18 Mayıs 2019 Cumartesi

Trabzonspor kendi sahasında galip

Spor Toto Süper Lig’in 33’üncü haftasında Trabzonspor kendi sahasında Beşiktaş’ı 2-1 mağlup etti.

STAT: Medical Park

HAKEMLER: Fırat Aydınus x, Aleks Taşçıoğlu x, Süleyman Uzay x

TRABZONSPOR: Uğurcan xxx – Pereira xx, Hüseyin xxx, Hosseini xxx, Novak xxx, Sosa xxxx, Abdulkadir Parmak xxx (Dk.87 Amiri), Abdülkadir Ömür xxx, Yusuf xxx (90+4 Murat Cem), Nwakaeme xxx, Rodallega xx (Dk.84 Ekuban)

BEŞİKTAŞ: Karius xx – Adriano x(Dk.46 Kagawa xxx), Vida xx, Isimat-Mirin xx, Caner x, Medel x(Dk.46 Necip x), Atiba xx, Quaresma x, Ljajic x, Güven xx (Dk.87 Lens), Burak x

GOLLER: Dk.53 Novak, Dk.77 Yusuf (Trabzonspor), Dk.74 Kagawa (Beşiktaş)

SARI KARTLAR: Sosa, Amiri, Yusuf (Trabzonspor), Caner, Isimat-Mirin (Beşiktaş)

Spor Toto Süper Lig’in 33’üncü haftasında Trabzonspor, sahasında Beşiktaş’ı 2-1 mağlup etti. Bordo-mavililer bu sonuçla üçüncülük şansını son haftaya taşırken, Beşiktaş ise üçüncülüğü garantileme fırsatını tepti.

9’uncu dakikada ceza sahası çizgisi sağ çaprazından Pereira’nın kaleye gönderdiği şut üstten dışarıya çıktı.

11’inci dakikada Nwakaeme’nin pasında topla birlikte ceza sahası içerisine giren Yusuf’un sağ çaprazdan kaleye gönderdiği meşin yuvarlağı Karius kornere çeldi.

17’nci dakikada Nwakaeme’nin ceza sahası yayının üzerine çıkardığı topu Sosa gelişine kaleye gönderdi, Yusuf’un dokunduğu meşin yuvarlak üstten auta gitti.

18’inci dakikada Nwakaeme’nin rakiplerinden sıyrıldıktan sonra ceza sahası yayının üzerinden kaleye gönderdiği topu Karius yatarak kontrol etti.

32’nci dakikada Sosa’nın pasıyla sol kanatta topla buluşan Nwakaeme ceza sahasına girip meşin yuvarlağı sağına çektikten sonra şutunu çekti ancak Karius son anda köşeden uzanarak topu kornere çeldi.

42’nci dakikada Güven’in altıpas üzerine çıkardığı topla buluşan Burak dönerek vuruşunu yaptı, Uğurcan yakın mesafeden ayağıyla meşin yuvarlağı çıkardı.

44’üncü dakikada Abdulkadir Parmak’ın pasında ceza sahası yayının üzerinde topla buluşan Yusuf’un kaleye gönderdiği meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

45+2’nci dakikada ceza sahası sol çaprazından Beşiktaş’ın kazandığı serbest vuruşta Burak’ın doğrudan kaleye gönderdiği top üstten dışarıya gitti.

49’uncu dakikada Nwakaeme’nin soldan penaltı noktası üzerine ortasında Rodallega kafayla topu kaleye gönderdi ancak meşin yuvarlak yandan auta çıktı.

51’inci dakikada Quaresma’nın soldan pasında arka direkte Isimat-Mirin iyi yükseldi, kafayla şutunda Uğurcan son anda direk dibinden meşin yuvarlağı kornere çeldi.

53’üncü dakikada Abdülkadir Ömür sağ kanattan topla birlikte ceza sahası içerisine girip son çizgiye indi, arka direğe yaptığı ortasında Novak’ın kafayla vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 1-0.

60’ncı dakikada Necip’in sağdan kullandığı taç atışında ceza sahası sağ çaprazında topla buluşan Güven’in yerden kaleye gönderdiği şutta Uğurcan yatarak meşin yuvarlağı kontrol etti.

61’inci dakikada Sosa’nın pasında ceza sahası sağ çaprazında topla buluşan Yusuf’un dönerek vuruşunu Karius son anda uzaklaştırdı.

62’nci dakikada Abdulkadir Parmak rakiplerinden sıyrılarak sol kanattan ceza sahasına girip şutunu çekti, Karius son anda köşeye giden topa uzanarak kornere çeldi.

74’üncü dakikada savunmada Abdulkadir Parmak’ın uzaklaştırmak istediği top kısa düştü ve Kagawa’nın önünde kaldı, onun altıpas üzerinden kaleye gönderdiği meşin yuvarlak ağlara gitti: 1-1.

76’ncı dakikada Abdulkadir Parmak’ın pasında ceza sahasının gerisinde topla buluşan Yusuf’un doğrudan kaleye gönderdiği sert şut yan direğe çarparak oyun alanına geri döndü.

77’nci dakikada Abdulkadir Parmak’ın ceza sahası yayının hemen gerisine çıkardığı pasında topla buluşan Yusuf’un kaleye gönderdiği top Karius’un üzerinden ağlara gitti: 2-1.

86’ncı dakikada Abdülkadir Ömür’ün ceza sahası yayının üzerinden kaleye gönderdiği sert şut üstten az farkla auta çıktı.

Karşılaşma 2-1 Trabzonspor’un üstünlüğüyle sonuçlandı.

AMIRI CEZALI DURUMA DÜŞTÜ

Trabzonspor’da Beşiktaş maçı öncesi 3 sarı kart ile ceza sınırında bulunan Vahid Amiri, karşılaşmanın 90+1’inci dakikasında gördüğü kart ile cezalı duruma düştü. İranlı futbolcu ligin son haftasındaki Çaykur Rizespor karşılaşmasında forma giyemeyecek.

kronos
Devamını Oku »

Şampiyon yine Bayern Münih

Bundesliga’nın 34. haftasında şampiyon belli oldu. Bayern Münih evinde konuk ettiği Eintracht Frankfurt’u 5-1 mağlup ederek Bundesliga’da üst üste 7., toplamda ise 28. şampiyonluğuna ulaştı.

Bayern Münih’e galibiyeti getiren goller, 4. dakikada Coman, 53. dakikada Alaba, 58. dakikada Renato Sanches, 72. dakikada Ribery ve 78. dakikada Robben’den geldi.

Bayern Münih 7. kez üst üste Bundesliga şampiyonu olarak kırılması zor bir rekora imza attı. Toplamda ise 29 kez mutlu sona ulaştı.

Bayern Münih’in teknik direktörü Niko Kovac, hem futbolculuk döneminde hem de antrenör olarak şampiyonluğa ulaşarak bu anlamda kulüp tarihinde Franz Beckenbauer’dan sonra bunu başaran ikinci antrenör oldu.

Bu sezon aslında Alman futbol severlerin uzun zamandır istediği oldu ve şampiyonluk yarışı ligin son haftasına kadar sürdü. Son haftaya takipçisi Borussia Dortmund’un iki puan önünde giren kırmızı beyazlılar sahasında Frankfurt’a karşı adeta şov yaparak şampiyonluğa ulaştı.

Bavyera ekibi toplamda 88 gol atarak mutlu sona ulaştı. Ayrıca defans bloğu RB Leipzig’ten sonra en az gol yiyen (32 gol) olarak dikkatleri üzerine çekti. 16 Bundesliga maçında kalesini gole tamamen kapatan Münih ekibi, sezon boyunca yüzde 66 topla oynama başarısını elde etti.

RIBERY, ROBBEN VE RAFINHA VEDA ETTİ!

Bayern Münih’te uzun yıllardır forma giyen yıldız isimler Franck Ribery, Arjen Robben ve Rafinha, bu karşılaşmada son maçlarına çıktı.

Ribery 61. dakikada, Robben ise 67. dakikada dahil olduğu oyunda birer gol atarak takımlarına veda etti. Taraftarların büyük sevgi gösterisi gösterdiği iki oyuncu da duygusal anlar yaşadı.

kronos
Devamını Oku »

TÜSİAD neden konuştu? | Harun Odabaşı

Normal şartlar altında TÜSİAD’ın en kritik meseleleri bile çok köşeli ele aldığı bilinir. Darbe dönemleri dahil iktidarın her türü ile bir şekilde temas halinde oldukları için ekonomik çıkarlar çerçevesinde eleştirirken bile hep dikkatli bir dil kullanmıştır. Üye sayısı itibarı ile Türkiye’nin çok küçük bir kesimini temsil etse de ekonomik büyüklük olarak Türkiye’nin yarısı demektir. İhracatın yüzde 80’ini özel sektör istihdamının yüzde 50’sini sağlıyor. Her devirde istediğini alması biraz da bu esneme kabiliyetinden kaynaklanıyor olsa gerek. Burada sol bir manifesto başlatıp TÜSİAD’ın ne kadar etik davrandığından söz edecek değilim. TÜSİAD’ın belki eleştirilecek çok yönü var ama ‘neden 12 Eylül darbesine karşı durmadı. Neden Erdoğan demokrasiye darbe yaparken sessiz durdu’ gibi fazla ideolojik katılıklar içinde değilim. Büyük ve farklı bileşenlerden oluşan bir yapının gücü ölçüsünde gemisini yüzdürme gayretini anlamak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Sermaye doğası gereği ürkektir, hatta korkaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi AKP’nin başlangıç yılları TÜSİAD için kömürün altına çevrildiği yıllardı. Sadece Koç Grubu’nun TÜPRAŞ ve Yapı Kredi Bankası alımı bile grubun gücüne güç katmıştı. TÜSİAD üyesi şirketlerin ciroları ve piyasa değerleri büyüdükçe büyümüştü. Tabi bu yıllar Erdoğan’ın TÜSİAD’a ihtiyacı olduğu yıllardı. İşte bu TÜSİAD’ın 17 yıllık AKP iktidarını her açıdan eleştirmeye başlaması bu anlamda çok önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Muhalif iş adamlarının başına gelenler de bilindiğinden TÜSİAD İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan’ın 15 Mayıs’taki toplantısında hükümete getirdiği eleştiriler son derece sert kabul edilebilir. Hatta Erdoğan rejiminin hâlâ canlı olduğunu bilmesek (yada öyle görünüyor) açıklamalara ültimatom bile diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan da fazlaca rahatsız olacak ki her fırsatta bu metni diline doluyor ve üsluba yine hiç riayet etmeden ‘bu densizliğin hesabını soracağını’ söyleyerek TÜSİAD’ı tehdit ediyor.

TÜSİAD adeta kral çıplak dedirten bir metin hazırlamış. 2002’den beri iktidarda olan AKP’nin başlangıcı iyi olsa bile nihayetinde ülkeyi nasıl uçurumun kenarına getirdiğini istatistiklerle ortaya koymuş. Metni hazırlarken mutlaka üyeleri ile istişare etmiş, bir labaratuvar çalışması ve bir fayda zarar muhasebesi yapmışlardır. Elinde medya gücü olan Aydın Doğan’a dünyayı dar edenler onlara ne yapmazki! Ama sonuçta yayınlama kararı oy çokluğu ile alındığına göre genel bir kanaati ifade ediyor. Belki de bizim şimdiden bilemediğimiz parametrelerde AKP’nin ve Erdoğan’ın siyasi ömrünün sonuna gelindiği kanaati hasıl olmuştur.

TÜSİAD’ın hükümette rahatsızlık meydana getiren kısımlar metinde şöyle yer alıyor:

“İyi işleyen bir demokrasinin en temel özelliklerinden birisi iktidarın seçimle el değiştirebilmesidir. Seçim sonuçlarına itiraz, şüphesiz siyasi partilerin en doğal hakkıdır.

Hepimiz bu hak arama özgürlüğüne saygı duyarız. Ancak, seçmen iradesine saygı duyulmasını da isteriz. Hakkaniyetli koşullarda seçim ve seçmen iradesi demokrasilerin tartışmasız en temel niteliğidir’
‘Üretim alanında başlayan bozulma, finansal alana yayılıyor, oradan kamu maliyesini etkiliyor dönüp tekrar reel sektöre geri geliyor. Türkiye 2002-2007 yıllarındaki parlak günlerine de bir türlü geri dönemiyor. Temel ilkelerdeki bulanıklık hedeflerden şaşmaya yol açar. İşte, 2023 hedeflerinden bu yüzden uzaklaştık. Bu yüzden de bu hedefleri artık konuşamaz hale geldik.”

“Enflasyonda 121., işgücü piyasası verimliliğinde 111. sıradayız. Yargının bağımsızlığında 111., kamu düzenlemelerine karşı yargıda hak aramada 109., basın özgürlüğünde 129. sıradayız. Bu nedenle diyoruz ki ekonominin düzelmesi için hukuk ve adalet sisteminin düzelmesi gerekiyor. Öğretimde eleştirel düşünmede 133., mesleki eğitim kalitesinde 132., dijital becerilerde 118., beceri sahibi çalışan bulma kolaylığında 117. sıradayız. Bunlar ekonomiyi aşağı çeken; girişimciyi, girişim yapamaz hale getiren bir ayak bağı oluşturmuş durumda.”

Aslında yeni bir şey söylenmiyor, fark bunu TÜSİAD’ın söylemesi. Türkiye’nin içler acısı tablosunu güncel istatistiki bilgilerle ortaya koyuyor. Cesaret tıpkı korkaklık gibi bulaşıcı bir davranıştır. Erdoğan ve AKP’nin bu zamana kadarki fütursuzluğu birazda ilgili yerlerden ciddi eleştiriye maruz kalmamasından kaynaklandı. Ülke her açıdan o kadar kötü durumdaki ateş TÜSİAD üyelerini de yakmaya başladı. Demirören grubu gibi yandaş olsalar bile hükümetin kendilerine bir fayda sağlamadığını görüyor olmaları lazım. Keşke AKP kendi üyeleri Boydak grubunun mallarına çökerken de ses çıkarabilselerdi. Şimdi maalesef eleştirileri bile bir kaç az satan gazete dışında gazetelerin birinci sayfasında bile yer almadı. Umarız ‘atı alan Üsküdar’ı geçmemiştir.



HARUN ODABAŞI
Yazının Kaynağı: HARUN ODABAŞI – kronos news https://kronos23.news/tr/tusiad-neden-konustu/
Devamını Oku »

‘Jandarma, Yunanistan’dan kaç kişinin iade edileceğini biliyordu’

Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçen göçmenlerin maskeli kişiler tarafından darp edilerek zorla geri gönderilmesi ile ilgili “planlıydı ve her iki tarafın da bilgisi vardı” diyor sığınmacı İhsan Erdoğan. 5 Mayıs sabahı Yunanistan’a geçen ve Türkiye’ye geri gönderilen Ayşe Erdoğan’ın ikiz kardeşi İhsan Erdoğan, “Kardeşim Edirne Cezaevi’nde. Avukatlarıyla yaptığı son görüşmede kendisinin ve beraberinde Yunanistan’a sığınan diğer göçmenler için Türkiye tarafına sayı verildiğini ve kendilerini karşılayan jandarmaların aralarında yaptıkları konuşmalarda “28 kişinin hepsi geldi mi?” diye konuştuklarını aktardı.

Meriç’ten geçerek Yunanistan’a sığınan ve yaklaşık bir yıldır Atina’a yaşayan İhsan Erdoğan, Kronos’a konuştu.

Kardeşinin bir grupla 5 Mayıs sabahı Yunanistan’a geçtiğini ve mesaj atarak, “vardık” diye haber verdiğini belirten İhsan Erdoğan, kardeşine bir gün önce geçen bir grubun deport edildiğini duyduğunu söyleyerek ormanlık arazide beklemelerini önerdiğini anlatıyor. Bu arada avukatlarına ve basına haber verirken sürekli kardeşiyle irtibat halinde olduğunu ve konuştuğunu belirtiyor.

ORMANDAN KARAKOLA CANLI YAYINDA TAKİP

Erdoğan, o gece yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Kardeşim Ayşe bana çok korktuğunu söylüyordu. Bir video atmıştı.Onlar Nea Vyssa yakınlarındayken kısa sürede bir avukat bulduk, gece saat 02.00’de avukatla buluştular. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) mail de atmıştım, kardeşim de mail attı. Fakat oradan dönüş olmadı. Avukatla buluştuktan sonra avukat polisi ardı ve onların olduğu yeri söyledi. Kardeşim ve beraberindekiler noter binası önünde polisi beklemeye başladılar. Ben de onları takip edebilmek için Whatsapp üzerinden canlı lokasyon atmasını söyledim ve onları takip ettim. Sabaha karşı saat 04.00 gibi Xeimonio polis karakoluna vardılar. Bende onları takip canlı takipte görüyordum. Atina’dan ulaştığım avukatlara da orayı aramasını ve kardeşimin orada olup olmadığını sormasını istedim. Ben de Atina’dan onların olduğu yere doğru hareket etmeye başladım. Saat 05.00 uçağı ile ilk olarak Dedeağaç’a (Aleksandrapoli) geçtim. Orada bir araba kiralayıp kardeşimin olduğu yere geçtim. Saat 05.00’de uçağa binmeden önce avukat beni aradı ve kardeşimin polis istasyonunda ve güvende olduğunu teyit etti. Ben de çok rahat bir şekilde yola çıktım. ”

‘HER YERDE KARDEŞİM AYŞE’Yİ SORDUM’

Akşam saat 20.30’da karakola ulaştığında polislerle konuştuğunu ve kardeşinin orada olmadığı cevabını aldığını söyleyen İhsan Erdoğan, “Ben çok şaşırdım ve kardeşimle görüşen avukatı aradım, yanıma geldi diyerek o gece ile ilgili şu ayrıntıları aktarıyor:

“Tekrar girdik polis karakoluna. Avukatla ona da yanı şeyleri söylediler. Bizi dışarıya çıkardılar. Ben bir video yayınladım o sırada ve kardeşimin deport edilme ihtimali olduğunu söyledim. Beklemeye başladık… Sabah tekrar karakola gittim. Polislerle konuştum, beni tekrar yolladılar. Daha sonra başka bir karakola daha gittim, kamp alanına gittim. Her yerde kardeşimi sordum. Oralarda da yoktu. Daha sonra ilk polis karakolunun olduğu yere gittim ve beklemeye başladım. Saat 12.00 civarında İzmir’deki diğer kardeşim beni ardı. Kardeşimin Türkiye tarafında, Meriç jandarma karakolunda olduğunu söyledi. Yıkıldım resmen… Çok kötü oldum. Neden böyle bir şey olduğunu ve geri gönderildiğine bir türlü anlam veremiyordum.  kardeşimin. Ben çok yıkıldım orası da ve kötü oldum. Neden böyle bir şey olduğunu anlayamıyordum çünkü neden geri yolladılar anlam veremiyordum.”

‘AZ SONRA NEREYE GİDECEĞİNİ GÖRECEKSİN’

Türkiye’deki ailesinin ve avukatların verliği bilgilere göre kardeşi Ayşe Erdoğan’ı korku dolu o gece ile ilgili verdiği bilgileri ise şöyle aktarıyor İhsan Erdoğan:

“O gece ilk gittikleri karakolda sabah saat 07.00’ye kadar tutmuşlar. Oradan bir minibüsle başka bir karakola götürülmüşler. Orada da öncekilerde olduğu gibi polisler karşılamış. Kardeşim her defasında polislere iltica etmek istediğini İngilizce olarak söylese de kimse dinlememiş kardeşimi ve beraberindeki grubu. Hatta bir polis kardeşime parmağı ile sus işareti yapmış. Saat 23.00’e kadar bekletmişler ve oradan ormanlık bir alana götürmüşler. Ormanda onları yüzleri maskeli 3 kişi karşılamış. Kardeşim onlara ne olduğunu, neden böyle yaptıklarını sormuş. Yüzü maskeli bir kişi Türkçe olarak kardeşime “az sonra nereye gideceğini göreceksin” demiş. Yürüterek onları Meriç kıyısına getirmişler ve botla karşı kıyıya bırakmışlar. Kardeşimin yanında 28 göçmen daha varmış. Sabaha kadar beklemişler kıyıda ve sabah Türk jandarma ekipleri gelip gözaltına almış.”

‘ÜNİVERSİTEYİ DERECE İLE BİTİRDİ, DİPLOMASINI REKTÖR VERDİ’

İkiz kardeşi Ayşe Erdoğan’ın henüz 27 yaşında olduğunu, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi İngilizce Matematik bölümünden derece ile mezun olduğunu bilgisini veren İhsan Erdoğan, “Diplomasını bizzat rektör vermişti. Çok başarılı bir öğrenciydi, hem ailede hem de arkadaşları arasında çok sevilirdi. En büyük özelliği cana yakın ve çok merhametli olmasıydı.” diyor.

Kardeşinin 2016 yılının Haziran ayında mezun olduğunu ve hemen arkasından 15 Temmuz sürecinin başladığını söyleyen kardeş Erdoğan, bir itirafçının ismini vermesi üzerine Ayşe Erdoğan’ın gözaltına alındığını üç gün sonra da bir ByLock iddilarının da eklenerek tutuklandığını belirtiyor. “Olayın acı yanı şuydu, kardeşimin ismini veren kişi kardeşimi tanımayan ve tanımadığını ifade eden biriydi. Kardeşimi hayatı boyunca sadece bir kez gördüğünü söylemişti. Fakat bu tutuklanma gerekçesi oldu” ifadelerini kullanıyor.

TANIMADIĞI BİR KİŞİ İSMİNİ VERDİ 28 AY HAPİS YATTI

Erdoğan, şöyle devam ediyor:

13 ay sonra mahkemesi oldu kardeşimin. 9 yıl verdiler. Kardeşim Yargıtay’a gitti. Dosya Yargıtay yılı fazla bulduğu için boz6u ve istinaf mahkemesinde tekrar dava yargılandı kardeşim. 12 Mart 2018’de tahliye olduğunda suçsuz yere 28 ay cezaevinde kalmıştı. Tekrar içeri girmek istemediği için de dışarı çıkmak, yurt dışında hayatına devam etmek istiyordu.

Babasının da cezaevinde bir cami derneğinde başkan yardımcısı olduğu için 9 ay boyunca ve 3 yıl 1 ay 15 gün ceza verip tahliye edildiğini ekliyor.

‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIM’

Kardeşi Ayşe Erdoğan’ın hukuksuzca ve darp edilerek Türkiye’ye iade edilmesinden sonra Yunanistan basınının olayın takipçisi olduğunu, Euronews gibi uluslararası haber organlarının gündeme taşıdığını belirten İhsan Erdoğan, “Avukatlarla görüşüyorum.UNHCR temsilcisi ile görüştüm. Net bir durum yok. Bir dava sürecimiz olacak. Daha çok gündeme geleceğini düşünüyorum. Bu olayın unutulmamasını istiyorum. Bu sayede bir yere varırız ve üzerimize kurulmak istenen baskıyı kırabiliriz.

‘BURASI DA GÜVENLİ DEĞİL, AVRUPA’YA GEÇECEĞİM’

Kendisinin de kardeşi gibi İngilizce matematik okumak için üniversiteye başladığını ve hakkında çıkan yakalanma kararı üzerine 2017’de okulu bitiremediğini söyleyerek şunları söylüyor:

Türkiye de yaşam alanım olmadığı için Yunanistan’a Meriç üzerinden geçtim. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Başka bir Avrupa ülkesine geçmeyi düşünüyorum. Yunanistan da yaşadığım bu olaydan sonra kesinlikle çıkmayı düşünüyorum. Artık burası bana çok güvenli gelmemeye başladı.

‘KIZLARINI TEKRAR CEZAEVİNDE GÖRMEK ÇOK ÜZÜYOR’

Türkiye’deki ailesinin psikolojisinin iyice bozulduğunu ve üzüldüğünü söyleyen Erdoğan, “Annem ve babam çok büyük şoktalar, hala kendilerine gelemediler. Olaylar onlara bir rüya gibi geliyor. Hala olayın etkisindeler. Uzun zaman sonra kızlarına kavuştular ve onun geleceği daha iyi olsun, tekrar içeri girmesin diye buraya gelmesine razı oldular. Maalesef yaşanan bu olay onları tamamen yıktı. Kızlarının tekrar cezaevinde görmek onları çok üzüyor ve yaralıyor” diyor.

Yunanistan polisi tarafından 23 Nisan- 6 Mayıs arasında aralarında çocukların da bulunduğu toplam 82 kişinin Türkiye’ye iade edildiği iddia ediliyor. bu kişilerden 41’inin Gülen Cemaati mensupları ile birlikte PKK’lı suçlamasıyla aranan kişiler olduğu belirtiliyor.
kronos
Devamını Oku »

Former university boss and supporters storm university 

Halic University’s rectorate was stormed on by its former boss Mansur Topcuoglu and some of his supporters on Friday.

Topcuoglu and his approximately 30 supporters were later detained by police, T24 online news portal reported.

The group reportedly managed to reach the rectorate office, overwhelming the security officers that had been stationed there by Istanbul University, which currently administers Halic University.

A short while later the police arrived at the scene and detained them.

Accompanied by the police, the detainees were taken for a mandatory health check at the hospital before taken to the police station for questioning.

On May 13, 2016, Turkey’s Higher Education Board (YOK) stripped Topcuoglu of his duties at the university, replacing him with an appointed administrator. Since then, the board of Istanbul University has become responsible for the management of Halic.

The YOK fired Topcuoglu from his post and appointed a trustee because according to them there was mismanagement at the university.

Erdogan appoints university rectors, including pro-AKP Nihat Hatipoğlu

The post Former university boss and supporters storm university  appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/05/18/former-university-boss-and-supporters-storm-university/
Devamını Oku »

Ayşe Teyze’yi üzecek haber… Seçimde açılan muslukların faturası geldi…

Yerel seçimler öncesi ve yılan hikayesine dönen İstanbul seçimlerinde kamu bankalarına sattırılan ucuz dövizin faturası vatandaşa kesildi. Hazine kamu bankalarının “zararını” kapatmaya başladı. İşte rakamlar ve detaylar..

FATURAYI AYŞE TEYZELER VE MEHMET AMCALAR ÖDEYECEK

Seçim döneminde kamu bankaları para musluklarını sonuna kadar açtı. Ancak bu paranın yerine konulması gerekiyor. Bankaların “görev zararlarının” karşılanması dönemi geldi. Peki bu nasıl olacak ?

Bu konuda en çarpıcı tespit ekonomist Uğur Gürses’den geldi. Gürses “Kamu bankalarının seçim görevi zararlarıyla eritilen sermayeleri, Hazine’den ilave olarak koyulan sermaye aktarımları ile kapatılıyor” dedi.

BANKALAR NEDEN UCUZA DÖVİZ SATTI ?

Gürses, bankaların zararlarının karşılanması için Hazine’nin devreye gireceğini söyledi. DW Türkçe’ye analiz yapan ünlü ekonomist Gürses, bankaların ucuza sattığı dövizlerle ilgili çarpıcı bir tespit yaptı:

“Nitekim, 2019’da yılın ilk üç ayında kur riski taşıyarak açılan yeni ilave döviz pozisyon miktarı bankalara göre şöyle: Ziraat Bankası 1 milyar 643 milyon dolar, Halk Bank 731 milyon dolar, Vakıfbank 826 milyon dolar. Bu sayılar, kur riski alarak ilk üç ayda kendi ceplerinden sattıkları net döviz miktarı demek.”

SİYASİ BASKIYA DİKKAT!

Uğur Gürses bankaların bile bile böyle bir zararı göze alamayacağını belirterek siyasi çevrelerden gelen baskıya dikkat çekti:

“Kamu bankalarının siyasi bir direktifle bunu yaptıkları çok açık. Peki neden bu yola girildi? İki nedeni var; TL’nin fiyatının yani faizinin TL’yi korumak için doğru yerde olup olmadığına bakmadan, döviz satarak kurları ‘istenen yere’ getirebileceğini zanneden deneyimsiz politikacı ve teknokratların ‘özgüveni’ olması ki pahalı bir eğitim faturası çıkardı bu. İkincisi ki asıl girişimin nedeni bu; döviz piyasasında kurlar sanki normal akışında piyasada oluşuyormuş gibi görülsün diye kamu bankalarına döviz sattırıldı; sanki alıcının ve aracıların haberi olmayacakmış gibi. Ne kamu bankalarının cepten, Merkez Bankası dövizlerinin arka kapıdan yine kamu bankaları aracılığıyla satılması işe yaradı, ne de swap yasakları. Sırf seçime giderken ‘kur istikrarlı seyrediyor’ görüntüsü vermek, oy kaybından kaçınmak için satıldı. Sorulduğunda da açıklama yapılmadı; bu da rezerv kaygılarını yükseltti. Kamu bankalarının bu tür ‘seçim görevi zararlarıyla’ eritilen sermayeleri, sonunda Hazine tarafından ilave olarak koyulan sermaye ya da sermaye benzeri tahvil aktarımları ile kapatılıyor. Yani vergi mükellefleri tarafından.”

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan: Krizin sorumlusu hükümet

“Bu ülkeyi bu hale kim getirdi?” bu sorunun merak edilen cevabını Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllar önce vermiş.

Erdoğan, 2002 yılında katıldığı bir televizyon programında o dönemde yaşanan ekonomik krizi, “Bu ülke bu hale geldiyse, bugün benim vatandaşım evine çöp, rızık topluyor götürüyorsa, hafta pazarlarının atıklarını topluyor götürüyorsa. Meydanlar açız, açız diye bağırıyorsa, evinin kirasını ödeyemiyorsa, suyunun elektriğinin parasını ödeyemiyorsa ve artık yandım Allah diyorsa benim halkım, % 25’i açlık sınırının altındaysa, % 50’si yoksulluk sınırının altındaysa bu hale Türkiye’yi kim getirdi.” sözleriyle anlatıyor. Erdoğan, krizin faturasını da, “Bu hükümet getirmedi mi?” sözleriyle dönemin hükümetine kesiyor.

İşte Erdoğan’ın o konuşması:

medyabold
Devamını Oku »

Diyanet’ten “israf” kitabı

Diyanet İşleri Başkanlığı oluşturduğu bir komisyon ile israfla ilgili bir kitap yayınladı. 173 sayfalık kitapta her nimetin bir gün hesabının sorulacağına vurgu yapılarak nimetler karşısında şımarıp lükse dalmadan ve duyarsızca israfa girmeden her konuda iktisat merkeze alınması gerektiğine dikkat çekildi. Kitap, “itibardan tasarruf olmaz” gerekçesiyle Türkiye’nin her tarafına yeni yeni saraylar inşa ettiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı akıllara getirdi.

İSRAF: NİMETLER KONUSUNDA HADDİ AŞMAKTIR

Müslüman’ın her bakımdan dengeli olan insan olduğunun altı çizildiği kitapta, “Hayatın her alanına bu dengeyi taşımalıdır. Bu onun en büyük erdemlerinden biridir. Bu durumun tam zıddı olan durum ise israftır. İsraf günümüzde bireysel ve küresel boyutta temel bir kriz ve ahlak sorunu hâline gelmiştir. Sadece eşyayla sınırlı olmayıp bize verilen bütün nimetler konusunda haddi aşmayı ifade eden bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.” denildi.

ŞIMARIP LÜKSE DALINMAMALI

Allah’ın verdiği her nimetin bir gün hesabının sorulacağının vurgulandığı kitabın tanıtımında, “Nimetler karşısında şımarıp lükse dalmadan ve duyarsızca israfa girmeden her konuda iktisat merkeze alınmalıdır. Bu eser iktisatlı olmanın ve her alanda dengeyi gözetmenin bir ilke olarak benimsenmesine vesile olması amacıyla okuyucusuna sunulmuştur.” denildi.

medyabold
Devamını Oku »

”Yatalak” Rok, Kiev’de bakın nasıl görüntülendi ?

Boşnaklar hakkında televizyon programında sarf ettiği sözler sebebiyle hakkında sayısız suç duyurusunda bulunulan Rasim Ozan Kütahyalı, Ukrayna’nın başkentinde çekilen görüntüleriyle yine olay oldu.

Ukrayna’da eğlence mekanında görüntülenen Rasim Ozan Kütahyalı’nın yargılandığı son duruşmada avukatı “yatalak” demişti.

AVUKATI: KÜTAHYALI YATALAK

Son duruşmada ROK mahkeme salonuna gelmeyen Kütahyalı’nın avukatı durumu “Müvekkilim yatalak hasta. Bu yüzden mahkemeye gelemedi.” sözleriyle açıklamıştı.

Ama “yatalak” ROK Ukrayna’nın başkenti Kiev’de sapasağlam bir şekilde görüntülendi. Eşofman giyen Kütahyalı’nın zaman zaman kendini müziğin temposuna kaptırdığı ve birasını yudumladığı görülüyor.

BUZ GİBİ İÇKİ İLE SERİNLEDİ

“Yatalak” ROK’un sıcak havada içkisini yudumlarken çekilen görüntüleri sosyal medyada Ramazan tartışmasını da başlattı. Televizyonlarda sürekli dini ve milli değerler vurgusu yapan Kütahyalı’nın Ramazan’da içki içtiği görüntülere çok sayıda tepki geldi.

medyabold
Devamını Oku »

How Greece has adopted illegal border push-back for refugees explained by a witness

Devamını Oku »

Diyanet’ten Erdoğan’a gönderme: İstişare et

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu ay yayımlanan dergisinde istişareyi kapak yaptı. İslam’da, Kur’an’da, Hz. Peygamber’in hayatında ve Türk-İslam devlet geleneğinde şuranın ele alındığı dergide örneklere de yer verildi. Dergide yer alan yazılar ve örnekler, kararları hep tek başına alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı akıllara getirdi.

KÜRESEL MESELELERDE İSTİŞARE ET
Diyanet Dergisinde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kalema aldığı başyazıda “istişareyi kulluğun, sorumluluğun ve ahlakın mütemmim bir cüzü haline getirilmesi” gerektiği vurgulanarak, “Bu da göstermektedir ki, şahsî, ailevî, toplumsal ya da küresel bütün meselelerde, istişare ile bilgi ve tecrübelerden oluşan ortak aklın teklifini yerine getirmek, en doğru davranış olmanın yanında hayata ve geleceğe dair yol gösterici ve ufuk açıcı yeni perspektifler de kazandıracaktır.” denildi.

BİRLEŞTİRİCİ OLMAKTAN UZAK DİL İSTİŞAREYE ENGEL
İstişare bağlamında bahse konu maslahatları temin etmede önemli bir hususun da ortak bir dil ve yapıcı bir yaklaşımın varlığı olduğunu vurgulayan Erbaş, “Zira ortak zihin ve gönül imbiğinde demlenmeyen; kuşatıcı, yapıcı, birleştirici ve kucaklayıcı olmaktan uzak bir dil, istişare önündeki en önemli engeldir. Diğer taraftan, benmerkezci, dışlayıcı ve dikte edici bir yaklaşımın önüne geçerek yapıcı, kuşatıcı bir tutumla kolektif çözüm imkânı sunan istişare, birçok farklı fikir ve görüşün aynı potada buluşmasıyla bilgi, hikmet ve marifeti önceleyen medeniyet hazinesinin en değerli yapıtaşıdır.” dedi.

İSTİŞARENİN GÖZ ARDI EDİLMESİ EN TEMEL SEBEP
Bugün yaşanan dünyanın maddeyi aşırı yücelten ve yegâne hedef kılan bir yaklaşım üzerinden biz şuurunu iyice zayıflatmasına dikkat çeken Erbaş, “Bunun sonucunda tebarüz eden aşırı bireysellik ve bencillik, istişare mekanizmasının işletilmesinin önündeki en büyük engeldir. Aile ve toplumla doğru ilişkiler kurmakta zorlanan insanın yaşadığı problemler analiz edildiğinde, istişarenin göz ardı edilmesi temel bir sebep olarak öne çıkmaktadır.” dedi.

KENDİNE GÜVENEN KİŞİ HATALARINI GÖREMEZ
Prof. Dr. Ali Galip Gezgin de Türk İslam geleneğinde şuranın önemine vurgu yaparak, “Bir kimse sadece kendi yeteneklerine güvendiği takdirde hatalarını göremez. Bazı işlerde doğru hareket etse bile genellikle yanılır. Bundan dolayı sağlıklı karar verebilmek için yeterli derecede bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Bir ferdin tek başına her türlü bilgi ve deneyime sahip olması zordur. Onun için “Akıl, akıldan üstündür.” denilmiştir.” dedi.

ŞURA GEREĞİ GİBİ UYGULANMALI
Gezgin, yazısını şöyle sonlandırdı: “Türk devlet yönetiminin temel dinamiklerinden biri olan “şûra”, gereği gibi uygulandığı takdirde gerek birey gerekse topyekûn bir millet olarak isabetli ve başarılı adımlar atılmasını sağlar. Şûraya sadece devlet yönetiminde değil hayatın her aşamasında ihtiyaç vardır. Şûra, bilgi birikimi ve tecrübesi olan kişilerle yapılan bir faaliyet olduğuna göre, bireyin hata yapmasını büyük ölçüde önleyen bir ilkedir.”

medyabold
Devamını Oku »

AKP, Akhisarspor’u da çiftliğe çevirmiş

Akhisar Belediye Başkanı Besim Dutlulu, AK Parti döneminde Akhisarspor’dan 70 kişiye belediyeden maaş ödendiğini söyledi.

Manisa Akhisar’daki 31 Mart’taki seçimi CHP’den Besim Dutlulu kazandı ve AK Parti’li Salih Hızlı’nın yönettiği belediyeyi devraldı. Eski yönetimle ilgili “Belediyenin 70 personeli Akhisarspor için çalışıyor” iddiaları üzerine araştırma çalışmalarına başlayan Dutlulu, Akhisarspor’un ligden düşmesi ve Türkiye Kupası’nı kaybetmesinin ardından sosyal medyadan çarpıcı açıklamalar yaptı:

“Muhteşem bir belediyecilik anlayışımız var, canla başla çalışan arkadaşları işe alamadığımız için para ödemiyoruz, ne iş yaptığını bilmediğimiz onlarca kişiye her ay para ödüyoruz. Artık Akhisarsporumuz için yeni bir başlangıç ve yeni bir başkan zamanı… Kastettiğim Akhisarspor bünyesinde çalışan görevlerini bilmediğimiz ve her ay maaş ödediğimiz yaklaşık 70 kişi.“

medyabold
Devamını Oku »

‘İmamoğlu’na komplo’ iddiasının kilit isminden garip savunma

Gazeteci Serhan Seyhan, aleyhine tanık olduğu Erkan Karaaslan’ı cezaevinde ziyaret ettiğini kabul etti. Seyhan, Ekrem İmamoğlu aleyhine konuşması için Karaaslan’a baskı yapmakla suçlanıyordu.

Gülen cemaatine yönelik davalar kapsamında tutuklanan Erkan Karaarslan’a CHP İstanbul belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu aleyhinde ifade vermesi için baskı yapsın diye gönderildiği iddia edilen gazeteci Serhan Seyhan, “Türkiye’de cezaevi savcılığından izin alarak mahkum ziyaret edilebiliyor” dedi.

Sanık Erkan Karaarslan ile cezaevinde görüştüğü, Ekrem İmamoğlu ve Özlem Çerçioğlu aleyhine ifade vermesi için baskı yaptığı iddia edilen Aydın’lı gazeteci Serhan Seyhan, Karaarslan ile neden görüştüğünü ve ne konuştuğunu anlattı.

CEZAEVİNE ZİYARETE GİTTİĞİNİ KABUL ETTİ

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına konuşan Seyhan, Erkan Karaarslan’ı cezaevinde neden ziyaret ettiği sorusuna “Kendisiyle ilgili açılan davalarda tanık olarak aleyhte ifade vermiştim. Ziyarete gittim çünkü kaçak olduğu sürece tanıklık yaptığımız dosyada ilerleme kaydedilemedi. Bu sebeple kendisinin doğruları söylemesi konusunda görüşme yaptım. Etkin pişmanlıktan yararlan dedim. Sadece kendisiyle değil eşi ve avukatıyla da görüştüm” sözleriyle yanıt verdi.

Aleyhte ifade vermesine rağmen neden görüşmeye gittiği, akrabalık bağı olmadığı halde nasıl içeri girebiliği konusunda ise “Türkiye’de cezaevi savcılığından izin alarak mahkum ziyaret edilebiliyor. Savcıya kendisiyle görüşmek istediğimi, önemli bir konu olduğunu söyleyerek görüşmeye girdim. Amacım kamuoyunun aydınlanması. Biz tanıklar olarak sürekli ifadeye çağrılıyoruz. Savcılıktan ifadeyle ilgili sürekli tebligat geliyor. Doğruları söylemediği sürece konu uzayıp gidiyor” dedi.

“Konu Karaarslan ile Çerçioğlu’nun yargılanmasıdır. Benimle bir alakası yoktur. Ama FETÖ tutuklusu benimle ilgili bu şekilde ithamda bulunuyor” diyen Seyhan, ‘Siz de onunla konuşmuşsunuz, konuşmasanız bu iddialar ortaya atılabilir miydi?’ sorusunu ise “Peki ben baskı yaptıysam neden bu konuyla ilgili bugüne kadar savcılığa suç duyurusunda bulunmadı?” diyerek cevapladı.

İSMAİL SAYMAZ’DAN ÇARPICI TESPİT

Konuyla ilgili bir açıklama da gazeteci İsmail Saymaz’dan geldi. Sosyal medyadan bir açıklama yapan Saymaz “FETÖ sanığının yargılandığı davada aleyhte tanık olan bu kişi, avukat olmadığı halde cezaevine nasıl girer? Nasıl olur da, tutuklu sanığı İmamoğlu aleyhinde ifade vermesi için baskı yapar? İmamoğlu’na kumpas mı kuruluyor? Bu kişi gazeteci değil, belli ki yönlendirilen birisi” ifadesini kullandı.

medyabold
Devamını Oku »

Turkey on high alert due to ISIS security threats – Interior Minister

Turkish Interior Minister revealed on Friday that the country’s security forces are on high alert due to the increasing mobility of the outlawed Islamic State (ISIS) in the country over the past week.

“ISIS is more active across Turkey now than it has been over the last two-and-a-half to three years, therefore, all our security forces are on high alert,” Turkish Interior Minister Suleyman Soylu told reporters in a televised sit-in interview on TGRT News channel.

According to the minister, critical operations have already been carried out by Turkish security forces and intelligence units to prevent the execution of the security threats. He did not provide further details regarding the operations.

Soylu expressed his gratitude to security officials for their efforts, stressing that they had already prevented dozens of such security threats from materializing in Turkey without anybody even noticing. He further criticized those who, he claimed, failed to thank the officials.

ISIS, or Daesh (Arabic acronym), declared a self-proclaimed “caliphate” in 2014 and took control of large parts of Syria and Iraq. The caliphate has since collapsed.

ISIS also conducted a series of terror attacks in Turkey from 2015 to 2016, until the failed coup attempt in July 2016. The last horrific attack in the country, which occurred in an exclusive Istanbul night club in 2017, led to a desperate manhunt.

The assailant, Abdulkadir Masharipov, an ISIS militant with Uzbek nationality, launched the assault on the Reina Club, firing randomly at people as they were celebrating the new year. ISIS declared its involvement in the incident, which left 39 people of various nationalities dead.

Ironically, Zarina Nurullayeva, Masharipov’s wife, was released pending trial by the Istanbul 27th Criminal Court on Thursday. She is, however, obligated to report to a police station regularly and is banned from leaving the country.

Turkey’s interior minister accused of instigating attack on CHP leader

The post Turkey on high alert due to ISIS security threats – Interior Minister appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/05/18/turkey-on-high-alert-due-to-isis-security-threats/
Devamını Oku »

Trabzon evinde fırtına gibi, Beşiktaş’a şans tanımadı

Süper Lig’in 33’üncü haftasında Trabzonspor evinde Beşiktaş’ı ağırladı. Karadeniz ekibi Novak ve Yusuf Yazıcı’nın golleri ile Beşiktaş’ı 2-1 mağlup etti. Siyah-Beyazlı takımın golünü ise Kagawa kaydetti.

Ev sahibi takım bu galibiyetle puanını 60’a çıkartırken Beşiktaş ise 62 puanda kaldı. Siyah-Beyazlı takımın şampiyonluk ihtimali matematiksel olarak da kalmadı.

KARADENİZ’DE MAÇ KONTROLLÜ BAŞLADI

Karşılaşmanın ilk 10 dakikalık bölümünde iki takımda orta sahada mücadele etmeyi tercih etti. Sonrasında Trabzonspor özellikle Caner’in olduğu kanattan Beşiktaş üzerine yüklenmeye başladı. Maçta ilk büyük tehlikede 12. dakikada ev sahibi takımdan geldi. Nwakaeme’nin topuğuyla savunma arkasına kaçan Yusuf Yazıcı’yı gördü. Sağ çaprazından ceza sahasına giren Yusuf’un şutunu kaleci Karius kornere çeldi.

 Trabzonspor ilk 10 dakikadan sonra Beşiktaş kalesinde etkili oldu.

TRABZON OYUNA HAKİM OLDU

Karadeniz ekibi ilk 10 dakikalık bölümün ardından oyuna hakem oldu. Beşiktaş orta alanda top tutmakta ve kazanmakta zorluk çekince Bordo-Mavili takım, Abdülkadir, Sosa ve Yusuf ile oyunun temposunu belirlemeye başladı. 17’de Trabzonspor net bir fırsattan daha yararlanamadı. Ceza alanı içinde topla buluşan Nwakaeme’nin geriye çıkardığı topa Sosa vurdu, kale önündeki Yusuf’un dokunduğu top üstten auta çıktı.

BEŞİKTAŞ DENGEYİ SAĞLASA DA İLERİ ÇIKAMADI

Beşiktaş ilk 20 dakikalık bölüm geçildikten sonra oyunda denge kursada topu ileriye taşımadı. Ljajic kendini gösteremedi. Burak çok fazla topla buluşma şansı bulamadı. Bu durum Trabzonspor’un daha rahat ileri çıkmasını sağladı. 32’de Karadeniz ekibi yine gole yaklaştı. Sol çaprazdan penaltı noktası hizasından Nwakaeme topu kaleye gönderdi.Maçın başarılı ismi Karius yine gole izin vermedi.

Beşiktaş savunması Yusuf Yazıcıyı durdurmakta zorluk çekti.

BURAK GOL ŞANSINI KULLANAMADI

Karşılaşmanın 41’inci dakikasında Beşiktaş ilk defa gole bu kadar yakın oldu. Atiba’nın pasıyla ceza alanına giren güven topu Burak Yılmaz çıkardı. Kale sahası önünde topa dönerek vurdu. Ancak sonra kaleci Uğurcan ayakları ile gole izin vermedi. İlk yarıda golsüz 0-0 berabere bitti.

TRABZON GOLÜ NOVAK’LA BULDU

Karşılaşmanın ikinci yarısı hızlı başladı. İlk tehlike Beşiktaş’tan geldi. Sol kanattan yapılan ortaya arka direkte bulunan Mirin kafayı vurdu. Ancak direk dibinden ağlara giden topu kaleci Uğurcan kornere çelmeyi başardı.

Hemen bu pozisyonun ardından Trabzonspor çabuk çıktı. 53’te Abdülkadir Ömür kendi sürüklediği topla birlikte kale çizgisine kadar indi. Topu arka direkte bulunan Novak’a gönderdi. Yaptığı kafa vuruşuyla skoru 1-0’a getirdi.

Yusuf Yazıcı’nın bu vuruşu golle sonuçlandı. Karadeniz ekibi maçta 2-1 öne geçti.

KAGAWA MAÇA DENGE GETİRDİ

Karedeniz ekibi öne geçmenin verdiği psikolojik üstünlüğü kullanamadı. Geriye çekilince Konuk Siyah-Beyazlı takım, Kagawa ve Ljajic ile topu etkili kullanmaya başladı. 74’te karşılaşmaya 1-1’lik eşitlik geldi. Kagawa’nın pasıyla ceza alanına sokulan Ljajic, vuruş açısını kaybedince topu son anda Kagawa’nın önüne çıkardı. Japon oyuncu Uğurcan’ın boşalttığı kaleye topu gönderdi.

YUSUF YAZICI MÜTHİŞ VURUŞ

Beşiktaş golün sevincini çok fazla yaşayamadı. Trabzonspor golden sonra çok adamla çıktı. Yusuf Yazıcı ilk pozisyonda ceza sahası dışından attığı sert şut direkten döndü. Hemen bir dakika sonra 77’de ise golü buldu.

Başarılı oyuncu Adem Ljajic’ten kaptığı topu Abdulkadir Parmak’a çıkardı sonrasında topu geri alan Yusuf Yazıcı ceza sahasının dışından yaptığı vuruşla skoru 2-1’e getirdi.

Mücadelenin kalan bölümünde Beşiktaş beraberlik için yüklense de başka gol olmadı. Karedeniz ekibi sahadan üç puanla ayrılırken Beşiktaş’ın şampiyonluk ihtimali de matematiksel olarak bitti.

medyabold
Devamını Oku »

Yaşlı kadından Binali Yıldırım’a seçim tepkisi: Size yakışmadı

Devamını Oku »

Altınordu direkten döndü, eşleşmeler belli oldu

Devamını Oku »

Müdür kadını dövdü, ceza kadına kesildi

Ağrı’da, icra müdürü velayeti kendisine verilen kızını icra yoluyla almak için adliyeye giden 34 yaşındaki kadını döverek dışarı attı. Olay kameraya anbean yansıdı.

SUÇLU YİNE KADIN OLDU

Velayeti verilen kızını almak için adliyeye giden kadın, icra müdüründen dayak yedi. Olayda icra müdürüne ‘basit yaralama’dan 1350 TL, kadına ise ‘kamu görevlisine hakaret’ten 10 bin 620 TL para cezası verildi.

medyabold
Devamını Oku »

New co-mayors disclose 3.5 million TL debt carried over from previous gov’t trustee

The newly elected co-mayors of Turkey’s southeastern Lice district have revealed that the trustee who was previously appointed by government handed over the office with more than 3.5 million Turkish lira debt, pro-Kurdish Mezopotamya News Agency (MA) reported on Friday.

The previous trustee, who was appointed as the mayor of Lice by the ruling Justice and Development Party (AKP), took over the office free of debt in February 2017. At the time, the Diyarbakir’s Lice district municipality had  7,536,000 lira funds available.

The current municipality’s co-mayors from the pro-Kurdish People’s Democratic Party (HDP), Tarik Mercan ve Ruken Yilmaz, won the recent district’s mayoral election race on March 31 and took their seats on April 15.

Mercan and Yilmaz announced on Friday that the municipality was handed over to them with a debt of 3,586,000 lira. They disclosed the municipality’s debt by hanging a banner on the front wall of the town hall.

The banner, displayed for all the people of Lice to see, showed that the total amount owing to Ilbank, a state-owned development and investment bank based in Ankara, is 2,844,038 lira, an amount of 583,423 lira to the state-owned Ziraat Bank, and 159,361 lira to the Social Security Institution of Turkey, all of which are now left in the hands of the newly elected co-mayors.

The overall debt of Turkey’s municipalities exceeded 3.5 billion dollars in September 2018, according to statistics of the Ministry of Treasury and Finance.

A law enacted in the September following the attempted coup targeting Turkish President Recep Tayyip Erdogan and his AKP government in July 2016, granted a right to the Interior Ministry to dismiss mayors and municipal council members from office.

Approximately 95 democratically elected HDP mayors were replaced with administrators who were appointed by the Erdogan regime in the predominantly Kurdish southeast region of Turkey. Seventy-one of the replaced mayors were then arrested on terror charges.

Election board harsly criticized for not giving mandate to mayor-elects

The post New co-mayors disclose 3.5 million TL debt carried over from previous gov’t trustee appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/05/18/new-co-mayors-disclose-3-5-million-tl-debt-carried-over-from-previous-govt-trustee/
Devamını Oku »

Turkey’s foreign reserves drain to all time low of 2019 – Financial Times  

The Central Bank of the Republic of Turkey’s (CBRT) foreign reserves shrank to its lowest level since January this year by 12.7 billion dollars, Financial Times reported.

Financial Times, known as one of the world’s leading global business publications, stated that CBRT’s foreign reserves fell from 14.2 billion dollars to 12.7 billion dollars this week. Foreign reserves rose from 25.9 billion dollars to 27.2 billion dollars during this period, but after deduction of short-term foreign debt, Turkey’s reserves dissolved almost 2 billion dollars in a week, figures show.

The newspaper commented that, except for the short-term debt of 35 billion dollars at the end of February, a sharp decline of CBRT’s reserves is causing growing anxiety among investors. In March, CBRT’s net foreign reserve decreased by 10 billion dollars.

The Turkish lira lost historical value of more than 40 percent since last August due to Ankara’s tension with Washington over the Pastor Andrew Brunson crises, Turkey’s Russian S-400 missile order, the threat of US sanctions, and the annulment of the Istanbul elections. CBRT’s declining reserves have investors worried, and many Turkish firms are joining foreign investors in shifting their assets out of the country.

According to Treasury and Finance Ministry data, Turkey’s budget recorded a 54.5 billion lira deficit in the first four months of this year, and the government’s forecast for the 2019 year-end deficit is 80.6 billion lira, Reuters reported.

The Turkish economy fell into its first recession in a decade, recording two consecutive quarters of falling economic growth. The Turkish Statistical Institute announced that Turkey’s gross domestic product shrank by 2.4 percent in the fourth quarter of last year, and declined 1.6 percent in the previous quarter.

Turkey taxes foreign currency transactions as citizens flee the lira

The post Turkey’s foreign reserves drain to all time low of 2019 – Financial Times   appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2019/05/18/turkeys-foreign-reserves-drain-to-all-time-low-of-2019-financial-times/
Devamını Oku »

“Şehrazat’ın Oyunu” Almanya sahnelerinde

Oyun yazarı, şair ve dramaturg Turgay Nar tarafından kaleme alınan ‘Şehrazat’ın Oyunu’ (Das Spiel der Schahrazad) isimli tiyatro oyunu Almanya’da Augsburg Devlet Tiyatrosu yapımı olarak sahnelenmeye devam ediyor.

Yönetmeni ve çevirmeni Ferdi Değirmencioğlu olan ve Alman basınında da sıkça konuşulan oyunda Anatol Käbisch, Linda Elsner, Klaus Müller ve Thomas Prazak gibi başarılı Alman oyuncular sahne alıyor. Oyun 31 Mayıs’ta Augsburg Devlet Tiyatrosu’nda izlenebilecek.

medyabold
Devamını Oku »

Uyarı yapılmış ama dinleyen olmamış

İstanbul Havalimanı açılmasının ardından birçok sorunla gündemde. Son olarak rüzgar ve bulutlar nedeniyle uçaklar havalimanına iniş yapamadı. Havalimanının bulunduğu bölgenin senenin 107 günü fırtınalı, 65 günü ise yoğun bulutlu olması nedeniyle bu tür sorunlar yaşayabileceği ile önceden uyarılar yapılmış. Meclis gündemine de gelen bu tür uyarılar ne yazık ki dikkate alınmamış.

BÖLGE SİSLİ VE YOĞUN BULUTLU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde İstanbul Havalimanı ile ilgili yaşanabilecek sorunları sıralamıştı. Bakan tarafından daha sonra yalanlanan iddialarla ilgili sorular şu şekilde:

– Bilimsel veriler, havalimanının inşa edildiği bölgenin senenin 107 günü fırtınalı, 65 günü ise yoğun bulutlu olduğunu ortaya koyuyor. Bu bakımdan 3. Havalimanının yer tespiti esnasında bölgenin rüzgâr testlerinin yapılmadığı iddiası doğru mudur?

– Karadeniz’den esen şiddetli yan rüzgârlar nedeniyle havalimanının yılın neredeyse 120 günü kapalı olacağı iddiaları doğru mudur?

– Lodos ve ters rüzgârlar için hangi önlemler alınmıştır? İki paralel pistle faaliyet gösterecek havalimanının uçuş trafiğinde büyük bir keşmekeş yaşanacağı iddiaları doğru mudur?

– Kuşların göç yolları üzerine inşa edilen 3. Havalimanı uçuş güvenliğini tehlikeye sokmakta mıdır?

– Olası bir kaza kırım neticesinde yaşanacak büyük can kayıplarının sorumluluğunu kimler üstlenecektir? Yaşanması muhtemel uçak kazaları tıpkı göz göre göre gelen hızlandırılmış tren faciası gibi, “bu işin fıtratında kaza var” denilerek, geçiştirilecek midir?

 

BULGARİSTAN’A PARA ÖDENECEK Mİ?

– 3. Havalimanına iniş ve kalkış yapacak uçaklar için Bulgaristan’a yüklü miktarda ödeme yapılacağı iddiaları doğru mudur?

– İniş, kalkış, yaklaşma ve bekleme pozisyonlarında Bulgaristan hava sahasını kullanmak zorunda kalacak uçaklar için Bulgaristan’ın Türkiye’den talep ettiği ücret nedir?

– Türkiye’nin hava sahasını kullandığı Bulgaristan’a yapacağı ödemenin miktarı nedir? Örneğin Ankara Esenboğa – İstanbul 3. Havalimanı seferini yapacak iç hat uçuşları için Bulgaristan’a yapılacak ödemenin miktarı nedir?

– Yurtiçi uçuşları için yabancı bir ülkeye ödeme yapılacak olması, vatandaşlarımıza ekstra bir vergi yükü getirecek midir? İstanbul – Ankara uçuşu için Bulgaristan veya Romanya’ya hazine tarafından para ödenecek olması hangi milli ve yerli planlamanın ürünüdür?

– Bulgaristan’a yüklü miktarda ödeme yapılması pahasına yeni havalimanının hizmete sokulmasında ısrar edilmesinin gerekçesi, mevcut havalimanından “Atatürk” ismini çıkartmak mıdır?

– Bulgaristan hava sahasını kullanacak uçaklar için Türkiye tarafından yapılacak ödeme dolar cinsinden mi olacaktır? Dolardaki kur artışı düşünüldüğünde, ödemeyi Türk lirası cinsinden yapmayı düşünüyor musunuz?

– Bulgaristan’ın Türk lirasını kabul etmemesi durumunda, dolar veya Euro cinsinden yapılacak ödemenin hazineye maliyeti nedir?

– 3. Havalimanına iniş ve kalkış sırasında Bulgar hava sahasını kullanmak zorunda kalacağımız düşünülürse, Bulgaristan hava sahasını uçuşlara kapatılması durumunda, uçaklar hangi havalimanına yönlendirilecektir? Yakıt kritiğine giren uçaklar hangi havaalanlarına yönlendirilecektir?

medyabold
Devamını Oku »

Her geçen gün ekonomik kriz derinleşiyor

Kapanan şirket sayısı nisanda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25 arttı. Son 6 ayda 342 bin sanayi işçisi işsiz kaldı. Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Mart sonu itibarıyla 2018 sonuna göre yüzde 2.4 artışla 119.4 milyar dolara yükseldi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “mart şubattan, nisan marttan daha iyi olacak” demişti ama ekonomiyle ilgili ortaya çıkan sonuçlar başka:
– Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) göre kurulan şirket sayısı nisanda bir önceki aya göre yüzde 5.16, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20.85 azaldı. Kapanan şirket sayısı ise bir önceki aya göre yüzde 13.44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25.61 arttı.
– Kapanan şirket sayısı nisanda 726, ocak-nisan döneminde 3 bin 918 oldu. Nisanda 6 bin 693 yeni şirket açılırken, ocak-nisanda bu rakam toplam 28 bin 722 oldu.
– Nisanda açılan gerçek kişi ticari işletmelerin (GKTİ) sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53.07 azalırken, kapanan GKTİ sayısı yüzde 12.95 arttı.

İŞSİZ KALANLAR ARTIYOR

TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın (MMO), “Sanayinin Sorunları Bülteni”ninde yer alan bilgiye göre Ağustos 2018-Şubat 2019 döneminde, 6 ayda sanayide işini kaybedenlerin sayısı 342 bine çıktı. Bültende artan döviz fiyatlarıyla birlikte maliyet artışlarının fiyatlara yansıtıldığı ve sanayici fiyatlarındaki artışın yıllık ortalama yüzde 30’a ulaştığı vurgulandı.

BORÇ 119.4 MİLYAR DOLAR

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Mart sonu itibarıyla 2018 sonuna göre yüzde 2.4 artışla 119.4 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku 57.1 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 5.2 artarak 56.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

 

medyabold
Devamını Oku »

Trabzonspor’a UEFA’dan kötü haber, 2 yıl men cezası gelebilir

Trabzonspor, şartlı olarak disiplin yaptırımı önerisiyle UEFA Finansal Kontrol Organı Yargı Dairesine sevk edildiğini duyurdu. Trabzonspor, UEFA Kulüp Finansal Kontrol Organı’ndan kendilerine gelen kararı kamuoyuyla paylaştı.

Trabzonspor Kulübü, UEFA Kulüp Finansal Kontrol Organı (CFCB) tarafından Yargı Dairesine sevk edilmesinin, 2016 yılı mayıs ayında yapılan finansal fair play anlaşması kurallarının ihlalinden kaynaklandığını duyurdu. Bordo-mavili kulüp, CFCB tarafından dün kendilerine gönderilen kararla ilgili açıklama yayımladı.

51 MİLYON EURO AÇIK GERÇEKLEŞMİŞ

İlgili kararın, kulüp ile CFCB arasında 2016 yılı mayıs ayında yapılan sulh anlaşmasının sonuçlarını kapsadığı belirtilerek, “Yapılan anlaşma gereğince, mayıs 2016 döneminde 20 milyon euro denk hesap açığı verilmesi gerekirken 29 milyon 128 bin euro, mayıs 2017 döneminde 10 milyon euro denk hesap açığı verilmesi gerekirken 20 milyon 471 bin euro ve mayıs 2018 döneminde 5 milyon euro denk hesap açığı verilmesi gerekirken 51 milyon 23 bin euro gerçekleşmiş, taahhüt edilen tutarların üzerinde açık verilmiştir.

Bu nedenlerden ötürü kulübümüz şartlı olarak disiplin yaptırımı önerisiyle CFCB Yargı Dairesine sevk edilmiştir.” denildi.

UEFA, Trabzonspor’da yeni yönetimin gayretlerini de dikkate aldı.

İKİ YIL MEN CEZASI GELEBİLİR

CFCB’nin, Trabzonspor’un yer alacağı ilk UEFA organizasyonundaki gelirlerinin yüzde ellisine el konulması şartı ile turnuvalara katılması yönünde Yargı Dairesine öneride bulunduğu ifade edildi.

Bu süreçte gerçekleşmesi beklenen şartların, TFF, BDDK ve Kulüpler Birliği Vakfı ortaklığında yürütülen borç yapılandırma çalışması ile TFF’nin mali izleme düzenlemelerinin haziran 2019 sonuna kadar sonuçlandırılması ve kulübün 31 Mayıs 2019 itibarıyla denk hesap sonucunun en fazla 5 milyon euro açık vermesi olduğu aktarıldı.

Aksi halde bordo-mavili ekibin, gelecek 2 sezon içerisinde katılım hakkı elde edilecek UEFA turnuvalarının ilkinden ihraç edilmesinin önerildiği vurgulandı.

YENİ YÖNETİMİN ÇABALARI DİKKATE ALINACAK

Trabzonspor’da Ahmet Ağaoğlu yönetiminin mali yapıyı düzeltme adına çabalarının kararda dikkate alınacağı aktarılırken, şu görüşler paylaşıldı: “İlgili kararda ayrıca, Yargı Dairesine kulübümüz hakkında yazılan yazıda, yeni yönetim kurulunun yapmış olduğu, futbolcu sözleşmelerinin maliyetlerinin ciddi oranda azaltılması,

altyapıya önem verilmesi, transfer harcamalarının sınırlandırılması, transfer gelirlerinin arttırılması ve sermaye artırımı gibi sıralanan olumlu icraatlar da ayrıntılı olarak belirtilerek, Yargı Dairesinin karar aşamasında bu hususları dikkate alması CFCB tarafından önerilmiştir. Kulübümüz konu ile ilgili gerekli çalışmalara başlamış olup, gelişmeler hakkında kamuoyu bilgilendirilecektir.”

medyabold
Devamını Oku »

Orhan Kemal Roman Armağanı Faruk Duman’a verildi

Faruk Duman’ın Hep Kitap etiketiyle yayımlanan Sus Barbatus isimli romanı 48. Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görüldü.


TAŞRA İNSANININ GERÇEKLİĞİNİ ANLATIYOR
Erendiz Atasü, Ataol Behramoğlu, M. Nuri Gültekin, Çimen G.Erkol, Adnan Özyalçıner, Tahir Şilkan ve Nazım K. Öğütçü’den oluşan seçici kurul, “1980 öncesi Türkiyesi’nin Doğu bölgesinde, ağır kış koşulları altında, ülkedeki siyasi gerginlik ve güvensizlik ortamını, bir köydeki farklı karakterler üzerinden başarılı bir şekilde anlatması, insani zaafların taşrada sıkışmış insan gerçekliğinin yanında insanın direnç gücünü de farklı bir dil ve üslupla dile getirmesi “ gerekçesiyle romanın armağana layık görüldüğünü belirtti.

Birgün’ün haberine göre Duman’a ödülü 31 Mayıs’ta Orhan Kemal Kütüphanesi-Konferans Salonu’nda, saat 10.30 da yapılacak olan Orhan Kemal’i anma töreninde verilecek.

medyabold
Devamını Oku »

Haluk Levent, kanser hastası KHK’lı Haluk Savaş’a yönelik “Ölsün o zaman” twitlerine isyan etti

Kanser tedavisi için yurt dışına gitmek isteyen ancak KHK’lı olduğu için pasaportuna el koyulan Prof.Dr. Haluk Savaş’a sosyal medyada desteğin yanında iyi niyetli olmayan twitler de atıldı.

Haluk Savaş’ın, Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde yaptığı paylaşımlar hatırlatılarak “Ölsün o zaman” tiwitleri atıldı. Bu paylaşımlara Ünlü Sanatçı Haluk Levent’ten tepki geldi.

Haluk Levent, twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “ölsün o zaman twitlerini okuyup kahroldum, 9 ay ömrü kalmış,yahu biraz vicdan vicdan” diyerek yapılan paylaşımlara isyan etti.

Uzun süredir kanser hastalığı ile mücadele eden Psikiyatri Uzmanı Prof.Dr. Haluk Savaş, 15 Temmuz sonrası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edildi.

Kanser hastalığına yakalanan Savaş, uzun süredir tedavi olmasına rağmen sonuç alamadığı için tedavisine yurt dışında devam etmek istedi ancak Adana Valiliği’ne pasaport için başvurduğunda olumsuz cevap aldı.

Bunun üzerine Twitter üzerinden yaşadıklarını anlatan Savaş’a çok farklı kesimlerden destek yağdı. Konunun sosyal medyada gündem olması üzerine Adana Valiliği Haluk Savaş ve eşine pasaport verileceğini açıkladı.

Kanser hastası Haluk Savaş’a destek mesajlarının yanında daha önce Ergenekon ve Balyoz davalarına yönelik yapmış olduğu paylaşımlar hatırlatılarak, “Oh olsun”, “Ölsün o zaman” gibi ifadelerle twitler atıldı.

Bu paylaşımlara Sanatçı Haluk Levent “Kahroldum” diyerek isyan etti. Haluk Levent Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Dr. Haluk Savaş için atılan ‘ölsün o zaman’ twitlerini okuyup kahroldum. 9 ay ömrü kalmış.’eskiden ergenekonculara şunu demiş bu twiti atmış’ falan. Hangimiz tamız? Hangimizin fikirlerinde değişiklikler olmadı? Yahu biraz vicdan vicdan! İşte o vicdandır seni insan yapar.” diyerek tepki gösterdi.

Savaş’ın geçmişte Ergenekon davalarına verdiği destek yüzünden adeta linç edilmesine ise Haluk Levent “Eskiden aynı yanılgıları herkes yaşadı. Bazı demokratlar AB sevdasına, insan hakları sevdasına kandırıldı. Bir saat önce şiir paylaşanın bir saat sonra Haluk Savaş’ın eski twitlerini yayınlayıp “ölsün bana ne” demesi. Nasıl bir çelişki nasıl?” dedi.

Geçmişte iki twit atan herkesi öldürelim mi diyerek duruma tepki gösteren Levent “ 10 yıl önce Ergenekon operasyonunu desteklemiş kendince. Ona bakarsan 15 Temmuz darbecileri ile en fazla davası olan benim. Hakaret şikâyetlerim hala Çağlayan adliyesinde. O ayrı bu ayrı. Türkan Saylan’da yaşasaydı inan ‘ölsün ya bırak’ demezdi” diyerek tepkisini dile getirdi.

KHK’LI SAVAŞ, O PAYLAŞIMLARA CEVAP VERDİ

Prof.Dr. Haluk Savaş zamanında ergenekon davalarına verdiği destekten ötürü sosyal medyada uğradığı itibarsızlaştırma ve linç üzerine Twitter hesabından bir dizi açıklamada bulundu. Savaş yaptığı açıklamada “Ergenekon/Balyoz davalarının zaman içinde bir işkence mekanizmasına dönüştürüldüğü, gerçek darbecileri aramak yerine esas karakteri siyasi muhalif olmak dışında bir özelliği olmayan geniş bir kesimi kriminalize etmek (“suçlular” olarak yaftalamak) üzere suistimal edildiğini, buna Gülen çevresi (gazetesi, televizyonları vs. ile) dâhil çok sayıda toplumsal yapının, grubun ‘nitelikli bir biçimde’ alet olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP), 2002 yılında iktidar olduğunda AB üyeliği vadettiğini ifade eden Savaş “Zaman içinde ‘demokratikleşeceğimiz’ beklentisi vardı. Ben de buna inanmak istiyordum. Anayasa değişikliği dâhil olumlu oy kullandım. Gelinen noktada Türkiye kandırıldı.” diyerek verdiği desteğin gerekçelerini anlattı.

“GENİŞ KESİMLER BİRBİRİNE KIRDIRILARAK İKTİDAR ELDE TUTULUYOR”

Ergenekon dava sürecinde verdiği aşırı tepkiler yüzünden üzgün olduğunu ifade eden Savaş  “Ülkemizde geniş kesimler birbirine kırdırılarak iktidar elde tutuluyor. Her dönem için farklı toplumsal gruplar hedef haline getirilip, tüm toplumsal kesimlerin o hedefe saldırması amaçlanıyor; çoğu zaman da başarılıyor. Bunun daha önceleri 6-7 Eylül olaylarında azınlıklara karşı, daha sonra Kürt’lere karşı, daha sonra ulusalcılara ETÖ denilerek, şimdilerde ise daha farklı toplumsal kesimlere karşı bir cadı avı yürütüldüğünü görüyoruz. Ben de maalesef bu yüksek basınç altında Ergenekon dava sürecinde darbeci askerlerin olduğunu düşünerek, var sayarak, propaganda tesirinde kalarak bu yaygın düşmanlaştırmayı zamanında kavrayamadım. Bu nedenle bariz bir değerlendirme hatası yapıp Ergenekon sürecinde ‘darbecileri’ yargıladıklarını düşündüğüm hukuki otoritelerin yanında yer aldım. Bununla birlikte o süreç sırasında da ‘yargı sistemimizdeki aksamalar nedeniyle sorun yaşandığına’ işaret etmiştim.” diyerek kendini ifade etti.

Şimdi geriye doğru baktığımda “ciddi düşünce hataları” yaptığımı görüyorum diyerek özeleştiri yapan Savaş, “Bununla birlikte hasta, ölümün kıyısına gelmiş insanların zor şartlarda tutuklu yargılanmasına, hele de cezaevinde ölümleri gibi faciaları asla onaylamadım. Bu dehşet bir şeydir; asla kabul edilemez” dedi.

Yaptığı açıklamada gezi olaylarına da değinen Haluk Savaş, “Gezi’nin hep yanındaydım, hala yanındayım, hep yanında olacağım. Gezi’nin sonuna doğru bir biçimde Ergenekon denilen yapı ile o zamanki düşüncem gereği yakınlaşmasının olumsuzluğuna işaret etmişim. Benim ‘Gezi’den bir kaç ay sonra ‘Gezi’ eyleminin Türkiye demokrasi tarihi için ne kadar önemli olduğunu anlatan röportajım var, kayıtlı duruyor. Ancak Gezi’nin içine belki de provokatörlerin en sonunda dükkanlara, ATM’lere molotof  atması, eylemi ana hattından çıkaran ve halk nezdinde itibarını düşürmeye yönelik müdahalelerini de görmüştük. Bunlardan geriye kalan ise ‘Gezi’ direnişinin geniş toplumsal kesimlerin ‘tabiatı korumak’üzere giriştikleri masum bir eylem olduğudur.”şeklinde ifade etti.

Sosyal medyada gündem olmuştu: Adana Valiliği, Prof. Dr. Haluk Savaş hakkında açıklama yaptı

medyabold
Devamını Oku »

Silgisini aldığı için arkadaşını öpen minik Mevlüt’ün komik savunması

Kız öğrencisinin şikayeti üzerine öğrencisi Mevlüt’e arkadaşını niye öptün diye soran öğretmenin aldığı cevap sosyal medyayı salladı. Arkadaşını devamlı silgisini aldığı için öptüğünü söyleyen Mevlüt ‘zaten başımda bin tane dert var bu da oldu iki’ diye cevap verdi.

Bir ilköğretim öğretmenin çektiği video sosyal medyada en çok izlenenler arasında. Videoda bir kız öğrencisinin ‘Öğretmenim ben okula gelmek istemiyorum. Mevlüt benim canımı sıkıyor. Beni herkesin içinde rezil etti; Beni öptü.’ demesi üzerine hesap soracağını söyleyen öğretmen Mevlüt’ün ifadesini alıyor.
Öğretmenin kız arkadaşını neden öptün sorusuna Mevlüt ‘Her gün benden silgi istiyor. Kendine almamış geliyor, benden istiyor. Sonra ben de yanlışlıkla öptüm.’ diye cevap verdi. Öğretmenin silgi istediği için mi öptün? sorusuna minik öğrenci ‘Evet zaten kardeşim hastadır, başımda bin tane dert var, o da oldu iki’ diye cevap verdi.

medyabold
Devamını Oku »

Prof. Dr. Füsun Üstel, cezaevindeki ilk geceyi yerde yatarak geçirmiş

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attığı gerekçesiyle 1,5 yıl hapis cezasına çarptırılan ve kesinleşen cezasını çekmek üzere 10 gün önce cezaevine konulan Prof. Dr. Füsun Üstel’i ziyaret etti.

CHP milletvekilleri Utku Çakırözer, İbrahim Kaboğlu ve Sibel Özdemir, Prof. Dr. Füsun Üstel’i, cezaevinde ziyaret etti.

Prof. Dr. Füsun Üstel’in kaldığı koğuşun 14 kişilik olduğunu fakat 21 kişinin kaldığını anlatan Utku Çakırözer, “Hapishaneye girdiği ilk gece yerde yatmak zorunda kalmış” dedi.

CHP’li Utku Çakırözer’in dikkat çekmek istediği insan hakları ihlali Türkiye’de yaşanan yeni bir olay değil. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra 10 binlerce insan tutuklanmış ve cezaevlerindeki koğuşlar kalan insan sayısı kapasitesini aşmıştı.

CHP’li Çakırözer yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bir akademisyenin sadece fikrini ifade ettiği için yargılanması, cezalandırılması, hepsinin üstüne bir de cezaevinde yerde yatmak zorunda kalması Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğun, adaletsizliğin, tahammülsüzlüğün fotoğrafını çekiyor” ifadelerini kullandı.

Çakırözer, CHP milletvekilleri İbrahim Kaboğlu ve Sibel Özdemir ile birlikte “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriye imza attığı gerekçesiyle hakkında verilen 15 ay hapis cezası istinaf mahkemesinde kesinleşen Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Füsun Üstel ile tutulduğu Eskişehir Cezaevi’nde görüştü.

Hakkında verilen hapis cezası istinaf mahkemesinde onanan ilk akademisyen olan Prof. Dr. Üstel’in 10 gündür cezaevinde olduğunu belirten Çakırözer, izlenimlerini aktardı.

CEZAEVİNDEKİ İLK GECEYİ YERDE GEÇİRMİŞ

Çakırözer, Profesör Üstel’in 14 kişilik koğuşta kalmak zorunda bırakılan 21 kişiden biri olduğunu aktardı. Çakırözer, “1400 kişilik cezaevinde 2300 kişi var. Bu durum cezaevi koşullarını son derece ağırlaştırıyor. Koğuş kapasitesinin çok üstünde olduğu için Füsun Üstel hapishaneye girdiği ilk gece yerde yatmak zorunda kalmış.” dedi. Çakırözer, ayrıca, Üstel’in günlük olarak kullanması gereken ilaçlarını ilk günlerde düzenli alamadığını belirtti.

“AKADEMİSYENLER CEZAEVİNE GİRMEMELİ”

Prof. Üstel, Çakırözer’e, “Bildiri nedeniyle yargılanan genç akademisyenler var. Benim içinde bulunduğum durum, bu sorununun çözülmesine vesile olmalı. Akademisyenler cezaevine girmemeli” mesajını verdiğini aktardı.

“Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bir akademisyenin, sadece fikrini ifade ettiği için yargılanması bile zaten vahim bir durumken, hakkında ceza istenmesi, cezanın kesinleşmesi vahameti daha da derinleştiriyor.” diyen Çakırözer, “Hepsinin üstüne bir de cezaevinde yerde yatmak zorunda kalması Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğun, adaletsizliğin, tahammülsüzlüğün fotoğrafını çekiyor” ifadelerini kullandı.

“AYŞE ÖĞRETMEN KARARI EMSAL OLMALI”

Anayasa Mahkemesi’nin öğretmen Ayşe Çelik ile ilgili hak ihlali kararını anımsatan Çakırözer, “Başta Füsun Üstel olmak üzere, düşüncelerini ifade ettiği için yargılanan ve hapis cezası verilen tüm aydınların Anayasa Mahkemesi’nin Ayşe Çelik kararı ışığında bir an önce özgürlüklerine kavuşması gerekir. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin de kararında vurguladığı gibi, ‘şiddeti kışkırtmadığı, demokratik ilkeleri reddetmediği sürece ifade özgürlüğüne müdahale demokrasiye zarar verir, demokrasiyi tehlikeye atar” dedi.

Ayrıca akademisyen yargılamalarının kendi içinde birbirinden çok farklı, çelişkili kararlarla sonuçlandığına dikkat çeken Çakırözer, “Bu kadar çelişki üreten birbirinden farklı yargılama süreçlerinin Yargıtay’da düzeltilmesi imkânının verilmesi gerekiyor. Tıpkı Cumhuriyet Gazetesi yargılamasında olduğu gibi akademisyen yargılamalarında da Yargıtay yolunun açılması, Yargıtay kararını verene kadar da infazların durdurulması gerekiyor” dedi.

“Barış bildirisi” imzacısı akademisyen, 1 yıl 3 ay için cezaevine girecek

medyabold
Devamını Oku »

Elleri ayakları bağlanarak öldürülen Rum yurttaş toprağa verildi

Gökçeada ilçesinde 14 Mayıs tarihinde Zarife Tepesi mevkiindeki evinde tek başına yaşayan Rum asıllı Zafir Pinari’ye yemek götüren komşusu kapı açılmayınca jandarmaya haber verdi. Eve gelen jandarma ekipleri Zafir Pinari’yi ölü buldu. Elleri ve ayakları bağlı olarak yatakta bulunan Pinari’nin ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı. Otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderilen Zafir Pinari’nin cenazesi için bugün tören düzenlendi. Gökçeada Metropoliti Kirilios Dragonis’in yönettiği törene, Yunanistan İstanbul Başkonsolosu Georgia Soultanopoulou ile çok sayıda Rum ve Türk vatandaşı katıldı.

Aya Varvara Kilisesi’nde düzenlenen törenin ardından Pinari’nin cenazesi, Merkez Rum Mezarlığı’na defnedilerek, son yolculuğuna uğurlandı.

 

kronos
Devamını Oku »

Prof. Türkan Saylan ölümünün 10 yılında mezarı başında anıldı

Türkan Saylan’ın Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başındaki anma törenine Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) üyeleri, sevenleri ve öğrenciler katıldı. Anmaya gelen kişiler mezarı çiçekler ile süsledi.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkan Yardımcısı Gülsüm Kaya,  “10 yıldır Türkan hoca olsa ne yapardı, nasıl yapardı sorularını sorarak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yol yürümesini sağlıyoruz. Onun varlığı bize hep büyük bir güç verdi. Türkan hoca ne yaptı da 10 yıllar sonra da unutulmayacak, hep anılacak, hatta giderek çok kavranacak. Bu soruyu her zaman soracağız kendimize. Bana kalırsa çok basit bir cevabı var. Ne ekersen onu biçersin demiş ya atalarımız. Sevgi ekti, sevgi ekmiş her yere ve her taraf sevgi ile doldu taştı” diye konuştu. Konuşmaların ardından sevenleri Saylan’ın mezarı başında dua etti.

 

kronos
Devamını Oku »

Suç örgütü lideri Sedat Peker bu kez İmamoğlu’nu hedef aldı

Daha önce barış akademisyenleri için “Oluk oluk kanlarını akıtacağız” diyen Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, bu kez Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı. Peker İmamoğlu’nu düşman ülkelere karşı açıklama yapmamakla suçladı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, katıldığı bir iftar programına ilişkin yazısında, İstanbul seçimleri ve İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Peker “Bize düşman olan tüm emperyalist ülkeler İstanbul’un Belediye Başkanlık seçimini hangi sebeple bu kadar yakından takip ediyorlar” dedi.

İMAMOĞLU’NA İLİŞKİN KAFASI KARIŞIKMIŞ!

İmamoğlu’na ilişkin kafasının karışık olduğunu yazan Peker, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal etmesi sonrası mazbatası alınan İBB Başkanı İmamoğlu’na seslenerek ‘neden düşman ülkelere karşı açıklama yapmıyor’ şeklinde ifadeler kullandı.

SİLAHLANIN ÇAĞRISI YAPMIŞTI!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hayranlığıyla sık sık gündeme gelen Peker, daha önce “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Barış Akademisyenlerini “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız, kanlarınızla duş alacağız” şeklinde tehdit etmiş, 24 Haziran seçimlerinden önce de silahlanma çağrısı yaparak, “İmkânı olanlar mutlaka ruhsatlı silahlar, av tüfekleri alsınlar, mutlaka hazırlıklı olsunlar” ifadelerini kullanmıştı.

İÇİŞLERİMİZE KARIŞMALARINA MÜSADE ETMEYİZ

Özellikle seçim dönemlerindeki çıkışlarıyla bilinen Peker, 23 Haziran’da yenilenecek İstanbul seçimlerine ilişkin yazısında, muhalefetin söylemediği sözleri söylemiş gibi lanse edip, Ekrem İmamoğlu’nu işaret ederek “Yabancı ülkelerin bizim iç işlerimize karışmalarına asla izin vermeyiz diye neden bir açıklama yapmıyor” ifadeleriyle çıkıştı.

31 Mart seçimlerine ilişkin konuşan Sedat Peker: Devlet sokağa çık dese çıkarız

medyabold
Devamını Oku »

Başaran: Cezaevlerinde işkenceye varan kötü muameleler sürüyor

HDP Batman Milletvekili, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Türkiye cezaevlerinde işkenceye varan kötü muameleler devam ettiğini belirterek, insanlığa karşı suç işlendiğini vurguladı.

Başaran, son 3 gün içerisinde Kandıra, Bakırköy ve Şakran Cezaevlerinde arama adı altında hücrelere baskın yapıldığını, Bakırköy Cezaevi’nde ise aynı odaların aynı gün içinde 3-4 kez arandığını aktardı.

CEZAEVLERİNDE FİZİKİ SALDIRILARA MARUZ KALINIYOR

Başaran, “Kimi cezaevlerinde fiziki saldırıya da maruz kalan tutsakların kaldığı hücrelerde, radyolara, mektuplara ve çalışma notlarına el konulmuş, kıyafetler yerlere atılarak üzerinde tepinilmiş, defter, kalem ve kitapları alınmıştır” dedi.

CEZAEVİ MÜDÜRLERİ VE VALİLERİN ONAYI İLE

Başaran şunları kaydetti: “Saldırılar sadece cezaevlerinin içinde değil dışında da yaşanmaktadır. Tecride karşı açlık grevi ve ölüm orucunda olan tutsakların annelerine ve yakınlarına hemen hemen her gün saldırı olmakta, darp edilmektedirler. Bu saldırılar insan haklarının yok sayılmasının sonucudur. Cezaevlerinde müdürlerin, illerde valilerin onayı ile bu demokratik hak kullanımı hukuksuz bir şekilde engellenmekte, annelere yönelik onur kırıcı muamele yapılmakta, işkenceli keyfi müdahale edilmektedir.”

İŞKENCECİLER BU EYLEMLERİNDEN DOLAYI YARGILANACAK

Başaran, “İşkence ve kötü muamele yapan personel ve yaptırılmasına göz yuman yetkililer, bu hukuka aykırı eylemlerinden dolayı yargılanacaklardır. Tecridin kırılması ülke demokrasisi, insan hakları ve hukuk açısından elzemdir. İçerde ve dışarda uygulanan hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında direnenlerle beraber olacağımızı, bu saldırıları kamuoyuna duyurarak mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” dedi.

HDP: İçişleri Bakanlığı ülkeyi kaosa sürükleme hevesinden derhal vazgeçmelidir

medyabold
Devamını Oku »

Murat Boz ‘bağış’ın açıklanmasına onay vermiş

CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyası için 100 bin TL bağış yapan şarkıcı Murat Boz isminin açıklanmasına onay verdiği öğrenildi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından 23 Haziran’da yenilenmesine karar verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimi için partiler Hazine’den yardım alamayacak. Bunun üzerine CHP, Ekrem İmamoğlu’na destek amacıyla bir bağış kampanyası başlatmıştı. İlk gün 5 milyon lira toplanan kampanyaya şarkıcı Murat Boz’un 100 bin lira bağışladığı iddia edilmişti.
Kampanya sürecini şeffaf yürüteceğiz diyen CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu Murat Boz iddiasını da doğruladı. Sözcü gazetesine konuşan Kaftancıoğlu, açıklamayı Murat Boz’un onayı üzerine yaptıklarını söyledi. Kaftancıoğlu bundan sonrada artık kampanyaya katılanlar tarafından istenirse açıklama yapılacağını söyledi.

Öte yandan, Yasalar gereği, bir kişinin bir siyasi partiye 1 yıl içinde en fazla 54 bin 566 TL bağışlayabildiği, Boz’unda iade edilen kısmı annesinin üzerinden tekrar bağış yaptığı öğrenildi.

Ünlü sanatçı, Ekrem İmamoğlu kampanyasına 100 bin lira bağışta bulundu

medyabold
Devamını Oku »

‘İBB, 5 dakikalık video için 6 milyon TL ödemiş’

Yeniçağ yazarı Murat Ağırel İBB’nin sosyal medya ve tanıtım giderleri için ödediği fahiş fiyatları bugünkü yazısında açıkladı. Ağrıel, “İBB Yapım İşleri dergisinin tasarım, uygulama ve yayınlama hizmeti” işine 136 bin lira, Dijital yayıncılık, tasarım, uygulama ve yayınlama” işine 135 bin lira, “İstanbul’un turizm dergisinin tasarım, içerik, uygulama ve yayınlama hizmeti” işine 213 bin lira verildiğini yazdı.

Ayrıca 15 Temmuz günü Boğaziçi köprüsünde yaşananları 5 dakikalık video ile canlandırmak için ABD’den getirilen yönetmene 6 milyon TL ödendiğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldığı 17 Nisan tarihinde İBB Bilgi İşlem Müdürlüğü’nden İstanbul Dijital Medya Ticaret A.Ş’ye 13 milyon 629 bin TL’lik bir fatura kesildiği ortaya çıkmıştı.

kronos
Devamını Oku »

MEB’de radikal değişim: ders sayısı azalıyor, üniversiteye giriş sınavları değişiyor

Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk yeni eğitim sisteminin ayrıntılarını basın mensuplarıyla paylaştı. MEB’in geliştirdiği yeni sisteme göre 9’uncu sınıflardaki mevcut 15-16 dersin 8’e, 10’uncu sınıflarda 9’a, 11’inci sınıflarda 9 ve 12’inci sınıflarda ise 7’ye düşeceğini açıkladı. Ayrıca Bakan Selçuk,  2024’te üniversite sınavının değişeceğini de söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı, 2020 yılının Eylül ayından itibaren 9’uncu sınıftan başlayarak uygulanmak üzere yeni ortaöğretim modeli hazırladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 2020 yılının Eylül ayından itibaren 9’uncu sınıftan başlayarak uygulanmak üzere; bütünleşik ve disiplinler üstü ders yapısıyla ders sayısının azaldığı, öğrenmede derinleşmeyi sağlayan, araştırma, uygulama ve deneyim temelli bir programla donatılmış, öğrencileri sınava değil; üniversiteye ve yaşama hazırlayan, etkili kariyer danışmanlığına dayalı bir Ortaöğretim Modeli hazırlandı.

YENİ SİSTEM İÇİN ÖĞRETMEN EĞİTİMLERİNE BAŞLANDI

Uzun vadeli bir eğitim modeli üzerinde çalıştıklarını belirten Bakan Ziya Selçuk, “ Biz bu sistemi kurarken şöyle bir karar varmıştık; sistemlerin birbiri ile bağlantısını dikkate almadan herhangi bir değişiklik yapılmayacak, bu değişikliklerin yeri ve zamanı dikkate alınacak. Her zaman söylüyoruz, biz acele etmiyoruz. Bundan dolayı eğer kendi işlemlerimizi yürütürken acele edersek, fizibilite raporlarını dikkate almaksızın bir genellemeyle yola çıkarsak elbette bir takım sıkıntılarımız olacak. Öğretmen eğitimlerine çok dikkat ediyoruz. Böyle bir sistemi ortaya koyabilmek temel koşullardan dolayı öğretmene bağlıdır. O yüzden birkaç gün değil, birkaç hafta değil birkaç yıl süren öğretmen eğitimlerinden bahsediyoruz.” dedi.

“SINIF ÖĞRETMENLERİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

“Sınıfta öğretmenleri güçlendirmeden bu tasarının hayata geçmesi mümkün değil.” diyen Bakan Selçuk, “Önümüzdeki aylarda bunun detaylarını paylaşacağız. Biz bunu yaparken katılımı çok önemsedik. Çünkü bu tek başına bir akademik tasarı değil. Bu kişisel bakış açısına sahip bir tasarım değil. Yüzlerde öğrencinin, eğitmenlerin, uzmanların desteğiyle bunları birleştirerek yüksek katılımla bir yere varmaya çalıştık. Sadece benim ve arkadaşlarımın kişisel deneyimleri yetmez. Biz bir deneme tahtasıyla ilgilenmiyoruz. Biz bilimsel metotlarla neyi nasıl yapabilirizin peşindeyiz.” ifadesini kullandı.

“KENDİMİZE ÖĞRENCİLERİN ‘SİZ BİZİ NEYE HAZIRLIYORSUNUZ?’ SORUSUNU SORDUK”

5 milyon lise öğrencisinin kendilerine “Siz bizi neye hazırlıyorsunuz?” sorusuna muhatap olduklarını vurgulayan Bakan Selçuk, “Bizim de sorumuz bu oldu. Biz gençleri neye hazırlıyoruz. Bu sorunun cevabını şimdiden vermek elzem. Bu sorunun cevabını vermezsek zamanın ruhunu elde etmek açısından son derece kritik.” dedi.

Öğrencilerin bu sorusunu öğretmenlere de sorduklarını belirten Bakan Ziya Selçuk, “Biz öğretmenlere de sorduk. Öğrenciler bu kadar yıl içinde öğrendiklerini içselleştiremiyor dediler. Neye hazırlıyoruz sorusu o kadar önemli ki. 2040’lara doğru inanılmaz bir çağ geliyor. Tekillik dediğimiz bir çağ. Beynimize yazılım yüklenmenin mümkün olduğu bir çağa doğru gidiyoruz. Türkiye eğitime sadece sınıflarda yapılan bir iş olarak çerçeveleyemez.” şeklinde aktardı.

“Eğitim ekonominin ve demokrasinin ayrılmaz bir paydasıdır.  Neden dünyadaki gelişmiş dediğimiz ülkelerin okullarında az ders var da bizde çok diye sorduklarında bunun bir cevabı olması gerekiyor.” diyen Bakan Selçuk, “Ders sayılarında azalma olması, çocukların deneyim yaşaması. Atölyelerin gerçekten kullanılması, bunların sayılarının artırılması çok çok önemli. Derslerde disiplinler üstü bir yaklaşımın edinilmesi, bizim bütün derslerimiz belirli bir disiplinde yürüdüğü için bütün bunları parça parça öğrenmek sorunların zihninde bir bütünlük oluşturmuyor. Örneğin göç konusunun ekonomik, sosyolojik bir boyutu var.” dedi.

MEB’in geliştirdiği yeni eğitim sistemine Bakan Selçuk, “9. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 8’e, 10. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 9’a, 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9’a 12. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 7’ye düşürülmüştür.” ifadesini kullandı.

Akademik Gelişim Programı(AGEP) adıyla bütüncül bir yapıya kavuşturulan akademik dersler Anadolu Liseleri için 9-11. sınıflarda 35, 12.sınıflarda ise 24 ders saati olarak planlandığını belirten Bakan Selçuk, “Neden azaltıyoruz? Bir çocuğun 15 dersi anlaması ve içselleştirmesi mümkün olmuyor. Bizim çocuklarımızın de derinleşmeye ihtiyaçları var. Böyle bakınca paydaşların bir diğeri anne ve babalar çocuklar yaşamları boyunca soru çözüyor ama hayatlarında bir sorunla karşılaşınca afallıyorlar. Soru çözmek ayrı bir şey, sorun çözmek ayrı bir şey. Asıl olan şu; bu çocuklar, bu soruları çözerken gerçekten neyi ne şekilde çözüp yol aldıklarını, niçin o şekilde davrandıklarını anlamakta zorlanabilirler ki şu andaki durumda bu. Soru çözmekle sorun çözmeyi ayırt etmeliyiz.” dedi.

MEB’İN HAZIRLADIĞI YENİ EĞİTİM SİSTEMİN DİĞER DETALARI ŞU ŞEKİLDE;
HEY SİSTEMİ

Çocukların hayal edebilmesi için, hayatta toplumsal fayda çalışmalarına katılabilmesi için bir, çok fırsat var. Kısaltması; HEY (Hayal-Etkinlik-Yaşam). İlkokul ve ortaokulda tasarım atölyeleriyle yapamaya çalıştığımız çocuğun birçok denemeyi spor, drama, spor atölyelerinde binlerce kez denediği bazı süreçleri lisede devamı olarak zenginleştirmeyi hedefliyoruz.

Haftalık 5 saatlik zaman dilimleri planlanmıştır. Bu zamanlarda öğrencilerin tasarım ve uygulama becerilerini geliştirecek etkinlikler yapmaları ve toplumsal fayda çalışmalarıyla yaşamla ilişki kurmaları hedeflenmiştir. Bu amaçla, 9-11. sınıflarda Haziran ayları ağırlıklı olarak portfolyo, sunum ve değerlendirme çalışmalarına ayrılmıştır. Buradaki amaç öğrencilerin sadece akademik değil sosyal ve duygusal becerilerinin en üst düzeyde gelişiminin sağlanması yoluyla dengeli bir eğitim sisteminin oluşturulmasıdır.

Bu çerçevede, lisenin ilk üç yılında haftalık okul zamanı; 35 saati AGEP, 5 saati HEY olmak üzere toplam 40 saat olarak planlanmıştır.

Esnek bir model lazım. Çocuk 11. sınıfta bile farklı bir alana yönelmekle ilgili bir seçeneğe sahip olmalı. Çocuk için dersler kişiselleştirilebilmeli. Çocuğun ilgi alanlarını ölçmeliyiz.

KARİYER OFİSLERİ

Öğrencilerin lise dönemi boyunca kendilerini tanımaları ve yaşamın diğer aşamalarını daha etkili yönetmelerini sağlamak üzere her okula Kariyer Ofisleri kurulması yoluna gidilmiştir. Kariyer ofisleriyle öğrencilerin, tüm alanlardan seçecekleri dersler aracılığıyla daha dengeli bir müfredat içinde kendilerini yetiştirmeleri hedeflenmektedir. Başta sertifika programları olmak üzere öğrencilerin okul içi ve okul dışında edinmeleri gereken beceri alanları müfredat içine alınarak okul zaman planlamasına dahil edilmiştir.

Hemen tüm aşamalarda esnekliğe dayalı bir sistem olarak kurgulanan lise modeli, öğrencilere oldukça farklı başarı imkânları sunmaktadır. Bu yönüyle lise modelinin, ortaöğretim düzeyinde yaşanan başarı farklarını azaltması ve eğitime yapılan yatırımların toplumsal ve ekonomik sistemimizde beklenen sıçramayı sağlaması beklenmektedir.

Beklentilere baktığımda hemen isteniyor ki hemen birkaç ayda sistem değişsin. Bu bir kağıt üretmek gibi bir şey değil .Bizim 300 yıllık bir marif davamız var arkadaşlar. Neden sık değişiyor bu sistem sorularıyla sık muhatap oluyoruz. Önemli olan değiştirmek değil, önemli olan ne yaptığını bilmek. bizim yapmak istediğimiz şey bütünsel bir fotoğraf vermek. Bunun için biraz zamana ihtiyacımız var. Üç yıllık bir takvim belirledik.

Bu değişim için bizim bir takım temel kavramlara ihtiyacımız var. Bizim en temeldeki bir problemimiz var. Bilgi ile iletişimimizde bir sorun var. Bu sebeple çocukların sistem kavramıyla ilgilenmesini önemsiyoruz. Çocuğun eşyalara bir bütün olarak bakmasını kolaylaştıran bir şey. Bir çocuğa inekten bahsederken bu da bir sistemdir demek gerekir. Çocuğun etrafında gördüğü her şeyi sistemle ilişki kurması lazım. Bir diğer önemli şey, bilgi kuramı. neden önemli bilgi kuramı?

11 ve 12. sınıflarda zorunlu hale gelen Bilgi Kuramı dersiyle birlikte öğrencilerin bilginin doğası üzerine yoğunlaşmaları sağlanarak, bilgilerin nasıl elde edildiğinin sorgulandığı, doğruluğunun kanıt temelli gerekçelendirildiği becerilerin kazandırılması hedeflenmektedir. Tüm akademik derslerin de Bilgi Kuramıyla ilişkilendirilmesi ve sorgu temelli bir bakış açısının edinilmesi amaçlanmıştır.

Bizim bilgi ile ilişkimizi yenilememiz lazım. Biz ne sorusuyla çok ilgileniyoruz. Çocuk bunu sınavda tekrar edince başarılı sayılıyor. Muvaffakiyet ile başarı farklı bir şey.

Lisenin 12. sınıfı ise öğrencilerin bir anlamda tercihlerini, planladıkları kariyerlerine uygun ders seçimiyle yapacakları bir sınıf düzeyi olarak düşünülmüştür. Üniversite öncesinde öğrenciler, seçecekleri disiplinlerüstü kariyer dersleriyle hem bir üst eğitim kademesine daha kararlı bir seçim yaparak geçecek hem de ilgi ve yetenekleri temelinde iş dünyasıyla buluşmaya hazırlanacaklardır. Bu amaçla 12. sınıfta haftalık çizelge; akademik ders saatleri 24, proje ve sertifika çalışmaları 6, destek ve rehberlik çalışmaları da 10 olmak üzere toplam 40 saat olarak planlanmıştır.

Danıştay, Ensar Vakfı’nın MEB’deki faaliyetlerini durdurdu

 

Biz bu programı yaparken ortaöğretime 1-8’ de hazırladık. Onun da zamanı geliyor. Bütün bu eğitim sisteminin kademelerinin birbiriyle ilişkilendirilmesi gerekiyor ki yaptığımız şey de o. Çocuğun toplumla ilişkisini kuruyoruz.

 

DERS SEÇME ROBOTU GELİŞTİRDİK

 

Müfredat geliştirme çalışmalarının tamamlanması, öğretmen eğitimi ve materyal geliştirme çalışmalarının istenen düzeyde yapılabilmesi ve okullarımızın sözü edilen lise modeline daha üst düzeyde hazırlanmaları açısından uygulamaya 2020-2021 Öğretim yılında 9. sınıfı okuyacak öğrencilerle başlanarak kademeli olarak ilerlenmesi yoluna gidilmiştir. Lise modelinin aşamalı gelişimiyle eş zamanlı olarak 2024 yılında uygulanmak üzere yükseköğretime geçişte de gerekli değişiklikler yapılarak sınavla lise yaşamının üst düzeyde uyumu sağlanacaktır.

 

Bizim öğrencilerimiz liseye başladığında belirli bir kural vardı, mümkün olduğunda biz sürpriz yapmayacağız, oyunun kuralını mümkün olduğunca değiştirmeyeceğiz. Durup dururken bir belirsizlik olası söz konusu olmayacak. Dolayısıyla şu andaki öğrencilerimiz için de benzer bir durum söz konusu. Belki şöyle bir müjde verilebilir; ne yapılabilir önümüzdeki öğretim yılında 12. sınıfta olan gençlerimiz için o senenin rahatlatılması, ilgi ve yeteneklere eğilmek ve şikayetleri baz alan, rahatlatmak için bir hazırlık var.

9’UNCU SINIF ENVANTERLERİNİN ÜRETİLMESİNE DE BAŞLADIK

Mutlu Çocuklar Güçlü Türkiye hedefiyle yola çıktığımız 2023 Eğitim Vizyonumuz çerçevesinde, toplumsal özlemlerimizi yansıtan ve lisedeki yaşamı önemli ölçüde değiştirmesi hedeflenen lise modelimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milli mücadeleyi başlattığı Milli iradenin 100. Yılında, geleceğimiz ve ümidimiz olan gençlerimizle paylaşmanın heyecanını yaşıyoruz.

medyabold
Devamını Oku »