6 Eylül 2021 Pazartesi

Cezaevinde koronaya yakalanan 12 kadın hastaneye kaldırıldı

Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevinde bir koğuşun neredeyse tamamına Kovid-19 teşhisi konuldu. Aralarında astım hastası 2 kadının olduğu toplam 12 mahpus kampüs hastanesine götürüldü.

BOLD ÖZEL – Cezaevlerinde koronavirüs vakaları artmaya devam ediyor. Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi A4 koğuşunda kalan 15 kadından 12’sinin koronavirüs testi pozitif çıktığı için önceki gün kampüs içindeki hastaneye kaldırıldı.

Koğuşta kalan diğer 3 kişinden, 8 aylık hamile Arzu Nur Özkan tahliye edildi. İki kişinin ise durumunun iyi olduğu öğrenildi. Hastaneye kaldırılanlar arasında 2 kadının astım hastası olduğu, bir kadının da daha önce zatürre geçirdiği belirtildi.

Hapisteki yakınlarının test sonucunun pozitif olduğuna dair telefonlarına mesaj gelen aile yakınları ise sağlıklı bilgi alamamaktan rahatsız. Bazı mahpuslara bugün yapılan ikinci testin negatif çıktığı öğrenildi.

KHK’lı hakim Gülsüm Coşar, gözyaşlarıyla toprağa verildi

Cezaevinde koronaya yakalanan 12 kadın hastaneye kaldırıldı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Aşı karşıtı Abdurrahman Dilipak bu eyleme katılacak mı?

Organizasyonunda bulunduğu ve desteğini açıkladığı kitlesel etkinliklere son anda katılmamakla eleştirilen Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, aşı karşıtlarının düzenlediği 11 Eylül’deki Maltepe eylemine öncülük ediyor.

BOLD ANALİZ – Düzenleyicileri arasında olmasına karşın katılmadığı 28 Şubat sürecinde Sincan’da düzenlenen Kudüs gecesi ve İsrail’le Türkiye’nin arasının açılmasına neden olan Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye gitmesi konularında eleştirilen Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, şimdi de aşı karşıtlarıyla yüzbinlerce kişinin katılmasının beklendiği bir protestoya öncülük ediyor. Dilipak’ın bu etkinliğe katılıp katılmayacağı ise merak konusu oldu.

KÜÇÜK DİLİ ŞİŞTİĞİ İÇİN KATILAMADI

Milli Selamet Partisi tarafından 1980 darbesinden 6 gün önce Konya’da düzenlenen ve 12 Eylül Darbesi’nin gerekçelerinden biri olan miting başta olmak üzere 28 Şubat’ın başlangıcı kabul edilen Sincan’daki konferansın düzenleyicisi konumundaki Dilipak, sağlık sorunları nedeniyle konferansa son anda katılamamıştı. Davetiyede adı yazmasına karşın “küçük dilinden” ameliyat olması nedeniyle Dilipak’ın katılmadığı programda yapılan tiyatro nedeniyle askerler Sincan sokaklarında tank yürütmüş ve dönemin hükumetine muhtıra verilmişti.

MAVİ MARMARA’YA BİNMESİNE KAYNANASININ RAHATSIZLIĞI ENGEL OLDU

Türkiye ile İsrail’in arasının açılmasına neden olan ve 10 Türk vatandaşının öldüğü Mavi Marmara olayında ise Dilipak gemiye son anda binmediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Gazeteci Mehmet Baransu’ya Mavi Marmara’ya katılamamasının gerekçesini “Ailemden biri (kayınvalide) hastaydı, onun için katılamadım” dediği öne sürülen Dilipak’ın sonradan mazeretini “Akit gazetesi 30 kupona umre gezisi vermişti oraya gittim. Gemiye binemedim” diye değiştirmesi dikkat çekti.

AŞI KARŞITLARI 11 EYLÜL’DE MALTEPE’DE

Abdurrahman Dilipak’ın da oluşturduğu aşı ve PCR karşıtı bir grup 11 Eylül’de İstanbul Maltepe’de miting yaparak AKP Hükumeti’nin pandemi politikalarını protesto edecek. Aşı karşıtları mitinge gerekçe olarak Kovid-19 aşılarının işe yaramadığını, bu nedenle sürekli yeni doz hakkı verildiğini öne sürüyor. Mitingin organizatörlerinden Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın, birçok sivil toplum örgütünün de destek verdiği mitinge 1 milyon kişinin katılmasının beklendiği öne sürdü.

 

 

Saray’ın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur” diyen Tuşalp’sız bir yıl geçti

Aşı karşıtı Abdurrahman Dilipak bu eyleme katılacak mı? yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Akar’ın Yüksek Askeri Şura’da Avrasyacı subaylara taviz vermesinin perde arkası

Hulusi Akar, YAŞ’ta anlaştığı Avrasyacı Grup ile çetin bir pazarlık yaptı. 2015 yılında bizzat Akar’ın üzerini çizdiği Avrasyacı subay Eray Üngüder, yine Akar’ın onayıyla general yapıldığı. Akar, Erdoğan’ın en güvendiği generallerden birinin de üzerini çizdi. 

BOLD  – 2021 Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları ile ilgili önemli detaylar paylaşan Gazeteci Cevheri Güven, son paylaştığı videosunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Avrasyacı grup arasındaki pazarlıkla ilgili yeni bilgiler anlattı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en güvendiği generallerden biri olan Ali Serin’in tenzili rütbe ile kızağa çekildiğini belirten Güven, Avrasyacı subaylardan ve sicili nedeniyle general olması beklenmeyen Eray Ergüder’in bizzat Akar’ın imzasıyla kritik bir göreve getirildiğine dikkat çekti.

AKAR SİCİLİNİ ÇİZDİĞİ AVRASYACI YARBAYI GENERAL YAPTI

Güven, Akar – Avrasyacılar anlaşmasında Akar’ın TSK’nın en kritik pozisyonunu Avrasyacı bir paşaya verdiğini vurguladı. Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) pazarlıklar olduğuna dikkat çeken Güven, pazarlıkların atamalarda da sürdüğünü kaydetti. Daha önce YAŞ sonrası iki günde açıklanan atamaların bu yıl 20 gün sonra açıklandığını hatırlatan Güven, pazarlıkta Hulusi Akar’ın taviz vermek zorunda kaldığını kaydetti. Hulusi Akar tarafından 2015 yılında yarbay iken sicili çizilen Yarbay Eray Üngüder’in sicilinin yeniden Akar’a temizletildiğine vurgu yapan Güven, Üngüder’in general yapılmakla kalmayıp TSK’nın tüm atamalarından sorumlu birim olan Milli Savunma Bakanlığı Atama Koordinasyon Daire Başkanlığına getirildiğine dikkat çekti.

AKAR, ERDOĞAN’IN EN HAS PAŞASININ ÜZERİNİ ÇİZDİ

Güven, Akar’ın kırmızı çizgisi olan 15 Temmuz gecesinde Marmaris’teki sır üç helikopterle ilgili de bilgi paylaştı. Güven, AKP ile yakın ilişkileri olan ve Erdoğan’ın emri ile Mustafa Varank’la birlikte 15 Temmuz gecesi Marmaris’teki sır üç helikopterle ilgili araştırmalar yaptığını öğrendiği jet hızıyla yükseltilip Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına getirilen Ali Serin’i görevden alıp tenzili rütbe olarak görülen Hava kuvvetleri Lojistik Komutanlığına atadığını kaydetti. Güven, Serin’in Erdoğan’ın en has paşalarından biri olmasına rağmen Akar’ın bunu yaptığının altını çizdi.

 

Saray’ın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur” diyen Tuşalp’sız bir yıl geçti

Akar’ın Yüksek Askeri Şura’da Avrasyacı subaylara taviz vermesinin perde arkası yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Sedat Peker isterse video çekebilir

Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan suç örgütü elebaşı Sedat Peker, haziran başında açıkladığı helalleşme videosunu hala çekmedi. Gazeteci Cevheri Güven, Peker’in video çekebileceğini ve buna BAE’nin bir şey demeyeceğini belirtti.  

BOLD – Mayıs ayı başında başladığı video çekimlerine Haziran ayında ara veren organize suç örgütü lideri Sedat Peker, buna gerekçe olarak da bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) kendisine izin vermemesini gösterdi. Gazeteci Cevheri Güven ise video çekimlerine BAE’nin bir şey demeyeceğini, hatta video çekmesi halinde Peker’i daha sıkı korumak zorunda kalacaklarının altını çizdi.

PEKER’İN VİDEO ÇEKMESİNE ENGEL BİR DURUM YOK

Gazeteci Cevher Güven, son videosunda kendisine en çok sorulan soru olan “Peker neden video çekmiyor ve nerede?” sorusun yanıtladı. Peker’in BEA’de olduğunu ve kaldığı yeri bildiğini belirten Güven, Peker’in sorun yaşamaması için adresi açıklamayacağını kaydetti. BEA’nın ülkelerinde sorun yaşayan organize suç örgütü liderleri ve oligarklar için özel ayrıcalıklar sunduğunu belirten Güven, Peker’in de bu nedenle BEA’yı tercih ettiğini kaydetti. Peker’in video çekimi konusunda bir engel bulunmadığını aktaran Güven, video çekmesinin kendi güvenliği açısından daha etkili olacağının altını çizdi. Güven, Peker’e bir şey olması halinde diğer mafya ve oligarklar açısından BEA’nın itibarının zedeleneceğini belirterek, BEA’nın Peker’e bir şey olmasına izin vermeyeceğini kaydetti.

HELALLEŞME VİDEOSUNU HALA ÇEKMEDİ

Mayıs ayı başında video çekmeye başlayan Peker, 6 Haziran Pazar günü yayınlayacağı videoda “Tayyip abi ile helalleşeceğiz” demiş, ancak “helalleşme olacak” dediği videoyu AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran’da yaptığı görüşmesinden sonra yayınlayacağını açıklamıştı. Ama aradan geçen üç aya yakın bir süreye rağmen ne video ne de yazılı olarak bir helalleşme gerçekleşmedi.

“HİÇBİR ÜLKE ALAMAZ”

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sedat Peker’in bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Sheikh Tahnoun bin Zayed al-Nahyan’ı geçen haftalarda kabul etti. Görüşme sonrası kamuoyunda Peker’in iadesi gündeme geldi. Peker ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada “”Birleşik Arap Emirlikleri’nde oturum hakkım var. Hakkımda çıkarılmış herhangi bir kırmızı bülten kararı yok, uluslararası hukuka göre beni bulunduğum ülkeden hiçbir ülke alamaz” dedi.

 

 

Saray’ın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur” diyen Tuşalp’sız bir yıl geçti

Sedat Peker isterse video çekebilir yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

TCDD’ye Adnan Oktarcı müdür

TCDD’ye atanan Abdülkerim Murat Atik’in iktidarın hedefindeki Adnan Oktar’a yakın bir isim olduğu ortaya çıktı. Yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirket, 1999 yılında Oktar Grubu’na yapılan operasyonda basıldı. O dönem Oktar’ın müridi olan Atik, firar ederek kurtuldu.

BOLD – Cumhuriyet gazetesi yazanı Barış Terkoğlu, “Kim çıkarıyor bu Resmi Gazete’yi yahu!” başlıklı yazısında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesine yapılan skandal atamaya dikkat çekti. Terkoğlu, TCDD Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Uygun’un görevden alınıp yerine Sun Group şirketinin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan Abdülkerim Murat Atik’in getirildiğini belirtti. Atik’in geçmişindeki Adnan Oktar ayrıntısına işaret etti.

Yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirketi, 1999 yılında Oktar Grubu’na yapılan operasyonda polisin bastığı adreslerden biriydi. Atik, o dönem Oktar’ın müridi olması nedeniyle, yargının hedefi oldu. Firar etti ve kurtuldu.

Terkoğlu’nun yazısında şu ifadeler dikkat çekti:

“Hepimiz biraz nevrotiğiz” diyor Freud. Doğru, ama az ama çok, kaygılarımız ve güvensizliklerimiz var. Sakarlık yapıyorsak bilinçaltımız böyle istediğinden. “Aldatıldım” diyorsak belki de irademizin ve arzularımızın esiriyiz.

Tarih: 22 Temmuz 2017.

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi FETÖ soruşturmalarında yaşanan olağandışılıkları eleştiren bir haber yaptı. “İhbar etti, ihraç edildi” başlığını taşıyordu. Haberde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nda (TCDD) çalışan Kenan Ülkü’nün hikâyesi anlatılıyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Tanıdığınız FETÖ’cüleri ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lazım. Bu, bir vatanseverlik borcudur” çağrısını emir kabul eden Ülkü, TCDD’deki FETÖ şüphelilerini ihbar etmişti.

Yeni Şafak, sonrasını şöyle haber verdi: “Ülkü’nün verdiği ihbar dilekçeleri üzerine TCDD Teftiş Kurulu Başkanlığı ve savcılıkça soruşturma başlatıldı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında şu ana kadar ihbar dilekçesindeki isimlerden 62’si çıkarılan kararnameler ile ihraç edildi. Diğer isimler hakkındaki soruşturmalar ise halen devam ediyor.”

Ancak Ülkü’ye göre, sıradan isimler ihraç edilirken daha yukarıdakiler korunuyordu. İhbarla yetinmedi. Muhtarlar toplantısına katılan babası aracılığıyla Erdoğan’a bir mektup ulaştırdı. O mektupta şunlar yazıyordu: “E- Devlet üzerinden zat-ı âlinize muhatap 22 Aralık 2016 tarihli Devlet Demiryolları’ndaki FETÖ yapılanması hakkında dilekçe yazdım. Bu dilekçe üzerine TCDD Teftiş Kurulu Başkanı Nuğman Yavuz beni odasına çağırdı. 167 FETÖ’cünün ihraç edildiğini ve ayrıca 260 FETÖ’cünün daha ihraç edileceğini ve listenin yayımlanmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’na iletildiğini belirtti. Fakat listeye baktığımda demiryollarındaki üst düzey yönetim kademesindeki FETÖ’cülerin korunarak sizlere bilgi verilmediğini, zat-ı âlinizin başlattığı milli seferberlik emrine uymadıklarını gördüm.”

Gelgelelim haberin özü bu değil…

Ülkü’nün yaptığı ihbarlar istenmeyen yerlere dokununca, hakkında “iftira”dan soruşturma başlatılmış, ardından ihraç edilmişti.

Yeni Şafak’ın ima ettiği ama adını vermediği, Ülkü’nün onca ihraçtan sonra çarptığı sert kaya kimdi acaba?

O kişi TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun’dan başkası değil.

Önümde Cumhurbaşkanlığı’na iletilen dosya, savcılıkta açılan soruşturma evrakı, ihbarlar, mektuplar vs. duruyor.

Cumhurbaşkanlığı’ndan Ulaştırma Bakanlığı’na “soruşturun” diye gönderilen yazıda, Uygun’un 16 yıllık Bank Asya hesabında gün gün yer alan değişiklik görünüyor. Öte yandan FETÖ iltisakı nedeniyle kayyum atanan iki şirkete ortaklık, çocuklarını FETÖ okullarına göndermek, FETÖ iltisaklı isimleri işe almak, yurtdışı gezilerinde FETÖ kurumlarını ziyaret etmek gibi iddialar isim, tarih ve yer verilerek yer alıyor.

Kenan Ülkü’nün hikâyesi uzun. Ankara 4. İdare Mahkemesi görevine iade etti. Uğraşlarına devam edince tekrar işten atıldı. TCDD yöneticilerinin şikâyetiyle evi basıldı, FETÖ ihbarlarının kaynağı olduğu söylenen bilgisayarlarına el konuldu. Tutuklandı ve dört ay hapis yattı. Halen tutuksuz yargılanıyor.

Bitmedi…

Geçen cumartesi, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, kritik bir değişiklik oldu. Ali İhsan Uygun görevinden alındı. Yerine Sun Grup Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkerim Murat Atik atandı.

Evet, dün medyada, Atik’in daha beş ay önce, TCDD ile ilk özel yolcu taşıma anlaşmasını imzaladığı hatırlatıldı. Önemli, TCDD ile iş yapan özel şirketin başındaki isim, TCDD’nin başına atanmıştı.

Ancak “Devlet nereye gidiyor?” denen uygulamada bir detay atlandı.

Ne mi?

Abdülkerim Murat Atik, bugün cezaevine atılan, hakkında bin yılın üstünde hüküm verilen Adnan Oktar Grubu’nun üyesiydi!

Gizli saklı değil…

1999 yılında, gruba yapılan operasyonda, polisin bastığı adreslerden biri, yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirketiydi. Atik, o dönem Oktar’ın müridi olması nedeniyle, yargının hedefi oldu. Firar etti, kurtuldu.

Bu kadar değil…

2008 yılında sekiz çocuk ve kadının ifadeleri üzerine, Oktar Grubu hakkında bir cinsel istismar dosyası açıldı. O dosyada da Oktar Grubu üyeleri listesinde 40. sırada Atik’in adı yer alıyordu. Davada 18 numaralı sanıktı. Atik, o dosyada da firari oldu, kurtuldu.

Son açılan davada sanık değil, ama dosyadaki ifadelerde onun da grupla ilişkileri anlatılıyor. Mahkemeye gönderilen MASAK raporunda Adnan Oktar Grubu’yla para trafiği yer alıyor.

Daha da ilginci, duruşma tutanakları arasında ilginç bir ayrıntı daha var. Operasyonlarda Adnan Oktar Grubu’nda çeşitli silahlar bulunmuştu. Bir tanesi en son sanık Mustafa Işık’ta görülüyordu. İşte bu silahın eski sahibinin Abdülkerim Murat Atik olduğu, grup içinde devredildiği tutanaklarda yazıyor.

Sadece kendisi değil…

Atik’in şirketlerindeki ortaklarına bakıyorum. Onlar da Adnan Oktar Grubu’ndan isimler. Biri Hasan Basri Güner, firari. Diğeri İbrahim Saral Köprülü, o da firari.

İşin ilginci, ipin ucu çekildikçe TCDD ile Atik arasındaki bağın çok daha önce kurulduğu anlaşılıyor. Zira, TCDD’den İzmir Limanı işletme hakkını bir zamanlar alan şirket de Hasan Basri Güner’in. Elbette elde edilen gelirin önemli bir bölümü Adnan Oktar Grubu’na aktarılmış.

“Bu nasıl olur” diye kritik isimlere sordum…

Murat Atik’in kız kardeşi Ayşegül Esra Atik’in AKP’deki görevlerinden, vekil adaylığından bahsettiler. Murat Atik’in annesinin, Erdoğan ailesinden bazı isimlerle yakınlığını anlattılar.

İşin ilginci, atamanın ardından, Ankara’da da yeni genel müdürün Oktar bağlantıları konuşulmaya başlanmıştı. Abdülkerim Murat Atik’in bir zamanlar Adnan Oktar Grubu’nun finans bölümünde faaliyet gösterdiği, yönetici İbrahim Tuncer’e bağlı olduğu anlaşılmıştı.

Bugün Murat Atik, Oktarcılardan resmi olarak ayrılmış görünüyordu. Ancak organik ilişkisi devam ediyordu. Buna “kadife geçiş” diyorlardı. Nitekim, birçok eski grup üyesi, operasyonlardan sonra, Oktarcılardan şikâyetçi olurken Murat Atik olmamıştı. Hatta grup aleyhine hiç konuşmamıştı.

Kısacası…

TCDD’nin bir önceki genel müdürünün FETÖ ilişkisini yıllarca tartıştık. Hakkında soruşturma yapıldı. Kurum içinde dosyalar dolaştı. Yeni Şafak’ta bile haber oldu. Cumhurbaşkanı’na kadar şikâyetler gitti. Derken, “hızlı treni yetiştiremedi” diye eleştirilerek bir gün Resmi Gazete yazısıyla görevden alındı. Bu kez, Resmi Gazete yazısıyla yerine geldiğini öğrendiğimiz isim, yargılanan Adnan Oktar Grubu ile sapına kadar bağlantılı çıktı.

En küçük memuriyette güvenlik soruşturmaları yapılırken, ceza almasa dahi iltisak sebebiyle insanlar memuriyetten atılırken devletin tepesindeki hayatlar böyle. Bu durum, hem AKP’nin yaşadığı kadro sıkıntısını gösteriyor. Hem de Türkiye’nin artık dikiş tutmayan çifte standartlı düzenini. “Yönetemiyorlar” denilenin fotoğrafı çekilse, ancak bu kadar olurdu.

Bütün bunların sorumlusu kim mi?

Resmi Gazete’yi kim çıkarıyorsa herhalde o!

Keşke onu bulup masaya yatırsak. “Anlat” diyerek bilinçaltını sorgulasak. Belki de o gün kendisiyle yüzleştirecek, “Kandırılmıyorsun, aslında sen hep bunu istiyorsun” diyeceğiz.

TCDD’ye Adnan Oktarcı müdür yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

5 Eylül 2021 Pazar

Ekonomik krizle boğuşan Gine’de darbe oldu

Ekonomik krizin yaşandığı Batı Afrika ülkelerinden Gine’de askeri darbe oldu. Cumhurbaşkanlığı sarayının yakınında duyulan silah sesleri sonrası darbe girişimi olduğu iddiaları gündeme gelmişti. Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin yakalandığını duyuran askerler ülkenin kara ve hava sınırlarını da kapattıklarını duyurdu.

BOLD – Gine’nin başkenti Konakri’de cumhurbaşkanlığı sarayı ve idari binaların bulunduğu Kaloum bölgesinden yerel saatle 08.00’de silah sesleri duyuldu. Yerel basın, bölgede askerlerin sokağa indiğini, şehir merkezine girişlerin kapatıldığı ve yaralı askerlerin olduğunu yazdı.

Daha sonra özel kuvvetlerden olduğunu söyleyen bir grup haber ajanslarına bir video mesaj göndererek Cumhurbaşkanı Alpha Conde’nin yakalandığını ve anayasanın yürürlükten kaldırıldığını duyurdu. Cumhurbaşkanı Conde’nin ellerinde olduğunu gösteren görüntüleri de paylaşan darbeciler, ülke sınırlarının kapatıldığını aktardı.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer videoda ise Conde’nin askerlerle beraber bir odada fazlasıyla bitkin olduğu görüldü.

BİLDİRİ YAYINLANDI

Gine’de Özel Kuvvetler Birliklerinin (GFS) başındaki Mamady Doumbouya ve beraberindeki bir grup asker, devlet televizyonu RTG’de canlı yayına çıktı.

Doumbouya, anayasayı, hükümeti, kurumları feshettiklerini ve en kısa sürede halkın da katılımıyla yeni bir anayasa hazırlayacaklarını belirtti.

Hava ve kara sınırlarının kapatıldığını kaydeden Doumbouya, en kısa sürede bir geçiş hükümeti oluşturmak için çalışmalara başlayacaklarını söyledi.

Öte yandan Savunma Bakanlığı da bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanlığına giden darbecilerin korumalar ve bakanlığa bağlı güçlerce püskürtüldüğünü ifade etti.

ÜLKE KRİZLE BOĞUŞUYOR

Zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen Batı Afrika’nın en fakir ülkelerinden biri olan Gine aylardır derin siyasi ve ekonomik krizden geçiyor. Covid-19 pandemisinin daha da ağırlaştırdığı süreçte ülkenin iplerini elinde bulunduran Cumhurbaşkanı Alpha Conde, 7 Kasım 2020’de üçüncü defa bu göreve seçildi. Fakat seçim sürecinde ülkede kanlı çatışmalar yaşandı ve onlarca kişinin öldüğü olaylarda birçok muhalif isim tutuklandı.

Conde, Mart 2020’de tüm tepkilere rağmen “devlet kurumlarını modernleştirmek” adına Anayasa değişikliğine gitmişti. Muhalefet kendisini “anayasaya darbe” yapmakla suçlarken halk protestoları sert şekilde bastırılmıştı. Cumhurbaşkanı Ekim 2020’de Fransız basınına yaptığı açıklamada ömür boyu başkanlık uygulamasını başlatmayı istediğini belirtmişti.

AĞUSTOS’TA TÜRKİYE’DEYDİ

Cumhurbaşkanı Conde geçen Ağustos ayında Türkiye’yi ziyaret etmişti. Conde ve Erdoğan, 14 Ağustos’ta İstanbul’daki Vahdettin Köşkü’nde basına kapalı görüşmüştü.

Ali Erbaş yine AKP sözcülüğüne soyundu: ‘Seher Vakti’nde Sosyal medya düzenlemesi istedi

Ekonomik krizle boğuşan Gine’de darbe oldu yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Saray’ın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur” diyen Tuşalp’sız bir yıl geçti

12 Eylül darbecilerinin gözaltına alınanlara yaptığı işkenceleri haberleştiren ve cesareti birçok gazeteci adayına ilham kaynağı olan Erbil Tuşalp’ın ölümü üzerinden tam bir yıl geçti. 12 Eylül’ü en iyi belgeleyen gazetecilerden biri olarak kabul gören Tuşalp, ölümünden kısa bir süre önce İletişim Daire Başkanlığı’nın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur. İnsan olsalar onlar utanır!” sözleriyle karşılık vermişti.

BOLD – Gazeteci-Yazar Erbil Tuşalp 5 Eylül 2020 günü İzmir’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Tuşalp, KOAH hastalığı tedavisi gören ve çoklu organ yetmezliği nedeniyle 1 Eylül 2020 tarihinde İzmir Başkent Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı. Yoğun bakımda tedavisi süren 75 yaşındaki Tuşalp yaşam mücadelesini kaybetti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tuşalp’ın ölümünün ardından sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “Dik duruşundan asla taviz vermeden mesleğini yapan, bağımsız gazeteciliğin üstadı Erbil Tuşalp’ı İzmir’de yitirdiğimizi üzüntüyle öğrendim. Yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyor, acılarını paylaşıyorum” dedi.

TUŞALP KİMDİR?

Gazeteci-Yazar Tuşalp, 12 Eylül’ü en iyi belgeleyen gazetecilerden biri olarak biliniyor. Tuşalp, yaptığı haberler yüzünden Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılandı.

1945 yılında Konya’nın Akşehir ilçesinde doğan Tuşalp çocukluk yıllarını da ilçede geçirdi. Kara Harp Okulu’nu kazanan Tuşalp, 1965 yılında mezun oldu. Meslek hayatına TRT’de haber kameramanı olarak 1974 yılında başlayan Tuşalp, TRT’nin ardından Günaydın, Vatan, Dünya, Radikal, Posta ve Milliyet gazetelerinde, İSTA, ANKA Haber Ajansı, UBA Haber Ajansı ve ATV ve Show TV’de Olay, 32. Gün, Dünya Değişirken ve 40 Dakika programlarında çalıştı.

Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosunda siyasi muhabir olarak görev yapan Tuşalp, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda iki dönem Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. İnsan Hakları Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. İnsan haklarını sorgulayan, yakın dönemin ‘Susurluk Kazası’ gibi karanlıkta kalmış siyasal olaylarını araştırdı.

Araştırmacı kimliğiyle tanınan Tuşalp, Artık Demokrasi İsteyin, Ben Tarihim Bay Başkan, Paşa ile General, Önce Çocuklar Öldü başta olmak üzere birçok kitap yazdı.

SARAY BASIN KARTINI İPTAL ETTİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı’nın basın kartını iptal ettiği yüzlerce gazeteciden biri olan 75 yaşındaki Erbil Tuşalp, “Bu benim için onur belgesidir. insan olsalar onlar utanır!” demişti.

GAZETECİ ADAYLARINA İLHAM KAYNAĞI OLDU

Tuşalp’ın ölmünün birinci yılı nedeniyle sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan gazeteci Ünsal Ünlü duayen ismin kendisine ilham kaynağı olduğunu belirterek, “75 yaşında Basın Kartını iptal edenlere “Benim için onurdur, insan olsalar onlar utanır!” diyebilen, 12 Eylül faşizminin en koyu günlerinde yazdığı işkence haberleri sayesinde gazeteci olmaya karar verdiğim, hiç yüz yüze gelemediğim ustam, ağabeyim Erbil Tusalp 1 yıl olmuş..” ifadelerini kullandı.

12 EYLÜL’Ü EN İYİ BELGELEYEN GAZETECİ

Gazeteci Sertaç Çelik ise paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “12 Eylül vahşetini en iyi belgeleyenlerden biriydi. “Bin İnsan”, “Bin Tanık”, “Eylül İmparatorluğu”… Gazeteci-Yazar Erbil Tuşalp’in 1.ölüm yıl dönümünde anısına saygıyla” dedi.

Ali Erbaş yine AKP sözcülüğüne soyundu: ‘Seher Vakti’nde Sosyal medya düzenlemesi istedi

Saray’ın basın kartını iptal etmesine “Benim için onurdur” diyen Tuşalp’sız bir yıl geçti yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Ali Erbaş yine AKP sözcülüğüne soyundu: ‘Seher Vakti’nde Sosyal medya düzenlemesi istedi

Erdoğan ve AKP’lilerin uzun süredir istediği ‘sansür’ olarak da nitelenen yeni sosyal medya düzenlemesine Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan destek geldi. ‘Seher Vakti Buluşmaları’ adlı bir programda konuşan Erbaş, sosyal medyaya düzenlemenin bir zorunluluk haline geldiğini iddia etti. Sosyal medyada ise sansüre destek veren Erbaş’a tepki var.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, AKP politikalarına paralel yeni açıklamasıyla yine eleştirilerin odağı oldu. Online düzenlenen ‘Seher Vakti Buluşmaları’ adlı bir programda konuşan Erbaş, Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği sosyal medya düzenlemesinin gerekliliğini anlattı.

ÖNCE AHLAK

İnsanlığın küresel sorunlarının İslam ahlakı ile ilintili olduğunu söyleyen Erbaş, “Yani vahim bir ahlak krizi yaşanmaktadır yeryüzünde. Yaşadıklarımız tam bir değerler krizidir, değerler yozlaşmasıdır. Değerlerini kaybeden insanlığın huzurunun ve umudunun da kaybolduğunu söyleyen Erbaş, “Güzel ahlakın yeniden Müslümanlar arasında, hatta tüm insanlara yaygınlaştırılması noktasında ne kadar önemli bir vazifemizin olduğunu ben yeniden vurgulamak istiyorum. Bu göz ardı edildiği sürece insanlık, çevreden sağlığa, ekonomiden uluslararası ilişkilere kadar hiçbir küresel sorunu çözemeyecektir. Onun için önce ahlakı konuşmak zorunludur.” dedi.

İnsana, iyiliği de kötülüğü de seçme iradesinin verildiğini dile getiren Erbaş, “Bu noktada insana cüz’i bir irade verilmiştir. Buna göre imtihan olmaktayız. En güzel ameli hangimiz işleyeceğiz, onun imtihanı için dünyadayız. İyiliğe yönelir ve yeteneklerini o yönde geliştirirse insan, güzel ahlaklı, kötülüğü seçer ve kendini o yönde geliştirirse kötü ahlaklı olacaktır” dedi.

SOSYAL MEDYAYA DEĞİNDİ

Sosyal medyanın, sosyal ve kültürel değişim ve dönüşümün önemli bir aracı olduğunu belirten Erbaş, bu değişim ve dönüşümlerin, gündelik hayatta bazı kolaylıklar ve imkanlar sağladığını ancak insani ve ahlaki boyutta ciddi risklere de zemin oluşturduğunu söyledi. Erbaş, “Sanal ve dijital dünyadan taşarak gerçek hayatı etkisi altına alan bu durum, dinin fert ve toplum düzleminde hedeflediği ahlaki ilke, değer ve erdemlerden uzaklaşmaya sebebiyet verebilmektedir. Bu itibarla, sosyal medyanın kullanımıyla alakalı hukuki çerçeveyi belirleyecek yasal bir mekanizmanın ihdası ve güçlü bir bilincin inşası, ötelenemez bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.” dedi.

ERDOĞAN’IN DA AKLINDA SM YASASI VAR

17-25 Aralık Yolsuzluk Soruşturmalarından sonra birçok kez genişletilen internet ve sosyal medya kanunlarıyla kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliği gerekçe gösterilerek siyasi eleştiri içeren paylaşım ve haberlere erişim engellenmeye başlandı.

Ülke genelindeki orman yangınları sırasında yapılan paylaşımlara tepki gösteren Erdoğan, “Sosyal medyaya hiç olumlu bakmıyorum” diyerek yeni yasama yılında Meclis’e getirecekleri düzenlemeyi hatırlattı. AKP’li yetkililer Batı ülkelerini inceleyerek yeni düzenlemeler hazırladıklarını söylese de sosyal medya kullanıcıları sansür olarak niteledikleri çalışmalara tepkili.

ERBAŞ’A TEPKİ

Erbaş’ın sözleri sosyal medyada tepki topladı. Gazeteci Şirin Payzın, Ali Erbaş’ın sözlerini içeren haberi alıntıladığı mesajını “Sana ne” notuyla paylaştı. Sosyal medya kullanıcılarının tepkisiyse sert oldu. Bir sosyal medya kullanıcısı, “Zemin kaybediyor Mercedesi ve lüks hayatı tehlikede derhal düzenleme gelmesi lazım” diyerek tepkisini dile getirdi.

İlk neşteri 17/25’te vuran AKP şimdi son darbeye hazırlanıyor

Ali Erbaş yine AKP sözcülüğüne soyundu: ‘Seher Vakti’nde Sosyal medya düzenlemesi istedi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

IŞİD Kuzey Irak’ta 15 polis öldürdü

Irak’ın kuzeyinde, Kerkük ve Musul kenti yakınlarındaki kontrol noktalarına IŞİD tarafından düzenlenen saldırılarda 15 Iraklı polisin hayatını kaybettiği bildirildi.

BOLD – Irak’ın Kerkük vilayetinde bulunan Reşit ile Musul vilayetine bağlı Mahmur ilçelerinde Irak güvenlik güçleri ile IŞİD arasında çıkan çatışmalarda en az 15 Irak güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi.

Kerkük Polis Müdürlüğü Basın Bürosundan yayınlanan yazılı açıklamada, Irak Federal Polis gücüne ait gözlem noktasına IŞİD mensupları tarafından silahlı saldırı düzenlendiği belirtildi.

Saldırıda 2 polisin öldüğü bilgisine yer verilen açıklamada, olay üzerine bölgeye gönderilen destek gücüne ait askeri araçların geçtiği yola tuzaklanan bombaların uzaktan kumandayla patlatılması sonucu en az 10 polisin öldüğü ifade edildi.

Güvenlik kaynakları ayrıca Musul kentinin güneydoğusundaki bir ordu kontrol noktasına silahlı kişilerin düzenlediği saldırıda en az üç Irak askerinin öldüğünü ve bir askerin de yaralandığını açıkladı.

Açıklamada, saldırıdan sonra bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldığı bildirildi.

TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN KINAMA

Dışişleri Bakanlığı, çatışmalarda en az 15 Irak güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiği saldırıları şiddetle kınadı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bu menfur terör saldırılarında hayatını kaybeden Irak güvenlik görevlilerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, dost ve kardeş Irak halkı ile hükümetine taziyelerimizi sunuyoruz” ifadesine yer verildi.

“Komşumuz Irak’ın terörle mücadelesinde dayanışma içinde bulunduğumuzu ve her türlü desteği sağlamaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” açıklamasında bulunuldu.

KUZEY IRAK’TA IŞİD VARLIĞI

Suriye’de yaşanan iç savaş ve Irak’taki güçsüz devlet yapısının da etkisi ile 2014 yılında, bu iki ülkede geniş bir alana egemen olan ve bir ‘Halifelik’ kurduğunu ilan eden IŞİD, 2019’a gelindiğinde sahip olduğu tüm topraklardan çıkartılmış ve askeri anlamda büyük oranda yenilgiye uğratılmıştı. Ancak söz konusu örgüte ait hücrelerin hala farklı ülkelerde faal olduğu belirtiliyor.

IŞİD, Irak’ta da Haziran 2014’te Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük illerinin bir kısmını ele geçirmişti.

Eski Başbakan Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017’de IŞİD’e karşı zafer kazanıldığını duyurmuş ve IŞİD’in ele geçirdiği topraklar geri alınmıştı.

Irak’ın IŞİD’den temizlenmesinin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen söz konusu vilayetlerin kırsal bölgelerinde örgütün saldırıları sürüyor.

IŞİD’in Afganistan’daki kolu da geçen hafta Kabil Havalimanı’nda bir intihar saldırısı düzenlemiş ve yaşanan olayda, aralarında 13 Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askerinin de olduğu onlarca kişi hayatını kaybetmişti.

ABD’nin Irak’ta görev yapan askerlerinin büyük bir bölümü bir önceki ABD Başkanı Donald Trump’ın döneminde ülkesine dönmüş, Trump’ın Halefi, mevcut Başkan Joe Biden da daha önce, halihazırda Irak’ta kalan 2 bin 500 Amerikan askerinin sene sonuna dek ABD’ye döneceğini açıklamıştı.

İstihbarat başkanları görüşecek: Erdoğan, Şam ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor

IŞİD Kuzey Irak’ta 15 polis öldürdü yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Avrupa’ya göçenlerin yeni adresi İtalya: Pandemideki en yüksek seviyeye ulaştı

AB Komisyonu’nun hazırladığı bir rapora göre Avrupa Birliği’ne üye ülkelere yasadışı göçte önemli oranda artış var. Türkiye’den Avrupa’ya geçişlerde de son bir buçuk yılın en yoğun dönemi yaşanırken,  göçmenlerin artık Yunanistan yerine daha çok İtalya’yı tercih etmesi dikkat çekiyor.

BOLD – Akdeniz ve Ege Denizi üzerinden Avrupa Birliği’ne (AB) yasa dışı göç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünya geneline yayıldığı geçen yıl mart ayından bu yana en yüksek seviyede.

Almanya’da yayınlanan Welt am Sonntag gazetesinin, AB Komisyonu’nun konuyla ilgili bir raporuna dayandırdığı haberine göre, Türkiye’den yasa dışı bir şekilde AB’ye gelenlerin sayısı, koronavirüs pandemisi nedeniyle uluslararası trafiğin sekteye uğradığı 2020 yılının Mart ayından bu yana geçen hafta en yüksek seviyeye ulaştı.

TÜRKİYE’DEN İTALYA’YA GEÇİŞLER, YUNANİSTAN’A GEÇİŞLERİ GEÇTİ

Yasa dışı göçte dikkat çeken yeni trend ise Türkiye’den Avrupa’ya geçişlerde Yunanistan yerine İtalya’nın tercih edilmesi. Göçmenlerin, Türkiye ile 200 kilometreden fazla kara sınırı paylaşan ve Ege’deki adaları birkaç kilometre ötede bulunan Yunanistan yerine denizden yüzlerce kilometre ötedeki İtalya’yı tercih etmesi ilginç bir gelişmeye işaret ediyor.

Söz konusu habere göre bu yıl Türkiye’den 4 bin 577 kişi deniz ve kara sınırlarını aşarak komşu ülke Yunanistan’a geçiş yaptı.

Aynı zaman diliminde Türkiye’den yola çıkan yasa dışı göçmenlerden İtalya’ya ulaşanların sayısı 4 bin 739 olarak açıklanırken, bunlardan 670’inin geçen hafta geldiği ifade ediliyor.

AB raporunda yer alan verilere göre İtalya’ya, son bir haftada Kuzey Afrika kıyılarından yola çıkarak gelenlerin sayısı da 3 bin 236 kişi oldu; bu da yine 2020 senesinin Temmuz ayından bu yana kaydedilen en yüksek haftalık oran.

ARTAN SAYILARA RAĞMEN SINIRLAR SAKİN

Welt am Sonntag haberinde ayrıca, 2021’de bugüne dek 39 bin 183 göçmenin Akdeniz üzerinden AB’ye yasa dışı giriş yaptığı ve bu rakamın geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 83’lük bir artışa tekabül ettiği vurgulandı. 2019’un aynı dönemi ile karşılaştırıldığında ise artışın yedi kat olduğu görülüyor.

Yine Akdeniz üzerinden İspanya’ya gelen yasa dışı göçmen sayısı da, geçen yılın aynı zaman dilimine kıyasla yüzde 47 artarak 20 bin 500 olarak kaydedildi. Ancak raporda, tüm bu verilere rağmen AB dış sınırlarında durumun, büyük bir sığınmacı akınının olduğu 2015 sonrasına göre sakin olduğu da belirtiliyor.

ALMANYA’YA GÖÇ DE ARTTI

AB Komisyonu raporunun Almanya ile ilgili bölümünde aktarılan verilere göre, 2021 yılının ilk yedi ayında Almanya’ya yaklaşık 72 bin iltica başvurusunda bulunuldu. Bu başvuruları yapanların büyük çoğunluğunun da diğer AB ülkelerinden gelerek, yasa dışı yollarla Almanya’ya girdiği ifade ediliyor. 2021’de Almanya’ya en fazla iltica başvurusu ise 12 bin 200 başvuru ile Temmuz ayında yapıldı. Söz konusu veri, 2020’nin Ocak ayından bu yana en yüksek rakama işaret ediyor. İltica başvurusunda bulunanlar arasında geçen yıl olduğu gibi 2021’de de Suriyeliler ilk sırada yer alırken, Afganistanlılar en kalabalık ikinci grubu oluşturuyor.

Almanya, halihazırda bu ülkede yaşayan 280 bin Afganistanlı ile, Orta Asya dışında en fazla Afgan barındıran ülke durumunda. Gazetede yer alan habere göre uzmanlar, Afganistan’dan başlayacak olası yeni bir göç dalgasında çok sayıda kişinin Almanya’ya gelmeye çalışacağını düşünüyor.

Avrupa Konseyi, Ege’deki geri itmeler konusunda Yunanistan’ı bir kez daha uyardı

Avrupa’ya göçenlerin yeni adresi İtalya: Pandemideki en yüksek seviyeye ulaştı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

A Haber baltayı yine taşa vurdu

A Haber’in İBB garajında ‘tamir bekleyen otobüsler’ olarak servis ettiği görüntülerdeki araçların AKP döneminde alınan ve İstanbul şartlarına uygun olmadığı için çürümeye terk edilen metrobüsler olduğu ortaya çıktı. A Haber’e “Yalan haber merkezi” diyen İBB Sözcüsü Murat Ongun, israfı yeniden gündeme getirdiği için ise A Haber’e teşekkür etti. Geçen ay da AKP’li Fatma Betül Sayan, İBB yönetimini suçladığı paylaşımını silmek zorunda kaldı.

BOLD – A Haber yine bir İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) haberi ile gündemde. A Haber ekibi, İBB garajında çürümeye yüz tutmuş otobüsleri drone ile havadan görüntüleyerek İBB yönetimini eleştirdi.

Kanalın yayınladığı haberden kısa süre sonra gerçek ortaya çıktı. Görüntüye alınanların

YALAN HABER MERKEZİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sözcüsü Murat Ongun A Haber’in çektiği görüntülere sosyal medyadan cevap verdi. Ongun paylaşımında, “Yalan merkezi A Haber yine baltayı taşa vurdu. Drone ile çektiğiniz otobüsler eski İBB yönetimi tarafından 65 milyon avroya alınan, İstanbul’da kullanılamayacağı anlaşıldığı için hurdaya çıkartılıp çürütülen metrobüsler. İsrafı tekrardan belgelediğiniz için teşekkürler” dedi.

YEREL SEÇİMLERDEN BU YANA İBB A HABERİN HEDEFİNDE

A Haber geçen sene de İBB’yi hedef alan bir habere imza atmış, kendi görüntüsü haberi yalanlamıştı. A Haber, su kesintisi yaşandığı iddia edilen bir evde kesintiden dolayı mağdur olduğunu iddia ettiği bir vatandaşla röportaj yaptı. A Haber muhabirinin evin içinde anons yaptığı sırada, evdeki çamaşır makinesinin çalışması dikkat çekti.

AKP’Lİ SAYAN DA PAYLAŞIMINI SİLDİ

Öte yandan 25 Ağustos tarihinde yine İBB’yi hedef alan AKP İstanbul Milletvekili Betül Sayan Kaya, İBB barınaklarında hayvanların bakımsızlıktan öldüğü görüntüleri paylaştı. Ancak görüntülerin AKP dönemine ait olduğu ortaya çıkınca paylaşımını sildi.

A Haber baltayı yine taşa vurdu yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

‘Şükret’ diyen imam asgari ücretle çalışsın benden daha sosyalist olur

Bir sokak röportajında Diyanet’in ‘şükret’ fetvalarını eleştiren vatandaş, “‘Şükret’ diyen imam asgari ücretle çalışsın bak o minarede nasıl eylem yapıyor” ifadelerini kullandı.

BOLD – Sokak röportajları halkın nabzını tutmaya devam ediyor. Vatandaşın gündeminde yine zamlar ve kötü ekonomi var. Gelir eşitsizliği ve asgari ücrete dikkat çeken bir vatandaş Diyanet’in Cuma hutbelerinde vatandaşa salık verdiği ‘şükret’ fetvalarını eleştirdi.

Asgari ücretlilere şükretmeyi nasihat eden imamların 7 bin lira maaş aldığını hatırlatan vatandaş, “İmamlar 2 bin 850 liraya çalışsın senden benden daha sosyalist, daha sosyal demokrat olur. ‘Şükret’ diyen imam asgari ücretle çalışsın bak o minarede nasıl eylem yapıyor” ifadelerini kullandı. Vatandaşın sözleri çevredekilerin gülüşmelerine neden oldu.

Adalet Bakanı Gül’den beyaz Toros çıkışı: Statüko beyaz Torosları sever

‘Şükret’ diyen imam asgari ücretle çalışsın benden daha sosyalist olur yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

KHK’lı hakim Gülsüm Coşar, gözyaşlarıyla toprağa verildi

KHK ile ihraç edildikten sonra mülteci olarak bulunduğu Almanya’da rahatsızlanarak vefat eden hakim Gülsüm Coşar, Ankara’da toprağa verildi. Coşar, geride 5 yaşındaki oğlu Yusuf’u ve cezaevinde eşini bıraktı

BOLD – HSYK tarafından mesleğinden ihraç edildikten sonra 5 yaşındaki oğlu Yusuf ile mülteci olarak Almanya’ya geldikten sonra genç yaşta vefat eden hakim Gülsüm Coşar(31), Ankara’da toprağa verildi.

Coşar, Sincan Cimşit Mezarlığında kılınan cenaze namazının ardından defnedildi. Coşar, Almanya’da 1 Eylül tarihinde aniden rahatsızlanarak hayatını kaybetmişti.

KHK İLE ATILDI, EŞİ CEZAEVİNDE

Gaziantep’te hakim olarak görev yapan Gülsüm Coşar, 31.8.2016 günü OHAL KHK’larında yer alan hükümlere dayanılarak HSYK tarafından ihraç edildi. Hakim Coşar’ın savcı olan eşi Aykut Coşar da aynı tarihte ihraç edildi. Savcı Aykut Coşar, daha sonra hakkında açılan davada tutuklandı. 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan savcı Aykut Coşar, halen Gaziantep cezaevinde bulunuyor.

Annesi vefat etti, babası cezaevinde: Gurbet elde bir Yusuf kaldı

KHK’lı hakim Gülsüm Coşar, gözyaşlarıyla toprağa verildi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Cemil Çiçek, Saygılı’nın başvurusunu ‘Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu yok’ diye reddetmiş

Erdoğan Bayraktar’ın itirafları sonrası 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla ilgili “Hukuk ne diyorsa onu yaptım” diyen TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek’in, soruşturmayı yürüten polis şefi Yakub Saygılı’nın başvurusunu “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu diye bir komisyon yok” diyerek reddettiği ortaya çıktı.

BOLD ANALİZ – 17-25 Aralık soruşturması, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın “Tapeler, teknik takip A’dan Z’ye doğrudur” sözleriyle bir kez daha tartışılmaya başlandı.

Diken’den Altan Sancar’a konuşan Bayraktar, Reza Zerrab’dan rüşvet aldığı belirtilen Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Egemen Bağış’la aynı torbaya konularak istifa ettirilmesine tepki gösterdi. Bayraktar, “Dosyamda Cemil Çiçek, yalvardı onlara. Çiçek de beni sevmez, Erdoğan’ın adamı olduğum için. Çiçek, ‘Erdoğan dosyasını buna sokmayın, bu ayıptır. Onların dosyası başka, bunun dosyası başka’ dedi. Ama beni de o dosyanın içine soktular” dedi.

Odatv’ye konuşan Cemil Çiçek ise, “Erdoğan Bayraktar’ın ne söylediği beni ilgilendirmiyor, ben hukuk ne diyorsa onu yaptım” cevabı verdi. Ancak Cemil Çiçek’in 17-25 Aralık sürecinde hukukun gereğini yerine getirmediğini gösteren bilgi gündeme geldi.

SAYGILI, MECLİS KOMİSYONUNA BAŞVURDU

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten polis şefi Yakub Saygılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevinden yolsuzluk komisyonunda dinlenmek için yaptığı başvuru dilekçesini, dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” diye bir komisyon yok” diyerek iade ettiği ortaya çıktı. T24’den Arzu Yıldız’ın haberinde, Saygılı’nın ikinci kez komisyona yolladığı mektuba da AKP’li Hakkı Köylü’nün “soruşturma ile alakası yok” cevabı verdiği belirtiliyor.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in Yakup Saygılı’ya verdiği cevap.

ÇİÇEK, BÖYLE BİR KOMİSYON YOK DEYİP REDDETMİŞ

Meclis Yolsuzluk Komisyonuna eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın 11.07.2014’te dinlenme talebiyle gönderdiği 7 sayfalık dilekçeye, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in 11.12.2014’te cevap yazarak “Yolsuzluk Araştırma Komisyonu” adı altında bir komisyon bulunmadığı cevabı gönderdiği, Saygılı’nın Çiçek’in tek sayfalık cevabı üzerine yeniden tek sayfalık bir dilekçe göndererek talebini yinelediği kaydedildi. Çiçek’in verdiği cevapta, ““TBMM ile ilgili yazılarınızda ifade edilen “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” adıyla bir komisyon bulunmamaktadır. İlgi (a) yazı ekinizde gönderilen dilekçenin 4.sayfası eksik olup ilgi (a) ve (b) yazılarınız ekte iade edilmiştir” denildi.

Çiçek’in reddetmesi üzerine Saygılı’nın bu kez de komisyon başkanı Hakkı Köylü’ye dilekçe ile başvurduğu, Köylü’nün 09.01.2015 tarihinde Saygılı’ya “Dilekçeniz ve ekleri komisyonumuzca yürütülen soruşturma konusu ile ilgili görülmediğinden ilişikte iade edilmiştir” cevabı vererek başvuruyu reddettiği belirlendi.

Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü’nün Yakup Saygılı’ya verdiği cevap.

17-25 Aralık soruşturmasını yürüten, Reza Zerrab, bakanlar ve çocukları hakkındaki delillerin neredeyse tamamını toplayan Mali Şube Müdürü Saygılı’nın dilekçeleri, Meclis Yolsuzluk Komisyonu dosyasına girmeden dosya kapatıldı.

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını yürüten İstanbul Emniyeti Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı.

Saygılı’nın 27.11.2014’te gönderdiği ancak Cemil Çiçek’in işleme koymadığı 7 sayfalık dilekçe ve talepleri şöyle:

“-2010 yılında Rıza Sarraf’ın Emniyetin hangi biriminde ne kadar hibede bulunmuştur?

-MİT’in 8 ay önce Rıza Sarraf ve bakanların ilişkisine dair hazırladığı raporun kim tarafından kaleme alındığı, bu raporun savcılığa bildirilip bildirilmediği, raporun sunulduğu Başbakan ve raporu sunanların suçu bildirmeme yetkisi bulunmakta mıdır?

-2013 yılında Rıza Sarraf’ın Dubai’ye gönderdiği yüzlerce kilogram altınlara Atatürk Havalimanında müdahale edildiğinde neler yaşanmıştır? Gümrük görevlileri altın çantalarını açmaya neden korkmuşlardır?

‘Sarraf’la ilgili haberler için hangi bakan devreye girdi?’

-Zafer Çağlayan’ın en kaliteli piyanosunu kim almış ve parasını kim ödemiştir?

-MİT 17 Aralık’ta adı geçenlerden hangilerini dinleyip bu kadar kapsamlı rapor hazırlamıştır konunun TİB’den araştırılması

-İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ın operasyondan 20 gün önce Mali ve Organize Şube müdürünün görevden alınmasını neden istediği ve yerine kimleri atanacağı…

-Sarraf bakanları devre dışı bırakarak aslında kimle çalışmak istiyordu?Zafer Çağlayan buna nasıl ve neden mani oldu?

-Seçim için adaylığı belli olmamışken Daire Başkanı Engin Dinç ve bazı yetkililer İstanbul İstihbarat ve Mali Şube Müdürlerini arayarak Mustafa Sarıgül hakkında dosya hazırlanmasını isteyecek kadar ileri gitti mi?Şube müdürleri ne yaptı? Mali ve Organize Şubebin daha 17 Aralık ortada yokken tasfiye edilmek istenmelerinin bu olayda takındıkları tavır ile ilgilisi var mı?

-Sarraf ile ilgili medyada çıkacak haberler hangi bakanların devreye girmesi ile engellendi. Bakanlar neden Sarraf için devreye girdi?

-17 Aralık’ta “sıfırlanamayan paralar” olayın aslında ne olduğu, konunun adli tapeleri ve neden sevkiyata el konulmadığı…

-Soruşturma savcısı Celal Kara iddianame hazırlarken neden görevden alındı, soruşturma taslağında kimler vardı?”

Eski Milli Eğitim Bakanı Çelik: Dershanelerin kapatılmasına karşıydım, başbakanı da ikna ettim

Cemil Çiçek, Saygılı’nın başvurusunu ‘Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu yok’ diye reddetmiş yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Eski Milli Eğitim Bakanı Çelik: Dershanelerin kapatılmasına karşıydım, başbakanı da ikna ettim

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bakanlığı döneminde dershanelerin kapatılmasına karşı olduğunu, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ı da bu yönde ikna ettiğini söyledi. Çelik, “Bugünkü sınav yapısı devam ettiği sürece ben dershanelerin kapatılmasına karşıyım. Bu gündeme geldiği zaman da ben karşı oldum. Sayın başbakana da o yönde ikna ettim” dedi.

BOLD – Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Milli Görüş’e yakın TV5’te Mustafa Aydın’la Eğitim Dünyamız adlı programda dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Bakanlıktaki teşkilat kanununun eğitim politikasını uygulamada sorunlara neden olduğunu söyleyen Çelik, “Milli Eğitim, Türkiye’nin kanayan yarası” dedi. Bakanlığı sürecinde dershanelerin kapatılmasına karşı çıktığını belirten Çelik, şunları söyledi: “Bugünkü sınav yapısı devam ettiği sürece ben dershanelerin kapatılmasına karşıyım. Bu gündeme geldiği zaman da ben karşı oldum. Sayın başbakana da o yönde ikna ettim. Diyelim ki tamamen kursları da yasakladınız. Bu sefer iki kafadar, üç kafadar öğretmen onlar bir araya geliyorlar okuldaki öğrenciye diyorlar ki annene babana söyle sana bir takviye vermemiz lazım. Onlar onun evine ya da onlarım belli yerleri var oraya gidiyorlar bu sefer merdiven altına iniyor. Siz insanlar meşruiyet içinde yasal zeminde gereksinim duyulan ihtiyaç olan bir şeyi yapmaya müsaade etmezseniz o ihtiyaç ortadan kalkmadığı sürece o yapılır. Bu sefer illegal şekilde yapılır, kaçak yapılır merdiven altına iner. Hiç olmazsa diğerinde devlet vergisini alıyor ve devlet asgari düzeyde de de olsa kontrolü var.

ÇOK ÇABA HARCADIM GÜCÜMÜZ YETMEDİ

Milli Eğitim Bakanlığı’na bana kalırsa en büyük darbeyi vuran şey Milli Eğitim Teşkilat Kanunu’dur. Ben o zaman sayın cumhurbaşkanımız o zaman başbakandı cumhurbaşkanımız ve etkili yetkili olabilecek partiler nezdinde de çok çaba harcadım ama gücümüz yetmedi buna. Teşkilat kanunda ne yapıldı? Hâlbuki ismi değiştirilen, birleştirilen veya ayrılan bakanlar bakanlıklar için bu yapılabilirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ismi değişmedi bu aslında olmaması gereken bir şeydi. Milli eğitim Bakanlığı’nın kurumsal hafızası olan arkadaşlarımızın hepsi havuza atıldı. En büyük israf insan israfıdır. Havuz dediğim şey şudur Milli Eğitim Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdürlüğü yardımcılığı, daire başkanlığı, il ve ilçe müdürlüğü, talip terbiye kurluğu üyeli yapmış binlerce insan özlük hakları garantiye alındığı için onlarda uslu uslu oturup maaşların aldılar.

BAKAN DEĞİŞİNCE SİL BAŞTAN YAPMAK ZORUNDA

Sonraki dönemlerde de ben şunu anlamakta güçlük çekiyorum. Tekrar söylüyorum. İktidar değişince yeni gelen bakan arkadaşlar zihniyet itibariyle uygulanacak program itibariyle pedagojik olmak kaydıyla. Bana göre 60 darbesi büyük bir cinayetti bunu meşrulaştıran öğretmeni talim terbiye kurumda neden tutayım bunu bir örnek olsun diye söylüyorum. Bakan değiştikçe kadro tepeden tırnağa değişince bu sefer yeninde sil baştan yapmak zorunda. Birisi geliyor bir yere oturuyor bir şeye başlıyor, ondan sonra o değişince yeni baştan bir başkası geliyor o, orada yeniden bir şeye başlıyor ne oluyor sonuca gidemiyorsunuz bu sefer. Bu maalesef milli eğitim bakanlığının AK Parti hükümetine mahsusta değil bu konulduğu günden beri kanayan yaralarından birisidir.”

Adalet Bakanı Gül’den beyaz Toros çıkışı: Statüko beyaz Torosları sever

 

Eski Milli Eğitim Bakanı Çelik: Dershanelerin kapatılmasına karşıydım, başbakanı da ikna ettim yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

İstihbarat başkanları görüşecek: Erdoğan, Şam ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor

Türk ve Suriye istihbaratlarının yöneticilerinin Irak’ın başkaneti Bağdat’ta biraraya geleceği bildirildi. MİT Başkanı Fidan ile Suriye Ulusal Güvenlik Başkanı Memlük’ün yapacakları görüşmenin iki ülke arasında ‘yeni bir sürecin başlangıcı olabileceği’ belirtiliyor.

BOLD – Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ve Suriye Ulusal Güvenlik Başkanı Ali Memlük arasında Irak’ın başkenti Bağdat’ta tarihî bir görüşme gerçekleştirileceği bildirildi.

İddia ilk olarak Iraklı güvenlik unsurlarına yakın kaynaklar tarafından ortaya atıldı. Türkiye gazetesi de Türk yetkililerin söz konusu iddiaları doğruladığını yazdı.

Görüşmenin yakın bir tarihte gerçekleşeceği ve önemli konu başlıklarının masada olacağı belirtildi.

PEKİN: YENİ BİR SÜRECİN BAŞLANGICI OLABİLİR

Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Bağdat görüşmesi için ‘yeni bir sürecin başlangıcı olabilir’ değerlendirmesinde bulundu. İsmail Hakkı Pekin “Suriye’de iç savaşın çıktığı 2011 yılı ortalarında kopan Türkiye-Suriye ilişkileri nedeniyle her iki tarafın da maddi manevi büyük kayıpları oldu. Birkaç yıldır Rusya ve İran gibi aracı ülkeler üzerinden yürütülen sürecin de çok fazla bir anlamı kalmadı. Hakan Fidan ile başlayan süreç kesinlikle diplomasi ve siyaset kanallarını yeniden aktif hale getirecek. Yeni bir dönem başlayacak” şeklinde görüş belirtti.

Hakan Fidan-Ali Memlük görüşmesinin en önemli konu başlıklarının PKK ve göç meselesi olacağı ifade ediliyor. Bununla birlikte Dera, İdlib gibi Türkiye’yi yakından ilgilendiren bölgeler de bu görüşmede gündeme gelebilir.

“BAĞDAT TEMASINI ÇOK DAHA GÜÇLÜ ADIMLAR İZLEYECEK”

Genelkurmay İstihbarat eski Başkanı Pekin’e göre, bu süreci Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ile yürütülen olumlu ilişkiler kapsamında değerlendirmek gerekiyor.

Pekin, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bağdat temasını çok daha güçlü adımlar izleyecek.”

Türk ve Suriye istihbarat birimlerinin en yetkili iki isminin en son 2020 yılı ocak ayında Moskova’da bir araya geldiği biliniyor.

Biden imzaladı: 11 Eylül saldırılarının belgeleri halka açılıyor

İstihbarat başkanları görüşecek: Erdoğan, Şam ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Avrupa Konseyi, Ege’deki geri itmeler konusunda Yunanistan’ı bir kez daha uyardı

Avrupa Konseyi, Yunan makamlarının denizde göçmenleri kurtarma çalışmaları yürüten sivil toplum kuruluşlarına (STK) para cezası verilmesini öngören yasa tasarısını değiştirmesini istedi.

BOLD – Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, şu anda Yunan parlamenterler tarafından tartışılmakta olan yasa tasarısının “STK’lar tarafından denizde yürütülen hayat kurtarma çalışmalarını ve Ege’deki insan hakları izleme kapasitelerini engelleyeceğini” söyledi.

Yunanistan’ın merkez sağ hükümeti, iki yıl önce göreve başlamasından bu yana sınır kontrollerini sıkılaştırdı ve Afganistan’da devam eden krize yanıt olarak ek kısıtlamalar sözü verdi.

Şu anda mecliste tartışılan Sınırdışı ve İade Yasası’nda yer alan bir hükme göre, sahil güvenlik izni olmadan yürütülen kurtarma operasyonlarına katılan hayır kurumlarının üyeleri bir yıla kadar hapis ve bin euro para cezasına çarptırılabilir ve STK’lar ek para cezası alabilir.

Ayrıca, yasa tasarısının sığınma hakkı, geri göndermenin önlenmesi ve otomatik, geniş çaplı gözaltının önlenmesi üzerindeki etkisi konusunda insan hakları kuruluşları arasında ‘ciddi endişeler uyandırdığı’ vurgulandı.

Mijatovic, açıklamasında, “Parlamento üyelerini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mülteci Sözleşmesi de dahil olmak üzere Yunanistan’ın yükümlülüklerini tam olarak yansıtmasını sağlamak için bu tavsiyelerden yararlanmaya çağırıyorum.” dedi.

Erdoğan ve Miçotakis, Afganistan’dan göçü görüştü: Sınırlandırılması ortak çıkarımız

Avrupa Konseyi, Ege’deki geri itmeler konusunda Yunanistan’ı bir kez daha uyardı yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Uzman bilirkişiler ByLock raporu hazırladı: Münhasır bir uygulama değil

AİHM’nin Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tutuklamaya yeterli delil olmadığı kararı sonrası uygulamanın ‘münhasır’ yani sadece Gülen Hareketi mensuplarınca kullanıldığı iddiası çürütüldü. Adli bilişim uzmanları Levent Mazılıgüney ve Koray Peksayar, hazırladıkları rapoda “İletişim uygulamasının kriptolu olması “münhasır” olduğunu göstermez” tespiti yaptı.

BOLD ÖZEL – AİHM’nin Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tutuklamaya yeterli delil olmadığı kararı vermesi sonrası hükumete yakın medyada programın Gülen Hareketi mensuplarınca münhasır(bir kişi için ayrılmış,özel) olduğu iddiası dile getirildi. Adli bilişim uzmanları Levent Mazılıgüney ile Koray Peksayar, ByLock uygulamasının münhasır olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu hazırladı.

Bilirkişi raporunda, ByLock mobil iletişim uygulaması kullanımı isnatlı yargılamalarda süregelen tartışmalar
uygulamanın “münhasır” olup olmadığı yani yalnızca Gülen Hareketi mensuplarınca kullanıldığı, başkalarınca kullanılmasının mümkün olup olmadığı sorularına cevabı arandı.

Raporda, ByLock’ın kriptolu(şifreli) mesajlaşmaya imkan tanıyan Whatsapp, Telegram, Skype, Signal ve BİP gibi bir uygulama olduğu, mesajlaşma programlarının değişen seviyelerde şifreli iletişim imkânı sağladığı belirtildi. Raporda, “Yaygın kullanılan mobil iletişim uygulamaları arasında kriptolu olmayan uygulama bulunmamaktadır. İletişim içeriklerinin üçüncü taraflarca tespitinin engellenmesi için hemen tüm iletişim uygulamaları değişken seviyelerde şifreleme yöntemleri kullanılır. Elektronik ortamda dolaşımda olan iletişim içeriğinin dinlenilmesinin, değiştirilmesinin, ekleme ve çıkarma yapılmasının kısaca manipülasyona uğramasının engellenmesi için kripto kullanımı yaygın uygulanan bir yöntemdir. İletişim uygulamasının kriptolu olması teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez” denildi.

Raporda, ByLock uygulamasının Nisan 2014-Mart 2016 tarihleri arasında Google Play Store, Nisan 2014-Eylül 2014 tarihleri arasında ise Apple Store mobil uygulama mağazalarından indirilerek kurulması ve kullanılmasının mümkün olduğu ifade edildi. Raporda, ByLock’un indirilip kullanılabilmesi için üçüncü bir tarafın referansına ihtiyaç olmadığı, “Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir” görüşü ifade edildi.

AİHM, Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tek başına tutuklamaya yeterli delil olmadığına karar verdi.

Rapordaki tespitler şöyle:

MOBİL UYGULAMA MAĞAZALARINDAN İNDİRİLEBİLİYORDU

“ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarından indirilip kullanılmasında kullanıcılar açısından bir engel ya da sınırlama bulunmamaktadır.

ByLock uygulamasını geliştirenlerle ilgili FETÖ/PDY üyeliği iddiası teknik bir konu olmayıp yargı mercilerinin sorumluluğunda olduğu değerlendirilmektedir. Ancak uygulama geliştiricileriyle ilgili herhangi bir örgüt üyeliği iddiasının bulunması, geliştirilen uygulamaların yalnızca iddia konusu üyelerine “münhasır” olduğunu göstermez. Benzer şekilde Morbeyin uygulaması geliştiricileri hakkında FETÖ/PDY üyeliği iddiaları olduğu kamuoyuna yansımıştır ancak Morbeyin uygulamaları herkes tarafından indirilip kullanılabilmiştir.

BENZER ÖZELLİKLERE SAHİP ÇOK SAYIDA MESAJLAŞMA PROGRAMI VAR

ByLock uygulamasının “münhasır” olmasına gerekçe olarak belirtilen diğer hususların bir bölümü uygulama geliştirici ya da yöneticilerinin tercihlerinden kaynaklıdır. Benzer özelliklere sahip çok sayıda iletişim uygulaması bulmak mümkündür. Belirtilen özelliklerden birinin ya da birkaçının ya da tamamının bir arada olması mobil iletişim uygulamasının “münhasır” olduğunu teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermez.
Uygulamanın web sitesinin bulunmaması, kendi kendine imzalı sayısal sertifika kullanılması, şifre kurtarma seçeneği olmaması yaygın kullanılan uygulamalarda sık karşılaşılan bir durum olmamakla birlikte kullanıcı sayısı yüksek olmayan çok sayıda uygulama için olağandır. Geliştirici/yönetici tercihi olabilir. Uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

WHATSAPP, TELEGRAM, SİGNAL BENZER ÖZELLİKLERE SAHİP

Benzer şekilde tanıtım yapılmaması, VPN kullanım zorunluluğu, kullanıcılara bilgi vermeden uygulamayı kapatma gibi hususlar da geliştirici/yönetici tercihi olabilir. Bu hususlar teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde uygulamanın “münhasır” olduğunu göstermez.

Kullanıcı sayısını artırmak için gayret gösterilip gösterilmediğini kesin olarak bilmek mümkün değildir. Bu husus teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde uygulamanın “münhasır” olduğunu göstermez.
Snapchat, Whatsapp, Telegram, Line, Skype, Twitter, Instagram, Facebook, Signal, Hangouts, vb. uygulamalar yukarıda belirtilen özelliklerden bir ya da birkaçına sahiptir.

“apk” uzantılı android uygulama paketi dosyaları ile hemen her uygulamanın USB/Flash Bellek, SD kart veya bluetooth kullanılarak yüklenmesi mümkündür. Her türlü veri taşıyıcı ile uygulamaların yüklenebiliyor oluşu genellikle uygulamanın değil, mobil cihaz ve işletim sisteminin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu husus uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Line uygulamasına Facebook bilgileriyle, Instagram uygulamasına sadece e-posta ile (kullanıcılar birden çok ve farklı isimlerle e-postalara kolaylıkla sahip olabilirler) kayıt olabilirler. Hotmail hesabı almak ise herhangi bir kimlik doğrulaması gerektirmemektedir. Kayıt esnasındaki kimlik doğrulaması gerekliliği ve gerekmemesi uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Rehberlerin iletişim uygulamalarına açılmaması hemen tüm uygulamalarda tercihe bağlı bir özelliktir.

Kullanıcıların iletişim kurabilmek için karşılıklı onaylama gerekliliği Line başta olmak üzere tercihli olarak birçok iletişim uygulamasında mevcuttur.

Kullanıcıların kendi belirledikleri kullanıcı adlarını kullanabilme özelliği Facebook, Instagram, Twitter, vb. birçok uygulamada mevcuttur.

MESAJLARIN SİLİNMESİ MÜNHASIR OLDUĞUNU GÖSTERMEZ

Mesajların otomatik olarak silinmesi özelliği Snapchat, Telegram, vb. birçok iletişim uygulamasında mevcuttur.
Belirtilen özelliklerin bir veya birkaçının veya tamamının bulunması, uygulamanın teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde “münhasır” olduğunu göstermez.

Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir. Tarafımızdan bilinmeyen başkaca bir yöntemle uygulamanın “münhasır” olması sağlanmış ise bu durumun teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti tüm kullanıcıların tüm iletişim içeriklerinin İncelenmesiyle olabilir. Uygulamanın “münhasır” olmadığını gösterecek örgütsel olmayan herhangi bir iletişim içeriğinin olmasının “münhasır” olma iddiasını ortadan kaldıracağı değerlendirilmektedir.

SONUÇ KISMI

İletişim uygulamasının kriptolu olması “münhasır” olduğunu göstermez.

ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarında bulunduğu zaman diliminde mağazalarından indirilerek kurulması ve kullanılması mümkündür.

ByLock uygulamasını indirip kullanabilmek için (kullanıcı ve uygulama haricinde) üçüncü bir tarafın referansına ihtiyaç duyulmamaktadır.

ByLock uygulamasının mobil uygulama mağazalarından indirilip kullanılmasında kullanıcılar açısından bir engel ya da sınırlama bulunmamaktadır.

ByLock uygulamasının “münhasır” olmasına gerekçe olarak belirtilen hususların bir bölümü uygulama geliştirici ya da yöneticilerinin tercihlerinden kaynaklıdır. Benzer özelliklere sahip çok sayıda iletişim uygulaması bulmak mümkündür. Belirtilen özelliklerden birinin ya da birkaçının ya da tamamının bir arada olması mobil iletişim  uygulamasının “münhasır” olduğunu teknik olarak herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermez.

Mobil uygulama mağazalarından indirilebilen, kurulabilen ve üçüncü taraf referansı gerekmeden kullanılabilen bir uygulamanın “münhasır” olamayacağı değerlendirilmektedir.

ByLock uygulaması kullanılarak ByLock sunucusuna gerçekten bağlantı kurulduğunun ve kullanıma devam edildiğinin eksiksiz tespitinin yapılması için gerekli akıllı cep telefonu incelemesinin, gerekli bağlantı kayıtları  incelemesinin ve ByLock sunucusundan elde edilmiş verilerden yapılan içerik ve kullanıcı kaydı sorgulamasının yapılması gereklidir.

Bu unsurların birlikte varlığında ve aralarında çelişki olmaması durumunda ByLock uygulaması kullanılarak ByLock sunucusuna gerçekten bağlantı kurulduğundan ve kullanıma devam edildiğinden bahsedilebilir.”

AİHM’in ByLock kararı ne anlama geliyor?

Uzman bilirkişiler ByLock raporu hazırladı: Münhasır bir uygulama değil yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Afganistan’da Pençşir’deki güçlerin direnişi sürüyor: Taliban hükumet kurmakta zorlanıyor

Taliban ile ülkede kendisine karşı direnen tek bölge olan Pençşir Vadisi’ndeki Ulusal Direniş Cephesi güçleri arasındaki çatışmalar yeniden tırmandı. Direnişin sürmesi nedeniyle Taliban, yeni hükümetin tanıtımını yine erteledi.

BOLD – Afganistan’da Taliban’ın ele geçiremediği tek vilayet olan Pencşir’in düştüğüne dair haberler yalanlandı. Çatışmaların devam ettiği bildirildi.

Ulusal Direniş Cephesi liderlerinden ve eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Emrullah Salih, Taliban’ın bölgede kontrolü ele geçirdiği iddiasının ‘temelsiz’ olduğunu ve teslim olmayacaklarını söyledi.

Emrullah Salih, Taliban’ın telefon, internet ve elektrik hatlarını kesmesi nedeniyle zor koşullarda mücadele ettiklerini belirtti. Salih, Pençşir’den kaçtığı yönündeki iddiaların da doğru olmadığını ifade etti.

Bölgede Taliban’a karşı mücadele eden Ulusal Direniş Cephesi lideri Ahmed Mesud da sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Allah, hürriyet ve adalet için verdiğimiz mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

TALİBAN, BÖLGEYİ ELE GEÇİRDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Taliban ile Kabil’in yaklaşık 150 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Pencşir vilayetini savunan Ulusal Direniş Cephesi militanları arasında yaklaşık beş gündür çatışmaların sürdüğü ve çatışmalarda yüzlerce savaşçının öldüğü haber veriliyor.

Taliban yetkilileri ülkede kendilerine karşı direnen tek bölge olan Pençşir’de kontrolü sağladıklarını iddia etmiş, Ulusal Direniş Cephesi sözcüsü Ali Nazari ise Taliban’ın geri püskürtüldüğünü öne sürmüştü.

Bir ajansa konuşan Taliban yetkilisi, “Sorun çıkaranlar yenildi ve Pençşir artık bizim komutamız altında” demiş, Reuters haber ajansı da üç Taliban kaynağının bu iddiada bulunduğunu yazmıştı.

İki tarafın iddiaları bağımsız kaynaklarca teyit edilemiyor.

TALİBAN’IN ‘PENÇŞİR DÜŞTÜ’ KUTLAMASI KATLİAMA DÖNÜŞTÜ

Taliban güçlerinin Pencşir Vadisi’ni ele geçirdiği yolundaki haberlerin ardından başkent Kabil’de havaya ateş açılarak düzenlenen kutlamalarda en az 17 kişi hayatını kaybetti, 41 kişi yaralandı.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahit ise havaya ateş açarak yapılan kutlamalara tepki göstererek, “Havaya ateş açmamaya itina ederek, bunun yerine Allah’a şükredin. Kurşunlar insanları yaralayabilir, bu yüzden gereksiz yere ateş açmayın.” dedi.

TALİBAN’A PENÇŞİR VADİSİ’NDE KİMLER DİRENİYOR?

Pençşir, Afganistan’da Taliban tarafından ülkede ele geçirilemeyen tek yer. Binlerce direnişçinin vadide toplandığı düşünülüyor.

Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Emrullah Salih, eski Afgan ordusu mensupları ve yerel milislerin de yer aldığı direnişe bölgenin aşiret lideri Ahmed Mesud önderlik ediyor.

Pençşir’in uzun bir direniş geçmişi var. Bölgenin efsanevi komutanı ‘Pençşir Arslanı’ lakaplı Ahmed Şah Mesud, 2001’deki ölümüne dek Sovyet-Afgan savaşında ve daha sonra Taliban’a karşı iç savaşta bölgeyi başarıyla savunmuştu.

Ahmed Mesud da Ahmed Şah Mesud’un oğlu.

TALİBAN, HÜKUMETİN TANITIMINI YİNE ERTELEDİ

Afganistan’da Taliban güçlerinin ele geçiremediği tek bölge olan Pencşir’de süren çatışmalar nedeniyle, Taliban’ın yeni hükümeti tanıtımı yine ertelendi. AFP haber ajansının, Taliban kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, kurulacak hükümete ve üyelerine dair bugün de bir açıklama yapılmayacağı belirtildi.

Afganistan’da efsanevi komutanın oğlu Taliban’a karşı direniş başlattı: Yeni bir iç savaş mı başlıyor?

Afganistan’da Pençşir’deki güçlerin direnişi sürüyor: Taliban hükumet kurmakta zorlanıyor yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

Ahmet Nesin’den suikast uyarısı: Duyum olarak da geldi

Gazeteci Ahmet Nesin, kendisine Türkiye’de bir suikast yapılacağı ile ilgili duyum geldiğine dikkat çekerek, bahçesine helikopter inebilecek durumda olanların kendi tedbirlerini almalarını önerdi.  

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı yapılacak bir erken seçimin kurtaracağını düşünmediğini ifade eden Gazeteci Ahmet Nesin, o yüzden bir olası darbe girişimi ya da direk bir suikast yapılabileceği uyarısında bulundu. Nesin, kendisine suikast yapılacağı konusunda duyum geldiğini kaydetti.

TÜRKİYE SUİKASTE GEBE, HELİKOPTER İNECEK KADAR BAHÇESİ OLANLAR TEDBİR ALSIN

Türkiye’de bir suikast yaşanacağını öne süren Ahmet nesin, “Bu bir duyum olarak da geldi benim uzun zamandır ara sıra yazılarımda çıtlattığım bir şey. Bir suikast kimi zaten her zaman derin devlet içinde var. Tekrar Binali Yıldırım mı olur? Binali Yıldırım’ın öldürülmesi, eski bir başbakan ve Meclis Başkanı… Yeteri kadar ortalığı kaldırır diye düşünüyorum. O yüzden ben uyarıyorum, Erdoğan tarafından bahçesine helikopterle girilebilecek Abdullah Gül dışındaki insanlar kendi özel tedbirlerini alsınlar. Çok açık söylüyorum, Türkiye bir suikasta gebe. Suikast duyumunun geldiğini söyleyebilirim ama isim duyumu gelmedi” dedi.

ERKEN SEÇİM ERDOĞAN’I KURTARMAZ

Erken seçimin Erdoğan’ın kurtaracağını düşünmediğini belirten Nesin, “O yüzden bir olası darbe girişimi, ya da hiç darbe girişimi olmadan direk bir suikast planı düşünüyorum. Türkiye’nin bu Afganlılar gelmeye başlayınca bir şekilde uyuyan hücreler uyanmaya, harekete geçmeye başladı. Durup dururken Kürtlere ilk defa ya ailecek ya siyasi anlamda ya da İzmir’de olduğu gibi evlerinden atılmalar, öldürülmeler ya da bu 7 kişinin öldürülmesi gibi bu şekilde devlet dışında halkın halkla karşı karşıya geldiğini görmemiştik. O yüzden ilginç şeyler oluyor. Bunlar büyük tuzaklar” dedi.

 

 

 

Adalet Bakanı Gül’den beyaz Toros çıkışı: Statüko beyaz Torosları sever

Ahmet Nesin’den suikast uyarısı: Duyum olarak da geldi yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »

4 Eylül 2021 Cumartesi

Adalet Bakanı Gül’den beyaz Toros çıkışı: Statüko beyaz Torosları sever

15 Temmuz sonrasında panelvan araçlarla adam kaçırmalar arttı. Statükonun beyaz Toros’ları, faili meçhulleri sevdiğini belirten Adalet Bakanı Gül ise, “Ama biz statükoyu, beyaz Toros’ları, siyah Audi’leri, faili meçhulleri 2023’lere taşımak isteyen zihniyetle de mücadele edeceğiz” dedi.

BOLD – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den ilginç beyaz Toros, siyah Audi çıkışı geldi. TRT’nin dizisinde de işlenen adam kaçırmaların 2023’e taşınmak istendiğini belirten Gül, bu zihniyetle mücadele edeceklerini söyledi.

MERHAMETSİZ ADALET OLMAZ

Aksaray’da Önder İmam Hatipliler Derneği’nce 18’inci İmam Hatipliler Kurultayı’ndan konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Bizi biz yapan değerlerin başında adaletin ve merhametin geldiği hepimizce malumdur. Bu iki değer, birbirini adeta tamamlar. Merhametsiz, adalet olmayacağı gibi adaletsiz merhamette olmaz. Adalet ve merhamet, yeri ve göğü ayakta tutan temel bir sütundur. Bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan zulümlerin temel sebebinin de adaletin küresel anlamda da olmadığının bir sonucudur” dedi.

STATÜKO BEYAZ TOROSLARI SEVER

28 Şubat sürecini hatırlatıp millet iradesine vesayet ve darbe vuranlara adaletle cevap verdiklerini belirten Gül, “Birileri statükodan memnun olur. Neden? Statüko onların ekmek kapısıdır. Ama statükoyla da mücadele edeceğiz. Reformlarımızı bu milletin lehine değiştireceğiz. Statüko, beyaz Toros’ları sever. Statüko, faili meçhulleri sever. Ama biz statükoyu, beyaz Toros’ları, siyah Audi’leri, faili meçhulleri 2023’lere taşıyan, taşımak isteyen zihniyetle de mücadele edeceğiz. Yeni anayasayı milletimizle yapacağız” diye konuştu.

15 TEMMUZ SONRASI 33 KİŞİ KAÇIRILDI

1990’larda Beyaz Toroslorla yapılan adam kaçırmalar 15 Temmuz sonrasında yerini panelvanlara bıraktı. İlan edilen OHAL ve sonrasında muhaliflere yönelik siyah panelvanlarla kaçırma olayları arttı. 15 Temmuz sonrası 33 kişi kaçırılırken bunlardan bazıları bir anda polis merkezinde ortaya çıktı. Yusuf Bilge Tunç, Hüseyin Galip Küçüközyiğit, Gülistan Doku, Mehmet Bal ve Hürmüz Diril’den hâlâ bir haber alınamıyor.

EN SON ALEV ŞAHİN KAÇIRILMAK İSTENDİ

Son olarak kaçırılmak istenen isim ise Düzce’de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden KHK ile ihraç edilen mimar Alev Şahin oldu. Geçen ay kendilerini polis olarak tanıtan kişiler, çevresini sardıkları Şahin’in siyah panelvan araca binmesini istedi. Şahin’in avukatını araması sonrası biri kadın 6 kişi geldikleri siyah panelvana binip hızla uzaklaştı.

AKP DÖNEMİNDEKİ FAİLİ MEÇHULLER AYDINLATILMADI

AKP dönemindeki insan hakları ihlalleriyle ilgili rapor hazırlayan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AKP döneminde 259 faili meçhul meydana geldiğini kaydetti. Bu faili meçhullerin hiç birinin aydınlatılmadığını vurgulayan Tanrıkulu, diğer insan hakları ihlalleri ile ilgili de şunları kaydetti: “2002 ile 2019 yılları arasında 59 nefret cinayeti işlendi. 2008 yılından itibaren verilerine ulaşılabilen şüpheli asker ölümleri sonucu 367 kişi yaşamını yitirdi. 2002 ile 2019 arasında 23 bin 959 kişi işkenceye ve kötü muameleye uğradı. En fazla işkence olayı 5 bin 671 ile iki genel seçimin yapıldığı, IŞİD’in bombalı saldırılarının gerçekleştiği 2015 senesinde yaşandı. 2002 ile 2019 arasında en az 721 gazeteci tutuklandı.”

 

Baraj yüzde 7’ye düşürülüyor: MHP ittifaktan ayrılıyor mu?

 

Adalet Bakanı Gül’den beyaz Toros çıkışı: Statüko beyaz Torosları sever yazısı ilk önce BoldMedya üzerinde ortaya çıktı.

medyabold
Devamını Oku »