19 Haziran 2020 Cuma

Turkish court rules Kurdish leader’s jailing violated rights

Turkey’s Constitutional Court has ruled that the lengthy jailing of a former head of Turkey’s main pro-Kurdish party violated his rights, a decision published on Friday showed.

Selahattin Demirtas, one of Turkey’s best-known politicians, has been in jail since November 2016 on terrorism-related charges. He faces a sentence of up to 142 years in jail if found guilty in the main case against him.

The court’s decision, published in Turkey’s Official Gazette, said his detention had exceeded a reasonable period and his right to freedom had been violated, ordering the payment of compensation.

It was not immediately clear whether the ruling could lead to his release.

A court ruled last September that Demirtas should be released while his main trial continues. The Constitutional Court ruling concerns the detention for this period.

However, prosecutors then launched a new investigation into him and requested his detention again after a court lifted his arrest warrant. Demirtas denies the charges against him.

The party which he led before he was jailed is the Peoples’ Democratic Party (HDP), the second-largest opposition party in Turkey’s parliament.

Ankara accuses the HDP of links to the outlawed Kurdistan Workers Party (PKK), which has waged a decades-long insurgency against the Turkish state and which is designated a terrorist group by Turkey, the United States, and European Union.

The HDP denies such links.

Reuters

Pro-Kurdish MPs on “Democracy March” to protest “oppression”

The post Turkish court rules Kurdish leader’s jailing violated rights appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/06/19/turkish-court-rules-kurdish-leaders-jailing-violated-rights/
Devamını Oku »

18 Haziran 2020 Perşembe

DSÖ, sonbaharda ikinci dalga bekliyor!

Küresel ölçekte koronavirüs vaka sayısı 8,5 milyonu aşarken Dünya Sağlık Örgütü, sonbahar aylarında ikinci dalga beklediğini ilan etti. Ülkelere hızlı önlem alınması çağrısı yaptı.

BOLD – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla ilgili çok önemli bir açıklama yaptı. Sonbaharda ikinci dalga yaşanabileceğini belirten DSÖ Avrupa Bölge sorumlusu Dr. Hans Kluge, ülkelerin bulaşma, vaka takibi, izolasyon, hızlı ve etkili test noktasında hemen adım atması gerektiğini vurguladı. DSÖ, ikinci dalga için bulaşma takibi ve olası karantina uygulamalarını birleştirecek strateji geliştirmeye çalışacak.

Korona da son durum: Can kaybı 21, 1304 yeni vaka

medyabold
Devamını Oku »

Kızıl Ordu’nun 15 Temmuz’u

Haziran 1937’de Kızıl Ordu’daki üst rütbeli subayların %45’i atıldı, bazıları idam edildi. 15 Temmuz’un kopyası gibi olayların bedeli ağır oldu.
FATİH YURTSEVER
BOLD ANALİZ
Kızıl Ordu’nun 15 Temmuz’u
15 Temmuz 2016 sonrasında Erdoğan rejimi tarafından TSK’da yapılan tasfiyelerinin bir benzeri, Stalin tarafından 1937-1938 yılları arasında Kızıl Ordu’da yapıldı. Tarihçiler yapılan bu faaliyeti “büyük tasfiye-great purge” olarak adlandırılıyor. Tasfiyenin boyutu tam olarak bilinmemekle beraber, çeşitli rütbelerde yaklaşık 35.000 askerin ihraç edildiği, binlerce askerin tutuklandığı ve birçok üst rütbeli personelin de idam edildiği tahmin ediliyor.
Diktatörler en çok Ordu’dan korkarlar
Birçok askeri uzmana göre; Hitler’in Haziran 1941 yılında Rusya’ya karşı başlattığı askerî harekât esnasında, Kızıl Ordu’nun başlangıçta başarısız ve yetersiz kalmasının altında yatan neden Kızıl Ordu’da yapılan büyük tasfiyeler. Stalin’in II. Dünya Savaşı öncesinin gergin ortamında neden bu denli geniş çaplı bir tasfiye faaliyeti içerisine girdiği ise, tarihçiler arasında bugün bile tartışılıyor.
Yaygın kanı; Stalin, savaş çanlarının çaldığı 1937 tarihinde, dış güçler tarafından kendisine yönelik Kızıl Ordu içerisinde beşinci kol faaliyetlerinin yürütüldüğe inandığı. Kızıl Ordu’da bazı generallerin darbe yapacağı yönündeki dedikodular ve söylentiler, Stalin’i bir paranoya içerisine sürüklemişti.
Genel Kurmay Başkanı olarak görev yapan ve daha sonra 1935 yılında Mareşal rütbesine ulaşan Mihail Tuhaçevski, Kızıl Ordu’da büyük bir dönüşüm hareketi başlattı. O zamana kadar çoğunluğu köylülerden oluşan Kızıl Ordu, Mihail Tuhaçevski tarafından ortaya konan “derin harekât” doktrini çerçevesinde modernize edildi, ordunun siyasallaşmasına neden olabilecek faaliyetler engellenmeye çalışıldı. Ancak Mihail Tuhaçevski’nin bu çabaları Stalin’de tedirginliğe ve rahatsızlığa neden oldu.
Kızıl Ordu’nun 15 Temmuz’u
11 Haziran 1937 sabahında Stalin’in Savunma Bakanı olan ve aynı zamanda Mareşal Tuhaçevski ile kişisel düşmanlığı bulunan Kliment Voroshilov, aralarında Tuhaçevski’nin de bulunduğu üst düzey generalleri Almanya ile birlikte hareket ederek Stalin’i devirmeye çalışmak suçlamasıyla tutuklattı. 1980’den sonra açılan Sovyet arşivleri, Tuhaçevski’nin Almanya lehine darbeye yelteneceği yönündeki iddiaların asılsız olduğunu ve darbe iddiasının Stalin’e sadakat ile bağlı olmayan askeri personelin tasfiyesi için uydurulduğunu ortaya çıkardı.
Tuhaçevski’ye ağır işkenceler yapıldı ve zorla diğer arkadaşlarının isimleri söylettirildi. Aile üyeleri Gulag esir kamplarında hayatlarını kaybetti, kendisi de vurularak idam edildi. Tuhaçevski’nin ölümü Kızıl Ordu’da domino taşı etkisi yaptı. İhanetle suçlanan birçok asker, işkenceden kurtulabilmek için silah arkadaşlarının isimlerini verdi, onların da darbeci olarak yargılanmalarına, tutuklanmalarına ve hatta bazılarının idam edilmelerine neden oldu.
Sadece Stalin’e sadık olanlar canını kurtardı
1937 yılında, Kızıl Ordu’da bulunan toplam 5 Mareşal’den 2’si idam edildi ve 1’i hapiste hayatını kaybetti. Sadece Stalin’e sadık olan Voroshilov ve Budennin görevlerine devam etti. Üst rütbeli subayların %45’i ordudan atıldı, hatta bazıları idam edildi. (Albay-Mareşal rütbesindeki 837 subayın 720’si Kızıl Ordu’dan atıldı.) 1941 yılına gelindiğinde, Askeri Konsey’de bulunan 85 askerden 71’i hayatını kaybetti.
Kızıl Ordu’da yapılan kitlesel kıyımdan sonra üst düzey görevlere Stalin’e sadık politikacıların yakınları getirildi. “Büyük tasfiye” sonrasında oluşan atmosfer ve şüphe ortamı orduda emir komuta birliğine ve askeri hiyerarşiye ağır hasar verdi. Silah arkadaşlarının idam edildiği bir ortamda göreve gelen yeni komutanların büyük çoğunluğu, gerekli askeri tecrübeden ve bilgi birikiminden yoksun kişilerdi. Kararlarında ve uzmanlık gerektiren askeri değerlendirmelerde tamamen politikacıların yönlendirmeleri etkili oldu.
TASFİYE HİTLER’İN İLERLEMESİNİ SAĞLADI
Kızıl Ordu’da yapılan tasfiyeler, askeri tecrübenin yok olmasına ve emir komuta birliğinin bozulmasına neden olduğu için, Sovyetler Birliği II. Dünya Savaşı’nın başında Almanya karşısında hezimete uğradı. Hitler’in hızlı ilerleyişi bu zaaf sebebiyle oldu. Diğer bir ifadeyle, Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı’na modern savaşın doğasından habersiz, yeteneksiz ve tecrübeden yoksun askerler ile girdiği için başarısız oldu. Askeri karar alma mekanizmanın bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırılması ve parti politikalarına ayrı davranışların şiddetli bir şekilde cezalandırılması (aile fertlerini kapsayacak şekilde), komutanların karar karar alma becerilerini felç etti. Örneğin askerlerin kendi aralarında Tuhaçevski tarafından ortaya atılan “derin harekat” doktrininden bahsetmeleri, hain damgası yemeleri için yeterli bir sebepti.
Bunların yanında Kızıl Ordu’ya personel yetiştiren eğitim kurumlarında yıllar içerisinde oluşturulan tecrübe büyük tasfiye ile yok edildi. 1938 yılında Sovyet Askeri Akademisi’nde bulunan 167 kadrodan sadece 106’sına personel atanabildi. Daha önce görev yapan 94 kişiden 15’i hakkında ihraç kararı verilmiş ve 61’i hakkında ise soruşturma devam etmekteydi. 40 olması gereken profesör kadrosuna sadece iki kişi atandı. Subay eksikliğini tamamlamak için normalde 4 yıl olan eğitim süresi 2 yıla düşürüldü. 1937 ile 1938 yılları arasında orduya katılan subayların birçoğu, sistemli bir eğitim yerine kısa süreli kurslar aldı. Yaşanan hadiselerin doğal sonucu olarak askeri eğitim kurumlarında meydana gelen tahribat, orduya yeni katılacak olan askeri personelin de niteliksiz olarak yetişmesine neden oldu. II. Dünya Savaşı öncesinde oluşturulan yeni askeri birlikler nedeniyle asker sayısını hızlı bir şekilde artırılması da Kızıl Ordu’da ahengin bozulmasında neden oldu. 1941 yılına gelindiğinde ordudaki subayların %75’i bir yıldan daha az bir tecrübeye sahipti.
Bugün Kızıl Ordu’nun yaşadığı sürecin bir benzeri Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) yaşanıyor. TSK tamamen siyasallaşmış durumda. Terfilerde liyakatin yerini Erdoğan rejimine sadakat aldı. Harp okullarına öğrenci temininde selefi eğitimlerini gizlemeyen SADAT adlı kuruluş etkin. TSK’nın kurmay kadrosu tamamen tasfiye edildi, F-16 pilotlarının eğitilmesi için Pakistan Hava Kuvvetlerinden eğitmen subaylar getiriliyor. Bir zamanlar devletin bekasını, ülkenin itibarını uluslararası hukuku her şeyin üzerinde tutan TSK, yaşanan tasfiyeler sonucunda bugün Libya’da Erdoğan rejiminin silah ticaretinin koruyucusu, Suriye’de selefi cihatçı yapıların hamisi haline geldi. Umarız tarih tekerrür etmez ve Rus halkının Kızıl Ordu’da yaşananlara karşı takındığı sessizliğin bedelini II. Dünya savaşında ödediği gibi, Türk halkı da bugün TSK’ya yapılanlar karşısında takındığı derin uykudan savaş çığlıklarıyla uyanmaz.
medyabold
Devamını Oku »

Sendikaların kıdem düzenlemesine tepkileri artıyor

İşçi ve işvereni istememesine rağmen hükumetin yapmak istediği kıdem düzenlemesine tepkiler artıyor. Son olarak Belediye-İş Başkanı Yurdakul, emeklinin gelirini artırmak için kıdeme dokunulmamasını istedi.

BOLD – Hükumetin kıdem tazminatında değişiklik hazırlığına sendikaların tepkisi artarak büyüyor. Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul da kıdem tazminatını fona dönüştürme girişimine sert tepki gösterdi.

EMEKLİYE, İŞÇİYE GETİRDİĞİ BİR ŞEY YOK

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre Yurdakul, hükumete “Emeklinin geliri artacakmış. Elinizi tutan mı var? Emeklilerin durumunu hemen düzeltin. Kıdeme dokunmayın” dedi. Yeni sistemin işçiye, emekçiye getirdiği hiçbir şey olmadığını belirten Yurdakul, “Finans çevrelerine rant alanı yaratılmaya çalışılıyor. Kıdem fona dönüştürülürse bu, işçi sınıfının her şeyinin elinden alındığı anlamına gelir” yorumunu yaptı.

EMEKÇİLERİ KIZILAY’DA TOPLAYIN

Yeni sistemle işçilerin büyük zarara uğrayacağını savunan Yurdakul, “Emeklilerin durumu malum. İnsanlar geçinmek için 50-60 yaşında ikinci iş arıyor” dedi. Görüşlerini Türk-İş Başkanlar Kurulu’nda da dile getirdiğini belirten Yurdakul, “Türk-İş yönetimine de söyledim. Ya bu çalışmaya son verdirin ya da emek dostlarını, emekçileri Kızılay’da toplayın. Kaynak yaratmak için kıdeme el konulamaz. El koymaya kalkanlar demokratik zeminde bunun karşılığını görür. Bu düzenlemeye emek kesiminden her kim ‘evet’ diyorsa, temsil ettiği insanlara, işçilere ihanet eder” dedi.

 

Korona da son durum: Can kaybı 21, 1304 yeni vaka

medyabold
Devamını Oku »

Patronlar kesintinin arttırılmasındaki rahatsızlığı Saray’a iletti

İşçi ve işverenin talebi olmamasını rağmen kıdem tazminatını gündeme alan hükumet, işsizlik sigortasında işveren payının arttırılması için de çalışmalar yürütüyor. Bu durumdan rahatsız olan iş insanları, durumu TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu aracılığı ile Erdoğan’a iletti.

BOLD – Hükumetin hazırlıklarını sürdürdüğü istihdam kalkanı paketi ile işsizlik Sigortası Fonu için işverenlerden yapılacak kesintinin yüzde 2’den yüzde 4’e çıkarılmasına işveren örgütleri itiraz etti.

İTİRAZLAR ERDOĞAN’A İLETİLDİ

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile tarafların önceki günkü görüşmesine işverenler adına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol katıldı. Alınan bilgiye göre kendilerinden yapılacak kesintinin artırılmasına karşı çıkan işverenler itirazlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da iletti.

“LÜTFEN YÜKÜMÜZÜ DAHA FAZLA ARTTIRMAYIN”

İşverenlerin “eğer düzenleme çıkarsa pandemi döneminde işverenlere yapılan destek, 6 ay sonra geri alınmış olacak” şeklinde yorumlar yaptığı öğrenildi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de önceki gün,“İşsizlik sigortasında işveren payının artırılacağı söyleniyor. Lütfen yapılan bu yeni çalışmalarda bizim yükümüzü daha fazla artırmayın” demişti.

Korona da son durum: Can kaybı 21, 1304 yeni vaka

medyabold
Devamını Oku »

Halk para cezasına rağmen maskesiz çıkıyor

Açık alanlarda maske takma zorunluluğu getirilen İstanbul, Ankara ve Bursa’da yasağa rağmen pekçok kişi sokağa maskesiz çıktı. Polisler maske takmayanlara 392 TL ceza kesti.

BOLD – İstanbul, Ankara ve Bursa’da, açık alanlarda maske takma zorunluluğu getirilmesine rağmen bazı vatandaşların maskesiz dolaştığı görüldü. Polis, maske denetimlerini sıklaştırdı. Takmayanlara ceza kesildi.

MASKESİZ GEZENLERE CEZA KESİLDİ

İstanbul Beşiktaş İskelesi’ndeki pekçok kişinin maskeyi ellerinde ve çenesinin altında taşıdığı dikkat çekti. Taksim’de de bazı vatandaşların maskesiz dolaştığı görüldü. Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından meydanda maskesiz dolaşanlara maske dağıtıldı. Polis ekipleri de vatandaşları uyardı ve maske takmayanlara 392 TL ceza kesti.

Korona da son durum: Can kaybı 21, 1304 yeni vaka

 

medyabold
Devamını Oku »

10 günlük bebeği ve 2 yaşındaki kızıyla tutuklandı

Lohusa anne Eylem Oyunlu, 10 günlük bebeği ve 2 yaşında kızı olduğu halde dün gece tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderildi.

BOLD – Diyarbakır Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Eylem Oyunlu (27), 10 günlük bebeği ve 2 yaşındaki kızıyla tutuklandı.

Örgüte yardım ettiği iddiasıyla Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan ifadesi ardından Lice Sulh Ceza Hakimliği’ne tutuklama istemiyle sevk edilen Oyunlu tutuklandı. Oyunlu, henüz kimliği bile olmayan 10 günlük bebeği ve kızıyla birlikte Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

ANNESİ VE KARDEŞLERİ DE TUTUKLU

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Diyarbakır Lice’de 14 Nisan’da başlatılan askeri operasyon ardından gözaltına alınan Oyunlu’nun annesi Dilber, kardeşleri Tuba ve Harun Oyunlu 20 Nisan’da örgüt üyesi olmak ve örgüte yardım etmek iddiasıyla tutuklamıştı.

“BAŞINIZ GÖĞE Mİ ERDİ?”

Oyunlu’nun tutuklanmasına tepki gösteren HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Lohusa kadın ve bebeği cezaevinde! Başınız göğe erdi, değil mi?” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

AYM’den Selahattin Demirtaş kararı: Kişi hürriyeti ve güvenliği ihlal edildi

Selahattin Demirtaş’ın başvurusunu inceleyen AYM, Demirtaş’ın tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine hükmetti.  

BOLD – 4 Kasım 2016’dan buyana tutuklu bulunan eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, 2 Eylül 2019’da yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında tahliye kararı çıkmıştı. Demirtaş’ın hakkında verilen tahliye kararının hemen ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Demirtaş’ın yargılandığı aynı dosyadan bir başka soruşturma açarak tekrar tutuklanmasına neden oldu.  

Anayasa Mahkemesi (AYM),  Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk süresinin azami süreyi aşması ve tutukluluk incelemesinin yapılmamasıyla ilgili başvurusunda hak ihlali kararı verdi. 

AYM, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğini kararlaştırdı. Mahkeme Demirtaş’a 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. 

Tutukluluk incelemesinin yapılmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiği iddiasının “konu bakımında yetkisizlik” gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar veren AYM, tahliye talepleri ve tutukluluğa itirazların karara bağlanmamasının ihlal olduğu başvurusunu ise “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez buldu. 

Ayrıca kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı ve Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildi. 

AVUKATI: DEMİRTAŞ’IN SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR 

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Benan Molu, Demirtaş’ın cezaevinde tutulduğu sürenin göz önünde bulundurulduğunda derhal tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Molu, AYM’nin hak ihlali kararıyla ilgili şunları söyledi: 

“Demirtaş 20 Eylül 2019’da, şüphelisi olmadığı bir soruşturma kapsamında 4 Kasım 2016’dan beri isnat edilen delillerle fakat farklı suç isnadıyla tekrar tutuklanmıştı. AYM kararında özellikle tutuklamanın hukukiliğiyle ilgili verdiği ilk kararının arkasında olduğunun ve ikinci tutuklulukla ilgili başvurumuzun incelemede olduğunun altını çizmiş. İkinci tutukluluk, ilk tutukluluğun devamı niteliğinde olduğu için Demirtaş’ın 20 Eylül 2019’dan beri cezaevinde kaldığı her gün, verilen bu makul süreyi aşan tutukluluğun devamıdır ve Demirtaş’ın serbest bırakılması gerekmektedir.” 

Twitter hesabından açıklama yapan Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman da “Bu kararın önemi, 20 Eylül 2019 tarihinde verilen ve hala devam eden ikinci tutukluluğa etkisi olacaktır. AYM bu karar ile 6-8 Ekim olayları nedeniyle Demirtaş’ın 4 Kasım 2016 ile 2 Eylül 2019 tarihleri arasındaki tutukluluğunu makul bulmayıp ihlal kararı verdiğinden ve ikinci tutuklaması da aynı sebebe dayandığından bu ikinci kararın bir geçerliliği kalmamıştır. Kısaca Demirtaş, 6-8 Ekim olayları nedeniyle tutuklu kaldı ve bu kararla da ihlal tespit edildi; ikinci tutuklama aynı sebebe dayandığından derhal buna son verilmelidir” ifadelerini kullandı. 

11 yıl sonra gelen adalet! O polis ‘adam öldürmeye teşebbüs’ten yargılanacak

medyabold
Devamını Oku »

“Trump, Halkbank sorununun savcılar değiştiğinde çözüleceğini Erdoğan’a söyledi”

Donald Trump’ın 17 ay boyunca Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yapan John R. Bolton yeni kitabında, ABD Başkanı’nın sevdiği ‘diktatörlere’ destek verdiğini, Halkbank soruşturmasına sürekli olarak karışma eğiliminde olduğunu yazdı.

BOLD – ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Beyaz Saray’da görev yaptığı döneme ilişkin anılarını kaleme aldığı kitapta ABD Başkanı Donald Trump’ın “sevdiği diktatörleri kayırdığını” yazdı. Bolton, buna örnek olarak de Trump’ın Türkiye ve Çin’le ilişkilerini gösterdi.

Salı günü satışa çıkacak “The Room Where It Happened” (Olayın Gerçekleştiği Oda), henüz piyasaya çıkmadan amazon.com’da en çok sipariş edilen kitap oldu.

ABD’nin önde gelen gazeteleri, piyasaya çıkmadan edinip inceledikleri kitabın içeriğinin bir kısmını aktardı.

“TRUMP, SEVDİĞİ DİKTATÖRLERİ KAYIRIYOR”

New York Times’a göre Bolton, Trump’ın Halkbank davasına müdahale etmek istediğini, bunu da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için yaptığını yazdı.

Washington Post’un haberinde, ”Bolton (kitabında), Trump’ın Erdoğan ve (Çin Devlet Başkanı) Xi gibi otoriter liderlere iyilikler yapma kararlılığından duyduğu endişeler nedeniyle 2019’da Adalet Bakanı William Barr’la bir görüşme ayarladığını söylüyor. Bolton, Barr’ın da Başkan’ın davranışının yarattığı görünümlere dair aynı endişeleri paylaştığını yazıyor” ifadesine yer verildi.

Bolton ayrıca Trump’ın yeniden ABD Başkanı seçilmek için Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’den yardım istediğini, Çin’in ABD’den daha fazla tarım ürünü almasını talep ettiğini öne sürdü.

ERDOĞAN’DAN TRUMP’A NOT: HALKBANK MASUM

Washington Post’un haberine göre, kitapta Bolton, 2018 yılının Mayıs ayında Erdoğan’ın Başkan Trump’a, İran yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle New York Güney Bölgesi Savcısı’nın soruşturması altındaki bir Türk şirketinin suçsuz olduğunu savunan bir not verdiğini anlattı. Kitaptan yapılan alıntıda şirketin ismi belirtilmiyor ancak haberde bu şirketin Halkbank olduğunun tahmin edildiği ifade ediliyor.

Bolton, ”Trump Erdoğan’a, meseleyi halledeceğini söyledi ve Güney Bölgesi savcılarının kendisine değil Obama’ya yakın kişiler olduğunu anlattı. Bunların yerine kendisine yakın kişiler geldiğinde sorunun çözülebileceğini belirtti” diye yazdı.

“YARGIYA MÜDAHALE YAŞAM TARZINA DÖNÜŞTÜ”

New York Times’ın kitapla ilgili haberine göre de, Bolton, Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar’ın azil soruşturmasını sadece Ukrayna’yla sınırlamasını eleştiriyor. Gazete, Bolton’un, ”(Demokratlar) Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaranmak için Halkbank ya da Xi’ye iyilik olsun diye Çin şirketi ZTE gibi şirketlere yönelik soruşturmalara müdahale etme niyetini de incelemeleri gerekirdi” diye yazdığını bildirdi.

John Bolton kitapta Trump’ın yargıya müdahalesinin “bir yaşam tarzına dönüştüğünü” yazdı.

KUSHNER VE ALBAYRAK ARASINDA “DAMATLAR HATTI”

Washington Post’a göre Bolton, Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’in, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la görüşmeyi planladığını da anlatıyor:

“(Dışişleri Bakanı Mike) Pompeo ve (Maliye Bakanı Steven) Mnuchin’i bu yeni ‘damat kanalı’ konusunda bilgilendirdim ve her ikisi de sinirlendi. Pompeo çok öfkelenmişti. Çünkü bu Kushner’ın (aslında hiçbir zaman hazır olmayan Ortadoğu Barış Planı ile birlikte) yapmaması gereken uluslararası ilişkiler müzakerelerinde bulunduğu bir başka örnekti.”

POMPEO: TRUMP, PİSLİĞİN TEKİ

Bolton’un kitabında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hakkında geçen bir anekdot ise oldukça ilginç. Bolton, 2018 yılında Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile yapılan görüşmede Pompeo’nun kendisine bir kağıt uzattığını ve bu kağıtta “O, (Trump) pisliğin teki!” yazdığını belirtiyor. Bu olaydan bir ay sonra Pompeo’nun ABD’nin Kuzey Kore diplomasisi hakkında “başarıya ulaşma ihtimali sıfır” dediğini söylüyor.

TRUMP, KİTABIN ÇIKIŞINI GECİKTİRMEK İSTİYOR

Daha önce Trump yönetiminde daha alt kademelerde yer alan kişilerin kitapları da piyasaya çıkmıştı fakat Bolton, kitap yazan en üst düzey eski görevli oldu.

Trump yönetimi gizli bilgiler içerdiği gerekçesiyle Bolton’ın kitabının basımının durdurulması için dava açmıştı.

Trump yönetimi, kitabın Kasım ayında yapılacak seçimlerden önce çıkmasını engellemeye çalışıyor ve kitabın ertelenmesini istiyor.

Bazı Trump karşıtları da Bolton’u, Trump’ın Kongre’de yargılanması sürecinde adım atmayarak sonradan 2 milyon dolarlık kitap anlaşması yaptığı için eleştirmişti.

Bolton Nisan 2018’de getirildiği Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini Eylül 2019’a kadar sürdürmüştü.

Trump Bolton’ı özellikle İran konusundaki görüş ayrılıklarından dolayı görevden aldığını söylemiş, Bolton ise kendisinin istifa ettiğini açıklamıştı.

Erdoğan’ın A takımından Libya’da kritik temas

medyabold
Devamını Oku »

15 santim büyüklüğündeki kistle cezaevinde yaşıyor

Denizli’de tutuklu biyoloji öğretmeni Zeynep Türkan’ın yumurtalığında 15 santim büyüklüğünde kist oluştu. Acil ameliyat olması gerekiyor. Türkan’ın annesi, “Kızım hapse girdiğinde hiçbir şeyi yoktu” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Evlilik hazırlığı yaparken tutuklanıp Denizli T Tipi Cezaevine gönderilen biyoloji öğretmeni Zeynep Türkan’ın yumurtalığında kist oluştu. 5 aylık hamileymiş gibi görünen Türkan’a doktor, kistin hemen alınması gerektiğini ve riskli bir ameliyat olacağını söyledi. 29 yaşındaki genç kızın anne olamama ihtimali bulunuyor.

ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDI

Manisa’da özel bir yurdun müdürlüğünü yaptığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında 28 Ekim 2016’da gözaltına alınan Türkan, 20 gün kaldığı gözaltında çıplak aramaya maruz kaldı. Yaşadığı bu olaydan çok etkilenen, annesinin ifadesiyle “bunu nasıl yaparlar diye çıldıran” Türkan, iki yıl önce hapiste hastalandı. Koğuşta bayılınca hastaneye kaldırılan Türkan’ın yumurtalığında kist teşhis edildi. O günden beri hapishane koşullarında iyi bir sağlık hizmeti alamadığı için kistin boyutu gün geçtikte büyüdü. Şu an 15 santim olmuş durumda.

Zeynep Türkan’ın kistten dolayı karnında oluşan şişkinlik 6 Mart 2020’de yapılan son görüşte çekilen bu fotoğrafta belirgin bir şekilde görülüyor. Zeynep Türkan annesi Reyhan Koca: “Kızımı dört aydır da görmedik. Telefon görüşünde karnım daha da büyüdü anne dedi.”

İKİ KEZ KURULA ÇIKTI

İki kez kurula çıkan Türkan’ın ceza infaz talebi, heyetin verdiği ‘ameliyata gerek yok’ raporları nedeniyle reddedildi. En son 9 Haziran 2020’de doktora görünen Türkan’ın ameliyat olması gerekiyor. Bold Medya’ya konuşan Zeynep Türkan’ın annesi Reyhan Koca, “Kızım hapse girdiğinde hiçbir şeyi yoktu. Sıkıntıdan hastalandı. Zayıflıyor orada ama karnım hiç erimiyor anne diyor. Doktor derhal alınması lazım dedi, ameliyat riskliymiş. Rahmi de alınması gerektiği söylendi. Kızım ben daha evlenmedim diyor. Biz üzülmeyelim diye pek bir şey de anlatmıyor. 20 gün gözaltında tuttular kızımı. Kapalı spor salonunda taşlarda yattı. Çıplak arama yaptılar. Kızım çıldırmıştı bunu yaparsınız diye.” ifadelerini kullandı.

Zeynep Türkan annesiyle birlikte bir görüş gününde, Denizli T Tipi Cezaevi, 6 Mart 2020.

“BENİM KIZIM HARF ÖĞRETTİ ÖĞRENCİLERİNE”

Reyhan Koca, kızının tutuklanmasındaki sebeplere de inanamadığını belirtti: “Yurdun muhasebecisi adını verdiği için tutukladılar kızımı. 150 öğrencisi vardı, yanlış hatırlamıyorsam. Çocukların aileleri tabi ki Zeynep’e telefon ediyordu. Çocuğum geldi mi, gelmedi mi diye. ‘Bu adam seni niye aradı’ diye soruyorlar ifadesinde. Bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum diyorlar. Benim çocuğum harf öğretti öğrencilerine. Başka bir şey değil. Bylock dökümünü verdiler bize. ‘Kermese gidiyoruz, orada Kuran okuyacağız, burada kısır yiyeceğiz’, konuşmaları bu şekilde. Biz Bylock maylok kabul etmiyoruz. Kızımın hiçbir günahı, suçu yok.”

“BUNU NASIL YAPARLAR DİYE ÇILDIRMIŞTI”

Hastanelere kelepçe ile götürülen tutuklu hastaların yaşadığı sorunlardan biri de bazı doktorların muayene sırasında insanlara ‘hasta’ değil ‘suçlu’ gibi davranması. Zeynep Türkan da benzer tavırlarla karşılaştı. Reyhan Koca’nın verdiği bilgiye göre genç kız bir doktorun, “Sana rapor yazayım da git yine suç işle gel” ithamlarına maruz kaldı.

DOSYASI YARGITAY’DA

Ekim 2016’da nişanlanan Zeynep Türkan’ın nişanlısıyla görüşebilmek için cezaevindeyken resmi nikahı kıyıldı. 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Türkan’ın dosyası  Yargıtay tarafından onaylandı.

EN SON 9 HAZİRAN 2020’DE DOKTORA GÖRÜNEN ZEYNEP TÜRKAN’A VERİLEN HASTANE RAPORLARI

 

medyabold
Devamını Oku »

Man Adası kararını Kemal Kılıçdaroğlu lehine bozan hakime ceza

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi, 4 bin 628 kişilik yaz kararnamesini tamamladı. Buna göre 18 ilin başsavcısı değişirken, İstanbul, Ankara ve İzmir başsavcıları koltuğunu kaybetmedi.

BOLD – Yaz kararnamesini tamamlayan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, 4 bin 628 kişilik değişikliğe imza attı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün daha önce isim vermeden işaret ettiği yargıdaki ‘İstanbul Grubu’ dağıtılamadı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Man Adası açıklamaları sebebiyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a 679 bin liralık tazminat ödemesine dair kararları bozan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 4. Hukuk Dairesi Başkanı Fatih Kılınçaslan, görevden alınarak düz hâkim yapıldı.

SURİYELİ EL HEMDANIN KATİLİ POLİSE DAVA AÇAN YURDAGÜL’E KIRŞEHİR DÜŞTÜ

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre HSK Birinci Daire, 4 bin 163’ü adli, 465’i idari 4 bin 628 hakim ve savcının görev yerini değiştirdi. Kararname ile Adana, Bolu, Gaziantep, Mardin gibi illerin olduğu 18 şehrin başsavcısı da yeni görevlendirme aldı. Bolu Cumhuriyet Başsavcısı Önder Yaman, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’ne atandı. Adana’da Suriyeli Ali El Hemdan’ı öldüren polisi tutuklatan ve polise kasten öldürmeden dava açan Adana Başsavcısı Ömer Faruk Yurdagül, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na atandı.

BEYŞEHİR’E ATANAN TUBA ERSÖZ İLK BAŞÖRTÜLÜ BAŞSAVCI OLDU

Nazilli Cumhuriyet Savcısı Tuba Ersöz, Beyşehir Başsavcılığı’na atandı. Ersöz, ilk başörtülü başsavcı olarak kayıtlara geçti. Yargıçlar Sendikası Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Fikri Talman, İstanbul Anadolu Hakimliği’nden Van Hakimliği’ne sürüldü. Yargıçlar Sendikası Başkanı Ayşe Sarısu Pehlivan, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in ölümü üzerine yaptığı paylaşımlar sebebiyle açığa alınmıştı. Yargıçlar Sendikası Üyesi, Gebze Hâkimi İlker Çetin, isteği dışında Aksaray’a gönderildi.

28 ŞUBAT DAVASINDA ASKERLERİ TAHLİYE EDEN KÖKSAL YARGITAY’A

Deniz Feneri’ni soruştururken görevden alınan Ankara Cumhuriyet Savcısı Abdulvahap Yaren, Ankara BAM Cumhuriyet Savcısı oldu. 28 Şubat davasında tutuklu emekli askerleri tahliye eden Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tayyar Köksal, tenzil-i rütbe ile Yargıtay Savcılığı’na gönderildi. Alparslan Tufan, Durdu Özer, Mehmet Işık, Bülent Kayaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine atandı. Ankara’da Terörden Sorumlu Başsavcı Vekili Mustafa Başer, Yargıtay Savcılığı’na gönderildi. Ercan Devrim, Orhan Aydın, İbrahim Bozkurt, İstanbul’a yeni Başsavcı Vekili oldu.

Askerler Lice’deki uyuşturucu trafiğini nasıl yönettiklerini itiraf etti

medyabold
Devamını Oku »

Geçim zorluğu yaşayan emekliler asgari ücret istiyor

Aylıklarının enflasyon karşısında her geçen gün eridiğinden, kira ve faturalarını ödeyememekten şikayetçi olan emekliler, maaşlarının asgari ücret seviyesine çekilmesini talep etti.

BOLD – Türkiye Emekliler Derneği’nden (TÜED) SSK ve Bağ-Kur sigortalılarının taban emekli aylıklarının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi talebi geldi. Emekliler, TÜİK’in market verilerinin gerçekçi olmasından yakındı.

YAŞANANLAR 2020’NİN ZOR GEÇECEĞİNİN GÖSTERGESİ

TÜED Araştırma Merkezinin yayınladığı değerlendirme raporu, tüketici fiyatları (TÜFE) yüzdelerine göre yapılan artışlarla, emekli aylıklarının reel olarak korunamadığını ortaya koydu. Değerlendirmede, “TÜİK, enflasyon sepeti ve madde grupların hesaplamalara yansıma yüzdeleri hayatın gerçekleriyle bağdaşmıyor. Döviz kurlarında ve enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin etkisi ile maliyet kaynaklı enflasyon yaşanması, 2020 yılının zor geçeceğinin de bir göstergesidir” denildi.

1500 LİRA İLE GEÇİNİLMİYOR

Avrupa Birliği ülkelerinde genel enflasyon yanında “ücretliler geçinme endeksi” ile gerçekçi hesaplamalar yapıldığına dikkat çekilen raporda, Türkiye’de de ücretliler geçinme endeksi oluşturularak bu bilimsel hesaplama yöntemine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Raporda, “En düşük emekli maaşı 1.500 liraya çıkarılmıştı. Ancak bu miktarla bir ailenin hayatını idame ettirmesi mümkün değil. Emekliler doğal gaz, elektrik, su faturalarını ödemekte büyük zorluk çekiyor, sıklıkla ödeyemiyorlar” denildi.

EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRET SEVİYESİNE ÇEKİLMELİ

TÜED’in raporunda “TÜİK’in rakamları, çarşıdaki fiyat artışlarının çok altında. Örneğin; sarımsak, soğan ve patatesin piyasa fiyatı, TÜİK’in iki katına yakın. TÜİK’in harcama sepetinde temsil yüzdeleri de gerçekçi değil. Gerçekçi bir değerlendirmede gıdanın payı yüzde 23 değil 35, konutun payı yüzde 14 değil 25 olmalı” denildi. Raporda, emekli aylıklarına gerçekçi yeni bir artış sistemi getirilerek taban aylıkların asgari ücret seviyesine çekilmesi istendi.

Askerler Lice’deki uyuşturucu trafiğini nasıl yönettiklerini itiraf etti

medyabold
Devamını Oku »

Nihat Özdemir’den ‘şike’ savunması: “Kendi ipimi kendim çekerim”

TFF Başkanı Nihat Özdemir, Fenerbahçe Disiplin Kurulunun savunma istemesi üzerine “Ben kendi ipimi kendim çekerim. Kimsenin çekmesine izin vermem” dedi. 2010-2011 şampiyonunun Fenerbahçe olduğunu söyledi.

BOLD – Türkiye Futbol Federasyonu(TFF) Başkanı Nihat Özdemir, Fenerbahçe’nin 2010-2011 sezonunda Fenerbahçe’nin hem TFF’nin sitesinde, hem adliyede hem de sportif olarak tescil edilmiş bir şampiyonluğunun olduğunu söyledi.

Sarı-Lacivertli camia Özdemir’in, bir röportajında “Futbolda şike tartışmalarını bitirmek için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?” şeklinde yöneltilen soruya, “Birçok ülkede böyle olaylar oldu. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de böyle bir olayı yaşadık. Hepimizin bildiği gibi o sezon 2010-11 sezonudur. 9 sezon geride kaldı. Biz 9 senedir herhangi bir şekilde bir şike olayına rastlamadık” cevabını vermesi üzerine tepki vermişti. Başkan Ali Koç, Başkanvekili Semih Özsoy, Özdemir’i sert bir dille eleştirmiş, Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük ise sözlerini düzeltmesi için TFF başkanına çağrıda bulunmuştu.

DİSİPLİN SORUŞTURMASI İÇİN SAVUNMA İSTENDİ

Fenerbahçe Disiplin Kurulu Başkanı Tayyar Başaran’ın Özdemir’e gönderdiği 9 Haziran 2020 tarihli yazıda, “Hakkınızda açılan disiplin soruşturması ile ilgili savunmanızı yapmak üzere soruşturma günü olan 7 Temmuz salı günü saat 16.00’da hazır bulunmanız, yazılı beyanda bulunmanız veya yasal bir temsilci görevlendirmenizi aksi halde Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği tüzüğünün 49. maddesinin 5. bendi uyarınca soruşturmanın yokluğunuzda yapılarak karar verileceği hususu bilgilerinize rica ederim” ifadeleri iplerin kopmasına neden oldu.
Nihat Özdemir bunun üzerine dün Fenerbahçe Spor Kulübü’ne gönderdiği cevapta, “09.06.2020 tarihli disiplin soruşturması yazınız 17.06.2020 itibarıyla tarafıma tebliği edilmiştir. İlgili yazı üzerine Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyeliğimden istifa ettiğimi bilgilerinize sunarım” diyerek tartışmalara noktayı koydu.

2010-2011 SEZONU ŞAMPİYONU FENERBAHÇE

Milliyet yazarı Attila Gökçe’ye gelişmeleri yorumlayan Özdemir, “Disiplin Kurulu mektubu 9 Haziran’da hazırlıyor ama 11 Haziran’da Vefa Küçük bana sözlerimi düzeltmem için bir mektup yolluyor. Bu nasıl bir iş? Hem TFF’nin sitesinde, hem adliyede hem de sportif olarak tescil edilmiş bir şampiyonluk var ortada. Hala bana sorular yöneltiyorlar. Neyin tartışması bu anlamış değilim. Ben kendi ipimi kendim çekerim. Kimsenin ipimi çekmesine izin vermem” diye konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

“Kurallara uymayı gevşettik, dikkat edersek başaracağız”

Toplumun önlem yorgunluğuna kapılıp kurallara uymayı gevşettiğini kaydeden Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, böyle davranmamak gerektiğini söyledi: “Dikkat edersek başaracağız.”

BOLD – Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, pandemiyle mücadelede gücün toplum eline geçtiğini belirtti. Önlem yorgunluğuna dikkat çeken Özkan, “Kuralları biliyor ama yapmıyoruz. Önemsememe, önlem yorgunluğu denilen tedbirden yorulma, tükenmişliğe girme olabiliyor” dedi.

VAKA SAYILARININ BİN 500’E TIRMANMASI ENDİŞE VERİCİ

Türkiye’nin yatak kapasitesi açısından Avrupa’nın en iyisi Almanya’ya eş durumda olduğunu iddia eden Özkan, “Yoğun bakım kapasitemizde Almanya’ya göre ikinci sıradayız ama diğer Avrupa ülkelerinden çok çok iyiyiz. Son dönem şehir hastanelerinin açılması salgın sürecinde bize inanılmaz destek oldu” ifadelerini kullandı. Vaka sayılarının bin 500’lere tırmanmasını ‘endişe verici’ diye tanımladı.

ALMANYA VE İTALYA’DAN BİRAZ DAHA ÜSTTEYİZ

“İtalya ve Almanya’nın eğrisiyle karşılaştırırsak aslında çok güzel gidiyorduk ama bugünlerde, ikisinin şimdilerdeki hallerinden biraz daha üstteyiz” diyerek toplumun normal hayatına dönmek istediğini belirtti. Vaka sayılarının günlük 200-300’e indirilmesi gerektiğini vurgulayarak normale tam anlamıyla dönmenin yolunun sosyal mesafe, maske ve el hijyeni kurallarına riayetten geçtiğini hatırlattı.

ŞİMDİYE KADAR EMEĞİN BOŞA GİTMEMESİ LAZIM

Toplumun kurallara uymayı bildiğini fakat yapmadığını dile getiren Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: “Önemsememe, önlem yorgunluğu denilen tedbirden yorulma ve tükenmişliğe girme olabiliyor. Bunları yapmamak gerekiyor. Dikkat edersek başaracağız. Şimdiye kadarki emeğimiz boşa gitmesin.”

Koronavirüs bir nesli vurdu: Gençlerin gelirine yüzde 10 tırpan

medyabold
Devamını Oku »

Allah affetsin Ali Hocam: 5 yıldızlı otele 6 saat için 100 bin lira

Diyanetin israfına koronavirüs de engel olamadı. Yerleşkesinde 332 kişilik salonu bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı, 200 kişilik toplantı için 5 yıldızlı otel kiraladı.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), Din İşleri Yüksek Kuruluna aday üyeleri belirlemek için Ankara’da bir toplantı düzenledi. Toplantıya 200 davetli katıldı. The Green Park Hotel’de gerçekleştirilen 6 saatlik yemekli toplantı için otele yaklaşık 100 bin lira ödendiği öğrenildi.

DİYANET’E ÇOK UYGUNA GELDİ

Diyanet’in, salgın döneminde 200 kişinin katıldığı toplantı için yerleşkesinde bulunan 332 kişilik eğitim merkezi yerine 5 yıldızlı The Green Park Hotel’i kiralaması tepki çekti. Toplantıyı organize eden Mice Turizm Organizasyon firması yetkililerine ulaşan Sözcü gazetesi firmanın, toplantının piyasa koşullarına göre çok indirimli bir fiyata yapıldığını söylediğini yazdı.

ÇOĞU TOPLANTILARI 5 YILDIZLI OTELLERDE

Devasa 11.5 milyar lira bütçeli Diyanet yaptığı harcamalarla sürekli kamuoyunun gündeminde. Çoğu toplantısını 5 yıldızlı otellerde gerçekleştiren DİB bu sebeple eleştirilerin odağında. Başkanlığın 15 Ocak’ta “Murakıplar Semineri”, 27-30 Ocak tarihleri arasında “Eğitim Görevlileri Semineri”, 18-24 Ocak ve 26 Ocak-1 Şubat tarihleri arasında da “4-6 Yaş Grubu Kur’an Kursu Öğreticilerine Yönelik Hizmet İçi Eğitim Semineri” adlı organizasyonların tamamını Antalya’daki 5 yıldızlı WOME Deluxe, Alan Xafira, Silence Beach Resor otellerinde gerçekleştirdi.

ALİ ERBAŞ’IN ARABA SEVDASI

Diyanet İşleri Başkanlığındaki israf bununla da bitmiyor. Eski Başkan Mehmet Görmez’in zırhlı Mercedes’inin ardından Ali Erbaş da lüks araç tutkunu çıkmıştı. AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) 1,5 milyon TL’ye satın aldığı lüks araç, kentteki müftülerin kullanması amacıyla İstanbul İl Müftülüğüne tahsis edildi. Audi A8 Long marka aracı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da İstanbul seyahatlerinde kullandığı belirtildi. İddiaya göre, değeri 1,5 milyon TL olan aracı çok beğenen Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, aracın Ankara’ya getirilmesini istedi. Diyanet kaynaklarından edinilen bilgiye göre sivil plakalı araç, Erbaş’ın Ankara içi gezilerinde ve memleketi Sakarya’yı ziyaretlerinde kullanıldı. 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nin ardından göreve gelen Ekrem İmamoğlu, aracı Erbaş’tan geri istedi. Diyanet yetkilileri, belediyeye teslim edilen aracın sadece İstanbul’da havalimanına gidiş geliş için kullanıldığını savundu.

Soylu’dan AKP’li vekilin eşinin inanılmaz yükselişini yazan gazeteciye: ‘Namusuzluktur’

 

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan’ın A takımından Libya’da kritik temas

İtalya Dışişleri Bakanı’nın Türkiye’ye yapacağı ziyaret saatler kala iptal edildi ve Tayyip Erdoğan’ın A Takımı Libya’ya gidip Sarraj ile görüştü.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da içinde bulunduğu heyet Libya’nın başkenti Trablus’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi.

Heyet, dün Ulusal Uzlaşı Hükumeti (UUH) Başbakanı Fayez Sarraj ile bir araya geldi. Görüşmede UUH’nin daha önce reddettiği ateşkes çağrısı ile Türk şirketlerin Libya’ya dönüşünün ele alındığı bildirildi.

İTALYAN BAKANA SAATLER KALA ERTELEME

Çavuşoğlu’nun dün Ankara’da İtalyan mevkidaşı Luigi Di Maio ile görüşeceği duyurulmuştu. Çavuşoğlu ve Di Maio’nun ortak basın toplantısına 1.5 saat kala İtalyan bakanın Ankara ziyaretinin yarına ertelendiği duyuruldu. Bu gelişmenin ardından İtalyan basını, Di Maio’nun ziyaretinin, Çavuşoğlu’nun Trablus’a gitmesi nedeniyle ertelendiğini, İtalyan tarafına ertelemeye ilişkin bilginin sabah saatlerinde verildiğini yazdı.

Türkiye benzer iptali Rusya’ya da yaptı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun 14 Haziran’da İstanbul’da Türk mevkidaşlarıyla Libya’da ateşkes ve siyasi süreç konusunu görüşecekleri toplantı son dakikada ertelenmişti.

Türkiye’den konuyla ilgili resmi açıklama gelmezken UUH, sosyal medya hesabı üzerinden Türk heyetinin Trablus’ta Sarraj ile görüştüğünü duyurdu ve ziyarete ilişkin fotoğrafları paylaştı. UUH’den yapılan açıklamada Türk heyetle görüşmede Libya’da yaşanan son gelişmeler ve iki ülke arasındaki işbirliğinin ele alındığı belirtildi.

Rus bakanların ziyaretinin, Türkiye’nin Sarraj ile ateşkes konusunu görüşmek için süre istemesi nedeniyle ertelendiği belirtilmişti. Libya’da son dönemde UUH güçlerinin General Halife Hafter öncülüğündeki Libya Ulusal Ordusu karşısında ilerleyişinden sonra Hafter’i destekleyen Mısır tarafından ateşkes çağrısı yapılmış, buna Rusya destek verirken UUH güçleri reddetmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ateşkesin “ölü doğduğunu” söylemişti.

A TAKIMINI GÖNDERMEDEN BEŞ TEPEDE GÖRÜŞTÜ

Bakanların kritik Libya ziyareti öncesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Çavuşoğlu, Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın ile MİT Başkanı Fidan’ın da katılımıyla sürpriz bir toplantı yapıldı. Erdoğan’ın programında yer almayan önceki akşamki toplantıda Libya konusunun ele alındığı belirtildi.

Almanya Dublin’i yeniden uygulayacak! Mülteciler ilk ayak bastıkları ülkeye geri gönderilecek

medyabold
Devamını Oku »

350 uçaklı THY’de 700’den fazla müdür var

Türkiye’de milyonlarca genç işsiz gezerken, zarar eden kamu kurumlarında AKP’lilere, çocuklarına, kardeşlerine yeni makamlar üretiliyor. 350 uçağı bulunan THY’de 700’ün üzerinde müdürün olması dikkat çekti.

BOLD – AKP, eski milletvekili, yönetici ve başkanlara kamuda kuruluşlarında koltuk vermeye devam ediyor. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yüce, ÇAYKUR Yönetim Kuruluna getirildi. Cumhurbaşkanı Danışmanı güreşçi Hamza Yerlikaya ve RTÜK Başkanı da geçen hafta kamu bankalarına atanmıştı.

THY’DE MÜDÜR SAYISI 700’Ü GEÇTİ

Cumhuriyet’ten Seyfettin Mete’nin haberine göre İyi Parti İstanbul Büyükşehir Meclis Üyesi Ali Kıdık, AKP İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak’ın kardeşi Ümmet Şenocak’ın THY Özel Kalem Operasyon Müdürü olarak atandığını açıkladı. Sosyal medyada atamalara ilişkin açıklamalarda bulunan Kıdık, “BDDK Başkanı ve THY OPET Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Akben’in oğlu Feyyaz Akben ise Yolcu Hizmetleri Müdürü oldu. THY batma noktasına gelmiş, adam müdür atama derdinde. THY müdür üretme fabrikası gibi” dedi. “THY’de bir uçağa iki müdür düşüyor” diyen Kıdık, “THY’nin toplam 350 civarı uçağı var 700 müdürü var” ifadelerini kullandı.

BAŞKANLIK İÇİN İSTİFA ETTİĞİ KURUMA YENİDEN ATANDI

AKP’li Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile Çaykur’da Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı. Resmi Gazete’de yayımlanan kararnamede Ekrem Yüce, Çaykur’da açık bulunan yönetim kurulu üyeliğine atanırken, 2003-2011 arasında Çaykur Genel Müdürlüğü görevini yürüten Yüce, 31 Mart yerel seçiminde AKP’den Sakarya Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı için genel müdürlük görevinden istifa etmişti. Yüce, hem Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı hem de Çaykur Yönetim Kurulu üyeliği görevini yürütecek.

ÜNİVERSİTE AİLE ŞİRKETİNE DÖNMÜŞ

AKP Çorum Milletvekili ve eski Ensar Vakfı Başkanı Erol Kavuncu’nun Ş.K. ve S.K. adlı kızlarının öğretim görevlisi olarak, kardeşi A.’nın da şoför olarak Hitit Üniversitesi’nde işe alındığı ortaya çıktı. Ş.K’nin yüksek lisansa başladığı 2015’te Sungurlu Meslek Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak, babası milletvekili olduktan sonra 2018’de de eğitimi sürerken üniversitenin Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde göreve başladığı belirtildi. Kavuncu’nun kızı S.K.’nin de üniversitede yüksek lisansa başladığı ve belediyede işe alındığı belirtildi.

Bekçiye zor ve silah yetkisi veren kanun yürürlükte!

medyabold
Devamını Oku »

Soylu’dan AKP’li vekilin eşinin inanılmaz yükselişini yazan gazeteciye: ‘Namusuzluktur’

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sözcü gazetesindeki Saygı Öztürk imzalı ‘Trabzon böyle yükseliş görmedi’ haberine sosyal medya hesabından hakaret içeren paylaşımla cevap verdi.

BOLD- Sözcü yazarı Saygı Öztürk bugünkü yazısında, AKP Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu’nun eşi Ali Ayvazoğlu’nun hızlı yükselişini kaleme aldı. ‘Trabzon böyle yükseliş görmedi’ adlı yazısında Öztürk , Trabzon belediyesinde işçi kadrosunda bulunan Ali Ayvazoğlu, Bahar Ayvazoğlu ile evlendikten kısa bir süre sonra, önce Özel Kalem Müdürlüğüne, daha sonra da Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne kadar yükseldiğini yazdı.

USTA GAZETECİ SAYGI ÖZTÜRK’E TEPKİ

Öztürk yazısında ayrıca, Bahar Ayvazoğlu ile tanıştığı yıllarda evli olan Ali Ayvazoğlu’nun eşinden ayrılarak AKP’li milletvekili ile evlendiği bilgisini de aktardı. Bu ifadeler İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu kızdırdı. Sosyal medya hesabından Öztürk’ün yazısına tepki gösteren Soylu, ‘Namusuzluk ifadesi kullandı.

Soylu paylaşımında Ayvazoğu çiftini tanıdığını belirterek, ”İnsanlık görevimi yapıyorum. Saygı Öztürk’ün bu yazısı namussuzluktur. Bahar Hanım ahlaklı, faziletli bir kadındır. Ali Beye minnettarız. Trabzon turizmini ayağa kaldırdı. Bugünden sonra bu namus düşmanını kim muhatap alırsa, gözümde aynı namussuzluğun ortağıdır, haysiyet celladıdır” ifadelerini kullandı.

Dört maaşlı Hamza’ya AKP’den ‘vatan sevgisi’ ile destek

medyabold
Devamını Oku »

Askerler Lice’deki uyuşturucu trafiğini nasıl yönettiklerini itiraf etti

Lice Jandarma Komutanı’nın uyuşturucu çetesini yönetmekle yargılandığı davada, askerler bütün tezgahı itiraf etti. İşte devlet eliyle uyuşturucu ticareti haritası…

BOLD – Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 8 kilo 660 gram esrarla yakalanan uzman çavuş Ferhat Ö. ve onunla birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle 29 Kasım 2019’da tutuklanan Lice Merkez İlçe Jandarma Komutanı Astsubay Hakan K, aynı karakolda görevli uzman çavuşlar Kemal T. ve Osman T. ile mahalle muhtarları Abdullah Y. ve Necat İ. hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, “Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” ile “zimmet” suçlarından tutuklu olan 4 asker ile tutuksuz yargılanan iki mahalle muhtarının 10 ile 27 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmaları istendi.

İddianamede, tanık beyanları ve tutuklanan askerin itirafları, askerlerin hesap hareketleri, iletişim tespitleri, narkotik operasyonlarda PKK’nin “finans kaynağı” olarak gösterilip devletin el koyarak depoya koyduğu esrarın askerlerce nasıl piyasaya sürüldüğünü ve narkotik operasyonları öncesinde uyuşturucu tacirleri ve askerler arasındaki ilişkilere dair bilgiler yer alıyor.

MUHBİRLER İFADE VERDİLER

Soruşturmada “Y” ve “X” rumuzlu iki muhbirin verdiği ifadelerde, sanık olan askerlerin Lice İlçe Jandarma Komutanlığı yerleşkesinde bulunan adli emanet deposundaki uyuşturucu maddeleri yine aynı aracılar vasıtasıyla sattıkları şeklinde beyanda bulundu. Bu beyanlar üzerine uyuşturucu ticareti yapan, emanetteki esrarı zimmetine geçirdiği belirtilen 1’i karakol komutanı ve 3 asker ile esrar imalatı ve ticareti yaptığı iddia edilen A.Y ve N.İ. takibe alındı. Sanık uzman çavuş Ferhat Ö’nün uyuşturucu sevkiyatı yapacağı yönünde ihbarı alınması üzerine 26 Kasım 2019’da Mermer Karakolu’nda durdurulan aracında yapılan aramada aracın arka bagajındaki sırt çantası içinde 8 kilo 660 gram esrar bulundu. Aynı günü yapılan operasyonda diğer şüpheli askerlerde gözaltına alındı.

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANDI

Sanık Ferhat Ö, kollukta verdiği ifadesinde etkinlik pişmanlıktan yaralanmak istediğini belirterek, bu nedenle yaptığı uyuşturucu ticareti ile ilgili samimi itiraflarda bulanacağını söyledi. Araçta bulunan uyuşturucuyu Lice ilçe Jandarma Komutanlığındaki adli emanet deposundan aldığını ve Diyarbakır Merkezinde ikamet eden İbrahim adlı şahsa satmak için anlaştığını belirten Ferhat Ö. bu anlaşmadan Uzman Çavuş Kemal T. ve depo sorumlusu Osman T’nin bilgisinin olduğunu ifade etti. İfadesinin devamında içinde bulundukları uyuşturucu trafiğini anlatan Ferhat Ö., “Lice İlçe Jandarma Karakolu Komutanı Astsubay Hakan K. ile birlikte hareket ettiklerini söyledi. Ferhat Ö. “Bu uyuşturucu maddeler Lice ilçe Jandarma Komutanlığına tartım ve adli tahkikat için getirilmişti. Karakol Komutanı Jandarma Astsubay Hakan K. getirilen bu esrar maddelerinin sayım ve tartım işlemi bitip adli emanet deposuna götürülürken, içerisinden yaklaşık 5 kg toz esrar maddesini aldığını bana söyledi. Bu esrar maddesini daha önceden bağlantı kurduğu Lice ilçesi Tepe Köyünde ikamet eden köy muhtarı Abdullah Y. isimli şahsa Diyarbakır ilinde teslim etmem için bana verdi. Ben çuval içerisinde aldığım esrar maddesi ile Lice Merkez Karakolu önündeki yoldan Abdullah Y’ye ait olan plakasını bilmediğim Mavi renkli Volvo marka araca bindim. Abdullah Y ‘a çuval içerisinde yaklaşık 5 kg toz esrar maddesini verdim arabasına koydu. Bu aracı ben kullandım yol kontrol uygulama noktalarından geçerken Jandarma Kimliğimi göstererek geçtim, zaten bu esrar maddesinin bu şekilde nakli için Hakan K. bana vermişti. Diyarbakır şehir merkezinde ofis caddesinde ben araçtan indim. Hakan K. bu esrar maddesini Abdullah Y’ a 38 bin TL karşılığında verdi. Bu parayı Abdullah Y. bana teslim etti, ben de 11 bin TL kendim aldım, 27 bin TL’yi Hakan K’ye verdim” dedi.

ORGANİZATÖR KARAKOL KOMUTANI

Yapılan tüm uyuşturucu alışverişlerinin Karakol Komutanı Hakan K. ve Uzman Çavuş Kemal T. tarafından organize edildiğini ifade eden Uzman Çavuş Ferhat Ö. kendisinin maşa olarak kullanıldığını söyledi.

DEPO SORUMLUSU HER ŞEYİ İTİRAF ETTİ

Gözaltına alınan 25 ton uyuşturucunun bulunduğu depo sorumlusu Uzman Çavuş Osman T. ise iddianameye yansıyan kollukta ifadesinde, etkin pişmanlıktan yaralanmak istediğini belirterek, depodan bir çok kez uyuşturucunun çıkarılıp satıldığını belirtti. Osman T., “En son Lice bölgesinde yapılan operasyon neticesinde ele geçirilen 5 beş ton esrar maddesi sayım tartım işlemleri yapılarak Adli Emanet Deposuna konuldu. Depoya konulduktan bir gün sonra Ferhat Ö. yanıma gelip yakınlık göstererek bana hitaben ‘Bak beş ton esrar maddesi depoya gelmiş, millet buradan nemalanıyor’ dedi. Bir sonraki gün ve defalarca Ferhat Ö. yanıma gelerek yukarıda beyan ettiğim şekilde ‘depodan esrar maddesi alarak ben satacağım, sen işin içine girmeyeceksin’ diyerek ısrar etti. Bu rahat tavırlarını görünce sürekli Kemal T. ile birlikte gezdikleri için ‘bu işin içinde başkaları da var mı’ diye sordum. Ben ısrar edince Kemal T. ile birlikte müşterek hareket ettiklerini söyledi. Ferhat Ö. sabah yanıma geldi, ‘Şu işi halledelim, borcumuzu harcımızı kapatalım, herkes buradan yolunu buluyor, buraya gelenler borçlu geliyor, evini arabasını alıp dönüyor bak daha önceden burada görev yapan Uzman Jandarma Tunçay T., eski karakol komutanı Ramazan Başçavuş onlar yolunu buldu gitti’ diyerek beni ikna etmeye çalıştı. Bana hitaben yapılan konuşmalardan ikna oldum Ferhat Ö’nün bu talebini reddetmedim. Aynı gün saat 15.00 sıralarında Ferhat Ö. ile İlçe Jandarma içerisinde karşılaştık bana ‘Hadi depoya gidelim, esrar maddesi alalım’ dedi ve yanımdan ayrıldı. Bende deponun çalışma odasından depo anahtarını alarak onunla birlikte depoya gittim. Bana hitaben ‘hemen toz esrar maddesini alayım’ dedi bende kendisine ‘tamam al’ dedim. Ferhat Ö. yanında getirdiği sırt çantasına depo içerisinde bulunan bir çuvaldan paketlenmiş halde ele geçirilip depoya konulan toz esrar paketlerinden 3 ya da 4 dört paketini alarak çantasına koydu. Benim gördüğüm kadarıyla yedi 7 ya da 10 kg kadar toz esrar maddesini alarak hızlıca depodan çıktı. Ferhat Ö. akşam beni misafirhanedeki odasına çağırdı. Bende gittim o esnada Ferhat Ö. ve Kemal T. odada beraberlerdi içeri girdim Ferhat Ö. ‘Depodan aldığımız esrar güzel değildi bu nedenle depodan daha iyi daha güzel esrar maddelerini seçelim çünkü daha rahat satarız’ dedi. Bu esnada Kemal T. cebinden çıkardığı toplam bin ABD dolarını bana verdi bana hitaben ‘Bu parayı al harca biz hiçbir şey almadık’ dedi. Bende Kemal T’ ın verdiği bin ABD dolarını alarak cebime koydum aramızda başka konuşma geçmedi bende buradan ayrılarak kendi odama gittim. Ben sağlık raporu aldığım hafta Lice ilçesinde yapılan operasyonda (3) üç ton esrar maddesi yakalanarak depoya konulmuş. Ferhat Ö. yanıma gelerek ‘geçen hafta yakalanan üç ton esrar içerisinde 100 kg tohumsuz esrar var onu alalım’ dedi ve bu konuda sürekli bana ısrar etti fakat ben kabul etmedim. Bu konuşmadan iki gün sonra yaklaşık Kasım ayının ilk günleri hatırladığım kadarıyla 04 Kasım 2019 günü Ferhat Ö. yanıma gelerek ‘toz esrar çıkaralım, adam bekliyor parası hazır’ diye ısrarlı tavırlarına devam etti. Bu konuşmanın akşamında saat 17.00 sıralarında helikopter pistinin yanındaki ana adli emanet deposunun anahtarını aldım ben ve Ferhat Ö. deponun kapısını açarak içeri girdik. Ferhat Ö. depo içerisinde aynı yakalama olayına ait üç yada dört çuval içerisindeki üç 3 yada dört 4 paket yaklaşık 8 -10 kilogram toz esrar maddelerinden seçerek depo içerisinde yanında getirdiği karton koliye yerleştirdi ve depodan çıktı, kapıyı kilitleyerek bende depodan çıktım. Ben depodan çıkışımda İlçe Jandarma Karargâh binasının önünde Kemal T’yi gördüm bana hitaben ‘depodan aldığımız esrar maddesini kast ederek ne yaptınız o iş tamam mı’ dedi. Bende Kemal T’ye ‘Tamam’ dedim. Bu esrar maddesini bir müddet Ferhat Ö. ve Kemal T’nin birlikte kaldıkları misafirhanedeki odalarında sakladıklarını biliyorum. Bu toz esrar maddesini kimlere sattıklarını, nereye götürdüğünü bilmiyorum, bu esrar maddeleri karşılığında bana para vermediler.”

CEZAEVİNDEN ADAM ÇIKARMA 300 BİN TL

Karakolda görevli olan Uzman Çavuş Kemal T. ise İfadesinde, uyuşturucu yetiştirdikleri için tutuklanan iki kişiyi cezaevinde çıkarmak için kendilerine verileceği söylenen 300 bin TL’yi anlattı. Ferhat Ö’nün kendilerinden yardım isteyen şahıslarla Diyarbakır şehir merkezinde görüşeceklerini kendisine ilettiğini belirten Kemal T. şunları söyledi: “25 Kasım 2019 günü izinden döndüm ve akşam saat 17.00 sıralarında bu şahıslarla görüşmek için kendime ait araç ile Diyarbakır ili şehir merkezine gelirken yolda Ferhat Ö. ‘uyuşturucu imal ve ticareti suçundan cezaevinde olan A. B’nin cezaevinden 300 bin Türk Lirası karşılığında çıkarılması, ayrıca A.B. cezaevinden çıkarılmaz ise 300 bin Türk lirasının karşılığında Lice İlçe Jandarma Komutanlığı kışlasında bulunan adli emanet deposundan esrar maddesi vereceğimizi’ konuşmuş, bunu da bana söyledi. Beraber şehir merkezine gelip 75’inci cadde üzerinde bulunan ve ismini bilmediğim bir tatlıcıya gittik şahıslar bizi burada bekliyordu, bir masaya oturduk. Sohbet esnasında A.B’nin cezaevinden çıkarılması konusunda konuştuk yukarıda beyan ettiğim gibi bize bunun karşılığında (300.000) Üç yüz bin Türk Lirası vereceklerini söylediler. Ben ve Ferhat şahıslara on beş gün içerisinde A.B’nin cezaevinden çıkarılması için Hakan Başçavuş’ un uğraştığını söyledik.”

KARAKOL KOMUTANI: SUÇU İŞLEMEDİM

İddianamede, karakolda görevli olan 3 uzman çavuşun verdiği ifadeden organizatör olarak işaret ettikleri Jandarma Karakol Komutanı Hakan K., Ferhat Ö, Kemal T, ve Osman T’nin kendisine yönelik beyanları kabul etmeyerek üzerine atılı suçu işlemediğini iddia etti.

JANDARMA KİMLİĞİYLE NOKTALARDAN GEÇTİ

İddianamede, şüpheli Ferhat Ö, Kemal T. ve Osman T’nin beyanlarında geçen kişinin Abdullah Y. olduğu, mavi renkli 21 KP 566 plakalı Volvo marka aracın da kendisine ait olduğu kaydedildi. İddianamede, 3 Aralık 2019 tarihli PTS Kamera İnceleme ve Değerlendirme Raporu içeriğine göre, Ferhat Ö. isimli şahsın bahse konu 21 KP 566 plakalı mavi renkli Volvo marka araçla 8 farklı tarihte görüntüsünün olduğu, bu görüntülerden 7 farklı tarihte Abdullah Y. ile aynı araç içerisinde olduğu, bunun hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek ve şüphe uyandıracak görüntüler olduğu ifade edildi. İddianamede, Ferhat Ö. isimli şahsın bahse konu aracın şoför koltuğunda oturarak uyuşturucu maddenin nakli esnasında yakalanmasını engellemek amacıyla yol kontrol noktalarında Jandarma Personel Kimliğini göstererek geçtiği belirtildi.

NE KADAR ESRAR KAYIP OLDUĞU TESPİT EDİLEMEDİ

İddianamede, şüphelilerin ele geçirilen maddeleri Lice İlçe Jandarma Komutanlığı Emanet Deposundan aldıkları hatırlatılarak, emanet deposundan zimmete geçirilen toplam miktarın yapılan çalışmalar sonucu, 25 ton esrarın ıslak olmasından kaynaklı tespit edilemediği belirtildi.

İddianamede, şüpheliler Hakan K, Ferhat Ö, Kemal T. ve Osman T. ile mahalle muhtarları Abdullah Y. ve Necat İ. hakkında “Zimmet ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması isteniyor.

MEDYANIN SUÇLADIĞI MUHTARLAR TAKİPSİZLİK ALDI

Savcı, mahalle muhtarları Nazmi K. ve Fatih İ. hakkında ise aynı suçlamaya ilişkin takipsizlik kararı verdi.

Askerler hakkında açılan davanın ilk duruşması, 15 Haziran’da 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sanık Ferhat Ö. savunmasında daha önceki ifadesini değiştirerek, ekonomik sıkıntılardan dolayı uyuşturucu ticareti yaptığını ve kendisinden başka kimsenin bu işle uğraşmadığını, tek başına uyuşturucuyu sattığını söyledi. Sanıklardan Osman T. ise daha önce verdiği ifadesinin aksine, esrar bulundurulan deponun anahtarını sadece bir seferliğine Ferhat Ö’ye verdiğini belirterek, uyuşturucu çıkarıldığından bilgisinin olmadığını öne sürdü. Yolçatı Mahallesi’nin eski muhtarı olan Necat İ. de herhangi bir uyuşturucu eyleminden haberinin olmadığını iddia etti.

ÖRGÜT LİDERİ OLMAKTAN YARGILANAN KOMUTAN TAHLİYE EDİLDİ

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Ferhat Ö, Kemal T. ve Osman T. hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yargılamanın bu aşamasında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağını belirterek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme heyeti, iddia makamının tutukluluk halinin devamını talep ettiği Karakol Komutanı Hakan K’yi ise tahliye etti. Mahkeme, tahliye kararına AİHM’nin uzun tutukluluk hali ihlali kararını gerekçe gösterdi. Sanık Abdullah Y. hakkında ise zorla getirme kararı çıkarıldı.

medyabold
Devamını Oku »

İran sınırında asker ateşiyle öldüğü iddia edilen Erhan’ın ailesi adalet arıyor

Asker ateşi sonucu vurulduğu iddia edilen Erhan Görür’ün ailesi, İnsan Hakları Derneği Van Şubesine başvurdu. Anne Sıdıka Görür, müracaatında, oğlunun askerlerce vurulduğunu ileri sürüldü.

BOLD – Van Başkale Kaşkol Mahallesi’nde askerlerce açılan ateş sonucu hayatını kaybettiği iddia edilen Erhan Görür’ün ailesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesinden hukuki yardım talebinde bulundu. Ailenin yazılı anlattığı başvuruda, Görür’ün askerlerce bulunduğu belirtilerek “Erhan’ın cansız bedeni yerde, iki asker başında durmuş şekilde görülüyor” denildi.

Anne Sıdıka Görür, başvuruda olayı şöyle anlattı: “Erhan ve arkadaşları gece 11.00 sularında köyün 400 metre uzağında kaçak sigara almak için gitmişti. Gece saat 01.00 sularında silah sesleri duyuldu. Erhan yaralıyken Yaşar’ı arayarak, vurulduğunu söylüyor. Daha sonra köylülerin ve ailelerin haberi oluyor. Sonra muhtar duyuyor ve olayın olduğu yere gidiyor. Yaralı Saim ve Yılmaz’ı görüyor. Askerlere Erhan’ı soruyor. Askerler, kaçtığını söylüyor. Daha sonra Erhan’ın cansız bedeni yerde iki asker başında durmuş şekilde görülüyor. Muhtar, Erhan’ın cansız bedenini kendi arabasıyla köye getiriyor. Vücudunda, isabet eden 4 kurşun tespit edildi.”

SAİM YILMAZ ADLI KİŞİ YARALI BULUNMUŞTU

14 Haziran’da meydana gelen olayda Kaşkol köyünde Erhan Görür, gece yarısı askerlerce, vurulmuş halde bulunmuştu. İran sınırının sıfır kilometresindeki aynı köyden Saim Yılmaz adlı kişi ise yaralı vaziyette hastaneye kaldırılmıştı.

Türkiye-Gürcistan sınırında rüşvet kaosu

medyabold
Devamını Oku »