Kabil Havalimanı’nın dışında düzenlenen ve IŞİD’in üstlendiği üç bombalı saldırıda 13 ABD askeri ile birlikte toplam 85 kişi yaşamını yitirdi. Saldırı ile ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden, “Bu saldırıyı düzenleyenler ve Amerika’ya zarar vermek isteyen herkes şunu bilsin: Affetmeyeceğiz, unutmayacağız. Hepinizi bulup bunun hesabını ödeteceğiz” dedi.
BOLD – Taliban’ın Kabil’e ele geçirmesi sonrası binlerce insanın tahliye için beklediği Kabil Havalimanı’na düzenlenen ve IŞİD’in üstlendiği bombalı saldırılarda 13 ABD askeri ile birlikte toplam 85 kişi hayatını kaybetti, 143 kişi ise yaralandı. Saldırıya ABD’den sert tepki geldi. Başkan Joe Biden, “Affetmeyeceğiz, unutmayacağız. Hepinizi bulup hesabını ödeteceğiz” dedi.
EN FAZLA ABD ASKERİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ KARA SALDIRISI
ABD askerlerini Afganistan’dan çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda tahliye operasyonlarının yapıldığı Kabil Havalimanı’nda IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırılarda 72 sivil ile birlikte 13 ABD askeri hayatını kaybetti. Bu ABD’nin Afganistan’da bulunduğu süre en fazla Amerikan askerinin hayatını kaybettiği kara saldırısı oldu.
AFFETMEYECEĞİZ, BULUP HESAP ÖDETECEĞİZ
Saldırı sonrası düzenlediği basın toplantısında tüm yaşananların sorumluluğunu kabul ettiğini belirten ABD Başkanı Biden, tahliye operasyonlarında çalışırken saldırıda hayatını kaybeden askerlerin diğer insanların hayatlarını kurtarmaya çalışan çok tehlikeli bir görevi sürdürdüklerini söyledi. Tahliye operasyonlarının saldırılara rağmen sürdürüleceğini ifade eden Biden, “Bu saldırıyı düzenleyenler ve Amerika’ya zarar vermek isteyen herkes şunu bilsin: Affetmeyeceğiz, unutmayacağız. Hepinizi bulup bunun hesabını ödeteceğiz” dedi.
DÜNYA LİDERLERİ SALDIRIYI KINADI
Kabil Havalimanı’na yönelik yapılan bombalı saldırılarla ilgili dünya liderlerinden de açıklamalar geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir açıklama yayımlayarak saldırıları kınadı ve tahliye operasyonlarını yapanları kahraman olarak ilan etti. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de saldırıyı kınarken, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “korkunç terörist saldırı” olarak tanımladığı saldırının ardından mümkün olduğunca fazla kişinin tahliye edilmesinin ilk öncelik olduğunu kaydetti. İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab de korkak teröristlerin kendilerini durduramayacağını ifade etti.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la “helalleşme”sini erteleyen organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Roma’ya karşı sefere çıkan ve Roma’yı birçok savaşta yenen Hannibal’ın “Ya bir yol bulacağız, eğer ki bir yol bulamazsak yeni bir yol” sözünü paylaştı.
BOLD – Uzun süredir AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la helalleşmesi beklenen Sedat Peker’den yeni bir paylaşım geldi. Peker’in paylaşımında Kartacalı Hannibal’ın “Ya bir yol bulacağız, eğer ki bir yol bulamazsak yeni bir yol açacağız” sözüne yer vermesi dikkat çekti.
YENİ BİR YOL BULACAĞIZ
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım ve yayınladığı videolarla gündem oluşturan Sedat Peker’den dikkat çeken yeni bir mesaj geldi. Birleşik Arap Emirlikleri’nde “güvenlik” gerekçesi ile video yayınlamadığını sık sık belirten Peker, alıntı bir söz ile, sessiz kaldığı yönündeki eleştirilere gönderme yaptı. Peker, paylaşımında “Ya bir yol bulacağız, eğer ki bir yol bulamazsak yeni bir yol açacağız.”-Kartacalı Hannibal. Bu sözlerin haricindeki herhangi bir şıkkı kabul etmek benim yaratılışıma asla uygun değildir” dedi. Bu paylaşım Peker’in yeni bulunduğu ülkeden çıkıp yeniden video paylaşımına başlayacağı yorumlarına neden oldu.
“Ya bir yol bulacağız, eğer ki bir yol bulamazsak yeni bir yol açacağız.”
-Kartacalı Hannibal
Bu sözlerin haricindeki herhangi bir şıkkı kabul etmek benim yaratılışıma asla uygun değildir.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sedat Peker’in bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Sheikh Tahnoun bin Zayed al-Nahyan’ı geçen hafta kabul etti. Peker’in video çekmesini engelleyen kişi olarak da bilinen Nahyan’ın bu ziyareti Peker’in Türkiye’ye iadesi konusunu da gündeme getirdi. Mayıs ayında başladığı video çekimlerine haziran ayında suikast riskinin yanı sıra, Türkiye’nin baskısı nedeniyle ara veren Peker, Twitter’da paylaşım yapmaması konusunda da ciddi olarak uyarılıyor.
HANNİBAL KİMDİR?
Hannibal, MÖ 247 – MÖ 181 yılları arasında yaşamış Kartacalı (Tunus) politikacı ve general. Tüm zamanların en büyük askeri dehalarından biri olarak kabul edilen Hannibal’ı, askeri tarihçi Theodore Ayrault Dodge “Stratejinin Babası” olarak nitelendiriyor. Filleri içeren ordusuyla İber Yarımadası, Pireneler ve Alpler’den kuzey İtalya’ya girmiş ve Romalıları birkaç önemli savaşta yenmiştir. Roma’nın en büyük düşmanı olarak II. Pön Savaşı’ndaki başarılarıyla tanınmıştır. İtalya’ya doğru çıktığı seferde bölgedeki Romalılar ve müttefiklerini atlatmak için ”Ya yeni bir yol bulacağız, ya yeni bir yol yapacağız” diyen Hannibal, ağır kış şartlarına karşın Alp Dağları’nı geçmiştir. Hannibal, büyük bir ordu ve filler ile yapılan bu yolculukta ordusunun bir kısmını kaybetti.
AKP hükumeti, koronavirüste yeni varyantlar ve artışa karşın normalleşme adımlarını hızla sürdürüyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, salgınla mücadele kapsamında kırmızı il kalmadığını açıklarken, 65 ülke Türkiye’yi “yüksek riskli” ülkelerin bulunduğu kırmızı listede tutuyor. En son Fransa, Türkiye’yi kırmızı listeye aldı.
BOLD ANALİZ – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 20 bin kişinin koronavirüse yakalandığı 257 kişinin de salgından öldüğü dün, Türkiye’de kırmızı il kalmadığını açıkladı. Aralarında Avrupa ülkelerinin de bulunduğu 65 ülke, Türkiye’yi “yüksek riskli” ülkelerin bulunduğu kırmızı listede tutuyor.
SALGIN YENİDEN ARTMAYA BAŞLADI
Resmi rakamlara göre geçen yıl mart ayından beri 6 milyon 290 bin kişinin koronavirüse yakalandığı Türkiye, dünyada salgının en çok görüldüğü ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Dün de 19 bin 616 kişide Kovid-19 tespit edilirken 257 kişi ise salgın dolayısıyla yaşamını yitirdi. Bakanlığın açıkladığı verilere göre salgından ölenlerin sayısı 55 bin 469’a yükseldi.
BAKAN KOCA: KIRMIZI İL KALMADI
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 257 kişiyi hatırlatarak, “Tedbirden uzaklaştık, aşıyı ihmal ettik” ifadelerini kullandı. Bakan Koca paylaştığı Risk Haritasına da dikkati çekerek, Türkiye’de kırmızı ilin kalmadığını duyurdu.
SON DAKİKA MESAJI: Türkiye Covid-19 Risk Haritasında Kırmızı il kalmadı. İşi başlatmak kadar bitirmek de çok güzel. 80 ilden sana selamlar, sevgiler Şanlıurfa!
Koronavirüs yayılmaya devam ederken AKP Hükumeti, normalleşmenin en önemli adımlarından biri olan okulların açılacağını duyurdu. Milli Eğitim Bakanlığı okulların 6 Eylül tarihinde açılacağını belirtirken, öğrencilerin hafta içi 5 gün yüz yüze eğitim göreceğini açıkladı. Bakanlık, koronavirüsün uzunca bir süre daha hayatlardan çıkmayacağını, salgın risklerini göz önünde bulundurarak ve gerekli tedbirleri alarak hayatın idame ettirilmesi gerektiği konusunda açıklama yaptı.
İNGİLTERE TÜRKİYE’Yİ KIRMIZI LİSTEDE BIRAKTI
Türkiye, koronavirüsle mücadelede her şeyin yolunda gittiğini, normalleşmenin sürdüğünü açıklasa da bu durum diğer ülkeler tarafından inandırıcı bulunmuyor. Son olarak dün İngiltere Ulaştırma Bakanlığı, Kovid-19’a karşı önlem olarak oluşturduğu seyahat listesini güncelledi. Kanada, Danimarka, Finlandiya, Lihtenştayn, Litvanya, İsviçre ve Azor Adaları gibi birçok ülkeyi yeşil listeye alan İngiltere, Türkiye’yi kırmızı listede tuttu. Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği de Türkiye’nin yeniden kırmızı bölge olarak sınıflandırılan ülkeler arasına alındığını duyurdu.
65 ÜLKEYE GÖRE TÜRKİYE HALEN YÜKSEK RİSKLİ ÜLKE
İngiltere gibi birçok ülke daha Türkiye’ye yönelik kısıtlamalarını sürdürüyor. Aralarında Kanada, İsveç, İzlanda, Norveç, Finlandiya, Estonya, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Suudi Arabistan, Çin, Moğolistan, Hindistan, Japonya, Tayvan, Vietnam, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Macaristan, Malezya, Yeni Zelanda, Endonezya, Sri Lanka, Filipinler’in de bulunduğu 65 ülke Türkiye’ye yüksek kısıtlama getirdi.
1,5 yaşındaki Zeynep Nil ile 8 yaşındaki Mesut’un annesi ve babası tutuklandı. Epilepsi nöbetleri geçiren Mesut daha önce 17 ay babasından ayrı kalmıştı.
SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL
Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında hapis cezası verilen Cemile-Mehmet Dönmez, 18 Ağustos’ta Edirne’de tutuklandı. Edirne Kapalı Cezaevine konulan Dönmez çiftinin 1,5 yaşında bir kızı, 8 yaşında bir oğlu bulunuyor. Tutuklandığı ilk günlerde annesiyle birlikte kalan Zeynep Nil’in ve abisinin dede ve babaannesine teslim edildiği öğrenildi.
KHK’LI ÖĞRETMEN 17 AY TUTUKLU KALDI
672 sayılı KHK ile ihraç edilen sınıf öğretmeni Mehmet Dönmez, Ekim 2016’da da tutuklanmış ve Hatay Yayladağı T Tipi Cezaevi 10 ay, Tarsus T Tipi Cezaevi 7 ay olmak üzere toplam 17 ay hapis yatmıştı. Tanık ifadeleri, Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı iddiasıyla 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Dönmez’in dosyası Yargıtay’da bekletiliyor.
Kapatılan kolejlerde rehber öğretmen olarak çalışan eşi Cemile Dönmez de mesajlaşma programı Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Onun da dosyası Yargıtay’da bulunuyor.
ÇOCUKLAR ANNE VE BABASIZ KALDI
Daha önce 17 ay babalarından ayrı kalan Zeynep Nil ve Mesut, şimdi hem annesiz hem de babasız bırakıldı. Türkiye’de anne babası birlikte tutuklanan ve bu yüzden psikolojik destek alan birçok çocuk olduğu biliniyor.
Elektriğe yapılan zamlara bir yenisinin daha ekleneceği iddiaları sonrası konuşan Kılıçdaroğlu, “Kış gelmeden Saray iktidarı ve elektrik şirketleri oturup bu fatura işini konuşsunlar. Aksi takdirde biz halkımıza çağrılarda bulunacağız” uyarısında bulundu.
BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu sefer elektrik faturaları üzerinden AKP hükumetini hedef aldı. Sonbaharda yapılacağı iddia edilen zamma ilişkin 5’li çete vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, iktidara kış gelmeden bu işi çöz uyarısında bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “Kış gelmeden Saray iktidarı ve elektrik şirketleri oturup bu fatura işini konuşsunlar. Aksi takdirde biz halkımıza çağrılarda bulunacağız. Çocuklarımızın rızkını, 5’li çetelere peşkeş çektiğiniz elektrik şirketlerine kaptırmayacağız. Sonra uyarmadı demeyin” dedi.
IŞIKLARI SÖNDÜRMEYİ UNUTMA
Faturalarla halkın soyulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Erdoğan ‘Türkiye yeni bir şahlanış içinde’ demişsin. Sen şahlanışlarına devam ederken, millet kara kara elektrik faturasını düşünüyor. Hepimiz yaşayarak görüyoruz ki, bu faturalar adeta bir soygundur! Sarayında 1.150 odan var, ışıklarını söndürmeyi unutma Erdoğan; millet senin şatafatına yetişemiyor. Allah akıl fikir versin Saray’a, yokuş aşağı şahlandırdın memleketi!” ifadelerini kullandı.
En son Temmuz ayında yüzde 15 zamlanan elektrik 2019 Ocak’tan bu yana toplamda yüzde 33 zamlanmış oldu. Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) hesaplamasına göre, dört kişilik bir ailenin elektrik faturasına ödediği tutar son 5 yılda 94 TL’den 210 TL’ye ulaştı.
Afganistan’ın başkenti Kabil’deki havalimanı çevresinde meydana gelen patlamada 10 Amerikan askerinin öldüğü bildirdi. Al-Jazeera ise patlamada ölü sayısının 25’e, yaralı sayısının 90’a yükseldiğini duyurdu. Patlamanın ABD askerlerinin güvenlik önlemi aldığı bölgede meydana geldiğini açıklayan Taliban da saldırıyı kuvvetli bir şekilde kınadıklarını açıkladı. ABD basınına yansıyan bilgilere göre saldırı DAEŞ yaptı.
BOLD – Kabil Havalimanı çevresindeki ABD askerlerinin güvenlik önlemi aldığı 2 bölgede patlama meydana geldi. ABD basınında yer alan haberlere göre, patlamada ölenlerin arasında 10 ABD askeri de bulunuyor.
DAEŞ ŞÜPHESİ
Al-Jazeera ise patlamada ölü sayısının 25’e, yaralı sayısının 90’a yükseldiğini duyurdu. AA’da yer alan bilgiye göre, Associated Press, ismini paylaşmayan ABD’li yetkililerin patlamanın kesinlikle DEAŞ tarafından gerçekleştirildiğine inandıklarını aktardı.
Görgü tanıklarının beyanlarına dayandırılan haberlere göre de havalimanına gelen birçok Afgan’ın da hayatını kaybettiği duyuruldu.
PENTAGON’DAN AÇIKLAMA
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise Amerikan medyasına düşen haberlerin hemen ardından yazılı bir açıklama yaptı.
Pentagon’un açıklamasında, söz konusu patlamada ölen ABD askerlerinin sayısı belirtilmezken bazı Amerikan askerlerinin hayatını kaybettiği ifadesi yer aldı
TALİBAN’DAN KINAMA
AA’da yer alan habere göre, Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, saldırıyı güçlü bir şeklide kınadıklarını ve olayın ABD güçleri tarafından güvenliğin sağlandığı alanda meydana geldiğini bildirdi.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Tüm KHK’lılar işine dönecek” sözü geniş yankı uyandırdı. Gazeteci Adem Yavuz Arslan ise Kılıçdaroğlu’nun neden KHK’lıları gündeme getirdiğini, bu konuşmanın seçimle ne ilgisi olduğunu son videosunda anlattı.
BOLD – Tüm KHK’lıların işlerine geri döneceği sözünü veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun geç kaldığını söyleyen gazeteci Adem Yavuz Arslan, gelecek seçimlerde KHK’lıların rolüne dikkat çekti.
OHAL Komisyonu raporlarına göre, KHK’lardan 3-4 milyon kişinin dolaylı yoldan olumsuz etkilendiğini söyleyen Arslan , bu sayının iktidarı belirleyebileceğini vurguladı.
KHK’lılar için kurulan OHAL Komisyonu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruların önünü almak için devreye sokulduğunu anlatan Arslan, beraat alan KHK’lıların bile işine dönemediğini hatırlattı.
Arslan, son videosunda CHP lideri ne planlıyor? İyi Parti lideri Meral Akşener ve DEVA Partisi lideri Ali Babacan ne yapacak? KHK’lılar önümüzdeki seçimin kaderini mi belirleyecek? sorularını yanıtlıyor.
Taliban militanlarıyla röportaj yaptığı sırada Kabil Havalimanı çevresinde meydana gelen patlama şahit olan Mehmet Akif Ersoy, Taliban militanları ve ABD askerlerinin de patlamada yaralandığını aktardı. Ersoy, 13 kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.
BOLD – Afganistan’ın başkenti Kabil’deki Hamit Karzai Havalimanının Abbey kapısında bir patlama meydana geldi. Pentagon Sözcüsü John Kirby, sosyal medya hesabından patlamaya ilişkin bilgiler paylaştı. Tahliyelerin sürdüğünü söyleyen Kirby, “Kabil Havalimanının dışında bir patlama olduğunu teyit edebiliriz. Şu anda kayıp olup olmadığı bilinmiyor. Elimizden geldiğince ek bilgi vermeye çalışacağız” dedi.
CNN Türk canlı yayınında patlamaya ilişkin açıklamalarda bulunan Afgan gazeteci Ahmet Mengli, “Patlamanın olduğu nokta yabancı güçlerle çalışanların havalimanından ayrılmak istediği noktalara yakın bir yerde olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
İNTİHAR SALDIRISI İDDİASI
CNN’in haberine göre ABD’li yetkililer patlamaya intihar saldırısının yol açtığını belirtti. Kabil’de bir saldırı beklendiği daha önce ABD Büyükelçiliği ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından da dile getirilmişti.
IŞİD tarafından bir saldırı olasılığına karşı ABD, vatandaşlarına derhal havalimanını terk etmeleri çağrısı yapmıştı.
13 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Öte yandan Taliban’ın Kabil’e girmesinin ardından haber için bölgeye giden Habertürk çalışanı gazeteci Mehmet Akif Ersoy patlamaya dair izlenimlerini sosyal medya hesabından paylaştı.
Patlama sırasında Taliban militanları ile röportaj yaptığını söyleyen Ersoy, 13 kişinin patlamada hayatını kaybettiğini açıkladı.
ABD askerlerinin de patlamada yaralandığını aktaran Ersoy, “Kabil’deki 2 patlamada havaalanı dışında bekleyen en az 13 kişi hayatını kaybetti. 3 ABD askeri ve Taliban’dan da yaralılar var” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KHK’lılarla ilgili önemli bir vaatte bulundu. Kılıçdaroğlu, “KHK’larla görevden alınan, işine son verilen, ekmeği elinden alınan herkesi görevine iade edeceğim. Yeter ki teröre bulaşmasın” dedi.
BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Çorum’da Muhtarlar ve Kanaat Önderleri buluşmasında KHK ile ihraç edilenlerle ilgilil konuştu.
Devletin adaletle yönetilmesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Devlet Anayasaya göre yönetilmek zorundadır. Ekonomisi güçlü olan devletlerin sözü dünyada geçer” dedi. Demokratik gelişmişlik ile ekonomi arasındaki ilişkiye vurgu yapan Kılıçdaroğlu, “Demokrasi can ve mal güvenliği demektir. Yargının iradesi para ile satın alınamaz demektir. Medyada, basında özgürlük var demektir” ifadelerini kullandı.
Bir süredir KHK’lıların sorunlarını dinleyen ve temsilcileriyle görüşen Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri durumunda KHK’lıları işlerine iade edeceği sözü verdi. Kılıçdaroğlu, “Sözüm söz; o KHK ile görevden alınan, işine son verilen, ekmeği elinden alınan herkesi göreve iade edeceğim. Yeter ki teröre bulaşmasın. Siyaset kurumu kimsenin aşı ile işi ile uğraşmaz” dedi.
Kılıçdaroğlu Suriyeliler konusunda ise, “Ülkelerine davulla zurnayla göndereceğiz” şeklinde konuştu.
Eskişehir’de Cumhuriyet savcısı olarak görev yaparken 15 Temmuz sonrası ihraç edilen Vahide Kaya Saylan, bir hukukçu olarak yaşadığı hukuksuz süreci anlattı. Hakkarili 7 çocuklu bir ailenin kızı olduğunu belirten Saylan, KHK’lıların yüzde 80’inin masum olduğunu söyledi.
BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 27 Temmuz’da Eskişehir Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlediği “CHP KHK’lılar ile Buluşuyor” panelinde konuşan ihraç savcı Vahide Kaya Saylan, 21 yıllık meslek hayatında bir gecede nasıl terörist ilan edildiğini, gözaltı ve tutukluluk süreçlerini, tahliye sonrasında ise toplum içinde karşılaştığı sorunları anlattı.
15 Temmuz’dan sonra 4 binden fazla hakim ve savcı ihraç edildi. O isimlerden biri Vahide Kaya Saylan’dı. Başarılı bir hukukçu olan ve ihraç edilmeden önce Yargıtay üyeliği için terfi alan Saylan, yaşadığı şoku “Ben devlete çok güveniyordum ve devlet yüce bir şeydi. Ama şimdi devlet korktuğum bir şey oldu. Benim bile… Ben hukuk bilen bir insanım.” cümleleriyle ifade etti.
HAKKINDA ÜÇ YIL DAVA AÇILMADI
3 ay hapis yatan Saylan, hakkında 3 yıl dava açılmadığını, çünkü hiçbir şey bulunamadığını söyledi. Üç yıl sonra mesai arkadaşlarıyla telefonda görüştüğü için şüpheli görülen Saylan’ın mahkemesi devam ediyor. Saylan KHK buluşmasında konuştuğu için belki de ceza alacağını belirtiyor.
Hakkari’den çıkan tek kadın savcı olduğunu söyleyen Saylan, “Ben teröriste ceza vermek için eğitildim. Kendime çok güveniyordum. Hakkari’den çıkan bildiğim kadarıyla hala kadın savcı yok. Benim işim önüme gelen dosyayla ilgilenmek ve vatandaşı bekletmeden sorun çözmekti. Bugünkü yargılamaları görünce bununla hala gurur duyuyorum.” diye konuştu.
7 KARDEŞLİ BİR AİLENİN KIZI
7 çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Saylan, 1967’de ailesiyle birlikte Ankara’ya göç etti. Babası işçi maaşıyla kendisini ve bütün kardeşlerini okuttu. “Maddi durumunuz iyi değil, kızları okutma” diyenlere, babasının “Erkekler ekmeğini taştan çıkarır, gider amelelik yapar ama kızların illa ki okuması lazım” dediğini ifade eden Saylan, böyle bir aileden geldiği için gurur duyduğunu ifade etti.
3 AY HAPİS YATTI, SİGORTASIZ ÇALIŞTI
10 yıldır Eskişehir’de görev yapan Vahide Kaya Saylan, 15 Temmuz öncesinde terörle mücadele, çocuk büro ve asayiş büro kendisine bağlı olarak çalışıyordu. 16 Temmuz 2016’da gözaltına alındı. 5 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandı. Tahliye olduktan sonra ise bir muhasebe bürosunda asgari ücretle sigortasız çalışmak zorunda kaldı. Hiçbir avukatın kendisini işe almadığını özellikle vurgulayan Saylan, meslektaşlarına sitemini de dile getirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer, İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un katıldığı panelde konuşan Vahide Kaya Saylan’ın, KHK TV’nin Youtube kanalında yayınlanan konuşmasından satır başlıkları şöyle:
“DEVLET KORKTUĞUM BİR ŞEY OLDU, BENİM BİLE…”
“15 Temmuz’da Eskişehir’de görev yapıyordum. 10 yıldır oradaydım. Terörle Mücadele, Çocuk Büro ve Asayiş Şube bana bağlıydı. Bir gecede terörist ilan edildim. Ertesi gün hemen gözaltına alındım. 5 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandım. Ben devlete çok güveniyordum ve devlet yüce bir şeydi. Ama şimdi devlet korktuğum bir şey oldu. Benim bile… Ben hukuk bilen bir insanım.
“YARGITAY ÜYELİĞİ İÇİN TERFİ ALMIŞTIM”
Nisan 2016’da Yargıtay üyeliği sıfatını kazanacak terfiyi almıştım ama emekli olmayı düşünüyordum. O yıl adli tatilde kendi rızamla nöbetçi kaldım. Eylül ayında iki yıllık iznimi kullanıp emekli olacaktım. Darbe oldu. Hakkımda 3 yıl dava açılmadı. Çünkü bir şey bulamadılar. Çünkü hiçbir şey yoktu. Sonra iddianamemi gördüm. Hiçbir şey bulamayınca ‘listede adım olduğu için, yeterli şüphe oluştuğu’ gerekçesiyle tutuklandım.
“BÜTÜN MAAŞLARIMI GERİ ALDILAR”
Bulunduğum koğuşa yaşlı ya da başka meslekten KHK’lılar geldi. 18 kişi olduk. Benden medet umuyorlardı. Oysa eğer ben içerideysem benim bildiğim hukuk dışarıda yoktu. Tutuklandığımda lojmandan hemen atıldım. Başsavcının yazısıyla mesai arkadaşlarımıza kimse onlarla görüşmesin denilmiş. Taşınmazlarıma el konuldu. 15 Temmuz dahil bütün maaşlarımı geri aldılar.
“NEDEN İHRAÇ OLDUĞUMU HALA BİLMİYORUM”
Üç ay sonra tahliye edildim. Çünkü dosyam Ankara’ya gittiği gibi tahliye edildim. Aynı yerde görev yaptığım insanlarla irtibatlı olduğum için beni tutuklamışlar. Doğrudur, çünkü onlar da hakim, savcıydı ve adliyede birlikte çalışıyorduk. Telefonla görüşmüşüz. Evet bunlar da doğru ve bunlar da bir suç yok. Danıştay’a dava açtım. Danıştay’a gelen savunma dosyalarında da sadece bu sebepler var. Kurum kanaati denilen şey.
29 Kasım 2016’da kesin ihraç oldum. Hala sebebini tam bilmiyorum. Hakkımda ceza davası devam ediyor. Zaten savcı bey yazmış, ‘şu yok, bu yok’ diye. O zaman ben kendimi nasıl savunacağım? Ben belki bugün burada konuştuğum için ceza alacağım. Çünkü devletten artık çok korkuyorum.
KHK’LILARIN YÜZDE 80’İ MASUM
Ben teröriste ceza vermek için eğitildim. Kendime çok güveniyordum. Çünkü Hakkari’den çıkan başka bir kadın savcı yok. Bildiğim kadarıyla hala yok. Benim işim önüme gelen dosyayla ilgilenmek ve vatandaşı bekletmeden sorun çözmekti ve bununla bugün bile hala gurur duyuyorum, şimdiki yargılamaları görünce.
Tahliye olduktan sonra HSK’ya, Bakanlığa, Meclis’e vs gittim. O zamanlarda KHK ile ihraç edilenlerin yüzde 10-20’sinin masum olduğu söyleniyordu. Hayır, şimdi daha eminim, yüzde 80’i masum. Ceza kanununda suç oluşturmayan eylemlerden dolayı birçok insan tutuklu, hepsi benim durumumdalar.
İhraç olduktan sonra Eskişehir’den taşınmak zorunda kaldım. Çünkü moralmen çöküntüye uğradım. 3 ay kadar bir muhasebe ofisinde, muhasebe programları öğrenerek asgari ücretle çalıştım. Ama gayri resmi, çünkü korkuyorlar. Hiçbir avukat beni işe almadı. Çocuğumun olmasını çok istiyordum. Çocuğum olmayacak şekilde bir ameliyat geçirdim. Tehlikeli bir hastalığa yakalanmamak için, tedbiren.
Stockholm Center for Freedom(SCF), yeni bir rapor yayınladı. Yurtdışında yaşayan ya da çıkmayı düşünen herkesi ilgilendiren raporda Türkiye’nin INTERPOL sistemini nasıl suistimal ettiği somut örneklerle anlatılıyor.
BOLD – Konuyu Twitter hesabından paylaşan gazeteci Levent Kenez, “Geçen sene Korana sebebiyle yapılamayan İnterpol Genel Kurulu 20-25 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Hiçbir ülke aday olmayınca tek talip ülke Türkiye ev sahibi olmuştu.” dedi.
AKP MUHALİFLERİNE YÖNELİK LOBİ YAPILACAK
İnterpol Genel Kurulu’nu AKP Hükumetinin bir fırsat olarak gördüğünü kaydeden Kenez, “Rejim muhalifleri aleyhinde bir propaganda fırsatı olarak gördüğü resmî belgelere yansımıştı. Yine resmî belgelerde İnterpol yönetimi üzerinde alaturka yöntemlerle lobi yapılması stratejisi ortaya çıkmıştı.” diye konuştu.
PASAPORT ÇALINDI TAKTİĞİ
Kenez, “İnterpol, güvenilirliği kalmayan Türkiye’nin siyasi muhalifler hakkında kırmızı bülten çıkarmasına izin vermiyor. Ancak Hükümet pasaport çalındı-kayboldu ibareleri ile seyahatleri zorlaştırma, bir pasaport noktasında sorun çıkartarak istihbarat toplama taktiğini sürdürüyor.” ifadesini kullandı.
İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE KARŞI SİVİL TOPLUM HAREKETE GEÇMELİ
SCF’nin bu yeni raporunun sivil toplum kuruluşları ve ilgili birimlerle paylaşılmasının önemli olduğunu kaydeden Kenez, “Bir insan hakkı ihlali konusunda derli toplu bir bilgi paylaşımını sağlayacak. Kaldı ki sadece Türkiye değil benzer otoriter ülkeler aynı İnterpol taktiklerini deniyor” diye yazdı.
DEMOKRATİK ÜLKELER İNTERPOL’UN SUİSTİMAL EDİLMESİNİ ÖNLEYEBİLİR
Raporu hazırlayan Stockholm Özgürlük Merkezi Araştırma Direktörü Merve R. Kayıkcı, “İNTERPOL sistemini insan hakları ihlalleri yapmak için kötüye kullanmaktan Türk hükümeti sorumlu tutulmalıdır” değerlendirmesi yaptı. Kayıkcı. örgütün Genel Sekreterliği’nin masum insanların haklarını korumak için önemli adımlar attığını, birçok durumda Türk hükümeti güvenilir kanıtlar istediğine dikkat çekti. Kayıkcı, “Demokratik ülkelerin hükümetleri, bir kişiyi ülkeden çıkarmadan veya vize, sığınma veya diğer göçmenlik statüsünü reddetmeden önce gerekli araştırmayı yaparak INTERPOL mekanizmalarının kötüye kullanılmasını önleyebilir” dedi.
INTERPOL OTOKRAT REJİMLERİN SUÇ ORTAĞI OLMAMALI
Raporda, INTERPOL mekanizmalarının nasıl çalıştığına ve Türkiye’nin çeşitli durumlarda bunları nasıl suistimal ettiğine dair örnekler bulunuyor. Sistemin otokratik rejimler tarafından muhaliflerini hedef almak için gelecekte kötüye kullanılmasını önlemeye yönelik politika önerileri de yer alıyor. Raporda, “Baskıcı hükümetlerin mekanizmalarını kötüye kullanma yönündeki artan girişimleri göz önüne alındığında, INTERPOL’ün kesinlikle kendi yetki sınırları içinde çalışmasını ve ulusötesi baskının suç ortağı olmamasını sağlamak için yeni yollar geliştirmesi gerekiyor” tespiti yapılıyor.
Stockholm Center for Freedom(SCF), hem içeriği hem zamanlaması çok önemli yeni bir rapor yayınladı.
Yurtdışında yaşayan ya da çıkmayı düşünen herkesi ilgilendiren raporda Türkiye'nin INTERPOL sistemini nasıl suistimal ettiği somut örneklerle anlatılıyor.https://t.co/dNsrxTDZFf
Türkiye’de kendisine gelecek görmeyen gençlerin büyük kısmı başta olmak üzere bir çok kişi Avrupa ülkelerine iltica etmek istiyor. Gazeteci Cevheri Güven, kendi tecrübesi üzerinden nasıl mülteci olunacağını anlattı. İşte detaylar?
BOLD – Son aylarda “Nasıl mülteci olabilirim?”, “Bir Avrupa ülkesine nasıl iltica edilir?”, “Avrupa’da nasıl mülteci olunur?” gibi sorularla sık sık karşılaştığını belirten Gazeteci Cevheri Güven, kendisinin ve ailesinin Yunanistan ve Almanya’daki mültecilik hayatı üzerinden mültecilikle ilgili yasal mevzuatlar, ekonomik durumlar gibi tüm konuları anlattı.
Beş yıldır tutuklu olan askeri öğrenci Nimet Ecem Gönüllü’nün 23 yıl önce şehit olan babası üsteğmen Ramazan Gönüllü’nün adı Dinar’da bir üstgeçide verildi.
BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan Hava Harp Okulu öğrencilerinden Nimet Ecem Gönüllü’nün şehit babası kıdemli üsteğmen Ramazan Gönüllü’nün adı, AKP’li Dinar Belediyesi tarafından ölümünün 23. yıldönümünde şehirdeki üstgeçide verildi.
Aslen Afyonkarahisar Dinarlı olan Ramazan Gönüllü, 14 Ağustos 1998’de, kızı daha 3 yaşındayken şehit oldu. Dinar Belediye Başkanı Nihat Sarı’nın da katıldığı Şehit Ramazan Gönüllü Yaya Üst Geçidi’nin açılışına Ramazan Gönüllü’nün babası, kardeşleri ve devre arkadaşları katıldı.
16 Temmuz 2016’da tutuklanan ve “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs etmek” iddiasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan Nimet Ecem Gönüllü, sınıf arkadaşları Nagihan Yavuz ve Şüheda Sena Söğütalan 5 yıldır Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Opet kavşağında bulunan üst geçide Ramazan Gönüllü ’nün isminin verilmesi dolayısıyla üst geçit önünde ailesi ve arkadaşları hatıra fotoğrafı çektirdi.
Ramazan Gönüllü’nün ailesi, devre arkadaşları ve belediye yetkilileri mezarı başında böyle dua etti.
15 Temmuz 2016 gecesi yaşadıklarını yazdıkları mektupta anlatan üç arkadaş, 13 Temmuz günü İstanbul’daki okullarından Yalova’ya kampa götürüldüklerini, 15 Temmuz’da ise otobüslere bindirilerek okula geri getirilmek için yola çıkarıldıklarını söylüyor ve darbe girişiminden haberdar olmadıklarını belirtmişti.
Temmuz 2019’da yazılan o mektup:
“Değil kadınların birçok erkeğin dahi gösteremediği cesareti sergileyerek ülkemizin semalarını koruyabilmek idealiyle zorlu seçim aşamalarını geçerek Hava Harp Okulu’na girdik. Üç yıl boyunca askeri ve akademik eğitimlerde zorlanmamıza rağmen yılmadık.
Birçokları gibi irademiz dışında sürüklendiğimiz, aydınlatılmayan 15 Temmuz gecesi ile birlikte bizler de meçhul bir karanlığa terk edildik. O gece çatışma altında kalmamızın şokunu atlatamadan, hukuki sürece tabi olmaksızın Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılarak tutuklandık.
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na getirildiğimizde 21 yaşındaydık. İlan edilen OHAL sebebiyle 15 gün boyunca bulunduğumuz hiçbir kurumdan ailemize haber verilemedi. Ve ailemiz öldüğümüzü zannetti. Bizlerin de dışarıdan haber alabileceği gazete, televizyon gibi imkanları kullanmamız yasaktı. Halihazırda ilan edilmiş OHAL sebebiyle birçok hakkımız kısıtlandı.
Normalde haftada bir olan telefon görüşleri 15 günde bir; ayda bir olan açık görüşler iki ayda bir; herhangi bir kısıtlama olmaksızın yapılan avukat görüşleri haftada bir gün bir saat ve kameralı olarak yapıldı. Bunların haricinde mektup, spor salonu, eğitici kurslar gibi haklarımız kullandırılmadı. En önemlisi de bizim gibi Hava Harp Okulu’ndan atılan öğrencilere verilen üniversite kaydı hakkı tarafımıza tanınmadı. Sınavlara dahi girmemize izin verilmedi. Yani temel haklarımızdan olan EĞİTİM HAKKI elimizden alındı. Tüm bu koşullar OHAL süresi boyunca devam etti.
Ancak 11 ay sonra hazırlanabilen iddianamemiz sayfaca kabarık olmasına rağmen bir sayfa dahi şahsımızdan bahsetmemektedir. 16. ayda Ağır Ceza Mahkemelerinde başlayan yargılanma sürecimiz 22. ayda sona ermiştir. 6 ay kimilerimizin müebbet kimilerimizin ağırlaştırılmış müebbet alması için oldukça kısa bir süre. Bu 6 ay boyunca yetkililerce içine düşmüş olduğumuz olayın aydınlatılmasına dair hiçbir şey yapılmamıştır.
Örneğin olay yerine ait kamera görüntüleri olmasına rağmen izletilmemiştir. Bu bağlamda yapılan bütün talepler reddedilmiştir. Özetle yargısız infaz yapılarak o gece gibi hayatlarımız da karanlığa gömülmüştür. Tüm bunlar yaşanırken askeri öğrencilerin hiçbir şeye müdahil olabilecek yetkisinin olmadığını bilen, o tarihte görevlerine devam eden hiçbir üst rütbeli komutan tarafından bize destek verilmemiştir.
Olayın fiziki süreci bu şekilde devam ederken bizleri asıl etkileyen yaşadığımız duygusal travmalardır. Tutuklandıktan sonra 1 yıl boyunca aynı koğuşta kalmamızın ardından mesnetsiz gerekçelerle koğuşlarımız ayrıldı. Cezaevi, kendine ait bir alanın olmadığı, sevdiklerini yalnızca 35 dakika görüp bir sonraki görüşe kadar onlardan haber alamadığın bir yer.
Daha açık ifade etmek gerekirse her şeye karşı duyulan özlemin yanında son tutunduğun dallardan koparılmak imkansız bir acıydı. Bu süreçte yaşadığımız duygusal travmaların en zoruydu. Bunun yanı sıra hukuki sürecimizi yakından takip eden, bizlere maddi manevi destek olan avukatımız Kemal Uçar tam da esas savunmaların verileceği celseden önce tutuklanmıştır.
Bu 3 yılda en çok insan olan yanımız yıpranmıştır. Özlem, yalnızlık, çaresizlik, tüm masumiyetimize rağmen suçlanmışlık, hakarete uğramışlık, toplumdan dışlanmışlık ve hiçbiri yetmezmiş gibi her defasında kendimizi açıklamak zorunda kalmak henüz 24 yaşındaki bizlerde çok büyük yaralara neden olmaktadır.
Bizler her şeye rağmen ülkesine faydalı birer vatandaş, üniformalarına sadık birer asker ve ailelerimize layık evlat olabilmek için umudumuzu canlı tutmaya çalışıyoruz, her ne kadar süre uzadıkça zorlaşsa da…”
8,40 TL’nin altına gerileyen dolardaki iniş, eylül ayında açıklanacak iki veriye bağlı. Yatırımcılar 3 Eylül’de açıklanacak enflasyon verisini ve 23 Eylül tarihindeki TCMB faiz kararını bekliyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda enflasyonun düşük çıkması ve faizlerin indirilmesi halinde dolarda ibre yukarıya dönecek.
BOLD – Küresel piyasalarda dolarda yaşanan değer kaybı Türk Lirasına az da olsa değer kazandırdı. Turizmden gelen dövizin de etkisiyle dolar 8,36 liraya kadar geriledi. İç piyasada para politikasına ilişkin endişeler ise dolar/TL’de yukarı yönlü risk yaratan ana unsur olmaya devam ediyor.
FED KAYNAKLI ENDİŞELER ŞİMDİLİK AZALDI
Sözcü gazetesinde yer alan dolar analizine göre ABD Merkez Bankası’nın (FED) tahvil alımlarını azaltacağına yönelik endişelerin azalması yatırımcıları rahatlattı. Küresel piyasalarda risk iştahı artarken dolarda son dönemdeki sert kazanımlarının ardından değer kaybetmeye başladı. Dolar, Kovid-19’dan daha bulaşıcı Delta varyantının küresel ekonomik toparlanmayı rayından çıkaramayacağı beklentisiyle benzer para birimleri karşısında bir haftanın en düşük seviyesine yakın seyrediyor.
FED’İN CUMA GÜNKÜ TOPLANTISI
FED’in geleneksel olarak Jackson Hole’da düzenlenen yıllık ekonomi toplantısını Cuma günü yapacak. Dikkatler FED’in varlık alımlarını azaltma takvimine yönelik herhangi bir ipucu için FED Başkanı Jerome Powell’ın etkinlikte yapacağı açıklamalara çevrilmiş durumda.
AĞUSTOS ENFLASYONU ÖNEMLİ OLACAK
Bir bankanın döviz masası işlemcisi, “Doların küresel değer kaybının devam etmesi risk iştahını canlı tutuyor. TL’de bundan en iyi yararlanabilen para birimleri arasında. Düşüşlerin Jackson Hole’da aksi bir mesaj gelmemesi halinde önümüzdeki hafta Cuma günü açıklanacak enflasyon verisine kadar devam edebileceğini düşünüyoruz” dedi ve ekledi:
DOLAR 8,20’YE DOĞRU ÇEKİLEBİLİR
Aynı analist “Teknik olarak dolar/TL’nin 8.3’ün altına 8.2’ye doğru düşüşünü sürdürmesini bekliyoruz. Burada en önemli gelişme 3 Eylül’de açıklanacak enflasyon verileri ve 23 Eylül’deki TCMB faiz kararı olacak. Para politikasında sorgulanacak bir adım atılmazsa TL için yaz boyunca görüşümüz pozitif.” bilgisi verdi.
YÜZDE 19’LUK FAİZ İNDİRİLİRSE DOLAR PATLAR
Piyasalar yüzde 19 faizin artırılması gerekip gerekmediğini tartışırken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla faiz indirimine gidilmesi halinde doların yükseleceği görüşünde. Bir bankanın analisti, “Kısa vadede TL için küresel gelişmelerin de desteğiyle iyimserlik artarken en büyük endişe kaynağı ise 3 Eylül’de açıklanacak enflasyon verileri ve bu veriye göre 23 Eylül tarihindeki TCMB faiz kararı olmaya başladı. Yatırımcılar bu iki gelişmenin TL’ye negatif etkisinden oldukça endişeli.” diye konuştu.
ABD Başkanı Biden’le görüşmesinden sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la helalleşeceğini açıklayan Sedat Peker, aradan geçen 2.5 aya karşın Erdoğan’la helalleşme videosunu yayınlamadı. Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, Peker’in videosuna akrabası AKP’nin bir numaralı müteahhidi Mehmet Cengiz’in engel olduğunu öne sürdü.
BOLD – Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ilgili helalleşme videosuna AKP hükumetinin yandaş müteahhidi ve akrabası Mehmet Cengiz’in engel olduğu iddia edildi.
Sedat Peker, 6 Haziran Pazar günü yayınlayacağı videoda “Tayyip abi ile helalleşeceğiz” demiş, ancak “helalleşme olacak” dediği videoyu AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran’da yaptığı görüşmesinden sonra yayınlayacağını açıklamıştı.
BEKLENEN HELALLEŞME GERÇEKLEŞMEDİ
Bu konu ile ilgili Twitter’dan paylaşım yapan Peker, “Bazı maaşı namusu kadar olan gazeteciler, benim bu pazar Tayyip abiyle helalleşmek için çekeceğim videoyu 14 Haziran’da Sayın Joe Biden ile yapacağı görüşmede Tayyip abinin elini zayıflatmak için çekeceğimin propagandasını yapmaktalar. Yani bana ajan diyorlar Tayyip abiyle helalleşme videosunu 14 Haziran sonrasına bırakıyorum ama söz namus çekeceğim. Bu pazar para alan milletvekilini, pambıköreni ve süslü sülümanı kibrit kutusuna sokacağım. Kırk yaşından genç kardeşlerim bu hafta çok eğleneceğiz hem de çok” dedi. Ama aradan geçen 2.5 aylık süreçte ne video ne de yazılı olarak bir helalleşme gerçekleşmedi.
AKRABASI MEHMET CENGİZ Mİ ENGEL OLDU?
Peker’in Erdoğan ile helalleşmesine 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarında adı geçen ve millete yaptığı küfürle hatırlanan saraya yakın işadamı Mehmet Cengiz’in aracı olup engel olduğu öne sürüldü. Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, Sedat Peker ile Mehmet Cengiz ile akraba olduklarını, her ikisinin de Rize’nin Kalkandere ilçesindeki Yamakoğlu sülalesinden olduğunu belirtti. Pehlivan, “Sedat Peker ve Mehmet Cengiz akraba çıktı. Bir değil, iki değil, üç değil… Farklı farklı kaynaklardan hep aynı iddiayı duydum. Diyorlardı ki: “Mehmet Cengiz, hükumet ile Sedat Peker arasında arabulucu olarak görev yapıyor. Hatta ve hatta Cengiz, videoları sonrası Peker ile görüşmeye Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti!” dedi.
CENGİZ’İN YAKINLARI RİCACI OLDU
İddiaları Mehmet Cengiz’e sorduğunu belirten Pehlivan, Cengiz’den “Sedat Peker ile uzun yıllardır herhangi bir görüşmem olmadığı gibi yayımladığı videolarla ilgili doğrudan ya da dolaylı bir irtibatım ve talebim de olmamıştır” yanıtını aldığını ifade etti. Pehlivan, Peker cephesi ise aynı sorusuna şu cevabı verdiğini yazdı: “Mehmet Cengiz bu konuyla ilgili bizim yanımıza gelmedi. Bizden ricacı olmadı. Fakat ona yakın diğer akrabalarımız / arkadaşlarımız ‘Peker’in bu yaptıkları ülkeye zarar veriyor, n’olur durdursun’ diye ricada bulundular. Peker de onlara hakaret etti. Bu konuyu da Rizeliler, akrabalarımız ve bize yakın herkes bilir.”
Bazı maaşı namusu kadar olan gazeteciler benim bu pazar Tayyip abiyle helalleşmek için çekeceğim videoyu 14 Haziran’da Sayın Joe Biden ile yapacağı görüşmede Tayyip abinin elini zayıflatmak için çekeceğimin propagandasını yapmaktalar.
AKP hükumetinin vergi zamları araba almayı zorlaştırdı. Otomobillerden alınan vergi yüzde 220’ye çıkınca sıfır ve ikinci el araba fiyatları zamlandı. Sosyal medya üzerinden diğer ülkelerdeki asgari ücret ve araba fiyatlarını karşılaştıran vatandaşlar duruma, “Türkiye’de araba almak hayal oldu” tepkisi gösterdi.
BOLD ANALİZ – Türkiye’deki ekonomik her alanda vatandaşı vuruyor. Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarını harcayan AKP hükumeti, Hazine’nin verdiği açıkları kapatmak için vergilere yükleniyor. Vergilere gelen zamlarla birlikte döviz kurundaki artışlar sıfır ve ikinci el araba fiyatlarını patlattı.
5 YIL ÖNCEKİ ARABA FİYATLARI KATLANDI
Türk tipi başkanlık sistemi öncesinde 3 TL seviyesindeki dolar bu sene içinde 8,80 lira seviyelerine ulaştı. 4 TL bandındaki Euro ise 10,50 TL ile tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu artışlar araba fiyatlarına da yansıdı. 2015 yılında 40-50 bin TL bandındaki sıfır Citroen C3 marka bir araba artık 180-200 bin TL’ye alınabiliyor. Aynı aracın ikinci el fiyatı ise 2015 yılında 35-40 bin lira seviyesindeyken bu sene 115-130 bin lira arasında değişiyor.
ASGARİ ÜCRETLE ARABA ALINABİLİR Mİ?
Türkiye’de 2 bin 825 lira olan asgari ücretle araba almak ise imkansız hale geldi. Market ürünlerinden pazar fiyatlarına kadar her şeye gelen zamlara yetişemeyen asgari ücretliler ailesini geçindirmekte bile zorlanıyor. 2005-2012 yıllarında asgari ücret düşük olmasın rağmen döviz kurunun da düşük olması sebebiyle asgari ücretli işçiler Tofaş, Fiat, Renault gibi markaların ikinci ellerini satın alabiliyordu. Şu anda 30 yaşına yaklaşan Doğan, Şahin, Kartal gibi araçların fiyatları bile 30 bin liradan başlıyor.
TÜRKİYE’DE 500 BİN TL, ALMANYA’DA 17 BİN EURO
BMW, Audi, Mercedes gibi Alman menşeili otomobilleri Almanya’da yaşayan gurbetçiler rahatlıkla alabiliyor. Almanya’da asgari ücret 1.550 Euro. Türkiye’de hayal bile edilemeyen 2005-2006 Mercedes marka arabalar 2 bin 500 ile 5 bin Euro arasında alınabiliyor. Daha üst segmentteki araçlara 10 bin Euro’ya binilebiliyor.
Gençler ne için heveslencek, ne için yaşayacak ne için çalışacak ?
Sadece karnını doyurmak için mi çalışacak insanlar ?
Ev almak diye bir düşünce zaten artık imkansız. Araba almakta artık sadece hayal. İnsanlar sadece Hayal kuruyor çünkü Çalışarak alamıyoruz#Arabahayaloldupic.twitter.com/2jJkodyfLu
— Fahiş Fiyata Araç Almıyoruz (@Aracalmiyoruz) August 25, 2021
BULGARİSTAN’DA BİLE DAHA UCUZ
ÖTV tutarının arabanın asıl fiyatından daha yüksek olduğu Türkiye, dünyada araba sahibi olmanın en zor olduğu ülkeler sıralamasında en başta duruyor. Bulgaristan’da yaşayanların bile aynı arabayı almak Türkiye’dekilere göre daha az paraya ihtiyaçları bulunuyor. Bulgaristan’da asgari ücret 1.000 Bulgar levası. 48 bin 756 Bulgar levasına Citroen C4 marka araba alınabiliyor. Türkiye’de ise aynı arabanın anahtar teslim fiyatı 395 bin lira.
Türkiye’de gençlerin olmak istedikleri mesleklerin başında hekimlik geliyor. Türkiye’de üniversiteyi bitirip hekim olduktan sonra Almanya’da kariyerine devam eden bir Türk hekimin denklik belgesini alması üzerine yaşadığı sevinç gündem oldu. Cemal isimli doktor, ” İnsanlar tarihte her zaman şartların kötü olduğu yerlerden şartların daha iyi olduğu yerlere göçmüştür” dedi.
BOLD – Türkiye’de en çok olma istenen meslek tıp doktorluğu. Türkiye’de eğitimini tamamlayıp doktor olan bir Türk vatandaşının Almanya’dan kabul aldıktan sonraki sevinci gündem oldu. Eleştirilen Türk doktor, “Sevincim ise az bile” dedi.
VİDEODA ÇILGINCA SEVİNEN ARKADAŞ BENİM
“Dr. Cemal – Almanyada Bir Doktor” Youtube kanalında paylaşımlar yapan Türk hekim, Almanya’dan kabul aldığı ile ilgili video paylaştı. Söz konusu doktor, görüntülerinin sosyal medyada tartışmalara neden olmasının ardından yaptığı açıklamada, “Videodaki çılgınca sevinen arkadaş benim. Öncelikle gelen tebrikler için çok teşekkür ediyorum ve gelen negatif yorumları da verdiğim emekleri görmediğiniz için anlayışla karşılıyorum. Yaklaşık 3 yıldır Almanya’da yaşıyorum ve 1 yıldır da hekim olarak çalışıyorum. Video da gördüğünüz evrak ise bana Almanya’dan mezun bir hekim ile aynı hakları sağlayan ‘approbation’ belgesi. Yani bunca zaman verdiğim emeklerim ve gösterdiğim sabrın sonucu. Sevincim ise az bile” dedi.
BİRÇOK MESLEKTAŞIM DA AYNI HİSSİYATA SAHİP
Yurtdışı kariyer planı yapan birçok meslektaşının da kendisiyle aynı hissiyatlara sahip olduğuna belirten Dr. Cemal, “Bizler doğup büyüdüğümüz topraklardan güle oynaya ayrılmıyoruz ve hemen hepimiz şartlar uygun olduğu an geri dönmenin hayali ile yaşıyoruz. Bizler haklı olarak her gün yeni bir ‘hekime şiddet’ haberi ile uyanmaktan yorulduk. Lütfen gidişimizin altında yatan asıl sebepleri bilmeden günahımızı almayın. İnsanlar tarihte her zaman şartların kötü olduğu yerlerden şartların daha iyi olduğu yerlere göçmüştür. Bu durum da daha farklı değildir. Göçmemizden rahatsız olan arkadaşlar bizlere değil de hekimlere şiddet uygulayan insanlara kızmaya başladıkları gün zaten bu mesele rafa kalkacaktır diye düşünüyorum” dedi.
Dün akşam gelen Approbation'um ile Almanya'da hekimlik denkliği işlemlerimi başarıyla ve sınavsız tamamlamış bulunuyorum
GENÇLERİN EN ÇOK OLMAK İSTEDİKLERİ MESLEK DOKTORLUK
Toplumsal Yapı Araştırma Programı’ndan yapılan açıklamaya göre, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lütfi Sunar’ın yürüttüğü Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması tamamlandı. Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması’na göre mesleki itibar sıralamasında ilk 10 meslek sırasıyla tıp doktorluğu, hakimlik, üniversite profesörlüğü, pilotluk, büyükelçilik, valilik, diş hekimliği, yüzbaşılık, generallik ve avukatlık şeklinde gerçekleşti. En çok yapılmak istenen meslekler listesinde erkekler tıp doktorluğunu, kadınlar öğretmenliği birinci sıraya yerleştirdi.
DÜNYA BİZİ KISKANIYOR
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, konuşmalarında başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkeleri ve dünyanın Türkiye’yi kıskandığına vurgu yapıyor. Erdoğan son olarak mayıs ayında ‘Kütüphane Söyleşileri’nin ikincisinde gençlerle bir araya geldiği toplantıda “Şu anda dünya bizi kıskanıyor. Kıskanmakta da haklılar, varsın kıskansınlar. Güney Kıbrıs niye rahatsız? Çünkü gemilerimiz orada” açıklaması yapmıştı.
ALMAN BÜYÜKELÇİ: KISKANMA YOK
“Almanya Türkiye’yi kıskanıyor mu?” sorusu geçen Nisan ayında Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Jürgen Schulz’a soruldu. Büyükelçi Schulz, soruya “Bence ‘kıskançlık’ doğru kelime değil. Almanya’nın Türkiye’yi kıskandığını zannetmiyorum. Almanya da zaten Türkiye gibi büyük bir ülke. Güçlü, başarılı ve çeşitlilik dolu bir ülke. Fakat Almanya’da birçok insanın Türkiye’ye çok değer verdiği doğrudur. Normal dönemlerde, yani pandemiden önce, örneğin 2019 yılında 5 milyon Alman’ın Türkiye’yi ziyarete gelmesi bunun göstergesi” yanıtını verdi.
Nefes darlığı ve yüksek tansiyon nedeniyle iki kez acile kaldırılan, 7,5 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan bebeğinin sağlığından endişe ediyor. Özkan, için sosyal medyada kampanya başlatan vatandaşlar doğum tarihi yaklaşan anne adayının bir an önce tahliye edilmesini istedi. Bazı sosyal medya kullanıcıları, hamile kadınları cezaevinde tutan AKP iktidarını Taliban’a benzetti.
BOLD – Gülen Hareketi mensubu olduğu gerekçesiyle 2 aylık hamileyken tutuklanarak cezaevine gönderilen Arzu Nur Özkan için sosyal medyada kampanya başlatıldı.
‘Arzu Nur Özkan Hamile ve Tutuklu’ etiketine yapılan paylaşımlarla doğum tarihi yaklaşan 7,5 aylık hamile Özkan’ın tahliyesi istendi.
Sosyal medya kullanıcıları hamile kadınları tutuklayan AKP rejimini Taliban’a benzetti. Sedat adlı bir sosyal medya kullanıcısı, “Hamile hanımefendileri, bebekleri , hasta ve yaşlı insanları içerde tutmanın Taliban zihniyetinden ne farkı var” diyerek tepki gösterdi.
HAMİLE HALİYLE GÖRDÜĞÜ İŞKENCELERİ ANLATTI
Hamileliğinin 7. tutukluluğunun ise 5. ayında HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na mektup yazan Arzu Nur Özkan yaşadığı zorlukları anlattı.
Hamile bir kadın olarak hapiste yaşadığı zorlukları ve hak ihlallerini anlatan Özkan, artık dayanamadığını, sağlık durumunun gittikçe kötüleştiğini, bebeğinin sağlığından da çok endişelendiğini söyledi.
Edirne Cezaevinde bir ay kaldıktan sonra Kayseri Bünyan Cezaevine 16 saat kelepçeyle götürüldüğünü belirten Özkan, “Edirne’de böcekler ve farelerle bir ay kaldım. Hiç yemek yiyemedim. 2 defa düşük riski yaşadım. Yol boyunca istifra ettim ve istifra ederken bile kelepçem açılmadı” dedi.
“15 GÜN YERDE YATTIM”
Bünyan’da karantina hücresinde çok zor günler geçirdiğini anlatan Özkan, yalvarmasına rağmen 4 gün hücrede tutulduğunu, sürekli kusma ve bayılma nöbetleri geçirdiğini, yalnız kalmak istememesine rağmen taleplerinin yerine getirilmediğini söyledi:
“Son gün ağlamaktan konuşamaz durumdaydım. Daha sonra hücreden biraz büyük, SEGBİS odasında yerde 15 gün kaldım. Bulunduğum yerde duş yoktu ve erkek tuvaleti vardı. Pisuardan gelen kötü kokuya pencereden gelen memurların sigara kokusuna maruz kalarak 15 gün yerde yatarak geçirdim. Bu süre zarfında yemek yiyemedim. Psikolojik ve fizyolojik olarak mahvoldum. Verdiğim dilekçelere rağmen bu yerden çıkarılmadım. 1 ay karantinada kalmak zorunda kaldım.”
“ARTIK DAYANAMIYORUM”
Nefes darlığı ve yüksek tansiyon nedeniyle iki kez acile kaldırıldığını ifade eden Özkan, bebeğinin sağlığından da endişeli. Zamanı geçtiği için bazı testleri yaptırmadığını, doktorlardan bilgi alma hakkının engellendiğini dile getiren Özkan, “Bebeğimin sağlığı konusunda endişeliyim. Hastaneye götürüldüğümde sürekli farklı bir doktora götürülüyorum ve doktorlardan bilgi almam engelleniyor. En son bebeğimin suyunun az olduğu söylendi ve bununla ilgili bir işlem yapılmadı. Yaşadığım sıkıntılara çözüm bulunmuyor. Artık dayanamıyorum, sağlık durumum gitgide kötüleşiyor. Cezaevinde doğum yapmak istemiyorum.” ifadelerini kullandı.
“ÇOK CİDDİ PROBLEMLER YAŞIYORUM”
Hamile bir kadının, son aylarında sürekli doktor kontrolüne gitmesi gerekiyor. Arzu Nur Özkan, karantina şartları nedeniyle doktora gitmekten vazgeçtiğini de vurguluyor. 12 kişilik koğuşta kaldığını ifade eden Özkan, “Cezaevinde normal bir insan bile yaşamakta zorlanırken ben hamile olarak çok ciddi problemler yaşıyorum. Sağlığımı ve bebeğimi kaybetmek istemiyorum” diye yazdı.
Hamile ve tutuklu kelimeleri birlikte olamazlar 7,5 aylık hamile bir kadın cezaevinde tutulamaz Kanun da vicdan da bunu diyor@adalet_bakanlik
NATO Zirvesinden bu yana Erdoğan’ın dilinden düşürmediği Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı artık hayal oldu. Afganistan’daki yabancı askerlere karşı Taliban’ın sert demeçlerinin ardından MSB’den beklenen açıklama geldi. MSB’den yapılan açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetleri kendine tevdi edilen bu görevi de başarıyla yerine getirmenin gururuyla vatan toprağımıza geri dönmektedir” ifadeleri kullanıldı.
BOLD – NATO Zirvesinin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ABD’nin çekileceğini Kabil’deki Hamid Karzai Havalimanı’na talip olduğunu açıkladı.
Taliban’ın Kabil’e beklenenden hızlı girmesi başkentte tam bir kaosa neden oldu. ABD tahliyelileri hızlandırırken, çekilme tarihi olan 31 Ağustos’un değişebileceği gündeme geldi. Taliban Sözcüsü ise çekilme için son tarihin kesinlikle değişmeyeceğini söyledi. Pentagon Sözcüsü John Kirby de Taliban Sözcüsü Shaheen’inkine paralel açıklamalarda bulundu.
Taliban’ın yabancı asker tutumuna karşı Erdoğan, her fırsatta havalimanına talip olduklarını dile getirdi. Taliban’la diyaloğa devam edileceğini söyleyen Erdoğan, “Afganistan’ın istikrara kavuşması önem taşıyor. Türkiye, bu amaç doğrultusunda Afganistan’daki tüm taraflarla yakın diyalog içinde olmaya devam edecektir” dedi.
MSB’DEN ÇEKİLME AÇIKLAMASI
Afganistan’daki Türk birliklerinin akıbet belli oldu. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Mehmetçik’in çekileceğini açıkladı.
MSB’nin açıklamasına şu ifadeler kullanıldı: “ABD ve NATO’nun Afganistan’dan ayrılacaklarını açıklamalarının ardından Türkiye her zaman ifade ettiği ‘Afgan halkı istediği sürece Türkiye yanlarında olmaya devam edecektir’ sözünden hareketle, belirli şartlar oluşması durumunda 6 yıldır yaptığı gibi Uluslararası Hamid Karzai Uluslararası Havaalanının güvenli ve uluslararası standartlarda işletilmesi sorumluluğunu sürdürebileceği yönündeki niyetini ortaya koymuştur.
Bu kapsamda, Hamid Karzai Havaalanı’nda yaşanan karmaşaya diğer ülke askerleri ile müdahale edilmiş, havaalanında güvenlik sağlanarak faaliyetlerin yürütülmesi sağlanmıştır.
Bu süreçte askeri uçaklarımızla 1129 sivil vatandaşın tahliyesi yapılmıştır. Çeşitli temaslar, mevcut durum ve şartlar değerlendirilerek TSK unsurlarının tahliyesine başlanmıştır Türk Silahlı Kuvvetleri kendine tevdi edilen bu görevi de başarıyla yerine getirmenin gururuyla vatan toprağımıza geri dönmektedir.”
Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümü sonrası adı gündemden hiç düşmeyen AKP’li Şirin Ünal, şimdi de AKP yönetiminde iken İBB ile yaptığı karlı bir alışverişle anılıyor. 2015’te Kiptaş Viapor Venezia projesinin yüklenici firmasından alınan 1,3 milyonluk dairenin, Ünal’a 2017 yılında yarı fiyatına satıldığı ortaya çıktı.
BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) AKP yönetiminde olduğu 2017 yılında ilginç bir alışverişi Odatv ortaya çıkardı.
Dikkat çeken satış iddiaya göre şöyle gerçekleşti, Kiptaş, Viapor Venezia projesinin yüklenicisinden 2015 yılında 1 milyon 322 bin 67 liraya alınan 3+1 ve 236 metre karelik dubleks daire, 26 Aralık 2017 tarihinde AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’a yarı fiyatına yani 656 bin 753 liraya satıldı.
ADI NADİRA’NIN ÖLÜMÜ İLE GÜNDEMDE
AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın adı evinde Nadira Kadirova adlı genç kızın şüpheli ölümü ile gündemden düşmüyor.
Ünal’ın evinde bakıcı olarak çalışan Özbekistanlı Nadira Kadirova, Ünal’ın Ankara’daki evinde, Ünal’ın silahından çıkan kurşunla 23 Eylül 2019’da şüpheli şekilde hayatını kaybetmişti.
Acılı Kadirova ailesi olayın peşini bırakmadı. Hukukun yavaş işlediğinden şikayet eden Nadiran’ın ağabeyi Muhammet Ali Kadirov ise “Kardeşimin ölümü üzerinden bir buçuk yıl geçti. AYM’ye başvuralı aylar oldu ve henüz bir sonuç çıkmadı” diyerek tepkisini dile getirdi.