2 Eylül 2021 Perşembe

Bayraktar’ın itirafları sonrası gündeme geldi: Erdoğan, hangi bakanları dövdü?

17-25 Aralık sonrasında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın kendisini istifaya davet eden Erdoğan Bayraktar’ı Başbakanlık’ta kafasına ayağıyla basıp dövdüğü bilgisi sonrası “Erdoğan’ın başka bakan dövdü mü?” sorusu gündeme geldi. Ankara kulislerindeki iddialara göre Erdoğan, bugüne kadar 2 bakanı daha dövdü. Erdoğan’dan dayak yiyen bakanların Egemen Bağış ve Suat Kılıç olduğu belirtiliyor.  

BOLD – Gazeteci Cevheri Güven, Erdoğan Bayraktar’ın Tayyip Erdoğan’ı 17 Aralık yolsuzluk operasyonu üzerinden vurmasının perde arkasında Başbakanlık’ta Erdoğan’ın odasında yediği dayağın etkisi olduğunu öne sürdü.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık sonrasında kendisini istifaya davet eden dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın kafasına ayağıyla basıp korumalarının yardımıyla bakanı dövdüğü iddiasıyla gündemdi. Başbakanlığı sırasında kabinedeki iki bakanı dövdüğü Ankara kulislerine yansıyan Erdoğan, Soma’da bir market çalışanını da darp etmişti.

SİNİRLENDİĞİNDE NASIL YATIŞTIRIYORSUNUZ?

Sinirli olması ile gündeme gelen Erdoğan’la ilgili dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği röportajda “Erdoğan sinirli olduğunda nasıl yatıştırıyordunuz?” sorusuna “Bazen arkadaş gibi bazen de çocuğu gibi, kardeşi gibi yaklaşmanız gerekir. Duruma göre değişir… ‘Sayın Başbakanım’ ya da ‘Efendim’ diye hitap ediyordum. Samimi olsak da yine de bir mesafemiz hep olur. Ciddi biridir, ama bu sizinle makara yapmayacağı anlamına gelmiyor” diye yanıt verdi.

ERDOĞAN EN AZ ÜÇ BAKANI DÖVDÜ

Erdoğan’ın bakan dövdüğünü ilk seslendiren isim HDP’li Altan Tan oldu. Tan, 2013 yılında Fars Haber Ajansı’na verdiği röportajda, Erdoğan’ın bakanları döverek görevden uzaklaştırdığını iddia etti. Bunları Başbakan’ın yakın çevresinden duyduğunu söyleyen Tan, “Bugüne kadar Başbakan, üç bakanı sille tokat dövdü. Bunlar birkaç yerde haber oldu. Bunu bana anlatanlar AKP’den birinci derecede yetkililer ve Başbakan’ın arkadaşları. Yalansa onların yalanıdır, doğruysa yine onların doğrusudur” dedi. Tan, Erdoğan’ın, bakanlara ve vekillere ettiği küfürlerin haddi hesabı olmadığını da kaydetti. Erdoğan’ın dövdüğü bakanların Erdoğan Bayraktar, Suat Kılıç, Egemen Bağış olduğu iddia edilirken, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşyehir belediye Başkanlığı döneminde danışmanlığını yapan Mehmet Metiner’i de darp ettiği kulislere yansıyan iddialar arasında.

SOMA’DA MARKET ÇALIŞANINA TOKAT VURDU

Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği felaket sonrası bölgeye giden dönemin başbakanı Erdoğan, yuhalanması sonrası girdiği bir markette çalışan bir kişiye tokat attığı öne sürüldü. Markette kasiyerlik yapan Hatice G. adlı kişiye çekim yaptığı için saldıran Erdoğan, orada bulunan Taner Kuruca’ya da tokat vurduğu iddia edildi. Erdoğan’ın tokat attığı iddia edilen Taner Kuruca, bağlandığı Kanal D canlı yayınında “Başbakan, kalabalığa kızgınlığından öfkesine hakim olamayıp maalesef istem dışı bir hareket yaparak bir tokat vurdu” dedi.

 

ERDOĞAN BAYRAKTAR DA GÜVENLİK GÖREVLİSİNİ DÖVDÜ

Erdoğan’dan dayak yediği öne sürülen eski Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar, 2018 yılında Halkalı’da bulunan Avrupa Konutları’nda bir güvenlik görevlisini darp etmesi ile gündeme geldi. Sitenin güvenlik kulübesinde bulunan güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler sosyal medyada ve videdo paylaşım sitelerinde de yer aldı. Görüntülerde ilk olarak yüzü görünmeyen bir kişinin kulübenin camında uzanarak güvenlik görevlisine vurmaya çalıştığı görüldü. Ardından, Erdoğan Bayraktar’ın koşarak güvenlik kulübesine girdiği ve görevliye saldırdığı görüntüleri yer alıyor. Güvenlik görevlisinin elindeki copu da alan Bayraktar, görevliyi copla da vurduğu görüntülere yansıyor.

 

 

 

Adaletin ruhuna el Fatiha

Bayraktar’ın itirafları sonrası gündeme geldi: Erdoğan, hangi bakanları dövdü? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Bahçeli, oyları eriyen MHP’ye göre barajı belirledi: Babacan ve Davutoğlu ne yapacak?

AKP’nin yüzde 5 olmasını istediği seçim barajında son noktayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli koydu. Anketlere göre oyları yüzde 8’lerde gözüken Bahçeli, Cumhur İttifakı ortağı Tayyip Erdoğan’la anlaşıp seçim barajını yüzde 7 olarak belirledi. Bahçeli, Gelecek ve DEVA Partilerinin ittifak halinde yüzde 5’e ulaşsalar bile Cumhurbaşkanı adayı çıkarmasını engellemiş oldu.

BOLD ANALİZ – Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP, Türkiye’ye dair kritik kararlar almaya devam ediyor. Bahçeli’nin aldığı kararlar AKP ve Saray Hükumeti tarafından uygulanıyor. Bahçeli, suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamaları sonrası AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görevden almak istediği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sahip çıktı. Soylu görevinde kaldı.

KAMUDAKİ MHP KADROLARI ALMANYA’NIN DA DİKKATİN ÇEKTİ

Kamu kurumlarına MHP kadrolarının sayısındaki artış Almanya Hükumeti tarafından da rapor edilmişti. Sol Parti’nin Merkel hükümetine, Türkiye’deki hükümet ittifakı içinde MHP’nin rolü konusunda ne bilgisi olduğunu ve MHP’nin etkisinin ittifak süresince değişip değişmediğini sordu. Hükümet ise cevabında şöyle dedi: “Federal Hükümet, MHP’nin siyasi taleplerinin Türk hükümet üyeleri arasında karşılık bulduğunu ve bu taleplerin düzenli biçimde yasalara girdiğini gözlemlemektedir. İlaveten Federal Hükümet, son yıllarda MHP çevresinden kişilerin devlet yapılarındaki oranının da fark edilir biçimde arttığına dair bilgi sahibidir.”

ERDOĞAN: YÜZDE 7’NİN ALTI OLABİLİR Mİ? ARKADAŞLARIMIZ ÇALIŞIYOR

Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılacak değişiklikler öncesi de MHP ağırlığını koydu. Seçim barajı, dar ve daraltılmış bölge seçenekleri gibi kritik kararlarda da MHP’nin dediği oldu. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hafta sonu “Yüzde 7’nin altında olabilir mi? Arkadaşlarımız çalışıyorlar.” Açıklaması yaptı. Ankara kulislerinin nabzını tutan Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, dün AKP ve MHP’nin yüzde 5 baraj konusunda anlaştığını yazdı.

MHP ANKETİ GÖRDÜ, BARAJI YÜZDE 7’DE TUTTU

Ancak MetraPOLL araştırma şirketinin anketi bütün planları değiştirdi. MetroPOLL’ün geçen ayın son haftasında 28 kentte 1717 kişi ile yaptığı “Türkiye’nin Nabzı” araştırması MHP’nin oylarının yüzde 8,9 gibi kritik bir noktada olduğunu ortaya koydu. Yüzde 9.8 alan HDP ve yüzde 8.9 MHP’nin yüzde 10’luk seçim barajının altında kaldığı görüldü. Dün bir açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir. Siyasi gündemi meşgul eden sadece seçim sistemi ve barajın ne olacağı değil, zillet ittifakının siyasi düşkünlüğü, bu zihniyetin üslubuna ambargo koyan tehlikeli kirliliktir.” noktayı koydu.

DEVA VE GELECEK’İ BARAJ ALTI BIRAKMA PLANI

Yüzde 7 şartıyla Bahçeli bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Kendi parti teşkilatına partiyi yüzde 7’nin üzerinde tutma hedefi koydu. AKP’den kopan Gelecek ve Deva Partilerini de oyun dışı bıraktı. Anayasa’ya göre siyasi partiler birlikte veya tek başına yüzde 5 oy alması halinde Cumhurbaşkanı adayı çıkarma hakkına sahip. Baraj yüzde 5’e inseydi Gelecek ve Deva Partileri Meclis’te grup kurabileceklerdi. Meclis’te grubu olan partiler olarak Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecekti. Böylece Millet İttifakı içinde ya da dışında söz sahibi olabileceklerdi. Şimdi iki partinin yüzde 7’yi geçmesi gerekiyor.

Türkiye’nin yolunu MHP’nin anket sonuçları belirleyecek

Bahçeli, oyları eriyen MHP’ye göre barajı belirledi: Babacan ve Davutoğlu ne yapacak? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’nin ciğeri yandıktan sonra Bakan müjde verdi: 5 yangın söndürme uçağı alınacak

“Türkiye’nin kıyı şeridindeki Marmaris, Antalya ve Milas’ta çıkan yangınlar Türkiye’nin yangın söndürme uçağının olmaması yangınların büyümesine neden oldu. Yangınlara Rusya, İspanya gibi ülkelerin gönderdiği uçaklar müdahale etti. İş işten geçtikten sonra Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 5 yangın söndürme uçağı alınacağını açıkladı.

BOLD – Bakan Bekir Pakdemirli, 5 yangın söndürme uçağının alınacağını söyledi.

CNNTürk’te Ahmet Hakan’ın sorularını cevaplayan Bakan Bekir Pakdemirli, THK ile bir sorunlarının olmadığını belirtti.

Pakdemirli, şunları söyledi:

EKİBİM ÇOK YORULDU

“Tüm Türkiye’yi sarsan günler yaşadık. Hepimiz için zordu. Ekibim çok yoruldu. Tarihte görülmemiş diye bir pencere açmamak istiyorum. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş yangın silsilesiyle karşılaştık.

Yaklaşık 3 bin yangınla uğraşır. Bunun bir çoğundan kimsenin haberi olmaz. Bunlar küçüktür. Çıktığı yerde bastırılır söndürülür. Ama bu 3 bin yangından her yıl önemli yangınlar olur. Mesela 2 sene önce İzmir yangınıydı. Geçen sene Hatay’da çıkan yangınlar önemli yangınlardı.

ENVANTERE 5 UÇAK KATILACAK

Bir ülkenin envanterinde 3 uçağı var. Bizim burada helikopterle ile ilgili kıt kanaat yok. Sağınıza solunuza döndüğünüz zaman helikopter kiralayabiliyorsunuz. Önümüzdeki aylarda 5 yeni uçak katılacak. Büyün hava araçlarını kiralamak daha mantıklı. İstediğimiz zaman istediğimiz kadar kiralayabiliriz. Ama 5 tane elimizin altında bulunsun. 2 senedir uçakların satın alınmasıyla ilgili çalışma devam ediyordu. Bu son yangınlarla süreç hızlandı.

‘THK İLE BİR SORUNUMUZ OLAMAZ’

Türk Hava Kurumu’yla bizim bir sorunumuz olamaz. THK’da pilot eğitimi aldım. Ne benim ne de kurumumun THK ile sorunu olamaz. Bu sene kiralamış olduğumuz hava araçlarını 18 helikopter ve 3 Rusya’dan helikopter THK tarafından bize verilmiş durumda. THK’nın yangınları söndürme gibi bir yetkisi yoktur. Nitekim bu söz konusu olan uçaklar da epey bir süre bizim tarafımızdan para karşılığı hizmet alınmıştır. THK’nin yönetimiyle bizim bir alakamız yoktur.

THK’nın başındaki yöneticilerin maalesef kurumu zarara uğratmışlardı. Kurumun şimdi başında kayyum vardır. Biz eski ayakkabıları çıkardık yeni ayakkabıları giydik. Eski ayakkabıdan kasıtta THK’nın uçakları bakımsız bırakması. Bakanlığımız bu zaman kadar THK’ya 130 milyon Euro kiralama parası vermiştir.

NEREDEYSE BİR UÇAK FİYATI?

Hem THK hem de bizim arkadaşlarımız baktı. 27 ile 34 milyon dolar arası harcarsanız bu uçakları uçurabiliyor musunuz. Neredeyse bir uçak fiyatı… 50 yaşında bir uçağı uçuracağız, içindeki insanlar kıymetli değil mi? Komple bu uçakların soyulup röntgenlerinin çekilmesi lazım. Motorların değişmesi lazım. Gövdenin tekrar yapılması lazım. Tüm bu bakımlar yeni bir uçak parası.

Kimin elinde uçak varsa paralı ya da parasız bize gönderin dedik. THK’nın da elinde uçak olsaydı, bize gönderirdi. Sonuçta plakası olmayan aracı trafiğe çıkarmak gibidir. Yani fail değil uçaklar. Bunlar belki fail olsa tartışmasını yapabiliriz.”

 

Türkiye’nin ciğeri yandıktan sonra Bakan müjde verdi: 5 yangın söndürme uçağı alınacak yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

17-25 Aralık sonrası Erdoğan’ı istifaya davet eden Bayraktar canını nasıl kurtardı?

Gazeteci Cevheri Güven, 17-25 Aralık’la ilgili dosyasında bulunanları A’dan Z’ye kabul eden dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 1-25 Aralık akabinde dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ı istifaya davet etmesi sonrasında yaşananları Youtube kanalında anlattı.

BOLD – Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17 Aralık yolsuzluk operasyonu üzerinden Tayyip Erdoğan’ı vurmasının perde arkasını anlatan Gazeteci Cevheri Güven, Başbakanlık’ta Tayyip Erdoğan’ın odasında yediği dayağın etkisinin bulunduğuna dikkat çekti. Güven, Erdoğan’ın Bayraktar’ı korumalarıyla yere yatırıp kafasına bastığı o günün ilk kez duyacağınız detayları ve Erdoğan Bayraktar’la Erdoğan’ın birlikte karıştıkları milyarlarca dolarlık 4 büyük yolsuzluğun ilk kez duyacağınız detayları bu videoda anlattı.

Güven, Ali Ağaoğlu, Nazif Zorlu, Süleyman Soylu ve Sedat Peker’in belalısı Sadık Soylu’yu da bu dosyada ele aldı.

17-25 Aralık sonrası Erdoğan’ı istifaya davet eden Bayraktar canını nasıl kurtardı? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

1 Eylül 2021 Çarşamba

İstanbul Havalimanı’nın fırtınayla imtihanı

İstanbul’da etkili olan şiddetli fırtına Yeni İstanbul Havalimanı’nın apronunu karıştırdı. Fırtına ve yoğun yağış sebebiyle apronundaki konteyner ve bagajlar etrafa dağıldı. İstanbul’a iniş için alçalan uçaklar ise havada tur atmak zorunda kaldı.

BOLD – İstanbul’da akşam saatlerinde etkili olan şiddetli rüzgar ve fırtına hava ulaşımı vurdu. İstanbul Havalimanı’nında fırtınanın etkisiyle bagajlar, konteynerler sürüklenirken o anlar kameralara yansıdı.

UÇAKLAR İNEMEDİ

Akşam saatlerinde etkili olan şiddetli fırtına ve yağmur, İstanbul Havalimanı’nın apronunu karıştırdı. Fırtına ve yoğun yağış sebebiyle apronundaki konteynerler ve bagajlar etrafa dağıldı. İstanbul’a iniş için alçalan uçaklar ise havada tur atmaya başladı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul’un da dahil 41 il için şiddetli fırtına uyarısında bulundu.

İstanbul Havalimanı’nın fırtınayla imtihanı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li vekil 12 bin liralık ayakkabısından utandı

Malazgirt’teki törene katılan AKP’li Öznur Çalık’ın sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar pahalı ayakkabılarının fiyatını ortaya çıkardı. Bir süre paylaştığı fotoğraflarda ayakkabılarını göstermeyen Çalık, en son 2,3 bin liralık ayakkabısıyla görüldü.

BOLD – Odatv’nin özel haberine göre, Malazgirt Zaferi’nin 950. yıl törenine katılan AKP MKYK Üyesi ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın pahalı ayakkabısı dikkatlerden kaçmadı.

Kabinedeki bakanlarla birlikte Bitlis’in Ahlat ilçesine giden Öznur Çalık, helikopterde çektirdiği fotoğrafı sosyal medyasından paylaştı. Çalık’ın piyasa değeri 11 bin 950 lira olan ayakkabısına tepkiler gecikmedi.

TEPKİLER GERİ ADIM ATTIRDI

Sosyal medyada yükselen tepkilerin ardından AKP’li Öznur Çalık’ın yeni paylaştığı fotoğraflarda ayakkabılarına yer vermemesi dikkat çekti.

AKP’li Öznur Çalık’ın, paylaştığı yeni fotoğraflarda ise fiyatı ise 2 bin 349 TL olan ayakkabılarıyla poz verdiği görüldü.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ HAVADA KALDI

31 Mart seçimleri öncesi, yerel seçimlere yönelik yol haritasını belirlemek için il, ilçe ve belediye başkanlarıyla bir araya gelen Erdoğan, partililere, “Şatafattan uzak durun” talimatı verdi.

Erdoğan’ın uyarılarına rağmen AKP’li siyasetçilerin pahalı giysi, ayakkabı ve aksesuarları basında sık sık gündeme geliyor. Emine Erdoğan’ın binlerce euroluk çantası sosyal medyanın dilinden hiç düşmüyor.

AKP’li siyasetçi ve iş insanlarının ve onların çocuklarının ultra lüks yaşamlarını ifşa eden AKP Çocukları adlı sosyal medya hesabı geniş kitlelerce takip ediliyor. AKP Çocukları adlı hesap, AKP’lilerin lüks villa ve otomobillerinin yanı sıra şatafatlı düğün, mevlit ve eğlencelerini de paylaşıyor.

Türkiye’nin yolunu MHP’nin anket sonuçları belirleyecek

 

AKP’li vekil 12 bin liralık ayakkabısından utandı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Adaletin ruhuna el Fatiha

Uluslararası hukuka aykırı kararları yüzünden Türkiye’yi AİHM’de mahkum ettiren Yargıtayın Başkanı Mehmet Akarca’nın yeni adli açılış yılında Erdoğan ve Ali Erbaş ile verdiği dua pozu tartışma konusu oldu. Sosyal medyada gündem olan fotoğrafa yorum yağdı. Tarihi kareyi paylaşan gazeteci Can Dündar “Adaletin ruhuna el Fatiha” notunu paylaştı.

BOLD – 2021-2022 Adli Yılı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yaptığı duayla açıldı. Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da üzerinde cübbesiyle duaya katıldı.

Ellerini semaya açan Akarca-Erdoğan-Erbaş üçlüsünün fotoğrafı sosyal medyada viral oldu. Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca eleştirilerin hedefi oldu.

Akademisyen Can Gürses’in Yargıtay Başkanı’nın verdiği poza tepkisi sosyal medyada geniş yankı buldu. Gürses fotoğrafı “Yeni adli yılın ruhuna el Fatiha” notuyla paylaştı.

Tarihi kareyi paylaşan gazeteci Can Dündar “Adaletin ruhuna el Fatiha” notunu paylaştı.

Yargıtayın verdiği kararların uluslararası hukuka uygunluğu tartışma konusu. Gülen Hareketi mensuplarına yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalarda iletişim uygulaması Bylock en önemli delil sayılıyordu.

TÜRKİYE YARGITAY’IN BYLOCK KARARI YÜZÜNDEN MAHKUM EDİLDİ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Temmuz ayında ByLock kullandığı gerekçesiyle tutuklanan eski polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda kararını açıkladı. Mahkeme, başka delillerle desteklenmediği sürece sadece kullanıcı olmanın makul şüphe oluşturmayacağını vurguladı. Türkiye, Akgün’e 12 bin euro tazminat ödemeye ve bin euroluk mahkeme masraflarını karşılamaya mahkum edildi.

ÖRTÜŞÜYOR DEDİLER AMA…

AİHM’in kararının ardından başlayan tartışma sonrası Yargıtay 16. Ceza Dairesi üyeleri Habertürk gazetesine kararlarının AİHM’in verdiği kararla örtüştüğünü belirten demeçler verdi. Yargıtay üyeleri uygulamaları için şunları söyledi, “Biz, ByLock kullandığı kesin olarak ortaya çıkan kişinin yapmış olduğu görüşmelerin içeriğini ve yan delillerini birlikte değerlendirmeden karar vermiyoruz. Kişi, ByLock’u örgütsel amaçlı kullanmamışsa, örgüt üyeliği iddialarına ilişkin yan delil de arıyoruz.”

Öte yandan, Kişinin mahkum edilmesi için ‘ByLock’ listesinde adının bulunmasının yeterli olduğu belirtilen Yargıtay kararları bile mevcut.

Bizzat Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 Esas numaralı kararında ceza için kişinin adının listene bulunmasının yeterli olduğu belirtiliyor.

Uluslararası hukuka aykırı kararları tartışılan Yargıtay’ın ‘Erdoğanlı açılış’ hassasiyeti

 

Adaletin ruhuna el Fatiha yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan yüzüstü bıraktığı partileri yeniden masaya çağırdı

Yeni adli yıl açılış töreninde Anayasa değişikliği çalışmalarını bir kez daha gündeme getiren Erdoğan, “Gönlümüz arzu eder ki, tüm siyasi partiler olarak anayasa hazırlığını birlikte gerçekleştirelim” diyerek diğer partilere yeşil ışık yaktı. Anayasa değişikliği için çağrıda bulunan Erdoğan’ın partisi AKP, daha önce defalarca Meclis’te kurulan Anayasa komisyonlarının çalışmaları sonuçlanmadan masayı terk etti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yeni adli yıl açılışında bir kez daha yeni Anayasa çalışmaları hakkında konuştu.

Partisinin Anayasa taslağını yakın zamanda kamuoyu ile de paylaşacaklarını belirten Erdoğan, “Gönlümüz arzu eder ki, tüm siyasi partiler olarak anayasa hazırlığını birlikte gerçekleştirelim. Diğer partilerin de anayasa metinlerini önümüzdeki aylarda açıklamalarını bekliyoruz. Her ne şekilde olursa olsun önümüzdeki yılın ilk aylarında kendi hazırlığımızı milletimizin takdirine sunmakta kararlıyız” dedi.

Anayasa çalışmaları AKP’nin 20 yıllık iktidarı boyunca her zaman gündemde oldu.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARI

Bugün Anayasa değişikliği için TBMM üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu gerekiyor. Bu da 600 milletvekilinden 400’ünün oyu anlamına geliyor. Bugüne kadar hiçbir parti bu çoğunluğa ulaşamasa da Anayasa değişikli tartışmaları her zaman gündemde oldu.

2010 REFERANDUMU VE YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliğinin ardından, 2010’da AKP’li milletvekillerinin verdiği 27 maddelik Anayasa değişikliği teklifi TBMM’den 72 ret, 336 kabul oyu alarak geçti. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunulan değişiklik paketine MHP muhalefet ederken, CHP ve BDP Meclise girmedi. Mecliste temsil edilmeyen partilerden Saadet Partisi ve BBP ise pakete halk oylamasında destek vereceklerini açıkladılar.

Gül’ün imzaladığı paket halk oylaması sonunda yüzde 57.88 ‘Evet’ oyu alarak kabul edildi.

AKP KATILMAYINCA KOMİSYON DAĞILDI

Referandum sonrası Anayasa değişikli çalışmaları 2012 yılında TBMM’de kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile ciddi bir boyut kazandı. Kurulduktan 1 yıl sonra Komisyon, AKP’nin mazeretsiz olarak 3 kere katılmamasının ardından çalışmalarını durdurdu. Komisyonun muhalefet üyeleri, AKP’nin diğer siyasi partilerin iradesini yok sayan tutumu nedeniyle komisyonun amacına ulaşamadığını belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamanın devamında “Türkiye’nin darbe anayasasından kurtarılarak, 21 yüzyıl değerleriyle barışık demokratik bir anayasasının yapılamamasının siyasi sorumluluğu AKP’ye aittir” denildi.

15 TEMMUZ VE SONRASI YAŞANANLAR

1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra ‘Başkanlık Rejimi’ tartışmalarıyla birlikte yeni bir Anayasa hazırlanması da gündeme geldi. O dönem Meclis’teki olan dört siyasi parti AKP, CHP, MHP, HDP temsilcilerinden oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu ilk toplantısını 4 Şubat 2016’da yaptı. Komisyonun kararları bağlayıcı olmamakla birlikte uzlaşı sağlanması için kritik önem taşıyordu. AKP’nin 6 aylık çalışma süresi öngördüğü komisyon, henüz bir uzlaşma sağlanamadan 15 Temmuz sonrası çalışmalarını durdurdu.

2017 REFERANDUMU VE BAŞKANLIK REJİMİ

15 Temmuz ile birlikte oluşan Milliyetçi rüzgarları arkasına alan AKP ve MHP, 16 Nisan 2017’de yapılan referandumla Anayasa’nın 18 maddesi değiştirerek Parlamenter Sistemden ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi geçişi sağladı.

Erdoğan, CHP, HDP ve İyi Parti’nin yeni anayasa için toplantılar yaptığı iddialarını ise “Anayasa çalışması öyle gizli saklı mahfillerde terör örgütü ile irtibatlı kesimlerin gölgesinde, ülkesiyle zihni ve kalbi bağlantısı kopuk isimlerle yürütülebilecek bir iş değildir. Bu çalışmanın, milletin gözü önünde ve onun temsilcilerinin tamamının katılımıyla şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi, ortaya çıkan metnin de mutlaka milletin takdirine sunulması gerekir. Cumhur İttifakı’ndaki ortağımızla bu konuda bir anlayış birliğine varmamız halinde önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebiliriz” ifadeleriyle reddetti.

YÜRÜLÜKTEKİ 1982 ANAYASASI

Yine bir askeri darbe ürünü olan ve hala yürürlükte olan 1982 Anayasası ise 1961’in tersine oldukça kısıtlayıcı.

TBMM’yi tek Meclisli yapıya geri döndüren Anayasada, sistemin hükumet krizlerine sebep olan tıkanıklıklarını giderici çözüm yolları öngörüldü.

Uzun ve ayrıntılı kurallardan oluşan, kesin hükümlerin belirlendiği Anayasa anlamına gelen kazuistik olarak tanımlanan 1982 Anayasası, yüzde 91.37 halk desteğiyle kabul edilmesine rağmen hep tartışmaların odağında oldu.

Türkiye’nin yolunu MHP’nin anket sonuçları belirleyecek

Erdoğan yüzüstü bıraktığı partileri yeniden masaya çağırdı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye’nin yolunu MHP’nin anket sonuçları belirleyecek

AKP ve MHP anlaştı, Bahçeli yüzde 7’lik seçim barajının tescillendiğini duyurdu. Yüzde 7’lik seçim barajı oranının anketlerdeki MHP oy oranına yakın olması, AKP’nin seçim barajını demokratik kaygılarla değil iktidar ortağı MHP’yi kurtarmak için düşürmek istediği eleştirilerini doğurdu.

BOLD – Seçimlerde kanunlarca belirlenmiş oy oranlarına göre Meclise girecek siyasi partilerin belirlenmesini sağlayan seçim barajı tüm dünyada antidemokratik bir uygulama olarak da görülüyor.

Doğrudan temsili engelleyen baraj sistemi tüm eleştirilere rağmen hemen her ülke tarafından kullanılıyor. 12 Eylül 1980 Darbesinin ardından seçim barajı Türkiye’de, 10 Haziran 1983 tarihli 2839 sayılı kanunla yüzde 10 seviyesine yükseltildi.

Darbenin hemen öncesi, 1974-1980 yılları Türkiye’de büyük bir siyasi istikrarsızlığa sahne oldu. Özellikle darbenin tarihi yaklaştıkça ülke adı konulmamış bir iç savaş ortamına sürüklendi. Darbeyi yapan generaller hizmetlerindeki sivillere ülkenin temel siyasi kurumlarını ve kurallar dizgesini tasarlatırken, darbe öncesi dönemin faturasını kısmen de seçim kanununa kesti

Yüzde 10 baraj uygulayan Türkiye’yi, yüzde 8 ile Lihtenştayn takip ediyor. 3. ise yüzde 7 ile Rusya. Avrupa ülkelerinde yüzde 4 ve 5 olarak değişen baraj sistemi komşu Yunanistan’da sadece yüzde 3.

Dünya genelinde seçim barajı yüzde 0 ila 5 arasında değişirken, bu oranın Türkiye’de çok yüksek olması, demokrasi bakımından sorgulanmasına yol açıyor.

TÜRKİYE YİNE BARAJI TARTIŞIYOR

Her seçim öncesi Türkiye’de baraj tartışma konusu oluyor. MHP Lideri Devlet Bahçeli 14 Ocak tarihinde “Makul düzeye indirilmeli ve siyasi partilerin ittifak kurması halinde de uygulanmalıdır” diyerek tartışmayı başlattı.

İktidar partisi AKP de çok şey borçlu olduğu yüzde 10’luk seçim barajını düşürmeye çalışıyor. Hedef önümüzdeki seçimlere yüzde 7 seçim barajıyla girmek. AKP’nin MHP ile baraj konusunda anlaştığı iddia ediliyor. MHP Lideri Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada barajın yüzde 7 olarak tescillendiğini söyledi.

KATILIMCI DEMOKRASİ DEĞİL MHP’NİN OY ORANI

İktidarın uygulamak istediği baraj oranı son günlerde kamuoyuyla paylaşılan anketlerdeki MHP oy oranına yakın olması tepki doğurdu. AKP’nin seçim barajını demokratik kaygılarla değil iktidar ortağı MHP’yi kurtarmak için düşürmek istediği eleştirileri yapılıyor.

Kaygılarını sosyal medya hesabından dile getiren Liberal Parti eski Genel Başkanı Cem Toker, “Seçim barajını, katılımcı, temsili demokrasinin ilkeleri değil, MHP’nin anketlerdeki oy oranı belirleyecektir. Endişeniz olmasın…” ifadelerini kullandı.

Bahçeli: Seçim barajı yüzde 7 olarak tescillendi

Türkiye’nin yolunu MHP’nin anket sonuçları belirleyecek yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Genç avukat Zeki Utlu tutuklandı: Gözlerinden rahatsız, gün ışığı görmediği için durumu kötüye gidiyor

Daha önce 14 ay hapis yatan avukat Zeki Utlu, cezası onaylandığı için tutuklanıp tekrar hapse gönderildi. Eşinin ileri derecede görme bozukluğu olduğunu söyleyen Feyzanur Utlu, “İçeride gün ışığı görmediği için durumu kötüye gidiyor. Oğlum her gece babasının fotoğrafını öpüp yatıyor” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan 30 yaşındaki avukat Zeki Utlu, 17 Haziran’da tutuklandı. Hatay Barosu tarafından stajyer avukatlığı kabul edilmediği için ticaret ve hamallık yaparak ailesini geçindiren genç avukat, cezası onaylanınca tekrar hapse gönderildi.

15 aylık bir bebekleri olduğunu ifade eden Feyzanur Utlu, “Hatay Barosu 3 yıl stajyerliğini kabul etmedi, eşim tekrar başvurmuştu, sonucunu beklerken bu gelişme oldu. Zor günlerimiz hiç bitmedi. Eşimin göz sağlığı da bozuluyor. Oğlum her gece babasının fotoğrafını öpüp yatıyor. Onun geleceğinden ikimiz de endişeliyiz.” diye konuştu.

GÖZLÜK NUMARASI HAPİSTE 7.6 OLDU

42 ay İskenderun Kapalı Cezaevinde kalacak olan Utlu, ileri derece miyop. Daha önce de 14 ay cezaevinde kalan Utlu, o süreçte 7 olan gözlük numarası 7.6’ya çıktı. Feyzanur Utlu’nun verdiği bilgiye göre, eşinin göz bozukluğu cezaevinin ortamı nedeniyle gittikçe ilerliyor.

Feyzanur Utlu, “İçeride gün ışığı görmediği için durumu kötüye gidiyor. Çocukluğundan bu yana gözlerinde şaşılık var. Öğrenciyken tedavi olmuştu. Ama son yıllarda çok stres yaşadığımız için göz kendini zorluyor. En son görüşe gittiğimde fark ettim, bir gözü tamamen başka tarafa bakıyor. Ve bu durum ışıksız kaldığı bir ortamda daha da ilerliyor.” dedi.

BALAYINDA TUTUKLANDI

Feyzanur-Zeki Utlu çifti 29 Ocak 2017’de evlendiler. Balayı için Nevşehir’e gittiler. Zeki Utlu bir gün sonra gözaltına alındı. Stajyer avukatken öğrenci evlerinde kaldığı ve öğrencilerle ilgilendiği iddiasıyla Utlu’nun da dahil olduğu 48 kişi hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Nevşehir’den Ankara’ya getirilen Utlu, 3 Şubat 2017’de tutuklandı. 14 ay Kırıkkale Keskin Cezaevinde kaldı. Henüz yeni evli olan Feyzanur Utlu, evini dağıtmak zorunda kaldı. Utlu, “Biz İskenderun’dayız. Kırıkkale’den önce eşim bir ay Sincan’da kaldı. Buradan Ankara’ya git gel yapıyorduk. Kayınpederim görüş dönüşünde kalp krizi geçirdi. Eşim gelince kayınvalidemin terasında yaşadık. Zor günlerdi.” dedi.

Öğrencilerle ilgilendiği, Bylock kullandığı iddialarıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Zeki Utlu, Şubat 2018’de tahliye oldu. Üç gün sonra ise eşini gözaltına alındılar. Bylock’ta eşiyle yaptığı konuşmalar nedeniyle tutuklanan ve 3 ay Hatay Yayladağı Cezaevinde kalan Feyzanur Utlu, 24 Mayıs 2018’de tahliye edildi.

“KOĞUŞTAKİLER SANA NE OLDU, DEDİ”

Hapisteyken bir kere hastaneye giden Feyzanur Utlu, bin pişman olduğunu söylüyor. Hasta tutukluların doktora neden gitmek istemediklerini çok iyi anladığını belirten Utlu, “Çok şükür temiz çıktı sonuçlar ama gider gelirken çok zorlandım. Eline kelepçelerin takılması, boş bir alanda adının bağırılması, geri dönerken adlilerle dönüyorsun. Küfredilen bir ortam. Geldiğimde dudağımda uçuk çıkmış, rengim sararmıştı. Arkadaşlar bana ‘Sana ne oldu?’ dedi. Muayene süreci de zordu. Kadın komutan, gardiyan başımda, doktor var. Herkesin gözü önünde muayene. Keşke gitmeseydim dedim. O noktaya geldim.” diye konuştu.

Genç avukat Zeki Utlu tutuklandı: Gözlerinden rahatsız, gün ışığı görmediği için durumu kötüye gidiyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Bahçeli: Seçim barajı yüzde 7 olarak tescillendi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim barajının yüzde 7 olarak belirlendiğini açıkladı. Bahçeli, “Seçim barajının yüzde 5 mi, yüzde 7 mi olsun tartışmaları lüzumsuz emek ziyanıdır. Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir. Artık başka bir değerlendirmeye de gerek kalmamıştır” dedi.

BOLD – MHP Genel Başkanı Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim barajıyla ilgili beyanlarını teyit etti.

Seçim barajı konusunda Cumhur İttifakı ortağı AKP’yle uzlaştıklarını belirten Bahçeli, şunları kaydetti: “Seçim barajının yüzde 5 mi, yüzde 7 mi olacağı tartışmaları lüzumsuz emek ziyanıdır. Cumhur İttifakı’nın iki ana partisi kurulan bir komisyon marifetiyle, seçim sistemi ve barajın oranı hususunda samimi ve iyi niyetli şekilde görüşmeler yapmışlardır. Televizyon ekranlarında bilirkişilik taslayan kerameti kendinden menkul şahıslarla, gazete köşelerinde ahkâmlar kesen bazı kalem sahiplerinin seçim barajı etrafında anlamsız tartışmaları körüklemek istedikleri anlaşılmaktadır. Bu yolla da Cumhur İttifakı sanki bir görüş ayrılığı varmış gibi ima, ihsas ve hatta iddia içine gömülmüşlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız Bosna-Hersek ve Karadağ ziyaretinin ardından uçakta bulunan basın mensuplarına barajın yüzde 7 olacağını açıklamıştır. Nitekim baraj konusundaki arayış ve çalışmalar bu açıklamayla noktalanmış ve Cumhur İttifakı’nın baraj kararı yüzde 7 olarak tescillenmiştir.”

Eski AKP’li Üstün anlattı: Egemen Bağış’ın eşi “Canımızı sıkmasınlar konuşacağız” deyince Prag’a büyükelçi yaptılar

Bahçeli: Seçim barajı yüzde 7 olarak tescillendi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

İşte 17-25 Aralık’ı aklayan Erdoğan’ın merdivenaltı yargısı: Şimdi neredeler?

Erdoğan Bayraktar’ın “A’dan Z’ye her şey doğrudur” itirafıyla bir kez daha tescillediği 17-25 Aralık yolsuzluğu yeniden gündemde. Soruşturma için muhalefet yeni savcı ararken, 17-25’in üzerini kapatan savcı ve hakimler, Erdoğan hükumeti tarafından ödüllendirildi. 17-25 Aralık dosyalarını kapatan savcılardan İrfan Fidan AYM üyeliğine, Ekrem Aydıner Ankara Başsavcıvekilliğine atandı. Savcı Fuzuli Aydoğdu ile hakimler Hulusi Pur ve İslam Çiçek ise Yargıtay üyesi yapıldı.

BOLD ANALİZ –  17 Aralık sürecinde Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Erdoğan Bayraktar’ın “Benim dosyamda ne varsa, hem tapeler doğrudur, hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur… Beni şimdi attılar. ‘Reis’, sayın cumhurbaşkanım beni hırsız çuvalının içine koydu ve attı” itirafı gündemi alt üst etti.

Bayraktar’ın itirafları, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iktidarını sürdürmek için hukuku ortadan kaldırarak halının artına süpürdüğü 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını başlatan savcı ve polislerin doğru iş yaptığını ortaya koydu.

17 ARALIK SÜRECİ ÖZETİ

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması Zekeriya Öz’ün koordinesinde savcılar Celal Kara, Mehmet Yüzgeç ve Muammer Akkaş tarafından yürütülüyordu. Savcı Celal Kara’nın 17 Aralık 2013 günü verdiği talimatla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ile Mali Şube Müdürlüğü ekipleri dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Oğuz Bayraktar, iş adamı Ali Ağaoğlu, dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve iş insanı Rıza Sarraf’ı gözaltına aldı. Şüphelilerin ev ve işyerlerinde aramalar yapıldı, para sayma makinalarıyla büyük miktarda nakit para ele geçirildi. Rıza Zarrab’ın dört bakan ve çocuklarına rüşvet verdiği iddia ediliyordu. Erdoğan hükumeti, yargıda ve emniyette peş peşe adımlar atarak soruşturmayı adeta kilitledi. Adli kolluk yönetmeliği değiştirilerek, savcıların Operasyonu yapan emniyet müdürleri ve polisler görevden alındı. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın merkeze çekilirken, yerine Aksaray Valisi Selami Altınok atandı. Muammer Akkaş’ın yürütttüğü, aralarında Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da yer aldığı ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü kurma iddiasıyla yapılan soruşturma ise emniyetin Akkaş’ın gözaltı talimatını yerine getirmeyi reddetmesi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Soruşturma savcıları Zekeriya Öz, Celal Kara, Mehmet Yüzgeç ve Muammer Akkaş görevden alındı. Ve ardından 17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının üzerini kapatacak süreç başladı.

YOLSUZLUĞU KAPATTILAR, TERFİ ALDILAR

Görevden alınan savcıların yerine Başsavcı Vekili İrfan Fidan, İstanbul Savcıları İsmail Uçar, Fuzuli Aydoğdu ve Ekrem Aydıner atandı. Bu savcıların ve o dönem ki sulh ceza hakimleri Hulusi Pur ve İslam Çiçek’in kararlarıyla 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları kapatıldı. Erdoğan hükumeti ise 17-25 Aralık’ın üzerinin örtülmesinde rolü olan savcı ve hakimleri terfi ettirerek ödüllendirdi.

İşte o isimler:

İrfan Fidan

İRFAN FİDAN

İrfan Fidan, 17-25 Aralık soruşturmalarının kapatılmasında bizzat rol alan isimlerden oldu. İstanbul savcısı olarak görev yaparken, savcılar İsmail Uçar ve Fuzuli Aydoğdu ile birlikte İrfan Fidan, 17-25 Aralık soruşturmasının kapatılmasında görev aldı. 25 Aralık soruşturmasını devralarak takipsizlikle kapatan savcıydı. Fidan, 17-25 Aralık soruşturmasında görev alan 115 polis hakkında soruşturma başlatarak, gözaltı kararı verdi. Fidan, üstün gayretlerinin ardından önce İstanbul Başsavcı Vekilliği görevine ardından ise İstanbul Başsavcılığına atandı. Fidan, 27 Kasım 2020’de Yargıtay üyeliğine seçildi. Yargıtay’da bir gün dahi görev yapmadan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olan Fidan, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından AYM üyeliğine seçildi.

Fuzuli Aydoğdu

 FUZULİ AYDOĞDU

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fuzuli Aydoğdu, 17-25 Aralık soruşturmalarında takipsizlik kararı veren savcılardan biriydi. Aydoğdu, Sabah gazetesine verdiği röportajda, “Bu olayı İstanbul Adliyesi’nde bazı arkadaşlar; İrfan Fidan, İsmail Uçar ve ben görünce bunun hükümete, devlete yönelik bir kumpas olduğunu anladık. O dönem İstanbul Adliyesi’nde terörden sorumlu başsavcı vekili Oktay Erdoğan’dan bu dosyanın FETÖ’cü ekipten alınarak bize verilmesini istedik” sözleriyle o günleri övünerek anlattı. Aydoğdu, bu hizmetinin ardından önce İstanbul Başsavcı Vekilliğine ardından HSK Genel Sekreterliğine oradan da Yargıtay üyeliğine terfi ettirildi.

İsmail Uçar

İSMAİL UÇAR

25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını İrfan Fidan, FuzuliAydoğdu ile birlikte kapatan savcılardandı. Uçar, bu hizmetinin karşılığı olarak önce İstanbul Başsavcı Vekilliğine, 2017 yılında ise İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına atanarak ödüllendirildi.

 

Ekrem Aydıner

EKREM AYDINER

Savcılar Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in yürüttüğü 17 Aralık yolsuzluk soruşturması savcısına 3’ncü savcı olarak atandı. Kara ve Yüzgeç’in görevden alınmasının ardından dosyada tek savcı olarak atanan Ekrem Aydıner, 17 Ekim 2014’te 17 Aralık soruşturmasında ‘Usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı’ gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Aydıner’in bu kararı sonrası hakkında daha önce HSYK tarafından verilen ‘kınama’ cezası kaldırıldı. Aydıner, 2020 yılında önce İzmir Başsavcı Vekilliğine kısa süre sonra da Ankara Başsavcı Vekilliğine atandı. Aydıner, CHP’li milletvekilleri hakkında fezleke düzenlemesiyle gündeme geldi.

HULUSİ PUR

Sulh Ceza Hakimi Hulusi Pur ise 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklanan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin tahliyesine karar verdi. Pur, 17 Aralık operasyonunda görev alan 115 polis hakkında Selam Tevhid soruşturması adı altında arama ve gözaltına alınması kararını verdi. Pur, bu kararlarının ardından İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına terfi ettirildi. Pur, 2018’de Yargıtay üyeliğine atanarak ödüllendirildi.

İslam Çiçek

İSLAM ÇİÇEK

Sulh Ceza Hakimi İslam Çiçek de, 17 Aralık soruşturmasında tutuklanan Reza Zarrab ile Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan, Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’i tahliye etti. Facebook sayfasından Tayyip Erdoğan için “Allah UZUN ömür versin UZUN adam” paylaşımları yaparak sevgisini gösteren Çiçek, 2017’de Yargıtay üyeliğine seçildi.

 

İşte 17-25 Aralık’ı aklayan Erdoğan’ın merdivenaltı yargısı: Şimdi neredeler? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Eski AKP’li Üstün anlattı: Egemen Bağış’ın eşi “Canımızı sıkmasınlar konuşacağız” deyince Prag’a büyükelçi yaptılar

Çevre Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonundaki her şeyin doğru olduğuna dair itirafı gündemi sarstı. Eski AKP Milletvekili Ayhan Sefer Üstün 4 bakanın Yüce Divan yolunun Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından nasıl kapatıldığını anlattı.

BOLD ANALİZ – Eski bakanlar Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’dan nasıl kurtulduklarının detayları ortaya çıktı. Bakanlara yönelik Yüce Divan oylamalarının yapıldığı dönemde AKP gurubunda milletvekilliği yapan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün o süreci Sözcü gazetesine anlattı.

KOMİSYON BAŞKANI HAKKI KÖYLÜ BEŞTEPE’YE ÇAĞRILDI

2015 yılında TBMM’de kurulan soruşturma komisyonunda bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi yönünde eğilim oluştuğunu hatırlatan Üstün, komisyonun karar vereceği gün Komisyon Başkanı Hakkı Köylü’nün Beştepe’ye çağrıldığını açıkladı. Üstün, “Soruşturma Komisyonunun karar toplantısından bir gün önce AKP grup katında, grup başkanvekilleri ile birlikte soruşturma komisyonu üyeleri bir toplantı yaptı. Toplantı bittikten sonra bir komisyon üyesi 4 bakanın gönderilme kararı alındığını söyledi. Karar toplantısının yapılacağı gün (ise) Komisyon Başkanı Beştepe’ye çağrılıyor.” diye konuştu.

SARAY’DAN 4 BAKAN GÖNDERİLMEYECEK TALİMATI

Beştepe Cumhurbaşkanlığı Saray’ındaki görüşmenin sonrasını anlatan Üstün,  “Görüşmede kararın değiştiği ve 4 bakanın gönderilmeyeceği söyleniyor. O gün saat 2’de yapılacak karar toplantısı için komisyon başkanı zaman kazanmak için, bazı evrakların eksik olduğunu ve bu sebeple nihai kararı açıklayamayacaklarını söyleyerek toplantıyı 1 hafta sonrasına erteledi.” dedi.

YÜCE DİVANA SEVKİNE GEREK YOK KARARI ÇIKARTTILAR

Saray’daki görüşmenin ardından AKP’li üyelerin ağız değiştirdiğini aktaran Üstün, “Tapeler usulsüz, kanunsuz bir delil olarak kabul edilebilir çünkü mahkeme kararıyla alınmamıştır. İzinsiz dinlenmiştir. Dosyada başka da bir delil olmadığına göre, hepsinin Yüce Divan’a sevkine gerek yok’ diye karar çıkarttılar. Bu karar grupta bir şaşkınlık yarattı.” diye konuştu.

“GRUP BAŞKANVEKİLLERİ MİLLETVEKİLLERİNE BASKI YAPTI”

TBMM Genel Kurulu’nda, dört eski Bakan Yüce Divan’a gönderilmesine ilişkin yapılan oylama öncesi AKP’li vekillere baskı uygulandığını aktaran Üstün, “Genel kurul meclis oylamasına kadar çok uzun zaman geçmişti. AKP grup başkanvekilleri de grup üzerinde çok ciddi bir çalışma yapmıştı. Oylama günü de salonda çok ciddi manada ‘Bu badireyi atlatalım, biz bunun hesabını kendi içimizde soracağız’ diyerek arkadaşlarımıza baskı uygulayarak bakanların Yüce Divan’a gönderilmelerini engellemeye çalıştılar. Buna rağmen 3 bakan hakkında AK Parti’den bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi için ciddi manada oy çıktı ama yeterli olmadı. Böylece 4 bakan hakkındaki dosya Yüce Divan’a sevk edilmemiş oldu” şeklinde konuştu.

EGEMEN BAĞIŞ’IN RESTİ, ONU BÜYÜKELÇİ YAPTI

O süreçte Egemen Bağış’ın eşinin de ‘Bizim canımızı sıkmasınlar konuşacağız’ dediğini anlatan Üstün, “Ondan sonra ne olduysa Egemen Bağış bir anda Prag’a gitti. Hatta o gün ismi geçenlerden birisi ise bugün bakan.” hatırlatması yaptı.

4 BAKAN DA AKLANMADI, YENİ SORUŞTURMA AÇILMALI

4 Bakan hakkında yeniden bir soruşturulma açılması gerektiğini ifade eden Üstün, “Bakan Bayraktar buradan hiç para almadım diyor. Peki, onu bu kararlara sevk edenler ne aldılar? Bu ancak bir yargılama sonucu ortaya çıkacak bir olay. Bakana bu kararları aldırmaya sevk edenler belki bir rüşvet suçuna bulaşmışlardır. Burada kimse kendisinin aklandığını söylemesin.” ifadelerini kullandı.

DAVUTOĞLU HİÇBİRŞEY BİLMİYOR MU?

Bakanların Yüce Divan sürecinde Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu’dan ise kamuoyunun bildiklerinin dışında yeni bir açıklama gelmiyor. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik baskıları anlatan Üstün, “O dönemde diğer bakanlar da Ahmet Davutoğlu’na baskı yapmak için geldiler. ‘Biz buradayız ama diğer 3 bakan nerede, onlar niye bizim aramızda değiller?’ gibisinden gözdağı vermek istediler.” dedi. Peki Üstün’ün genel başkanı Ahmet Davutoğlu neden sessizliğini koruyor?

‘Halkbank şubesinde dolandırılan 908 bin lira Muammer Güler’in miydi?’

Eski AKP’li Üstün anlattı: Egemen Bağış’ın eşi “Canımızı sıkmasınlar konuşacağız” deyince Prag’a büyükelçi yaptılar yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Bayraktar’ın itirafları Erdoğan’ın montaj yalanını bir kez daha gösterdi

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 17-25 Aralık dinlemelerini “Hem tapeler hem teknik takip doğrudur” diyerek yıllar sonra itiraf etmesi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “montaj” sözlerinin yalan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Erdoğan’ın o dönem savuşturduğu tapelerin ABD’de yapılan analizleri de montaj olmadığını göstermişti.   

BOLD ANALİZ – 17 -25 Aralık döneminde ortaya çıkan ve AKP’lilerin montaj olduğunu öne sürdüğü tapelerin gerçek olduğunu 17 -25 Aralık yolsuzluk soruşturmasında ismi geçen dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da doğruladı.

Dosyadaki her şeyin kendisine ait olduğunu söyleyen Bayraktar, “Hem tapeler hem teknik takip doğrudur. Telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur” dedi.

EDEPSİZCE MONTAJ YAYIP BUNU SERVİS EDİYORLAR

17 -25 Aralık döneminde başbakan olan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen ve yüklü miktardaki paraların elden çıkarılmasına ilişkin olduğu öne sürülen telefon görüşmelerinin kendisine yönelik bir saldırı olduğunu öne sürmüştü. Erdoğan kayıtlar için “Hayâsızca, edepsizce montaj yapıp bunu servis ediyorlar” dedi.

BAYRAKTAR: BURADA BİR KUMPAS VAR

Dosyadaki tüm tapeleri kabul eden Erdoğan Bayraktar ise, yolsuzluk soruşturmaları ile ilgili Meclis Soruşturma komisyonuna verdiği ifadede “(Talimat verilen imar planları) Tapelerden onları araştırmak, incelemek lazım. Tapelerde hepsi var. Benim dosyadaki tapelerde bizim usulsüz bir iş yaptığımız, bir menfaat temin ettiğimiz var mı? Orada belli, o konuşmalarda belli. Sayın Başbakan bize kesinlikle ‘Ali Ağaoğlu’nun yanlış işini yap’ der mi? Böyle bir şey yok, var mı tapelerde? Olsa olurdu. Şimdi burada bir kumpas var, burada bir darbe girişimi var ve bunları görmek lazım. Eğer hakikaten suçluysam Yüce Divan’a da gitmem lazım. Ben bunları şey yapmıyorum ama buradaki tapeler de incelendiği zaman işin gerçek durumu ortaya çıkıyor” dedi.

BAĞIŞ: MONTAJLARLA DUBLAJLARLA SİYASİ DARAĞAÇLARI HAZIRLANDI

Dönemin AB Bakanı Egemen Bağış da Meclis Soruşturma komisyonuna verdiği ifadede varolan ses kayıtları, görüntüler ve belgelerin birbirine eklenmiş olduğunu ve montaj yapıldığını öne sürerek, “Tape kayıtlarının orijinal olup olmaması ve hukuka uygun elde edilip edilmediğiyle ve aleyhime kullanılmamasıyla ilgili beyan haklarımın saklı olduğunu kayıtlara geçirmek istiyorum. Özel hayatımızın gizliliğine yapılan tecavüz, tahrif edilmiş, montajlanmış ses kayıtları, delil olduğu iddia edilen sözde belgeler, görüntüler vesaire, farklı yerlerden alınmış birbirine eklenmiş konuşmalardan üretilen, montajlarla, dublajlarla siyasi darağaçları hazırlandı” dedi.

TÜBİTAK: SES KAYITLARI MONTAJ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 17-25 Aralık dosyasındaki tapelerle ilgili bilirkişi raporu gönderen TÜBİTAK da Erdoğan’a ait olduğu iddiasıyla internetten yayınlanan ses kayıtlarının montaj olduğunu öne sürdü. Raporda ses kaydının Youtube’dan indirilerek, yaygın olarak bulunabilen yazılımlarla incelendiği belirtilerek, “Yapılan spektrum incelemesi sırasında tespit edilen, kaydın içinde gözlemlenen çok sayıda ‘çıkıntı’ bu kaydın çok sayıda farklı kayıttan yararlanılarak oluşturulmuş bir montaj olduğunu ortaya koymaktadır. Montajda dikkat çeken bir husus, konuşma bütünlüğünü sağlamak için sadece tüm kelimelerden oluşan bir montajdan farklı olarak, kelimelerin dahi parça hecelerden oluşturularak, istenen yeni kelimenin türetilerek ortaya çıkarıldığı ilginç bir uygulama ortaya konmuştur” denildi.

KILIÇDAROĞLU’NUN AVUKATI: TAPE KAYITLARININ TAMAMI DOĞRU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu aleyhinde açtığı tazminat davasında mahkemeye sunduğu ve “sıfırlama tapeleri”nin delil olarak gösterildiği cevap dilekçesi nedeniyle mahkemeye Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile yapmış olduğu 6 ses kaydı ve yine Erdoğan’ın dönemin TOKİ Başkanı Haluk Karabel ile yaptığı 1 tape olmak üzere toplam 7 tape kaydı ile ilgili bilirkişi incelemesini sundu. Çelik aldıkları bilirkişi raporunun net bir şekilde Erdoğan’ın tape kayıtlarının tamamının doğru olduğunu söylediğini öne sürdü. Çelik, “Tapelerin hiçbir biçimde montaj olmadığını açığa çıkarmış olduk. Yolsuzluk özelindeki Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuşmaları bugün itibariyle ispatlanmıştır…Hiçbir tartışma kalmamıştır. Sıfırlama tapeleri doğrudur… Montaj değildir” dedi.

SAVCI TAPELERLE İLGİLİ TAKİPSİZLİK VERDİ

17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonunda dört bakanının adının karıştığı ağır suçlamalar gündeme geldi. İran asıllı iş adamı Reza Zarrab’ın bakanlara rüşvet verdiği iddia edilirken, AKP ise bunun kendilerine karşı yapılmış bir darbe girişimi olduğunu savundu. Operasyonun ilk gününden itibaren sosyal medyada fotoğraflar, fiziki takip bilgileri, Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, siyasetçiler, gazeteciler ile iş adamlarına ait olduğu iddia edilen telefon konuşmaları, tapeler, yayıldı. Soruşturmaların ardından hem emniyet hem de yargıda operasyonu yapan isimler görevlerinden alınırken yerlerine atanan savcılar ise dosya hakkında takipsizlik kararı verdi.

 

 

 

Çevik Bir’i 10 gün içinde hastaneye sevk ettiler: Yan koğuşundaki alzheimer hastası Yusuf Bekmezci aylardır bekliyor

Bayraktar’ın itirafları Erdoğan’ın montaj yalanını bir kez daha gösterdi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

‘Halkbank şubesinde dolandırılan 908 bin lira Muammer Güler’in miydi?’

17  Aralık yolsuzluk operasyonunda oğlu tutuklanan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in Halkbank’ta 908 bin lirasının kaybolduğu öne sürüldü. Sözcü yazarı Emin Çölaşan, Halkbank’ın Kapalıçarşı şubesinde yaşanan dolandırıcılık davasında ismi açıklanmayan tek kişinin M.G. olduğunu belirtti. Çölaşan, eski bakan Güler’e “M.G. olarak geçen şahıs zat-ı aliniz midir?” diye sordu.

BOLD – Sözcü yazarı Emin Çölaşan, 17-25 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonları öncesinde Halkbank’ın İstanbul-Kapalıçarşı şubesinde yaşanan dolandırıcılık davası iddianamesinde ismi açıklanmayan tek kişinin M.G. kısaltması olduğunu hatırlatarak, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’e, “Halkbank’ta o günkü parayla tam 908 bin lirası buharlaşan ve iddianamede M.G. olarak geçen şahıs, zat-ı aliniz midir?” diye sordu.

ŞİKAYETÇİ OLMAYAN TEK KİŞİ M.G.

Söz konusu dolandırıcılık olayında şikâyetçi olmayan tek ismin iddianameye M.G. rumuzu ile geçen kişi olduğuna dikkati çeken Çölaşan, yazısını şöyle sürdürdü: “Peki kim olabilir ismi gizlenen bu M.G.? O günlerin İçişleri Bakanı Muammer Güler olabilir mi! Basında bu konuda haberler çıktı. Bu olay Meclis’te Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sorulduğunda “Benim haberim yok, bir baktırayım” demekle yetindi!.. Ve yanıt veremedi! CHP eski milletvekili Umut Oran dönemin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına soru önergesi verdi. Önerge hasıraltı edildi, yanıt verilmedi!

PARANIZI DOLANDIRANLARDAN NİÇİN ŞİKAYETÇİ OLMADINIZ?

Şimdi, o sırada İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’e bir kez daha soruyorum. Olay nasıl olsa unutuldu demesin. Arşiv unutmaz. Yani aşağıdaki sorulara hiç kıvırtmadan açık ve net yanıtlar vermesini istirham ediyorum:

Beyefendi, Halkbank’ta o günkü parayla tam 908 bin lirası buharlaşan ve iddianamede M.G. olarak geçen şahıs, zat-ı aliniz midir? Evet mi, hayır mı? Yanıtınız hayır ise niçin bu konuda açıklama yapmadınız? Evet ise paranızı dolandıranlardan niçin şikayetçi olmadınız?

KOÇ DA OLSA SABANCI DA OLSA BU PARAYI YEDİRMEZ, HESAP SORARDI

Bu para büyük para! Yani Rahmi Koç olsa, Sabancı ailesinin bireyleri bile olsa, vallahi bu parayı dolandırıcılara yedirmez, her vatandaş gibi onlar da hesap sorardı. Dönemin İçişleri Bakanı olan, 17– 25 Aralık operasyonlarında oğlunun evinde çelik para kasaları, milyonlarca lira ve dolarla birlikte para sayma makineleri ele geçirilen şahıs bu sorulara yanıt vermekle yükümlü idi ama hep sustu. Şimdi aradan yıllar geçti ama suskunluğunu günümüzde de koruyor.

HİÇ DEĞİLSE ŞİMDİ KONUŞUN

İki olasılık vardı, şunları söyleyebilirdi:

Hayır, Halkbank’ın o şubesinde benim param yoktu, dolayısıyla dolandırılmış değilim. Ben İçişleri Bakanı Muammer Güler, iddianamede sözü edilen M.G. değilim.” Ya da: “Evet, o M.G. benim. 908 bin liram buharlaştı ama şikayetçi olmadım çünkü….” Ancak eski Bakan Bey bu “Çünkü” sözcüğünün arkasını doldurmak zorunda idi. Aksi takdirde insanların aklına yine “Acaba rüşvet parası mıydı” gibi çok kötü şeyler gelecekti!

Aman Muammer Bey, hiç değilse şimdi konuşunuz lütfen, bu M.G. neyin nesidir? Geçmişte sorduk, konuşamadınız!.. Aradan yıllar geçti… O mübarek ağzınızı hiç değilse şimdi açınız, bize bilgi veriniz!

3-5 KURUŞ KALAN PARAM VAR, 1 TRİLYON CİVARI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları sonrasında çıktığı televizyon programında oğlu Barış Güler üzerinden Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’i doğrudan hedefe koyarak “Benden önceki içişleri bakanının oğlunun evinden para sayma makinası çıktı” demişti. Bakan Soylu’nun da gündeme getirdiği, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı Muammer Güler ile oğlu arasında geçen telefon görüşmesinin detayları şöyle:

Barış Güler: 6 buçukta geldiler Celal Kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış.
Muammer Güler: Ne var oğlum senin evinde.
Barış Güler: Hiçbir şey yok baba.
Muammer Güler: Para ne var.
Barış Güler: Kendi param üç beş kuruş kalan param.
Muammer Güler: Kaç para?
Barış Güler: Sen biliyorsun
Muammer Güler: Kaç lira oğlum?
Barış Güler: 1 trilyon civarı param var o kadar.
Muammer Güler: Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya ?
Barış Güler: Yok arama yapıyorlar.
Muammer Güler: Senin şimdi anladığım kadarıyla Rıza Zarrab ile bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık ilişkim var. Gayrı resmi danışmanlık yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor. Onun bana borcu var senetlerimiz de var.

ABİCİM SEN RAHAT OL, SENİN ÖNÜNE YATARIM BEN

17-25 Aralık öncesi İranlı iş insanı Reza Zarrab ile Muammer Güler arasında geçtiği iddia edilen bir başka görüşmede ise “Bana soruşturma var mı?” diye soran Zarrab’a Güler, “Abicim sen rahat ol. Vallahi öyle bir şey varsa, senin önüne ben yatarım ya! İçişleri Bakanlığı’nda, Maliye’de ve MİT’te bir şeyin yok…” dediği öne sürüldü. Güler, Reza Zarrab’a “İçişleri Bakanlığı’nda, Maliye’de ve MİT’te bir şeyin yok…” diyor ancak MİT’in Başbakanlık için hazırladığı raporda Reza Zarrab ile bakanlar arasındaki ilişkinin bildirildiği ve ilerde hükumet için sıkıntı oluşturacağı konusunda uyardığı ortaya çıkmıştı.

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

‘Halkbank şubesinde dolandırılan 908 bin lira Muammer Güler’in miydi?’ yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamalarının ardından AKP’de istenmeyen adam ilan edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yalnızlığı devam ediyor.  AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ardından eşi Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi. Tayyip Erdoğan gibi Emine Erdoğan da Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u ön plana çıkardı.

BOLD ANALİZ – Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketi sonrası bölgeye yapılan ziyaretler Süleyman Soylu’nun yalnızlığını ortaya koydu. Sel felaketinin yaralarının sarılması için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum bölgede çalışmalar yapıyor. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bozkurt temasları sırasında Soylu yerine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u vatandaşlara anlatmıştı.

SOYLU’YU GÖRÜNCE YÜZÜNÜ ÇEVİRDİ

Bozkurt ilçesi meydanında halka hitap eden Tayyip Erdoğan, “Bakanlarım burada” derken Süleyman Soylu’yu görünce yüzünü çevirdi. Bakan Murat Kurum’un kolundan tutarak “İşte bakanım burada. Selden etkilenenlere TOKİ eliyle çok daha güzel binalar yapacak” dedi.

Erdoğan’ın ardından Emine Erdoğan da dün de bölgeyi ziyaret etti. Emine Erdoğan’ın görüştüğü selzedelere tek tip N95 maskesi dağıtılırken Emine Erdoğan’ın başörtüsüne uygun özel maske taktığı görüntülere yansıdı.

EMİNE ERDOĞAN SOYLU’YA UZUN UZUN BAKTI

Anadolu Ajansı’nın servis ettiği montajlanmış görüntülerde Emine Erdoğan’ın selzedelerle sohbet ettiği, yetkililerden bilgi aldığı görülüyor. Selin vurduğu derenin kenarında iki bakan eşliğinde açıklamalar yapan Emine Erdoğan’ın Soylu’ya dönüp uzun uzun bakması  ve hiç konuşmadan Soylu’yu baştan aşağıya süzmesi dikkat çekiyor.

EMİNE ERDOĞAN DA SOYLU YERİNE KURUM’A ATIF YAPTI

AA ve Cumhurbaşkanlığı mikrofonuna konuşan Emine Erdoğan “Halkımızın mağdur edilmediğini gördüm. Yurtlarda barındıklarını gördüm.” dedi. Tam bu sırada sağında duran Soylu’ya doğru kafasını çeviren Emine Erdoğan, kısa süreliğine durdu. Soylu’dan hiç söz etmedi. Ardından Murat Kurum’a dönerek “İnşallah bundan sonra bütün bunlar göz önüne alınarak bakanlıklarımız sağ olsunlar şehirleşme nasıl olur en güzel örneklerini gösterecekler kendileri” diyerek Kurum’u eliyle gösterdi.

Elleri önünde bağlı Soylu’nun bu sırada Emine Erdoğan’a bakması AA kameralarına yansıdı. AA’nın servis ettiği görüntülerde Murat Kurum’dan bilgi alan Emine Erdoğan’ın yan yana yürüdüğü Soylu’nun ise arkadan gelmesi dikkat çekti.

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

Emine Erdoğan da Soylu’yu görmezden geldi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Çevik Bir’i 10 gün içinde hastaneye sevk ettiler: Yan koğuşundaki alzheimer hastası Yusuf Bekmezci aylardır bekliyor

28 Şubat davaları nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 10 gün önce tutuklanan Çevik Bir ve Çetin Doğan hastaneye sevk edildi. Cezaevlerinde insani yaşam koşullarına ve sağlık hizmetlerine hemen ulaşamayan birçok yaşlı ve hasta var. HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Genarallere anında yapılan sevk, tüm hasta mahpuslara da sağlansın” dedi.

BOLD – İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevine gönderilen emekli generaller Çetin Doğan (81) ve Çevik Bir (82) dün hastaneye kaldırıldı. Çevik Bir’in avukatı Hüseyin Ersöz, alzheimer hastası olan müvekkilinin müşahade altında kalacağını açıkladı. 28 Şubat davaları nedeniyle müebbet hapis cezası verilen Çetin Doğan ve Çevik Bir’in hastane kontrolleri bu hafta boyunca devam edecek.

KOĞUŞLARINDA TADİLAT YAPILDI

HDP Kocaeli Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Artı Gerçek’e yaptığı açıklamada, generallere anında uygulanan sevklerin hapisteki diğer hasta mahpuslara da eşit şartlarda uygulamasını istedi. Ayakta duramayan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın durumunu hatırlattı.

26 yıldır cezaevinde bulunan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan, ağır sağlık sorunları nedeniyle, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden 10 günde 7 kez hastaneye kaldırılmış ve hastaneye elleri kelepçeli olarak yürürken çok zorlandığı görüntüler sosyal medyada tepkiye yol açmıştı. Hapiste 5 kez kalp krizi geçiren, 4 kez anjiyo olan Özkan’a, yüzde 87 engelli raporu olmasına rağmen ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi.

Öte yandan Bold Medya’nın edindiği bilgiye göre Çevik Bir ve Çetin Doğan, İzmir 1 Nolu F Tipi’ne getirildiğinde koridorlar boşaltıldı ve koğuşlarında da tadilat yapıldı. Cezaevlerinde sağlık hizmetlerinden ve insani yaşam koşullarından yoksun olan emekli generaller gibi kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremeyen birçok hasta ve yaşlı bulunuyor.

ÇEVİK BİR’İN YAN KOĞUŞUNDAKİ YUSUF BEKMEZCİ İLERİ DERECE ALZHEİMER

Çevik Bir’in yan koğuşunda kalan 82 yaşındaki Yusuf Bekmezci, tıpkı Bir gibi alzheimer hastası. Avukatı Saadet Aytekin’in verdiği bilgiye göre 19 aydır tutuklu olan Bekmezci, birkaç aydır koğuşta, gökyüzünde çiçekler gördüğünü söylüyor. Damadıyla aynı koğuşta kalan Bekmezci, bu durumuyla ilgili psikolog ve psikiyatra götürüldü.

Bekmezci’nin alzheimer hastalığıyla ilgili sevk edilmediğini söyleyen Aytekin, “Yusuf bey, haziran ayında nörolojiye sevk edildi ancak alzhemimer hastalığıyla ilgili bir husustan bahsedilmemiş. Kendisi de farkında olmadığı için söylememiş. Damadı birlikte sevk olmak için uğraştı ama sonuç olmadı. Nöroloji MR istedi ama 5-6 ayda sıra geliyor. Damadı revire çıkmıştı, bu yaz olan sevkten sonra neler yapıldığını öğrenmek için. Yusuf beyi götüren memura denk geldiği için MR yazıldığını öğrenebildi. Son dönemde damadı alzheimer şüphesiyle sevk edilmesi için çabalıyor ama çok sonuç alamadı. Cezaevinde mahkumların sağlık dosyaları oluyor, ben birçok müvekkilimde bu dosyayı çok kolay bir şekilde edindim. Yusuf beyde mahkeme, cezaevi ve savcılık kanalıyla talep etmemize rağmen bize dosya dahi verilmedi.” dedi.

Bekmezci’nin alzheimer hastalığının net bir şekilde anlaşıldığını ifade eden Aytekin, “Hala alzheimerla ilgili bir rapor alamadık. Mahkeme adli tıpa bir kere sevk etti. Onda da ayrıntılı bir tetkik yapılmadı. Yusuf Beyin hastaneye sevk olamamasının yanında sevk olduğu nadir günlerde gittiğinde meramını anlatamaması da çok büyük problem. Alzheimer hastalığının doğal bir sonucu olarak durumun farkında değil ve hastanede bu durumu belirtmek mümkün olmuyor. Hastanede ne için tetkik yapıldığını dahi bilmeden koğuşuna dönüyor.” ifadelerini kullandı.

HEPSİ YAŞLI, HEPSİ HASTA

84 yaşındaki esnaf Nusret Muğla ve 82 yaşındaki emekli imam Halil Karakoç, 6 Ocak 2021’den bu yana Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Nusret Muğla, günde 14 ilaç kullanıyor. Kalçasındaki çıkık nedeniyle yürüyemeyen, kişisel ihtiyaçlarını görmekte zorlanan Halil Karakoç ise şeker, kolesterol, kalp ve mide hastası.

17 aydır Manisa E Tipi Cezaevinde bulunan 64 yaşındaki Fatma Yurt, bel fıtığı ilerlediği için bir aydır cezaevinde yatalak hale geldi. Emekleyerek yürüyor. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmasına Manisa’dan İstanbul’a 16 saat kelepçeli götürülen Yurt’un belindeki ve boynundaki ağrılar bu yolculuk nedeniyle artmıştı.

2 Kasım 2017’den beri Isparta E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 72 yaşındaki kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastası Bekir Bayram, 4 yılda 40 kilo kaybetti, koronavirüs geçirdi, haziran ayında da koğuşun tuvaletinde düşüp bayıldı. Kalbi yüzde 40 çalışan Bekir Bayram’ın kalbine cezaevine girdikten bir yıl sonra kalp yetmezliği nedeniyle stent takıldı. Dizlerindeki menisküs yırtıkları nedeniyle ayakta duramayan, ayaklarını sürüyerek, zorlukla yürüyebilen Bayram, kontrol için tekerlekli sandalyeyle hastaneye götürülüyor.

Din kültürü öğretmeni, kalp ameliyatlı 62 yaşındaki Şemseddin Ayyıldız 6 yıldır Manisa E Tipi Cezaevinde kalıyor. Ödemiş T Tipi Cezaevinde kalan, 76 yaşındaki kayınpederi Ahmet Akdoğan ise 3 yıldır hücrede tutuldu. Hafıza problemleri yaşayan, psikolojisi bozulan Akdoğan 8 hastalıkla mücadele ediyor.

1 Ekim 2016’dan bu yana Manisa Cezaevinde tutuklu olan 72 yaşındaki yazar Vehbi Yıldız, hapiste yüksek tansiyon hastası oldu. Heyet raporuyla ilaç kullanıyor. Dizlerindeki ağrı nedeniyle yürüyemeyen Yıldız, görüşlere iki büklüm gelip gidiyor.

9 Ağustos 2019’da tutuklanan 73 yaşındaki Celal Bülbül, vertigo hastası, reflü ve tansiyon hastası. Başı dönünce koğuşun merdivenlerinden düştü. Midesine sık sık endoskopi yapılması gerekiyor. Yalnız kalma, kapalı yerde duramama, karanlıkta kalmaktan korkma gibi psikolojik sıkıntıları da bulunuyor.

İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı en son rakama göre cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor. Bu hastaların içinde akciğer hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek durumda olan birçok hasta var. Koronavirüs salgını nedeniyle hasta mahpuslar daha da risk altında.

CHP Kayseri Milletvekili Arık, hamile tutuklu Arzu Nur Özkan’ı ziyaret etti

Çevik Bir’i 10 gün içinde hastaneye sevk ettiler: Yan koğuşundaki alzheimer hastası Yusuf Bekmezci aylardır bekliyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Aşı karşıtları, Sağlık Bakanı Koca’yı yalanlama yarışına girdi

Koronavirüs salgını aradan geçen 1.5 yıla karşın gündem olmaya devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşısı tamamlanmış vefat eden kimse yok” derken, aşı karşıtları ise sosyal medyada  aşısını olduktan sonra vefat ettiği öne sürülenlerle ilgili paylaşımlar yaptı. Aşı karşıtları, 11 Eylül’de İstanbul’da miting yapmaya hazırlanıyor.

BOLD ANALİZ – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2 doz aşı olmasına rağmen hasta olanların sayısında artış olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak, aşının ölümleri engellediğini anlatan paylaşım yaptı.

Koca, “Düşük olduğunu biliyoruz. Örnek olsun diye söyleyeyim; aktif 1 buçuk milyona yakın sağlık çalışanımız var. 1,1 milyon sağlık personeli ve ayrıca hizmet aldığımız temizlik, güvenlik ve benzeri toplam 1 milyon 510 bin kişi… Aşısı tamamlanmış vefat eden kimse yok. Aşının ne kadar etkili olduğunu göstermek için söylüyorum. Aşısı tamamlamış, vefat eden aktif 1 milyon 510 bin sağlık çalışanı içerisinde bugüne kadar olmadı” dedi.

ÜÇ DOZUNU OLAN DOKTOR KORONADAN ÖLDÜ İDDİASI

Sosyal medyada ise aşı karşıtları, Bakan Koca’nın açıklamalarının aksine aşılarını tamamladıktan sonra vefat eden yakınları olduğunu iddia etti. Aşı karşıtlığı ile bilinen Akit Yazarı Abdurrahman Dilipak, amcasının hanımının üç doz aşısını olduktan sonra öldüğünü öne sürdü. Türkiye Tabipler Birliği’nin de taziye yayınladığı İstanbul’da yaşayan ve üç doz aşısını olan göz hastalıkları uzmanı Ali İnal’ın Kovid-19 nedeniyle öldüğü öne sürüldü.

AŞI KARŞITLARI EYLEM YAPACAK

Kovid-19 aşılarının işe yaramadığını, bu nedenle sürekli yeni doz hakkı verildiğini öne süren aşı karşıtları ise 11 Eylül günü İstanbul Maltepe’de büyük bir miting yapmaya hazırlanıyor. Mitingin organizatörlerinden Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, birçok sivil toplum örgütünün de destek verdiği mitinge 1 milyon kişinin katılmasının beklendiği öne sürdü.

4. DOZ HAKKI VERİLDİ

Sinovac’ın koruyuculuğunun 6 ay sonra yüzde 35’e kadar düştüğünü açıklayan Çin, dünyada hızla yayılan Delta varyantı için yeni aşı çalışmalarına başladığını duyurdu. Sinovac aşı yaptıranlara bir doz BioNTech hakkı veren Sağlık Bakanlığı, koronavirüs aşılaması ile ilgili takvimde güncelleme yaparak dördüncü aşı hakkı getirdi. Alınan karara göre 2 doz Sinovac üzerine 1 doz BioNTech yaptıranlara da 4. doz hakkı verildi. PCR pozitifliği sonrası aşı uygulaması ise 3 aydan 1 aya çekildi. Yeni uygulamada 4’üncü doz aşı da tanımlandı. 4’üncü dozlar da 3’üncü dozdan 21 gün sonra yapılabilecek.

AŞI KARŞITLARI SOSYAL MEDYADA BAKANI YALANLADI

Aşı olmalarına karşın yakınlarının kaybettiklerini öne süren sosyal medya paylaşımlarından bazıları şöyle:

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

Aşı karşıtları, Sağlık Bakanı Koca’yı yalanlama yarışına girdi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla yeni özelleştirme kararları yayımlandı. Resmi Gazetede yayınlanan ilana göre, tatil yörelerindeki binlerce metrekarelik arsa parsel parsel satışa çıkarılacak. 2025 yılına kadar satılacak yerler içinde Alanya, Kuşadası, Çeşme, Alaçatı, Marmaris, Fethiye ve Toroslar’daki değerli arsalar yer alıyor.

BOLD –  Mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait olan 31 adet arazi özelleştirme kapsamına alındı. Satış, kiralama ve gelir ortaklığı şeklinde yapılacak satışları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı takip edecek. Tatil bölgelerindeki satışların 31 Aralık 2025 tarihine kadar tamamlanması şart koşuldu.

EN ÇOK SATIŞ İZMİR’DE

4438 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına göre satılacak 31 arazi şu bölgelerde yer alıyor: Antalya Alanya, İzmir Çeşme, İzmir Alaçatı, Aydın Kuşadası, Mersin Toroslar, Muğla Fethiye, Muğla Marmaris.

Satışa çıkarılan arsaların tam listesi şöyle:

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı

 

Erdoğan imzaladı: Kuşadası, Çeşme ve Marmaris’teki arsalar 2025’e kadar parsel parsel satılacak yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı

Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik ankesör operasyonları devam ediyor. İstanbul merkezli 12 ilde yapılan operasyonlarda ankesörle arandıkları iddiasıyla 40 asker hakkında gözaltı kararı verildi.

BOLD – Gülen Hareketi’ne yönelik 15 Temmuz sonrasında yoğun olarak kullanılan Bylock kullanma iddiası yerini son aylarda ankesörlü telefonla aranmaya bıraktı. İstanbul merkezli 12 ilde yapılan operasyonlarla 40 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuna ankesörle arandıkları gerekçesiyle gözaltı kararı verildi.

DELİL ANKESÖRLE ARANMAK

Gülen Hareketi’ne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ankesörlü telefon hatları üzerinden iletişime geçen TSK mensuplarını tespit etti. Kişiler hakkında verilen gözaltı kararında ankesörlü telefon hatlarından görüştüklerine dair tespitler ile Gülen Hareketi ile irtibat ve iltisaklı olduklarına dair itirafçıların ifadeleri yer aldı.

40 KİŞİDEN 32’Sİ GÖZALTINA ALINDI

7’si aktif subay, 16 aktif astsubay, 12 ihraç asker olan üzere 40 kişi hakkındaki yakalama kararı sonrasında İstanbul merkezli 12 ilde başlatılan eş zamanlı baskınlarda Gülen Hareketi mensubu olduğu iddia edilen 32 kişi gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülürken 1 şüphelinin Kovid-19 nedeniyle karantinada olduğu belirtildi.

 

Bir 15 Temmuz ikiyüzlülüğü daha

40 TSK mensubuna ankesörden gözaltı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »