26 Ocak 2019 Cumartesi

Pamukkale, Metro Turizm tekel olsun diye mi iflas ettirildi?

Konkordato talebi mahkeme tarafından reddedilen ve iflasına karar verilen Pamukkale Turizm’in yöneticileri çarpıcı bir iddiada bulundu. Firma yetkilileri, Pamukkale’nin iflasını gerektirecek bir durum olmadığını belirterek, bu kararın rakip firmayı (Metro Turizm) tekel yapmak için alındığını ifade etti.

BOLD– Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan Pamukkale Turizm’in konkordato talebini reddeden İzmir 1’inci Asliye Ticaret Mahkemesi şirketin iflasını kararlaştırmıştı.

Pamukkale ise daha sonra yaptığı açıklama ile seferlerin sürdüğü ve hukuki sürecin devam ettiğini kamuoyuna duyurmuştu. Açıklamada, şirketi iflas sürecinden kurtarmak için çabaların sürdüğü hatırlatılarak, şöyle denilmişt:

“Bir süredir yaşadığımız olumsuzlukları aşabilmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz başvurular ve hukuki süreçler devam etmektedir. Seferlerimizde hiçbir değişiklik olmayıp bu döneme özel faaliyet iznimiz alınmıştır. Tüm çalışmalarımız normal seyrinde devam etmektedir.”

RAPOR OLUMLUYKEN NEDEN İFLAS VERİLDİ?

Gazete Duvar’dan Özlem Akarsu Çelik’e konuşan Pamukkale Turizm yetkilileri ise mahkemenin verdiği iflas kararı hakkında çarpıcı iddialar ortaya attı.

Mahkemenin, geçici konkordato sürecinde şirkete atadığı denetleme komiserinin firma hakkındaki raporunun olumlu olduğunu kaydeden yetkililer, şu görüşleri dile getirdi: “Alacaklılar davaya müdahil olup olumlu dilekçe vermişti. Ancak mahkeme, bilirkişi incelemesi ve uzatma vermeden bir anda iflas kararı verdi. Mahkemenin bu kararı vermesini gerektiren hiçbir durum yokken iflas demesi, bizim için kötü bir sürpriz oldu. İstinaf mahkemesine başvuracağız. Hukuki süreç devam ediyor. Seferlerimiz sürüyor.”

RAKİP FİRMAYI TEKEL YAPACAKLAR

Pamukkale, 57 yıldır sektörde faaliyet gösteren, 3 bin 500 çalışanı ve 600 otobüsü bulunan köklü bir firma. Pamukkale’nin sektördeki şu anda en büyük rakibi ise Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) yakınlığı ile tanınan ve halen cinayet suçundan hüküm giydiği için kaçak durumunda bulunan Galip Öztürk’e ait Metro Turizm. Pamukkale’nin devreden çıkması, Metro Turizmi sektörde rakipsiz hale getirecek.

Pamukkale Turizm yetkilileri, “Türkiye’de şehirlerarası taşımacılıkta iki büyük firmadan biri hakkında iflas kararı verirseniz bu iş diğer firmanın tekel olması anlamına gelir. Rakip firmanın bizim konkordato ilan etmemizin ardından bilet fiyatlarını düşürmesi iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Mahkeme bunları gözetmeliydi.” dedi.

50 BİN KİŞİ EKMEK YİYOR

Pamukkale Turizm’de 3 bin 500 kişi çalışıyor. Şirket yetkilileri, lastikçisinden benzincisine ve bakımcısına kadar tedarikçilerle birlikte toplam 50 bin kişinin firmadan ekmek yediğine dikkati çekti ve şöyle devam etti: “Konkordatoda biz işçi alacaklarını ödemek zorundayız ama iflasta böyle bir zorunluluk yok, muhatap iflas masası. İşçilerimizin ve ailelerinin geleceğiyle ilgili karar vermek bu kadar kolay mı?”

KAZA ORANI EN DÜŞÜK FİRMA

Pamukkale’nin rakibi Metro Turizm, sektörde ölümlü kaza oranı en yüksek firma konumunda. Pamukkale ise tam tersine kaza oranı en düşük firma. Pamukkale, yılda 15 milyon yolcu taşıyor.

Şirket yetkilileri, şunları söyledi: “Yolcu sayısı ve verimlilik geçen yılın bu aylarına göre arttı, ama mahkeme iflas kararı verdi. Doğuş Finansman’a 30 milyon lira civarında borcumuz varken -araçların kiralandığı buyback (geri ödemeli) sistemiyle- mahkemenin verdiği bu kararla borcun 130 milyon liraya çıkması nasıl açıklanabilir? Borcu bu kadar artırmanın bir mantığı yok! Bu süreçte seferlerimiz aksamamış, kimse yolda kalmamış.”

MÜEBBET HAPİS CEZASINI YARGITAY ONADI, GALİP ÖZTÜRK GÜRCİSTAN’A KAÇTI

Şehirlerarası yolcu taşımacılığı sektöründe Varan, Ulusoy ve son olarak Pamukkale Turizm iflas etti. Hepsi de Metro Turizm’in en büyük rakipleriydi. Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk’ün adı İstanbul Esenler Otogarı’nın işletmecisi olmasından sonra sektörde öne çıktı.

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Galip Öztürk, 15 Temmuz 2016’da başarısız darbe girişiminden sonra İstanbul Esenler Otogarı’nın ismini, “15 Temmuz Şehitler Otogarı” olarak değiştirmesiyle gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanından ayrılmayan Öztürk, hakkındaki cinayet davasında müebbet hapis cezasının infazı Yargıtay tarafından onandıktan sonra ortadan kayboldu. Firari Öztürk’ün, Gürcistan vatandaşlığına geçtiğine ve bu ülkede yapılan son seçimde oy kullandığına dair fotoğraflar sosyal medyada paylaşılmıştı.

1996’da İstanbul Beyoğlu’nda bir evde öldürülen Kuvvet Köseoğlu cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Galip Öztürk, müebbet hapis cezası almış ve dava geçen yıl ekim ayında Yargıtay tarafından onanarak, karara bağlanmıştı. Öztürk, kararın açıklandığı gün yurt dışına çıkmıştı.

Konkordato da kurtaramadı, 57 yıllık Pamukkale iflas etti

medyabold
Devamını Oku »

Cumhurbaşkanlığı: Saldıranlar sivil kıyafetlere gizlemiş PKK’lılar

Irak’ın kuzeyinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Duhok şehrinde Türk savaş uçaklarının operasyonlarına karşı halkın bölgedeki Türk üssünü bastı ve zırhlı araçları ateşe verdi. Askerler saldırılan bölgeden ayrılırken Barzan’dan takviye güç gönderildi. Öte yandan Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı uzaklar Duhok üzerinde alçak uçuş yaptı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Irak kuzeyinde üs bölgesine yönelik saldırıyla ilgili bilgi notu paylaştı. Irak kuzeyinde yer alan Suriye Üs Bölgesine karşı 26 Ocak 2019 tarihinde yapılan saldırıların, sivil kıyafetler içine kendisini gizlemiş PKK’lı teröristler tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.

Bilgi notunda öncelikle taşlı saldırı şeklinde başlatılan saldırının, daha sonra dozunun giderek artırıldığının tespit edildiği kaydedilerek şöyle denildi:

“Olayda kısmi araç ve malzeme hasarı meydana gelmiş, herhangi bir personel kaybı olmamıştır. Olaylar esnasında, PKK’lı teröristlerin, her zaman başvurdukları taktiğe benzer şekilde, halkla Mehmetçiği karşı karşıya getirmeye özel gayret sarf ettikleri anlaşılmıştır. Olayların daha da büyümemesi için gerekli tedbirler ivedilikle alınmış, bu esnada sivillere herhangi bir zarar gelmemesi için azami dikkat ve hassasiyet gösterilmiştir. Halihazırda üs bölgemizin emniyeti alınmıştır. Personelimiz görevinin başındadır.”

NE OLDU, KİM NE SÖYLEDİ

AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep’te AKP il teşkilatının yemeğinde konuştu. “Güvenlik birimlerimizin son haftalarda bölücü terör örgütüne yönelik operasyonlarda ele geçirdiği malzemeler de örgütün seçim dönemini kana ve gözyaşına bulamak için ciddi hazırlıklar içinde olduklarını gösteriyor. Ama artık bunlar geçerli değil. Biz bunları Cudi’de mağaralarda duman ettik. Gabar’da duman ettik. Tendürek’te duman ettik. Kandil’de duman ettik.” diyen Erdoğan, “İşte bugün yine Irak tarafında yanlış yapmak istediler. Uçaklarımız İHA’larımız, SİHA’larımız kalktı ve sonra dağılmak durumunda kaldılar. Artık bunları inlerinde boğacağız.” ifadelerini kullandı.

Türkmeneli Cephesi adlı internet portalı gelişmeyi, “Irak Kuzeyi Duhok kentine bağlı Şeladize nahiyesinde Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) karşı protesto gösterileri düzenleniyor.” şeklinde verdi. Haberde, “TSK üssüne saldırmaya çalışan PKK yandaşı sivillere karşı havaya ateş edildi.” ifadeleri kullanıldı.

Kürt kaynaklarının aktırdığı bilgilere göre ise, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Duhok’un Şeladizê bölgesinde üç gün önce gerçekleşen TSK bombardımanı sonucu en az 4 sivil hayatını kaybetti.

TSK bombardımanına tepki gösteren Şeladizê halkı, bugün (26 Ocak) bölgede bulunan Sirê Askeri Üssü’ne doğru yürüyüşe geçti.

Beş gün önce Dereluk sınırlarında bulunan Reşave Vadisi’ndeki köylerine gittikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu hayatlarını kaybeden Bahtiyar Hasan (30) ve Ziyad Hacı (45) adlı kişilerin cenazeleri dün olay yerinden alınarak Dereluk’a getirilmişti.

TSK’ya ait savaş uçakları 23 Ocak Çarşamba günü Reşave Vadisi’ni bombalamıştı. TSK ise yaptığı açıklamada Zap, Metina, Avaşin ve Haftanin’de bulunan PKK kamplarını bombaladığını belirtmişti.

Bombardıman günü köylerine giden 4 vatandaştan da 5 günden bu yana haber alınamıyor.

Son iki yılda Amediye ilçesinde gerçekleştirilen bombardıman sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 20’ye ulaştı.

Yaklaşık 20 yıldır Türk savaş uçakları, PKK’nin varlığını gerekçe göstererek Irak’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki sınır bölgelerini bombalıyor. Bu çerçevede 360 köyün boşaltıldığı bildirildi.

kronos
Devamını Oku »

Galatasaray’a 3 puan yağmurla geldi

Spor Toto Süper Lig’in 19. haftasında Galatasaray, deplasmanda Göztepe’nin konuğu oldu. Galatasaray karşılaşmayı 73. dakikada Sinan Gümüş’ün golüyle 1-0 kazandı.

Olumsuz hava şartları ve ağır zeminde oynana mücadelede Galatasaray da Onyekuru ile net pozisyonlar yakaladı. Fatih Terim’in cezasını tamamladığı mücadelede konuk ekip çok önemli üç puanı hanesine yazdırdı.

Galatasaray 38 puan ile lider Başakşehir’i takibini sürdürdü. Göztepe ise 22 puanda kaldı. Galatasaray ligde bir sonraki maçını Alanyaspor ile deplasmanda oynayacak. Göztepe ise Fenerbahçe’ye konuk olacak.

TERİM: YA SAYGI DUYACAK, YA BAŞKA ŞEYLER OLACAKTI

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim maçın ardından açıklamalarda bulundu. Fatih Terim, “Eğer ben teknik direktörsem bulunacağım yer belli. Onun için sahaları özlemem çok doğal. Benim işim bu. Takımı idare etmeyi, yedek kulübesinde olmayı özledim” diye konuştu.

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, 85 gün sonra cezasını tamamlayıp yeniden kulübeye dönmenin kendisine mutluluk verdiğini söyledi. “Çok özledim, ben bir futbol adamıyım” diyen Terim, “Eğer ben teknik direktörsem bulunacağım yer belli. Onun için sahaları özlemem çok doğal. Benim işim bu. Takımı idare etmeyi, yedek kulübesinde olmayı özledim” diye konuştu. Takımın oyunundan memnun kaldığını ifade eden deneyimli çalıştırıcı, “Ben iyi oynadığımızı ve mücadele ettiğimizi düşünüyorum. Havaya diyecek bir şey yok ama saha zeminine diyecek çok şey var. İki takım için de kötüydü. Biz felsefemizi yansıtmaya çalıştık. Kazanma arzumuzu ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Farklı olabilirdi, oyunu erken koparabilirdik. Gol de yiyebilirdik. Göztepe iyi takım, seyircisiyle güçlü bir takım. Bu statta 21’inci şampiyonluğu kazanmıştık. Burada kazanmak başka anlam ifade ediyor. Yavaş yavaş iyiye gidiyoruz. Nagatomo, Belhanda ve Emre Akbaba olmayınca kadromuzu bu kadar çıkarıyoruz. Kulübede yeteri kadar değiştirecek futbolcum vardı” yorumunu yaptı.

“OZAN’IN GİTMESİNİ İSTEMEDİM AMA..”

Transfer eleştirilerine cevap veren Terim, “Herkes gibi biz de transfer istiyoruz. Yönetim de istiyor. Alacağımız zaman paramız olmuyor, paramız olduğu zaman ise zamanımız olmuyor. En iyisini almaya çalışıyoruz. Ben de Galatasaray’a yakıştıramıyorum ve uygun görmüyorum bu durumu ama 31 Ocak’a kadar zamanımız var. Taraftarımız sabırla beklesin, şu süreci kayıpsız atlatıyoruz. Galatasaray gibi çok önemli markadan bahsediyoruz. Burada transfer ulu orta konuşulmaz. Herkeste liste var. Galatasaray transfer yapar yapmaz bu sadece Galatasaraylıları ilgilendirir. 31 Ocak’a kadar Galatasaray elinden geleni yapar. Transferi yapar yapamaz hesabını verir ama ağlamaz. Ben Serdar Aziz’i de Eren’i de seviyorum. Ancak teknik bir karar verdim onlar için. Ozan Kabak’ın ise Stuttgart’a satılmasını istemedim, takımda kalmasını istedim. Biz teknik olarak Ozan’a ihtiyacımız olduğunu söyledik. Yönetim ise ekonomik olarak böyle bir satışa ihtiyaç olacağını söyledi. Ya yönetime saygı duyacaktım ya da başka şeyler olacaktı. Marcao ise isabetli bir transfer oldu. Nokta atışı yaptık, daha da iyi olacaktır” şeklinde konuştu.

ÖZDEŞ: “TOPARLANIP ÜST SIRALARA ÇIKACAĞIZ”

Göztepe Teknik Direktörü Kemal Özdeş ise ağır sahada mücadele eden her iki takımı da kutlayarak sözlerine başladı. Özdeş, “Ağır sahada, hava koşullarında ilk 35 dakika istediğimiz gibi geçti. Pozisyon vermeden doğru oynadık. Savunma arkasına gitme isteğimiz bizi etkin kıldı. İkinci yarıda daha güvenli oynamak istedik, sahaya uygun oynamak için elimizde veri vardı. Penaltıyı atsak farkı olacaktı. Yediğimiz golde topu güven altına alamama, topu doğru şekilde kazanamama sorunu yaşadık. Savunmada yerleşim sorunu da gole neden oldu. Sayısal olarak defansta üstündük buna rağmen gol yedik. Geri dönmek için oldukça mücadele ettik. Direkten dönen toplar, karamboller var. Gassama’nın sakatlanıp oyundan çıkmasıyla doldur boşalta döndük. İki haftadır hak etmediğimiz kayıplar yaşıyoruz. Üzerine koyup ilerlemek bize istediğimizi verecektir, önümüzde 15 maç var. Vazgeçmeden devam etmeliyiz. Orta sıraların biraz altındayız. Toparlanıp üst sıralara çıkacağız” dedi.

kronos
Devamını Oku »

Galatasaray, Göztepe’yi 1-0 mağlup etti

Süper Lig’in 19’uncu hatfasında Galatasaray ile Göztepe İzmir Bornova Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.

10 maçlık hak mahrumiyeti cezası sona eren Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim bu maçta takımının başında yer aldı.

Yağmurun da etkisiyle oldukça kötü bir zeminde oynanan maçtan galip ayrılan taraf 1-0’lık skorla Galatasaray oldu.

İstanbul ekibi puanını 35 yaptı ve zirve yarışında Başakşehir takibini sürdürdü. Göztepe ise 22 puanda kaldı.

medyabold
Devamını Oku »

Kriz daha da derinleşecek

Seçimlerden sonra krizin derinleşeceğine dikkat çeken Prof. Dr. Erinç Yeldan, “Durgunluğa alışmış, iflas edenin de teşvik verilenin de siyaset tarafından belirlendiği çarpık bir ekonomi bizi bekliyor.” dedi.

BOLD – Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi, ekonomist Prof. Dr. Erinç Yeldan, enflasyon ve döviz gibi ekonomik krizin ana göstergelerinin baskı altına alınıp, makyajlandığını söyledi. Yeldan, “Martta açıklanacak 2018’in son çeyrek büyüme rakamlarıyla birlikte derin bir kriz içinde olduğumuz anlaşılacak. 2019’un bütününe baktığımızdaysa giderek durgunluğa alışmış bir ekonomi bizi bekliyor.” ifadesini kullandı.

ÇARPIK BİR EKONOMİYE GİDİYORUZ

Cumhuriyet’ten Gamze Bal’ın haberine göre, ülkenin yerel seçimlere kadar ekonomik sorunları öteleyen siyasallaşmış bir ekonomi gündemiyle meşgul olacağına dikkat çeken Yeldan şu yorumu yaptı:

“2019, üretim kazanımları yerine spekülatif emlak rantlarıyla ya da kaynağı belirsiz sıcak parayla yapılan tüketim ve yatırım harcamalarıyla geçiştirilecek. İflas edenin de, teşvik verilenin de siyaset tarafından belirlendiği çarpık bir ekonomi olmaya doğru gideceğiz.”

VENEZUELA EKONOMİSİ TİPİNDE GELİŞMELER YAŞANIYOR

Yeldan, yalnızca 2019’da değil, 2023 ve sonrası için de Türkiye’nin sağlıklı sürdürülebilir bir yatırım, büyüme ve üretkenliğe dayalı bir gelişme çizgisinden giderek uzaklaştığına dikkat çekti. Yeldan şöyle devam etti: “Belki saman alevi gibi konjonktürel birtakım parlamalar yaşanır, ancak genel eğilim giderek artan yoksulluk, daha düşük ücretler, daralan talep ve bunun geçiştirildiği bir Venezüella ekonomisi tipinde bir gelişme.”

KRİZ SON 3 YILIN SONUCU

Düşürülen ÖTV, borç yapılandırmaları ve konkordato talep eden şirketlerin ayakta tutulmasıyla ekonominin çarklarının döndürülmeye çalışıldığını dile getiren Yeldan, “Geçen yaz patlak verip, derinleşen ekonomik kriz kendi kendine oluşmadı. Bunlar son 3 senedir yaşanan seçim gündeminin bir parçası olarak ekonomiyi aşırı büyümeye sürükleyip, iktidarın oy satın alma yönteminin bir yansıması. Bunun uluslararası bir komplo olarak algılanıp, sorumluluğunun da ‘dış mihraklara’ atılması günü kurtarma çabası.” yorumunu yaptı.

EKONOMİK KRİZ HER ŞEYDEN ÖNCE BİR HUKUK MESELESİDİR

Sorunun her şeyden önce hukuk meselesi olduğunun da altını çizen Yeldan, “Başkanlık rejimi ve devletin içindeki kurumların sorumluluklarının muğlaklaştığı, bürokrasinin risk almaktan çekindiği bir sürece girdik. Siyasal sistemin demokratikleşmesi yönünde atılacak en önemli adımlardan biri, hukukun üstünlüğünü gözetecek bir idare anlayışıdır.” dedi.

“Borçlar yığıldı, hükümet seçimden sonra IMF’ye başvuracak”

medyabold
Devamını Oku »

“İngiltere’den Maduro’ya altın engeli”

New York (BOLD)- England Bankası, Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun 1,2 milyar değerindeki altınına bloke getirdi. Ekonomi dünyasının yakından takip ettiği Bloomberg’in haberine göre İngiliz bankası, Maduro’nun bankadan altın çekmesine izin vermedi.

Konuyu yakından bilen isimlere dayandırılan habere göre söz konusu altınlar, Venezüela Merkez Bankası’nın 8 milyar dolarlık yabancı rezervlerinin bir parçasını oluşturuyor. İngiltere’nin bu adımı ABD’nin talebi üzeri gerçekleştiği belirtildi. ABD, Maduro’nun Venezüela’ya ait finansal kaynaklara ulaşmasının engellenmesi gerektiğini dile getirmişti.

JUAN GUAİDO’YA DESTEK İÇİN EKONOMİK VE DİPLOMATİK ARAÇLAR KULLANILACAK 

ABD Hazine Bakanlığı da Venezüela ile hükümetiyle yapılan ticari işlemlerin Trump yönetimi tarafından devlet başkanı olarak kabul edilen Juan Guaido ile tutarlı olması için ekonomik ve diplomatik araçları kullanmayı planladığını açıklamıştı.

Birleşik Krallık’ın Avrupa ve ABD’den Sorumlu Devlet Bakanı Sir Alan Duncan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada Venezüela’da 8 gün içinde seçime gidilmemesi halinde muhalif lider Juan Guaido’yı geçici devlet başkanı olarak tanıyacaklarını açıklamıştı. Bakan Duncan bu konuda ABD ile omuz omuza olduklarını ifade etti.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Avrupa ülkeleri: Maduro’ya 8 gün verdik

 

 

medyabold
Devamını Oku »

ABD’de silahlı saldırı: En az 5 kişi öldü

New York (BOLD)- ABD’nin Louisiana eyaletinde meydana gelen iki ayrı silahlı saldırıda en az 5 kişinin öldüğü bildirildi.

Louisiana‘nın Ascension ve Livingston semtlerinde meydana gelen iki ayrı silahlı saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi.

Livingston polisi sosyal medyada yaptığı açıklamada, semtte 3 kişinin silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü belirtti.

Ancension Şerif Ofisinden yapılan açıklamada, bir karı-kocanın silahla vurularak öldürüldüğünü duyurdu. Polis ailenin 21 yaşındaki oğlunu cinayet zanlısı olarak arıyor.

Her iki semtte yaşanan olayların birbirleri ile bağlantılı olabileceği ifade edildi.

 

medyabold
Devamını Oku »

Darp raporu verdiği için ihraç edilen Doktor Gazal’ın hikayesi

Doktor Gazal Dilan Sucu, muayene için getirilen tutuklulara “darp raporu” verdiği için OHAL KHK’ları ile ihraç edilmiş genç bir doktor.

Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2015 yılında mezun olduktan sonra Diyarbakır Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde göreve başlayan Doktor Gazal Dilan Sucu, henüz mesleğinin ilk yıllarında büyük bir yıkım yaşadı ve OHAL KHK’sı ile mesleğinden ihraç edildi.

ZOR DÖNEMDE ZOR BÖLGEDE

Doktor Gazal Dilan Sucu’nun göreve başladığı 2015 yılı, 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP Hükümeti’nin Çözüm Süreci’ni bitirmeye karar verdiği yıldı. Şiddet politikaları, Hendek Operasyonları sonrası PKK ve Hükümet çatışmanın dozunu yükseltmişti ve merkez noktalardan birisi Diyarbakır Sur’du.

Doktor Gazal’ın görev yaptığı acil servise çok sayıda yaralı geliyordu. Aynı zamanda çok sayıda gözaltı ve tutuklu adli tıp muayenesi için getiriliyordu. Dr. Sucu, bu vakalarda darp raporu veren nadir doktorlardan biriydi. Polislerle pek çok kez bu konuda tartıştı ve Ekim 2016’da yayınlanan 675 sayılı KHK ile ihraç edildi.

“FAİLİ MEÇHULE GİDERSİN”

Dr. Sucu, çalışmaya başladıktan sonra yaşadıklarını Mezopatamya Ajansı’na anlattı: “Kimsenin kurayla atanmak istemediği yere ben isteyerek geldim. Diyarbakır’ı çok özlemiştim. Beni zorlukların karşılayacağını biliyordum ama bunların başıma geleceğini bilmiyordum. Geldiğimde Sur‘da çatışmalar vardı. Ben hastanede çalışıyordum, üzerimizde çok fazla baskı vardı. Hem yönetimin hem de polis ve askerlerin yoğun baskısıyla karşı karşıya kalıyorduk. Birçok şeye zorlandık ama dik durmaya çalıştık. Özelikle özel dosyalar için darp cebirler alındı. Bana göre vicdani ve hukuki olarak da yapmamız gereken birçok şey vardı. Muayene odaları olmadan çalıştık, hastalar sıraya bindirilerek isim ve soy isimler söylenerek alınıyordu. Tutuklunun ellerindeki ters kelepçeyi sökün dedim diye, polis bana; ‘failli meçhule gideceksin’ dedi. Başhekimliğe çıkıp yaşamımla tehdit ediliyorum diye belge bıraktım, kayıtlarda vardır.

İhraç olacağımı hissediyordum. Hastane yönetiminin kanaatleri, orada bulunduğum süre zarfında yapılan haksızlıkları kabul etmeyen, itiraz eden birkaç kişinin olması, bu sonuca sebep oldu. Polislerin ‘yine mi siz, yine mi darp raporu alacaksınız’ ifadeleri, tutukluların cebir darp muayenesi gizli olmasına rağmen polisin girmesine; muayenede ters kelepçeleri sökmemeleri, bu konuda tartışmalarımız, hekim arkadaşlarımızın bizi desteklememesi, bu durumu hızlandırdı. Yapılanların yanlış, bizim gösterdiğimiz tavrın doğru olduğunu anlatabilseydik, bunların hiçbiri yaşanmayabilirdi. Yaptığım şeylerden pişman mıyım, hayır değilim. Yine olsa yine yapar mıyım, evet. Daha fazlasını yaparım çünkü hekimlik bunu gerektirir”

“İHRAÇTAN SONRA ÇOK KÖTÜ GÜNLER YAŞADIM”

Dr. Sucu, ihraç edildikten sonra ilk dönem oldukça kötü günler geçirdi. Büyük emek verdiği mesleğinin elinden alınmasına duyduğu üzüntüyle birlikte 25 kilo verip, majör depresyon tedavisi görmeye başladı. Ancak daha kötüsü Dr. Sucu’nun beynindeki tümörün yaşadığı strese bağlı olarak büyümesiydi.

“9 ay boyunca hiçbir işte çalışmayıp, geleceğe dönük hiçbir plan yapamadım. Bunların yanı sıra 9 ay yatakta uyuyamadım. Her an bir baskın olabilir, her an bizi tutuklayabilirler diye 9 ay boyunca yerde yattım. Sırf içeriye girip kimseyi rahatsız etmesinler diye. Sonra bu kaygının çok fazla işe yaramadığını, birçok insanın çok daha fazla bedeller ödediğini görünce artık bu endişenin çok fazla gerekli olmadığı anladım. Şimdi artık daha rahat uykumu uyuyabiliyorum, eskisi gibi konuşabiliyorum.

MESLEĞİMİ ÇOK ÖZLEDİM

İktidar aydın ve düşünen kesime dönük baskı yapıyor. Çünkü düşünen insan ‘hayır’ diyebiliyor. Bizim istediğimiz şey topluma faydalı olmak ve kendi mesleğimizi yapmak ama iktidarın istediği şey; ‘Susun oturun, zaten ekmeğinizi yiyorsunuz, daha ne istiyorsunuz’ mantığıdır. Biz yanlışa karşı susmayacağız.

Mesleğimi yapmayı çok özledim. Ama bu topraklarda mesleğimizi sürdürmemize izin vermiyorlar. Bizim hayatımız çalışmakla geçiyor, ilmek ilmek örüyorsunuz kolay değil. Bunların hepsi hiçbir cana kast etmediğim halde, hiç kimseye zarar vermediğim halde bir anda siliniyor. İnanmış olduğum mücadeleden vazgeçmeyeceğim. Çünkü inanmış olduğum mücadele, ırk ayrımı olmayan bir mücadele. İnsan hak ve özgürlüklerine dayalı bir mücadele. Dünyanın neresinde bir haksızlık olursa ona karşı olmamız gerektiğine inanıyorum. Zaten böyle de büyüdüm ve yetiştirildim. Hayatımı böyle devam ettiriyorum. Benden sonra gelecek çocuklarım, torunlarım ve neslimin de böyle devam etmesini istiyorum”

OHAL SAĞLIK ÇALIŞANLARINI KIYIMDAN GEÇİRDİ

AKP Hükümeti tarafından 15 Temmuz’un ardından ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile Ankara Tabip Odası’nın verilerine 5 bin 400’ün aşkın doktorun görevlerine son verildi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) verilerine göre ise, sadece KHK’ler ile ihraç edilen sağlık emekçisi sayısı 10 binin üzerinde.

Bu ihraçların yanı sıra yine sağlık alanında sürdürülen “güvenlik” soruşturmaları gerekçesiyle binlerce kişinin atamaları yapılmıyor.

medyabold
Devamını Oku »

Gidenler dönmeyenler | Can Bahadır Yüce

Baskıdan bunalınca ülkeyi terk etmek mi yoksa her şeye rağmen kalıp içeride mücadele etmek mi? Bu tartışma farklı mecralarda epeydir sürüyor. Gidenlerin cesaretinden, kalanların erdeminden söz ediliyor.

Kendi insanını sürmeyi, süründürmeyi seven ülkelerde böyle tartışmaların tarihi uzundur. Türkiye gibi şairine, yazarına, aydınına, eğitimli insanına her dönemde bu ikilemi yaşatmış ülkelerde… (Füsun Akatlı’nın yıllar önce söylediği gibi, bu ülkede iyiler ya dışarıya ya içeriye hapsedilirler.) Oysa bu tartışmada haklı taraf yok. Çünkü gidenin de, kalanın da içinde bir kırıklık hep vardır. Gidenlerden bazıları dönmeyecek, gitmek isteyenlerin kimisi hiç ayrılamayacaktır.

Gidenin cesaretine bir utangaçlık da eşlik eder. Bir küçük haberde, bir gündüşünde, bir kaçamak mutlulukta Turgut Uyar’ın dizeleri: “İnsan uzak / bir memleket havasından / belli belirsiz bir şeylerden utanır.” Suçluluk değilse de mahcubiyet duygusu gelip çöker. Keşkeler, yerinmeler.

Kalmanın, kalarak direnmenin erdemine ise hep bir çaresizliğin gölgesi düşer. Kalanların gidenleri suçlamasında bazen gidememiş olmanın kırıklığı yok mudur?

Gönüllü ya da zorla, sürgün olmak aslında bir tür uçurtma duygusudur: Yerle bağınız var ama özgürsünüz, yeni göklere açılmış yine de bir yere bağlısınız. O ip aslında hiç kopmaz—göçebeliği özgürlükle eş sayan Zweig belki fazla iyimserdi. (Siyasi sürgünlük ise daha çok balonla seyahat etmeye benzer, yönünüzü siyaset rüzgârları belirler.) Sürgün biraz da yabancı bir denizde su üstünde durma çabasıdır, batmamak için sürekli çırpınmak gerekir. Gitmek tam da bu yüzden cesaret işi: Yüzme bilmeyen yüzmek istemez.

Görünen o ki, yersiz yurtsuzluk, göç, sürgün bu çağın da motifi olacak. Bizden öncekilerin hatasına düşüp sürgünü temelde bir estetik mesele gibi görmemeli. Buna –geçen yüzyılın sıra dışı sürgünlerinden– Joseph Brodsky değinmişti. 1980’lerin sonunda, Viyana’da soğuk bir kış akşamı, iyi aydınlatılmış bir odada sürgünlüğün anlamı üzerine konuşurken şöyle demişti Rus şair: “Şimdi bu odada olamayanları düşünelim: Batı Almanya sokaklarında etrafına şaşırarak ve imrenerek bakan Türk işçileri, bir tekneye doluşmuş Vietnamlı mültecileri, Güney Kaliforniya’da sınırı geçmeye çalışan Meksikalıları…” Ona göre, sürgünlük durumunu yalnız yazarlar üzerinden konuşmak sorunlu bir yaklaşımdı. Yine de diyordu Brodsky, edebiyat toplumların ahlaki sigortasıdır. Her insanlık durumu gibi sürgünün de doğasını anlamak için önce edebiyata bakmak gerekir.

Örneğin, Hulki Aktunç “Gidenler Dönmeyenler” öyküsünde Brodsky’nin andığı, ‘odada olmayan’lardan birini, bir Türk işçinin Almanya’da ölümünü anlatmıştı.

Bir Shakespeare karakteri, Coriolanus Roma’dan sürülürken “asıl ben sizi sürgün ediyorum” der. Çünkü insanlar mekânlara ait olmaz, mekânlar insanlara ait olur.

Edebiyat tarihinin büyük sürgünü Dante’ye 1302’de Floransa’dan sürülürken bir daha şehrin duvarlarından içeri adım atarsa idam edileceğini söylenir. Yıllar sonra bu deneyimi başkasının ekmeğindeki “acı tat” olarak anar şair. Atılan “sürgün oku” sevdiği her şeyi yırtıp geçmiştir. Dante’nin kahramanlarının gözyaşı yüzlerini değil omuzlarını ıslatır: Giderken geriye bakarlar çünkü.

Thomas Mann ise Dante’nin aksine, dilinin ve kültürünün devi olduğu ülkesine dönmeye hiç gönüllü değildir. Çünkü bir daha aynı bağı kuramayacağını düşündüğü kadar uzak kalmıştır Almanya’dan. Sürgün tarihine şu unutulmaz cümleyi not düşer: “Ben neredeysem Almanya orası.”

Gitme/kalma ikilemini hiç yaşamamak, ruhunu yitirmiş yığının bir parçası olmak da var. Ama bizi insan kılan bu arada kalışlar, bu kırıklıklar.

Dönmek umuduyla giden de, bir gün gitmek umuduyla kalan da haklı… Sisonke Msimang’ın geçenlerde yayımlanan ilginç anı kitabında* dediği gibi, bir başka ülke her zaman vardır.

Gidenler bir gün dönecek mi? Bunun önemi yok. Dante’nin sorduğu, sürgün tarihinin belki en güçlü sorusu yüzyıllar öncesinden bugüne yankılanıyor: “Güneşin ve yıldızların ışığını her yerden göremez miyim?”

 

* Sisonke Msimang, Always Another Country, World Editions, 2018



CAN BAHADIR YÜCE
Yazının Kaynağı: CAN BAHADIR YÜCE – kronos news https://kronos11.news/tr/gidenler-donmeyenler/
Devamını Oku »

AKP MP, ex-Defence and Education Minister Yilmaz offers “Heaven” for voters

Ruling Justice Development Party’s (AKP) Sivas, a city located in the eastern area of Central Anatolia, Turkey, MP Ismet Yilmaz promised heaven for the voters of his party.

“You have an elder brother Hilmi Bilgin, I am asking your support for him. I believe that your support for Bilgin in the city, will be one of the certificates of your acquittal on the judgment day,” former Defence and Education Minister Ismet Yilmaz said in a live question-answer session in an election programme organised by AKP youth grass-roots.

As senior politician Ismet Yilmaz’s words spread so quickly in social networks, many Turks reacted to Yilmaz’s comment with #ismetyilmaz hashtag. “Aren’t you scared of being cursed by God?” @Aberrinakgun tweeted. “Saint Ismet, please open the door of Heaven for me,” @yilmaz_ismet58 ridiculed Ismet Yilmaz.

“Those people like Ismet Yilmaz will give an account for their 16-year-long persecution; as they violate orphan’s rights, doing corruption, using religion for their the worldly life and helping non-Muslim oppressors to slaughter Muslims. He also knows his fate but he has no worries, as he no more fears Allah,” @yilmaz_ismet58 harshly criticised, Yilmaz.

@varolesen criticised Yilmaz as well and AKP by saying that, “they were distributing coal and macaroni before, now they give title-deed of Heaven.”

The number of atheists in Turkey is on the rise 

KRT Kültür TV commented from Twitter that Ismet Yilmaz statement is scandalous. While AKP uses Islam to convince conservative Muslim Turkish society for the upcoming 31st March local election, the latest statistics show that the atheist number is on the sharp increase due to a reaction against AKP rule. “Atheists numbers increased from one percent to three percent, and those who call themselves religious fell from 55 percent to 51 percent, in a country known of its ‘99 percent Muslim majority,” Turkish research and consultancy firm KONDA’s latest research poll shows.

Turkey will go to local elections on March 31 of this year. That will be the last chain of a series of elections in recent years before a general election scheduled to be held in 2023.

March 31st can be a disappointment: AKP Deputy

The post AKP MP, ex-Defence and Education Minister Yilmaz offers “Heaven” for voters appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/01/26/akp-mp-ex-defence-and-education-minister-yilmaz-offers-heaven-for-voters/
Devamını Oku »

Avrupa Merkez Bankası, Atatürk resimli euro bastı

Devamını Oku »

‘Protestolar Türk işyerlerine ve yatırımlarına sıçrayabilir’ uyarısı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) savaş uçakları PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyonlarında zaman zaman Kürt köylerini de istemsiz hedef alıyor. Aslında bu yıllardır böyle. Hatta Irak Kürt yönetimi sınırdaki birçok köyü boşlattı. Sadece Amadiye bölgesinde 360 köy boşaltılırken sınıra yakın hatta ise 1000 köy boşaltıldı. Tüm bu tedbirlere rağmen TSK zaman zaman yaptığı hava operasyonlarında köylüler yaralanıyor veya ölüyor, evler hasar görüyor, hayvanlar telef oluyor. Ancak son bombardımanda iki Kürt sivilin ölümü ile sonuçlanması adını vermek istemeyen Irak Kürdistan Yönetimi temsilcisinin de belirttiği gibi bardağı taşıran son damla oldu.

TSK’nın Başave Vadisine yönelik bombardımanı ile Bahtiyar Hasan(30) ve Ziyad Hacı’nın (45) ölümü halkın protestosuna sahne oldu. Şaladize de bulunan Sire Askeri üssüne saldıran halk TSK’ya ait askeri araçlara saldırdı ve ateşe verdi. Askerler ise bu olay karşısında sadece üsse çekildi ve olayları izlemekle yetindi. Şalize Amadeye’ye bağlı bir nahiye, Amediye ise Dohuk’a bağlı bir ilçe. Aslında bu durum şunun için önemli protestolar sadece askeri üs ile kalmayıp önümüzdeki günlerde Dohuk’a sıcrarsa burada Türk iş yerleri ve yatırımlarının zarar görmesi mümkün. Zira halk öteden beri kendi sınırlarında hiçbir TSK üssü istemiyor. Sire askeri üssüne saldırı yeni de değil burası kurulduğu günden beri tepki ve protestolardan nasibini alıyor. Erbil bu üssün güvenliğini sağlayamayacağını daha önce Ankara’ya bildirmişti. Ancak yapılan görüşmelerde üssün bir süre daha kalmasına izin verimişti. Zira üs güvenlik ve zaman zaman Peşmerge eğitimi için destek sağlıyordu. Ancak bu görevleri çoktan bitmiş durumda. Kürt yönetimi de sadece istihbarat sağlamakla meşgul olan üssün asli görevinin bittiğini bunun için kapatılması gerektiğini Ankara’ya daha önce iletmişti. Bügün çıkan protestolar karşısında üssü sığınan Türk askerini Peşmerge güçlerinin araya girmesiyle daha ağır sonuçlar alınmadan sonlandırılıdı. Ancak bu her zaman böyle olur mu bilinmez zira yapılan gösteri ve protestolarda televizyon kameralarına da yansıyan “Tüm Kürtler birdir, tek parçadır. Erdoğan’ın zulmüme karşı birlik olma zamanı. Artık kimseyi sınırlarımızda istemiyoruz.” sloganlarının atılması manidar. Nitekim bunun Türkiye’ye yansıma ihtimali de yüksek. Ancak görüştüğümüz Kürt yetkililer bir dahaki ‘aksilikte’ üssü koruyamayacaklarını söylüyor. Erbil’ de bir üst düzey yetkili, “Üs asıl amacını çoktan yitirmiş durumda. Artık bizim sınırımızda gayri nizami operasyonlar yürütüyor. Bu kabul edilemez. Ve TSK sınır ötesi operasyon adı altında vatandaşlarımızı öldürmesi kabul edilebilir bir durum değil. Biz Ankara’ya diplomatik nota çektik. Yankın zamanda Bağdat merkezi yönetimi de bir açıklama yapacak. Sınır ötesi operasyon hakkı olsa da sivillere zarar verme hakkı yok. Ankara artık başka bir yol denemeli. Üssün kaldırılması için girişimlerimiz olacak.”

Gelişmeler karşısında Milli Savunma Bakanlığı ise protestoları PKK’nın provokasyonu olarak değerlendirdi ve hafifi zaiyat olduğunu acıkladı.

AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu ciddi meseleyi Gaziantep’te AKP il teşkilatının yemeğinde gündeme getirdi: Biz bunları Cudi’de mağaralarda duman ettik. Gabar’da duman ettik. Tendürek’te duman ettik. Kandil’de duman ettik.İşte bugün yine Irak tarafında yanlış yapmak istediler. Uçaklarımız İHA’larımız, SİHA’larımız kalktı ve sonra dağılmak durumunda kaldılar. Artık bunları inlerinde boğacağız.”

kronos
Devamını Oku »

Avrupa ülkelerinden Maduro’ya 8 gün süre

Birleşmiş Milletler (IPA)- Birleşik Krallık’ın Avrupa ve ABD’den Sorumlu Devlet Bakanı Sir Alan Duncan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada Venezuela’da 8 gün içinde seçime gidilmemesi halinde muhalif lider Juan Guaido’yı geçici devlet başkanı olarak tanıyacaklarını açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi, Venezuela’da yaşanan siyasi krizi görüşmek için bugün bir araya geldi. Toplantı öncesi Almanya, İspanya ve Fransa da Nicolas Maduro’ya 8 gün süre verdiklerini belirtmişti.

Toplantıda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ülkelere hitaben “artık oyun yok geçikmeden herkese tarafını belirlemeli” dedi.

 

Sürecek…

medyabold
Devamını Oku »

Duhok’ta Türk üssü basıldı, askeri araçlar ateşe verildi

Irak’ın kuzeyinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Duhok şehrinde Türk savaş uçaklarının operasyonlarına karşı halkın bölgedeki Türk üssünü bastığı ve araçları ateşe verdiğini iddia edildi.

Türkmeneli Cephesi adlı internet portalı gelişmeyi, “Irak Kuzeyi Duhok kentine bağlı Şilzadi nahiyesinde Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) karşı protesto gösterileri düzenleniyor.” şeklinde verdi. Haberde, “TSK üssüne saldırmaya çalışan PKK yandaşı sivillere karşı havaya ateş edildi.” ifadeleri kullanıldı.

Kürt kaynaklarının aktırdığı bilgilere göre ise, geçtiğimiz günlerde Duhok’un Amediye ilçesine bağlı Dereluk kasabası kırsalında gerçekleşen bombardıman sonucunda hayatını kaybeden iki kişi bugün toprağa verildi.

Beş gün önce Dereluk sınırlarında bulunan Reşave Vadisi’ndeki köylerine gittikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu hayatlarını kaybeden Bahtiyar Hasan (30) ve Ziyad Hacı (45) adlı kişilerin cenazaleri dün olay yerinden alınarak Dereluk’a getirilmişti.

TSK’ya ait savaş uçakları 23 Ocak Çarşamba günü Reşave Vadisi’ni bombalamıştı. TSK ise yaptığı açıklamada Zap, Metina, Avaşin ve Haftanin’de bulunan PKK kamplarını bombaladığı açıklanmıştı.

Bombardıman günü köylerine giden 4 vatandaştan da 5 günden bu yana haber alınamıyor.

Son iki yılda Amediye ilçesinde gerçekleştirilen bombardıman sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 20’ye ulaştı.

Yaklaşık 20 yıldır Türk savaş uçakları, PKK’nin varlığını gerekçe göstererek Irak’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki sınır bölgelerini bombalıyor. Bu çerçevede 360 köyün boşaltıldığı bildirildi.

kronos
Devamını Oku »

15 Temmuz’dan tutuklananlara oy kullandırılmıyor

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde 15 Temmuz nedeniyle tutuklu olanlara oy kullandırılmayacağı iddia edildi. Mehmet Dişli ile YSK arasında hukuki süreç başladı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nın 28 Aralık 2018’de aldığı karar ile “Tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü seçmenlerin sadece kayıtlı oldukları seçim çevresinde bulunan ceza ve tutukevlerinde oy kullanması” kararlaştırılmıştı.

Oda TV’den Müyesser Yıldız’ın haberine göre, örneğin Ankara seçmeni olan biri mesela Silivri Cezaevi’ndeyse ya da İstanbul seçmeni Ankara Sincan veya başka bir ildeki cezaevindeyse, oy kullanamayacak. Ancak cezaevlerine yönelik uygulamanın bununla sınırlı olmadığı iddiası gündeme geldi.

SİNCAN LİSTESİNDE CEMAATTEN TUTUKLULAR YOK

Habere göre Sincan Cezaevi’ne giden seçmen listelerinde “Cemaatten ve darbeden” tutuklu çok sayıda ismin yer almadığı görüldü. Akın Öztürk ve Mehmet Dişli başta olmak üzere yıllardır Ankara’da yaşayan, daha önceki iki seçimde de Sincan Cezaevi’nde oy kullananan yaklaşık 200 isim listede olmadığı tespit edildi.

Bunun üzerine listede adını göremeyen tutuklular, Cezaevi yönetimine başvurarak, “Oy kullanmak istiyorum, ama listede adım yok” diye dilekçe verdi. Cezaevi yönetimi de bu dilekçeleri Sincan İlçe Seçim Kurulu’na gönderdi.

MEHMET DİŞLİ’NİN OY KULLANAMAYACAĞINA KARAR VERİLDİ

İlçe Seçim Kurulu Başkanı imzasıyla 18 Ocak’ta mesela Mehmet Dişli’nin dilekçesine cevap verildi. Cevapta, YSK’nın 28 Aralık 2018’de aldığı karar hatırlatıldıktan sonra şöyle denildi: “Sincan 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde tutuklu bulunan ……….. T.C. kimlik numaralı Mehmet Dişli’nin mernis adresi olmadığından oy kullanamayacağına karar verildi.”

DİŞLİ KARARA ELEKTRİK FATURASI İLE İTİRAZ ETTİ

Dişli, iki seçimdir cezaevinde oy kullandığını hatırlatmakla kalmadı, cezaevinde ödediği elektrik faturasını, Avukatları da Dişli’nin Ankara’daki ikametgâh belgesini sunarak, karara itiraz etti. İtirazların seçime kadar sonuçlanıp sonuçlanmayacağı merak konusu.

Sincan İlçe Seçim Kurulu’nun cevabındaki, “Mernis adresi olmadığından” gerekçesi avukatlar tarafından incelendi. Bazı tutukluların avukatları sisteme girdiğinde, müvekkillerinin mernis kaydında olduğunu, ancak karşısında, “Seçmen kaydı bulunmamaktadır” yazdığını gördü.

PEŞİNEN HÜKÜM KESİLDİĞİ ANLAMANI GELİR

Haberde, “YSK’nın hukukiliği tartışmalı o kararını aşan bu uygulamaların sebebi şayet bürokratik karmaşa değilse, Bırakın hüküm verilmesini, henüz davalar devam ederken, oy kullanma hakkının peşinen ellerinden alındığı, dolayısıyla da ‘hükmün’ kesildiği anlamına gelmez mi?” diye soruldu.

medyabold
Devamını Oku »

Russian-linked private contractors assigned to protect Maduro, sources claims 

Private military contractors who work for Russia were sent to Venezuela in the past few weeks to protect President Nicholas Maduro, Reuters reports based on two people’s sayings.

A third person who close to Russian private contractors also informs that group of private soldiers who are secretly working for Kremlin reached to Venezuela, but the source didn’t provide detail information about when Kremlin-linked contractors arrived Venezuela and for what reason they are there.

Reuters reported that in the last month, between 10 and 14 December, an Antonov-124 heavy cargo aircraft, and an Ilyushin-76 transport aircraft, carried out flights between Russia and Caracas. Another Ilyushin-76 also reached in Caracas on December 12 and left the city on December 21, last year. The tracking data shows that all three aircraft belong to the Russian air force.

While the United States, some EU countries and many neighbouring states support the opposition leader Juan Guaido; Russia and China warning countries not to interfere Venezuela’s elected government.

A private military group of Cossacks’ local leader Yevgeny Shabayev who has ties with Moscow, claims that around 400 Russian contractors in Venezuela.

Shabayev shares the information that Russian link military group reached to Venezuela early this week, just before the opposition protests started. “The contractors’ task in Venezuela was to protect Maduro from any attempt by opposition sympathizers in his own security forces to detain him, our people are there directly for his protection,” Shabayev said.

Russia’s Defence Ministry and Venezuela’s Information Ministry didn’t answer Reuters’ question on the Kremlin-linked contractors as Kremlin spokesman Dmitry Peskov said that “He has no such information.”

Wagner Group

Dozens of contractors and their close friends told Reuters that these paramilitary contractors are associated with the so-called Wagner group. This group consisted of mostly ex-service personnel who fought secretly in support of Russian forces in Syria and Ukraine.

The sources said that Russian aircrafts set off for Havana, Cuba then they transferred onto regular commercial flights to Venezuela as the Cuban government is a close ally of Venezuela’s socialist leaders Hugo Chavez and Maduro for the last two decades.

Another anonymous Russian source, who is close to the Wagner group said the private contractors first arrived before the May 2018 presidential election. The sourced claimed that Russian linked contractor flew to Venezuela not from Moscow but from the third countries they were actively fighting for Russia.

Asked if the deployment was linked to protecting Maduro, the source said: “It’s directly connected.” The contractors flew to Venezuela not from Moscow but from third countries where they were conducting missions, he added.

The tracking data shows that A Russian Ilyushin-96 flew into Havana late on Wednesday. The aircraft started its journey from Moscow and flying via Senegal and Paraguay.

Earlier this week a Turkish private jet TCTTC also landed to Caracas after it followed a path from Istanbul to Moscow on January 23. It wasn’t clear the purpose of the flight and who flew in or out by jet, however, it left Caracas on January 24 and travelled back and forth between Istanbul and Moscow in two days according to flight radar data.

Turkish jet arrival in Venezuela Airport raises suspicions

The post Russian-linked private contractors assigned to protect Maduro, sources claims  appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/01/26/russian-linked-private-contractors-assigned-to-protect-maduro-sources-claims/
Devamını Oku »

Almanya, Fransa ve İspanya’dan Maduro’ya 8 gün süre

Amerika Birleşik Devletleri’nin Guadio’yu devlet başkanı tanımasından sonra, Avrupa’nın üç önemli ülkesi ortak açıklamayla Maduro’ya 8 gün süre verdi.

Almanya, Fransa ve İspanya, sekiz gün içinde seçimlere gidilmemesi durumunda Venezuelalı muhalif lider Guaido’yu geçici devlet başkanı olarak tanıyacaklarını açıkladı.

BM: Maduro Rejimi 20 kişiyi vurarak öldürdü

medyabold
Devamını Oku »

HDP deputy Leyla Güven released after 80-day hunger strike

Devamını Oku »

BM: Maduro Rejimi 20 kişiyi vurarak öldürdü

Venezuela’da durumun kontrolden çıkıp feci noktalara varabileceği uyarası yapan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet, 20 kişinin vurularak öldürüldüğünü söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Venezuela’da süren krizin kontrolden çıkabileceğini ve feci sonuçları olabileceğini söyledi.

Michelle Bachelet, hükümet yanlısı güçlerin 20 kişiyi vurarak öldürdüğü yönünde güvenilir bilgiler aldıklarını söyledi.

Bachelet, güvenlik güçlerinin şiddet kullanımını kınadı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, göstericilere karşı aşırı güç kullanıldığı yönündeki haberlerle ilgili olarak bağımsız bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

ABD, BM Güvenlik Konseyi’ni Cumartesi günü acil toplantıya çağırmıştı.

Emperyalizme karşı Maduro’yu başka bir ülkenin askerleri koruyor

medyabold
Devamını Oku »

Derece yapan öğretmen adayları “Reis kimdir?” sorusu ile elendi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “KPSS’de dereceye giren öğretmen adaylarını 3 dakikalık mülakatla, ‘reis kimdir’ sorularıyla eliyorlar” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, 16 Aralık 2018’de yapılan Öğretmenlik Mülakat Sınav sonuçları açıklandı. Branşlarında dereceye giren öğretmen adaylarının, sözlü mülakatlarda elendiği ortaya çıktı.

DERECE YAPAN ADAYI ELEMEK VİCDANSIZLIK

Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan CHP’li Veli Ağbaba, “Öğretmen adayları yıllarını yazılı sınavda yüksek puan almak için harcıyor, ancak AKP’nin kamuya kendi adamlarını getirme hırsının kurbanı oluyorlar. 3 yıl çalışıp 90 puan alan bir aday, 3 dakikalık mülakatın puanıyla elenebiliyor” dedi.

TÜRKİYE 4’SÜ BİLE ELENDİ

Ağbaba şöyle devam etti: “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada mülakatta adayların yazılı puanlarının bir üst veya alt puana yuvarlanacağı belirtilmesine rağmen, Metal Teknolojisi branşında 84 puanla Türkiye 4.’sü olan adaya 50 puan vererek, Sınıf Öğretmenliği branşında 93,20 puanla Türkiye 6.’sı adaya 56 puan vererek, tarih branşında 86,77 puanla Türkiye 34.’sü olan adaya mülakatta 56 puan vererek elenmeleri AKP’nin adaletinin ve tarafsızlığının göstergesidir.”

ÖĞRETMENLER PARTİLİ-PARTİSİZ DİYE AYRILIYOR

Öğretmenleri partili-partisiz diye ayırmanın, liyakat yerine yandaşlığı ön plana almanın çok tehlikeli sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunan Ağbaba, 3 aşamalı yazılı sınavda başarıyı ölçemeyip, mülakatla ölçmeye çalışmanın haksızlık, hukuksuzluk olduğunu ifade etti. Ağbaba, mülakat sisteminin derhal sonlandırılması, haksızlığa uğradığını belirten öğretmen adaylarının itirazlarının dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

medyabold
Devamını Oku »

Suriye: Türkiye teröristleri destekleyerek, 8 yıldır mutabakatı ihlal ediyor

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adana Mutabakatı ile ilgili son açıklamalarına tepki göstererek, Türkiye’yi 2011’den bu yana teröristleri desteklemekle ve Suriye topraklarını işgal ederek anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.

Suriye devlet televizyonuna konuşan ancak ismi verilmeyen bir Suriye Dışişleri kaynağı şu ifadeleri kullandı:

“Suriye, her ne şekilde olursa olsun terörün her haliyle mücadele hakkında olan Adana Mutabakatı’nı ve onunla ilgili olan tüm anlaşmaları destekliyor ve onlara uyuyor. Ancak Türkiye rejimi 2011’den günümüze kadar terörizme sponsorluk yapıp onu destekleyerek, militanları eğiterek, onların Suriye’ye gelmelerini kolaylaştırarak ya da kendisine itaat eden terörist gruplar veya doğrudan Türk ordusunun yardımıyla Suriye topraklarını işgal ederek, bu anlaşmayı ihlal ediyor.”

 

 

kronos
Devamını Oku »

Suriye: Türkiye teröristleri destekleyerek, 8 yıldır mutabakatı ihlal ediyor

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adana Mutabakatı ile ilgili son açıklamalarına tepki göstererek, Türkiye’yi 2011’den bu yana teröristleri desteklemekle ve Suriye topraklarını işgal ederek anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.

Suriye devlet televizyonuna konuşan ancak ismi verilmeyen bir Suriye Dışişleri kaynağı şu ifadeleri kullandı:

“Suriye, her ne şekilde olursa olsun terörün her haliyle mücadele hakkında olan Adana Mutabakatı’nı ve onunla ilgili olan tüm anlaşmaları destekliyor ve onlara uyuyor. Ancak Türkiye rejimi 2011’den günümüze kadar terörizme sponsorluk yapıp onu destekleyerek, militanları eğiterek, onların Suriye’ye gelmelerini kolaylaştırarak ya da kendisine itaat eden terörist gruplar veya doğrudan Türk ordusunun yardımıyla Suriye topraklarını işgal ederek, bu anlaşmayı ihlal ediyor.”

 

 

kronos
Devamını Oku »

Reuters: Venezuela Başkanı Maduro’yu Rus paralı askerleri koruyor

Ukrayna ve Suriye gibi sıcak bölgelerde gizli görev üstlenen Rus özel savaşçıların bu kez Venezuela krizinde görev aldıkları öne sürülüyor. Reuters ajansının duyurduğu haberde, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu koruma amacıyla geçtiğimiz günlerde başkent Karakas’a bir grup Rus özel güvenlik görevlisinin ulaştığı iddiasına yer verildi.

Habere göre, Kozaklar olarak da isimlendirilen paramiliter grubun lideri Yevgeny Shabayev, Venezuela’daki Rus özel güvenlik görevlisi sayısının en az 400 civarında olduğunu dile getirdi.

Wagner şirketine mensup olduğu belirtilen paralı askerlerin, Venezuela’daki protestoların başlamasından iki gün önce başkent Karakas’a ulaştığı belirtiliyor.

Paralı askerlerin iki uçakla Rusya’dan Küba’ya gittiğini aktaran Yevgeny Shabayev, güvenlik personelinin daha sonra Venezuela’ya geçtiğini belirtti.

Rus özel güvenlik personelinin, Maduro’nun kendi güvenlik birimi içerisindeki muhalefet sempatizanlarınca olası tutuklama girişimine karşı görev yaptığını söyleyen Shabayev, “Arkadaşlarımız doğrudan Maduro’yu korumak için oradalar” ifadelerini kullandı.

RUSYA’DAN YALANLAMA

Rusya’nın Caracas Büyükelçisi Vladimir Zayemskiy ise Rus ajansı Sputnik‘e verdiği demeçte, Venezüella’da bir grup Rus paralı askerin bulunduğu şeklindeki Reuters haberinin doğru olmadığını söyledi. Zayemskiy, “Rus özel güvenlik şirketlerinin Venezüella’daki varlığı hakkında bir şey bilmiyorum. Bu yeni bir yalan haber” dedi.

Yeni bir küresel bölünmenin merkezi haline gelen Latin Amerika ülkesinde Rusya, Çin ve Türkiye Nicolas Maduro’nun arkasında dururken ABD ve Avrupa Birliği, başkanlığını ilan eden Juan Guaido’ya destek veriyor.

kronos
Devamını Oku »

Aydınlık, ‘Polis-MİT-AKP-Mafya şantaj çetesi’ni deşifre etti

Serkan Kurtuluş’un liderliğini yaptığı suç örgütüne yönelik aralarında eski İzmir İstihbarat Şube Müdürü ve AKP İl başkan yardımcısının da bulunduğu 69 şüpheli hakkında dava açıldı. İddianameye göre, bazı devlet görevlilerinin mafya ile işbirliği yaparak ‘Cemaat Borsası’ kurdukları tespit edildi.

Aydınlık‘tan Gamze Çınlar‘ın haberine göre, İzmir’de organize suç örgütü kurarak yaralama, tehdit, şantaj, kundaklama, silahlı saldırı gibi eylemlerle maddi menfaat elde ettiği iddiasıyla hakkında kırmızı bülten çıkarılan ve geçen yıl haziran ayında İnterpol tarafından Gürcistan-Batum’da yakalanan Serkan Kurtuluş’un liderliğini yaptığı suç örgütüne yönelik soruşturma tamamlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 69 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Aydınlık, 524 sayfalık iddianameye ulaştı.

İddianamede, liderliğini Serkan Kurtuluş’un yaptığı suç örgütüyle irtibatlı olduğu ileri sürülen eski İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen ve eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş da şüpheliler arasında yer aldı. Kudret Dikmen’in gözaltına alınacak olan Gülen Cemaati şüphelilerinin listesini önceden Ahmet Kurtuluş aracılığıyla çeteye sızdırdığı, çetenin de ‘MİT’e çalışıyoruz, devlet arkamızda’ diyerek listede adı bulunan kişilere ulaşıp tehditle para kopardığı iddia edildi. Emniyet müdürü Dikmen ve Ahmet Kurtuluş geçtiğimiz aylarda adli kontrol şartıyla serbest bırakılmışlardı.

‘ÇIKAR AMAÇLI SİLAHLI SUÇ ÖRGÜTÜ KURDULAR’

İddianamede, şüpheli şahısların “suç işlemek amacıyla çıkar amaçlı silahlı suç örgütü kurdukları, yönettikleri ve bu örgüte üye oldukları, bu örgüt kapsamında maddi menfaat elde etme amacı güderek tehdit, hakaret, silahla yaralama, öldürmeye teşebbüs, kurşunlama ve kasten adam öldürme gibi suçları işledikleri” belirtildi. Örgütün, tehdit ve silahlı tehdit yoluna başvurularak para talep ettiği, bunu da ‘ceza kesmek’ şeklinde ifade ettiği kaydedildi.

MİT VE EMNİYET BAĞLANTILARI OLDUĞUNU SÖYLÜYORLAR

İddianamede, Serkan Kurtuluş’un liderliğini yaptığı iddia edilen örgütle ilgili şu ifadelere yer verildi: “Örgüt mensupları ve lideri mağdurlara karşı iş yapalım tarzında yaklaşım sergileyip, akabinde ‘MİT’ ve ‘Emniyet’ bağlantıları olduğuna inandırıp, korkutucu güçlerinin yardımıyla da haksız bir şekilde para talep etmekte, zorlukla karşılaştıklarında ya da mağdurların ilgisiz ve isteksiz olduklarına kanaat ettiklerinde, bu kez türlü senaryolar ile organize bir şekilde istediklerini alana kadar cebir ve hile kullanmaktadırlar.”

‘BABALAR’ LİSTESİ ÇETEYE SIZDIRILDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda ‘Babalar’ dosyası olarak bilinen iş adamlarına yönelik Gülen Cemaati soruşturması kapsamında yapılan operasyon listesinin, dönemin İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen tarafından diğer şüpheliler Ahmet Kurtuluş ve Serkan Kurtuluş’a gönderildiği iddia edildi.

Savcı iddianamede, “Çeşitli üst düzey kamu görevlileri ile siyasetçiler arasında Gülen Cemaati soruşturmalarında haklarında işlem yapılan iş adamlarına yönelik menfaat temin saikiyle ve örgütlü hareket edildiği, bir nevi kamuoyundaki tabirle ‘Cemaat Borsası’ olduğu kuşkusu uyanmıştır” tespitinde bulundu.

POLİS SÜSÜ VERİLMİŞ ÖRGÜT ÜYELERİ TARAFINDAN KAÇIRILARAK ALI KONULDU

İddianamede, Gülen Cemaati gözaltı listesinde bulunan müşteki İ. G.’nin polis süsü verilmiş örgüt üyeleri tarafından kaçırılarak alıkonulduğu, bir süre sonra çıplak fotoğraflarının çekilerek serbest bırakıldığı ve örgüt üyelerinin baskısıyla iki kez zorla para gönderildiği belirtildi.

ŞİFRELER: ‘BİLEZİK’, ‘FAYANS’, ‘ALTIN’, ‘KÖPEK MAMASI’

Örgüt mensuplarının rahatlıkla araç gereç (silah vb) temin edebildiği iddianamedeki tapelerden de anlaşıldı. Örgütün iletişim tedbirine takılmamak için silahtan bahsederken ‘bilezik’, ‘fayans’, ‘altın’ ve ‘köpek maması’ gibi şifreli kelimeler kullandıkları tespit edildi.

‘EMNİYET TARAFINDAN KORUNUYORDU’

Serkan Kurtuluş’un kız arkadaşı olan şüpheli I.Ş. iddianamede yer alan ifadesinde, Kurtuluş’un Emniyet tarafından korunduğunu iddia etti. Serkan Kurtuluş tarafından sürekli şiddet gördüğünü ve eve hapsedildiğini anlatan I.Ş., tanık olduğu kirli işleri polise anlatması durumunda ailesinin öldürülmesiyle tehdit edildiğini söyledi. I.Ş., Serkan Kurtuluş’un eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı olan Ahmet Kurtuluş’un bilgisi dışında bir iş yapmayacağını ve İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen’le birlikte iş çevirdiklerini öne sürdü.

‘KİMSE SERKAN’A KARIŞMIYORDU’

I.Ş., ifadesinde özetle şunları söyledi:

“Serkan Kurtuluş bana S.G. isimli gazeteciyi adamlarından L.C. ve yanındaki ismini bilmediğim kişilere darp ettirdiğini anlattı. Ben kendisine ‘Neden böyle bir şey yaptın?’ diye sorduğumda, bana Ahmet Kurtuluş ve O. ailesinden C. O.’nun bu işi yapmasını istediklerini, bu şekilde isim yapacağını, bu olayın kendisine prestij kazandıracağını, hatta bu olaydan önce de kendisine olaya ait kamera görüntülerinin saklanacağı konusunda her türlü planın ve teminatın yapıldığını anlattı. Bu olaydan sonra Serkan Kurtuluş’a sanki bir zırh giydirildi, kimse Serkan’a karışmıyordu. Bu olaydan sonra her şeyi açıkça ortada rahat bir şekilde yapmaya başladı.”

‘POLİSE ‘NEDEN KORUYORSUNUZ’ DEDİM’

“İzmir Organize Şubesi’nin sabit numarasını arayarak, bana kendisini başpolis olarak tanıtan şahısa hitaben ‘Siz bu Serkan Kurtuluş’u neden koruyorsunuz, Serkan Kurtuluş Kudret Dikmen’i avcunun içine almış, ortada bir ateş var herkes yanar, siz zaten Alsancak olayını da kapattınız’ dediğimde başpolis bana ‘Bizle alakası yok, biz Serkan’ı korumadık’ dedi. Ben de ‘Her şey ortaya çıkar görürsünüz’ dedim… Serkan Kurtuluş ortalıkta çok rahat hareket edip, adamlarına eylemler yaptırıyor ancak kendisine kimse dokunmuyordu. Serkan Kurtuluş’u yönlendirenler beyin takımı Ahmet Kurtuluş, Kudret Dikmen ve O. ailesidir. Özellikle de C.O. ile çok görüşür. Hatta Serkan’ın finans kaynağı O. ailesinden C.O.’dur. Ahmet Kurtuluş finans kaynağı sağlayamamış ama onu korumuştur.”

‘SÜREKLİ CUMHURBAŞKANINDAN BAHSEDEREK YANINDA OLDUĞU ALGISI YARATIYORDU’

Serkan Kurtuluş’un mesajlarında sürekli Cumhurbaşkanından bahsettiğini, amacının ‘Cumhurbaşkanının yanında olduğu algısı’ yaratmak olduğunu belirten I.Ş., “Güya bu mesajlar ortaya çıktığında Cumhurbaşkanı bu mesajlarından dolayı Serkan hakkında iyimser yaklaşacaktı” ifadelerini kullandı.

İSTİHBARAT ŞUBE MÜDÜRÜYLE GÖRÜŞMELER

Serkan Kurtuluş ve emniyet müdürü Kudret Dikmen arasında geçen ‘Whatsapp’ yazışmalarının ekran görüntüleri telefonunda ele geçirilen I.Ş., “Kudret Müdür isimli şahıs ile yapılan yazışmaları ben yapmadım. Bunlar ekran görüntüsüdür. Bunları bana Serkan Kurtuluş Whatsapp’tan gönderdi. Buradaki Kudret Müdür isimli şahıs İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen isimli şahıstır. Bu yazışmalar Kudret Dikmen ile Serkan Kurtuluş arasında geçen konuşma görüntüleridir. İçeriği sizinde gördüğünüz üzere bayramlaşma mesajlaşmasıdır. Bu görüşmeleri bana Serkan Kurtuluş gönderdi”dedi.

‘CEMAATÇİ OLDUĞUNU SÖYLEYİP 1 TRİLYON PARA ALMAYA UĞRAŞIYORDU’

I.Ş., şöyle devam etti:

“Ayakkabıcı olayında Serkan Kurtuluş, cemaatçi olduğunu söyleyip, bu şahıstan 1 trilyon para almak için uğraşıyordu….Ayakkabıcıyı Serkan Kurtuluş kendi ağına almıştı. Bu dönemde FETÖ örgüt üyelerine karşı yapılan operasyonlardan dolayı bu ayakkabıcı da panik halindeydi. Serkan Kurtuluş bana ayakkabıcıyı sözde kurtarmak için Kudret Dikmen’e götürdüğünü, hatta kendisinin aşağıda beklediğini, o kişiye güven vermek için böyle davrandığını anlattı. Ancak bu şahıstan para alamadığı için hırs yapıyordu. Ayakkabıcı denen şahıs bildiğim kadarıyla daha sonra FETÖ örgüt suçundan tutuklanarak cezaevine girdi.”

‘EMNİYET MÜDÜRÜ CEMAAT LİSTESİNİ GÖNDERDİ’

“Bahse konu 60 kişilik listeyi Serkan Kurtuluş bana Whatsapp üzerinden bu listeyi yedeklemek için gönderdi. Serkan Kurtuluş bana bu liste gelmeden evvel bir FETÖ terör örgütü listesi geleceğini, bu listede bulunan şahısları kaldırıp para alacaklarını, bu listenin Kudret Dikmen’den geleceğini söylemişti. Daha sonra Serkan bu ekran görüntüsünü bana attı. Bende kendisine bu listeyi nerden aldın diye tekrar sorduğumda bana Ahmet Kurtuluş tarafından kendisine geldiğini, Ahmet Kurtuluş’a da bu listeyi Kudret Dikmen’in verdiğini söyledi.”

‘ELİYLE ‘SUS SUS’ İŞARETİ YAPTI’

I.Ş. ifadesinde, Serkan Kurtuluş ve adamları tarafından ‘polisiz’ diyerek kaçırılan şahısla ilgili İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen’e bilgi verildiğini ileri sürdü.

I.Ş.,İzmir İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne giderek Kudret Dikmen’le gerçekleştirdiğini iddia ettiği görüşmeyi ifadesinde şöyle aktardı: “Ben odaya girdiğimde içeride kendisi haricinde bir kişi daha vardı. Yanındaki adama çıkmasını söyledi, daha sonra ikimiz odanın içinde kaldık, hatta kapı da açıktı. Kendisine ‘Serkan Kurtuluş’a özenmeyin, göründüğü gibi değil bu adam, ben görüyorum özenenler var, Ahmet Kurtuluş’a söyleyin özenmesin buna, siz suç işliyorsunuz ben mağdur oluyorum’ diyerek bir taraftan da ağlıyordum. Kendisi bana eliyle dudağına götürerek ‘sus sus’ işareti yaptı. Sonra kendisine bu şahsı bırakmaları konusunda yalvardım…Bana git evine dedi.”

“Ahmet Kurtuluş ile Serkan Kurtuluş arasında telefon görüşmesinde, Serkan ‘abi daha para almadık ki, nasıl bırakalım’ şeklinde konuşma yapıyordu. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla polise gitmemesi için adamın çıplak resimlerini çekip sonra bırakmışlar. Bu görüşmeler olduğunda her zaman megafon açık olurdu. Serkan Kurtuluş o listede yer alan diğer şahısları da almak istiyordu. Hatta bir gün bununla ilgili Ahmet Kurtuluş ile görüşürken Serkan diğerlerini de almak istediğini söylediğinde Ahmet Kurtuluş telefonda gülerek ‘ama suç işlemeyecekmişiz’ diyerek karşılıklı gülüşüyorlardı.”

‘100 BİN DOLAR VERMEM KARŞILIĞINDA AKLANACAĞIM SÖYLENDİ’

Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan Gülen Cemaati şüphelisi görülen iş adamı T.K.,Emniyet içerisinde bazı kişilerin Ayakkabıcılar sitesinde kendilerini ‘MİT’çi’, bazen de ‘İstihbaratçı’ olarak tanıtıp esnaftan Gülen Cemaati listesinde olduklarını söyleyip para topladıklarını, üç esnaftan bu şekilde para istendiğini kardeşinden duyduğunu anlattı. İş adamı T.K., 2016 yılında kendisini geçmişte cemaat yemeğine davet eden Y.P.’nin işyerine gelerek ‘Cemaate 8. ayda operasyon yapılacağını, ‘100 bin dolar vermesi halinde aklanacağını’ söylediğini iddia etti. T.K., bir süre sonra Serkan Kurtuluş’un kendisini telefonla arayarak gözaltı listesinin elinde olduğunu, İstihbarat Şube Müdürünün tanıdığı olduğunu, söz konusu listeden kendisini çıkarabileceğini söylediğini ileri sürdü.

Akabinde birlikte Konak’ta bulunan emniyet müdürlüğüne giderek, Kudret Dikmen ile görüştüklerini iddia eden T.K., oradan ayrıldıktan sonra Serkan Kurtuluş’un kendisinden 500 bin TL istediğini, çok olduğunu söyleyince 250 bin TL’ye indiğini belirtti. T.K., parayı vermediği için gözaltına alınıp tutuklandığını belirtti.

SAVCI: BASİT BİR SUÇ ÖRGÜTÜ DEĞİL

İddianamede, şüpheli I. Ş. ile tanık ifadelerinin örtüştüğüne dikkat çekilerek, ortada sadece basit bir suç örgütü yapılanmasının olmadığı belirtildi.

Serkan Kurtuluş, Suriye’de düşürülen Rus uçağının pilotunun öldürülmesine ilişkin davada da yargılanmış, beraat etmişti. Rus pilotu öldürdüğünü söyleyen Alparslan Çelik ise 5 yıl hapis ve 10 bin lira para cezasına çarptırılmıştı.

AHMET KURTULUŞ: TÜRKMEN DAĞI İÇİN YARDIMCI OLMAMI İSTEDİLER

Soruşturma kapsamında tutuklu bulunurken geçtiğimiz aylarda adli kontrol şartıyla tahliye edilen şüpheli Ahmet Kurtuluş iddianamede yer alan ifadesinde hakkındaki iddiaları reddetti. Kurtuluş’un ifadesi özetle şöyle:

“Serkan Kurtuluş isimli şahısla Ak Parti İl Başkan yardımcısı iken 2014 yılında tanıştım. O dönemde mali işlerden sorumluydum. Partiye gelip gitti. Bana birinin vasıtasıyla geldi, ancak kimin vasıtasıyla geldi hatırlamıyorum. Türkmen Dağına toplayacakları yardım ile ilgili grup halinde gelmişlerdi. Partiden Türkmen Dağı için yardımcı olmamı istedi, bu işleri mali işler başkanı olarak ben takip ederdim, o dönem il başkanına anlattım, bu kabul edilmediği için yardım yapılmadan konu kapandı.

“Serkan ile ortak arkadaşlarımızdan biri de C.O’ydu. Hatta Serkan ile beni o tanıştırmış olabilir” diyen Kurtuluş, sorgusunda C.O.’yu nereden tanıdığı sorusunu “Partinin gecelerini C.O.’nun düğün salonunda yapardık” şeklinde yanıtladı.

MİT BÖLGE BAŞKANI İDDİANAMEDE

Savcılıkta, Ahmet Kurtuluş’a dönemin İzmir MİT Bölge Başkanı G.Y. ve MİT görevlisi H.B. ile ilişkisi de soruldu. H.B. isimli şahsın İzmir’de MİT görevlisi olduğunu anlatan Kurtuluş, ailece görüştüklerini ve herhangi bir ticaretinin olmadığını iddia etti. G.Y. için de “Şu an Ankara’da görev yapıyor. Sık görüştüğüm sevdiğim bir abimdir” ifadelerini kullandı.

‘SERKAN KAYITLI HABER ELEMANI OLARAK KULLANILMADI’

Eski İzmir İstihbarat Şube Müdürü – İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı ve halen Polis Başmüfettişi olan şüpheli Kudret Dikmen ifadesinde şunları söyledi:

“Serkan Kurtuluş’u tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte 2016 yılında, kendisini Alaattin Çakıcı’nın adamı olarak tanıtması, sosyal paylaşım sitelerinde bunu yoğun bir şekilde paylaşması nedeni ile İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde takip etmemiz dolayısı ile tanırım. Yine o dönemin İl Emniyet Müdürünün bilgisi ve talimatı dahilinde kendisi ile görüşüp bilgi ve delil toplama yönünde İstihbarat Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerimiz oldu. Bu doğrultuda 2 kez şubede yüz yüze görüştüm.Telefonla çok irtibata geçmeye çalıştı. Ancak kesinlikle dışarıda herhangi bir yerde görüşmedim. İlk görüşmemizde dönemin KOM şubesinden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı olan ve 2014 yılına kadar sorumlu olan M.A.Ş. hakkında bilgiler paylaşacağını belirttiği için görüşmüştüm. Yapmış olduğum görüşmelerden dönemin iktidar partisine yaranma niyeti ile hareket ettiği, bundan güç almaya çalıştığı yönünde izlenim elde ettim. Bu konuda bildikleri ve bundan sonra delil mahiyetinde vereceği bilgiler olması halinde bizimle irtibat kurması gerektiğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırdım. Serkan hiç bir dönem kayıtlı haber elemanı olarak kullanılmadı.”

‘DEDİKODU YAPILIYORDU’

Ahmet Kurtuluş’u il başkan yardımcısı sıfatı ile tanıdığını söyleyen Dikmen, “Tarihini tam olarak hatırlamamakla birlikte 2015 yılında tanıştık. Siyasetçi kimliği itibari ile üst düzey çevresi çok fazla olan biriydi. İlk başlarda çok sık olmasa bile sonraki tarihlerde sık sık görüşmeye başladık… Ben İzmir’de o dönem çok yaygın bir şekilde dedikodu yapıldığından bunları duymuştum. O tarihten sonrada Ahmet Kurtuluş ile görüşmedim.”

‘ENVANTERDEKİ SES KAYIT CİHAZININ RESMİNİ GÖNDERDİM’

“2016 yılının Ağustos ayı gibi Serkan beni arayarak emniyet içerisindeki FETÖ yapılanması hakkında önemli bilgilere sahip olan biri var, anlattıkları var, istersem getirebileceğini söyledi. O dönem itibari ile ByLock gibi kesin deliller olmadığı için FETÖ yapılanmasının deşifre edilmesi hayati öneme sahipti. Emniyet Müdürlüğü bünyesinde tüm birimler bu konuda yoğun bir şekilde çalışıyordu. Serkan bana bu şahsın emniyete konuşmayacağını ancak kendisinin konuşturabileceğini söyleyince ben de şube envanterinde olan ses kayıtları cihazlarından bir tanesinin resmini ona gönderdim. Şahsın sesini kayıt altına alabileceğini söyledim.

Dosyada mevcut Whatsapp yazışmalarında “…Ne kadar alacağın var… Bir Trilyon alırım kesin abi..” şeklindeki ifade sorulan Dikmen, şu yanıtı verdi:

“Benim gibi bir İstihbarat Şube Müdürü Whatsapp yazışmalarında Serkan’ın bu amacı doğrultusunda diyaloğa geçmez. Kaldıki emniyete kadar bu şahsı getirtip Serkan’ın para koparmasına bizzat makamımı kullanarak aracı olmam, dışarıda herhangi bir şekilde irtibata geçilebilirdi….

Gözaltı listesi bizde değildi. Bu listenin algıladığım kadarı ile kimin FETÖ’cü olduğu ya da olmadığı ile ilgili bir listeden ziyade operasyon sonrası ele geçirilen liste olduğunu düşünüyorum… Bu liste ve operasyonla ilgili başka bir bilgim yoktur. Bu isimler o dönem itibarıyla gazetelere yansıyan ve herkesçe bilinen operasyon sonrasına ait listede geçmektedir…Gözaltı listesini ne Ahmet Kurtuluş’a ne de Serkan Kurtuluş’a göndermedim. İ.G.’nin kaçırılması sürecine hiç bir katkım yoktur. Serkan Kurtuluş’un yurtdışına çıkması olayı benim bilgim dahilinde olmadı.”

SAVCILIK: PARA HAREKETLERİ ORANTILI DEĞİL

İddianamede, şüpheli Kudret Dikmen’e ait hesap hareketlerinin incelenmesi sonucu geliriyle orantılı bir nakit hareketi olmadığı, menkul ve gayrimenkul hareketlerinin de geliriyle orantılı olmadığı tespitine varıldığı kaydedildi.

Mali bilirkişilerin incelemesi sonucu hazırlanan rapora göre, Kudret Dikmen’in 2010-2018 yılları arasında mal varlığında 681.000 TL artış olduğu saptandı.

EMNİYET SORUŞTURMAYA İZİN VERMEMİŞ

İddianamede, söz konusu ifadeler üzerine İstihbarat Daire Başkanlığında görevli Emniyet Müdürü şüpheli Kudret Dikmen hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünden istenen soruşturma izninin 6 Ağustos 2018 tarihinde reddedildiği bilgisi de yer aldı. Soruşturma izni verilmemesi kararına yapılan itiraz üzerine 28 Ağustos 2018’de Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesinin kararı üzerine soruşturma izni verildiği ortaya çıktı.

‘OPERASYON BİLGİSİ ÖNCEDEN POLİS TARAFINDAN SIZDIRILDI’

Serkan Kurtuluş’un kurduğu ve yönettiği örgüte yönelik 15 Mayıs 2018 günü yapılan operasyonun polis memuru U.C. tarafından önceden şüphelilere sızdırılarak kaçmalarının sağlandığı da iddialar arasında yer aldı. Adı geçen dört şüpheliden ikisinin halen firari konumda oldukları tespit edildi.

‘DEVLETİN TERÖRLE MÜCADELESİNE İLİŞKİN TOPLUMDAKİ GÜVENE ZARAR VERME’

Savcı iddianamede, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşanılanlarla ilgili kısa bir özet geçerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bir kısım kişilerin şahsi çıkarları adına hiç bir değer gözetmeksizin ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütü’ üyelerine ya da bu suçlama nedeniyle soruşturma yürütülenlere şahsi menfaatlerini tatmin için yanaştıkları, bu kadar insanın şehit edilmesi ve yaralanmalarına sebebiyet veren böylesi bir eli kanlı örgütün mensuplarıyla pazarlıklar yaptıkları, para karşılığında haklarında işlem yapılmayacağını taahhüt ettikleri ve dolandırıcılık eylemlerine karşılık bulamayınca da devlet tarafından korundukları ve güç aldıkları yalanı ile kaba kuvvete kalkıştıkları, kendilerini devlet görevlisi veya devletin etkin birimleri ile irtibatlı olarak tanıtan ve ‘gerçekten de bu kişilerle bağlantı kuran’ suç örgütü lideri ve yöneticileri ile üyelerinin, dolandırdıkları şahıslara verdikleri zarardan daha vahim olacak şekilde devletin silahlı terör örgütleri ile mücadelesine ilişkin toplum nezdindeki güvene zarar verme potansiyeli yarattıkları, suç örgütü lideri ve üyeleriyle bağlantılı olup, devletin bahşettiği makamları ve olanaklarını kötüye kullanarak, toprağının her karışı şehit kanıyla sulanan aziz vatana ve şehitlerine ihanet eden başta kamu görevlileri olmak üzere tüm şüphelilerin mümkün olan en ağır şekilde tecziyelerinin gerektiği değerlendirilmelidir.”

İSTENEN CEZALAR

İddianamede, şüpheli Kudret Dikmen’in “suç örgütü hiyerarşisine girmeden örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme”, “soruşturma gizliliğini ihlal etme”, “kamu kurumu aracılığıyla dolandırıcılığa teşebbüs”, “suçluyu kayırma”,“kişiyi nitelikli hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma”, “suçluyu kayırma”, “haksız mal edinme”, “aklama”, “kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi”, “görevini kötüye kullanma” suçlarından cezalandırılması istendi.

Şüpheli Ahmet Kurtuluş’un ise “suç örgütü hiyerarşisine girmeden örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme”, “soruşturma gizliliğini ihlal”,“kişiyi nitelikli hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma”,“suçluyu kayırma”,“kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi” suçlarını işlediği iddia edildi.

HÂLÂ TÜRKİYE’YE İADE EDİLMEDİ

Öte yandan, İnterpol tarafından yakalanan Serkan Kurtuluş’un bürokratik nedenlerden dolayı hâlâ Türkiye’ye iade edilmediği de ortaya çıktı.

kronos
Devamını Oku »

CHP’li Ceylan’dan şok iddia: Yıldırım, AKP’lilerin konaklama giderlerini meclise ödetti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yerel seçimlerde belediye başkan adaylarının Ankara’daki konaklama giderlerini Meclis’e ödettiğini iddia etti.

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan

CHP’Lİ CEYLAN SORU ÖNERGESİ VERDİ

Melis’te görevli 150 aşçı ve garsonun Ankara’daki bazı otellere “hizmet içi eğitim” adı altında gönderildiğini belirten CHP’li Özgür Ceylan, bu anlaşma karşılığında AKP’li adayların Ankara’da ücretsiz konaklanmasının sağlandığını ifade etti. TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a cevaplanması için soru önergesi veren Ceylan, “TBMM tarafından bahse konu otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış mıdır? Alındı ise bu hizmetten kimler yararlanmıştır?” diye sordu.

ANKARA’DA 9 ÜNLÜ OTELDEN ÜCRETSİZ KONAKLAMA HİZMETİ ALINMIŞ

Ankara’daki dokuz ünlü otelle Meclis arasından “Hizmet içi eğitim” adı altında anlaşma yapıldığını belirten CHP’li Özgür Ceylan, “Bize ulaşan iddialara göre, ‘hizmet içi eğitim’ adı altında otellere Meclisten ödeme yapılmış, üstüne personel görevlendirilmiş karşılığında da AKP için otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış” dedi.

Meclis’in altı lokantasında görevli 150 personel arasında 30 yıllık deneyimli aşçıların olduğunu vurgulayan Ceylan, “Bu personelin tamamının protokol servisi verme konusunda eğitimli ya da mesleki tecrübeye sahip olduğu aşikârdır. Gidip otellerde protokol eğitimi aldırmanın amacı nedir diye kafamızda soru işareti oluştu. Bu insanlara protokol eğitim vermek nereden çıktı” diye sordu.

Ayrıca Ceylan, “Bu ödemeler karışlığında meclis tarafından bahse konu otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış mıdır? Alındı ise bu hizmetten kimler yararlanmıştır” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

‘Binali Yıldırım AKP’li vekillerin otel masraflarını TBMM’ye ödetti’

CHP Çanakkale milletvekili Özgür Ceylan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın yerel seçim aday belirleme sürecinde partisi AKP adaylarının Ankara ziyaretlerindeki konaklama masraflarını Meclis’e ödettiğini iddia etti.

Ceylan, TBMM’nin altı farklı lokantasında görevli yaklaşık yüz elli aşçı ve garsona Ankara’da bulunan 9 ünlü otelle “hizmet içi eğitim” adı altında mesai yaptırıldığını ileri sürerek, “Bize ulaşan iddialara göre, ‘hizmet içi eğitim’ adı altında otellere TBMM’den ödeme yapılmış, üstüne personel görevlendirilmiş karşılığında da AKP için otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış” diye konuştu.

Çanakkale milletvekili Ceylan, Binali Yıldırım’ın cevaplaması için Meclis Başkanlığı’na verdiği önergeyle bu iddiayı gündeme taşıyarak, “TBMM tarafından bahse konu otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış mıdır? Alındı ise bu hizmetten kimler yararlanmıştır?” diye sordu.

’30 YILLIK PERSONELE PROTOKOL EĞİTİMİ NEREDEN ÇIKTI?’

Ceylan, önergesinde TBMM Destek Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde ikisi milletvekillerinin özel kullanımına sunulmuş, toplam altı restoranda hizmet verildiğini ve bu restoranlarda 150 civarında aşçı ve garsonun görev yaptığını söyledi. Ceylan, Meclisin kadrolu personeli olan garson ve aşçıların birçoğunun Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ile ilgili ön lisans ve lisans bölümlerinden mezun olduklarını belirterek, “Bu personelin tamamının protokol servisi verme konusunda eğitimli ya da mesleki tecrübeye sahip olduğu aşikârdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin en seçkin kurumunda görev yapan bu insanların bazıları 30 yılı aşkın süredir Başbakanlardan Bakanlara, yabancı misyon temsilcilerinden milletvekillerine hizmet vermektedir. Gidip otellerde protokol eğitimi aldırmanın  amacı nedir diye kafamızda soru işareti oluştu. Bu insanlara protokol eğitim vermek nerden çıktı?” diye sordu.

ANKARA’DA ALTI OTEL

Ceylan, TBMM başkanlığının, personelin HiltonSA Otel, Sheraton Ankara Hotel & Convention Center, Mövenpick Hotel, The Green Park, Anadolu Hotel, Grand Ankara Hotel, Divan Çukurhan Otel, Ataköşk Hotel ve Bilkent Otel’de görevlendirildiğini söyledi. Ceylan konuyla ilgili olarak Meclis Başkanı Yıldırım’a verdiği önergede “Tamamı “Protokol Servis” eğitimi alan TBMM personeli yukarda adı geçen otellerde “Hizmet İçi Eğitim” adı altında görevlendirildikleri doğru mudur? Eğer doğru ise gerekçesi nedir?” diye sordu.

Ceylan, verdiği önergede “Hizmet İçi Eğitim alımı ile ilgili sözleşme imzalanmış mıdır? İmzalanmış ise sözleşme kaç kişiyi kapsamakta, kişi başı eğitim ücreti ne kadar olarak belirlenmiş ve toplam proje maliyeti nedir?” diye sorarak, TBMM’nin otellere bu projeyle ilgili olarak ödeme yaptığı yönünde iddiaların olduğunu söyledi.

Ceylan, kendisine ulaşan iddiaların, otellerle yapılan sözleşmenin ve personel eğitimin karşılığında ücretsiz konaklama hizmeti alındığı şeklinde olunduğu belirterek, önergede “Bu ödemeler karşılığında adı geçen otellerden, “Hizmet İçi Eğitim” alımı dışında herhangi bir hizmet alımı gerçekleşmiş midir? Gerçekleşmiş ise bu hizmet alımları arasında “Konaklama Hizmeti” alımı var mıdır?” diye sordu. Ceylan, böylesi bir projenin amacını merak ettiklerini ifade ederek, “Sayın Binali Yıldırım, AKP’lilerin konaklama giderlerini TBMM Bütçesinden bu projelerle mi sağlandı?’ sorusu geliyor insanın aklına ve bu yönde iddialar da bize ulaştı” diye konuştu. Meclis Başkanı Binali Yıldırım’a konu ilgili olarak verdiği önergede “Bu ödemeler karışlığında TBMM tarafından bahse konu otellerden ücretsiz konaklama hizmeti alınmış mıdır? Alındı ise bu hizmetten kimler yararlanmıştır?” diye sorarak, “Anayasa’nın açık hükmüne karşın istifa etmemekte ısrar eden Sayın Yıldırım, umarım Gazi Meclis’in manevi şahsiyetine zarar verecek bir protokole imza atmamıştır. Bu iddia gerçek ise, Meclis seçim adaletine gölge düşüren bir tavırdır” dedi.

kronos
Devamını Oku »

HDP, batıda Cumhur ittifakını geriletmeye çalışacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin, 31 Mart yerel seçimlerinde batı illerine ilişkin temel politikası, Cumhur ittifakını geriletmek olacak. Büyük oranda netleşen karar ve izlenecek yöntem yarın (Pazar) yapılacak Parti Meclisi toplantısında son şekli verilerek kamuoyu ile paylaşılacak.

BOLD– İşbirliği için muhalefet tarafından kapısı çalınmayan HDP, batı illerine ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı. HDP’nin kazanma ihtimali bulunmayan batı illerine ilişkin tek tek değerlendirmeler yapıldı. Adaylar, oy oranları, anket sonuçları, ittifak ve işbirlikleri göz önünde bulunduruldu.

KÜRT OYLARI BELİRLEYİCİ OLACAK

Yapılan çalışmada büyükşehirlere ayrı bir önem verildi. Özellikle İstanbul, Ankara, Mersin, Adana, Antalya gibi iller için ayrı bir özen gösterildi. Çalışmaya göre çok sayıda ilde Cumhur ittifakı ile Millet ittifakının oyları birbirine çok yakın. HDP’nin oy potansiyeli bulunan şehirlerde kürt oyları belirleyici olacak.

AKP’YE GİDEN MUHAFAZAKAR KÜRT OYLARI

Ana hedefini Cumhur ittifakını geriletmek üzerine kurgulayan HDP, bu illerde aday çıkarmayacak. AKP-MHP ittifakının karşısındaki güçlü adayları destekleyecek. Muhalefetin rahat olduğu veya kazanma ihtimali bulunmayan yerlerde ise kendi adaylarını çıkararak, AKP’ye oy veren muhafazakar Kürtlerin oylarına talip olunacak.

SANDIĞA GİTMEME ENDİŞESİ

Masadaki bir diğer konu ise batıda aday çıkarılmaması durumunda HDP’ye oy veren Kürt seçmenin sandığa gitmeme ihtimali. Bunun için de aday çıkarılmasa bile, bu illere yönelik seçim çalışmalarının güçlü bir şekilde yapılarak, seçmenin sandığa götürülmesine çalışılacak.

HEDEF MECLİS ÜYELİKLERİ

HDP, Cumhur ittifakına kaybettirmek için batıda muhalefete destek verirken, bir yandan da Meclis üyeliklerinde iddialı olacak. Belediye meclis üyeliklerinde olabildiğince başarı için çalışılacak. Oluşacak belediyelerin meclisinde HDP’nin de söz sahibi olması amaçlanacak.

BULDAN: HER TÜRLÜ TAKTİK GÜNDEMDE

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yerel seçime ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin batısında da AKP-MHP ittifakını geriletecek her türlü taktik konuları gündeme alıp, yarınki PM toplantımızda son kararımızı verip kamuoyuyla paylaşacağız. Bundan sonra kazanmak için yola çıkacağız “Ya me ye!” diye yola çıkacağız. Bizimdir diyeceğiz. Bütün güzellikler bizim olacak. Dereler, topraklar, denizler, kentler, her yer bizim olacak.

FİGEN YÜKSEKDAĞ’A TELEFON SORUŞTURMASI

Öte yandan, HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, HDK kongresine telefonla katılması soruşturma konusu oldu. Pervin Buldan, “Figen Yüksekdağ, eş genel başkan ve Van Milletvekiliyken hem vekilliği düşürüldü, hem rehin alındı. Cezaevinde rehin olarak tutuluyor. HDK Kongresine telefonla katılmasına soruşturma açılmasını kabul etmiyoruz.

Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımızın sesi bu şekilde kısılamaz. Bizler içeride de dışarıda da konuşacağız. Bu tür hukuki olmayan ve gerçekten vicdani ve ahlaki de olmayan soruşturmaları bizlere dayatamazlar, bizleri bunlarla korkutamazlar.” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

March 31st can be a disappointment: AKP Deputy

As the polls don’t promise a shining future for the ruling Justice and Development Party (AKP) party in the upcoming local elections, the organisation is seen as keeping a distance from ordinary people.

Various points of view started to claim the party avoids interaction with the public. Nowadays, AKP party officials are frequently accused of being snobbish. Both attitudes and their rhetoric such as “ordinary people don’t understand party organisations” is a sign of how AKP officials put distance between ordinary people and themselves.

It seems clear now that during their 16 years in power, Turkey’s conservatives are supposed to be unwittingly making a historic mistake by disregarding a key principle of politics.

Ruling Justice and Development Party İstanbul Deputy, Metin Külünk, said his party AKP can experience a disappointment.

According to a report published by the Damga Newspaper criticising  AKP, Metin Külünk said that the candidates chosen for the 31 March municipal elections are not welcomed by Turkish people.

“Ordinary people don’t understand organisation,” says AKP officials

Touching upon the integrating with the public, Külünk reportedly pointed out that without integration the success will not be embraced in the policy. He further noted that some AKP officials speak in a way that “ordinary people don’t understand the organisation.”

Continuing his criticism in his interview to Damga daily, Külünk said that “some officials created a mindset in the party that people can’t interfere in the entity, but on the contrary, the grass-roots organisation is the strongest tie between the government and ordinary people. If you think of a strong government your party has to reach out to ordinary people.”

He pointed out that he heard such words from some officials saying “people should mind their own business,” and “ordinary people don’t understand the organisation” and think that if this sentence is said by the party leaders that means people’s will cannot reach the politic power.

Similarly, People Think AKP is Toxic in Power

Power toxic has prevailed among AKP members. It is seen that the grass-roots organisation of AKP began to dispute and soon fight among themselves might erupt. It’s also believed that the biasing element within the judiciary, which is responsible for the excess of the “coup cases,” now turned its focus on the government, which showed every sign of being intoxicated with power.

Elections loom amid accusations of unrealistic rise of voters in favour of AKP

The post March 31st can be a disappointment: AKP Deputy appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/01/26/march-31st-can-be-a-disappointment-akp-deputy/
Devamını Oku »

Emperyalizme karşı Maduro’yu başka bir ülkenin askerleri koruyor

Amerikan emparyalizmine karşı söylemleriyle güç toplamaya çalışan Maduro’yu başka bir ülkenin askerleri korumaya aldı. İddiaya göre Rusya..

Reuters’ın askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Wagner Grubu adlı özel Rus güvenlik şirketinin temsilcileri geçen günlerde Venezuela’ya gitti. Wagner Grubu, Suriye ve Ukrayna’daki savaşlarda paramiliter destek sağlamasıyla biliniyor.

Rus güvenlik şirketiyle bağlantısı olan paramiliter bir organizasyonunun lideri Yevgeni Şabayev, yaklaşık 400 Rus’un Venezuela’ya gittiğini duyduğunu belirtti.

Habere göre, Rusya Devlet Başkanlığı ise söz konusu iddiayı yalanlarken, Venezeula Enformasyon Bakanlığı konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetti.

VENEZUELA’DA NELER OLDU

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 20 Mayıs 2018’de düzenlenen seçimleri yüzde 68 oyla kazanmış, ancak seçimlerin şeffaf, adil, eşit ve uluslararası standartlarda yapılmadığı ileri sürülmüştü.

Meclis de Maduro’yu ‘yasadışı’ ilan etmiş ve yönetimi devralması için ordudan destek istemişti.

ABD Başkanı Donald Trump Venezuela’da muhalefet lideri Juan Guaido’yu resmen devlet başkanı olarak tanımış, Maduro ise Washington’la tüm diplomatik ilişkileri kestiklerini açıklamıştı.

medyabold
Devamını Oku »

Antalya’da hortum ve olumsuz hava koşulları hayatı felç etti

Antalya’da geçen çarşamba gününden itibaren etkili olan şiddetli yağış ve fırtına yaşamı olumsuz etkiliyor. Konyaaltı ilçesindeki Balıkçı Barınağı ve Muratpaşa ilçesindeki Lara sahilinde de hortum oluştu. Denizde başlayan hortum karada ilerleyerek seralara zarar verdi. Öte yandan, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, hortumun vurduğu Antalya Havalimanı’nda 10 kişinin yaralandığını söyledi.

Dün öğlen saatlerinde şiddetini arttıran sağanak yağış ve fırtına, kent merkezinin yanı sıra Kemer, Kumluca ve Finike ilçelerinde de etkili oluyor. Fırtına nedeniyle pek çok yerde ağaçlar ve aydınlatma direkleri devrildi, tabelalar uçtu.

Gök gürültülü yağış nedeniyle oluşan su birikintileri trafikte bulunan sürücülere zor anlar yaşattı. Yağışın etkisiyle kent bazı bölgelerine gece boyunca elektrik verilemedi.

KONYAALTI’NDA HORTUM

Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Balıkçı Barınağı açıklarında sabah saatlerinde dev bir hortum oluştu. Kıyıdan yaklaşık 1 kilometre açıkta oluştuğu görülen hortum kısa sürede büyüyüp, ilerlemeye devam etti. Deniz yüzeyinde suları savurarak yoluna devam eden hortumu barınaktaki balıkçılar cep telefonlarıyla görüntüledi.

Denizden gökyüzüne kadar uzanan devasa hortum görüntülerde anbean yer aldı. Hızla ilerleyen hortumun daha sonra gözden kaybolduğu görüntülere yansıdı.

HAVALİMANINDA DA HORTUM

Muratpaşa ilçesi Lara sahilinde de hortum oluştu. Denizde başlayan hortum karada ilerleyerek seralara zarar verdi. Kırcami bölgesindeki çok sayıda sera hortum nedeniyle hasar gördü. Kent merkezinde hortumun görüldüğü diğer bir nokta ise Antalya Havalimanı çevresi oldu. Güzeloba Mahallesi’nde oluşan hortum havalimanı kadar ilerledikten sona etkisini kaybetti. Hortumun geçtiği noktalarda ağaçlar devrildi, tabelalar uçtu, enerji nakil hatları zarar gördü.

VALİ KARALOĞLU: HORTUM, 2 UÇAK VE 1 POLİS HELİKOPTERİNE ZARAR VERDİ

Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, hortumun zarar verdiği Antalya Havalimanı’nda son durumu inceledi. Vali Münir Karaloğlu, incelemelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hepimize geçmiş olsun, milletimize geçmiş olsun. Üç gündür Antalya’da beşinci hortum vakasını bugün saat 10.58 civarında Antalya merkez havaalanımızı da içine alacak şekilde yaşadık. Saatte 133 kilometre hızla güney yönlerinden esen bir fırtına ve hortum oluştu. Havalimanımızda maalesef 2 otobüsümüz, 1 minibüsümüz, 2 merdivenimiz devrildi. 2 uçakta ve 1 polis helikopterinde de kısmi hasarlar oluştu” dedi.


12 YARALI HASTANELERE SEVK EDİLDİ

Havalimanında yolcu otobüslerindeki yolcuların da içerisinde bulunduğu 12 yaralı olduğunu aktaran Vali Karaloğlu, “Yaralılar havaalanından hastanelerimize sevk edildi. Bunların içinde hayati tehlikesi olan yok. Sarı ve yeşil kod hastalarımız. Şu anda Antalya Havalimanı hem geliş hem gidiş yönünde hava trafiğine açık. Herhangi bir sorun yok” diye konuştu.

‘VATANDAŞLAR UYARILARI DİKKATE ALSIN’

Hava durumuyla ilgili de bilgileri paylaşan Vali Karaloğlu, şöyle devam etti:

“Meteoroloji müdürlüğümüzden almış olduğumuz bilgiler doğrultusunda da şu anda havanın ağır kısmının geçtiğini, Antalya’nın doğusuna doğru fırtınanın devam ettiğini, Serik, Manavgat ve Alanya bölgesinde yağışın devam edeceğini ve Antalya merkezde bugün ve yarın sağanak yağışların daha düşük hızla devam edeceğini ifade edebiliriz. Özellikle vatandaşlarımızı uyarmak istiyoruz. Biz meteorolojiden aldığımız uyarıları, Antalya Valiliği’nin internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarımızda vatandaşlarımıza bildiriyoruz. Vatandaşlarımız bu uyarıları dikkate alsınlar ki mal ve can kayıpları olmadan bu süreci yönetebilelim. Kentte vatandaşımızın oluşan hasarını, zararını, büyükşehir belediyemiz, ilçe belediyemiz, kamu kurum ve kuruluşlarıyla beraber bütün arkadaşlarımızla sahada, gidermeye çalışıyoruz. Enerji nakil hatlarında oluşan hasar dolayısıyla Muratpaşa, Aksu, Finike ve Kumluca ilçemizde kısmi olarak enerji veremediğimiz bölgeler var.”

 

ANTALYA’DA BU KEZ DOĞU İLÇELERİ İÇİN UYARI

Antalya’da olumsuz hava etkisini sürdürüyor. Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi, ‘Antalya’nın doğu ilçelerinde çok kuvvetli yağış ve fırtına’ uyarısı yaptı. Bugün öğleden sonra başlaması beklenen kuvvetli yağış ve fırtınanın, Pazar gecesi saat 03.00’e kadar süreceği belirtildi. Uyarıda, şöyle denildi:

“Antalya çevrelerinde gece saatlerinden bu yana etkili olan kuvvetli yağışların, Antalya il merkezi ve batı ilçelerinde etkisini kaybederek, aralıklı sağanak yağışların devam edeceği beklenmektedir. Öğle saatlerinden itibaren Antalya’nın doğu ilçelerinde(Serik, Manavgat, Alanya, Gazipaşa, İbradı, Akseki ve Gündoğmuş) Pazar gece saatlerine kadar yağışların kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli(50-75 kg/m²) olacağı tahmin edilmektedir. Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli yağışla birlikte Cumartesi akşam saatlerine kadar rüzgarın da güneydoğu yönlerden fırtına şeklinde(60-90 km/saat) eseceği beklendiğinden, meydana gelebilecek ani sel, su baskını, yıldırım, dolu, hortum, çatı uçması, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”

HORTUM ANINU YOLCULAR GÖRÜNTÜLEDİ

Antalya Havalimanı’nı vuran hortum aprondaki otobüste uçağa binmek için bekleyen bir yolcu tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Apronda ilerleyen hortumun bir uçağın yanından geçtiği anlar görüntülere anbean yansıdı.

‘VALLAHA GELİYOR’

Görüntülerde yolcuların “Bu tarafa gelmesin” dedikleri duyulduktan saniyeler sonra otobüse doğru hızla ilerleyen hortumu gören “Vallaha geliyor” diye bağırdıkları yer aldı. Yolcuların çığlıkları arasında otobüsün üzerinden geçen hortumun savurduğu parçaların otobüse çarpma sesleri duyuldu. Bu sırada yolcuların “Cam kırıldı” dediği görüntülere yansıdı. Hortum uçağın yanından geçtiği sırada ise uçağın hemen yanında duran otobüsü devirdiği görüldü.

METEOROLOJİ’DEN FIRTINA VE KAR UYARISI

Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada Antalya’nın doğu ilçelerinin yüksek kesimlerinde yoğun kar yağışının etkili olacağı bildirildi. Bugün saat 06.00 sıralarında başlayan yağışın, 27 Ocak Pazar günü saat 06.00’ya kadar devam edeceği kaydedildi. Kent merkezi ve batı ilçelerinde kuvvetli yağmurla birlikte fırtınanın etkili olacağı kaydedilen açıklamada, rüzgarın güney yönünden saatte 70 ila 100 kilometre hızla eseceği vurgulandı. Açıklamada vatandaşların sel, su baskını, yıldırım, soba zehirlenmesi ve çatı uçmalarına karşı dikkatli olmaları istendi.

ANTALYA’DA YAŞAM FELÇ OLDU

Antalya’da geçen çarşamba günü başlayan ve dün gece etkisini iyice artıran kuvvetli yağış ve fırtına yaşamı olumsuz etkiliyor. Kentin birçok noktasında fırtına nedeniyle ağaçlar ve aydınlatma direkleri devrildi. Çöp konteynerleri ve tabelalar yola savruldu. Fırtına nedeniyle elektrik tellerinin zarar görmesi nedeniyle birçok bölgeye enerji verilemiyor.

DOLU YAĞDI, TRAFİK KİLİTLENDİ

Kuvvetli yağış ve fırtına kent merkezinde trafiği de olumsuz etkiledi. Yağmurun zaman zaman yerini dolu yağışına bırakması nedeniyle sürücüler zor anlar yaşadı. 100. Yıl Bulvarı, Yener Ulusoy Caddesi, Güllük ve Konyaaltı caddelerinde görüş mesafesinin kaybolması nedeniyle sürücüler ilerleyemedi ve durmak zorunda kaldı. Yağış nedeniyle kent genelinde çok sayıda maddi hasarlı kaza da meydana geldi. Kentin ana bulvarı 100. Yıl’da ağaçlar yola devrildi ve ulaşım güçlükle sağlanıyor.

CAMİ MİNARESİ YIKILDI

Kent merkezinde saatteki hızı 103 kilometreye ulaşan rüzgar, Muratpaşa ilçesi Güvenlik Mahallesi’nde bir caminin minaresinin yıkılmasına neden oldu. Minarenin devrilen parçaları nedeniyle caminin bazı camları kırıldı, çevresindeki ağaçlar ve oturma alanları zarar gördü.

Kuvvetli rüzgar denizde ise dev dalgaların oluşturdu. Konyaaltı sahilinde oluşan dalgaların boyu 5- 7 metreye ulaştı. Falezlere çarpan dalgaların boyu ise 20- 30 metreyi buldu.

RÜZGAR HIZI 103 KİLOMETRE

Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada Antalya kent merkezine son 24 saatte metrekareye 90 kilogram, Kemer ilçesine 111 kilogram yağış düştüğü belirtildi. Açıklamada, kent merkezindeki rüzgar hızının saatte 103 kilometreye ulaştığı vurgulanırken; rüzgar hızının Kemer’de 96, Aksu’da 91 ve Serik’te ise 88 kilometre olduğu belirtildi.

kronos
Devamını Oku »