26 Haziran 2020 Cuma

Yeşil topun mucidi Mahir Ünal’dan ‘siber vatan’ hamlesi

AKP Tanıtım ve Medya Başkanı, yeşil top mucidi Mahir Ünal, siber kıta sahanlığı oluşturulması gerektiğini öne sürdü. “Aksi halde zihinleri veri sömürgeciliğinin bağımlısı olmuş gençler ortaya çıkacak” dedi.

BOLD – İktidar partisinin son dönem dijital dönüşüm ve yeni medya planlayıcısı Mahir Ünal, siber kıta sahanlığı oluşturulmazsa gençlerin veri sömürgeciliğinin etkisinde kalacağını savundu. Hürriyet’ten Hande Fırat’a konuşan yeşil top mucidi Ünal, Twitter’ın Almanya ve Fransa’nın siber egemenlik hakkını kabul ettiğini hatırlatarak Türkiye’nin de hukuki çalışmalar yapması gerektiğini belirtti.

MİLLİ VE YERLİ TEKNOLOJİLER ATFIYLA TANIMLADI

Türkiye’nin yol haritası hazırlayıp ‘milli ve yerli teknolojiler’ ile siber vatanı tabir ettiği alanı koruması gerektiğini ifade ederek “Kendi verisini bir hammadde gören, buna uygun içerik üreten toplum olmalı. Aksi halde zihinleri veri sömürgeciliğinin bağımlısı olmuş gençler ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

SOSYAL MEDYADA SANSÜRE GÖZ KIRPAN TEKLİF

Avrupa ülkelerinin, dijital ağlarda dezenformasyon ve terörle mücadele ettiğini söyleyerek “Sosyal medyayı terör örgütlerinin amaçlarına hizmet edecek şekilde nefret, tehdit, taciz, hedef gösterme gibi suçları işleyip kullananlara karşı tedbirler öngören geniş bir kanun tasarısı hazırlama ihtiyacı var” dedi.

“AKP sosyal medyaya sansüre yasal zemin hazırlıyor”

medyabold
Devamını Oku »

Engin Altay: “Pelikan Barosu ayrı AK Baro ayrı olacak”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AKP’nin baroları bölme planıyla ilgili teklifini değerlendirdi. Altay, “Bu teklifle İstanbul’da 25 baro kurulabilecek. Pelikan baro ayrı, AK baro ayrı olacak.  Teklifin üzerinde müzakere edilecek yanı dahi yoktur” dedi.

BOLD – Teklifi müzakere etmeyeceklerini belirten CHP’li Altay, “AK Parti diyor ki, orta ölçekli illerde 2 baro olsun -birisi AK baro olsun- İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerde çok baro olsun. Orada Pelikan baro ayrı, AK baro ayrı olacak” dedi.

PELİKAN BARO, AK BARO GELECEK

TBMM’de açıklama yapan CHP’li Engin Altay, teklifin siyasi ahlaktan yoksun olduğunu belirtti. İktidarın barolardan rahatsız olduğu için onları bölmek istediğini kaydeden Altay, şunları söyledi: “Teklifleri şunu getiriyor: Bir ilde 30’dan az olmamak kaydıyla ildeki toplam avukat sayısının yüzde 10’unu bulan baro kursun. Ya da en az 2 bin avukat olan bir ilde yüzde 10’u -yani 200’ü- bulan her avukat grubu baro kursun. Ya da 5 bin ve üstü avukat olan illerde -böyle 7 ilimiz var- 2 bin avukat bir araya geldiğinde baro kurulsun. AK Parti diyor ki, orta ölçekli illerde 2 baro olsun -birisi AK baro olsun- İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerde çok baro olsun. Orada Pelikan baro ayrı, AK baro ayrı olacak. Bu teklifle 25 baro İstanbul’da kurulabilecek.”

BAROCUKLARLA ADLİYEYE SİYASET TOHUMU EKECEKLER

İktidarın ülkedeki kaotik ortamın adliyelerde de oluşması için her şeyi yaptığını savunan Altay, “Mesele şu: TBB’ye hâkim olmak istiyorlar. Hâkim olamadıkları baroları bölmek suretiyle barocuklar üreterek adliyeye siyaset tohumu ekmek istiyorlar. Teklifin üzerinde müzakere dahi edilecek bir yanı yoktur” dedi.

BİRÇOK DAVADA YENİDEN YARGILAMA ZARURET

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Mümtazer Türköne hakkındaki açıklamasını değerlendiren Altay, “Bunu doğru bulmuyoruz. Çok sayıda yanlış karar olduğunu biliyoruz. Birçok hükmün yeniden yargılanma noktasında değerlendirilmesi zarurettir” ifadelerini kullandı.

https://boldmedya.com/wp-admin/post.php?post=189658&action=edit&lang=tr

medyabold
Devamını Oku »

Merkez’in dövizleri durmadan yok oluyor

Merkez Bankasının döviz rezervindeki erime devam ediyor. Brüt döviz rezervleri geçen hafta itibarıyla bir önceki haftaya göre 2 milyar 261 milyon dolar gerileyerek 53 milyar 222 milyon dolara indi. Brüt rezerv 13 Aralık 2013’te 115 milyar 144 milyon dolar ile tarihi zirvesini görmüştü.

BOLD – Merkez Bankası, brüt döviz rezervleri geçtiğimiz hafta itibarıyla bir önceki haftaya göre 2 milyar 261 milyon dolar gerileyerek 53 milyar 222 milyon dolara geldi.

ALTIN REZERVİ 38 MİLYAR DOLAR

Merkez Bankası tarafından açıklanan haftalık para banka verilerine göre, 19 Haziran haftasında brüt döviz rezervi, 55 milyar 483 milyon dolardan 53 milyar 222 milyon dolara geriledi. Merkez Bankası altın rezervi ise 37 milyar 579 milyon dolardan 38 milyar 371 milyon dolar oldu.

2013 YILINDA TARİHİ ZİRVESİNİ GÖRMÜŞTÜ

Böylece toplam rezervler ise 93 milyar 62 milyon dolardan 91 milyar 593 milyon dolar seviyesine geriledi. Merkez Bankası brüt rezervi 13 Aralık 2013’te 115 milyar 144 milyon dolar ile tarihi zirvesini görmüştü. 2019 sonunda ise döviz rezervleri 81 milyar 240 milyon dolar seviyesindeydi.

İşkenceden çıktı ailesini botla özgürlüğe ulaştırdı

medyabold
Devamını Oku »

İyi Parti Kocaeli Kongresi’nde korona paniği

Kocaeli İzmit’te düzenlenen İyi Parti İl Kongresi’ne katılan Bora K.’nin organizasyon sonrası hafif ateş, öksürük ve baş ağrısı şikayetiyle yaptırdığı korona testi pozitif çıkınca diğer katılımcılar tedirgin oldu.

BOLD – İzmit Cephanelik Stadyumu’nda 21 Haziran’da gerçekleşen İyi Parti Kocaeli 2. Olağan İl Kongresi’ne katılan delege Bora K.’nin Kovid-19 testi pozitif çıktı. Etkinlik sonrası hafif ateş, öksürük ve baş ağrısı sebebiyle test yaptıran ve hasta olduğu tespit edilen delegenin Kocaeli Üniversitesi Umuttepe KYK Yurdu’nda karantinaya alındığı durumunun iyi olduğu öğrenildi. Bora K. sosyal medya hesabından temas ettiklerini uyardı.

İZİNLER DOĞRULTUSUNDA HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALARAK YAPTIK

Organizasyona katılan bin kişi durumun ortaya çıkmasıyla tedirgin olurken İyi Parti İl Başkanı Şanbaz Yıldız şunları söyledi: “Üzülerek ifade etmeliyim ki bu durum kongre ile ilişkilendirilmiş partimiz zan altında bırakılmış, partililerimiz korku ve paniğe sürüklenmiştir. Ama bilinmelidir ki bu tür faaliyetlere normalleşme sürecinde izin verilmiş biz de bu izinler doğrultusunda mümkün olan her türlü önlemi alarak kongremizi gerçekleştirmiş bulunmaktayız.”

Korona salgınında son durum: Yoğun bakımdaki hasta sayısı arttı

medyabold
Devamını Oku »

Kıdem fonuna karşı işçiler sesini yükseltiyor

İşçi ve işverenin istememesine karşın AKP’nin kıdem tazminatını fona dönüştürme girişimi karşısında işçi sesini yükseltmeye hazırlanıyor.

BOLD – Hükumetin kıdem tazminatını fona dönüştürme girişimi karşısında işçi sesini yükseltiyor. Türk-İş bugün kıdem tazminatını görüşmek üzere başkanlar kurulunu toplantıya çağırdı. Pazartesi günü ise 81 ilde basın toplantısı yapılarak “kıdem tazminatında fona hayır” denilecek.

BAŞKANLAR KURULU KIDEM GÜNDEMİYLE TOPLANIYOR

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre sendika binaları, işyerleri, evler, arabalar posterlerle donatılacak. Türk-İş ayrıca 25 yaş altı ile 50 yaş üstüne getirilmek istenilen “belirli süreli sözleşmelerin” de kıdem ve ihbar tazminatını ortadan kaldıracağına dikkat çekerek “Karşısındayız” vurgusu yapacak. Türk-İş Başkanlar Kurulu bugün toplanacak. Toplantı sonrasında da başkanlar kurulu bildirisinin yayımlanması bekleniyor. Türk-İş, bölge ve il temsilciliklerine gönderdiği yazıda 29 Haziran pazartesi günü saat 11.00’de düzenlenecek basın toplantılarına ilişkin bilgi verdi.

DÜZENLEME İLE İLGİLİ PAYLAŞILAN METİN YOK

Toplantıya şube başkanları, yöneticileri ve işyeri temsilcileri ile birlikte salgın önlemlerine dikkat edilerek geniş bir katılım sağlanması istendi. Türk-İş basın toplantısında yararlanılmak üzere bölge ve il temsilciliklerine açıklama metni de gönderdi. Pazartesi günü basın toplantılarında okunacak olan bu metinde, son günlerde çalışma yaşamında sıkıntılı bir durum yaşandığı, kıdem tazminatıyla ilgili bazı düzenlemeler yapılmak istendiğine dikkat çekildi. Metinde, kıdem tazminatı kaldırılarak yerine tamamlayıcı emeklilik sistemi getirileceği ancak ortada paylaşılan bir taslak olmadığı vurgulandı.

FATURA YİNE İŞÇİYE KESİLİYOR

Değişiklik için sosyal tarafların talebinin bulunmadığı, mutabakat da olmadığına işaret edilen metinde, ekonomide mevcut sıkıntıların aşılması için çözümün yine işçide arandığı, faturanın işçiye kesildiği belirtildi. Kıdem tazminatı hakkının masaya yatırılmak istendiği, daha esnek bir çalışma düzeninin kabul ettirilmeye çalışıldığı dile getirilen metinde, “Bunların hiçbirisini kabul etmiyoruz. Kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir” denildi.

AKP ÖNCESİNDE DE FON GETİRİLMEK İSTENMİŞTİ

Hükumetin kıdem tazminatını fona dönüştürmede uzlaşı sağlayabilmek için “bilim kurulu” oluşturacağı öğrenildi. Kıdem için “bilim kurulu” yeni değil. Fon ile ilgili tartışmalar 4857 sayılı İş Yasası’nın hazırlık çalışmaları ve sonrasında da gündeme geldi. 2001 yılında Bilim Kurulu tarafından hazırlanan İş Yasası Taslağı’nda fona yer verildi. Taslağa göre, fon Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı, özel hukuk hükümlerine tabi, mali ve idari yönden özerk, özel bütçeli ve tüzel kişiliğe sahip bir kamu kuruluşu olacaktı. Bilim Kurulu tarafından hazırlanan bu taslak özellikle işçi kesiminden gelen eleştiriler nedeniyle rafa kaldırıldı.

Korona salgınında son durum: Yoğun bakımdaki hasta sayısı arttı

medyabold
Devamını Oku »

İş dünyasının Kovid-19’la ilgili kaygıları artıyor

Birçok ülkede salgınla ilgili ikinci dalganın ortaya çıkması iş dünyasındaki kaygıları arttırdı. İş dünyası içinde Kovid-19’un etkilerinin bir yıldan önce azalmayacağını düşünenlerin oranı yüzde 35’ten yüzde 57’ye çıktı.

BOLD – KPMG Türkiye’nin ilkini nisan ayında yaptığı “Kovid-19 Etki Araştırması”nın ikincisiyle ilgili sonuçlar, salgının iş dünyası üzerindeki etkilerinin genel anlamda arttığını ortaya koydu. Kovid-19’un etkilerinin 6 aydan fazla süreceğini düşünenlerin oranı nisanda yüzde 75 iken mayısta yüzde 86’ya yükseldi. Katılımcıların yüzde 57’si de bir yıldan önce bu etkinin azalmayacağını düşünüyor.

DARALMA BEKLEYENLERİN ORANI ARTTI

Salgının Türkiye ekonomisini yüksek derece etkilediği görüşünde olanların oranı nisanda yüzde 88 iken mayısta yüzde 79’a geriledi. Bu öngörüdeki en büyük düşüş KOBİ’lerde yaşandı. İlk ankette KOBİ’lerin yüzde 89’u “yüksek etki” derken ikinci ankette bu oran yüzde 67’ye geriledi. Ancak nisan ayında ankete katılanların yüzde 81’i ekonomide en az yüzde 3 daralma öngörürken bu mayısta yüzde 98’e çıktı. Yüzde 6’dan fazla daralma bekleyenlerin oranı da yüzde 29’dan yüzde 41’e yükseldi.

İŞSİZLİK VE BÜTÇE AÇIĞI ARTACAK

Ankete katılanların yüzde 98’den fazlası işsizliğin artacağı beklentisinde olduğunu belirtti. Yüzde 96’lık bir kesim ise bütçe açığının artmasını bekliyor. Anket katılımcılarının yüzde 82’si şirketlerinin 2020 cirolarında düşüş bekliyor. Turizm, inşaat/altyapı/gayrimenkul ve perakende sektöründe en az dört kişiden biri, yüzde 20 ve üzeri ciro düşüşü bekliyor.

ŞİRKETLER KRİZİ YÖNETMEKTE ZORLANIYOR

Kriz yönetimi olgunluğunun yetersizliğine dikkat çeken KPMG Türkiye Strateji ve Operasyonlar Danışmanlık Lideri Serkan Ercin, şirketlerin hasar tespitine başladığını belirterek “Pandemiyle mücadele sürecinde şirketler ilk şok etkisini üzerlerinden atıyor, fakat yine de şirketlerin krizi yönetmekte zorlandığı görülüyor” dedi.

Korona salgınında son durum: Yoğun bakımdaki hasta sayısı arttı

medyabold
Devamını Oku »

İşkenceden çıktı ailesini botla özgürlüğe ulaştırdı

Afyon’daki işkencelere eşiyle birlikte maruz kalan gazeteci Murat Akkurt, hapisten çıkınca satın aldığı botla ailesini özgürlüğe kavuşturdu. Ölümüne bir süreçle…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – İzmir ve Afyon’da 9 yıl gazetecilik yapan Murat Akkurt (Cihan Medya), 20 Haziran Dünya Mülteci Günü vesilesiyle sosyal medya hesabında yayınladığı videoda yaşadıklarını kısaca şöyle anlatmıştı:

“17 yıllık evliyim. Dört çocuk babasıyım. İzmir ve Afyon bölgesinde 9 yıl gazetecilik yaptım. Bir hafta eşim ve ben çeşitli işkencelere maruz kaldık. Bu işkenceler sonucunda kulak zarlarım zarar gördü ve yürüyemez hale gelmiştim. Afyon E Tipi Kapalı Cezaevine gönderildim. Cezaevi şartları daha ağırdı, orada ilaçlarım verilmedi, tedavilerim yapılmadı. Rahatsızlıklarım daha da ilerledi. 16 ay sonra ‘ölecek bu’ denilerek serbest bırakıldım. İşimi ailemi kaybettim ailemin de psikolojisi bozulmuştu. 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verildi, hem eşime hem bana. Türkiye artık bize yaşama hakkı tanımıyordu, her şeyi göze alarak çıktık.”

AVUKAT, 5 AYLIK BEBEĞİ OLAN KADINI POLİSE TESLİM ETTİ

Murat Akkurt ve eşinin yaşadıkları çok daha fazlaydı. Murat Akkurt, 7 gün gözaltında kaldığı Afyon Emniyet Müdürlüğünde işkence gördü. Eşiyle ve 16 yaşındaki kızıyla tehdit edildi. Kafasına ve ayağına tekme atılarak darp edildi. Aldığı darbeler nedeniyle sağ kulağında işitme kaybı oluştu. Bacağında platin olduğu halde saatlerce ayakta bekletildi.

Songül Akkurt (37) ise polisle anlaşan avukatının ihanetine uğradı. Tuttuğu avukat, 5 aylık bebeği olan kadını “Size eşinizi gösterecekler” diye evinden alıp emniyete götürdü. Songül Akkurt kapıdan girip yüzü duvara dönük bekletilen eşini görünce yanına gitmek istedi. Kucağında oğlu Yusuf vardı. Polis “Hoop nereye gidiyorsun, tutuklusun” deyince şok oldu. Oğlunu bir arkadaşına teslim etmek zorunda kalan Songül Akkurt’a, 6 saat boyunca eşinin o hali izlettirildi. “İyi bak eşine bir daha 15 yıl sonra görüşeceksiniz” diyen bir polis, yaşadıklarına inanamayan kadınla dalga geçti.

İŞKENCE ŞEFİ TEOMAN YAMAN

Afyon Emniyet Müdürlüğü 15 Temmuz’dan sonra işkence merkezlerinden biri oldu. OHAL döneminde gözaltına alınan herkese Afyon TEM Şube Komiseri Teoman Yaman ve ekibinin işkence yaptığı biliniyor. Aile yakınlarıyla tehdit, copla tacizde bulunma, tırnak çekme, emniyet binasının dışında bir yere götürülerek darp edilme, kötü muamele, hakaret, saatlerce ayakta bekletme, elektrik verme gibi olaylar bizzat yaşayanların ve tanıkların anlatımıyla da kayıtlara geçti.

17 yıllık evli olan Akkurt çiftinin Ayşenur (16), Azranur (14), Muzaffer Said (6), Yusuf Enes (5) adlı 4 çocukları bulunuyor. Murat Akkurt, ailesiyle birlikte bir görüş gününde. Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi, Mart 2018.

İŞKENCE YAPMAKLA ÖVÜNÜYORDU

6 Kasım 2017’de Manavgat’ta gözaltına alınıp Afyon’a götürülen gazeteci Murat Akkurt’u Afyon TEM’de karşılayanlardan biri de Teoman Yaman’dı. Murat Akkurt’a “Sen nasıl gazetecisin, beni tanımadın mı” diyen Yaman, alaylı bir üslupla “Ben kadınların orasına burasına bir şey batıran Teoman” diye kendini tanıttı ve yaptığı işkenceleri itiraf etti.

Murat Akkurt o anları şöyle anlatıyor:  “O an içimden dedim ki keşke bir ses kaydı cihazı ya da kamera olsa da söylediklerini kaydedebilsem. Açık açık işkence yapmakla övünüyordu. ‘İşkence zaman aşımına uğrayan bir suç değilmiş, bir gün ben de yakalanacakmışım, yargılanacakmışım, 10 yıla kadar hapis cezası alacakmışım, bekliyorum’ diye alaylı konuşmalar yapıyordu.”

Bir hafta gözaltında kalan Murat Akkurt (41), itirafçı olmayı kabul etmediği için tutuklanıp Afyon E Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi. Avukatı tarafından polise teslim edilen Songül Akkurt da 4 gün gözaltında kaldı. O süre içinde bebeğini emzirmesine izin verilmeyen Akkurt, daha sonra denetimli serbestlikle bırakıldı.

CEZAEVİNDE YAŞADIĞI HAK İHLALLERİ

16 ay Afyon Cezaevine hapis yatan Murat Akkurt’a yönelik hak ihlalleri burada da devam etti. Sağlık durumunu anlattığı dilekçeleri uzun süre dikkate alınmadı. Uyku apnesi hastası olan Murat Akkurt, geceleri uyuyabilmek için kullandığı elektrikli cihazı alabilmek için 1 yıl uğraştı. Hapse girmeden önce sol kulağında işitme cihazı vardı. Darplar sonucunda diğer kulağında da işitme kaybı oluştu. Sağ kulağına da cihaz takıldı. Bu arada tüm ailenin psikolojisi bozuldu. Henüz büyüme çağında olan oğullarında gelişim geriliği başladı.

KIZLARI EPİLEPSİ HASTASI, OĞLANLAR ÇOK KÜÇÜKTÜ

Murat Akkurt ve kızı Ayşenur: Tam bu fotoğrafı çekildikten 5 dakika sonra Yunanistan sınırına girdik. Artık her şey bitti, rahatladık dedik. İki üç dakika sonra motor durdu. Biraz panikledik. Allah’ın hikmeti sonra çalıştı.

Hem kendisine hem eşine 6 yıl 10 ay hapis cezası verilen gazeteci Murat Akkurt, 12 Şubat 2019’da tahliye olduktan sonra artık Türkiye’de yaşam hakkı tanınmadığını anlayınca ülkesini terk etmeye karar verdi. Akkurt, oğulları çok küçük ve kızları ise epilepsi hastası olmasına rağmen bu kararı vermek zorunda kaldığını söylüyor.

Ege’yi, 12 bin TL’ye satın aldığı 4 metrekarelik botla geçen Akkurt ailesinin ölümü göze alarak yaptığı 3,5 saatlik yolculukta ve Çeşme’de geçirdikleri üç günde bütün aile fertleri kendilerine dayatılan zorunlu sürgünün acısını iliklerine kadar hissetti.

YOLDA MOTORUMUZ BOZULDU

Murat Akkurt: “Başka şansımız yoktu. 4 metrekare büyüklüğünde bir bot aldım. Hanım, ben ve 4 çocuk. Can yelekleri, oltas vs. hepsine 12 bin TL verdim. Önce Çeşme’de kamp çadırı kurduk. Üç gün botu kullanmayı öğrendim. Geçiş için denemeler yaptım. 10 Temmuz 2019 saat 13.00’te bota bindik. Yolda motorumuz durdu. Allahtan ufak oğlanlar bota biner binmez uyudu. Adaya inince uyandılar. Sakız Adasına geçtikten sonra feribotla Atina’ya gittik. O dönemde İsveç’te yayınlanan Göteborg gazetesi tek başımıza Ege’yi geçtiğimiz ve gazeteci olduğum için bizimle röportaj yaptı.”

Muzaffer Said (6) ve Yunus Enes (5) bota biner binmez uyuyakaldılar. Hayatlarını değiştiren bu yolculuğu uykularında geçirdiler, gözlerini bir daha Sakız Adası’nda açtılar.

Yunanistan’a geçtikten sonra 26 Ağustos 2019’da Lüksemburg’a giden Murat Akkurt, ailesine 14 Ocak 2020’de kavuşabildi. Songül Akkurt ve çocukları 4 ay sonra aile birleşimiyle Lüksemburg’a geldi ve ilk hatıralarını hep birlikte Moien (Merhaba) anıtının önünde çektirdiler.

Avrupa’nın en küçük ülkelerinden Lüksemburg’a sığınan Akkurt ailesinin yaşadıklarını sunuyoruz.

MURAT AKKURT: DİZLERİM MORARANA KADAR DİZ ÇÖKTÜRDÜLER“

2012’ye kadar 5 yıl İzmir’de çalıştım. Ondan sonra 4 yıl Afyon’daydım. Cihan Medya Dağıtım’a bağlı olarak görev yapıyordum. Yaptığım haberleri Cihan Haber Ajansı geçiyordu. Muhabirlik, gazete dağıtımı, abonelik her işle ilgileniyorduk. 15 Temmuz’dan sonra işsiz kaldık. Antalya Manavgat’ta bir fitnes salonunda iş buldum. 6 Kasım 2017’de Manavgat’ta kaldığım eve operasyon yaptılar.

Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürü Arif Alpaslan Afyon’dan özel olarak üç ekiple gelmişti. Saat 20.00’di. Kapıyı açınca yaklaşık 10 kişi üzerime çullandı. Koluma kırarak ters kelepçe takmaya çalıştı. Halbuki direnme gücüm yoktu. Benim ayağımda platin var. 2007’de bağlarım kopmuştu. 3 saate yakın diz çöktürdüler. Darp ettiler, kafama vurdular. Platin olduğu için dizim morarma derecesine geldi.

SOL KULAĞIMDA CİHAZ VAR DEYİNCE SAĞ TARAFIMA VURDULAR

2014 yılında iki kulağımdan operasyon geçirdim. Kulak zarı çökmesi olmuştu. Sol kulağıma işitme cihazı verildi. Bunu söyleyince sağ tarafıma vurmaya başladılar. Cihaz kırılırsa iz bırakmamak için herhalde. Evde dağıtmadıkları, sigara izmariti atmadıkları, tükürmedikleri yer kalmamıştı. Önce Manavgat’a, oradan da Afyon’a götürdüler. Eşimle, kızımla tehdit ettiler. Akla hayale gelmeyecek şeyler söylediler.

KARAKOLUN ALTINDAKİ İŞKENCE ODASI

Afyon’a gelince ikinci gün Arif Alpaslan’ın odasına götürdüler. Beni orada da dövdüler. Sonradan ismini öğrendiğim Mehmet adında sarışın bir polis kafama vurup duruyordu. Ayaklarıma, kafama darp aldım. Doktora bu darpları söyledim. Doktor ‘Vücudunda herhangi bir yaralanma, kanama yok, sağlam raporu vereceğim’ dedi. Karakolun altındaki işkence odasına götürmediler. Dirensem belki de götüreceklerdi. Cezaevindeyken orada işkence gören 4 kişiyle tanıştım. Onlar anlatmıştı.

KOMİSER TEOMAN YAMAN İLE İLK KARŞILAŞMA

Arif Alpaslan’ın odasından çıktıktan sonra komiser Teoman Yaman ile kapıda karşılaştık. O dönemde sosyal medya kullanmadığım için kendisini tanımıyordum. ‘Konuştu mu bu?’ diye sordu. Yok cevabını alınca, beni iki omzumdan tutarak ‘Sen niye konuşmuyorsun, beni tanımıyor musun?’ dedi. Ben de “Tanımıyorum.” dedim. “İyi düşün, iyi bak.” dedi. Tekrar tanıyamadığımı söyledim. ‘Ben Afyon’da çalışırken siz yoktunuz.’ dedim. ‘Onu demiyorum. Sosyal medyada yazılıyor ya, işkenceci bir Teoman var ya, kadınların orasına, burasına bir şey batıran (emniyette sorgulanan bazı kadınlar kendilerine iğne batırıldığını söylemişti), kadınlara, erkeklere bir şey (işkence) yapan, o Teomanım ben. Sen beni nasıl tanımazsın, sen gazetecisin.’ deyip durdu.

O an içimden keşke bir cihaz olsa da söylediklerini kaydedebilsem dedim. Açık açık işkence yapmakla övünüyordu. İşkence zaman aşımına uğrayan bir suç değilmiş, bir gün ben de yakalanacakmışım, yargılanacakmışım, 10 yıla kadar hapis cezası alacakmışım, bekliyorum diye alaylı konuşmalar yapıyordu.

“İFADE VERMEDİĞİM HALDE, KAĞIT İMZALATTIRMAYA KALKTILAR”

Sonra beni sorguya aldı. Mahkemeye giderken yanımızda olan polis de oradaydı. ‘Bana 300 isim say, sende bu kapasite var’ dedi. İstedikleri bilgileri alamayınca önüme bir kağıt koydular. İfademmiş. O zaman avukat geldi. Avukat, ‘Bu kağıdı imzala, eşinle birlikte gideceksin’ dedi. Ben ifade vermedim ki, dedim. Parayla tuttuğum avukat beni sırtımdan vuruyor. Teoman Yaman avukata, ‘Sen git biraz dolaş gel, biz ifadeyi tekrar alalım dedi. Avukat, ‘Ben gidersem bunu öldürürsün’ dedi. Sonra ifademe başladılar. 3 saate yakın ifade sürdü.

ARKAMDA EŞİMİ GÖRÜNCE AĞLAMAYA BAŞLADIM

Songül Akkurt Mart 2018’de yaptıkları ziyaret gününü anlatıyor: Muzaffer Said o gün gardiyanlara ‘Babamı artık serbest bırakın’ diye ağlamıştı. Gardiyanlar da hiçbir şey yapamadıkları için sessizce inşallah diyebilmişti.

Gözaltında kaldığım süre boyunca her gün 3-4 saat duvara dönük ayakta bekletiyorlardı. Arkadan gelen geçen vuruyordu, çaycı bile. 4. gün eşimi getirmiş ve arkama oturtmuşlar. Ona seyrettirmişler. Eşim daha sonra bana “1 saat sana ağlayarak baktım.” dedi. Ben onun getirileceğini hiç düşünmemiştim. Bana otur dediler, zannettim ki iyi niyetle otur diyorlar. Meğerse eşimi göstermek için oturtuyorlar. Eşimi karşımda görünce çok kötü oldum. Dört gün dayak yemişim, gecem gündüzüm birbirine karışmış, 4 metrekarelik yerde 7 kişi kalıyorduk. Eşimi de karşımda görünce duygularım boşaldı, ağladım. Eşim, ‘Niye ağlıyorsun, başını dik tut, biz bir şey yapmadık. En kötüsü ölümüz çıkar, sonuçta ahirete giden bir yol burası’ deyince kendimi biraz toparladım.

EŞİMİN DURUŞU BANA GÜÇ VERDİ

Ondan sonra artık benimle değil, eşimle uğraşmaya başladılar. Eşime ‘Kocana söyle bildiklerini anlatsın. Bu gazetenin (Zaman) işlerinin nasıl yürüdüğünü, bölge yapılanmasını hepsini anlatsın yoksa çocuğunu göremeyeceksin’ diye tehdit ettiler. Eşimin duruşu bana güç verdi. Önüme liste koydular, imzalamadığım için bunlar başıma geldi.

HAKİMİ AZARLAYAN POLİS

Mahkemeye çıkarıldık. Ben tutuklandım, eşim serbest bırakıldı. 20-25 yaşlarında bir polis memur eşime kelepçe takmaya çalıştı. Bırakıldığını söyleyince, direkt hakime ‘Songül Akkurt’u nasıl bırakırsın’ deyip birkaç telefon görüşmesi yapıp serbestsin git işte diye bağırarak eşimi gönderdi. Buna belki kimse inanmaz ama gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum. Hakime sen bu kararı nasıl verirsin diyen kolluk kuvvetlerimiz var.

12 KİŞİLİK KOĞUŞTA 51 KİŞİ

16 ay Afyon Cezaevinde kaldım. İlk önce camsız penceresiz geçici koğuşa konuldum. Tahtadan bir tuvalet vardı. Altı iki karış açık. Üstten açık. Kullanmaya korkuyorduk. 12 kişilik koğuşta 51 kişi kaldık, 16 ay bu şekilde geçti.

CEZAEVİNDE YÜRÜYEMEZ HALE GELDİM

Hapse girdikten sonra darplardan sağ kulağımda da işitme kaybı oluştu. Ona da cihaz taktılar. Kronik uyku apnesi rahatsızlığım vardı. Geceleri uyuyabilmek için elektrikli bir cihaz kullanıyorum. O cihazı alabilmek için 12 ay uğraştım. “Hayati önemi vardır” diye raporum olmasına rağmen, raporda makinesiz bu kişi ölebilir yazmasına rağmen vermediler. Sürekli kapalı ve güneş görmeden yaşadığımız için platin olan bacağımda kireçlenme oldu. Diğer bacağıma da sirayet etti, yürüyemez hale geldim.”

SONGÜL AKKURT: O ANI NASIL ANLATABİLİRİM, BİLMİYORUM

Eşim gözaltına alındığında oğlum Yusuf Enes 5 aylıktı. Polisler evi kıyafet getirmemiz için aradı. Oğlumu alıp eşimin yanına gittim. Kıyafetleri aldılar, beni bıraktılar. O gün bir avukat tuttum. Avukat Halil bey beni ertesi gün saat 15.30-16.00’ya yakın aradı. Eşimin yanına emniyete gideceğini, benim de gelmemi söyledi. Çocuğu emzirmem, bakımını yapmam, uyutmam gerekiyor, ben gelmezsem olmaz mı dedim. Çok ısrar etti, ‘Eşinle görüştürecekler, görüşmek istemiyor musun?’ dedi. Ben de onu görmek ümidiyle oğlumu alıp gittim.

“PARAYLA TUTTUĞUMUZ AVUKAT BENİ POLİSE GÖTÜRÜP TESLİM ETTİ”

Önce Halil bey girdi içeriye. 2-3 dakika sonra ‘Songül hanım gel’ dedi. Eşim duvara dönük duruyordu. Yanına gitmeye çalıştım. Bir polis bana “Hopp Songül hanım nereye? Ne oluyor? Turuklusun.” dedi. O anı size nasıl anlatayım bilmiyorum. Çok şaşırdım, elim ayağım titredi. Avukatın zaten haberi var, polisle işbirliği yapmış. Bir arkadaşımın avukatıydı. Bütün herkesi etkin pişmanlıktan yararlanması konusunda baskı yapıp çıkartan bir avukat olduğunu sonra öğrendim. Beni eliyle götürüp teslim etti.

Sonra polisler çocuğu, dönen ofis sandalyelerinden birinin üzerine bırakmamı söyledi. Düşebilir dedim. Hiçbir şey olmaz, çabuk oraya bırak dediler. Ben o panikle bıraktım. Bırakmamla oğlum kendini geriye doğru attı, düşüyordu, son anda yakaladım. Üzerimdeki eşyaları bırakmamı söylediler. Sadece kimliğim ve telefon vardı. Oğlumu arkadaşım geldi aldı. Kayınpederimi aramışlar, çoğu gelip al, gelmezsen esirgeme kuruma vereceğiz dediler.

“6 SAAT EŞİMİ İZLETTİRDİLER”

Eşim duvara dönüktü. Sonra ifadesini almaya götürdüler. Geri geldiğinde karşıma oturttular. Orada benim de gözaltında olduğumu anladı. Sürekli içeriye ifadeye götürüyorlardı, geri getiriyorlardı, bağırıyorlardı. İfade alma şeklini görünce çok korktum. Saat 16.00’dan gece 23.00’e kadar eşimi o vaziyette izlettirdiler bana.

“KERMESE GİTMEDİN Mİ, MANTI YAPMADIN MI, BURS VERMEDİN Mİ?”

Akkurt Ailesi, Sakız Adası’ndan Yunanistan’a geçtikleri günlerden çektirdikleri bir fotoğraf. Temmuz 2019.

İfademi alırken ilkokul mezunu olduğumu söyledim. Şaşırdılar. ‘Cemaat yüksek okul mezunu insanlarla ilgilenir, sen bunların hiçbirini karşılamıyorsun. Adliye önündeki protestolara katılmadığına emin misin, kermese gitmedin mi, mantı yapmadın mı, burs vermedin mi’ diye sorular sordular. Avukat da ‘Kızım söyle, 4 çocuğunun yanına git, yoksa onlar çocuk esirgemeye gidecek, pişmanım de” dedi. Hiçbir şey yapmadım, yapmadığım şeylerden de pişmanlık duymuyorum, dedim.

“ÇOCUĞUMU EMZİREMEDİĞİM İÇİN AĞRIDAN UYUMADIĞIMI BİLİRİM”

Çocuğunu 2 saatte bir emzirebilirsin dediler ama getirmediler. 4 gün boyunca ağrıdan sabaha kadar ağladığımı çok iyi bilirim. Sütü sağacak bir yer de yoktu. Çünkü lavabo ve tuvalet direkt kameraların karşısındaydı. Çok bir pis ortamdı. Nezarette tek ben vardım.

“O SOĞUKTA OĞLUMUN ZIBININI ÇIKARDILAR”

Eşim tutuklandığında biz İzmir’de kalıyorduk. 5 aylık oğlumla beraber eşimi ziyarete gidebilmek için o soğuklarda gece 02’de otobüse biniyordum, sabah 6’da orada oluyordum. 7’de görüş için sıraya giriyordum. 11’de görüş. İlk başlarda bebeğimin zıbınını her şeyini çıkarttıyorlardı o soğukta. Üzerine sadece mantosunu giydiriyordum. Bere, atkı, şapka, battaniye yasaktı. Üşüyordu çocuk, zorlanıyorduk. Bizi de iç çamaşırımıza kadar arıyorlardı. Ped’lerin içini açıp baktıkları zamanlar oldu. Zaten 3-4 arama ve x-ray’den geçiyorduk.

“KIZIM BU SEBEPLE BABASINI ZİYARETE GİTMİYORDU”

Kızım bu sebeple babasının yanına gelmek istiyordu. Kızımın saçları çok gür. Topuzunun arasına bir şey saklarlar diye her seferinde saçını açtırıyorlardı. Bundan dolayı gelmek istemiyordu. Hatta bir arkadaşımın kızı bu sebepten saçlarını kısacık kesti. O kadar bunaldı ki artık çocuk. Muzaffer Said, gelişim bozukluğu yaşadı bu süreçte. Ne kilo aldı ne boyu uzadı. Doktor sebebinin psikolojik olduğunu söylemişti. 6 yaşında ama çok zayıf. 4 yaşında zannediyorlar.

“AİLEDE HİÇ KİMSE YÜZME BİLMİYOR”

7 Ağustos 2019’da Çeşme’ye gittik. Karşıya bakıyorum, Yunan Adaları çok yakın görünüyordu. Geçeriz inşallah diye düşünüyorum. Ben denizden çok korkuyorum. Yüzme bilmiyorum. Ailede hiç kimse yüzme bilmiyor ve herkes de sudan korkuyor. Orada çadır kurup 3 gün geçiş için hazırlık yaptık. Eşim günde 3-4 kez kullanmayı öğrenmek için denemeler yaptı. Çocukları da gezdiriyordu. Amaç gezmek değil de biraz daha açılınca yol ne gösterecek onu öğrenebilmekti.

“ANNE GİTMEYELİM, BEN ÇOK KORKTUM, YAPAMAYACAĞIM”

İlk gün bota, iki kızım ve büyük oğlum bindi. Küçük oğlum ve ben kıyıda kaldık. Döndüler. Küçük kızım yanıma geldi. Eli kasılmış, yüzü bembeyaz. İki kızımda da epilepsi var. Atak geçiriyor sandım. ‘Anne çok korktum, ben yapamayacağım, gitmeyelim. Başka bir yolu yok mu’ dedi. Onu öyle görünce cesaret geldi bana. Babanız bot aldı, kullanmayı öğrenecek ve bizi geçirecek diye onları o şekilde motive ettim. Başka sansımız yoktu.

BİR DALGA GELDİ, BİZİ HAVAYA KALDIRIP İNDİRDİ

Bir gün ben de eşimle deneme için çıktım. Bayağı ileri gitmişiz. Etrafta ada vs yoktu. Sonra bir dalga geldi. Bizi yukarı kaldırdı ve yere indirdi. Yani o anı hiç unutamıyorum. Hala elim ayağım boşalıyor. Bildiğim ne dua varsa okudum herhalde. Çok korktuk. Dalga geldiğinde botu ne tarafa çevirmemiz gerekiyor vs. bunları hep internetten öğrendik. Eğri bir şekilde dalgaya sürmemiz gerekiyormuş. Geçiş yaptığımız gün de aynı şekilde yine bir dalga geldi. Bir turist teknesi vardı uzakta, onun dalgası.

ÖLÜME GİTTİĞİMİZİN FARKINDAYDIK

Maden, Yeni, Aksoy, Akçabay aileleri gibi ölüme gittiğimizin farkındaydık. Eşim hepimizin beline ip bağladı. Birimiz düşerse destek olalım diye yaptığını söyledi. Oysa eğer ölürsek hepimiz bir yerde olalım diye bağlamış. Açıktayken motorumuz bozuldu. O anda da aşırı korktum. Eşim çalıştırmaya uğraşıyor, paniklediğini de bize belli etmemeye çalışıyor. ‘Motor ısınmıştır ondandır’ diyor çocukları korkutmamak için… Su bizi geri geri itmeye başladı. Sonra Elhamdülillah çalıştı. Yolda ne Yunan ne Türk sahil güvenliği, ne bir balıkçı teknesi denk gelmedi. O da bizim şansımızdı. 3,5 saat sonra Sakız Adası’na çıktık. Sonra feribotla Atina’ya geçtik. Eşim 26 Ağustos 2019’da, ben çocuklarla aile birleşimiyle 14 Ocak 2020’de Lüksemburg’a gelebildik. Şimdi kamptayız. Oturum işlemlerimizin sonuçlanmasını beklerken dil öğreniyor ve buradaki hayatımıza alışmaya çalışıyoruz.

Uyku apnesi, talasemi hastalığı olan, kalp romatizması geçiren cezaevinde işitme kaybı yaşayan Murat Akkurt Lüksemburg’ta yeniden tüm tedavilerine başladı.

MURAT AKKURT’A UYKU APNESİ HASTALIĞINA DAİR VERİLEN RAPOR

 

MURAT AKKURT’UN SAĞLIK DURUMUNU ANLATTIĞI MAHKEMEYE YAZDIĞI 2018 TARİHLİ DİLEKÇELER

AKKURT AİLESİNİN İSVEÇ GÖTEBORG GAZETESİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ

Atina’da kaldıkları ev. Ağutos 2019.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’nin baroları: Ekimde seçim var, İstanbul’da 25 baro kurulabilir

AKP’nin baroların yapısında değişikliğin önünü açan kanun teklifine göre 5 binden fazla avukat bulunan illerde asgari 2 bin avukatla ayrı baro kurulabilecek. Ekim ayının ilk haftasında tüm barolarda, baro başkanları ve yönetimleri ile Barolar Birliği  delege seçimleri yapılacak.

BOLD – TBB Başkanı ve yönetimi seçimi ise aralık 2020’de yapılacak. İstanbul, Ankara ve İzmir barolarının Barolar Birliğindeki ağırlığı azalacak. Avukat adayının ahlak durumu hakkında yine staj yaptığı baroya kayıtlı iki avukat rapor hazırlayacak. 50 bine yakın üyesi olan İstanbul’da 25’e yakın baro kurulabilecek.

Barolar, TBB’ye her beş bin üye için birer delege seçebilecek. Mevcut uygulamada her 300 üye için bir delege seçilebiliyordu. Milliyet’in haberine göre, AKP’nin baroların yapısını değiştirdiği “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” taslağının detayları belli oldu. Taslakta şu düzenlemeler yer alıyor:

AVUKATIN AHLAK DURUMU HAKKINDA RAPOR DÜZENLEYECEK

Avukatlık stajı, bundan böyle staj yaptığı baroya kayıtlı bir avukatın yanında yapılacak. Avukatlık adayının ahlak durumu hakkında yine staj yaptığı baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenlenmiş tanıtma kağıdı olacak. Bir avukatın ölümü, meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması durumunda avukatın kayıtlı olduğu baronun başkanı, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirecek. Avukatların birlikte çalışması, aynı ilde kurulu barolardan herhangi birine kayıtlı birden çok avukatın meslek çalışmalarını bir büroda yürütmesi şeklinde olacak.

ADLİYELERDE BAROLARA YER TAHSİSİNİ TBB YAPACAK

Her adalet sarayında avukatlar için ihtiyaca göre yer ayrılacak. Birden fazla baronun bulunduğu illerde baro için ayrılacak yer TBB’ye tahsis edilecek ve TBB kayıtlı avukat sayısını esas alarak bu yeri barolara tahsis edecek. Her avukat bir ilde birden fazla baronun bulunması halinde, bunlardan birinin levhasına yazılabilecek. Bir avukat levhasında yazılı baro bölgesi dışında sürekli avukatlık yaparsa bu tespiti yapan baronun yönetim kurulu tarafından tutanak düzenlenecek. Bağlı olduğu baroya gönderilecek.

30 AVUKATA BİR BARO

En az 30 avukat bulunan her ilde baro kurulacak. 5 binden fazla avukat bulunan illerde ise asgari 2 bin avukatla bir baro kurulabilecek. Avukat sayısının 2 binin altına düşmesi halinde TBB, asgari avukat sayısının 6 ay içinde sağlanmasını ilgili baroya bildirecek. Verilen süre içinde eksiklik giderilmezse baronun tüzel kişiliğine TBB tarafından son verilecek.

NUMARALI BARO DÖNEMİ

Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler, ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kaydolacak. Tüzel kişiliği sona eren baronun tasfiye işlemleri son yönetim kurulu tarafından TBB’nin denetim ve gözetiminde yapılacak. Mal varlığı TBB’ye geçecek. Aynı ilde yeni bir baronun kurulması halinde TBB, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandıracak. Baroların genel kurulları son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla 2 yılda bir ekim ayının ilk haftasında yapılacak.

300 ÜYEYE BİR DELEGE, İSTANBUL VE ANKARA’NIN ETKİSİ KAYBOLACAK

TBB Genel Kurulu, baroların avukatlıkta en az 10 yıl kıdemi olan üyeleri arasında gizli oyla seçecekleri üçer delege ile kurulacak. Böylece Anadolu barolarının yönetimdeki temsili güçlendirilecek. Mevcut uygulamada ikişer delege ile kuruluyor. Baro genel kurullarınca ayrıca her beş bin üye için birer delege seçilebilecek. Mevcut uygulamada yüzden sonraki her 300 üye için ayrıca bir delege seçilebiliyor. Düzenlemeyle İstanbul, Ankara ve İzmir barolarının ağırlığı azalacak. Düzenleme yasalaşırsa 5 binden fazla avukat bulunan illerde asgari 2 bin avukatla ayrı baro kurulabilecek.

TBB’DE GENEL KURULU EN AZ 25 BARO İSTEYEBİLECEK

TBB Yönetim Kurulu, doğrudan veya en az 25 baronun yönetim kurullarının yazılı istemi üzerine Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilecek. Ancak olağanüstü toplantıda seçim yapılamayacak. Mevcut uygulamada TBB Yönetim Kurulu, en az 10 baronun yönetim kurulları yazı ile isterse genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırabiliyor ve seçim de yapılabiliyor.

BAROLAR EKİMDE SEÇİME GİDECEK

Görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda baro başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimleri ekim 2020’nin ilk haftasında, TBB Başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme üyelikleri seçimleri ise aralık 2020 içinde yapılacak. Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım barosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacak. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacak. Kamu kurum ve kuruluşları ile KİT’lerde görevli avukatlardan baroya kaydını yaptırmayanlar, çalıştığı yer barosuna veya o ilde birden fazla baronun bulunması halinde bu barolardan birine bilgi verecek.

İşkenceden çıktı ailesini botla özgürlüğe ulaştırdı

medyabold
Devamını Oku »

CHP yoksullar için ‘Aile Destek Sigortası’ önerdi

CHP’li Veli Ağbaba, AKP’nin kıdem tazminatı ile ilgili getirdiği “Tamamlayıcı Emeklilik Sigortası” modeli yerine yoksulluk sınırının altında kalan herkese her ay belirli bir ilave ödeme yapılmasını öneren “Aile Destekleri Sigortası” modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, kıdem tazminatının kaldırılmasıyla ilgili tartışmalarda “Tamamlayıcı Emeklilik Sigortası” (TES) modeli yerine “Aile Destekleri Sigortası” (ADS) modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini öne sürdü.

MAAŞLAR ARTACAK, YOKSULLUK AZALACAK

Fon ya da bireysel hesap türü sistemlerin asla hayata geçirilmemesi gerektiğini belirten Ağbaba, “25 yaş altı ve 50 yaş üstü çalışanlar için gündeme getirilen belirli süreli iş sözleşmesi uygulamasından vazgeçilmeli” dedi. Ağbaba, TES’ten tamamen vazgeçilip ADS modeline geçilmesi halinde emeklilerin yaşlılık aylığının artacağını, 30 milyona yakın insanın yoksulluktan kurtulacağını ve kıdem tazminatını yok etme gerekçesinin ortadan kalkacağını söyledi.

YOKSULLUK SINIRININ ALTINDAKİ HER BİREYE EK ÖDEME

ADS modelinin yoksulluk eşiğinin altında gelir elde eden ailedeki her bir bireye her ay belirli bir miktarda sosyal destek ödenmesini öngördüğünü ifade eden Ağbaba, “Yaşlılık aylıkları, yani emekli maaşları bir düzenlemeyle kolaylıkla artırılabilir. Biz TES yerine ADS yani Aile Destekleri Sigortası modelini öneriyoruz. Böylece yoksulluk sınırının altında kalan herkese ADS modeli ile her ay belirli bir ilave ödeme yapılacak. Yoksulluk devlet desteğiyle tümden ortadan kaldırılacak” dedi.

Korona salgınında son durum: Yoğun bakımdaki hasta sayısı arttı

medyabold
Devamını Oku »

Barolar Birliğinde Metin Feyzioğlu’na tepki istifaları sürüyor

AKP’nin baroları bölme planına destek veren Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na tepkiler artıyor. TBB’de Adli Yardım Komisyonu üyesi 4 kişi, İnsan Hakları Merkezinde iise 2 üye Feyzioğlu’na tepki göstererek istifa etti.

BOLD – Türkiye Barolar Birliği’nde (TBB) Metin Feyzioğlu’na yönelik tepkiler artarak devam ediyor. Adli Yardım Komisyonundaki 6 üyenin dördü, İnsan Hakları Merkezinde ise 2 üye istifa etti. Avukatlar, Sibel Torun, Cem Cemal Coşkan, Ferhat Karataş ve Bayram Baykal görevden ayrıldı. Daha önce de TBB İnsan Hakları Merkezi Genel Sekreteri Mustafa Kemal Karahan ve TBB Adli Yardım Üst Kurulu üyesi Bayram Baykal da istifa etmişti.

TBB Başkanı Feyzioğlu, AKP’nin baroları bölme planına baro başkanlarının savunma yürüyüşünü eleştirmişti. Feyzioğlu, Ankara girişinde polisin baro başkanlarına sert müdahalesine ise uzun süre sessiz kalmıştı.

Anayasa Mahkemesi CHP’nin ‘af yasası’ talebini esastan görüşecek

medyabold
Devamını Oku »

25 Haziran 2020 Perşembe

65 yaş üstüne tatil genelgesi

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine 65 yaş ve üzeri vatandaşların seyahat iznine ilişkin genelge gönderdi. 65 yaş ve üzerindekiler, izin belgesi alarak turizm amaçlı seyahat yapabilecek.

BOLD – Valiliklere gönderilen genelgede, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi ve turizm sezonunun açılması sebebiyle 65 yaş ve üzeri vatandaşların turizm amaçlı seyahatlerine izin verilmesinin uygun olacağı savunuldu. 65 yaş ve üzeri vatandaşlar (son üç yıl içinde organ ve kemik iliği nakli olanlar, immün yetmezliği olanlar ile böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalar hariç) turizm amacıyla yapacakları yolculuklarda ‘Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi’ almak şartıyla istedikleri yerleşim yerine gidebilecek.

Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesine başvuracak 65 yaş ve üzeri vatandaşlar, kendileri ile aynı durumda bulunan (65 yaş ve üzeri) eş, kardeş ve birinci derece yakınlarını da kapsayacak şekilde en fazla 6 kişi için seyahat izin belgesi başvurusu yapabilecek. 65 yaş ve üzeri vatandaşlar, Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi almak üzere, Alo 199 Vefa Sosyal Destek Hattı üzerinden veya elektronik ortamda e-Devlet kapısından İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemine girerek seyahat izin işlemleri başlığının altında yer alacak Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi verilmesi alt başlığını seçerek başvurularını gerçekleştirebilecek.

BELGELERİ SİSTEME YÜKLEYECEKLER

Başvuru formunda otel tatili, yazlık/devremülk, kiralık ev/villa ya da karavan tatili gerekçelerinden biri seçilecek. Vatandaşlar, bunlarla ilgili belgeleri ya da kira sözleşmelerini zorunlu olarak başvuru sırasında sisteme yükleyecek. Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi alacak vatandaşlar, otobüs, uçak, tren ve özel araç ile yapacakları yolculuklar için başvuru yapabilecek. Başvuru sırasında başvuranın ve beraberindekilerin Kovid-19 evde izolasyon sorgusunun yanı sıra belirtilen hastalıklarının olup olmadığı hususu da sistem üzerinden otomatik olarak sorgulanacak.

Vatandaşların belge almak için herhangi bir sağlık kuruluşu ya da valilik/kaymakamlıklara gitmelerine gerek bulunmuyor. Turizm Amaçlı Seyahat İzin Belgesi başvuruları, otomatik olarak değerlendirilecek ve sonuçlandırılacak. İzin başvurusu kabul edilenlere SMS yoluyla bilgilendirme yapılacak, ayrıca e-Devlet üzerinden başvuru onay belgesi çıktısı da alınabilecek. İzin başvurusu kabul edilen 65 yaş ve üzeri vatandaşların bilgileri, otomatik olarak gidecekleri il valilikleri ile kayıtlı olduğu aile hekimine bildirilecek. Kayıtlı oldukları aile hekimleri tarafından gerekli takipleri yapılacak.

medyabold
Devamını Oku »

Rusya: Türkiye’yle S-400’lerin teslimatına ilişkin yeni bir anlaşmaya hazırız

Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov, ülkesinin Türkiye ile S-400 hava savunma sistemlerinin teslimatına ilişkin yeni bir sözleşme imzalamaya hazır olduğunu söyledi.

BOLD – Rus devlet haber ajansı TASS, Başbakan Mihail Mişustin’in yardımcısı Borisov’un Türkiye’yle yeni bir S-400 sözleşmesi seçeneğini gündeme getirdiğini aktardı.

TASS’a göre, Borisov S-400’lerin Ankara’ya teslimatı için yeni bir sözleşmeye hazır olunduğunu, Türkiye’deki ortaklarının talebini bildirmesi halinde Rusya tarafının yeni sözleşmeyi imzalayacağını ifade etti.

Borisov’un “Böyle bir seçenekleri var ve arzu ederlerse sözleşmeyi imzalarız” ifadelerini kullandığı belirtildi.

TASS, söz konusu haberi “Türkiye, Rusya’dan hava savunma sistemi satın alan ilk NATO üyesi” açıklamasıyla aktardı.

Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye yaptırım çağrısı

medyabold
Devamını Oku »

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Türkiye sınırları yeniden açtı

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’nin sığınmacılar için sınırları yeniden açtığı ve Türk sahil güvenliğinin de sığınmacı botlarına Yunan adalarına kadar eşlik ettiği iddiasında bulundu.

BOLD – Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, sığınmacı politikası konusunda Ankara’ya eleştiriler yöneltti. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) geçmek isteyen sığınmacılara sınırları yeniden açtığını söyleyen Dendias, Türkiye üzerinden ülkeye gelen sığınmacı sayısının yeniden artmaya başladığını belirtti.

AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell ile dün Türkiye-Yunanistan sınırındaki Kastanies (Kestanelik) geçiş noktasında incelemelerde bulunan Dendias, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Türk makamlarının sığınmacıların AB’ye kaçak geçişine destek verdiğini dile getirerek Türk sahil güvenliğinin sığınmacı botlarına Yunan adalarına kadar eşlik ettiğini söyledi.

Dendias ayrıca “Türkiye’yi Akdeniz’in doğusunda barış, güvenlik ve istikrara zarar vermekle” suçladı.

Yunanistan: Türk Sahil Güvenliği Ege’de göçmen teknelerine geçiş sırasında eşlik ediyor

medyabold
Devamını Oku »

“Birçok asker ve sivili öldürdü ancak TRT’ye çıkarıldığı dönemde terörist değildi!”

Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk, Kırmızı Bülten ile arandığı dönemde TRT’ye çıkarılan Osman Öcalan’ın o dönemde terörist olmadığını, Kuzey Irak’ta fırıncılık yaptığını söyledi.

BOLD – Yenilenen İstanbul Seçimi öncesi, devlet kanalı TRT’nin 74 Mehmetçiğin katil zanlısı, Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’la yaptığı röportaj çok konuşuldu. Kuzey Irak’ta bulunan Osman Öcalan’la İstanbul’daki Kürt seçmenin oylarının CHP’li adaya gitmesini önlemek için röportaj yapıldığı yorumları dikkat çekti.

HaberTürk’te Didem Arslan Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı Türkiye’nin Nabzı programına konuk olan Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk, Osman Öcalan’la ilgili ilginç bir açıklama yaptı. 23 Haziran 2019 Yenilenen İstanbul Seçimi öncesi, Kırmızı Bülten ile aranan Osman Öcalan’ın TRT ekranlarına çıkarılmasının tartışıldığı programda Öztürk, Osman Öcalan’ın PKK içerisinde uzun yıllar yer aldığını, birçok asker ve sivili öldürdüğünü ancak TRT’ye çıkarıldığı dönemde terörist olmadığını savundu.

Yeni Şafak yazarı canlı yayında şu ifadeleri kullandı, “Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan, PKK içerisinde yer almıştır. Eli kanlıdır, teröre bulaşmıştır. Fakat sonra PKK’lı değildir. Kuzey Irak’ta fırıncılık yapıyor. Evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış zavallı bir adamdır” Öztürk’ün ifadelerine sosyal medyada tepki yağdı.

Altun’dan “Bolton’ın kitabı tek taraflı, manipülatif ve yanlış” twitleri

medyabold
Devamını Oku »

Wife pleads for help for jailed husband after serious health problems emerge

Esra Terzioğlu, the wife of a jailed TV director who has serious health problems, has asked for help from officials in a video posted on social media, requesting his immediate release from prison, according to the tr724 news website.

Director Fatih Terzioğlu, who has been incarcerated in İstanbul’s Silivri prison for 21 months, was sentenced to six years, three months for membership in the Gülen movement, which is accused of orchestrating a 2016 coup attempt. The movement strongly denies any involvement.

Terzioğlu had worked for now-closed Samanyolu TV, a Gülen-affiliated television network in Turkey.

His wife said on Wednesday that Terzioğlu has lost a significant amount of weight and was unable to speak during a prison visit last week.

Terzioğlu was taken to a hospital by the prison administration, but his wife said the officials gave her incorrect information about the clinical procedures he underwent.

“They said he had an MRI for his lungs, but I could clearly see from the e-government app that it was not true. They also said he tested negative for the coronavirus, but on the app there was no mention of a coronavirus test,” she said.

The e-government application provides reports on health procedures and their results for citizens.

His wife added that the risk of cancer seemed quite high after a blood test and the discovery of a nodule on his liver. (turkishminute.com)

The post Wife pleads for help for jailed husband after serious health problems emerge appeared first on Stockholm Center for Freedom.

from SCF
Devamını Oku »

3 journalists released pending trial, 3 kept in jail for reporting intel officer’s killing in Libya: report

A trial started on Wednesday for seven Turkish journalists charged with revealing state secrets in their coverage of the death of a Turkish intelligence officer in Libya, during which three of them were released pending trial and three were sent back to jail, Al Jazeera reported.

The court released pending trial Barış Terkoğlu, Ferhat Çelik and Aydın Keser, who had been in jail since early March, according to Turkish media.

Three others, Barış Pehlivan and Hülya Kılınç from the OdaTV news website, and Murat Ağırel from the Sözcü daily, were remanded into custody.

The seventh defendant, Erk Acarer, is out of the country and is being tried in absentia.

Dozens of people gathered outside the courthouse in Istanbul to show solidarity with the journalists on Wednesday.

An eighth defendant, a municipal worker in the western Turkish town of Akhisar, is accused of supplying pictures to the journalists of the funeral of the deceased intelligence officer.

Turkey has provided military support and training in Libya to the internationally recognized Government of National Accord (GNA), helping it fend off a 14-month assault on Tripoli by eastern Libyan forces led by renegade military commander Khalifa Haftar.

The charges against the journalists center on articles and social media posts published shortly after President Recep Tayyip Erdoğan said in February that Turkey had “several martyrs” in Libya.

According to the indictment, Murat Ağırel, a reporter for the Yeni Çağ newspaper, was the first to reveal the identity of the intelligence officer, sharing his name and photos on Twitter and referencing Erdoğan’s comments.

The indictment accuses the defendants of revealing information related to state security, which carries a sentence of up to 10 years, by revealing the missions as well as the identity of National Intelligence Organization (MİT) members.

They are also accused of revealing documents and information related to intelligence activities, a charge which carries a sentence of up to 10 years. The defendants deny the accusations, saying they were doing their jobs as journalists. (turkishminute.com)

The post 3 journalists released pending trial, 3 kept in jail for reporting intel officer’s killing in Libya: report appeared first on Stockholm Center for Freedom.

from SCF
Devamını Oku »

Tekel bayilerine işyerlerini kapattıracak ceza yolda

Son yıllarda alkollü içki ve sigara vergi ve fiyatlarını arttıran hükumet, tekel bayilerine 320 bin lira ceza kesilmesinin yolunu açacak bir teklif hazırlıyor. Teklif kabul edilirse gece saat 22:00’den sonra alkol satan bakkal ve bayilere 320 bin liraya kadar para cezası kesilecek.

BOLD – AKP Aydın Milletvekili Metin Yavuz ile bir grup AKP milletvekilinin hazırladığı yasa teklifi ile gece saat 22:00 ila sabah saat 06:00 saatleri arasında alkollü içki satışı yapan bakkal, market, bayi ve benzeri iş yerlerine 65 bin lira ila 320 bin lira arasında değişen tutarlarda para cezası kesilecek.

3 KEZ YASAĞI DELEN İŞLETMENİN RUHSATI İPTAL EDİLECEK

Halen bu yasağı çiğneyen iş yerlerine 20 bin lira ila 120 bin lira arasında ceza kesilmesi öngörülmekle birlikte cezalar genellikle 20 bin ila 40 bin aralığında gerçekleşiyordu. Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, teklifte ayrıca bu yasağı 5 yıl içerisinde 3 kez işleyen iş yerlerinin tüm perakende alkollü içki ve açık alkollü içki satış ruhsatları iptal edilecek. Satış belgesi iptal edilen iş yerlerine 2 yıl boyunca yeni belge de verilmeyecek.

ETİL ALKOL SATANLARA DA 100 BİN LİRA CEZA KESİLECEK

Hükumet, etil alkolle evde rakı yapanları durdurmak için etil alkolün içine “fare zehri” konulmasını öngören düzenlemeden sonuç alamaması üzerine yine çareyi cezada aramaya karar verdi. Düzenlemeye göre, rakı ve viski gibi içkilerin yapımında kullanılan etil alkolü satışa sunan ya da satan işletmelere 20 bin liradan 100 bin liraya kadar değişen tutarlarda idari para cezası kesilecek. Aynı şekilde kaçak tütün satanlar da cezalandırılacak.

HALK SAĞLIĞINI TEHLİKEYE ATANLARA CEZA GELİYOR

Torba teklife göre, halkın hayatını ve sağlığını tehlikeye atacak şekilde gıda maddesi üreten veya ithal edenlere 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası kesilecek. Bu suçu 3 kez işleyenlere 10 yıla kadar gıda üretme yasağı getirilecek. Torba teklifle sigaralarda kullanılan yerli tütün oranının 2025 yılına kadar yüzde 30’a çıkarılması da zorunlu hale geliyor.

HOBİ BAHÇESİNİ YIKMAYANLARA CEZA VERİLECEK

Yeni düzenlemeyle, tarımsal arazilere kurulan hobi bahçeleri yasaklanıyor. Buna göre, tarım arazilerine yapılan hobi bahçelerine bin liradan az olmamak üzere her bir metrekare için 10 TL ceza kesilecek ve yapının yıkılıp tarlanın eski haline dönüştürülmesi için 2 ay süre verilecek. 2 ay içinde yıkım yapmayanlara 3 kat ceza uygulanacak. Yıkım yine de yapılmazsa Tarım Bakanlığı bu yerleri yıkacak ve yıkım parasının iki katı tutarında bedeli belediye ve il özel idarelerinden tahsil edecek.

Kaboğlu’ndan “Parti kolluğu bitti, sıra fişlemede” çıkışı

medyabold
Devamını Oku »

İŞKUR çalışanları arasında salgın hızla yayılıyor

Ekonomik kriz ve salgın nedeniyle patlayan işsizlik sonrası vatandaşın en çok gittiği kurumların başında İŞKUR geliyor. Bu durum İŞKUR çalışanlarındaki koronovirüs vaka sayısını artırdı, bir il müdürlüğü karantinaya alındı.

BOLD – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), normalleşmenin başladığı 1 Haziran sonrasında vaka sayısında yaşanan artışa dikkat çekti. İstanbul İŞKUR Müdürlüğünde 27, Afyonkarahisar İŞKUR İl Müdürlüğünde il müdürü dahil 15, Ankara SGK Başkanlığında 2 çalışanın testlerinin pozitif çıktığı belirtildi.

İL MÜDÜRLÜĞÜ KARANTİNAYA ALINDI

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre İstanbul ve Ankara’da karantina uygulanmazken, İŞKUR Afyonkarahisar İl Müdürlüğü’nün dün itibarıyla 15 günlüğüne karantinaya alındığı açıklandı. KESK, “Samsun Adliyesi Vergi Mahkemesinde pozitif vakalar yaşanmış, mahkeme kapatılmıştır. Diyarbakır, Batman, Van, Şırnak, Şanlıurfa, Manisa illerinde sağlık emekçilerinden Kovid-19’a yakalanma oranı hızla artmıştır” dedi.

HERHANGİ BİR ÖNLEM ALINMIYOR

KESK, 1 Haziran sonrasında pandemi hastanesi olmaktan çıkarılan hastanelerdeki çalışanların da karantinaya alınmadan, teste tabi tutulmadan normal servislere alındıklarına işaret etti. KESK, çalışanların koronavirüs testlerinin pozitif çıktığı kurumlarda herhangi bir önlem alınmadığını açıkladı. KESK, iktidarın test sayılarını azaltarak genel tabloyu değil bir gün önceki veriler ile kıyaslama yaptığını, verilerin bağımsız kurumlarla paylaşılmadığını dile getirdi.

Kaboğlu’ndan “Parti kolluğu bitti, sıra fişlemede” çıkışı

medyabold
Devamını Oku »

Dünya Sağlık Örgütü: Oksijen yok can kaybı hızlı artacak

Koronavirüs vaka sayısı küresel ölçekte 9,5 milyonu aştı. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus birçok ülkede oksijen sıkıntısı yaşandığını belirtip, can kaybının hızla artacağını öngördü.

BOLD – Dünya geneli hızla artan koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin endişe verici bir açıklama geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, küresel düzeyde oksijen sıkıntısı çekildiğini ilan etti. Vaka sayısının her hafta yaklaşık 1 milyon arttığına dikkat çekerek bu hafta sonu 10 milyona ulaşılmasının beklendiğini dile getirdi.

MADDİ DEĞERİ 100 MİLYON DOLAR

“Birçok ülke oksijen temini konusunda sorunlar yaşıyor. Arz talep dengesi değişti. Talep arzı geçti” diyen DSÖ yetkilisi günde ortalama 88 bin olan büyük tüpte oksijen talebine erişilemediği bilgisini verdi.b Ghebreyesus, “Oksijen tüpleri Kovid-19 hastalarının solunum yolu hastalıklarına iyi geliyor. Biz 14 bin oksijen tüpü satın aldık ve gelecek hafta bunları 120 ülkeye göndereceğiz. Maddi değeri 100 milyon dolar olan yaklaşık 170 bin oksijen tüpünü de gelecek 6 ay içerisinde gönderebileceğiz” dedi.

Japonya 6,2’lik depremle sallandı

medyabold
Devamını Oku »

Another man testifies about torture by security officers during enforced disappearance

Yasin Ugan, who had been missing for six months before suddenly reappearing in police custody, has revealed in court that he was tortured by security officers, according to a prominent Turkish human rights activist.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, a rights activist and a member of parliament, tweeted that Ugan had been tortured for six months after being kidnapped on February 13, 2019, with his head covered with a black plastic bag most of the time.

Ugan also said he was only allowed to take three showers during the time he was missing, Gergerlioğlu said.

Ugan, a former civil servant fired from his job by the government in the aftermath of a 2016 coup attempt, appeared in court on Tuesday over his alleged membership in the Gülen movement.

Turkey accuses the movement of orchestrating the failed coup, although it strongly denies any involvement. Since the abortive putsch, Ankara has carried out a post-coup crackdown targeting followers of the movement.

The İstanbul 34th High Criminal Court ordered an investigation into Ugan’s claims, Gergerlioğlu added.

Ugan was one of six dismissed civil servants who had gone missing in February of last year. They all were later found in police custody and put in jail due to alleged ties to the Gülen movement.

Yusuf Bilge Tunç, another former public servant who was dismissed from his job by a government decree, is still missing.

Gökhan Türkmen, who was allegedly abducted by Turkish intelligence officers and kept in a non-official detention center for 271 days, said in February that he was tortured, subjected to severe threats and sexually harassed and abused during his enforced disappearance.

The families of the once-missing men had conducted a social media campaign to find their loved ones during their nine-month absence, but the other five people, excluding Türkmen, who later reappeared in police custody, told their families to halt the campaign.

They were obviously afraid and apparently treated very badly considering their appearance, the families and lawyers from the Ankara Bar Association later told reporters.

Ugan also denounced a 58-page statement that he said he was forced to sign under duress by the security officers, and dismissed the lawyer who was assigned by the bar association.

Nearly 30 people have reportedly been abducted by Turkish intelligence agents since 2016. Two of them were able to flee the country and told foreign media about the torture they had endured during their enforced disappearance. (turkishminute.com)

The post Another man testifies about torture by security officers during enforced disappearance appeared first on Stockholm Center for Freedom.

from SCF
Devamını Oku »