10 Aralık 2020 Perşembe

Mahkemeden tacizci için aynı anda iki farklı karar

Epilepsi hastası 16 yaşındaki kız çocuğu N.K’yi taciz ettiği iddiasıyla Ufuk Ö’nün yargılandığı davada mahkeme önce tutukluluğa devam, mağdurun ailesinin duruşma salonu dışına çıkmasının ardından ise tahliye kararı verdi.

BOLD – Çorum’un Sungurlu ilçesinde epilepsi hastası 16 yaşındaki kız çoğu N.K’yi taciz iddiasıyla Ufuk Ö’nün yargılandığı davada mahkeme önce tutukluluğa devam kararı, mağdurun ailesinin duruşma salonu dışına çıkmasının ardından ise tahliye kararı verdi. Mağdurun ailesi karara tepki gösterdi.

SAVCI 3 YIL 9 AY HAPİS İSTEDİ

Cumhuriyet’ten İlayda Kaya’nın haberine göre Sungurlu’da yaşayan N.K (16), iddiaya göre annesine evinin yakınlarındaki bir dükkânı işleten Ufuk Ö. isimli esnaf tarafından 2.5 yıl boyunca cinsel tacize uğradığını söyledi. Bunun üzerine anne Gülhan K, savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulundu. Şüpheli Ufuk Ö., çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, 4 Kasım’daki duruşmada savcı şüphelinin 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Karar için avukatların ek süre istemesi üzerine mahkeme, tutukluluğa devam kararı vererek duruşmayı 18 Kasım’a erteledi.

KARARIN ARDINDAN SANIK SERBEST BIRAKILMIŞ

Mahkemenin tutukluluk kararını açıklamasının ardından duruşma salonundan çıktıklarını ve kararın bu sırada değiştirildiğini öne süren anne Gülhan K, “4 Kasım’daki duruşmada biz salondan çıktıktan sonra yüzümüze okunan tutukluluk kararı değiştirilip, sanık serbest bırakılmış. Biz bunu 18 Kasım’daki karar duruşmasında öğrendik. 18 Kasım’da ise mahkeme sanığı 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Karar üst mahkemeye gittiği içinde sanık şu an serbest. Bir anne olarak adaletin tecelli etmesini bekliyorum” dedi.

MAHKEME SUÇUN VASFINI DEĞİŞTİRDİ

Ailenin avukatı Muhammet Erçorumlu da “Savcılık iddianamesinde çocuğun cinsel istismar suçundan açtı. Sonrasında mahkeme, çocuğun cinsel istismar suçundan çıkararak ‘sarkıntılık’ suçundan hüküm kurdu. Tutuklu kalınan süre, delillerin toplanmış olması suçun vasfının değişmesi ve tutukluluk tedbirinin amacına ulaşması sebebiyle tahliyesine karar verdi. Sanığın telefonunda pornografik görüntüler çıkması sebebiyle de müstehcenlik suçu kapsamındaki duruşma ise sürüyor. Savcılık da biz de karara itiraz ettik. Mahkeme sarkıntılık suçundan hüküm kurarak mütalaaya aykırı davrandı” dedi.

Erdoğan’ın hedefindeki iş adamı Akın İpek konuştu: Bedelini ödetmek için uğraşıyorum!

medyabold
Devamını Oku »

“İmzalamayacağım” dediği Türkiye’ye yaptırımlarına onay verdi

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce imzalamayacağını duyurduğu Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemi aldığı için yaptırım uygulanmasını öngören tedbir paketini Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun girişimleri sonucunda imzaladı.

BOLD – Türkiye’ye yaptırımı da içeren 740 milyar dolarlık savunma bütçesine onay vermeyeceğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin bitmesine sayılı günler kala bu paketi imzaladı.

YAPTIRIMLARIN KİME UYGULANACAĞI BELİRSİZ

Bloomberg’in haberine göre Trump, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun girişimleri sonucunda Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemi aldığı için yaptırım uygulanmasını öngören tedbir paketini imzaladı. Beyaz Saray’dan konuyla ilgili bir açıklama gelmezken, Bloomberg’e konuşan kaynaklar yaptırımların kime uygulanacağı ve kapsamı hakkında bilgi vermedi. Ancak yaptırımların ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında uygulanacağı belirtildi.

HANGİ MADDELERİN UYGULANACAĞINI TRUMP BELİRLEYECEK

Trump’ın onayladığı tasarıda, Türkiye’ye 30 gün içinde CAATSA’da yer alan 12 yaptırımdan en az beşinin uygulanması talep ediliyor. İşte o 12 madde:

1 – ABD Başkanı ABD Eximbank’ı, yaptırım uygulanan kişinin ülkeden mal ve hizmet ithal etmesiyle ilgili sigorta ve garanti edinimi ile kredi uzatımı konularında onay vermemesi için yönlendirebilir.

2 – ABD Başkanı ABD hükumetine, yaptırım uygulanan kişinin ülkeden herhangi bir dayanıklı mal veya teknoloji ithal etmesine izin verecek lisans veya yetki belgesi vermemesi yönünde direktif verebilir. Bu maddenin kapsamına askeri mühimmat ve nükleer bağlantılı malzemeler de giriyor.

3 – ABD Başkanı, ABD’deki finans kurumlarına yaptırım uygulanan kişiye kredi vermeme yönünde direktif verebilir. Buna göre, yaptırım uygulanan kişi ABD’den toplamda en fazla 10 milyon dolar kredi kullanabilir.

4 – ABD Başkanı, uluslararası finansal kuruluşlarındaki (IMF, Dünya Bankası gibi) ABD’li üst düzey yöneticilere, yaptırım uygulanan kişiye kaynak aktarılmaması için görüş bildirmeleri veya bu kuruluşların, yaptırım uygulanacak kişinin faydasına olabilecek kredi verme kararlarına karşı oy kullanmaları yönünde direktif verebilir.

5 – Yaptırım uygulanan taraf finans kurumuysa, bu kurumun ABD piyasasındaki işlemleri kısıtlanırken, ABD devlet tahvillerine erişimi engelleniyor.

6 – ABD yönetimi yaptırım uygulanan kişiden mal ve hizmet tedarik etmeyi durdurabilir.

7 – ABD Başkanı, ABD’nin yetki alanı dahilinde, yaptırım uygulanan kişinin faydasına olacak herhangi bir döviz alım-satım işlemi yapmasını engelleyebilir.

8 – ABD Başkanı, ABD’nin yetki alanı dahilinde, yaptırım uygulanacak kişinin faydasına olacak bir ödeme veya kredi aktarımının finansal kuruluşlar arasında veya finansal kuruluşlar aracılığıyla ya da finansal kuruluşlara yapılmasını engelleyebilir.

9 – Yaptırım uygulanan kişinin ABD’de mülk edinmesi ve bir mülkle ilgili her türlü işlemi yapması engellenebilir.

10 – ABD Başkanı, ABD’li bir kişi veya kurumun yaptırım uygulanan tarafa yatırım yapmasını veya her türlü tahvil ürünü almasını engelleyebilir.

11 – ABD Başkanı, ABD Dışişleri Bakanlığı’na, kapsamı Başkan tarafından belirlenmek üzere yaptırım uygulanan tarafla ilgili kişilere vize kısıtlaması getirmesi için direktif verebilir. Başkan ABD İçgüvenlik Bakanlığına bu kişilerin ülkeden çıkarılması talimatını da verebilir.

12 – ABD Başkanı, yaptırım uygulanan tarafın yöneticilerine ve yetkililerine bahsedilen yaptırımları uygulayabilir.

Erdoğan’ın hedefindeki iş adamı Akın İpek konuştu: Bedelini ödetmek için uğraşıyorum!

medyabold
Devamını Oku »

Dünyanın en garip darbeleri

Erdoğan’ın inşa ettiği tek adam rejimi nedeniyle siyasi, ekonomik ve toplumsal çöküşe doğru ilerleyen Türkiye’nin önünde iki seçenek var: Yeni bir talan düzeni ya da modern bir yönetim…

FATİH YURTSEVER | BOLD ANALİZ

Değişen dünya koşullarına uyum sağlamayan ve ömrünü reform hareketleri ile uzatmaya çalışan SSCB’nin geleceği, Rusları olduğu kadar tüm dünyayı da yakından ilgilendiriyordu. Zengin doğal kaynakları, devlet kontrolündeki enerji şirketleri ve kapitalist sistem için SSCB’nin geleceği önemli bir soru işaretiydi.

SSCB’nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov kötüye gidişi durdurmak için glasnost (siyasi açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) reformlarını hayata geçirdi. Uygulanan reformlar başlangıçta halkta bir heyecan ve umuda neden olsa da Gorbaçov’un kararsızlığı ve iki adım ileri bir adım geri politikası yeşeren umutları kısa sürede söndürdü.

“Taşra politikacısı” olarak ünlenen ve siyaset sahnesine hızlı bir giriş yapan Boris Yeltsin, katıldığı her faaliyette biraz da aşağılayıcı bir tonla Gorbaçov’u eleştirince Komünist Partisi’ndeki görevinden alındı. Gorbaçov aldığı kararla fitili ateşlemiş oldu. Aralarında Gorbaçov’un yardımcısı, başbakan, savunma ve içişleri bakanları ile KGB başkanının olduğu bir grup, 1991 yılında Gorbaçov Kırım’da tatilde iken reformların ülkeyi parçalanmaya götüreceği gerekçesiyle darbe girişiminde bulundu.

TANKIN ÜZERİNDE İSYAN BAYRAĞI

Alelacele, anlaşılmaz hatta kuşku uyandıracak kadar kötü planlanmış bu darbe, o zamana kadar yapılmış en garip darbeydi. Darbenin ilk saatlerinde Yeltsin bir tankın üzerine çıkarak isyan bayrağını açtı. Yeltsin yanlıları Moskova Nehri’nin kıyısında bulunan ve “Beyaz Ev” olarak adlandırılan parlamento binasının önünde toplandılar. Kendilerine Devlet Olağanüstü Durum Komitesi adını veren darbeciler ilan ettikleri sokağa çıkma yasağını uygulamaya koyamadılar, Yeltsin dahil hiçbir muhalif siyasetçiyi tutuklayamadılar, ülkenin sınırlarını kapatamadılar. Ne yapacaklarından haberi olmayan tankların içerisindeki askerler teslim olmak zorunda kaldılar. Darbeciler iki gün içerisinde teslim oldular. Tutuklanan darbeciler iki yıl sonra çıkarılan afla serbest bırakıldılar.

Darbe girişimi başarısız olmasına rağmen, Yeltsin siyasi gücü ele geçirdi. Resmen olmasa da iktidar fiili olarak Gorbaçov’un elinden alındı. Birkaç ay sonra Yeltsin Rusya adına, Ukrayna ve Beyaz Rusya ile SSCB’yi ortadan kaldıran ve Bağımsız Devletler topluluğunu kuran bir anlaşma imzaladı. Gorbaçov 25 Aralık 1991 günü televizyona çıkarak istifa etti ve 1917 Ekim Devrimi’nin ardından kurulan SSCB resmen sona erdi.

Rusya serbest piyasa ekonomisine geçti, ülkenin kaynakları özelleştirme adı altında tarumar edildi. Devletin sahip olduğu dev işletmelerin %35’i özelleştirme kapsamına alındı. 150 milyon Rus’a her biri 10.000 ruble değerinde çekler dağıtıldı. O günün koşullarında 10.000 ruble 40 dolara karşılık geliyordu. 61 milyon Rus bu çekleri hemen sattı. Peki, bu çekleri kim satın aldı?

KİM BU YENİ ZENGİNLER?

Halkın elinden çekleri satın alanlar Sovyetlerin son döneminde sınırlı girişimcilik yapmasına izin verilenler, birikmiş parası olanlar, uzun süredir işletmelerde yöneticilik yaptıkları için ayrıcalıklı konumda olanlar (özelikle de KGB yöneticileri), mafya ve uluslararası sermaye ile ortak hareket eden yeni zenginlerdi.

Yaşanan süratli ekonomik dönüşüm Rus halkında manevi zehirlenmeye de neden oldu. Ruslar zengin olmanın büyüsüne kapıldılar. Herkes iş insanı olma ve para kazanma hayalleri kurmaya başladı. Rus toplumu ikiye bölündü, zengin olanlar ve olmayanlar. Zengin azınlık ve yoksul çoğunluk arasında acıma, küçümseme, nefret ve kıskançlık duyguları toplumun ahlaken çökmesine neden oldu. 1990’lı yıllarda ortaokul öğrencileri arasında yapılan bir ankette kız öğrenciler için en gözde meslek fahişelik çıkmıştı.

Dünyanın en garip darbesi sonrasında yaşananlar sadece rejimi değiştirmekle kalmamış, ekonomik sistemi değiştirmiş, ekonomik zenginlik küçük bir azınlığın eline geçmesine neden olmuştu. Rusya’da yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeler Rusya’nın yeniden dünya sahnesine dönüşünün sembolü olan Vladimir Putin’in doğmasında neden olmuştu.

Tabi dünya tarihindeki garip darbeler ve bu darbelerin sonrasında yaşanan radikal değişiklikler Rusya ile sınırlı değil. Aradan 4,5 yıl geçmesine rağmen üzerindeki sis perdesi aralanamayan 15 Temmuz darbe girişimi de birçok noktada 1991 yılında Rusya’da yapılan darbe girişimi ile benzerlikler taşıyor. Köprüyü kapatan askerlerin şaşkınlığı, ne yapacaklarını bilmez tavırları, siyasilerin tutuklanmaması, halkın sokağa çağrılması, tankların üzerine çıkılması ve ordunun büyük bir kısmının yaşananlar karşısındaki şaşkınlığı benzer noktalar arasında sayılabilir.

DEVLETİN KARANLIK İŞLERİ

Ancak daha şaşırtıcı olan ise siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda yaşanan gelişmelerin benzerliği. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra resmen olmasa da fiilen ülkede rejim değişti. Erdoğan tek adamlığını ilan etti. Devletin daha önce karanlık işlerini yapan milliyetçi ve ulusalcı kesimlerle kurduğu koalisyon sonucunda Türkiye hem siyaseten hem de anayasal olarak tek adam rejimi haline geldi. Devlet destekli projeler adı altında ekonomik kaynaklar bir kesime aktarılarak sermayenin el değiştirmesi sağlandı. Yeni bir zengin kesim yaratıldı. Görünüşte dindar olan ancak estetik duygusundan uzak, paranın her türlü gücün kaynağı olduğuna inanan bu kesim, toplumun çoğunluğunu oluşturan muhafazakâr kesimde “bir gün ben de zengin olabilirim” duygusunu tetiklediği için ahlaken çöküşe neden olan bir değişime sebep oldu.

Varlık Fonu adı altında devletin en değerli ve stratejik kurumları yabancı sermayenin ortaklığına açıldı. Küresel finans sisteminin karanlık işlerini yapan taşeron bir ülke olduğu eli kalem tutan herkes tarafından yakından bilinen Katar gibi küçük bir ülke üzerinden, ülkenin kaynakları küresel sermayenin talanına açıldı.

Türkiye, 15 Temmuz sonrasında inşa edilen tek adam rejimi elinde siyasi, ekonomik ve toplumsal çöküşe doğru süratle ilerliyor. Darbeler sonrasında Rusya ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler çok benzer. Bu çöküş sonrasında Türkiye, Putin gibi bir otoriter vasıtasıyla başka bir azınlığın elinde yeni bir talan düzenine mi geçecek, yoksa her kesimin kendini bulacağı, askerlerinin onu korumak için üzerine yemin edeceği demokratik bir anayasa ile tesis edilecek modern bir yönetime mi?

medyabold
Devamını Oku »

Suç patlaması: Cinayet yüzde 532 cinsel suçlar yüzde 932 arttı

Adalet Bakanlığının resmi rakamları adli olaylardaki korkunç artışı gözler önüne serdi. 2009-2019 yılları arasında cinayetler 6, cinsel suçlar ise 10 kat arttı.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Dünya İnsan Hakları Günü sebebiyle hazırladığı “İnsan Hakları İhlalleri” raporunu açıkladı. Rapora göre adli olaylarda patlama yaşanırken son 11 yılda cinayetler 6, yaralamalar yaklaşık 5, cinsel suçlar ise 10 kat arttı.

2019’DA 9 BİN 574 KİŞİ CİNAYETTEN CEZAEVİNE GİRDİ

Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre hazırlanan raporda, toplam 72 bin 512 cinayet işlendi. Birgün’ün haberine göre ateşli silah ve bıçaklarla işlenen suçlar da arttı. Cinayet suçundan cezaevine giren hükümlü sayısı 2019 yılında, 2009’a göre yüzde 532 oranında arttı. 2009’da bin 514 kişi cinayet işlerken 2019’da cinayet işleyen kişi sayısı 9 bin 574’e yükseldi. 2019 yılında günde 26 kişi cinayet nedeniyle cezaevine girdi.

HAFTADA 111 CİNSEL SUÇ

Rapora göre kadın cinayetleri her geçen gün artarken öldürme suçundan hüküm giyenlerin neredeyse tamamı erkeklerden oluştu. 2019’da cinayet işleyenlerin yüzde 98’si erkek! Diğer yandan 2019 yılında günde 16, haftada 111 kişi cinsel suç işlediği gerekçesi ile cezaevine gönderildi. 2009’da 562 olan cinsel suçtan cezaevine giren kişi sayısı 2019 yılında yüzde 932 oranında artarak 5 bin 758’e ulaştı. Cinsel saldırı suçu işleyenlerin yüzde 99,3’ünü erkekler oluşturdu.

medyabold
Devamını Oku »

Çoklu Baro’ya AYM Başkanı Zühtü Arslan’dan karşı oy: Temsilde adaletle bağdaşmıyor

Anayasa Mahkemesi, çoklu baro düzenlemesini iptal talebini reddeden kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçeli kararda, aynı ilde birden fazla baronun kurulmasında anayasal açıdan herhangi bir engel bulunmadığı belirtildi. Karara AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da yer aldığı 4 üye karşı oy kullandı. Arslan, “Kanun temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmıyor” dedi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, çoklu baro kurulmasını öngören yasaya karşı açılan iptal başvurusu hakkında oyçokluğuyla verdiği ret kararının gerekçesini açıkladı.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, CHP’nin ‘çoklu baro’ sistemi olarak bilinen kanunun iptali istemiyle açtığı davayı 1 Ekim’de oy çokluğuyla reddetti. AYM’nin verdiği kararın gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçeli kararda, belli sayıda avukatın imzasıyla yeni baro kurulmasını öngören yasanın Anayasa’ya aykırı olmadığı belirtildi. AYM kararında, “Anayasa Mahkemesinin daha önceki bir kararında da ifade edildiği üzere kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının aynı bölgede birden fazla olamayacağı yönünde getirilmiş anayasal bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu nedenle aynı ilde birden fazla baronun kurulmasına anayasal açıdan herhangi bir engel yoktur” denildi.

ANAYASA’YA AYKIRI DEĞİL

Yeni baroların kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğünün söylenemeyeceği belirtilen kararın gerekçesinde, şunlar kaydedildi: “Dava konusu kurallarda, aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi için gerekli olan avukat sayısı belirlenmiş, baronun kuruluşuna yönelik usul ve esaslar ayrıntılı bir şekilde düzenlenerek bu duruma ilişkin temel hususlar kanunla belirlenmiştir. Dolayısıyla aynı ilde birden fazla baro ancak Kanun’da belirtilen koşulların gerçekleşmesi durumunda mümkün olup baroların kuruluşunun avukatların iradesine bırakılması söz konusu değildir. Bu nedenle ilgili düzenlemelerin, meslek kuruluşlarının kanunla kurulacağına yönelik anayasal ilkeye aykırı olduğu değerlendirilemez. Aynı ilde birden fazla baronun kurulmasının; baroların ideolojik, etnik ve siyasi temelli ayrışmalarına neden olacağı, bu durumun farklı çatışmalara zemin hazırlayabileceği, baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma görevini işlevsiz hâle getireceği ileri sürülmekte ise de belirtilen hususlar yerindelik kapsamında olup anayasal denetimin konusu dışında kalmaktadır.”

Çoklu baro yasasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, üyeler Engin Yıldırım, Celal Mümtaz Akıncı, Emin Kuz ve Yusuf Şevki Hakyemez kanunun iptali yönünde oy kullandı.

ARDAHAN’IN 1000 KATI AVUKATI OLAN İSTANBUL BAROSU 13 DELEGEYE SAHİP OLACAK

AYM Başkanı Zühtü Arslan, söz konusu düzenlemenin, baroların kanunla kurulması şartını sağlamadığını vurguladı. Tüm baroların eşit sayıda delege ile temsil edilmesinin de dengeli temsil sağlamadığı için Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten Arslan, TTB Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantıda seçim yapamayacağına dair ve genel kurulların ertelenmesine dair kuralların da iptal edilmesi gerektiğini kaydetti. Kanunla baroların delege sayısında eşitsizlik getirildiğini belirten Arslan, “249 avukatın üye olduğu Ardahan Barosu 4 delegeye sahipken, Ardahan’ın yaklaşık 1000 katı avukatın üye olduğu İstanbul Barosu 13 delegeye sahip olacaktır. Bu kuralın temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır” ifadesini kullandı.

BAROLARIN ANAYASA’DAKİ ÖZERKLİĞİ ZEDELENDİ

Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ise, karşı oy yazısında şunları kaydetti: “Olağanüstü toplantılarda seçim yapılamaz kuralı, meslek kuruluşlarına verilen organlarını seçimle belirleme yetkilerine ölçüsüz bir müdahaledir ve bu kuruluşların Anayasa’dan kaynaklanan özerkliğini zedelemektedir. Üç büyük kentin dışındaki illerin asgari sayı olan 4 delegeyi gönderdiği varsayımında diğer baroların toplam delegesi 304 olmakta ve toplam avukat sayısının %65ini oluşturan 3 büyük ilin temsil oranı %10u bulmamaktadır.”

Hrant Dink’i tehdit eden avukat Levent Temiz’den Hizmet Hareketi’ne nefret söylemi

medyabold
Devamını Oku »

Kuzuların Sessizliği’ndeki “Clarice Starling”e odaklanan “Clarice” dizisinden ilk fragman

Daha önce sinemada Jodie Foster ve Julian Moore tarafından canlandırılan Clarice Starling karakterine odaklanan Clarice dizisinden ilk tanıtım fragmanı yayınlandı.

BOLD– İlk kez 1991 tarihli Kuzuların Sessizliği filminde karşımıza çıkan Clarice Starling karakteri CBS’in yayınlayacağı bir diziyle 11 Şubat’ta geri dönüyor. Dizideki olaylar Oscarlı filmin bir yıl sonrasında geçecek.

OSCARLI FİLMDEN TV EKRANINA

En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo olmak üzere beş dalda Oscar alan Kuzuların Sessizliği, hiç şüphesiz sinema tarihinin en iyi gerilim filmlerinden biri. Bu başarıda Anthony Hopkins ve Judie Foster’ın başarılı oyunculuklarının payı yadsınamaz.

Hannibal Lecter (Hopkins) ve Clarice Starling (Foster) kırılgan ve tehlikeli ilişkiyi başarıyla canlandıran iki oyuncu sayesinde Kuzuların Sessizliği birçok ödüle uzanmıştı. Filmin daha sonra çekilen ve Clarice’i Julian Moore’un canlandırdığı Hannibal isimli devamı ise ilki kadar ses getirmemişti.

Clarice Starling’i sinemada Jodie Foster ve Julian Moore canlandırmıştı

2001 tarihli Hannibal’den sonra 2002’de Hopkins ve Edward Norton’lu Red Dragon ve 2007’de tamamen faklı bir kadroyla Lecter karakterinin doğuşuna odaklanan Hannibal Rising ile genişleyen hikâye şimdi bir TV dizisine de kavuşuyor.

Hatırlanacağı üzere Red Dragon’da Kuzuların Sessizliği’nin hemen öncesine gitmiştik. CBS’in 11 Şubat’ta yayınlayacağı Clarice dizisi ise bizi dedektif Starling’in Hannibal’le tanışmasından bir yıl sonrasına götürecek.

CBS İÇİN SINAV

Dizide Clarice Starling’i daha önce Pretty Little Liars ve The Originals gibi dizilerde rol alan Rebecca Breeds canlandırıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Kal Penn, Nick Sandow, Jayne Atkinson, Michael Cudlitz, Tim Guinee gibi isimler de yer alıyor.

Dizinin önündeki en büyük handikap ise bizzat kanalın kendisi… Zira karasal yayın yapan CBS’in son dönemdeki dizileri pek de başarılı olmadı. Bir diğer problem ise dizinin arkasındaki iki isim. Tom Cruise’lu The Mummy gibi başarısız bir işe imza atan yönetmen Alex Kurtzman ve senarist Jenny Lumet kafalarda soru işaretleri doğmasına yol açıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Kadına tehdit haberi, sahte mahkeme kararıyla kaldırılmak istendi

AKP’li eski belediye başkanının bir kadını tehdit ettiğine yönelik haber, mahkeme kararı ile kaldırılmak istendi. Haberi yayınlayan kuruluş yaptığı araştırmada mahkeme kararının sahte olduğunu anladı.

BOLD – Urfa’da Eyyübiye Belediyesi eski başkanı Mehmet Ekinci’nin bir kadını tehdit ettiğine ilişkin yapılan haberler,  E.K. ve U.Y. isimli şahıslar tarafından düzenlenen sahte mahkeme kararıyla haber sitelerinden kaldırılmak istendi.

SAHTE MAHKEME KARARIYLA SANSÜR GİRİŞİMİ

Mezopotamya Ajansından (MA) Ahmet Kanbal’ın haberine göre, söz konusu haber 30 Ekim’de “AKP’li eski belediye başkanından kadına ölüm tehdidi” başlığıyla yayınlandı. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haber sahte mahkeme kararıyla erişime engellenmek istendi.

İddiaya göre, Eyyübiye Belediyesi eski başkanı AKP’li Mehmet Ekinci, haberin yerel ve ulusal basın kuruluşlarında yayımlanması üzerine harekete geçerek konuyla ilgilenmesi için E.K. isimli bir şahsa vekalet verdi. Ekinci’nin özel işlerini takip eden E.K., sahte bir mahkeme kararı düzenleyerek haberi yayınlayan kuruluşlara gönderdi ve haberin kaldırılmasını istedi.

Olumsuz cevap alan E.K, bu kez haberin kaynağı Mezopotamya Ajansı’nın da (MA) haberi kaldıracağını söyleyerek diğer web sitesi yöneticilerini ikna etmeye çalıştı. E.K, aynı zamanda Ekinci’nin Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na (KVKK) başvuru yapacağını da görüştüğü kişilere iletti. Haberi yayınlayan web sitelerinden Özgür Manşet’in yöneticisiyle görüşen E.K, haberin kaldırılmaması durumunda cezai işlem uygulanacağını ileri sürdü. Bir süre sonra U.Y. isimli bir başka bir şahıs, Özgür Manşet’in Facebook hesabına ulaşarak haberin kaldırılmasını talep etti. Profilinde “Tasarım ve itibar yönetimi üzerine” çalışmalar yaptığını yazan U.Y. adlı şahıs, haberin kaldırılması yönünde mahkeme kararı olduğunu yineleyerek, Özgür Manşet yöneticilerine elektronik imzalı bir evrak gönderdi.

Ankara 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği tarafından 17 Kasım’da alındığı ileri sürülen karara dair yapılan inceleme sonucunda söz konusu kararın sahte olduğu öğrenildi.

medyabold
Devamını Oku »

Everest Yayınları Hasan Ali Toptaş’la ilişkisini kesti, verilen ödül de geri alınıyor

Everest Yayınları Hasan Ali Toptaş’la ilişkisini kesti yazara bu yıl verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü de yaşanan son gelişmeler üzerine geri alındı.

BOLD– Türkiye edebiyatının çağdaş isimlerinden Hasan Ali Toptaş’ın birçok kadını taciz ettiğine dair iddialar birkaç gün önce sosyal medyada gündem oldu. Toptaş da bir açıklama yaparak iddiaları kabul etti ve özür diledi.

EVEREST YAYINLARI: İLİŞKİMİZİ KESTİK

Hasan Ali Toptaş’ın taciz suçlamalarını kabul edip özür dilemesi üzerine kitaplarını yayınlayan Everest Yayınları’nın tavrı merakla bekleniyordu. Yayınevinin twitter hesabından yapılan konuyla ilgili ilk açıklama şöyleydi.

EVEREST GENEL YAYIN YÖNETMENİ: SORGULANMA ESASTIR

Kısa bir süre önce Everest Yayınları’nın başına geçen yazar Saadet Özen de konuyla ilgili olarak kişisel hesabından yaptığı bir paylaşımda “tacizin, baskının açığa çıkması konuşulması esastır” demişti. Yayınevinden beklenen açıklama ise bugün geldi. Everest Yayınları, “Her türlü tacizin karşısındayız, karşısında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde bir mesaj yayınlayarak Hasan Ali Toptaş ile yayın ilişkilerin kestiklerini açıkladı.

ÖDÜL GERİ ALINDI: YOK SAYAMAYIZ

Cumhuriyet’ten Abidin Yağmur’un haberine göre taciz iddialarının yazar tarafından kabul edilmesi üzerine, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bu yıl Hasan Ali Toptaş’a verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü geri alındı.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Mersin Kenti Edebiyat Ödülü değerlendirme kurulu üyesi Celal Soycan, kararın tüm üyeler tarafından tereddüt etmeden verildiğini şu sözlerle ifade etti:

“Bu son derece ağır bir durum. Değerlendirme Kurulu dünden beri konu üzerinde konuştuk ve ödülün geri alınması konusunda mutabık kaldık. Çünkü Hasan Ali Toptaş ile ilgili bu iddiaları yok sayamayız, hoş göremeyiz, görmezden gelemeyiz. İnsani, ahlaki, vicdani, edebi sorumluluğumuz gereği Toptaş’a verdiğimiz ödülü geri çekmeye karar verdik.”

İLETİŞİM YAYINLARI: İLİŞKİMİZİ KESTİK

Hasan Ali Toptaş’la ilgili taciz suçlamalarının ortaya çıkması üzerine yazar Bora Abdo hakkında da benzer iddialar sosyal medyada gündem oldu. Abdo da Toptaş gibi bir açıklama yaparak suçlamaları kabul etti ve özür diledi. Bu gelişmeden kısa bir süre sonra Abdo’nun kitaplarını yayınlayan İletişim Yayınları bir açıklama yaparak kendisiyle yayın ilişkilerini sonlandırdığını açıkladı.

medyabold
Devamını Oku »

Sabıkalı Boeing 737 Max 2 yıl aradan sonra ilk kez yolcu taşıdı

Karıştığı ölümcül kazalar sonrası ticari seferleri askıya alınan Boeing 737 Max model uçak, yaklaşık iki yıl aranın ardından yeniden uçuşlara başladı.

BOLD – Brezilya’nın en büyük havayolu şirketi Gol, Sao Paulo’dan ülkenin güneyindeki Porto Alegre şehrine Boeing 737 Max ile uçuş yaparak bu alanda bir ilki gerçekleştirdi.

Şirket, uçuş öncesinde müşterilerine bilgi vererek bazı yolcuların istememesi durumunda biletlerini değiştirebilecekleri ve başka model uçaklarla yapılan aynı güzergahtaki seferleri tercih edebilecekleri mesajını iletti.

Gol’in İcra Kurulu Başkanı (CEO) Paulo Kakinoff söz konusu sefer sonrası, “Boeing 737 Max havacılık tarihinin en verimli uçağı. Aynı zamanda yeniden sertifika programını eksiksiz tamamlayan tek model.” açıklamasında bulundu.

Gol, Brezilya’da filosunda en çok 737 Max barındıran havayolu şirketi konumunda.

737 MAX UÇUŞLARI ABD VE AVRUPA’DA DA YAKINDA BAŞLAYACAK

Brezilya’da Havacılık Düzenleme Kurulu, geçtiğimiz kasım ayında 737 Max ile ilgili kısıtlamaları kaldırdığını açıklamıştı. Aynı düzenlemelerin yapıldığı Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da da söz konusu modelle uçuşların aralık ayı sonunda başlaması bekleniyor.

İKİ KAZADA 346 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Boeing firmasının en çok sattığı model olan ve yakıt tasarrufu özelliğiyle ön plana çıkan 737 Max, 2018 Ekim ve 2019 Mart tarihlerinde Endonezya ve Etiyopya’da iki ölümcül kazaya sebep olmuş ve bu iki kazada toplamda 346 kişi hayatını kaybetmişti.

Yapılan araştırma sonrası her iki kazanın sebebinin de “sensör uyuşmazlıklarında otomatik devreye giren MCAS sistemi” olarak açıklanmıştı.

Türkiye’ye S-400 yaptırımları Temsilciler Meclisi’nden geçti

medyabold
Devamını Oku »

Hrant Dink’i tehdit eden avukat Levent Temiz’den Hizmet Hareketi’ne nefret söylemi

Eski Ülkü Ocakları İl Başkanı ve Ergenekon davasından 10 yıl hapis cezası alan Levent Temiz, sosyal medya hesabından Hizmet Hareketi’ne yönelik nefret söyleminde bulundu. Hizmet gönüllülerine yönelik davaları yeterli görmeyen Temiz, “Hukuk ile birlikte silahlı mücadele şart” dedi. Twitter, Temiz’in hesabını askıya aldı.

BOLD – Avukat Levent Temiz, sosyal medya hesabından Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik silahlı mücadele çağrısı yaptı.

Temiz, “Fetö ile mücadele sadece hukuk ile olmaz. Nasıl ki PKK terör örgütüyle mücadele hem hukukla ve hem de silahla yapılıyorsa bu terör örgütüyle de hukukla birlikte silahla mücadele şart” ifadelerini kullandı. Temiz’in paylaşımına sosyal medyadan çok sayıda kişi tepki gösterdi.

İstanbul Emniyeti Eski İstihbarat Müdür Yardımcısı Mesut Yılmaz, Levent Temiz’in 26 Şubat 2004’te Agos Gazetesi önünde Hrant Dink’i tehdit eden ifadelerini hatırlattı. Yılmaz, ‘Levent Temiz, “Hrant Dink, bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir.” dedi. Sonrasında Hrant Dink suikastle öldürüldü. Şimdi de görevine devam ediyor. Hukukun dışına çıkmayı Hrant Dink’te de gösterdi şimdi de gösteriyor. Kanlı eller yine sahnede!!! Kendisi Perinçek’in tanırım iyi çocuktur dediklerinden” ifadelerini kullandı.

TWİTTER HESABI ASKIYA ALDI

Temiz’in mesajına çok sayıda tepki gelirken, Twitter nefret içerikli söylem üzerine Temiz’in hesabına askıya aldı.

Levent Temiz, Ergenekon Davası kapsamında 5 Ağustos 2013’teki karar duruşmasında 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mehmet Cengiz, 47 milyon dolarlık jetin ilk müşterisi oldu

medyabold
Devamını Oku »

ABD’nin seçilmiş Başkanı Biden’ın oğluna vergi soruşturması

ABD’de 3 Kasım seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre seçilmiş başkan ilan edilen Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden hakkında federal vergi soruşturması başlatıldı.

BOLD – Hunter Biden, Delaware Başsavcısı’nın ofisi tarafından başlatılan soruşturmada vergilerinin inceleme altına alındığını bildirdi.

Hunter Biden yaptığı açıklamada ‘‘Bu konuyu çok ciddiye alıyorum, ancak bu konunun profesyonel biçimde tarafsız olarak incelenmesinin vergi meselelerimi profesyonel vergi danışmanlarının katkısıyla ne kadar yasal ve uygun biçimde ele aldığımı göstereceğine olan güvenim tam’’ dedi.

Biden’ın geçiş ekibi ise soruşturmaya ilişkin, ”Joe Biden’ın oğluyla gurur duyduğu” açıklamasını yaptı.

HUNTER BIDEN’A YÖNELİK SUÇLAMALAR

Başkan Donald Trump ve müttefikleri, Hunter Biden’ı uzun zamandır siyasi bağlantılarından fayda sağlamakla suçluyordu.

Hunter Biden, babasının başkan yardımcısı olduğu dönemde yedek subay olarak göreve başladığı donanmadan kokain kullandığının tespit edilmesi üzerine ihraç edilmişti. Daha sonra madde bağımlılığıyla yıllar süren bir mücadeleye girmişti.

Hunter Biden ayrıca 2014 yılında Ukrayna enerji şirketi Burisma’nın yönetim kuruluna girmiş, bu durum Joe Biden’ın ABD’nin Ukrayna politikasında söz sahibi olması nedeniyle çıkar çatışmasına neden olduğu tartışmalarına yol açmıştı.

Cumhuriyetçiler’in liderliğindeki bir Senato soruşturması ise Hunter Biden’ın çalışmalarından doğrudan etkilenen bir politika tespit edememişti.

ABD tarihinde bir ilk: Joe Biden’dan Savunma Bakanlığına siyahi aday

medyabold
Devamını Oku »

Doğu Türkistan’da Müslümanlar yapay zekayla rastgele ve keyfi olarak tutuklanıyor!

Çin’in en büyük özerk bölgesi Şincan’da yaşayan Uygur ve diğer Müslüman azınlıkların bir bilgisayar programı tarafından “rastgele ve keyfi” olarak seçilerek tutuklandığı iddia edildi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de durumlardan endişe duyduklarını söyledi.

BOLD – İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Çin’i Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslümanlara teknoloji kullanarak baskı yapmak ve yapay zeka ile Uygur Türklerini gelişigüzel gözaltına almakla suçladı.

Söz konusu bilgisayar programının Şincan sokak ve caddelerine yerleştirilen güvenlik kameralarına bağlı yapay zeka yöntemiyle işlediği, şüpheli davranışlarda bulunanları bu yolla tespit edildiği belirtiliyor.

New York merkezli sivil toplum örgütü HRW, Kırgızistan sınırındaki Aksu vilayetinde 2 binden fazla Doğu Türkistanlının bilgisayar programı yoluyla tutuklandığını, söz konusu verilerin Çin polis raporlarının sızdırılması sonucu elde edildiğini açıkladı.

HRW’ye göre Şincan’da (Doğu Türkistan) Uygurlara yönelik keyfi tutuklama ve gözaltılar, özerk bölgede konuşlandırılmış kameralardan veriler elde ederek Bağlantılı Ortak Operasyon Platformu (Integrated Joint Operations Platform) adlı bir programla yapılıyor.

“TUTUKLAMA İÇİN YURT DIŞINDAKİ AİLELERİNİ ARAMALARI YETERLİ”

Tutuklama ve gözaltı sonrası Uygur ve diğer Müslüman azınlıklar mesleki eğitim adı altında toplama kamplarına alınıyor. HRW bu sebeple, Müslüman bölge halkının sürekli telefon numaralarını değiştirdiğini, cep telefonlarını kapalı tuttuğunu ve geçici adreslerde ikamet ettiklerini ifade ediyor.

Birçok kişinin tutuklanması için ise yurt dışındaki akrabalarıyla telefon görüşmesi yapmasının yeterli. Bu yöntemle Çinli güvenlik birimleri için, söz konusu keyfi tutuklamalara dayanak oluşmuş oluyor.

Raporda, yurt dışından bir numaradan 4 kez aranan bir kişinin veri sistemi tarafından ”hassas ülkelerle bağlantılı” kategorisine alındığına işaret edildi.

YÜZ TANIMA, GÖZ TARAMA VE DNA BANKASI UYGULAMALARI

Şincan Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi, dünyada en çok güvenlik kamerasının olduğu şehirler arasında yer alıyor. Çin hükümeti Uygurlara yönelik uygulamalarında yüz tanıma, göz taraması ve DNA koleksiyonu gibi yapay zeka programları kullandığı biliniyor.

Birleşmiş Milletler, Sincan’da kamplarda tutulan 1 milyon Müslümanın zorla çalıştırıldığına dair inandırıcı raporlar olduğunu belirtiyor. Çin, Uygurlara kötü muamelede bulunduğunu reddediyor ve kampların radikal ve terör eylemleriyle mücadele için gerekli “mesleki eğitim merkezleri” olduğunu iddia ediyor.

BM: CİDDİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİNDEN ENDİŞELİYİZ

Bu arada Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki “bir dizi ciddi insan hakları ihlali” konusunda endişe duyduklarını bildirdi.

Bachelet, BM Cenevre Ofisi’nde 2021’i değerlendiren bir basın toplantısı düzenledi.

Bachelet, “Tabii ki Sincan’da bir dizi ciddi insan hakları ihlaline ilişkin gelmeye devam eden raporlardan endişe duymaya devam ediyoruz. Bu raporlar çeşitli kaynaklardan geldi ancak her zamanki uygulamamızla tutarlı olarak, ekibim bu konularla ilgili aldığımız materyalleri doğrulamaya çalışıyor.” dedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Ofisi’nden bir heyetin bölgeyi ziyaret etmesi için Çinli makamlarla görüşmelerinin devam ettiği bilgisini paylaşan Bachelet, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının da buna engel teşkil ettiğine işaret etti.

OHCHR heyetinin 2021’in ilk çeyreğinde Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyaret edeceğini aktaran Bachelet, heyetin kendisinin bölgeye yapacağı ziyarete ilişkin Çinli makamlarla görüşerek hazırlık yapacaklarını aktardı.

39 ülkeden Çin’e “Uygur” mektubu gönderdi: Türkiye imza atmadı

medyabold
Devamını Oku »

Tunus’a 5 milyon dolarlık hibeye tepki: Ayranı yok içmeye…

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Tunus’a 5 milyon dolar hibe verilmesine CHP tepki gösterdi. CHP Sözcüsü Öztrak, “Atasözümüz ne güzel demiş; ayranı yok içmeye, gümüş köprü ister geçmeye…” dedi.

BOLD – Tunus’a verilen 5 milyon dolarlık nakdi hibeye tepki gösteren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Faik Öztrak, “Ayranı yok içmeye, gümüş köprü ister geçmeye” diyerek iktidara eleştiriler yöneltti.

“İNEĞE HACİZ KOYAN SARAY REJİMİ”

CHP Sözcüsü Öztrak, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Tunus’a 5 milyon dolar tutarında nakdi hibe verilmesine tepki gösterdi. Eleştirilerini sert sözlerle dile getiren Öztrak, “40 yıl vergi veren esnaflarımıza 40 gün bakamayan; çiftçilerimizin traktörüne, tarlasına; besicilerimizin ineğine haciz koyan Saray rejimi, şimdi de milletimizin vergileriyle Tunus’a bağışta bulunmuş. Ata sözümüz ne güzel demiş; ayranı yok içmeye, gümüş köprü ister geçmeye…” dedi.

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

medyabold
Devamını Oku »

Alman ve Yunan vekillerden Merkel’e mektup: Türkiye’ye denizaltı satışını durdurun

Avrupa Parlamentosu (AP9 üyesi Alman ve Yunan 53 milletvekili Almanya Başbakanı Angela Merkel’e yazdıkları mektupta Türkiye’ye denizaltı satışının durdurulmasını istedi. Mektupta olası çatışmada Alman denizaltılarının kullanılabileceği belirtildi.

BOLD – Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Alman ve Yunan milletvekilleri, Türkiye’ye yaptırımların görüşüleceği Avrupa Birliği (AB) zirvesi öncesi Türkiye’ye Alman denizaltı satışlarının derhal durdurulması çağrısında bulundu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’e hitaben 53 milletvekilinin imzasıyla Twitter’da yayınlanan mektupta Türkiye’nin tehditlerinin endişe verici boyuta geldiği belirtilerek, “Avrupa Parlamentosu’nun Yunan ve Alman üyeleri olarak, Alman hükümetini, Alman denizaltılarının, bileşenlerinin ve yedek parçalarının ihracatının yanı sıra ilgili tüm bakım faaliyetlerini derhal askıya almaya çağırıyoruz” denildi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sismik faaliyetleri nedeniyle Yunanistan ve Kıbrıs’ın egemenlik haklarını çiğnediği, bu bağlamda uluslararası hukuka da aykırı hareket ettiği belirtilen mektupta, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de AB üyesi ülkelere yönelik askeri tehditleri konusunda son derece endişeliyiz ve Türkiye’nin olası bir çatışmada Almanya’da üretilen denizaltıları kullanabileceğinden korkuyoruz” ifadesine yer verildi.

“YEDEK PARÇA İTHALATI DA DURDURULSUN”

Mektupta, Alman hükümetinin, ağırlıklı olarak Alman Thyssen Krupp şirketi tarafından üretilen ve Türkiye’de montajı yapılan denizaltıların, bileşenlerinin ve yedek parçalarının ihracatının yanı sıra bakım servislerinin askıya alınması için acil önlemlere başvurması istendi.

AB liderleri Türkiye’ye yaptırım konusunda anlaştı

medyabold
Devamını Oku »

TÜİK açıkladı: Eylülde işsizlik 1.1 puan geriledi!

Salgın verilerini gelen uluslar arası tepkiler sonrasında güncelleyen Türkiye’de verileri tartışmalı bulunan TÜİK, işsizlik oranının 1.1 puan düşüşle 12.7’ye gerilediğini açıkladı. Açıklama sonrası doların yükselmesi dikkat çekti.  

BOLD – Salgın nedeniyle tüm dünyada işsizlik oranları artarken Türkiye’de ise gerileme sürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Eylül döneminde işsizlik rakamlarının 12.7’ye gerilediğini öne sürdü.

İSTİHDAM EDİLENLERİN SAYISI 733 BİN AZALDI

TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde işsizlik, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarını kapsayan Eylül döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre 1.1 puan düşüşle yüzde 12.7’ye geriledi. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik 1.5 puanlık azalış ile yüzde 14.9 düzeyine düştü. İstihdam edilenlerin sayısı 2020 yılı Eylül döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 733 bin kişi azalarak 27 milyon 707 bin kişi, istihdam oranı ise 2,0 puanlık azalış ile yüzde 44,1 oldu.

İŞGÜCÜ 31 MİLYON 724 BİNE GERİLEDİ

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 350 bin, sanayi sektöründe 29 bin, hizmet sektöründe 520 bin kişi azalırken inşaat sektöründe ise 166 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 18,5’i tarım, yüzde 19,9’u sanayi, yüzde 6,3’ü inşaat, yüzde 55,3’ü ise hizmet sektöründe yer aldı. İşgücü 2020 yılı Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 282 bin kişi azalarak 31 milyon 724 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 3,0 puanlık azalış ile yüzde 50,5 olarak gerçekleşti.

HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR

Eylül 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,8 puan azalarak yüzde 32,2 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,3 puan azalarak yüzde 20,3 oldu.

HER 4 GENÇTEN BİRİ İŞSİZ

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık azalışla yüzde 12,9, tarım dışı işsizlik oranı ise 1,5 puanlık azalışla yüzde 15,0 oldu. Bu yaş grubunda istihdam oranı 1,8 puanlık azalışla yüzde 49,0, işgücüne katılma oranı ise 2,9 puanlık azalışla yüzde 56,2 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,8 puanlık azalışla yüzde 24,3, istihdam oranı ise 2,4 puan azalarak yüzde 31,6 oldu.

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

medyabold
Devamını Oku »

Asgari ücretli 4 yılda 135 dolar kaybetti

Aldığı maaş 2016 yılında 430 dolara denk gelen asgari ücretli, geride kalan 4 yılda döviz kurundaki yükselme sonrasında 135 dolar kaybetti. Asgari ücretlinin maaşı 295 dolara kadar geriledi. 

BOLD – Asgari ücret erimeye devam ediyor. Milyonlarca çalışanın geçim kaynağı olan asgari ücret, 295 dolara kadar geriledi. Dövizdeki artışın sürmesi ile düşüşün devam etmesi bekleniyor.

YENİ ASGARİ ÜCRET BELİRLENECEK

Milyonlarca çalışan tarafından merakla beklenen 2021 yılı asgari ücretinin belirlenmesi yönünde çalışmalar devam ediyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk olarak 4 Aralık tarihinde toplandı. İlk toplantıdan karar çıkmazken gözler ikinci toplantıya çevrildi. Çalışanların meraklı bekleyişi devam ederken kurlardaki gelişime bağlı olarak, halen yürürlükte olan asgari ücretin döviz cinsinden değeri de erimeye devam ediyor.

BULGARİSTAN’IN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜ

2016 yılında 430, bu yılın başında 392 dolara denk gelen 2 bin 324 liralık asgari ücret, yılın sonunda 295 dolara düştü. Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’ye en yakın asgari ücret 371 dolar ile Bulgaristan’da uygulanıyor. En yüksek asgari ücret tutarı ise 2 bin 548 dolar ile Lüksemburg’da uygulanıyor.

HANGİ BESİN GRUPLARININ BAZI ALINDIĞI BİLİNMİYOR

Asgari ücretin belirlenmesinde teknik olarak TÜİK’in yaptığı ve genellikle Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun üçüncü toplantısında sunulan bir işçinin kalori ihtiyacına bağlı olarak aylık geçim için yapması gereken harcama önemli rol oynuyor. TÜİK bu hesaplamayı, hafif, ota ve ağır işlerde çalışan bireylerin günlük kalori tüketimine bağlı olarak hesaplıyor. Hangi besin gruplarını baz aldığı açıklanmamakla birlikte genel olarak resmi bir nitelik taşıyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısını 15 Aralık’ta TİSK’te, 22 Aralık’ta ise TÜRKİŞ’te yapacak.

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

medyabold
Devamını Oku »

THY’nin yolcu sayısında büyük düşüş

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un eşi Fatmanur Altun’un yönetim kurulunda olduğu Türk Hava Yolları’nın kasım ayında yolcu sayısı yüzde 65 düşerek 2 milyona geriledi.

BOLD – Türk Hava Yolları’nın(THY) Kasım 2019 döneminde 5,7 milyon olan toplam yolcu sayısı, pandemi nedeniyle 2020 yılının aynı döneminde 2 milyona geriledi.

TAŞINAN KARGO DA DÜŞTÜ

THY, Kasım 2020 dönemine ilişkin trafik sonuçlarını KAP’a açıkladı. Açıklamada “Yolcu doluluk oranı Kasım 2020 döneminde yüzde 62,2 olarak gerçekleşmiştir. Taşınan Kargo-Posta, Kasım 2019 döneminde 145.007 ton iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 8,5’lik azalışla 132.667 tona düşmüştür” denildi.

BU YILIN 11 AYINDA 42.7 MİLYON YOLCU KAYBETTİ

Ocak-Kasım 2019 döneminde 68,8 milyon olan toplam yolcu sayısının 2020 yılının aynı döneminde 26,1 milyon olarak gerçekleştiği belirtilerek, “Yolcu doluluk oranı 10 puanlık azalma ile yüzde 71,7 olarak gerçekleşmiştir. Toplam Arz Edilen Koltuk Km, Ocak – Kasım 2019 döneminde 172,3 milyar iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 60,1 azalarak 68,7 milyar olarak gerçekleşmiştir. Taşınan Kargo-Posta, Ocak-Kasım 2019 döneminde 1.405.908 ton iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 4,9’luk azalışla 1.336.685 ton olarak gerçekleşmiştir” denildi.

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

medyabold
Devamını Oku »

İngiltere’den sonra Kanada da BioNTech ve Pfizer’ın aşısına onay verdi

Kanada’da Sağlık Düzenleme Kurumu, Alman BioNTech ve Amerikan Pfizer şirketlerinin ürettiği Kovid-19 aşısını onayladığını açıkladı. Kanada, İngiltere’nin ardından bu aşının yaygın kullanıma onay veren ikinci ülke oldu.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) birkaç gün sonra onay için görüşülecek aşıya İngiltere ve Bahreyn kısa süre önce yeşil ışık yakmıştı.

Kanada Federal Sağlık Bakanlığı, Pfizer ve BioNTech firmaları tarafından üretilen Kovid-19 aşısının kullanımına onay verildiği duyuruldu.

İnternet üzerinden yapılan açıklamada, aşının katı bir inceleme sürecinden geçirildiği, piyasaya sürülmesinin ardından da Kanada Halk Sağlığı Ajansı tarafından yakından takip edileceği ve herhangi bir güvenlik endişesi durumunda önlem alınacağı belirtildi.

İlerleyen günlerde Kanada’ya aşıdan 249 bin doz ulaşması bekleniyor. Bu da ilk etapta yüksek hastalık riski altındaki yaklaşık 125 bin kişinin iki doz aşılanması anlamına geliyor.

Pfizer ve BioNTech ise ülkeye 2021’de en az 20 milyon doz aşı tedarik edeceğini, bu sayının 76 milyona kadar ulaşabileceğini açıkladı.

İngiltere, Pfizer ve BioNTech’in Kovid-19 aşısını 2 Aralık’ta aldığı bir kararla onaylamıştı.

Pfizer-BioNTech’in aşısında beklenmedik durum

medyabold
Devamını Oku »

Mehmet Cengiz, 47 milyon dolarlık jetin ilk müşterisi oldu

Fransız havacılık firmasının ürettiği yeni iş jetinin Türkiye’den ilk müşterisi Mehmet Cengiz oldu. Uçağın fiyatının 47 milyon dolar olması beklenirken, Cengiz Holding, AKP iktidarından aldığı tartışmalı ihalelerle tanınıyor.

BOLD – Fransız Dassault, iş jeti projesi olan 6X’i dünyaya tanıttı. 10 bin 186 kilometre menziliyle İstanbul’dan direkt New York’a uçabilen jet saatte 1100 km hıza ulaşabiliyor. Türkiye’den ilk siparişi ise Mehmet Cengiz’in patronu olduğu Cengiz Holding verdi.

Pandemiyle birlikte iş dünyası özel jetlere yöneldi. Dassault firması ise böyle bir dönemde yeni Falcon iş jeti ailesi üyesi 6X, Bordeaux/Merignac tesislerinden törenle çıkartıldı ve dünya tanıtımı gerçekleştirildi.

Sözcü’nün haberine göre yeni jet, 10 bin 186 kilometre menziliyle İstanbul’dan New York’a hatta Brezilya’ya kadar direkt uçabiliyor. 6X’in hızı saatte 1100 kilometreyi aşıyor. Test uçuşlarına gelecek yıl başlaması beklenen uçak, sınıfının en geniş kabinine sahip. 6X, 16 kişiye kadar yolcu alabiliyor. Kabin yüksekliği 1.98 metre, genişliği ise 2.58 metre. 30 yan pencerenin yanında tavanda da sıradışı bir penceresi bulunuyor.

CENGİZ HOLDİNG SİPARİŞ VERDİ

Halen aynı firmanın Falcon 7X ve Falcon 2000LXS model uçaklarını kullanan Cengiz Holding, 2022’de teslim almak üzere 6X siparişi veren ilk Türk firma oldu. Uçağın fiyatı henüz kesin olarak açıklanmadı. Ancak  havacılık sitelerine göre, jetin fiyatının 47 milyon dolar olması bekleniyor

Diğer yandan Koç Holding, Limak, Palmalı (2 tane), Socar, Sorena ve Acıbadem Holding halen Falcon 7X kullanıyor.

medyabold
Devamını Oku »

9 Aralık 2020 Çarşamba

Cezaevinde koronavirüsten ölüm: Babam gitti başka canlar yanmasın

Koğuşuna yeni gelen tutuklulardan koronavirüs kapan ve yoğun bakımda yatağa kelepçelenen Kemal Polat, 4 gün önce hayatını kaybetti. Yaşlı ve kronik hastalığı bulunan babasının yaşadıklarının normal olmadığını fark eden oğlu Bekir Polat, sesinin duyurulması için Bold Medya’ya ulaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Cezaevinde bir kişi daha sessiz sedasız öldü. 1,5 yıldır Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde tutuklu bulunan 68 yaşındaki Kemal Polat 6 Aralık 2020’de koronavirüs teşhisiyle kaldırıldığı Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Geçen hafta pazar günü ölen Polat, ancak salı günü defnedilebildi. 19 Kasım’da yapılan testi pozitif çıkan Kemal Polat’ın ailesine ölene kadar hiçbir bilgi verilmedi. Hem cezaevi hem hastane yönetimi sadece “iyi” demekle yetindi.

Beklemedikleri ölüm haberiyle sarsılan oğlu Bekir Polat, kendi imkanlarıyla yaptığı görüşmeler sonucunda babasının koğuşta nasıl virüs kaptığını öğrendi. Sonrasında öğrendikleri ise onun için daha üzücüydü. Babası yoğun bakımda yatağa kelepçelenmişti. Altına bez bağlanacak kadar kişisel ihtiyaçlarını göremeyecek durumdaydı. O halde yataktan düşmüş ve başı morarmıştı. İzin verilmediği için yanında refakatçisi bile yoktu.

Oğul Polat, hiçbir şeyden haberleri olmadan babasının hastanede, tek başına, çırpınarak ölmesinin derin acısını yaşıyor. “Babam öldü, başka canlar yanmasın. Entübe hastalara insani şekilde davranılsın.” diyen Bekir Polat Bold Medya’ya konuştu.

Babanızı 4 gün önce öldü ama yeni öğreniyoruz. Başınız sağ olsun. Babanız kimdi öncelikle, neler yaşadı? 

Babam hükümözlü olarak Kahramanmaraş Türkoğlu L2 Cezaevinde yatıyordu. Dosyası daha onaylanmamıştı, Yargıtay aşamasındaydı. Şofördü, SGK’dan emekli olmuştu. Miras davası nedeniyle cezaevine girmişti. Dört yıldır cezaevindeydi. Normalde Gaziantep Cezaevinde kalıyordu. Kahramanmaraş’taki cezaevi yeni açılınca oraya sevk edildi. Türkoğlu’na ilk gidenlerden. Yaklaşık bir ay önce babamı D12 koğuşundan A7 koğuşuna geçirmişlerdi. Bir ay önce yaptığımız son telefon görüşmemizde “Yeni gelenleri direkt bizim koğuşa verilecek, yer yok” demişti.

Ne zaman koronavirüs teşhisi konuldu?

Bu son konuşmamızdan 1 hafta sonra il sağlık müdürlüğünden aradılar. Yaklaşık üç hafta önce oluyor. Kemal Polat’ın evi nerede, karantinaya alacağız dediler. Babam cezaevinde dedim. Telefonu kapattım ve hemen cezaevini aradım. Haberleri yok tabi ki… Bir gün sonra tekrar aradım, yine haberleri yok. Üçüncü gün aradım, babanızın testi pozitif çıkmış dediler. Babam 60 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olduğu için hastaneye sevk edildiği söylendi. Yani babama 19 Kasım’da teşhis konuluyor. 6 Aralık’ta da vefat ediyor.

Kronik ne rahatsızlığı vardı?

Hipertansiyonu, şekeri ve kolesterolü vardı. Bu hastalıkların hepsi hapse girince ortaya çıktı. Daha önce yoktu. Hatta Gaziantep Cezaevinde de sıkıntısı yoktu. Ne olduysa Türkoğlu’ndan sonra oldu. Belki birikti, belki de gerçekten cezaevinde bir sıkıntı oldu.

Babanızın koronavirüs kaptığını öğrendikten sonra cezaevi ve hastane yönetimiyle ilgili nasıl tecrübeleriniz oldu. Size bilgi verildi mi?

Durumu hakkında hiç net bilgi alamadık. Sadece sağlık durumu iyi dediler. Hastane mahkum olduğu için bilgi veremeyiz, jandarma izin vermiyor dedi. 19 Kasım’dan itibaren vefat edene kadar her aramamda hiçbir sıkıntı yok diye sanki ezberletilmiş cevaplar verildi. 6 Aralık pazar günü sabah bir telefon geldi. “Babanız vefat etmiştir.” Bir gün önce durumu iyi diyenler vefat haberini verdiler.

Maalesef genelde “iyi” diye cevap veriliyor, sonuç böyle oluyor. Hastanede tutuklu odasında mıydı yoksa yoğun bakımda mı?

Üç gün yoğun bakımda entübe halde yatmış. Hatta ellerini kelepçelemişler. Bunu babam öldükten sonra hastanedeki bir görevliden öğrendik. Kendisi dayanamayıp söyledi. Ne hastane ne cezaevi hiçbiri yoğun bakımda olduğunu söylemedi.

Genelde cezaevinde yakınları olanlar e-nabızı sık sık kontrol ediyor. Babanız hastalanınca sizin hiç aklınıza gelmedi mi? 

Hiç aklıma gelmedi. Siz söyleyince e-nabız’ına baktım. İnceledim biraz. İşlemler kısmında altına bez bağlandığı yazıyor. İhtiyacını göremeyecek hale gelmiş. E-devlet şifresini de 2-3 ay önce almıştım, lazım olur diye. İşte böyle şeyler insanın başına bir kere geliyor. En kötüsü de bunların hiçbirinden haberimizin olmaması.

Cenazesini ne zaman aldınız, ölümünden defnedilene kadar vakit geçmiş epeyce. 

Pazar günü teşhis için yola çıktım. Adli tıpta babamı teşhis ederken başında ve burnunda morluklar olduğunu gördüm. Savcı beye durumu aktardım. Otopsi için gönderilirken bunu da not aldı. Kahramanmaraş’ta düşük basınçlı otopsi odası olmadığı için Erzurum’a otopsiye gönderildi. Ertesi gün yoğun uğraşlarımızla cenazemizi alabildik. 6 Aralık 2020 pazar gecesi 01.20’de vefat eden babamı salı günü defnedebildik.

Yüzündeki morlukların sebebine dair herhangi bir açıklama yapıldı mı?

Hastaneden bir hemşireye ulaşabildik. Babam yoğun bakıma alınırken ‘yakınlarına haber verin, hasta iyi değil’ demesine rağmen ilgili doktor ve nöbetçi jandarma ‘ne gereği var’ demişler. Babam son nefesini verirken sedyeden düşerek başını çarpmış. Büyük ihtimalle kalp krizi geçirirken eli kelepçeli olduğu için kalkamadı ve düşerek kafasını çarptı. Kriz geçirdiğini de hemşire söyledi. Tüm bu olaylar otopsi raporu sonucunda netleşecektir.

Cezaevi yönetimiyle hiç görüşebildiniz mi? 

Cenazeyi teslim alırken kurum müdürü geldi. Virüs nasıl yayıldı diye sordum kendisine. “Yeni gelen mahkumları test yapıp içeri alıyoruz ve koğuşa gönderiyoruz. Yeni gelen bir mahkumun 2 gün sonra pozitif olduğunu öğrendik. Oradan yayıldı. Daha sonra o bloklara test yaptırdık.” dedi. Böyle bir idare şekli kabul edilemez.

Evet doğru değil, dikkatli olmaları gerekiyor. Kimsenin canını tehlikeye atmaya hakları yok. 

Dışarıdan gelenlerin izole bir şekilde test sonucunun beklemesi gerekirken direk koğuşlara göndermeleri tamamen insanlık suçu. Cezaevlerine test yapılmadan kimse alınmaması lazım. Babam öldü, başka canlar yanmasın. Ve entübe hastalara insani şekilde davranılsın. Örneğin kelepçe olmasaydı belki babamı kaybetmeyecektik ya da başında bir refakatçi olsaydı.

GERGERLİOĞLU DUYURMUŞTU

Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde koronavirüs vakası çıktığını, durumun acil ve ciddi olduğunu HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Twitter hesabından birçok kez duyurmuştu. Mahpusların hem kovid-19’a yakalandığını hem de telefon haklarının elinden alındığını belirten Gergerlioğlu Adalet Bakanlığı’na “Hak mıdır bu” diye sormuştu. Gergerlioğlu: “Maraş Türkoğlu Cezaevinde eşim tutuklu. D-17 koğuşu 27 kişi hepsi kovid çıktı, tekli koğuşlara alınıp, yanlarına birer adet buton verip, fenalaştığında bu butona basın demişler. Kronik rahatsızlığı bulunan bir sürü mahpus var, diyor.” 

E-Nabız’da yer alan bilgilere göre Kemal Polat’a 6 kere koronavirüs testi yapılmış ve hepsi pozitif çıkmış.

Burdur Cezaevinde vaka sayısı arttı: “Babam, abim, eşim hepsi pozitif”

medyabold
Devamını Oku »