2 Mayıs 2020 Cumartesi

Cumartesi Anneleri hak aramaya devam ediyor: Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül askeri darbesinde ‘denize atladı’ denilerek gözaltında kaybedilen üniversite öğrencisi Zeki Altunbaş’ın akıbetini sordu: “Kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

BOLD – Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle basın açıklamalarını evlerinden yapmaya devam ediyor. Gazete Duvar’ın haberine göre kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, 788’nci haftaki açıklamalarında 12 Eylül darbesinde gözaltında kaybedilen üniversite öğrencisi Zeki Altunbaş’ın faillerinin bulunmasını talep etti.

ASKERLİĞİ SIRASINDA GÖZALTINA ALINDI

Cumartesi Anneleri, Altunbaş ile ilgili şunları kaydetti: “Üniversite öğrencisi olan Zeki Altunbaş Yalova’da gençlik hareketinin içerisinde yer aldı. Sosyalist Gençlik Birliği Derneği’nin kurucularından biri oldu ve derneğin başkanlığını yaptı. 12 Eylül darbesinin ardından gözaltına alındı. Yalova’da zorunlu ikametgaha tabi tutuldu. Bu sırada askere çağrıldı. Zorunlu askerliğini yapmak üzere Çanakkale’ye gitti. Yalova’da süren bir operasyonda yakalanan bazı kişilerin onun adını vermesi üzerine, 18 Nisan 1981 tarihinde askerlik yaptığı Çanakkale Er Eğitim Alayı’ndan gözaltına alınıp Yalova’ya getirildi.”

‘ELLERİ KELEPÇELİ DENİZE ATLAMASI İMKANSIZ’

Yalova Emniyet Müdürlüğünde Altunbaş’ın işkenceyle sorgulandığını belirten Cumartesi Anneleri açıklamasını şöyle sürdürdü: “25 Nisan 1981 tarihinde eski bir davası olduğu gerekçesiyle Yalova Emniyetinden İstanbul Selimiye Kışlası’ndaki Sıkıyönetim Mahkemesi’ne götürüldü. Aynı gün mahkeme dönüşünde Yalova-Kartal arabalı vapurunda elleri kelepçeli bir haldeyken kendisine eşlik eden 2 asker ve 2 polisin arasından kaybolduğu iddia edildi. Tutulan kayıp tutanağında Zeki Altunbaş’ın arabalı vapurdaki tuvalete girdiği ve bir daha çıkmadığı yazıldı. Bu iddia karşısında aile arabalı vapurda incelemede bulundu, görevlilerle ve aynı seferde seyahat eden bazı yolcularla konuştu. Zeki’nin asker ve polis eşliğinde vapurda olduğunu görenler vardı ama onun denize atladığına tanık olan yoktu. İnceleme sonrasında aile, 188 cm boyu ve 80 kilo ağırlığı olan Zeki Altunbaş’ın yaklaşık 30 cm’lik tuvalet penceresinden üstelik elleri kelepçeli halde denize atlamasının imkansız olduğunu açıkladı.”

BABA CENAZEYİ ARARKEN KAZA GEÇİRİP ÖLDÜ

Altunbaş’ın babası Tahsin Altunbaş, Çanakkale ve İstanbul sıkıyönetim komutanlıkları başta olmak üzere tüm ilgili makamlara başvurdu. Ancak ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Dosya 2011 yılında Yalova Cumhuriyet Savcılığı tarafından zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı. Baba Tahsin Altunbaş, 11 yıl boyunca oğlundan bir iz bulmak umuduyla Marmara Denizinden çıkan tüm cesetleri teşhis etmek üzere Türkiye’nin her yerine gitti. 1992 yılında şehir dışındaki bir ceset teşhisinden dönüşü sırasında trafik kazasında hayatını kaybetti. “Tek isteğim ölmeden oğlumun mezarına çiçek bırakmak” diyen anne Cevriye Altunbaş da bu isteğine ulaşamadan 31 Mart 2015 tarihinde vefat etti.

ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilişinin 39’ncu yılında Altunbaş’ın faillerinin ortaya çıkartılması için yetkilileri göreve çağırarak, şu açıklamayı yaptı: “Artık yeter! Ağır hak ihlallerinin cezasız bırakılması, bu ihlallerin gerçekleşmesini mümkün kılan koşulların desteklenmesi anlamını taşır. Kayıplarımızın faillerinin cezasız kalmaması için devlet cezasızlık politikasına son vermeli. Kaç yıl geçerse geçsin Zeki Altunbaş için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. 89 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

AYM’den 6 bin TL tazminat: Sendika.org’un engellenmesi hak ihlali

medyabold
Devamını Oku »

Sürgün gazetecilerin son teknoloji devasa stüdyoları!

Gazeteciler Fatih Akalan, Levent Kenez, Erkam Tufan Aytav ve Metin Yıkar sürgündeki gazeteciliği Bold canlı yayınında anlatıyor. BOLD

medyabold
Devamını Oku »

Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet’e İçişleri Bakanlığından yalanlama

İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet’in Süleyman Soylu’ya atfen köşesine taşıdığı “Genel yayılım bitti ama tedbirlerimize devam edeceğiz” ifadesinin Bakan Soylu’ya ait olmadığını açıkladı.

BOLD – AKP iktidarına yakın Yeni Şafak’ın yazarı Mehmet Acet’in, koronavirüs (Kovid-19) salgınına dair İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya atfen bugün köşesinde yer verdiği “Yayılım bitti. Bu sona erdi. Virüs etkisini kaybediyor” cümlesi yalanlandı.

İktidar yanlısı gazeteci Mehmet Acet

BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ YAZILI AÇIKLAMA YAPTI

İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, yazılı bir açıklama ile “Genel yayılım bitti ama tedbirlerimize devam edeceğiz” ifadesinin Süleyman Soylu’ya ait olmadığını duyurdu.

BÖYLE BİR SÖYLEM VE YAKLAŞIM BAKANIMIZCA KABUL EDİLMİYOR

Bakanlık açıklamasında şöyle denildi: “Bugün bir köşe yazısında geçen ‘Genel yayılım bitti ama tedbirlerimize devam edeceğiz’ cümlesi sayın bakanımıza ait değildir. Sayın yazar ile telefonda yapılan sohbette bu ifadenin bazı uzmanların değerlendirmeleri olduğunun altı ısrarla çizilmiş ve sohbetin bir demeç olmaması vurgulanmıştır. Pandemi ile mücadelede rehavetten uzak durulmasının sürekli ifade edildiği bu hassas dönemde, böyle bir söylem ve yaklaşım, Bakanımız tarafından kabul edilmemektedir.”

Hemşireler yönetim zafiyetinden şikayetçi: Bizi bilinmeze sürüklüyor

medyabold
Devamını Oku »

Sağlık Bakanı Koca’nın performansı Tayyip Erdoğan’dan daha iyi çıktı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, performansı beğenilen liderler arasında yüzde 48 ile AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçerek birinci sıraya yerleşti. Erdoğan ise, yüzde 47.8 beğeni ile ikinci oldu.

BOLD – Konsensus Araştırma ve Danışmanlık Şirketi, 9 Mart -2 Nisan 2020 tarihleri arasında 1500 kişi ile görüşerek kamuoyu araştırması yaptı. Yapılan araştırma 503 ilçe, 87 seçim çevresi ve 81 ilde gerçekleştirildi.

Araştırmada performansı beğenilen liderler arasında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sürprizi yaşandı. Koronavirüs salgını sürecinde aktif rol alan Bakan Koca, yüzde 48 beğenilme oranıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da geçerek birinci sırada yer aldı. Erdoğan ankette yüzde 47.8 oy aldı.

Erdoğan’ı yüzde 43 ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu takip etti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise yüzde 41.4 ile 4. sıraya yerleşti.

Sokağa çıkma yasağı kararından önce yapılan ankette İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yüzde 38.7 ile 5 sırada yer aldı.

Devlet Bahçeli, yüzde 28.8, Meral Akşener yüzde 24,6, Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 23,9, Abdullah Gül yüzde 14,9, Edirne Cezaevinde tutuklu Selahattin Demirtaş yüzde 14,1, Ali Babacan yüzde 12,8, Ahmet Davutoğlu yüzde 8,6 beğeni aldı.

AKP etik kural açıkladı MHP yasa teklifi verdi: Sosyal medyaya TC kimlik numarasıyla girilsin

medyabold
Devamını Oku »

Hemşireler yönetim zafiyetinden şikayetçi: Bizi bilinmeze sürüklüyor

Türk Hemşireler Derneği Samsun Şube Başkanı İlknur Buga, korona sürecindeki sıkıntıları anlattı. “Her hastane idarecisi kafasına göre çalışma şekli belirleyecek ve bizlere dikte edecek, tehdit edecek, biz hâlâ çalışmaya devam edeceğiz. Yönetim zafiyetleri bizi bilinmeze sürüklüyor” dedi.

BOLD – Koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede ön safta yer alan hemşireler, ilk vakanın ortaya çıktığı 11 Mart’tan bu yana birçok problem yaşandığını belirtiyor. Türk Hemşireler Derneği (THD) Samsun Şube Başkanı İlknur Buga, “Sağlıkçı ölümleri çoğaldı. Yönetim zafiyetleri bizi bilinmeze sürüklüyor. Her hastanenin kendine ait çalışma politikası var ve neye göre planlama yapılıyor anlaşılır gibi değil” dedi.

KİMİN NE KADAR ÇALIŞTIĞI BELİRSİZ

Gazeteduvar’dan Mehmet Rebii Özdemir’e konuşan Buga, çalışma saatlerine yönelik eleştirilerini şöyle ifade etti: “Liste yapılıyor kimin ne kadar çalıştığı belirsiz. Bazı hastaneler 5 günde bir, bazıları 3, kimi 7, kimi gün aşırı, aradaki saat farkları neye göre, hesabı kim nasıl yapıyor anlatan olmadı henüz.”

KENDİ İMKANLARI İLE MALZEME ALAN VAR

Malzeme tedarikinde de düzensizlik bulunduğuna işaret ederek “Siperlik, koruyucu ekipman verilmiyor, kendi imkânı ile alan çok. İlk başlarda maske vermeyen dahi vardı. Bir başka kurumda da tam tekmil her şey mevcut. Yani idarecinin insafı ile yaşamaya çalışan bir kitle oluverdik” diye konuştu.

SİYASET VE YÖNETİM BİZİ YİNE AYRIŞTIRDI

Çalıştığı kuruma günlerce uğramayan bir kesim bulunduğunu iddia eden THD Samsun Şube Başkanı, ‘hayır gelip çalışacaksın, burada olacaksın’ diyenlerin bulunduğunu ileri sürdü. “Siyaset ve yönetim bizi yine ayrıştırdı. Tüm sağlık çalışanlarını kapsayan ödeme planı yapılamadı. Kimi hiçbir ücret alamazken alanlar arasında uçurum oldu. Toplumda da ‘işini yapıyor parasını alıyor’ imajı ile itibarsızlaştırılmaya devam edildik” şeklinde eleştirilerini sıraladı.

SÜREÇTE HALA ADAM KAYIRMA DERDİNDEYSENİZ YAZIKLAR OLSUN

İlknur Buga sözlerini şöyle tamamladı: “Her hastane idarecisi kafasına göre çalışma şekli belirleyecek ve bizlere dikte edecek, tehdit edecek biz hâlâ çalışmaya devam edeceğiz. Süreçte hala adam kayırma, ‘bizden değilse ezelim’ derdinde iseniz hepinize yazıklar olsun.”

Yeni vaka görülmeyen illerde normalleşme başlayacak

medyabold
Devamını Oku »

Cezaevindeki ‘yiyecek’ isyanında katliam yaşandı: 40 ölü 50 yaralı

Yakınlarının yiyecek getirmelerine izin verilmeyen Venezuela’daki bir hapishanede isyan başladı. En az 40 kişinin öldüğü, 50’den fazla kişinin yaralandığı kaydedildi.

BOLD – Venezuela’nın Guanare kentindeki Llanos hapishanesinde mahkumlar isyan çıkardı. Yakınlarının mahkumlara yiyecek getirmelerine izin verilmesini isteyen bir mahkumun protestosuyla başlayan isyan, mahkumlar ve gardiyanlar arasında silahlı çatışmaya dönüştü. Yerel kaynaklar tarafından yapılan açıklamada, çıkan olaylarda en az 40 kişinin hayatını kaybettiği 50 kişinin yaralandığı belirtildi. Bir ulusal muhafızın el bombası patlaması nedeniyle, bir gardiyanın ise bıçaklanma sonucu yaralandığı öğrenildi. Venezuela Cezaevlerinden sorumlu Bakan Iris Varela, bir grup mahkumun hapishanenin dışında nöbet tutan görevlilere saldırdığını söyledi.

Politik ve ekonomik krizin yaşandığı Venezuela’da yaklaşık 110 bin mahkum bulunduğu tahmin ediliyor. İnsan hakları yetkilileri, aşırı kalabalık olan hapishanelerde silah ve uyuşturucu çetelerinin bulunduğunu ve şiddet olaylarının yaşandığını belirtiyor.

medyabold
Devamını Oku »

Yeni vaka görülmeyen illerde normalleşme başlayacak

Ramazan bayramı sonrasında yeni vaka görülmeyen illerde salgınla ilgili normalleşme adımları atılmaya başlanacak. Sosyal hayatın yeniden başlatılacağı bu iller ile vaka görülmeyen çevre iller arasında seyahatlere de izin verilmesi gündemde.

BOLD – Türkiye’de koronavirüs salgınında bayram sonrası normalleşme adımları için hazırlıklar yapılırken bazı iller için ‘tersine karantina’ planı gündemde. Vaka sayısını sıfıra indiren illerde sosyal hayat yeniden başlatılacak.

YENİ VAKA GÖRÜLMEZSE NORMALLEME BAŞLATILACAK

Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın haberine göre bu illerde temel önlemler alınarak, sosyal hayatın yeniden başlatılması gündeme gelebilecek. İşyerlerinin açılması söz konusu olabilecek. Bu illerin ancak kendileriyle benzer verilere sahip komşu illerle iletişime geçebilecek veya sadece il sınırları içerisinde serbesti sağlanacak, şehirlerarası hareketliliğe izin verilmeyecek. Böylece yeni vaka görülmeyen Gümüşhane, Bartın, Burdur, Tunceli gibi iller diğerlerinden korunarak, ‘tersine karantina’ uygulanabilecek.

KARAR İÇİN 5 HAZİRAN VERİLERİNE BAKILACAK

Vaka sayılarının bayramın etkisiyle yükselirse önlemlerin arttırılabileceğine dikkat çeken uzmanlar, bu nedenle Ramazan Bayramı sonrası 5 Haziran rakamlarının, tedbirlerin gevşetilip gevşetilmeyeceği konusunda kilit öneme sahip olduğuna vurgu yapıyor.

SOKAĞA ÇIKMA BAYRAMDA DA SÜREBİLİR

Normalleşme süreci konusunda bakanlıklar arasında yapılan toplantılarda, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun belirlediği çerçevede yapılacak hazırlıklar planlanıyor. Yapılan değerlendirmelere göre vaka sayısı önümüzdeki haftalarda binli rakamlara düşebilir, buna bağlı olarak yeni önlemler alınarak bazı kurallarda gevşemeye gidilebilir. Ancak bunda, 10 Nisan’da sokağa çıkma yasağının duyurulmasında olduğu gibi bayram günlerinde kurallara ne kadar uyulacağı belirleyici olacak. 19 Mayıs ve Ramazan Bayramı dönemlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanabileceği öne sürülüyor.

VAKA SAYILARI BAZ ALINACAK

Yapılan değerlendirmelerde, bayramdan önceki vaka sayısı ile bayramdan sonraki vaka sayısının kıyaslanmasının çok önemli olduğu belirtiliyor. Yetkililer, “Eğer 24 Mayıs rakamları, bayram sonrası haziranın ilk haftasının rakamları aynı veya çok az fark olursa, o zaman normalleşmeden söz edilebilir. Vaka sayısının binli rakamlarda veya altında olması çok önemli. Eğer bayramın etkisiyle üstüne çıkarsa, farklı önlemlerin alınması gerekebilir” dedi. Bu nedenle 5 Haziran’da ortaya çıkacak verilerin, yeni kararlar alınmasında etkili olacağı ifade ediliyor.

Mecliste koronavirüs paniği: 213 kişi evlerinde izole edildi

medyabold
Devamını Oku »

İşçi bulamayan çay üreticileri kesenin ağzını açtı

Her yıl Türkiye’ye çay hasadı için gelen 40 bin işçinin bu yıl salgın nedeniyle gelemeyecek olması, çay üreticilerini arayışa itti. Çay hasadında çalışmak üzere sigortalı, aylık 6 bin 900 liraya çalışacak işçi bulunması için kamu kurum ve kuruluşları da devreye girdi.

BOLD – Doğu Karadeniz’deki Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun’da, 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından yapılan yaş çay tarımına sayılı günler kaldı. Ancak koronavirüs tedbirleri kapsamında sınır kapılarının kapatılmasıyla 40 bin yabancı uyruklu işçi bu yıl çalışmaya gelemeyecek. Bu durum çay üreticilerini kara kara düşündürüyor.

HASADA ÇAY ÜRETİCİLERİ DE GELEMEYECEK

Mayıs ayının ortalarında başlaması beklenen çay hasadında yabancı işçilerin yanı sıra büyükşehirlerde bulunan yaklaşık 100 bin üreticisi de gelemeyecek. Çay hasadı için işçi probleminin baş gösterecek olması nedeniyle Rize Valiliğinin koordinesinde kaymakamlıklar, belediyeler, Çaykur, borsa, ziraat odaları ve esnaf örgütleri temsilcileri ile gerçekleştirilen toplantılarda, çay hasadının nasıl yapılacağına dair yol haritası belirlenmeye çalışılıyor. İşçi açığının, salgın nedeniyle kendi işi olumsuz etkilenen ve iş arayanlar ile memleketine dönen üniversite öğrencileriyle giderilmesi üzerinde duruluyor.

6 BİN 900 TL’YE ÇALIŞACAK 2 BİN İŞÇİ ARANIYOR

Rize’nin Fındıklı ilçesinde “Çayımız Tarlada Kalmasın” adıyla geliştirilen proje ile Fındıklı Belediyesi, Ziraat Odası, Muhtarlar Derneği ile İlçe Kent Konseyi ortak birlik kuruldu. Birlik üyeleri mahalle ve köyleri gezerek aylık 6 bin 900 TL’yi bulan maaş ve sosyal güvence karşılığında çalışacak işçi arıyor. Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, çay hasadında ortaya çıkan işçilik problemini ortadan kaldırmak için ortaklaşa proje ortaya koyduklarını belirterek, çayın tarlada kalmaması için işe ihtiyacı olan kişilere istihdam alanı oluşturmak istediklerini söyledi. Çervatoğlu, çalışanların 6 ay sigortalı ve maaşlı olacaklarını kaydetti.

ŞU AN BEKLENEN KATILIM YOK

Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy da, “Bu yıl koronavirüsten dolayı işçi sorunu var, toplanacak çayımız var, iş var ama işçi yok. Bir yandan da geçmiş yıllardan gelen işsizlik problemi var. Bu sorunların çözümü için iyi bir proje geliştirildi. Kesinlikle 10 kişiyle de olsa 20 kişiyle de olsa bu projeyi hayata geçireceğiz. Şu an için beklenen katılım yok, köy köy mahalle mahalle toplantı yaparak projemizi anlatacağız, işçi arayacağız” dedi.

‘Turizm etkilenmesin’ diye yüz binlerce öğrencinin geleceğini karartacaklar

medyabold
Devamını Oku »

İBB Şehir Tiyatroları 5 oyunu mayısta online erişime açıyor

Koronavirüsle mücadele kapsamında uygulanan karantina günlerinde evlerinde kalanlara destek olmayı amaçlayan İBB Şehir Tiyatroları 3 Mayıs Pazar gününden itibaren çok izlenen 5 oyunun online gösterimini gerçekleştirecek.

BOLD– Aşk-ı Memnu, Pembe Konağın Gelinleri, Yedi Kocalı Hürmüz, İstanbul Efendisi ve Surname 2010 isimli oyunlar “İBB Şehir Tiyatroları ve İBB Kültür Sanat Youtube” hesaplarından izleyici ile buluşturulacak. İBB tarafından yapılan açıklamada kovid-19 sebebiyle yapılan kısıtlamalar dolayısıyla sınırlandırılan başka etkinliklerin de online yayınlanacağı bilgisine yer verildi.

İşte mayıs ayında yayınlanacak oyunlar:

AŞK-I MEMNU (3 Mayıs 15.00)


Türk romanının ilk büyük ismi Halid Ziya Uşaklıgil’in ünlü eseri Aşk-ı Memnu birçok kez televizyona ve tiyatro sahnesine uyarlandı. Hakan Altıner’in yönettiği oyunda; Salih Sarıkaya, Sevinç Erbulak, Bensu Orhunöz, Alev Oraloğlu, Betül Arım rol alıyor. Eser Şehir Tiyatroları’nda 2003’te sahnelendi.

PEMBE KONAĞIN GELİNLERİ (10 Mayıs 15.00)


Satış işlemleri süren bir konakta, konağın son gelini Suzan ile eskici Antranik karşılaşırlar. İkilinin konağın gelinleri hakkındaki konuşmaları aslında İstanbul`un ve ülkenin toplumsal değişimini de sorgulamaktadır. Gülsün Siren’in yazdığı, Engin Gürmen’in yönettiği, Zihni Göktay, Funda Postacı’nın rol aldığı oyun, İBB Şehir Tiyatroları’nda ilk kez 1999 yılında sahnelendi.

YEDİ KOCALI HÜRMÜZ (17 Mayıs 15.00)


Sadık Şendil`in 1967 yılında yazdığı oyun en çok sahnelenen eserlerden biri. İBB Şehir Tiyatroları’nın ilk kez 2005’te sahneye koyduğu eser; İstanbul Taşkasap`ta yaşayan ve değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenen Hürmüz’ün hikayesidir. Kemal Kocatürk’ün yönettiği oyunda Oya Başar, Nilgün Kasapbaşoğlu, Atacan Arseven, Rauf Altıntak, Mustafa Arslan, Ali Karagöz, İskender Bağcılar, Selçuk Soğukçay, Nejat Birecik, Murat Bavli, Perihan Savaş, Vildan Gürelman, Derya Kurtuluş, Tanju Tuncel, Tuğrul Arsever, Oğuzboy Vedat Şahin, Yalçın Avşar, Çağlar Yiğitoğulları, Öner Erkan, Kubilay Penbeklioğlu, Murat Bavli, Yasemin Gezgin, Banu Aydın, Reyhan Karasu, Deniz Dikmen, Demet Coşkun, Özge Tarhan, Volkan Kandemir, Kaan Yoldaş, Volkan Ayhan, Serkan Bacak, Murat Üzen, Murat Güreç rol alıyor.

İSTANBUL EFENDİSİ (24 Mayıs 15.00)


İstanbul Efendisi’nde, kızına uygun bir damat adayı bulmak için, dönemin batıl inançlarına bel bağlayan bir babanın gülünç durumu anlatılıyor. Oyun, 2008 yılında İBB Şehir Tiyatroları’nda ilk kez sahnelendi. Tiyatromuzun ünlü ismi Musahipzade Celâl’in yazdığı, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda; Engin Alkan, Mahperi Mertoğlu, Çağlar Çorumlu, Volkan Ayhan, Zafer Kırşan, Hüseyin Tuncel, Ümit Daşdöğen, Emrah Özertem, Tuğrul Arsever, Cihan Kurtaran, Serkan Bacak, Murat Üzen, Derya Çetinel, Sevinç Erbulak, Selin Türkmen, Berna Adıgüzel, Reyhan Karasu, Çiğdem Gürel, Senem Oluz, Hamit Erentürk, Esra Karabaş, Murat Güreç, Utku Akıncı rol alıyor.

SURNAME 2010 (31 Mayıs 15.00)


Sühendan Hanım, eşi öldükten sonra açtığı kendisi açmak zorunda kaldığı sahafında kocasına ait hiç görmediği notlarla karşılaşır. Bu notlar, kocasının kendisi için tasarladığı bir şenlikle ilgilidir. Notları okumaya başlayan Sühendan Hanım, kendisini geçmiş ile bugünün İstanbul’u arasında gerçekleşen bir şenliğin tam ortasında bulur. Yiğit Sertdemir’in yazıp yönettiği oyunda; Ayşem Yağmur Ulusoy, Can Alibeyoğlu, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Derya Yıldırım, Elyesa Çağlar Evkaya, Engin Akpınar, Eraslan Sağlam, İrem Erkaya, Mana Alkoy, Mehmet Soner Dinç, Mert Aykul, Özgür Atkın, Özgür Tanık, Seda Fettahoğlu, Semah Tuğsel, Seza Güneş, Şeyda Arslan, Uğur Dilbaz, Yiğit Sertdemir, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Remdesivir’e acil durum onayı verildi

Donald Trump, ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin koronavirüs tedavisi için Gilead ilaç şirketi tarafından üretilen ‘Remdesivir’ adlı antiviral ilaca ‘acil durum onayı’ verdiğini ilan etti.

BOLD – Ülke çapında koronavirüs (Kovid-19) ile büyük bir mücadele yürütülen ABD’de Başkan Trump, hastalığa karşı Remdesivir isimli ilacın klinik deneylerde olumlu sonuç verdiğini duyurdu. Trump, Oval Ofis’te ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) Başkanı Stephen Hahn, Beyaz Saray Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü’ndeki doktorlar Deborah Birx ve Anthony Fauci ile gazetecilerin karşısına çıktı.

ŞİMDİLİK SADECE DURUMU AĞIR HASTALARDA

ABD Başkanı, “FDA’in, Remdesivir için onay verdiğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” dedi. Doktor Fauci ise ilacın şimdilik sadece durumu ağır olan hastalarda kullanılacağını bildirdi. FDA’den yapılan açıklamada ise ilaca ‘acil durum onayı’ verildiğine işaret edilerek “Kovid-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların tedavisinde Remdesivir kullanımının güvenliği ve etkisi konusunda sınırlı sayıda bilgimiz var” denildi.

TAM ONAY İÇİN DAHA SÜRE GEREKTİĞİ BELİRTİLDİ

Klinik deneylerin, ilacın iyileşme süresini kısalttığını gösterdiği belirtilen açıklamada ‘tam onay’ için daha süre gerektiği vurgulandı. Öte yandan Remdesivir ile ilgili ilk deney sonuçlarının olumsuz çıktığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) de yan etki sebebiyle deneylerden vazgeçtiği haberi geçen hafta gündeme gelmişti.

Mecliste koronavirüs paniği: 213 kişi evlerinde izole edildi

medyabold
Devamını Oku »

Bakan Koca: “ABD Sağlık Bakanı Azar, tedavi protokollerini istedi”

Türkiye’nin koronavirüs salgınıyla mücadelesinin Dünya Sağlık Örgütü toplantısında beğenildiğini anlatan Sağlık Bakanı Koca, ABD Sağlık Bakanı Alex Azar’ın tedavi protokolleri istediğini söyledi.

BOLD – Dünya Sağlık Örgütü Başkanı (DSÖ) Dr. Tedros Ghebreyesus başkanlığında düzenlenen toplantıya katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin çalışmalarının beğenildiğini ifade etti.

İKİ SAATLİK TOPLANTIDA 12 DAKİKALIK SUNUM YAPTI

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’ın bugün köşesine taşıdığına göre 2 saatlik toplantıda Koca, 12 dakikalık sunum yaptı. Bakan’ın beyanıyla, Türkiye’nin koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelesini anlattığı sunum ilgi gördü.

Fahrettin Koca, toplantının yapıldığı gün ABD Sağlık Bakanı Alex Azar ile görüştüğünü de açıkladı. ABD’li Bakan’ın kendisine “Sizin erken dönemde belirlediğiniz yöntemlerin geçerli olduğunu, biz yeni yeni görmeye başladık” dediğini söyleyip Türkiye’nin tedavi protokollerini talep ettiğini dile getirdi.

Öte yandan Sağlık Bakanı, organize sanayi bölgelerinde testlere başlandığı bilgisini verdi. Çalışanların tümüne test yapılacağını Gebze Organize Sanayi’de 3 bin 500’e yakın test yapıldığını aktardı.

Hastalıklı sağlık sistemi: 58 şehrin 51’inde halk sağlığı başkanları pratisyen hekim!

medyabold
Devamını Oku »

Mecliste koronavirüs paniği: 213 kişi evlerinde izole edildi

TBMM Hastanesinde görevli doktorun koronavirüs testinin pozitif çıkmasının ardından temas eden 213 kişi yakın takibe alındı. 12’si milletvekili 213 kişi kontrolden geçti. Tamamı evlerinde izole edildi.

BOLD – TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, doktor tarafından 201 personel ile 12 milletvekilinin muayenesinin yapıldığını kaydederek, “İlgili hekime muayene olmuş tüm hasta ve personel bilgilendirilmiş ve evlerinde 14 günlük izolasyonları sağlanmıştır. Her gün aranılarak sözel klinik takibi yapılmıştır” dedi.

Geçen ay koronavirüs şüphesiyle hastaneye kaldırılan Meclis doktorunun ikinci testi pozitif çıkmıştı. Bunun üzerine karantinaya alınarak tedavisine başlanan doktor, 7 Nisan’da da taburcu edilmişti. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Bilgiç, doktor tarafından 201 personel ile 12 milletvekilinin muayenesinin yapılarak evlerinde 14 gün izolasyon altına alındığını söyledi. Bilgiç, “Bu kişilerde evde izolasyon süresince vakaya rastlanılmamıştır” bilgisini verdi.

ALTI PERSONELDE KORONAVİRÜS ÇIKTI

Hürriyet’in haberine göre, 18 Nisan itibarıyla altı personelde de koronavirüs tespit edildiğini, tedavi ve izolasyon süreçlerinin yakından takip edildiğini ve 789 personele idari izin verildiğini belirten Bilgiç, alınan önlemlerle ilgili şunları kaydetti: “Grip Polikliniği oluşturulmuş ve poliklinik odasındaki merkezi havalandırma emişleri kapatılmış, Hepa filtre cihazı temin edilmiş, numune alma kabini yapılmıştır. Hastanemizde görevli doktorumuzun COVID-19 testinin pozitif çıkması nedeniyle COVID-19 test için hızlı antikor testi temin edilmiş ve tüm personele iki kere tarama yapılmıştır. Şüpheli vaka kapsamında hastaneye yatışı gerçekleştirilen personelimizle temas kuran tüm personel ve hastalar aranarak karantina protokolü uygulanması hakkında bilgi verilmiştir. Hastane içerisinde tüm alanlar dezenfekte edilmiş ve şüpheli vaka sonrası ilgili alanların dezenfektesi yapılmıştır. Acil servis girişi bina önüne triaj alanı planlanmıştır.”

CHP infazın iptali için ‘esastan’ başvuru yapacak: Gözler 6 Mayıs’ta…

medyabold
Devamını Oku »

Hastalıklı sağlık sistemi: 58 şehrin 51’inde halk sağlığı başkanları pratisyen hekim!

Korona salgını halk sağlığı hizmetinin önemini ortaya koydu. Ancak 58 ilden 51’inde halk sağlığı başkanlıklarının yöneticisi pratisyen hekim. Buna İstanbul, Ankara ve İzmir de dahil.

BOLD – Türkiye koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele ederken, salgına karşı savaşta en önemli alanların başında halk sağlığı hizmetleri geliyor. Fakat 81 şehrin il sağlık müdürlerinden hiçbirinin ‘halk sağlığı uzmanı’ olmadığı ortaya çıktı.

ORGANİZASYON SIKINTISI KORUYUCU HEKİMLİĞE ZARAR VERDİ

58 ildeki halk sağlığı başkanlıklarının 51’inde, tepe idareci pratisyen hekim. Sadece 7 başkan ve 9 başkan yardımcısı halk sağlıkçısı. İstanbul, Ankara ve İzmir’de de halk sağlığı hizmetleri başkanları pratisyen.

Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Erbaydar, “Hizmet sürecine bizim bilimsel katkımız eksik kalıyor. Karşılıklı bir kayıp söz konusu. Organizasyonsuzluk, koruyucu hekimlik anlayışına zarar verdi” dedi.

FİLYASYON’U UZMANLAR OCAK’TAN BU YANA SÖYLÜYOR

Atamalarda kişiye göre tercih yapıldığını iddia eden Erbaydar ayrıca şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı çevresinde ‘birlikte rahat çalışabileceğimiz arkadaşlar’ terminolojisi var. Yine Bakanlık, teknolojiden çok yararlanıyor. Ama sahada, yerel salgın yöneticilerinin aktif yürütecekleri çalışmaların yerini bilgi işlem sistemi tutmuyor. Aylar sonra Bakanı’nın ağzından ‘filyasyon’ sözcüğünü duyduk. Halk sağlığı uzmanları Ocak’tan bu yana söylüyor.”

‘Turizm etkilenmesin’ diye yüz binlerce öğrencinin geleceğini karartacaklar

medyabold
Devamını Oku »

AKP etik kural açıkladı MHP yasa teklifi verdi: Sosyal medyaya TC kimlik numarasıyla girilsin

MHP Milletvekili Halil Öztürk, sosyal medyada sahte hesapların engellenmesine yönelik Meclis’e yasa teklifi sundu. Teklife  göre, sosyal medya hesaplarına TC kimlik numarasıyla girilecek. AKP de sosyal medyaya açık kimlikle girilmesini istedi.

BOLD – MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, sosyal medya platformlarında sahte hesapların engellenmesine yönelik TBMM Başkanlığı’na yasa teklifi verdi.

AKP, sosyal medyanın kontrol altına alınması için koronavirüs salgınının Türkiye’yi yoğun olarak etkilediği dönemde, ekonomi paketi içinde bir torba yasa teklifi sunmuştu. Torba yasa teklifi içindeki maddeler, o dönem muhalefet tarafından eleştirilince geri çekildi.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün önceki gün sosyal medya platformlarında sahte hesapların engellenmesine yönelik TBMM Başkanlığı’na verdiği yasa teklifi, Cumhur İttifakında “sosyal medyaya düzenleme” tartışmalarını yeniden başlattı.

SOSYAL MEDYAYA TC KİMLİK NUMARASIYLA GİRİLSİN TEKLİFİ

Cumhuriyet’in haberine göre AKP’nin, sosyal medya ile ilgili düzenlemeye sıcak baktığı, TBMM açıldığında MHP’nin de konuyla ilgili görüş ve düşüncelerini de dikkate alarak, sosyal medyaya yönelik bir düzenlemeyi gündeme getirebileceği konuşuluyor. Düzenlemenin, sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye’deki mahkeme kararlarını uygulamasına dönük olacağı kaydediliyor. Ancak AKP kanadının, MHP teklifinde yer alan TC kimlik numaralarıyla sosyal medya hesaplarına girişin Kişisel Verileri Koruma Yasası’ndaki bazı hükümlere ters düşebileceği gerekçesiyle, bu öneriye temkinli yaklaştığı ifade ediliyor.

AKP: SOSYAL MEDYAYA AÇIK KİMLİKLE GİRİLSİN

MHP, sosyal medyayla ilgili değişiklik teklifi sunarken AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal da, dün 12 maddelik “Sosyal Medya Etik Kuralları”nı açıkladı. Ünal’ın sosyal medyadan paylaştığı kurallar arasında yer alan “Sosyal medyada, anonim hesaplar kullanmayarak açık kimlikle, gerekli hukuki sorumluluğu üstlenerek bulunulması” çağrısı dikkat çekti. Ünal’ın duyurduğu kurallar arasında, “Toplumda infial yaratacak, korku ve endişe iklimi oluşturacak paylaşımlardan kaçınılması, teyide muhtaç bilgilerin gerçekliğinden emin olunmadan paylaşılmaması, bilgilerin doğruluğu için meselenin muhataplarının açıklamalarının takip edilmesi, manipülasyon ve yalana prim verilmemesi” maddeleri yer aldı.

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı uyardı: Firavun anlayışıyla devlet yönetilemez, ayakta duramazsınız!

medyabold
Devamını Oku »

‘Turizm etkilenmesin’ diye yüz binlerce öğrencinin geleceğini karartacaklar

Yüz binlerce öğrencinin geleceğini etkileyen YKS’nin tarihinin, ‘turizm etkilenmesin diye öne alınacağı’ iddiası tepki çekti. Sınav, koronavirüs salgını sebebiyle 20-21 Haziran’dan 25-26 Temmuz’a ertelenmişti.

BOLD – Koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri dahilinde Haziran’dan Temmuz’a ertelenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tarihinin, turizmin etkilenmemesi için tekrar Haziran’a alınacağı iddiası binlerce öğrenciyi endişeye sevk etti.

YÖK’TEN HENÜZ RESMİ AÇIKLAMA YAPILMADI

Birgün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre Kültür ve Turizm Bakanlığının, turizmi olumsuz etkileyeceği inancıyla YKS tarihinin öne alınmasını talep ettiği ileri sürüldü. Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) tartışmayı netleştirecek resmi açıklama gelmedi.

SOSYAL MEDYADA TEPKİLERİNİ ORTAYA KOYDULAR

Belirsizliği tepki gösteren öğrenciler, sosyal medyada ‘YKS tarihime dokunma’ etiketiyle kampanya başlattı. Geleceklerinin, turizm gelirlerinden çok daha değerli olduğunu ifade eden öğrenciler, sınavın 25-26 Temmuz’da yapılmasını istedi.

ÖĞRENCİLER BELİRSİZLİKTEN BÜYÜK YARA ALIR

Eğitim Uzmanı Onur Soğuk, konuyla ilgili şunları belirtti: “Zaten sınav konuları daraltıldı. Erkene alma kayıp yaşatmaz, katılmıyorum. Özellikle bu yaş grubundakiler için psikolojik faktörler çok önemli. Öğrenciler belirsizlikten büyük yara almaktadır.”

Osmangazi’den Diriliş Ertuğrul’a 472 bin liralık reklam!

medyabold
Devamını Oku »

CHP infazın iptali için ‘esastan’ başvuru yapacak: Gözler 6 Mayıs’ta…

İnfaz düzenlemesini şekil yönünden iptali için Anayasa Mahkemesine başvuran CHP, önümüzdeki hafta da değişikliğin esastan iptalini isteyecek. AYM, şekil başvurusunu 6 Mayıs Çarşamba günü görüşecek.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, CHP’nin, on binlerce mahkumun serbest bırakılmasıyla sonuçlanan düzenlemenin af niteliği taşıdığı için TBMM’de beşte üç çoğunlukla kabulü gerektiği gerekçesiyle yaptığı şekil yönünden iptal  başvurusunu 6 Mayıs Çarşamba günü görüşecek.

CHP, 90 bine yakın adli suçluyu tahliyesini sağlayan ancak terör adı altında düşünce ve siyasi suçlardan cezaevinde bulunan binlerce tutuklu ve hükümlüyü kapsam dışı bırakan infaz düzenlemesini ikinci kez AYM’ye taşıyor.  Önümüzdeki hafta yeniden AYM’ye başvurmaya hazırlanan CHP, kanunun Anayasa’nın yaşam hakkı, eşitlik hakkı ve ayrımcılık yasağı hükümlerine aykırı olduğu gerekçesini ileri sürecek. Başvuruda, düzenlemenin Anayasa’nın 2, 5, 10, 13 ve 17’nci maddelerine aykırı olduğu gerekçeleriyle iptali istenecek.

CHP’DE İPTALLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER VAR

Birgün’ün haberine göre, başvurunun hazırlık sürecinde CHP’li hukukçular arasında görüş ayrılıkları yaşandığı belirtiliyor. Eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesinin başta kadına şiddet ve çocuk istismarı gibi suçlardan hüküm giyenler olmak üzere salıverilmesinde sakınca bulunanların affı ile sonuçlanacağı kaygısı tartışılıyor. CHP’li hukukçular, bunu önleyici mekanizmaları da içeren bir başvuru metni hazırlamaya çalışıyor.

AYM’NİN ‘TÜM VATANDAŞLAR EŞİT YARARLANMALI’ İÇTİHADI VAR

Anayasa Profesörü ve CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu başkanlığındaki heyet çalışmalarını sürdürürken TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Murat Emir, Terör örgütleri ile irtibatlı olanların ve üyelik iddiaları bulunanların tahliye edilmesini istemediklerini, ancak birçok suç grubunun düzenlemeden yararlanması gerektiğini kaydetti. Emir, “AYM’nin infaza dair düzenlemede tüm vatandaşların eşit bir şekilde yararlanması gerektiğine yönelik bir içtihadı var. Düşünce suçluları, ifade hürriyetini kullananlar, yazarlar, twit atanlar açısından mutlaka eşitlik ilkesinin yaşama geçirilmesi ve onların da hırsızlar, dolandırıcılar, suç örgütü kuranlar kadar aftan yararlanması gerekiyor. Düzenlemeden ayrıca tutukluların da yararlanması gerekiyor. Onlar da unutulmamalı. Tüm bunlar başvurularımızın temelleri olacak” dedi.

Öte yandan HDP, bireysel başvuruda bulunmak isteyen mahkûmlar için örnek bir dilekçe metni hazırladı.

Salgında basına abluka

medyabold
Devamını Oku »

Osmangazi’den Diriliş Ertuğrul’a 472 bin liralık reklam!

AKP’li Bursa Osmangazi Belediyesi, geçen yıl TRT’de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinin 8 bölümüne reklam verdi. Her biri 4 saniyelik reklamlar için belediye kasasından 472 bin lira ödendi.

BOLD – İktidara mensup yerel yönetimlerdeki israfa ilişkin iddialara bir yenisi eklendi. AKP’li Osmangazi Belediyesi’nin TRT’de ekranlarında gösterilen Diriliş Ertuğrul isimli diziye binlerce liralık reklam verdiği ortaya çıktı.

BELEDİYE KASASINDAN İKİ DEFA 236 BİN LİRA ÇIKTI

Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre belediye, bölüm başı 4 saniyeden, 32 saniyelik reklam için 472 bin lira ödeme yaptı. İlk 10 Nisan 2019’da, Osmangazi Belediyesi ile Bursa Panorama 1326 Fetih Müzesi logosunun yayını için 236 bin lira ödendi. 12 Şubat 2019’da ise 236 bin lira verildi.

LOGO 4 DEĞİL 2,5 SANİYE YAYINLANDI İDDİASI

Öte yandan AKP’li belediyenin yapım şirketi Tekden Film’e binlerce lira ödediği reklamların 4 değil ‘2,5 saniye’ yayınlandığı iddia edildi. Osmangazi Belediye Meclisi’nin CHP Grup Sözcüsü ve Denetleme Komisyonu Üyesi Sefa Yılmaz, “Yaptığım incelemede logoların dört değil iki buçuk saniye yayında kaldığını gördüm” dedi.

YETKİLİLER 2018’DE DE ÖDEME YAPILDIĞINI KABUL ETTİ

Yapım şirketine fazladan 177 bin lira ödendiğini ileri süren Yılmaz, “Dizi bitiminde, çoğu seyircinin izlemeyi bıraktığı sırada reklamın yapılmasının israf olduğu kanısındayım. Şirketten fazla ödemenin iadesi istenmeli. 2018 faturası da bana ibraz edilmedi. Ancak belediye yetkilileri 2018’de de bu diziye ödeme yaptıklarını şifahen kabul etti” diye konuştu.

Devlet alacaklarını tahsil edemiyor: Toplam borç 500 milyarı geçti

medyabold
Devamını Oku »

Salgında basına abluka

İktidarın basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik icraatları durmak bilmiyor. Salgınla ilgili haberleri gerekçe gösterilerek 10 gazeteci gözaltına alındı, 1 gazeteci tutuklandı.

BOLD – Koronavirüs salgını dönemini kapsayan bir basın özgürlüğü raporu hazırlayan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, gazetecilere yönelik ablukayı gözler önüne serdi. Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre Utku Çakırözer, ‘Koronavirüs Döneminde Basın Özgürlüğü’ başlıklı raporunu açıkladı. Türkiye’de ilk salgın vakasının açıklandığı 11 Mart’tan bu yana salgınla ilgili yaptıkları haber ve yorumlar gerekçe gösterilerek 10 gazeteci gözaltı alındı, 1 gazeteci tutuklandı. Toplam 30 gazeteci hakkında ifade, soruşturma ve dava süreçleri başladı.

YÜZDE 60 TİRAJ KAYBI YAŞANDI

Salgın sürecinde basılı gazetelerin tirajının yüzde 22 ile 60 oranları arasında düştüğünü ifade eden Çakırözer, “Yaşamını sürdürmekte zorlanan gazeteler sansür ve ilan ambargoları ile mücadele ederken, haber peşindeki kanallara da RTÜK ceza yağdırdı” dedi.

  • Rize’deki Çay-Kur fabrikasında 11 işçinin Kovid-19’a yakalandığı haberini yapan gazeteci Gençağa Karafazlı hakkında Çay İşletmeleri’nin suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldı ve Karafazlı ifadeye çağrıldı.
  • Mardin, Diyarbakır, Antalya ve Rize’de yerel basında çalışan gazeteciler korona virüs haberleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındı ve ifade verdi.
  • Salgın ile ilgili sosyal medya paylaşımı yapan Nurcan Baysal, Enver Aysever ve Hakan Gülseven hakkında da soruşturma açıldı.
  • Hakan Aygün sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek bir aydır tutuklu bulunuyor.
  • AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve BDDK’nın suç duyuruları sonrasında açılan davada “Biz Bize Yeteriz” kampanyasına ilişkin eleştirel paylaşım yapan gazeteci Fatih Portakal hakkında 3 yıla kadar hapis cezası istendi.
  • Cumhuriyet muhabiri Alican Uludağ ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Olcay Büyükbaş hakkında 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde yapılan IŞİD saldırısı öncesinde emniyet birimlerinin ihmal iddialarına ilişkin yaptıkları haber nedeniyle de dava açıldı.
  • Cumhuriyet gazetesi muhabiri Hazal Ocak ve gazete yöneticilerine de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kiraladığı vakıf arazisine “kaçak yapı yaptırdığı” ile ilgili haberden dolayı ‘terör soruşturması’ açıldı.
  • Ocak hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kanal İstanbul güzergâhında arazi almasıyla ilgili haberden dolayı yürütülen soruşturma da bu dönemde tamamlandı. Kabul edilen iddianamede, Ocak’ın 1 yıldan 2 yıla kadar hapsi istendi.
  • Salgın sürecinde yaklaşık 100 bin hükümlü serbest kalırken Libya’da öldüğü belirtilen bir MİT mensubuna ilişkin haber yapan Odatv’den Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Yeni Yaşam’dan Ferhat Çelik, Aydın Keser, Yeniçağ’dan Murat Ağırel’in tutukluluklarında 57 gün geride kaldı.
  • Pandemi sürecinde Meclisten geçen infaz kanununda bu gazetecilerin yargılandığı ‘MİT Kanununa muhalefet’ suçları indirim kapsamı dışına çıkarıldı.
  • Tutuklu gazeteciler ve Birgün Yazarı Erk Acerer hakkında hazırlanan iddianamede tutuklanma gerekçeleri olan “İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlamasına “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçu da eklendi. Böylece Asliye Ceza’lık dava Ağır Ceza Mahkemesine kaydırıldı ve 19 yıla kadar hapis cezası istendi.
  • Öncelikle görevi Türkiye’de tüm basın organlarının özgürce çalışmasını sağlamak olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, kendisiyle ilgili haberlere açtığı davanın yanı sıra yüzlerce siteye de sansür uygulattı. Başta Cumhuriyet Gazetesi olmak üzere 273 habere getirilen erişim engelinin gerekçesi ise ‘salgınla mücadelede Türkiye’nin algısının gölgelenmesi’ne bağlanması dikkat çekti.
  • Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Independent Türkçe’nin de aralarında olduğu bazı yayın organlarına erişim yasağı getirdi.
  • Salgın nedeniyle yapılan “evde kalın” çağrıları ve alınan önlemler nedeniyle gazete tirajları yüzde 22 ile yüzde 60 arasında düştü.
  • Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığı, RTÜK ve Basın İlan Kurumu gibi kurumlar “baskı ve sansürün aracı” oldu.
medyabold
Devamını Oku »

1 Mayıs 2020 Cuma

Kim Jong-Un 20 gün sonra 1 Mayıs kutlaması için ortaya çıktı

Geçirdiği kalp ameliyatı sonrası 20 gündür öldüğü konuşulan Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-Un, 1 Mayıs dolayısıyla bir gübre fabrikasının açılış törenine katıldı.

BOLD – Güney Kore merkezli Yonhap haber ajansı, sağlık durumunun kötüleştiği öne sürülen Kim Jong-Un’un 20 gün sonra ilk kez kamuoyunun önüne çıktığını yazdı. Kim’in, bir süredir kamuoyunda görülmediği için ‘öldüğü’ ya da ‘görevinden uzaklaştırıldığı’ gibi iddialarla gündeme geliyordu. Kuzey Kore’nin 36 yaşındaki lideri, ülkede kutlanan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü vesilesiyle Suncheon şehrinde düzenlenen bir gübre fabrikasının açılış törenine katıldı. Kim Jong-Un en son 11 Nisan’da başkanlık ettiği İşçi Partisi toplantısında görülmüştü.

medyabold
Devamını Oku »

Kayıt dışı metropol: İstanbul’daki sigortasız çalışan sayısı birçok ülke nüfusundan fazla

İstanbul İstatistik Ofisi, İstanbul’da sigortasız olarak çalışan kişi sayısını açıkladı. TÜİK ve SGK verilerinden yararlanarak açıklanan verilere göre İstanbul’daki kayıt dışı çalışan sayısı Estonya, İzlanda, Bahreyn, Lüksemburg, Karadağ, Fiji, Cibuti, Malta, Bahamalar, Belize, Maldivler gibi birçok ülkenin nüfusundan fazla.

BOLD – Türkiye’de kayıt dışı çalışma ciddi sorun olarak devam ederken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul İstatistik Ofisi, kentteki sigortasız çalıştırılan kişilerin sayısını kamuoyuna duyurdu. Ofis’in yaptığı araştırmaya göre İstanbul’da sigortasız çalışan kişi sayının 1 milyon 300 bin kişi olduğu ortaya çıktı.

ÇALIŞAN HER 100 KİŞİDEN 29’U İSTANBUL’DA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul İstatistik Ofisi 1 Mayıs vesilesiyle TÜİK ve SGK verilerinden yararlanarak şehirdeki çalışan verilerini yayımladı. Buna göre 2020 Şubat ayı itibarıyla Türkiye’de sigortalı işçi sayısı, 14 milyon 211 bin 588 iken, İstanbul’da 4 milyon 137 bin 618. Yani Türkiye’deki 100 işçinin 29’u İstanbul’da çalışıyor.

ÇALIŞANLARIN YÜZDE 22’Sİ KAYIT DIŞI

2019 sonu itibarıyla ise İstanbul’da çalışanların yüzde 22.2’si kayıt dışı çalışıyor. Bu oran İstanbul’da çalışan toplam 5.78 milyon kişiden 1.3 milyonunun sigortasız çalıştığı anlamına geliyor. 2019 sonu itibariyle İstanbul’da çalışanların yüzde 69’u erkek, yüzde 31’i kadınlardan oluşuyor. Çalışanlar içinde en yüksek paya 35-54 yaş grubu sahip. Çalışanların yüzde 4.7’si 15-19, yüzde 10.6’sı 20-24, yüzde 29.4’ü 25-34, yüzde 47.3’ü 35-54 yaş grubunda yer alırken, yüzde 8’i 55 yaş üzerinde.

ORTALAMA YEVMİYE 165 TL

İstanbul’da çalışan 100 kişiden 67’si hizmet sektöründe iken, 32’si sanayi, 1’i ise tarımda istihdam edildi. Çalışanların yüzde 81’i ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, yüzde 17’si kendi hesabına veya işveren olarak çalışıyor. Geriye kalan yüzde 2’lik kesim ise ücretsiz aile işçisi. 2020 Şubat ayı verilerine göre İstanbul’da günlük ortalama kazanç ise 163.17 TL olarak tespit edildi. Yılın aynı döneminde günlük ortalama kazanç erkeklerde 165.52 TL iken, kadınlarda 158,48 TL olarak gözlendi. Kamuda yer alan işçilerde günlük ortalama kazanç 180.87 TL iken, özel sektördeki işçilerde bu rakam 162.05 TL.

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı uyardı: Firavun anlayışıyla devlet yönetilemez, ayakta duramazsınız!

medyabold
Devamını Oku »

Devlet alacaklarını tahsil edemiyor: Toplam borç 500 milyarı geçti

Son yıllarda ekonomik olarak zor günler geçiren Türkiye, koronavirüs salgını nedeniyle bu durum daha da derinleşti. Ayakta kalmak için yoğun çaba harcayan birçok işletme, devlete vergisini ödeyemiyor. Devletin vergiler dahil tahsil edemediği toplam alacağı 508 milyar liraya ulaştı.

BOLD – Arka arkaya çıkarılan ve yapılan yapılandırmalara rağmen devlet alacaklarını tahsil edemiyor. Tahsil edilemeyen vergilerin toplamı 219 milyar liraya ulaşırken, mükelleflerin devlete ödeyemediği toplam borç ise 507 milyar 815 milyon TL oldu.

ALACAKLAR İÇİN YENİ YAPILANDIRMA ŞART

Sözcü yazarı Nedim Türkmen, tüm yapılandırmalara rağmen vergi mükelleflerinin vadesi geçmiş borçlarının 219 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Yapılandırma şart” dedi. Türkmen yazısında şu bilgileri verdi:

“Devletin 31 Mart 2020 tarihi itibarıyla tahsil edemediği vergi alacağı tutar 218 milyar 836 milyon TL’dir. Bütçe geliri olarak ifade edilip, tahsil edilemeyen tutar ise vergiler dâhil 507 milyar 815 milyon TL’dir. Devletin tahsil edemediği yukarıdaki tutarlar, 1984 yılından bu yana oluşan toplam tutarları ifade etmektedir. Tahsil edilemeyen tutarların çok büyük bir bölümü, eski yıllardan gelen fiktif tahakkuklardır. Son 3 yılda çıkartılan yukarıdaki yasalar kapsamında en çok tahsilat 6736 ve 7143 sayılı Kanunlarda yer alan; matrah artırımı, stok affı, kasa ve ortaklar cari hesabı düzeltme, vergi ihtilaflarının sona erdirilmesi düzenlemelerinden yapılmıştır.

ÖDEMELER 4 YILA YAYILSIN

Eskiye ait tahakkuk etmiş fakat ödenmeyen borçların yeniden yapılandırmasını içeren düzenlemelerin başarı oranı yüzde 8’lerde kalmıştır. Vergi Hukuku’nda tahsilat zaman aşımı 5 yıl olmasına rağmen; çeşitli yol ve yöntemler ile zaman aşımı süresini neredeyse sonsuz hale getirmeyi bırakıp;

– Vergi mükelleflerinin 31.03.2020 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş bütün borçlarını (yapılandırma kapsamında ödenenler dâhil) faizsiz ve ödemeler 2021 yılında başlamak üzere 4 yıla yayalım,

– Faiz, zam ve ceza hesaplanmadan ortaya çıkan vergi aslı borcunu başvurudan itibaren 3 ay içinde peşin ödeyene yüzde 50 indirim yapalım,

– 5 yıldan uzun süre geçmesine rağmen tahsil edilemeyen alacakları silelim,

– Vadesi geçmiş borçların her mükellef için 50.000 TL’lik kısmını silelim.”

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı uyardı: Firavun anlayışıyla devlet yönetilemez, ayakta duramazsınız!

medyabold
Devamını Oku »

700 bin tavuk telef oldu: Nedeni kuş gribi mi?

Sakarya’nın Kaynarca ilçesindeki bir tavuk çiftliğinde henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yaklaşık 700 bin tavuk telef oldu. Bölgedeki diğer işletmelerde de etkisini göstermeye başlayan hastalıkla ilgili bakanlık devreye girerken, tavuk ölümlerinin ‘kuş gribi’ olmasından endişe ediliyor.

BOLD – Sakarya’nın Kaynarca ilçesinin merkezinde bulunan bir tavuk çiftliğinde tavuklarda hastalık ortaya çıktı. Et tavuğu yetiştiren özel işletmede görülmeye başlanılan hastalık nedeniyle yaklaşık 700 bin tavuk telef olduğu bildirildi.

İLÇEDE PANİĞE NEDEN OLDU

Sözcü’den Erhan Kaytanbay’ın haberine göre; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından görevlendirilen veterinerler tavuklardan numune aldı. Yetkililerin ilk örnekler alınarak laboratuvarda inceleme altına alınan hastalığın ilk gün çıkan belirtilerinin ardından hayvanlara bulaşmaması için tesis karantina altına alındı. Türkiye’nin en büyük tavuk merkezlerinden biri olan Kaynarca’da bu olay büyük bir panik yaşanmasına neden oldu.

1 MİLYON TAVUK DAHA TELEF EDİLECEK

İşletmede 5 milyon TL değerindeki 700 bin tavuğun tamamı imha edilirken, işletmeye büyük bir zarara uğradı.
Tarım ve Orman Bakanlığından henüz resmi bir açıklama gelmezken, “tavuk vebası” olarak da bilinen kuş gribi olabilme ihtimali üzerinde duruluyor. Henüz konuyla ilgili olarak resmi bir açıklama yapılmasa da Kaynarca’da yaşanan tavuk ölümleri nedeniyle 1 milyona yakın tavuğun bu hastalık nedeniyle telef edileceği öğrenildi.

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı uyardı: Firavun anlayışıyla devlet yönetilemez, ayakta duramazsınız!

medyabold
Devamını Oku »

Berat Albayrak’ın istediğini yapmadılar: AVM’lerin açılış tarihi ertelendi

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın gelecek hafta açılmasını istediği AVM’lerden açılış tarihleri ile ilgili net tarih geldi. İki AVM, açılış tarihi olarak 1 Haziran gününü kamuoyuna duyurdu. İstanbul’daki Akbatı ve Akasya alışveriş merkezleri 1 Haziran tarihinde kapılarını müşterilerine açacak.

BOLD – Koronavirüs salgını önlemleri kapsamında kapatılan alışveriş merkezlerinin kademeli olarak açılması planlanıyor. Bu kapsamda ilk olarak Akiş GYO, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada İstanbul’daki iki AVM’nin (Akasya, Akbatı) açılış tarihini belirledi. İki AVM 1 Haziran tarihinde açılacak.

GEREKİRSE AÇILIŞ TARİHİ ÖTELENEBİLECEK

Akiş GYO’dan yapılan açıklamada, “Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında 19 Mart 2020 tarihinde kapatmış olduğumuz Akbatı ve Akasya alışveriş merkezlerimiz ile ilgili olarak, Akasya ve Akbatı Alışveriş Merkezleri’nde faaliyetlerimize yeniden devam edebilmek için, kiracılarımızdan da aldığımız görüşler neticesinde açılış tarihimizin 1 Haziran 2020 olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nca pandeminin seyri üzerine açılış tarihini etkileyebilecek olumsuz bir görüş gelmesi durumunda bu tarih ötelenebilecektir” denildi.

AVM’LER 11 MAYIS’TA KADEMELİ OLARAK AÇILACAK

Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı Hüseyin Altaş sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada “11 Mayıs’ta kademeli açılış için haziran ayı başından itibaren ise tamamen tam kapasite ile açılmayı planlıyoruz” dedi. Kademeli açılış hakkında bilgi veren Altaş, “Kent olarak bir ayrım yapmamız ne kadar mümkün bilmiyorum. Bütün kentlerde aynı anda açılış olabilir. Talebin yoğun olduğu kentlere öncelik tanınabilir. Açılacak olan AVM’ler için tek tek inceleme yapılmalı. Kapalı ve açık mimarideki AVM’ler incelenmeli. İlk etapta açık mimarideki AVM’ler açılabilir. Caddeye olan cephesi geniş olan AVM’ler daha kolay açılabilir. Kapalı mimarideki AVM’lere ise en son sıra gelecektir” ifadelerini kullandı.

“AÇILMASINI BAKAN ALBAYRAK İSTEDİ”

AYD Başkanı Hüseyin Altaş, daha önce yaptığı açıklamada 8-15 Mayıs tarihleri arasında AVM’lerin açılmasını Hazine ve Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın istediğini söyleyerek, “Bakan adına Yardımcısı Nureddin Bey aradı ve ‘Sayın bakanımız Berat Albayrak 4 Mayıs’ta AVM’lerin açılmasını istiyor’ dedi. Biz de en erken 11 Mayıs olabileceğini söyledik. Gün aşırı bu konuyu konuşuyoruz kendileriyle. Oldukça ilginç bir noktadayız. AVM yatırımcılarının çoğu bayramdan sonra açalım görüşündeler” demişti.

Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı uyardı: Firavun anlayışıyla devlet yönetilemez, ayakta duramazsınız!

 

medyabold
Devamını Oku »

Hastaların yüzde 90’ı 25-50 yaş aralığında!

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, korona sebepli hastane başvuranlarının yüzde 90’ının 25-50 yaş aralığında olduğunu açıkladı.

BOLD – Türkiye geneli, koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında 20 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkması sınırlandırıldı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, yasak kapsamında bulunmayan 20 yaş üstü ve 65 yaş altı kişilerin ‘yeteri kadar tedbir almadığı için çok sayıda genç hasta’ ile karşılaştıklarını kaydetti.

RİSKLİ OLANLAR BU YAŞ ARALIĞINA DİKKAT ETMELİ

Prof. Dr. Pullukçu, “Gelenlerin yüzde 90’ı 25-50 yaş arası hastalar. Bu bizim için iyi bir şey. Hastalarımız yaşlı olmayınca takibi ve tedavisi çok kolay oluyor. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü yasaklı. Bu yasaklı olmayan grubun önlemsiz gezdiğini düşündürüyor. Riskli olanlar bunlara dikkat etmeli” dedi.

TANIDIKLARA BALKONDAN GÖRÜŞME ÖNERİYORUM

Sosyal mesafenin korunması gerekliliğini hatırlatarak, bu şekilde devam edilirse Mayıs sonuna doğru normal hayata geri dönülebileceğini söyledi. “Bir sürü insan hastalığı belki de hiçbir belirti olmadan ayakta geçiriyor. Bunlara karşı dikkatli olmamız gerekiyor. Risk grubundaki tanıdıklarıma çocuklarını evlerine almamalarını söylüyorum. Balkondan görüşme öneriyorum” diye konuştu.

MASKEYİ BURUN ALTI KULLANMAK TEHLİKELİ

Kendilerine en çok ‘Yolda maskesiz yürüyebilir miyiz?’ sorusunun geldiğini aktaran Pullukçu şu önerilerde bulundu: “En aşağı 1,5 metre mesafe ayarlanmalı. Ancak kent ortamında bunu ayarlamak pek mümkün değil. O zaman maske takmalı. Maskede burun üstlerinin kapalı olmasına ve çene altına oturmuş olmasına mutlaka dikkat edilmeli. Maskeyi burun altı gezdirmek bulaşmayı engellemez.”

FARKLI GÖRÜŞLER VAR HAZİRAN’DA RAHATLIYOR OLACAĞIZ

Vaka sayısında hala artış bulunduğuna dikkat çekerek “Her gün 4-5 bin civarı vaka çıkıyor. Farklı görüşler var. Çok uzun süre süreceğini düşünen arkadaşlar da var. Ancak önümüzdeki haftadan sonra düşmeye başlayacağını düşünüyorum. Haziran’da rahatlıyor olacağız” ifadelerini kullandı.

Ankara Kumrular saldırısının şüphelisi 9 yıl sonra Diyarbakır’da yakalandı

medyabold
Devamını Oku »

Ankara Kumrular saldırısının şüphelisi 9 yıl sonra Diyarbakır’da yakalandı

Ankara Kumrular’da 9 sene önce bomba yüklü otomobille gerçekleştirilen ve 5 kişinin öldüğü saldırının şüphelisi İ.A’nın, Diyarbakır’da babasının evinde yakalanıp tutuklandığı bildirildi.

BOLD – Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Ankara Kumrular’da, 9 yıl önce bomba yüklü araçla yapılan ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda vatandaşın yaralandığı saldırının şüphelisi PKK’lının yakalanıp tutuklandığını açıkladı.

BABASININ EVİNDE SAKLANDIĞI TESPİT EDİLDİ

İl Emniyet Müdürlüğü açıklamasında, Kumrular saldırısı ve aynı gün Güney Ekspres treninde bulunan patlayıcı madde ile ilgili şüphelilerden PKK/KCK terör örgütü üyesi İ.A.’nın Diyarbakır Peyas Mahallesi’nde yaşayan babası M.A.’nın evinde yakalanıp gözaltına alındığı bilgisi yer aldı.

Üç KHK maddesi Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi!

medyabold
Devamını Oku »

Üç KHK maddesi Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi!

Anayasa Mahkemesi’nin, polise sanal alemde işlenen suçlarda internet abonelerini takip etme ve kimlik bilgilerine ulaşma yetkisi veren yasa maddesini iptal etti.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM), Olağanüstü Hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile getirilen ve polise, sanal ortamda işlenen suçlarda internet abonelerinin kişisel verilerine ulaşma yetkisi veren düzenlemeyi iptal etti.

DAVANIN GEREKÇELİ KARARI YAYIMLANDI

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında, Anayasa Mahkemesi’nin, CHP milletvekillerinin ‘7072 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un bazı hükümlerinin iptali’ için açtığı dava ile ilgili gerekçeli kararı yayımlandı.

Mahkeme 19 Şubat tarihli kararında, söz konusu KHK ile getirilen düzenlemelerden 3’ünü Anayasa’ya aykırı bularak oybirliğiyle iptal etti. Bunlardan ilki ‘6112 Sayılı Kanun Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’da lisans başvurusunun kabul edilme şartı ile ilgili hüküm oldu.

MİT VEYA EMNİYET KAYNAKLI BİLGİ DAYANAK DEĞİL

Mahkeme, ‘Ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu MİT veya Emniyet Genel Müdürlüğü’nce bildirilen medya hizmet sağlayıcı kuruluşların lisans başvuruları reddedilir’ fıkrasını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

İptal edilen ikinci düzenleme Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda polise, sanal ortamda internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşma ve araştırma yetkisi veren hüküm oldu.

13’ÜNCÜ VE 20’NCİ MADDELERE AYKIRI BULUNDU

Yüksek Mahkeme, ‘Polis sanal ortamda işlenen suçlarda yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilidir. Erişim sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları talep edilen bu bilgileri kolluğun bu suçlarla mücadele için oluşturduğu birimine bildirir’ fıkrasını Anayasa’nın 13’üncü ve 20’nci maddesine aykırı olduğu belirtildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI ANAYASA’YA TAKILDI

Kaldırılan 3’üncü düzenlemeyse, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlemesi ile ilgili KHK’daki işe alınacaklarda aranacak kişiler ile ilgili güvenlik soruşturması yapılması şartı oldu.

Sözleşmeli işe alınacaklarda aranılacak şartları düzenleyen 7’nci maddenin ‘Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak’ hükmü Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal etti.

BKM’nin kontrolü artık Merkez Bankasında

medyabold
Devamını Oku »

Merkez Bankası en az yüzde 15 küçülme bekliyor

Merkez Bankası enflasyon raporuna göre ikinci ve üçüncü çeyrekte özellikle iç talepte ciddi bir küçülme beklendiğini ortaya koydu. Koronavirüs nedeniyle durma noktasına gelen ekonomi nedeniyle 2020 ikinci çeyrekte yıllık yüzde 15 ve üzerinde bir daralma bekleniyor.

BOLD – Merkez Bankasının (TCMB) dün açıkladığı yılın ikinci enflasyon raporu, ikinci ve üçüncü çeyrekte özellikle iç talepte ciddi bir küçülme beklendiğini ortaya koydu. Merkez, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 8.2’den yüzde 7.4’e düşürdü. Enflasyon tahmininin düşürülmesinde talepte ciddi daralma beklentisi ve petrol fiyatlarında revizyona gidilmesi etkili oldu.

İÇ TALEPTE CİDDİ DARALMA BEKLENİYOR

Merkez Bankası’nın raporunu Cumhuriyet’ten Gamze Bal’e değerlendiren Özyeğin Üniversitesi öğretim görevlisi Gizem Öztok Altınsaç, “Enflasyon raporunun içinde çıktı açığı yüzde 8. Bu demektir ki, Merkez Bankası iç talepte ciddi bir daralma öngörüyor. Dolayısıyla bu daralma kur geçişkenliğinin önüne geçecek demektir. Bu da enflasyonda düşürücü bir etki yapacak” dedi. Çok kaba bir hesapla ikinci çeyrekte yıllık yüzde 15 daralma olacağını belirten Altınsaç, “Nisan ayı göstergeleri, küresel PMI’lar, ihracat daralması ve perakende verileri bize bunu işaret ediyor” dedi.

REZERVLER KONUSUNDA RİSK VAR

Rezervler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Altınsaç, “Biz döviz yükümlülüğü yüksek bir ülkeyiz, burada bir miktar azalma var. Ancak bizim emsallere kıyasla yükümlülüğümüzü çevirme maliyetimiz çok yüksek. Böyle olunca çevirmeniz zorlaşıyor, o zaman Merkez Bankası rezervine ihtiyaç duyuyorsunuz. Bana çok kısa vadeli olmayabilir gibi geliyor, risk görüyorum” dedi.

Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği korona aşısı haziran ayında piyasaya çıkacak

 

medyabold
Devamını Oku »

Zorunlu trafik sigortasını yaptıramama oranı yüzde 20’ye yükseldi

Kanunen zorunlu olmasına karşın trafik sigortası yaptırmama oranı yükseliyor. Türkiye ortalaması yüzde 20’ye yükselirken bazı illerde yüzde 40’a çıkıyor.

BOLD – Türkiye’de milyonlarca kişi kanunen zorunlu olmasına rağmen trafik sigortası yaptıramıyor. Türkiye’de 23 milyonu aşan araç bulunuyorken, bunların beşte birinin sigortası bulunmuyor.

YAKALANAN ARAÇLAR BAĞLANIYOR

Motosikletten, traktöre, kamyondan, otobüse kadar herkesin yaptırmakla zorunlu olduğu trafik sigortası fiyatları hasarsızlığına ve işlevine göre değişiyor. Traktörde yıllık sigorta fiyatları 150 ila 700 TL arasında değişirken, motosiklette fiyat 300 ile 1400 TL, otomobillerde ise 700 ile 3 bin 500 TL arasında değişiyor. Ticari araçlar ve taksilerde ise yapılan işten dolayı fiyatlar daha da yükseliyor.

HER 5 ARACIN BİRİ SİGORTASIZ

Sözcü’den Emre Özpeynirci’nin haberine göre kanunen zorunlu olan, aksi halde aracın çekilmesine ve daha büyük maddi yük getirmesine sebep olacak trafik sigortasını Türkiye’de yaptırmayan milyonlarca insan var. EBS Danışmanlık’ın Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi verilerine göre, bugün Türkiye’de toplam 23.2 milyon adetlik araç parkının yüzde 20.49’unda trafik sigortası bulunmuyor. Araç türüne göre en düşük sigortasızlık oranının yüzde 6.08 ile otomobillerde olduğu görülürken, en yüksek ise yüzde 67.49 ile motosikletlerde.

ŞANLIURFA’DA ARAÇLARIN YARIYA YAKINI SİGORTASIZ

Trafik sigortası yaptırma oranlarına iller bazında bakıldığında ise, sigortasızlık oranı en yüksek il yüzde 40.24 ile Şanlıurfa olurken, en düşük il ise yüzde 90.62 ile Trabzon. Bu Şanlıurfa’da her 100 araçtan 40’ında zorunlu trafik sigortası olmadığını ortaya koyarken, Trabzon’da ise her 100 araçtan 90’ının sigorta yaptığını gösteriyor.

Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği korona aşısı haziran ayında piyasaya çıkacak

medyabold
Devamını Oku »

Taksim’de sembolik 1 Mayıs’a toplu gözaltı

Türkiye’de tüm fabrikalar açıkken ve işçiler çalışıyorken, Taksim’de 1 Mayıs nedeniyle sembolik olarak yapılmak istenen etkinliğe izin verilmedi.

BOLD – Taksim Meydanı’nda yapılmak istenen sembolik 1 Mayıs kutlamasına izin vermeyen polisler, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile birçok kişiyi gözaltına aldı.

Koronavirisü salgını nedeniyle bu yıl 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kitlesel yerine her yerde sembolik kutlama kararı alan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB), bayramlarını günler öncesinden sanayi siteleri, fabrika ve atölye önlerinde yaptıkları eylem ve etkinliklerle kutlamaya başladı. Yine 1977 yılı başta olmak üzere 1 Mayıslarda hayatını kaybedenler anıldı.

Fakat Taksim Meydanı’nda yapılmak istenen sembolik kutlama öncesinde DİSK’in Beşiktaş’ta bulunan merkez binası polis ablukasına alındı.

DİSK dün yaptığı yazılı açıklamayla bugün saat 09.00’da Taksim Anıtı’na çelenk bırakarak, sembolik olarak 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlayacağını duyurmuştu. Söz konusu ablukanın DİSK’in Taksim’e çıkmasına engellemeye yönelik olduğu öğrenildi.

Bina etrafının polis ablukasına rağmen bir süre sonra DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve konfederasyona bağlı sendika yöneticileri hazırlanan 1 Mayıs çelengi arkasında binadan çıktı. Hemen polis müdahalesi geldi.

DİSK GENEL BAŞKANI GÖZALTINDA

Yapılan müdahalede DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu ile birlikte çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınan Çerkezoğlu, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu: “Gözaltındayız! Bugün Türkiye’nin dört bir yanında işçi arkadaşlar çalışıyor o kamu düzeni bozulmuyor ama işçilerin #1Mayıs kutlaması kamu düzenini bozarmış!”

medyabold
Devamını Oku »

BKM’nin kontrolü artık Merkez Bankası’nda

1990 yılında 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığıyla kurulan Bankalararası Kart Merkezi’nde hakim ortak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası oldu. Merkez Bankası’na hakim ortak olmasıyla ilgili yetki, geçen yıl yapılan kanun değişikliği ile verilmişti.

BOLD – Ödeme teknolojileri ve stratejileri geliştiren Bankalararası Kart Merkezi’nde (BKM) 10 yıldır genel müdür olan Dr. Soner Canko’nun yerine Celal Cündoğlu vekaleten getirildi. Bu görev değişikliği sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen yıl yapılan kanun değişikliği kapsamında BKM’ye hâkim ortak oldu.

MERKEZ’E YETKİ GEÇEN YIL VERİLDİ

Merkez’den yapılan açıklamada, 12 Kasım 2019 tarihli ve 7192 sayılı kanun ile, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm uyarınca bankaya “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmişti.

“İLAVE ÖNEMLİ GÖREVLER ÜSTLENECEK” AÇIKLAMASI

Kanunla BKM’ye hâkim ortak olarak hissedar olan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada “Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM), bankamızdan aldığı izinler kapsamında faaliyet göstermektedir ve gerçekleştirdiği faaliyetler nedeniyle ülkemiz ödeme sistemleri açısından sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi olarak değerlendirilmektedir. TCMB, ödemeler altyapısına ve yenilikçi iş yapış yöntemlerine ilişkin önemli geliştirme alanları belirlemiştir. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar açısından BKM’nin, mevcut durumda üstlendiği ve temel olarak kartlı ödemeler alanına odaklanan rollerine ilave olarak önemli görevler üstlenmesi planlanmaktadır” denildi.

13 BANKA TARAFINDAN KURULMUŞTU

BKM, 1990 yılında 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığıyla kurulmuştu. Kuruluş amacı, “ödeme sistemleri içerisinde; nakit kullanımı gerekmeksizin her türlü ödemeyi veya para transferini sağlayan veya destekleyen sistem, platform ve altyapıları oluşturmak, işletmek ve geliştirmek” olarak tanımlanmıştı. Son hali ile BKM’nin mecvut ortakları ise şöyle; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş, Türkiye Halk Bankası A.Ş, T.C. Ziraat Bankası A.Ş,
T. Garanti Bankası A.Ş, Akbank T.A.Ş, Türkiye İş Bankası A.Ş, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O, QNB Finansbank A.Ş, ING Bank A.Ş, Türk Ekonomi Bankası A.Ş.

 

Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği korona aşısı haziran ayında piyasaya çıkacak

medyabold
Devamını Oku »

Döviz hesaplarına el konacak paniği

Bankalardaki toplam döviz mevduatları 17 Nisan-24 Nisan haftasında yaklaşık 1 milyar dolar azaldı. Bunda son haftalarda artan döviz hesaplarına el konacağı söylentileri etkili oldu.

BOLD – Haftalık banka ve para istatistiklerine göre 17 Nisan-24 Nisan haftasında yabancı para mevduatları 980 milyon dolar düşüş gösterdi. Bu dönemde ayrıca bankalarda bulunan toplam yabancı para mevduatları da 1 milyar 296 milyon dolar geriledi.

DÖVİZ HESAPLARI 980 MİLYON DOLAR AZALDI

Merkez Bankası Haftalık Banka ve Para İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları 24 Nisan ile biten haftada, 17 Nisan ile biten haftaya göre 326 milyon dolar azalarak, 195 milyar 516 milyon dolardan, 195 milyar 190 milyon dolara geriledi. Söz konusu dönemde vatandaşların döviz hesaplarında düşüş görüldü. Vatandaşların döviz hesapları ise 980 milyon dolar azalarak, 119 milyar 493 milyon dolardan, 118 milyar 513 milyon dolara geriledi.

YABANCI PARA MEVDUATLARI DA DÜŞTÜ

24 Nisan ile biten haftada bankalarda bulunan toplam yabancı para mevduatları da düşüş gösterdi. 17 Nisan ile biten haftada 224 milyar 948 milyon dolar olan yabancı para mevduatları 24 Nisan ile biten haftada, 1 milyar 296 milyon dolar azalarak 223 milyar 652 milyon dolara indi.

 

Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği korona aşısı haziran ayında piyasaya çıkacak

medyabold
Devamını Oku »

30 Nisan 2020 Perşembe

ve Gönüller Rikkatle Çarparken | Çağlayan Dergisi

Bu mübarek günler ve geceler, her şeye ve herkese kendi rengini, kendi tadını ve kendi şivesini katar; kucakladığı her şeyi yumuşatır, hülyalaştırır ve tasavvurlarımızı aşan derinliklere ulaştırır. Çarşı-pazar, ev-mabet, okul-kışla hemen her yerde sezilen derin bir büyü, mü’minlerin simalarında parıldayan uhrevîlik, bakışlarından süzülen ilâhîlik.. ve bilhassa gece saatlerinde gözlerimizin içine gülen rengârenk ışıklar, bize hep bir başka buudda yaşıyor olmanın nağmelerini fısıldarlar. Evlerinde, işyerlerinde, mabetlerde gördüğümüz, karşılaştığımız her sima, hep bir vuslat yolculuğu yaşıyor gibi, yer yer aşk u melâlle, zaman zaman da ümit ve beklentilerle dalgalanır ve bir duygu çağlayanı hâline gelerek sonsuza akar.

Hele, gönüllerimizde ibadet ü taat coşkusu arttıkça, her şeyi daha farklı duyma ve yaşama kabiliyetimiz de âdeta köpürür ve bizi kendi ummanı içine çeker. Böyle anlarda, cismanî rabıtalarımız bütün bütün zayıflar, ruhlarımız gündelik alâkalardan kurtulur ve kendimizi, topyekün varlığı rasat edeceğimiz bir noktaya yükselmiş sanırız. Artık, ovaları-obaları, dağları-bayırları, içinde neş’et ettiğimiz evleri, ikliminde ahirete hazırlandığımız ibadethaneleri; hâsılı canlı-cansız her şeyi O’nun ellerinden akıp gelmiş güzellikler olarak kucaklar, sever, oksijen gibi ciğerlerimize çeker ve “oh” ederiz.

Her zaman bir ışık tufanı gibi doğan bu nurlu gün ve gecelerde, mü’minlerin oturuş-kalkış ve umumî edalarında büyüleyen bir iman, bir mârifet, bir aşk ve bir ledünnîlik tüllenir.. iman, mârifet ve aşkla beslenen ruhanî hazlar, bütün maddî zevklerin ve lezzetlerin önüne çıkar.. herkes kendi irfan eksenine göre bir mukaddes ufka doğru yol almaya başlar.. bu yolda, her gün katettiği merhalenin sonunda küçük bir vuslata ulaşır ve bu mübarek seferini âdeta taçlandırır. Ruhlarını, her gün böyle bir vuslat ve bütün bu vuslatların çağrıştırdığı büyük visalin hülyalarıyla besleyenler, duygularına akan güzelliklerden, ibadetlerin bağrında tomurcuklaşan ümitlerden, bütün inanmış gözlerde ve gönüllerde çağlayan mânâlardan elde ettikleri hazlarla ledünnî bir sessizliğe gömülür, kendilerini ötedeki buluşmanın rüyalarına salar ve füsunlu bir ırmak içinde yüzüyor gibi zaman üstülüğe açıldıklarını sanırlar.

Artık ruhların aradığı haz denizine ermiş bu tâli’liler, her an gönül gözlerinde ayrı bir büyü ile tüllenen ledünnî güzellikleri ve Sevgili’nin bakışlarında açılan çiçekleri, O’nun cemâlinden akseden ışık hüzmeleri gibi duyarlar.. duyar ve âdeta kendilerini çeşit çeşit meyvelerle, güllerle, çiçeklerle üfül üfül esen bir bahçede bulur ve kopardıkları meyvelerin, güllerin, çiçeklerin üzerinde, bir ömür boyu eşiğine baş koydukları Zât’ın istikbalinin, ikramının sıcaklığıyla kendilerinden geçerler. Hatta burada ulaşamadıkları bazı nimetlerin, değişik bir buudda vaad esintileri ve mükâfat dalga boyuyla akıp geldiğini seziyor gibi duygu dünyalarında Rahmeti Sonsuz’un o derin ve ezelî şefkatiyle kucaklaştıklarını hissederler. Bu ruh hâletiyle, hayatı daha değişik duyar, daha içten sever, çevrelerinde O’nunla irtibatlandırabildikleri her şeyi rikkatle kucaklar, sevgiyle okşar ve tıpkı bir gül gibi koklarlar.

Kadınlar-erkekler, gençler-ihtiyarlar, bilenler-bilmeyenler, düz insanlar-bilgeler bu aydınlık gün ve gecelerde zariflerden zarif halleri ve incelerden ince tavırlarıyla masallarda olduğundan daha parlak bir şekilde bu mübarek zamanın mânevî güzelliklerine bürünür, inanmış olma mehabetini bir peçe gibi yüzlerine asar, gözlerini ötelerin ışıklarıyla açar-kapar, gezdikleri her yere kendi koku ve boyalarını çalar, duygularının derinliklerinde âdeta uhrevîleşir ve birer melek kesilirler. İnsan onların çehrelerinde, minarelerdeki mahyaları, sokaklardaki kandilleri, sanki onların süzülmüş bakışları, saçılmış incileri, dağılmış duyguları sanır; sanır ve onları, hayalinde ruhanîleri resmettiği gibi görür.

Evet, iman, aşk, arzu ve hülyaların; ümit, lezzet ve vuslatların dalgalandığı bu temiz simalar, müştak, hayran, mutlu ve sessizdirler; ama ruhlarındaki mânâları duyuran tavırları, davranışları, bakışları her zaman çevrelerine, insanda lâhûtîliğin erişilmez bir buudu gibi tecelli eder ve sezip anlayanları âdeta büyüler.

Bazılarımız bu aydınlık mevsimde, her zamanki dar mantıklarımızdan sıyrılarak, bir kudsî âleme davet edilmiş gibi kendimizi sevinç, coşku, heyecan ve ağlamaya salarız.. bazılarımız yıldızlar arasında, ayla-güneşle atbaşı, bir seyahate çıktığımızı tahayyül eder ve soluklarımızın meleklerin soluklarına karıştığı zehabına kapılırız. Öyle ki, gönüllerimiz olabildiğince yumuşar, gözlerimiz yaşarır; içimizde çok defa mevcudiyetlerini hissettiğimiz kördüğümler gevşer ve nefsin ukdeleri çözülür; derken gözyaşlarımız ruhumuzun derinliklerine sinmiş bütün problemleri önüne katar, sürükler ve vicdanlarımız “Oh elhamdülillâh!” der.

Herkes, kendi gönlünü dolduran mânânın enginliği ölçüsünde, o “ân”a kadar, cismaniyetinin baskılarından ötürü görmeye muvaffak olamadığı bir kısım derinlikleri hissetmeye başlar; gençler güç, kuvvet ve zindeliklerinin hakkını verme duygusuyla şahlanır.. orta yaşlılar tecrübe ve bilginin ruhlarında hâsıl ettiği temkine göre daha rantabl olmaya çalışır.. ihtiyarlar, ebediyete, ebedî saadete ve ruhların uçuştuğu âlemlere hazırlanma duygusuyla coşar.. ve herkes kalbinin gözlerini açar, sanki o “ân”a kadar tam duyup hissedemediği kendi kaderini duyar, kendi tâli’iyle sevinir veya kederlenir ve kendi istikbaline yönelir; gözleri, içinde bulunduğu zamanın vaad ettikleriyle güler ve yüzü buğu buğu mânâlarla derinleşir.

Cami ve minarelerde yükselen şeâiri ilan sesleri bu umumî ahvale ayrı bir tat, ayrı bir zenginlik katar.. öyle ki, artık esen rüzgârdan yağan yağmura kadar her şey O’nun kokusuyla yüzlerimizi yalar geçer ve gönüllerimize ölümsüzlük iksiri gibi siner. Hele seher yeli! Hele seher yeli! O, sonsuzluktan bir nefes gibi kendini hissettirir.. O’ndan bir haber ve bir lütuf gibi yüreklerimizi hoplatır; hoplatır, zira ona böylesine yöneldiğimiz bu büyülü dakikalar, iman, aşk ve ümitlerimiz sayesinde, ebediyet gerçeğinin usâreleri gibi gelir, gönüllerimize boşalır; ruhumuzun derinliklerinde tûbâ-i Cennet tomurcuklarınımeyveye uyarır ve bizi hep kalbimizdeki Cennetlerin yamaçlarında dolaştırır.

Allah her zaman güzel ve lütufkârdır; ama biz, belli zaman dilimlerinde bu mânâyı daha bir derince hissederiz. Evet, ruhlarımızın bahar faslı sayılan bazı mevsimlerde O, kalbimizin bütün heyecanını kendine çeker.. güzelliğini, cazibesini mukavemet edilemez bir seviyede hissettirir.. ve bizi her an ayrı bir lütufla yeniden bir kere daha ihya eder. Ben, bu mübarek gönüllerde, bu yolla duyulan zevk ölçüsünde başka bir zevkin bulunacağına ihtimal vermiyorum.. vermiyorum, zira bu ruhanî zevk, insandaki ilâhî aşk ve alâka ile, Rahmeti Sonsuz’un ihsan dalga boyundaki teveccühlerinden kaynaklanmaktadır. İnsanın aşk ve alâkasının yürekten ve ebedî olması ölçüsünde, O’nun teveccüh ve ihsanları da sınırsız ve nâmütenâhidir.

 



Yazının Kaynağı: Çağlayan Dergisi https://caglayandergisi.com/2020/05/01/ve-gonuller-rikkatle-carparken/
Devamını Oku »

Grip ve Korona Pandemileri | Çağlayan Dergisi

Grip (influenza) ilk kez M.Ö. 412’de Hipokrat tarafından tanımlanmıştır. Yazılı kaynaklardaki ilk grip salgını 1510 yılında görülmüş ve şimdiye kadar da 31 ayrı influenza pandemisi bildirilmiştir.[i] En ciddi olanı 1918–1920 yıllarında İspanyol Gribi olarak anılan ve yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne sebep olan salgındır. Asya Gribi (1957) ve Hong Kong Gribi (1968) salgınları yaklaşık 1,5 milyon insanın ölümüne, ekonomik olarak 32 milyar dolar kayba yol açmıştır. Mart 2009’da domuz gribi ortaya çıkmış, son olarak Aralık 2019’da 2019-nCoV pandemisi başlamış ve hâlâ devam etmektedir.

Grip Nasıl Bulaşır?

Grip virüsleri, bulaşmış kişilerin solunum salgılarından ortama saçılan damlacıklar (hapşırık, öksürük, konuşma ile) veya tokalaşma gibi direkt temas yoluyla bulaşır. Virüsün canlılığını koruyabilmesi için nemli ortam ve düşük ısı gerektiği için sonbahar ve kış aylarında daha sık görülür. Kapalı ve toplu hayatın gerektirdiği şartlar, el yıkama gibi genel hijyen kurallarına riayetin ihmal edilmesi ve ülkelerarası ulaşım imkânlarının artması, grip virüsünün yayılmasını kolaylaştırır. Virüsün vücuda alınmasından 1–3 gün sonra (kuluçka dönemi) hastalık belirtileri görülmeye başlar. Hasta olan fert, enfeksiyon başlamadan iki gün öncesinden itibaren, hastalık belirtileri başladıktan yedi gün sonrasına kadar virüsü ortama yayabilir.

Grip Nasıl Bir Hastalıktır?

Grip, influenza A ve B virüsleri ile ortaya çıkan, hızlı yayılabilen, çok bulaşıcı, ateşli bir solunum yolu hastalığıdır. Çocuklarda daha sık görülür. 65 yaş üzeri, iki yaş altı çocuklarda ve kronik hastalığı olan yüksek riskli kişilerde ciddi hastalık ve ölüm oranı yüksektir. Grip ve komplikasyonlarından korunmak; hastalık döneminde elleri daha sık yıkamak, hapşırma veya aksırma sırasında mutlaka bir kağıt mendille ağız ve burnu kapatmak, havlu ve bardak gibi eşyaları hasta kişiyle ortak kullanmamak, genel hijyen kurallarına uymak, hasta fertlerle el sıkışmak gibi direkt temastan kaçınmak ve risk grubundaki kişileri aşılamakla mümkündür.

[i] Uyeki TM. Influenza. Ann Intern Med. 2017 Sep 5;167(5):ITC33-ITC48. doi: 10.7326/AITC201709050.



Yazının Kaynağı: Çağlayan Dergisi https://caglayandergisi.com/2020/05/01/grip-ve-korona-pandemileri/
Devamını Oku »

Kan Pulcukları Neler Anlatıyor? | Çağlayan Dergisi

Almanya’ya geleli üç yıl, asistan doktor olarak çalışmaya başlayalı ise sadece bir kaç ay olmuştu. Uzun ve yorucu bir gündü. Sabahın erken saatlerinde kahvaltı edip çıkmıştım. Öğle yemeğim bir muz ve bir bardak kahveden ibaretti. Akşam geç saatlerde eve geldiğimde çok acıkmış ve yorulmuştum. Son yıllarda yaşadıklarım çok zor ve ağır gelmişti. Artık eskisi gibi genç değildim, memleketimde olduğum gibi uzman doktor da değildim. Hâkim olmadığım yabancı bir dili konuşarak, yabancı bir kültürde hayatımı sürdürme gayreti içindeydim. Bedenim ve ruhumda ümitle iyileşmeyi bekleyen, sızlayan bir sürü yaraya, yabancısı olduğum bir iş ortamı da eklenmişti.

Mutfağa girdiğimde hızlıca bir şeyler hazırlayayım derken sol işaret parmağımı kestim. Kesik yeri çok derin olmasa da hemen kanamaya başladı. “Al sana kapanmasını bekleyeceğin bir yara daha” diye geçirdim içimden. Yaralı elimi kaldırdım ve kanayan parmağımı incelemeye başladım. Kan, kırmızı minik bir kaynak gibi önce elime doğru yavaşça süzüldü, sonra kesik yerin üzerinde birikmeye başladı ve nihayet yaklaşık üç dakika sonra durdu.

Dışarıdan çok basit gibi görünüyordu bu olay, ama hiç de öyle değildi aslında. Suda yüzmekte olan bir gemide meydana gelen deliği tamir etmek ne kadar zor olsa gerek. Dışarıda yüksek basınçlı su, içeride düşük basınçlı hava mevcuttur. İkisi arasındaki ciddi basınç farkı sebebiyle deniz suyu sürekli içeri girmeye meyleder.



Yazının Kaynağı: Çağlayan Dergisi https://caglayandergisi.com/2020/05/01/kan-pulcuklari-neler-anlatiyor/
Devamını Oku »

Çevre Bize Emanettir | Çağlayan Dergisi

İnsan çok kompleks bir varlık olup beden, nefis, ruh, kalb ve latifeler gibi maddî ve manevî donanımlara sahiptir. Bütün kâinat bu müstesna varlığın hayatının devam etmesi için istihdam edilmektedir. İnsan, mahiyetinde meknuz olan bu değeri idrak ettiği ölçüde hem kendine hem de topluma katkıda bulunacaktır. Aslında insan, ağacı içinde barındıran bir çekirdek gibidir. Çekirdeğin inkişaf etmesiyle muhtelif güzellikler yeryüzünde zahir olur. İnsanın mahiyetindeki bu zenginlikleri fark etmesiyle hem insan hem de çevresi huzur ve mutluluğa kavuşur. Bu açıdan insanın Allah tarafından kendisine bahşedilen çevreyi bir nimet olarak görmesi, çevreye karşı sorumluluk duygusunu ihmal etmeyip bütün varlığa muhabbet nazarıyla bakabilmesi, onun mahiyetindeki bu güzellikleri keşfetmesine bağlıdır.

 Çevre Bir Nimettir

Bu husus şu âyette haber verilmektedir: “Görmüyor musunuz ki Allah göklerde ve yerde olan şeyleri sizin hizmetinize vermiş. Görünen görünmeyen bunca nimete sizi gark etmiş” (Lokman, 31/20). Başka bir âyet ise şu şekildedir: “Hem geceyi ve gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı sizin hizmetinize verdi. Diğer yıldızlar da O’nun emriyle size râm edilmiştir. Elbette aklını çalıştıran kimseler için bunda alınacak nice ibretler var! Yeryüzünde türlü türlü renklerle, her çeşitten bitki ve hayvan olarak sizin için yarattığı daha neler neler var! Elbette bunda düşünen kimseler için alınacak ibret var.” (Nahl, 16/12–13).

Çevre insana çok farklı menfaatler sağlaması yönüyle kadri büyük bir nimettir. İnsana düşen vazife ise, çevreyi kirletmemek, temiz tutmak ve kaynakları israf etmemektir.

 Çevre Allah’ın Âyetlerini Yansıtır

Çevre, insana maddî katkılarda bulunduğu gibi, manevî konularda dersler vererek insanın kemâline katkılar sunan İlahîbir âyet, bir işarettir. Marifet peşinde koşan bir kimse için çevre, çok büyük deliller ihtiva eder. Nitekim âyet-i kerime şu şekildedir: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, insanlara fayda sağlamak üzere denizlerde gemilerin süzülüşünde, Allah’ın gökten indirip kendisiyle ölmüş yeri canlandırdığı yağmurda ve yeryüzünde hayat verip yaydığı canlılarda, rüzgârların yönlerini değiştirip durmasında, gökle yer arasında emre hazır bulutların duruşunda, elbette aklını çalıştıran kimseler için Allah’ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır.” (Bakara, 2/164). Buna göre insan, çevreyi tevhit dersi adına bir mektep gibi telakki etmelidir. Çevre, insanın varoluşuyla alakalı sorularına cevaplar bulabilmesi için geniş ve derin bir tefekkür sahasıdır.

 



Yazının Kaynağı: Çağlayan Dergisi https://caglayandergisi.com/2020/05/01/cevre-bize-emanettir/
Devamını Oku »