28 Ocak 2020 Salı

Koronavirüse dair Sağlık Bakanlığı rehber yayımladı

Sağlık Bakanlığı’nın, yeni tip koronavirüse karşı çalışanlarını bilgilendirmek için yayımladığı ‘2019-nCoV Rehberi’nde hastalığın belirtileri, bulaşma yolları, olası vaka durumunda yapılacaklar hakkında bilgiler yer aldı.

BOLD – Bütün dünyayı alarma geçiren yeni tip koronavirüs sebebiyle Sağlık Bakanlığı, çalışanlarını bilgilendirmek amaçlı rehber yayımladı. ‘2019-nCoV Rehberi’nde, hastalığın belirtileri, bulaşma yolları ve olası vaka durumlarında neler yapılacağı hakkında ayrıntılı bilgilere yer verildi.

ATEŞ, ÖKSÜRÜK, ZATÜRRE VE AKUT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU

Hastalığın insandan insana bulaşabileceği, bulaşma yolunun damlacık yoluyla olduğu tespitine yer verilen rehberde, enfeksiyonun yaygın belirtilerinin ateş, öksürük daha ciddi vakalarda ise zatürre ve ağır akut solunum yolu enfeksiyonuyla seyrettiği belirtildi.

EN HIZLI ŞEKİLDE MÜDÜRLÜĞE BİLDİRİN TALİMATI

Rehberde, sağlık çalışanlarının olası bir vaka ile karşılaşmaları halinde nasıl bir yol izleyecekleri de aktarıldı.

Olası vaka tanımlandığı anda ilgili sağlık kuruluşlarının vakayı en hızlı şekilde İl Sağlık Müdürlüğüne ‘Bulaşıcı Hastalıklar Bildirim Mekanizması’ kapsamında, U07.3 ICD 10 tanı kodu kullanarak bildirmeleri istendi.

14 GÜN BOYUNCA TAKİP EDİLECEKLER

Bakanlıkça hazırlanan rehbere göre, kesin veya olası 2019-nCoV enfeksiyonu olan bir kişi ile damlacık enfeksiyonuna yönelik korunma önlemleri alınmadan yakın temas etmişler İl Sağlık Müdürlüğünce, korunmasız son temaslarından sonraki 14 gün boyunca izlenecek.

ŞÜPHELİLERE BELİRTİLER OLUP OLMADIĞI GÜNLÜK SORULACAK

Temasta bulunanların ateş, öksürük, solunum sıkıntısı, titreme, vücut ağrıları, boğaz ağrısı, baş ağrısı, ishal, mide bulantısı-kusma ve burun akıntısı gibi belirtilerinin olup olmadığı telefonla günlük olarak sorulacak.

İzolasyon önlemlerine, hastanın sağlık kuruluşunda bulunduğu süre boyunca devam edilecek. Vakalar, negatif basınçlı odada izlenecek. Olası ve kesin 2019-nCoV vakaları ile 1 metreden daha yakında temas edecek personel için gerekli eldiven, önlük, maske ve gözlük gibi kişisel koruyucu malzemeler sağlık kuruluşlarınca temin edilecek.

EL HİJYENİ KONUSUNDA HASSAS OLMALARI ÖNERİLİYOR

Rehberde, vaka görülen ülkelere gidecek kişilerin hasta insanlarla temastan kaçınmaları, hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle sağlık merkezlerine gitmemeleri, yabani ve evcil hayvanlar ile temas etmemeleri, el hijyeni konusunda hassas olmaları önerilerinde de bulunuldu.

ACİL DURUMDA BAŞVURULACAK HASTANELER DE BELLİ

“2019-nCoV Rehberi”nde ayrıca 2019-nCoV hastalığı ile ilgili acil bir durumda hastaların, Adana Şehir Hastanesi, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Şehir Hastanesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bursa Şehir Hastanesi, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Eskişehir Şehir Hastanesi, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Isparta Şehir Hastanesi, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesi, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Yozgat Şehir Hastanesine başvurabilecekleri belirtildi.

Aksaray’da koronavirüsü şüphesiyle 9 Çinli 12 kişi hastaneye kaldırıldı

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’nin insan hakları karnesi BM’de masada /CANLI YAYIN

Türkiye’nin son beş yıldaki insan hakları karnesi, İsviçre’nin Cenevre kentinde masaya yatırılıyor. Ankara savunmasını gönderdi… Toplantıyı canlı yayınla sunuyoruz…

BOLD – Türkiye’nin son beş yıldaki insan hakları karnesi, İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması (UPR) kapsamında bugün masaya yatırılacak. Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve sivil toplum örgütlerinin şikayetleri görüşülecek.

New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından toplantı öncesinde yapılan yazılı açıklamada, ‘‘Birleşmiş Milletler nezdinde yapılacak toplantının, ülkede yaşanan insan hakları krizinin ve hukukun üstünlüğü konusundaki dramatik aşınmanın kabul edilmesi ve bu sorunun ele alınması için bir fırsat sunduğu’’ ifade edildi.

HRW’DEN ÇAĞRI

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), BM İnsan Hakları Konseyi’nde Türkiye’nin görüşüleceği toplantı öncesi katılımcı ülkelere çağrı yaparak Türkiye’ye baskı yapmalarını istedi.

Türkiye, UPR Çalışma Grubu’nun 20-31 Ocak tarihlerinde yapılan ve halen devam eden oturumlarında incelenecek 14 ülke arasında. Türkiye’nin ilk UPR incelemesi Mayıs 2010’da, ikincisi ise 2015 yılının Ocak ayında yapılmıştı.

Ankara, 2016 darbe girişiminin ardından insan hakları ihlalleri, kitlesel tutuklamalar, şaibeli yargılama süreçleri, işkence iddiaları gibi konularla öne çıktı.

UPR incelemesinde ağırlıklı olarak bu konulara yer veriliyor. Türk hükümetinin gruba sunduğu raporların yanı sıra bağımsız insan hakları organları ve uzmanlarıyla diğer Birleşmiş Milletler raporlarında yer alan konular da toplantının ana gündemini belirleyecek.

Oturuma katılacak Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakçı başkanlık ediyor. Türkiye’nin masaya yatırıldığı sürecin raportörlük görevi ise Bahreyn, Slovakya ve Somali heyetlerinde.

UPR’in Türkiye hakkındaki tavsiyelerini 30 Ocak günü saat 17.30’da açıklaması bekleniyor.

ANKARA SAVUNMASINI GÖNDERDİ

Ankara, UPR’a gönderdiği 20 sayfalık savunmada insan hakları ihlalleriyle ilgili iddiaları kategorik olarak reddediyor. 2016 sonrası OHAL uygulamalarını darbeciler ve terörle mücadele eksenine oturtuyor.

OHAL komisyonlarının etkin şekilde çalıştığını iddia ediyor.

Öte yandan, gözaltında işkence suçlamaları karşısında, Türkiye’nin, 2003’te beyan ettiği “işkenceye sıfır tolerans” ilkesine uymaya devam ettiğini ileri sürüyor.

En büyük gazeteci hapishanesi olarak uluslararası raporlara giren Türkiye, savunma metninde ülkede çoğul ve özgür medyanın faaliyetlerine devam ettiğini söylüyor. Aynı şekilde ayrımcılığa ve kadına şiddete dair “etkin” çalışmaların yapılageldiği savunması yapıyor.

ANKARA’YA BU SORULAR SORULACAK

Oturumda farklı ülke temsilcileri tarafından Türk yetkililere yöneltilecek sorulardan öne çıkanlar şunlar:

-Türk hükümeti, yargı bağımsızlığını, tarafsız ve etkin yargılamayı güçlendirmek için neler yapacak?

-Türkiye 2015’te medya bağımsızlığını sağlama sözü vermişti ancak bu alanda gerileme yaşanıyor. Mevcut olumsuz gidişi tersine çevirmek için ne gibi adımlar atılacak?

-Artan kadına şiddet, cinsiyet ayrımcılığı, LGBT bireyler ile azınlıklara uygulanan baskıya karşı ne gibi önlemler alınıyor?

-OHAL süreçlerinde ortaya çıkan ihlallerin iç ve uluslararası hukuk yollarıyla çözülmesi için ne gibi adımlar atılacak?

-Kitlesel tutuklamalar sonrasında oluşan aşırı kalabalık hapishanelerle ilgili ne tür düzenlemeler öngörülüyor?

-İnsan hakları savunucularına karşı uygulanan sindirme, keyfi tutuklama ve şiddete dair bağımsız bir yargılama yapılacak mı?

-Selahattin Demirtaş ve Ahmet Altan’la ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı son kararlar doğrultusunda bu kararların en kısa zamanda uygulanması sağlanacak mı?

UPR ÇALIŞMA GRUBUNUN FONKSİYONU

İlk toplantısını Nisan 2008’de yapan UPR, Birlemiş Milletler üyesi 193 devletin tamamındaki insan hakları durumlarını periyodik olarak inceleyen bir kuruluş.

Birinci ve ikinci UPR döneminde BM üyesi 193 devletin tamamı incelendi, bu ülkelerdeki insan hakları durumu raporlandı. Grubun kararları tavsiye niteliğinde.

medyabold
Devamını Oku »

Simon Hassan önce TC vatandaşı yapıldı, ardından yüzbaşı kadrosuyla TSK’ya alındı

500 ÖSÖ mensubu, TC vatandaşı yapılarak TSK ve MİT personeli yapıldı. Yüzbaşı rütbesiyle göreve başlayan “cihatçı” Simon Hasan onlardan biri.

BOLD – Simon Hassan, Suriye savaşından beri gündemden hiç düşmeyen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Sultan Murad Tugayı bünyesinde kendi deyimiyle 3 yıldır “Türkiye adına savaşan” bir yüzbaşı. İki ay önce Türkiye vatandaşlığa alınan Hassan artık bir Çankırılı! TSK bünyesinde görevlendirildi ve bir hastanede kısa süreliğine tedavi gördükten sonra tekrar cepheye dönecek. Vatandaşlığa geçtikten sonra yeni bir kimlik ve isim almış. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılan Hassan artık Kara Kuvvetleri bünyesinde resmi bir Türk askeri. Bir yüzbaşının tüm sosyal haklarına sahip ve aynı maaşı alıyor. Ailesi de Hassan ile birlikte vatandaşlığa alınmış. Hassan, “Ben tek değilim” diyor.

TSK PERSONELİYLE AYNI HAKLAR

Grihat’tan Serdar Fırat’ın haberine göre; Cihatçı ÖSO mensuplarına son bir yıl içinde yeni isim ve kimlikler verilmeye başlandı. Dikkat çekmesin diye vatandaşlığa alınan cihatçılar çeşitli illerin nüfuslarına kayıt ettirildi. Askeri kaynaklara göre; bu zamana kadar 500 cihatçı TSK bünyesine alınıp vatandaşlık verildi. TSK’nın resmi personeli yapılan ÖSO militanlarının rütbelerine göre aldıkları maaş, diğerleriyle aynı.

Türk Ordusunda artık şu an en yüksek yüzbaşı olmak üzere çeşitli rütbelerde ve alanlarda görev yapan ÖSO mensupları var. Sadece Türk Ordusuna dahil edilen ÖSO mensupları bulunmuyor, Milli İstihbarat Teşkilatı’na da aynı yöntemle alının 15 cihatçı var. Güvenlik kaynakları şu ana kadar T.C. vatandaşlığına geçirilen 15 kişinin MİT’in resmi personeli, haber alma elemanı olarak ise ÖSO mensubu 200’ün üzerinde kişinin kullanıldığı bilgisini veriyor.

TSK’DA RAHATSIZLIK

Cihatçıların Türk askeri yapılması, görevlere getirilmesi ordu içinde ciddi rahatsızlık oluşturduğu belirtiliyor. Emir komuta zinciri içinde özellikle üst rütbe görev verilenler hakkında alt rütbede bulunan uzman çavuş veya astsubayların rahatsızlıklarını resmi kanallara ilettiği bildiriliyor.

Hâlihazırda Suriye’de yine Türk Ordusu ile birlikte hareket eden ÖSO’lu cihatçılara ise 500 dolar aylık veriliyor. Yeni katılanların maaşı biraz daha düşük, kendi içlerindeki rütbelere göre bu rakam değişebiliyor.

EĞİTİM SADAT’TAN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere İktidar mensuplarının, ‘Muharip Güç’, ‘Milli Ordu’, ‘Kuvayı Milliye’ ruhuna dahil ettiği ÖSO mensupları şimdilerde akın akın Libya’ya gönderiliyor. Türkiye onları savaşçı olarak Libya’ya transfer ediyor. Şu ana kadar daha çok Sultan Murad Tugayı ve Fehim İsa gruplarından oluşan 3 bin Cihatçı başlarında Türk askeriyle Libya’ya İstanbul üzerinden transfer edildi. Cihatçılar asker kamuflajı giyiyor ve Türk bayrağı taşıyor. Bu üniformalarla savaşırken bazı bölgelerde yağma yapmaktan çekinmiyor. Libya’ya gidenlere 2 bin 500 dolar para ödeniyor ve 6 aylık bir kontrat imzalatılıyor.

Türkiye asıl güç olarak gördüğü ÖSO mensuplarını Suriye’de tutmak istiyor. Şu ana kadar Libya’da 15 cihatçı öldü. Cihatçılar Türkiye’nin verdiği geçici vesika (kimlik) bulunduruyor. ÖSO’yu yönlendirme, eğitme ve programlama işini Uluslararası Danışmanlık Şirketi SADAT yapıyor kimin vatandaşlığa alınacağına da bu şirket karar verip ordu bünyesinde rütbesini belirliyor.

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

medyabold
Devamını Oku »

A Spor’da canlı yayında sansür: Başkan da bağlansın diyen yorumcuya kaş göz işareti

Erteleme sonrası açıklamaları yüzünden eleştirdiği, Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek’i canlı yayına davet eden Emre Bol’a, program sunucusu Ender Bilgin’den kaş-göz hareketiyle veto geldi.

BOLD- Depremin ardından ertelenen Malatyaspor Trabzonspor maçının yankıları sürüyor. Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek ertelemenin kendi görüşleri alınmadan tek taraflı başvuru sonucu alındığını belirterek, Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) tepki göstermişti. Depremin sarstığı Malatya halkının morali açısından maçın önemine dikkat çeken Gevrek, ‘şehir olarak maça hazırız’ diyerek ertelemenin yanlış olduğunu dile getirmişti.

TFF’DEN AÇIKLAMA

Adil Gevrek’in açıklamalarının ardından Trabzonspor ve Malatyaspor kulüp yönetimlerinin arası açıldı. Türkiye Futbol Federasyonu, Elazığ, Malatya ve çevresinde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle ileri bir tarihe ertelenen Yeni Malatyaspor – Trabzonspor karşılaşmasıyla ilgili açıklama yaptı. TFF Yönetim Kurulu, ”Değerlendirmeler sonucu, can kayıplarımızın yarattığı üzüntü, olağanüstü durum ve artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle sadece Btc Turk Malatyaspor-Trabzonspor maçını değil bölgede oynanacak olan tüm profesyonel ve amatör karşılaşmaları ileri bir tarihe ertelemiştir” ifadelerini kullandı.

KAŞ GÖZ İŞARETİ

Açıklamaya rağmen devam eden tartışmalar televizyonlardaki spor programlarının da bir numaralı gündemi haline geldi. Dün akşam A Spor’da, yayınlanan ‘Artı Futbol’ programında konuyla ilgili konuşan futbol yorumcusu, yazar Emre Bol, Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek’e seslenerek açıklamalarının 2 takımı da yıprattığını söyledi. Bol’un, başkanın isterse programa katılarak cevap hakkını kullanabileceğini belirttiği sırada, program sunucu Ender Bilgin’den müdahale geldi. Rejinin görüntüsünü ekrana verdiği sırada Bilgin, Gevrek’i telefonla canlı yayına davet eden Bol’a kaş-göz işareti yaparak ‘hayır’ dedi. O anlar ekrana böyle yansıdı;

Libya’da savaşan Suriyeli milis: Biz Türk ordusuna aitiz!

medyabold
Devamını Oku »

Urla’daki arazisi Cumhurbaşkanı kararıyla kamulaştırılan sendikadan rant iddiası: Bazı kamu görevlilerinin yatırımı var

Tayyip Erdoğan’ın yazlık villalarının da bulunduğu Urla’da Genel-İş Sendikasının 68 dönümlük arazisi Cumhurbaşkanı kararıyla kamulaştırıldı. Sendika Başkanı Remzi Çalışkan, rant iddiasında bulanarak, çevresinde bazı kamu görevlilerinin yatırımları olduğunu söyledi

BOLD – Sendika Başkanı Çalışkan, işlemin kamusal yarardan çok “bazı menfaatlarla” ilgili olduğunu söylerek, “Kabul etmiyoruz dava açacağız” dedi. Urla’da Erdoğan’ın villalarının da bulunduğu bölge SİT alanından çıkarılarak inşaat yapılmasının önü açılmıştı.

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nın kurucu genel başkanı Abdullah Baştürk döneminde alınan Urla’daki denize sıfır 68 dönümlük arazi Cumhurbaşkanı kararıyla “turizm yatırımlarına tahsis” amacıyla kamulaştırıldı. Karar “acele kamulaştırma” kararı olarak çıktı. Karara sert tepki gösteren Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan, “olayın şokundayız” derken, “İşçilerin aidatı, alın teri ile alınmış araziyi kamulaştırdılar. Hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

Cumhuriyet’in haberine göre, geçen cumartesi günü çok sayıda Cumhurbaşkanı kararı yayımlandı. Bunlardan birisi de İzmir Urla’daki arazilere ilişkin “acele kamulaştırma” kararıydı. Sadece olağanüstü durumlarda başvurulması gerekmesine karşın hükümetin gelenek haline getirdiği “acele kamulaştırmalardan” birisi olan kararla çok sayıda taşınmazın ada ve parsel numalarına yer verildi. Taşınmazlar tapuda Hazine adına tescil edilecek.

Kamulaştırılan alanlar arasında Genel-İş Sendikası’nın 45 yıllık arazisi de bulunuyor. Sendikanın kurucu genel başkanı Abdullah Baştürk döneminde 1975 yılında işçilere tatil yeri yapmak üzere alınan 68 dönümlük arazi İzmir Urla Zeytineli köyü Böğürtlen mevkiindeki bulunuyor.

BELKİ ÖZELLEŞTİRİLECEK

Karara sert tepki gösteren Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Remzi Çalışkan, “Malesef olayın şokundayız. Orada 4 parselden oluşan 68 dönümlük arazimiz vardı. Abdullah Baştürk döneminde işçilerin aidatları, alın teri ile alınmış araziydi. Cumhurbaşkanı kararı ile kamulaştırıldığını öğrendik” dedi. Kararda arazinin “turizm yatırımlarına tahsis” edileceğinin belirtildiğine işaret eden Çalışkan, “Kesinlikle karşıyız. İşçilerin alın teri, aidatı ile alınmış bir arazinin işçilerin hiç gidemeyecekleri bir alana çevrilmesini kabul etmiyoruz” vurgusunu yaptı. Çalışkan, karara karşı dava da açacaklarını söyledi. Arazinin sit alanı olduğunu, bu nedenle yıllardır bir şey yapamadıklarını belirten Çalışkan, “sit alanından çıkarılmış, kamulaştırılmış. Şimdi belki özelleştirilecek. Bazı kişilere rant olarak sunulacak. Belki birilerine kiralanacak, devredilecek. Şahısların, şirketlerin yararına sunulacak. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Bu hukusuzluğa karşıyız. Sendika olarak ne gerekiyorsa yapacağız” dedi. Çalışkan arazinin “denize sıfır, albenisi olan, dikkat çeken bir koy” olduğuna, üzerinde yerleşim alanları kurulabilecek bir kıyı şeridinde bulunduğuna işaret etti.

KİM BU GÖREVLİLER

Kamulaştırılan arazilerinin çevresinde bazı kamu görevlilerinin de yatırımlarının olduğu, özel mülkiyetlerinin bulunduğu bilgisini aldıklarını anlatan Çalışkan, “Nedense yurttaşlara ait tarım arazilerinin, bizim arazimizin olduğu 500’ün üzerinde parsel kamulaştırılıyor. Onlara ise dokunulmuyor” dedi. Arazinin Genel-İş Sendikası’nın mülkü olduğunu aktaran Çalışkan, köy merası, tarım arazisi niteliğinde bazı taşınmazların golf sahası yapılmasının söz konusu olduğuna dikkat çekti. Çalışkan, “Bazı kişilerin kayırılması yasaların eşit objektif uygulanmaması, kamulaştırma işleminin kamusal yanından çok bazı menfaatlarla ilgili olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır” değerlendirmesini yaptı. Genel-İş Sendikası gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar gideceklerini de bildirdi.

Erdoğan’ın makam filosunun Elazığ’a gidiş maliyeti: 42 bin lira

İz

medyabold
Devamını Oku »

UN to scrutinize Turkey’s human rights record in Geneva

The UN Human Rights Council (UNHRC) will review Turkey’s human rights record for the past five years on Tuesday.

The meeting in Geneva will take place as part of Universal Periodic Review (UPR), in which a working group examines the country for the third time over the past decade.

Three documents form the basis of the review – the defense submitted by the Turkish government, a compilation from the reports of human rights experts and UN entities, and the work of national rights institutions.

The Council will examine Turkey’s conduct during the past five years, with regards to a wide array of rights-related topics ranging from hate crimes and mass arrests of the post-coup crackdown, to press freedom, minority, and LGBT rights.

The briefs submitted to the UN pointed at increasing reports of hate crimes against ethnic and religious minorities and torture and ill-treatment by the law enforcement officials, politically motivated prosecution under the auspices of the country’s “broad and vague” definition of terrorism, and the control of executive branch over the judiciary.

A rapporteur expressed concerns over “the shrinking space for political pluralism,” citing terrorism-related accusations directed against opposition parties.

The rapporteurs, who compiled the UNHRC reports highlighted the practices of incommunicado detention and enforced disappearances, urging the Turkish authorities to effectively investigate the allegations, including the cold cases, in a bid to end the rights violations.

The documents also contained detailed accounts of rights violations against alleged members of the Gulen movement, saying that the conduct of the Turkish state amounts to rights abuses against spouses and children of the alleged Gulenists.

Led by US-based Muslim cleric Fethullah Gulen, whom Ankara accuses of masterminding the failed 2016 coup, the organization is designated as a terrorist group in the country.

Ankara claimed in its national report submitted for the review that in order to “accurately reflect” on the period under scrutiny, one must “put things into their full context,” defending the country’s actions citing a “grave national security threat” posed by the Gulenists.

Turkish President Recep Tayyip Erdogan’s governing AK Party government declared a state of emergency a few days after the failed coup attempt on July 15, 2016, which remained in effect until July 19, 2018.

The UN reports underline that over 177 media outlets had reportedly been closed since July 15, 2016,  231 journalists had been arrested, nearly 10,000 journalists and media workers had been dismissed, and the press cards of at least 778 journalists had been canceled.

According to the UN rapporteurs, at least 152,000 civil servants had been dismissed during this period, and “an additional 22,474 people had lost their jobs due to the closure of private institutions.”

Since the failed coup, Turkish authorities detained tens of thousands of people while investigating nearly half a million people over terrorism-related charges.

According to Turkish rights advocate MP Omer Faruk Gergerlioglu, “a total of 1,5 million people together with their family members are affected” by the mass crackdown after the failed coup.

Dutch envoy moved to tears over Turkey’s purge victims, pro-Kurdish MP reveals

The post UN to scrutinize Turkey’s human rights record in Geneva appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/01/28/un-to-scrutinize-turkeys-human-rights-record-in-geneva/
Devamını Oku »

27 Ocak 2020 Pazartesi

‘Geçmiş olsun Elazığ’ paylaşımı yapan Şevket Çoruh’a soruşturma

Depremin ardından ‘Geçmiş olsun Elazığ’ paylaşımı yapan Şevket Çoruh’a soruşturma açıldığı öğrenildi. Deprem paylaşımları yüzünden açılan soruşturma sayısı 50’ye yükseldi.

BOLD- Elazığ depremiyle ilgili sosyal medya hesaplarında depremle ilgili ‘provokatif’ paylaşımda bulundukları iddiasıyla aralarında Berna Laçin ve Şevket Çoruh’un da bulunduğu 50 kişi hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldı. Soruşturmaların, ‘halk arasında endişe, korku ve panik oluşturmak’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, TBMM’yi, hükumeti ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ gerekçesiyle başlatıldığı öğrenildi.

HENÜZ GÖZALTI YOK

Soruşturma kapsamında henüz gözaltına alınan şüpheli bulunmuyor. Paylaşımlara yönelik incelenmenin sürdüğü belirtilirken, Ankara dışında yaşayan şüphelilere ait dosyaların, yaşadıkları illerin başsavcılığına gönderileceği kaydedildi.

Depremin ardından ‘Geçmiş olsun Elazığ’ paylaşımı yapan Şevket Çoruh’a soruşturma açılması sosyal medyada gündem oldu. Deprem sonrası sosyal medya hesabından sadece bir paylaşım yapan Çoruh hakkında soruşturma açılması tepki çekti.

Libya’da savaşan Suriyeli milis: Biz Türk ordusuna aitiz!

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan’ın makam filosunun Elazığ’a gidiş maliyeti: 42 bin lira

Elazığ’da yaşanan depremin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dev araç filosu da şehre gitti. Erdoğan’ı havalimanında karşılamak ve kent merkezine taşımak için Ankara’dan giden makam araçlarının sadece yakıt maliyetinin 41 bin 308 lira olduğu belirtildi.

BOLD – Depremden sonra Erdoğan uçakla Elazığ’a havalandı. Öncesinde ise Cumhurbaşkanını Elazığ Havalimanı’ndan almak ve kent merkezine taşımak için dev bir araç filosu Ankara’dan yola koyuldu. Bu organizasyon sadece gidiş yolculuğunda 41 bin 308 liralık yakıt tüketti.

6 JİP, 2 MİNİBÜS, 19 MERCEDES, VİP HELİKOPTER

Birgün’ün haberine göre, Erdoğan’ın Elazığ’a giderken makam aracına eşlik eden koruma ordusu dikkat çekti. Vatandaşların cep telefonlarıyla çektiği görüntülere göre trafiğe tamamen kapatılan yolda Erdoğan ve ekibi toplam 27 kara taşıtı ve 1 helikopterle seyahat ediyor. Kara taşıtlarının 6’sını GMC jipler, 2’sini Volkswagen minibüsler, 19’unu ise Mercedes otomobiller oluşturuyor. Taşıt filosunu bir adet VIP helikopter havadan takip ediyor. Fakat Erdoğan Elazığ’a bu filoyla değil, cumhurbaşkanlığı özel uçağıyla geldi.

Yani 27 araçlık dev filo cumhurbaşkanını havalimanından alıp kent merkezine götürmek için Ankara’dan Elazığ’a 757 kilometre yol kat etti. Bu dev organizasyonun yakıt masrafına mercek tuttuk.

6 ADET GMC ESCALADE

Piyasa fiyatı yaklaşık 2 milyon TL olan bu araçlar 100 kilometrede ortalama 15 litre benzin tüketiyor. Ankara Elazığ arasındaki 757 kilometrede sadece 1 GMC jipin tükettiği benzin 113,5 litre. Buna karşılık filoda 6 adet GMC olduğuna göre sadece bu araçlar 681 litre benzin tüketiyor.

Benzinin litresinin 7,13 TL olduğundan hareketle sadece GMC model araçlar Ankara’dan Elazığ’a gelmek için 4 bin 855 liralık benzin tüketti.

2 ADET WOLKSWAGEN TRANSPORTER

Araç filosunda aynı zamanda 1’i ambulans olmak üzere 2 adet Volkswagen Transporter tipi (veya benzeri) minibüs kullanılıyor. Bu araçlar GMC jiplere göre daha tasarruflu. Transporterlar şehirler arası yolda 100 kilometrede ortalama 8,9 litre benzin tüketiyor. Böylece araç filosundaki 2 Transporter Ankara’dan Elazığ’a gelmek için 135 litre benzin tüketti. Yaklaşık olarak 962 liralık benzin harcandı.

19 ADET MERCEDES S600

Erdoğan’ın Elazığ’daki havalimanından almak için hareket eden filoda toplamda 19 adet makam aracı bulunuyor. Makam araçlarını ise Mercedes S600 tipi siyah zırhlı modeller oluşturuyor. Yaklaşık 6 bin motorlu bu araçlar 100 kilometrede ortalama 11,7 litre benzin harcıyor. 19 Mercedes S600’ün Ankara’dan Elazığ’a gelmesi için ise bin 682 litre benzin tüketmesi gerekiyor. Bu miktardaki benzin ise 11 bin 998 lira ediyor.

1 ADET VIP HELİKOPTER

Kara filosu aynı zamanda havadan da helikopterle takip ediliyor. VIP tipi bir helikopterin kilometrede 2,5 litre benzin tükettiği düşünülürse Ankara’dan Elazığ’a helikopteri getirmek için bin 892 litre benzin gerekiyor. Bunun için harcanan para ise 13 bin 493 lira.

1 ADET YOLCU UÇAĞI

Erdoğan Ankara’dan Elazığ’a kara taşıtlarıyla gitmiyor. Kara taşıtı filosu cumhurbaşkanını sadece Elazığ Havalimanı’ndan alıp deprem bölgesine taşı 757 kilometre uzaktan getiriliyor. Öte yandan cumhurbaşkanlığı filosunda toplam 11 adet uçağın kayıtlı olduğu biliniyor. Erdoğan’ın hangi uçağıyla geldiği tespit edilemese de referans olması açısından yakıt tasarrufu son derece yüksek olan Airbus A320 modelini baz aldık. Bu tip bir uçağın ortalama yakıt tüketimi hava durumundan irtifaya veya kargo büyüklüğüne göre değişiyor. Ancak Airbus A320 tipi bir uçağın Ankara’dan kalkıp Elazığ’a inmesi için yaklaşık 3 bin 200 litre uçak yakıtına ihtiyacı var. Bunun içinse yaklaşık 11 bin liranın harcanması gerekiyor.

Böylece dev filonun Ankara’dan Elazığ’a gitmesi organizasyonu toplam 41 bin 308 lira değerinde yakıt tüketiyor. Üstelik bu hesaba dönüş masrafları dahil değil.

Suriyeli Mahmud’a vatandaşlık müjdesini Erdoğan böyle duyurdu: Verdik gitti!

medyabold
Devamını Oku »

RAND Raporu üzerinden Türkiye’ye bakmak

RAND Corporation, ABD Ordusu için Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir rapor hazırladı. Rapora göre ABD-Türkiye ilişkileri şekillenecek. İşte raporun analizi.

Fatih Yurtsever

BOLD ANALİZ 

ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından RAND Corporation tarafından çoğunluğu ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nda Türkiye uzmanı olarak çalışan akademisyenlerce ABD Ordusu için “Türkiye’nin Milliyetçi Rotası: ABD-Türkiye Stratejik İlişkileri ve ABD Ordusu açısından sonuçları” konulu bir rapor yayımlandı. Raporu talep kurumunun ABD Ordusu olması, önümüzdeki dönemde ABD’nin Türkiye ile ikili ilişkileri hangi alanlarda, ne şekilde devam ettirmek istediğine dair önemli veriler ortaya koyuyor.

Türkiye’nin özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, Rusya ile Suriye özelinde geliştirdiği ikili ilişkiler ve S-400 alımı nedeniyle Türk-Amerikan ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde ilerlemediği bir gerçek. Son NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin Doğu Avrupa ve Baltık Ülkeleri’nin savunmasını öngören NATO planını veto edebileceğine yönelik açıklamaları da Başkan Trump dışında, ABD’de Türkiye’ye karşı oluşan olumsuz havanın pekişmesine neden oldu. Son yıllarda Türk-Amerikan ilişkileri ciddi yaralar alırken, mahiyeti konusunda kimsenin çok fazla bilgi sahibi olmadığı Erdoğan-Trump ikili ilişkileri gündemi belirlemeye devam etti.

Böyle bir ortamda Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine yönelik hazırlanan bu rapor yakından incelenmeyi hak ediyor. Rapordan sıralayarak ilerleyelim:

Türkiye İçin Gelecek Senaryoları Neler?

1. Zorlu Müttefik: Türkiye-ABD ilişkileri mevcut seyrinde devam eder. Türkiye kendi kolektif güvenliği açısından NATO harekatlarına katılmaya devam eder. Zaman zaman gerginlikler yaşansa da Türkiye, ABD ve Avrupa ile ilişkilerini farklılıklara ve büyük krizlere neden olmadan karşılıklı “al-ver”e dayalı olarak sürdürmeye devam eder.

2. Yeniden Demokrasinin Hayat Bulması: Güçlü ve toplumsal tabanı sağlam bir muhalif hareketin ortaya çıkması durumunda (bu hareket bir koalisyon hareketi de olabilir) 2023 yılında Erdoğan iktidardan iner, 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği iptal edilir, Türkiye parlamenter sisteme geri döner, Türk dış politikasının yönü tekrar Batı olur.

3. Stratejik Denge: Türkiye daha belirgin bir biçimde Batı’dan uzaklaşmaya, Rusya, İran ve Çin ile ilişkilerini geliştirerek ABD ve NATO’ya karşı denge kurmaya yönelir.

4. Avrasya gücü: Türkiye bir Avrasya gücü olmak için NATO’dan çıkar yeni ittifaklar sistemine yönelir. Bu durum daha büyük kırılmalara neden olacağı için askeri olarak karşı karşıya gelme riskini de yükseltir.
ABD için Türkiye’nin alternatifi Yunanistan ve Romanya olabilir.

Rapor, yukarıda bahsedilen senaryoların olasılık ihtimalleri arasında bir derecelendirme yapmasa da genele hâkim olan dil ve anlatımdan en olası senaryonun birinci senaryo olduğu söylenebilir. Erdoğan’ın NATO Zirvesi öncesinde yaptığı kararlı açıklamalara rağmen Baltık Planı’nı onaylaması, NATO harekatlarına tam destek sağlanması ve bunun her fırsatta Savunma Bakanlığı tarafından gündeme getirilmesi de halen NATO’nun Türkiye’nin güvenliğindeki en makul seçenek olduğunu gösteriyor. Ancak, raporda Türkiye’nin zaman zaman Rusya ile çalışmayı tercih edebileceği, bu nedenle de ikili ilişkilerdeki öngörülemezliğin devam edeceği, İncirlik Üssü ve Kürecik Radarının geçici veya sürekli olarak kapatılmasına karşı mutlaka önlem alınması gerektiği de vurgulanıyor. Erdoğan’ın ABD ile ilişkiler ne zaman gerilse İncirlik ve Kürecik Radarı’nın kapatılmasını gündeme getirmesi de bu değerlendirmeyi doğruluyor. ABD’nin Yunanistan ve Romanya ile ilişkileri geliştirmesi Türkiye’deki üs ve tesisler için alternatif seçenekler arayışında olduğunu gösteriyor.

Erdoğan ABD’nin alternatif siyasi oluşumlara destek vermesinden korkuyor

Raporda yer alan “Türkiye’de umut vaat eden bir muhalefet lideri ya da koalisyonunun ortaya çıkması durumunda Erdoğan ve AKP 2023’te iktidardan indirilebilir. Bu durumda Türkiye’den daha uzlaşmacı bir yaklaşım beklenebilir. Zira, 2018’te parlamentoya seçilen üç muhalefet partisi de NATO ve AB ile ilişkilerin canlandırılmasına yönelik çağrılarda bulunuyorlar. Yine de kamuoyunda var olan ABD ve AB’ye yönelik derin şüpheler gelecekte Türkiye ile varılacak olası bir uzlaşmanın hızını ve kapsamını sınırlayabilir.”

Değerlendirmeden de açıkça anlaşılacağı üzere ABD, umut vaat eden, Türkiye’yi tekrar Batı rotasına sokacak, parlamenter demokrasiyi tekrar hayata geçirebilecek bir siyasi oluşuma destek verebilir. Henüz Ali Babacan kuracağı siyasi partiye ilişkin süreci tamamlamamış olsa da uluslararası finans kuruluşları nezdindeki yüksek kredisi yanında ABD’nin desteğini alabilecek olması, Erdoğan’ı fazlasıyla rahatsız ediyor. Son dönemde CHP üzerinden yürütülen “FETÖ’nin siyasi ayağı” tartışmalarının aslında Ali Babacan liderliğindeki siyasi oluşumu hedef aldığını söyleyebiliriz.

Ergenekon için Hulusi Akar halen bir tehlike unsuru

“ABD ordusu ile TSK arasındaki ilişkiler Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın artan önemi dikkate alınarak- derinleştirilmeli ve ABD-Türkiye Üst Düzey Savunma Grubu yeniden canlandırılmalı” ABD halen Türkiye’de ilişki kurulabilecek en uygun kişinin Savunma Bakanı Hulusi Akar olduğunu düşünüyor. Erdoğan İncirlik Üssü’nün kapatılabileceğini söylediğinde ABD Savunma Bakanı Esper bu konuda yapılan açıklamanın ne kadar ciddi olduğunu anlayabilmeleri için Hulusi Akar ile görüşmesi gerektiğini söylemişti. Türkiye ve NATO ilişkileri gerildiğinde yine Hulusi Akar yaptığı açıklamalar ve yazdığı makalelerle Türkiye’nin NATO üyeliğine olan bağlılığını vurgulayarak ortamı sakinleştiren kişi olmuştu.

Son günlerde Hulusi Akar, kamuoyunda Libya ile yapılan anlaşmanın mimarı olarak gösterilen Amiral Cihat Yaycı üzerinden bir tartışmanın içine çekiliyor. Nedim Şener ve Müyesser Yıldız yazdıkları yazılarda başarılarına rağmen Cihat Yaycı’nın Hulusi Akar tarafından emekli olmaya ve istifa etmeye zorlandığını yazdılar. Cihat Yaycı ve Erdoğan arasında TSK tarihinde hiçbir tümamirale nasip olmayacak derecede bir yakınlık var. Hatta Piri Reis denizaltısının denize indiriliş töreninde Erdoğan bizzat Cihat Yaycı’nın ismini anarak kendisine yaptıklarından dolayı teşekkür etmişti.

Anlaşılan Ergenekon ekibi Cihat Yaycı’yı gündemde tutarak hedef haline getiriyor, Hulusi Akar’ı hamleye zorlayarak Erdoğan ile aralarını açmaya çalışıyor. ABD’nin Hulusi Akar’ı iş birliği yapılabilecek bir aktör olarak görmesi ve Hulusi Akar’ın Ali Babacan ve siyasi oluşumuna yeşil ışık yakma ihtimali, Ergenekon’u Hulusi Akar’ı oyun dışına çıkarmak için daha fazla güç harcamaya zorlayacaktır.

Erdoğan tehlikenin farkında

RAND raporunda TSK’da orta seviye subayların, komuta kademesi ve siyasiler ile kurdukları ilişkiden rahatsız oldukları, tasfiyeler nedeniyle sıranın mutlaka kendilerine geleceğini düşündükleri, bu nedenle endişeli oldukları ve bu rahatsızlığın bir noktada başka bir darbe girişimine neden olabileceğine de yer verilmiş. Hatta Erdoğan’ın bu durumdan haberdar olduğu ve tehlikeyi ciddiye aldığı da ifade edilmiş.

Erdoğan bu raporu ciddiye alırsa önümüzdeki günlerde TSK’nın orta kademe subaylarına yönelik tasfiye operasyonlarının hız kazanacağı söylenebilir. Erdoğan’ın diğer politik hedeflerinin yanında devamlı Türk askerini ülke toprakları dışında tutacak şekilde bir dış politika izlemesi de TSK’yı devamlı meşgul etmeye çalıştığının işareti olarak algılanabilir.

Sonuç olarak ABD Türkiye ile olan ilişkilerini TSK üzerinden sürdürmeye karar verirse bu durumun hem iç hem de dış politikaya yansıyacak önemli sonuçları olacaktır.

medyabold
Devamını Oku »

Ailece Ordu Üniversitesine yerleşen Erbaş ailesinden açıklama: ‘Her şey yasal’

Araştırmacı olarak Ordu Üniversitesine atanan, DİB Başkanı Ali Erbaş’ın lise mezunu kardeşinin kızı ve gelini, aynı üniversitenin yüksek lisans programına girmeye hak kazandı.

BOLD- Ordu Üniversitenin açtığı Yüksek Lisans programı sınavını, Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Ali Erbaş’ın kardeşi, Metin Erbaş’ın gelini Fatma Şeydanur Erbaş 17’nci sıradan, kızı Şeyma Erbaş da 18’inci sıradan peş peşe kazandı. Daha önce de, Metin Erbaş geçici görevlendirme ile aynı üniversiteye araştırma görevlisi olarak atanmıştı.

NE USULSÜZLÜK NE KAYIRMA VAR

Şeydanur ve Şeyma Erbaş, Ordu Üniversitesindeki Felsefe ve Din Bölümünde yüksek lisans yapmaya hak kazandı. Skandalı ortaya çıkan Sözcü gazetesinin ulaştığı DİB Başkanı Ali Erbaş’ın kardeşi Metin Erbaş, “Ne benim, ne de kızım ve gelinimin durumunda herhangi bir usulsüzlük ya da kayırma var. Her şey yasal çerçevede oldu. Ben ise buraya geçici görevle geldim” dedi.

REKTÖR DE YASAL DEMİŞTİ

İmam Hatip Lisesi mezunu Metin Erbaş’ın ‘araştırma görevlisi’ olarak atanması liyakat tartışmalarına neden olmuş, Ordu Üniversitesi Rektörü Ali Akdoğan ise atamayı şu sözlerle savunmuştu, “Metin Erbaş tamamen yasal çerçevede memur konumunda atanmıştır.”

 

Banka hesabı açamayan KHK’lı doktor: Artık sıkıldım

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye, Cezayir vatandaşlarına “kısmi vize muafiyeti” getirdi

Cezayir’de bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 yaş altı, 65 yaş üstü Cezayir vatandaşlarına vize muafiyeti getirildiğini acıkladı.

BOLD – Cezayir’de bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir ile vize konusunda bir anlaşma yapıldığını söyledi.

Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile düzenlenen ortak basın toplantısında, “15 yaşından küçük ve 65 yaşından büyük umuma mahsus pasaport hamili Cezayir vatandaşlarına vizeyi ahiren kaldırdık” dedi.

AKP’li Erdoğan, “Cezayir genelinde yeni vize merkezleri açarak, Cezayirli kardeşlerimizin Türkiye’ye seyahatlerini kolaylaştırıyoruz. 15 yaşından küçük ve 65 yaşından büyük umuma mahsus pasaport hamili Cezayir vatandaşlarına vizeyi ahiren kaldırdık” dedi.

Ziyarette Tebbun ile Erdoğan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldılar.

Libya’da Hafter güçleri ateşkese rağmen Misrata’ya ilerliyor

medyabold
Devamını Oku »

Afganistan’da Taliban kontrolündeki bölgeye uçak düştü

Uluslararası haber ajansları, Afganistan’ın Gazne vilayetinde bir yolcu uçağının düştüğünü duyurdu. Gazne Valiliği Sözcüsü Arif Nuri “Yerel saatle 13.10’da düşen uçağın bir yolcu uçağı mı yoksa askeri uçak mı olduğunu bilmiyoruz” dedi.

BOLD – Gazne Valiliği Sözcüsü Arif Nuri, “Ariana Afgan Havayolları’na ait Boeing model bir uçak, Gazne ilinin Deh Yak ilçesinin Sado Khel bölgesinde yerel saatle 13.10’da düştü” açıklamasını yaptı.

Valilik sözcüsü Nuri, enkaza ulaşılmaya çalışıldığını ancak uçağın düştüğü bölgeye giden yolların kötü durumda olması nedeniyle ambulans ve yardım ekiplerinin güçlükle ilerlediğini bildirdi.

Ariana Afgan Havayolları ise düşen uçağın kendilerine ait olmadığını duyurdu.

Afgan Sivil Havacılık Kurumu da düşen uçağın bir yolcu uçağı olmadığını belirterek, “Kontrol Kulesi ve Trafik Düzenleme Birimi’nden gelen bilgilere göre herhangi bir yolcu uçağı kazası olmadı.” açıklamasını yaptı.

Uçağın düştü bölge Taliban kontrolünde. Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahit, kazaya dair araştırmalarının sürdüğünü açıkladı.

The Simpsons’ın Kobe Bryant kehaneti

medyabold
Devamını Oku »

Çin’de koronavirüs korkutuyor: Ölü sayısı 81’e, hastalığa yakalananların sayısı 3 bine çıktı

Çin’in Wuhan kentinde Aralık ayında ortaya çıkan ve daha sonra başka ülkelere de yayılan yeni koronovirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 81’e çıktı. Hastalığın yaklaşık 2 bin 800 kişiye bulaştığı belirlendi.

BOLD – Çin’de ortaya çıkan yeni tür koronavirüsünden ölenlerin sayısı 81’i buldu, virüs yaklaşık 2 bin 800 kişiye bulaştı.

Çin Devlet Konseyi, hastalığın yayılmasını önlemek için, 31 Ocak’ta sona erecek Bahar Bayramı tatilinin 3 Şubat’a kadar uzatılacağı, okul tatilinin de uzatılması için düzenlemeler yapıldığını açıkladı.

Çinli yetkililer yeni koronavirüsün kuluçka döneminde, yani hastalarda hiçbir belirti ortaya çıkmadığı dönemde de insandan insana bulaştığını açıklamıştı.

Wuhan’ın da aralarında olduğu 10 şehir karantinaya alınmış durumda.

Ülkede virüsün bulaştığı toplam kişi sayısı 2 bin 744. Virüs bulaşan insanların 461’inin durumunun ise acil olduğu kaydedildi.

ÇİN DIŞINDA 42 VAKA TESPİT EDİLDİ

Çin dışında da en az 42 hasta tespit edildi. Bu ülkeler arasında ABD ve Avustralya da var. Ancak şimdiye kadar Çin sınırları dışında hayatını kaybeden olmadı.

Virüsten etkilendiği varsayılan kişi sıyısı 5 bin 794 olarak açıklanırken, bu kişilerle temas ettiklerinden kuşkulanılan 30 bin 453 kişinin gözlem altında tutulduğu kaydedildi. Şimdiye kadar 51 kişi tedavi edilerek taburcu oldu.

Çin Ulusal Sağlık Komisyon Bakanı Ma Hiaovei virüsün bulaşma kabiliyetini artırdığını ve enfeksiyonların sayısının artabileceğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durum Komitesi Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus Çin’de hükümet yetkilileri ve sağlık uzmanlarıyla bir araya geleceğini duyurdu. Görüşmede, salgının önüne geçilmesi için alınacak önlemler değerlendirilecek.

Çin’in güneyindeki Guangdong bölgesinde vatandaşlara kamusal alanda maske takma zorunluluğu getirildi.

YABANİ HAYVAN SATIŞI VE NAKLİYESİNE YASAK

Çin Tarım Bakanlığı ülkede yabani hayvan ticaretine ve nakliyesine yasak getirdi. Çin’de salgın sona erene kadar pazarlarda, balık mezatlarında, süpermarketlerde, restoranlarda ve internet üzerinden alışveriş platformlarında yabani hayvan alınıp satılamayacak.

Virüsün 11 milyon nüfuslu Wuhan kentindeki balık ve yabani hayvan satılan bir pazardan kaynaklandığı sanılıyor.

SEYAHAT KISITLAMALARI

Çin, koronavirüs salgını nedeniyle ülke içi ve dışına yapılacak bütün yolculukları askıya aldı.

Karara göre turizm acenteleri ülke dışında grup turları ve paket programlar için satış yapamayacak.

MOĞOLİSTAN SINIRLARI VE ÜNİVERSİTELERİ KAPATTI

Moğolistan, Çin’de ortaya çıkan ve ülke geneline yayılan ölümcül koronavirüs salgınının yayılmasına karşı sınırlarını ve üniversiteleri kapattı.

Ulusal haber ajansı Montsame, Moğolistan’da 27 Ocak Pazartesi gününden itibaren tüm eğitim birimlerinin, Çin ile motorlu taşıt ve yaya trafiğini sağlayan sınırların kapatıldığını duyurdu.

Eski danışmanından Trump’ı zora sokacak iddia

medyabold
Devamını Oku »

Çin’in diplomatik temsilcilikleri Uygurların pasaportlarını yenilemiyor

Çin’in Uygur diasporasını eritmek için yurtdışındaki Uygurların pasaportlarını yenilemediği belirtiliyor. Bu yüzden Suudi Arabistan’da yaşayan Uygurlar, pasaportlarının yenilenmemesi nedeniyle Çin’e geri gönderilme korkusu yaşıyor.

BOLD – Suudi Arabistan’daki Çin diplomatik temsilcilikerinin yaklaşık 2 yıldır Müslüman Uygurlar için pasaport yenilemeyi bıraktığı belirtiliyor. Bunun, Uygur diasporasını ülkeye dönmeye zorlamak için birçok ülkede uygulanan bir yöntem olduğu düşünülüyor.

Pasaport süreleri dolan ya da dolmaya yakın olan Suudi Arabistan’daki Uygur aileler, bir milyondan fazla Uygurun gözaltı kamplarında tutulduğu düşünülen Çin’e dönmekten endişe duyduklarını söylüyor.

ÇİN’İN RİYAD’LA İLİŞKİLERİ ENDİŞE KAYNAĞI

Uygur diasporasına ülkede artık yalnızca Çin’e gitmek için uygun tek yönlü seyahat belgesi sunuluyor. Uygurlar bu yüzden bir seçim yapmak zorunda: Gözaltı riskine rağmen eve dönmek ya da sınır dışı edilmeyi göze alarak yasa dışı bir şekilde Suudi Arabistan’da kalmak.

Norveç’te yaşayan Uygur dil bilimci Abdülveli Eyüp, pasaport yenilemeyi reddeden Çin’in bunu Uygur diasporasını eriterek geri dönmeye zorlama stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor.

Pekin’in Suudi Arabistan ile giderek derinleşen bağları Uygur diasporasının korkularını artırıyor. Ayrıca Krallığın, petrolünün bir numaralı ithalatçısı Çin’in Uygur politikasını desteklediği sır değil.

Belçika’da imam olma fırsatı: Diyanet imamları yerine Belçika’da yetişmiş imamlar

medyabold
Devamını Oku »

Berna Laçin Ahmet Hakan kavgası büyüyor: ‘Terbiye yoksunu üslup!’

Berna Laçin kendisi hakkında ”Dalga geçilmeyi, kınanmayı, ayıplanmayı ve küçümsenmeyi hakkediyor. Soruşturma moruşturma açmayın’ diyen Ahmet Hakan’a sosyal medyadan çok sert cevap verdi.

BOLD- Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan Çoşkun, bugünkü köşesinde, Elazığ depremi sonrası yaptığı paylaşımlarla savcılığın hakkında soruşturma başlattığı, oyuncu Berna Laçin ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Ahmet Hakan, Laçin için ‘Dalga geçilmeyi, kınanmayı, ayıplanmayı ve küçümsenmeyi hakkediyor. Açmayın buna soruşturma moruşturma. Soruşturmanın da bir ciddiyeti olsun’ ifadelerini kullandı.

AZARLAYAN ÇOK MU OLDU

Berna Laçin, Ahmet Hakan’ın yazısına sosyal medya hesabından cevap verdi. Laçin, Kızılay hakkındaki eleştirileri yüzünden Ahmet Hakan’ın biri tarafından azarlandığını öne sürerek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı, “Pes! Böyle bir yalan, böyle bir trolleme, böyle başkalarının lafınla dedikodu üretme çabası! Böyle aslına bakmadan salt çamur at yarışı! Böyle bir terbiye yoksunu üslup! N’oldu! Dün Kızılay’a azıcık laf söyleyince azarlayan çok mu oldu!”

Çin’den dönen Türk iş adamı ‘Corona Virüsü’ şüphesiyle hastaneye karantinayla getirildi

medyabold
Devamını Oku »

Bebeğiyle tutuklu Semanur Kütükçü: “Bebeğimle psikolojik şiddete karşı savaşıyoruz”

Bebeğiyle 21 aydır tutuklu Semanur Kütükçü, ‘kadına ve çocuğa şidddete hayır’ diyenlere seslendi, kendisini teselli eden oğlunu ve yaşadıklarını anlattı.

BOLD ÖZEL – 3 yaşındaki oğlu Kerem Sabri ile birlikte Kırıkkale Keskin Cezaevinde kalan Semanur Kütükçü (33), HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazarak “Oğlumla özgürlüğüme kavuşmak istiyorum” dedi.

8 AYLIKKEN GÖZALTINA ALINDIM

8 aylık hamileyken 26 Eylül 2016’da gözaltına alındığını ifade eden Kütükçü, “O durumdayken Uşak’a gönderildim. 9 gün gözaltında kaldım. Haftada 2 gün imza ile serbest kaldım. 19 ay boyunca imzama riayet ettim, minik bebeğimle birlikte. Onu karakol yollarında büyüttüm (karakol çalışanları şahittir). Şimdi de hapishane köşelerinde büyütmeye çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.

BİR SÜRÜ KADIN YATIYOR, SEN DE YAT

Kerem Sabri 16 aylık iken, 17 Mayıs 2018’de tekrar tutuklanan Kütükçü, mahkemede çocuğuna bakacak kimsenin olmadığını söylemesine rağmen hakimin ‘içeride bir sürü kadın yatıyor biraz da sen yat’ kanaatiyle tutuklama kararı verdiğini ve bebeğiyle Uşak Cezaevine gönderildiğini belirtti ve “Oysa o dönemde çocuğu küçük olduğu için bırakılan birçok kadından biri de ben olabilirdim.” diye yazdı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında MEB’e bağlı bir yurtta çalıştığı için tutuklanan Semanur Kütükçü, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.

SÜREKLİ ENFEKSİYON KAPIYOR

Duvarları rutubetten akan, 20 kişilik bir koğuşta yaşadıklarını söyleyen Kütükçü, oğlunun yaşadığı sağlık sorunlarını ise mektubunda şöyle açıkladı:

“Tozdan dolayı gözleri sürekli enfeksiyon kapıyor, defalarca ilaç kullanmama rağmen bu sürekli nüksediyor. Ve şu soğuk kış günlerinde sürekli üşütüyor, karın ağrısı yaşıyor, kronik bronşitten dolayı da sürekli antibiyotik kullanıyoruz. Tuvalet eğitimi vermeye çalıştığım şu dönemde kalabalık ve soğuktan dolayı çok zorlanıyorum. Bundan dolayı daha çok çamaşır kirletiyor ve çamaşırları yıkamak ve kurutmak bu ortamda çok zor oluyor.”

Denetimli serbestlikle bırakılması için gerekli makamlara dilekçe yazdığını belirten Kütükçü, 3 yaşındaki bir çocuğun cezaevinde yaşadıklarını ise 14 maddede sıraladı:

– Cezaevinin tüm olumsuz durumlarına şahit olan bir çocuk.

– Yetişkinlere verilen yemekle beslenen bir çocuk.

– Halıya basamayan, terliğini ayağından çıkaramayan bir çocuk.

– Tek kişilik ranzada 21 aydır annesiyle düşmemeye çalışarak yatan bir çocuk.

– Kreşe gidemeyen, koğuştan sadece açık görüşlerde ve revire giderken çıkabilen bir çocuk.

– Kendi imkanlarımızla temin ettiğimiz kitaplarla her şeyi (hayvanları, bitkileri) öğrenmeye çalışan bir çocuk.

– Az sayıdaki oyuncaklarla sürekli oynamaya çalışan bir çocuk.

– Hayali kaydıraktan kayan, kalemiyle tahterevalliye binmeye çalışan, gazetedeki araba resimlerinin üzerinde oturan, hayali asansöre binen bir çocuk.

– Yaşıtlarını göremediği için buradaki teyzelerini arkadaşı sayıp onların peşinde “benimle oyna” diye koşan bir çocuk.

– Her şeyin izin dahilinde yapıldığını fark eden, TV’de kitap seçen çocukları gördüğünde “Anne bak onlar izinsiz dokunuyor kitaplara” diyen bir çocuk.

– Canı bir şey istediğinde “Anne bana bunu al” değil de “Anne bana şunun fişi yazar mısın?” diyen bir çocuk.

– Sürekli “Anne artık buradan çok sıkıldım ne zaman eve gideceğiz diyen bir çocuk.

– Annesi ağlarken “Anne az kaldı eve gitmemize ağlama” diye annesini teselli eden bir çocuk.

– Ve bunların hiç birisini yaşamaması gereken, hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir çocuk.

Kerem Sabri cezaevine girmeden önce.

KADINA, ÇOCUĞA ŞİDDETE HAYIR DİYENLER NEREDE?

Semanur Kütükçü, mektubunun sonunda kadına ve çocuklara yapılan şiddet konusunda hassas olduğunu düşündüğü topluma seslenerek bitiriyor: “Kadına ve çocuğa şiddetin önemsendiği, medyada konuşulduğu bu dönemde, şiddet sizlerin de bildiği üzere sadece dövmek, vurmak değildir. Suçsuz olduğu halde şu yaşadıklarımız da bize karşı yapılan psikolojik bir şiddettir. Şu an oğlumla bu psikolojik şiddete karşı savaşmaya çalışıyoruz.”

SEMANUR KÜTÜKÇÜ’NÜN 13 OCAK 2020’DE YAZIP GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

 

Kızım koğuşta dizanteri oldu, 3 kez acile götürdüm, ilaçları verilmedi

medyabold
Devamını Oku »

Eski danışmanından Trump’ı zora sokacak iddia

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Başkan Donald Trump’ı Senato’da görülen azil davasında zora sokacak bir iddiada bulundu. Senato’daki azil duruşmasında ise bu hafta görgü tanıklarının dinlenip dinlenmeyeceği netleşecek.

BOLD – ABD Başkanı Donald Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton yazdığı kitapta Trump’ın Ukrayna’ya askeri yardımları Ukraynalı yetkililerin Demokrat rakibi Joe Biden’a soruşturma açana kadar durdurmayı istediğini söylediğini iddia etti.

New York Times’te yer alan haber, kitabın taslağını gören bir kaynağın verdiği bilgiye dayanıyor. Kitabın 17 Mart’ta yayınlanacağı bildiriliyor.

2020’deki başkanlık seçimlerini kazanmak niyetiyle muhtemel rakibi Joe Biden ve ailesi hakkında yolsuzluk soruşturması açılması için Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky’e baskı yaptığı ve bunun karşılığında da Selenski’ye Ukrayna’ya askeri yardım yapma teklifinde bulunduğu iddiaları nedeniyle Başkan Trump hakkında görevi kötüye kullanmaktan görevden azil soruşturması açılmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump hakkında Senato’da görülen azil davasının ilk duruşması geçen hafta yapılmıştı. Bolton’ın iddiasının azil davasına tesiri olabileceği belirtiliyor.

“ASLA BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEMEDİM”

Başkan Trump Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda Bolton’a “asla böyle birşey söylemediğini”, Bolton’ın bu iddiaları kitabını satmak için gündeme getirdiğini kaydetti.

Demokratlar, Bolton’ın Senato’da ifade vermesini istiyor.

Bolton, Başkan Trump’ın 11 Eylül’de Ukrayna’ya yardımları tekrar serbest bırakmasından bir gün önce görevinden ayrılmıştı.

TANIK SORUNU BU HAFTA ÇÖZÜLECEK

Başkan Donald Trump’ın Senato’da yargılanmasına yeni haftanın ilk gününde de devam edilecek. Bu hafta yeni tanıkların dinlenip dinlenmeyeceği netleşecek.

Demokratların tanıklar ve yeni belgelerin talep edilmesi için Senato’ya önerge sunmaları bekleniyor.

Ancak önergenin kabul edilmesi için 100 üyeli Senato’da 51 senatörün buna destek vermesi gerekiyor. Bu nedenle bağımsızlarla birlikte sayıları 47 olan Demokratların 4 Cumhuriyetçi senatörün desteğine ihtiyacı var.

Eğer yapılacak oylamada 50-50’lik bir sonuç çıkarsa kördüğümü Anayasa Mahkemesi Başkanı ve aynı zamanda Senato’daki yargılamaya başkanlık eden John Roberts çözecek.

Senato’daki yargılama planına göre haftanın ilk ve Salı günü Trump’ın hukuk ekibi savunmasına devam edecek. Çarşamba gününden itibaren senatörlerin taraflara 16 saat soru sorma hakkı var.

Bunun ardından da senatörler 4 saat boyunca yeni  tanıkların gerekli olup olmadığını tartışabilecek.

Senato’daki yargılama planına göre Cuma günü görgü tanıklarının dinlenip dinlenmemesi yönünde oylama yapılması bekleniyor. Ancak savunma ekibi sunumunu planlanandan erken bitirirse bu konudaki tarihin değişme ihtimali olabilir.

The Simpsons’ın Kobe Bryant kehaneti

medyabold
Devamını Oku »

Klasik bozulmadı; Elazığ depremiyle ilgili paylaşım yapan 50 kişiye sosyal medya operasyonu

Türkiye’de her büyük olaydan sonra hükumeti eleştiren paylaşımlara yapılan operasyon Elazığ depreminde de tekrarlandı. 6.8’lik deprem sonrası sosyal medyada paylaşım yapan 50 kişi hakkında ‘devletin kurum ve organlarını aşağılama’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Elazığ merkezli 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrası sosyal medyada provokatif paylaşım yaptığı iddia edilen 50 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca depremin ardından sosyal medyada provokatif paylaşımlar yaptığı iddia edilen, farklı yerlerden çekilen fotoğrafları yayımlayarak, algı oluşturmaya çalıştığı ileri sürülen kişiler takibe alındı. Bu kapsamda tespit edilen 50 kişi hakkında; “halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak”, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı.

Provokatif paylaşımda bulunduğu iddia edilen kişilerin yer tespiti yapılmasının ardından gözaltı işleminin yapılacağı öğrenildi.

Yeni Türkiye: Halk “Elazığ Kürt mü?” diye sorar; devlet HDP’linin yardımını kente sokmaz

medyabold
Devamını Oku »

Çin’den dönen Türk iş adamı ‘Corona Virüsü’ şüphesiyle hastaneye karantinayla getirildi

Çin’den 10 gün önce dönen, 30 yaşındaki K.Ü., yüksek ateş şikayetiyle gitti özel bir hastaneden, Tepecik Devlet Hastanesine sevk edilerek karantinaya alındı.

BOLD- İş için gittiği Çin’den 10 gün önce dönen K.Ü., dün gece yüksek ateş ve öksürük şikayetiyle özel bir hastaneye başvurdu. Hasta corona virüsü taşıyıcısı olabileceği şüphesiyle Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Sağlık ekipleri, özel sedyede taşıdıkları K.Ü.’yü hastaneye getirirken özel kıyafet giydi. Tüm hasta ve hasta yakınlarına maske dağıtılırken, K.Ü., tek kişilik odaya alındı.

K.Ü’nün yapılan ilk tetkiklerinde virüse rastlanmadığı öğrenildi. İzmir Sağlık Müdürlüğü de, gerekli numunelerin hastadan alınarak, referans laboratuvarına gönderildiğini açıkladı.

ÇİN SEYAHATİ YÜZÜNDEN TEDBİRLER UYGULANDI

İzmir Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, K.Ü.’nün Önlem amacıyla tek kişilik odada gözlem ve tedavi altına alındığı belirtilerek, ”Hastanın 10 gün önce Çin’e iş seyahati yaptığı belirlendiğinden n-CoV hastalığı yönünden değerlendirilmesine karar verilmiştir. Hastanın, hastalığın görüldüğü Wuhan kentine 600 kilometre uzaklıktaki bir şehirde bulunduğu, bu şehirde n-CoV hastalığının görülmediği tespit edilmiştir. Hastanın yapılan muayenesinde ateş tespit edilmemiş, solunum sıkıntısı bulgusuna rastlanmamıştır” denildi.

ŞUANA KADAR 80 KİŞİ ÖLDÜ

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve burun akıntısı, yüksek ateş, boğaz ağrısı ve öksürük gibi belirtileri olan ‘Corona Virüsü’ şu ana kadar, Çin’de 80 kişinin ölümüne neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü, bulaşıcı olan hastalığın dünyaya yayılmasını önlemek amacıyla, geçen ay bir dizi çalışma başlattı.

The Simpsons’ın Kobe Bryant kehaneti

medyabold
Devamını Oku »

Turkish family praises Syrian refugee for digging them out from earthquake damaged building

A Turkish couple, who were rescued by a young Syrian refugee following the earthquake in Turkey’s eastern province of Elazig on Friday, met with their rescuer, state-run news agency Anadolu (AA) reported on Sunday.

Durdane and Zulkuf Aydin had been trying to find their rescuer to thank Mahmud el Osman following their ordeal.

The meeting with Osman, who is studying at Elazig’s Firat University, came after he later inquired from an AA reporter about the well-being of the couple he had rescued.

“His [Osman’s] hands were covered in blood while trying to save us, but he was only concerned for our well being,” Durdane said in tears during the meeting.

The Syrian youngster said he ran to the scene as soon as he heard their help cries and began removing debris by digging with his hands. The couple’s “hero,” alongside some others, rescued them from the rubble of their building.

“He [Osman] is a Syrian studying here [Elazig], while his family is in Idlib [Syria], which made me feel sorry for him. I cannot find a word [to express my feelings].

[Later,] he also helped AKUT [Turkey’s Search and Rescue Association] and other public authorities [in their rescue operations],” Zulkuf told reporters.

The powerful earthquake, with a magnitude of 6.8, hit eastern Turkey on Friday evening, killing 35 people in Elazig and 4 in Malatya, a neighboring province.

Some 1,600 others were injured, according to Turkey’s Disaster and Emergency Management Authority (AFAD).

The earthquake caused buildings to collapse and sent panicked residents rushing into the street.

A woman and her infant daughter were pulled out alive from a collapsed building by the rescue teams who had begun winding down their rescue operations on Sunday in temperatures as low as -4 C (24.8°F).

Thousands of rescue team members, as well as hundreds of volunteers, had pulled 45 people from the collapsed buildings so far, the AFAD said.

Rescue teams in Elazig were still looking for the three people that are reportedly still missing.

“We are still hopeful [for the missing ones], we haven’t lost hope,” Turkish Interior Minister Suleyman Soylu told broadcaster CNN Turk on Sunday.

Aftershocks

AFAD warned the public not to enter damaged buildings as further 844 aftershocks have been recorded so far.

Turkey is prone to frequent earthquakes as it lies on major faultlines.

A devastating 7.4 magnitude quake struck the western province of Izmit in 1999, killing more than 17,000 people, including some 1,000 in neighboring Istanbul, the country’s largest city with more than 15 million people.

Experts have long criticized the ruling Justice and Development Party (AKP) government for its reluctance to take measures in preparation for a possible earthquake and instead allowing numerous buildings to be constructed that do not meet the minimum earthquake safety requirements.

A 5.7-magnitude earthquake hit Istanbul in September last year.

Speaking to CNN Turk news channel on Sunday, the interior minister said they were expecting a 7.5-magnitude earthquake in Istanbul and seriously working on
the possible earthquake scenarios.

One dead, dozens injured as Istanbul rocked by 5.7 magnitude earthquake

The post Turkish family praises Syrian refugee for digging them out from earthquake damaged building appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/01/27/turkish-family-praises-syrian-refugee-for-digging-them-out-from-earthquake-damaged-building/
Devamını Oku »

Libya’da Hafter güçleri ateşkese rağmen Misrata’ya ilerliyor

Libya’nın doğusundakai askeri güçlerin komutanı General Halife Hafter, güçlerini Ulusal Mutabakat Hükumeti’yle aynı çizgideki Misrata kentinin üzerine sürerek yeni bir cephe açtı.

BOLD -Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen Libya Konferansı’nda kalıcı bir ateşkes ve var olan silah ambargosunun sürdürülmesini taraflar geçen hafta kabul etmişti. Ancak Hafter’in Libya Ulusal Ordusu Sirte’den Misrata’ya doğru ilerlemeye başladı.

Taraflar, Libya Ulusal Ordusu ve Ulusal Mutabakat Hükumeti’yle birlikte hareket eden Misrata’daki yerel güçlerin Misrata’nın 120 kilometre doğusunda Abugrain kasabasında karşı karşıya geldiklerini doğruladı.

Çatışmalarda Libya Ulusal Ordusu’ndan iki savaşçının öldüğü ve sekizinin yaralandığı, Hafter güçlerinin yanlarına bazı tutsaklar alarak geri çekildiği belirtildi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni destekliyor.

General Hafter, bu ay Moskova’da yapılan ateşkes görüşmelerini terk etmiş ve Berlin zirvesi sırasında petrol sahalarını ablukaya almıştı. Hafter Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Fransa tarafından destekleniyor.

BM: BİRÇOK ÜLKE SİLAH AMBARGOSUNU DELİYOR

Birleşmiş Milletler (BM) Libya’da barış için Berlin Konferansı’na katılan birçok ülkenin ambargoyu açık şekilde delerek ülkeye silah göndermeye devam ettiğini açıkladı.

Bu durumun Berlin’de alınan kararlara aykırı olduğunun altını çizen BM, hangi ülkelerin ambargoya uymadığını belirtmedi. Fakat Berlin Konferansı’na taraf çok sayıdaki ülkenin ileri teknolojik silah, zırhlı araç ve yabancı savaşçı takviyesinde bulunduğunu ifade etti.

Son on günde birçok kargo uçağının Libya’nın doğu ve batısına indiğinin gözlemlendiğini belirten BM yetkilileri, ülkedeki çatışmayı bu şekilde beslemenin Trablus’taki kırılgan ateşkesi tehdit ettiği konusunda uyardı.

PETROL ÜRETİMİ YÜZDE 75 DÜŞTÜ

Libya’da General Halife Hafter’in ablukasının ardından 18 Ocak’tan beri faaliyetlerini askıya alan petrol rafinerilerinden dolayı ülkenin zararının 256 milyon dolara ulaştığı açıklandı.

Ulusal Petrol Şirketi’nden yapılan açıklamaya göre bu tarihten beri ham petrol üretimi yüzde 75 azalarak günlük 1,2 milyon varilden 320 bin varile düştü. Ofis bu kaybın nedeninin Halife Hafter’e bağlı güçlerin ülkenin doğu ve güneyindeki en önemli liman ve petrol üretim alanlarını kapatması olduğunu belirtti.

Başkent Trablus’u ele geçirmek için geçen nisandan beri taarruzda bulunan General Hafter’e bağlı güçler, Almanya’nın ev sahipliği yaptığı Libya zirvesi öncesi en önemli petrol alanlarını bloke etmişti.

Irak’taki ABD Büyükelçiliği’ne roketli saldırıda 3 kişi yaralandı

medyabold
Devamını Oku »

Suriye’de rejim güçleri stratejik kasaba Maarat El Numan’a yaklaştı

Suriye güçleri İdlib’de muhaliflerin kontrolündeki Maarat El Numan’ın dış mahallelerine ulaştı. Son 2 günde Suriye güçleri Maarat El Numan’ın çevresindeki 6 kasabayı ele geçirmişti.

BOLD – Suriye devlet televizyonu ve muhalif aktivistler, Suriye ordusunun İdlib iline bağlı Maarat el Numan ilçesine yaklaştığını duyurdu. Böylece Suriye güçleri kasabadan geçen kuzey güney otobanını ele geçirmeye bir adım daha yaklaşmış oldu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye güçlerinin son günlerde İdlib’de 6 kasabayı ele geçirdiğini belirtti. Son haftalarda Rus ve Suriye hava saldırılarının ardından yüzbinlerce kişi bölgeyi terketmişti.

ŞAM VE HALEP’İ BİRBİRİNE BAĞLAYAN OTOYOL

Muhalif aktivistlere göre Maarat el Numan ilçesi son haftalardaki yoğun bombardımanlar nedeniyle neredeyse bomboş kaldı. Aktivistler Suriye savaş uçaklarının ve helikopterlerin kent yakınlarındaki bölgeleri vurduğunu belirtti.

Suriye ordusunun Maarat El Numan ilçe merkezine ulaşmasına güneyden 3, doğudan 3, kuzeyden ise 10 kilometre kaldığı bildirildi.

Gözlemevi, Rus hava saldırılarıyla desteklenen Suriye güçlerinin Maarat El Numan’ın dış bölgelerine ulaştığını kaydetti.

Maarat El Numan, İdlib’in 33 km güneyinde Şam ve Halep’i birbirine bağlayan yolda stratejik bir noktada bulunuyor. Bölge, 2012’den bu yana muhaliflerin elinde bulunuyor.

Rusya’yla Türkiye 12 Ocak’ta İdlib’de ateşkes konusunda anlaşmıştı. Ancak çatışmalar ateşkes ilanından kısa bir süre sonra yeniden başlamıştı.

AZEZ’DE BOMBALI SALDIRI

Bu arada Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırında Ankara’nın desteklediği Suriyeli savaşçıların kontrolündeki Azez’de bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi.

Saldırıyla ilgili ilk haberlerde ölü sayısının 7 olduğu kaydedildi ancak bu sayı daha sonra 1’e çekildi.

ABD’Lİ KOMUTAN KOBANİ İLE GÖRÜŞTÜ

Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Frank McKenzie, Suriye’nin doğusunda bir askeri tesiste Türkiye’nin terör örgütü yöneticisi olarak Amerika’dan istediği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) lideri Mazlum Kobani’yle (Abdi) görüştü.

McKenzie görüşme sonrası yaptığı açıklamda, Kobani’nin Amerika’dan savaşçılarına yardım edeceğine dair garanti istediğini belirtti. McKenzie, karşılık olarak Amerika’nın IŞİD karşıtı görevler sürdürmeye devam edeceğini, petrol alanlarının korunmasında SDG’ye yardımcı olacağını söylediğini kaydetti.

McKenzie bununla birlikte bu söylenenler için bir zaman sınırı belirtmediğini de aktardı.

5 ASKERİ ÜSTTE İNCELEME

Bu arada McKenzie’nin Suriye’de 5 üste incelemerde bulunduğu belirtiliyor.

Amerikalı General, İran’la yaşanan gerilimin ardından durdurulan IŞİD militanlarına yönelik operasyonların yine yükselişte olduğunu da kaydetti.

McKenzie, haftada 3 ya da 4 operasyon gerçekleştirildiğini ve bundan çok memnun olduklarını söyledi.

Irak ve Suriye’deki özel kuvvetlerin komutanı Tümgeneral Eric Hill de McKenzie’ye eşlik etti. Hill, Suriye Demokratik Güçleri’ni eğitmeye ve IŞİD’in kökünü kurutmak için onlarla operasyon yapmaya devam edeceklerini belirtti.

Suriye’nin doğusunda Deyrizor’dan al-Haseke’ye kadar uzanan bölgede 750 Amerikan askeri bulunuyor.

Irak’taki ABD Büyükelçiliği’ne roketli saldırıda 3 kişi yaralandı

medyabold
Devamını Oku »

The Simpsons’ın Kobe Bryant kehaneti

Sosyal medya, 11 Eylül saldırısı ve Donald Trump’ın ABD Başkanı seçileceği dahil bir çok kehanete imza atan, The Simpsons’ın Kobe Bryant kehanetini konuşuyor.

BOLD- ABD’nin, 30 yılı aşkın süredir devam eden çizgi dizisi, The Simpsonlar’ın bir kehaneti daha gerçekleşti. Daha önce, Donald Trump başkan seçileceğini bilen dizinin, 1997 yılında yayınlanan bir bölümünde ise, dört yıl sonra gerçekleşecek 11 Eylül saldırısı ile ilgili mesaj verdiği iddia edilmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SALGIN KEHANETİ

Dizide geçen bazı olayların gerçek olması, seriyi özellikle komplo teorisyenlerinin, çok sık kullandığı bir argüman haline getirmiş durumda. Dizinin yakın zamanda yayınlanan bir bölümünde, Çin baş gösteren ve dünyada hızla yayılan bir salgını konu edinmişti. Komplo teoristyenleri verilen mesajın Corona virüsü ile ilgili olduğunu savunuyor.

Dizinin son kehaneti ise Kobe Bryant’ın helikopter kazası oldu. 2017 yılında yayınlanan bir bölümde, düşen bir helikopterin içinde Kobe Bryant’ın olduğu görülüyor. Kobe Bryant ve kızı dün geçirdikleri helikopter kazası sonrası hayatlarını kaybetti. Kaza haberinin ardından, The Simpsons yaklaşık 3 yıl önce yayınlanan bölümüyle sosyal medyada gündem oldu.

Efsane oyuncu Kobe Bryant, kızıyla birlikte helikopter kazasında öldü!

medyabold
Devamını Oku »

KOBE’nin Ölümü, Dünyayı Yasa Boğdu

NBA ve Los Angeles Lakers’ın efsane oyuncusu Kobe Bryant ile 13 yaşındaki kızı Gianna’nın helikopter kazasında hayatını kaybetmesi, tüm dünyadaki sevenlerini şoka uğrattı.

MUHAMMET ALİ TOKSOY

 

BOLD- NBA’nin efsane oyuncularından 41 yaşındaki Kobe Bryant’ın, bir helikopter kazasında kızıyla beraber yaşamını kaybetmesinin ardından, ünlü-ünsüz tüm sevenleri taziye mesajlarıyla üzüntülerini paylaşırken, dün gece oynanan maçlara gözyaşları ve onun için yapılanlar damga vurdu.

Los Angeles Clippers-Orlando Magic maçında Clipperslı oyuncular ilk 24 saniyeyi, Magicli oyuncular ise diğer hücumdaki ilk 8 saniyeyi Kobe Bryant’ın efsane 8 ve 24 numaraları için boş geçti.

Atlanta Hawks’ın genç yıldızı Trae Young, Wizards maçına, Kobe Bryant’ın anısı için 11 numaralı formasını 8 olarak değiştirerek çıktı. 24 (Kobe’nin diğer numarası) şut kullandı. 45 sayı ve 14 asist üreten genç oyuncu, 2006’daki Kobe performansından bu yana 25’ten az şut ile 45 sayı atarak double-double yapan ilk oyuncu oldu.

Enes Kanter, kazanın duyulduğu ama kesin açıklamanın henüz yapılmadığı ilk anlarda, “Birisi lütfen bana Kobe haberlerinin gerçek olmadığını söylesin” şeklinde twit atarken, Kobe’nin ölümünün ardından ise, “Huzur içinde uyu Efsane, dualarım seninle” seninle yazdı.

CBSNEWS kanalı Enes Kanter ile röportaj yaparken, başarılı oyuncu Kobe Bryant ile ilgili hatıralarını anlattı ve onun NBA oyuncuları dahil olmak üzere bir nesle ilham verdiğini söyledi.

Michael JORDAN: “Kobe ve kızı Gianna’nın vefatı sonrası şok içerisindeyim. Hissettiğim acıları tarif etmeye kelimeler yetmez. O bu oyunun gördüğü en büyük savaşçılardan biriydi. Kobe’yi seviyordum, benim küçük kardeşim gibiydi. sürekli iletişimdeydik, sık sık konuşurduk, o sohbetleri çok özleyeceğim.”

Kareem Abdul-Jabbar: Çoğu insan Kobe’yi bir nesil basketbolculara ilham veren atlet olarak hatırlayacaktır. Ben ise onu, bunun daha ötesinde bir ‘Adam’ olarak hatırlayacağım.

Shaquille O’Neal: “Arkadaşım, kardeşim, kazandığımız şampiyonluklardaki partnerim, dostum, “adamım”ı kaybettiğim bu trajik ve üzücü anlarda içinde bulunduğum acıyı tarif edecek hiç bir söz yok. Seni seviyorum kardeşim ve seni çok özleyeceğim. Bryant ailesine ve helikopterde bulunan diğer kişilerin ailelerine baş sağlığı diliyorum. Şu anda çok kötüyüm.”

Magic Johnson; “Arkadaşım, o bir efsane, koca, baba, oğul, erkek kardeş, Oscar kazanan ve tüm zamanların en büyük Lakers’ı gitti. Kabul etmek çok zor. Kobe oyunumuzun lideri, hem erkek hem de kadın oyunculara bir akıl hocasıydı. Lakers ailesi, basketbol oyunu ve şehrimiz, Kobe olmadan bir daha hiç bir zaman aynı olmayacak. Eşim ve ben Sonsuza dek Bryant ailesinin yanında olacağız.”

Steve Nash: “Çok üzgünüm. Yaşadıklarımızı asla unutmayacağım ancak onunla ilgili hayran olduğum konu, çok iyi bir baba olmasıydı. Meleğin Gianna ile huzur içinde yat eski dostum.”

Furkan Korkmaz: “Çok üzgünüm, Seni asla unutmayacağız. Huzur içinde uyu.”

Cedi Osman, kazanın ilk duyulduğu anlarda haberin gerçek olmadığını söyleyin lütfen mesajını paylaştı. Başarılı sporcu, sonrasında ‘hiçbir kelime yok, huzur içinde uyu Kobe’ yazarak üzüntüsünü ifade etti.

LosAngeles Clippers koçu Doc Rivers, Kobe’nin efsane bir basketbolcu ve çok iyi insan olduğunu anlatırken, canlı yayında göz yaşlarına hakim olamadı ve sözlerini ‘şu anda herkes Lakers taraftarı. Bugün hepimiz Lakerslıyız’ diyerek tamamladı.

“Boston Celtics’in sesi” olarak bilinen Sean Grande: “Celtics taraftarları olarak Kobe Bryant’ın kalbimizi bir kez daha kırabileceğini düşünmedik. Yanılmışız.”

Cristiano Ronaldo: “Kobe ve kızının ölüm haberini duymak çok üzücü. Kobe gerçek efsane ve pek çok kişi için ilham kaynağı oldu. Huzur içinde yat efsane”

Lionel Messi: “Söyleyecek söz yok. Tüm kalbim Kobe’nin ailesi ve sevdikleriyle. Seninle tanışmak ve güzel anlar paylaşmak harikaydı.”

Barack Obama: “Kobe bir efsaneydi. Gianna’nın da onunla birlikte ölmüş olması birer ebeveyn olarak, beni ve Michelle’i oldukça etkiledi. Vanessa ve tüm Bryant ailesine tüm sevgimizi ve dualarımızı yolluyoruz…”

 

medyabold
Devamını Oku »