararından Suriye’nin kuzeydoğusundaki yönetim de memnun.

ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin dış ilişkilerinden sorumlu yetkilisi Abdulkerim Ömer, Beyaz Saray’ın bu kararını olumlu değerlendirdiklerini, bu kararın bölgeyi koruyacağını ve Avrupa devletlerine de askerlerinin Suriye’de kalmaya devam etmesi yönünde teşvik edebileceğini söyledi.

Abdulkerim Ömer, “Bu karar terörizme karşı uluslararası koalisyonda yer alan ortaklarımız başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerini de Suriye’de kalmaları konusunda teşvik edebilir. Bir grup Amerikan askerinin ve sayıca daha fazla olacak olan diğer koalisyon askerlerinin Suriye’de kalması bölgenin korunması ve bölgede istikrarın sağlanmasında rol oynayacaktır” diye konuştu.

Suriye Demokratik Güçleri’nin ana omurgasını Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü YPG oluşturuyor. Kürt yetkililer Amerika’nın bölgeden tamamen çekilmesinin bir güvenlik boşluğuna sebep olacağını ve bunun da Türkiye’ye uzun süredir dile getirdiği operasyonu başlatma imkanı verecek olmasından endişe ediyordu.

SENATÖR GRAHAM’DAN KARARA DESTEK

Daha önce Başkan Trump’ın Suriye’den tamamen çekilme kararını sert bir şekilde eleştiren ve geçtiğimiz ay Türkiye’de de temaslarda bulunan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham Beyaz Saray’ın son kararını olumlu karşıladıi. Yazılı bir açıklama yapan Graham Başkan Trump’ın Amerika’nın Irak’ta karşı karşıya kaldığı sorunlardan kaçınmasını sağlayacak askeri tavsiyeleri dinlediğini belirtti.

Sonrasında CNN’e konuşan Senatör Graham, kararın Suriye’de elde edilen kazanımların kaybedilmemesini, IŞİD’in geri gelmemesini, İran’ın olası bir boşluığu doldurmak için harekete geçmemesini ve son olarak da Kürt güçlerle Türkiye arasında bir çatışma olmamasını sağlayacağını söyledi.

kronos
Devamını Oku »

Dört aydır maaş alamayan işçiler çatıya çıktı

Gama-Türkerler ortaklığının yüklenicisi olduğu Kocaeli Şehir Hastanesi inşaatında alt taşeronların alacakları ve onlara bağlı olarak çalışan işçilerin ücretleri uzun süredir ödenmiyor.

Dün saat 14:30 sularında çatıya çıkan işçiler ve taşeron şirketin sahibinin kardeşi, ASEN Boya İnşaat’ın 4 aydır 80 işçiye maaşlarını ödemediğini ve işçilerin toplam 600 bin TL alacağı olduğunu söyledi.

İŞÇİ MAAŞLARINDAN BARINMA VE YEMEK PARASI KESİNTİSİ 

Öte yandan, taşeron firmanın işçilerden; kalma, yemek ve hijyen malzemeleri için para kestiği öğrenildi.

Şantiyede işçiler zor şartlar altında çalışıyor. İşçilerin maaşından şantiyede ayarlanan yerlerde kalma parası olarak günlük 10,5 lira ve 3 öğün yemek için 17,5 lira kesiliyor. Ayrıca işçilerin kullandığı sabundan tuvalet kağıdına kadar birçok masraf taşeron firmalar üzerinden işçilere yansıtılıyor.

DİĞER İŞÇİLER DE HER AN HAREKETE GEÇEBİLİR 

İşçiler, iskele eylemini duyan ve benzer sorunlar yaşayan diğer taşeron işçilerin de her an harekete geçebileceğine dikkat çekiyor.

 

kronos
Devamını Oku »

Ziraat Mühendisleri Odası: Tanzimler çiftçiyi vuruyor

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, tanzim satışlarının şu anda belediye personel ve araçlarıyla, ne kira, ne elektrik, ne taşıma, hiçbir masraf olmadan gerçekleştirildiğine dikkat çekti ve seçimlerden sonra fiyatların artacağını söyledi.

Evrensel gazetesine konuşan Atalık, devletin daha fazla ürün ulaştırmayı hedeflerse yeni yerler açmak zorunda olduğunu da vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu yolla halka daha fazla ürün ulaştırmayı hedeflerseniz yeni yerler açmak zorundasınız. Açtığınız yerde personel çalıştırmak, vergi, sigorta ödemek, yani diğerlerinin yaptığı masrafları yapmak zorundasınız. O zaman yine fiyat yükselecek. Dolayısıyla tanzimler, seçim nedeniyle yapılmış bir uygulamadır ve büyük ihtimalle daha sonra ortadan kaldırılacaktır.”

ÜRETİCİYİ DAHA DA KÖTÜ NOKTAYA GELECEK

Atalık, tanzim satışlarının yaygınlaştırılmasının üreticiye ne gibi etkileri olacağı konusunda ise şunları söyledi:

“Bilakis daha kötü noktaya getirecek. Zira diğer marketler –tekel yaratıp üzerine fahiş fiyatlar getirenleri bir kenara bırakıyorum– namusuyla çalışan esnaf ne yapacak; ‘Kardeşim sen bana 4 liradan getiriyorsun, tanzimde 3 liraya satılıyor. Benim 4 liranın üzerine 2 lira koymam lazım masraflarımı çıkarabilmem için. Bana bunu 4 liradan değil de, 1.5 TL’den ya da 2 TL’den ver. Ben de 3 TL’den satmak istiyorum!” Bu sefer o sistem gidecek çiftçiye ne diyecek; ‘Kardeş ben senin ürününü 2 TL’den alıyordum ama sen de bana 75 kuruştan satacaksın ki ben de ürününü pazarlayabileyim.’”

Atalık’ın verdiği bilgilere göre Türkiye, tarımsal desteğe bütçesinin sadece yüzde 1’ini bile ayırmazken, AB bütçesinin yüzde 45’ini tarım politikaları için harcıyor.

OLAN YİNE ÇİFTÇİYE OLACAK

Uygulamadan en çok -tanzim satışlarıyla desteklenmesi planlanan- çiftçilerin zarar göreceğine de dikkat çeken Atalık şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi herkes bekleyiş içinde, seçimden sonra bu sistem muhtemelen bitecek. Sistem böyle devam ederse de çiftçinin üretimine bir baskı unsuru olarak yansıyacak. Zaten kazanamayan çiftçinin daha da hızlı alanı terk etmesine yol açacak. Oldukça sınırlı sayıda tüketici memnun olurken, gelecek için daha büyük sıkıntıları beraberinde getirecek. Çiftçi kredi almasını da durdurmuş vaziyette. Tarım desteğinden aradığını bulamayıp kredilere yönelmesi bir nebze nefes aldırırken, kredinin sabit kalması ve artık kredi dahi kullanmıyor olması da tarımımız açısından bir risk.”

 

kronos
Devamını Oku »

Krizde ‘ikinci dalga’ uyarısı: Sırada finans sektörü var

CHP bünyesinde oluşturulan Ekonomi Masası, ekonomik krizin vatandaşlara etkilerini belirlemek amacıyla yaptığı il ziyaretlerinin tamamlanmasının ardından sahada elde edilen verileri “Üreten, Çalışan, Hakça Paylaşılan Türkiye” başlıklı bir toplantıyla kamuoyuna açıklayacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı toplantı 25 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.

‘KRİZ EVRİLİYOR’ 

Mahmut Lıcalı’nın Cumhuriyet‘te yer alan haberine göre, Ekonomi Masası’nın toplantısı hakkında bilgi veren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, krizin etkilerini yerinde gözlemlediklerini belirterek “Krizin nereye evrildiğini yakından izledik. Gördüğümüz; kriz reel sektörü çok ciddi şekilde vurmaya başladı. Şimdi ikinci bir dalga olabilir. Reel sektöründeki bu sıkıntılar dönüp bir daha finans sektörünü vurabilir” diye konuştu.

‘BİR SARAY SOSYETESİ OLUŞTU’ 

Ekoniminin “L” şeklinde bir grafik izleyebileceğine işaret eden Öztrak, ciddi bir şekilde sert bir düşüşle daralan ve kolay kolay büyümenin olmadığı bir sürece girebileceğini söyledi. Öztrak, “Ekonomik krize karşı alınması gereken tedbirleri 13 madde halinde sıralamıştık. Bunlar güncelliğini kaybetmedi. Koşullar daha ağırlaştı. Ekonominin damat tarafından yönetilmesinin yanı sıra, birçok pozisyona akrabalar, ahbaplar atanıyor. Bir saray sosyetesi oluştu. Saray sosyetesindeki insanlar devletin önemli kademelerine atanıyorlar” dedi

kronos
Devamını Oku »

Bornova Belediyesi’ne grev kararı asıldı

İzmir’de Bornova Belediyesi şirketlerinden Bornova Belediyesi Personel A.Ş.’de (Bor-Bel A.Ş.) bin 277 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine grev kararı alındı.

11 NİSAN’A KADAR ANLAŞMA OLMAZSA KARAR UYGULANACAK 

Evrensel gazetesinin haberine göre; işyerinde örgütlü Genel İş İzmir 7 No.lu Şube, yaptığı eylemle birlikte grev kararını belediye binalarına astı. 11 Nisan’a kadar anlaşma sağlanamaz ise sendika grev kararını uygulamaya geçirecek.

Büyükpark içindeki Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde toplanan Genel-İş üyesi belediye işçileri, “Sadaka Değil Toplu Sözleşme” pankartının arkasında belediye binasına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında “Sözleşme Hakkımız Gasp Edilemez”, “Birleşe Birleşe Kazanacağız”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak” ve “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek” sloganları atıldı.

‘BELEDİYE BAKANLIĞA SORUYOR, OYSA Kİ YASA AÇIK’ 

Basın metnini okuyan Şube Başkanı Kemal Köroğlu, belediyenin sendikaları muhatap almadığını vurgulayarak “Belediye yönetimi toplu iş sözleşmesi yapıp yapılamayacağının tedirginliğini taşıdığını, bakanlığa görüş sorduklarını yazılı, sözlü olarak bildirmiş ve toplu sözleşme görüşmelerine katılmamıştır. Oysa Türkiye’nin her yerinde 696 sayılı KHK ile belediye şirketlerine geçişi yapılan işçilerle toplu iş sözleşmesi yapılırken Bornova Belediye Başkanlığı yetkiyi dikkate almayarak yoksulluk sınırının altında çalışan ve asgari ücret farklarını talep eden işçiye bahaneler üreterek sessiz kalmayı tercih etmiştir” dedi.

BİN 200 İŞÇİ GREVE ÇIKACAK

Kadro düzenlemesini içeren KHK ile birlikte Bornova Belediyesi’nde çalışan bin 200’ün üzerinde işçi Bor-Bel Personel AŞ’ye geçirildi. İşçiler Bornova Belediyesi’nin park bahçeler, temizlik, fen işleri, sosyal, kültür, tiyatro gibi 20’ye yakın biriminde çalışıyor. İşçilerin sözleşmeden beklentileri şöyle:

Asgari ücret fiyat farklarının ödenmesi
112 gün ikramiye
Ücretli sosyal izinler
Sorumluluk zammı
Koku primi
İş riski primi
Yılın belli dönemlerinde gıda paketi

kronos
Devamını Oku »

Maliyetler arttı, 1 milyon konut elde kaldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre konut satışları 10 yıldan beri her yıl artarken ilk kez 2018’de düştü. Önceki yılda 1 milyon 409 bin konut satışı gerçekleşirken bu sayı 2018’de 1 milyon 375 bine geriledi.

Verilere göre Ocak ayında da gerileme devam etti. Öyle ki Türkiye genelinde konut satışları 2019 Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,8 oranında azaldı.

1 MİLYON KONUT ELDE KALDI 

TÜİK verilerine göre elde kalan daire sayısı ise son 6 yılda 1 milyondan fazla arttı. Ocak 2013’ten Aralık 2018’e kadar geçen sürede 4 milyon 685 bin yeni eve yapı kullanma izin belgesi (iskan) belgesi verilirken, satışı yapılan birinci el konut sayısı 3 milyon 612 binde kaldı.

Elde kalan konut sayısı, İstanbul’da 210 bin 241, Ankara’da 52 bin 674, İzmir’de ise 83 bin 690 oldu. 1 milyonu aşkın konutun elde kalmasında konut kredisi faiz oranlarının yüzde 2’nin üzerine çıkması ve mevduat faizlerinin yükselmesi etkili oldu.

MALİYETLER GİDEREK ARTIYOR 

Öte yandan inşaatta maliyet de artıyor. Geçen yılın Aralık ayına ilişkin raporunu açıklayan TÜİK’in verilerine göre inşaat maliyet endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,85 azalmasına rağmen bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,65 yükseldi.

Aralık’ta aylık bazda malzeme endeksinde yüzde 2,81 düşüş, işçilik endeksinde yüzde 0,62 artış görüldü. Bir önceki yılın aynı ayına göre ise malzeme endeksi yüzde 29,21, işçilik endeksi yüzde 17,45 yükseldi.

Öte yandan bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, Aralık 2018’de bir önceki aya göre yüzde 3,28 azaldı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,67 arttı.

kronos
Devamını Oku »

700 kişilik ‘maden işçiliği’ ilanına 36 bin kişi başvurdu

Zonguldak’ta Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun (TTK) 12 Şubat’ta başlattığı işçi alım başvuruları, 18 Şubat 00.00 itibarıyla sona erdi.

Kurum’da istihdam edilecek 700 yeraltı üretim işçisi ilanına bir haftada yaklaşık 36 bin kişinin başvurduğu belirtildi.

Zonguldak Çalışma ve İş Kurumu Müdürü Gönül Demirsu, TTK’de istihdam için Zonguldak’a 700, Bartın’a 200 ve Karabük’e 100 kontenjan ayrıldığını belirterek, toplam 35 bin 770 kişinin ilana başvurduğunu söyledi. Demirsu, şu bilgileri paylaştı:

İŞE ALIMLAR KURA İLE… 

“Zonguldak için ayrılan 700 kişilik kontenjana 26 bin 119 kişi başvurdu. Bartın için 8 bin 41 kişi olarak belirlenirken, Karabük için bu sayı 1610 olarak belirlenmiştir. Başvurular sonucu oluşan kura listemiz, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun internet sitesinden yayınlanacaktır. Çekilişimizi 2 Mart 2019 tarihinde saat 09.00’da Zonguldak Site Spor Salonu’nda gerçekleştireceğiz. Bartın ve Karabük’te kura çekilişlerimiz aynı anda olacaktır.”

kronos
Devamını Oku »

Ulusoy Ulaşım iflas etti

Ulusoy Ulaşım için üç aylık geçici mühlet verilmiş ve kararla birlikte şirket faaliyetlerinin denetimi için geçici konkordato komiser heyeti atanmıştı.

İstanbul Kartal’da bulunan 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dün görülen duruşma ile şirketin durumuna ilişkin karar çıktı.

Ulusoy Ulaşım’ın avukatı Abidin Oğul, komiser heyeti raporunda konkordato yönünden rakamın doğru tespit edilemediğini öne sürerek, “Şirket iflas ettiği takdirde dosyada rehin alacaklıları dışında diğer alacaklılar mağdur olacaktır. Otobüs firmaları mevsime göre karlılık durumu değişen firmalardır. Özellikle kış aylarında genellikle zarar ederler. Kesin mehil verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşmada söz alan bir kısım alacaklı şirketlerin avukatları ise kesin mehil verilmesi talebini reddetti.

Mahkeme, Ulusoy Ulaşım’ın kesin mühlet talebini reddederek, şirketin 20 Şubat 2018 saat 16.14 itibarıyla iflasına karar verdi.

kronos
Devamını Oku »

Takipteki krediler 100 milyar TL’yi aştı: 9 yılda ilk kez

Kredi faiz ve hacimlerindeki düşüş devam ederken bankaların takipteki alacakları hız kesmeden artıyor. Mehtap Özcan Ertürk’ün Sözcü‘de yer alan haberine göre, 2019’un 6. haftasında 100 milyar 567 milyon liraya ulaşan batık kredilerde şirketler alarm veriyor.

100 LİRANIN 82 LİRASI ŞİRKETLERE AİT 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 8 Şubat haftasına ilişkin verilerine göre, takibe alınan her 100 liralık kredi ve kredi kartı borcunun 82 lirası şirketlere, kalanı ise vatandaşa ait. 6 haftada batık tutarında yaklaşık 7 milyar liralık artış oldu. Bu süreçte taksitli ticari kediler, kurumsal kredi kartları ve küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ) kredilerinden oluşan takipteki alacaklar toplamı 6.1 milyar lira artışla 81 milyar 969 milyon liraya çıktı. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarındaki takip tutarı ise 750 milyon lira artışla 18 milyar 597 milyon liraya çıktı.

ÖDEMELER TEPETAKLAK OLDU

2016’da 7 yıl aradan sonra daralmaya başlayan Türkiye ekonomisinde oluşan kriz dinamikleri, 2018 Ağustos ayında döviz krizine dönüştü. Ekonominin resesyona sürüklendiği bu süreçte kredi faizleri bir nebze gevşemiş olsa da kredi hacmi daralmaya devam etti, geri ödenemeyen krediler ise hızla şişmeye başladı.

YARISI KOBİ’LERDEN KAYNAKLANIYOR 

2018 yılının tümünde takipteki alacakların hacmi yüzde 48 artış kaydetmişti. Ödenemeyen kredilerin yılbaşından bu yana artış hızını ortaya koyan BDDK verilerine göre, şirketlerin yarattığı takipteki alacaklarda yılın ilk 6 haftasında görülen 6.1 milyar liralık yükselişin 3.2 milyar lirası KOBİ’lerden kaynaklanıyor. Yaklaşık 339 bin KOBİ’nin 46 milyar liralık geri ödemeyi gerçekleştiremediği görülüyor. Diğer yandan, taksitli ticari kredilerde batık tutarı 25 milyar lirayı, kurumsal kredi kartlarında ise 1.5 milyar lirayı buluyor.

9 YILIN EN YÜKSEK ORANI

Kur krizinin başladığı ağustos ayı başından bu yana ise artış iyice hızlandı ve takipteki alacaklar sadece 6 ayda 25 milyar TL artışla 75.5 milyar TL’den 100.5 milyar TL’ye tırmandı. Böylece batık kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 4.2 ile Aralık 2010 sonrası en yüksek seviyeye yükseldi. Takipteki kredi oranı da 2001 krizinde yüzde 19 düzeyinde iken 2008 krizi öncesi yüzde 3.5’e düşerek belirgin bir şekilde gerilemişti.

Ekonominin yüzde 4.7 küçüldüğü 2009 krizi sırasında ise yüzde 5.5’i görmüştü. 2019’a gelindiğinde ise takipteki krediler ile yakın gözetim altındaki ikinci grup krediler toplamının toplam krediler içindeki oranının yüzde 15 olduğu belirtiliyor. Takipteki alacak tutarının 37.4 milyar liralık büyük bölümünün yerli ve özel bankalarda olduğu görülüyor. Yabancı bankalarda toplam batık 35.4 milyar liraya çıkarken, kamuda ise bu tutar 27.6 milyar lirayı buluyor.

 

kronos
Devamını Oku »

TÜSİAD uyardı: Yapısal sorunlar geçici uygulamalarla çözülemez

“Gıda fiyatlarındaki son aşırı yükselişe karşı bazı önlemler alınıyor fakat sorunun yapısal boyutunu çözmeye yönelik bir irade görmüyoruz” diyen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, “Alınan önlemler fiyatları belirli bir süre aşağı çekecektir fakat tarım üretiminde sorun devam ettiği sürece fiyatlar artış trendine tekrar geçecektir” ifadesini kullandı.

‘ÜRETİM VE SATIŞLAR DÜŞTÜ, İŞSİZLİK ARTTI’ 

Özilhan, üretim ve satışların düştüğünü de belirtti. Yeni istihdam yaratılamadığına, işsizliğin arttığına dikkati çeken Özilhan, “Kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide kırılganlık yaratan nedenler devam ediyor. Geçen Ağustos’ta çıkan yangının ateşi düştü, faiz, kur, enflasyon zirvelerden aşağı indi ancak kırılganlıkların sebepleri tedavi edilmezse aynı arazların tekrar görülmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

Dünya gazetesinin aktardığına göre Özilhan’ın konuşmasının devamında şunlar öne çıktı:

‘YAPISAL OLMAYAN UYGULAMALAR SORUNU DERİNLEŞTİRİR’ 

— Hükümet ekonomik zorluklarla mücadele için paket üzerine paket açıyor; oysa yapısal sorunlar kısa vadeli adımlarla çözülemez.

— Hal denetimleri, KDV indirimleri ve futbol kulüp borçlarının yapılandırılması gibi alınan önlemlerin ortak hedefi kısa sürede sonuç almak.

— Reel sektörün finansman sorunu çözülmezse sorun bankacılık ve finans sektörüne sıçrar, derin sorunlar böyle çıkar.

— Kredi yeniden yapılandırmaları ve sektörlere yayılan konkordato ciddi sorunların tezahürleri; yapısal önlem alınmadan yapılanlar sorunların derinleşerek tekrarlanmasına yol açar.

kronos
Devamını Oku »

‘sahibinden.com İngilizlere satılıyor’

Türkiye gazetesinden Ömer Temür‘ün haberine göre, İngiliz emlak şirketi Marks & Mann, Türkiye’nin en büyük e-Ticaret sitelerinden biri olan sahibinden.com için ‘kesenin ağzını açtı.’

Bir haftadır şirketin İstanbul’daki merkeziyle görüşen İngiliz firmanın 4.8 milyar dolar teklif ettiği öne sürüldü.

Görüşmeleri devam eden satış işlemi gerçekleşirse bu şimdiye kadar yapılan en büyük satış olacak.

kronos
Devamını Oku »

Tüketicinin güveni düştü

Tüketici güveni yüzde 0.7 azalışla 57.8 oldu. Maddi durum beklentisi yüzde 2.4 düşüşle 75.2’e gerilerken, tasarruf etme ihtimali endeksi ise yüzde 20.2 yükseldi ve 22 değerini aldı.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi Ocak ayında 77.1 iken, Şubat ayında yüzde 2.4 oranında azalarak 75.2 oldu.

Genel ekonomik durum beklentisi endeksi (gelecek 12 aylık döneme ilişkin) Ocak ayında 76.5 iken, Şubat ayında yüzde 2 oranında azalarak 75 oldu.

İşsiz sayısı beklentisi endeksi (gelecek 12 aylık döneme ilişkin) Ocak ayında 60.9 iken Şubat ayında yüzde 3.1 oranında azalarak 59 oldu.

Tasarruf etme ihtimali endeksi (gelecek 12 aylık döneme ilişkin) Ocak ayında 18.3 iken, Şubat ayında yüzde 20.2 oranında artarak 22 oldu.

kronos
Devamını Oku »