12 Eylül 2020 Cumartesi

Sanatçılardan tutarsız yasaklara tepki: Nasıl yaşayacağız?

İstanbul Valiliği tarafından 14 Eylül itibariyle konser, festival vb. sanat etkinliklerinin yasaklanmasına tepki gösteren sanatçılar hayatımızı nasıl sürdüreceğiz diye soruyor.

BOLD– Kovid-19 pandemisi sürecinde işleri durma noktasına gelen sanat camiası AVM’ler kafeler hatta miting alanları bile açıkken sosyal mesafe ve hijyene dikkat konusunda etkili tedbirler almanın daha kolay olduğu sanat etkinliklerinin yasaklanmasındaki tutarsızlığa tepki gösterdi.

GÖLGE ETMEYİN DEDİK ONU BİLE BECEREMEDİNİZ

AKP politikaları yüzünden zorda olan sanat camiasına bir darbe de İstanbul Valiliğinden geldi. Türkiye’nin sanatsal etkinliklerinin büyük bir kısmının gerçekleştiği, dolayısıyla sanat emekçilerinin çoğunluğunun yaşadığı İstanbul’da 14 Eylül Pazartesi gününden itibaren konserler, festivaller vb. sanat faaliyetleri yasaklandı.

AKP’nin sanatçılara alternatif bir yol sunmayan ve herhangi bir maddi destek de içermeyen politikaları çerçevesinde gelen bu yasağa birçok sanatçı tepki gösterdi. Birgün’ün haberine göre bazı sanatçıların tepkileri şöyle:

Levent Üzümcü: Tek nefes alacağımız yer açık hava oyunları ve konserleriydi. Gelen tüm seyircilere ateş kontrolü yapılıyor; maskeli bir şekilde 1,5 metre aralıklı mesafede oturuyorlardı. Size, “sizden destek bekleyen sizin gibi olsun, gölge etmeyin yeter” demiştik, onu da beceremediniz.

Harun Tekin: Başka yollar bulunacak, başka şeyler yapılacak. Dayanışmanın bütün yolları denenecek. Hiç kimsenin şüphesi olmasın: tedbiri de istibdadı da anlayan anlatacak. Müzik, uygarlık tarihi boyunca her toplumda var. Yine olacak. Başka ne var, ne yoksa, hepsini de yine biz anlatacağız.

Mert Fırat: Uçaklar, havaalanları, marketler, pazar yerleri, miting alanları, kafe ve restoranlar ve diğer toplanma alanları açık. Yani hiç sorun yok?!

Yeşim Özsoy(Galataperform kurucusu): Sanat temel bir kimlik alanı ve ihtiyaçtır. Bu alanda gururla yaşayan var olan bireyler vardır. Bu bireyler ancak bu alanda yaşarlar yoksa hem sanat hem de bireylerin kendisi yok olur. Sanat keyfekeder iptal edilip üstü kapanacak değersiz bir malzeme değildir.

Kıvanç Sezer (yönetmen): Müzik, tiyatro ve gösteri sanatları emekçilerini bir gecede alınan kararla İstanbul’daki açıkhava etkinlikleri dâhil iptal ederek ne yapmak istiyorsunuz? Bu insanlar yaşamını nasıl sürdürecek? Neden bir gecede alınıyor bu kararlar? Bir destek planınız var mı?

Yonca Lodi: Kitap okumanın ceza olarak verildiği bir ülkede sanatla uğraşmaya çalışan bir avuç insanız işte! Gerçekten çok üzgün ve bezginim.

medyabold
Devamını Oku »

“Tek adam rejimi 12 Eylül ruhunu yaşatmaya devam ediyor”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Eylül’ün yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Saraylarda saltanat süren tek adam rejimi, 12 Eylül ruhunu yönetim anlayışında yaşatmaya devam ediyor” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Eylül askeri darbesinin 40. yılı hakkında “Tek adam rejimi, 12 Eylül ruhunu yönetim anlayışında yaşatmaya devam ediyor” dedi.

Kılıçdaroğlu, 12 Eylül askeri darbesinin 40. yılı hakkında sosyal medya hesabı üzerine paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, “12 Eylül darbesinin üzerinden geçen 40 yıla rağmen saraylarda saltanat süren tek adam rejimi, 12 Eylül ruhunu yönetim anlayışında yaşatmaya devam ediyor. 12 Eylül ruhunu ve tek adam rejimini tarihin tozlu raflarına kaldıracağız; cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız!” ifadelerini kullandı.

“AKP-MHP iktidarı 12 Eylül’ün ruhunu ve aklını devam ettiriyor”

medyabold
Devamını Oku »

Kurumlardaki taziye ilanlarında büyük artış

Kamu kurumlarının internet sitelerinde yer alan duyurularda ölüm taziye ilanları son günlerde artış gösterdi. HSK’nın sitesinde yer alan ilanlarda iki haftada 5 ölüm ilanı bulunması dikkat çekti.

BOLD – Koronavirüs vakalarında yaşanan büyük artışlara rağmen ölümlerin gizlendiğine yönelik yeni iddialar ortaya çıkarken, kurum duyuruları arasında yer alan taziye ilanlarındaki büyük artış dikkat çekti. Daha önce yılda birkaç taziye ilanı yayınlanan HSK’nın internet sayfasında son iki haftada 5 taziye ilanının yayınlanması dikkat çekti. Taziyelerde ölüm nedenleri yer almadı.

Boston Doğu finaline çıktı: Enes Kanter tarihe geçti

medyabold
Devamını Oku »

Besiktas coach tests positive for coronavirus before Trabzonspor game

The coach of Turkish soccer team Besiktas has tested positive for coronavirus, a club official said on Saturday, a day after the first game in the main league’s new season.

Sergen Yalcin tested positive as part of routine tests conducted ahead of a match on Sunday with Trabzonspor, Tekin Kerem Ulku, the team’s health board coordinator, said.

Yalcin did not show any symptoms and would isolate himself in line with the health ministry guidelines, he added.

Daily coronavirus cases and deaths in Turkey have jumped to their highest since mid-May when lockdowns were in place.

The government has said it does not plan to reintroduce a full lockdown but has urged Turks to follow social distancing and hygiene measures, making the wearing of masks mandatory.

Reuters

Four players at Turkish top-flight clubs test positive for coronavirus

 

The post Besiktas coach tests positive for coronavirus before Trabzonspor game appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/09/12/besiktas-coach-tests-positive-for-coronavirus-before-trabzonspor-game/
Devamını Oku »

For Greek camp migrants, COVID-19 quarantine was spark

For asylum-seekers trapped in the overcrowded facility on Greece’s island of Lesbos, Moria was hell most days. But a coronavirus quarantine was the final straw.

It was just before midnight on Tuesday when eight migrants who tested positive for COVID-19 were told by authorities they would be isolated to an area just beyond the gated compound, according to witnesses and government officials.

Their relatives would also be moved into the fenced unit, about 40 small wooden houses on a hill inside Greece’s biggest migrant settlement set up to deal with any breakout of COVID-19, for further testing.

The news did not go down well and scuffles broke out in the area, surrounded by olive trees, the witnesses and officials said. The melee spread when other migrants in tents close to the isolation unit joined the fray.

Minutes later the fire broke out and tents were in flames fanned by strong winds. By morning the sprawling complex was a smoldering mass of mangled steel and burnt tents and containers. Thousands, including children, were forced to sleep on the streets around the camp.

“It was chaos,” 21-year-old student Elena Ilunga said. “I took my things from the tent and ran to the street.”

Ilunga said she initially saw flames burning forest land, but later saw five or more fires inside the camp, one of them close to her tent.

Greek authorities have launched an investigation. The government says the fire was started by asylum seekers, without providing evidence.

The Moria camp’s more than 12,000 residents, four times its capacity, were already sorely tested by living in conditions U.N. officials had decried as ‘shameful’ – packed into tents and containers with little running water and frequent fights over food.

“Life in Lesbos is hell. The situation in Moria was very bad,” said 26-year-old Mahmoud Noorzaie from Afghanistan, who lived there for more than a year. “We want to leave this island”, he said, after the fire.

It is not the first time there has been a fire at the camp. A woman was killed there last year.

Lesbos, not far from Turkey in the northeastern Aegean Sea, was the preferred entry point into the European Union in 2015-2016 for nearly a million Syrians, Afghans, and Iraqis. The flows have been reduced significantly in recent years but thousands remain stuck there, pending a decision on their asylum request.

Without shelter for a second night and residents opposing government plans to set up tents in other areas, most of the asylum seekers hope they will now be moved to the mainland.

But for now, authorities have said none of them are allowed to leave Lesbos.

“It’s very bad now after the fire… but we hope that we can leave now to go to Europe,” said Congolese woman Divine, 18. “This place will give me nightmares.”

Reuters

Afghan migrants’ newborn dies after months in a tent in Europe

The post For Greek camp migrants, COVID-19 quarantine was spark appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/09/12/for-greek-camp-migrants-covid-19-quarantine-was-spark/
Devamını Oku »

Turkish court sentences pro-Kurdish MP to jail on terrorism charges

A Turkish court sentenced a parliamentarian from the pro-Kurdish Peoples’ Democratic Party (HDP) to 10 years in jail on Friday for membership of a terrorist organization, court documents showed.

Remziye Tosun, a member of parliament representing the province of Diyarbakir in mainly Kurdish southeast Turkey, will remain free pending the appeals process, according to the documents.

Tosun was accused of treating wounded members of the Kurdistan Workers Party (PKK) militant group during clashes in Diyarbakir’s Sur district in 2016, her lawyer told Reuters.

“There is no evidence that supports the verdict. It is based on statements that were taken by force from individuals who were there during that period,” said Muharrem Sahin.

He added that Tosun had lived in the area and did not have the expertise to treat people.

Ankara accuses the HDP of ties to the PKK, which has fought against the state in the southeast since 1984 and is deemed a terrorist group by Turkey, the United States, and the European Union. The HDP, which is the third-largest party in parliament with 56 deputies, denies such links.

A ceasefire between Ankara and the militant group ended in the summer of 2015, leading to some of the most violent clashes in years, including in the Sur district.

The opposition has accused President Tayyip Erdogan and his AK Party of seeking to quash dissent by jailing opposition members and critics since a 2016 failed coup. The government has said its actions are justified by threats which Turkey faces.

Two other lawmakers from the HDP and one from the main opposition Republican People’s Party (CHP) were jailed in June after parliament stripped them of their status as deputies due convictions against them.

Eleven HDP deputies had their status removed before a parliamentary election in 2018.

Reuters

Ousted Kurdish mayor arrested over terrorism charges

The post Turkish court sentences pro-Kurdish MP to jail on terrorism charges appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/09/12/turkish-court-sentences-pro-kurdish-mp-to-jail-on-terrorism-charges/
Devamını Oku »

Sergen Yalçın’ın koronaya yakalandı

Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, koronavirüse yakalandı. Ünlü teknik adam için gerekli izolasyon ve takip sürecine Sağlık Bakanlığı protokollerince başlandığı belirtildi.

BOLD – Beşiktaş Kulübü, Teknik Direktör Sergen Yalçın’ın koonavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Yalçın’ın yapılan klinik değerlendirmesinde herhangi bir bulguya rastlanmamakla birlikte, gerekli izolasyon ve takip sürecine Sağlık Bakanlığı protokollerince başlandığı belirtildi. Beşiktaş JK Sağlık Kurulu Koordinatörü Dr. Tekin Kerem Ülkü’nün yaptığı açıklama şöyle: “Futbol Takımımızın Süper Lig’in 1. haftasında Trabzonspor ile oynayacağı müsabaka öncesinde TFF’nin Futbola Dönüş Protokolü çerçevesinde yapılan rutin kovid-19 tarama testlerinde, Teknik Direktörümüz Sergen Yalçın’da pozitif sonuca rastlanmıştır. Yalçın’ın yapılan klinik değerlendirmesinde herhangi bir bulguya rastlanmamakla birlikte, gerekli izolasyon ve takip sürecine Sağlık Bakanlığı protokollerince başlanmıştır.”

medyabold
Devamını Oku »

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Akit Yazarı Dilipak’ı ihraç etti

Köşesindeki bir yazısı nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılan Yeni Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden oy birliği ile verilen karar sonrası ihraç edildi.

BOLD – Yeni Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak sosyal medya hesabından, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) ihraç edildiğini duyurdu. Dilipak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadelere verdi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, “AKP’nin Papatyaları” ve “İnanmamanız gerekmez mi idi” başlıklı yazılarım nedeniyle şahsımı oy birliği ile üyelikten ihraç etmiştir.”

OY BİRLİĞİ İLE ÜYELİKTEN ÇIKARILDI

Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin ihraca ilişkin açıklamasında ise “İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınları fahişelikle suçlayan 27 Temmuz 2020 tarihli yazınız ve bu yazıyı savunmak için 13 Ağustos 2020 tarihli ‘İnanmamanız gerekmez mi idi’ başlıklı yazınız Onur Kurulu tarafından ele alınmıştır. Köşe yazılarının TGC Tüzüğünün Üyelikten Çıkarmayı düzenleyen 11. Maddesinin a ve g bendine aykırı olduğu saptanmıştır. Her iki yazınızın da Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin ‘D-Gazetecinin Temel Görevleri başlığı altında yer alan 2, 3, 4, 5 numaralı maddeleriyle; Gazetecinin Doğru Davranış kuralları başlığı altında, Kadın, Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimlik maddelerini” ihlal ettiğiniz belirlenmiştir. Bu nedenlerle üyelikten çıkarılmanıza oy birliği ile karar vermiştir” denildi.

Boston Doğu finaline çıktı: Enes Kanter tarihe geçti

medyabold
Devamını Oku »

“AKP-MHP iktidarı 12 Eylül’ün ruhunu ve aklını devam ettiriyor”

HDP ’12 Eylül’ açıklamasıyla AKP ve MHP’yi sert şekilde eleştirdi. “Cunta generallerinin hayalini kurduğu ama hayata geçiremediği bütün hukuk dışı, demokrasi dışı uygulamalar bugün daha katmerli bir şekilde AKP-MHP eliyle hayata geçirilmektedir” dedi.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 12 Eylül askeri darbesinin 40. yıl dönümüne dair yazılı açıklama yaptı. Darbenin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen etkilerinin hissedildiği belirtilen açıklamada, “Halk iradesinin gasp edildiği, demokrasi ve insan hakları normlarının rafa kaldırıldığı, ülke yönetiminin cebir yoluyla ele geçirildiği bu darbe, 40 yıl geçmesine rağmen etkisi ve sonuçları bugün de hissedilen büyük bir yıkım ortaya çıkardı” denildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

  • 12 Eylül askeri darbesinden sonra kamuda çalışan 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, DGM tarafından açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi.
  • Yöneticilerin ‘emri’ ile haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı. 388 bin yurttaşa pasaport verilmedi, 30 bin kişi çalıştığı kurumlardan ihraç edildi, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
  • 30 bin kişi mülteci olarak yurt dışına gitmek zorunda kaldı, 300 kişi kuşkulu bir şekilde, 171 kişinin ise işkenceden öldüğü belgelendi.
  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu, 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
  • 12 Eylül askeri darbesi sonucunda ortaya çıkan bu tablo ve oluşan büyük insani maliyet, bugün de hakim kılınmaya çalışılan siyasi ve toplumsal atmosferi anlamak açısından elzemdir.
  • Temel hak ve özgürlüklerin gasp edilerek, otoriter ve hukuk tanımaz bir yönetimin hakim kılınması ve bütün yetkilerin ‘tek adam’da toplanması açısından, 12 Eylül darbesinin bugün daha katmerli bir şekilde devam ettirildiğini göstermektedir.
  • Sadece yüz binlerce gözaltı, işkence, tutuklama, sürgün, idam, faili meçhul ve yargısız infazlardan ibaret olmayan bu darbe, aynı zamanda Kürt halkının, Alevilerin, kadınların, emekçilerin maruz kaldığı adaletsizliğin, hukuk dışı uygulamaların devamlılığı; işçi haklarının gaspı, sendikasızlaştırma, sömürü, örgütlenme, toplantı ve gösteri hakkının gaspı, düşünce, ifade, haber alma ve iletişim özgürlüklerinin çiğnenmesinin yarattığı tahribatı göstermesi açısından da bugünkü AKP-MHP yönetiminin aynasıdır.
  • Anayasa’nın hiçe sayılarak cunta yasalarının hakim kılındığı 12 Eylül zihniyetini 40’ıncı yılında tekrar irdelemek hem Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar kendini tekrarlayan darbe mekaniğini hem de AKP-MHP iktidarının nasıl 12 Eylül aklının sürdürücüsü, uygulayıcısı ve bakiyesi olduğunu anlamak açısından önemlidir.
  • Cunta generallerinin hayalini kurduğu ama hayata geçiremediği bütün hukuk dışı, demokrasi dışı uygulamalar bugün daha katmerli bir şekilde AKP-MHP eliyle hayata geçirilmektedir.
  • Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, askeri darbenin, faşizm ve diktatöryal heveslerin rejimine dönüşerek Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye toplumuna, Alevilere, ötekilere kadınlara ve emekçilere dayatılmaktadır.
  • Bu açıdan AKP-MHP iktidarı 12 Eylül’ün ruhunu ve aklını devam ettirmektedir.
  • 2002 yılında iktidara geldikten sonra 12 Eylül darbesini gerçekleştiren generaller ve darbeye iştirak etmiş herkesten hesap soracağını iddia eden AKP iktidarı, bunu yapmadığı gibi, 1980 darbe Anayasasını ve kurumlarını kendi siyasi ajandası ve amaçları doğrultusunda değiştirdi.
  • Kendi iktidarını darbe Anayasasından ve kurumlarından aldığı güçle sürdüren AKP iktidarı, bugün devletin dehlizlerindeki karanlık yapılarla ittifak yaparak, bu darbeci zihniyeti derinleştirmektedir.
  • Belediyelerimizin kayyım eliyle gasp edilmesi, milletvekillerimizin haksız bir şekilde cezaevlerinde rehin tutulması, hukukun, demokrasinin ve insan haklarının rafa kaldırılması, yasama, yürütme ve yargı yetkisinin tek kişide toplanması, darbeci anlayışın devamlılığı ve darbeci zihniyetle kurulan ortaklığın bariz göstergesidir.
  • 12 Eylül sadece bir darbenin adı değil, aynı zamanda dün ve bugünkü otoriter yönetim anlayışının da adıdır.
  • 12 Eylül darbesinin 40. yıl dönümünde darbeci zihniyeti lanetliyor, hayatını kaybeden yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.
  • 12 Eylül darbesi, insanlığın ve toplumun vicdanında mahkum edilmiş bir darbedir.
  • Darbelere, faşist rejimlere, tek adam yönetimine karşı verdiğimiz mücadele dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam edecektir.
  • 12 Eylül darbesi başta olmak üzere, ülkedeki darbe mekaniğine karşı durmanın yolu, ülkede yaşayan farklı dil, kültür, kimlik ve inançların varlığını anayasal güvence altına almak, demokratik, özgürlükçü, ekolojik ve sosyal bir Anayasa yapmaktır.
medyabold
Devamını Oku »

İstanbul’da ağır hasta sayısında büyük artış

Tatilden ve memleketinden döneceklerle vaka sayısında büyük patlama beklenen İstanbul’da son bir ay içinde ağır hasta sayısı yarı yarıya arttı. İstanbul’daki tehlikeye dikkat çeken Bakan Koca, “Tedbirlere uyalım” çağrısı yaptı.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 1 ay içinde ağır hasta sayısının İstanbul’da yüzde 42 arttığını belirterek, “11 Eylül’de hasta sayısı geçen ayın hasta sayısının yaklaşık iki katı. Bugün filyasyon ekip sayımızı yüzde 34 artırdık” dedi.

HASTA SAYISI GEÇEN AYIN İKİ KATI

Bakan Koca Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Nisan ayında hastaların yüzde 65’i, vefatların ise yüzde 54’ü İstanbul’daydı. Aldığımız tedbirler ile hasta sayısı yüzde 72, vefatlar yüzde 78 azaldı. 11 Eylül’de hasta sayısı geçen ayın hasta sayısının yaklaşık iki katı. Bugün filyasyon ekip sayımızı yüzde 34 artırdık. Tedbirlere birlikte uyalım” dedi.

AĞIR HASTA SAYISI YÜZDE 42 ARTTI

Nisan ayında ağır hastaların yüzde 76’sının İstanbul’daki hastanelerde olduğunu hatırlatan Bakan Koca, “Ancak son 1 ay içinde ağır hasta sayısı İstanbul’da yüzde 42 arttı. İstanbul’da oluşabilecek riski birlikte yok edebiliriz. Mücadele gücümüz Tedbirlere birlikte uyum” dedi.

Boston Doğu finaline çıktı: Enes Kanter tarihe geçti

medyabold
Devamını Oku »

Sıhhiye’den Beştepe’ye selam olsun!

Her avukatın evine 25-30 polisle baskın yapıldı. Basın mensupları baskın yapılacak adreslere polisten önce gitti. Gözaltındaki iki kadın avukattan biri 8 aylık hamile, diğerinin 20 günlük bebeği var.

ENES KABADAYI – BOLD ANALİZ

Aklım hala Ankara’da gözaltında tutulan avukat meslektaşlarımda. Ben rahat yatağımda uyurken meslektaşlarımın Ankara’nın ayazında ya beton zeminde ya da sert bir güreş minderinde yatıyor oldukları düşüncesi beni rahat bırakmadı. Birkaç satır yazmak istedim. Niye mi? Çünkü ben de 2017’nin Haziran’ında İstanbul TEM Şube’nin nezarethanesindeyken meslektaşlarım rahat uyuyamasın, uğradığım hukuksuzluğun hukuki ve fikri takibi yapsın isterdim. Dolayısıyla empatinin beni getirdiği nokta bu satırların başı oldu. 10 gün öncesine gidelim…

Tarih 01 Eylül 2020

Hukuk ve Adalet dolu (!) bir adli yılın başlangıcında konuşmasını duymak, okumak istediğim en son kişi; Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teröristlerin avukatlığını yapanın teröristliğe soyunması mümkün değildir. Şayet yaparsa bunun bir bedeli olmalıdır” ifadelerini kullandı. Bu sözleri emir telakki eden cesur savcılarımız ‘Beştepe’ye gönderecekleri selamı geciktirmemek’ adına sadece 10 gün aradan sonra ilk adımı attılar.

Mesleki faaliyetleri sebebiyle onlarca avukat ‘soruşturmaları/kovuşturmaları müvekkilleri lehine yönlendirmek’ gibi absürt suçlamalarla gözaltına alındı. Operasyon kapsamında gerçekleşen hukuksuzluklar zincirinden elde edindiğim bilgilerle bazı anekdotları bu yazıda paylaşacağım.

Şimdi 11 Eylül sabahı saat 05:30’a gidiyoruz…

Soruşturmanın ayrıntılarına dair tek bilgimiz, baskın yapılacak adreslere polisten önce giden medyadan öğrendiklerimiz olsa da temel gerekçenin avukatların mesleki faaliyetleri ve savunmayı yıldırma olduğu aşikar.

Evet doğru duydunuz; Avukatlara gözaltı işlemi yapılırken ilk haberi olması gereken kurum baro olmasına rağmen CNN Türk, Sabah ve ATV polisten bile önce bazı adreslerde operasyon için pusuya yatmış bekliyor.

Gerçekten habercilik çabalarını tebrik ediyorum!

Aramalar sırasında basın mensuplarının adreslerden çıkarılması talep edildiğinde dahi dosyanın savcısı Murat Bey, “Ya ne olacak, arkadaşlar işlerini yapıyor” diyerek müsaade ediyor. Anlaşılan operasyonda organize iş yapan kurum sadece Emniyet değil, basın kuruluşları da aynı derecede organize olarak aynı noktalara gitmeyip adres paylaşacak kadar işlerinde mahirler.

Ve ardından her adrese yaklaşık 25-30’ar tane polis gönderilerek nefes kesen (!) operasyon başlıyor.

Gözaltına alınacak kişiler her gün işleri gereği adliyede veya emniyette olan avukatlar… 60 şüpheli için Emniyet’in neredeyse tüm birimleri (Narkotik, Siber vs.) operasyona katılarak teröristlerin avukatlığını yapanın teröristliğe soyunmasının bedelini ödetiyor…

Ama işin garibi gözaltına alınan avukatlar arasında siyasi davalarda savunma görevini üstlenmeyenler, hatta CMK atamasıyla dahi söz konusu ‘’siyasi davalarda’’ görev almamış olan avukatlar da var…

Avukatlara yönelik soruşturmalarda izlenmesi gereken kurallar da özenle çiğnenmeye çalışılmış. Avukatlık Kanunu 58. Maddesinde “Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak … Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir” hükmü yer alırken sabaha karşı 05:30’da başlayan ev aramaları için Ankara Barosuna haber dahi verilmiyor.

Avukatlık Kanunu Madde 58 yerine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 130. maddesindeki “Avukat büroları ancak … Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur” hükmü uygulanarak sadece 16 avukatlık bürosunun arama işlemlerine başlanacağı vakit (saat 06:40 civarı) Ankara Barosu arama işlemlerinden haberdar ediliyor. (Ofis aramalarına katılan avukatlar, tutanaklara ‘ev aramalarına katılmadıklarını’ şerh düştüler.)

Gariptir; Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen arama kararı bile uygulamadaki aramadan daha hukuki!

Hakimlik, arama kararına Ceza Muhakemesi Kanunu m.130/2 uyarınca ‘avukat- müvekkil arasındaki mesleki ilişkiye ait olduğu öne sürülen şeylerin ayrı bir zarf veya poşete konularak mühürlenmesi hususunu’ yazmasına rağmen aramalarda hakimlik kararına dahi uyulmuyor.

Ofis aramalarındaki bütün adreslerde avukatların vekâletnamelerinden serbest meslek makbuzlarına kadar el konulmaya çalışılıyor. Avukatların konutlarında olduğu gibi bürolarına da 25–30’ar polis ile baskın yapılarak ‘Avukat-Müvekkil Gizliliği’ ayaklar altına alınıyor.

Zaten UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek dosyaların dahi fotoğrafları çekilmeye çalışıyor. (Nitekim yine Ankara Barosundan aramaya nezaret eden meslektaşlar söz konusu durumları tutanaklara şerh olarak yazdı.)

“CMK m. 130/2; Arama sonucu el konulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim el konulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, el konulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, 24 saat içinde verilir.”

Gözaltına alınan meslektaşlar arasında biri 8 aylık hamile Av. Kübra Hanım, diğeri de yeni doğum yapmış Av. Kamile Hanım olmak üzere 2 kadın meslektaşımız da var.

İki avukat meslektaşımızın özel durumları sebebiyle ifadelerinin alınması için Ankara Barosundan avukat talep ediliyor. Ankara Barosunun sisteminde avukat ataması; şüpheli ya da sanık avukat ise CMK listesinden değil Avukat Hakları Merkezi (AHM) sisteminden yapılıyor.

Bu şekilde iki kadın avukat meslektaşımız için de AHM’den gönderilen avukatlar Emniyet’e gidiyor. Hamile olan meslektaşımız Av. Kübra Hanım, AHM üyesi avukatla ifadesini tamamlıyor.

Fakat yeni doğum yapmış Av. Kamile Hanım’ın ifadesine başlandıktan 2 saat sonra bir anda ifadeye ‘mola’ veriliyor. Kamile Hanım’ın ifadesine AHM tarafından görevlendirilen, kendisinin de daha önceden tanıdığı bir avukat meslektaşımızın katıldığını belirtelim.

Bu sırada “Ben savcılıktan geliyorum” diyerek Emniyet’e Halit Volkan Demir (Sicil No: 29980) isimli bir avukat geliyor.

Ara verildiğinde olan oluyor ve Av. Kamile Hanım fikrini değiştirerek ifadeye ‘savcılıktan geldiğini açıkça beyan eden’ avukatla devam etmek istediğini söylüyor. İfadenin geri kalanına bu avukatla devam ediliyor.

Burada bir parantez açmak gerekiyor; Emniyet’te Av. Kamile Hanım’a ne oldu, ne söylendi ki bir avukata sahip çıkabilecek en önemli kurumdan; Avukat Hakları Merkezinden bir meslektaş ifadesine katılmışken şüpheli bir anda ‘savcılık tarafından gönderilen’ bir avukatı ifadeye kabul etmek durumunda kalıyor?

Ya da soruyu tersten soralım; ifade ‘savcılıktan geldiğini’ söyleyen bir avukat ile başladıktan sonra şüpheli, bir başka avukatla ifadeye devam etmek istediğini beyan etseydi bu talep yerine getirilir miydi?

Sanırım tüm bu hukuksuzluklar zincirini anlamak için zincirin ilk halkasını görmek yeterli olacaktır…

  • Bir de serzenişte bulunacağım. Onlarca meslektaşımız gözaltındaki ilk 24 saatlerini bitirdiler.
  • Kaç meslektaş ‘yakalama kararına’ hem usul hem de esas açısından itiraz etti?
  • Kaç meslektaş Emniyet’in kapısına gidip müvekkiliyle görüştürülmediğinde ‘avukat görüş yasağı’ konusunda tutanak tutmak için Avukat Hakları Merkezinden destek talep etti? (‘’Müvekkilimle görüşmek istiyorum’’ dedikten sonra ‘’görüşemezsin’’ cevabını alınca ‘’eyvallah’’ deyip geri dönmenin avukatlık olmadığını tartışmıyoruzdur sanırım?)
  • Kaç meslektaş ‘dosyada kısıtlama kararı var’ diyerek Sulh Ceza Hakimliğine itiraz etti?

Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi sabah saatlerinden gece yarısına kadar 18 saat boyunca işkence, kötü muamele ve usulsüz sorgu olmaması adına Emniyet önünde nöbetçi bir meslektaşı görevlendirmişken bu konuların hiçbirinde destek talep edilmemesi ise ayrı bir çelişkiyi beraberinde getiriyor.

Evet ben de biliyorum; bunların birçoğundan olumlu sonuç alabilmek epey zor. Fakat yaptığımız her bir hamle gözaltındaki meslektaşımızın güvenliği demek, gecenin bir yarısı gözaltındakileri mülakata götürmek isteyen polislerin sıra meslektaşlarımıza geldiğinde iki kez düşünmeleri demek.

50’ye yakın avukat meslektaşımız, 60 hukukçu halen gözaltında.

Ve biz avukatlar olarak gözaltı süresinin uzatılmasına dair kararı Sulh Ceza Hakimliğinin vereceğini biliyorken Ankara Emniyeti ilk günden meslektaşlarımızın 12 gün gözaltında kalacaklarını bize ‘illegal olarak tebliğ etti.

Ankara Barosunun 28.05.2019 tarihli ‘’Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosundaki İşkence İddialarına Dair Rapor’’ ile de hatırlayacağımız üzere Ankara Emniyeti’nin bu konuda sicili oldukça kabarık.

İlk günden bu yazıyı kaleme alarak biraz dahi olsa farkındalık oluşturmak istedim ki; 12. günün sonunda ‘bazı şeyler’ için geç kalmış olmayalım…

Yazıyı Molière’in o meşhur sözleriyle noktalayalım:

“Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!”

NOT: Olası bir işkence veya kötü muamele iddiasında Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi, ifade işlemleriyle ilgili ise Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi doğrudan müdahil olabilecektir.

medyabold
Devamını Oku »

Hulu yeni dizisi Monsterland’den fragman yayınladı

The Handmaid’s Tale, Ramy, The Great, Normal People gibi işlere imza atan Hulu canavar temalı yeni dizisi Monsterland’den ilk fragmanı paylaştı.

BOLD– 2018’de izleyiciye sunduğu ilk korku gerilim dizisi Into the Dark ile övgüler alan Hulu’nun yeni yapımı Monsterland de 8 bölümlük bir antoloji dizisi olacak. Her bölümde ayrı bir canavar öyküsünü seyirciyle buluşturacak olan yapım 2 Ekim’de yayınlanacak.

CANAVARLAR DÜNYASINA DAVET

Hulu, 2018-2019’da iki sezon süren Into the Dark’tan sonra bizi yeniden korkutmaya hazırlanıyor. Sekiz bölümden oluşan ve Nathan Ballingrud’un North American Lake Monsters adlı öykü kitabından uyarlanan dizi; korkutucu deniz kızları, garip canavarlar ve şeytanların cirit attığı tekinsiz bir dünya sunuyor.

Kelly Marie Tran, Kaitlyn Dever, Taylor Schilling, Jonathan Tucker, Nicole Beharie, Charlie Tahan, Hamish Linklater, Marquis Rodriguez, Bill Camp, Michael Hsu Rosen, Roberta Colindrez, Adria Arjona, Trieu Tran, Mike Colter ve Adepero Oduye gibi isimleri bir araya getiren yapım The Neon Demon, Preacher ve Succession’ın senaristlerinden Mary Laws tarafından kaleme alındı.

2 Ekim‘de izleyici ile buluşacak olan Monsterland’in korkutucu fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

medyabold
Devamını Oku »

7 aydır maaşlarını ödemediği 35 madenciyi işten attı

7 aydır maaşlarını alamayan 35 madenci, hakları için eylem yapmaya başlayınca patron tarafından işten çıkarıldı. Koronavirüs nedeniyle işten çıkarmaların yasaklanması da patronu bu kararından vazgeçiremedi.

BOLD – Karaman Ermenek’teki Seba Madencilik Şirketi’ne bağlı maden ocağında yedi aydır maaş alamadıkları için direnen 35 işçi işten atıldı. İşten çıkarmanın yasak olması nedeniyle de gerekçe olarak “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” gösterildi.

HAKLARIMIZI İSTEDİK, İŞTEN ATILDIK

BirGün’den İsmail Arı’ya konuşan Seba Madencilik’te çalışan ve işten atılan maden işçisi Barış Karagöz, “Biz 7 aydır Seba Madencilik’ten maaşlarımızı alamıyorduk. Haklarımızın ödenmesi için üretimi durdurma ve grev yapma kararı aldık. Patron bizim kararlılığımız karşısında ise bize beş aylık maaşımızı ödedi. Haklarımızın tamamını almak için bir protokol imzalayarak anlaşma yapmak istedik ama patronumuz buna da yanaşmadı” dedi.

DİRENEN İŞÇİLERİ DEVLET KURUMLARI TEHDİT EDİYOR

Bağımsız Maden-İş Sendikasından yapılan açıklamada ise işten atma yasağının kocaman bir yalan olduğu belirtilerek, “Seba Madencilik’te 7 aydır alamadıkları maaşları için İş Kanunu’nun 34’üncü maddesine göre direnen üyelerimizi devlet kurumları tehdit ediyor, Hak-İş ve Türk-İş’e bağlı sendikalar tehdit ediyor. Patron direnen işçileri ahlaksız ilan edip işten atıyor” ifadelerine yer verildi.

VEKİLLERDEN DİRENEN İŞÇİLERE ZİYARET

Öte yandan direnen işçileri CHP ve İyi Parti milletvekilleri ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ziyareti sırasında, Anayasa’ya göre madenlerin devredilemeyeceğini ve devlete ait olduğunu vurgulayarak, “Anayasa’nın sağından solundan dolanılarak, devletin madeni özel şirkete veriliyor. Şimdi bu madenleri verenler nerede, ortada yok. Buradaki mağduriyeti kimse görmüyor” dedi.

Boston Doğu finaline çıktı: Enes Kanter tarihe geçti

medyabold
Devamını Oku »

Terminatör müdireye kimse dokunamıyor

Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin çok sayıda müdüre mobbing uyguladığı, birçok hukuksuzluğa imza atmasına karşın hakkında işlem yapılamadığı ileri sürüldü. Töre’nin mobbingi sonucu çok sayıda müdürün istifa ettiği ya da emekli olduğu belirtildi.

BOLD – Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş’a, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre tarafından kuruma alınacak kişi listesinde usulsüzlük yapması için baskı uygulandığı, Baş’ın baskılar sonucu kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği iddiasına yenileri eklendi.

BASKIYA UĞRAYAN MÜDÜRLER EMEKLİ OLDU

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre Muğla’da, Töre’nin baskıları nedeniyle istifa eden ya da emekli olduğu belirtilen okul müdürleri olduğu öne sürülürken, Töre’nin, daha önce “görevden alınan ancak mahkeme kararı ile göreve geri dönmesi gereken müdürlerin görevlendirmelerini yapmadığı, mobbing davasını örtbas etmeye çalıştığı” dillendiriliyor.

“HAYATIMA KASTEDEN DAVRANIŞLAR DEVAM ETMEKTE”

Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Baş, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmişti. Baş’ın kalp krizi geçirmesinin arkasında, İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre tarafından, kuruma alınacak kişilerin listesinde usulsüzlük yapmadığı için “istifa et” baskısına maruz kalmasının olduğu iddia edilirken, Baş, Menteşe Kaymakamlığı’na şikayette bulunmuş ve “Hayatıma kasteden bu davranışlar halen devam etmekte. Bu güzel ülkeye zarar veren; yönetmelikleri, usulü hiçe sayan yöneticilerin yollarını reddediyorum” dedi.

GÖREVE İADELERİ İŞE BAŞLATMAMAKLA ÖVÜNDÜ

Töre’nin, Muğla’da göreve başladığı 2018’den itibaren mobbing sonucu istifa eden ya da emekliye ayrılan okul müdürleri olduğu iddia edildi. Töre, 2012-2017 yılları arasında Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü yaptığı dönemde, görevden alınan ancak davayı kazanan müdürleri göreve iade etmemesi ile gündeme gelmişti. Töre’nin göreve iade etmediği müdürler, Töre hakkında 2016’da, suç duyurusunda bulundu. Eğitim-Bir-Sen tarafından 2016’da düzenlenen toplantıya katılan Töre, “Türkiye’de görevden alınan okul müdürlerinden geriye dönmeyen tek il biziz. Gerek paralel yapının açtığı davalar, gerekse bu arkadaşların açtığı davalar bizim onurumuzdur” ifadelerini kullanmıştı.

ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİ MİTİNGE ÇAĞIRMIŞTI

Töre, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 27 Mayıs 2015’te Aydın’ı ziyareti öncesi resmi yazı ile “tüm ilçelerdeki ortaokul ve liselerin öğrenci, öğrenci velisi, öğretmen ve yöneticilerinin ziyarete katılmasını, katılma listelerinin de müdürlüğe bildirilmesini” istemişti. Töre, 6 Mayıs 2015’te de, Anneler Günü nedeniyle düzenlenen ve AKP Aydın 1. ve 3. sıra milletvekili adaylarının da katıldığı “kaynaşma ve istişare toplantısına” eğitim kurumlarında görev yapan “bayan yöneticilerin” katılmasını talep etmişti.

KONU MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI

CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, 9 Eylül günü hayatını kaybeden Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş’ın ölümüne “torpil baskısının” neden olduğu iddialarını TBMM gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Girgin, “Basında yer alan iddialara göre, Baş’ın fenalaşarak hayatını kaybetmesinin nedeni, 4 kişilik usta öğretici kadrosu için açılan sınavlarda torpil yapmak istememesi üzerine, çeşitli düzeydeki Milli Eğitim yöneticilerinden baskı görmesiydi” dedi. Girgin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu iddiaları titizlikle araştırması gerektiğini ve eğer iddialar doğruysa hesap sorulmasını istedi.

Ayşe Koca tutuklu babasıyla vedalaşıp hayata gözlerini yumdu

medyabold
Devamını Oku »

Afgan hükumeti ile Taliban arasında tarihi barış görüşmeleri başladı

Afganistan hükumeti ile Taliban temsilcileri, tarihi barış görüşmesi için Katar’da buluştu. Uzlaşma Konseyinden, “Birbirimize el verirsek ve dürüstçe barış için çalışırsak, ülkede devam eden sefalet sona erer” açıklaması geldi.

BOLD – Katar’ın başkenti Doha, Afganistan hükumet ile Taliban arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapıyor. Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, Afgan hükumeti ve Taliban temsilcilerinin bir araya gelmesiyle beraber 20 yıldır süren çatışmaların sona ereceğini ve barış anlaşmasına varılabileceğini dile getirdi. Doha’da bir otelde düzenlenen tarihi görüşme öncesinde Abdullah, “Birbirimize el verirsek ve dürüstçe barış için çalışırsak, ülkede devam eden sefaletin sona ereceğine inanıyorum” dedi.

ABD’nin arabulucuğunda düzenlenen toplantı başlamadan önce konuşan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, barış sürecinde Afgan halkının haklarının korunacağını dile getirdi ve taraflara bu fırsatı değerlendirmeleri gerektiğini söyledi. Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim El Sani ise, uzun süredir savaşan tarafların ‘mevcut zorluklar doğrultusunda nihai bir karar ver vermeleri gerektiğini’ aktardı. Görüşmeye video konferans yoluyla katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye’nin Afganistan-Taliban görüşmelerine ev sahipliği yapmaktan ‘mutluluk duyacağını’ dile getirdi.

ABD ile Taliban arasında askerlerin geri çekilmesi için şubat ayında imzalanan anlaşmayla beraber, barış müzakerelerinin düzenlenmesi öngörülüyordu. Aylar süren gecikmelerin ardından düzenlenen görüşme öncesinde Afgan Ulusal Meclisi, Taliban’la barış görüşmeleri kapsamında 400 önde gelen militanın serbest bırakılması kararını almıştı.

Ayşe Koca tutuklu babasıyla vedalaşıp hayata gözlerini yumdu

medyabold
Devamını Oku »

“Şikayetçi olmamaları için aileye 50 milyon TL teklif edildi” iddiası

Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah’ın taciz ettiği çocuğun babasına şikayetçi olmamaları için 50 milyon TL teklif ettiği iddia edildi. Mağdur kızın babası, tarikat tarafından yapılan teklifi reddetmelerinin ardından yüzü aşkın ölüm tehdidi aldıklarını kaydetti.

BOLD – Fatih Nurullah takma adını kullanan Uşşaki tarikatı lideri Eyüp Fatih Şağban’ın istismar ettiği 12 yaşındaki kız çocuğunun babası F.A., Jandarma Karakolu’nda ifade verdikleri sırada, şikâyette bulunmaması için 50 milyon TL teklif edildiğini iddia etti. Cinsel istismara uğrayan çocuğun babası, tarikat tarafından yapılan teklifi reddetmelerinin ardından yüzü aşkın ölüm tehdidi aldıklarını dile getirdi.

“BANA EŞ OLARAK VERMİŞTİN YA”

İsmail Saymaz’a konuşan F.A. bir tesisat işi sonrası cemaatle tanıştığını ifade etti. Dergahta Fatih Nurullah’ın kızına cinsel istismarda bulunduğunu, kızının bunu annesine anlattığını belirten baba F.A, şu iddialarada bulundu:

Annesi “Yanlış anlamışsındır” diye konuyu kapatıyor. Kızım birkaç gün sonra Fatih Nurullah’ın avret yerini ellediğinden, dudaklarını defalarca öptüğünden bahsediyor. Eşim 27 Ağustos’ta Fatih Nurullah’ı arıyor. “Çocuğa ne yaptın?” diyor. “Bekaretini bozacak bir şey yapmadım” diyor. Peki, ne yaptın? “Bana eş olarak vermiştin ya” diyor. “Yalan söyleme” diyor. Fatih Nurullah, çıkmaza girdiğini düşünüyor ve haberim olacağından korkuyor. Saat 14.37’de beni aradı. “Hata ettim” dedi.

ÖNCE 5, SONRA 50 MİLYON LİRA TEKLİF ETTİLER

Fatih Nurullah’ın yaptıklarını kendisine anlattığını belirten F.A, “Eşim bana dedi ki, “Bunlar güçlü, uğraşamayız. Savcılığa versek tutturamayız. Allah belasını versin, uğraşmaya değmez” dedi. Şikayetçi olmaları sonrasında konunun karakola yansıdığını belirten F.A, müritlerin kendisini bu süreçte öldüresiye dövdüklerine dikkat çekti. İşin büyümesi üzerine ilk önce 5 milyon lira, sonrasında 50 milyon liraya kadar çıktıklarını söyleyen F.A, bunu kabul etmediğini kaydetti. F.A, 100’ün üzerinde ölüm tehdidi aldığını öne sürdü.

Sağlık Bakanlığının korona oyunu: Doğal ölüm olarak kayda geçiriliyor!

medyabold
Devamını Oku »

Davutoğlu’dan Albayrak’a: Bre cahiller, bre ekonomi bilmezler!

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın ekonominin iyi olduğuna yönelik söylemlerini hedef alarak, “Sabah akşam güçlü ekonomi palavraları havada uçuşuyor. Ama son 20 yılın en yüksek dolarını bu koalisyon iktidarında gördük” dedi.

BOLD – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın “Likidite önlemleriyle enflasyonu düşüreceğiz ve rekabetçi kur politikası izleyeceğiz” sözlerini sert sözlerle eleştirerek, AKPli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yüklendi.

GÜÇLÜ EKONOMİ PALAVRALARI HAVADA UÇUŞUYOR

Davutolu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda yaptığı açıklamada son 20 yılın en yüksek dolarını ve faizlerini bu iktidarda gördüğünü belirterek, “Sabah akşam faizle mücadele ediyoruz diyorlar. Önlerine gelen herkesi faizci ilan ediyorlar. Ama son 20 yılın en yüksek faizlerini bu koalisyon iktidarında gördük. Sabah akşam güçlü ekonomi palavraları havada uçuşuyor. Ama son 20 yılın en yüksek dolarını bu koalisyon iktidarında gördük” dedi.

BİRKAÇ HAFTADA FAİZLER UÇTU GİTTİ

AKP hükumetinin buna yeni bir isim bulduğunu söyleyen Davutoğlu, “Ne diyorlar biliyor musunuz? ‘Likidite önlemleriyle enflasyonu düşüreceğiz ve rekabetçi kur politikası izleyeceğiz’ Şimdi böyle yabancı kelimelerde işin içine girdiği için anlaşılması zor olan. Sanki bilimsel gibi görünen bu cümleleri ben size tercüme edeyim. Ne demek bu Türkçesi ben size söyleyeyim. Likidite önlemleri dediği ‘faizleri arttıracağız’ diyorlar. Arttı mı? Evet, son birkaç haftadır faizler uçtu gitti” dedi.

“BİZLERİ FAİZCİ İLAN EDEN CUMHURBAŞKANI NEREDE?”

“Meydan meydan dolaşıp, bizleri dahi faizci olarak itham eden Sayın Cumhurbaşkanı nerede şimdi?” diye soran Davutoğlu, “Faiz oranları yüzde 6,5-7’lerdeyken bu ithamlarda bulunuyorlardı. Şu anda faizler yüzde 15-20’lere bazı piyasalarda daha da yukarılara doğru gitti. Peki faizleri arttırıp ne yapacaklarmış? Kendilerinin ifadesiyle enflasyon düşecekmiş. Siz bu cahilce iddiayı sabah akşam millete bağıra bağıra anlatmadınız mı?” dedi.

“BRE EKONOMİ BİLMEZLER, BRE HADDİNİ BİLMEZLER”

Türk Lirası’nın değer kaybetmesinin yeni isminin “rekabetçi kur” olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Madem rekabetçi kurdu niye daha önce Türk Lirasını korumak için son 1 yıl içerisinde 95 milyar doları heba ettiniz. Bre cahiller, bre ekonomi bilmezler, bre haddini bilmezler. Merkez Bankası’nın rezervinden 95 milyar dolar nereye gitti? Madem rekabetçi kur ile Türk Lirası düşük değerde tutulacaktı niye bu dolarları harcadınız” dedi.

Sağlık Bakanlığının korona oyunu: Doğal ölüm olarak kayda geçiriliyor!

medyabold
Devamını Oku »

Ayşe Koca tutuklu babasıyla vedalaşıp hayata gözlerini yumdu

Tutuklu babasını son kez görebilmesi için sosyal medyada iki kez kampanya başlatılan kanser hastası tıp öğrencisi Ayşe Koca hayatını kaybetti. Kızını dün 5 saat görebilen Ali Koca, cezaevine götürülüp karantinaya alındı.

BOLD – 17 gündür Denizli Özel Tekden Hastanesinde tedavi gören 4. evre mide kanseri Ayşe Koca bu sabaha karşı hayata gözlerini yumdu. Ayşe Koca bu süreçte tutuklu babası Ali Koca ile 2 kez görüşebildi. İlk görüşmeleri 3, dün gerçekleşen ikinci görüşmeleri ise sadece 5 saat sürdü. İkinci görüşme için mahkemeden izin çıkmasına rağmen savcı ilk başta izin vermedi. Daha sonra HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun girişimiyle Ali Koca hastaneye getirildi. Kızının yanında 5 saat kalabilen baba, tekrar cezaevine götürüldü.

BİR YIL KANSERLE MÜCADELE ETTİ

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan Ayşe Koca’ya 8 Kasım 2019’da 4. evre mide kanseri teşhisi konuldu. Bir yandan okulunu okudu, bir yandan ayakta kemoterapilerini almaya devam etti. 18 aydır tutuklu olan babası cezaevinde üzülmesin diye hastalığının ciddiyetini ona hissettirmemeye çalıştı. Tek hayali doktor olmak olan Ayşe Koca, kanser olduğunu öğrenince “Ben bunu babama nasıl söyleyeceğim” demişti. 17 gün önce hastalık şiddetlenince hastaneye kaldırılan Ayşe Koca’nın durumundan babası o zaman haberdar oldu. O günden beri hayata tutunmaya çalışan Ayşe Koca bu sabah hayatını kaybetti.

“MELEK OLDU GÜZEL ABLAM”

Bold Medya’ya konuşan ablası Aybüke Koca, sadece “Melek oldu benim güzel kardeşim” diyebildi. Koca’nın ölümünü sosyal medya hesabından duyuran HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Maalesef kaybettik! Ayşe Koca sabaha karşı vefat etti. Genç Tıp öğrencisi kanser hastalığından kurtulamadı” dedi.

Koca’nın sosyal medya baskısı sonucu babasını son kez gördüğünü hatırlatan Gergerlioğlu, “Tek tesellimiz son nefesinden önce mahpus babasının onu görebilmesi. Mekânı Cennet olsun. Allah sabırlar versin. Çok acı, en çok da mahpus babasına dayanma gücü diliyorum.” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU: YASA İNSAN İÇİNDİR

Savcı ile yaptığı görüşmeyi de aktaran Gergerlioğlu, “Dün Ayşe Koca için izin istediğimde ‘ama yasalar ayda 1 dışında mahpusun hasta yakınına izin vermiyor, siz mv. yeni yasa çıkarın’ diyen savcıya ‘insani, vicdani hal var, yasalar insan içindir, çözüm bulmalıyız’ demiştim. Bugün vefat etti. Son yıllarda hangi yasa insaniydi ki?” diye yazdı.

METAL İŞLERİ ÖĞRETMENİ, İHRAÇ EDİLDİ

Denizli Tavas’ta metal işleri öğretmeni olarak çalışırken KHK ile ihraç edilen Ali Koca (51), 8 Şubat 2019’da tutuklanıp Denizli T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Bank Asya hesabı, sendika üyeliği, mesajlaşma programı Bylock programı ve tanık ifadelerine dayanılarak 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Koca’nın dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor.

Aybüke Koca, sosyal medyada ablası ve babası hakkında yazılan yalan ve yanlış bilgilere Bold Medya’ya konuşarak cevap vermişti.

Ali Koca ve kızı Ayşe Koca, Denizli Cezaevi, Aralık 2019.

Kanser hastası Ayşe Koca tutuklu babasıyla 3 saat görüştü

Tutuklu öğretmenin kanser kızı ölüm döşeğinde

 

medyabold
Devamını Oku »

Boston Doğu finaline çıktı: Enes Kanter tarihe geçti

Boston, son NBA Şampiyonu Toronto’yu 4-3 eleyerek finalde Miami’nin rakibi oldu. Geçen sene Portland’da Batı Finali oynayan Enes Kanter, bu sezon Boston ile Doğu Finali oynayarak NBA’de bunu başaran ilk Türk oyuncu olarak tarihe geçecek.

MUHAMMET ALİ TOKSOY – BOLD ÖZEL

Boston Celtics, heyecan dolu geçen 7 maçın sonunda son NBA Şampiyonu ve bu sezonu lider bitiren Toronto Raptors’ı yarı finalde 4-3 eleyerek Doğu Konferansı finaline yükseldi. Yarı final serisine çok iyi başlayan Boston Celtics, rakibi Toronto Raptors karşısında ilk iki maçı kazanarak seride 2-0 öne geçmişti. 3. maçın bitimine 0.5 saniye kala 2 sayı önde olan Boston, kenardan başlayan oyunda,savunmada büyük hata yapmış ve Toronto bulduğu 3 sayılık isabetle maçı kazanarak seride durumu 2-1’e getirmişti.

Bir saniyeden daha az sürede kaybedilen maçın psikolojisinden kurtulamayan Boston, 4. maçı da kaybedince seri 2-2’ye geldi. 5. maçı Boston, 6. maçı Toronto kazanınca seri tekrar eşitlendi ve finale çıkacak takımın belirlenmesi 7. maça kaldı.

SON MAÇTA NEFESLER KESİLDİ

Büyük çekişmeye sahne olan 7. maçta üstünlük iki takım arasında gitti geldi. Son dakikaya Boston 89-87 önde girdi. Toronto’nun hızlı hücumunda Powell’i bloklayan Marcus Smart, rakibinin oyuna ortak olmasına izin vermeyerek maçın en kritik anına imza attı.

Boston Celtics’de Jayson Tatum 29 sayı 12 ribaund ile oynarken, Jaylen Brown ise 21 sayı 8 ribaund’luk bir performans sergiledi. Seri boyunca savunmada mükemmel performansıyla dikkatleri üzerine çeken Marcus Smart ise maçı 16 sayı 6 asist ile tamamladı.

ENES KANTER TARİHE GEÇTİ

Geçen sezon, Portland Trail Blazers ile Batı Konferansında final oynayan Enes Kanter, bu sezon ise Boston Celtics ile Doğu Konferansında final oynayacak. Başarılı oyuncu NBA’de her iki konferans finalinde oynayan ilk ve tek Türk oyuncu olarak tarihe geçecek. Yıldız oyuncu maç sonrasında attığı tweet ile Erdoğan’a “Bu gece sana uyku yok” diyerek mesaj gönderdi

 

S SPORT DOĞU FİNALİ’Nİ YAYINLAYACAK MI?

Geçen sezon sırf Enes Kanter oynadığı için Batı Konferansı Finalini yayınlamayan S Sport kanalı, bu sezonda Philadelphia ile oynanan Play-off ilk turunu yayınlamamıştı. Furkan Korkmaz’ın Philadelphia’da forma giymesi nedeniyle Türk derbisi olarak da adlandırılan seriyi Türkiye izleyemedi. Sadettin Saran’ın sahibi olduğu S Sport, Doğu Finali’ni yayınlayıp yayınlamayacağı konusunda henüz bir açıklama yapmadı.

medyabold
Devamını Oku »

Kaçırılan Belaruslu muhalif lider Kolesnikova için Türkiye’den BM’ye başvuru

Belarus’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından başlayan protestolar devam ederken kaçırılan muhalif lider Maria Kolesnikova’nın bulunması için İnsan hakları hukukçusu Kurtuluş Baştimar BM’ye başvuru yaptı.

BOLD – Belarus’ta maskeli kişilerce kaçırılarak Ukrayna’ya sınır dışı edilmeye çalışılan ve pasaportunu yırtınca gözaltına alınan muhalif siyasetçi Maria Kolesnikova için Türkiye’den Birleşmiş Milletler’e (BM) başvuru yapıldı. Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre insan hakları hukukçusu Kurtuluş Baştimar, Belarus Helsinki Komitesi aracılığıyla Kolesnikova’ya ilişkin BM Zorunlu ve İstemsiz Kayıplar Çalışma Grubu’na yaptığı başvuruyla, muhalif liderin nerede ve sağlığının nasıl olduğunun Belarus hükumeti tarafından açıklanmasını ve tahliye edilmesini talep etti.

Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’ya karşı başkanlık seçimlerinde güçlerini birleştiren kadın muhalif liderler arasında yer alan Maria Kolesnikova’nın kaçırılmasının ardından insan hakları alanında faaliyet yürüten çok sayıda kurum serbest bırakılması için çağrı yaptı.

Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye şubesine de üye olan insan hakları hukukçusu Kurtuluş Baştimar, Kolesnikova’nın kaçırılma haberlerinin ardından gönüllü olarak muhalif lider için Birleşmiş Milletler’e başvuru yapabileceğini belirten bir sosyal medya paylaşımı yaptı. Muhalif liderin de öncüsü olduğu ‘Birlikte Politika’ partisini de paylaşımına etiketleyen Baştimar’la Belarus Helsinki Komitesi iletişime geçti.

AVUKATLAR BASKI ALTINDA

Komitenin iletişime geçmesi üzerine acil bir şekilde ihlal başvurusu hazırlayan Baştimar başvuru sürecine ilişkin, “Türkiye’den ben başvuruyu hazırlayıp imza yetkisini de talep ettim. Belarus’taki avukatlar baskı altında olduğu için imza yetkisini verdiler. Bunun üzerine ben BM Zorunlu ve İstemsiz Kayıplar Çalışma Grubu’na başvuruyu gönderdim. Yaklaşık beş altı dakika sonra geri dönüş yaptılar ve yetki belgesini talep ettiler. Yetki belgesini imzalayarak direkt komiteye gönderdim ve hızlıca ‘hükumete gönderiyoruz’ diye geri dönüş yaptılar” dedi.

BM’ye yapılan başvuruda üç şey talep ettiklerini, bunlardan ilkinin Kolesnikova’nın nerede ve sağlığının nasıl olduğunun Belarus hükumeti tarafından açıklanması, ikincisinin ise tahliye edilmesi olduğunu belirten Baştimar, “Üçüncüsüyse adil yargılanma hakkının sağlanması oldu. Komite kaybolan kişilerin yerinin tespiti ve sağlığının iyi olduğuyla ilgili bir belirginlik talep ediyor. Sonrasında da tahliye edilmesi için gerekli diplomatik çalışmalar başlatılıyor” diye konuştu.

BM’nin Belarus hükumetine başvuruyu ve talepleri iletmesinin ardından işleyecek hukuki süreci ise Baştimar, “Belarus hükumetine iki aylık, bu başvurulara hızlı bir şekilde cevap verilmesiyle alakalı süre veriliyor. Muhalif liderin nerede, nasıl ve hangi koşullarda tutulduğunun açıklanması ve derhal tahliye edilmesini içeren bir bildiri gönderecekler. Bundan sonraki süreçte Belarus hükumetinin savunması alınacak. Sonrasında BM’nin kesin olarak kişinin tahliye edilmesini talep etmesini ve ülkesinde sağlıklı-güvenli bir şekilde bulunmasını sağlamasını bekliyoruz” ifadeleriyle aktardı.

medyabold
Devamını Oku »

Uzaktan eğitim var ama evlerde internet ve televizyon yok

Koronavirüs salgını nedeniyle yapılacak olan uzaktan eğitim, 21 Eylül’de başlayacak. CHP’li Nurhayat Kayışoğlu, uzaktan eğitim öncesi birçok çocuğun fırsat eşitliğine sahip olmadığını belirterek evinde internet ve televizyon bulunmayan çok sayıda çocuk olduğunu kaydetti.

BOLD – CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Kayışoğlu, Türkiye’de yerleşim yerlerine uzak bölgelerin olduğunu hatırlatarak, 21 Eylül’de başlayacak uzaktan eğitim öncesi internetin, tv’nin olmadığı birçok ev bulunduğunu kaydetti. Kayışoğlu, online eğitim yapıldığını ancak çocuklarının fırsat eşitliğine sahip olmadıklarını kaydetti.

İNTERNET BİRÇOK YERDE ÇEKMİYOR

CHP’li Kayışoğlu, Bursa’nın Keles ilçesinde vatandaşları ziyaret ederek sorunlarını dile getirdi. Vatandaşlarla koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlere dikkat ederek görüşmeler yaptıklarını belirten Kayışoğlu, daha sonra Bursa-Keles karayolu üzerinde vatandaşların sorunları anlattı. Kayışoğlu, Bursa’da, Türkiye’de çok uzak bölgelerde de yerleşim yerleri olduğuna dikkat çekerek, “Köyleri, mahalleleri var. Burada, çok az internetin çektiği noktalardan birindeyiz. İnternet zaman zaman kopuyor” dedi.

DEVLET FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLAMALI

21 Eylül’de başlayacak eğitim öğretimi hatırlatan Kayışoğlu, “Online eğitim yapılıyor ama bırakın interneti, birçok insanın evinde televizyon yok, telefon dahi çekmiyor. Eğitim online olsa bile internet, telefon offline. Çocuklarımız maalesef fırsat eşitliğine sahip değiller. Sosyal devletin en önemli görevleri, çocuklarımıza eğitim vermek, fırsat eşitliği sağlamak. Bunun gerçekleşmediğini her beraber yaşıyoruz. Çocuklarımız adına, geleceğimiz adına üzülüyoruz” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığının korona oyunu: Doğal ölüm olarak kayda geçiriliyor!

medyabold
Devamını Oku »

11 Eylül 2020 Cuma

Tabip odası başkanından korkutan açıklama: Hasta seçmek zorundayız

Türkiye’de koronavirüsün merkez üssü haline gelen Ankara’dan korkutan haberler gelmeye devam ediyor. Koronavirüs vakalarındaki yoğunluk artarken, Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç yoğunluk sebebiyle doktorların hasta seçmek zorunda kaldığını belirtti.

BOLD – Koronavirüs salgınında hastanelerin dolduğuna yönelik haberler gündemden düşmezken, evde tedavi konusunda yaşanan sıkıntılar da sürüyor. Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Ali Karakoç, sağlık çalışanlarının yoğunluktan endişeli olduğunu belirterek, artık hasta seçmek zorunda kaldıklarını kaydetti.

KORONA HASTALARI İLACA ULAŞAMIYOR

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a konuşan Karakoç, geçenlerde bir TBMM çalışanının evde tedavi sırasında yaşamını yetirdiğini belirterek, “Böyle olayların yaşanmasından kaygı duyuyoruz” dedi. Kapatılan devlet hastanelerinin bir an önce açılması için çağrı yapan Karakoç, uygun koşullar oluşturulsa yurtların da karantina için kullanılabileceğini söyledi. Karakoç, “Ankara’da bir ilaç sıkıntısı olduğunu söyleyebilirim. Testi pozitif olan, 3-4 günlük gecikmeyle ilaca ulaşan insanlar var” ifadelerini kullandı.

KORONA İÇİN KULLANILAN SITMA İLACI KALPTEN GÖTÜRÜYOR

Bazı test olmayanlara da ilaç tedavisi uygulanmaya başladığına dikkat çeken Karakoç, “Hidroksiklorokin denilen, sıtma ilacı olarak bilinen bir ilaç var. Dünya Sağlık Örgütü bu ilacı protokolünden çıkardı. Ama Sağlık Bakanlığı uyarılarımıza rağmen bunu kullanmaya devam ediyor. Bu ilacın kalbe kardiyolojik bir yan etkisi olmasından endişeliyiz. Ancak testi pozitif olanlarla beraber test yapılmayan temaslılar için de bu ilaç tedavisinin yapıldığını biliyoruz” dedi.

EVDE KARANTİNADA HERKES AYNI ODADA KALIYOR

Hastaların ev koşullarının önemine vurgu yapan Karakoç, “Maske kullanacaksınız, ev halkınız da maske kullanacak. Herkesin ayrı odası olması gerekiyor. Ama bakıyorsunuz hastaların çoğu geliri düşük, emekçi insanlar. Bu koşulları yurttaşlarımızın yerine getirebileceğini düşünmüyorum. Ailelerimiz ortalama 4 kişilik oluyor ve herkese bir oda olacak bir gelir yapısına sahip değiliz” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığının korona oyunu: Doğal ölüm olarak kayda geçiriliyor!

medyabold
Devamını Oku »

Üniversiteli Miraç beyin kanaması tedavisi görürken koronadan öldü

Malatya’da yüksek düşerek beyin kanaması geçiren 22 yaşındaki Miraç Büyüktaş, kaldırıldığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde koronaya yakalandı. Oksijen sistemi tam üç kez arızalanan hastanede ihmaller yüzünden can verdi.

BOLD – Miraç Büyüktaş, yüksekten düşme sonucu beyin kanaması geçirdi. Üniversite öğrencisi genç kaldırıldığı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde koronavirüs kaparak can verdi. Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’nin haberine göre ağabey Fatih Büyüktaş, “Midesine tüp takıldıktan sonra ateşi çıktı, ağırlaştı. Korona belirtileri olmasına karşın test yapılmadı. Merkezi oksijen sisteminde basıncın düşmesi sonucu oksijensiz kaldı. Otopside korona olduğu ortaya çıktı” dedi.

Fatih Büyüktaş, beyin ameliyatı olan kardeşinin 32. günün sonunda gözlerini açtığını ve durumunun iyiye gittiğini anlattı. Büyüktaş “9 Ağustos’ta hastanede Kovid-19 testi yapıldı ve negatif çıktı. Kardeşimin daha önce burundan yapılan beslenmesi, bu testin yapıldığı günün ertesinde, mideye bağlanan bir hortumla gerçekleştirilmeye başlandı. Bu işlemin ardından durumu kötüye gitti. 16 Ağustos’tan itibaren kardeşimin durumu daha da kötüleşti, yüksek ateş ve ağır öksürük oldu. 17 Ağustos’ta ise hastanenin merkezi oksijen sisteminde oksijen bittiği için oksijen basıncı düşüyor. Kardeşim ve yoğun bakımda yatan hastalar oksijensiz kalıyor” dedi. Ağabey, üst üste ihmaller sonucu kardeşinin 23 Ağustos’ta yaşamını yitirdiğini anlattı.

Kardeşinin hastanedeki ölüm raporuna subdural hematom (beyin içi kanama)+septik şok yazıldığını ancak Erzurum Adli Tıp Kurumu raporunda bulaşıcı hastalık denildiğini söyleyen ağabey, “Kardeşim hem hastaneden korona kaptı, hem belirti olmasına karşın test yapılmadı, hem de oksijensiz kaldı. Vefatından sonra hastaneden aldığımız belgede ‘17.08.2020 tarihi 05.00’te hastanenin merkezi oksijen sisteminde oksijen basınçları düştü, oda ortamında yüzde 21 solutuyor, hastanın oksijeni düşük seyrediyor’ yazılmış. Kardeşime oksijen tüpü bile bağlanmamış” dedi.

7, 17 ve 25 Ağustos’ta hastanede merkezi oksijen sisteminin arıza yaptığının belirlendiğini anlatan ağabey Büyüktaş, “Çocuk iyileşmişti, ölüm haberini aldık. Hastane hakkında hukuki süreç başlattık” dedi.

YAŞANAN 28 ÖLÜMÜN ARKASINDA İHMALLER Mİ VAR?

İyi Parti Malatya İl Başkanı Süleyman Sarıbaş, aynı hastanede solunum cihazlarında 2 arıza yaşandığını, koronavirüs tedavisi gören 28 kişinin öldüğünü öne sürdü. Avukat Sarıbaş, “Yaklaşık 2-3 hafta önce hastaneden bana ‘hastanenin basınç tankları solunum cihazları çalışmıyor, hastaları sağa sola naklediyoruz’ diye bilgi geldi. Birinci gün 17, ikinci gün 11 hasta vefat etmiş. İl Sağlık Müdürlüğü’ne sordum, doğruladılar, ölü sayısı vermediler. Ama içeriden aldığımız bilgiler, iki günde 28 hastanın bu hastanede vefat ettiği yönünde. Ne kadarı solunum cihazı çalışsaydı yaşayacaktı bilmiyorum” diye konuştu.

Sarıbaş’ın açıklamalarına cevap veren Malatya İl Sağlık Müdürü Recep Bentli, 17 Ağustos’ta solunum cihazlarında geçici bir arızanın yaşandığını kabul ederek hastaların mağdur edilmeden başka hastanelere sevk edildiğini söyledi. Bentli, “İdari soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma tamamlandığında gerekli yasal işlemler yapılacaktır” dedi.

medyabold
Devamını Oku »

İstanbul-Şanlıurfa arasında vurgun ağı kurdular: “FETÖ adınıza banka hesabı açtı”

İstanbul’da dolandırıcılar, “FETÖ adınıza banka hesabı açtı” diyerek yüz binlerce dolarlık vurgun yaptı. Makine mühendisi N.D, bankadaki dövizlerini çekip kendi elleriyle dolandırıcılara teslim etti.

BOLD – Telefon dolandırıcıları, polis olduklarını söyleyerek Ataşehir’de makine mühendisi N.D. adlı kadını aradı. Telefondaki kişi, N.D’nin adına FETÖ’nün banka hesabı açtığını, bu hesaplar üzerinden başka kişileri dolandırdığını söyledi. Hürriyet’ten Çetin Aydın’ın haberine göre N.D, paniğe kapılırken bu kez adına 3 hat açıldığını, bunlar üzerinden de dolandırıcılık yapıldığı aktarıldı. Korkuya kapılan N.D, telefondaki kişinin talimatlarına uyarak İçerenköy’de kurye ile buluştu. Aracının içinde beklerken bir anda araca binen kişi paraları alıp kaçtı. Dolandırıldığını anlayan N.D. hemen polisi arayarak yardım istedi. Kamera görüntülerinden yola çıkan polis, suç ortağı döviz bürosu sahibiyle birlikte toplam 3 dolandırıcıyı yakaladı. Dolandırıcıların parayla altın alarak Şanlıurfa’ya gönderdikleri ve iki şehir arasında düzenli transfer yaptıkları belirlendi. Bu yolla elde edilen 681.000 dolar değerinde birer kiloluk 12 külçe altına el konuldu. N.D. “Dolandırıcılar, para vermediğim takdirde FETÖ’ye yardım yataklık yapmakla suçlanacağımı söylediler” diye konuştu.

 

medyabold
Devamını Oku »

Keşfettiği galaksi ile adını dünyaya duyuran Pakdil’in heykeli dikildi

10 bilim kadının heykeli ABD Dallas’taki North Park Center’da sergilenmeye başladı. Aralarında keşfettiği galaksiyle adını dünyaya duyuran Burçin Mutlu Pakdil de var.

BOLD – Üç yıl önce keşfettiği galaksiyle bilim dünyasına adını yazdıran Burçin Mutlu Pakdil’in heykeli ABD’nin Dallas şehrine dikildi. Bir sergi kapsamında North Park Center’da görülebilecek heykel turuncu rengiyle dikkat çekiyor. Serginin duyurusunu sosyal medya hesabından yapan Burçin Mutlu Pakdil, “Bu gökyüzünü gösteren heykel kimin acaba? Evet benim!! Bugün, 10 Bilim Kadınının heykelleri Dallas NorthPark Center’da halka açıldı. İşte bu on kişiden biri benim! Texas’taki herkese duydurulur, bu sergiyi kaçırmayın.” dedi.

Sergide Pakdil ile birlikte 10 kadının heykeli bulunuyor.

“BURÇİN’İN GALAKSİSİ ADI VERİLMİŞTİ”

Beşiktaş Anadolu Lisesinde okuduktan sonra Bilkent Ünviersitesi Fizik bölümünü kazanan Burçin Mutlu Pakdil 2009’a mezun oldu. Yüksek lisansını Texas Tech Üniversitesinde, doktorasını Minnesota Üniversitesinde astrofizik üzerine yaptı. Pakdil, daha önce gözlemlenmemiş ve eşine çok az rastlanan bir çift halkalı galaksi (yıldız kümesi) keşfetti ve bilim dünyasında yer edindi. Pakdil, halen daha astrofizikçi olarak Chicago Üniversitesinde aykırı galaksiler üzerine çalışmalarına devam ediyor. Pakdil keşfini iki yıl önce TED konferasında anlatmıştı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP şimdi de hortumu Bireysel Emeklilik Fonu’na bağladı

Kendinden önceki hükumetleri fonların içini boşaltmakla suçlayan AKP, şimdi eleştirdiği hatayı kendisi yapıyor. Kâr eden kumu kurumlarını varlık fonunda toplayıp zarar eder hale getiren hükumet, şimdi de BES’teki 155 milyar liraya göz dikti.

BOLD – Hükumet kayak bulmakta zorlanıyor. Sıra vatandaşın emeklilik birikimlerine geldi. Vatandaş emeklilik tasarruflarının şirketlere kullandırılarak kaynağının kısa sürede heba edilmesinden endişe ediyor.

ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI ENDİŞE OLUŞTURDU

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) toplanan milyarlarca lirayla özel sektöre kaynak sağlanabileceğini söylemesi sistemde bulunanlar açısından büyük tedirginlik oluşturdu. Toplam 6.8 milyon katılımcısı bulunan BES’in büyüklüğü ağustos sonu itibarıyla 145.2 milyar liraya ulaşmış durumda. Sözcü’de yer alan habere göre; bu birikime bir de 2017’de başlatılan Otomatik Katılım Sistemi’nde (OKS) biriken 10.1 milyar lira eklenince emeklilik fonlarının büyüklüğü 155.3 milyar liraya ulaşıyor. BES katılımcıları, Erdoğan’ın son açıklamalarının ardından birikimlerine dair endişe yaşamaya başladı.

BES’TEN ÇIKIŞLAR ARTTI

Hemen herkesin aklına gelen en büyük kaygı, vatandaşın alın terinden biriktirdiği emeklilik tasarrufların şirketlere kullandırılması ve kaynağının kısa sürede heba edilmesi. Bankacıların verdiği bilgiye göre, insanlar BES fonlarını bozdurmaya başladı bile. Fondaki birikimler ile kredi olarak ne şekilde kaynak sağlanabileceğine yönelik ayrıntılar henüz netleşmedi. Ancak uzmanların verdiği bilgiye göre, sistemde biriken para ile uzun vadeli ve düşük faizli kredi olarak finansman sağlanabilmesi mevcut kanun ve fon yapısı ile mümkün değil. Paranın yüzde 46’sı kamu tahvil-bonoları ile kira sertifikalarında değerlendiriliyor. BES paraları önemli ölçüde kamu kaynağı olarak kullanılıyor.

EMEKLİLİKTEN SONRA SIRA BES’TE

Erdoğan’ın BES’le ilgili açıklamalarına tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Hükumetin iştahı, kaynakları tükettikçe vatandaşın diğer birikimlerine yöneliyor. Çalışanların kıdem tazminatlarını gözüne kestiren hükumet, işçi kesiminin tepkilerinden korkup bu fikri rafa kaldırdı. Bugün ise anlıyoruz ki, sırada vatandaşın emeklilik birikimleri var. Böyle bir hareket vatandaşın mülkiyet hakkına tecavüz olur. Uluslararası finansal ilkelerin dışına çıkılmadıkça sistemden ucuz kaynak yaratma olanağı çok kısıtlı” dedi.

DEVLETE GÜVENİ SARSAR, PANİK OLUŞTURABİLİR

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı da “Eğer devlet olarak siz buna el koyup, üç beş tane yandaş firmaya kredi olarak düşünürseniz bu, devlete güveni sarsar. Panik yaratıp, bireysel emeklilikten çıkmayı hızlandırabilir” diye konuştu.

FAKFUKFON AMACI DIŞINDA KULLANILDI

1986 yılında Fakir Fukara Fonu (FakFukFon) olarak bilinen Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, hem Turgut Özal hem de sonraki hükumetler tarafından çeşitli sermaye çevrelerine proje destek ve teşvikleri adı altında kaynak aktarmak için kullanıldı. 2011 Sayıştay denetiminde bu fonda biriken 7.7 milyon liralık promosyon gelirinin valiler ve kaymakamlar tarafından pastane, kuruyemiş, kozmetik, çiçek, şoför, mobilya, dekorasyon gibi harcamalarda kullanıldığı ortaya çıktı.

KONUT EDİNDİRME FONU DA İÇ EDİLMİŞTİ

İşçi ve emekçileri konut sahibi yapmak için ücretlerden zorla yapılan kesintilerle oluşturulan Konut Edindirme Yardım Fonu’nun (KEY) akıbeti de farklı olmadı. Milyonlarca kişi hiç ödeme almadı ve tek bir işçi bile bu fon sayesinde ev sahibi olamadı. 1988’de kurulan Zorunlu Tasarruf Fonu için işveren ve devlet payının yanında işçilerden yüzde 2’lik zorunlu kesinti yapıldı. 2006 yılında fon tasfiye edildiğinde, fonun kamu bankalarına düşük faizle yatırıldığı ortaya çıktı.

Milli Eğitim Bakanlığı yüz yüze eğitimin detaylarını açıkladı

 

medyabold
Devamını Oku »

Yerli ilaç çalışmaları için Sağlık Bakanı Koca’nın hastanesi seçildi!

CHP’li Murat Emir, koronavirüs tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacının teminindeki sıkıntıyla ilgili Bakan Koca’nın hastanesi Medipol’un olduğunu öne sürdü. Emir, “Favipiravir ilacının yerli sentez çalışmaları için hangi gerekçelerle İstanbul Medipol Üniversitesi seçilmiştir?” dedi.

BOLD – CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, koronavirüs tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacında yaşanan sıkıntının altından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Medipol Üniversitesi’nin çıktığını öne sürdü.

TEMMUZ AYINA KADAR BEKLETİLDİ

İlaçta yaşanan sıkıntılarla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle de Meclis’e soru önergesi verden CHP’li Emir, daha önce başvuru yapmalarına karşın üç firmanın Medipol Üniversitesi ile birlikte ilaç üreten Atabay Kimya için aylarca bekletildiğini ileri sürerek, “Her taşın altından Medipol çıkıyor. Vatandaş, aylarca ilaçsız kaldı. Bu firmalara ruhsatlar daha erken verilmiş olsaydı, bu sıkıntılar yaşanmayacaktı” dedi. CHP’li Emir, koronavirüs tedavisinde kullanılan Favipiravir ilacının Türkiye’de üretimi olmadığı için Temmuz ayına kadar Çin’den ithal edildiğini hatırlatarak, üretime ancak 10 Temmuz’da başlanabildiğini kaydetti.

HER OLAYIN ALTINDAN MEDİPOL ÇIKIYOR

Sağlık Bakanlığında ortaya çıkan her skandalda olduğu gibi korona ilacı konusunda da Medipol Üniversitesi çıktığını belirten Emir, “Yani her taşın altından olduğu gibi burada da Medipol Üniversitesi karşımıza çıktı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, diğer firmaların başvuruları beklerken 12 Haziran’da yaptığı açıklamada TÜBİTAK, İstanbul Medipol Üniversitesi ve Atabay Kimya firmasının, Favipiravir ilacının yerli sentezini ürettiğini belirtmiş ve ilacın ruhsatlandırma aşamasının tamamlanması sonrasında tedavide kullanılacağını belirtmişti” dedi.

NEDEN GÖREVDEN ALINDIKLARI HALEN AÇIKLANMADI

Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumunda yaşanan görevden almaları da hatırlatan Emir, “Favipiravir ilacında sıkıntıların ortaya çıkmasıyla birlikte Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu’nda önce İlaç Ruhsatlandırma Daire Başkanı Hacer Coşkun Çetintaş, ardından Kurum Başkanı Hakkı Gürsöz görevlerinden alınmıştı. Sağlık Bakanı halen bu görevden almaların sebebini de kamuoyuna açıklamadı. Bu kişiler, söz konusu ruhsatlandırma süreci nedeniyle mi görevden alındı?” diye sordu.

40. yılında 12 Eylül: Günümüzdeki baskıların o dönemden farkı yok!

medyabold
Devamını Oku »

Milli Eğitim Bakanlığı yüz yüze eğitimin detaylarını açıkladı

Okul öncesi eğitimde ilk hafta 1 gün 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati suretiyle uyum eğitimi yapılacak. İlkokul 1’inci sınıf öğrencileri ise yüz yüze eğitimin ilk haftasında her biri 30’ar dakikalık 5 ders saati süreyle uyum eğitimi yapacak.

BOLD – Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 21 Eylül’de başlayacak yüz yüze eğitim uygulamasına ilişkin teknik detayları içeren yazıyı il milli eğitim müdürlüklerine gönderdi. Okul öncesi eğitimde ilk hafta 1 gün 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati suretiyle uyum eğitimi yapılacak. Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında okul öncesi eğitim kurumlarında haftada 2 gün olmak üzere günde 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati süreyle eğitim yapılacak. Okul öncesi eğitimde 21 Eylül tarihine kadar eğitime yüz yüze devam eden kurumlarda bu tarihten itibaren de aynı planlama doğrultusunda eğitime devam edilecek.

İlkokul 1’inci sınıf öğrencileri ise yüz yüze eğitimin ilk haftasında her biri 30’ar dakikalık 5 ders saati süreyle uyum eğitimi yapacak. Uyum haftasından sonraki 28 Eylül – 2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında da haftada 2 gün her biri 30’ar dakikalık 5 ders saati yüz yüze eğitim alınacak. Ders saatleri arasında 10’ar dakikalık dinlenme süresi verilecek. Okul yönetimleri tarafından teneffüs saatlerinde öğrenciler arasındaki sosyal mesafenin korunması için nöbet görevi de dahil olmak üzere gerekli planlamalar yapılacak.

medyabold
Devamını Oku »

Polis müdahalesi sonrası Alparslan Kuytul’dan tepki: Bu zulmü yaptıklarına pişman edeceğiz!

Furkan Vakfına bağlı cemaatin üyeleri hakkında açılan davanın 9’uncu duruşmasında basın açıklaması yapmak isteyenlere polis müdahale etti. Alparslan Kuytul, “Meşru yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu zulmü yaptıklarına pişman edeceğiz” dedi.

BOLD – 29 Mayıs 2016’da Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul’ın konferansının iptali sonrasında çıkan olaylarla ilgili vakfın bağlı olduğu cemaatin üyeleri hakkında açılan davanın 9’uncu duruşmasında olay çıktı. Hatay Erzin’de görülen duruşma sonrasında basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahalesi geldi. Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul da basın açıklamasının yapıldığı yere giderek konuşma yaptı. Kuytul müdahale sonrasında sosyal medyadan bir açıklama yaparak şunları söyledi: “Bundan sonra bu yapılanları internet ortamında duyurmaya ve başka meşru yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu zulmü yaptıklarına pişman edeceğiz. Duymayanlar duyacak, tanımayanlar da tanıyacak.”

medyabold
Devamını Oku »

İstanbul için korkutan uyarı: Vakaların artma ihtimali var

Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz’dan İstanbul için korkutan uyarı geldi. Kayıpmaz, İstanbul’a Anadolu’dan dönüşlerin başlamasıyla gelecek birkaç hafta içerisinde vaka sayılarının artma ihtimalinin bulunduğunun altını çizdi. 

BOLD – Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, memleketten İstanbul’a başlayan dönüşlerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını vakalarını artıracağını öne sürdü.

TEDBİRLER BİR KENARA BIRAKILDI

Doç. Dr. Kayıpmaz, Türkiye’nin merkezinde yer alan Ankara’nın konumu itibarıyla diğer illerle bağlantısının bulunduğunu, yaz tatili için tatil beldelerine ve memleketlerine gidenlerin dönmesiyle Ankara’da vaka sayılarında artışların yaşandığını söyledi. Salgının ilk aşamasında Ankara’nın kurallara uyma konusunda çok iyi olduğuna işaret eden Kayıpmaz, normalleşme sürecinin başladığı 1 Haziran’dan itibaren tedbirlerin bir kenara bırakıldığını belirtti. Kontrollü bir sosyal yaşantı sürdürmenin gerekliliğine belirten Kayıpmaz, Ankara’da tedbirsizliğin, rehavetin ciddi boyutlara ulaştığının görüldüğünü kaydetti.

SALGININ MERKEZ ÜSSÜ ANKARA

Ankara’nın şu anda salgının merkez üssü haline geldiğini belirten Kayıpmaz, “Üniversite hastanelerinin yöneticilerinin açıklamalarını duyuyoruz, ‘yoğun bakımlarındaki kapasitenin yüzde 100’e ulaştığı’ konusunda… Bu tehlike sadece Ankara için geçerli değil. Diğer büyükşehirlerimiz için de var. Ankara’da vaka sayıları İstanbul’un 2 katı gibi görünse de İstanbul’a Anadolu’dan dönüşlerin başlamasıyla önümüzdeki birkaç hafta içerisinde vaka sayılarının artma ihtimali var. Bu ihtimalin önüne geçebilmekte yine bizim elimizde. Memleketlerinden gelen insanlar bir miktar daha kurallara uymaya devam edecek. Mümkün olduğunca evde kalacak” dedi.

KARANTİNA YERİNE SEYAHAT YAPMAK İSTİYORLAR

Karantinada olması gereken 153 bin kişinin şehirlerarası seyahat etmek için başvuruda bulunduğuna değinen Kayıpmaz, “Kurallar varken de kurallara uyulmadığını görüyoruz. Cezası var. İnsanların buna da uymadığını görüyoruz. Birçok insanın hasta olmasına ya da yaşamını kaybetmesine sebep oluyorlar. Duyarsız bir davranış söz konusu. Sokak arası düğünleri yasaklıyorsunuz ama gelen görüntüler hala bunun devam ettiğini gösteriyor. Kız alma törenlerinde maskesiz, mesafesiz biçimde halay çekmeye devam edildiğini görüyoruz. Yasal olarak kısıtlamalar devam ediyor. Yöneticilerimizin getirdiği ciddi kurallar var. Bunlara uyulmadığını görüyoruz” diye konuştu. Kayıpmaz, insanların hastalanıp hastaneye başvurmadan olayın ciddiyetini kavrayamadığını kaydetti.

 

40. yılında 12 Eylül: Günümüzdeki baskıların o dönemden farkı yok!

medyabold
Devamını Oku »