19 Mart 2021 Cuma

Rusya ve Çin’e karşı agresif politika: ABD neyi amaçlıyor?

ABD’de 20 Ocak’ta göreve gelen Joe Biden yönetimi, Washington’un geleneksel müttefiklerine karşı oldukça yapıcı bir tavır sergilerken, Rusya ve Çin gibi Amerika’nın 2 küresel rakibine karşı oldukça sert bir tutum sergilemeye başladı.

BOLD – Donald Trump’ın ardından görev gelen Joe Biden yönetiminin ABD’nin 2 küresel rakibi Rusya ve Çin’e karşı politikası sertleşmeye başladı.

Biden, geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Putin için ‘katil’ ifadesinin kullanırken; Biden tarafından ‘en büyük jeopolitik zorluk’ olarak tanımlanan Çin’le yapılan ilk üst düzeyli görüşmelerde iki ülke heyetleri arasında karşılıklı suçlamalar ve sert atışmalar yaşandı.

BİDEN PUTİN İÇİN ‘KATİL’ DEDİ, RUSYA BÜYÜKELÇİSİNİ GERİ ÇEKTİ

ABD Başkanı Joe Biden bu hafta içinde ABC News kanalı ile yaptığı söyleşide, Rusya liderinin ‘bir katil’ olduğunu düşündüğünü söyledi.

Biden bu sözleri, Putin’in geçen Kasım ayında yapılan başkanlık seçimlerine müdahaleye onay verdiğini söyleyen Amerikan istihbarat raporunu yorumlarken sarf etti. Raporda Rusya, seçime eski Başkan Donald Trump lehine tesirde bulunmaya çalışmakla suçlanıyordu.

Biden, Putin’in seçime müdahale iddiaları için bedel ödeyeceğini de ifade etti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki de, Rus-Amerikan ilişkilerinin Trump’ın başkanlık döneminden farklı olacağını söyledi ve “Kesinlikle Ruslardan attıkları adımların hesabı sorulacak” diye konuştu.

Biden’ın Rusya lideri Putin hakkında söylediği sözlerin ardından, Rusya’nın Washington Büyükelçisi görüşmeler için Moskova’ya çağırıldı.

ABD’nin, rapordaki saptamalar nedeniyle gelecek hafta Rusya’ya ambargolar uygulaması bekleniyor.

ABD Başkanı Joe Biden’ın kendisine yönelik ‘katil’ suçlamasına yanıt veren Vladimir Putin, Biden’ın kendi özelliklerini başkalarına yansıttığı şeklinde karşılık vermişti.

ABD-ÇİN HEYETLERİ ARASINDAKİ TARİHİ TOPLANTI ‘ATIŞMALI’ BAŞLADI

İki ülke arasında Alaska’nın Anchorage kentinde yapılan görüşmelere ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Çin Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Merkez Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi ile Çinli yetkili Wang Yi katıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Çinli mevkidaşları ile Alaska’daki görüşmeleri dün başladı. İki ülke yetkilileri arasındaki tarihi toplantı tartışmalı başladı.

Blinken, toplantıda yaptığı konuşmada, Çin heyeti ile Pekin’in Sincan bölgesinde Uygurlara karşı uygulamaları, Çin’in Hong Kong ve Tayvan’a yönelik politikasını gündeme getireceğini ifade etti.

Blinken, Çin’in, attığı adımlarla küresel istikrarı sağlayan kurallara dayalı dünya düzenini tehdit ettiğini belirtti.

Çin ile ABD’nin kendilerine has siyasi rejimlere sahip olduğunu dile getiren Blinken, bu farklılıklara rağmen iki ülkenin iklim ve küresel ekonomi konularında ortak menfaatleri olduğunu söyledi.

Sullivan da “Çatışma peşinde değiliz ancak sert bir rekabetten memnuniyet duyarız” mesajını verdi.

ÇİN’DEN ABD’YE SERT ELEŞTİRİLER

Çin Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Merkez Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi ise ABD’yi Hong Kong dolayısıyla uyguladığı yaptırımlar nedeniyle eleştirdi.

Blinken’in siber güvenlik konularını da toplantıda gündeme getireceğini söylemesi üzerine Yang, ABD’nin siber ihlaller konusunda dünyada öncü olduğunu ifade ederek, “Bu konuda başkalarını suçlayamazsınız” dedi.

ABD’nin Çin’e yönelik suçlamalarına da yanıt veren Yang, ABD’yi ima ederek, Çin’in işgalleri, rejimleri devirmeyi ve başka ülkelerin insanlarını katletmeyi kabul etmediğini söyledi.

Çinli Bakan, “ABD’nin önce kendi imajını değiştirmesi ve kendi demokrasisini dünyaya ihraç etmeyi bırakması önemlidir. ABD’de çok sayıda insanın ABD’deki demokrasiye olan güveni çok az” dedi.

Yang, ABD’nin evrensel değerlerden bahsetmesini eleştirerek, “Ne ABD’nin kendisi ne de batı dünyası uluslararası kamuoyunu temsil ediyor” ifadesini kullandı.

Çin’in ABD’nin suçlamalarını kabul etmeyeceğini söyleyen Yang, son zamanlardaki gelişmelerin iki ülke ilişkilerini benzeri görülmemiş zor bir duruma soktuğunu kaydetti.

Bakan Yang, ABD’nin ülkesine yönelik yaptırımlarına ilişkin de “Çin’i boğmak imkansız” dedi.

Yang’ın yaklaşık 18 dakikalık konuşması bitmeden ABD tarafının basını dışarı çıkarmak istemesi de tartışmalara neden oldu.

Çin Dışişleri Bakanı Yang, basının dışarı çıkarılmasını eleştirdi ve bunun kendisine karşı haksızlık olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri daha sonra yaptığı açıklamada, heyetlerin iki dakikalık sürelerle konuşması konusunda mutabık kaldıklarını ancak Çin tarafının bu protokolü ihlal ettiğini ileri sürdü.

Çin’in Washington Büyükelçisi Cui Tiankai, Çin basınına yaptığı açıklamada “ABD eğer üst düzey Çinli yetkililerin buz gibi soğuk Alaska’ya sırf taviz vermek için gittiğini düşünüyorsa, bu yanılgıdan vazgeçsin” diye konuştu.

ABD, RUSYA VE ÇİN POLİTİKASINI NEDEN SERTLEŞTİRDİ?

Son günlerde yaşanan bu 2 gelişme ABD’nin Rusya ve Çin’e karşı politikasını Biden yönetimi ile birlikte belirgin bir biçimde sertleştirdiğini gösterdi.

Peki, ABD son dönemde 2 küresel güç olarak ortaya çıkan Rusya ve Çin’e karşı neden agresif bir politika izlemeye başladı? Bu politikayla neyi amaçlıyor? Ve mücadelede hangi araçları kullanıyor?

ABD ‘TEK SÜPER GÜÇ’ OLMA AYRICALIĞINI YENİDEN KAZANMAK İSTİYOR

1990’larda biten Soğuk Savaş’ın ardında dünyada ‘tek süper güç’ konumuna yükselen ABD, bu ayrıcalığını Barack Obama döneminde 2010’lu yıllardan itibaren kaybetmeye başladı.

Özellikle ABD’nin Rusya’nın Kırım’ı ilhakını engelleyememesi, Ukrayna’nın iç savaşla ikiye bölünmesi karşısındaki çaresizliği, 2015’ten itibaren Suriye İç Savaşı’nda Rusya’nın ağırlığını Beşar Esad yönetiminden yana koymasıyla Suriye Devrimi’nin yarım kalması ve Vladimir Putin liderliğindeki Rusya’nın dış politika başarıları ABD’nin ‘hegemon güç’ imajını sarstı.

Aynı dönemde ekonomisi hızla büyüyen Çin’in ‘Yol ve Kuşak Projeleri’ ile Asya’dan Afrika’ya kadar genişleyen etkisi, ABD’nin arka bahçesi konumundaki Pasifik’te (Büyük Okyanus) hızla güçlenerek Washington’un bölgedeki geleneksel müttefikleri Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ı tehdit eder hale gelmesi Amerika’nın oldukça kaygılandırır hale geldi.

ABD’nin Avrupa’daki geleneksel müttefikleri ile ilişkilerinin ciddi biçimde bozulduğu Donald Trump döneminde, Amerikan yönetiminin ‘belirsiz’ ve ‘pasif’ Rusya politikası çok ciddi biçimde eleştirildi.

Çin’le ilişkiler ise ‘ticaret savaşları’ nedeniyle sürekli kriz halinde sürdü. 2020 yılı başlarında ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeniyle, Trump yönetimi Pekin’e yüklendi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) için Donald Trump, çoğu zaman ‘Çin virüsü’ ifadesin kullandı. İlişkiler bu dönemde de karşılıklı suçlamalarla ciddi biçimde gerildi.

TRUMP: BİDEN KAZANIRSA, ABD’LİLER ÇİNCE ÖĞRENMEK ZORUNDA KALIR

Çin’e karşı yürütülecek politika, ABD’de 3 Kasım 2020’de yapılan başkanlık seçimleri öncesi gündemin önemli konularından birisi idi.

Eski başkan Donald Trump, seçim öncesi yaptığı bir açıklamada, Biden’ın Çin konusundaki tutumunu eleştirerek, “Seçimleri ben kazanamazsam, Çin ABD’nin sahibi olacak. Sonra da ABD’liler Çince konuşmayı öğrenmek zorunda kalacak.” ifadesini kullanmıştı.

Trump’ın bu suçlamalarına maruz kalan Biden’ın Çin’e karşı daha sert bir tutum almasında etkili olduğu söylenebilir.

Biden döneminde ABD’nin küresel alanda ‘tek süper güç’ özelliğini yeniden kazanma isteğinin de dış politikaya yön veren önemli etkenlerden birisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu istek “Amerika geri döndü” sloganında hayat buldu.

DİPLOMASİ ÖNCELİKLİ MÜCADELECİ TAVIR

“Amerika geri döndü” sloganının nasıl gerçekleşeceği ise bu sloganın devamındaki “Diplomasi geri döndü” cümlesinde saklı idi.

20 Ocak’ta görevi devralmasının ardından ilk kurumsal ziyaretini Şubat ayı başında Dışişleri Bakanlığı’na yapan Joe Biden, dış politika önceliklerini açıklamıştı.

Biden, eski Başkan Donald Trump döneminde izlenen dış politikayı büyük ölçüde değiştireceğini ifade etmiş, diplomasiyi merkeze alan ancak bazı öncelikler kapsamında mücadeleden de kaçınmayacak bir dış politika çizgisi izleyeceğini ifade etmişti.

Diplomasinin yeniden merkezde olacağını ifade eden Joe Biden, ABD’nin ihmal ettiği geleneksel ittifakları yeniden inşa edeceğini ve dünya ile yeniden angaje olacağını söyledi.

Biden, konuşmasında Rusya’nın eylemlerine daha net karşılık vereceklerini ve Çin’in küresel saldırılarıyla mücadele edeceklerini söylemişti.

Bu sözler ABD’nin özellikle Rusya ve Çin’e karşı ‘agresif’ bir politika izleyeceğini işaretleri idi.

“RUSYA’DAN HESAP SORMAKTA TEREDDÜT ETMEYECEĞİZ”

Biden, o ziyarette Rusya ile diplomatik angajman halinde olunacağı, ancak Moskova’ya karşı Trump’tan daha sert tutum alınacağı mesajı verdi.

Biden, Vladimir Putin’i ABD seçimlerine müdahale, siber saldırı ve vatandaşlarını zehirleme gibi agresif eylemleri konusunda uyarmış, ‘‘Rusya’dan hesap sorma konusunda tereddüt etmeyeceğiz’’ demişti.

“ÇİN’İN KÜRESEL SALDIRILARIYLA MÜCADELE EDECEĞİZ”

Eski başkan Donald Trump döneminde karşılıklı vergi misillemeleriyle ticaret savaşına giriştiği Çin konusunda ise Biden, ‘‘Çin’in ekonomik istismarıyla, agresif eylemleriyle, insan haklarına, fikri mülkiyete ve küresel düzene karşı saldırılarıyla mücadele edeceğiz’’ demişti.

Biden, Çin’i ABD için ‘en büyük jeopolitik zorluk’ olarak tanımladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sulliavan daha danışmanlık görevine atanmadan önce, Biden’ın Asya danışmanı Kurt Campbell ile birlikte Foreign Affairs dergisine bir yazı yazmış ve “Çin ile diyalog dönemi sona ermiştir” ifadesini kullanmıştı.

ABD-Çin ilişkilerinin yeni ‘Soğuk Savaş’ şeklinde tanımlanması giderek yaygınlaştı. Bu niteleme, 20. yüzyılın ikinci yarısına damga vuracak şekilde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki uzun süreli rekabete yönelik kullanılıyordu.

“Yeni Soğuk Savaş’ ise 21. yüzyıldaki ABD-Çin rekabeti için kullanılmaya başlandı.

İNSAN HAKLARI ODAKLI DIŞ POLİTİKA

Donald Trump döneminde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nden çekilen ABD, Biden yönetimi ile birlikte Konsey’e yeniden döndü.

İnsan hakları konusunu öncelikli gündem başlıkları arasına alan Biden yönetimi, Rusya ve Çin’i uluslararası alanda sıkıştırma politikasını gütmeye başladı.

Biden, 11 Şubat’ta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmede Çin’in Hong Kong ve Uygurlara yönelik izlediği politikayı eleştirdi.

Rusya’da muhalif Aleksey Navalny’nin zehirlenmesi, ülkeye dönüşü sonrası tutuklanarak hapse atılması ve Navalny taraftarlarına güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri Washington’un tepkisini çeken bir diğer konuydu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Avrupalı meslektaşları ile yürüttüğü 2 günlük görüşmeler sonrası AB ve ABD Rusya’ya yönelik eşzamanlı yaptırım kararları aldı.

ABD’de Temyiz Mahkemesi Ekim Alptekin’in Türk hükumeti için ‘illegal lobicilik’ yaptığını tescilledi

medyabold
Devamını Oku »

Joe Biden’ın Putin’e yönelik ‘katil’ çıkışına Erdoğan’dan tepki

Joe Biden’ın Vladimir Putin’e ‘katil’ demesini ABD Başkanı’na yakıştıramayan Recep Tayyip Erdoğan, “Putin akıllıca ve şık bir yanıt verdi” dedi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’a Putin’e yönelik sözleri nedeniyle tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

  • Sayın Biden’ın Putin ile ilgili ifadeleri bir devlet başkanına yakışmayan bir ifadedir. Bir devlet başkanın böyle bir ifadeyi kullanması kabul edilebilir değildir. Bana göre Sayın Putin çok çok akıllıca ve şık bir cevap vermek suretiyle gereğini yapmıştır.
  • Kilis’e yapılan saldırı tabii ki kabul edilebilir bir saldırı değil. Bunun cevabını da misliyle verdik, veriyoruz, vereceğiz.
  • Kongre noktasında ön hazırlıklarımızı kararlı bir şekilde yaptık. Şu anda sloganlarımızdan tutunuz Çarşamba günü yapacağımız konuşmaya kadar hepsi hazırlanıyor ve Çarşamba günü yapacağımız konuşmada adeta 2023’ün manifestosu olacaktır. Gerek insan haklarıyla ilgili yaptığımı reform paketleri, gerekse ekonomi paketiyle ilgili tüm bunları kapsayan bir konuşmayı planlamış bulunuyorum.
  • Bütün belde, ilçe, il kongrelerimizi tüm bu zor şartlarda hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. Şimdi de büyük kongrelerimizi yaparak 2023’e Cumhur İttifakı olarak çok güçlü bir şekilde hazırlanıyoruz. İnşallah 2023 Türkiye’de yeni bir dönüşüm süreci olacak. Bununla birlikte İnşallah 2024 ve bundan sonrasında devam edecektir.
medyabold
Devamını Oku »

İmamoğlu’ndan Buldan’a Nevruz sözü: Demokrasiyi birlikte öreceğiz!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı arayarak Nevruzunu kutladı. İmamoğlu, demokrasinin mihenk taşlarını birlikte örmeye devam edeceklerini ifade etti. HDP’ye yönelik kapatma davasını demokrasiye aykırı tutum olarak nitelendirdi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı arayarak Nevruz Bayramını kutladı. HDP’ye açılan kapatma davası ve Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesini demokrasiye aykırı bir tutum olarak değerlendiren İBB Başkanı İmamoğlu, demokrasinin mihenk taşlarını birlikte örmeye devam edeceklerini ifade etti. Buldan da İmamoğlu’nun Nevruz Bayramını kutlayarak, kendisine verilen ceza nedeniyle dayanışma duygularını iletti.

 

medyabold
Devamını Oku »

Hakimler artık dedelerinden değil reisten emir alıyor

AKP’nin yargıdaki kadrolaşması hızla devam ediyor. AKP iktidara geldiğinde 9 bin olan hakim savcı sayısı günümüzde 22 bini geçti. Yargıçları “dedelerinden emir almakla” suçlayan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık emri kendisi veriyor. 

BOLD – Hakim ve savcıları 12 yıl önce “dedelerinden” emir almakla suçlayan dönemin Başbakanı Tayip Erdoğan, şimdi hakim ve savcılara kendisi emir veriyor. 2002 yılında 9 bin olan hakim ve savcı sayısı geçen haftaki 357 atama ile 22 bini geçti. 15 Temmuz bahanesiyle 4 bin hakim-savcı meslekten atılırken şu an görev yapan hakim ve savcıların büyük kısmı 2016 sonrasında mesleğe başladı.

BU YIL BİN 438 HAKİM-SAVCI ALINACAK

Geçen yıl sonunda toplam hakim ve savcı sayısı geçen yıl 21 bin 855 olarak kayıtlara geçti. Bu yıl ise toplam bin 438 hakim-savcı alımı yapılacak. Geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda düzenlenen kura töreni ile 357 hakim ve savcının ilk görev yerleri belirlendi. Hakim ve savcı sayısı 22 bini geçti.

“DEDELERDEN TALİMATLA ATAMA DÖNEMİ BİTİYOR”

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, başbakanlığı döneminde HSYK’nın değişimi ile ilgili referandum öncesi yaptığı bir konuşmada yargıda kadrolaşma olduğunu öne sürerek, “HSYK’nın değişimi birçok şeyin önünü açıyor. Artık telefonla, ’filancayı filanca yere atayalım mı’ deme süreci bitiyor. Dedelerden talimat alarak atamalar yapma dönemi bitiyor” dedi.

ATAMALAR ADALET GETİRMEDİ

AKP’nin son yıllarda yargıda yaptığı büyük kadrolaşma Türkiye’de adaleti tesis edemedi. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 126 ülke arasında 109’uncu sırada yer aldı. Ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre kategorize edildiği endekste Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında geçen yıl gibi bu yıl da sonuncu sırada yer aldı.

ADALETE GÜVEN AZALDI

ADAMOR’un Türkiye Endeksi Eylül 2020 Gündem Araştırması Raporu’na göre vatandaşların yüzde 28’i Türkiye’deki adalet sistemine güvendiklerini belirtirken, yüzde 67,4’ü adalet sistemine güvenmediklerini dile getirdi.

CEZAEVLERİ DOLDU, YENİLERİ YAPILIYOR

AKP iktidara geldiğinde cezaevlerindeki tutuklu sayısı 59 bindi. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı geçen yıl nisanda çıkarılan afla 100 bin kişi tahliye edildiği halde 291 bin 546’e yükseldi. AKP 2014’te 14, 2015’te 18, 2016’da 38, 2017’de 12, 2018’de 15, 2019’da 26 ve 2020’de 18 cezaevi yaptı. Bu yıl ise 39 yeni cezaevi daha açılacak.

ABD’de Temyiz Mahkemesi Ekim Alptekin’in Türk hükumeti için ‘illegal lobicilik’ yaptığını tescilledi

medyabold
Devamını Oku »

Yusuf Selim bebek de anne ve babasız kaldı

21 aylık Yusuf Selim’in de anne ve babası tutuklandı. Henüz anne sütüyle beslenen ve bir anda ebeveynlerinden ayrılmak zorunda kalan Yusuf Selim’in ağlama krizleri başladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Anne sütüyle beslenen 21 aylık Yusuf’un anne ve babası Büşra ve Fettah Esen çifti, 9 Mart’ta tutuklanıp cezaevine gönderildi. Böylece bir bebek daha anne-babasız bırakıldı.

Büşra Esen, Cemaat soruşturmaları kapsamında daha önce 2 ay, eşi ise 18 ay hapis yatmıştı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Esen çiftinin dosyası Yargıtay’da bekletiliyordu. Sınıf öğretmeni Fettah Esen ve okul öncesi öğretmeni Büşra Esen, Bylock kullandıkları iddiasıyla yargılanmışlardı.

YUSUF AĞLAMA KRİZLERİNE GİRİYOR

Yaşlı anneanne ve dedesiyle birlikte kalan Yusuf Selim’in bir anda anne-babasından ayrıldığı için ağlama krizlerine girdiğini söyleyen aile yakınları, “Hepimiz harap haldeyiz. Yusuf çok hırçınlaştı, ağlama krizleri başladı Dede, anneanne çok yaşlı. El mahkum en yakın zamanda annesinin yanına vermek zorundayız.” dedi.

GÖRÜŞ İÇİN BİN KİLOMETRE YOL GİDECEK

Büşra Esen Edirne E Tipi Cezaevinde, eşi ise Edirne F Tipi Cezaevinde kalıyor. Ahmet Selim ise dede v e anneannesiyle birlikte Niğde’den Edirne’ye 1000 km yol gelmek zorunda. Aile yakını, “Anne ve baba Edirne’de yakın cezaevinde kalıyorlar. Kendi içlerinde görüştürmüyorlar. Görüş için 1000 km yol gitmek zorundalar, maddi manevi bu çok yıpratıcı bir durum.” ifadelerini kullandı.

19 aylık Nurefşan bebek annesiyle birlikte tutuklandı

medyabold
Devamını Oku »

İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan gözaltına alındı

HDP’ye açılan kapatma davasının ardından İstanbul ve Ankara’da HDP’lilere dönük operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan isimler arasında İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da bulunuyor.

BOLD – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında HDP’nin Beşiktaş ve Kağıthane ilçe başkanları ve 8 kişi gözaltına alındı.

Ankara’da ise sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından hedef gösterilen İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan gözaltına alındı. HDP Ankara Kadın Meclisi Sözcüsü Zeyno Bayramoğlu, Parti Meclisi (PM) üyesi Ali Özkan, HDP Eskişehir İl Eşbaşkanı Şükriye Ercan, Hüseyin Gevher ve Betül Koca gözaltına alındı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gara operasyonu sırasında 13 kişinin şehit olmasıyla ilgili Meclis’te yaptığı konuşmada İnsan Hakları Derneği’ni (İHD) hedef alarak “Canı çıkasıca dernek” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İHD, ortak bir açıklama yaparak, Öztürk Türkdoğan’ın serbest bırakılmasını istedi. Açıklamada, “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun TBMM Genel Kurulu’nda İHD’yi hedef gösteren konuşmasından kısa bir süre, İnsan Hakları Eylem Planı’nın gösterişli sunumlar ile kamuoyu ile paylaşılmasının üzerinden henüz iki hafta geçmişken gerçekleşen bu gözaltı hiç bir şekilde kabul edilemez. Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’nin tüm hükümlerine ve taraf olduğu uluslararası belgelere uygun bir şekilde insan hakları savunucularını korumakla yükümlü olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bu hukuksuz uygulamaya derhal son verilerek, sevgili eş başkanımız ve kurucular kurulu üyemiz Öztürk Türkdoğan serbest bırakılmalıdır” denildi.

HDP’yi kapatmak için raportör görevlendirildi

medyabold
Devamını Oku »

Reform paketi boş çıktı: Merkez faize sarıldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının faizi yüzde 19’a yükseltmesinin yankıları sürüyor. Uzmanlar, “Erdoğan’ın reform paketi boş çıkınca, Merkez Bankası faize sarılmak zorunda kaldı” yorumunda bulundu.

BOLD – Dünya gazetesi yazarı Şeref Oğuz, “Reform olmadı, önden yüklemeli faiz versek” başlıklı yazısında TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın faiz artışına mecbur kaldığını yazdı.

AĞBAL KELLESİNİN GİDECEĞİ BİLİYOR

Piyasanın acil faiz artışı beklemezken 200 baz puan artışın ne anlama geldiğini soran Oğuz, “Naci Ağbal, faiz arttıran başkanların kellesinin gittiğini bilmiyor mu? Biliyor amma kelle koltukta; bildiğini okuyor. Finansal gerekçeler ve işin matematiğinden ziyade sürecin psikolojisine dair gördüğüm şudur; Reform paketi boş çıktı, Ağbal’a da ekonomi raydan çıkmasın diye faiz silahını kullanmak düştü” dedi.

DOLAR YENİDEN YÜKSELECEK

Faiz artışının ardından yaşanacakları da sıralayan Oğuz, “Sözü edilen acı ilâcı ekonomiye içirdik. İşe yarayacak mı? Dövizi önce geriletir, sonra yine dolar eski seyir şeridine çıkar. Enflasyon? Yapışkandı, çift hanelerde kök salacak. Tek Merkez’in gayretiyle varılacak bir nokta kalmadı ne yazık ki” ifadeleri kullandı.

medyabold
Devamını Oku »

AB Zirvesi’nde Türkiye’ye yönelik yaptırımlar gündeme gelmeyecek

Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz krizi nedeniyle Türkiye’ye uygulamayı planladığı yaptırımları Ankara yönetiminin ‘yapıcı tavrı’ nedeniyle askıya aldı. Kararda Biden yönetiminin de etkili olduğu belirtildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, Türkiye’ye Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle yaptırım getirilmesinin konusunun 25-26 Mart tarihindeki yapılacak zirvede gündeme alınmayacağını söyledi.

Reuters haber ajansında yayınlanan habere göre, Joe Biden yönetimi de NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olan Türkiye’nin uzlaşmacı tavrı karşısında Brüksel’e yaptırım uygulamama çağrısında bulundu.

AB’den bir yetkili, “Türk şahısların kara listeye alınmasıyla ilgili çalışmalar durdu ve artık ekonomik yaptırımları konuşmuyoruz” ifadelerini kullandı.

Ajansa konuşan bir başka AB yetkilisi ise önceliğin diplomatik çözümlere verildiğini söyledi.

İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELER VE ERDOĞAN’IN UZLAŞMACI TAVRI

Haberde, Türkiye’nin Yunanistan ile Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunlarını ele almak amacıyla 5 yıl aradan sonra Ocak ayında yeniden istikşafi görüşmeler için masaya oturması ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Angela Merkel’in daha uzlaşmacı bir yaklaşımına verdiği desteğin AB’nin tavrının değişmesine neden olduğu belirtildi.

AB’den dört diplomat, Aralık 2020’de yapılan AB Liderler Zirvesi’nde alınan kararla Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) bazı yöneticilerine getirilen kısıtlamaların daha üst düzey yöneticilere genişletilmesini kararının dondurulduğunu söyledi.

HDP’NİN KAPATMA DAVASI KARARI NASIL ETKİLER?

Reuters’e konuşan bir diplomat, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde davanın Türkiye’ye olası yaptırımları gündeme getirmeyeceğini söyledi.

Diplomat, ancak parti kapatılması konusunun AB kurumlarında tartışılabileceğini sözlerine ekledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB Konseyi ve Komisyonu liderleriyle bugün bir video konferans gerçekleştirmesi bekleniyor.

Türkiye Sisi yönetimine boyun eğdi: İhvan medyası ‘penguen belgeseli’ yayınlayacak

medyabold
Devamını Oku »

ABD’de Temyiz Mahkemesi Ekim Alptekin’in Türk hükumeti için ‘illegal lobicilik’ yaptığını tescilledi

ABD’de 2019 yılında Türkiye hükumeti adına illegal ve kayıtsız şekilde lobicilik yapmaktan jüri tarafından suçlu bulunan ama suçluluğu davanın yargıcı tarafından kabul edilmeyen Bijan Kian’ın mahkumiyeti, üç yargıçlı temyiz mahkemesi tarafından onandı.

BOLD – ABD’de Temyiz Mahkemesi, dönemin Türkiye-ABD İş Konseyi (TAIK) başkanı Ekim Alptekin’in 2016’da yaptığı faaliyetlerin Türk hükumeti adına lobicilik operasyonu olduğuna hükmetti.

Temyiz Mahkemesi kararında, “Bu para işlemlerinden mantıklı bir jüri şunu anlayabilir ki burada projenin sahibi ve 600 bin doları ödeyen Türk hükümetidir. Bu para üzerinden 70 bin dolarlık ‘kickback’ (komisyon) olarak da Alptekin’e para ödemesi Flynn üzerinden ‘aracı’ olduğundan yapılmıştır” denildi.

JÜRİ SUÇLU BULMUŞ, YARGIÇ CEZAYI KALDIRMIŞTI

2019 yılı Temmuz ayında Virginia eyaletinin Alexandria kentinde görülen davada büyük jüri, Bijan Kian olarak da bilinen Rafiekian’ı lobicilik ile kuralları ihlal etmek ve Türkiye adına kayıtsız olarak lobi faaliyetinde bulunmak gerekçesiyle suçlu bulmuştu.

Ancak davaya bakan Federal Yargıç Anthony Trenga, ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’in eski ortağı İran kökenli iş insanı Bijan Kian hakkında büyük jürinin verdiği kararı bozmuş ve Kian hakkındaki cezayı kaldırmıştı. Yargıç Trenga, büyük jürinin Kian’ı suçlu bulmasına rağmen mahkemeye sunulan delillerin yetersiz olduğunu belirtmişti.

DAVA NASIL GELİŞTİ?

Bijan Kian’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetine yakınlığı ile bilinen Ekim Alptekin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ile birlikte 2016’daki darbe girişimi sonrası ABD’de Türkiye adına lobicilik yaptığı belirtilmişti.

Darbe akşamı bir seçim kampanyası konuşması yapan zamanın emekli generali ve Trump’ın baş güvenlik danışmanı Mike Flynn, haberi alır almaz konuklarına müjdeli bir şekilde Türkiye’de bir darbenin gerçekleştiğini söyledikten sonra bu girişimi alkışlatması ile biliniyor.

Sonraki haftalarda dönemin Türkiye-ABD İş Konseyi (TAIK) başkanı Ekim Alptekin tarafından keşfedilen Flynn, kısa sürede Erdoğan yanlısı ve darbe karşıtı oluyor.

ABD’deki Yabancı Ajan Kayıt Yasası (FARA ACT), yabancı bir ülke adına lobi yapanların bu durumu belirtmesini şart koşan bir kanun. Yasa ile kayıt yaptırmayanlara 10 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor.

Hollanda’da Innovo adlı şirketin sahibi Kamil Ekim Alptekin, Flynn ve Rafiekian’ın ortak olduğu Flynn Intel Group ile bir proje için anlaşma imzalıyor.

Resmi belgede farklı bir amaca yönelik olarak gösterilen projenin daha sonra ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’i hedeflediği ve arkasında Türk hükumetinin olduğu ortaya çıkmıştı.

Flynn Intel Group, bu dönemde Fethullah Gülen aleyhine bir belgesel çalışması yapmış, Gülen’i karalayan propaganda malzemeleri hazırlamıştı. Ayrıca Michael Flynn, ABD’de 2016 yılı başkanlık seçimlerinin olduğu gün Gülen aleyhine “The Hill” dergisinde bir yazı yazmış ve Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini savunmuştu. Ancak bu yazıyı yazarken Alptekin’in lobicisi olduğunu kayıtlara geçirmiyor.

Alptekin’in Kian’a gönderdiği e-mail’delerde “Türk Dışişleri Flynn projesinde ciddi”, “Kian ve Flynn ile görüşmek isteyecekler”, “Ekonomi Bakanı da projeye katılıyor, projeyi en yüksekten yürütecekler” ifadeleri de mahkeme kayıtlarına girmişti.

FETHULLAH GÜLEN’İ 15 MİLYON DOLAR KARŞILIĞINDA ABD’DEN KAÇIRMA PLANI

Bu e-maillerden sonra dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Flynn ile görüştüğü, hatta eski CIA Başkanı James Woolsey’in da bulunduğu görüşmede Fethullah Gülen’in 15 milyon dolar karşılığında ABD’den kaçırılmasının gündeme geldiği ortaya çıkmıştı.

Bu dönemde Innovo tarafından Flynn Intel Group’a 600 bin dolar ödeme yapılmış ancak bu para üzerinden 70 bin dolar Alptekin’e geri para ödemesi yapıldığı ortaya çıkmıştı. Mahkeme sürecinde bu 70 bin doların Flynn ve Rafiekian tarafından Alptekin’e ‘kickback’ (komisyon) olduğu ifade edilmişti.

Bu dönemde Michael Flynn ve Bijan Rafiekian, Amerikan Adalet Bakanlığı’na sunduğu belgelerde Flynn Intel Group’un Hollandalı Innovo ile bir proje üzerinde çalıştığını deklere etti. Innovo’nun arkasında AKP hükümetinin olduğunu bildirmedi.

Rusya’nın 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde müdahalesi konusunda özel yetkili savcılık Robert Mueller tarafından da sorgulanan Michael Flynn, Fethullah Gülen konusunda Türk hükümeti ile gizli işbirliği yaptığına dair Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) yalan beyanda bulunduğunu kabul etmişti. Ancak Flynn, daha sonra sürekli fikir değiştirdi ve kendisini FBI’ın yanlış yönlendirdiğini iddia etti. Son olarak da eski Başkan Donald Trump tarafından affedildi.

2019 yılında görülen davada büyük jüri, Rafiekian’ı lobicilik ile kuralları ihlal etmek ve Türkiye adına kayıtsız olarak lobi faaliyetinde bulunmak gerekçesiyle suçlu bulmuştu.

Ancak davaya bakan Federal Yargıç Anthony Trenga, Kian hakkında büyük jürinin verdiği kararı bozmuş ve Kian hakkındaki cezayı kaldırmıştı. Yargıç Trenga, büyük jürinin Kian’ı suçlu bulmasına rağmen mahkemeye sunulan delillerin yetersiz olduğunu belirtmişti.

TEMYİZ MAHKEMESİ, YARGIÇ’IN KARARINI ELEŞTİRDİ

Üç hakimden oluşan ABD temyiz mahkemesi heyeti, davanın yargıcının bu davranışını eleştirdi.

Temyiz Mahkemesi tarafından oybirliği ile alınan kararda, mahkemede Kian’ın yabancı bir ülkenin adına lobici olduğunu gösteren ve mahkumiyetine yetecek derecede kanıt bulunduğu ifade edildi.

40 sayfalık Temyiz Mahkemesi kararında, Ekim Alptekin’in Flynn ve Kian’ı kiralaması sürecinde Türk hükümetinden ‘yeşil ışık’ aldığını mesajla bildirdiğini hatırlattı.

Mahkeme kararında, “Bu para işlemlerinden mantıklı bir jüri anlayabilir ki burada projenin sahibi ve 600 bin doları ödeyen Türk hükümetidir. Bu para üzerinden 70 bin dolarlık ‘kickback’ (komisyon) olarak da Alptekin’e para ödemesi Flynn üzerinden ‘aracı’ olduğundan yapılmıştır” denildi.

Temyiz Mahkemesi: ABD’de kim yabancı bir ülke adına izinsiz olarak faaliyet gösterirse 10 yıla kadar cezalandırılabilir.

Bijan Kian’ın bu kararı tekrar temyize veya Anayasa Mahkemesine götüreme hakkı bulunuyor.

DAVANIN SANIĞI EKİM ALPTEKİN TÜRKİYE’DEN ÇIKAMIYOR

Davada Ekim Alptekin de sanık ama Türkiye’de bulunduğu için yargılanamadı.

Alptekin, halen sanık olduğu bu davadan dolayı ABD’ye gidemezken, Türkiye’den dışarı da çıkmıyor.

ABD’de federal yargıç, Bijan Kian hakkında jüri kararını bozdu

medyabold
Devamını Oku »

HDP’yi kapatmak için raportör görevlendirildi

AYM Başkanı Zühtü Arslan, HDP’nin kapatılması davası için raportör görevlendirdi. Raportörün hazırlayacağı rapor sonrasında HDP’den savunma istenecek. HDP’nin kapatılması için AYM’nin 10 üyesinin oyu gerekiyor.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianame sonrasında Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan inceleme için raportör görevlendirdi. Kapatma için AYM’de süreç başlamış oldu.

RAPORTÖRE 15 GÜN SÜRE VERİLDİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması için 17 Mart’ta Anayasa Mahkemesi’ne iddianame sundu. “HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğu, HDP üyelerinin beyan ve eylemleriyle devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ortadan kaldırmayı amaçladıkları” belirtilen iddianame için AYM’de raportör görevlendirildi. Raportöre 15 gün süre verilirken, hazırlanacak ilk rapor AYM Başkanlığı tarafından incelenecek. İddianame kabul edilirse, HDP’den savunma istenecek.

RAPORTÖR ESAS HAKKINDA DA RAPOR HAZIRLAYACAK

Ön savunmanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Başsavcı Şahin, AYM Genel Kuruluna sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Hakkında siyasi yasaklılık talep edilenler de, AYM’ye yazılı ve sözlü savunma verebilecekler. Bütün bu sürecin ardından raportör, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayarak esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

KAPATMA İÇİN 10 ÜYENİN OYU GEREKİYOR

Raporun ardından, AYM Başkanı Zühtü Arslan kapatma isteminin görüşülmesi için bir toplantı tarihi belirleyecek. Bu tarihte toplanacak olan 15 kişilik AYM heyeti, dosyayı karara bağlayacak. Heyet, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verecek. AYM, HDP’nin Anayasa’da sayılan hallerden ötürü kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına da karar verebilecek.

“Erken seçim öncesi büyük bir siyasi mühendislik yapıldı”

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye Sisi yönetimine boyun eğdi: İhvan medyası ‘penguen belgeseli’ yayınlayacak

Ankara, Kahire ile yakınlaşma çabaları çerçevesinde Müslüman Kardeşlerin Türkiye’den yayın yapan yayın organlarına Mısır’ı eleştiri sınırlaması getirdi. Artık Türkiye’deki İhvan medyası, kültürel ağırlıklı programlar yayınlayacak.

BOLD – Dubai merkezli El Arabiye televizyonu Türk yetkililerin İstanbul’dan yayın yapan Vatan, El Şark ve Mukameleen adlı televizyon kanallarındaki siyasi programların durdurulmasını istediklerini duyurdu.

Haberde bu programların yerine drama ya da magazin ağırlıklı kültürel programların konmasının istendiği de öne sürüldü.

YAYIN DURDURMA VEYA SINIR DIŞI TEHDİDİ

Haberde ayrıca Türk yetkililerin, grubun liderleriyle yaptığı görüşmelerde talimatlara uyulmasını istedikleri, aksi takdirde yayınlarının kalıcı olarak kapatılması ve sınır dışı edilmekle tehdit edildikleri belirtiliyor.

Bu gelişmenin, Mısır’ın Türk yetkililerin yakınlaşma taleplerine şartlı yanıt vermesinden sonra geldiğine işaret edilen haberde Mısır’ın iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesinin egemenlik ilkesine ve Arap ulusal güvenliğinin gereklerine saygı gösterilmesini, yasal ve diplomatik çerçevelere uyulmasını istediği ifade ediliyor.

El Arabiye daha önce bir kaynağın, maslahatgüzar düzeyinde iki Mısır-Türk diplomatik misyonunun bir araya geldiğini açıkladığını da yazdı.

El Arabiye’ye göre aynı kaynak Mısır’ın talepleri arasında iki ülke arasında normal ilişkilerin kurulabilmesi için uluslararası hukuka ve iyi komşuluk prensiplerine uyulması, bölge ülkelerinin içişlerine müdahale edilmemesinin de bulunduğunu da aktardı.

SON BİR YILDA BUZLAR ERİMEYE BAŞLADI

Mısır’ın Akdeniz’de doğalgaz ile ilgili çıktığı ihalede Ankara’nın hassasiyetlerini gözetmesi Türkiye ve Mısır arasında son bir yılda olumlu yönde değişen havayı daha da yumuşatmıştı.

AKP’nin politikaları sonucu bölgede yalnızlığa itilen Türkiye de Sisi yönetimine dostluk eli uzattı.

Ancak Kahire’nin, Ankara ile müzakerelere başlamak adına 10 şartı bulunduğu belirtiliyor. Bu şartlar arasında başta Mısır olmak üzere Körfez ülkelerine karşı faaliyet yürüten Müslüman Kardeşlere ait tüm medya kuruluşlarının yayınlarının durdurulması ve Müslüman Kardeşlerin, Türkiye topraklarında herhangi bir siyasi faaliyet yürütmesinin yasaklanması da bulunuyor.

Mısır’dan Türkiye’ye 10 şart

Sisi’ye dostluk eli: Ankara ile Kahire arasındaki gerilim yumuşuyor

medyabold
Devamını Oku »

Özel okul öğretmenleri işsiz kalmaktan endişeli

Kısa çalışma ödeneği ay sonunda kalkacak. Pandemi nedeniyle birçok haklarından mahrum kalan özel okul öğretmenleri, kısa çalışma ödeneğinin kalması sonrası işsiz kalmaktan endişe ediyor. 

BOLD – Salgın döneminde özel okul öğretmenlerinin yaşadığı mağduriyet arttı. Yönetimleri tarafından baskıya maruz kalan öğretmenler aynı zamanda ay sonunda kısa çalışma ödeneğinin (KÇÖ) kalkması nedeniyle işsizlik tehlikesiyle karşı karşıya.

SALGINDA BİRÇOK HAKLARINDAN MAHRUM KALDILAR

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, özel okullarda çalışan öğretmenlerinin de aldığı kısa çalışma ödeneğinin mart ayı itibariyle sonlanacağı açıkladı. Salgında bu ödenekle dahi birçok haklarından mahrum kaldıklarının altını çizen öğretmenler şimdi de işsiz kalmaktan korktuklarını vurguladı. Özlük haklarıyla ilgili de birçok mağduriyet yaşadıklarının altını çizen özel okul öğretmenleri sözleşmelerin bir yıllık yapılıyor olmasının da oluşturduğu tehdide işaret etti.

SENELİK SÖZLEŞMELER ÖĞRETMENLERİ MAĞDUR EDİYOR

BirGün’den Yaren Çolak’a konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Birlikteliği Derneği (ÖSOBDER) üyesi olan Güneş Aydoğan Korkmaz, özel okullarda yaşanan özlük hakları sorununa dikkat çekti. Bunun da 5580 Özel Öğretim Kurumları Kanunu nedeniyle gerçekleştiğini vurgulayan Korkmaz, “Bizim özlük haklarımız bu kanunun 9’uncu maddesinde belirtiliyor. Bu madde kapsamında da öğretmenlerle bir yıllık sözleşme yapılıyor. Bununla özel okul öğretmenlerinin ihbar ve işe iade davası açma hakkı elinden alınıyor” dedi.

“SENEYE” VURGUSUYLA BASKI YAPILIYOR

Yapılan bir yıllık sözleşme ile okul yönetimi tarafından “seneye” vurgusu yapılan baskılara maruz kalındığını aktaran Korkmaz, “Öğretmenin söz hakkını elinden alıyor. Her cümle de bir ‘seneye’ var. Bu baskılar nedeniyle öğretmenler maalesef ki ekonomik kaygılar güderek kurumda kalma refleksi ile davranıyor ve eğitim ister istemez sekteye uğruyor. Biz de diğer öğretmenlerle aynı haklara sahip olmak istiyoruz. En azından bir güvence istiyoruz” dedi.

MAAŞLAR ÖDENEMEYEBİLİR

Pandemi döneminde alınan kısa çalışma ödeneği desteğinin kalkması ile işten çıkarmaların artmasından endişe ettiklerini aktaran ÖSOBDER üyesi Yusuf Şanlı ise “Bundan sonra işten çıkarmaların artması veya maaşların ödenmemesi söz konusu. KÇÖ’nün kalkması ile beraber kurumlar küçülmeye gidebilir” dedi.

ÖĞRETMENLERİN DERS SAATİ ARTTI

Salgın sürecinde KÇÖ’nün oluşturduğu mağduriyete de değinen Şanlı, “KÇÖ normalde işyerlerinde faaliyetin 1/3 oranında azalması itibariyle fondan aktarılan bir ödeme şekli. Ancak eğitimde ders saatinde azalma olmadı hatta arttı. Ayrıca KÇÖ nedeniyle sigorta primleri de eksik yatırıldı” dedi.

“Erken seçim öncesi büyük bir siyasi mühendislik yapıldı”

medyabold
Devamını Oku »

TKİ’nin madenleri Hazine yerine yandaşın cebini doldurdu

AKP Hükumeti’nin izniyle TKİ’nin maden sahalarını işleten özel sektörün, fahiş kârlar elde ettiği ortaya çıktı. Madeni kiralayanlar ton başına 270 lira kazanırken devlete verilen para ise 30 TL.

BOLD – İktidar, maden sahalarını doğrudan devletin işletmesi yerine rödövans sözleşmeleriyle özel sektöre işlettiriyor. Özel sektör ton başına 270 lira kazanırken devletin kasasına giren para ise 30 TL.

KAR GETİREN MADENLER DE ÖZEL SEKTÖRE VERİLDİ

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, konuyu TBMM KİT Komisyonu’nda gündeme getirdi. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) Rödövans Yönetmeliği’nde, “Kurum tarafından işletilmesi uygun olmayan sahaların özel sektör tarafından işletilmesine izin verildiğini hatırlatan Girgin, ancak şu anda işletilmesi uygun ve kârlılığı olan sahaların da rödövans yöntemiyle özel sektöre verildiğini kaydetti.

ÖZEL SEKTÖR FAHİŞ KAZANÇ SAĞLIYOR

Seyitömer’de bor sahası içindeki kömür sahası için rödövans mevzuatına aykırı biçimde üç aşamalı bir rödövans oluşturulduğunu öne süren Girgin, “Bu saha önce rödövansa, TKİ’ye, TKİ KİAŞ’a yani Kömür İşletmeleri Anonim Şirketi’ne, o da sahayı bir başka şahsa verdi. Yaptığımız araştırmalara göre üretimi yapan şahıs çıkardığı ton başına ortalama 300 TL kazanıyor; KİAŞ’a 18 TL ödüyor, KİAŞ TKİ’ye 8 lira veriyor, TKİ Eti Maden’e 4 TL veriyor. Bu rakamlar doğru mudur? Doğruysa bu fahiş kazanç kamu kaynaklarının yanlış değerlendirildiğini ve TKİ Rödövans Yönetmeliği’ne aykırı davranıldığını göstermiyor mu?” diye sordu. Ancak Girgin’in soruları yanıtsız kaldı.

Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Enes Kanter ile ‘insan hakları’ sohbeti

medyabold
Devamını Oku »

Kapatma davası sonrası HDP’li yöneticilere “PKK” gözaltısı

Kapatma davası açılan HDP’ye yönelik operasyonlar hız kazandı. HDP’nin Beşiktaş ve Kağıthane ilçe başkanlarının da aralarında bulunduğu 10 kişi PKK adına faaliyetle bulundukları gerekçesiyle gözaltına alındı.

BOLD – İstanbul’da düzenlenen operasyonda HDP’nin Beşiktaş ve Kağıthane ilçe başkanlarının da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı.

GEREKÇE: PKK ADINA FAALİYETTE BULUNMAK

İstanbul’da PKK’ya yönelik operasyonda, haklarında gözaltı kararı bulunan 15 kişiden 10’u gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte PKK adına faaliyete bulundukları iddia edilen 15 kişinin gözaltına alınması için 4 ilçede 15 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.

DİJİTAL DOKÜMANLARA EL KONULDU

Ekipler, HDP’nin Kağıthane ilçe eş başkanları B.D. ve A.Y. ile Beşiktaş ilçe eş başkanı R.B’nin de aralarında olduğu 10 kişiyi gözaltına aldı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel doküman ve dijital malzemeye el koyuldu.

Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Enes Kanter ile ‘insan hakları’ sohbeti

medyabold
Devamını Oku »

“Erken seçim öncesi büyük bir siyasi mühendislik yapıldı”

HDP’ye kapatma davası açılmasını değerlendiren hukukçular davanın zamanlamasının siyasi olduğuna dikkat çekti. Hukukçular erken seçim öncesi büyük bir siyasi mühendislik yapıldığını kaydetti.

BOLD – HDP’nin kapatılması ve HDP’li vekilin milletvekilliğinin düşürülmesini siyasi bir karar olduğunu belirten hukukçular, kapatma veya kısıtlamaların mağduriyet oluşturacağının altını çizdi.

HDP ÇÖZÜM SÜRECİNDE MUHATAP ALINDI

Kapatılma davası ile ilgili Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’a konuşan Eski Ankara Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk, “HDP zaten İmralı’da, ‘çözüm’ masasında kurulan, genel başkanını da bizzat Abdullah Öcalan’ın belirlediği bir parti. Bu bile bizim yasalarımıza göre kapatma için yeterli bir sebep” dedi. HDP’nin, Çözüm Süreci’nde muhatap alındığını, Dolmabahçe Mutabakatı’nda taraflardan olduğunu söyleyen Yücetürk, “O dönemde bunların hiçbirisi sorun olarak görülmemişti. Tamamen siyasi bir karar sonucu kapatma davası açıldığını düşünüyorum” dedi.

KAPATMALAR MAĞDURİYETLER OLUŞTURUR

Kapatmanın ters tepebileceğini söyleyen hukukçu Cihan Arık ise “Geçmişte kapatılanlar ve sonradan açılanlar ortada. Kapatma ve kısıtlamalar mağduriyet yaratır, bu mağduriyetin sonuçları farklı noktalara götürebilir. Parti kapatmaktan ziyade yaptırımların tercih edilmesinin daha makul ve mantıklı olduğunu düşünüyorum” dedi.

ERKEN SEÇİM OLACAĞI GÖZÜKÜYOR

HDP’li Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığın kaldırılması ile parti kapatmanın aynı gün gerçekleşmesinin ‘’siyasi mühendislik’’ olduğunu düşündüğünü aktaran Arık, şubat ayının başından mart ayının 16’sına kadar geçen süreçte AYM’nin partilere ilişkin mali denetim kararlarını açıkladığını, Yüksek Seçim Kurulu’nun da hangi partilerin seçime girebileceğini belirlediğini söyledi. Arık, “Resmi Gazete’yi tararsak, erken seçim olacağı gözüküyor. Partiler de olağan genel kurullarını tamamlıyor. Büyük bir siyasi mühendislik” dedi.

Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Enes Kanter ile ‘insan hakları’ sohbeti

medyabold
Devamını Oku »

18 Mart 2021 Perşembe

CHP’lilere dersini vermek isteyen ‘Erkek’

Hatay’da yapılan bir sokak röportajında bir AKP seçmeninin, “Dünyaya bir daha gelseydiniz erkek olarak mı kadın olarak mı gelmek isterdiniz?” sorusuna verdiği yanıt sosyal medyayı salladı.

BOLD – İki milyona yakın izlenen videoda muhabirin “Dünyaya bir daha gelseydiniz erkek olarak mı kadın olarak mı gelmek isterdiniz?” sorusuna “Erkek olarak” yanıtını veren bir kişi, nedeni sorulunca “CHP’den çok şikayetim olduğu için” cevabını verdi..

CHP’li Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın akrabası olduğunu da söyleyen kişi, muhabirin araya girerek “Erkek gelmekle ne alakası var yani onu anlamadım” demesi üzerine “Erkek gelerek onlara dersini vermek için” yanıtını verdi.

Muhabirin bu kez de “E erkeksin abi şu an” sözleri üzerine vatandaş “Evet erkeğim şu anda erkeğim” dedi.

Bahçeli yeniden başkan seçildi

 

medyabold
Devamını Oku »

Babacan’dan Erdoğan’a 12 soru

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AKP’nin ekonomi politikasını eleştirdi. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 12 soru sordu. Babacan Merkez Bankasındaki 128 milyar doların da hesapsızca harcandığını söyledi. Babacan’ın yönelttiği sorular Bold Plus’ta… BOLD

medyabold
Devamını Oku »

‘Vatan hainliğinin’ faiz oranı kaç?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan politika faizini yüzde 10’a çıkaran eski Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’yı ‘vatan hainliği’ ile suçlamıştı. Saray’dan Merkez Bankası Başkanlığı’na atadığı Naci Ağbal ise faizi yüzde 19’a yükseltti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan için vatan hainliğinin bir standardı bulunmadığı son faiz kararında kendini gösterdi. AKP’li bakanlara yönelik yapılan 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası 2,39 TL’ye çıkan doları frenlemek için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) olağanüstü toplantı yaptı. Üçlü kararnameyle atanan eski Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı 29 Ocak 2014 tarihinde faizi 550 baz puan arttırarak yüzde 4,5’ten yüzde 10 yükseltti.

YÜKSEK FAİZ VATANA İHANETTİR

Merkez Bankası kararını sert dille eleştiren Erdoğan, 27 Şubat 2015 tarihinde “Yüksek faiz vatana ihanettir” diyerek Başçı’yı vatan hainliği ile itham etti. 2 Mart 2015 tarihinde de hedefinde TCMB yönetimi vardı: “Burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çeki düzen ver. Ben diyorum ki faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Çağırıp konuşacağız.”

FAİZ LOBİSİNİN TALİMATLARIYLA FAİZ ARTTIRIYOR

Erdoğan, “Bu işi Batılı güçlerin verdiği kararlara göre hareket etmekle sürdüremez, faiz lobisinin verdiği talimatlarla hareket edemez. Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız.” diyerek dönemin Merkez Bankası yönetimini yerden yere vurdu.

 “LAF DİNLEMİYORDU GÖREVDEN ALDIM”

Ardından Başçı’nın görev süresi doldu ve Murat Çetinkaya’ya görevi devretti. Çetinkaya yönetimindeki TCMB, ABD’li rahip Brunson kriziyle yaşanan kur şoklarını frenleyebilmek için politika faizini yüzde 24’e yükseltti. Başçı’ya göre yüzde 14 daha fazla faiz arttıran Çetinkaya’da Erdoğan’ın hışmına uğradı. Vatan hainliği suçlamasından son anda kurtuldu. “Laf dinlemiyordu, görevden aldık” diyen Erdoğan, 6 Temmuz 2019 tarihinde gece yarısı kararnamesiyle Çetinkaya’yı azletti.

REZERVLER EKSİYE DÜŞTÜ

Yerine gelen Murat Uysal ise faizi yüzde 8,25’e indirdi. Bu dönemde 128 milyar dolarlık Merkez Bankası rezervi eksi 47 milyar dolara düştü. Türkiye’de yaşayan vatandaşların kefen parası olan yedek akçe de Hazine’ye devredilerek harcandı. Uysal’da bir gece yarısı göreve geldiği gibi bir gece yarısı Erdoğan’ın kararnamesiyle görevinden alındı. Ama vatan hainliği ile suçlanmadı.

ERDOĞAN AĞBAL’A FAİZ ÇEKİ VERDİ

Erdoğan, 7 Kasım 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan MB Başkanlığı’na Naci Ağbal’ı atadı. Faiz lobisi diye diye vatandaşları faize karşı olduğunu inandıran Erdoğan, Ağbal’a 1000 baz puana kadar faiz artışı çeki verdiği basına yansıdı. Ağbal da Erdoğan’dan aldığı çeki 3 farklı toplantıda kullandı. Politika faizini yüzde 10,25’ten yüzde 19’a yükseltti. Yüzde 10 faizi vatan hainliğiyle suçlayan Erdoğan, Ağbal’ın yüzde 19 faiz oranına tepki vermedi.

medyabold
Devamını Oku »

AİHM politika değiştirdi: OHAL davalarını hızlandıracak adım

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insan hakkı ihlali iddiasıyla yapılan başvurularda karar süresini hızlandırmak için öncelik politikasında değişikliğe gitti. AİHM, yüksek öncelik verdiği davalar arasına önemli hak ihlali iddialarını içeren ahlaki veya sosyal konulara değinen etki davalarını da ekleyecek. AİHM’nin kararı Türkiye’deki OHAL mağdurlarının davalarını da yakından etkileyecek.

BOLD – AİHM, hak ihlali başvurularının ele alınış sırasında izlediği önem sırasında değişiklik yaptı. AİHM, etki davalarını da yüksek öncelik kategorisine eklediğini duyurdu.

AİHM’nin sitesinden yapılan açıklamaya göre öncelik politikasındaki değişiklik yapıldığı belirtildi. Değişiklikle, öncelik politikasında yer almayan ancak önemli hak ihlali iddialarını içeren ve 5-6 yılda karara bağlanan bu davalarda karar sürelerinin kısaltılmasın amaçlanıyor.

Avukat Rümeysa Budak, AİHM’nin etki davalarıyla ilgili kriterlerini sosyal medya hesabından şu şekilde paylaştı: Davanın sonuçlanması, uluslararası ve yerel mevzuat veya uygulamada bir değişikliğe veya netleşmeye öncülük edecekse; dava ahlaki veya sosyal konulara değiniyorsa; yakın zamanda ortaya çıkan önemli bir insan hakları sorunuyla ilgiliyse İHAM bunu etki davası kategorisinde değerlendirecek. Ayrıca, davanın ulusal medyada önemli ölçüde yer alıp almadığı ve siyasi açıdan kritik olup olmadığı da dikkate alınacak.”

OHAL MAĞDURİYETLERİ DAHA HIZLI SONUÇLANACAK

Hukukçu Hakan Kaplankaya da AİHM’nin değişikliğinin OHAL mağduriyetleriyle ilgili davaları da hızlandıracağını belirtti. Kaplankaya, sosyal medya hesabından “Bu değişikliğin, normalde uzun sürmesi beklenen “mülkiyet hakkı” ihlallerinin Türk davaları özelinde AİHM tarafından öncelikle ele alınacağının müjdesi olarak anlaşılması mümkün. Bunun yanı sıra, öncelik verilmemiş olan diğer OHAL mağduriyetlerine dair davaların da bu değişiklikle birlikte hızlıca sonuçlandırılabilmesi mümkün olacaktır” paylaşımı yaptı.

AİHM’nin 15 Temmuz sonrası binlerce KHK’lının yaşadığı hak ihlalleriyle ilgili davaları 4-5 yıldır gündeme alıp karara bağlamaması hukukçuların tepkisini çekiyordu.

Yargıtay Başsavcısı 687 HDP’liye siyasi yasak istedi

medyabold
Devamını Oku »

Biden’ın ‘katil’ suçlamasına Putin’den ‘ayna’ cevabı

Joe Biden’ın ‘katil’ çıkışının ardından Vladimir Putin’den serinkanlı bir açıklama geldi. Putin, “Başka bir ülkeyi, devleti, halkı ya da kişileri değerlendirmek aynaya bakmak gibidir” dedi.

BOLD – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendisine ‘katil’ diyen ABD Başkanı Joe Biden’a yanıt verdi. Putin, “Başka bir ülkeyi, devleti, halkı ya da kişileri değerlendirmek aynaya bakmak gibidir” açıklaması yaptı. Putin ayrıca “ABD’deki müesses nizamın bilinci, zorlu ve genellikle yerel halkın soykırımıyla bağlantılı koşullarda oluşmuştur” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Joe Biden, ABC News programında sunucu Stephanopoulos’un sorularını yanıtlamıştı. Sunucu Stephanopoulos’un Biden’a, ABD İstihbarat ofisinin yayımladığı 2020 seçim raporunu hatırlatması üzerine “Putin, bir bedel ödeyecek, bunu kısa süre içerisinde göreceksiniz” diyerek Rusya’ya gözdağı vermişti. ‘Putin’in bir katil olduğunu düşündüğünü’ de sözlerine ekleyen Biden, Rusya’nın 2020 ABD ‘seçimlerine müdahale’ ettiği iddiasını yinelemişti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ise, Rusya ile ilişkilerinin Donald Trump döneminden farklı olacağına işaret ederek, “Rusya’dan kesinlikle yaptıklarının hesabı sorulacaktır” ifadesini kullanmıştı.

medyabold
Devamını Oku »