27 Aralık 2019 Cuma

Zlatan İbrahimovic’in yeni adresi, eski takımı

Bir süredir İtalyan devi Milan ile transfer görüşmesi yapan Zlatan Ibrahimovic, Kırmızı-Siyahlı ekiple anlaşma sağladı. 38 yaşındaki İsveçli forvet, Milan ile 6 aylık sözleşme imzalayacak.

BOLD – İtalya Serie A devi Milan, Zlatan Ibrahimovic transferinde mutlu sona ulaştı. İtalya basınında çıkan haberlerde, bir süredir görüşmelerin devam ettiği ve Zlatan Ibrahimovic’in Ocak ayında Milan’a transfer olmayı kabul ettiği belirtildi.

6 AYLIK SÖZLEŞME KARARI ALINDI

Perşembe günü yapılan görüşmenin ardından Milan’ın kendisine yaptığı 6 aylık sözleşme teklifini kabul eden Zlatan Ibrahimovic’in 48 saat içerisinde resmi yanıtını vereceği ifade edildi. Salı ve Çarşamba günü yapılan yoğun görüşmelerin ardından sözleşmenin detayları da belirlenirken, Zlatan’ın 15 Ocak’ta İtalya Kupası’nda SPAL ile oynanacak maçta statta olması bekleniyor.

Başarılı golcü daha önce 2010-11 ve 2011-12 sezonlarında Milan için ter dökmüştü. Son olarak ABD’de LA Galaxy forması giyen İsveçli forvet, MLS’te çıktığı 31 maçta 31 gol atıp 8 asist yaptı.

medyabold
Devamını Oku »

Şehirlerarası otobüs hatlarına Alman standardı geldi

Otobüs taşımacılığı yapan Kamil Koç’un Almanya merkezli Flixmobility GmbH’ye satılmasının ardından Türkiye’de sistem tamamen değişiyor. Muavin gidiyor, kek ve çay servisi kalkıyor, 2+1 koltuklardan vazgeçiliyor.

BOLD – Avrupa ve ABD’de Flixbus adıyla hizmet veren Alman şirket, Kamil Koç otobüslerinde yoğun olan hatlarda muavin, host, hostes uygulamasını kaldırdı. Firma, bu uygulamayı tüm Türkiye geneline yaymaya hazırlanıyor.

‘Uygun fiyatlı’ taşımacılık konusunda devrim yapan şirket, Avrupa ve Amerika’da uyguladığı sistemi Türkiye’ye getirdi. Bu kapsamda diğer otobüs firmaları da, maliyetlerle rekabet edebilmek için aynı sistemleri hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Daha fazla yolcu taşımak için uzun araçları tercih eden firma aynı zamanda 2+1 otobüsleri de kaldırıyor. Artık tüm mesafelerde 54 kişilik araçlarla yolcu taşıyacak. Firmanın otobüs taşımacılığında gelecek dönemdeki bir diğer uygulaması da, ‘numarasız bilet’ satmak olacak. Otobüsteki koltuk sayısına göre bilet satacak firma, servis uygulamasını da kaldıracak.

Yeni sistem ile otobüs firmalarının ilçelere yayılan servis taşımacılığı da bitecek.

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Başkanı Birol Özcan, İstanbul Havalimanı gibi toplu taşıma merkezleri oluşturulabileceğini kaydetti. Özcan, yolculara ‘yolluk’ yiyecek hazırlamasını da önerdi. İkramların kaldırılacağını aktardı. “Otobüs 200 kilometrede bir duracak, yolcu ihtiyacını giderecek. Yoluna göre 2, 3 şoför olacak. Hepsi bu” dedi.

Esenler Otogarı’nın ilk açıldığında 600’ün üzerinde otobüs firması bulunduğunu kaydeden Birol Özcan, sayının 327’ye düştüğünü ifade etti. Şehirlerarası çalışan otobüs sayısının da 8 bin 500’den 6 bin 500’e indiğini belirtti. “Otobüs taşımacılığı ile yıllık 200 milyona yakın kişiye hizmet veriliyor. En yoğun hatlar olarak sırasıyla; Trakya, Karadeniz ve Doğu Anadolu öne çıkıyor” diye konuştu.

 

medyabold
Devamını Oku »

En çok Fatih Terim ve VAR sistemi konuşuldu

Süper Lig’de ilk yarıda son hafta heyecanı yaşanırken, 2019 yılının en çok konuşulan teknik direktörü Fatih Terim oldu. Futbolda en çok gündeme gelen konu ise VAR tartışmalarıydı.

BOLD – Medya takip kurumu Ajans Press, Süper Lig’de görev yapan teknik direktörlerin medya karnelerini çıkardı. Ajans Press’in 2019 yılı içerisinde gerçekleştirdiği medya araştırmasında, ligin en çok konuşulan teknik sorumlusunun, hakkında 24 bin 25 haber çıkan Fatih Terim olduğu görüldü. 21 Aralık 2017’de tekrar Galatasaray’ın başında göreve başlayan Terim, yılın en çok konuşulan hocası unvanını aldı.

İKİNCİ SIRADA ERSUN YANAL VAR

Süper Lig’in en çok konuşulan ikinci teknik direktörü, hakkında 15 bin 7 yazılı basın yansıması tespit edilen Ersun Yanal oldu. Trabzonspor’un teknik patronu Ünal Karaman ise 12 bin 672 haberle en çok konuşulanlar listesinde üçüncü sırada yer aldı. Beşiktaş’ın hocası Abdullah Avcı 11 bin 977 haber yansıması ile dördüncü sırada yer bulurken, Aykut Kocaman 6 bin 980 haberle listenin beşinci sırasında yer aldı.

RIZA ÇALIMBAY 7. SIRADA

Şu an Avrupa’da yoluna devam eden tek temsilcimiz Başakşehir’in teknik sorumlusu Okan Buruk 4 bin 476 haberle altıncı, lider Sivasspor’la şampiyonluk mücadelesi veren Rıza Çalımbay ise 3 bin 225 haberle yedinci sırada yer aldı. Ligin ilk yarısının en başarılı teknik adamının bu kadar az gündeme gelmesi dikkat çekti.

Diğer teknik adamların konuşulma sayıları ise sırasıyla şu şekilde oldu: “Sergen Yalçın (2 bin 675), İlhan Palut (2 bin 415), Marius Sumudica ( 2 bin 228), Mehmet Özdilek ( 2 bin 68), Mustafa Kaplan (bin 921), Hamza Hamzaoğlu (bin 661), İsmail Kartal ( bin 640), Bülent Uygun( bin 527), Erol Bulut (bin 408), Tayfur Havutçu (408), Stjepan Tomas (357).”

VAR TARTIŞMALARI BİTMEDİ

2019 yılında spor olayları arasında en fazla tartışılan konu ise hiç kuşkusuz VAR sistemi oldu. Geçtiğimiz yıldan beri birçok futbol kulübü VAR kayıtlarının açıklanması ile alakalı TFF’ye başvuruda bulundu. Uygulama devreye girdiği günden beri süren tartışmalar ise medyada 20 bin 792 haberle yansıma buldu. Geçen sezon ilk kez uygulamaya geçen VAR sistemi bu sezonda en çok tartışılan konular arasında.

medyabold
Devamını Oku »

Gurbetçiler AKP’yi öven MHP’li Enginyurt’u sahneden indirdi

Almanya’da düzenlenen hemşehri gecesinde AKP’yi öven MHP Milletvekili Cemal Enginyurt, gurbetçileri isyan ettirdi. Mikrofonu elinden alınan Enginyurt, sahneden indirildi.

BOLD – MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, dün akşam Almanya’da düzenlenen Ordu Korganlılar gecesine katıldı. Sahnede konuşma yapmak isteyen Enginyurt, konuyu AKP ve siyasete getirince hemşehrileri tepki gösterdi.

Korganlılar adına geceyi düzenleyen hemşehrisi, Cemal Enginyurt’un yanına giderek, “Terbiyesizlik yapıyorsun. Burada siyaset yapamazsın” dedi. Mikrofonu vermemek için uzun süre direnen Enginyurt başarılı olamadı ve sahneden inmek zorunda kaldı.

Sözcü gazetesi çalışanlarına “Cemaat’e yardım” suçlamasından hapis cezası

medyabold
Devamını Oku »

New York’taki davada hakim Halkbank’ın talebini reddetti: 25 Şubat’a ertelendi

New York’ta görülen Halkbank davasının bir üst mahkemeye taşınma talebi, mahkemenin yargıcı Richard Berman tarafından sert bir dille reddedildi. Yargıç Berman, davayı 25 Şubat’a ertelendi.

BOLD – ABD’deki federal mahkeme, İran yaptırımlarını delmekle suçlanan Halk Bankası’na New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından açılan davada, duruşma tarihini 25 Şubat’a erteledi.

Federal Yargıç Richard Berman, “Halkbank ya mahkemeye çıkar ya da bunun sonuçlarına katlanır” dedi.

HALKBANK’IN ÖZEL YARGILANMA TALEBİNİ REDDETTİ

Halk Bankası avukatları, “mahkemenin yargı yetkisi olmadığı” gerekçesiyle davanın düşmesi ve reddihakim yapmak için “özel ve ayrıcalıklı statüyle duruşmaya katılım” talepleri federal mahkeme tarafından reddedilince, 17 Aralık’ta bir üst mahkeme olan New York İkinci Bölge Federal Mahkemesi’ne başvurmuştu. Avukatlar, temyiz mahkemesinin kararı açıklanıncaya kadar da federal mahkemeden yargı sürecini beklemeye alması talebinde bulunmuştu.

Halkbank’ın 17 Aralık’taki talebi, buna 23 Aralık’ta verilen yanıt ve savcılığın 19 Aralık’ta bu talebe itirazı dahil olmak üzere kayıtları inceleyen mahkeme, Halkbank’ın talebini reddetti.

YA MAHKEMEYE ÇIKAR YA SONUÇLARINA KATLANIR

Davaya bakan Yargıç Richard Berman, ”davanın devam etmesinin Halk Bankası’na telafi edilemez bir zarar vermeyeceğini” ve bankanın hakkındaki suçlamalara bir an önce cevap vermesi gerektiğini belirterek, avukatların söz konusu talebini reddetti.

Mahkeme kararında “Halkbank’ın bölge mahkemesindeki süreçten kaçma ve geciktirme çabalarını reddetmektedir. Halkbank’ın iki makul seçeneği var. Ya meşru savunma yapmak üzere ABD mahkemesine çıkar ya da duruşmaya katılmayı reddederek bunun riskleriye karşı karşıya kalır” ifadeleri kullanıldı.

HIZLI BİR HÜKÜM VERİLMESİNİ ENGELLEYECEKTİR

Mahkeme kararında, “Sürecin durdurulmasına yönelik bir karar, Halkbank’ın İran’a yönelik ABD yaptırımlarından kaçınmasını amaçlayan 20 milyar dolarlık komploda kolaylaştırıcı bir rol üstlendiği iddialarına ilişkin hızlı bir şekilde hüküm verilmesini engelleyecektir” denildi.

MAHKEMEYE SİYASİ MÜDAHALELER

ABD’nin son iki yıl içinde Halkbank ve onu temsil eden King & Spalding hukuk firmasıyla uzlaşmaya varmak üzere pazarlık yaptığı, bankayla ilgili iddianamenin, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükumetin diğer üst düzey yetkililerinin müdahaleleri ve Türkiye adına New York ve Washington’da bir yılı aşkın bir süredir sürdürülen lobi çabalarının ardından açıklandığı” vurgulandı.

Yargıç, Halkbank’ın dava sürecinin Türk ekonomisine zarar vereceği yönündeki tezine de karşı çıktı. “Olası herhangi bir ekonomik zararın hafifletilmesi Halkbank’ın hakkındaki suçlamalara hızlı bir şekilde yanıt vermesiyle sağlanabilir” dedi.

DURUŞMA TAKVİMİ DEĞİŞTİRİLDİ

Mahkeme en son açıkladığı kararda, istinaf mahkemesindeki olası süreci de göz önünde bulundurarak duruşma takvimini değiştirdiğini belirtti. Berman, daha önce 10 Şubat olarak belirlediği ön duruşma tarihini 25 Şubat’a erteledi.

Savcılığın evrakını 21 Ocak, Halkbank’ın da itirazını 4 Şubat’a kadar iletmesi öngörülüyor.

Halkbank’a “ABD’nin İran yaptırımlarını delmek” dahil, 6 farklı suçlama yöneltiliyor.

Türk askeri Libya yolunda: Tezkere 8 Ocak’ta Meclise gidecek

medyabold
Devamını Oku »

Bir kadın kucağında bebeği varken cinayete kurban gitti

Diyarbakır’da gerçekleşen kadın cinayetinde Deniz K’nin kucağında bebeği varken 4 kurşunla vurulduğu iddia edildi. Bebek, polis tarafından koruma altına alındı.

BOLD – Diyarbakır Yenişehir’de yaşayan Deniz K, kucağında bebeği varken silahla vuruldu. 4 kurşun ile vurulan kadın, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Bebek polis tarafından koruma altına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Olay, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis Semti Gevran Caddesi’nde bulunan Timuçin Apartmanı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, gece saatlerinde apartmandan 4 el silah sesini duyan apartman görevlisi polise haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri silah sesinin geldiği dairenin kapısını açarak içeri girdi. İçeride Deniz K. kucağında bebeği ile beraber 4 kurşun isabet edilmiş halde ağır yaralı olarak bulundu.

Doktorlar tarafından yapılan tüm müdahalelere rağmen Deniz K. hayatını kaybetti. Kadının bir buçuk yaşındaki çocuğu ise polis tarafından koruma altına alındı.

2020’ye girerken İstanbul için uyuz salgını uyarısı yapıldı

medyabold
Devamını Oku »

Sözcü gazetesi çalışanlarına “Cemaat’e yardım” suçlamasından hapis cezası

Sözcü gazetesi davasında karar çıktı. Yazarlar Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile birlikte gazetenin 7 çalışanı hakkında hapis cezası verildi. Sözcü’nün sahibi Burak Akbay’ın dosyası ise ayrıldı.

BOLD – Sözcü Gazetesinin sahibi Burak Akbay ve çalışanlarına, “FETÖ/PDY’ye hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım” suçlaması yöneltildi. Davanın 11. duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Mahkeme, yazar Emin Çölaşan‘a 3 yıl 6 ay 15 gün, yazar Necati Doğru’ya 3 yıl 6 ay 15 gün, sozcu.com.tr Yayın Yönetmeni Mustafa Çetin’e 3 yıl 4 ay, Sözcü gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz’a 3 yıl 4 ay, sozcu.com.tr Haber Koordinatörü Yücel Arı’a 2 yıl 1 ay, muhabir Gökmen Ulu’ya 2 yıl 1 ay, muhasebe görevlisi Yonca Yücekaleli’ye 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay’ın dosyası ise ayrılırken, Mediha Olgun beraat etti.

BOŞ BİR DAVA

Son sözleri sorulan Emin Çölaşan, “Hakkımızda açılan boş bir davadır. Aleyhimize ne belge ne tanık vardır. Lafı uzatmadan beraatimi istiyorum” dedi. Gazeteci Gökmen Ulu ise “Hakkımızda dayanaksız iftiralar çürümüştür. Hukuka aykırı suçlama ile mağdur edildik. Bir an önce adaletin tecelli etmesini, beraatimi istiyorum” diye konuştu. Gazetenin Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz ise, gazetecilik faaliyeti yaptıklarını belirtti. “Adalete sığınıyorum” dedi. Yazar Necati Doğru da şunları ifade etti: “Bilerek ve isteyerek FETÖ’cü örgüte yardım iddiasını kanıtlayacak belge somut olarak yoktur. Din ve Allah tüccarı insanlarla bir arada olmamız mümkün değil.”

BASIN TARİHİNDE KARA BİR LEKE

Yargılama sürecinde ‘Cemaatçi’ yaftası yememek için Hizmet Hareketi gönüllüleri hakkında sayısız yalan ve uydurma habere imza atan Sözcü gazetesi yazı işleri ise hapis cezası kararlarını “Basın tarihine kara leke! Sözcü’ye gazetecilik cezası!” başlığı ile duyurdu.

2020’ye girerken İstanbul için uyuz salgını uyarısı yapıldı

medyabold
Devamını Oku »

Kazakistan’da yolcu uçağı binaların üzerine düştü: En az 15 kişi hayatını kaybetti

Kazakistan’ın Almatı kentinde içerisinde 93 yolcu ve 5 mürettebat bulunan bir yolcu uçağı kalkış anında düştü. Kazada en az 15 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

BOLD – Kazakistan’da mürettebat dahil 98 kişiyi taşıyan uçak Almatı’dan kalkışından kısa süre sonra düştü. Kazada en az 15 kişi hayatını kaybetti.

İki katlı bir binanın üzerine düşen uçağın enkazından şu ana kadar 15 kişinin cesedi çıkarıldı. Kazakistan İçişleri Bakanlığı, ölenlerin en az altısının çocuk olduğunu duyurdu.

BAZI YARALILARIN DURUMU AĞIR

Hastaneye aralarında çocukların da bulunduğu 66 kişinin kaldırıldığı ve tedavilerinin sürdüğü bildiriliyor. Ancak yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu ifade edildi.

Bek Air Havayollarına ait Fokker-100 tipi uçakta uçakta 93 yolcu ile 5 mürettebat bulunuyordu.

Uçakta bulunan yolculardan bir kişi, uçağın irtifa kaybetmeye başladığı anda korkunç bir ses duyduklarını, uçak içerisinde insanların çığlıklar atarak ağlamaya başladıklarını anlattı.

Bir başka yolcu ise uçağın kalkış anından iki dakika sonra şiddetli bir biçimde sarsıldığını ardından da irtifa kaybetmeye başladığını anlattı.

SORUMLULAR SERT ŞEKİLDE CEZALANDIRILACAK

Kazakistan Sivil Havacılık Kurumu, uçağın başkent Nursultan’a gitmek için havalandıktan hemen sonra saat 07:22’de irtifa kaybettiği ve bir beton duvara çaptığı ardından da iki katlı bir evin üzerine düştüğünü duyurdu.

Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, kaza ile ilgili Twitter hesabında üzüntüsünü paylaştı ve “Sorumlular hukuk kuralları çerçevesinde sert şekilde cezalandırılacak” dedi.

FOKKER-100 TİPİ UÇAKLAR

Orta ölçekli büyüklükte olan Fokker-100 tipi uçağın üreticisi 1996 yılında iflas etmiş, söz konusunu modelin üretimi de ertesi yıl sona ermişti.

Düşen uçağın 1996 yılı üretimi olduğu ve bu yıl Mayıs ayında uçuş sertifikasının da yenilendiği belirtiliyor.

Kazanın sebebi henüz bilinmezken Kazakistan Sivil Havacılık Kurumu, uçağın sahibi olan Bek Air şirketi ve diğer tüm Fokker 100 tipi uçakların seferlerinin askıya alındığını duyurdu.

KAZAKİSTAN’DA UÇAK KAZALARI

Kazakistan’da 29 Ocak 2013 tarihinde bir uçak kazası meydana gelmiş, 23 kişi hayatını kaybetmişti.

Bu kazadan bir ay önce de üst düzey Kazak yetkilileri taşıyan bir uçak düşmüş ve 20 kişi ölmüştü.

İran’da Rus yapımı MIG-29 savaş uçağı düştü

medyabold
Devamını Oku »

2020’ye girerken İstanbul için uyuz salgını uyarısı yapıldı

İstanbul’da uyuz vakalarında patlama oldu. Sağlıkla ilgili beş STK, yetkililerin sessizliğine tepki gösterip ortak açıklama yaptı. Uyuzdan korunma yolları da anlatıldı..

İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası ve İstanbul Dişhekimleri Odası’ndan oluşan İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu, kentte son zamanlarda uyuz hastalığı olaylarında artış olduğunu belirterek bir dizi uyarıda bulundu.

Artan uyuz hastalığı ile ilgili halkı bilgilendiren Koordinasyonu, belirtileri ve tedavi yöntemlerini de paylaştı.

Koordinasyonun yazılı açıklaması şöyle:

İSTANBUL HALKINA UYUZ UYARISI

İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu olarak İstanbul’da son aylarda sıklığı artan uyuz hastalığı ile ilgili olarak halkımızı bilgilendirmek istiyoruz.

Uyuz nedir?

Uyuz hastalığı, kaşıntılı döküntülerle seyreden, insandan insana bulaşmanın da olabileceği, toplu yaşam alanlarında daha çok kış aylarında yaygın görülen; insan gözü ile fark edilemeyen mikroskobik bir eklem bacaklı olan Sarcoptes Scabiei Hominis’in neden olduğu parazitik bir hastalıktır.

Hastalık kadın, erkek ayırımı yapmadan her iki cinste, tüm yaş gruplarında, tüm etnik gruplarda, tüm sosyoekonomik düzeylerde görülebilir. Ciddi salgınlar yapabilmesi nedeniyle özellikle bakım evleri, yurtlar gibi toplu yaşanan yerlerde ve sosyoekonomik düzeyi düşük topluluklarda daha sık görülür. Vücut savunma mekanizması iyi olmayan kişilerde ağır bir seyir gösterebilir.

Uyuz nasıl bulaşır?

Hastalık kişiden kişiye genellikle 15-20 dakikalık bir sürede bile yakın temasla (aynı yatakta yatma, el ele tutuşma gibi) bulaşabilir.

Belirtileri nelerdir?

Uyuz paraziti kişiye geçtikten sonra ortalama 3-6 hafta gibi bir süreden sonra şikayet oluşturmaya başlar. Özellikle geceleri artan, sıcak banyo ve duş ile şiddetlenen kaşıntı en önemli klinik bulgusudur. El parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar, kadınlarda meme uçları ve erkeklerde genital bölge kaşıntı ve lezyonların görülebileceği vücut bölgeleridir.

En belirgin lezyonu parmaklar arasında dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, parazitin içinde yaşadığı, gri beyaz renkli, 1-10 mm uzunluğundaki tünel yapılarıdır. Bunun dışında deride küçük kabarıklıklar ve sertlikler, su toplamaları ve kepekli-kabuklu lezyonlar yapabilir.

Tedavi nasıl yapılır?

Uyuz hastalığının tedavisi kişinin yaşına, bağışıklık sisteminin durumuna göre değişkenlik gösterir.

Merhemler, solüsyonlar gibi yerel tedavi ajanları kullanıldığında ilacın tüm vücut bölgelerine uygulanmasına dikkat edilmelidir.

Kullanılan çamaşır ve çarşafların 60 derecede yıkanması ve ütülenmesi gereklidir.

Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı olan bir poşet içerisinde ortalama üç gün saklanması yeterli olacaktır.

Başarılı bir tedavi sonrasında dahi hastalık bulgularının 2-6 hafta kadar devam edebileceği unutulmamalıdır.

Aynı yaşam ortamını paylaşan tüm aile bireylerinin, o anda aktif şikayetleri olmasa bile aynı anda tedavi edilmesi gerekliliği unutulmamalıdır.

Uyuzdan korunma

Uyuzdan korunmada hijyen fevkalade önemlidir.

Başta okullar, özellikle yatılı okullar, bakımevleri, yurtlar, oteller, yatakhaneler olmak üzere insanların toplu halde bulundukları ortamlarda, toplu ulaşım araçlarında temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

Kişisel korunma için, hasta olduğundan şüphelenilen kişilerle temastan kaçınmak, iç çamaşırı, havlu, nevresim gibi kişisel eşyaların temizliğine dikkat etmek, vücut ile direkt teması bulunan eşyaları ortak kullanmaktan kaçınmak, ev, araba gibi alanların temizliğine dikkat etmek gerekir.

İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu
İstanbul Tabip Odası
İstanbul Eczacı Odası
İstanbul Veteriner Hekimler Odası
İstanbul Dişhekimleri Odası”

medyabold
Devamını Oku »

Yılın son vizyonunda 8 yeni film var

2019’un son vizyon haftasında 3’ü yerli 8 yeni film vizyona giriyor.

BOLD– Türkiye’deki sinemalarda yılın son vizyon haftasında gösterime girecek filmler arasında en dikkat çekeni Küçük Joe… Cannes Film Festivali’nden en iyi kadın oyuncu (Emily Beecham) ödülüyle dönen filmin yanı sıra küçük izleyiciler için de sevilen TV serisi Rafadan Tayfa’nın Göbeklitepe macerası vizyonda…

İşte 27 Aralık Cuma günü vizyona giren filmler…

KÜÇÜK JOE

Laboratuvarda yaratılan bir bitki kokusuyla en depresif durumlarda bile insanı mutlu etmesiyle bir anda çok meşhur hale gelir. Fakat kolay olan her şeyin ardında bir karanlık olduğu unutulmamalıdır. Jessica Hausner’ın yönettiği filmde Emily Beecham, Ben Whishaw, Kerry Fox, Kit Connor, Phénix Brossard, David Wilmot rol alıyor.

RAFADAN TAYFA 2: GÖBEKLİTEPE

TV ekranlarının sevilen çizgi filmi Rafadan Tayfa bir kez beyaz perdede. Tayfa üyesi Akın, Şanlıurfa’daki bir arkadaşından içinde bakır sini bulunan bir paket alır. Sininin Göbeklitepe ile ilgili olduğunun anlaşılması üzerine ekip yeni bir maceraya atılmaya hazırdır.

SANCTUARY: POPULATION ONE/ BARINAK

Bütün dünya gizemli bir salgının pençesinde yok olurken Ethan bir yolculuğa çıkmak zorundadır. Christopher Foran, Jemma Hendricks, Sean Millington, Ely Jackson gibi isimlerin rol aldığı filmi Lilly Heart Marriott yönetiyor.

BLACK CHRISTMAS

Noel konulu bir korku filmi her yıl sonunda sinemanın olmazsa olmazıdır. 1974’te çekilen aynı adlı filmin yeniden çevrimini Sophia Takal yönetiyor. Sıkı arkadaş olan bir grup genç kadın tam da Noel arifesinde gizemli bir katil tarafından avlanmaya başlar. Imogen Poots, Cary Elwes, Brittany O’Grady ve Aleyse Shannon başrollerde.

ASLAN PARÇAM

Kalp hastası Ali ve onun için elinden geleni yapan ağabeyi Zeki’nin bazen komik bazen hüzünlü hikayesi… Hacı Ali Konuk, Ergin Kılıkçıer ve Eyüp Ergüven’in başrolde olduğu filmi Okan Ege Ergüven yönetiyor.

LARA

60. yaş gününde piyanist oğlunun konserine gitmeye karar veren Lara’nın, bu süreçte oğluyla olan ilişkisini ve kendi geçmişini sorgulamaya başlamasını anlatan film Karlovy Vary Film Festivali’nden jüri özel ödülü aldı. Jan Ole Gerster’in yönettiği filmde Corinna Harfouch ve Tom Schilling başrollerde…

ŞUURSUZ AŞK

Ebru Ceylan ve İsmail Hacıoğlu’nun başrolü paylaştığı filmin yönetmeni Umut Ertek. 1980’lerde geçen bir hikayede Yusuf ve Menekşe’nin bir akıl hastanesinde tedavi olurken yeşeren aşkı anlatılıyor.

ASTRAL BOYUT

Annesinin ölümüyle yaşadığı zor anları astral deneyimle aşmaya çalışan Alex, nasıl bir tehlikenin kapısını araladığından habersizdir. Frank Dillane, Catherine Steadman, Damson Idris, Vanessa Grasse ve Trevor White’ın rol aldığı filmi Chris Mul yönetiyor.

medyabold
Devamını Oku »

Bakırköy Cezaevinde açık görüş hakları 35 dakikaya düşürüldü

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi uzun süredir hasta tutukluların hastaneye sevk edilmemesiyle gündemdeydi. Şimdi de açık görüş hakkının ihlaliyle gündemde.

BOLD – İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutuklar, yaşadıkları hak ihlallerini avukatları aracılığıyla aktardı. Diş ve göz hastalıkları olan tutukların 2 yıldır hastane sevklerinin yapılmazken, sevkler sırasında ise kelepçeli muayene dayatıldığı belirtildi. Tutuklular, ters kelepçeyi kabul etmeyenlerin muayene edilmeden cezaevine getirildiğini dile getirdi.
‘OLUK OLUK KAN GELSİN’
Cezaevinde yaşanan sorun ve sıkıntıları konuşmak için bir muhatap bulamadıklarını da aktaran tutuklular, Cezaevi 1’inci Müdürü’nün kendileriyle görüşmediğini, görüşe bildikleri 2’nci müdürün ise sorunlara çözüm olmadığını ifade etti.
Tenzile Acar ve Felek Gün adlı hepatit hastası iki tutuklunun revire çıkmak için dilekçe yazdıkları halde çıkarılmadıkları ve hastane sevklerinin yapılmadığını ileten tutuklular, acil olmayan vakalarda revire bile gidemediklerini belirtti. Gardiyanların, hastane talebi olanlara “Oluk, oluk kan gelmesi gerekir ki acil olsun” dediğini bildiren tutuklular, benzer hak ihlallerinin arttığını vurguladı.
ÇIPLAK ARAMA 
Cezaevinde “önlük” adı altında çıplak arama uygulamalarının devam ettiğini de aktaran tutuklular, uygulamayı kabul etmeyenlerin cinsiyetçi ve ırkçı saldırılarla karşılaştığını belirtti.
GAZETELER YASAK
Yeni Yaşam, Evrensel, Atılım gazetesi ile Demokratik Modernite ve Jineoloji gibi dergilerin “Yasak” denilerek kendilerine verilmediğini dile getiren tutuklular, ortak alan, atölye ve spor gibi aktivitelerin engellendiğini kaydetti.
KÜRTÇE SAVUNMAYA ENGEL
18 Aralık’ta mahkemeye çıkan bir grup tutuklunun hazırladığı Kürtçe savunmaya el konulmak istendiğini ekleyen tutuklular, bu yönlü hazırlık yapanların ise askerlerce tehdit edildiğini belirtti.
medyabold
Devamını Oku »

26 Aralık 2019 Perşembe

Mazlumun seçimi… İskender Pala ve Ömer Faruk Gergerlioğlu örnekleri

İskender Pala ve Ömer Faruk Gergerlioğlu, 28 Şubat’ın iki mağduruydular. 28 Şubat’ta mağdurların yanında başladıkları yolda şimdi bambaşka iki karakteri temsil ediyorlar…

BOLD / YAZI

Ziya Paşa’nın meşhur bir beyti vardır:
“Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret güher-i âdemi temyize mihenktir”

Şair demek istiyor ki: “Kötü yaratılışı olan içki sofrasında belli olur, çünkü içki insanın kişiliğinin ortaya çıkmasını sağlar.”

Ama elbette ki birini tanımanın tek yolu birlikte içmek değildir, hele ki içen biri değilseniz. O yüzden şiirin ikinci mısraını biraz değiştirerek bir çözüm bulabiliriz:

“Zahmet güher-i âdemi temyize mihenktir”

Evet, insanların asıl karakterlerini ortaya koyan şeylerden biri, belki de birincisidir “zahmet” zamanları. Baskı altında neye karar verdiği ve nasıl karar verdiği kişinin “gerçeği”ni ortaya koyar. Bu konuyu kamuoyunun yakından tanıdığı iki isim üzerinden irdeleyeceğiz.

28 ŞUBAT VE “BİZİM İSKENDER”

İskender Pala edebiyatla şöyle böyle hemhâl olan herkesin tanıdığı bir isim. Denizcilikle ilgili çalışmaları, Divan Edebiyatı’nı akademik bilgi sahibi olmayanların bile anlayacağı ve sevebileceği şekilde anlatan birçok çalışması ve birbiri peşi sıra yayınlanan romanlarıyla edebiyat dünyasında kendine yer edindi. Romanları yüz binler satıyor, TV’lerde programlara çıkıyor, bir konferanstan öbürüne koşturuyor.

Fakat İskender Pala’nın öyküsü bundan ibaret değil. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1982’de Deniz Kuvvetleri’nde subay olarak görev yapmaya başlayan Pala, bu sırada denizcilik tarihiyle ilgili önemli çalışmalara imza attı. İyi bir akademisyen ve sevilen bir subaydı. Ancak, bu durum çok uzun sürmedi.

Yıl 1996… Türkiye 28 Şubat sürecine ilerlemektedir. Namaz kılan, eşi başörtülü bir subay olarak İskender Pala da bu dönemdeki cadı avından nasibini alır. Heybeliada’da oldukları bir gün askeri gazinoda sırf eşi başörtülü olduğu için Pala ve ailesine servis yapılmaz. Ama Pala için asıl zor günler AKP’li Cumhurbaşkanı ve dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir sözü üzerine başlar. Nasıl mı?

HA, BİZİM İSKENDER Mİ?

Erdoğan’ın katıldığı Preveze Deniz Zaferi kutlamaları sırasında dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlhami Erdil Erdoğan’a Barbaros Hayrettin’in vasiyetinden söz eder. Erdoğan’ın oldukça ilginç bulduğu bu metni çalışan kişinin de arşiv müdürü binbaşısı İskender Pala olduğunu söyler. Erdoğan’ın tepkisi “Ha, bizim İskender’i mi diyorsunuz?” şeklinde olunca Orgeneral Erdil derhal emir verir: Bakın bakalım nerden onların İskender’i oluyormuş?

Sonuçta İskender Pala, emekliliğine sadece aylar kalmışken TSK’dan ihraç edilir. İhraç kararnamesinde başbakan olarak Necmettin Erbakan imzası vardır. Birkaç ay sonra 28 Şubat postmodern darbesi yaşanınca Pala için işler iyice zorlaşır. Tanınan bir akademisyen ve yazar olmasına rağmen hiçbir yerde iş bulamaz. Rutubetli bir eve taşınır. Çocuklarının önünde -kendi ifadesiyle- tüm gün evde oturup sigara içen bir babaya dönüşür. Pala, dönemin mazlumudur.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU

1965’te doğan Gergerlioğlu 1990’da Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirir, 1995’te uzman olur. 2003 yılında MAZLUMDER Kocaeli şube başkanlığını üstlenmesiyle de insan hakları savunucusu olarak ön plana çıkmaya başlar. Bu süreçte “Başörtüsüne Özgürlük” başlığı altındaki haftalık basın açıklamalarını başlatır ve uzun süre devam ettirir. Yaşam hakkı, düşünce özgürlüğü, kadın hakları, işçi hakları ile ilgili birçok imza kampanyası başlatır, darbeci askerlerin yargılanması için yasa teklifleri hazırlatır. 2007-2009 arasında MAZLUMDER’in genel başkanlığını yürütür.

“Türkiye’de dini ve etnik ayrımcılık” konulu saha çalışması müesses güçlerin dikkatini çekmesine yol açar. Artık mimli bir isimdir. 6 Ocak 2017’de 679 sayılı KHK ile hekim olarak yürüttüğü kamu görevinden ihraç edilir. HDP milletvekili olan Gergerlioğlu ihracından sadece iki ay sonra kurulan Hak ve Adalet Platformu’nun sözcüsüdür. KHK’ların ve OHAL uygulamalarının toplumsal ve hukuki etkileri üzerinde çalışmaktadır. O da bir mazlumdur.

MAZLUMUN SEÇİMİ

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun geçtiğimiz günlerde attığı bir Twit dikkat çekiciydi. Aynen şöyle diyordu Gergerlioğlu: “ Başörtüsü yasağına karşı çıktım ‘mürteci’, Hrant Dink cinayeti sümenaltısına itiraz ettim ‘Ermenici’, her zaman Kürtlerin haklarına sahip çıktım ‘Kürtçü, PKK’ci’, OHAL, KHK mağdurlarına zulme karşı çıktım ‘Fetöcü’ dediler. Bilmiyorlar ki sadece insan hakları savunucusuyum.”

Gergerlioğlu’nun bu açıklaması akla başka bir açıklamayı getirdi. İskender Pala’nın 2014’teki açıklamaları. 17-25 Aralık sürecinden sonra uzun süre sessizliğini koruyan İskender Pala neredeyse bir yıl sonra 29 Eylül 2014’te Balçiçek İlter’e verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullandı: “Bu kavganın kaybedeni bellidir. Cemaat özür dilesin ki normalleşebilelim.”

İşte mazlumun seçimi tam burada kendini göstermişti. Zulme uğramış insanlar, o zahmet günleri geçtikten sonra çeşitli tepkiler geliştirirler. Bunlar içinde iki tavır öne çıkar. Birincisi; “Çok ezildim, çok itilip kakıldım. Kimse de yardım etmedi. Bir daha asla aynı şeyleri yaşamamak için ne gerekiyorsa yapacağım.” düşüncesidir. Bu, bazen açıkça dile getirilir bazen sözlere tavırlara ve davranışlara sinmiş olarak kendini belli eder.

İkinci bir tavır ise şudur: “Ben zulme uğradım, mazlumum. Bunun ne kadar kötü bir şey olduğunu gördüm. Kimsenin bunu yaşamaması için elimden geleni yapacağım. Kimin kime niçin yaptığına aldırmaksızın zulmün karşısında olacağım.”

İşte bu seçimdir örnek olarak aldığımız iki şahsı birbirinden ayıran. İskender Pala dünyanın en talihsiz yolunu yürümeyi tercih etmiştir: “Mazlumlukla başlayıp zalimlikle ya da zalimliğe destek vermekle nihayetlenen yol.” Bunun sebebi bellidir ama…

Pala, 28 Şubat’ın o zor günlerinde kendini “itilip kakılan” ama en çok da “kaybeden” olarak hissetmiş anlaşılan. O yüzden her şeye “kazanmak/kaybetmek” penceresinden bakıyor. Yoksa “kaybeden özür dilesin” gibi bir ilkesizliği niçin kabul etsin? O da pek iyi bilir ki kaybeden değil yanlış yapan özür diler. Bir başka sebebi daha vardır 28 Şubat’ın mazlumu Pala’nın günün zalimlerinin yanında saf tutmasının. O artık 1997’deki İskender Pala değildir.

Onlarca kitaba imza atmış, belediyelerin programlarının gedikli davetlisi, şöhreti ve parası olan biridir artık. 1997’nin aksine “kaybedecek” daha çok şeyi vardır. “Kaybedilecek şeyler, kaybedilmesi göze alınamayacak şeyler”e dönüştüğünde Pala’nın safı belli olmuştur. Açık açık konuşmak için bir yıl beklemesinin sebebi de budur. Kimin kazanacağının dolayısıyla kimin safında duracağının netleşmesini beklemiştir.

Kazanmıştır da… Saray’a danışman olmuş, AKP’li belediyelerin en gözde davetlilerinden biri. Kitapları MEB tarafından yüz binlerce satın alınıp öğrencilere ve öğretmenlere dağıtılıyor. Hatta yazdığı bir eser yakınlarda Devlet Opera ve Balesi sanatçılarınca Saray’da sahnelenecek. Daha ne olsun?

Gergerlioğlu ise, ikinci yolu tercih etmiştir. Sadece kendisine yapılan haksızlığa karşı çıkmakla yetinmiyor. Nerede bir haksızlık varsa orada görüyoruz kendisini. Zorla kaybedilen kişiler için herkesin kör ve sağır kesildiği zamanlarda aileler kadar mücadele ediyor. Bodrumlarda yakılan insanlar için sesini yükseltiyor. İşkenceyi sürekli gündemde tutuyor.

Gördüğünüz üzere Pala’nın öyküsü gibi dramatik unsurlar barındırmıyor onunki… Çünkü düz bir çizgide yürüyor Gergerlioğlu. Duraksamıyor, tereddüt etmiyor, yalpalamıyor.
Neden bu yolu tercih etmiştir Ömer Faruk Gergerlioğlu? Çok basit bir cevabı var bu sorunun… O, kendini sadece “mazlum” olarak görüyor; diğer milyonlarca insan gibi. “Ezilmiş, itilip kakılmış” olarak değil; daha önemlisi “kaybeden” olarak değil. Bu yüzden de olaya “kazanmak/kaybetmek” olarak bakmıyor. O ve onun gibiler için mesele “doğru ve insani” olanı yapmaktır. Zor, zahmetli ve tehlikeli olsa da…

Sonuç… İskender Pala’ya hayran olanlar var, Ömer Faruk Gergelioğlu’na dua edenler. Tarih İskender Pala’yı edebiyatçı, akademisyen ve romancı olarak anacak; Gergerlioğlu’nu insan hakları savunucusu…
Pala, “onların İskender”i oldu; Gergerlioğlu mahzun ve mükedder gönüllerin “Ömer Faruk Bey”i… Ne dersiniz? Kim kazandı kim kaybetti?

medyabold
Devamını Oku »

Mustafa Cengiz: VAR’dan önce Zorlu kayıtları açıklansın

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, VAR kayıtlarının açıklanması ile ilgili gündeme dahil oldu. Cengiz, Fenerbahçe’ye gönderme yaparak VAR’dan önce Zorlu Center kayıtlarının açıklanmasını istedi.

BOLD – Başkan Mustafa Cengiz, “Zorlu, Türk futbolu için bir milattır, derin yaralar açmıştır” diyerek Koç-Özdemir-Alp zirvesinin açıklığa kavuşmasını istedi. Cengiz, “Kulüp başkanı, TFF başkanı ve MHK Başkanı bir araya gelebilir. Ama bu toplantı özel bir mekanda, daha önce açıklanmadan ve deklare edilmeden yapılamaz. Eğer yapılırsa bunun açıklanması gerekir.

Şimdi bakıyoruz ki bazı kulüpler VAR kayıtlarının açıklanmasını istiyor. 2 noktaya değineceğim: 1- VAR kayıtlarından önce Zorlu kayıtları açıklansın. 2- Biz geçen yıl Konyaspor maçından sonra VAR kayıtları açıklansın diye UEFA’ya, IFAB’a iki kere yazı yazdık. Her ikisinde IFAB bunun yerel federasyonun yani TFF’nin yetkisi dahilinde olduğunu bildirdi. TFF’den kayıtların açıklanmasını istedik, ancak TFF cevap dahi vermedi.” ifadelerini kullandı.

KUŞKULANMAKTA HAKLIYIM YARIŞIN İÇİNDEYİM

Galatasaray başkanı, “Ben bundan kuşkulanmakta haklıyım. Çünkü bu yarışın içindeyim. Kimse rahatsız olmasa da, herkes bunu iyi niyetle görse de, ben Dante’nin sözünde olduğu gibi cehenneme giden yolların iyi niyet taşları ile örülüdür. İyi niyetle ise açıklansın Zorlu’da ne konuştukları…” Cüneyt Çakır, bu görüşmesinden etkilenmiş midir? Öyle görünüyor ki etkilemiş! Görüntü bu. Biz buna karar veremeyiz. Niyet okuyamayız. “ dedi.

KONYA MAÇININ KAYITLARI DA AÇIKLANSIN

Mustafa Cengiz, ilgili düşüncelerini şöyle tamamladı: “Beni başkasına verilen penaltılar ilgilendirir mi? İlgilendirir. Çünkü ben bu oyunun Galatasaray olarak bir parçasıyım. Yarış 18 takımlı. Eğer bir takım feryat ediyorsa, siz onu duymuyor ve kulağınızı kapatıyorsanız, kendiniz feryat ettiğinizde başkalarının kulak kapatmasına alınmayacaksınız! Ben, kimden gelirse gelsin bu feryatların duyulması, dinlenmesi kanaatindeyim.

Şimdi ne istiyorsun, bizim de istediğimiz ‘VAR kayıtları açıklansın’ diyorsun. Biz bunu zaten IFAB’a, TFF’ye başvurup istemiştik. Güzel, işi büyütelim! Tamam VAR kayıtları açıklansın ama geçen yılki Konya maçının VAR kayıtları da açıklansın! O bildiriyi yayınlayan 8 kulüp konuşamaz! Ben olsam utanırım, hicap duyarım. Hiçbir şey artık eskisi gibi değil.”

medyabold
Devamını Oku »

Rusya, Çin ve İran, Hint Okyanusu’nda ortak askeri tatbikata başlıyor

İran, Çin ve Rusya, Hint Okyanusu’nun kuzeyinde 4 gün sürecek bir askeri tatbikat yapacak. Üç ülkenin donanmalarının yer alacağı tatbikat cumartesi günü başlayacak.

BOLD – İran, Hint Okyanusu’nun kuzeyinde Rusya ve Çin’le birlikte 4 gün sürecek ortak deniz tatbikatı düzenleyeceğini açıkladı. Cumartesi başlaması öngörülen tatbikat, üç ülke arasında ilk kez düzenlenecek.

Tatbikat, Washington’un ağır ekonomik yaptırımlarına maruz kalan Tahran’ın Pekin ve Moskova’yla askeri işbirliğini güçlendirmeye çalıştığı bir döneme denk geliyor. Rus ve Çinli donanma yetkililerinin İran’a ziyaretleri de son yıllarda artış gösterdi.

İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü General Ebulfazl Şikarçi, bölgesel güvenliği artırmayı amaçlayan ortak tatbikatın Umman Denizi’ne kadar uzanacak geniş bir alanı kapsayacağını söyledi.

BÖLGEDE GERİLİM ARTIYOR

Tahran, ABD yaptırımlarının da etkisiyle son dönemde Moskova’nın yanı sıra Pekin’le de askeri alandaki ilişkilerini geliştirmeye gayret ediyor.

Washinton yönetimi, Basra Körfezi’nde petrol gemilerinin yanı sıra Suudi petrol rafinerilerini hedef alan füze ve drone saldırılarının ardından gerilimin yükseldiği bölgeye ilave asker ve füze savunma sistemleri göndermişti.

Washington, geçen Eylül’de petrol fiyatlarında 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana en yüksek artışa yol açan Suudi Arabistan’ın iki büyük petrol tesisine saldırıdan İran’ı sorumlu tutuyor.

Saldırının sorumluluğunu her ne kadar Yemen merkezli Şii Husi grup üstlense de Riyad yönetimi, bunun İran tarafından planlandığını belirtti.

Tahran ayrıca, ABD’nin tek taraflı olarak çekildiği 2015 tarihli uluslararası nükleer anlaşma altındaki yükümlülüklerinden de aşamalı olarak geri çekiliyor ve anlaşmanın çizdiği sınırın ötesinde uranyum zenginleştirmeye başladı.

İran’da Rus yapımı MIG-29 savaş uçağı düştü

medyabold
Devamını Oku »

İmamoğlu’nun çağrısıyla binlerce İstanbullu itiraz için akın etti

Ekrem İmamoğlu’nun çağrısına kulak veren binlerce İstanbullu ‘Kanal İstanbul’a ait ÇED raporuna itiraz etmek için, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne akın etti.

BOLD – Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 23 Aralık’ta kabul ettiği, Kanal İstanbul projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu 10 gün boyunca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde askıda kalacak. Rapor, bu süre içerisinde İstanbulluların görüş, eleştiri ve itirazlarına açık olacak. ‘Ya Kanal ya İstanbul’ söylemiyle projeye karşı olduğunu her platformda dile getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbullulara dün çağrıda bulunarak ÇED raporuna itiraz etmelerini önermişti.

DİLEKÇEYİ TMMOB HAZIRLADI

Çağrı üzerine, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) harekete geçerek bir dilekçe örneği hazırladı. TMMOB dilekçe örneğini sosyal medya hesabından, ”Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED raporu nihai halini almak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından görüşe açılmıştır. Projeye ilişkin görüş ve itirazlar için hazırlanan örnek itiraz dilekçesine ve yönergeye bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz” ifadeleriyle duyurdu.

UZUN KUYRUKLAR OLDU

Dilekçe örneğini alan vatandaşlarsa sabah saatlerinden itibaren Beşiktaş’taki il müdürlüğüne akın etti. İl müdürlüğü binasının merdivenleri bile itiraz için gelen vatandaşların oluşturduğu kuyrukla doldu.

İTİRAZLAR CİMER’E DE YAPILABİLİYOR

İtirazlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine dilekçeyle başvurarak yapılabildiği gibi, ilgili kurumlara faks göndererek ya da CİMER üzerinden de yapılabiliyor. 23 Aralık Pazartesi günü başlayan süreç 3 Ocak’ta son buluyor.

“Hz. Nuh’un cep telefonu vardı” diyen akademisyen Yavuz Örnek’ten garip ‘Kanal İstanbul’ savunması

medyabold
Devamını Oku »

Filipinler’i vuran Ursula Tayfunu’nda 16 kişi hayatını kaybetti

Filipinler’de meydana gelen Ursula Tayfunu nedeniyle en az 16 kişi hayatını kaybetti. 60 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldıkları açıklandı.

BOLD – Yetkililer ülkenin orta kesimlerinde yer alan Panay Adası’nda, Noel akşamı (24 Aralık) etkisini gösteren şiddetli rüzgarın yer yer saatte 150 kilometre hıza ulaştığını, aşırı yağışlar ve sel nedeniyle de 15 bin kişinin limanlarda mahsur kaldığını bildirdi.

Tayfun sebebiyle yaklaşık 60 bin kişi evlerini terk ederken, bölgede vapur ve uçak seferleri de iptal edildi.

Ölümlerin merkez eyaletler olan Capiz, Iloilo ve Leyte’de yoğunlaştığı belirtildi. Kategori 3 olarak sınıflandırılan tayfun sebebiyle çok sayıda ev ve iş yerinin çatısı uçtu, ağaçlar ve elektrik direkleri devrildi.

Sel suları nedeniyle mahsur kalanlar sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarla yardım çağrısı yaparken, şimdiye kadar en az 10 bin kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.

Filipinler’de yılda ortalama 20 tayfun ve tropik fırtına görülüyor.

Ülkede 2013’te iç kesimleri vuran Haiyan Tayfunu 7 bin 300’den fazla kişinin ölümüne yol açmış, 5 milyondan fazla kişi yerlerinden olmuştu.

Afganistan’da Taliban, 27 barış gönüllüsünü kaçırdı

medyabold
Devamını Oku »

Kanal İstanbul’un ÇED raporunu rüşvetçi Selahittin Hacıömeroğlu’na hazırlatmışlar

Kanal İstanbul’un ÇED raporunu hazırlayan şirketin sahibi Selahittin Hacıömeroğlu’nun BOTAŞ davasında rüşvet vermek suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası aldığı ortaya çıktı. Hacıömeroğlu’nun 13 ay tutuklu kaldığı öğrenildi.

BOLD – Kanal İstanbul’un ÇED raporunu hazırlayan Çınar Mühendislik Şirketi’nin sahibi Selahittin Hacıömeroğlu’nun, BOTAŞ davasında rüşvet vermek suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası aldığı ortaya çıktı. Yargıtay tarafından bozulan kararın davası Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

13 AY HAPİS YATTI

Twitter’dan Gazeteci İsmail Saymaz’ın paylaştığı dava dosyasındaki belgelere göre, 13 ay tutuklu kalan Hacıömeroğlu, 30.03.2016 tarihli Tuz Gölü Projesi Uluslararası Çevre Danışmanlık İhalesi’nde iki görevliye yüzde bir rüşvet verdi. İhalenin yüzde 1 rüşvet karşılığında işbirliği içinde oldukları firmaya verilmesi için faaliyette bulunulduğu ve bu firmaya en yüksek teknik puanın verildiği dava dosyasına girdi.

HARÇLIK ADI ALTINDA RÜŞVET İSTEMİŞ

Selahittin Hacıömeroğlu’nun diğer bir sanık Ethem Tozlu’yla bağlantı kurarak, Dokay Mühendislik Şirketi’ni ikinci sıraya konmasını istediği ve yapılan telefon görüşmelerinde Tozlu’nun, Hacıömeroğlu’ndan harçlık adı altında rüşvet istediği de tespit edildi.

BELGELER USULSÜZ TAMAMLANMIŞ

Yargıtay’ın bozduğu ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, şirketin teknik puanının artırılarak ihalenin alınmasının sağlandığı belirtildi. Kararda ayrıca, ihaleyi değerlendirme komitesi üyelerinin Hacıömer’e bazı belgelerin eksik olduğunu ve nasıl tamamlanacağının bilgisini verdiği ve belgelerin usulsüz olarak tamamlandığı ifade edildi.

17 Aralık’ta Erdoğan’ın yanında olan KHK’lı diplomat o günü anlattı

medyabold
Devamını Oku »

OHAL Komisyonu’nun 7 üyesi günde 250 karar çıkartıyor

OHAL Komisyonu Başkanı Tanrıkulu, haftalık karar sayısının 1200’e çıktığını söyledi. 7 üyeli komisyon üyeleri günde yaklaşık 250 kararı okuyup, inceleyip, imza atıyor.

BOLD – Gazetecilere konuşan OHAL Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu, aradan geçen yıllara rağmen OHAL Komisyonu’nun önünde hala on binlerce dosyanın beklemesiyle ilgili eleştirilere yanıt verdi.

Tanrıkulu, komisyonda 490 bin evrakın tasnif, kayıt ve arşivleme işleminin tamamlandığını belirterek, OHAL kararnameleriyle 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi uygulandığını söyledi.

Komisyonda dosyaları 63 başlıkta 20’den fazla kritere göre detaylı olarak incelediklerini belirten Tanrıkulu, haftalık karar sayısının 1200’e kadar ulaştığını belirtti. Tanrıkulu, “Savunamayacağımız, vicdani olarak sahiplenemeyeceğimiz bir karar veremeyiz” diye konuştu.

Komisyonda yedi üye, 80 raportör ve 250 personel görev yapıyor.

GÜNDE YAKLAŞIK 250 KARAR

Tanrıkulu’nun verdiği raporlara göre komisyonun 7 üyesi; raportörlerden gelen 250 dosyayı okuyup, inceleyip, karar verip inceliyor. Saatte ise 30 dosyanın incelenip imzalanması demek bu.

medyabold
Devamını Oku »

Netanyahu’nun mitinginde roket paniği

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim kampanyası etkinliği sırasında gerçekleşen roket saldırısı nedeniyle korumaları tarafından sahneden indirildi.

BOLD – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkenin güneyinde yer alan Aşkelon kentindeki mitingini, roket sirenlerinin çalması üzerine kısa süreliğine yarıda kesmek zorunda kaldı.

Netanyahu, Gazze’ye yakın bir bölgede bulunan Aşkelon’da partisi Likud tarafından düzenlenen mitinge katıldı. Miting sırasında abluka altındaki Gazze’den atıldığı belirtilen roketler nedeniyle Aşkelon kenti ve çevresinde uyarı sirenleri çalmaya başladı.

Bunun üzerine korumaları Netanyahu’yu mitingin yapıldığı salondan çıkardı.

Ülke medyasında, Netanyahu ve eşinin salondan çıkarılışına ilişkin sosyal medya paylaşımları yayınlandı.

İsrail televizyonları, siren sesleri sonrası Netanyahu’nun korumaları tarafından sahneden indirildiğini ve bir sığınağa götürüldüğünü bildirdi.

Sirenlerin durması sonrası yeniden sahneye çıkan Binyamin Netanyahu “Kim izlenim bırakmaya çalıştıysa, çantalarını hemen toplayarak kaçsın” diyerek misilleme imasında bulundu.

İSRAİL ORDUSU GAZZE’Yİ VURDU

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nden atılan roketin Aşkelon üzerinde “Demir Kubbe” savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Olaydan saatler sonra İsrail hava kuvvetleri de Gazze’deki Hamas pozisyonlarına saldırı düzenlediğini duyurdu.

Aşdod kentinde 17 Eylül’de de Netanyahu’nun katıldığı bir başka seçim etkinliği daha, roket alarmlarının çalması sonrası kısa süreliğine durmuştu.

İsrail Ordusu, Gazze’de 9 sivilin öldüğü saldırıda hatasını kabul etti

medyabold
Devamını Oku »

IFAB CEO’su Burd: VAR diyaloglarının yayınlanmasını önermiyoruz

IFAB (Uluslararası Futbol Birliği Kurulu) CEO’su Lukas Brud, Türkiye’deki VAR kayıtlarının açıklanmasıyla ilgili tartışmalar için “Diyalogların yayınlanmasını önermiyoruz” dedi

BOLD – Beşiktaş Başkan’ı Ahmet Nur Çebi’nin Cüneyt Çakır’ın yönettiği Fenerbahçe-Beşiktaş maçının ‘VAR kayıtları açıklansın’ çıkışına Fenerbahçe’den de destek gelmiş ve bütün maçların kayıtlarını açılmasını istemişti. Sabah’ta yer alan bilgiye göre IFAB CEO’su Lukas Brud, “Türkiye’de Fenerbahçe ve Beşiktaş, VAR kayıtlarının açıklanmasını istedi. Buna destek olan takımlar da var. Bu bir resmi başvuru. Böyle bir şey olur mu?” şeklindeki soruya şöyle cevap verdi:

BUNU BİR KEZ YAPARSANIZ HEP YAPMAK ZORUNDA KALIRSINIZ 

Türkiye’yi her an takip etmiyoruz. Biz ‘yayınlayın ya da yayınlamayın’ demeyiz. Böyle bir görüşümüz yok. Bu ülkenin futbol kurumunu (Yani TFF) ilgilendiren bir durum. Ancak diyalogların yayınlanmasını önermiyoruz. Bunu bir kez yaparsanız hep yapmak zorunda kalırsınız. Bizim iletişimin daha iyi hale gelebilmesi için bazı çalışmalarımız var. Bunları konuşuyoruz, 2020’de açıklayacağız. Futbolseverler tatmin edici cevaplar alacaktır.”

TFF CEPHESİ: PROTOKOLE UYGUN DEĞİL

TFF, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin yaptığı başvuruları incelemeye aldı. Bilindiği gibi hem Beşiktaş hem de Fenerbahçe, TFF’ye başvuru yaparak kayıtların açıklanmasını istemişti. TFF yönetiminin konuyu değerlendirerek iki kulübe yazılı olarak yanıt vereceği kaydedildi.
TFF’nin açıklamasında, “VAR protokolüne göre kayıtların açıklanması doğru değil. Böyle bir paylaşım yapmayacağız” diyerek iki kulübü de reddedeceği belirtildi.

KULÜPLER CEPHESİ: ŞEFFAFLIK FAYDA SAĞLAR

Bu sezon hakem hatalarından en çok canı yanan kulüplerden biri olan Trabzonspor’da başkan Ahmet Ağaoğlu da VAR tartışmasına katıldı. VAR kayıtlarının açıklanmasının adalet yönünden daha olumlu bir süreci beraberinde getireceğini ifade eden Ağaoğlu, “VAR kayıtları neyse onu açıklasınlar. Bizim bu konudaki duruşumuz net, kimsenin hakkı çalınmasın. VAR kayıtlarının açıklanmasında bence hiçbir sıkıntı yok. Şüphesiz ki daha şeffaf olur. Şeffaflık, neresinden bakarsak bakalım Türk futbolunun gelişimine olumlu etki eder” şeklinde konuştu.

medyabold
Devamını Oku »