27 Eylül 2019 Cuma

Caretaker’s family suspicious after alleged suicide at AKP lawmaker’s home

An Uzbek caregiver employed by a lawmaker from Turkey’s ruling party allegedly committed suicide at her workplace  using a gun registered to the legislator.

However the 23-year-old woman’s brother expressed  doubt about the incident, critical daily Sozcu reported on Wednesday.

The 23-year-old Nadira Kadirova, an Uzbek national was reported to have committed suicide on Monday when she was at an apartment belonging to Sirin Unal, a lawmaker of the ruling Justice and Development Party (AKP) and a retired major general.

Kadirova’s brother Muhammet Ali Kadirova, however, told the daily that his sister had “no reason’’ to take her own life.

“I know my sister very well. Shee did not have the guts to pull the trigger,” Muhammet Ali said.

The brother voiced his doubts about the alleged suicide by quoting his sister’s girlfriend, Leyla, whom Nadira had previously spoken to on the phone.

Nadira was allegedly subjected to sexual abuse by  Unal, Leyla quoted her as saying in the telephone conversation.

“Something very bad is happening,” Nadira was quoted as saying.

The brother also claimed that the lawmaker had stepped in and the forensics procedures were conducted at lightning speed.

There has been no immediate word from the lawmaker so far.

On Wednesday, the Ankara Police Department released a statement, saying the suicide had taken place at Unal’s home where his wife,  daughter and another caretaker were present at the time of the incident.

The police department said no suspicious case was detected during the crime scene investigation. .

They said all the evidence collected at the scene including notes alluding to suicide were taken and attached to the case.

All evidences, including the notes with suicidality that was found in the suicide’s room, were annexed to the investigation case,” read the statement.

Tension breaks out in the parliament over Akpınar’s statements

The post Caretaker’s family suspicious after alleged suicide at AKP lawmaker’s home appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/09/27/caretakers-family-suspicious-after-alleged-suicide-at-akp-lawmakers-home/
Devamını Oku »

Türk Telekom, Nokia yüzünden çökmüş

İstanbul’da yaşanan deprem sonrası Türk Telekom’un altyapısının çökmesine ve firmanın yaklaşık 8 saat boyunca iletişim hizmeti verememesine Nokia’nın neden olduğu aktarıldı.

BOLD – Dün İstanbul’da meydana gelen deprem tüm Türkiye’yi korkuttu. Depremden sonra arama hizmeti veremeyen GSM operatörleri yoğun eleştirilere maruz kaldı. En çok eleştirilen kurum ise hem arama hem de internet altyapısı çöken Türk Telekom oldu.

Deprem sonrasında insanlar, sevdiklerinden haber almak için telefonlarına sarıldı. Milyonlarca arama gerçekleştirilince operatörler de normalde görüntü ve veri akışı yönünde hizmet veren sistemlerini de arama hizmetlerini desteklemek için yönlendirdi.

BTK izin verdi; Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone faturalara zam yaptı

Türk Telekom da benzer optimizasyonları gerçekleştirdi ancak “çekirdek” adı verilen altyapı, yoğunluğu kaldıramadı ve arızalandı. Bir anda oluşan yoğunluk, altyapının kurulmasına teknolojisiyle destek veren Nokia’nın sistemlerinde soruna yol açtı. Bu da İstanbul dışındaki aboneler dahil genel olarak sorun yaşanmasına neden oldu. Habertürk’ün haberine göre Nokia’nın sisteminde oluşan sorun, uzun bir mesaiden sonra normale döndürüldü. Öte yandan, ayrı bir sistemi bulunan 112’nin sorunsuz çalıştığı belirtildi.

GSM operatörleri depremde yine sınıfta kaldı: 20 yılda hiçbir şey değişmemiş

medyabold
Devamını Oku »

Bu hafta sinemalarda 8 yeni film var

Türkiye’deki sinemalarda bu hafta ikisi yerli sekiz yeni film gösterime giriyor.

BOLD– Natalie Portman’ın bir pop yıldızını canlandırdığı Vox Lux, terör saldırısından kurtulan bir gencin öyküsünün anlatıldığı The Goldfinch’in ve Almanya’nın Oscar adayı olarak belirlenen Systemsprenger(oyunbozan) filmlerinin dikkat çektiği haftada vizyona giren yapımlara yakından bakalım…

VOX LUX

Amerika’da bir lisede yaşanan silahlı saldırıdan sağ kurtulan sağ kurtulan tek kişi olan Celeste isimli genç kız, basının ilgisini ve genç kızın yeteneğini fırsat bilen usta bir menajer sayesinde bir pop yıldızına dönüşür. Celeste’nin 1999’da başlayan öyküsü aynı zamanda 21. yüzyıl pop kültüründeki değişime de ışık tutuyor. Celeste’yi Natalie Portman canlandırırken menajer rolünde Jude Law yer alıyor.

THE GOLDFINCH/ SAKA KUŞU

Bir müze ziyareti sırasında gerçekleşen terör saldırısından sağ kurtulan ama bu sırada annesini kaybeden Theodore Decker hayata tutunmak için yine sanata yönelecektir. Theodore rolünde Ansel Elgort’un yer aldığı filmde, Nicole Kidman, Sarah Paulson, Finn Wolfhard, Jeffrey Wright, Luke Wilson gibi yıldız isimler rol alıyor.

OYUNBOZAN

“Uyumsuz” olarak yaftalanan Benni bizzat ailesi tarafından sosyal hizmetlere teslim edilir. Birçok aile gezen ama hepsinden aynı gerekçeyle uzaklaşan Benni’den sorumlu Micha birlikte doğanın bağrında herkesten uzak üç haftalık bir serüvene çıktıklarında bir küçük çocuk için bir şeyler değişmeye başlar. Çocuk oyuncu Helena Zengel’in performansıyla parladığı filmin Almanya’nın Oscar adayı olduğunu tekrarlayalım.

YETİ EFSANESİ

Evlerinin çatısında bir Yeti ile tanışan genç Yi ve arkadaşları Şangay sokaklarından Himalaya’nın zirvelerine kadar uzanan bir maceraya atılmak zorunda kalır.

VAMPİR İSTİLASI

Tipik vampirlerin dünyanın sonunu getirmesi öyküsünde Jeff Sinasac’ın hem yönetmenliği hem başrolü üstlendiği filmde Elysia White, Adam Cronheim ve Jonathan Robbins de rol alıyor.

FIRINCININ KARISI

Komedi klişelerine sonuna kadar yaslanan filmde Alper Kul ve Büşra Pekin yer alıyor. Tipik bir maço olan kocasının birdenbire huy değiştirmesinden şüphelenen bir eşin kardeşini de yanına alarak bu değişimin izlerini sürmesinin öyküsünü anlatan filmi Murat Onbul yönetiyor.

SİR-AYET 2

Ve her haftanın olmazsa olmazı yerli korku filmi de geldi. Lanetli bir servete konduktan sonra ölen bir adamın mezarını soyan iki arkadaşın başından geçenleri anlatan filmde Üzeyir Ulus, Mehmet Aras, Arzu Suriçi Kireççi oyuncu kadrosunda.

ŞİŞMAN HAREKAT TİMİ

3 Mayıs’taki gösterim tarihi birkaç kez ertelenen film Japon mafyasına karşı savaş açma cür’etini gösteren iki şişman ajanın başına gelenleri anlatan bir komedi.

medyabold
Devamını Oku »

Manchester United’a gol atan 16’lık Luke’un derdi psikoloji sınavı

İngiltere’de Rochdale forması giyen 16 yaşındaki sağ bek Luke Matheson, Carabao Cup’ta Manchester United’a attığı golle dikkatleri üzerine çekti. Genç oyuncunun derdi ise maçın ertesi günü yapılacak psikoloji sınavıydı.

BOLD – EFL League One’da alt sıraların takımı olan Rochdale, Carabao Cup’ta 1-1 biten normal süre sonrası penaltı atışları sonucunda 5-3 Manchester United’a elendi. Rochdale takımı ve Luke Matheson maçı izleyenlerin takdirini kazandı. Özellikle 16 yaşındaki sağ bek Luke Matheson maç boyunca dünya yıldızlarıyla dolu Manchester United karşısında ayakta kalan isimler arasında yer alırken, 76. dakikada attığı golle skoru 1-1’e getirdi ve maçın penaltılara gitmesini sağladı.

LUKE MATHESON’UN TEK DÜŞÜNCESİ PSİKOLOJİ SINAVI

Peter Thomas’ın rekorunu kırarak Rochdale’de forma giyen en genç oyuncu unvanını da kıran Matheson’u bütün İngiltere konuşurken, maçın bitiş düdüğü sonrasında 16 yaşındaki futbolcunun tek gündemi okuldaki psikoloji sınavıydı. Maçtan sonra basın mensuplarına yaptığı açıklamada sınavının maç gününe denk geldiğini söyleyen Matheson, “Sınavım olduğu Bugün okulda olmama gerekiyordu. Psikoloji sınavım olduğu için izin alarak bugün sahaya çıkabildim. Bunun için sabırsızlanıyorum. Bu gece uyuyabileceğimi sanmıyorum” ifadelerini kullandı.

EĞİTİMİMİ AKSATMAYACAĞIM, FUTBOL GARANTİ DEĞİL

Eğitimini aksatmayacağını söyleyen Matheson, “Rochdale ve okulun beni destekliyor. Okulu seviyorum. Futbol hiçbir şeyin garantisi değil. Ne olacağını asla bilemezsiniz. Dünyanın en iyi futbolcusu olabilirsiniz ama her şey yaşanabilir. Alternatif bir planım olsun istiyorum” şeklinde konuştu.

Futbol sahasındaki yükselen grafiği ile adından söz ettiren genç futbolcunun ders notlarının da bir hayli iyi olduğu öğrenildi. Kariyeri için birçok fedakarlık yaptığını söyleyen Matheson, “Futbol ve eğitimin için birçok şeyi feda ettim. Arkadaşlarımla dışarı çıkmak yerine ekstra çalışmalar yaptım. Ve buna değdi. Rochdale olmasaydı bunların hiçbir olmazdı. Her şey için onlara teşekkür ediyorum” dedi.

 

medyabold
Devamını Oku »

Kış öncesi gıda fiyatları yükseliyor: Artış yüzde 32

Havaların soğumaya başladığı bugünlerde gıda fiyatlarında yükselişler hızlandı. Ocak ayından beri gıda ürünlerindeki artış yüzde 32’yi buldu.

BOLD – Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ankara’daki pazar ve marketlerden fiyatlarını her ay düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasının eylül ayı sonuçları açıkladı. Yoksul kesimin gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda kaldığı hatırlatılan araştırmada halkın en çok tükettiği gıda maddelerinin son 9 ayda yüzde 31,9 oranında fiyatlarının arttığına dikkat çekildi.

GIDADA FİYAT ARTIŞI SÜRÜYOR

Halkın en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcamalarının üçte birini oluşturan gıda harcamalarında yaşanan artışın eylül ayında da devam ettiği belirtilen araştırmada, “Eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında artan gıda fiyatlarında bu yılın ilk dokuz aylık döneminde yüzde 31,9 oranında, eylül sonu itibariyle son bir yılda ise yüzde 38,9 oranında artış yaşandı” denildi.

GELİRİN 5’TE BİRİ EKMEK VE MAKARNAYA

Türkiye’deki aileler gıda için harcadıkları her 100 liranın 17,9 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi ürünlere harcıyor. Diğer ülkelere göre miktar olarak çok az tüketilmesine rağmen, dünyanın belki de en yüksek fiyatlarının geçerli olması nedeniyle et ve balık için yapılan harcamalar ise gıda harcamalarının yüzde 22,4’ünü oluşturuyor. Süt, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünleri ile yumurtanın gıda harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 13,4’ü buluyor. Türkiye’de gıda için harcanan her 100 liranın 5,5 lirası tereyağı dışındaki yağlara,10,8 lirası meyveye, 15,1 lirası sebzeye, 6,1 lirası şeker, reçel, bal gibi gıda ürünlerine, 3,1 lirası çay ve kahveye, 3,6 lirası alkolsüz içeceklere, 2,2 lirası ise diğer gıda maddelerine ayrılıyor.

SEBZE FİYATLARI YÜZDE 55 ZAMLANDI

Hava soğuklarının hissettirdiği eylül ayında sebze fiyatları bir önceki aya göre yüzde 14,5 oranında zamlandı. 9 ayda sebzede yaşanan artış ise yüzde 55,7 oldu. Sebzeyi yüzde 40,8 ile diğer ürünler, yüzde 39,5 ile meyve, yüzde 36,2 ile süt ve süt ürünleri, yüzde 13,4 ile yağ takip etti. Ekmek, un, bulgur ve makarnadaki 9 aylık fiyat değişimi yüzde 12,3 oldu.

Şirin Ünal’a ikinci taciz suçlaması

medyabold
Devamını Oku »

“Bir tutuklama yetmedi iki kez tutukladılar! 22 kez daha tutuklasınlar, hakikat değişir mi?”

HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tahliye beklerken yeniden tutuklamaya sevk edildiğini televizyondan öğrendiğini dile getirdi. “Bir tutuklama yetmedi, iki kez tutukladılar” dedi.

BOLD – 20 Eylül tarihinde yaşanan tutuklama talebi sürecini bir rezalet olarak yorumlayan Figen Yüksekdağ, “22 kez daha tutuklasınlar, hakikat değişir mi” diye sordu.

7 AYRI FEZLEKE BİRLEŞTİRİLDİ

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın hakkında hazırlanan 7 ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan davanın 15’inci duruşması Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

80 KİŞİLİK İZLEYİCİ SINIRI GETİRİLDİ

Duruşmaya izleyici olarak çok sayıda avukatın yanı sıra mahkeme başkanının emriyle 80 izleyici sınırlaması getirildi. Mahkeme başkanı ve avukatlar arasında izleyici sınırlaması yüzünden kısa süreli gerginlik çıkması sonrasında duruşma başladı.

İKTİDAR SİYASİ AFETLER YAŞATMA PEŞİNDE

İstanbul depremine değinen Yüksekdağ, siyasi iktidara “felaketlerin önüne geçme” görevini hatırlattı. Yüksekdağ, şunları söyledi: “Ne yazık ki Türkiye’yi yöneten siyasi yapı doğal afetleri önlemenin birinci derece sorumlusu iken siyasi afetler yaratmanın, yaşatmanın peşinde. Türkiye’de yaşanan siyasi afetlerin ardı arkası kesilmiyor.”

TEMEL HUKUK KURALLARI İHLAL EDİLDİ

Yüksekdağ, savunmasında ikinci defa tutuklanmasını siyasi rezalet olarak nitelendirdi. “Demirtaş ile birlikte bir gün habersiz ve alelacele bir şekilde savcılık sorgusuna çağrıldık. Hapishanedeki yaşamımızın önemli kısmı SEGBİS odasında geçiyor. Bunlardan birisi olduğunu düşündük. Ama hapishanedeki olağanüstü hareketlilikten olağanüstü bir durum olduğunu anladık. Temel hukuk kriterlerini ihlal ederek gerçekleştirilen bir savcılık sorgusu oldu” dedi.

YAŞANANLARI SÖYLEMEK BİLE ZORUMA GİDİYOR

Yüksekdağ şunları kaydetti: “Yaşananları söylemek benim bile zoruma gidiyor. İsnat edilen suç okundu. Mükerrer bir sorgu olduğunu hatırlattım. Savcı bunu bildiğini söyledi. Bu soruşturma sürecinin hukuka uygun olmadığını ifade etmiş olmamıza rağmen bu sorguyu yapmakta ısrarlı davrandı. Anladım ki savcının tasarrufunda olan bir durum değildi. İşin en rezalet tarafı şu; savcı beni tutuklamaya sevk ettiğini söyleme gereğini bile hissetmeden tutuklamaya sevk etti. Ben tutuklamaya sevk ettiğini televizyondan öğrendim.”

SULH CEZA KURULUŞ MİSYONUNA UYGUN DAVRANDI

Sulh Ceza Hakimliğinin nasıl çalıştığının ortada olduğunu belirten Yüksekdağ, “İktidarın yargıya en fazla müdahale ettiği mahkemeler. Kuruluş amacına uygun olarak kendine yüklenen misyonu boşa çıkarmamıştır. İktidar gurur duyuyordur. Tutuklama kararı verildi. Çifte tutuklanmış olarak karşınıza çıkıyorum. Bir tutuklama yetmedi. İki kez tutukladılar. Benim sözlerim, düşüncelerim, HDP’nin varlığı, HDP’nin taşıdığı önem değişir mi? 22 kez daha tutuklasınlar, hakikat değişir mi?”

83 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

92 sayfalık dosya kapsamında 30 yıldan 83 yıla kadar hapis cezası istenen Yüksekdağ’ın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) içerisindeki faaliyetleri ve diğer eylemleri nedeniyle “örgüt yöneticisi” sıfatıyla cezalandırılması isteniyor. Duruşma Yüksekdağ’ın savunmasıyla devam ediyor.

Erdoğan’ın yargıya müdahale sicili bir hayli kabarık

medyabold
Devamını Oku »

Fenerbahçe’nin istenmeyen adamı Slimani, Monaco’nun yeni kralı

İslam Slimani geçen sezon Fenerbahçe’de beklentilerin çok uzağında kaldı. Monoco’ya transfer olan Cezayirli oyuncu Fransa’da el üstünde.

BOLD – Fransa Ligue 1 ekiplerinden Monaco’nun Cezayirli forveti Islam Slimani, geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’de hayal kırıklığının başrolü olurken, bu sezon başından beri sergilediği performansla herkesi şaşkına çevirdi. Ünlü Fransız gazetesi L’equipe de golcü oyuncuyu göklere çıkardı.

MONACO’DA 4 MAÇTA 3 GOL 2 ASİSTLE OYNADI

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’de büyük hayal kırıklığı yaratan ve Türkiye’de eleştirilerin hedefi olan Cezayirli forvet Islam Slimani, Fransa’da yeniden doğdu. Yeni takımı Monaco ile çıktığı 4 maçta 3 gol atıp 2 asist yapan 31 yaşındaki tecrübeli forvet, Fenerbahçelilere “Geçen sene neredeydin?” dedirtirken, Fransa’nın ünlü gazetesi L’equipe’in meşhur oyuncu puanlarında 7 ve üzeri puan alan tek oyuncu oldu.

HER MAÇ SKORA KATKI YAPIYOR

Neymar, Kylian Mbappe ve Memphis Depay gibi dünya yıldızlarının geride bırakaran Slimani’nin böyle bir çıkış yapacağını kimse beklemezken, gazetedeki haberde 31 yaşındaki forvetten övgü dolu sözlerle bahsedildi. Monaco kalecisi Benjamin Lecomte 3-1 kazandıkları Nice karşılaşmasının ardından, “Bizim için çok önemli bir oyuncu. Geldiğinden beri bunu gösterdi. Her maç skora katkı yapıyor” ifadelerini kullanarak takım arkadaşı hakkında yorumda bulundu.

İKİ YIL SONRA YENİDEN DOĞDU

Leicester City’ye büyük umutlarla transfer edilen ancak Craig Shakespeare ve Claude Puel’in planlarına uyum sağlayamayan Cezayirli forvet, kiralık olarak gittiği Newcastle United’da da rakibine yumruk atınca, kulüp efsanesi Alan Shearer tarafından “Aptal” olarak nitelendirildi ve gözden düştü. Geçtiğimiz sezon başında Fenerbahçe’ye kiralanan yıldız futbolcu, büyük umutlarla geldiği sarı lacivertli kulüpte devre arasına gelindiğinde çoktan gözden çıkartılmıştı.

Kaçırdığı gollerin yanı sıra oynadığı futbolla Fenerbahçe taraftarına saç baş yoldurtan Slimani, 15 Süper Lig maçında sadece 1 gol atabildi. Ligin ikinci yarısında ise neredeyse hiç forma giymeyen Slimani’nin Türkiye serüveni hayal kırıklıkları ile sona erdi.

AFRİKA ULUSLAR KUPASI’NI KAZANDI

Yaz aylarında düzenlenen Afrika Uluslar Kupası’nda Cezayir Milli Takımı ile zafere ulaşan Slimani için bu başarı, belki de yeni bir başlangıcın ayak sesiydi. Monaco’ya kiralanan yıldız futbolcunun başarısına sebep gösterilen gerekçeler Fransızca konuşması, güçlü yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan takımla birlikte olması ve belki de en önemlisi ona inanan bir teknik direktörle çalışması gösteriliyor.

Daha önce Sporting Lizbon’da da Islam Slimani ile birlikte çalışan Monaco Teknik Direktörü Leonardo Jardim’in yıldız futbolcu ile olan ilişkisi, Slimani’nin yükselişindeki en önemli etken olarak ifade ediliyor.

JARDİM, SLİMANİ’Yİ ALMAK İÇİN ISRARCI OLDU

Monaco Teknik Direktörü Jardim bu hafta Slimani hakkında konuşurken “İyi bir forvete ihtiyacımız vardı ve hemen Slimani’yi düşündüm. Onu almak için ısrar ettim çünkü onu tanıyordum. Şimdi yavaş yavaş eski seviyesine dönüyor. Takımımız için çok önemli biri” şeklinde konuştu. Cezayirli oyuncu için yapılan eleştirilere takılmadığını söyleyen tecrübeli çalıştırıcı, “Birçok kişi onu eleştiriyor ama o takım oyuncusu, kollektif oyunda gol bulabiliyor. Tanıdığım Slimani bu” yorumunda bulundu.

Sporting’de yıllarca hedef forvet olarak oynayan Slimani, Leicester City’nin kontra atak futboluna ayak uyduramamıştı. Monaco’da Wissam Ben Yedder ile iyi bir ikili olan başarılı futbolcu eski günlerinde olduğu gibi rakip yarı alanda son adam olarak görev yapıyor ve formuna yeniden kavuşmuş görünüyor.

Kulüp bulması için menajerine talimat veren ancak Fenerbahçe’de kalan Slimani için yönetim, sezon sonuna kadar yararlanmak adına bir psikolog tutacak.

SLİMANİ: KOÇ BENİ NASIL KULLANACAĞINI İYİ BİLİYOR

Stade Brest maçından sonra basın mensuplarına konuşan Slimani, formuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Koç benim özelliklerimi ve beni nasıl kullanacağını çok iyi biliyor. Bir forvet için bu çok önemli” diyerek performansındaki yükselişin anahtarını verdi.

Jardim’in kendisine güvendiğini hissettiğini söyleyen Slimani, “Kendimi iyi hissediyorum. Sezon başında bana inanan çok fazla insan yoktu ama bununla başa çıktım. Fransa’ya geldiğimde beni kimse tanımıyordu. Bunun benim için iyi bir şey olduğunu düşünüyorum” dedi.

FRANSA’DA ZİRVEDE

L’Equipe Gazetesi’nin her hafta oyunculara verdiği oyların ortalamasına göre Islam Slimani, 10 üzerinden 7 puanla ligin zirvesinde yer aldı. Islam Slimani’nin arkasında Bordeaux’tan Koscielny ile takım arkadaşı Golovin 6,5 puanla 2. sırada yer aldı.

medyabold
Devamını Oku »

Vatandaş dolar almaya devam ediyor

Yurt içi yerleşiklerin kıymetli maden dahil yabancı para mevduat ve fonları, 16-20 Eylül haftasında 192.66 milyar dolara çıkarak yeni tarihi zirvesine yükseldi.

BOLD – Merkez Bankası verilerine göre, 20 Eylül ile biten haftada bireylerin yabancı para cinsinden mevduat ve fonları önceki haftaya göre 265 milyon dolar artarak 118.57 milyar dolara ulaştı. Bu tutar yeni tarihi zirve olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu tarihte kurumların döviz birikimi ise 966.3 milyon dolar artarak 74.1 milyar dolara çıktı. Bankalardaki toplam yabancı para mevduatları ise 1 milyar 365 milyon dolar artarak, 222 milyar 302 milyon dolardan 223 milyar 667 milyon dolara yükseldi.

Yurt içi yerleşik bireylerin yabancı para mevduatları yerel seçimlerin hemen öncesindeki haftaya kadar 6 aylık süreçte aralıksız her hafta artış göstermişti. 31 Mart yerel seçimlerinden önce en son 5 Ekim 2018 haftasında döviz birikimlerini azaltmayı tercih eden bireyseller, yerel seçimlere kadar takip eden 26 haftada döviz birikimlerini kesintisiz artırmışlardı.

BİR YILDAN DAHA AZ BİR SÜREDE 28.8 MİLYAR DOLAR ARTTI

5 Ekim 2018 haftasında 89.8 milyar dolar olan bireysellerin kıymetli maden dahil yabancı para mevduat ve fonları, aralıksız artışın yaşandığı 6 ayda 20 milyar dolara yakın yükseliş gösterdikten sonra kademeli artışını sürdürmüştü. 5 Ekim 2018’den 20 Eylül’e kadar bireysellerin yabancı para mevduatları 28.8 milyar dolar artmış oldu.

Bu artışın ana nedenleri olarak geçen yılın Ağustos ayında yaşanan kur şokunda bireysel yatırımcıların kar amaçlı bozdurduğu 8 milyar doları yerine koyma eğilimi ile beklentiler nedeniyle birikimleri döviz cinsinden tutma alışkanlığının ve TL getirileri yeterli bulmamalarının etkili olduğu belirtiliyor.

Bankalar batıklardan umudu kesti

medyabold
Devamını Oku »

Bahçeli: “İstanbul’un depreme hazır olması beka düzeyinde ehemmiyet arz ediyor”

Depremden bir gün sonra sosyal medyadan açıklama yapan Devlet Bahçeli, İstanbul’un dünyanın en büyük Türk kenti olduğuna dikkat çekti. Hazırlıkla olma konusunda ‘beka’ uyarısı yaptı.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün yaşanan 5.8’lik İstanbul depremiyle ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. “Dünyanın en büyük Türk kenti İstanbulumuzun muhtemel depremlere hazırlıklı olması beka düzeyinde ehemmiyet arz etmektedir” dedi.

Bahçeli’nin paylaşımları şöyle:

  • Marmara Denizi’nin Silivri açıklarında meydana gelen 5.8 şiddetindeki deprem maalesef kaygıları tırmandırmış, korkuları tetiklemiştir. 17 Ağustos 1999 depreminden bugüne kadar tesiri en çok hissedilip tedirgin bekleyişleri kamçılayan sarsıntı dün itibariyle yaşanmıştır.
  • Ülkemiz deprem kuşağındadır. Bu gerçeği kabul etmekten, buna muvafık gelecek planlaması yapmaktan başka seçenek yoktur. Bilhassa dünyanın en büyük Türk kenti İstanbul’umuzun muhtemel depremlere hazırlıklı olması beka düzeyinde ehemmiyet arz etmektedir.
  • Coğrafyayı vatan yapan tarihi süreçlerin başında felaket karşısında gösterilen fedakârlık, doğal ve beşeri afetlere karşı sergilenen muhkem ve mutlak direnç gelmektedir. Melanet ve musibetlerin her seviyede engellenmesi milli birlik ve dayanışma ruhunun canlılığına bağlıdır.
  • Dünkü depremde yaralanan kardeşlerim başta olmak üzere İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımıza ve aziz milletimize şu mübarek Cuma Günü’nde geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür, Türk milleti büyüktür, her sorunun üstesinden gelinecektir.

GSM operatörleri depremde yine sınıfta kaldı: 20 yılda hiçbir şey değişmemiş

medyabold
Devamını Oku »

Karısını katleden çiftçi “Pişmanım” deyince iki kez ceza indirimi aldı

İzmir’de eşini defalarca bıçaklayarak öldüren Ünal Narşap, “Pişmanım” dedi. Cezası, müebbetten önce 24 yıla sonra da 20 yıla indirildi.

BOLD – İzmir Menemen’de çiftçilik yapan Ünal Narşap, geçen temmuz ayında 47 yaşındaki eşi Gülşen Narşap’ı evde ailesinin fotoğrafı olmadığı gerekçesiyle bıçakladı. Ünal Narşap, ‘eşi kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı.

Karşıyaka 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Narşap ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Müjgan Bilgen Özen ve taraf avukatları katıldı.

BABASI İÇİN EN AĞIR CEZAYI İSTEDİ

Cumhuriyet savcısı, sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Bakanlık avukatı Özen de Ünal Narşap’ın indirim uygulanmadan cezalandırılmasını istedi. Çiftin kızı da babasının en ağır cezayı almasını beklediğini ifade etti.

Mütalaaya karşı son sözü sorulan sanık, “Yaşanan olaydan dolayı çok pişmanım, keşke olmasıydı” dedi. Duruşma sonunda mahkeme heyeti, sanığa önce ağırlaştırılmış müebbet verdi. Ardından da cezayı ‘eylemi haksız tahrik altında gerçekleştirdiğine’ kanaat getirerek 24 yıla, duruşmalardaki saygılı tutumunu göz önüne alarak yaptığı iyi hal indirimiyle de 20 yıla indirdi.

Şirin Ünal’a ikinci taciz suçlaması

medyabold
Devamını Oku »

Deprem konulu on çarpıcı film

Tüm teknolojik gelişmelere rağmen depremler hala en korkulan ve en fazla zarar veren doğal afet olma özelliğini sürdürüyor. Evimiz dünyanın bu korkutucu yüzüne beyaz perde de kayıtsız kalmamış ve deprem konulu birçok film çekilmiştir. Bu filmlerden hikayesi ve anlatımıyla etkili olanlarından bir seçki sunuyoruz. Marmara’nın beşik gibi sallandığı şu günlerde deprem filmi izlemek isterseniz buyurun…

10. THE CORE (2003)

Dünyamızda hayatın devamlılığını sağlayan yer çekirdeğinin dönmesi yavaşlayınca art arda depremler yaşanmaya başlar. Bir grup bilim adamı bu soruna çözüm üretmek için çekirdeğe doğru zorlu bir yolculuğa çıkar.

9.SAN ANDREAS (2015)
8.CRACK IN THE WORLD (1965)

Los Angeles’ta gerçekleşecek bir depremi tam zamanı ve yeriyle tahmin eden bir bilim adamı kimseyi inandıramaz. Depremden sonra ise ailesini kurtarmak için amansız bir mücadeleye başlar.

6.BOLGEN (2015)

Norveç’in en güzel ama en izole fiyortlarından biri olan Geiranger’da yaşanan bir deprem bölgedekibarajın yıkılmasına sebep olunca binlerce insanın zamana karşı bir ölüm kalım mücadelesine başlar.

5.KÜÇÜK KIYAMET (2006)

17 Ağustos Depremi’nden kıl payı kurtulan bir aile güneydeki bir tatil beldesine gider. Bir süre sonra yaşanmaya başlayan gizemli olaylar hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını gösterir. Sürpriz finaliyle dikkat çeken bir film…

4.ZEMLETRYASENIE(2016)

Rus-Ermeni ortak yapımı film 1988’de Ermenistan’ın Spitak kentinde gerçekleşen depremi enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanların gözünden anlatıyor.

3.THE QUAKE (2018)

2015 tarihli Bolgen filminin devamı olan The Quake’te Geiranger’de dalgalarla boğuşan bilim insanı Kristian Eikjord bu sefer başkentte yine bir depremle mücadele etmektedir.

2.THE IMPOSSIBLE (2012)

2004’te Uzakdoğu’da yaşanan deprem ve akabindeki tsunami sırasında Tayland’da tatilde bulunan Amerikalı bir ailenin yaşadıklarını konu edinen The Impossible (Kıyamet Günü) tsunaminin yaşandığı bölgelerde çekilmiş. Filmde bölge insanlarını canlandıran kişilerin de felaketi yaşamış kişiler olmasına dikkat edilmiş.

1. TANG SHAN DA DI ZHEN (2010)

Yaygın olarak After Shock adıyla bilinen film, Çin’in Tangshan bölgesinde gerçekleşen ve 240 bin kişinin ölümüne yol açan büyük depremin ortasında kalan bir aileye odaklanıyor.

medyabold
Devamını Oku »

İyi Parti içinde AKP ile yakınlaşma rahatsızlığı

30 Ağustos resepsiyonu ile başlayan AKP yakınlaşması, İyi Parti içerisinde rahatsızlığa neden oldu. Parti içinden “Biz MHP’nin AKP’ye verdiği desteği eleştiriyoruz. Böyle bir durum yaşanacaksa biz neden ayrıldık” yorumu yapılıyor.

BOLD – İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçen haftalarda kadın gazetecilerle bir araya geldiği sohbette, CHP ve İyi Parti’nin yaptığı iş birliğinin sürüp sürmeyeceğinin Türkiye’de parlamenter sisteme dönüş olup olmayacağı ve Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin gidişine göre şekilleneceğini ifade etmişti.

AKP İLE Mİ BİR ARAYA GELİNECEK

Akşener’in bu açıklamasın ardından da kulislerde “İyi Parti’nin AKP ile yakınlaşmak isteyebileceği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Akşener ile 30 Ağustos resepsiyonunda da yakın diyalog kurduğuna” dikkat çekilerek, “İyi Parti, yeni dönemde CHP ile değil, AKP ile mi bir araya gelecek” sorusu tartışılmaya başlandı.

MHP’DEN İYİ PARTİ’YE GEÇEN ÜLKÜCÜLER RAHATSIZ

Ancak İyi Parti’nin AKP ile olası birlikteliğine, MHP’den ayrılıp İyi Parti’ye giden ülkücü kesimin sıcak bakmadığı ifade ediliyor. Zira bu kesimin, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Partinize dönün’ çağrısına da ‘MHP’nin AKP ile kurduğu birliktelik’ nedeniyle ‘olumsuz yanıt’ verdiğine” dikkat çekiliyor.

MERKEZ SAĞ ÜLKÜCÜ TABAN BİRLİKTELİĞİ

2023’te gerçekleşmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimlerde hedefini merkez sağ ile birlikte ülkücü taban üzerine yoğunlaştırmak isteyen ve böylece oyunu artırma hesapları yapan İyi Parti’nin, “olası AKP yakınlaşmasıyla bu tabandan gelmesi beklenen desteğin yönünü de yeniden AKP ve MHP cephesine çevirebileceği” ifade ediliyor.

MHP’NİN GÖLGESİNDE BİR PARTİ OLURUZ

Cumhuriyet’in haberine göre, İyi Parti kanadı her ne kadar bu türlü bir yakınlaşmanın ancak “belli başlı konularda, emeklilikte yaşa takılanların sorununun çözümü, artan kadın cinayetlerine çözüm bulunması, ekonominin düzelmesi gibi, Meclis çatısı altında olabileceğini” ifade etse de parti içindeki ülkücülerin, “İyi Parti’ye ülkücü gömleğimizi çıkarmadan geldik. AKP’nin ülke yönetimindeki politikalarına da karşı olduğumuz için MHP’nin AKP’ye verdiği desteği eleştiriyoruz. İyi Parti de MHP’den bu anlamda ayrılıyor. Meclis’te AKP ile bu konulardaki bir birliktelik dahi partiyi ‘MHP’nin gölgesindeki bir parti’ konumuna getirir. Böyle bir durum yaşanacaksa biz niye MHP’den ayrıldık?” dedikleri belirtildi.

İYİ PARTİ ARAF’TA KALABİLİR

İyi Parti içindeki ülkücülerin, “CHP’nin fiiliyatta olmasa da bazı noktalarda, HDP’li belediyelere kayyım atanması gibi, HDP ile yan yana geliyor olmasına” tepki gösterdikleri ifade ediliyor. Kulislerde 2023’te gerçekleşecek seçimler için hedefini merkez sağ ve ülkücü taban üzerine kurgulayan İyi Parti’nin bu noktada Araf’ta kalabileceğine dikkat çekiliyor.

Erdoğan’ın yargıya müdahale sicili bir hayli kabarık

medyabold
Devamını Oku »

5.8’lik depremin bilançosu: 34 yaralı, 473 hasarlı bina var

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul’da dün yaşanan 5.8’lik depremle ilgili bilgileri aktardı. 34 kişinin yaralandığını, hasarlı bina sayısının da 473 olduğunu söyledi.

BOLD – Depreme ilişkin bilgi veren Fuat Oktay, ihbarların tamamının değerlendirilerek ilgili kurumların incelemelerini yaptığını aktardı. AFAD’a ulaşan ihbarlara göre 473 binanın hasar aldığını belirten Oktay, bu binalardaki hasarın basit ölçekte olduğunu, duvarlarının çatladığını aktardı.

Cumhurbaşkanı yardımcısı, hasar ihbarı yapılan 55 okulun kontrol edildiğini, 14’ü için detaylı inceleme kararı alındığını aktardı. Oktay’ın verdiği bilgiye göre depremin ardından boşaltılan binalarda yaşayan 34 kişi misafirhanelere yerleştirildi. Yaralanan 34 kişinin de 10’unun tedavisi sürüyor.

GSM operatörleri depremde yine sınıfta kaldı: 20 yılda hiçbir şey değişmemiş

medyabold
Devamını Oku »

“Erdoğan Balkanlar’da kendi ajandasını işletmeye çalışıyor”

AST, insan hakları aktivistlerini New York’ta buluşturdu. Arnavut gazeteci Arbana Xharra, dini araç olarak kullanan Erdoğan’ın sadece Türkiye’de değil Balkan ülkelerinde de kendi ajandasını işletmeye çalıştığını söyledi.

BOLD – Demokrasinin Gölgelenmesi ve İnsan Hakları Paneli, Advocates of Silenced Turkey’in (AST) öncülüğünde New York’ta gerçekleştirildi. Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin masaya yatırıldığı panele alanında uzman isimler katıldı. Panelin moderatörlüğünü New York Üniversitesi Küresel İşler Bölüm Direktörü Prof. Alon Ben-Meir yaptı. Panelin açılış konuşmasını yapan AST Sözcüsü Hafza Girdap, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini örneklerle anlattı. Özellikle kadın ve çocuk tutukluların durumuna, kaçırılma ve işkence vakalarına değindi.

BEN DE OLABİLİRDİM

Kısa süre önce Yunanistan’da göçmen Türk ailelerini ziyaret eden Cabrini Üniversitesi Global Öğrenme Merkezi Direktörü Prof. Vonya Womack ise gözlemlerini aktardı. Womack aralarında hakim, avukat, öğretmenlerin de bulunduğu böylesi eğitimli bir kitle ile karşılaşınca “Bu zulme uğrayanlardan birisi de ben olabilirdim” diye düşündüğünü aktardı.

Arnavut asıllı Arbana Xharra da Erdoğan’ın Türkiye’de sergilediği antidemokratik iktidarı eleştirdi. Bunu, dini araç olarak kullanarak elde ettiğini ve sadece Türkiye’de değil Balkan ülkelerinde de aynı yolu izleyerek kendi ajandasını işletmeye çalıştığını dile getirdi.

KARDEŞİ HÜCREDE

Eğitimci Harun Çelik, yaşanan antidemokratik sürecin bir mağduru olarak söz aldı. Kardeşleri tutuklu olan Çelik, yargı üyesi olan kardeşinin uzun süredir hücrede tutulduğunu aktardı. Ne kardeşlerinin ne de kendisinin hukuka aykırı bir şey yaptığını söyleyen Çelik, insan hakları ve hukuk arayışını nerede olursa olsun sürdüreceğini anlattı.

Panelin kapanış konuşmasını ise Teksas Sivil Haklar Projesinin kurucusu James Harrington yaptı. Harrington, Türkiye’nin AB sürecinde yol alırken karanlık işkence geçmişiyle vedalaştığını, ancak demokrasiden otoriterliğe yeniden kayılan bu son dönemde tekrar işkencelerin ortaya çıktığını dile getirdi.

GSM operatörleri depremde yine sınıfta kaldı: 20 yılda hiçbir şey değişmemiş

medyabold
Devamını Oku »

Şirin Ünal’a ikinci taciz suçlaması

AKP’li Şirin Ünal’ın evinde vurulmuş olarak bulunan Nadira Kadirova’nın abisinden sonra en yakın arkadaşı da “taciz” iddiasını tekrarladı detayları anlattı.

BOLD – AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölen Özbekistan Cumhuriyeti vatandaşı 23 yaşındaki Nadira Kadirova ile ölümünden bir gün önce konuşan arkadaşı Leyla Niyazova, olaya yeni boyutlar katacak açıklamalar yaptı. Niyazova’nın açıklamaları, cesedi bulunan Kadirova’nın abisinin açıklamalarını da teyid eder nitelikte. Abi, AKP’li Şirin Ünal’ı kızkardeşini taciz etmekle suçlamıştı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre; Niyazova, şunları anlattı:

“22 Eylül’ü 23 Eylül’e bağlayan gece beni aradı, iki saat konuştuk. Çok ağlıyordu. ‘Leyla, ben çok yoruldum, her şeyden bıktım’ dedi. Ne oldu diye sorduğumda ‘anlatamıyorum’ deyip ağlıyordu. Ben kendimi öldüreceğim dedi. Biri kötü mü davranıyor diye sordum. Sıkıldım dedi. 17 Eylül’de yanıma gelecekti. Patronumun kızı izin vermedi dedi. ‘Garibanım’ diye her şey üzerime geliyor diye konuştu. Israrla ne olduğunu sorunca, ‘Bundan iki hafta önce odada yatıyordum. Patronum içeri girdi, kapıyı kilitledi ve arkama yattı, bana sarıldı’ dedi.

“GECE ODAMA GELDİ”

‘Tecavüz mü etti’ dedim. ‘Yok dokunmadı’ dedi ama peşinden ağladı. ‘Hayallerim bozuldu, şimdi ben abimin yüzüne nasıl bakacağım’ diyordu. Kimseye anlatma, diye söz verdirdi. ‘Ben patromunum tabancısını buldum. Bir de kurşun sakladım, ayakkabımın içine’ dedi. Hayatında bir bıçak bile tutmamış. Böyle konuşunca şaka yapıyor sandım. Böyle bir şey yapacağını tahmin dahi etmedim. Öldüğü gün kursa başlaması gerekiyordu.”

Olaydan iki gün sonra “intihar” diye açıklama yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün ise henüz Leyla Niyazova’nın ifadesini almadığı ortaya çıktı.

Kadirova’nın cenazesi dün Özbekistan’da toprağa verildi. Otopsi işlemlerini bizzat Şirin Ünal’ın şoförünün takip ettiği ve Adli Tıp’ta normalde uzun süren işlemlerin bir günde tamamlandığı öğrenildi.

Leyla Niyazova, evdeki diğer çalışanın Nadira Kadirova’nın ölmeden önce not bıraktığını, ancak emniyettekilerin intihar mektubu olmadığını söylediğini aktardı. Kadirova’nın bir diğer arkadaşı Nigar Abdurrahmanova ise, taciz olayını emniyette anlattıklarını belirterek, “Ancak onlar bizim ifademizi almadı” ifadesini kullandı.

15 TEMMUZ’UN KRİTİK İSMİ

Hava Pilot, Tümgeneral olarak Hava Kuvvetleri’nden emekli olan Şirin Ünal, 24. Dönem AKP İstanbul 2. Bölge Milletvekili seçildi. 15 Temmuz öncesi Genelkurmay’a sık sık gitmesiyle gündeme gelen Şirin Ünal’ın 15 Temmuz günü de Genelkurmay’da bulunduğu ortaya çıktı. Şirin Ünal’ın ismi 15 Temmuz öncesi TSK’daki fişleme çalışmalarında da geçiyordu.

Ölen bakıcı Nadirova’nın ağabeyi AKP’li Şirin Ünal’ı tacizle suçladı

medyabold
Devamını Oku »

GSM operatörleri depremde yine sınıfta kaldı: 20 yılda hiçbir şey değişmemiş

İstanbul’da dün saat 13.59’da gerçekleşen şiddetli depremin ardından GSM hatlarında yaşanan yoğunluk, uzun süreli iletişim kopukluklarına neden oldu. Operatörlere verilen tepkiler sosyal medyada çığ gibi büyüyor.

BOLD – Tüm dünyada 5G gibi mobil iletişim devrimleri konuşuluyor, Türkiye’deki metropollerde de bu yeni nesil mobil iletişim ağları test ediliyor.

Ancak İstanbul’da gerçekleşen deprem sonrasında tüm operatörler sınıfta kalıyor. İstanbul’daki yakınlarına ulaşmaya çalışan vatandaşlar saatler boyunca sorun yaşıyor.

Ayrıca Türkiye’de faaliyet gösteren GSM operatörleri Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell, yaşanan sorunlara ilişkin zamanında ve detaylı bir açıklama yapmıyor.

Yapılan açıklamalar, sorunun nedenine ilişkin bilgi vermekten çok, “Evet sorun yaşanıyor” tadında gerçekleşiyor. Peki nasıl oluyor da İstanbul depreminin ardından tüm ülkede mobil operatörler çöküyor?

Aşağıdaki haritalar, İstanbul’daki depreminin ardından Türkiye’deki mobil operatörlerin sınıfta kaldığını gösteriyor.

Downdetector.com sitesi, yapılan sorun bildirimlerinden hareketle bilgi veriyor. Kırmızı renkte görülen bölgeler en çok sorun bildirimi yapılan, dolayısıyla en çok sorun yaşanan bölgeleri ifade ediyor.

Türk Telekom:

26 Eylül saat 13.25:

26 Eylül saat 17.41:

26 Eylül saat 22.52:

Turkcell:

26 Eylül saat 13.25:

26 Eylül saat 17.41:

26 Eylül saat 22.52:

Vodafone:

26 Eylül saat 13.25:

26 Eylül saat 17.41:

26 Eylül saat 22.52:

Haritalara bakıldığında sorunların saatler sürdüğü, insanların neredeyse günün ikinci yarısı boyunca iletişim sorunları yaşadıkları görülüyor.

İnternet böyle durumlarda imdada yetişse de mobil hatlarla internete bağlanmak için önce sorun yaşamamak gerekiyor. Geriye de sadece Wi-Fi ağları kalıyor. Onlar da her bölgede eşit şekilde yaygın değil.

İşin daha tuhaf tarafı ise depremin İstanbul’da gerçekleşmesi, ancak GSM sorunlarının bütün ülkede yaşanması…

İstanbul’da 4.3 şiddetinde artçı deprem oldu

Sorunların teknik nedenlerine dair altyapı yetersizliği gibi tahminler olsa da henüz dataylı açıklamalar yapılmış değil.

Ne yazık ki Türkiye’deki operatörler hem teknik hem de kriz yönetimi açısından İstanbul’da yaşanan depremin ardından sınıfta kaldı.

Bu durum, akıllara hiç de düşünmek istemediğimiz “ya daha büyük bir deprem olsaydı?” sorusunu getiriyor. İşte bu nedenle mobil operatörlerden detaylı bir açıklama bekleniyor.

GSM operatörlerine verilen tepkiler, sosyal medyada çığ gibi büyüyor.

Gazeteci Fatih Altaylı, Habertürk TV’de yaptığı program esnasında GSM operatörlerine yönelik tepkisini, “Depremde yıkılan şey iki tane minare. Ama üç şey daha yıkıldı; Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone. Bunlar yıkıldılar depremde. Üçü de müthiş bir şekilde kilitlendiler. Altyapısına zarar verecek bir deprem değil. Sadece insanlar birbirini aradığı için kilitlendi” ifadeleriyle gösterdi.

medyabold
Devamını Oku »

Diyarbakır Valiliği AKP önünde eylem isteğini ‘Anayasal suç’ saydı

Polis HDP önünde annelerin eylemini büyütmek için vatandaşlara çeşitli vaatlerde bulunurken, Diyarbakır Valiliği AKP binası önünde eylem yapmayı anayasal suç saydı.

BOLD – İşten atıldığı için AKP Diyarbakır İl Binası önünde oturma eylemi yapmak üzere Valiliğe izin başvurusunda bulunan Yasin K., İsmail D. ve Fırat E.’ye “Anayasal suçtur” cevabı verildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un bizzat katılarak destek verdiği HDP Diyarbakır İl Örgütü önündeki eylem ise 25’inci gününe girdi.

AKP ÖNÜNDE EYLEM PARTİ ÇALIŞMALARIN ENGELMİŞ

MA’nın haberine göre, Diyarbakır Valiliği, AKP önünde oturma eylemi yapmak isteyen 3 kişiye, eylemin siyasi parti faaliyetini engelleyeceğinden Anayasa’nın 68’inci Maddesi’ne göre suç olduğu cevabını verdi. Valilik eyleme izin verilmeyeceğini, eylemin yapılması durumunda müdahale edileceğini, sorumlular hakkında adli ve idari işlem başlatacağını aktardı.

EYLEM AMACINDAN SAPTIRILABİLİR

Valilik, izin talebiyle yapılan başvuruya şu yanıtı verdi: “Türk Ceza Kanunu ve diğer kanunlarda siyasi partilerin faaliyetlerinin engellenmesi suç olarak tanımlanmış karşılığında yaptırımlar açıkça belirlenmiştir. Söz konusu etkinliğinizin siyasi parti binası önünde düzenlemek istediğinizden, siyasi parti binasına giriş-çıkışları ve siyasi partiye ait faaliyetleri doğrudan ya da dolaylı olarak engelleneceği ayrıca vatandaşların günlük yaşamını aşırı ve katlanılmaz ölçüde zora sokacağı, kamu düzenini zedeleyici görüntüleri topluma yansıtılarak karşıt gruplar arasında çatışma oluşturmaya dönük provokatif olaylara sebebiyet verilebileceği ve önü alınamaz menfur olaylara neden olabileceği, terör örgütüne muzahir grup ve şahıslarca etkinliğe müdahil olunarak amacından saptırılmaya, terör örgütlerinin propagandasına dönüştürülmeye çalışabileceği değerlendirilmiştir.”

2 EKİM’E KADAR HER TÜRLÜ EYLEM YASAK

Valilik, ayrıca kent genelinde 18 Eylül ile 2 Ekim tarihleri arasında her türlü eylem ve etkinliğin valilikçe yasaklandığı, eylemin yapılması durumunda eyleme müdahale edileceği, sorumlular hakkında adli ve idari işlemlerin yapılacağını ifade etti.

Harbiyeli Annelere evlerinden çıkar çıkmaz gözaltı

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan’ın yargıya müdahale sicili bir hayli kabarık

Yargı reformu tartışmaları sürerken CHP, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargı bağımsızlığıyla çelişen açıklamalarını derledi. Buna göre Erdoğan’ın yargıya müdahale sicili bir hayli kabarık.

BOLD – CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye’nin yargı reformu paketlerinden önce; yargı bağımsızlığına, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir cumhurbaşkanına ihtiyacı olduğunu vurguladı.

YARGI BAĞIMSIZLIĞINA İHTİYAÇ VAR

Cumhuriyet’in haberine göre Bulut; TBMM’nin yeni dönemde yargı reformu paketini görüşeceğini belirterek “Erdoğan’ın yeni rejimi, ‘yürütmeyi daha güçlü, yasamayı daha itibarlı, yargıyı da daha bağımsız hale getireceği’ şeklinde özetlediğini anımsatan Bulut, “Geldiğimiz noktada sadece yürütmenin güçlü olduğu, yasama ve yargının tek bir kişiye bağımlı olduğu, Saray’ın yargısının hâkim olduğu bir Türkiye tablosu var. Türkiye’yi bu kötü tablodan kurtaracak reçete daha fazla demokrasidir” dedi.

SARAY YARGISI

TBMM’de yeni dönemde yargı reformunun yapılmasına yönelik hazırlıklar sürerken; CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yargı bağımsızlığına gölge düşüren sözlerini “Saray Yargısı” adıyla derledi. Çalışmada; Erdoğan’ın yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüyle çelişen açıklamaları kronolojik olarak şöyle yer buldu:

(15 Temmuz 2008) Ergenekon kumpasıyla ilgili olarak “Ben bu davanın savcısıyım” açıklamasını yaptı.

(4 Nisan 2014) Twitter’a erişim yasağının kaldırılması konusunda; “Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum” diye konuştu.

DANIŞTAY’IN GALATAPORT KARARI

(24 Kasım 2014) Galataport hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmeyi durdurma kararı üzerine: “Ben ülkemde bu yargıya nasıl güveneceğim, inanacağım? Cumhurbaşkanı hıyaneti vataniye içinde olursa suçludur. Peki yargıç hıyaneti vataniye içinde olursa nedir?”

(17 Haziran 2017) Adalet Yürüyüşü’nü gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı: “Yollar yürümekle aşınmaz. Bu yolla hukuk elde edeceklerini zannediyorlarsa bu da mümkün değil. Adalet pankartlarıyla dolaşmak adaleti getirmez. Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın.”

31 MART ÖNCESİ KAYYUM TEHDİDİ

(7 Kasım 2018) 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilecek yerel seçimlerle ilgili konuştu: “Bu seçimlerde, teröre bulaşmış olanlar sandıktan çıkarsa, anında gereğini yapıp, kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz.”

(15 Aralık 2018) Gazeteci Fatih Portakal’ı hedef aldı: “Bir tanesi TV ekranlarından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Bu ne terbiyesizliktir? Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir.”

SELAHATTİN DEMİRTAŞ AÇIKLAMASI

(23 Aralık 2018) Sanatçı Metin Akpınar’ı hedef gösterdi: “Beni ipe götürecekmiş senin haddine mi? Biz şahadete inanmış insanlarız. Bunlar sanatçı müsveddesi. Şimdi yargıya hesabını versinler.”

(21 Eylül 2019) Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması üzerine: “Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız.”

AKP ikinci yargı paketinin çalışmalarına başladı: Örtülü af yolda

medyabold
Devamını Oku »

26 Eylül 2019 Perşembe

World peace weapon for UNGA

It’s September. Global media catch the ‘UNGA’ fever, so to say. In my region on the world planet, where the Kiswahili language has just been adopted as one of the official languages in the 16-member countries   Southern Africa Development Community (SADC), this stands chances of giving rise to a wide range of scenarios.

Scenario One: In the circles of combating the notorious world problem of narcotics, human trafficking, money laundering and organized crime, ‘UNGA’ is the nickname specific for all forms of drug abuse.

Scenario Two: Enthusiasts of agriculture, climate change, food security, nutrition, and refugee problem get the feeling of ‘UNGA’ challenges. The word simply means flour; but bears explicit messages of the entire inexhaustible multi-link value chain.

Scenario Three: To Heads of State and Government and all those in the orbit of the 193 member countries of the United Nations, it’s the ‘UNGA’ season standing for the United Nations General Assembly in New York. This time round, it is the 74th in the series.

A whole litany of scenarios can be written about ‘UNGA’. But it suffices to stop here and dig into the affairs of Scenario Three.  The unquoted UNGA is one of the six main organs of the UN, where several world issues on the table embracing peace and security, development, international law and the like, are thrown to the global floor for discussion.

News from New York headquarters reveals Africa sticking its neck out. For this year’s session, Ghana is occupying the first seat in the Hall. The presidency goes to Nigeria with Permanent Ambassador Tijjani Muhammad-Bande prioritizing peace and security, poverty eradication, zero hunger, quality education, climate change and inclusion of all.  

What else could one expect from the Nigerian scholar-cum-diplomat in the full home experience of the Boko Haram? This is representative of the world crisis today. Prof. Muhammad-Bande thus promises full “collaboration…to ensure greater attention is paid to prevention rather than reaction to full blown conflict. I will also advocate for effective early detection and early warning systems, as well as mediation, negotiation and peaceful settlement of ongoing conflicts.”

The true picture of the world is one of proliferation of political and armed conflicts. In this aspect, the Middle East, in all its goupings, is the hot bed. Syria is the typical example.  For one thing, Syria at one point in history stood for a home of inter-religious harmony.

Today, more than three million people have been displaced in an emerging civil conflict that has drawn in foreign armed interests into the picture. The United States and Russia are there displaying and selling sophisticated weaponry on the detriment of the lives of common people. Iraq has not been any different.

Consider what is taking place now in post-Muammar Gaddafi Libya. Very latest media reports talk of the eastern-based army of Libya announcing the killing of more than 90 members of UN-backed government forces in battles and airstrikes. This vicious war, which has been going on for about five months, has already claimed thousands of lives and displaced almost 120,000 civilians.

The Middle East countries aside, the rest of the world is littered with indiscriminate political crises and armed conflicts, which put on a wide range of masks. How can the world forget the Bosnia-Herzegovina crisis? In the very recent past, the world has come face to face with grim extremist incidents in Christchurch, Colombo and Oslo.

Government forces in Myanmar have had to mount a crackdown on the Rohingya community. Armed militant groups have committed abuses on human rights in the Central African Republic.  Central to all these incidents and many others abound in the world is the rise in racism, discrimination, intolerance – sometimes regardless of religious or denominational touches.

The question here is: Why is all this happening in the wake of the fact that there is no religion which advocates hatred? Why have world communities come to the stage of taking hatred and distrust as mutual aspects of the 21st century human dwellers? How come that some of the perpetrators of anti-humanity actions fall back on religious beliefs? What has gone wrong? Where is the cure?

Today we humans have no time for one another. Followers of the Abrahamic religions – Judaism, Christianity and Islam—no longer live their faith. Judaism, Leviticus says categorically that “when an alien lives with you in your land, do not ill-treat him …. (He) must be treated as one of your native-born. Love him as yourself, for you were aliens in Egypt. I am the Lord your God.”

Christianity calls for (or rather orders) love.  The Good Samaritan parable mentioned in the St. Luke Gospel sends the message of going out to helping strangers even if this contradicts traditional norms.

In Islam, the Quran teaches that all people were created by God.  In his last sermon, Prophet Muhammad ( PBUH) said “all mankind is descended from Adam and Eve, an Arab is not better than a non-Arab and a non-Arab is not better than an Arab; a white person is not better than a black person, nor a black person better than a white person except by piety and good actions…”

In every way, Muslims are called upon to stand up and challenge racism and intolerance. If Christians followed the raised values, there would be no practices of racism, intolerance and violence against other people. Judaism targets at seeing to it that violence and intolerance are reduced.

Even in Hinduism, the Vedas declare:”No one is superior or inferior. All are brothers and all should strive for the interest of all and progress collectively.”

If, despite all this, racism, racial discrimination, intolerance and fear of the other still dominate the human relationships pertaining to the contemporary world, the answer lies in going back to religion. This is the missing link.

There is need for inter-faith linkups. Dialogue between people of different religious backgrounds in a must. To borrow from the language of environmentalists, this is the way to establish a sustainable change. Lasting change is not enough.

It is here that the world could also borrow from the words of Pope Francis during this visit to Bosnia in 2015. The Catholic Pontiff said: “We need to communicate with each other; to discover the gifts of each person, to promote that which unites us, and to regard our differences as an opportunity to grow in mutual respect.”

This is the pro-world peace magic worth sending to the 74th United Nations General Assembly (UNGA) currently going on in New York rather than “F” and “S” ground-to-air ballistic and anti-ballistic missile antes. The world cannot survive but die on these options.  The most effective weapon for peace on earth is dialogue and return to religious teachings.

Felix Kaiza is a Tanzanian journalist with more than 50 years of experience currently working as an independent media consultant. Learned in agriculture, journalism, political science and international relations, his main fields of consultancy, besides the media, are good governance, nature conservation, tourism and investment.



from Politurco.com| Informs and Inspires by Facts and Analyses http://www.politurco.com/world-peace-weapon-for-unga.html
Devamını Oku »

Siz siz olun iPhone’nunuzun ekranına gözünüz gibi bakın: Değişim ücreti 2.190 TL

ABD’li teknoloji devi Apple’ın yaklaşık iki hafta önce tanıttığı iPhone 11, iPhone 11 Pro ve iPhone 11 Pro Max’in Türkiye fiyatından önce teknik servis fiyatları açıklandı.

Cihaz değişimi, batarya ve ekran değişimi gibi seçeneklerin yer aldığı listedeki fiyatların çoğu sıradan bir akıllı telefonla eş değer düzeyde.

BOLD – Yeni bir iPhone tanıtıldıktan sonra piyasaya sürülmeye yakın bir dönemde resmi teknik servis ücretleri de açıklanır. Henüz Türkiye’de satışa sunulmayan iPhone 11, Pro ve Pro Max’in de teknik servis ücretleri kesinleşti.

Apple, yeni teknik servis ücretlerini sadece iPhone 11 için değil, tüm iPhone modelleri için de elden geçirdi. Ekran ve batarya değişim fiyatlarında indirim uygulanırken, cihaz değişim ücretleri sabit kaldı. Listeye sadece iPhone 11 modelleri eklenmiş oldu.

iPhone 11, iPhone 11 Pro ve iPhone 11 Pro Max tanıtıldı

Listedeki tüm fiyatlar, garanti kapsamı dışında kalan iPhone modelleri için geçerli.

iPhone 11, iPhone 11 Pro ve Pro Max dahil yeni batarya değişim ücretleri şu şekilde:

– Phone 11 Pro Max, 11 Pro, 11, X, XS, XS Max, XR batarya değişim ücreti: 449 TL

– iPhone SE, 6, 6 Plus, 6s, 6s Plus, 7, 7 Plus, 8, 8 Plus ve diğer modeller için batarya değişim ücreti: 319 TL

Güncellenen iPhone ekran değişim ücretleri fiyat listesi ise şöyle:

– iPhone 11 Pro Max, XS Max ekran değişimi: 2.190 TL

– iPhone 11 Pro, XS, X, ekran değişimi: 1.899 TL

– iPhone 11, CR ekran değişimi: 1.349 TL

– iPhone 8 Plus ekran değişimi: 1.139 TL

– iPhone 8 ekran değişimi: 999 TL

– iPhone 7 Plus ekran değişimi: 1.139 TL

– iPhone 7 ekran değişimi: 999 TL

– iPhone 6s Plus ekran değişimi: 1.139 TL

– iPhone 6s, 6 Plus ekran değişimi: 999 TL

– iPhone 6, SE, 5s, 5c: 869 TL

iPhone 11’in tasarımı sosyal medyada alay konusu oldu

iPhone 11 modelleri dahil garanti dışı cihaz değişim ücretleri de aşağıdaki gibi:

– iPhone 11 Pro Max, XS Max: 5.799 TL

– iPhone 11 Pro, XS, X: 5.299 TL

– iPhone 11, XR: 3.799 TL

– iPhone 8 Plus: 3.799 TL

– iPhone 8: 3.299 TL

– iPhone 7 Plus: 3.299 TL

– iPhone 7: 2.999 TL

– iPhone 6s Plus, 6 Plus: 2.299 TL

– iPhone 6s, 6: 1.899 TL

– iPhone SE, 5s, 5c: 1299 TL

Söz konusu fiyatların tamamının resmi garanti dışında kalan iPhone modelleri için geçerli olduğunu tekrar belirtmekte fayda var.

Yeni iPhone’lar Türkiye’de otomobil fiyatına satılacak, sadece vergisi 8.000 TL olacak

Yani cihazınızın resmi garantisi olsa bile kullanıcı hatasına bağlı hasarlar, arızalar sonucunda bu tutarlar faturaya yansır. Apple kaynaklı hatalarda, garanti süresi içinde yapılan tüm onarımlar ücretsiz gerçekleştirilir.

Apple’ın daha önce 499 TL olan batarya değişim ücretlerinde küçük bir indirime gittiği görülüyor. Tüm üst düzey iPhone modellerinin bataryaları aynı fiyata değişiyor. iPhone 11 de kendisine burada yer buluyor.

Yeni Passat’lar Türkiye yollarında

medyabold
Devamını Oku »