18 Mayıs 2019 Cumartesi

Diyanet’ten Erdoğan’a gönderme: İstişare et

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ay yayımlanan dergisinde istişareyi kapak yaptı. İslam’da, Kur’an’da, Hz. Peygamber’in hayatında ve Türk-İslam devlet geleneğinde şuranın ele alındığı dergide örneklere de yer verildi. Dergide yer alan yazılar ve örnekler, kararları hep tek başına alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı akıllara getirdi.

KÜRESEL MESELELERDE İSTİŞARE ET
Diyanet Dergisinde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kalema aldığı başyazıda “istişareyi kulluğun, sorumluluğun ve ahlakın mütemmim bir cüzü haline getirilmesi” gerektiği vurgulanarak, “Bu da göstermektedir ki, şahsî, ailevî, toplumsal ya da küresel bütün meselelerde, istişare ile bilgi ve tecrübelerden oluşan ortak aklın teklifini yerine getirmek, en doğru davranış olmanın yanında hayata ve geleceğe dair yol gösterici ve ufuk açıcı yeni perspektifler de kazandıracaktır.” denildi.

BİRLEŞTİRİCİ OLMAKTAN UZAK DİL İSTİŞAREYE ENGEL
İstişare bağlamında bahse konu maslahatları temin etmede önemli bir hususun da ortak bir dil ve yapıcı bir yaklaşımın varlığı olduğunu vurgulayan Erbaş, “Zira ortak zihin ve gönül imbiğinde demlenmeyen; kuşatıcı, yapıcı, birleştirici ve kucaklayıcı olmaktan uzak bir dil, istişare önündeki en önemli engeldir. Diğer taraftan, benmerkezci, dışlayıcı ve dikte edici bir yaklaşımın önüne geçerek yapıcı, kuşatıcı bir tutumla kolektif çözüm imkânı sunan istişare, birçok farklı fikir ve görüşün aynı potada buluşmasıyla bilgi, hikmet ve marifeti önceleyen medeniyet hazinesinin en değerli yapıtaşıdır.” dedi.

İSTİŞARENİN GÖZ ARDI EDİLMESİ EN TEMEL SEBEP
Bugün yaşanan dünyanın maddeyi aşırı yücelten ve yegâne hedef kılan bir yaklaşım üzerinden biz şuurunu iyice zayıflatmasına dikkat çeken Erbaş, “Bunun sonucunda tebarüz eden aşırı bireysellik ve bencillik, istişare mekanizmasının işletilmesinin önündeki en büyük engeldir. Aile ve toplumla doğru ilişkiler kurmakta zorlanan insanın yaşadığı problemler analiz edildiğinde, istişarenin göz ardı edilmesi temel bir sebep olarak öne çıkmaktadır.” dedi.

KENDİNE GÜVENEN KİŞİ HATALARINI GÖREMEZ
Prof. Dr. Ali Galip Gezgin de Türk İslam geleneğinde şuranın önemine vurgu yaparak, “Bir kimse sadece kendi yeteneklerine güvendiği takdirde hatalarını göremez. Bazı işlerde doğru hareket etse bile genellikle yanılır. Bundan dolayı sağlıklı karar verebilmek için yeterli derecede bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Bir ferdin tek başına her türlü bilgi ve deneyime sahip olması zordur. Onun için “Akıl, akıldan üstündür.” denilmiştir.” dedi.

ŞURA GEREĞİ GİBİ UYGULANMALI
Gezgin, yazısını şöyle sonlandırdı: “Türk devlet yönetiminin temel dinamiklerinden biri olan “şûra”, gereği gibi uygulandığı takdirde gerek birey gerekse topyekûn bir millet olarak isabetli ve başarılı adımlar atılmasını sağlar. Şûraya sadece devlet yönetiminde değil hayatın her aşamasında ihtiyaç vardır. Şûra, bilgi birikimi ve tecrübesi olan kişilerle yapılan bir faaliyet olduğuna göre, bireyin hata yapmasını büyük ölçüde önleyen bir ilkedir.”

medyabold

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder