28 Haziran 2021 Pazartesi

SBK hakkında ABD’de ikinci iddianame ortaya çıktı: İade süreci ne kadar sürer?

Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de aleyhine açılan davada, şimdiye kadar bir değil iki farklı iddianamenin gizlilik kararıyla işleme konulduğu ortaya çıktı. Peki Korkmaz Türkiye’ye mi ABD’ye mi iade edilir ve iadesi ne kadar sürer? İddianamedeki ‘büyükbaba’ kim?

BOLD ANALİZ – Sezgin Baran Korkmaz için ABD’deki Utah Federal Bölge Mahkemesi’nde aleyhine açılan davada hazırlanan ilk iddianamede iki ayrı suçlamadan 25 yıla kadar hapis istendiği ortaya çıktı. 27 gün sonra dava kayıtlarına gizlilik kaydıyla giren ikinci iddianamede ise Korkmaz’a üç ayrı suç isnat edilerek 225 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İLK İDDİANAMEDE KORKMAZ İÇİN 25 YIL CEZA İSTENİYOR

ABD’deki dava dosyasında, üzerinde hala gizlilik kaydı olan bir belgede ise Korkmaz hakkında 10 Mart 2021 tarihinde yakalama emri çıkartılarak kayıtlara girdiği görülüyor.

Korkmaz ile ilgili hazırlanan ilk iddianameyle ilgili gizlilik kararı alındıktan sonra, 31 Mart tarihinde Utah Federal Bölge Mahkemesi hakimi Tena Campbell’a bildiriliyor. Utah Yüksek Hakimler Heyeti, Hakim Campbell’i davanın hakimi olarak atıyor.

11 sayfalık ilk Korkmaz iddianamesi dava kayıtlarına 1 Nisan tarihinde gizlilik kararıyla giriyor. İlk iddianamede, Korkmaz’a iki ayrı suç isnat ediliyor. Korkmaz, ‘kara para aklamak için komplo kurmak’ ve 29 -30 Nisan 2019 tarihinde Kingston kardeşler davasında ABD’de savcılara bizzat tanık olarak verdiği ifadede, ‘resmi makamlara yalan ifade ve beyanda bulunmakla’ suçlanıyor.

ABD ceza yasalarına göre kara para aklamak için komplo kurmak suçlaması 20 yıl, ‘resmi makamlara yalan ifade ve beyanda bulunmak’ suçu ise 5 yıla kadar hapis cezası gerektiriyor. İlk iddianamede Korkmaz için istenen toplam azami hapis cezası 25 yılı buluyor.

İLK HAKİM DAVADAN ÇEKİLİYOR

Davaya atanan hakim Tena Campbell, Korkmaz’ın gizlilik kaydıyla yayınlanan iddianamesini inceledikten sonra 7 Nisan tarihinde davadan çekildiğiyle ilgili kararını yayınlıyor.

Hakim Campbell, Korkmaz iddianamesini incelediğini belirterek, bu iddianamenin Kingston kardeşler davasındaki iddianamelerle örtüştüğünü, bu davanın aynı hakim tarafından görülmesi gerektiğini belirtiyor.

Utah Yüksek Hakimler Heyeti de Hakim Campbell’in davadan çekilmesinin ardından Korkmaz davası için Kingston kardeşler davasının hakimi Jill N. Parrish’i görevlendiriyor.

İKİNCİ İDDİANAMEDE KORKMAZ İÇİN 225 YIL CEZA İSTENİYOR

Hakim Parrish’in Kormaz davasına atanmasının ardından, savcılık 28 Nisan’da bu kez 15 sayfadan oluşan ikinci bir iddianameyi gizlilik kararıyla dava dosyasına koyuyor.

İlk iddianameden farklı olan ikinci iddianamede bu kez ‘kara para aklamak için komplo kurmak’ ve ‘resmi makamlara yalan ifade ve beyanda bulunmak’ suçlamalarına ek olarak ‘Banka havalesi yoluyla dolandırıcılık yapmak’ suçlaması ekleniyor. ABD’de ceza yasalarına göre azami 20 yıl hapis cezası isten bu suçlamanın on defa işlendiği iddia edilerek, bu suç için 200 yıl hapis cezası isteniyor.

İkinci Korkmaz iddianamesinde isteten azami hapis cezalarının toplamı diğer suçlamalarla birlikte 225 yıla yükseliyor.

‘BÜYÜKBABA’ İKİNCİ İDDİANAMEYE EKLENDİ

Korkmaz aleyhine hazırlanan 11 sayfalık ilk iddianamede yer almayan bazı ekler 15 sayfalık ikinci iddianameye giriyor.

Kim ve hangi ülke vatandaşı olduğu belirtilmeyen ‘büyükbaba’ olarak anılan ‘Tanık A’ olarak belirtilen bir kişi ve Jacob Kingston’a gönderdiği 18 ayrı mesajın dökümü ikinci iddianameye giriyor.

Ayrıca Korkmaz’ın ‘büyükbaba’ aracılığıyla ABD’deki soruşturmadan kendilerini kurtarmak ve korumak amaçlı istediği 6 milyon dolarlık para miktarının 10 farklı banka havalesiyle Türkiye’ye aktarılmasının dökümü de ikinci iddianamede yer alıyor.

BÜYÜKBABA ESKİ CIA DİREKTÖRÜ WOOLSEY Mİ?

İddianamede, Korkmaz’ın ‘büyükbaba’ kod adlı ismi açıklanmayan hükümet yetkilisi aracılığıyla, Jacob Kingston ve Isaiah Kingston kardeşlere olası soruşturmalara karşı koruma güvencesi verdiğinden bahsediliyor.

Halk TV’de Özlem Gürses’le ‘Perdenin Önü Arkası’ programına katılan gazeteci Razi Canikligil, Amerikan kulislerinde bu ‘büyükbaba’nın Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) eski direktörü James Woolsey olduğuna dair yorumların dolaştığını belirtti.

ESKİ CIA DİREKTÖRÜ DE PARAMOUNT OTEL’DE KALMIŞ

Canikligil, ikilinin yakın bir dostluğu olduğunu, Korkmaz’ın Woolsey’i Bodrum’da daha önce ağırladığını ve Paramount Otel’de kalanlardan birinin de Woolsey olduğunu ileri sürdü.

Korkmaz’ın adı, Trump döneminde savcı Robert Müller’in yürüttüğü soruşturmada da Woolsey ile birlikte anılmış, ikilinin Fethullah Gülen’i ABD’den 15 milyon dolar karşılığında gizli bir pazarlığa oturduğu ifade edilmişti.

CIA’in eski direktörünün, son dönemde Sedat Peker’in videolarıyla gündeme gelen Mehmet Ağar gibi isimlerle de önceki yıllarda Türkiye’de bir araya geldiği iddialar arasında.

ABD VE TÜRKİYE İADESİNİ TALEP EDİYOR

Kara para aklamakla suçlanan ve ABD’nin talebiyle Avusturya’da 19 Haziran’da tutuklanan iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın akıbetinin 5 Temmuz’da hakim karşısına çıkacağı duruşmada belli olması bekleniyor.

Viyana yakınlarındaki Wels kentinde ikinci kez daha hakim karşısına çıkacak olan Korkmaz’ın iadesini ise hem Türkiye hem de ABD istiyor.

ABD ile Avusturya arasında 2000 yılında yürürlüğe giren suçluların iadesi anlaşması bulunuyor ve bu anlaşmaya 2005’te bir protokolle ek yapılıyor.

Türkiye ise Avusturya’nın da taraf olduğu Avrupa İade Anlaşması çerçevesinde Korkmaz’ı talep ediyor.

İADE SÜRECİ YILLAR SÜREBİLİR

Avusturya’daki yetkili mahkeme ‘iade edilebilir ya da edilemez’ diye iki şekilde karar verilebiliyor. Korkmaz için Avusturya’dan “iade edilemez” kararı çıkarsa Avusturya iç mevzuatına göre savcının buna itiraz yetkisi bulunuyor. İtiraz sonuç vermezse ya da iade edilmeme kararı kesinleşirse kişi iade edilemiyor.

“İade edilebilir” kararına karşı da kanun yolları bulunuyor ve bu durumda süreç uzayabiliyor. Korkmaz’ın iade edilebilir olduğuna ilişkin karar kesinleşirse dosya, Avusturya Adalet Bakanlığı’na gönderiliyor ve nihai kararı Adalet Bakanı veriyor. Ancak bu noktada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokollerinin bir ihlali söz konusu olursa Korkmaz bu bağlamda Avusturya Anayasa Mahkemesi’ne, ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulabiliyor.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçleri de iade kararının kesinleşmesini uzun yıllar erteleyebilir.

ABD’YE Mİ TÜRKİYE YE Mİ İADE EDİLİR?

Korkmaz’ı Türkiye de istediği için hangi ülkeye iade edileceğine Wels’deki mahkeme karar verecek. Ancak uzmanlar Korkmaz’ın ABD’nin talebi üzerine gözaltına alınması ve ilk talebi Washington’un göndermesi nedeniyle ABD’nin daha önde olduğunu belirtiyor. Ayrıca suçtan ABD Hazinesi’nin direkt olarak etkilenmiş olması nedeniyle Washington’a iade ihtimali daha yüksek görünüyor.

Ayrıca Korkmaz hakkında Türkiye’de alınan çelişkili kararlar, Korkmaz’ın yurtdışı yasağının kaldırılarak ülke dışına çıkmasına izin verilmesinin de SBK’nın Türkiye’ye iade edilme ihtimalini düşürdüğü belirtiliyor.

Korkmaz’ın bu noktada seçim hakkını Türkiye’den yana kullanmasının ise bir öneminin olmadığı kaydediliyor. Korkmaz, Avusturya’da yakalandıktan sonra avukatları aracılığıyla Türkiye’de yargılanmak istediğini söylemişti. Korkmaz için Türkiye’de açılan davada alabileceği maksimum ceza 10 yıl. ABD’de ise iki ayrı iddianame toplam 250 yıla kadar hapsi isteniyor.

İADE SÜRECİNDE TUTUKSUZ OLARAK KALABİLİR

Sezgin Baran Korkmaz’ın iade prosedürü sona erene kadar ülke dışına çıkmasının yasaklanması suretiyle tutuksuz olarak yaşamına Avusturya’da devam edebileceği belirtiliyor. Avusturya’daki mevzuata göre, iade süreci devam ederken Korkmaz’ın sınır dışı edilmesi de mümkün değil.

Korkmaz’ın iadesinin hangi ülkeye yapılacağı tartışmasının yanı sıra yanıtı aranan bir diğer soru ise Korkmaz’ın ABD’ye iade edilmesi durumunda yüksek hapis cezasından kurtulmak için Reza Zarrab gibi savcılarla anlaşıp anlaşamayacağı. Anlaşma yoluna gitmesi ise Korkmaz’ın Türkiye’deki bağlantılarını da Zarrab gibi ABD’li yetkililerle paylaşacağı anlamına geliyor.

Gizli belgeler sokakta bulundu: İngiltere, Rusya ile krize neden olan geçişi kasıtlı şekilde gerçekleştirmiş

SBK hakkında ABD’de ikinci iddianame ortaya çıktı: İade süreci ne kadar sürer? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

SBK’nın lüks uçağı Türkiye-Venezuela arasında neden 40 sefer yaptı?

ABD’nin Avusturya’dan iadesini istediği ve Türkiye’de de hakkında kara para aklama suçlaması bulunan firari Sezgin Baran Korkmaz’ın lüks uçağı, tam 40 kez Venezuela’ya gitti. Süleyman Soylu’nun, Korkmaz’a ait uçağı seçim çalışmaları bahanesiyle sık sık kullandığını da ortaya çıktı. Venezuela ise, Sedat Peker’in ‘uyuşturucu güzergâhı’ iddiaları sonrası Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın adıyla anıldı.

BOLD ANALİZ – Kara para aklama suçlaması yöneltilen firari iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’ın lüks uçağına ait kuyruk numarasının medyaya yansımasının ardından uçuş rotası dikkatleri çekti. ABD’nin Avusturya’dan iadesini istediği Korkmaz’ın uçağının Türkiye ile Venezuela arasında 40 sefer yaptığı tespit edildi.

Cumhuriyet’in aktardığına göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağını seçim döneminde sıkça kullandığı haberlerinin ardından bakanlıktan açıklama yapıldı. Uçağın 2017 yılındaki seçim çalışmaları sırasında kiralandığı belirtildi. Açıklamada, “Süleyman Soylu’nun sahibi bulunduğu işyeri adına kesilen faturanın bedeli, yine kendi firmasından ödenerek, süreç tamamlanmıştır” denildi.

SEZGİN BARAN KORKMAZ UÇAKTA MIYDI?

TC-YYA kuyruk numarası ile detaylarının medyaya yansıması üzerine Korkmaz’a ait uçağın rotası da tartışma konusu oldu. Uçakların plakası anlamına gelen kuyruk numaraları ile her uçağın rotasını geçmişe dönük olarak bulmak mümkün.

Gazeteci Seher Sultan, kuyruk numarasını takip ederek Korkmaz’ın son bir yılda uçtuğu güzergâhları ortaya çıkardı. Korkmaz’ın içinde yer alıp almadığı belli değil ancak Türkiye ile Venezuela arasında tam 40 sefer yapıldığı kayıtlarda görünüyor.

UYUŞTURUCU GÜZERGAHININ PLANLANMASI!

Venezuela, Sedat Peker’in eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ı, “Uyuşturucu güzergâhını düzenlemek için ziyaret etti” iddiasını ileri sürdüğü ülkeydi.

Peker’in uyuşturucu suçlamaları sonrası Binali Yıldırım, korona salgınının tüm dünyada zirve yaptığı dönemde oğlunun hayır amacıyla yol masraflarını da kendi cebinden karşılayarak Venezuela’ya maske ve korona test kiti götürdüğünü açıkladı. “Oğlum Venezuela’ya biraz meraktan biraz da iş adamı olarak ‘yeni fırsatlar var mı’ diye gitti” ifadelerini kullandı. Independent’ta yer alan habere göre oğul Yıldırım’ın ziyaretinden üç ay öncesini de kapsayan 1 Ekim-31 Aralık 2020 tarihleri arasındaki gümrük kayıtlarında Venezuela’ya maske sevkiyatı yapılmadığı görülüyor. Salgın sonrası yayımlanan tebliğe göre Türkiye’den giden maskenin gümrük kayıtlarında yer alması gerekiyor. Yurt dışına çıkarılacak 50’den fazla maske için prosedürlere uyulması bir zorunluluk.

Aynı dönemde yapılan 1.500 adetlik test kiti gönderiminin de Türkiye ve Venezuela’daki iki firma arasındaki ticari faaliyet olduğu belirlendi. Test kitlerini, sağlık kuruluşlarına yönelik test ürünleri satışı yapan Venezuela’daki bir şirkete gönderen İstanbul merkezli firmanın sicil bilgileri incelendiğinde, iş insanı Erkam Yıldırım ile bağlantısının bulunmadığı görülüyor.

SBK’nın lüks uçağı Türkiye-Venezuela arasında neden 40 sefer yaptı? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’nin suç ortağı Avrupa Birliği

Uzun yıllardır insan hakları alanında mücadele veren avukat Eren Keskin, 1990’larda da devletin suç işlediğini ama bunu gizlediklerini, günümüzde ise gizleme gereği bile duymadıklarını söyledi. Keskin, AB’nin Türkiye’nin işlediği suçlara sessiz kaldığını söyledi.

BOLD – Ölüye Saygı ve Adalet Paneli’nde konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İzmir HDP İl binasından öldürülen 20 yaşındaki Deniz Poyraz’ın bedenine işkence yapıldığını söyledi. “1990’larda da suç işliyorlardı ama inkar ediyorlardı. Ama şimdi işledikleri suçları gizleme gereği bile duymuyorlar.” diyen Keskin, kendini hiç bu dönemde olduğu kadar yalnız, çaresiz ve dayanıksız hissetmediğini belirtti.

Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi, “Hukukçular Cenazelere ve Mezarlıklara Yönelik Saldırıları Konuşuyor” sloganıyla Ölüye Saygı ve Adalet Panelleri’nin 3’üncüsünü online olarak düzenledi. Avukat Gulan Çağın Kaleli’nin moderatörlüğünü yaptığı panelde, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, hukukçu Dr. Dilek Kurban, avukat Serhat Çakmak konuşmacı olarak yer aldı.

“SUÇ COĞRAFYASINDA YAŞIYORUZ”

Panelde ilk olarak söz alan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yaşanan katliamlar ve ölülere yönelik işlenen suçlar, 1990’lı yıllar itibari ölülere yönelik saldırılar ile kadın ve LGBTİ+ ölümleri ve cenazelere yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Bu coğrafya bir suç coğrafyası” diyen Keskin, 1915 Ermeni soykırımını gerçekleştiren zihniyetin Cumhuriyet’in kurucu zihniyeti olduğunu ifade etti. Bugünü anlamak için Cumhuriyet’in kuruluş dönemi hukukuna bakmak gerektiğini söyleyen Keskin, “Kanunların yapıldığı dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt demiştir ki ‘bütün herkes duysun ki bu coğrafyanın tek belirleyeni Türk milletidir. Bunun dışında kalan herkes Türke hizmetçi olmak zorundadır’ diyor. Bu, devletinin kurucu kılıfı oldu ve çok fazla suç işlendi” dedi.

1990’lı yıllarda yaşanan “faili meçhul” cinayetlerde çok fazla arkadaşlarını ve büyüklerini kaybettiklerini dile getiren Keskin, HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz’ın katledildikten sonra bedenine işkence edildiği bilgisine ulaştıklarını vurguladı.

ULUSLARARASI HUKUK KURALLARI DA ÇİĞNENDİ

Keskin, ASALA üyesi Levon Ekmekçiyan, Dargeçit davası, Nahide Opuz davası, LGBT+ davaları, Samatya cinayeti davası gibi olaylara ilişkin detaylı bilgiler paylaşarak, yaşananları ve dava süreçlerini anlattı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yi imzalamadığını dile getiren Keskin, böylelikle davalarda zaman aşımı nedeniyle cezasızlığın hedeflendiğine dikkat çekti.

Türkiye’de nefret suçu diye bir suçun olmadığını, 122’inci maddede tanımlanan ayrımcılık suçunun olduğunun altını çizen Keskin, Türkiye’nin hem kendi hukukunu ne de taraf olduğu uluslararası hukuk kurallarını çiğnediğini kaydetti. Keskin, Avrupa Birliği’nin de Türkiye’nin işlediği suçların yanı sıra taraf olmasına rağmen bu kuralları çiğnemesine sessiz kaldığını söyledi.

Keskin, “Kendimi hiç bu dönemde olduğu kadar yalnız, çaresiz ve dayanıksız hissetmedim. 1990’larda da suç işliyorlardı ama inkar ediyorlardı. Ama şimdi işledikleri suçları gizleme gereği bile duymuyorlar. Öte yandan bazı kadın cinayetleri var ki sessiz kalınıyor. Ekin Van bütün uluslararası sözleşmelere aykırı şekilde katledildi ve çıplak bedeni teşhir edildi. Bu muhalefetin çifte standardını da ayrıca tartışmak gerekiyor” diye konuştu.

Eren Keskin’den gözaltında cinsel şiddete uğrayan kadınlara çağrı: Susmayın, sustukça başkalarına yapılacak

Türkiye’nin suç ortağı Avrupa Birliği yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Kasada para kalmayınca TMSF satışa başladı

TMSF 15 Temmuz sonrasında KHK ile el konulan Gülen Hareketi’ne yakın dernek, vakıf ve iş adamlarının mallarının satışı devam ediyor. Daha önce birçok şirketi satışa çıkaran TMSF son olarak da  Sürat Kargo ve Sürat Lojistik’i satmak için kolları sıvadı.

BOLD – Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), KHK ile el konan Sürat Kargo ve Sürat Lojistik’i satışa çıkardı. Sürat Kargo ve Sürat Lojistik satış kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Şirkete 325 milyon lira değer biçildi.

15 TEMMUZ’UN ARDINDAN EL KONULDU

15 Temmuz’un ardından iktidarın el koyup kayyım atadığı Sürat Kargo ve Sürat Lojistik, TMSF tarafından satışa çıkarıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan kararda şu ifadelere yer verildi: “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aşağıda ticaret unvanı belirtilen Şirkete, İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin verilen karar ile kayyım olarak atanmış;

Muhtelif Fon Kurulu Kararları ile ‘Sürat Kargo Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’ ile ‘Sürat Lojistik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün oluşturulmasına ve bilahare ‘Sürat Kargo ve Sürat Lojistik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’ adı altında birlikte satışına karar verilmiş olup,

Bahse konu bütünlük, Bankacılık Kanunu’nun 134’üncü maddesi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde belirtilen kayıt ve şartlarla satışa çıkarılmıştır.”

325 MİLYON LİRA DEĞER BİÇİLDİ

Sürat Kargo ve Sürat Lojistik Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün muhammen bedelinin 325 milyon TL olduğu belirtilen ilanda, ihalenin 28 Temmuz tarihinde, saat 14:30’da ‘Fon’un Büyükdere Cad. No: 143 Esentepe/ İstanbul adresindeki Konferans Salonunda yapılacağı duyuruldu. İhalenin kapalı zarfla verilen mali tekliflerin açılması ile başlayacak, açık artırmaya katılmaya hak kazananların listesi oluşturulduktan sonra, açık artırma aşamasına geçileceği belirtildi

EL KONULAN ŞİRKETLERİN DEĞERİ 32 MİLYAR DOLAR

TMSF daha önce de hukuksuz bir şekilde el konulan Akın İpek ve Boydak ailesinin uçaklarını, Royal Halı, Naksan Plastik, Adularya Enerji, Mer Su Sutek ve Akfa Holding bünyesindeki Nurkay Makine’yi de satışa çıkarmıştı. Platform for Peace & Justice (PPJ) ve London Advocacy’nin hazırladığı rapora göre ise 15 Temmuz sonrasında Gülen Hareketi’ne yönelik hukuka aykırı olarak müsadere edilen ya da el konulan mülkiyet haklarının değeri en az 32 milyar dolar. Raporda el konulan şirketlerin marka değeri, sahip olduğu piyasa payı, gelecekte elde edeceği kârlar, sahip olduğu fikri ve sınai hakların da eklenmesi halinde bu değer 3 kata kadar çıkabiliyor.

Oda Tv KADEM’in öğrenci yurtlarındaki silahları paylaştı ortalık karıştı

 

Kasada para kalmayınca TMSF satışa başladı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

27 Haziran 2021 Pazar

Oda Tv KADEM’in öğrenci yurtlarındaki silahları paylaştı ortalık karıştı

Sümeyye Erdoğan’ın yönetiminde olduğu KADEM Vakfı’nın öğrenci yurtlarından çıkarılan uzun namlulu silahların görüntüsünü paylaşan Oda Tv hedefte. KADEM tarafından silahların belgesel çekimi kullanılan imitasyon çekim aksesuarı olduğu belirtildi. Sosyal medyada da tepkilerin odağı olan Oda Tv ise haberini geri çekmemekte ısrarlı.

BOLD – Oda Tv sitesi Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yönetiminde olduğu KADEM Vakfı’na ait Ataşehir Kız Öğrenci Yurdu’ndan içinden taşındığı iddia edilen silahların fotoğraflarını paylaştı.

Caner Taşpınar’ın haberine göre, askeri uzmanların gerçek silah dediği fotoğraflardaki silahların G3 Piyade Tüfeği, M4 Piyade Tüfeği, AK-47 Kalaşnikov Saldırı Tüfeği olduğunu belirtti.

Habere göre, silahlar yurt yöneticilerinin gözetiminde kamyonlarla başka bir yere taşındı. Haberde ayrıca bilgi almak için KADEM’in arandığı fakat kimseye ulaşılamadığı da belirtildi.

KADEM’DEN AÇIKLAMA

KADEM’den yapılan açıklamada “Haberin ‘hayal ürünü’ olmanın ötesinde her yönüyle KADEM’i itibarsızlaştırma çabasından ibaret olduğu” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, silahlar gerçek olmayıp TRT tarafından çekilen, bir 15 Temmuz belgesel için kullanılan imitasyon çekim aksesuarları olduğu iddia edildi.

AYDINLIKTAN ODA TV’YE SERT TEPKİ

Haber sosyal medyada gündem olurken, haberle infial yaratılmak istendiğini ileri süren Aydınlık gazetesi de Oda Tv’ye tepki gösterdi.

Tüm tepkilere rağmen Oda Tv haberini geri çekmedi.

Günah işleme özgürlüğüne saygı duyulan siyasetçi: Metin Külünk

 

Oda Tv KADEM’in öğrenci yurtlarındaki silahları paylaştı ortalık karıştı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Orhan İnandı için Avrupa başkentlerindeki eylemler sürüyor

Kaçırılan Orhan İnandı’nın bulunması talebiyle Stockholm’un Sergel Torg meydanında toplanan insan hakları savunucuları 3 dilde Avrupalı yetkililere ikinci bir  Kaşıkçı vakasının yaşanmaması için çağrıda bulundu.

BOLD – Avrupa başkentlerinde Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da kaçırılmasının ardından başlayan eylemler sürüyor. İsveç’in başkenti Stockholm’de de İnandı’nın bulunması talebiyle eylem yapıldı.

Kentin Sergel Torg meydanında bir araya gelen insan hakları savunucuları ve aktivistler, Orhan İnandı’nın bir an evvel bulunması için çağrı yaptı.

Kırgızistan’da kaçırılmasından bu yana 26 gündür haber alınamayan eğitimci Orhan İnandı’nın MİT tarafından Bişkek’teki Türk Büyükelçiliği’nde tutulduğu iddia ediliyor. Kırgızistan’da devam eden protestolar Avrupa’nın da çeşitli şehirlerine yayıldı. Dünyanın hemen her yerinde ikinci bir Cemal Kaşıkçı vakası yaşanmaması için çağrılar yapılıyor.

Hej Initiativet Frihetsrörelse gönüllüsü aktivistler, Türkçe, İsveççe ve İngilizce yaptıkları basın açıklamasında Türkiye’deki Erdoğan rejiminin MİT eliyle yurt dışında yürüttüğü kirli faaliyetlerin sona ermesi istendi.

113 KİŞİ OLDU

Açıklamada Türkiye’nin yurt dışında kaçırdığı kişi sayısının 113’e ulaştığı vurgulandı. İnandı’nın hemen bulunması çağrısı içeren açıklamanın devamında, “Erdoğan’ın kirli işleri için kullandığı Milli İstihbarat Teşkilatı ve yerel mafyalar eliyle yürüttüğü yurtdışından uluslararası hukuku ihlal ederek gerçekleştirdiği insan kaçırmalarını protesto etmek ve dünya kamu oyunun dikkatini benzer yasadışı aktivitelere çekmek istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Belarus gibi otoriter rejimlerce sınırlarının ötesinde bu pervasız hukuksuzluğa uluslararası toplumun hoşgörü göstermemesi gerektiğini ifade edildi.

Ellerinde Türkçe, İngilizce ve İsveççe pankartlar taşıyan eylemciler basın açıklamasının ardından dağıldı.

https://boldmedya.com/2021/06/27/yks-sona-erdi-gencler-sosyal-medyayi-salladi/

Orhan İnandı için Avrupa başkentlerindeki eylemler sürüyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Koş Sevim Cemil’i kaybettik!

TRT’de bir döneme damga vuran Bizimkiler dizisinin ‘Sarhoş Cemil’ine hayat veren, tiyatro oyuncusu 77 yaşındaki Uğurtan Sayıner, İzmir’deki evinde hayatını kaybetti. Sosyal medya kullanıcıları ise Cemil karakterinin dizideki repliği ile ünlü oyuncuya ‘güle güle’ dedi

BOLD – Türk televizyonuna damga vuran ve 1989-2002 yılları arasında yayınlanan TRT’nin uzun soluklu dizilerinden ‘Bizimkiler’in ‘Sarhoş Cemil’i, tiyatro sanatçısı 77 yaşındaki Uğurtan Sayıner hayatını kaybetti.

Sayıner, yaşlılığa bağlı sebeplerden dolayı bugün akşam saatlerinde İzmir Karşıyaka’daki evinde rahatsızlanarak hayatını kaybetti. Sayıner’in ev arkadaşı tiyatro oyuncusu Osman Cavcı, Sayıner’in vefatından dolayı büyük üzüntü duyduklarını, cenaze işlemleri için yakınlarının İzmir’e gelmesini beklediklerini söyledi.

Yeme bozukluğu ve sıvı elektrolit dengesizliği sebebiyle geçen yıl İzmir Eşrefpaşa Hastanesi’nde tedavi gören Sayıner, sağlığına kavuşması sonrası taburcu edilmişti. Bizimkiler dizisinin Galip’i oyuncu Mehmet Gülerbaşlı ölüm haberini İnstagram hesabında paylaşarak duyurdu. Gülerbaşlı paylaşımında, “Dostum, arkadaşım Uğurtan Sayıner’i kaybettik. Işıklar içinde uyusun” notunu ekledi.

UĞURTAN SAYINER KİMDİR

Samsun’da 1944 yılında dünyaya gelen tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Uğurtan Sayıner İktisat fakültesi mezunu olmasına rağmen 1962 yılında tiyatro ile sanat hayatına başladı. İttihat ve Terakki Tiyatrosu, TÖS Tiyatrosu, Arena Tiyatrosu, Gen – Ar Tiyatrosu, Üç Maymun Kabare ve Ercan Yazgan – Bülent Kayabaş topluluklarında çalıştı.

Sinema ve televizyon dizilerinde de rol alan Sayıner, TRT’nin uzun soluklu dizisi ‘Bizimkiler’de canlandırdığı ‘Sarhoş Cemil’ karakteriyle milyonların tanıdığı bir isim oldu.

SOSYAL MEDYADA DA GÜNDEM OLDU

Sayıner’in ölüm haberi sosyal medyayı da yasa boğdu. Ünlü oyuncuya, sosyal medya kullanıcıları rahmet, sevenlerine başsağlığı diledi.

Oyuncular Sendikası’ndan yapılan açıklamada ise, “Değerli meslektaşımız Uğurtan Sayıner hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Tüm sevenlerine sabır dileriz. Başımız sağ olsun” ifadeleri kullanıldı.

YKS sona erdi! Gençler sosyal medyayı salladı

Koş Sevim Cemil’i kaybettik! yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

YKS sona erdi! Gençler sosyal medyayı salladı

Üniversite hayali kuran milyonlarca öğrencinin kaderini belirleyecek olan YKS bugün yapılan sınavlarla sona erdi. Yaşadıkları strese rağmen sınav sonrası esprili sosyal medya paylaşımlarıyla öğrenciler yine gündeme damga vurdu.

BOLD – Milyonlarca öğrencinin geleceğini belirleyen üniversite sınavı YKS 2021, bu hafta sonu gerçekleşti. Dün yapılan TYT (Temel Yeterlilik Testi) ile başlayan heyecan, bugün yapılan AYT (Alan Yeterlilik Testi) ve YDT (Yabancı Dil Testi) ile sona erdi.

AYT saat 10.15’te başlayıp 180 dakika sürerken, 120 süresi olan YDT 15:45’te başladı. Her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin girdiği sınav, öğrencilerin hayallerini gerçekleştirmek için önlerindeki en büyük engel.

Tüm heyecana ve strese rağmen sınav sonrası yaşadıklarını sosyal medyada paylaşan öğrenciler, esprili paylaşımlarla gündeme oturdu.

Öğrencilerin soruları hazırlayanlara da sitemi vardı. Gençler sınavdaki  3 sorunun olimpiyatlardan gelmesine tepki gösterdi.

Sınav sorularının sınavdan önce sosyal medyadan paylaşıldığını iddia eden bazı kullanıcılar da soru çalındığını iddia etti.

Kafede oturanları gözaltına alan polisin Gökhan Açıkkollu’ya işkence yaptığı iddia edildi

YKS sona erdi! Gençler sosyal medyayı salladı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Delta varyantı 4. dalga mı olacak? Dünya alarmda Türkiye açılmaya hazırlanıyor

Koronavirüsle mücadelede en başarılı ülkeler arasında yer alan Avustralya’da Delta varyantı nedeniyle Sidney kenti 2 haftalığına kapandı. Varyantın yayıldığı Rusya’da ise can kaybı endişe verici boyutlarda. Delta varyantının Türkiye’de de görülmesine rağmen 1 Temmuz’a ilişkin açılma kararı endişeleri arttırıyor.

BOLD – Türkiye’de geçen yıl yaz aylarında tedbirlerin gevşetilmesiyle birlikte vaka sayılarında büyük artış yaşanmıştı. Bu yıl da hükumet aşılama sağlanan ilerlemeyle birlikte 1 Temmuz’da kısıtlamaların büyük kısmını kaldıracak. Ancak koronavirüsle mücadelede dünyadaki başarılı ülkelerden Avustralya’da vaka sayılarındaki artış nedeniyle Sidney şehri kapanma kararı aldı. Rusya’da ise can kayıpları ise endişe verici boyutlarda.

Avustralya ve Rusya’daki vaka ve ölümlerdeki artışın nedeni ise Türkiye’de de görülen Delta Varyantı.

AVUSTRALYA’DA 2 ŞEHİR TAMAMEN KAPANDI

Koronavirüsün en bulaşıcı varyantı olarak bilinen Delta varyantı, Kovid-19’la mücadelede en başarılı ülkelerden biri olan Avustralya’yı da yeniden sert önlemler almaya zorladı.

Sidney kenti, Delta varyantı nedeniyle iki haftalığına kapandı. Kentte 27 Haziran itibarıyla başlayan kapanmada, milyonlarca kişinin 9 Temmuz’a kadar zorunlu hâller dışında evlerinden çıkmaması isteniyor. Restoran, kafe ve barların kapalı kalacağı bu süreçte, evden çalışma imkânı bulunan Sidneyliler sadece temel ihtiyaç ürünleri satın almak, spor yapmak, tedavi görmek ya da okula gitmek için dışarı çıkabilecek.

Avustralya’nın kuzeyindeki Darwin kentinde de bir altın madeniyle bağlantılı olarak görülen vakalar nedeniyle şehrin tamamında 48 saatliğine kapanma uygulanıyor. Sağlık uzmanları, son aylarda ülkenin başka kentlerinde olumlu sonuç veren bu tarz kısa süreli kapanmaların Sidney için yeterli olmayacağını belirtiyor.

Avustralya’da Haziran ayının ortasına kadar ülke genelindeki yeni vaka sayısı aylarca 20’nin üzerine çıkmamıştı. Ancak Sidney’de bu ayın ortasında görülen ilk Delta varyantının ardından kentte 100’dan fazla vaka tespit edildiği açıklandı.

Yaklaşık 25 milyon nüfusa sahip olan Avustralya’da pandeminin başından beri toplamda sadece 30 binin üzerinde koronavirüs vakası kaydedilirken Kovid-19 nedeniyle 910 kişi hayatını kaybetti. Ancak ülkedeki aşı kampanyasının yavaş ilerlemesi, hükümetin tepki görmesine neden oluyor.

MOSKOVA’DA KORKUTAN TABLO

Delta varyantı şu ana kadar 85 ülkede görüldü. Bu varyanttan en çok etkilenen ülkelerden biri de Rusya.

Üçüncü dalgayla boğuşan Rusya’nın başkenti Moskova’da son 24 saatte 144 kişi Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu, Rusya’da pandeminin başından beri bir kentte kaydedilen en yüksek sayı oldu. Rusya genelinde ise son 24 saatte hayatını kaybedenlerin sayısı 599 olurken toplam can kaybı 133 bin 282’ye yükseldi. 20 bin 538 yeni vakayla birlikte toplam vaka sayısı 5,4 milyona ulaştı.

YAKLAŞAN ÇEYREK FİNAL TEHLİKESİ

Delta varyantının etkisiyle can kaybı ve vaka sayılarının tırmandığı Rusya’da bir önceki gün de Saint Petersburg kentinde 104 kişi koronadan hayatını kaybetmişti. Euro 2020’de birçok grup maçının oynandığı Saint Petersburg, 2 Temmuz’da da binlerce kişinin tribünlerde olacağı bir çeyrek final karşılaşmasına ev sahipliği yapacak. Onlarca Finlandiya taraftarı geçen hafta Belçika maçı için gittikleri kentte koronavirüse yakalanmıştı.

İNGİLTERE, TEDBİRLERİ GEVŞETMEYİ ERTELEDİ

Aşılamada dünyanın en başarılı ülkelerinden İngiltere’de de son haftalarda yeni tip koronavirüsün Delta varyantı nedeniyle Kovid-19 vakaları tekrar yükselişe geçti, günlük ortalama 14 bin yeni vaka açıklanıyor. Bununla birlikte, can kaybı ve hastanede tedavi gören hasta sayısında ise belirgin bir artış yok.

Yetişkin halkın en az yüzde 60’ının iki doz aşı yaptırdığı ülkede üçüncü dalga riskinin büyümesi endişelere yol açıyor.

İngiltere hükümeti, 21 Haziran’da mevcut kısıtlamaları da kaldırarak, tam normalleşme dönemini başlatmayı hedefliyordu.

Delta varyantının hızla yayılmasının yarattığı endişe nedeniyle 21 Haziran’daki normalleşme de 19 Temmuz’a ertelendi.

Son verilere göre ülkedeki Kovid-19 vakalarının yüzde 90’ı Delta varyantından oluşuyor. Delta’nın daha önceki baskın varyant Alfa’dan (Kent varyantı)  yaklaşık yüzde 60 daha bulaşıcı olduğu tahmin ediliyor. Kent varyantının da Çin’de ortaya çıkan virüsün ilk türlerinden yüzde 70 daha bulaşıcı olduğu ifade edilmişti.

Özellikle aşı karşıtları, yapılan ‘Kovid-19 aşıların işe yaramadığı iddiasını’ güçlendirmek için İngiltere’de artan vakaları argüman olarak kullanıyor.

TÜRKİYE’DE 16 İLDE 134 VAKA GÖRÜLDÜ

Delta varyantının Türkiye’de de görüldüğü açıklandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 23 Haziran’da yaptığı açıklamada, 16 ilde 134 vakada Delta varyantının tespit edildiğini açıkladı.

Koca, “Giderek illerdeki dağılımı artmaya başladı ve yoğunluklu, ağırlıklı olarak da İstanbul’da görüldü. 134 vakanın 82’si İstanbul’da. Düzce’de 18, Van’da 8, Ankara’da 4, İzmir’de 3 ve diğer illerimizde de bir, iki şeklinde olmak üzere toplam 16 ilimizde görüldü. Ülkede çok ciddi bir oranın olmadığını biliyoruz ama her geçen gün bunun artabileceğinden de endişe ediyoruz” dedi.

DELTA VARYANTI NEDİR?

İlk kez Hindistan’da tespit edilen Kovid-19’un Delta varyantı, dünyanın bazı yerlerinde görülen vaka artışlarının arkasındaki neden olarak gösteriliyor.

Birleşik Krallık’ta son haftalardaki vaka artışlarında Delta varyantının önemli rol oynadığı düşünülüyor. Dahası bu varyant, ülkedeki hakim koronavirüs türüne dönüşmüş durumda.

Tüm İnfluenza Verilerinin Paylaşımı Küresel İnsiyatifi’ne (GISAID) göre, Delta varyantı şu ana kadar 65’ten fazla ülkede görüldü.

Delta varyantının ilk olarak tespit edildiği Hindistan’da Mayıs ortasında görülen zirvenin ardından vaka sayıları ve can kaybı geriliyor. Mayıs ortasında 400 bini aşan günlük vaka sayıları şu anda 55 binin altına inmiş ve hastanede yatanların sayısı da normal seviyelere yaklaşmış durumda.

AŞILAR ETKİLİ Mİ?

Virüslerin sürekli mutasyona uğraması doğal bir durum. Ortaya çıkan varyantların büyük bölümü önemsiz kabul edilse de bazıları daha bulaşıcı ve hatta kimi durumlarda daha öldürücü olabiliyor.

Şu ana kadar bazı aşıların bu varyanta karşı etkili olduğu da açıklandı. BioNTech, Pfizer ile ortak geliştirdiği aşının Delta varyantına karşı da etkili olduğunu bildirdi.

İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, bu hafta içerisinde yaptığı açıklamada, elde edilen ilk bulguların iki doz aşının bu varyanta karşı da etkili olduğunu gösterdiğini söyledi.

BELİRTİLERİ İNSANLARI YANILTIYOR

İngiltere’de yapılan bir araştırma, Delta varyantının, daha önce Kovid-19 vakalarında görülenlerden farklı belirtiler gösterebildiğini ortaya koydu.

‘Zoe Covid Belirtileri’ adlı araştırmayı yürüten Profesör Tim Spector, Delta varyantına yakalananlar arasında en çok baş ağrısı, boğaz ağrısı ve burun akıntısı gibi belirtiler görüldüğünü; genç yaştaki hastaların “daha ziyade ağır bir soğuk algınlığı geçiriyormuş gibi” hissedebildiğini söyledi.

Fakat insanlar çok hasta hissetmeseler de virüsü bulaştırabiliyor. Bu nedenle bu belirtileri gösterenlerin hemen Kovid-19 testi olması isteniyor.

Daha önce İngiltere Sağlık Hizmetleri tarafından Kovid-19 belirtileri öksürük, ateş, koku ve tat kaybı olarak sayılıyordu.

Ancak Profesör Spector, ekibinin formlarını dolduran binlerce Kovid-19 hastasının bildirimlerine göre artık bu belirtilerin daha az görüldüğünü belirtti.

Spector, “İnsanlar bir tür mevsimsel soğuk algınlığı geçirdiklerini sanıyor ve başkalarıyla temaslarını sürdürüyor. Bu yolla altı kişiye daha geçiriyor olabilirler. Vakalardaki artışta bunun önemli rol oynadığını düşünüyoruz” dedi.

Kafede oturanları gözaltına alan polisin Gökhan Açıkkollu’ya işkence yaptığı iddia edildi

Delta varyantı 4. dalga mı olacak? Dünya alarmda Türkiye açılmaya hazırlanıyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Günah işleme özgürlüğüne saygı duyulan siyasetçi: Metin Külünk

Sedat Peker videolarında hakkında en çok iddia bulunan siyasetçilerin başında AKP’li Metin Külünk geliyor. Almanya’daki çetelere para gönderme, mafyadan maaş alma, gazete binası baskını, milletvekilini darp ettirme bunlardan bazıları. 17/25 Aralık Operasyonlarını yapan savcıların, yolsuz siyasilerin günah işleme hakkına müdahale ettiğini söyleyen Külünk konusunda mevcut yargı sessizliğini koruyor.

BOLD – AKP 7’nci Olağan Kongresi’nde MKYK listesine seçilen Metin Külünk son günlerin en çok konuşulan isimlerin başında geliyor. Milli Türk Talebe Birliği’nde başlayan siyasi hayatında bir çok görev alan Külünk kamuoyunun da yakından tanıdığı bir isim.

Külünk’ün Erdoğan’la yakınlığının Erdoğan’ın top koşturduğu yıllara dayandığı belirtiliyor. Külünk aynı zamanda, Erdoğan’a 15 Temmuz ve Afrin Harekatı sonraları TBMM tarafından ‘Gazilik’ verilmesini öneren kişi

ALLAH’IN HUDUDUNA MÜDAHALE

17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları sonrası en ilginç yorum dönemin AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ten gelmişti. Operasyonu takip eden günlerde Habertürk’te Balçiçek İlter’in yayınladığı programda yolsuzluk iddialarıyla ilgili sorulara cevap veren Külünk: “Bu noktada kaçırdığımız çok önemli bir ayrıntı var. Allah, insana günah işleme özgürlüğü vermiştir. Günahsızlık talep etme hakkı vermemiştir. Af dileme hakkıyla günah işleme özgürlüğü vermiştir. Hz. Peygamber günahları açan değil örtücü olan bir rahmet geleneğinin mimarıdır. 17 Aralık’ın felsefi boyutu konuşulmadı. 17 Aralık’la insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale edildi. Günahları ortaya saçarak Allah’ın hududuna müdahale ediliyor” dedi.

ALMANYA’DAKİ ÇETE İDDİALARI

Alman medyasında 2017 yılından beri çıkan haberlerde Külünk’ün faaliyetleri ülke de yasaklanan “Almanyalı Osmanlılar” adlı çetenin ileri gelenlerine birçok kez para verdiği iddia edildi.


Külünk’ün ismi Sedat Peker’in gündemi sarsan videoları sonrası yeniden gündeme oturdu.
Peker, Külünk’ün talebiyle Almanyalı Osmanlılar çetesi liderlerine para gönderdiğini doğruladı.
Hessen’deki Darmstadt Savcılığı Kasım 2018‘de Metin Külünk hakkında soruşturma başlatılacağını duyurdu. Metin Külünk bu karar sonrasında bir kez daha Almanya’ya gelmezken, bu sebeple AKP tarafından 2018 seçimlerinde milletvekili adayı gösterilmediği iddia ediliyor.

HÜRRİYET BASKINI

Eski AKP Milletvekili Feyzi İşbaşaran’ı karakolda Külünk’ün isteğiyle darp ettiğini itiraf eden Peker, Hürriyet’in satışına neden olan baskınla ilgili yine Metin Külünk’ü işaret etti.

MAAŞA BAĞLANAN SİYASİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ortaya attığı, Peker’in 10 bin dolar maaşa bağladığı siyasetçinin de Külünk olduğu iddia ediliyor. Peker ise, 10 bin dolardan kat kat fazlasını verdiğini, seçim dönemlerinde aracına yüzbinlerce dolar bıraktığını söyledi. Peker, Külünk’ün akrabalarının tefecilere olan borçlarını da kendisinin ödediğini anlattı.

Sedat Peker’in yayınları siyasetçi-mafya- medya arasındaki kirli ilişkileri ortaya döktü. Muhalefet liderleri ve toplumun büyük bir kesimi savcıların iddialar karşısında harekete geçmesini bekliyor. Yargıysa iddiaların peşine düşmek yerine Peker’in yayınlarına erişimi engelleme kararı aldı.

Kafede oturanları gözaltına alan polisin Gökhan Açıkkollu’ya işkence yaptığı iddia edildi

Günah işleme özgürlüğüne saygı duyulan siyasetçi: Metin Külünk yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

İçişleri Bakanlığı, AFP muhabiri Bülent Kılıç’ın boğazına bastırılarak gözaltına alınmasını savundu

İçişleri Bakanlığı, İstanbul dün yapılan Onur Yürüyüşü’nü fotoğraflamak isterken boğazına bastırılarak gözaltına alınan AFP foto muhabiri Bülent’in Kılıç’ın gözaltına alınmasını “Zorbalık değildir” diyerek savundu.

BOLD – İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, İstanbul’da dün Onur Yürüyüşü’nde AFP foto muhabiri Bülent Kılıç’ın boğazına bastırılarak gözaltına alınmasıyla ilgili açıklamada bulundu.

Ersoy, olayı “İzinsiz gösteri sırasında polise direnenleri gözaltına almak zorbalık değildir” sözleriyle savundu.

Ersoy’un paylaşımını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da retweetledi.  Ersoy, CHP’nin Bülent Kılıç’ın fotoğrafını paylaştığı tweeti alıntılayarak, “Esas zorbalık, toplumda iktidara tepki uyandırmak adına, hiçbir sınır tanımadan kurumlarımıza fütursuzca, her türlü yalana sarılarak saldırıp sonrasında özür dileyecek erdemi gösterememektir” ifadesini kullandı.

Ersoy’un paylaşımına, Bülent Kılıç’ın gözaltı sırasında fotoğraflarını çeken gazeteci Hacı Bişkin de yeni kareler paylaşarak tepki gösterdi.

İçişleri Bakanlığı, AFP muhabiri Bülent Kılıç’ın boğazına bastırılarak gözaltına alınmasını savundu yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Kafede oturanları gözaltına alan polisin Gökhan Açıkkollu’ya işkence yaptığı iddia edildi

İstanbul Beyoğlu’nda dün yapılan Onur Yürüyüşü’nde bir kafede oturan vatandaşı yere yatırarak gözaltına alan emniyet amiri Ömer Faruk Günay’ın, Gökhan Açıkkollu’nun işkenceyle vefat etmesi olayında da ismi geçtiği iddia edildi.

BOLD – 2011 yılındaki Şike Soruşturması’nın amiri Soner Koç, Cihangir’de bir kafede oturanlara saldıran ve gözaltına alan emniyet amiri Ömer Faruk Günay’ın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde işkenceyle öldürülen Gökhan Açıkkollu’nun vefatında rolü olduğunu iddia etti.

Soner Koç Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Kafedeki insanlara saldıran bu emniyet amiri, Ömer Faruk Günay. Kendisi aynı zamanda 15 Temmuz işkencecisidir. TEM Şube nezarethanesinde öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun işkenceyle vefat etmesi olayında da dahli olan bir isimdir.” dedi.

Ömer Faruk Günay’ın adı, İnsan Hakları Savunucuları Derneği-Human Rights Defenders tarafından tespit edilen 248 kişilik işkenceci listesinde de geçiyor. 

15 Temmuz’dan hemen sonra gözaltına alınan tarih öğretmeni Gökhan Açıkkollu, İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü C-4 Nezarethanesi’nde 13 gün gözaltında kaldı. Bu süre içinde defalarca işkence gördü. 1 Ağustos 2016’da işkence sonucunda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Suçsuz olduğu anlaşılan ve 2018’de görevine iade edilen Açıkkollu’yu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, hainler mezarlığına gömmek istemişti.

Kafede oturanları gözaltına alan polisin Gökhan Açıkkollu’ya işkence yaptığı iddia edildi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Gizli belgeler sokakta bulundu: İngiltere, Rusya ile krize neden olan geçişi kasıtlı şekilde gerçekleştirmiş

İngiltere ile Rusya arasında Karadeniz’de yaşanan gergin anların planlı olduğu ortaya çıktı. İngiliz Savunma Bakanlığı’nın bir otobüs durağında bulunan gizli belgeleri olay öncesi, İngiltere’nin birçok ihtimali ve riskleri göz önüne alarak planlama yaptığını gösterdi.

BOLD – İngiltere, bir hafta içerisinde Karadeniz’de Rusya ile ciddi bir gerginlik yaşadı. Rusya, Kırım açıklarında karasularına girdiğini iddia ettiği İngiltere’ye ait HMS Defender adlı destroyere uyarı ateşi açtı ve güzergahına uçaklardan bombalar bıraktı.

İngiltere ise geminin geçtiği karasularının Kırım’a, dolayısıyla Ukrayna’ya ait olduğunu iddia etti ve güzergah üzerine bombalar bırakıldığı haberini yalanladı.

İngiltere’de bir otobüs durağında bulunan İngiliz Savunma Bakanlığı’na ait gizli belgeler ise İngiltere’nin olayı planlı olarak gerçekleştirdiğini, risklerini göze alarak planladığını ve gemiye BBC ve Daily Mail gibi basın kuruluşlarını alarak bağımsız kaynaklarca doğrulanmasını sağlamaya çalıştığı ortaya çıktı.

KARADENİZ’DE TANSİYONU YÜKSELTEN GEÇİŞ

Rusya, çarşamba günü Kırım yakınlarında karasularını ihlal etmekle suçladığı bir İngiliz savaş gemisine yönelik uyarı atışı yaptığını ve ‘HMS Defender’ adlı bu geminin güzergâhını bombaladığını açıklamıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, Sivastopol açıklarındaki geminin bunun üzerine rotasını değiştirerek Rus karasularından ayrıldığını ifade etmişti. İngiltere ise gemisine Rus donanmasınca uyarı ateşi açıldığına ya da güzergâhının bir Su-24 savaş uçağı tarafından bombalandığına dair iddiaları yalanlamış ve ‘Defender’ın Ukrayna sularında seyrettiğini bildirmişti.

İngiltere dâhil uluslararası kamuoyunun büyük bölümü, Rusya tarafından 2014 yılında ilhak edilen Kırım’ı hâlen Ukrayna’nın bir parçası olarak tanıyor. Kırım açıklarındaki karasularının da halen Ukrayna’ya ait olduğu kabul ediliyor.

OTOBÜS DURAĞINDA ISLANMIŞ HALDE BULUNAN ‘GİZLİ’ BELGELER

İngiltere Savunma Bakanlığı’na ait gizli belgeler (Kaynak: BBC)

İngiliz Savunma Bakanlığı’na ait gizli belgeler, Kent şehrindeki bir otobüs durağında Salı sabahı yani HMS Defender’in geçişi daha gerçekleşmeden bulundu. Ancak BBC olayı Pazar günü duyurdu.

Belgelerde İngiliz Kraliyet Donanması’na ait Type 45 sınıfı HMS Defender ve İngiliz Ordusu’na ait dokümanlar bulunuyor.

Bulunan belgelerin bir kısmında HMS Defender’in Kırım yakınlarından geçmesi durumunda Rusya’nın muhtemel tepkileri irdeleniyor.

Diğer belgeler ise ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Afganistan’da İngiltere’nin bir miktar asker bulundurması ihtimali değerlendiriliyor.

SORUŞTURMA AÇILDI

Otobüs durağında bulunan belgelere ilişkin soruşturma açıldığını duyuran İngiltere Savunma Bakanlığı, bir çalışanın belgelerin kaybolduğuna dair bakanlığı bilgilendirdiğini belirterek, “Daha fazla yorum yapmak uygun olmaz” ifadeleri kullanıldı.

BBC, otobüs durağının hemen arkasında ıslanmış haldeki belgeleri bir vatandaşın bulduğunu ve e-mail’ler ve Power Point sunumlarında oluşan belgelerin gizli olduğunu anlamasından sonra yayın kuruluşuna bilgi verdiğini bildirdi.

GEMİNİN SİLAHLARI GİZLENDİ, HELİKOPTER HANGARA İNDİRİLDİ

Belgelerde HMS Defender’ın görevi ‘Ukrayna karasularından masum bir geçiş’ olarak adlandırılıyor. Geçiş sırasında Rusya’nın agresif karşılık verme ihtimaline karşı geminin silahlarının gizlendiği ve helikopterinin hangara çekildiği kaydediliyor.

HMS Defender’ın ‘Op Ditroite’ adı verilen ve Çarşamba günü gerçekleştirilen görevi ile ilgili son üst düzey görüşmelerin Pazartesi günü yapıldığı ifade ediliyor.

Belgelerde İngiliz Ordusu’nun Daimi Ortak Karargahı’ndan bir yetkilinin, “Olası hoşgeldin partisinden ne anlıyoruz” ifadeleri kullanılıyor.

“OPERASYONEL FAALİYETE GEÇİŞİN ARDINDAN…”

Yine belgelerde İngiliz Donanması’na ait Queen Elizabeth uçak gemisi komutasındaki Görev Grubu’nun Rus savaş gemileri ile Doğu Akdeniz’deki ‘son karşılaşmalarının (etkileşim)’ da beklentilerle uyumlu olduğu ifade ediliyor. Anak İngiliz yetkililer Karadeniz’deki son olay sonrası bu durumun değişeceğini ifade ediyor.

Belgelerde, “Savunma angajman faaliyetinden operasyonel faaliyete geçişin ardından, RFN (Rus donanması) ve VKS (Rus hava kuvvetleri) etkileşimlerinin daha sık ve iddialı hale gelmesi kuvvetle muhtemeldir” deniliyor. 

GÜZERGAH İHTİMALLERİ VE OLASI TEPKİLER DEĞERLENDİRİLDİ

İngiltere Savunma Bakanlığı’na ait gizli belgeler (Kaynak: BBC)

HMS Defender’ın Ukrayna’daki Odesa Limanı’ndan Gürcistan’daki Batum Limanı’na seyri için 2 güzergah ihtimalinden bahsediliyor.

Güzergahlardan birisi Rusya ile Ukrayna arasındaki tartışmalı sulardan ve Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın güneybatı ucuna yakın bir noktadan geçiyor.

Bu güzergahın kullanılması durumunda Rusya’nın vereceği tepki konusunda 3 ihtimal sıralanıyor. Rusya’nın agresif şekilde karşılık vermesi durumunda telsizden uyarı, Rusya sahil güvenlik gemilerinin 100 metreye kadar yaklaşması ve uçaklar tarafından taciz gibi ihtimallerin bulunduğu kaydediliyor.

RUSYA’DAN KORKTU VE KAÇTI DEDİRTMEMEK İÇİN BU ROTA SEÇİLDİ

Tartışmalı sulardan uzak geçen diğer alternatif rotanın seçilmesi durumunda ise Rusya ile karşı karşıya gelinmeyeceği ifade ediliyor. Ancak bu durumda Rusya’nın İngiltere’yi ‘korkmak ve kaçmakla’ suçlayacağı belirtiliyor. Ayrıca Rusya’nın bu durumu İngiltere’nin Kırım karasularının Moskova’ya ait olduğunu geç de olsa kabul ettiği şeklinde yorumlayacağı kaydediliyor.

BASIN KURULUŞLARI BİLİNÇLİ OLARAK DAVET EDİLMİŞ

Belgelerden İngiliz Savunma Bakanlığı’nın geçiş için basın kuruluşlarını bilinçli olarak davet ettiği anlaşılıyor.

Gemideki BBC ve Daily Mail gibi basın kuruluşlarından ‘iliştirilmiş muhabirlerin’ bulunmasının HMS Defender’ın eyleminin bağımsız olarak doğrulanması için bir seçenek sunduğu ifade ediliyor.

RİSKLER GÖZE ALINMIŞ ‘HESAPLI BİR ADIM’

Belgelerdeki tartışmalardan HMS Defender’ın görevinin İngiliz hükumetinin Ukrayna’ya desteğini göstermek için riskleri göze alınmış ‘hesaplı bir adım’ olduğu anlaşılıyor.

Bulunan belgeler arasında Brexit sonrası Avrupa ülkeleri ile savunma işbirliği ve ABD-İngiltere Savunma Diyaloğu’na ililişkin belgeler ve dokümanlar da bulunuyor.

Belgelerin genelde düşük seviyede gizlilik derecesine sahip olduğu ancak Afganistan’da ABD ve NATO’nun çekilmesinden sonra küçük bir özel birlik bırakılmasına dair görüşlerin gizlilik derecesinin oldukça yüksek olduğu belirtildi.

BBC, bu konuya ilişkin ele geçen belgelerin Afganistan’daki İngiliz askerlerinin ve diğer personelin güvenliğini tehlikeye düşüreceğini belirterek dokümanın ayrıntılarına ilişkin haber yayınlamama kararı aldı.

“BU KEZ DOĞRUDAN HEDEFİ VURURUZ”

İngiltere ile Karadeniz’de askeri gerginlik yaşayan Rusya, karasularına yönelik ihlallerin tekrarlanması halinde, uyarılarını dikkate almayan savaş gemilerini vuracağını açıklamıştı.

Olay sonrası gazetecilere konuşan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, gelecekte ‘benzer ihlaller’ gerçekleşmesi hâlinde ne yapacaklarına dair bir soru üzerine, uyarılarının sonuç vermemesi durumunda yine ateş etmeye hazır olduklarını belirtti.

‘Uluslararası hukuka saygı göstermeleri’ için çağrıda bulunabileceklerini söyleyen Ryabkov, “İşe yaramaması hâlinde, bombalayabiliriz. Ama bu kez yoluna değil, doğrudan hedefin üzerine” diye ekledi.

İNGİLİZ BÜYÜKELÇİ BAKANLIĞA ÇAĞRILDI

Yaşanan gerginlik nedeniyle Rusya, İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Deborah Bronnert’i de Dışişleri Bakanlığına çağırdı. İngiliz büyükelçiye Moskova’nın tepkisinin ‘sert’ şekilde iletildiği açıklanırken Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova da Londra’yı ‘utanmazca’ yalan söylemekle suçladı.

Gazetecilere açıklamada bulunan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov da İngiltere’nin ‘kasıtlı ve önceden tasarlanmış bir provokasyon’ gerçekleştirdiğini iddia ederken benzer eylemlerin tekrarlanması ve ‘daha ileri gitmesi’ hâlinde Rusya’nın sınırlarının yasal olarak savunulması açısından ‘tüm seçeneklerin’ değerlendirilebileceğini ifade etti.

“RUSYA’NIN KARARLILIĞINI TEST ETTİ”

Rus donanması kumandanı Amiral Nikolay Yevmenov da İngiliz destroyerinin hamlesinin açıkça kışkırtıcı olduğunu ve Rusya’nın kararlılığını test etmek amacıyla uyarıları göz ardı ettiğini kaydetti.

St. Petersburg’da gazetecilere verdiği demeçte Yevmenov, “Nasıl tepki vereceğimizi görmeye geldiler ve sadece silahlı güce tepki gösterdiler. Donanmamız provokasyonu durdurmak için yetkin ve güvenli bir şekilde hareket etti” diye konuştu.

Deniz güvenliği uzmanı ve İngiltere Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nden emekli albay Mark Gray, Reuters’e verdiği demeçte, “Bu, Rusya’nın Kırım konusundaki kararlılığını test etmek için yapıldı” iddiasında bulunmuştu.

Kırım açıklarında Çarşamba günü yaşanan vaka, Moskova’nın Soğuk Savaş’tan beri bir NATO savaş gemisini engellemek için gerçek mühimmat kullandığını ikrar ettiği ilk olay oldu.

BBC VE RUSYA GÖRÜNTÜLERİ YAYINLADI

Moskova, İngiliz gemisinin Rus Donanması’nın Karadeniz filosunun karargahı olan Sivastopol limanı yakınlarındaki Fiolent Burnu civarında Rus sularına 3 kilometre kadar girdiğini savunuyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, bir Rus sahil güvenlik gemisinden İngiliz gemisine, rotasını değiştirmemesi halinde ateş edeceği uyarısı yaptığını gösteren görüntüleri yayınladı.

Videoda ağır aksanlı bir Rus sesi, İngilizce olarak “Eğer rotayı değiştirmezsen ateş edeceğim” diyor. BBC, ateş edildiğini ve 20 kadar Rus uçağının İngiliz gemisini üzerinde uçtuğunu bildirdi; ancak bombaların düştüğünü göstermedi.

Rusya ise İngiliz gemisine yakın uçan bir Rus SU-24 bombardıman uçağı ve insansız hava aracından çekilmiş görüntülerini yayınladı. Rusya Savunma Bakanlığı’nın paylaştığı görüntüler Rus jetlerinin destroyere yakın uçtuğunu, ancak herhangi bir bomba düşmesi veya uyarı atışı yapılmadığını gösteriyor.

14 Haziran’da İstanbul Boğazı’nı geçerek Karadeniz’e hareket eden HMS Defender, İngiltere Kraliyet Donanması’na ait Type 45 türü bir destroyer.

İNGİLTERE BÖLGEDE GERGİNLİĞİ ARTTIRMAK MI İSTİYOR?

Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere geçtiğimiz aylarda yenilediği küresel askeri ve güvenlik politikasında Rusya’yı tehdit sıralamasında ilk sıraya koymuştu.

Rusya’nın Ukrayna sınırına asker yığdığı geçtiğimiz aylarda Rus basınında çıkan haberlerde, ABD’den daha çok İngiltere hedef alınmıştı.

İngiltere’nin ABD’yi Rusya’ya karşı kışkırttığı ve Ukrayna konusunda daha şahin politikalar uygulamaya teşvik ettiği ifade edilmişti. Buna karşın Biden yönetiminin daha itidalli olduğu ve frene bastığı kaydedilmişti.

Ukrayna krizinin zirve yaptığı dönemde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı dahil çok sayıda üst düzey İngiliz yönetici Ukraynalı yetkililerle bir araya gelmiş ve Ukrayna’ya desteklerini ifade etmişlerdi.

Rusya’nın Ukrayna sınırına yığdığı askerlerin bir kısmını geri çektiği, Ukrayna krizinin soğumaya yüz tuttuğu ve Biden-Putin görüşmesi ile ABD ve Rusya arasındaki buzların bir nebze olsun erimeye başladığı günlerde meydana gelen gerginlik bir kez daha dikkatlerin İngiltere’ye odaklanmasına sebep oldu.

Rusya Karadeniz’deki gerginlik sonrası İngiltere’yi uyardı: Tekrarı halinde vururuz

Gizli belgeler sokakta bulundu: İngiltere, Rusya ile krize neden olan geçişi kasıtlı şekilde gerçekleştirmiş yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

“Çocuk uyuyor” diyen mahalleli de gözaltına alındı

İstanbul’da dün yapılan Onur Yürüyüşü’nde  kafede oturan, balkona çıkan birçok insan da gözaltına alındı. “Çocuk uyuyor” diye evinin penceresinden gaz bombası atan polise tepki gösteren bir mahalleli de gözaltına alınanlar arasında.

BOLD – İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Onur Yürüyüşü yapmak isteyenlere izin vermeyen polisler, yürüyüşe katılmak isteyenlere karşı biber gazı ve plastik mermi kullandı. Cihangir Mahallesi’nde yaşayan bir kişi, evinin balkonundan gaz bombası kullanılmasına tepki gösterdi ve “Bomba atıyorsunuz çocuklar korkuyor burada” dedi.

Tepki gösteren kişiye hakaret eden bir polis, “Lan kes sesini yavşak, gir içeri. Gel buraya, gel buradayım” diyerek tehdit etti. Yeşil Gazete’den Elif Ünal’ın sosyal medyada paylaştığı videolarda başka bir polisin de “Aç kapıyı” diye bağırdığı duyuluyor. Polisler, daha sonra tepki gösteren kişiyi evinde gözaltına aldı.

“MASALARINA SAHİP ÇIK YOKSA İŞLEM YAPARIM”

Cihangir’de kafe ve restoranlarda oturanlar da polis şiddetine ve gözaltılara tepki gösterdi. Akarsu Caddesi’nde polislere tepki gösteren bir kişi de, oturduğu mekanda gözaltına alındı.

Cumhuriyet gazetesinden Tuğba Özer gözaltı anının videosunu Twitter hesabından paylaştı. Gazetecilerin çekim yapmasını engellemeye çalışan polisler, tepki gösteren kişiyi yere yatırarak gözaltına aldı.

“Çocuk uyuyor” diyen mahalleli de gözaltına alındı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Genç avukatlar AİHM önünde her hafta nöbette

Yargı eliyle baskıya maruz kaldıkları için ülkelerini terk etmek zorunda kalan genç avukatların kurduğu Koşulsuz Adalet Hareketi, 2 Temmuz’dan itibaren adalet nöbetine tekrar başlıyor.

BOLD – Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan genç avukatlar tarafından kurulan Koşulsuz Adalet Hareketi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde her hafta cuma günü yaptıkları adalet nöbeti tekrar başlıyor. Avukatlar, pandemi nedeniyle ara verdikleri nöbetler için 2 Temmuz’dan itibaren tekrar AİHM önünde olacak.

Hareketin kurucularından avukat Enes Kabadayı, Twitter hesaplarından yayınladıkları videoda mesajda “Eylemlerimizde bu hafta da geçmiş haftalarda da gelecekte de aynı şeyi söyleyeceğiz. Biz kazanacağız.” dedi.

“KİMLİK AYIRT ETMEDEN İNSANLARIN HAKLARINI SAVUNUYORUZ”

Koşulsuz Adalet Hareketi’nin üyeleri kendilerini, “Bizler Türkiye’de yargı eliyle siyasi baskıya maruz kalan genç avukatlarız. Farklı coğrafyalardan ve farklı geçmişlerden gelen fakat ortak bir geleceğe yürüdüğünün bilincinde olan bizler, kimliği ve düşüncesi fark etmeksizin toplumun farklı kesimlerinin yoğun bir baskı altında tutulmaya çalışıldığı baskıcı bir rejime karşı insan hakları paydasında birlikte hareket etmek isteyen insan hakları savunucularıyız.” diye tanıtıyor. (www.kosulsuzadalethareketi.org)

Genç avukatlar AİHM önünde her hafta nöbette yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Afganistan’da hiçbir ülkenin istemediği göreve Türkiye talip: Kitlesel göç ve iktidar boşluğu kapıda

NATO’nun Afganistan’dan çekilmesinin ardından Kabil Havalimanı’nın korumasına talip olan Türkiye’yi birçok tehlike bekliyor. Taliban’ın saldırılarını arttırmasının ardından ülkede başkente yönelik kitlesel göç devam ederken, ABD istihbaratı ülkeden çekilmenin ardından 6 ay içinde Afgan hükumetinin çökeceği düşüncesinde. Türkiye, bütün bu güvenlik riskleriyle tek başına mücadele etmek zorunda kalabilir.

BOLD – ABD ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesinin ardından ülkenin dış dünyaya açılan penceresi konumundaki Kabil Havalimanı’nın korumasına Türkiye hariç hiçbir NATO ülkesi talip olmadı. Ülkede hükumet güçleri ile Taliban arasında çatışmalar şiddetlenince başkente doğru kitlesel göç hızlandı.

ABD istihbaratının, NATO’nun çekilmesinin ardından 6 ay içinde Afgan hükumetinin çökeceği tahmininde bulunduğu ülkede Türkiye, Taliban saldırıları, kitlesel göç ve iktidar boşluğu gibi sorunlarla baş etmek zorunda kalabilir.

KUNDUZ EYALETİNDE KİTLESEL GÖÇ BAŞLADI

Afganistan’da Taliban saldırılarının son günlerde artmasıyla yerlerinden edilenlerin sayısı da önemli ölçüde tırmanmaya başladı.

Taliban ve hükümet güçleri arasında son günlerde çatışmaların yoğunlaşmasıyla 5 bine yakın Afgan aile, kuzeydeki Kunduz kentindeki evini terk etmek zorunda kaldı. En az 2 bin aile başkent Kabil’e gitmek üzere yola çıktı.

Taliban, son yıllarda bu kentte kısa süreli kontrolü ele geçirmiş ancak daha sonra kaybetmişti. Taliban son olarak kentin çevresindeki ilçeleri ve Tacikistan ile sınırı kontrol altına aldı.

Son aylarda Kunduz’un ilçelerinde devam eden çakışmalar yüzünden 8 bine yakın aile bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

Kunduz kentindeki cumartesi günkü çatışmalarda son olarak 29 sivil hayatını kaybederken 225 kişi yaralandı.

TALİBAN’IN İLERLEYİŞİ SÜRÜYOR

Afganistan’ın kuzeyindeki Faryab vilayetinin Andhoy ilçesi de son olarak Taliban’ın kontrolüne geçti.

Taliban, 21 Haziran’da da ülkenin kuzeyindeki Belh vilayetinin Devlet Abad, Şolgere ve Kişindeh ilçelerinin kontrolünü ele geçirmişti.

Yine kuzeydeki Belh ve Samangan vilayetlerinde iki ilçenin kontrolü, 20 Haziran’da örgütün eline geçmişti. Son 2 ayda ise ülke genelinde Taliban’ın kontrolüne geçen ilçe sayısı 40’ı aştı.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, Taliban, kent merkezleri hariç ülke topraklarının yüzde 50 ila 70’ini elinde bulunduruyor.

Taliban, 407 ilçeden 130’dan fazlasını, merkezleri dahil olmak üzere ele geçirmiş durumda. Bunlardan 60 kadar ilçedeki bazı beldeler Afgan güvenlik güçlerinin kontrolünde bulunuyor. Ülkenin 34 vilayet merkezi de hükümetin kontrolü altında.

Ülkede 407 ilçenin 200 kadarında güvenlik güçleri ile Taliban arasında mücadele sürüyor.

TALİBAN, TÜRKİYE’NİN DE ÇEKİLMESİNİ İSTİYOR

Taliban, ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Kabil Havalimanı’nın güvenliğinin Türkiye tarafından sağlanması önerisine karşı çıkıyor.

Öneriye karşı çıkan Taliban’ın Doha’daki sözcüsü Süheyl Şahin, Türk ordusunun da diğer NATO birlikleri ile birlikte ülkeden çekilmesi gerektiğini kaydetmişti.

Şahin, “Türkiye son 20 yılda NATO güçlerinin bir parçasıydı, bu nedenle ABD’yle 29 Şubat 2020’de imzaladığımız anlaşma uyarınca çekilmeliler” ifadelerini kullanmıştı.

Taliban sözcüleri daha sonra yaptıkları açıklamalarda da Türkiye’nin Afganistan’da kalması önerisine kesin şekilde karşı çıkmışlardı.

PAKİSTAN VE KATAR’IN TALİBAN ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Türkiye, Kabil Havalimanı’nın korunmasına yönelik ABD’ye sunduğu teklifte bu göreve Pakistan ve Macaristan’ın da dahil edilmesini istemişti.

Bazı dş politika uzmanlarına göre Türkiye, Pakistan ve Katar’ın Taliban üzerindeki nüfuzunu kullanarak örgütün Türkiye’nin bu görevi yerine getirmesine yönelik muhalefetini kırmak istiyor.

Ancak Pakistan Başbakanı İmran Han, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada örgüt üzerindeki etkilerinin azaldığını ifade etmişti.

AFGAN HÜKUMETİ 6 AY SONRA ÇÖKEBİLİR

Bu arada ABD istihbarat birimlerinin, ABD askerlerinin Afganistan’dan tamamen çekilmesiyle birlikte Afgan hükümetinin 6 aydan sonra yıkılabileceği değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.

Wall Street Journal gazetesinin konu hakkında bilgisi olan yetkililere dayandırdığı haberinde, Amerikan istihbarat teşkilatlarının, Taliban’ın geçen hafta kuzey Afganistan’da birçok ilçeyi ele geçirmesiyle birlikte daha önceki iyimser tahminlerini revize ettiği kaydedildi.

Haberde, istihbarat uzmanlarının, ABD’nin Afganistan’dan tamamen çekilmesinden sonra Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetinin 6 ay ile 2 yıl içinde yıkılacağına inandığı ifade edildi.

ABD ASKERLERİNİN ÇIKIŞI YAVAŞLATILMALI

ABD istihbaratının daha önce bildirilmeyen bu yeni değerlendirmesinin ABD ordusu tarafından öngörülen analizle daha uyumlu hale geldiğine işaret edilerek, Afganistan’dan güvenli çıkış için ABD askerlerinin geri çekilmesinin yavaşlatılması gerektiği savunuldu.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, Afganistan’dan 763 C-17 uçağı yükü kadar ekipman çıkarıldığını ve çekilmenin yarıdan fazlasının tamamlandığını bildirmişti.

Açıklamada, ABD’nin Afganistan’daki 6 askeri tesisi Afgan ulusal ordusuna teslim ettiği belirtilerek, “Merkez Kuvvetler Komutanlığı çekilmenin yüzde 50’den fazla tamamlandığını tahmin ediyor.” ifadesi kullanılmıştı.

Komutanlık, çekilen asker sayısını henüz resmi olarak açıklamıyor.

ABD 11 EYLÜL’E KADAR ÇEKİLECEK

ABD, 29 Şubat 2020’de Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile anlaşma yapmış ve anlaşma gereğince 1 Mayıs’ta Afganistan’daki askerlerinin tamamını çekeceğini taahhüt etmişti.

20 Ocak 2021’de görevi devralan ABD Başkanı Joe Biden, 1 Mayıs’ta tamamen çekilmenin mümkün olmadığını açıklamış daha sonra ise 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar ülkedeki tüm Amerikan askerlerinin çekilmesi talimatını vermişti.

ABD’nin çekilme takvimi açıklanmadan önce ülkede 2 bin 500 kadar ABD askeri bulunuyordu. Pentagon’un verdiği son bilgilere Afganistan’daki ABD askerlerinin çekilmesinin yüzde 50’sinden fazlası tamamlandı.

Afganistan’da NATO kapsamında bulunan diğer ülkeler de Washington’dan sonra çekilme takvimlerini açıklamışlardı.

Bu yıl 16 Nisan’da Türkiye’nin düzenlemeyi planladığı uluslararası Afganistan Konferansı da Taliban’ın katılmaması üzerine 2 kez ertelenmiş, ardından rafa kaldırılmak zorunda kalınmıştı

KABİL HAVALİMANI NEDEN ÖNEMLİ?

Dağlık bir bölgede yer alan, deniz ulaşımı olmayan ve karayollarında ciddi bir güvenlik sıkıntısı bulunan Afganistan’ın dış dünyayla bağının kurulabilmesi için Kabil Uluslararası Havalimanı hayati bir role sahip.

Kabil Havalimanı, çekilme sonrası güvenliğin sağlanması konusunda öncelikli yerler arasında yer alıyor.

Bazı ülkeler, Afganistan’daki diplomatik misyonlarını tutmanın ön koşulu olarak havalimanı ve hava taşımacılığının güvenliğini öne sürüyor.

Dahası uluslararası yardım kuruluşlarının bu ülkeye gerekli insani yardımları bu havalimanını kullanarak ulaştırıyor.

Topyekun bir savaşın Kabil’i tehdit etmesi durumunda Kabil’de misyonları bulunan ülkelerin ve örgütlerin personellerini nasıl güvenli bir şekilde tahliye edebilecekleri konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Avustralya geçen ay güvenlik gerekçesiyle ülkedeki büyükelçiliğini kapattı. Türkiye’nin havalimanını koruma önerisinin kabul edilmemesinin başka ülkelerin de diplomatik temsilciliklerini kapatmasını beraberinde getirebileceği belirtiliyor.

Afganistan’daki 20 yıllık ABD işgali sırasında Kabil Havalimanı defalarca Taliban ve terör örgütleri tarafından bombalı eylemler ve roket saldırıları ile hedef alınmıştı.

2018 yılında IŞİD, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Raşid Dostum’u havaalanında hedef almıştı. Türkiye’den dönen Dostum’un havaalanından ayrılırken konvoyuna yapılan saldırıda 14 kişi ölmüş, yaklaşık 50 kişi yaralanmıştı.

Biden ile Erdoğan anlaştı ama Afganistan’da Türk askerini ne bekliyor?

Afganistan’da hiçbir ülkenin istemediği göreve Türkiye talip: Kitlesel göç ve iktidar boşluğu kapıda yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Gözaltına alınan AFP Fotomuhabiri Bülent Kılıç: Hesabını soracağım

Dün boğazına bastırılarak gözaltına alınan AFP Fotomuhabiri Bülent Kılıç, 25 yıl önce gözaltında öldürülen gazeteci Metin Göktepe gibi kendisinin de canına kast edildiğini ve bunun hesabını soracağını söyledi.

BOLD – İstanbul’da dün düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne polis müdahalesinde boğazına bastırılarak gözaltına alınan Associated Press (AFP) Fotomuhabiri Bülent Kılıç, “Metin Göktepe’yi öldüren kötülük bugün boynuma bastırıp beni nefessiz bırakmak istedi ama başaramadılar” açıklamasını yaptı.

“METİN GÖKTEPE’Yİ ÖLDÜREN KÖTÜLÜK BENİ DE NEFESSİZ BIRAKMAK İSTEDİ”

Serbest bırakılan Bülent Kılıç Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda, “Canıma kast edilmeye çalışıldı, nefesim kesilmek istendi, bana bunu yapandan, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları, her ne ise, bu dünyada hangi mahkemeyse hesap soracağım, yaşadığım sürece bunun mahkemede hesabı verilecek. Ulu Divan’a kalmayacak. Metin Göktepe’yi Eyüp Spor Salonu’nda öldüren kötülük bugün boynuma bastırıp beni nefessiz bırakmak istedi ama başaramadılar. Sağolsun halk gazetecisine sahip çıktı. Tüm dostlar seferber oldu. Kolay değil öyle. Daha işimiz var.” ifadelerini kullandı.

Bülent Kılıç’ın gözaltına alınma anı.

Gözaltına alınan AFP Fotomuhabiri Bülent Kılıç: Hesabını soracağım yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

KHK’lı üsteğmen yoğun bakımda: Bu zulmü hak edecek ne yaptık?

İş kazası sonucu ağır yaralanan KHK’lı üsteğmen Recep Karaşal bir hafta yoğun bakımda kalacak. Eşi Hacer Anlı Karaşal, üç yıl önce ihraç edilen eşine ve ailesine yaşatılanlara sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

BOLD – İşyerinde kaynak yaparken barut patlaması sonucu ağır yaralanan KHK’lı üsteğmen Recep Karaşal’ın durumu ciddiyetini koruyor. Dün öğlen saatlerinde yoğun bakıma kaldırılan ve hala daha uyutulan Recep Karaşal’ın patlama sırasında yanındaki iş arkadaşlarını iterek uzaklaştırdığı, bu sırada kendi vücudunun yandığı öğrenildi.

Eşine yapılanlara Twitter hesabından tepki gösteren Hacer Anlı Karaşal, “Omzundaki yıldızları söktüğünüz üsteğmenin haline bakın! Bakın bu adam benim kocam! Ne suçu vardı?” dedi.

Eşinin bir hafta daha yoğun bakımda kalacağını belirten Hacer Anlı Karaşal, “Recep iyi şükürler olsun, bize dua eden herkesten Allahım razı olsun, hala yoğun bakımda 1 hafta orada misafir, hala çok acısı var, Allah büyük mücadelede hepimize yardım etsin, bir taraftan ekmek kavgası diğer taraftan hukuk kavgası.” ifadelerini kullandı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Jandarma Genel Komutanlığı’nda sözleşmeli subay olarak göreve başlayan Recep Karaşal 16 Ekim 2018’de ihraç edildi.

BU ZULMÜ HAK EDECEK NE YAPTIK?

Hacer Anlı Karaşal’ın paylaşımları şöyle: “Arkadaşlar bunu gören herkes lütfen paylaşsın, rica ediyorum. Eşim şu an yoğun bakımda, lütfen sesimi duyun. Ömründe karıncayı incitmemiş eşimin geldiği hal, ne yaptık ne? Bu zulmü hak edecek ne yaptım ben? Neyin bedeli bu? Recebim (hak geçmesin diye) askeriyeden kağıt bile getirmedi. Hayatında hiç çalmadı. Ne yaptık? Bitmedi mi çilemiz arkadaşlar? Bizim suçumuz nedir? Allah aşkına dua edin.”

9 AY SİNCAN CEZAEVİNDE KALDI

“Yanındakilere bir şey olmasın diye bir de onları itip kendi yanan eşim. Canım, can yoldaşım 9 ay hapisten sonra ceza aldın. Yetmedi çektiğin. Yüreğim yanıyor, yüreğim yanıyor, beni yakan da yansın ne olur dua edin. 9 ay Sincan’da yandı, şimdi burada yandı. Öfkem bitmiyor, göz yaşım dinmiyor. Yandı Recebim yandı, Allah onları yaksın.”

“Eşimi arada uyandırıp tekrar uyutuyorlar. Acısı çokmuş. Ya Rabbim ne yapacağımı bilmiyorum. Yandım, yüreğim yanıyor… Nedir bu yaşananlar, şaka mı rüya mı? Nedir? İntizar ediyorum Ya Rab! Sen gör, binlerce insan yandı… Sen de onları yak.”

PATRONDAN “KARŞILIKLI ÜZÜLMEYELİM” TEHDİDİ

“Son 24 saatim benim nasıl geçiyor Allahım! Eşimin çalıştığı yerin sahibi beni yeni aramış ve diyor ki ‘şikayetçi olmayın, karşılıklı üzülmeyelim.’ Aba altından sopa gösteriyor; yani diyor ki ‘kocan tekrar fitöden hapse gider’ Allah senin belanı versin; benim derdim dağı aştı.”

“Sözde vatan haini kocamın üstündekilere bir bakın, yırtık pantolon bakın bakın mercedes yok, yırtık çorap, yırtık pantolon, Allah belanızı versin öfkem dinmiyor.”

BABASI OĞLUNU OKUTMAK İÇİN DANA SATIYOR

“Şu dakikaya kadar ne fitöcülüğüm kaldı, ne soru hırsızlığım. Ben anlatayım, benim gariban kocam, gariban bir çobanın oğlu. Babası oğlunu dershaneye göndermek için dana satıyor, oğlan çalışkan sonra eşim Yıldız Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliğini kazanıyor ve okuyor.

“GÜCÜNÜZ GARİBAN ANADOLU ÇOCUKLARINA MI YETİYOR”

“Daha sonra ailesine bakmak zorunda olan gene gariban eşim askeri sınavlarına giriyor, bu nasıl torpil, nasıl soru çalmak ki Jandarmada sözleşmeli subay oluyor. Neyin kafası bu? Gücünüz gariban Anadolu çocuklarına mi yetti. Sıkıyor ise tepedeki ne laf söyleyin, hepinizden bezdim.

Benim yüreğim alev alev eşimin de yüzü alev alev helalinden para getirmek için çıktı o yola, Allah kimseyi arabalarda kokain çekeni savunup gariban Anadolu çocuğuna küfür edecek acizliğe getirmesin.”

KHK’lı üsteğmen yoğun bakımda: Bu zulmü hak edecek ne yaptık? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »