21 Haziran 2019 Cuma

İsmailağa Cemaati: “Tamamen artıdır. Hiç eksisi yoktur demiyoruz” deyip Yıldırım’a destek istedi

İsmailağa Cemaati, 23 Haziran’da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimine ilişkin olarak açıklama yaptı. Cemaatten yapılan açıklamada AK Partili Binali Yıldırım’a destek verileceği kaydedildi.

BOLD – İsmailağa Cemaati İstişare Heyeti ve Mehmet Talu imzalı yaptığı açıklamada, 23 Haziranda AKP tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’na aday gösterilen Binali Yıldırım’a destek verilme kararı alındığını duyurdu.

Cemaatin açıklamasındaki bazı ifadeler dikkat çekti:

“Ak Parti ve MHP’ye ye gönül vermiş mütedeyyin kitlelerin hassasiyetlerini rencide eden, bu yüzden de o kitleleri oy verme konusunda yeniden düşünme noktasına getiren bir kısım icraatlar, söylemler, ihmaller sebebiyle, bazı kimseler: ‘Ders olsun, şefkat tokadı olsun diye, bu sefer oy vermeyeceğiz’ diyorlar” denilen açıklamada, “Cumhur ittifakı ve İBB başkan adayı Binali Yıldırım tamamen artıdır. Hiç eksisi yoktur demiyoruz.”

Cemaat bununla birlikte yine Binali Yıldırım’ın destekleneceğini duyurdu. Binali Yıldırım, Çarşamba Dergahı’na giderek Cemaatin önde gelenleri ve Cübbeli Ahmet Hoca’yla görüşmüştü.

medyabold
Devamını Oku »

İngiliz kanocu, Meriç Nehri’nde askeri yasak bölgede yakalandı

Yunanistan’a sınır Orhaniye köyünde, 54’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı askerleri, Meriç Nehri’nde kanoyla askeri yasak bölgeye giriş yapan kişiyi yakaladı. Bu kişinin, yapılan kimlik kontrolünde İngiliz vatandaşı A.J.B. olduğu tespit edildi. Sınır ihlalinden gözaltına alınan İngiliz uyruklu kanocu, işlemlerin ardından Edirne Göç İdaresi’ne teslim edildi. A.J.B. işlemlerinin ardından polis nezaretinde ‘askeri yasak bölgeye izinsiz girme suçundan’ hakkında açılan soruşturma kapsamında sorgusu için Edirne Adliyesi’ne sevk edildi. İngiliz kanocu savcılıkta verdiği ifadesinde, sosyal bir proje için Fransa’dan kanoyla Kasım ayında yola çıktığını belirterek, “Ben bir sosyal proje kapsamında Fransa’dan kanoyla dünya turuna çıktım. Geçtiğim tüm ülkelerde bana izin verildi. Amacım dünyayı kanoyla gezmek” dedi.

Serbest bırakılan A.J.B., Edirne Göç İdaresi’ne ait araçla polis nezaretinde Yunanistan’a açılan Pazarkule Sınır Kapısı’na götürüldü. İşlemleri tamamlanan A.J.B., kendi isteğiyle kano ve yanındaki malzemelerle birlikte polis nezaretinde Yunanistan’a geçti.

 

kronos
Devamını Oku »

Dolar/TL kayıplarını geri aldı, yeniden 5.82’nin üzerine çıktı

Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) desteğiyle dün 5.73’lü seviyelere kadar gerileyen dolar/TL, İstanbul’da tekrarlanacak seçimler öncesi son işlem gününde yeniden yükselişe geçti.

BOLD – Fed ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) başta olmak üzere küresel merkez bankaları bu hafta art arda faiz indirimi/gevşeme sinyalleri verdi. Hafta boyunca küresel risk iştahı da canlı kaldı. Benzer görünüm yurt içi piyasada da etkili oldu. Dolar 5.73’lü seviyelere inerken, borsada 96 bin seviyeleri denendi.

Yurt içi piyasada yaşanan pozitif görünümün ardından, İstanbul’da tekrarlanacak seçimler öncesi son işlem gününde kâr satışlarının olduğu görülüyor.

Güne 5.75 seviyelerinde başlayan dolar/TL, 5.82’nin üzerine yükseldi. Euro/TL ise bugün en yüksek 6.5880 seviyesini gördü.

Saat 10:45 itibariyle dolar/TL 5.8138, euro/TL ise 6.5757 seviyesinde yer aldı.

Bankacılar bugün iç piyasada küresel piyasaların, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesi siyasi gelişmelerin ve söylemlerin takip edileceğini, ABD ile ilişkilerin de izlendiğini belirtti.

Borsa İstanbul ise 93.665 seviyesine kadar çekildi. BIST 100 endeksi, saat 10.30’da 93.857 seviyesindeydi.

Analistler, piyasadaki hareketliliği, hafta içerisinde görülen alımların ardından son işlem gününde risk almak istemeyen yatırımcıların pozisyon kapatması olarak yorumladı.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’de inşaat yapmanın maliyeti yüzde 26 artı

İnşaat maliyet endeksi (İME), nisan ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 26.41 yükseldi.

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2019 dönemine ilişkin İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre inşaat maliyet endeksi bir önceki aya göre yüzde 1.60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26.41 arttı.

Malzeme endeksinde bir önceki aya göre yüzde 2.14, işçilik endeksinde ise yüzde 0.41 artış oldu. Bu endeksler bir önceki yılın aynı ayına göre de sırasıyla yüzde 26.52 ve yüzde 26.15 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1.39, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26.59 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1.94, işçilik endeksi yüzde 0.23 yükseldi. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 26.75, işçilik endeksi yüzde 26.23 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 2.28, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25.80 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2.75, işçilik endeksi yüzde 1.12 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 25.79, işçilik endeksi yüzde 25.86 arttı.

medyabold
Devamını Oku »

İlk yargı paketi Meclis yolunda: 5 yıl altı cezalara temyiz yolu

Adalet Bakanlığı ilk yargı paketini önümüzdeki hafta Meclis’e getirecek. Pakette 5 yıl altı cezalara da Yargıtay yolu açılacak. Somut delil şartı yeniden gelecek. Soruşturma aşamasında tutukluluk süreleri yarıya düşürülecek.

BOLD- Özel infaz yöntemi genişletilecek. 13 suçta istinaf kararlarına karşı temyiz yolu açılacak. Haber verme amaçlı düşünceyi açıklama suç sayılmayacak. Haklarında soruşturma bulunmayan kişilerin OHAL sürecinde iptal edilen pasaportları iade edilecek.

PAKET HAFTAYA MECLİS’E GÖNDERİLECEK

Cumhuriyet’in haberine göre, Adalet Bakanlığının üzerinde çalıştığı 1. yargı paketi büyük oranda tamamlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yapılacak son değerlendirmenin ardından netleştirilecek yasa önerisinin, gelecek hafta TBMM Başkanlığı’na sunulması bekleniyor.

İSTİNAFTA ONAYLANAN 5 YIL ALTI SUÇLARA TEMYİZ YOLU

İstinaf mahkemelerinin temyiz edilemeyecek 5 yılın altındaki hapis cezaları kapsamında olsa bile TCY’nin “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit”, “suç işlemeye tahrik”, “suçu ve suçluyu övme”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, “kanunlara uymamaya tahrik”, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “devletin egemenlik alametlerini aşağılama”, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama”, “silahlı örgüt”, “halkı askerlikten soğutma” suçları ile Terörle Mücadele Yasası’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar (terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmak), Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nın 28. maddesindeki “yasaya aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar” ile 31. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme kurul üyelerinin imzasını taşımayan propaganda malzemelerini hazırlayanlara verilen cezalar temyize götürülebilecek.

CUMHURİYET YAZARLARI DA YARARLANACAK

Bu düzenleme, önerinin yürürlüğe girmesinden itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanacak. Düzenleme halen cezaevinde bulunan eski Cumhuriyet yazarları ve çalışanlarını da kapsayacak. İstinaf mahkemelerince verilen kesin nitelikteki kararlar ile temyize tabi olan kararların birlikte verilmesi durumunda temyiz incelemesinin sonuçlanmasına kadar kesin nitelikteki kararların infazı ertelenebilecek.

MAKUL ŞÜPHE GİDİYOR SOMUT DELİL GELİYOR

Tutuklamayı gerektiren suçlarda tutuklama için “suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı” ifadesi kaldırılarak yerine “suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması” ibaresi getirilecek.

SORUŞTURMA AŞAMASINDA TUTUKLULUK SÜRESİ YARIYA DÜŞECEK

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresinin en fazla 1 yıl; ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde 2 yıl; terör suçlarında 5 yılı geçemeyeceğine ilişkin Ceza Muhakemesi Yasası’nın 102. maddesine yapılacak eklemeyle, soruşturma aşamasında tutukluluğun bu sürelerin yarısını geçemeyeceği hükmü getirilecek. Çocuklar için süreler yarı oranında uygulanacak.

DÜŞÜNCE AÇIKLAMALARI SUÇ SAYILMAYACAK

Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) “terör örgütleri” başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasına “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” ibaresi eklenecek.

İPTAL EDİLEN PASAPORTLAR İADE EDİLECEK

OHAL kapsamında kendisi ve eşlerinin pasaportlarına el konulan kişilerden hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunmayanlara, beraat edenlere, cezası tümüyle infaz edilenlere veya ertelenenlere pasaport verilebilecek.

İki ayrı yargı paketi ile infaz değişikliği yolda

medyabold
Devamını Oku »

Asrın Hukuk Bürosu: Öcalan “HDP kendi kararını kendisi verecektir” dedi

Öcalan’la sürpriz biçimde görüştürülen Ali Kemal Özcan’ın yayınladığı mektuba karşılık, Öcalan’ın avukatları açıklama yaptı. Açıklamada seçimlere yönelik kritik vurgu var.

BOLD – Dün Tunceli Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Kemal Özcan tarafından açıklanan mektubun ardından Abdullah Öcalan’ın avukatlarından açıklama geldi.

Özcan’ın hükümet kaynakları üzerinden yayına verdiği “Öcalan mektubu”nda, seçimlerde HDP’nin tarafsız kaldığı belirtilmiş ve medyada yoğun biçimde “Kürtler seçimde İmamoğlu’na oy vermesin” tartışması başlamıştı.

18 Haziran’da Öcalan’la dördüncü görüşmelerini gerçekleştiren Asrın Hukuk Bürosu konu üzerine kritik bir açıklama yaptı.

“ÖZCAN GÖRÜŞMESİNDEN HABERİMİZ YOK”
Açıklamada Özcan ile Öcalan arasında gerçekleştiği belirtilen sürpriz görüşmeye açıklık getirildi ve dikkatli olunması gerektiği uyarısı yapıldı:
“Bizler de Sayın Öcalan’ın talebi doğrultusunda yapmış olduğu değerlendirmeleri ve yazıyı, görüşmeden sonra HDP kurulları ve yetkilileri ile paylaşarak 21 Haziran 2019 Cuma günü kamuoyunu bilgilendirme planlaması yaptık. Bu konuda belirttiğimiz muhataplar dışında bir paylaşımımızın olmadığını da özellikle belirtmek isteriz.
Biz kendi planlamamız doğrultusunda hazırlıklarımızı ve görüşmelerimizi yaparken Ali Kemal Özcan isimli kişinin basınla paylaşımlarını gördük. Özcan, Perşembe akşam saatlerinde büromuz avukatları ile de temas kurmaya çalışarak İmralı’da görüşme yaptığını iddia etmişti. İmralı’ya avukat olmayan bir kişinin götürüleceğine dair bir bilgiye sahip değildik. 2 Mayıs tarihinden bu yana gerçekleşen tüm görüşmelerde uyguladığımız üzere, müvekkilimizin mesajlarını önce muhataplarıyla akabinde kamuoyu ile paylaşan bir tutum içerisindeyiz. Müvekkilimizin duruşu ve sözlerinin toplumsal politik bağlamda taşıdığı önemin bilincindeyiz ve açıklamalarımızda da bu sorumluluğu ve dikkati sergilemek çabasındayız. Dolayısıyla 2 Mayıs’tan bu yana yoğunlaştığı haliyle İmralı ve müvekkilimiz hakkında bizimle temasa geçmeye çalışan her kişi ve kuruma karşı da bu dikkat ve sorumlulukla yaklaşmak zorundayız. Özcan’ın gerçekleştirdiğini söylediği görüşmesine dair ifade ettiği hususlar, bunları kamuoyu ile paylaşma biçimi ve kullandığı kavramlar kendisini bağlayacak hususlardır. Bizim müvekkilimizle görüşmeden bunları teyit etmek ya da yanıt vermek durumumuz bulunmamaktadır.”
KUTUPLAŞMA VURGUSU

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Öcalan güncel tartışmalar bağlamında demokrasi ittifakının ikilemlere taraf ve payanda yapılmaması gerektiğini belirtirken HDP’nin üçüncü yolu esas alarak bunu koruması gerektiğini ifade etmiştir. Bu iki kutuplu halin cumhuriyetin kurulmasından beri var olduğunu ve bu koşullarda bir demokrasi ittifakı ve üçüncü çizgi olarak HDP gibi bir partiyi kurmanın ve yürütmenin tehlikeli ve büyük bir cesaret işi olduğunu söylemiştir. Bir demokratik ittifak olarak HDP’nin cesaretle ve akılla bir katalizör gibi tüm siyasi yapıları demokratikleştirmeye çağıracak demokratik müzakere ve çözüm siyaseti geliştirmesi gerektiğini paylaşmıştır.”

KARARI HDP VERECEKTİR

Açıklamanın en kritik bölümü ise seçimlerle ilgili Öcalan’ın HDP’ye gönderdiği mesajdı:

“Sayın Öcalan, HDP’de vücut bulan demokratik ittifakı anlayışının güncel seçim tartışmasına taraf ve payanda yapılmaması gerektiğini ifade ederken toplumsal uzlaşıyı kast ettiğini, kutuplaştırmaya, ikili duruma tuz biber olunmaması gerektiğini söylemiştir. Kutuplaştırma siyasetinin hakaret söylemleri ve demagoji ile bir çatışma ve savaş siyaseti olduğunu, HDP’nin kendi yolunu koruması gerektiğini düşünmektedir. Bununla birlikte bir parti olarak HDP’nin çalışmalarını HDP’nin kendisinin yaptığını ve kararlarının da HDP’nin vereceğini belirtmiştir.”

medyabold
Devamını Oku »

Demirtaş: HDP seçmeni gasp edilen iradesinin hesabını sandıkta soracak

HDP’nin tutuklu lideri Selahattin Demirtaş, “Gasp edilen iradeye karşı İstanbul’daki yurttaşların bu defa bağırlarına taş basmadan, kendi iradelerini ve haklarını koruyacaklarına inanıyorum” dedi.

BOLD- HDP seçmeninin çok daha yüksek bir katılımla sandığa gideceğine inandığını belirten Demirtaş, “YSK’nın hukukla, yasayla bağdaşmayan kararı nedeniyle 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçiminde, HDP’nin tavrında herhangi bir değişiklik olmadığı biliniyor zaten. Ben 23 Haziran’da HDP seçmeninin çok daha kararlı bir şekilde, daha yüksek bir katılımla sandığa gideceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

ORTADA CİDDİ BİR SEÇMEN İRADESİ GASBI VAR

Yeni Yaşam Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Demirtaş şunları kaydetti: “Ortada ciddi bir seçmen iradesi gasbı var. Gasp edilen iradeye karşı İstanbul’daki yurttaşların bu defa bağırlarına taş basmadan, kendi iradelerini ve haklarını koruyacaklarına inanıyorum.”

KÜRTLER ALDATILMASI KOLAY SAFTİRİKLER DEĞİLLER

Kürt ve Kürdistan kavramlarını Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli’nin kullanmasında bir sakınca olmadığını belirten Demirtaş, “Hatta mümkünse daha sık kullansalar iyi olur. Fakat bunun aktüel bir siyasi karşılığının olmayacağından da eminim. Kendileri de biliyordur. Kürtleri aldatılması çok kolay saftirikler gibi görenler hep yanıldılar, yanılmaya da devam edecekler” dedi.

KÜRTLER SÖYLEMDEN ÇOK EYLEME BAKARLAR

Demirtaş şunları dile getirdi: “Kürtler bu türden yüzeysel söylemlere göre siyasi tavır belirlemezler kanımca; söylemden çok eyleme bakarlar. Eyleme bakınca da her yerde zulüm, hakaret, adaletsizlik ve savaş politikalarını görüyorlardır. Dolayısıyla bu tür söylem sahipleri, kendileri için meseleleri kavramaktan oldukça uzak, sıradan ve ucuz bir profil çizmek dışında bir etki yaratamazlar.”

DEMOKRASİ GÜÇLERİ YENİ ANAYASA BAŞLIĞINDA BİR ARAYA GELMELİ

Demirtaş, “Toplumsal zeminde, halklar arasında önemli bir empati ve yakınlaşma duygusunun giderek güçlendiği anlaşılıyor. Bana kalırsa seçim sonrasında demokrasiye inanan bütün siyasi ve sivil örgütlenmelerin, şahsiyetlerin, hareket ve grupların ‘yeni anayasa’ başlığında bir araya gelerek, tabandan başlayan bir anayasa hareketini örgütlemeleri, bu şekilde güçlü ve ilkeli bir demokrasi cephesinde buluşmaları elzemdir. Toplumun ekseriyeti de buna her zamankinden daha hazırdır diye düşünüyorum” dedi.

PAZARLIK İDDİALARI DAYANIKSIZ VE MANİPÜLATİF

Kendisinin cezaevinden çıkarılmasına dönük bir pazarlık olduğu yönündeki haberlere de cevap veren Demirtaş, “Bizim de bu süreçleri ve algıları ve bize karşı yürütülen manipülatif operasyonları doğru okuyup iyi yönetemediğimizi de görmemiz gerekir. Seçilmişlerin rehin alınıp hapse atılmasına yıllardır sessiz kalmaktır asıl eleştirilmesi gereken, bırakılmaları değil. Kaldı ki böyle bir şey de yoktur. Pazarlık iddiaları tümüyle manipülatif, tümüyle dayanaksız iddialardır” ifadelerini kullandı.

ÖCALAN’IN ELİNDE SİHİRLİ BİR DEĞNEK YOK

Demirtaş şunları kaydetti: “Sayın Öcalan seçim sonrasını işaret ederek tarafların tavrını ancak o zaman görebileceğiz dedi. Fakat HDP başta olmak üzere demokrasi güçlerinin, Kürt siyasi hareketinin, ciddi bir şekilde ve bugüne kadar görülmemiş derinlikte, samimiyetle demokrasi mücadelesine, demokratik siyasete hazırlanması gerekir. Çok yönlü, kapsamlı, yaratıcı, yenilikçi bir perspektifle herkesin ve her kesimin özeleştirel bir duruşla, tarihi bir demokratik hamleyle, bu yönlü mücadeleye açık olmasında yarar var. Sayın Öcalan’ın elinde sihirli değnek yok elbette. Barış ve demokrasinin gelişmesi, toplumun süreçlere aktif katılımı ve kesintisiz mücadelesiyle mümkün olacaktır. Önümüzdeki günlerde neler olacağını göreceğiz hep birlikte.”

Duruşmada Demirtaş’tan Yıldırım’a tepki: Şirazesinden çıkmış

medyabold
Devamını Oku »

Muğla: 13 muvazzaf asker ile 5 sivile daha ankesör gözaltısı

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Gülen cemaatinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) yapılanması iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 13’ü muvazzaf asker, 5’i sivil toplam 18 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin yakalanması için Muğla merkezli 12 ilde operasyon başlatıldı.

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘TSK yapılanması’na iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, 13 muvazzaf asker ve 5 sivil hakkında gözaltı kararı verdi. Karar üzerine Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bu sabah eş zamanlı operasyon başlattı. Muğla merkezli İstanbul, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, İzmir, Ankara, Antalya, Bingöl, Ardahan, Mersin ve Osmaniye’de önceden belirlenen adreslere baskın yapıldı. Şüphelilerin, örgüt üyeleriyle ankesörlü telefonlar aracılığıyla bağlantı kurdukları öne sürülüyor.

 

kronos
Devamını Oku »

‘İmamoğlu’nu karalama kampanyalarıyla iç hesaplaşmaları birlikte yürüyor’

Yeni Asya yazarı Kâzım Güleçyüz, AKP’nin içinde biriken kırgınlık ve küskünlükleri birlik beraberlik nasihatlarıyla gidermenin kolay olmayacağı bir tablonun söz konusu olduğunu kaydetti. Güleçyüz, AKP kadrolarında önemli kırılmalar olduğunu söyledi.

Güleçyüz’ün “AKP’nin içi” başlığıyla (21 Haziran 2019) yayımlanan yazısı şöyle:

Geçen hafta sonundaki bir beyanında “Son haftada halkla buluşma ve kucaklaşma toplantıları yapmayacağımı kimse söyleyemez” diyerek verdiği işaretin gereğini seçime beş gün kala yapmaya başlayan AKP Genel Başkanı, arada katıldığı “dost buluşmaları”nda içe dönük mesajlar da veriyor.
Meselâ “Üzülerek söylüyorum, kırgınlar ve kırgınlıklar var” ifadeleri, partisindeki rahatsızlığın onun dilinden de ikrarı anlamını taşıyor. “Gün kırgınlıkları derinleştirme değil, kenetlenme ve safları sıkılaştırma günü” gibi mesajlarının etkisi ise sandıkta belli olacak.

‘NASİHATLARLA GİDERMEK KOLAY DEĞİL’

Ama konu Erdoğan’ın da gündeminde yer bulduğuna göre demek ki durum çok ciddî.

Parti içinde biriken kırgınlık ve küskünlükleri birlik beraberlik nasihatlarıyla gidermenin kolay olmayacağı bir tablo söz konusu.

Bunların bir kısmı “Ne olursa olsun, elimizdeki iktidar gücünü kaybetmemeliyiz” düşüncesiyle askıya alınabilir belki, ama görünen o ki, partideki huzursuzluk ve çekişmenin buraları aşan boyutları var. Gül, Babacan, Davutoğlu örnekleri bunu gösteriyor.

Kadrolarda önemli kırılmalar söz konusu.

İMAMOĞLU KARALAMA KAMPANYASI VE İÇ HESAPLAŞMA

Giderek kızıştığı gözlenen bu kavganın dışa vuran işaretlerini, İmamoğlu’na yönelik karalama kampanyaları ile iç hesaplaşmaları eşzamanlı olarak sürdüren iktidar medyasındaki yorumlarda da görmek mümkün.

Bazı örneklere birlikte göz atalım:

* “Eleştiri olabilir, ama doğrucu Davutluk adına düşmana fırsat vermek ve bindiğimiz dalı kesmek mâkul ve meşrudur diyemem.”

* “Bu iklimde büyüyen kimi unsurlar karşı mahalleye mühimmat taşıyan neferlere dönüşüyor. Dava çizgisindeki kırıklar muhalif odaklara hizmet ediyor. Siyasî görüşü AKP ile uyuşmadığı halde hemşehrilik kimliğiyle partinin karar alıcı isimlerine nüfuz eden aktörler öteki mahalleye destek sağlıyor.”

“Muhafazakâr cephede, sahada çarpışanları arkadan vurmak gibi bir eğilim ortaya çıktı. Namuslu numarası yapan namussuzlar… Kendi adamlarınızı asarak karşı tarafa yaranamazsınız. Böyle bir ortamda kendi tarafına vuranlar ya ahmak ya sahtekârdır.”

Siyaseti tam bir savaş ve cephe mantığıyla değerlendiren bu yaklaşım, çatışmacı tavır ve üslûbunu AKP içine de böyle taşıyor.

Parti seçime böyle bir iç kavgayla giriyor.

kronos
Devamını Oku »

20 Haziran 2019 Perşembe

ABD firmaları İran hava sahasında uçmayacak!

Reuters’ta yer alan habere göre, ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), İran’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürmesinin ardından Basra Körfezi ve Umman Körfezinin İran kontrolündeki hava sahasında Amerikan havacılık firmalarının uçuşlarına yasak getirdiğini açıkladı.

Açıklamada, ABD’ye ait İHA’nın düşürüldüğü zaman diliminde bölgede birçok sivil havacılık uçağının aktif olduğuna dikkati çeken FAA, bölgede gerginliğin artmasından endişe duyulduğunu belirtti.

Bölgede sivil havacılık yoğunluğu olduğunu kaydeden FAA, alınan kararın gerekli olduğunu bildirdi.

‘YAKINDA GÖRECEKSİNİZ DEMİŞTİ’

Dün konuyla ilgili olarak Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracını düşürmesi konusunda, “Çok büyük bir hata yaptılar. İHA uluslararası hava sahasındaydı, bilimsel olarak bunun kanıtlarına sahibiz. (ABD’nin İran’a saldırı planı olup olmadığını) Yakında göreceksiniz” demişti.

​Söz konusu İHA’nın düşürülmesinin “kasıtlı” olduğuna inanmadığını dile getiren Trump, “Sanıyorum bir general veya biri o İHA’yı düşürme yanlışını yaptı. Neyse ki İHA’da kimse (pilot) yoktu; eğer olsaydı bu büyük bir fark yaratırdı. Fakat hissiyatım şu, bu birinin yapmaması gerekirken yaptığı bir hataydı” yorumunu yapmıştı.

 

kronos
Devamını Oku »

Trump, kurmaylarına rağmen İran’a saldırı planını geri çekti

Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, adı açıklanmayan bazı üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı kararından son anda vazgeçtiğini iddia etti.

NYT’nin, “Trump, İran’a hava saldırısına onay verdi, sonra aniden vazgeçti” başlıklı haberinde, Amerikalı askeri ve diplomatik yetkililerin, ABD yerel saatiyle 19:00’a kadar İran’a ait bazı radar ve füze bataryalarının vurulmasını bekledikleri, Trump’ın kararından vazgeçmesi sonucunda bunun gerçekleşmediği ifade edildi.

‘POMPEO VE BOLTON’A RAĞMEN VAZGEÇTİ’

Öte yandan Amerikan ABC kanalında aynı konuyla ilgili bir haberde ise Trump’ın iptal kararını, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a rağmen aldığı iddia edildi.

Beyaz Saray ve Pentagon’dan iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Dün konuyla ilgili olarak Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, “Çok büyük bir hata yaptılar. İHA uluslararası hava sahasındaydı, bilimsel olarak bunun kanıtlarına sahibiz. (ABD’nin İran’a saldırı planı olup olmadığını) Yakında göreceksiniz.” demişti.

 

 

kronos
Devamını Oku »

’23 Haziran akşamı o sandıkları oy ile patlatacağız’

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Avcılar’da yaptığı konuşmada, vatandaşın, “Bu seçim gasbıdır, neden seçime gidiyorsunuz?” sorusunu yöneltme hakkı olduğunu anlattı.

‘İSTANBUL’UN 3 VATANDAŞINDAN BİRİ İŞSİZ’

Akşener ekonomik krize, dar gelirli vatandaşın geçim derdine de değindi. Seçime sayılı günler kala Akşener şöyle konuştu:
“Her evde bir işsiz var. İstanbul’un 3 vatandaşından biri işsiz, tencereler kaynamakta zorlanıyor. Bu krizin iyice derinleşmesinin vebalini almak istemedik, biz İstanbullunun irfanına inandık. Dış politika ortada, Trump’ın mektubuna 12 gün sonra zor cevap verildi. Amerika bize kötülük yapıyorsa kapat kardeşim İncirliği, görelim kabadayılığını, yiğitliğini. Ülkeyi yöneten iktidar her şeyi berbat ettiği için muhalefet partileri olarak, onların yanlışlarını söylemek konusunda bile dikkat ediyoruz, işler kötüye gitmesin diye. O yüzden ‘eyvallah’ dedik ve seçime gidiyoruz. Ancak iftiralar yeniden başladı. Belediyeye Vali Bey atandı ya ‘İstanbul’a hizmet israf değildir’ demiş. 6 bin araba kayıp, kimin altında olduğu belli değil, sizin cebinizden çıkıyor. Bunların hepsi haram. Ekrem İmamoğlu, hepi topu 18 gün belediye başkanlı yaptı, su paralarınız az geldi, Akbiller ucuzladı, 5 yılda yapacaklarını bir düşünün. 23 Haziran akşamı o sandıkları oy ile patlatacağız.”

‘KİM SİSİ’YE BENZİYOR’

Akşener, sözlerini, “Sisi, ülkesinde bütün medyayı elinde tutuyor, nefes almak imkansız. Peki Ekrem kardeşimin medyası mı var? Kim Sisi’ye benziyor?” değerlendirmesini yaptı.

kronos
Devamını Oku »

Trump, kurmaylarına rağmen İran’a saldırı planını geri çekti

Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, adı açıklanmayan bazı üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı kararından son anda vazgeçtiğini iddia etti.

NYT’nin, “Trump, İran’a hava saldırısına onay verdi, sonra aniden vazgeçti” başlıklı haberinde, Amerikalı askeri ve diplomatik yetkililerin, ABD yerel saatiyle 19:00’a kadar İran’a ait bazı radar ve füze bataryalarının vurulmasını bekledikleri, Trump’ın kararından vazgeçmesi sonucunda bunun gerçekleşmediği ifade edildi.

‘POMPEO VE BOLTON’A RAĞMEN VAZGEÇTİ’

Öte yandan Amerikan ABC kanalında aynı konuyla ilgili bir haberde ise Trump’ın iptal kararını, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a rağmen aldığı iddia edildi.

Beyaz Saray ve Pentagon’dan iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Dün konuyla ilgili olarak Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, “Çok büyük bir hata yaptılar. İHA uluslararası hava sahasındaydı, bilimsel olarak bunun kanıtlarına sahibiz. (ABD’nin İran’a saldırı planı olup olmadığını) Yakında göreceksiniz.” demişti.

 

 

kronos
Devamını Oku »

Demirtaş: Pazarlık iddiaları tümüyle manipülatif, dayanaksız

Tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 31 Mart seçiminde AKP’nin yenilgisinin ardından Kürtlere yönelik söylem değişimini yorumladı. Demirtaş, “Kürtleri aldatılması çok kolay saftirikler gibi görenler hep yanıldılar, yanılmaya da devam edecekler. Kürtler bu türden yüzeysel söylemlere göre siyasi tavır belirlemezler kanımca; söylemden çok eyleme bakarlar” dedi.

Demirtaş, yeni bir çözüm süreci olup olmayacağı konusunda da “Devlet ve hükümet ne yapar, nasıl yaklaşır bilemeyiz. Zaten Sayın Abdullah Öcalan da seçim sonrasını işaret ederek tarafların tavrını ancak o zaman görebileceğiz dedi” ifadesini kullandı.

İstanbul, iki gün sonra, 23 Haziran Pazar günü tekrar seçim için sandık başına gidiyor. Demirtaş da seçime giden süreci Yeni Yaşam gazetesinden M. Ferhat Çelik’e değerlendirdi. Demirtaş’ın açıklamaları şöyle:

‘SEÇMEN BAĞRINA TAŞ BASMAMALI, SANDIĞA GİTMELİ’

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi iptal edildi. Seçim sonucuna, kentte 1 milyon 200 bin oyu olan HDP’nin stratejisi damga vurdu. Sizin de seçim öncesi gazetemiz aracılığıyla verdiğiniz ‘Gerekirse bağrınıza taş basın ve mutlaka sandığa gidip, faşizme hayır anlamına gelecek oyunuzu kullanın’ demeciniz büyük karşılık buldu. Dediğiniz gibi, HDP’nin stratejisi iktidarı salladı. Tekrar seçim için nasıl bir mesajınız var?

YSK’nin hukukla, yasayla bağdaşmayan kararı nedeniyle 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçiminde, HDP’nin tavrında herhangi bir değişiklik olmadığı biliniyor zaten. Ben 23 Haziran’da HDP seçmeninin çok daha kararlı bir şekilde, daha yüksek bir katılımla sandığa gideceğini düşünüyorum. Ortada ciddi bir seçmen iradesi gasbı var. Gasp edilen iradeye karşı İstanbul’daki yurttaşların bu defa bağırlarına taş basmadan, kendi iradelerini ve haklarını koruyacaklarına inanıyorum.

‘KÜRTLERİ SAFTİRİK GÖRENLER, HEP YANILDILAR’

Büyükşehirlerde kaybeden AKP-MHP’de panik havası hakim. AKP, ‘beka’ ve ‘Defolup Kürdistan’a gidin’ gibi kutuplaştırıcı söylemleri geri plana çekip, Kürtlere şirinlik içeren mesajlar vermeye başladı. Hatta Devlet Bahçeli hiç olmadığı kadar Kürt kelimesini kullanmaya başladı. Ancak kamuoyu yoklamaları, sahadaki gözlemler bunun etkili olmadığını gösteriyor. Siz seçimi ve siyasete yapacağı etkiyi nasıl görüyorsunuz?

Kürt ve Kürdistan kavramları tarihi, sosyolojik ve coğrafi gerçekliklerdir. Kim bu kavramları ifade etmek isterse edebilir tabii. Sonuçta bu kavramları kullanmak kimsenin tekelinde değil. Binali Yıldırım’ın da, Devlet Bahçeli’nin de kullanmasında elbette hiçbir sakınca yok. Hatta mümkünse daha sık kullansalar iyi olur. Fakat bunun aktüel bir siyasi karşılığının olmayacağından da eminim. Kendileri de biliyordur. Kürtleri aldatılması çok kolay saftirikler gibi görenler hep yanıldılar, yanılmaya da devam edecekler. Kürtler bu türden yüzeysel söylemlere göre siyasi tavır belirlemezler kanımca; söylemden çok eyleme bakarlar. Eyleme bakınca da her yerde zulüm, hakaret, adaletsizlik ve savaş politikalarını görüyorlardır. Dolayısıyla bu tür söylem sahipleri, kendileri için meseleleri kavramaktan oldukça uzak, sıradan ve ucuz bir profil çizmek dışında bir etki yaratamazlar

‘TABANDAN BAŞLAYAN BİR ANAYASA ÖRÜLMELİ’

Bu süreçte HDP büyük bir fedakarlık yaptı. Türkiye cephesinde de HDP ile tüm toplumsal dinamikler arasında bir bağ oluştu. Bu oluşmakta olan Demokrasi İttifakı, nasıl daha güçlü biçimde iktidar alternatifi olabilir?

Toplumsal zeminde, halklar arasında önemli bir empati ve yakınlaşma duygusunun giderek güçlendiği anlaşılıyor. Bana kalırsa seçim sonrasında demokrasiye inanan bütün siyasi ve sivil örgütlenmelerin, şahsiyetlerin, hareket ve grupların “yeni anayasa” başlığında bir araya gelerek, tabandan başlayan bir anayasa hareketini örgütlemeleri, bu şekilde güçlü ve ilkeli bir demokrasi cephesinde buluşmaları elzemdir. Toplumun ekseriyeti de buna her zamankinden daha hazırdır diye düşünüyorum.

‘PAZARLIK İDDİALARI TÜMÜYLE DAYANAKSIZ’

Son günlerde sizin tahliye edileceğiniz, Öcalan ile görüşmeler yoluyla HDP’nin İstanbul’da strateji değiştireceği şeklinde manipülatif olarak görülen kulisler dolaşmaya başladı. Avukatları İmralı’da İstanbul seçiminin bahsinin hiç geçmediğini vurgulamasına rağmen Kürtler neden sürekli töhmet altında bırakılıyor?

Bu türden tartışmaların yapılmasını engellemek mümkün değil. Siz ne söylerseniz söyleyin, birileri hep böyle yaklaşacaktır. Ama bizim de bu süreçleri ve algıları ve bize karşı yürütülen manipülatif operasyonları doğru okuyup iyi yönetemediğimizi de görmemiz gerekir. Seçilmişlerin rehin alınıp hapse atılmasına yıllardır sessiz kalmaktır asıl eleştirilmesi gereken, bırakılmaları değil. Kaldı ki böyle bir şey de yoktur. Pazarlık iddiaları tümüyle manipülatif, tümüyle dayanaksız iddialardır.

‘ÖCALAN’IN GÜCÜ, İRADESİ VE SAMİMİYETİNDEN HERKES EMİN’

6 ay süren açlık grevleri sonrası PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirildi. Kamuoyunda heyecan oluştu. Öcalan sizin de bizzat içinde olduğunuz ve İmralı’da görüşmelerini gerçekleştirdiğiniz 2013 Newroz’u pozisyonunu koruduğunu deklare etti. Suriye vurgusu ve ‘Kürtsüz Türk olamaz’ sözleri dikkat çekti. Siz Öcalan’ın mesajlarını nasıl okudunuz?

Tabii öncelikle, açlık grevlerinin daha fazla can kaybı yaşanmadan ve talepler karşılanarak bitmiş olması sevindiricidir. Sekiz yıl aradan sonra Sayın Öcalan’ın avukatlarlarıyla görüşmeye başlaması da çok önemlidir. Sayın Öcalan’ın, beklendiği gibi oldukça güçlü, barış ve demokratik siyasete vurgu yapan mesajlar veriyor olması tüm kesimlerce eminim dikkatle takip ediliyordur. Kendisine imkan sunulması, önünün açılması halinde birkaç ayda barış ve demokrasi için büyük gelişmelerin yaşanabileceğine geçmişte hepimiz tanklık ettik. Bu defa böyle bir dönem olur mu, olursa nasıl olur, henüz bilinmiyor. Ama Sayın Öcalan’ın bu konudaki gücü, samimiyeti ve iradesi konusunda sanırım artık herkes hemfikirdir.

Devlet ve Hükümet ne yapar, nasıl yaklaşır bilemeyiz. Zaten Sayın Öcalan da seçim sonrasını işaret ederek tarafların tavrını ancak o zaman görebileceğiz dedi. Fakat HDP başta olmak üzere demokrasi güçlerinin, Kürt siyasi hareketinin, ciddi bir şekilde ve bugüne kadar görülmemiş derinlikte, samimiyetle demokrasi mücadelesine, demokratik siyasete hazırlanması gerekir. Çok yönlü, kapsamlı, yaratıcı, yenilikçi bir perspektifle herkesin ve her kesimin özeleştirel bir duruşla, tarihi bir demokratik hamleyle, bu yönlü mücadeleye açık olmasında yarar var. Sayın Öcalan’ın elinde sihirli değnek yok elbette. Barış ve demokrasinin gelişmesi, toplumun süreçlere aktif katılımı ve kesintisiz mücadelesiyle mümkün olacaktır. Önümüzdeki günlerde neler olacağını göreceğiz hep birlikte. Fakat bizler Sayın Öcalan’a barış ve demokrasi girişimleri noktasında güveniyoruz; elbette kendisinin yanında olacağız. Umarım Kürdüyle, Türküyle herkesin yararına olacak gelişmeler yaşanır.

kronos
Devamını Oku »

Erdoğan’dan Kaşıkçı raporu değerlendirmesi: Bedelini ödeyecekler

Birleşmiş Milletler’in gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve yetkilileri suçlayan raporunu değerlendiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi bunlar bu işin bedelini ödeyecekler, hesabını verecekler” dedi.

BOLD – Agnes Callamard ve BM uzmanlarının, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesi olayı ile ilgili aylar süren araştırması sona erdi.

Araştırmaya başkanlık eden Callamard, Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim 2018’de başkonsoloslukta öldürülmesi ile ilgili 101 sayfalık raporunu açıkladı.

Agnes Callamard, Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kanıtların Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve üst düzey görevlilerin cinayetten sorumlu olduğunu gösterdiğini belirtti.

ERDOĞAN: BEDELİNİ ÖDEYECEKLER, HESABINI VERECEKLER 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada BM’nin Kaşıkçı raporuyla ilgili “Cemal Kaşıkçı olayıyla ilgili şu anda BM raporunu açıklıyor ve raporda Suudiler’in bu işte kesinlikle suçlarının, bilgilerinin olduğunu, Türkiye’ye karşı takındıkları tavrın da yanlış olduğunu söylüyorlar. Şimdi bunlar bu işin bedelini ödeyecekler, hesabını verecekler” dedi.

ÇAVUŞOĞLU: SORUMLULARIN HESAP VERMESİNE YÖNELİK TAVSİYELERİNİ KUVVETLE DESTEKLİYORUZ 

Twitter hesabından raporu değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Birleşmiş Milletler (BM) Raportörü Callamard’ın Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılmasına, sorumlularının hesap vermesine yönelik tavsiyelerini kuvvetle destekliyoruz” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: RAPOR, TÜRK MAKAMLARININ TESPİTLERİNİ TEYİT ETTİ 

Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada raporun, cinayetin aydınlatılmasına yönelik olarak Türk makamlarınca yapılan soruşturma kapsamında varılan tespitleri teyit ettiğini belirtti.

Açıklamada, raporun Kaşıkçı cinayetinin uluslararası hukukun ve uluslararası ilişkilerin temel prensiplerine aykırı bir şekilde, önceden planlanmak suretiyle gerçekleştirildiğini gözler önüne serdiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı, Kaşıkçı cinayetinin tüm yönleriyle açığa kavuşturulması ve sorumlularının hesap vermesinin sağlanması için BM üyesi tüm ülkeleri ve ilgili uluslararası kuruluşları rapordaki tavsiyeleri hayata geçirmek için gayret sarf etmeye davet etti.

SUUDİ ARABİSTAN: RAPOR MEDYADA YAYIMLANAN VE DOLAŞAN HABERLERİ TEKRARLADI 

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cubeyr ise raporun ulaştığı sonuçları reddetti.

Twitter adresinden raporu değerlendiren Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, “Yeni bir şey yok… İnsan Hakları Konseyi’ndeki raportör bağlayıcı olmayan raporunda medyada yayımlanan ve dolaşanları tekrarladı.” dedi.

Dışişleri Bakanı Adil El-Cubeyr, raporun açık çelişkiler ve temelden yoksun iddialar ortaya attığını, bu durumun da raporun güvenilirliğine zarar verdiğini belirtti.


Adil El Cubeyr, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili yargılamaların yapılacağı tek yerin Suudi Arabistan mahkemeleri olduğunu vurgulayarak, Suudi Arabistan yöneticilerine yönelik girişimleri kesinlikle reddettiklerini ifade etti.

El Cubeyr, daha sonra yaptığı resmi açıklamada, rapordaki doğru olmayan suçlamaların Callamard’ın Suudi Arabistan Krallığına karşı olan fikirleri ve önyargılarından kaynaklandığını kaydetti.

El Cubeyr, Suudi Arabistan’ın Callamard’ın “düzmece iddialarına” karşı yasal hakkını saklı tuttuğunu söyledi.

Kaşıkçı raporu açıklandı: Kanıtlar Suudi Veliaht Prensi Selman’ı gösteriyor

medyabold
Devamını Oku »

Fed piyasaları rahatlattı: Dolar düşüyor, borsa yükseliyor

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine bu yıl başlayabileceği sinyalinin ardından piyasalar pozitif bir seyir izliyor.

BOLD – Fed sonrası dün akşam 5.7750 seviyelerine inen dolar/TL güne 5.80’in altında başladı, 5.73 seviyelerine doğru geriledi. Euro/TL ise 6.48 seviyelerinde.

Artan ticaret gerilimleri ve zayıf enflasyonla ilgili endişeleri değerlendiren Fed, gelecek ay kadar erken bir sürede faiz indirimleriyle küresel ve ülke içindeki ekonomik risklerle mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti.

Fed politika faiz oranını yüzde 2.25 ile yüzde 2.5 aralığında sabit bıraksa da son politika toplantısından bu yana yaklaşımı değişti.

Fed politika yapıcılarının birçoğu, yılın geri kalanına ilişkin faiz görünümlerini yaklaşık yüzde 0.5 puan düşürdü ve Fed Başkanı Jerome Powell diğer politika yapıcıların da faiz oranlarının düşürülmesi için daha güçlü gerekçeler gördüğünü söyledi.

Fed’in faiz adımları atmadan önce “sabırlı” olma taahhünden vazgeçmesi adım atmaya hazır olduğuna işaret ederken, Powell zayıf enflasyonu “geçici” olarak nitelendirmekten de vazgeçti.

Fed’in bu yılın ilerleyen zamanlarında olası faiz indirimleri sinyali vermesinin ardından küresel hisse senedi piyasaları yükselirken, dolar ve küresel tahvil getirileri geriledi.

ABD nin 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 2.10 seviyelerinden 1.97 sınırına kadar gerilerken, altının ons fiyatı 1.346 dolardan yükselişe geçerek 1.390’ın üzerini test etti ve 1.380 dolar seviyesinde dengelendi.

Dün Fed öncesi pozitif seyreden New York borsasında Dow Jones endeksi yüzde 0.15, S&P 500 endeksi yüzde 0.30 ve Nasdaq endeksi yüzde 0.42 değer kazandı.

Avrupa tarafında dün karışık bir seyir izleyen pay piyasalarında Almanya’da DAX endeksi yüzde 0.19 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0.53 değer kaybetti, Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0.16 yükseldi.

medyabold
Devamını Oku »

Ümraniye’de İmamoğlu mitingi sonrası tehlikeli gerginlik

İmamoğlu’nun Ümraniye mitingi sonrası CHP’lilere saldırmak isteyen bir grubu, vatandaşlar barikat kurarak engelledi. Daha sonra polisin müdahale ettiği olay büyümeden önlendi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul’da gün boyu miting yaptı. Bahçelievler’de başlayan miting maratonu, Şişli, Üsküdar ve Sancaktepe’nin ardından akşam saatlerinde Ümraniye’ye ve Şile’ye taşındı. İmamoğlu, seçim otobüsüyle Ümraniye’de seçim turu atarak halkı selamladı. Ümraniyeliler, yol boyu İmamoğlu’na sevgi gösterilerinde bulundu. Seçim otobüsün önünü kesen vatandaşlar, İmamoğlu ile birlikte fotoğraf çektirdi. Seçim turunu tamamlayan İmamoğlu, Ümraniye Alemdağ Caddesi üzerinde halkla buluştu.

SALDIRI GİRİŞİMİ

Mitingin ardından bir grup, gösteriye katılan kalabalığa saldırmak istedi. Mitinge katılan bir grup genç de barikat kurarak saldırıya engel oldu. Kısa süren gerginliğin ardından polis olaya müdahale etti. Saldırıyı yapan grubu uzaklaştırdı.Yaşanan olay cep telefonu kameralarına yansıdı.

medyabold
Devamını Oku »

MHP ve AKP’liler üzerinde yargıya güven anketi yapıldı: Sonuç vahim

MHP’lilerin yüzde 85,1’i, AKP’lilerin de yüzde 63,5’i Türkiye’de makam/mevki sahibi biri ile sıradan bir yurttaş mahkemelik olsa eşit koşullarda yargılanmayacağını düşünüyor.
BOLD – Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) “Yargı Bağımsızlığı ve Yargıya Güven” araştırmasına göre MHP’li seçmenlerin yüzde 65,7’si, AKP’li seçmenin de yüzde 22,7’si YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini iptal etme kararının adil olmadığını düşünüyor.

SODEV başkanı Ertan Aksoy’un açıkladığı raporda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen anket çalışmasında hane halklarının yargı bağımsızlığına ve yargı kurumuna güveni araştırıldı. Adalete bakışın masaya yatırıldığı araştırma, 10-12 Haziran arasında özellikle 31 Mart Yerel Seçimleri sonrasında yapıldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 23,3’ünün Adalet denince aklına ilk gelen ‘adaletsizlik ve adaletin olmadığı’ olurken, ikinci sırada yüzde 17,7 ile eşitsizlik oldu. Yargı, bağımsızlık, güvenirlik ve tarafsızlıkta katılımcılardan ortalamanın altında not aldı.

YARGIYA GÜVEN YOK

Katılımcıların yargı bağımsızlığı, yargıya güvenleri ve mahkemelerin tarafsızlığına ilişkin verdikleri cevaplarda her üç alanda da 5 üzerinden 3’ün altında kaldı. Buna göre katılımcıların yüzde 48,5’i yargının bağımsız olmadığını; yüzde 41,6’sı Türkiye’de yargıya güvenmediğini; yüzde 42,6’sı ise Türkiye’de mahkemelerin tarafsız olmadığı görüşünde.

İKTİDAR SEÇMENİ DE YARGIYA GÜVENMİYOR

Parti seçmenlerinin verdiği cevaplarda da Türkiye’de yargının siyasallaştığı belirten veriler dikkat çekti. AKP seçmenlerinin yalnızca yarısı (50,6) yargının bağımsız olduğunu, yüzde 57,3’ünün mahkemelerin tarafsız olduğunu düşünürken, MHP’ye oy verenlerin yüzde 70,6’sı ise yargının bağımsız olmadığını, yüzde 43,3’ü de mahkemeleri tarafsız bulmadığı kaydedildi. CHP’li seçmenin de yüzde 70,6’sı yargının bağımsız olmadığını, yüzde 62,5’i yargıya güven duymadığını, yüzde 59,5’i ise mahkemelerin tarafsız olmadığını düşünüyor. Yargıya dönük olumsuz algı en çok HDP seçmeninde dikkat çekiyor. Rapora göre HDP’de, yargının bağımsız olmadığını düşünenler yüzde 82,8, yargıya güven duymayanların oranı 78,6, mahkemelerin tarafsız olmadığını düşünenler ise yüzde 72,9 olduğu görüldü.

AKP VE MHP’LİLER DE ‘ADİL YARGI YOK’ DİYOR

Ankete katılanların yarısı (50,7) Türkiye’de ifade özgürlüğü olmadığını düşünmekte. Türkiye’de makam/mevki sahibi biri ile sıradan bir yurttaş mahkemelik olsa eşit koşullarda yargılanmayacağını düşünenlerin oranı yüzde 79 olurken, MHP seçmenin de bu oran yüzde 85,1’e çıktı. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü var mıdır sorusuna katılımcıların yüzde 50,7 ‘Hayır yoktur’ cevabı verirken yine MHP seçmeninde bu oran yüzde 41,8 oldu. Raporda çarpıcı bir diğer nokta da AKP seçmeni ifade özgürlüğü konusunda yüzde 22,4 olumsuz cevap verirken, yüzde 63,5’te mahkemeler karşısında makam/mevki sahibi biri ile sıradan yurttaşın eşit şekilde yargılanmayacağını düşünüyor.

CİNSEL İSTİSMAR VE HIRSIZLIĞA HAK EDEN CEZA VERİLMEZ ALGISI

Araştırmada, cinsel istismar/taciz, yolsuzluk ve hırsızlık suçlarının cezasız kalacağı veya hak edilen cezalardan az ceza alacağını düşünenlerin oranının yüzde 70’lerin üzerinde olduğu görüldü.

SEÇİMİN İPTALİ HAKSIZ KARAR

YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini iptal etmesi sonrasında ankete katılanların yüzde 60,5’i bu kararın adaletsiz olduğu görüşünde. Partiler nezdinde bu incelendiğinde CHP, HDP, İYİ Parti’li seçmenlerin yüzde 94’ten fazlası kararın adil olmadığını düşünüyor. MHP’li seçmenlerin yüzde 65,7’si, AKP’li seçmenin de yüzde 22,7’si kararın adil olmadığını düşünüyor.

medyabold
Devamını Oku »

Medya, protesto ve onur intiharlarını görmezden geliyor

İki gün önce iki intihar vakası meydana geldi. Bu elim olaydan da sosyal medya üzerinden haberdar olduk. Gazete ve televizyonlar bu konuda suskunluğu tercih etti.

KHK’lı öğretmen Canan Deniz, cezaevinde tutuklu öğretmen eşini ziyaretten dönüşte kendisini odasına kapattı ve intihar etti. Yine aynı gün Kürt olduğu için dışlandığını ifade eden İbrahim Layık, güvenlik görevlisi olarak çalıştığı İstanbul Hava Limanı’nda yaşamına son verdi.

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, medyanın protesto ve onur intiharlarını görmezden geldiğini söyledi. Bildirici, ünü ve kamusal görevi bulunanların protesto niteliği taşıyan intiharlarının medyada yer almasının kamu yararına olduğunu belirtti.

Bildirici ombudsmanlık yazısında, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın 2017’de darbe girişimi sonrası “FETÖ soruşturması” nedeniyle intihar edenler hakkında bir rapor hazırladığını, buna rağmen medyanın protesto intiharlarına gereken önemi vermediğini söyledi. Bildirici, geçim sıkıntısı yaşayanların, öğretmenlerin, barış imzacısı akademisyenlerin intiharlarının paylaşılmasının önemine değindi.

Faruk Bildirici’nin “Medyanın Görmezden Geldiği Protesto ve Onur İntiharları” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

(…) Bulaşma özelliği nedeniyle intihar haberlerinin yayımlanmasını sakıncalı bulduğumu daha önce defalarca yazdım, vurguladım. Ünlü olmayan, kamusal görevi bulunmayan insanların ihtiharlarının haber yapılması doğru değildir. Hele de intihar yöntemi ayrıntılı olarak yazılırsa psikolojik sorunu olan insanların örnek almasına, yöntem öğrenmesine neden olabilir.

Ancak intihar haberlerinin istisnaları vardır. Ünlü ve kamusal görevi bulunanların intiharları, kriminal bir olayla ilişkili, protesto niteliğinde veya iftiraları yalanlamak amacıyla yapılan intiharlar, bu istisnalardandır.  Toplumun bu tür intiharları öğrenmesinde kamu yararı vardır.

İntihar haberleriyle ilgili bu kurallar, benim kişisel fikrim değil, evrensel gazetecilik birikiminin ürettiği değerler.  Gel gör ki, Türkiye’de yaygın medya son yıllarda bu ilkelerin tam tersini uyguluyor. Ünlü ve kamusal görevi olmayan kişilerin, kriminal ve protesto niteliği taşımayan kişilerin intiharlarını, intihar yöntemleriyle, hatta bazen görüntüleriyle birlikte yayımlıyor.

kronos
Devamını Oku »

İBB çalışanlarına Binali Yıldırım’a ‘oy vermezseniz’ mesajı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Binali Yıldırım için oy istemek üzere personellerinin yer aldığı propaganda ekibi oluşturuldu. Ekibin kolilerle birlikte yardıma muhtaç ailelerin evlerine gideceği ve “AKP’ye oy vermezseniz yardımlarınız kesilebilir” mesajı vereceği iddia edildi.

Seçime günler kala anketlerde İmamoğlu’nun önde görülmesi AKP’de teyakkuza neden oldu. Cumhuriyet’ten Miyase İlknur’un haberine göre; İBB’de tümüyle belediye çalışanlarından oluşan bir propaganda ekibi oluşturuldu. İBB’nin Yıldırım lehine yapacağı propaganda ekibinin başında Kültür Daire Başkanı Rıdvan Duran bulunuyor.

‘GÖZÜMÜZ ÜZERİNİZDE’ MESAJI

Evleri ziyaret edecek ekipler dörder kişiden oluşacak. Propaganda çalışmalarında İSPARK tarafından kiralanmış hepsi YT plakalı beyaz Renault araçlar kullanılacak. Ziyaret edilecek evler, belediyenin yardım dağıttığı yardıma muhtaç aileler ile engelliler ve kadın koordinasyon merkezine kayıtlı aileler olarak belirlendi. Bu ailelerin listesi hazırlanarak ekiplere taksim edildi. Evlerin kapısı çalınarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yıldırım’ın selamları iletilecek ve İBB’nin Sütlüce’deki iletişim merkezinde bastırılmış broşürler ile yardım paketleri verilecek. Böylece İBB’den yardım alan ailelere “gözümüz üzerinizde, AKP’ye oy vermezseniz yardımlarınız kesilebilir” mesajı verilecek.

kronos
Devamını Oku »