31 Mart 2020 Salı

Kocasını hapiste kaybeden Ayşe Dilber: “Bana ve eşime 4 yıl virüs muamelesi yaptılar”

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acılı eşi, bir yıl sonra konuşmaya karar verdi, BOLD’a anlattı..

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. 6 ayrı ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.

KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI

11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse geri gönderildi.

Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.

HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRUTTULAR

O akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.

4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILAR

Dilber, görüş izni için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcının kapısından eli boş döndü.

“Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesi’ndeydi.

AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİ

Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi, bir dizi engel çıkartılarak. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.

“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”

Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.

Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Eşimi göstermediler, tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi!

Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019'da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. Günde 5-6 tane ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, "Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum." diyor. 11 Mart 2019'da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında "Arkama bir ağrı girdi" dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bi gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse gönderildi.Ertesi gün tekrar fenalaştı. Acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar "Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz" diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden kantin yasağı verilecekti. O akşam Cemil Dilber'in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi. Dilber, görüş izin için savcıya gitti, "fetö ise kimse gelmesin" diyen savcı beyin kapısından eli boş döndü. "Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti." diye haykırıyor acılı eş. Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber'i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün hastanede kalan Cemil Dilber'e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi. O da zorluklarla, binbir uğraşla. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi. Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıldır içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber'in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yıl içinde birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

Uşaklı Cemil Dilber ve Ayşe Dilber çiftinin 17 yıl sonra dünyaya gelen Azra Nur (12) adında bir kızları bulunuyor. Dilber, anne-kız, uzun süre eşinin ceketine sarılıp uyuduklarını söylüyor.

Ayşe Dilber, eşinin eşyalarını mahkeme kararıyla cezaevinden aldı. Gelen poşetin içinden artık iyice beyazlaşmış bir iki parça kıyafet, iğne-iplik ve Kuran-ı Kerim çıktı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

medyabold
Devamını Oku »

İstanbul Tabip Odası: Açıklanan sayılar gerçek değil

İstanbul Tabip Odası, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koronavirüsle ilgili açıkladığı sayının doğru olmadığını öne sürerek, birçok hasta için tedaviye başlandığını ancak bunların resmi açıklamada yer almadığına dikkat çekti.

BOLD – İstanbul Tabip Odası, bakanlığın açıkladığı koronavirüs vaka sayısının gerçek tabloyu yansıtmadığını öne sürdü. İstanbul’da 2 binin üzerinde Kovid-19 teşhisi konmuş hasta olduğunu belirten İTO, hastanelerde yatak sıkıntısı yaşanacağının altını çizdi. Oda, tedaviye başlanan birçok hastanın resmi açıklamada yer almadığını kaydetti.

TEDAVİYE BAŞLANAN HASTALAR RESMİ AÇIKLAMADA YOK

İTO, İstanbul’daki kamu hastaneleriyle ilgili son iki haftalık süreçte derledikleri bilgilerle bir rapor hazırladı. Rapora göre İstanbul’da 2 binin üzerinde Kovid-19 teşhisi konmuş hasta bulunuyor. İstanbul’da 200’ün üzerinde yoğun bakım hastasının bulunduğunun aktarıldığı raporda, pandeminin bu hızla devam etmesi durumunda önümüzdeki süreçte ciddi yatak sıkıntısının yaşanacağı vurgulandı. Raporda, “PCR testlerinin gecikmesi ve yalancı negatifliğin yüksek olması nedeniyle birçok hasta için özellikle akciğer BT sonucuna göre Kovid-19 tedavisi başlanmakta ancak bu hastalar resmi açıklamada yer almamakta” denildi.

HASTANELER HASTALIĞA HAZIRLIKSIZ YAKALANDI

Kovid-19 hastalığının ilk ortaya çıkışından hastaların görülmeye başlamasına kadar geçen iki buçuk aylık süreçte İstanbul’daki kamu hastanelerinde ciddi bir hazırlık çalışması yapılmadığının anlaşıldığı belirtilen raporda, “Bu nedenle hastaneler Kovid-19 pandemisi sürecine büyük ölçüde hazırlıksız yakalanmıştır. Hastanelerde görülen ve halen devam etmekte olan maske, önlük, eldiven, gözlük gibi kişisel koruyucu malzeme eksikliği bu hazırlıksızlık durumunu açık olarak göstermektedir. Ancak malzeme eksikliği durumu tablonun sadece görünen yüzüdür; asıl problem organizasyon eksikliğidir” denildi.

GÖZ GÖRE GÖRE ÜLKE GENELİNE YAYILDI

İstanbul’daki kamu hastanelerinde bugüne kadar hastalığa yakalanan hekim, sağlık çalışanı sayısının 100’ü geçtiği belirtilen raporda pandemiyle mücadelede büyük bir kaos yaşandığına da dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarının koruyucu ekipman ihtiyacının hızla giderilmesi gerektiğini belirten İTO, yatak sayısının artırılması için gerekli çalışmalara acilen başlanması gerektiğini kaydetti. TTB, salgınla ilgili ülkedeki uygulamaların hatalı olduğuna dikkat çekti: “Ülkemiz göz göre göre enfekte hale getirilmiştir. Temaslılar neredeyse her yerdedir. Bu aşamadan sonra ülke çapında karantina uygulaması fırsatı kaçırılmıştır” dedi.

Meclis Adalet Komisyonu ‘İnfaz Değişikliği’ yasa teklifi toplantısını erteledi

medyabold
Devamını Oku »

Yandaş Dede, Erdoğan’ın yardım çağrısı sonrası çark etti

Koronavirüs salgını nedeniyle vatandaşlara destek çağrısı yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yardım kampanyasına karşı twit atan Star gazetesi yazarı Ersoy Dede, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yardım çağrısı sonrası tweetini sildi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yardım kampanyasına karşı çıkan Star gazetesi yazarı Ersoy Dede, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yardım kampanyasını açıklamasının ardından İBB’ye yönelik sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı eleştiri paylaşımını sildi.

“NEDEN PARA VERİYORUZ?” DEMİŞTİ

Koronavirüs salgınından ötürü vatandaşlara destek çağrısı yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştiren Ersoy Dede, “Anlamıyorum ki, İstanbul Belediyesi’ne neden para veriyoruz biz. Sosyal belediyecilik anlayışı gereği bütçenin ilgili bölümünden destek olacaksanız olun. Diğer türlü İHH, Haluk Levent falan yapıyor zaten. (Ki onlar bile para istemiyor kimseden. Vatandaş kendisi ulaşıp yolluyor” demişti.

ERDOĞAN’IN ÇAĞRISINA DESTEK VERDİ

İmamoğlu’nun yardım çağrısını eleştiren Ersoy Dede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 aylık maaşını, koronavirüsle mücadeleye bağışlayacağına yönelik yardım çağrısını ise destekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yardım çağrısı sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden yeni bir paylaşımda bulunan Ersoy Dede, şu ifadeleri kullandı: “Bütün milletvekillerine örnek olsun. Başkan Erdoğan, 7 maaşını bağışlama kararı aldı. Milletvekilliği hizmet makamıdır. Meslek ya da iş değildir. Bütün milletvekillerinin bu anlamlı kampanyaya destek olması lazım.”

Meclis Adalet Komisyonu ‘İnfaz Değişikliği’ yasa teklifi toplantısını erteledi

medyabold
Devamını Oku »

Eski rakibinden Tayyip Erdoğan’a bağış eleştirisi

CHP’li Muharrem İnce, bağış kampanyası başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eleştiri geldi. İnce, “Devlet yardım kampanyası başlatmaz, yardım yapar” dedi.

BOLD – CHP’nin eski cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın koronavirüs salgını nedeniyle “Milli Dayanışma Kampanyası” başlatmasına ilişkin, “Devlet yardım kampanyası başlatmaz, yardım yapar” eleştirisinde bulundu.

BİRÇOK ÜLKE VATANDAŞLARINA NAKİT DESTEĞİ SAĞLADI

Birçok ülke vatandaşlarına koronavirüs nedeniyle karşılıksız yardım yaparken, Türkiye’De ise devlet vatandaştan yardım talebinde bulundu. Koronavirüsle ilgili tablonun her geçen gün kötüye gitmesi sonrası AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı çağrı ile 7 aylık maaşını başlattığı bağış kampanyasına bağışladığını belirtirken, iş insanları ve hayırseverleri kampanyaya destek olmaya çağırdı. Erdoğan, “Amacımız, yevmiye ile geçimini sürdüren kesimler başta olmak üzere, alınan tedbirlerden dolayı mağdur olan dar gelirli vatandaşlarımıza ilave destek sağlamaktır” dedi.

“DEVLET YARDIM KAMPANYASI BAŞLATMAZ, YARDIM YAPAR”

Erdoğan’ın kampanyayı açıklamasının ardından Muharrem İnce, konuya ilişkin Twitter hesabından açıklama yaptı. İnce, “Vergi gelirlerini betona gömenler yine milletimizin yapacağı bağışa kaldılar” dedi. Muharrem İnce, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu büyük millet vergi de öder, zor zamanlarda bağış da yapar. Devleti yönetenler vergi toplar, vergiyi har vurup harman savurmaz ve gereğini yapar. Devlet yardım kampanyası başlatmaz, yardım yapar. Vergi gelirlerini betona gömenler yine milletimizin yapacağı bağışa kaldılar.”

Meclis Adalet Komisyonu ‘İnfaz Değişikliği’ yasa teklifi toplantısını erteledi

medyabold
Devamını Oku »

Anadolu Üniversitesi rektörünün İzmirlilere nefret kusan annesi özür diledi

Anadolu Üniversitesi Rektörü Ertan Çomaklı’nın annesi Zekiye Çomaklı, İzmirliler hakkında yaptığı nefret suçu içeren hakaret dolu paylaşımı kaldırarak özür diledi.

BOLD – Anadolu Üniversitesi Rektörü Ertan Çomaklı’nın annesi ve aynı zamanda da Erzurum Girişimci Kadınlar Dernek Başkanı Zekiye Çomaklı, İzmirliler hakkında yaptığı nefret suçu içeren hakaret dolu videolu paylaşımı tepkiler üzerine kaldırarak özür diledi.

GAVUR İZMİR

Zekiye Çomaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla dünyaca ünlü isimlerin ve liderlerin koronavirüs salgını sürecinde İslam ile daha alakadar olduğunu ileri sürerek İzmirlileri hedef göstermişti. İzmir halkı için ‘Gavur’ ifadesi kullanan Çomaklı, ‘Dedelerinizi denize döktük diye T.C’ye bu kadar düşmanlık niye?’ diyerek hakaret etmişti.

İYİ PARTİLİ VEKİL SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörünün de yakın akrabası olan Zekiye Çomaklı’ya sözlerinden dolayı tepki yağdı. İzmir İYİ Parti Milletvekili Müsavat Dervişoğlu da sosyal medya hesabından Çomaklı’nın paylaşımına tepki gösterdi. Dervişoğlu, “Bir İzmir Milletvekili olarak buradan suç duyurusunda bulunuyor ve savcıları göreve çağırıyorum. Gerekli resmi müracaat ilgili makamlara ulaştırılacaktır. Başta İzmir’de yaşayan Erzurumlu hemşehrilerim olmak üzere tüm İzmirlileri bu kadın hakkında işlem yapmaya davet ediyorum” paylaşımında bulunmuştu.

MAKSADINI AŞTI

Çomaklı gelen tepkiler üzerine geri adım attı. İzmirlilere hakaret ve küfürler savuran Zekiye Çomaklı, “Vatanperver ve dini değerlere saygılı İzmirli vatandaşlarımızı asla kastetmedim. Sözlerim maksadını aşmıştır. Vatanperver İzmirlilerden özür diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik paket yerine “bağış kampanyası” başlattı: Zekât kabul edilir!

 

medyabold
Devamını Oku »

30 Mart 2020 Pazartesi

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Otizmli Hamza Tarık Durmuş’un (15) dramını geçtiğimiz günlerde HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Babası 8 aydır tutuklu, annesi ise 4. evre lenf kanserini atlatmış bir kadındı.

Yamanlar Kolejinde Biyoloji öğretmenliği yapan anne Hülya Durmuş (39), bu kez bir video çekerek çocuğunun durumunu kendisi anlattı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

 

15 ve 4,5 yaşında iki oğlunun olduğunu söyleyen Hülya Durmuş, “Büyük oğlum yüzde 98 otizmli. Ağır engelli. Aynı zamanda zihinsel engelli. Küçük oğlum Burak çok şükür sağlıklı. Eşim ve ben KHK ile kapatılan kurumlarda öğretmen olarak çalışıyorduk. 15 Temmuz’dan sonra ikimiz de işsiz kaldık. Çok zor günler geçirmeye başladık.” cümleleriyle sözlerine başlıyor.

Yaşadıkları sıkıntıların etkisiyle Ocak 2018’de lenf kanserine yakalanan Hülya Durmuş, 10 ay boyunca yoğun kemoterapi tedavi gördü. Kanser 4. evresindeydi. Agresif bir türdü ve bütün vücuduna yayılmıştı. Ama atlattı.

Hülya Durmuş, 10 ay boyunca tedavi gördükten sonra lenf kanserini atlattı. Oğlu ile geçirdiği zor günler nedeniyle hastalığının yeniden nüksetmesinden korkuyor.

YAMANLAR KOLEJİNDE ÇALIŞTIĞIM İÇİN GÖZALTINA ALINDIM

Bu süreçte eşinin çeşitli işlerde çalışarak hem geçimlerini sağladığını hem de oğluna ve kendisine baktığını belirten Durmuş, “Tam tedavim bitti, iyileştim derken 23 Ekim 2018’de Yamanlar Kolejinde öğretmen olduğum için gözaltına alındım.” dedi.

Durmuş, 4. evre kanser hastası olduğu için tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı. Fakat hakkında açılan dava bitmeden bu kez eşi İbrahim Durmuş 24 Temmuz 2019’da gözaltına alındı. Gaziemir Körfez Dershanesi Şube Müdürü olarak görev yapan baba Durmuş, 8 aydır İzmir Buca Cezaevinde tutuklu. İkinci mahkemede 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

BABASI GİDİNCE DAHA ÇOK KIRIP DÖKMEYE BAŞLADI

Eşinin tutuklanmasıyla birlikte engelli oğlu için hayatın daha da zorlaştığını belirten Dumuş, “Çünkü babasına çok düşkündü. Evde ne var, ne yok kırıp dökmeye başladı. Kendine ve bana zarar vermeye başladı. Babası her zaman onu yürüyüşe götürüyordu, bisiklet sürdürüyordu, paten kaydırıyordu. Babasının gitmesiyle birlikte tüm beden temizliği, sakal tıraşından, özbakım becerilerine kadar bütün yük benim üzerime bindi. Ben de rahatsız olduğum için çocuğumla tastamam ilgilenemedim.” ifadelerini kullandı.

REHABİLİTASYON MERKEZLERİ KABUL ETMEDİ

Rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu ama oğlunun kabul edilmediğini anlatan Durmuş, “Çok ağır olduğu için almak istemediler. Tarık öyle bir hala geldi ki, kakasını eline alıp yüzüne, gözüne, ağzına sürmeye başladı.” diye konuştu.

ÇOK ÇARESİZİM, LÜTFEN EŞİMİ BIRAKIN!

Hülya Durmuş, küçük oğlunun bu durumdam çok olumsuz etkilendiğini, abisiyle asla bir odada baş başa kalamadığını söyleyerek ekledi: “Çok korkuyor abisinden. Çünkü Tarık’ın çok şiddetli krizleri oluyor. Vuruyor, kırıyor. Çok çaresizim, bitmiş bir durumdayım. Eşim cezaevinden bir an önce çıksın yanımıza gelsin istiyorum. Korona salgınıyla birlikte ben de risk grubundayım. Eşim sağlıkla yanımıza gelsin, bizi sağlıklı bir şekilde bulsun. Lütfen sesimi duyun, derdime çare olun, eşimi bırakın!”

OĞLUMUZU KAPLICAYA GÖTÜRMEK SUÇ SAYILDI

Telefonla görüştüğümüz Hülya Durmuş, eşinin hakkındak suçlamalarla ilgili ise şöyle devam etti:

“Tarık babasıyla her gün denizdeydi. Kışın da kaplıcalardaydık. O bile suç oldu. Manisa Salihli’de Kurşunlu kaplıcaları var. Her kış oraya gidiyorduk, Tarık havuzda suyu çok seviyor. O gün kaldığımızda başka birileri daha kalmış, çakışmış, niye onlarla aynı gece oradaydın! Biz çocuk için oradayız, bunu anlatamadık. Babası gittikten sonra Tarık denizde teyzesini boğmaya kalktı. Deniz bile artık onu sakinleştirmiyor.

8 KERE TELEFON, 2 KEZ TELEVİZYONU KIRDI

Annem, kızkardeşim ben bir Tarık’a bakamaz hale geldik. Bu halimle bile her gün iki saat Tarık’a yürüyüş yaptırıyorum. Ağzında maskeyle. Evde durmuyor. Evde kalınca kapıların camlarını kırıyor. 8 kere telefonu, 2 kere televizyonu kırdı. Kontrol edemez hale geldim. Sürekli takipteyim. Onu da istemiyor. Bize de vuruyor, eti koparırıcasına ısırıyor. Ama babasıyla aşırı duygusal bir bağları vardı.

AÇIK GÖRÜŞTE YERDE YUVARLANIYORLAR

Açık görüşe götürdüğümde hiç sorun yapmıyor, orada yerde yuvarlanıyorlar. Babasıyal güreşiyorlar. Biz kenara çekilip onları izliyoruz. Çocuk mutsuz, aşırı derecede mutsuz. Baba olmadığı için mutsuz ve depresyonda.”

Baba tutuklu, anne kanser hastası… Otizmli Hamza’nın dramı

medyabold
Devamını Oku »

Bakan Gül: Duruşmalar 30 Nisan’a kadar ertelendi, cezaevlerindeki personel evlerine gönderilmeyecek

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 30 Nisan’a kadar duruşmaların ertelendiğini, bugünden itibaren cezaevi personelinin evlerine gönderilmeyeceğini, izole yerlerde kalacağını belirtti.

BOLD –  Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) ve Türkiye Barolar Birliği’nin 3’üncü Koordinasyon Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Cezaevi personelinin evine gönderilmeyeceğini belirten Bakan Gül, “Bugünden itibaren cezaevlerinde görev yapan personel, belirlenen süreler sonunda evlerine gönderilmeyecek, izole edilen yerlerde kalacak. Kamuya ait yerlerden de yararlanılması hususu değerlendirilmektedir. Kurumsal olarak alt yapıyı hazırlamış durumdayız” dedi.

Gül’ün açıklamaları şöyle: “Bir diğer gelişme de telefon görüşmesinde, görüntülü görüşme imkanını sağlamak adına çalışmanın başlamasıdır. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle mevzuat altyapısı tamamlanmaktadır. Böylece sadece görüntülü görüşme değil, mektup, kantin, doktor gibi pek çok işlem daha çabuk görülecektir.

DURUŞMALAR ERTELENDİ

Bir diğer konu da her gün yüz binlerce insanın giriş çıkış yaptığı adliyelerde ve icra dairelerindeki insan sirkülasyonunu durdurmaktır. Yasa çıkar çıkmaz HSK bir çalışma yaptı. Tutuklu ve acil işler, yürütmenin durdurulması ve acele işler haricinde tüm duruşmalar ertelenecek. 30 Nisan’a kadar duruşmalar ve acil olmayan tüm işler ertelenmiştir. Avukat arkadaşlarımıza 6 Nisan itibariyle CMK alacaklarına yönelik tüm ödemeler başsavcılıklara ulaştırılacaktır.

KORONA SORUŞTURMALARI

Tüm yargı çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Salgın hastalık tehlikesinden ortaya çıkan sıra dışı süreci fırsata çevirmek isteyenlerin karşısında hukuk vardır. Corona karşısında cumhuriyet başsavcılıkları toplumun sağlığını sağlamak için 459 kişi hakkında soruşturma başlatmıştır. Yine sosyal medyada manüpülatif haberlerle ilgili olarak 385 kişi, 65 yaş üstü vatandaşlarımıza rencide eden 8 kişi, karantinaya aykırı olarak 11 kişi, stokçuluk kaçak maske satmak gibi suçlar karşısında 55 kişi hakkında soruşturma işi yapılmıştır.”

HSK, TUTUKLU DOSYALAR DIŞINDA DURUŞMALARI ERTELEDİ

HSK da bugün yayınladığı kararla, koronavirüs tedbirleri kapsamında tutuklu dosyalar dışında ilk derece mahkemeleri, bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin duruşma, müzakere ve keşiflerin 30 Nisan’a kadar ertelenmesine hükmetti. HSK’nın kararına göre, sulh ceza hakimlikleri ve mahkemeler tutukluluk CMK’ya göre tutukluluk değerlendirmesinin zorunlu olduğu durumlarda tutuklu ve avukatını SEGBİS üzerinden dinleyerek duruşma yapacak. Ayrıca tutuklu işler dışında kamu davalarının açılması da 30 Nisan’a kadar ertelendi. HSK, tutukluluğa itiraz, yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz ve infaz hakimliğine yapılan itirazlar ile müzakerelerin, iletişim ve UYAP imkanlarından istifade edilmek suretiyle gerçekleştirilmesine hükmetti.

CHP’li Ağbaba koronadan ölenlerin sayısının gizlendiğini belgeledi

medyabold
Devamını Oku »

Tehlikeye dikkat çeken pandemi uzmanı Savran: ‘Devlet büyüklerimden özür dilerim’

Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Servis Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf Savran, tehlikeye dikkat çektiği videosunun farklı mecralara çekildiğini söyleyerek özür diledi.

BOLD- Türkiye henüz tehlikenin farkında değil çıkışı ile gündeme gelen Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Servis Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf Savran, Youtube hesabından, salgına ilişkin önemli bir uyarıda bulunmuştu. Videoda Türkiye’deki koronavirüs vakalarını değerlendiren Savran şu ifadeleri kullandı: “Vaka ve ölü sayımız İtalya’dan ilerde. Türkiye bu işin ciddiyetinin farkında değil. Lütfen evde kalın.”

Savran bugün bu açıklamaları yüzünden özür diledi.

FARKLI MECRALARA ÇEKİLDİ

Bir bilim insanı olarak salgının İtalya’da nasıl kontrol çıktığını gördüğünü söyleyen Savran, ”DSÖ verilerini inceledim. Böyle bir senaryonun ülkemizde yaşanmaması için böyle bir video çektim. Ancak üzülerek görüyorum ki sosyal medyada konu çok farklı mecralara çekildi. Devlet ve Salık Bakanlığımız süreci en başından beri titizlikler yürütmektedir” dedi

PANİĞE NEDEN OLDUYSA ÖZÜR DİLERİM

Sağlıkçılara Sağlık Bakanlığından, tüm tıbbi malzeme ve moral desteğinin verildiğini söyleyen Savran, ”Bakanlığın bilimsel verilerine güvenim tamdır. Devletini ve milletini çok seven bir hekim olarak, halkın sağlığını korumak adına verdiğim mesajlar yanlış anlaşıldı ve paniğe yol açtıysa,tüm d evlet büyüklerimden ve siz halkımdan özür dilerim” diye konuştu.

 

 

Pandemi Uzmanı Yusuf Savran: Türkiye işin ciddiyetinin farkında değil!

medyabold
Devamını Oku »

Fatih Terim taburcu edildi, evinde 14 gün karantinada kalacak

Koronavirüse yakalanarak hastahaneye yatırılan Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim taburcu edildi. Tecrübeli çalıştırıcı evinde 14 gün boyunca karantina altında kalacak.

BOLD – Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in test sonuçlarının pozitif olduğu ancak tedavisinin iyiye gitmesi sebebiyle tedavisinin kalan kısmını evinde sürdürmesine karar verildiği açıklandı. Sarı kırmızılılarda başkan yardımcısı Yusuf Günay da taburcu edildiğini açıkladı. Koronavirüsü testi pozitif çıkan ve 23 Mart’ta hastanede karantinaya alınarak tedavisine başlanan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in taburcu edildiği açıklandı. Galatasaray’da başkan yardımcısı Yusuf Günay da Twitter hesabından bir paylaşım yaparak taburcu edildiğini duyurdu.

HASTAHANE DE AÇIKLAMA YAPTI

Hastaneden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “23 Mart 2020 tarihinde Covid 19 teşhisi ile hastanemize yatan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, bugün yapılan kan ve tomografi tetkikleri sonucu, tedavisini gerçekleştiren Prof. Dr. Ferah Ece başkanlığındaki uzman hekimlerimizden oluşan komisyon kararı ile hastanemizden taburcu edilmiştir.”

EVİNDE KARANTİNA UYGULAMASINA DEVAM EDECEKTİR

Hastamızın, Sağlık Bakanlığı tedavi ve takip protokolü çerçevesinde hastanede bulunduğu 7 gün sonrasında her ne kadar testi halen pozitif olsa da klinik bulgularındaki iyileşme ile tedavisinin kalan kısmını evinde sürdürmesi ve gerekli olması halinde tekrar hastanemize gelmesi uygun bulunmuştur. Hastamız, 14 gün süreyle kendisi ve sevdikleri için evinde karantina uygulamasına devam edecektir. Sayın Terim ve bu hastalıkla mücadele eden tüm hastalara geçmiş olsun dileklerimizle.”

KIZI BU TERİM’DEN AÇIKLAMA

 

medyabold
Devamını Oku »

Analiz: Futbol eskisi gibi olmayacak; her ülke kendi ipini kendi kesecek

Futbolun geleceği ile ilgili UEFA başkanı Ceferin’in ‘Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak’ dedi. Futbolcular isteksiz, taraftar stadyumlardan korkuyor, gelirler dipte…

BOLD – Dünyanın en fazla takip edilen oyunu koranavirüs salgını nedeniyle askıya alındı. Şimdilik başlangıç zamanı belli değil. UEFA’nın üye ülkelerle yaptığı telekonferans toplantısında alınan en net karar; liglerin tamamlanması yönünde oldu. Maçların bitiş tarihi ise geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak futbolun artık eskisi gibi olmayacağını açıklayan UEFA Başkanı Aleksander Ceferin’e göre Haziran ayının sonu. Tüm ülkeler ligleri tamamlamadan gelecek yılın planlaması yapılamayacak. Her ülkeye tavsiyeler var. Uygulamada ise tüm federasyonlar kendi ipini kendisi kesecek.

ZARAR MİLYAR EUROLARI BULDU

Futbol gelirleri ciddi oranda düştü. Kulüplerin yeniden toparlanması zaman alacak. Futbol ailesinin ortak çağrısı ise herkesin fedakarlık yapması yönünde. Çünkü ertelenen EURO 2020’nin zararı birkaç milyar euro olarak ön görülüyor. Avrupa’nın 4 büyük liginin zararı ise 4 milyar euro olarak tahmin ediliyor. Barcelona, Juventus gibi kulüpler futbolculardan indirim istiyor.

BELİRSİZLİK ÇOK FAZLA

Futbolun geleceği maçların oynanmaya başlamasıyla normale dönmeyecek. Oyuncuların maçlara hazır hale gelmesi ve kulüplerin mali olarak bu sürecin altından kalkabilmesi ciddi bir sorun olarak görülüyor. Ayrıca yayın ve reklam gelirlerin düşmesi dünya futbol sektörünün önünde bir duvar gibi duruyor. Dikkate alınması gereken bir diğer konusu ise salgın sonrası taraftarın yeniden statlara dönüşünün nasıl olacağı. Avrupa’da yaşanan ölümler ve salgının yeniden başlama ihtimali bile insanları tedirgin ediyor. Futbolun üst düzeyde oynandığı İtalya ve İspanya’da ölüm vakaları korkutucu. Eskisi gibi arz-talep dengesinin olup olmayacağı da tam bir belirsizlik içerisinde. Tribünlerin yeniden dolması için yapılacakları da şimdilik kimse planlamıyor.

FUTBOLCULAR FEDAKARLIK YAPMAYA HAZIR

Koranavirüs sonrası futbol gelirleri düştü. Bilet, reklam ve ürün satışından kaynak üreten kulüplerin hemen hemen hepsi zararda. İtalya’da Juventuslu oyuncular maaşlarında indirim yaparak kulüplerine destek verdi. Milyar dolarlık kulüpler önümüzdeki süreçte futbolculara büyük rakamlar ödeyemeyecek gibi görünüyor. UEFA hem kulüplerin hem de futbolcuların krizi en az zararla atlatması için çözüm arayışında. Finansal Fair Play’de (FFP) esneme sinyali bu yüzden. Futbola dönüş uzadıkça futbolcuların kazançları her geçen gün azalacak. Onlar da bunun bilincinde olarak kulüplere yardımcı olmaya çalışıyor. Yapılmış sözleşmeler var ve bu durumda zorlanan kulüpler olacak.

TÜRKİYE’DE FEDERASYON UEFA’YI TAKİP EDİYOR

Türk futbolunda ise henüz ileriye dönük ne yapılabilir noktasına geçemedik. Fatih Terim, Rüştü Reçber, Abdurrahim Albayrak gibi isimlerin koronavirüse yakalanması öncelikli olarak futbolun gündeminde. Bir de hala süreci Galatasaray – Beşiktaş maçının oynanması noktasında tutmak sorunları çözmüyor. Devlet ile irtibatlı olarak ligler ertelendi. Federasyon Haziran sonunda ligleri bitirmeyi planlıyor. UEFA ile entegre olarak Türkiye’de de ligler ya bitecek ya da hiç oynanmamış kabul edilecek. Liglerin başlaması TFF başkanı Nihat Özdemir’in dediği gibi nasıl belirsizliğini koruyorsa akıbetinin nasıl olacağı da belirsiz.

FUTBOLCU SAKATLIKLARI ÖNE ÇIKABİLİR

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) süreci UEFA ile birlikte götürmeye çalışıyor. Liglere dönüş için çeşitli tarihler verilse de 1 Mayıs’tan önce futbol aktivitelerinin başlaması zor görünüyor. Mart ayının ortasından itibaren antrenman eksikliği dikkate aldığında oyuncuların 90 dakikalık bir mücadeleyi kaldırabilmesi şu an için zor. En az iki haftalık çalışma süreci gerekecek. Futbol sağlığı uzmanları bu konuda dikkat edilmezse ciddi sakatlıklar yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Ve Mayıs ortası itibariyle başlayacak yoğunlaşmış bir maç programında bu tür sakatlıklar kaçınılmaz olabilir ki futbolcuları bekleyen en büyük tehlikede bu.

KULÜPLER BORÇ YÜKÜNÜ ÇEVİREBİLECEK Mİ?

Süper Lig kulüplerini bekleyen sıkıntılardan birisi de mali yapıları. Türkiye’de 4 büyük kulübün borç yükü bir kaç milyar lirayı geçiyor. Futbol oynanmadığı sürece gelir de yok. En büyük para kalemi olan yayın gelirleri kriz sonrası aynı kalması mümkün görünmüyor. Fenerbahçe sezon başı başlattığı yardım kampanyası ile açığı kapatmaya çalıştı. Beşiktaş’ta benzer bir kampanya için hazırlık içerisindeydi. Virüs krizine yakalandı. Galatasaray Şampiyonlar Ligi girdisiyle ayakta kaldı. Trabzonspor iki sezondur uyguladığı sıkı tasarruf ile tutunuyor. Ancak borç yükünü çevirebilmeleri maçların bir şekilde oynanması bağlı. Futbolcu giderlerinin düşmesi de bir çözüm olarak masada. Anadolu kulüplerinin şu anki yayın geliri olmazsa ayakta durması imkansız. Önümüzdeki dönemde daha küçük bütçeli bir lige dönme ihtimalimiz çok büyük.

medyabold
Devamını Oku »

Güney Kore’den ailelere 816 dolarlık yardım

Güney Kore’de hükümet, koronavirüsle mücadele kapsamında çok sayıda aileye 816 dolara (740 euro) kadar nakit yardım yapılacağını açıkladı.

BOLD – Koronavirüs salgını nedeniyle Güney Kore, vatandaşlarına nakit para ödemesi yapacak. Devlet Başkanı Moon Jae-In yaptığı açıklamada, ödemelerin Nisan ayında yapılacağını belirtti.

Devlet Başkanı Moon Jae-In, ülke çapında toplam hane sayısının üçte birini oluşturan gelir düzeyi yüksek kesim hariç tüm ailelerin yardımdan faydalanabileceğini kaydetti.

Hazırlanan destek planına göre ülkede gelir düzeyi düşük ailelere yaklaşık 816 dolara kadar ödeme yapılacak.

Moon, küçük ve orta ölçekli işletmelere destek amacıyla bir başka destek paketinin de Nisan ayı içerisinde parlamentoya getirileceğini söyledi. Bu yardımla söz konusu işletmelerin kısmen sigorta ödemeleri ve elektrik faturalarından muaf tutulacak.

Güney Kore’de bugüne dek 9661 vaka görülürken ölü sayısı da 158 kişi oldu.

Koronavirüsten ABD’de cezaevlerinde ilk ölüm

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li trol olmayan ‘Boğaziçi Tıp Fakültesini kazandım’ dedi sosyal medya koptu

Tiyatro oyuncusu ve sanatçı Orhan Aydın’ın hükumete yönelik siyasi göndermeler yaptığı muhalif paylaşımlarına yorum yazarak, alaya alan AKP’li trol hesap fena yakalandı.

BOLD- Muhalif paylaşımlar yapanlara bir çok trol hesaptan hakarete varan yorumlar geliyor. Bunlardan biri de Esma (@1Tasat) adlı hesap kullanıcısı. Tiyatro oyuncusu ve sanatçı Orhan Aydın’ın paylaşımlarına yorum yazarak, alaya alan AKP’li trol hesap fena yakalandı.

HESABI KAPATTI

İmam Hatip Lisesinden (İHL) mezun olduktan sonra Boğaziçi Tıp Fakültesini kazandığını söyleyen Esma adlı sosyal medya kullanıcısı dalga konusu oldu. Esma adlı hesap kullanıcısının hiç kurulmayan Boğaziçi Tıp Fakültesinden okuduğunu söylemesi sosyal medyada gündem oldu. Tepkilerin ardından kullanıcı hesabını kapattı.

‘Katarla devam eden uçuşların Kanal İstanbul’la ilgisi mi var?’

 

medyabold
Devamını Oku »

Koronavirüs Günlüğü: Dünya çapında ölü sayısı 34 bine ulaştı

Dünya çapında koronavirüs vakalarının sayısı 720 bini aşarken, ölü sayısı 33 bin 969’a ulaştı. 151 bin kişinin ise iyileştiği kaydedildi. 2019’un Aralık ayında Çin’de ilk vakanın görülmesinden bu yana virüs 200’den fazla ülke ve bölgeye yayıldı.

BOLD – Dünyada yeni tip koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgınında toplam vaka sayısı 723 bine, hayatını kaybedenlerin sayısıysa 34 bine ulaştı. Covid-19 tedavisi gören hastaların toplamda 151 bininin iyileştiği bildirildi.

Son 24 saatte yeni 275 Covid-19 vakası bildirilen Amerika Birleşik Devletleri’nde toplam sayı 142 bine ulaştı ve ABD virüsün en çok kişiye bulaştığı ülke oldu.

İTALYA’DA ÖLÜMLER 2 GÜN ÜST ÜSTE AZALDI

İtalya’da koronavirüs kaynaklı ölümler iki gün arka arkaya azaldı. Ancak ülkede alınan önlemlerin devam ettirilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Sivil Koruma Dairesi, son olarak 756 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Toplam ölü sayısı 10 bin 779’a çıktı. Bu da dünya çağındaki tüm ölümlerin üçte biri anlamına geliyor.

Cumartesi günü ölenlerin sayısının 889 olduğu açıklanmıştı. Cuma günü ise 919 kişi hayatını kaybetmişti.

İSPANYA’DA ÖLÜ SAYISI7 BİN 340’A YÜKSELDİ

Salgının son günlerde en çok can kaybına neden olduğu ülkelerden biri olan İspanya’da, ölenlerin sayısı 7 bin 340’a yükseldi. İspanya’da son 24 saat içerisinde 812 kişi daha hayatını kaybetti. Görülen toplam vaka sayısı da birgünde 6 bin 398 kişi artarak 85 bin 195 kişiye ulaştı.

İRAN’DA ÖLÜ SAYISI 2 BİN 757 KİŞİYE ULAŞTI

İran’da resmi açıklamaya göre son 24 saatte, 117 kişi daha hayatını kaybetti ve ülke genelinde salgın nedeniyle ölen kişi sayısı 2 bin 757 kişiye ulaştı. Ülkede son bir günde 3 bin 186 kişi daha koronavirüs salgınına yakalandı ve ülkede toplam vaka sayısı 41 bin 495 kişiye ulaştı.

ALMANYA’DA VAKA SAYISI 62 BİNİ GEÇTİ

Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre Almanya’da bugün kadar koronavirüs tespit edilen kişi sayısı 62 bin 435’e ulaştı. Ölü sayısı 541.

Ülkenin güneyindeki Bavyera eyaleti, en fazla vakanın görüldüğü bölge oldu.

İTALYA’DA 102 YAŞINDAKİ HASTA İYİLEŞTİ

İtalya’da, 101 yaşında iyileşen bir hastanın ardından 102 yaşındaki Italica Grondona’nın da iyileşerek taburcu edilmesi sevinç yarattı.

Kuzeydeki Cenova kentinde yaşayan 1917 doğumlu Italica Grondona, yaklaşık 20 gün boyunca hastanede tedavi gördükten sonra geçen hafta içinde taburcu edildi.

Geçen hafta da, Rimini kentinde Signor P (Bay P) olarak anılan 101 yaşındaki bir hastanın taburcu edildiği haberi umut sembolüne dönüşmüştü.

EASYJET TÜM UÇUŞLARINI DURDURDU

İngiliz havayolu şirketlerinden EasyJet tüm uçuşlarını durdurduğunu açıkladı. Şirket 330’dan fazla uçağının tamamının park halinde olduğunu ve uçuşların durdurulduğunu belirtti. Şirket ayrıca İngiltere merkezli 4 bin çalışanını da 1 Nisan’dan itibaren iki ay süreyle ücretsiz izne çıkaracağını duyurdu. Ancak çalışanların ücretlerinin yüzde 80’lik kısmının devlet tarafından karşılanacağı ifade ediliyor.

MERCEDES F1 EKİBİ SOLUNUM CİHAZI GELİŞTİRDİ

Koronavirüs salgınına karşı mücadele kapsamında İngiltere’de bulunan University College London ile Mercedes’in Formula 1 ekibi, bir haftada yeni bir solunum cihazı geliştirdi.

Cihazın Kovid-19 hastalarının yoğun bakım ünitelerine alınmadan tedavi edilmelerini sağlayabileceği ifade ediliyor.

Sürekli pozitif havayolu basıncı uygulayan ve CPAP olarak bilinen cihazlar, İtalya ile Çin’de Kovid-19 hastalarının tedavisinde kullanılmıştı. Ancak bu cihazların sayısının fazlasıyla yetersiz olduğu belirtiliyordu.

Mercedes gerekli onayların alınması durumunda, günde 1000 cihaz geliştirebileceğini belirtiyor.

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

medyabold
Devamını Oku »

Suriye’de koronavirüsten ilk ölüm

Suriye Sağlık Bakanlığı hastaneye acile getirilen bir kadının hayatını kaybettiğini, bu kişide koronavirüs tespit edildiğini bildirdi. Bu ölüm Suriye’de kayıtlara geçen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı resmi ilk ölüm oldu.

BOLD – Suriye Sağlık Bakanlığı hastaneye acile getirilen bir kadının hafata sonu hayatını kaybettiğini, bu kişide koronavirüs tespit edildiğini bildirdi. Bu ölüm Suriye’de kayıtlara geçen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı resmi ilk ölüm oldu.

Suriye ayrıca ülkede vaka sayısının 5’ten 9’a çıktığını bildirdi. Yetkililer salgınla mücadele için ülkede gece sokağa çıkma yasağı ve giriş çıkış yasakları uyguluyor.

Sağlık yetkilileri ülkede dokuz yıldır süren savaş nedeniyle kötü durumdaki sağlık sisteminin salgın nedeniyle büyük risk altında olduğu uyarısında bulunuyor.

Suriye ordusu da salgının yayılmasını önlemek için askere alma işlemlerini durdurdu.

İDLİB’DE 900 TEST YAPILDI

4 milyon kişinin yaşadığı Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de şu an sağlık sistemi “tamamen çökmüş durumda”.

Bölgede Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin de yardımıyla 900 koronavirüs testi yapıldı. Bölgede pozitif sonuç çıkmadı.

Bölgede çıkacak bir salgının sağlık sisteminin tamamen çöktüğü İdlib’de binlerce kişinin ölümüne sebep olabileceği belirtiliyor.

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

medyabold
Devamını Oku »

Koronavirüsten ABD’de cezaevlerinde ilk ölüm

Amerika’nın Louisiana eyaletindeki bir cezaevinde cezasını çekmekte olan 49 yaşındaki Patrick Jones’un koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı. Bu, ülkede cezaevinde koronavirüs nedeniyle meydana gelen ilk ölüm olarak kayıtlara geçti.

BOLD – Amerika’nın Louisiana eyaletinde uyuşturucu suçuyla ilgili 27 yıllık hapis cezasını çekmekte olan 49 yaşındaki Patrick Jones’un koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı.

Bu, ülkede cezaevinde Corona nedeniyle meydana gelen ilk ölüm olarak kayıtlara geçti.

14 MAHKUM VE 13 ÇALIŞAN HASTALANDI

Amerika genelindeki cezaevlerinde toplam 14 mahkumla 13 çalışanın virüse yakalandığı belirtiliyor.

Patrick Jones’un Oakdale’de düşük güvenlikli bir cezaevinde kaldığı ve hastalıkla ilgili ilk belirtleri 19 Mart’ta gösterdiği kaydedildi.

Yetkililer Jones’un uzun süredir devam eden sağlık sorunları olduğunu ve bu nedenle yüksek risk kategorisinde yer aldığını kaydettiler.

Jones’un şikayetlerinin ardından 19 Mart’ta hastaneye kaldırıldığı, durumunun bir gün sonra kötüleşmesi üzerine solunum cihazına bağlandığı, ancak Cumartesi günü yaşamını yitirdiği belirtildi.

Aynı cezaevinde 5 mahkumda koronavirüs saptandığı bildiriliyor. Uzmanlar Adalet Bakanlığı’na virüsün cezaevlerinde yayılmasını önlemek için daha fazlasını yapma çağrısında bulunuyor.

Ülkede cezaevlerine ziyaretler geçici olarak durduruldu, yeni mahkumlar da 14 günlük karantinaya alınıyor.

Bazı eyaletler de yoğunluğu azaltmak için binlerce mahkumu tahliye etti.

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

medyabold
Devamını Oku »

‘Katarla devam eden uçuşların Kanal İstanbul’la ilgisi mi var?’

Uçuş trafiğini canlı veren flightradar24’den aldığı verileri paylaşan CHP’li Ağbaba, ”Yasak neden Katar’a uygulanmıyor, ayrıcalığın Kanal İstanbul ihaleleriyle ilgisi var mı?” diye sordu.

BOLD- Koronavirüs önlemleri kapsamında tüm dünya ile beraber Türkiye de yurt dışına kapılarını kapattı. Havayolları uçuşlarını sonlandırırken gümrük kapıları ve sınırlarda da önlemler üst seviyeye çıkarıldı.

UÇUŞLAR DEVAM EDİYOR

Öte yandan CHP Malatya Milletvekili Vali Ağababa Katar ile uçuşların devam ettiğini gösteren görseller paylaştı. Ağbaba’nın paylaştığı flightradar24 adlı sitenin Live Air Traffic (Canlı hava trafiği) fotoğraflarında 26,27,28,29,30 ve 31 Mart tarihlerinde yapılan ve yapılacak Doha-İstanbul seferleri görülüyor.

‘KARANTİNAYA ALINIYORLAR MI ?’

Fotoğrafları paylaşan Ağbaba yakın zamanda yapılan Kanal İstanbul ile ilgili ilk ihaleye atıfta bulunarak, ”Yurtdışı uçuş yasağına rağmen Qatar Airways’in İstanbul-Doha uçuşları hala devam ediyor. Herkese uygulanan yasak neden Katar’a uygulanmıyor? Katar’dan gelenler karantinaya alınıyor mu? Katarlılara tanınan bu ayrıcalığın Kanal İstanbul ihaleleriyle bir ilgisi var mı?” diye sordu.

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

 

medyabold
Devamını Oku »

Tır şoförü Baran: Yoksulların isyanını dile getirdim

“Beni virüs değil, bu düzen öldürür” dediği için gözaltına alınıp serbest bırakılan TIR şoförü Malik Baran Yılmaz, “Yoksulların isyanını dile getirdim” dedi.

BOLD – AKP’nin koronavirüse (Kovid-19) dair aldığı tedbirlere sosyal medyadan eleştiren ve “Beni virüs değil, bu düzen öldürür” dediği için Hatay’da gözaltına alınan TIR şoförü Malik Baran Yılmaz, ifade işlemleri ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

BirGün Gazetesi’ne konuşan Yılmaz, ezilenlerin virüs gerçeği kadar geçim derdi sorunuyla karşı karşıya kaldığını belirten “Ben yoksulların isyanını dile getirdim. Kimseyi galeyana getirme derdim yok. Bunlar bizim gerçeğimiz. Söylediklerimin arkasındayım. Bizim dışarıda olmamız halk sağlığına tehdit. Emniyette ve savcılıkta bunları anlattım” dedi.

DÜZEN YOKSULLARI ÖLDÜRÜYOR

Koronavirüs tehlikesi karşısında evde ve ailesiyle oturmak istediğini ama bunun mümkün olmadığını anlatan Yılmaz, “Bugün hangi TIR şoförüne, hangi emekçiye sorsanız ailesiyle oturmak ister. Ancak ailemin sağlığı için hem çalışmak zorundayım. Hem de onların sağlığı için onların yanında oturmam gerekiyor. Bu nasıl olacak? Bu düzenden kastım bu. Bu düzen yoksulları öldürüyor. Bu düzene karşı tedbir alınması virüs önlemleri kadar önemlidir” diye belirtti.

SOYLU HEDEF GÖSTERDİ

Hatay Barosu Başkanı Avukat Ekrem Dönmez, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarıyla Yılmaz’ın gözaltına alındığına değindi. Dönmez, “Biz avukatlar devreye girmesek, toplumsal dayanışma olmasa Malik Baran tutuklanabilirdi. Soylu ve iktidar sosyal medyada ve toplumda bu tür itirazların, çıkışların yayılmasını istemiyor. Bunun için sopa gösterdiler. Yapılması gereken sopa göstermek, toplumu korkutmak değildir. Gerekli tedbirleri almaktır” dedi.

Hatay İl Emniyet Müdürlüğü’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, videonun “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik edici” olduğunu savunuldu.

Dünya Sağlık Örgütü: Korona virüsü hava yoluyla bulaşmıyor

medyabold
Devamını Oku »

Şule Çet’in avukatından infaz düzenlemesine tepki

Şule Çet davasının avukatı Umur Yıldırım, “Kadın katili, tecavüzcü, uyuşturucu satıcısı elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşacak. Fakat yazı yazan insanlar insanlar hapiste kalmaya devam edecek” dedi.

BOLD – Avukat Umur Yıldırım, infaz düzenlemesinde ‘terör’ ve düşünce suçlarına karşı büyük bir çifte standardın ortaya çıktığını belirtiyor. Yıldırım, “Kadın katili, tecavüzcü, uyuşturucu satıcısı elini kolunu sallayarak dışarda dolaşacak. Fakat yazı yazdığı ya da sosyal medyada paylaşım yaptığı için insanlar hapiste kalmaya devam edecek. Bu; eşitlikten uzak, vicdanları yaralayan çok adaletsiz bir çelişki”

İnfaz değişikliği paketini değerlendiren Avukat Yıldırım, infaz kapsamında kasten öldürme suçunun kapsam dışı bırakıldığını ancak tasarının etrafından dolaşılacağı endişesini dile getirdi. Birgün Gazetesi’ne konuşan Yıldırum şunları kaydetti:

KEZZAP ATAN NE OLACAK?

“82’nci madde kasten öldürmenin nitelikli halini esas alıyor. Ama kadınlar sadece öldürülmüyor; yaralanıyor, yüzlerine kezzap atılıyor, sokak ortasında öldürülmekten daha kötü hale getiriyor. Yaralama ve ağırlaştırılmış yaralamayı ilgilendiren 81, 82 ve 83’üncü maddelerin ‘kırmızıçizgi’ dışında olması kadına karşı şiddeti önlemeyecek aksine bunun daha da önünü açacak. Bunlar suçluluğu kanıtlanmış insanlar. Mağdurlar, bu suçlularla belki de yeniden aynı ortamlarda yaşamak zorunda kalacak. Bu suçların işlenme potansiyeli çok yüksek. Sistem mağdurla değil suçlu ile empati kuruyor. Rehabilite altyapısı olmadan cezaevlerini bu suçlulardan arındırmak, aynı vakaların yaşanması ve hapishanelerin kısa zamanda aynı faillerle bir daha dolması demek.”

İSTİSMARI TARTIŞMAK BİLE UTANÇ

Avukat Yıldırım, bir diğer maddeyi ‘cinsel istismar’ suçunu değerlendiriyor: “Bundan 2 yıl önce de af kanunu tartışılıyordu. 15 yaşından küçük çocuklar ve çocuk gelinler ile ilgili olarak gündeme gelen ‘istismar’ tasarısı da kamuoyunun tepkisini çekmişti. Isıtıp ısıtıp önümüze getiriyor. Bir kez daha salgının arkasına sığınarak aynı şeyi yaptılar. Kamuoyu yine geri adım artırdı. Bu hali ile bir infaz yasası düşünmeleri bile utanç vericiydi.”

PEKİ, CİNSEL SUÇLAR NE OLACAK?

Yıldırım; “Burada da gözden kaçan bir nota var” diyor: “Cinsel istismar suçu, gelen tepkiler sonucu kapsam dışına çıkarılmış olabilir. Oysa ‘cinsel suçları’ bir üst başlık olarak ele almalıyız. Altında; 18 yaşından küçük olanlara ilişkin söz konusu ‘cinsel istismar’ suçunun yanı sıra, ‘cinsel saldırı’ ve ‘cinsel taciz’ suçları var. Çocuklara yönelik cinsel istismar suçları kapsama girmezken diğer alt başlıkların infaz kapsamına tabi tutulacağı endişesi var.”

Avukat Umur Yıldırım, bunu Şule Çet davası ile somutlaştırıp kaygılarını dile getiriyor: “Kadınlara tecavüz edip öldürenler bu af kapsamından yararlanacak mı? Kadınların, öldürülmeden ya da şiddete maruz kalmadan önce tecavüze uğradığı vakalar oldukça yüksek. Yakın tarih de bunun örnekleriyle dolu. Bizim kamu yarına gösterdiğimiz emek ve çabalar heba olacak. Faallerin hak ettikleri cezayı alması için uğraşıyoruz. Fakat etrafından dolanılmaya çalışılan maddeler ve afla, bunun da hiçbir anlamını bırakmıyorlar.”

KİŞİYE GÖRE AF

İnfaz paketindeki, topluma karşı işlenen ve kamunun bütününü ilgilendiren ‘uyuşturucu suçu’ maddesi de kafa karıştırıcı. Böyle bir suçta, ‘baron’ ve ‘satıcı’ ayrımı yapmak doğru mu ya da bu sınırı ayrıştırabilmek mümkün mü? Avukat Umur Yıldırım, çarpıcı ifadeler kullanıyor: “Bu suçlar kapsamında kimler var, bunlardan kim yararlanacak, araştırılması gerekiyor. Çünkü infaz kapsamındaki maddelerin kişi bazlı olduğunu düşünüyoruz. Belli kişilerin çıkarılması için belli suç tiplerinin tasarıya dahil edildiği şüphesini taşıyoruz.”

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

medyabold
Devamını Oku »

Turkish lira, airlines hit as coronavirus spreads

The Turkish lira weakened 0.7% against the dollar on Monday as the number of coronavirus cases continued to surge in Turkey, and markets globally tumbled on worries over the length of a global shutdown.

Stocks were also weaker, and airline shares were hit by a drastic reduction in flights, with Pegasus Airlines halting domestic flights until April 30.

The lira stood at 6.4930 against the dollar at 0815 GMT, weakening from a close of 6.4505 on Friday. Though one of the more durable among peers, the lira has fallen 8% this year amid the global selloff triggered by the pandemic.

“We can see that a flight from risk is dominant in markets again. The lira started the day just below the 6.5 level. There may be a correction during the day, but investors may use it as a dollar buying opportunity,” Sekerbank said in a daily note.

Health Minister Fahrettin Koca announced that the number of deaths from the coronavirus in Turkey jumped by 23 to 131 on Sunday, as confirmed cases leaped by 1,815 to 9,217.

In the latest measures to curb the spread of the virus, Turkey halted inter-city trains and limited domestic flights on Saturday. The main opposition has called for a stay-at-home order.

Pegasus Airlines shares tumbled 8.2%, and Turkish Airlines was down 3.7%.

The main BIST 100 share index fell 0.4%, after dropping 3.72% on Friday.

The yield on the benchmark 10-year bond rose to 13.50% on Monday from 13.08% on Friday.

President Tayyip Erdogan called on Friday for a “voluntary quarantine” in which Turks stay at home except for shopping or basic needs to help contain the outbreak.

Turkey has also grounded all international flights, and passengers are required to obtain the approval of their local governor’s office to travel between provinces.

Despite the coronavirus impact, Turkey’s central bank expects high first-quarter growth thanks to a strong January and February, deputy governor Oguzhan Ozbas was quoted as saying by state-owned Anadolu news agency on Sunday.

Reuters

Turkey’s coronavirus-related economy package criticized by many

The post Turkish lira, airlines hit as coronavirus spreads appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/03/30/turkish-lira-airlines-hit-as-coronavirus-spreads/
Devamını Oku »

Kılıçdaroğlu: İşten çakarma yasaklansın, köprü geçiş garantisi askıya alınsın

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, koronavirüs salgını sürecinde işten çıkarmaları önleyecek her türlü teklife destek vereceklerini söyledi. Hazine garantili projelerde geçiş garantisinin askıya alınmasını istedi.

BOLD – CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, koronavirüsle ilgili işten çıkarmaların yasaklanmasını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Gerek vatandaşların geçim ihtiyaçları, gerek sektörlerin ekonomik destek ihtiyaçları konusunda, daha önce önerdiğimiz önlemlerin de derhal alınması zorunludur” dedi.

Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’e konuşan Kılıçdaroğlu, Hazine garantili köprü, tünel, yol, hastane, havalimanı vb. işletmelerin işleticilerinin de fedakarlık yapmasını beklediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bu kapsamda döviz kuruna endeksli ödemelerin doğrudan Türk lirasına çevrilerek bir yıl süreyle ertelenmesi, geçiş garantisinin askıya alınması işleticilerin de yapmak isteyeceği bir fedakarlıktır” ifadelerini kullandı. “Doğalgaz ve elektrik dağıtım şirketlerinin yapması gereken fedakarlık da unutulmamalıdır” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu kapsamda abonelerinin fatura ödemeleri, faizsiz olarak salgının kontrol altına alındığı tarihe kadar ertelemeli” çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, evinden çıkmamaya özen gösteriyor, CHP’li belediye başkanlarıyla sürekli temas içinde bulunuyor. Geçmişte Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü yapması nedeniyle çok sayıda doktor tanıdığı olan Kılıçdaroğlu, bilgi alıyor ve belediyelerin yapması gerekenler konusunda başkanlar arasında eşgüdüm sağlıyor. Genel merkeze zorunlu olmadıkça gitmeyen, gidince de çok kısa sürede ayrılan Kılıçdaroğlu, “Sosyal mesafe” kuralına da uyulmasına özen gösteriyor.

SALGINLA İLGİLİ RAPORLARI OKUYOR

Kılıçdaroğlu koronavirüs sonrası yaptıklarıyla ilgili şunları söyledi: “Evde boş oturmuyor, genel merkezdeymişim gibi çalışmalarımı yürütüyorum. Salgınla ilgili olarak raporları okuyor, diğer ülkelerdeki gelişmeleri de yakından takip ediyorum. Yerel yönetimlere salgınla mücadele konusunda önemli görevler düşüyor. Bu konuda başkanlarımızla konuşuyoruz. Bu sorunu da dayanışmayla, birlikte hareket etmeyle aşacağımıza inanıyorum. Vatandaşlarımızı mağdur etmeden önce onlara her türlü desteği vermek durumundayız. CHP olarak biz halkımız arasında hiçbir ayrım yapmadan üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız.”

İKTİDAR ÖNLEM ALMAKTA ZAFİYET GÖSTERDİ

Olağanüstü Hal ilan edilmesine karşı olduklarını, sokağa çıkma yasağının İl İdaresi ve Hıfzıssıhha Kanunlarıyla mümkün olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:  İktidar maalesef bu güne kadar salgın ile ilgili önlem almakta önemli zafiyetler göstermiştir. Testlerin yaygınlaştırılmasındaki gecikmeler, sınırların kapatılmasındaki gecikmeler, ulaşım kısıtlamalarındaki gecikmeler bunlara örnek verilebilir. Bugün geldiğimiz noktada; geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina ihtiyacı olduğu açıktır” dedi.

NİÇİN “EVDE TUT”

Evde kalanların geçimlerini sağlayacak ekonomik önlemlerin de doğrudan iktidar tarafından alınması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Gerek vatandaşların geçim ihtiyaçları, gerek sektörlerin ekonomik destek ihtiyaçları konusunda, daha önce önerdiğimiz önlemlerin de derhal alınması zorunludur. Süreç içinde yasal bir desteğe ihtiyaç duyulması halinde (örneğin; salgın hastalık süresince işçi çıkarma yasağı öngören bir düzenlemenin Parlamentoya gelmesi gibi…) Parlamentoda bu kararların alınması için tam destek vermeye de hazırız. olduğumuzu belirtmek isteriz. Artık sorun ‘evde kal’ aşamasından ‘evde tut’ aşamasına geçmiştir. Bir an önce iktidarın bu önlemleri alması gerekmektedir.”

Yeni bakanın ‘Erdoğan’a layık olacağım’ biadı sosyal medyayı salladı

medyabold
Devamını Oku »

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman’ın ablası Adalet Bakanı’na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman’ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e çağrıda bulundu.

İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM

“İnsanlık vazifem adına…” başlıklı bir mail yazıp Gül’e gönderen Gençosman, “O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez.” dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.

KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI

Kardeşinin 11 Temmuz 2018’de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, “Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entüübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman’ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN

Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini takep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.

Nesrin Gençosman’ın birinci ölüm yıldönümü: Özgürlükten ölüme 41 gün

“Buraya hapsedildim! Kendimi bitmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu”

medyabold
Devamını Oku »

Avustralya kanalından dikkat çeken Türkiye analizi: ‘Virüs tüm ülkelerden daha hızlı yayılıyor’

Dünyadaki koronavirüs vakalarını hazırladıkları grafikle izleyicileriyle paylaşan ABC News kanalının sunucusu, ‘hastalığın yayılma hızının dünyadaki tüm ülkelerden çok daha fazla olmasının düşündürücü’ dedi

BOLD- Avustralya’da yayın yapan ABC News Kanalı dünyada hızla yayılan ve can alan koronavirüs salgınının ülkelere göre yayılma hızını, hazırladıkları grafikle, izleyicileriyle paylaştı. Sunum sırasında ABD’deki vaka sayısı ile İtalya’daki ölüm rakamlarını aktaran sunucu, daha sonra Türkiye’ye dikkatleri çekti.

Sunucu Türkiye’deki vaka sayısının az olmasına rağmen hastalığın yayılma hızının dünyadaki tüm ülkelerden çok daha fazla olmasının düşündürücü olduğunu belirtti. İşte o görüntüler

‘Granada’daki ezanı dinlemek güzel ama koronadan ölenlerin selasını da duymak gerek’

medyabold
Devamını Oku »

TBMM’de görevli doktorda koronavirüs şüphesi; muayene ettiği kişiler telefonla uyarıldı

Meclis Hastanesi’nde görevli bir doktorda ateş ve boğaz ağrısı görülmesi üzerine koronavirüs testi yapıldı. Testin negatif çıktığı belirtilirken, doktorun son 14 günde muayene ettiği kişiler telefonla aranarak uyarıldı.

BOLD – Meclis doktorunda koronavirüs görüldüğü iddiaları üzerine TBMM Başkanlığı açıklama yaptı. TBMM’den yapılan açıklamada, ”Test sonucu negatif çıkmıştır” denildi.

TBMM’den paylaşılan bilgi notunda şu ifadeler kullanıldı:

”Meclis Hastanesi’nde görevli bir doktorda ateş ve boğaz ağrısı belirtilerinin görülmesi üzerine şehir hastanesinde test yaptırılmış ve test sonucu negatif çıkmıştır. Kendisi tedbir amaçlı olarak hastanede tutulmaya devam edilmektedir. Ancak son 14 günde muayene ettiği kişiler telefonla aranarak,bilgilendirilmiş ve tedbir amaçlı olarak kendilerini izole etmeleri istenmiştir.”

CHP’li Ağbaba koronadan ölenlerin sayısının gizlendiğini belgeledi

medyabold
Devamını Oku »

‘Granada’daki ezanı dinlemek güzel ama koronadan ölenlerin selasını da duymak gerek’

Erdoğan’ın Granada’da okunan ezanı dinlediği görüntüleri paylaşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun’un paylaşımına, koronavirüs konusunda yeterli önlemlerin alınmadığını düşünenlerden tepki yağdı.

BOLD- Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sosyal medya hesabından koronavirüs salgınının Türkiye’de görülmeye başladığı 10 Marttan bu yana kendisini Saray’a kapatan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İspanya Granada’da okunan ezanı dinlediği görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Erdoğan elindeki cep telefonundan okunan Ezan-ı Muhammedi’yi dinliyor.

DAHA SIK İSTEDİLER

Görüntü sosyal medyada büyük ilgi gördü. Erdoğan’ı her gün görmek istediğini söyleyen AKP’liler Altun’dan bu tür videoları daha sık paylaşmasını istedi.

‘EZAN VE DİN ÜZERİNDEN ŞOV’

Öte yandan videoya tepkiler de bir hayli fazla. Koronavirüs salgını konusunda hükumetin yeterli önlemleri almadığını savunan bazı vatandaşlar görüntülerle ‘Din ve Ezan üzerinden şov’ yapıldığını söyledi. Altun’un paylaşımına yorum yapan bir sosyal medya kullanıcısı, ”Granada da ezanı şerifi okunurken huşu içinde dinlemek güzel. Lakin halkı Covid- 19 yüzünden ülkemizde okunan yüzlerce, önlem alınmazsa binlerce okunacak selayı da duymak gerekir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de hayatını kaybeden kişi sayısı 131, vaka sayısı 9 bin 217

medyabold
Devamını Oku »

Libya’ya silah ticareti ve Erdoğan ailesi

Viktor Baranets; Libya’da ölen Türk askerlerinin tam sayısının açıklanmasının Türkiye’deki bir askeri darbeye neden olabileceğini düşünüyor. Sırrı ise silah ticaretinde…

BOLD ANALİZ

FATİH YURTSEVER

Libya’da Erdoğan’ın Silah Ticareti Tehlikeye mi Giriyor?

Türkiye’de ve dünyada tüm insanların gündemi korona virüsü ile mücadeleyken, Erdoğan için hayat korunaklı sarayında, doktor gözetiminde kaldığı yerden devam ediyor. Ancak son günlerde Libya’da ve Akdeniz’de yaşanan gelişmeler Erdoğan’ın huzurunu bozacağa benziyor.

İlk gelişme BBC muhabiri Benjamin Strick tarafından açık kaynak bilgileri kullanılarak hazırlanan “hayalet gemiler” gemiler konulu haberin yayımlanması ile başladı. Haberin yayımlandığı gün AB ülkeleri büyükelçileri BM Güvenlik Konseyi Kararları doğrultusunda, Libya’ya uygulanan silah ambargosunun kontrolü için 31 Mart tarihinde IRINA adlı bir harekatın başlatılmasına karar verdi.

Rusya Federal Haber Ajansı’nda 27 Mart tarihinde “Erdoğan’ın Hırsları Libya’da Onlarca Türk Askerinin Hayatına Mal Oluyor” konulu bir haber analiz yayımlandı. Analize göre; Türk askerleri Libya topraklarında ölmeye devam ediyor. Erdoğan, olası iç politik sonuçlarından dolayı kamuoyundan can kayıplarını saklıyor. Pravda gazetesinin askeri danışmanı emekli Albay Viktor Baranets; ölen Türk askerlerinin tam sayısının açıklanması halinde bunun Türkiye’deki bir askeri darbeye neden olabileceğini düşünüyor.

Türkiye’nin bölgede 2000 civarında askeri bulunuyor. Türk askerleri Mitiga sivil hava limanını askeri bir üs olarak kullanıyor. Şubat ayı başından itibaren General Hafter güçlerince yapılan saldırılar sonucunda 16 Türk askeri ile İHA’ları kontrol eden 2 sivil mühendis hayatını kaybetti. Yerel kaynakların iddiasına göre 22 Mart tarihinde Ain Zara Bölgesi’nde yaşanan çatışmalarda 50’den fazla Suriyeli para asker ile Türk askeri öldürüldü. General Hafter’e yakın kaynaklar Erdoğan rejiminin öldürülen askerlerin cesetlerini, yapılan çağrılara rağmen teslim almadığını iddia ediyor. Viktor Baranets söz konusu iddianın doğru olabileceğini, cesetlerin Türkiye gönderilmesinin halk nezdinde infiale neden olacağını ve bunun da Türkiye’de bir askeri darbeyi tetikleyeceğini düşünüyor.

Bu gelişmeler yaşanırken 28 Mart tarihinde NATO Deniz Muhafızı Harekâtına katılan Fransız firkateyninin Libya’ya silah taşıdığı, içerisinde hava savunma silah sistemleri bulunduğu gerekçesiyle Haydarpaşa Limanı’ndan kalkan PS PRAY adlı yük gemisinin rotasını değiştirmeye zorladığına yönelik haberler, Rus, Bulgar ve Yunan basınına düştü. Peki gerçekten Libya’da askerimiz ne için ölüyor, yaşanan bunca gelişmenin arkasında ne yatıyor?

Kitabın ortasından konuşmak gerekirse; Erdoğan rejimi BM Güvenlik Konseyi Karaları doğrultusunda uygulanan silah ambargosuna rağmen, Libya Ulusal Mutabakat Hükumetine silah satışından ciddi paralar kazanıyor. Bu paranın devletin kasasına girmediği aşikâr. BBC’de yayımlanan görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla araç ve silahların bir bölümü Sakarya Tank ve Palet fabrikasında üretiliyor. Yakın zamanda bu fabrikanın mali sıkıntılar bahane edilerek özelleştirme kapsamında Katar ve Ethem Sancak ortaklığına satılmasının arkasında da yatan esas nedenlerden birisi, söz konusu silah ticaretinin daha kolay yapılması.

Erdoğan rejimi silah ticaretini perdelemek ve olası asker kayıpları konusunda halktan gelebilecek tepkileri bertaraf etmek için, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının sınırlandırılmasını anlaşmasını imzaladı. Milli bir mesele olarak Doğu Akdeniz’ deki hak ve menfaatlerimizin korunmasının bu anlaşmaya bağlı olduğu konusunda yapılan bilgi bombardımanı sayesinde, Sarraç Hükumetinin desteklenmesi, silah ve asker sevkiyatı kamuoyunda ciddi şekilde tartışılmadı.

Ancak 18 Şubat tarihinde Trablusgarp Limanı’nda bulunan bir ticari gemiye yapılan saldırı sonucunda silah ticaretini koordine etmek için bölgede bulunduğu anlaşılan asker kökenli Mit mensuplarının öldürülmesine yönelik haberlerin Odatv İnternet Sitesinde yayımlanasından sonra gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkloğlu tutuklanırken, Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Gazetecilerin tutuklanması Erdoğan rejiminin Libya konusunda ne kadar çamura battığının bir işareti olarak görülebilir. Eğer gözdağı verilmese, gazeteciler sindirilmeseydi, bu konunu üzerine gidilecek belki silah ticaretinin kirli yüzü ile gerçek ölü sayısı da ortaya çıkacaktı. Bu saatten sonra hapse girmeyi göze almadan bu konularda haber yapılamayacağı ortada. Türk kamuoyu bu tür haberleri dış medyadan öğrenmeye devam edecek.

Tabi bu konulara yönelik Rus medyasında haberlerin çıkmasını da pek hayra yormamak gerekiyor. Daha önce yaşanan benzer hadiselerde bu tür dosyalar masaya geldiğinde veya basına yansıdığında, Erdoğan rejimini kendi bekası için ülkenin geleceğini ipotek eden tavizler vermişti.

Libya ve Suriye konularında bugüne kadar Suriyeli mültecileri Türkiye’de tutma karşılığında Erdoğan rejiminin yaptıklarına sessiz kalmayı yeğleyen Avrupa ülkeleri, Erdoğan’ın mültecileri Yunan sınırına yığması karşısında tutum değiştirmişe benziyor. Akdeniz’de Libya’ya yönelik silah ambargosunun denetlenmesine yönelik 31 Mart tarihinde başlatılacak IRINA harekâtı bu değişimin somut göstergesi. Üstelik daha harekât başlamadan Fransız firkateyni tarafından silah yüklü olduğu iddia edilen yük geminin rotasını değiştirmeye zorlanması da bundan sonra yaşanacakların işareti olarak düşünülebilir.

ABD’de bir televizyon kanalına verdiği röportajda Başkan Trump “Ben Kürtlere ve Erdoğan’a anlaşın dedim, önce kabul etmediler, sonra kabul ettiler” ifadesini kullandı. Buradan da anlaşılacağı üzere Erdoğan için tek kırmızı çizgi kendi bekası. Bunun için silah ve petrol ticaretinden kazanacağı para. Erdoğan daha önce nasıl IŞID petrollerini pazarlayarak nasıl para kazandı ise, bugün de aynı ticareti devam ettirmek için PYD ile masaya oturabilir.

Libya meselesine bu zaviyeden bakılmadığı takdirde olayları tam olarak anlayamayız. Erdoğan mültecileri sınıra yığarak Avrupa’nın canını yaktı, ancak elindeki en büyük kozu da kullanmış oldu. Şimdi sıra Avrupa ülkelerinde. Bakalım Libya’dan Erdoğan kasasına para akışını engelleyebilecekler mi? Ya da Erdoğan bu sefer Avrupalılara hangi konuda taviz vererek silah ticaretini devam ettirecek?

medyabold
Devamını Oku »

Dünya Sağlık Örgütü: Korona virüsü hava yoluyla bulaşmıyor

Dünya Sağlık Örgütü virüsün havada asılı kaldığı şeklinde bilgiyi yalanladı. Örgüt, alınması gereken basit tedbirleri tekrar hatırlattı.

BOLD – Dünya Sağlık Örgütünün resmi sosyal medya hesabından yaptığı bilgilendirmede, virüsün hava yoluyla taşınamayacağı belirtilerek, virüsün hasta kişilerin öksürme, hapşırma veya konuşmaları esnasında bulaşabileceği ifade edildi.

Damlacıkların havada kalamayacak kadar ağır olduğu ve hemen düştüğü bildirildi.

MESAFE KURALI ÖNEMLİ

Açıklamada ayrıca, virüsten korumak için kişilerin diğer insanlarla aralarına bir metre ‘fiziksel mesafe’ koymaları ve birbirleriyle temastan kaçınmaları konusunda uyarılarda bulunulurken; yüzeylerin sürekli dezenfekte edilip, sık sık el yıkamanın önemi vurgulandı.

1 dakikalık video kampanyası büyüyor

medyabold
Devamını Oku »