24 Ocak 2020 Cuma

Bakandan bunu isteyecek cesareti nereden buluyorlar?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tağşiş (karıştırma) yapan bir gıda firması sahibinin, ifşa listesinden çıkmak için “İşim biter, beni listeden çıkartın” dediğini açıkladı.

BOLD – Türkiye’de gıda ürünlerinde ortaya çıkan tağşiş (bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma) problemine karşı Tarım ve Orman Bakanlığı zaman zaman ifşa listeleri yayımlıyor.

VATANDAŞIN YARARINA FİRMANIN ZARARINA

Tüketiciyi bilgilendirme amaçlı listelerde hangi firmanın hangi ürününde tağşiş yaparak insan sağlığını tehdit ettiği ortaya konuluyor. Vatandaş açısından faydalı uygulama firmalara bakan yönüyle ticari sıkıntıya yol açıyor.

Tarım ve Orkan Bakanı Bekir Pakdemirli, ifşa listelerinde yer alan bir firmanın sahibinin isimlerini sildirebilmek için bakanlık önünde ağladığını ileri sürdü.

ACIMAYIN DİYE TALİMAT VERDİM İDDİASI

Anadolu Ajansı Editör Masası’nda konuşan Pakdemirli, firma sahibinin geldiğini ve “Benim işim biter. Beni listeden çıkartın” dediğini ancak “Acımayın” diye talimat verdiğini söyledi.

Tüketiciye ambalajlı ürün kullanması tavsiyesinde de bulunan Tarım ve Orman Bakanı, halk sağlığıyla oynayanlara karşı savaş içinde olduklarını kaydetti.

Birçok üründe görülen tağşiş de et ürünleri en fazla karşılaşılan alanı oluşturuyor.

AMBALAJSIZ GIDALARDA NE ALDIĞINIZI BİLMİYORSUNUZ

Kanuna nizama uygun ürün üretileceğini ifade ederek, “Ambalajlı gıdaların yenilmesini öneriyorum. Ambalajsız gıdalarda ne aldığınızı bilmiyorsunuz ” diye konuştu.

TİCARETTEN MENE KADAR VARAN CEZA OLABİLİR

Sağlığa zararlı ürün üretenlerle mücadelede en ağır cezaların verilmesi noktasında gayret sarf edildiği dile getiren Bekir Pakdemirli, taklit ve tağşiş mallarda kazanç fazla olduğu için bu yöne sapıldığını anımsattı. Tedbir olarak ‘ticaretten men’e kadar gidebileceklerini vurguladı.

‘DÖNERE ÇAMAŞIR SUYU HABERİ ISMARLAMA’ DEDİ

Kamuoyunda yer alan ‘dönere çamaşır suyu katıldığı iddiası’ hakkında da konuşan Tarım ve Orman Bakanı, haberin ısmarlama olduğunu belirtti.

“Haberdeki derneğin başkanını aradım. ‘Nerede çamaşır suyu kullanıldığını söyleyin, biz gidip denetleyeceğiz’ dedim. Bir tane dahi gösteremedi. ‘Peki neden bu haberi yaptırdın’ dediğimizde ‘Biz burada döner üretiyoruz, insanlar kendileri hazırlamasın diye’ yanıtını verdi. Ismarlama bir haber. Böyle bilgi kirliliklerine karşı da savaşıyoruz. Bunun için de bir yasa çıkarılacak. Önüne gelen ‘Bunu yiyin, şunu yemeyin’ diyemeyecek” dedi.

ET İTHALATINDA BİR YILDA 50 BİNLİK DİKKAT ÇEKEN DÜŞÜŞ

Pakdemirli’nin diğer konulardaki beyanları ise şu şekilde:

– Et ithalatı 2018’de 55 bin 752 ton, 2019’da 5 bin 37 ton oldu. 26 Ekim 2019 itibarıyla canlı hayvan ithalatı için yeni belge vermiyoruz. Besilik olmak kaydıyla canlı hayvan ithalatı yapılabilir.

DESTEK ÖDEMELERİ AY SONUNA KADAR ÖDENECEK

– Toplam 2 milyar 384 milyon liralık destek ödemeleri, kimlik numarasının sonu 0-2 olanlara bugün, 4-6-8 olanlara 31 Ocak’ta başlayacak.

ÜRETİMDE SÖZLEŞME MECLİSTE

– Sözleşmeli üretim yasası TBMM’den en kısa zamanda geçecek. Bunu mutlaka çözmemiz lazım, yakın zamanda lansmanımız olacak.

KASIM AYINA KADAR 82 MİLYON FİDAN DİKİLECEK

– Milletimizle beraber diktiğimiz 11 milyon fidanın tutma oranı yüzde 95. Kasım ayına kadar da 82 milyon fidanı vatandaşlarımızla dikeceğiz.

Saray’dan muhalif gazetecilere basın kartı kıyımı

medyabold
Devamını Oku »

İniş yapılamayan havalimanı yapmışlar

İstanbul Havalimanı gibi 31 Mart yerel seçimlerinden önce alelacele açılan Kahramanmaraş Havalimanı’nın da tehlikeye davetiye çıkardığı ortaya çıktı. Maraş’a giden uçakların bir kısmı, pisti pas geçerek başka bir kente inmek zorunda kalıyor.

BOLD – 31 Mart yerel seçimlerinden üç ay önce açılan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim mitinglerinde propaganda malzemesi olarak kullandığı Kahramanmaraş Havalimanı’ndaki konum bulmayı sağlayan GPS sistemindeki sorun hala giderilemedi. Bu nedenle Maraş’a giden uçakların bir kısmı, pisti pas geçerek başka bir kente inmek zorunda kalıyor.

EN TEHLİKELİ HAVALİMANLARINDAN BİRİSİ OLARAK GÖSTERİLİYOR

BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre Devlet Hava Meydanları İşletmesince hazırlanan raporlarda en tehlikeli havalimanlarından birisi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş Havalimanı’ndaki teknik aksaklıklar nedeniyle çok sayıda uçağın Gaziantep Havalimanı’na iniş yapmak zorunda kaldığı öğrenildi. Uçakların yüksekliğini, hızını ve yerini belirlemek için kullanılan GPS’de yaşanan sorunlar nedeniyle çok sayıda uçak pisti es geçmek zorunda kalıyor.

ÇOĞU ZAMAN UÇUŞLAR İPTAL EDİLİYOR

Havalimanında yaşanan sorunları TBMM gündemine taşıyan CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, konuyu bütçe görüşmelerinde de dile getirdiğini ancak Ulaştırma Bakanı Mehmet Cahit Turan’ın, “Yok böyle bir şey, uçaklar iniyor” dediğini belirtti. Öztunç, uçakların sisli ve yağışlı havalarda havalimanına inemediğini ifade ederek, “Yıllardır kanayan bir yara bu. Milyonlarca lira harcanarak havalimanı yapıldı ama uçak inemiyor” dedi. Öztunç, Maraş’a gitmek isteyen yurttaşların çoğu zaman Gaziantep Havalimanı’na mecburi iniş yaptığını ya da uçuşunun iptal olduğunu kaydetti.

Melek Çetinkaya, polis sorgusundaki o soruya böyle yanıt verdi: 3 lira verdim!

medyabold
Devamını Oku »

Yandaş dağıtım şirketleri yakında para alıp gaz vermeyecekler

Kış şartları ağırlaştı, kabaran doğal gaz faturalarına karşın vatandaş ısınamıyor. Üstüne üstlük doğal gaz dağıtım firmalarının keyfi uygulamaları da pes ettiriyor. Başkentgaz, 100 TL veren vatandaşın doğal gaz kartına 5 liralık gaz yükledi.

BOLD – Doğal gaza gelen zamlar nedeniyle halk ağır gaz faturası altında ezilirken, kartlı doğal gaz kullananlara da fazladan fatura yağmaya başladı. 100 liralık gaz almak isteyen aboneye 5 liralık gaz verildi.

GAZ YÜKLERKEN SÜRPRİZLE KARŞILAŞABİLİYOR

Sözcü’den Erdoğan Süzer’n haberine göre doğal gazı biten aboneler kartlarına gaz yükletmek için PTT şubeleri ile kart dolum noktalarına gittiklerinde sürprizlerle karşılaşılıyor. Abonelerden önce peşin aldıkları doğal gaz için çıkarılan geçmişe dönük zam farkı tahsil ediliyor, sonra da kalan parası kadar gaz yükleniyor. Aboneler gaz almak için 100 TL verdiklerini ancak karta sadece 5 liralık gaz yüklenip 95 liranın geçmişe dönük zam farkı olarak kesildiğini bildirdi.

ŞİKAYETLER ARTTI, HAVALAR ISINANA KADAR KESİNTİ YOK

Birçok vatandaş da sonradan ortaya çıkan borç kesintileri yüzünden kışın ortasında ihtiyaçları olan gazı alamadıklarından şikayet etti. Şikayetlerin artması sonucu açıklama yapan Başkentgaz yetkilileri EPDK’nın aldığı karar doğrultusunda geçmişe dönük borç kaç lira olursa olsun abonenin gaz almak için verdiği paranın en fazla yüzde 50’sinin eski borca kesildiğini söyledi. 100 liranın 95 lirasının borca kesilmesi ve benzeri olayların PTT ile yaşanan karşılıklı bir teknik aksaklıktan kaynaklandığını belirten yetkililer, “Havalar ısınıncaya kadar geçmiş borçlara karşılık kesinti yapmayacağız” dedi.

Melek Çetinkaya, polis sorgusundaki o soruya böyle yanıt verdi: 3 lira verdim!

medyabold
Devamını Oku »

İslam Birliği Genel Sekreteri el İsa, Auschwitz toplama kampını ziyaret etti

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Şeyh Muhammed el- İsa eski Nazi toplama kampı Auschwitz’i ziyaret etti. Kampı ziyaret eden yüksek dereceli ilk Müslüman temsilci el İsa, kampta hayatını kaybedenler için namaz kıldı.

BOLD – Suudi Arabistan merkezli sivil toplum kuruluşu Dünya İslam Birliği Örgütü’nün (Muslim World League) Genel Sekreteri Şeyh Muhammed el- İsa Perşembe günü Polonya’da bulunan eski Nazi toplama kampı Auschwitz’i ziyaret etti.

El- İsa İkinci Dünya Savaşı sırasında bir milyondan fazla Yahudi’nin öldürüldüğü kampı ziyaret eden en üst düzey Müslüman temsilci oldu.

AMERİKAN YAHUDİ KOMİTESİ: TARİH YAZILMIŞTIR

Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) Genel Müdürü David Harris ile birlikte kampı gezen Şeyh Muhammed el- İsa, binlerce kişinin kurşuna dizildiği “Ölüm duvarının” önünde mum yakarak, saygı duruşunda bulundu.

Heyet burada kampta hayatını kaybedenler için namaz kıldı.

Amerikan Yahudi Komitesi’nin twitter hesabından yapılan açıklamada, el İsa ve beraberindeki heyetin Auschwitz ziyareti ile ilgili “Tarih yazılmıştır” değerlendirmesinde bulunuldu.

“SOYKIRIMI İNKAR ETMEK BİR SUÇTUR”

Şeyh Muhammed el- İsa Yahudi soykırımını inkar etme ve küçümsemenin bir suç ve kurbanlara hakaret teşkil ettiğini açıklamıştı.

Suudi Arabistan Mekke merkezli örgüt Dünya İslam Birliği, uluslararası toplum tarafından bilinen başlıca islami sivil toplum kuruluşlarından biri. Örgüt dünya çapında Müslümanların dini ve kültürel çıkarlarını teşvik etmeyi hedefliyor.

Ziyaret, kampın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ordusu tarafından kurtarılmasının 75’inci yıldönümü vesilesiyle gerçekleşti.

Papa Francis, Türkiye asıllı Harvard ekonomi profesörü Dani Rodrik’i Vatikan’a atadı

medyabold
Devamını Oku »

Hamallık yaparak hayatını kazanan KHK’lı Timur öğretmen kahrından öldü

KHK mağduru Almanca öğretmeni Timur Karataş, yaşadığı adaletsizliğe dayanamadı ve geçen yıl kansere yakalandı. Mahkemede beraat etmesine karşılık görevine iade edilmeyen Timur öğretmen bugün hayata veda etti.

BOLD – Almanca öğretmeni Timur Karataş, KHK kurbanlarından sadece biriydi. 39 yaşındaydı. Mahkemede beraat etti ama görevine iade edilmedi. Ailesinin geçimini sağlamak için hamallık yapıyordu. Uğradığı haksızlık nedeniyle kahrından 38 yaşında bağırsak kanseri olmuştu. Bu sabah Kocaeli Gölcük’te vefat etti. 2 küçük evladı babasız kaldı. Timur öğretmen, cuma namazının sonrası Gölcük Büyük Cami’de kılınacak cenaze namazının ardından ebediyete uğurlanacak.

VALLAHİ UNUTTURMAYACAĞIZ!

Acı haberi, HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları aktivisti Ömer Faruk Gergerlioğlu paylaştı. Gergerlioğlu şunları yazdı: “Almanca öğretmeni Timur Karataş, KHK kurbanı bu sabah vefat etti. 39 yaşındaydı. Beraat etti ama iade edilmedi. Hamallık yapıyordu. Kahrından 38 yaşında bağırsak kanseri oldu. Bugün Kocaeli Gölcük’te vefat etti. KHK kırımı bir can aldı. Vallahi bu zulmü unutturmayacağız! 2 küçük çocuğu yetim…”

medyabold
Devamını Oku »

Kamyonetine el konulan ayvacı İmamoğlu’na isyan etti: “Hani her şey çok güzel olacaktı…”

Seyyar satıcılık yapan bir vatandaşın ayva sattığı kamyonetine zabıtlar el koydu. Aracın kendine, meyveler çürüyünce verildiğini iddia eden vatandaş, ayvaları İBB binası önüne döktü.

BOLD – Geçimini seyyar satıcılıkla sağlayan Sabri A’nın iddiasına göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) zabıta ekipleri Küçükyalı’da aracına el koydu. Belediyeye aracını alabilmek için başvurdu ancak istediği sonuca ulaşamadı. Sonrasında yetkililerce arandığını söyleyen Sabri A.’ya aracını geri alabileceği ifade edildi.

POLİS OLAY YERİNDEN UZAKLAŞTIRDI

Seyyar satıcı geri aldığı araçtaki ayvaların çürüdüğünü görünce İBB’nin Saraçhane’deki binasına geldi. Araçta ki kilolarca ayvanın bir kısmını bina önüne döken Sabri A’yı olay yerinden polis uzaklaştırdı.

Çevreden geçen vatandaşlar ise olayı şaşkınlıkla izledi. Olayla ilgili tutanak tutulmasının ardından Sabri A.’ya aracının teslim edildiği öğrenildi.

EKREM BEY İLE GÖRÜŞMEK İSTEDİM, RANDEVU RANDEVU RANDEVU

Gazetecilerin sorularını cevaplayan Sabri A. “15 gün önce aracıma Anadolu yakası zabıta ekipleri el koydu. Tutanak tutmadılar. Polis geldi. Biber gazı sıktılar. Beni darp ettiler. Aracıma da hasar verdiler. Dün akşamüstü aldım geri. Malım olduğu gibi çürümüş. Kime başvursam kimseyle görüştürmüyorlar. Kılıçdaroğlu adalet yürüyüşü yaptı. Adalet böyle mi oluyor? Hani her şey çok güzel olacaktı? Böyle mi çok güzel olacak? Zararım 10 binin üzerinde. Ekrem beyle görüşmek istedim. Defalarca aradım. Randevu randevu randevu… Ne zaman randevu. Her şey bittikten sonra mı görüşme yapılacak? Ben adalet istiyorum” diye konuştu.

İBB binası önünde ayvalı protesto: Hani her şey çok güzel olacaktı, zararım 10 bin TL'nin üstünde https://sptnkne.ws/BfcE

İBB binası önünde ayvalı protesto: Hani her şey çok güzel olacaktı, zararım 10 bin TL'nin üstünde https://sptnkne.ws/BfcE

Gepostet von Sputnik Türkiye am Freitag, 24. Januar 2020

Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi Brexit anlaşmasını imzaladı

medyabold
Devamını Oku »

Saray’dan muhalif gazetecilere basın kartı kıyımı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde yer alan Basın Kartları Komisyonu, Evrensel gazetesi başta olmak üzere çok sayıda muhalif medyada çalışan gazetecinin sarı basın kartlarını iptal etti.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Basın Kartları Komisyonu, uzun zamandır yenileme bekleyen gazetecilerin sarı basın kartlarını iptal etti. Basın kartları iptal edilenler arasında Ankara’dan sürekli basın kartı sahibi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Basın Kartları Komisyonunda görev yapmış olan Sultan Özer ile sürekli basın kartı sahibi Fevzi Argun ve Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat da yer alıyor.

EVRENSEL’DE SARI BASIN KARTLI KİMSE KALMADI

Evrensel’de Yazı İşleri Müdürü Şengül Karadağ Bayhan, sorumlu müdürlükten sonra görev değişikliğinde haber editörü olan Vural Nasuhbeyoğlu, muhabirlik sonrası görev değişikliğinde sorumlu yazı işleri müdürü olan Görkem Kınacı, Sayfa Editörü İskender Bayhan, Haber Redaktörü Şükrü Taş, Foto Muhabiri Sevil Atar ve muhabirler Şerif Karataş, Derya Dursun, Ercüment Akdeniz, Elif Ekin Saltık, Elif Görgü, Emine Uyar, Mehmet Özer, Özer Akdemir’le yazar Erol Aral’ın basın kartları iptal edildi.

KAÇ KİŞİNİN KARTININ İPTAL OLDUĞU BELLİ DEĞİL

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı ve Evrensel Gazetesi Haber Müdürü Yardımcısı Gökhan Durmuş da basın kartı iptal edilenler arasında. Türkiye Gazeteciler Sendikasının başkanının basın kartının hiçbir gerekçe gösterilmeden iptal edildi. Basın kartının yenilenmesi için başvuru yapmış olan ve uzun süredir bekleyen pek çok başka gazetecinin de basın kartlarının iptal edildiği öğrenilirken basın kartı iptal edilen gazeteci sayısının kaç olduğu da henüz bilinmiyor.

Melek Çetinkaya, polis sorgusundaki o soruya böyle yanıt verdi: 3 lira verdim!

medyabold
Devamını Oku »

Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi Brexit anlaşmasını imzaladı

Avrupa Komisyonu ile Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Parlamentosunun onayına sunulacak Brexit anlaşmasını imzaladı. İngiltere’de parlamento aşamasının tamamlanmasının ardından Kraliçe 2. Elizabeth de Brexit anlaşmasını dün onaylamıştı.

BOLD – Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile AP’nin oyuna sunulacak Brexit anlaşmasını imzaladık” dedi.

Ursula von der Leyen ile Charles Michel’in resmi onayıyla, Brexit anlaşmasının metni 29 Ocak’ta Avrupa Parlamentosunun oyuna sunulacak. Perşembe günü AB’ye üye devletler anlaşmayı yazılı olarak onaylayacak.

İmzadan sonra Charles Michel, “Her şeyin değişmesi artık kaçınılmaz ancak arkadaşlığımız devam edecek. Ortak ve müttefikler olarak yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni sayfayı hep birlikte yazalım” diye konuştu

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, parlamento aşamasının tamamlanmasının ardından dün ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ilişkin yasa tasarısına onay vermişti.

İngiltere’nin 31 Ocak’ta AB’den resmen ayrılmasının hukuki temelini teşkil eden tasarı, Kraliçe’nin onayıyla yasalaşarak yürürlüğe girdi.

Kraliçe Elizabeth, Britanya’nın AB’den ayrılışını içeren tasarıyı onayladı

medyabold
Devamını Oku »

Washington Post: Trump’ın İran’a yaptırımları ülkedeki Afganları Türkiye’ye göç ettiriyor

ABD’de yayınlanan Washington Post gazetesi, Başkan Donald Trump’ın Tahran’a yönelik yaptırımların dozunu artırmasıyla İran’da yaşayan Afganların daha iyi bir hayat umuduyla Türkiye’ye göç etmeye başladıklarını yazdı.

BOLD – Washington Post muhabirleri Erin Cunningham ve Mohammad Mahdi Sultani imzalarıyla yayınlanan Van mahreçli haberde İran sınırındaki şehirde Afgan sayısının giderek arttığı belirtiliyor.

Türkiye İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2019’da Türkiye’ye ulaşan ve iltica başvurusu yapan en büyük grup Afganistan vatandaşlarıydı. 2018’de 100.000 civarında olan Afgan mültecilerin sayısı, 2019’da 184.000 seviyesine ulaşmış durumda.

İRAN’DA 3 MİLYON AFGAN MÜLTECİ BULUNUYOR

Gazetede, Van’da konuştukları Afgan mültecilerin büyük kısmının İran’dan geldiğini söylediğini aktardı.

Haberde, Van Emniyeti’nin Afgan mültecileri otogarda topladığı ifade ediliyor ve gelenlerin kayıt işlemlerinin de burada yapıldığı aktarılıyor: “Kayıt işlemleri sonrası ya başka bir kente naklediliyorlar ya da bir çadır kente gönderiliyorlar. Bir kısmı da daha önce hayatlarında hiç görmedikleri Afganistan’a iade ediliyor.”

1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali ile başlayan mülteci akını sonucunda İran’da yaklaşık 3 milyon Afganlı bulunuyor. Bunların yaklaşık 1 milyonu kayıtlı ve bu kişilere belli sektörlerde çalışma izni tanınıyor.

ABD’DEN İRAN’A YENİ YAPTIRIMLAR

Bu arada ABD, İran Ulusal Petrol Şirketi’nin milyonlarca dolarlık ihracat yapmasına yardımcı olan altı firmayı, ABD yaptırımlarını ihlal ettikleri gerekçesiyle yaptırım listesine aldı.

ABD Maliye Bakanlığı, Hong Kong merkezli üç, Çin merkezli iki ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir firmaya yaptırım uygulanacağını açıkladı. Açıklamada bu şirketlerden Triliance Petrokimya ile bağlantılı Ali Bayandrian ile Oiwangwa Petrokimya ile bağlantılı Çin vatandaşı Zhiging Wang isimli iki kişi de yaptırım listesine alındı.

Yaptırımlar bu kişi ve kuruluşların ABD’nin yetki alanı içerisindeki tüm mal varlıklarını donduruyor; ABD vatandaşları ve firmalarının, bu isimlerle iş yapması da yasaklanıyor.

Yaptırımlar ayrıca, bu kişi ve kuruluşlarla iş yapan ya da destek veren yabancı bankalar ve kişilerin de Amerikan mali sisteminden dışlanması ya da ABD yetki alanı içerisinde mal varlıklarının dondurulmasını öngörüyor.

Almanya’da Combat 18 adlı neonazi grup yasaklandı

medyabold
Devamını Oku »

ABD’de Trump yönetiminden hamile kadınlara vize kısıtlaması

ABD’de Trump yönetimi, bebeklere doğumla vatandaşlık hakkının verilmesini engellemek ve “doğum turizminin” önüne geçmek için Cuma gününden itibaren hamile kadınlara geçici ziyaretçi vizesi verilmeyeceğini duyurdu.

BOLD – Donald Trump yönetimi, hamile kadınların yabancı ülkelerden ABD’ye gelerek doğum yapmalarını ve bu sayede çocuklarına vatandaşlık kazandırmalarını kısıtlamak için getirilen yeni vize uygulamasının kurallarını açıkladı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, “doğum turizminin” önüne geçilmesi amacıyla 24 Ocak’tan itibaren hamile kadınlara geçici ziyaretçi vizesi verilmeyeceği belirtildi.

“BARİZ BİR YASAL BOŞLUK”

Açıklamada yabancıların geçici ziyaretçi vizesini kullanarak, doğacak çocuklarının otomatik olarak Amerikan vatandaşı olmasını güvence altına aldıkları ifade edildi. Bu imkanın “göçmenlik konusunda bariz bir yasal boşluk” olduğu belirtilen açıklamada, vize kısıtlamasının kamu güvenliği, milli güvenlik ve göç siteminin bütünlüğü açısından gerekli olduğu vurgulandı.

Washington yönetimi, “doğum turizmi endüstrisinin” hastanelerin değerli kaynaklarına ek yük getirdiğini ve savcılıkların belirttiği üzere “suç yuvasına” dönüştüğünü savundu.

Kısıtlamanın ayrıca, “Amerikan vergi mükelleflerinin doğum turizmi ile ilgili maliyetleri karşılamak için zor kazandığı paraların hortumlanmasının” önüne geçeceği ifade edildi.

ABD’DE DOĞUMLA VATANDAŞLIK HAKKI

Amerikan anayasasına göre, ABD topraklarında doğan herkesin vatandaşlık alma hakkı var. Ayrıca Amerika’ya doğum yapmak için gitmek de yasa dışı değil.

Türkiye de dahil dünyanın pek çok ülkesinden imkanı olan aileler, doğacak çocuklarına Amerikan vatandaşlığı sağlamak için bu yolu tercih ediyor.

ABD Başkanı Donal Trump Beyaz Saray koltuğuna oturduğundan beri göçmenlik konusunda kısıtlamalar yapılmasını gündeminin ilk sıralarında tutuyor.

VİZEDE UYGULANACAK YENİ KURALLAR

Yeni kurallar uyarınca konsolosluk görevlileri, Amerika’ya seyahat amacının doğum yapmak olduğu kanaatine vardığı kişilerin turist vizesi başvurularını reddedecek.

Vize başvurusunda bulunanların ABD’ye doğum yapmak için değil tıbbi tedavi için gitmek istediklerini kanıtlamaları bu nedenle zorlaşacak.

Tıbbi ihtiyacı olan hamile kadınlar, Amerika’ya tedavi için gelen diğer yabancılarla aynı muameleye tabi tutulacak. Bu kişilerin ulaşım ve diğer masraflar dahil ABD’de tıbbi tedavi harcamalarını karşılayabilecek durumda olduklarını kanıtlamaları gerekecek.

UYGULAMADA KARŞILAŞILACAK ZORLUKLAR

Konsolosluk görevlilerinin vize mülakatları sırasında kadınlara hamile olup olmadıklarını sorma hakkı bulunmuyor. Bu sorunun mülakatlarda ileride gündeme getirilmesi de düşünülmüyor. Ancak konsolosluk görevlilerinin yine de vize başvurusu yapan bir kadının Amerika’ya doğum amacıyla gelip gelmediğini belirlemesi gerekiyor.

ABD’de Trump yönetimi “doğumla vatandaşlığı” engellemeye hazırlanıyor

medyabold
Devamını Oku »

Alman siyasilerden Merkel’e Türkiye ziyaretinde ‘insan hakları’ çağrısı

Alman siyasetçiler, Merkel’in ziyaretinde Türkiye’deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmesini ve Erdoğan’ı uyarmasını talep etti. Bu arada Güney Kıbrıs Rum Kesimi de Merkel’den Lefkoşa ve Ankara arasında arabuluculuk yapmasını istedi.

BOLD – Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bugün gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti için Alman siyasetçilerden Merkel’e “insan hakları” çağrısı geldi.

Muhalefetteki Hür Demokrat Parti’nin (FDP) dış politika uzmanı Alexander Graf Lambsdorff, Merkel’in AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la açık bir şekilde konuşması gerektiğini belirterek “Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç siyasette insan haklarını ayaklar altına alıyor. Parlamentonun da gücü elinden alındı, yargı hükumetin kontrolü altında, medya da susturulmuş durumda” şeklinde konuştu.

CEM ÖZDEMİR: TÜRKİYE’YE GİDEMİYORUM

Muhalefetteki Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir, Merkel’in Türkiye ziyaretinde kendisini yanına almamasını eleştirdi.

Özdemir, Alman Federal Meclisinde 2016 yılında kabul edilen Ermeni soykırımı kararında belirleyici rol oynayan bir milletvekili olduğunu ve o tarihten bu yana da Türkiye’ye gidemediğini dile getirdi.

MERKEL’İN VERECEĞİ MESAJLAR

Merkel’in, ziyaret sırasında hukuk devleti ve insan hakları konularında mesaj vermesi bekleniyor.

Merkel’in, Erdoğan’a, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi yönünde somut adımların atılması beklentisini bir kez daha iletmesi bekleniyor.

Türkiye’de tutuklu Alman vatandaşları ve Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne hukuki danışmanlık hizmeti veren avukat Yılmaz S’nin geçen yılın Eylül ayından bu yanan “casusluk” suçlamasıyla cezaevinde bulunması, gerilime yol açan konu başlıkları arasında yer alıyor.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Andreas Nick, “Alman vatandaşları ve Almanya’yı temsil edenlerin durumu, Merkel’ın Türkiye ziyaretinin gündeminde yer alacaktır” dedi.

Merkel’in, demokrasi karnesi zayıf, hak ihlallerine ilişkin dosyaları kabarık olan Türkiye’de ayrıca Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve hukukçularla da bir araya gelmesi bekleniyor.

MERKEL’İN İSTANBUL PROGRAMI

Merkel, bugün İstanbul’da AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilecek.

Merkel ve Erdoğan’ın gündemindeki konular arasında Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim olması bekleniyor.

Erdoğan ile birlikte Türk-Alman Üniversitesi’nin (TAU) yeni kampüsünün açılışına katılacak olan Merkel’in iş insanlarının yanı sıra sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle de görüşmesi bekleniyor.

STEINMEIER, AÇILIŞA GELMEYİ REDDETTİ

İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla 2011 yılında kurulan, 2013-2014 eğitim yılında hizmet vermeye başlayan TAU, Türk yükseköğretim mevzuatına tabi bir devlet üniversitesi.

Kampüs açılış töreninin, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier tarafından yapılması gündemdeydi. Ancak Steinmeier, yargı bağımsızlığı, insan hakları ve basın özgürlüğü konularında devam eden sorunlar nedeniyle yakın gelecekte bir Türkiye ziyaretine yeşil ışık yakmadı.

RUMLAR, ALMANYA’DAN ARABULUCULUK İSTEDİ

Bu arada Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis Türkiye’yi ziyaret eden Merkel’den Lefkoşa ve Ankara arasında arabuluculuk yapmasını istedi.

Anastasiadis, ziyaret öncesi Angela Merkel’le bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Anastasiadis, görüşmede Merkel’den Erdoğan’a Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetlerini durdurması mesajını iletmesini de istedi. Anastasiadis, Avrupa Birliği’nin de (AB) bu talebi desteklediğini belirtti.

Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’yi ziyaret edecek Merkel’e Osman Kavala çağrısı

medyabold
Devamını Oku »

Arap Entelektüeli Erdoğan’a nasıl bakıyor: Çarpıcı bir İhvan yazısı

Erdoğan yeni Osmanlı hayallerine nasıl kapıldı, İhvan ve hilafetle bunun nasıl bir ilgisi var. Ürdünlü düşünür Kallab’dan okunması gereken analiz..

BOLD – Ürdün eski Enformasyon, Kültür ve Devlet Bakanı yazar Salih Kallab, Erdoğan’ın Suriye ve Libya ile depreşen Osmanlı hayalleri, bunun Müslüman Kardeşler (İhvan) ile ilişkilerine dair çarpıcı ve sert bir yazı kaleme aldı. Ürdünlü düşünür Kallab’ın yazdıklarını okumak, Arap entelektüelinin Erdoğan’a bakışını anlama açısından son derece önemli.

Şarkul Avsat’ın Türkçe sayfasında yayınlanan yazıyı sunuyoruz:

Salih Kallab

Erdoğan İhvan Osmanlı ve Araplar üzerine

Osmanlı devletinin güneşinin batışından bu yana tam bir yüzyıl geçti. Bilindiği gibi, Recep Tayyip Erdoğan dışında –özellikle Müslüman Kardeşler’in kendisini mürşidleri seçmelerinden sonra- şu ana kadar Osmanlı’nın geri dönmesi çağrısında bulunan ve ordularının ulaştığı toprakları Türk toprağı sayan kimse olmadı.

Bu noktada, Müslüman Kardeşler’in bazı liderlerinin gizli ve dar çevrelerinde olsa da sultanları halife oldukları için – ki bunun kesinlikle gerçekle bir ilgisi yoktur- Osmanlı devletinin geri dönmesi gerektiğinden bahsetmeye devam ettiklerinin bilindiğini belirtmeliyiz.

Yine bilindiği gibi, Osmanlı devletinin yıkılışından sonra başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Erdoğan’dan önce cumhurbaşkanlığı makamında bulunanlar, sırayla Osmanlının mirasının üzerini daha fazla toprakla örtmüşlerdi. Hatta hepsi olmasa da çoğu kendisini reddetmişti. Çünkü onlara göre Osmanlı, geri kalmış, despot, otoriter, gerici bir devletti. Batılı ülkelerin çoğunun laik ülkelere dönüşmesine tanık olan 20’inci yüzyılın gerekliliklerine cevap veremeyen bir devlet olduğunu düşünüyorlardı. Bilindiği gibi bu yüzyıl, aynı zamanda özellikle Uzak Doğu’da Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti ve daha sonra Vietnam ve Kuzey Kore gibi sosyalist ve komünist ülkelerin ortaya çıkışına da şahit olmuştu.

Erdoğan, Osmanlı devletini geri getirme “virüsü”ne uluslararası Müslüman Kardeşler örgütünün “Mürşid”i seçildikten sonra yakalandı. Onun için en önemlisi, 20’inci yüzyılın başında geri dönüşü olmayacak biçimde giden bu hilafeti geri getirmek değildir. Asıl amaç, Doğu Akdeniz’i ele geçirmek ve Kuzey Afrika kıyılarına kadar ilerleyip Libya’yı kontrol etmektir. Çünkü Muammer Kaddafi’nin Cemahiriyesi Libya, stratejik coğrafi konumunun yanısıra dev bir doğalgaz ve petrol deposu ve altın madeni sayılıyor. Görünüşe bakılırsa, Türk Cumhurbaşkanı ve kendisi ile birlikte uluslararası Müslüman Kardeşler örgütünden “kardeşleri”nin ağzını sulandıran da budur.

Müslüman Kardeşler’in genel mürşidi olan ama yıkılan o “ihtişamlı” Osmanlı devletini geri getirmeye çalışmak belki de Erdoğan’ın hakkıdır. Bundan başka, sadece Libya değil ona göre Osmanlı süvarilerinin atlarının nallarının değdiği her yeri Osmanlı mülkü ve kendisini de onun “mirasçısı” sayma hakkına sahip olabilir. Bu Osmanlı süvarileri yağma, egemen oldukları topraklarda halkların ve ulusların önde gelen kişilerine işkencede çok ileri gitmeleriyle biliniyorlardı. Buna maruz kalan uluslar arasında Osmanlıları uzun yıllar önce medeniyet, ilerleme ve kalkınmada geçmiş olan Arap ulusu da bulunuyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bile alay etmeye ve dünya medeniyetindeki rollerini inkar etmeye başladığı Araplar; Emeviler, Abbasiler ve Fatimiler döneminde olsun Osmanlı devletinden bin kez daha önemli “imparatorluklar” inşa etmişlerdi.

Uluslararası Müslüman Kardeşler örgütünün Genel Mürşidi olması itibariyle, yüce Peygamberimiz Muhammed (s.a.v) ve Hulefa-i Raşidin’in mensubu olduğu Arap ulusunun, Tarık bin Ziyad’ın önderliğinde daha sonra Cebelitarık adı verilen boğazı geçtiğini, İspanya’da Endülüs medeniyetini kurduğunu biliyordur. Kendisi bunu inkar edip, tanımazlıktan geliyorsa insaflı tarih kitaplarına, aralarında ünlü Oxford’un olduğu bütün Batılı üniversiterlere bakmalıdır. Oxford Üniversitesi, o çok geride kalan dönemde, uzun yıllar Arap Endülüs şehirlerinde dolaşan ve ülkesine bir dizi çocuk kitabıyla dönen bir İngiliz tarafından kurulmuş küçük bir okuldu. Eğitime bu kitaplarla başlayan okul daha sonra dünyanın en önemli üniversitelerinden bir haline geldi.

Araplar, büyük İslam dininden, Emevi, Abbasi ve Fatımi devlet ya da imparatorluklarından önce de büyük ve ileri devletler kurmuşlardı. Bunlardan bir tanesi de başkenti Petra Antik Kenti olan Nebati Krallığı’dır. Bu krallığın toprakları Nakab ve Sina bölgelerini, mevcut Ürdün’ü ve Arap yarımadasının kuzeyini kapsıyordu. Tütsü Yolu üzerinde “stratejik” bir duraktı.

Yemen’den gelip Biladu’ş-Şam* (Levant), Mısır ve Akdeniz’e giden kervanların takip ettiği yolun kavşak noktasında yer alıyordu. Buna ilaveten Araplar, ünlü Gassaniler ile başkenti Hîre olan ve krallarının hakimiyeti Irak’a kadar uzanan Lahmîler devletlerini de kurmuşlardı. Elbette bu devletler İslam’dan uzun yıllar önce varlık göstermişlerdi.

Bunları zikretmekten kastımız, Türk kardeşlerimizi hafife almak değildir. Zira tarihsel olarak önce onlar bizden sonra da biz onlardan olmuştuk. Maksadımız, Osmanlılardan bahsederken kullandığı dilin kesinlikle kabul edilemez olduğunu Erdoğan’a anlatmaktır. Onların mirasçısı olduğu, Libya ya da başka bir yerde olsun bir zamanlar Osmanlı yönetimi altında olan yerlerin onun ve Türkiye’nin hakkı olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu anlamasını sağlamaktır. Çünkü bu durumda, Bizanslıların İstanbul’u, imparatorluklarının sınırları Yunanistan’a ulaşan ve bugünkü Ortadoğu’nun büyük bir bölümünü işgal eden Perslilerin de atalarının topraklarını geri almaya hakları olurdu.

Bu konuda kesin olan şu ki, Türk kardeşlerimizin çoğu, Erdoğan’ın yönelimlerine, tutumlarına ve beklentilerine egemen olmaya başlayan bu Osmanlı eğilimini desteklemiyorlar. Tarihin rotasını geriye çevirmenin mümkün olmadığını hatta imkansız olduğunu biliyorlar. Bu bölgede ve bir zamanlar Osmanlı devletinin uzandığı tüm toprakları geri almaya hakları varsa Arapların da İskenderun sancağını geri alma hakkına sahip olduklarını kabul etmeleri gerektiğini biliyorlar. Bu durumda Yunanlıların ve Bizanslıların bir zamanlar onların olan toprakları geri almayı iddia etme hakkına sahip olacaklarını biliyorlar. Aralarında Diyabakır’ın da olduğu birçok şehrin bir zamanlar Arap şehri olduğunu, bu çağda Erdoğan’ın yaptığı gibi eski defterleri açmanın sonunun kötü olacağını, gerçekten yıkıcı savaşlara ve çatışmalara yol açağını biliyorlar.

Erdoğan ve onunla birlikte bu eskimiş ‘teselli’yi destekleyen herkesin dikkate alması gereken bir şey var; o da Türkiye’nin kendisinin bölünme ve parçalanma olasılığı ile karşı karşıya olduğudur. Türkiye topraklarında siyasi ve demografik dengede önemli bir figür olan Kürtler de yaşıyor. Bir gün mutlaka bağımsızlıklarını kazanacaklar ve hak ettikleri bağımsız devletlerini kuracaklar. Aynı şekilde, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin 15’inci ili olan Arap İskenderun Sancağı da eninde sonunda Suriye’ye geri dönecektir. Sömürgeci Fransız yönetimi, İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında, 1939 yılında savaşta Müttefik devletleri desteklemesini garanti altına almak için İskenderun’u Türkiye’ye vermişti. Bölgenin Arapça olan İskenderun ismi daha Atatürk zamanında Hatay şeklinde değiştirilmişti.

Araplara İslam’ın yanısıra gerçekten büyük tarihi bağlar ve ilişkilerle bağlı Türk kardeşlerimiz için en iyisi, Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’in Genel Mürşidi olduktan sonra açtığı bu kapıları kapatmaktır. Çünkü Erdoğan’ın Osmanlı mülkü olarak tanımladığı topraklar sahiplerine geri dönmüştür. Osmanlılar artık tarih kitabının sona erip kapanan bir sayfasıdır. Libya, içerisinde Osmanlı değil – zira Osmanlı devletinin hakimiyeti altındaki topraklarda yaşayanların hepsi Osmanlı sayılırdı- Türk asıllı azınlıkları da içeren Libya halkınındır. Zira bilindiği gibi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra her şey değişti ve eski dönem Osmanlılardan geride bir şey kalmadı. Dolayısıyla, Türkler ile Arap kardeşlerinin yapacağı en iyi şey, İslam ve Müslümanların halifesi olduğu gerekçesi ile – ki bu doğru değildir- Erdoğan’ın açtığı bu sıkıntılı sayfayı tamamen kapatmaktır.

Erdoğan’ın yalnızca uluslararası Müslüman Kardeşler örgütünün Mürşidi olduğu için Müslümanların da halifesi olması hiçbir şekilde mümkün değildir.

*Bugünkü Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye’yi içerisine alan geniş coğrafya (çn.)

ORJİNAL LİNK İÇİN TIKLAYIN

Erdoğan rejimi Türkiye’yi Libya’da ateşe mi atıyor?

medyabold
Devamını Oku »

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: “Üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır”

Tayyip Erdoğan, her şehre bir üniversite kurmakla övünürken Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “”Üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır. Herkes üniversite okumak zorunda değil” dedi.

BOLD – Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, üniversitelerde yığılma olduğunu açıkladı. Bunu azaltmak için çalışacaklarını bildirdi. Selçuk, “Üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır. Herkes üniversite okumak zorunda değil” diye konuştu.

İş garantili okulların güçlendirileceğini ve meslek liselerine yönelik ön yargının azaltılması gerektiğini belirten Selçuk, Türkiye’de üniversitelerde olan yığılmanın önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Selçuk şunları söyledi: “Asıl meslek liselerini güçlendirerek üniversitedeki yığılmayı azaltmak istiyoruz. Üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır. Herkes üniversite okumak zorunda değil. Meslek liselerine karşı oluşan olumsuz yargıyı da yönetebiliriz. Otellerde onlarca okul açtık, yüksek puanlı öğrenciler o okullara başvuruyor. İTÜ Teknopark okuluna girmeye çalışıyor öğrenciler. İş garantili okullar bunlar.”

ÖĞRENCİLERİN VERİLERİ TOPLANACAK

Hürriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre Bakan Selçuk, öğrencilerin okul hayatlarının ilk yıllarından itibaren eğitim hayatlarındaki verilerin toplanacağı sistemin 2021-2022 eğitim–öğretim dönemine yetişeceğini söyledi.

Bakan Selçuk, eğitimde sınavsız sistemi tercih ettiğini söyledi. Selçuk, “Birdenbire sınav kalksın, herkes istediği yere girsin bu mümkün değil. Okullar arasındaki imkân farkı olması gerekenin çok üzerinde” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

7 yeni film gösterime giriyor

Türkiye’deki sinemalarda bu hafta 3’ü yerli 7 yeni film vizyon şansı buluyor.

BOLD– Sundance Film Festivali’nde büyük ilgi gören The Farewell ve Bad Boys(Çılgın İkili) serisinin 17 yıl sonra gelen devam filmi haftanın merak edilen yapımları… İşte Türkiye’de 24 Ocak 2020 Cuma günü gösterime giren filmler…

THE FAREWELL/ ELVEDA

Başrol oyuncusu Awkwafina’ya Altın Küre’de En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandıran The Farewell’de; Amerika’da yaşayan Billi babaannesinin ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenince Çin’e gitmeye karar verir. Ailenin neredeyse bütün üyeleri babaanneye onu üzmeden gizlice veda etmek için bir araya gelmiştir.

BAD BOYS FOR LIFE/ HER ZAMAN ÇILGIN

Will Smith ve Martin Lawrence’i bir kez daha bir araya getiren filmde artık iyice yaşlanan çılgın ikiliden Marcus Burnett (Lawrence) sadece müfettişlik yaparak rahat bir hayat geçirmektedir. Ancak bu sakin hayat Mike Lovrey’in(Smith) orta yaş krizine girmesi ile alt üst olur.

ARCTIC DOGS/ KUTUP KÖPEKLERİ

Kuzey Kutbu’nun en hızlı köpek kuryesi olmayı arzulayan Swifty, bu amaçla bir kızağı yürütünce kendini hiç tahmin etmediği bir maceranın içinde bulur.

FERİDE

Başarılı oyuncu Zeynep Çamcı’nın yazıp yönettiği Feride, bir merdiven altı tesiste terzilik yapan Feride isimli genç kadının patronuyla girdiği iddia üzerine moda devleriyle giriştiği mücadeleyi anlatıyor.

MÜHR-Ü CİN

Müzikal oyunlarda rol alan Rana isimli genç kadının kendisine ve arkadaşlarına musallat olan doğaüstü varlıkla mücadelesinin anlatıldığı filmde Ecem Yorulmaz, Cansu Kahvecioğlu,Burçak Kabadayı rol alıyor.

THE YOUNG CANNIBALS/ İNSAN YİYENLER

Bir grup genç orman kenarında kamp yaparken yedikleri hamburgelere insan eti konulduğundan habersizdir. Bu yaptıklarıyla ormandaki kötücül bir varlığı uyandırdıklarında ise ölümcül bir avın parçası olurlar.

MACERACI YÜZGEÇLER: BÜYÜK GÖSTERİ

Çocukların çok sevdiği TV çizgi filminden uyarlanan Maceracı Yüzgeçler; Biba ile arkadaşları Çupa, Tuti, Babu, Taka Hamsi ve Alesta’nın İstanbul Boğazı’nın derinliklerinde hazırlamaya çalıştıkları büyük gösteriyi anlatıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Araştırma görevlisi Ceren Damar davasında karar günü

Araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel cinayeti davasının üçüncü duruşması görülüyor. Sanık Hasan İsmail Hikmet’in yargılandığı davada bugün karar çıkması bekleniyor.

BOLD – Ankara Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 2 Ocak 2019’da kopya çekerken yakaladığı öğrencisi Hasan İsmail Hikmet tarafından öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel cinayeti davasında sona gelindi. Bugün Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek üçüncü duruşmada karar çıkması bekleniyor.

Sanık Hasan İsmail Hikmet, ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme’ suçundan yargılanıyor.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETTEN BAŞKA CEZA İSTEMİYORUZ

29 Kasım 2019’da görülen ikinci duruşmada savcı, mütalaasını açıkladı. 2 silah ve 17 bıçak yarası ile canavarca ve eziyet çektirerek kamu görevini yerine getiren kişiyi öldürdüğüne işaret edilen sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası alması istendi.

Duruşma öncesi konuşan Ceren Damar Şenel’in babası Mustafa Damar, “Ağırlaştırılmış müebbet dışında bir kararın çıkmasını beklemiyoruz” diye konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

23 Ocak 2020 Perşembe

Parayla Türk vatandaşlığı satışında da yolsuzluk yapılmış

Hükumetin 250 bin dolar olarak belirlediği Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını yabancılar artık istediği fiyata alabiliyor. Uygun bir emlakçı ve ev sahibi artı küçük komisyon.

BOLD – Yabancılara yapılan satış karşılığında Türk vatandaşlığı verilmesi sürecinde usulsüzlükler olduğu ortaya çıktı. Yabancıların, Türkiye’de anlaştığı bir satıcıdan göstermelik konut aldığı, vatandaşlığı aldıktan sonra tapuyu yine aynı kişiye devrettiği belirlendi.

PROTOKOLLERE 3 YIL SONRA ALINACAĞI YAZILMIŞ

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Hakan Akdoğan, “En az 250 bin Amerikan doları veya karşılığı Türk lirası tutarında taşınmazı, tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alan yabancı yatırımcılar için, vatandaşlık hakkı tanınmıştı. Lakin bazı taşınmaz maliklerinin belli bir bedel karşılığında resmî olarak satış yaparak, üç yıl sonra taşınmazı geri almak üzere protokoller yaptıklarını duyuyoruz. Türk vatandaşlığı bu kadar ucuza getirilmemeli” dedi.

EVİNİ SATAN EVDE OTURMAYA DEVAM EDİYOR

Piyasada bazı taşınmaz maliklerinin ucuz vatandaşlık satışına aracılık yapmaya başladıklarını da duyduklarını söyleyen Akdoğan “Satış bedeli transferi gerçekleştikten sonra, yeri sattıkları yabancılardan vekâlet alarak ya da ek bir protokol yaparak, taşınmazın üç yıl sonra tekrar kendilerine satışı konusunda yetki alıyorlar. Hatta evini satan kişi o evde oturmaya ya da kira almaya devam ediyor” dedi.

HİLELİ SATIŞLAR ÖNLENMELİ

Konuya ilişkin yapılacak yasal düzenlemeler ile bu tür hileli satışların önüne geçilebileceğini belirten Akdoğan, “Öncelikle evi satan kişilerin bu süre boyunca aynı evde oturup oturmadıkları, hatta ticari mülkler için kiraların kime ödendiği tespit edilebilir. Yine taşınmazın üç yıl sonraki satışında, bir önceki satıcının kendisine veya akrabalarına satış hakkı verilmeyebilir” dedi.

1 MİLYON DOLARDAN 250 BİN DOLARA İNDİRİLMİŞTİ

2018 yılının ekim ayında yapılan düzenlemeyle, yabancıların Türkiye’de gayrimenkul satın alarak vatandaşlık kazanılabilmesi için belirlenen minimum gayrimenkul yatırım tutarı, 1 milyon dolardan 250 bin dolara indirilmişti.

Melek Çetinkaya, polis sorgusundaki o soruya böyle yanıt verdi: 3 lira verdim!

medyabold
Devamını Oku »

AYM’den Cumhurbaşkanlığı kararnamesine ilk iptal

Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin ilk iptal kararını verdi. Kararla Türkiye’nin tanıtımına yönelik yurtdışında yapılacak işlerde tutarın tamamına kadar yükleniciye ön ödeme yapılabilmesine ilişkin fıkra iptal edildi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM), hukuk sistemine 16 Nisan 2017’deki anayasa değişikliğiyle giren Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ilişkin ilk iptal kararını verdi. Karar ile “1 numaralı” Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yurtdışında iş alan firmalara iş tamamlanmadan ödemenin hepsini avans olarak vermesinin yolu kapandı.

AYM’YE GÖTÜRMÜŞTÜ

Cumhuriyet gazetesinden Alican Uludağ’ın haberine göre AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni sistemde ilk kararnamesini “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” adıyla yayımlamıştı. Bu kararnamede Cumhurbaşkanlığı ile bakanlıkların teşkilatları yeniden düzenlenmişti. CHP, söz konusu kararnamenin bazı maddelerinin iptali talebiyle dava açmıştı. Yüksek Mahkeme, dün yaptığı inceleme sonucunda iptal taleplerinin biri hariç tamamını reddetti.

ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Kültür Bakanlığı’na bağlı Tanıtma Genel Müdürlüğü’nü düzenleyen 287. maddesinin ikinci fıkrası ise anayasaya aykırı bulunarak iptal edildi.

İŞ YAPMADAN PARANIN HEPSİ VERİLEBİLİYORDU

Oy çokluğu ile alınan kararla iptal edilen madde şöyle: “Türkiye’nin tanıtımına yönelik yurtdışında yapılacak mal ve hizmet alımlarında alım yapılacak olan ülkedeki piyasa şartlarının gerektirmesi ve önemli fiyat avantajı sağlanması halinde, sözleşmesinde belirtilerek, Kültür ve Turizm Bakanının onayı ile yüklenme tutarının tamamına kadar yükleniciye bütçe dışı avans olarak ön ödeme yapılabilir. Bakan onayında teminat alınıp alınmayacağı ayrıca belirtilir. Ön ödemeye ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.”

 

81 yaşında tutuklanan Yusuf Bekmezci: “Cemaat terör örgütü değil, Gülen’e terörist diyemem”

medyabold
Devamını Oku »

U.N. wants to strengthen international support for Palestinians

Palestinians look on as Israeli police set up a checkpoint in the Arab east Jerusalem neighbourhood of Ras al-Amud October 14, 2015 (photo credit: AMMAR AWAD/REUTERS)

The international community should “ensure continued commitment, consistent and sustained funding to help alleviate the challenges faced by Palestinians in Gaza and the West Bank, including East Jerusalem,” the United Nations said on its website this week. UN Assistant Secretary-General for Humanitarian Affairs and Deputy Emergency Relief Coordinator Ursula Mueller recently visited Israel and the Palestinian territories for six days.  

View image on Twitter

The Palestinians are in need of stronger international support, she said, adding: “My visit leaves me concerned. The challenges here are immense, but recent positive steps, along with the extraordinary people I met, give me hope that there are opportunities for improvement. We must seize them.”

Muller was in Israel to speak at a conference in Tel Aviv dealing with preparedness and response to emergencies and disasters. While in Israel, she met with both Israeli and Palestinian officials “to better understand the challenges of the crisis.”

The UN did not specify which Israeli officials Muller met with. It said she met with Palestinian Authority Prime Minister Mohammad Shtayyeh.

The UN said she visited the West Bank, east Jerusalem and Gaza. In the West Bank and east Jerusalem, Muller “met with vulnerable communities,” and in Gaza, she visited a number of sites, including a hospital.

According to the UN, during her visit, Mueller reaffirmed the organization’s commitment to addressing humanitarian needs in the Palestinian territories and to lifting the blockade in Gaza.

“Until there is a viable political solution, it is critical that the international community continues to render support in a consistent and sustained manner to meet the needs of the most vulnerable Palestinians,” she said.

“Member states must continue to support humanitarian assistance in Gaza and the West Bank. At the same time, they must work to rekindle a robust political dialogue and promote long-term solutions to address the root causes of this crisis.”

The article first appeared at Jerusalem Post.

L 

According to the UN, during her visit, Mueller reaffirmed the organization’s commitment to addressing humanitarian needs in the Palestinian territories and to lifting the blockade in Gaza.“Until there is a viable political solution, it is critical that the international community continues to render support in a consistent and sustained manner to meet the needs of the most vulnerable Palestinians,” she said. “Member states must continue to support humanitarian assistance in Gaza and the West Bank. At the same time, they must work to rekindle a robust political dialogue and promote long-term solutions to address the root causes of this crisis.”



from Politurco.com| Informs and Inspires by Facts and Analyses http://www.politurco.com/u-n-wants-to-strengthen-international-support-for-palestinians.html
Devamını Oku »

Turkey ranks 110th in the democracy index report – The Economist

The Economist Intelligence Unit (EIU) found that Turkey ranks 110th among other 167 surveyed countries in terms of the state of democracy, in the ‘Democracy Index’ report of 2019, released on Wednesday.

Turkey stands in the 110th place – like that of last year – with a score of 4.09 out of 10 in the annual survey of The Economist, even less than the global score of democracy – recorded as 5.44.

The newspaper reportedly took five measures into account, calculating the democracy score of the countries: electoral process and pluralism, the functioning of government, political participation, democratic political culture, and civil liberties.

In the report, Norway (9.87), Iceland (9.58), Sweden (9.39), New Zealand (9.26) and Finland (9.25) stand as the most democratic countries, whereas Chad (1.61), Syria (1.43), Central African Republic (1.32), Congo (1.13) and North Korea (1.08) are noted to have the worst state of democracy.

Countries are categorized into four units, based on their democracy scores – full democracies, flawed democracies, hybrid regimes, and authoritarian regimes.

Turkey falls into the ‘hybrid regime’ status, as it did last year.

Statistics show that there is an overall decline in Turkey’s democracy score, from 5.70 to 4.09 within the past 14 years. It also stands as the only country in Western Europe, with a ‘hybrid regime’ status.

China faced a razor-sharp recession in democratic freedom within the country, mostly due to the discrimination against the minorities in the western region of Xinjiang. The country’s score dropped from 3.32 to 2.26.

India’s democracy score also declined following the decision by its Hindu-nationalist government, to exclude about 2 million residents – that are mostly Muslims – in the Muslim-majority Jammu and Kashmir region.

An overall decline in the global democracy score is noted, where only 23 countries had full democratic status in 2019.

General re-arrested as Erdogan fumes at judges for freeing him

The post Turkey ranks 110th in the democracy index report – The Economist appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/01/24/turkey-ranks-110th-in-the-democracy-index-report-the-economist/
Devamını Oku »

Ege Adaları’nda sığınmacı kamplarındaki yoğunluğu protesto için Yunanlılar greve gitti

Yunanistan’ın Sisam, Midilli ve Sakız adalarında bölgesel ve yerel yönetimler ile meslek örgütleri sığınmacı kamplarının aşırı dolu olmasına dikkat çekmek için genel greve gitti.

BOLD – Yunanistan’daki Midilli, Sakız ve Sisam adalarında, kamu kurumları ile meslek örgütleri göçmen krizine dikkati çekmek amacıyla bir günlük greve gitti, dükkanlar da kepenk kapattı.

Belediyelerin çağrısı üzerine, çeşitli derneklerin ve ada sakinlerinin de desteğiyle alınan bir günlük grev kapsamında, göçmen sorununun en yoğun yaşandığı adalardaki kamu kurumları hizmet vermedi, dükkanlar da açılmadı.

Bölgedeki siyasetçiler ve ticari işletmelerin bağlı bulunduğu dernekler yaptıkları açıklamada, “Atina hükumeti hemen her gün Türkiye’den gelen sığınmacıları adalarda kayıtlara geçirilmelerinin ardından anakaraya göndermeli” denildi.

KAMPLAR KAPASİTELERİNİN KAT KAT ÜZERİNDE

Midilli’deki en büyük sığınmacı kampı olan Moria resmi olarak 2 bin 840 kişilik kapasiteye sahip. Ancak kampta şu anda 19 bin sığınmacı kalıyor.

İnsan hakları kuruluşları uzun süredir adalardaki sığınmacı kamplarındaki yaşam standartlarının kötü olduğuna dikkat çekiyor.

Söz konusu adalara Türkiye’den hemen her gün yeni sığınmacıların gittiği belirtiliyor. Adalarda yeterli personel olmadığı için korunma hakkına sahip olmadığı tespit edilen sığınmacıların Türkiye’ye gönderilmesi işlemi de yapılamıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsrail polisini Kudüs’teki Saint Anne kilisesine sokmadı

medyabold
Devamını Oku »