23 Mayıs 2020 Cumartesi

Turkish police use disproportionate force to disperse HDP press briefing, detain 12

Turkish police on Wednesday forcefully intervened in a press briefing held by the Kurdish-oriented Peoples’ Democratic Party (HDP) and detained 12 people, the Gazete Duvar news website reported.

The event was held in front of HDP headquarters in Ankara to release a statement and also protest the interior ministry’s practice of removing Kurdish mayors and appointing government trustees to replace them.

After the intervention turned violent, some party members were dragged on the ground and handcuffed. Provincial Co-chair Vezir Coşkun was injured and required stitches to his head.

Coşkun vowed to file criminal complaints against the police officers involved.

“We have been seeing in the last two to three years that they are extremely intolerant towards all peaceful demonstrations and marches in Ankara,” Coşkun said. “This is the central location where public institutions put their signatures to unlawful acts and injustices. Their attitude is especially harsh because protests here expose the hollowed-out public institutions.”

Last week the interior ministry ousted four more Kurdish mayors for alleged links to the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK).

The government has appointed trustees to take over 45 municipalities out of the 65 won by the HDP in last year’s local elections. (www.turkishminute.com)

The post Turkish police use disproportionate force to disperse HDP press briefing, detain 12 appeared first on Stockholm Center for Freedom.

from SCF
Devamını Oku »

Polislerden kimlik soran 26 yıllık öğretmene el ense!

Şanlıurfa’da maske takmadığı için kendisine ceza yazan polislerin kimliğini görmek isteyen öğretmen, olumsuz cevap üzerine fotoğraf çekmek isterken polislerin hışmına uğradı.

BOLD- Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde özel bir okulda çalışan 26 yıllık öğretmen R.E., okul bahçesine maskesiz çıkınca polislere yakalandı. R.E ile polis memurları arasında maske konusunda tartışma yaşandı.

TARTAKLAYIP TELEFONUNU KIRDILAR

Polislerin ısrarla kimliğini görmek isteyen öğretmen, polis memurlarından olumsuz cevap alınca fotoğraflarını çekmek istedi. Öğretmenin bu girişimi polisleri kızdır. Tecrübeli eğitimciyi tartaklayan polisler, elindeki telefona da zarar verdi.

SENDİKADAN TEPKİ

Okulun diğer çalışanlarının fotoğraflayıp sosyal medyada paylaştığı görüntüler tepki topladı. Eğitim Bir Sen sendikası Haliliye Şubesi yaptığı açıklamada, ”Siverek İlçemizde Öğretmenimize kolluk kuvetlerinin bu tür yaklaşımlarını kesinlikle tasvip etmiyoruz.Videoyu izleyince hayrete düştüm.Sayın Valimiz gerekli incelemeyi yapacağından şüphemiz yoktur” denildi

https://mobile.twitter.com/EbsHaliliye/status/1264145316913262592

Kadın polis, gözaltındaki kadınlara asitle işkence yaptı

 

medyabold
Devamını Oku »

Partilerin bayram programı: AKP ve MHP yeni partilerle bayramlaşmayacak

Koronavirüs nedeniyle bu yıl video konferans yöntemiyle gerçekleştirilecek partilerin geleneksel bayramlaşma programları belli oldu. AKP; HDP, DEVA ve Gelecek partileri ile MHP ise HDP, İyi Parti, DEVA ve Gelecek Partisi ile bayramlaşmayacak.

BOLD – Cumhur İttifakı’nın ortakları AKP ve MHP’nin, yeni kurulan partilerin yetkilileriyle bayramlaşmayacağı öğrenildi. AKP Genel Merkezinde partiler arası bayramlaşma programı, koronavirüs tedbirleri kapsamında video konferans üzerinden gerçekleştirilecek.

AKP, 3 PARTİ İLE BAYRAMLAŞMAYACAK

AKP’den yapılan açıklamaya göre, Ramazan Bayramının ikinci günü olan 25 Mayıs Pazartesi günü, ilk olarak saat 09.30’da CHP heyeti ile video konferans görüşmesi yapılacak. CHP’nin ardından sırasıyla MHP, Hür Dava Partisi, Saadet Partisi, BBP, DSP, Demokrat Parti, İyi Parti, Vatan Partisi, Anavatan Partisi ve Yeniden Refah Partisi temsilcileri ile bayramlaşılacak. HDP, DEVA ve Gelecek partisi ile bayramlaşma için görüşme yapılmayacak.

MHP, 4 PARTİ İLE GÖRÜŞMEYECEK

MHP de bayramlaşmayı ikinci günde video konferans yöntemiyle yapacak. MHP sırasıyla DSP, AKP, BBP, ANAP, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve CHP heyetleri ile bayramlaşacak. MHP de HDP, İyi Parti, DEVA ve Gelecek partileriyle bayramlaşmayacak.

ERDOĞAN İSTANBUL’DA

Türkiye genelinde Covid-19 salgını nedeniyle sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanacağı Ramazan Bayramı’nda, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bayramı ailesiyle geçirecek. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, memleketi Tekirdağ’da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ise Ankara’da olacak.

KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ ANKARA’DA

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bayramı Ankara’da ailesiyle geçirmesi bekleniyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bayramda Ankara’da olacağı belirtildi. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise bayramı ailesiyle İstanbul’da geçirecek.

DAVUTOĞLU İSTANBUL’DA

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan İstanbul’da, Mithat Sancar ise Ankara’da olacak. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Ankara’da, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun İstanbul’da, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Ankara’da olması bekleniyor.

Cumhur İttifakından vekil geçişini önleme planı: Seçime bir yıl kala yasaklanacak

medyabold
Devamını Oku »

Tutsaklara mektup kampanyası

Türkiye’de tutuklu bulunan yaklaşık 300 bin tutuklu için bir mektup kampanyası başlatıldı.

BOLD – Türkiye’de darbe sonrası hukuksuz şekilde tutuklanan on binlerce kişi bir bayramı daha cezaevlerinde karşılamaya hazırlanıyor. Advocates of Silenced Turkey, düşüncelerinden dolayı tutsak durumdaki mağdurlar için bir mektup kampanyası başlattı. Dernek herkesi, düşüncelerini, duygularını ve dileklerini parmaklıklar ardındaki tutsaklarla #TutsaklaraMektup etiketiyle paylaşmaya davet ediyor.

Kurum sözcüsü Hafza Girdap yaptığı basın açıklamasında “Demir parmaklıklar ardındaki mağdurların yanında olduğumuzu bir nebze hissettirebilmek için bayram mektupları yazmaya karar verdik” dedi ve herkesi de destek olmaya çağırdı. AST’nin twitter hesabından duyurulan kampanya şimdiden ilgi görmeye başladı. Yabancı akademisyen, avukat ve yazarların Türkiye’deki meslektaşlarına desteklerini ilettikleri mektuplar AST’nin twitter hesabından paylaşıldı.

Bayram mesajlarını düşünce mahkumu tutsaklara iletmek isteyenler mektuplarını #TutsaklaraMektup hashtagi ile kendi hesaplarından paylaşabilir veya help@silencedturkey.org adresine iletebilir.

Hapisteki çocuklara bayram hediyesine hazır mısınız?

medyabold
Devamını Oku »

Bjelica: Fenerbahçe Haziran’da takımın başına geçmemi istedi

Fenerbahçe’nin gündeminde bulunan teknik direktör Nenad Bjelica, Sarı-Lacivertli kulüple görüştüklerini ve Haziran ayında takımın başına geçmesini istediklerini açıkladı. Henüz bir anlaşma yapmadıklarını ifade etti.

BOLD – Fenerbahçe Ersun Yanal’la yollarını ayırdıktan sonra yeni teknik direktör arayışlarını sürdürüyor. Sarı- Lacivertli ekipte ismi en çok ön plana çıkan adaylardan biri olan Dinamo Zagreb’in eski çalıştırıcısı  ayrılan Nenad Bjelica teklif geldiğini ancak henüz anlaşma olmadığını açıkladı.

31 AĞUSTOS’TA GÖREVE GELMEMİ DEĞERLENDİRDİK

Hırvatistan’da yayın yapan RTL’ye konuşan Bjelica, Süper Lig deviyle bir görüşme gerçekleştirdiklerini dile getirirken “Fenerbahçe’yle ben Dinamo’dan ayrıldığımdan beri konuşuyoruz. Ama bir anlaşma yapmadık. Haziran ayının başında takımın başına geçmemi istediler. Ama salgın nedeniyle birçok oyuncunun testi pozitif çıktı. Dolayısıyla nasıl bir durum olacak, bilmiyorum. 31 Ağustos’ta göreve gelmem ihtimalini de değerlendirdik.” şeklinde konuştu.

30 MİLYON TARAFTAR BÜYÜK BİR MEYDAN OKUMA

Kendisiyle ilgilenen çok sayıda takım olduğunu ifade eden Hırvat teknik adam “Diğer takımlar da var. Bu konuda çok endişeli değilim. Avrupa’nın 5 büyük ligi için de hazırım. 13 yıllık deneyimim var. Neler olacağını göreceğiz. Türkiye’ye mi giderim başka bir ülkeye mi, bilmiyorum. Sürecin sakin bir şekilde çözülmesini bekliyorum.” ifadelerini kullandı.

Bjelica, Fenerbahçe’de görev yapma ihtimalini “30 milyon Türk taraftar herkes için büyük bir meydan okuma, benim için bile” sözleriyle değerlendirdi. 48 yaşındaki Nenad Bjelica, 2018’in mayıs ayında göreve geldiği Dinamo Zagreb’den nisan ayında ayrılmıştı.

Beşiktaş’ta ‘Devrimsel bir iş yapalım’ dedik, hevesim kursağımda kaldı

medyabold
Devamını Oku »

Turkey’s police detain Kurdish politicians and activists

Turkish police raided several apartments in two Kurdish-majority southeastern provinces on early Friday, detaining dozens of people, including Kurdish politicians and activists.

A prosecutor in Diyarbakir has launched an investigation of the Free Women’s Movement (TJA) activists and Rosa Women’s Association executives and members over terrorism charges, the ANF news agency reported.

Storming several addresses in Diyarbakir and Urfa provinces at 4 am, the heavy-armed police detained Narin Gezgor, a founding member of Rosa, and Ayla Akat Ata, president of the association and TJA activist Gulcihan Simsek.

Ozlem Gunduz, a central executive board member of Peoples’ Democracy Party (HDP), was among the detainees, according to local media.

After hours of a police search at the apartments, some other politicians including the Democratic Regions Party (DBP) former Co-Chair Mehmet Aslan, politicians Celal Yoldas, and Nazile Tursun have been taken into custody.

Rosa Women’s Association said on Twitter that the police broke into their building and seized all documents in the organization’s offices.

The group described the mass police operations as an attempt to silence women activists opposing the “androcracy” and the oppression on the women.

“No oppression has been able to restrain our women’s solidarity. Our struggle has no boundary, and we will keep upbringing the fight of the women,” HDP spokesperson Ebru Gunay said in a written statement.

Erdogan’s ruling Justice and Development Party (AKP) has been targeting Kurdish politicians, parties and organizations as part of its mass crackdown on dissidents for years.

Selahattin Demirtas, HDP’s former co-chair, has been in prison since he was jailed in 2016 on several offences that include terror-related charges.

He faces 142 years in prison if found guilty in the main case against him.

Turkey accuses the HDP, the third biggest party in the parliament, of having links to the outlawed Kurdish separatists, the Kurdistan Workers Party (PKK), which has waged a decades-long armed struggle against it.

The European Court of Human Rights (ECtHR) ruled that the former pro-Kurdish leader’s conviction for a speech he gave in 2005 was a violation of the politician’s right to free speech.

However, Turkish courts have not implemented the ECtHR decision and continue to keep Demirtas behind bars.

The number of HDP mayors dismissed from their posts after they were elected in many southeastern municipalities in the March 2019 local elections stood at 45 as of early May.

An EU statement said government-appointed trustees had taken over 45 of 65 pro-Kurdish mayors’ positions.

“The total number of dismissed mayors in the south-east of Turkey since August 2019 reached 45. In addition, hundreds of local politicians and elected officeholders and thousands of members of the HDP have been detained on terrorism-related charges since the local elections in March 2019,” said Peter Stano, the Spokesperson for Foreign Affairs and Security Policy at the EU.

The EU statement named the operations against the Kurdish politicians “politically motivated” and stated the union’s “deep concern.”

Turkey detains four more Kurdish mayors on alleged terror links

The post Turkey’s police detain Kurdish politicians and activists appeared first on IPA NEWS.



from IPA NEWS https://ipa.news/2020/05/23/turkeys-police-detain-kurdish-politicians-and-activists/
Devamını Oku »

Süleyman Soylu’ya ‘Ezan’ tepkisi: Başkası etse lince uğrar

İçişleri Bakanı Soylu’nun, İzmir’deki skandalın faili için “Buluruz ve ona caminin dibinde ezanı dinletiriz inşallah” sözleri, ezanı ceza unsuru gibi ifade ettiği gerekçesiyle tepki çekti.

BOLD- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İzmir’deki camilerden 2 gün üst üste şarkı çalınmasına ilişkin, katıldığı bir yayında konuştu. Soylu, ”Birçok şeyin hakkından geldik. Buluruz, buluruz ve ona caminin dibinde de ezanı dinletiriz inşallah” dedi.

Bakanın ezanı bir ceza unsuru gibi gibi ifade ettiğini söyleyen gazeteci Zafer Arapkirli, Soylu’ya tepki gösterdi. Arapkirli paylaşımında, ”Ezana hakaret değil mi bu? “Ceza” gibi sunuyor ezan dinlemeyi. Başkası etse bu lafı, linçe uğrar” ifadelerini kullandı

https://mobile.twitter.com/ZaferArapkirli/status/1264128982586441728

AKP’li Şahin’den Mansur Yavaş’a tehdit: Gözüm üzerinde!

medyabold
Devamını Oku »

Galatasaray’dan TFF’ye ‘Tek şehir’ önerisi

Galatasaray 2. Başkanı Abdürrahim Albayrak, Süper Lig’de kalan maçların İstanbul’da yapılmasını önerdi. İstanbul’da 7 stat olduğunu hatırlatan Albayrak, “Tek şehirde oynanırsa Lig 1.5 ayda biter” dedi.

Galatasaray’ın bu önerisine en büyük destek, şampiyonluk adayı Medipol Başakşehir’den geldi. Turuncu – Lacivertli kulübün başkanı Göksel Gümüşdağ, “Biz fikstür gereği Galatasaray ile kendi stadımızda oynayacağız. Ancak bu formül son derece uygun ve mantıklı. Kura sistemi ile biz de bu maçı hangi stat denk gelirse oynamayı kabul ederiz” dedi. “Maçların tamamı İstanbul’da oynansın” görüşünü destekleyen kulüp yöneticileri, şehirdeki otellerin ve statların kalitesine dikkat çekerek, Türkiye’de başka hiçbir kentin bu olanaklara sahip olmadığını ifade etti.

TRABZONSPOR BAŞKANI AĞAOĞLU: MAÇLARI KARADENİZ’DE YAPALIM

Abdurrahim Albayrak, toplantıdaki konuşmasının devamında TFF Başkanı Nihat Özdemir’e, “Bu formül kabul edilir ve uygun görülürse, İstanbul’a gelecek takımların seyahat ve otel masrafları TFF tarafından karşılansın” dedi. Birçok kulübün sıcak baktığı bu öneriye karşı çıkan isimlerin başında Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu geldi. Ağaoğlu’nun, “Madem öyle bir düşünceniz var, o zaman maçları Trabzon, Rize, Ordu ve Giresun’da oynayalım” diye konuştuğu belirtildi. TFF Başkanı Özdemir, daha önce yaptığı açıklamalarda, Süper Lig’in sağlıklı bir şekilde tamamlanmasına yönelik bütün önerileri değerlendireceklerini söylemişti.

MAÇLARIN OYNANMASI PLANLANAN STATLAR
  • Atatürk Olimpiyat Stadı
  • Fenerbahçe Ülker Arena
  • Galatasaray TT Arena
  • Beşiktaş Vodafone Park
  • Kasımpaşa Tayyip Erdoğan
  • Başakşehir Fatih Terim
  • Kocaeli Stadı

 

medyabold
Devamını Oku »

İbrahim Vuslat Kılcan’ın babası: “Biz ona, o bize hasret gitti”

Kalp nakli olduktan iki ay sonra babası tutuklanan, yüzde yüz engelli İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümünün üzerinden bir yıl geçti.

BOLD – 22 Mayıs 2019’da hayatını kaybeden İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümün üzerinden bir yıl geçti. İbrahim de babasına hasret gitti. Hapisteki babası oğlunu son kez görebilmek için çok uğraştı ama olmadı. O gün saat 17’de Diyarbakır’da serbest bırakılan baba son saatlerini yaşayan oğluna yetişmek için ilk İzmir uçağına bindi. Hastaneye vardığında saat gece yarısını geçmişti. İbrahim ise 23.00’te hayata veda etmişti. Sadece 1 saat gecikmeyle babası oğlunu göremedi.

HİÇBİR RAPOR YETMEDİ

19 yaşında hayatının baharında vefat eden İbrahim ağır engelliydi, kalp nakli olmuştu. Yüzde 100 engelli raporu, hastanelerden alınmış onlarca belge, kalp nakli olması dahi son anlarında babasının onun yanında olmasına yetmedi. Türkiye’de adalet, İbrahim Vuslat Kılcan’ın ölümünden birkaç saat önce ‘ikna’ olabildi. Ama çok geçti. İbrahim baba hasretiyle krize girip hayata veda etti.

KALP YETMEZLİĞİ ORTAYA ÇIKTI

2000 doğumlu İbrahim Vuslat Kılcan’a 2014 yılı sonunda kalp yetmezliği teşhisi kondu. Ardından buna bağlı olarak kas hastalığı ortaya çıktı. Doktorlar uzun vadede mutlaka kalp nakli olması gerektiği söyledi. Erzurum’da yaşayan Kılcan ailesi, sağlık imkânlarının daha iyi olması nedeniyle Ege Üniversitesi ile görüşmeye başladı. Bu sırada Erzurum’daki Aziziye Koleji’nde edebiyat öğretmeni olan baba İrfan Oğuz Kılcan, görev yaptığı okul kapatılınca, Şubat 2015’te İbrahim’in tedavisi için İzmir’e taşınmaya karar verdi. Baba Kılcan, oğlunun tedavisi devam ederken yanından bir an olsun ayrılmadı. Hep beraberdiler. İbrahim hastalığından dolayı çok fazla arkadaş edinememişti. Bu yüzden babasıyla arkadaş gibiydiler.

3 YIL KALP DESTEK CİHAZINA BAĞLI YAŞADI

İbrahim Kılcan üç yıl kalp destek cihazına bağlı olarak yaşadı. Şubat 2018’de uygun bir kalbin bulunmasıyla kalp nakli oldu. Önemli ve ilkleri barındıran bir ameliyat geçirmişti. İbrahim, kas hastası olarak kalp nakli olan ilk kişiydi. Nakil sürecinin ardından 6 aylık uyum süreci başladı. Bu sırada tamamen steril bir ortamda bulunması gerekiyordu. Düzenli bakıma, moral ve motivasyona ihtiyacı vardı.

BABASI HASTANEDEKİ OĞLUNA GİDERKEN GÖZALTINA ALINDI

Çocuklarının derdiyle kavrulayan Kılcan ailesinin hayatı Diyarbakır’da devam eden Cemaat soruşturmasıyla adeta kâbusa döndü. 9 Nisan 2018 günü, baba İrfan Kılcan hastaneye oğlunun yanına gitmek üzere evden çıkacakken evine polis geldi, gözaltına aldı ve Diyarbakır’a götürüldü. İbrahim babasının gidişiyle, en yakın arkadaşını da kaybetmiş oldu. Moral bozukluğu ve stres nedeniyle hastalığı ilerlemeye başladı. Fenalaştı, tansiyonu fırladı. Kalbin uyum sürecinde krizi tetikleyebilecek dış etkenler ölümcül olabilirdi. Nitekim oldu da…

TEKERLEKLİ SANDALYE İLE BABASININ DURUŞMASINA KATILDI

Baba İrfan Oğuz Kılcan, 14 ay hapis yattı. Mahkemeleri devam ederken İbrahim tekerlekli sandalyeyle iki duruşmaya katıldı. Aile defalarca sözlü ve yazılı olarak itiraz etti. Çocuğun durumunun ağır olduğunu, babasına ihtiyaç duyduğunu, moralinin yüksek olması gerektiği konusunda raporlar da sundular. Babanın tutuksuz yargılanması, tahliyesi için her yol denendi ancak mahkeme heyeti bir türlü ikna olmadı.

14 ay Diyarbakır Cezaevinde hapis yatan İrfan Kılcan, bir görüş gününde ailesiyle birlikte.

“ÖLMESİNİ Mİ BEKLİYORSUNUZ”

İrfan Kılcan “İki defa mahkemeye geldi oğlum. Mahkeme heyeti durumunu bizzat gördü. Çocuğun desteğe, morale, bakıma, baba sevgisine ihtiyacı var dedik ama bu itirazlar görmezden gelindi. Dikkate alınmadı. Durumun aciliyetinin anlaşılması için, ‘Çocuğun ölmesini mi bekliyorsunuz?’ dedim, yine de nafile.” diyor.

22 Mayıs 2019 tarihinde fenalaştı İbrahim. Hastaneye kaldırdılar. Hastanede “Ölüm riski yüksek” diye rapor verildi. Ailenin avukatı raporu hemen mahkemeye sundu. Mahkeme başkanını arayarak “Çocuk ölmek üzere, bari son anlarında yanında olsun” dedi. İrfan Kılcan, 22 Mayıs 2019 akşamı saat 17.00 gibi tahliye edildi. İlk uçakla İzmir’e gitti, ancak oğluna yetişemedi. İbrahim saat 23.00’te vefat etmişti, babası ise 00.30’da varabilmişti hastaneye.

“YAPILANLAR İNSANI KAHREDİYOR”

Yaşadığı süreci değerlendiren İrfan Kılcan, “Çocuğun en zor anında, moral olsun, bakımı olsun en çok babaya ihtiyaç duyduğu zaman diliminde hapishanede bulundum. Biz ona, o bize hasret gitmiş oldu. Yani bile bile, ağır engelli, bakıma muhtaç, kalp nakli olmuş, bunları bizim yazılı ve sözlü olarak ifade etmemiz, çocuğu bizzat görmeleri, her türlü hastane raporlarının önlerinde olmasına rağmen bunların dikkate alınmaması insanı kahrediyor.” diye konuşuyor.

İbrahim Vuslat’ın cenazesi, 23 Mayıs 2019’da memleketleri Kayseri’de toprağa verildi. İbrahim Kılcan’ın bileklikleri, bazı eşyaları, ağır hastalığı nedeniyle yaşamının son üç yılını bağlı geçirmek zorunda kaldığı kalp destek cihazının aparatları Tenkil Müzesi’ne bağışlandı.

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li belediye mahalle belgeseline 1 milyon lira harcadı

AKP’li Beykoz Belediyesi’nin mahalle tanıtımı için hazırlattığı belgeseller için 1 milyon liradan fazla para harcadığı ortaya çıktı. Belediyenin milyonlarca lira harcadığı belgesellerin yayımlanacağı televizyon kanalları da önceden belirlendi.

BOLD – AKP’li Beykoz Belediyesi, 14 Ocak’ta “Mahallelerin tarih, kültür ve manevi değerlerinin dijital olarak kayıt altına alınarak belgesel filmler hazırlanması ve yayımlanması” için bir ihale düzenledi.

 

İhalede kapsamında Beykoz ilçesi sınırlarında çekilen “725 adet belgesel filmin hazırlanması, 50 adet belgesel filmin yayını ve 50 adet belgesel film için reklam yayımlanması” istendi. Beykoz Belediyesi, geriye kalan 675 belgesel filmin nerede kullanılacağı ve neden çekileceğine ilişkin bir açıklama yapmazken ihaleyi 1 milyon 274 bin TL teklif veren Yuko Reklam ve Organizasyon Şirketinin kazandığı açıklandı. AKP’li belediye ile şirket arasında da 3 Şubat tarihinde sözleşme imzalandı.

Birgün’ün haberine göre AKP’li belediyenin milyonlarca lira harcadığı belgesellerin yayımlanacağı televizyon kanalları da dikkati çekti. İhale kapsamında çekilecek 725 belgesel filmin toplam süreleri üç dakika ile 15 dakika arasında değişirken ihale şartnamesinde de AKP’li belediye tarafından belirlenen 50 adet belgesel filmin ve 40 saniyelik toplam 50 adet reklam filminin “Rumeli TV, Mavi Karadeniz, SRT, TV 52, TV 58 ve benzeri kanallarda yayımlanması” istendi.

675 FİLM NEDEN ÇEKİLİYOR ?

Beykoz Belediye Meclisi’nin CHP’li Meclis Üyesi Cemal Sataloğlu ise geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada “Resmen adrese teslim ihale yapılıyor. Şartnamede 725 adet belgesel film çekimi yapılacağı belirtilmiş, filmlerden idarenin belirlediği 50 adet belgesel filmin televizyon kanalında bir defa yayımlanacağı belirtmiştir. Geriye kalan 675 film neden çekilmektedir, çekilen bu 675 film için ödenecek tutar nedir?” diye sormuştu.

AKP’li Şahin’den Mansur Yavaş’a tehdit: Gözüm üzerinde!

medyabold
Devamını Oku »

Beşiktaş’ta ‘Devrimsel bir iş yapalım’ dedik, hevesim kursağımda kaldı

Beşiktaş eski teknik direktörü Abdullah Avcı, Siyah-Beyazlı kulüpte akıl üzerine kurulu bir sistem hedeflediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Tanınan sürenin yeterli olmadığını ifade etti.

BOLD – Ocak ayında Beşiktaş ile yollarını ayıran Abdullah Avcı sürecin perde arkasını anlattı. Sezon başında Beşiktaş ile anlaşan ancak devre arası sonrasında siyah-beyazlılarla yollarını ayıran Abdullah Avcı gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Avcı, Beşiktaş’ta oynatmak istediği oyundan bahsederken, bunları uygulamak için yeterli süreyi bulamadığını belirterek şunları söyledi.

BANA TANINAN SÜRE YETERLİ OLMADI

“Çalıştırdığım takımın, savunma yaparken hücumu, hücum yaparken savunmayı düşünebilmesini ve geçişleri iyi yapabilmesini isterim. Beşiktaş’a oynatmak istediğimiz oyun anlayışı da buydu; akıl üzerine kurulu bir sistem. Başakşehir’deki sistemin üzerine bir de taraftar etkisini eklediğimizde, Beşiktaş’ın şanına yakışır bir futbol anlayışı oluşturabileceğimize inanıyorduk. Aslında inancımızı hiç kaybetmedik. Ancak geç gelen transferler, maddi düzensizlikler, yapısal ve yönetimsel eksiklikler, sakatlıklar gibi birçok engel ile karşılaştık, sessiz sedasız üstesinden gelmeye çabalarken de kredimizi tükettik. Hücum opsiyonlarının saha yansıması için yüzlerce saat teorik ve pratik antrenmanlar yapmanız gerekir. Bana tanınan süre, buna yeterli olmadı.”

DEVRİMSEL BİR İŞ YAPALIM, SES GETİREN SİSTEM KURALIM

56 yaşındaki teknik direktör, Beşiktaş’ta haksızlığa uğradığını ifade ederken, “Beşiktaş taraftarını, stadyumun büyülü atmosferini görünce, devrimsel bir iş yapalım, güçlü ve sürekliliği olan, ses getiren bir sistem kuralım istedim. Şimdi geriye bakıp düşünüyorum, belki de beklenti bu değil, sadece haftalık galibiyetlerdi. Belki de kulüple bir geçmişim olmadığı için, devrim yapmaya yetecek kadar sürem ve kredim yoktu. Haksızlığa uğramış hissetmiyorum ama hevesim kursağımda kaldı” şeklinde konuştu.

medyabold
Devamını Oku »

Cumhur İttifakından vekil geçişini önleme planı: Seçime bir yıl kala yasaklanacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Gelecek ve DEVA partilerinin önünü kesmek için vekil transferinin yasaklanması önerisinin detayları belli oldu. AKP ve MHP, seçime belli bir süre kala milletvekili transferinin tamamen yasaklanması üzerinde duruyor.

BOLD – Diğer bir formülün ise istifa eden milletvekilinin başka bir partiye geçişi için en az 6 ay gibi belirli bir süre konulması olduğu belirtiliyor.

Gazete Duvar’ın haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, iki hafta önce yaptığı Gelecek ve Deva partilerinin önünü kesmek amacıyla Seçim Kanununda değişiklik yapılarak milletvekili transferlerini önlenmesi çağrısına AKP’den dün iki farklı açıklama geldi. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın, “Bizim bu konuda bir hazırlığımız yok” derken, aynı gün sosyal medyadan açıklama yapan AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, “Hukuki çalışmayı MHP’yle yürütüyoruz” dedi. Bostancı, çalışmayı haziran ayında TBMM gündemine getirebileceklerini açıkladı.

SEÇİME 1 YIL KALA VEKİL TRANSFERİ YASAKLANACAK

Haziran ayı içinde Meclis Başkanlığına sunulması hedeflenen teklifte milletvekili transferini önlemek için şimdilik iki formül konuşuluyor. Bunlardan biri milletvekilinin partisinden istifa ettikten sonra 6 ay gibi sınırlı bir süre başka bir partiye geçişi mümkün olmayacak. Bu süreçte milletvekili Meclis çalışmalarına bağımsız üye olarak katılacak. İkinci formüle göre ise seçimlere belli bir süre kala, örneğin 1 yıl, milletvekilinin istifa edip başka bir partiye geçişine izin verilmeyecek. Her iki formülün de hem istifa eden milletvekiline dair gündeme getirilen kimi spekülasyonları engelleyebileceği hem de milletvekilinin geçiş yapacağı partiye sağlayacağı menfaatin ortadan kaldırılabileceği ifade ediliyor.

MHP: 6 MADDEYE BÜTÜN OLARAK BAKILMALI

AKP, milletvekili transferini önleyecek bir düzenleme için çalışma başlatıldığını açıkladı, ancak MHP yöneticileri Bahçeli’nin açıklamasındaki 6 maddelik çağrıya bir bütün olarak bakılması, bunların birbirinden ayrılmaması görüşünde. Bir parti yöneticisi, “Farklı emeller doğrultusunda siyasete yön vermek isteyenlerin olduğu bir ortamda milli iradenin korunması için devletin, Türkiye’nin ev ödevi hükmünde yapması gerekenler var. Yeni sistem doğrultusunda Yasama sürecinde yarım kalan işlerin tamamlanması gerek” dedi. Bu çalışmaya Yasama organının güçlendirilmesi olarak bakan MHP, Yürütme’nin de milletvekillerinin sunduğu kanun teklifleri ile ilgili fikirlerini, etki analizlerini sunacağı bir mekanizmanın oluşturulması, kesin hesap komisyonu ve kalıcı bir denetim komisyonu kurulması gibi önerilerin de ele alınması gerektiğini düşünüyor.

AKP’de Bahçeli çatlağı: Seçim Kanunu hakkında iki farklı açıklama!

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li Şahin’den Mansur Yavaş’a tehdit: Gözüm üzerinde!

AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin’in sosyal medya hesabından, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik “gözüm üzerimde” sözleri dikkat çekti.  

BOLD – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, AKP’li eski Başkan Melih Gökçek dönemine ait usulsüzlüklerin üzerine gitmesinin ardından AKP Ankara Milletvekili ve Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, resmi twitter hesabından ilginç bir paylaşımda bulundu. 

Ankara’da Melih Gökçek’in 48 milyon liralık usulsüzlüğü konuşulduğu sırada AKP’li Fatih Şahin, Mansur Yavaş’ın işçi çıkarmaya hazırlandığını belirterek, “Gözümüz üzerinde, beceriksizliğinin faturasını işçi kardeşlerimize kesme, emekçilerin ekmeği ile oynama, onlara zulmetme. Aksi takdirde iki elimiz de yakanda olur.” dedi. 

Twitter hesabından paylaşımlarda bulunan Şahin, Yavaş’ın belediye bütçesinden yapılan tasarruflarla ilgili açıklamalarını hatırlatarak, “Her fırsatta milyonlarca lira tasarruf ettiğini, bütçenin fazla verdiğini beyan etmiş ve geçtiğimiz bir yıl içerisinde partizanca yaklaşımla 3000’e yakın kişiyi işe almıştır.” ifadelerini kullandı. 

Geçen eylül ayında da Yavaş’ın işçi çıkarmaya niyetlendiğini ancak geri adım attığını ifade eden Şahin, “Gözümüz üzerinde. Beceriksizliğinin faturasını işçi kardeşlerimize kesme, emekçilerin ekmeği ile oynama, onlara zulmetme. Aksi takdirde iki elimiz de yakanda olur. Kimse Büyükşehir emekçilerini yalnız sanmasın” dedi.  

Melih Gökçek dönemine ait 48 milyon liralık usulsüzlüğe suç duyurusu!

medyabold
Devamını Oku »

Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar annesini son yolculuğuna uğurladı

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, dün akşam yaşamını yitiren annesi Semiha Dündar’ı son yolculuğuna uğurlamak için Manisa’da düzenlenen cenaze törenine katıldı.

BOLD- Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Utku Mahallesinde oturan Semiha Dündar (87) dün akşam evinde vefat etti. Annesinin ölüm haberini alan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, cenaze törenine katılmak üzere Manisa’ya geldi. Semiha Dündar bu sabah saat 08.30’da, Şehzadeler ilçesindeki Yusuf Sedat Altıntaş Camisinde tören düzenlendi.

Törene Orgeneral Dündar’ın yanı sıra, kardeşi spor yazarı Ufuk Dündar, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Manisa Valisi Ahmet Deniz, Ege Ordu Komutanı Korgeneral Ali Sivri, Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Güzgülü, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Selçuk Yıldırım, İl Emniyet Müdürü Ömer Uslusoy da katıldı. Kılınan cenaze namazının ardından merhum Dündar’ın naaşı, Kırtık Mezarlığı’nda defnedildi. Cenaze töreni boyunca katılımcıların, koronavirüs önlemleri kapsamanında, maske taktığı ve sosyal mesafe kurallarına uyduğu görüldü.

Erdoğan Deniz Kuvvetlerini Ulusalcılara sus payı olarak verdi

medyabold
Devamını Oku »

Ağrı Belediyesinin AKP’li Meclis Üyesi Musa Şahin trafik kazasında can verdi

Özel aracıyla Doğubayazıt ilçesinden Ağrı kent merkezine giden, Ağrı Belediyesi AKP’li Meclis Üyesi Musa Kazım Şahin, kullandığı aracın devrilmesi sonucu hayatını kaybetti.

BOLD- Doğubayazıt ilçesinden Ağrı kent merkezine giden Musa Kazım Şahin’in (39) kullandığı otomobil saat 03.00 sıralarında Suluçem Kavşağında kontrolden çıktı. Bariyerlere çarpan otomobil, takla atarak yoldan çıktı. Şarampole yuvarlanan otomobildeki Musa Kazım Şahin ile yanındaki oğlu Toprak Şahin (18) ağır şekilde yaralandı.

HASTANEDE ÖLDÜ

Kaza yerine sevk edilen ambulansla yaralı baba ve oğlu Doğubayazıt Dr. Yaşar Eryılmaz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Musa Kazım Şahin doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Durumu ağır olan Toprak Şahin’in de tedavisi sürüyor.

Erdoğan Deniz Kuvvetlerini Ulusalcılara sus payı olarak verdi

medyabold
Devamını Oku »

TÜİK verileri, Erdoğan’ın nikah şahitliğini yaptığı isme emanet!

  AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nikah şahitliğini yaptığı Muhammed Cahit Şirin, TÜİK Başkanı olarak atandı.  

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) yapılan açıklamaya göre, kurumun Başkanvekili Yinal Yağan, Sümer Holding’e Genel Müdür olarak atanırken Başkan Yardımcısı Muhammed Cahit Şirin ise TÜİK Başkanlığına vekaleten getirildi. 

18 Nisan 2019’da üç yılı aşkın bir zamandır TÜİK Başkanvekili olarak görev yapan Mehmet Aktaş, Merkez Bankası Meclis üyeliğine seçildi. Aktaş’ın yerine Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdür Yardımcısı Yinal Yağan getirildi. Aktaş’ın görev değişikliği TÜİK verilerinin güvenirliğini etkileyeceği ifade edilmişti.  

Yinal Yağan’ın yerine ataması yapılan Muhammed Cahit Şirin, geçtiğimiz yılın haziran ayında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Elif Esen’le evlendi.  

AKP’li kadın üyenin Erdoğan’a yönelik sözleri şok etti: Allah çocuklarımın ömründen alıp size versin!

medyabold
Devamını Oku »

Garanti yolcu tutmadı: Uçmayan uçak için müteahhitlere 347 milyon dolar ödendi

Yolcu ve uçak garantileri nedeniyle İstanbul Havalimanının açıldığı 2019’da müteahhitlere ödeme önceki yıla göre iki kat artışla 133 milyon dolara yükseldi. Beş yıl sonunda uçmayan yolcular nedeniyle şirketlerin cebine aktarılan tutar 347 milyon dolar oldu.

BOLD – Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) yüklenici şirketlere verilen yolcu ve uçak garantileri nedeniyle beş yılda ödediği rakam 347 milyon dolara çıktı. İstanbul Havalimanının işletmeye açıldığı 2019 yılında uçmayan yolcu ve uçaklar için şirketlere aktarılan rakamın bir yıl önceye göre iki kat artarak 133 milyon dolar artması dikkat çekti.

Birgün’ün haberine göre müteahhitlerin cebine aktarma uygulamasına dönüşen Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinde ortaya konulan hedefler havalimanlarında da tutmadı. Köprü ve otoyolların yanı sıra havalimanlarında yolcu ve uçak trafiğinin verilen garantinin altında kalması nedeniyle 2015’te 42, 2016’da 47.4, 2017’de 60, 2018 yılında 65 milyon dolar olan garanti ödemeleri, 2019 yılında 133 milyon dolara yükseldi. Böylelikle Hazine’den müteahhitlere uçmayan yolcu ve uçaklar için beş yılda 347 milyon dolar aktarıldı.

Özel şirketlerin işlettiği Antalya, Atatürk, Dalaman, Adnan Menderes, Esenboğa, Milas-Bodrum, Zafer ve İstanbul Havalimanları için verilen dövize endeksli garanti ödemelerine ilişkin bilgiler DHMİ’nin Faaliyet Raporu’nda yer aldı.

2044’E KADAR GARANTİ

DHMİ’nin KÖİ projelerinden yap-işlet-devret modeli ile yapılanlardan altısının işletme süresi sona erdi. Ancak Esenboğa Havalimanı’nı 2023 yılına kadar TAV Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş, Zafer Havalimanını 2044 yılına kadar IC İçtaş Zafer Uluslararası Havalimanı Yatırım ve İşletme A.Ş, İstanbul Havalimanını ise Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon şirketlerinin kurduğu İGA işletecek. 2019 yıl sonu itibarıyla havacılık sektöründe gerçekleştirilen 17 KÖİ projesinin toplam yatırım tutarının 10,8 milyar dolar olduğu bildirildi. İstanbul Havalimanının tüm etaplarının tamamlanması ile birlikte bu tutarın 16,3 milyar dolara yükseleceği belirtildi.

DÜNYA EKONOMİSİNİN GİRDİĞİ YENİ PARADİGMA…

Ülkede KÖİ uygulama sözleşmelerinin tutarları itibarıyla sektörel dağılımına bakıldığında, en büyük payın havalimanı projelerine ait olduğu bildirilen raporda, şunlar kaydedildi: “Havalimanı altyapısı ve hizmetlerinde KÖİ projelerinin başarıyla uygulandığı ve ekonomik açıdan olumlu sonuçlar doğurduğu ifade edilebilirse de dünya ekonomisinin içine girmiş olduğu yeni paradigma çerçevesinde normlar gözden geçirilerek ülke yararı açısından realiteye uygun pozisyon alınması gerekmekte.”

ABD’li dev araç kiralama firması Hertz konkordato ilan etti

medyabold
Devamını Oku »

“Toplumun yarıdan fazlası iktidarın hakim ve savcılara baskı uyguladığını düşünüyor”

Denge ve Denetleme Ağı’nın Demokrasi Talebi Raporunda çarpıcı sonuçlar paylaşıldı.

BOLD – 266 bin kişiyle yaptığı yüz yüze görüşmeler sonucunda Denge ve Denetleme Ağı’nın hazırladığı raporda, “toplumun yarısından fazlasının yargının siyasallaştığına, iktidarın savcı ve hâkimlere baskı uyguladığına inandığı” belirtildi. Demokrasi Talebi Raporunda, 100 kişiden en az 61’i yargının tamamen siyasallaştığı görüşünde olduğu kaydedildi.

Raporda, toplumun yargıya bakışıyla ilgili “Hâkim, savcı ve polislerin işlemlerinde karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davranabildiğini, özellikle de karşısındakinin iktidarın adamı olup olmadığına veya zengin mi fakir mi olduğuna göre ayrımcılık yaptığına inanıyor” tespiti yapıldı.

KONDA’nın 2010-2019 yılları arasında her ay ortalamada 2 bin 781 ve toplamda 266 bin 993 kişiyle yüz yüze görüşerek gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları üzerinden hazırlanan raporun veriler hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, eşit vatandaşlık, ifade özgürlüğü, yerel yönetimler ve örgütlenme özgürlüğü başlıkları altında ele alındı.

Cumhuriyet’in haberine göre raporun “sonuç” bölümünde, şu değerlendirmeler yapıldı:

‘HAKİM VE SAVCILAR KARŞISINDAKİNİN İKTİDARIN ADAMI OLUP OLMADIĞINA BAKIYOR’

“Toplumun neredeyse tamamı adaletin herkesin eşit olması ve haklının haksızın ayırt edilmesi anlamlarına geldiği, kanunların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi gerektiği, hükümetin işlemlerinin yargının denetimine tabi olması gerektiği konularında hemfikir. Ancak uygulamada bu ilkeler doğrultusunda hareket edildiği konusunda çekinceleri var. Örneğin hâkim, savcı ve polislerin işlemlerinde karşılarındakinin kim olduğuna göre farklı davranabildiğini, özellikle de karşısındakinin iktidarın adamı olup olmadığına veya zengin mi fakir mi olduğuna göre ayrımcılık yaptığına inanıyor. Bunun yanı sıra hâkimin kimliğinin, yani etnik köken, cinsiyet, örtünüp örtünmediği gibi özelliklerin yargıya olan güveni etkileyebileceği düşünülüyor.

ÖNCELİK ADALET, DEVLETİN BEKASI EN SONDA GELİYOR

Toplumun yarısı anayasa sürecinin esasen halkın görüşleri toplanarak ve değerlendirilerek yapılması gerektiği görüşünde ve temel yasaların oluşturulmasında aktif olmak istediğini gösteriyor. Toplum anayasada en fazla adalet ilkesinin, ardından eşitlik ve özgürlük ilkelerinin vurgulanması gerektiğini belirtiyor ve devletin bekası en sonda geliyor. Toplum aynı zamanda devletten vatandaşların kimliğinden ötürü maruz kaldıkları baskılara karşı korumasını ve tüm özgürlükler ve tercihleri karşısında tarafsız kalmasını talep ediyor.

EŞİT VATANDAŞ GİBİ HİSSETMİYOR

Toplumun bir kısmı eşitliksizler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmiyor. Etnik köken, din ve cinsiyet kimlikleri eşit vatandaşlığın benimsenmesinde engel oluşturabiliyor. Özellikle Kürtler, Aleviler ve Müslüman olmayanlar ile eşcinsellerin, toplum nezdinde eşit vatandaşlar olarak değerlendirilmesi ve onlara eşit haklar tanınması konularında bazı çekinceler ve alınacak epey mesafe olduğunu belirtmek mümkün.

HALKIN 4’TE 3’Ü SOSYAL MEDYA KULLANIYOR

Geleneksel medya hem yaygınlığını hem de güvenilirliğini yitirmiş durumda. Sosyal medya 2010’da toplumun kısıtlı bir kesiminin kullandığı bir araçken, artık toplumun neredeyse dörtte üçü kullanır hale geldi. Gazetelerin siyasi iktidarın yanlışlarını yazmalarının demokrasinin gereği olduğuna inanan çoğunlukta bir miktar düşüş olsa da, önermeyi “kesinlikle doğru” bulanlar yüzde 31’den yüzde 68’e zıplamış. İnternet ve sosyal medyadaki bir diğer sorun doğru habere erişim ve yalan haberle ilgili.

SEÇİMLER ADİL DEĞİL

Siyasi partilerin ve adayların kampanyalarını eşit ve adil ortamda yürütebildiklerinden, yani seçimlerin adil olduğundan yana toplumun yarısının şüpheleri var, ancak altıda bir siyasi partilere güvendiğini belirtiyor. Toplumda siyasi parti üyeliği de çok düşük. Eşitlik, adalet, haklarını elde etme talebi de cevaplar arasından öne çıkıyor. Bununla beraber şeffaf yönetim daha da altı çizilen bir mesele olarak belirlenecek gibi görünüyor. Seçim sonrası belediyelerin çalışmalarının yakından takip ediliyor olması, katılımcılık için belediye ve halk arasında karşılıklı talep olması belki de yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor.

TOPLUMUN YÜZDE 61’İ BÖYLE DÜŞÜNÜYOR: HÜKÜMET YARGIYA BASKI YAPIYOR

Toplumun yarısından fazlası hükümetin savcı ve hâkimlere baskı uyguladığına inanıyor ve bu oran zaman içinde artmış. Hatta 2017’deki bir bulguya göre yargı sisteminin doğru çalışıp çalışmadığına dair bir soruya cevaben yine toplumun yarısından fazlası “yargı tamamen siyasallaştı, iktidarın kararlarına göre hareket ediyor” cevabını tercih ediyor.”

Erdoğan Deniz Kuvvetlerini Ulusalcılara sus payı olarak verdi

medyabold
Devamını Oku »

DSÖ, korona salgınının yeni merkezi Güney Amerika!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyayı etkisi altına alan korona salgınında yeni merkezin Güney Amerika olduğunu duyurdu. 

BOLD – DSÖ’nün son verilerinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının merkez üssü olarak ABD belirlenmişti. Bu durumun değiştiğini belirten DSÖ’nün en üst düzey acil durumlar yetkilisi Dr. Mike Ryan, “Güney Amerika salgının yeni merkezi haline geldi diyebiliriz. Burada en ağır etkilenen ülkenin Brezilya olduğunu görüyoruz” dedi. 

Dr. Ryan, Brezilya’da yetkililerin sıtma ilacı hidroksiklorokinin Koronavirüs hastaları üzerinde kullanılmasına izin verdiğine dikkat çekerek, ilacın riskli yan etkileri olduğunu ve Kovid-19’a karşı etkili olduğuna dair bir kanıt bulunmadığını hatırlattı. ABD Başkanı Donald Trump, hidroksiklorokinin Koronavirüs’e karşı kullanılması gerektiğini sık sık dile getirmiş ve geçen günlerde ilacı ‘günlük’ olarak kullandığını ifade etmişti. 

Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre Brezilya’da şu ana kadar 330 binden fazla vaka tespit edildi ve 21 bin 48 Covid-19 kaynaklı ölüm yaşandı. 

AFRİKA İLE İLGİLİ ENDİŞE DEVAM EDİYOR 

Dr. Ryan, bazı Afrika ülkelerinde yeni tip Koronavirüs vakalarında artış görülse de ölüm oranlarının “görece düşük olduğunu” dile getirdi.  

DSÖ’nün verilerine göre geçen hafta 9 Afrika ülkesinde vaka sayısı yaklaşık yüzde 50 artış gösterirken, kıtadaki diğer ülkelerde hastalığın yayılma hızı düştü. Dr. Ryan, bölgedeki ülkelerin çoğunun sağlık sisteminin büyük bir salgını kaldıramayacağına dikkat çekerek hâlâ endişeleri olduğunu dile getirdi. 

Silivri Cezaevinde tutuklu hasta koronadan hayatını kaybetti

medyabold
Devamını Oku »

ABD’li dev araç kiralama firması Hertz konkordato ilan etti

Korona nedeniyle darbe alan seyahat sektöründe hizmet veren ABD merkezli araba kiralama şirketi Hertz, talebin azalması üzerine cuma günü konkordato ilan etti.  

BOLD – 100 yılı aşkın süredir dünyanın birçok noktasında faaliyet gösteren uluslararası ABD merkezli araba kiralama şirketi Hertz, yeni tip Koronavirüs’ün seyahat sektörüne vurduğu darbe ve kiralık arabalara talebin azalmasının ardından cuma geç saatlerde konkordato ilan etti. 

Hertz’in CEO’su Paul Stone konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Covid-19’un işlerimize ne kadar sert bir darbe vurduğunu göz önünde bulundurunca ve ekonomi ile seyahatin ne zaman normale döneceğini bilmediğimizi düşününce uzun bir iyileşme sürecini önlemek için bazı adımlar atmamız gerekiyor” dedi. Stone, iflas anlaşmasından 4 gün önce CEO ilan edilmişti.

İflas başvurusunda bulunan Hertz, borçlarını yeniden yapılandırdığı süreç içinde faaliyetlerine devam edebilecek. İşlemlere Hertz’ün Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki operasyonları dahil edilmedi. 

Reuters’ın aktardığına göre Hertz’ün gelirinin büyük bir bölümünü havalimanlarındaki şubelerinden kiralanan arabalar oluşturuyor. Koronavirüs kapsamında hava seyahatinin durma noktasına gelmesi şirketi zor duruma soktu. 

Havacılık sektöründen de birçok şirket işten çıkarmalar yapmak durumunda kaldı. 

1918 yılında kurulan ve dünyanın en büyük araba kiralama şirketlerinden biri olan Hertz 145 ülkede faaliyet gösteriyor. 

Ekonomik kriz kapıda! Salgın sonrası iflas avukatlarının işleri artacak

medyabold
Devamını Oku »

Saray’dan şaka gibi bayram müjdesi! Sokağa çıkma yasağında köprü, otoyol ve Marmaray ücretsiz

Resmi Gazetede yayınlanan karara göre, Ramazan Bayramı boyunca Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki Marmaray, otoyol ve köprülerden geçişler ücretsiz olacak.

BOLD- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, sokağa çıkmanın yasak olduğu, Ramazan Bayramı tatili boyunca, 23 Mayıs 2020 Cumartesi günü saat 00.00’dan (Cuma gününü Cumartesi gününe bağlayan gece) başlayarak, 27 Mayıs 2020 Çarşamba günü saat 07.00’ye kadar, yap-işlet-devret projeleri hariç olmak üzere Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişlerden ücret alınmayacak.

23 Mayıs 2020 Cumartesi günü saat 00.00’dan (Cuma gününü Cumartesi gününe bağlayan gece) başlayarak, 26 Mayıs Salı günü saat 24.00’e kadar, Başkentray ve Marmaray seferleri de ücretsiz olacak.

EZBER BOZMUŞ!

Sokağa çıkma yasağı boyunca, yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyol ve köprülerin zararının hazineden karşılanacağını hatırlatan ekonomi yazarı Uğur Gürses kararı, ”Geçmediğimiz köprülere ücret ödenirken, geçemediğimiz köprülerin de ücretsiz olması ezber bozucu olmuş gerçekten” sözleriyle eleştirdi.

Hapisteki çocuklara bayram hediyesine hazır mısınız?

medyabold
Devamını Oku »

AKP’li kadın üyenin Erdoğan’a yönelik sözleri şok etti: Allah çocuklarımın ömründen alıp size versin!

Erdoğan’ın, video konferans yoluyla gerçekleştirdiği İl ve belediye başkanları toplantısına katılan, Çorum AKP Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir’in sözleri pes dedirtti.

BOLD- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dün il il video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiği genişletilmiş il ve belediye başkanları toplantısına Çorum’dan AKP İl Başkanı Yusuf Ahlatcı, Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, İl Genel Meclisi Başkanı Osman Günal, AKP Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir ve Gençlik Kolları Başkanı Muhammet Fatih Temur katıldı.

O KADAR ÖNEMLİSİNİZ

Toplantıda söz alan AKP Çorum Kadın Kolları Başkanı Meryem Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Kızmayın sakın ben bir şey söyleyeceğim. İnsan kendi ömründen geçebilir. Ama bazen diyorum ki, çocuklarımın ömründen alsın size versin. Çünkü bu ülke için o kadar önemlisiniz” diye konuştu.

AKP’li Demir’in bu sözleri üzerine gülümseyen Erdoğan ise, “Haşa, Allah onları en güzel şekilde yetiştirmek nasip etsin” cevabı verdi.

AKP’li kadın kolları başkanı Demir’in sözleri sosyal medyada da gündeme oturdu. Bazı sosyal medya kullanıcıları Merve Demir’i, siyasi çıkar uğruna çocuklarını bile malzeme yapmakla suçladı.

medyabold
Devamını Oku »

Erdoğan Deniz Kuvvetlerini Ulusalcılara sus payı olarak verdi

Cihat Yaycı’nın istifası sonrası Ulusalcı&Ergenekoncu cephe ile Erdoğan arasında yeni bir pazarlık masası kurulmuş durumda. Detaylar ve istifanın analizi.

Fatih Yurtsever 

BOLD ANALİZ

Kamuoyu günlerdir önce kızağa çekilen sonra da istifa eden Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’yı tartışıyor. 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu Kararlarınını “Postmodern Darbe” olarak adlandıran zamanın Genelkurmay Genel Sekteri Tümg. Erol Kasnak sayılmazsa, TSK tarihinde ilk defa bir tümamiral için bu kadar çok haber yapıldı ve üzerinde konuşuldu.

“Fetömetre” ve “Mavi Vatan” nedeniyle tartışma bu denli ateşli olarak sürdürülse de konu derinlemesine analiz edilince başka bir takım nedenler ortaya çıkıyor. Çok basit bir örnek vermek gerekirse: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal’ın Çin’e yaptığı resmi ziyaret sadece birkaç yerel basın yayın organında kendisine yer bulurken, Cihat Yaycı’nın her hareketi haber oldu. Peki nasıl oldu da TSK geleneklerinin ve emir komuta zincirinin hilafına bir tümamiral bu denli bir üne ve güce kavuştu?

15 Temmuz 2016 tarihinde Erdoğan ve ortakları, derin devletin ve İttihatçı zihniyetin 300 yıllık operasyonel birikimi kullanarak ikinci bir 31 Mart Vakası tertipiyle TSK’ya darbe yaparak, Türkiye’de rejimi değiştidiler. İran’da 1979 yılında yapılan İslam Devrimi de Şah’a bağlı laik İran Ordusu’na rağmen yapılmış, devrim Ordu’nun uzun süre Irak ile yapılan savaş sonrasında gücünü tüketmesi ile güç kazanarak yerini sağlamlaştırmıştı. Benzer bir geçiş döneminin Erdoğan rejimi açısından kazasız bir şekilde atlatılması da TSK’nın bu dönemde kontrol altında tutulmasına bağlıydı.

DENİZ KUVVETLERİ ERGENEKONA SUS PAYI OLARAK VERİLDİ

Erdoğan gücünü bir koalisyon ile paylaşmak zorunda olduğu için temel savaş olanı olan TSK’da gücü belli bir zamana kadar ulusalcı askerlerle paylaşmayı tercih etti. 2016 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının komuta yapısı büyük oranda daha önce Ergenekon ve Balyoz davalarından yargılanan ve hapis yatan askerlerden teşkil edildi. Aslında Erdoğan ve Hulusi Akar’ın planı, kısmen iç politikaya etki etme gücü az olan Deniz Kuvvetlerini Ergenekon’a sus payı olarak vermek ve başlarına yönetebilecekleri bir “kayyım” atayarak geçiş döneminde olası yol kazalarının önüne geçmekti.

Ulusalcı askerler kaolisyonun bir parçası olmalarına rağmen Hulusi Akar ve Erdoğan’a hiçbir zaman tam olarak güvenmediler. Bu nedenle Deniz Kuvvetlerinde ellerine geçen gücü siyasi bir güce tahvil edebilmek için ülkenin hem iç hem de dış politikasına etki edebilecek, Erdoğan üzerindeki güçlerini konsolide etmeye imkan verecek, daha önce Balyoz yargılamaları sürecinde sıkça gündemde tutmaya çalıştıkları MAVİ VATAN kavramını milli bir doktrin haline haline getirmeye karar verdiler.

Hem Erdoğan hem de Ergenekon için yukarıda açıklanan planlarını uygulayabilecek ve zamanı geldiğinde oyun dışına çıkarılabilmesi için güç ve makam düşkünlüğü başta olmak üzere üzere kişisel zaafiyetlere sahip tek aday Tüamiral Cihat Yaycı idi. Peki Cihat Yaycı bu planları hayata geçirmek için neler yaptı?

Cihat Yaycı kamuoyunda Fetömetre denilen Deniz Kuvvetlerinde görev yapan sözde cemaat mensubu subayların tespitinde kullanılan algoritmayı geliştiren kişi olarak tanınıyor. Sözde KHK’lar ile Deniz Kuvvetlerinden ihraç edilen tüm askerler sıfır hata ile çalışan bu algortima sayesinde tespit edildi ve ihraç edildi. Gerçekte ise İran ziyaretinde kameralar önünde Doğu Perinçek’in de itiraf ettiği gibi tüm listelere daha önce istihbarat başkanlığı da yapmış Soner Polat koordinesinde balyozcu askerler tarafından hazırlanmıştı. Cihat Yaycı sadece yapılan fişleme listelerine kendi oluşturduğu kriterler ile meşruiyet kazandırmaya çalışarak, kamuouyu algısının yönetilmesine katkı sağladı. Her darbe döneminde olduğu gibi 15 Temmuz sonrasında da darbeciler tarafından fişlenenler tasfiye edilecekti, Fetömetre bunun sadece kılıfı oldu.

Erdoğan ve etrafındaki klik için Arap Baharı bir fırsatlar bütünüydü. Mısır ve Suriye’de olduğu gibi Lİbya’da da İhvan Hareketi siyasi ve askeri olarak desteklenmeliydi. Erdoğan’ın bu hırsı ve yaptığı dasa dışı faaliyetler Ergenekon tarafından da yakından takip edildi. Deniz Kuvvetleri etkin olarak kullanılabilirde hem etkili bir diplomatik araç hem de caydırıcı bir askeri güç sergileme aracı olabilir. Bu noktada Ergenekon, Deniz Kuvvetlerinde kendisine tanınan sınırlı gücü Erdoğan’ın amaçları ile uyumlu bir örtü altında Mavi Vatan üzerinden artırmayı hedefledi. Doğu Akdeniz’de yaşanan yanlızlığının ancak Libya ile yapılabilecek bir Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması ile aşılabileceği böylelikle Mavi Vatan’ın korunacağı konusunda Ergenekon Cihat Yaycı üzerinden kamuoyu desteğini arkasında aldı.

Erdoğan da zaten Libya’ya yapılan silah ticaretini meşru bir amaca dayandırmak istiyordu. Hülasa yapılan anlaşmanın devamı Erdoğan’ın silah sattığı Sarrac’ın iktidarda kalmasına bağlıydı ve bu nedenle de Türkiye silah satışı dahil her türlü desteği vermeliydi. Milyon dolarlar değerindeki SİHA’lar düşürülürken, silah taşıyan gemiler durdurulurken, MAVİ VATAN kavramı üzerinden oluşturulan milliyetçi dalga bu konuların tartışımasını nasıl olsa engellliyordu. Hem Ergenekon hem de Erdoğan yaşanan gelişmelerden memnundu.

Ancak Erdoğan’ın kendisi eliyle TSK’yı kontrol altında tuttuğu Hulusi Akar hem de şahsen Cihat Yaycı’dan haz etmediği gibi hem de onun kimler tarafından nasıl ve neden kullanıldığını gayet iyi görüyordu. Birkaç defa Cihat Yaycı’yı oyun dışına çıkarmaya çalışsa da başarılı olamadı. COVİD-19 sonrasında Dünya’da ve Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeler Erdoğan’ın gücünü zayıflattı. ABD kaynaklı raporlarda örtülü olarak gündeme getirilen darbe tartışmaları Erdoğan’ı Hulusi Akar’a daha fazla mecbur hale getirdi. Bu durumu iyi değerlendiren Hulusi Akar şartların oluştuğuna kanaat getirerek Cihat Yaycı’nın ipini çekti. Dikkat edilirse Yaycı’nın kızağa çekilmesine en fazla Ergenekon cenahı tepki gösterdi. Zira onlar da Akar gibi gelişmeleri yakından takip ediyor, şartların namüsait hale geldiğini görüyorlar.

Cihat Yaycı şimdiye kadar yaptıklarıyla gündem oldu. Yaşanan gelişmelere bakılırsa bundan sonra da Erdoğan rejiminin yeni günah keçisi hizmet etmeye devam edecek. Suriye trajedisinin sorumlusu nasıl Ahmet Davuoğlu ilan edilmişse, önümüzdeki günlerde Cihat Yaycı da Libya yapılan bütün yasadışı işlerin müsebbibi olarak ilan edilebilir. Hatta Erdoğan Hakan Fidan’ın yardımıyla Cihat Yaycı’yı Moskova günlerinde Ergenekon’un yönlendirmesi ile Ruslara angaje olmakla suçlayabilir, aldatıldığını bile söylebilir. Ergenekon, Erdoğan’ı gayet iyi tanıdığı için Cihat Yaycı’ya bu kadar sahip çıkıyor. Zira herkes başına gelebilecekleri gayet iyi biliyor.

medyabold
Devamını Oku »

22 Mayıs 2020 Cuma

AKP’den, Tansu Çiller’in oğluna 24 bin metrekarelik imar kıyağı

Eski başbakan Tansu Çiller’in oğlu Berk’in yönetiminde olduğu şirketin Sarıyer Kilyos’taki yaklaşık 30 bin metrekarelik arazinin imarı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değiştirilerek inşaat hakkı 5 kat arttırıldı.

BOLD – Çevre Bakanlığı, Tansu Çiller’in oğlu Berk Çiller’in ortağı olduğu şirketin sit alanında bulunan 30 bin metrekarelik arazinin imarını değiştirip inşaat hakkını 5 kat artırdı.

Konut alanı olarak belirlenmiş parsel, otel yapılacak şekilde düzenlendi. 4 bin 586 metrekarelik inşaat alanı, yaklaşık 5 kat arttırılarak 24 bin metrekareye çıkarıldı.

İstanbul Kilyos’ta, Karadeniz kıyısında 3. derece doğal sit alanında kalan 29 bin 768 metrekarelik arazinin imar planları değiştirilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından itirazlar için askıya çıkarıldı. “Düşük yoğunluklu konut” alanından çıkarılarak “Turizm tesis alanı” ilan edilen arazi, imar planı raporunda yer alan bilgilere göre Marsan Marmara Holding A.Ş.’ye ait.

İTO kayıtlarına göre de şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Yılancıoğlu, yönetim kurulu üyelerinden biri eski başbakanlardan Tansu Çiller’in oğlu Berk Uçuran Çiller, diğeri de Adem Yelken. Turizm imarı alan şirketin yöneticilerinden Berk Çiller,  otelcilik yapacak.

24 BİN METREKARE OTEL İNŞAATI YAPILABİLECEK

Sözcü’nün haberine göre; şirketin eski yönetim kurulu üyeleri arasında da Tansu Çilller’in diğer oğlu Mert Çiller bulunuyor. Plan raporuna göre tamamı 3. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde kalan parsel daha önce “düşük yoğunluklu konut, park, yol” alanı olarak belirlenmişti.

Bu koşullara göre konut için ayrılan 22 bin 931 metrekarelik alanda 4 bin 586 metrekarelik inşaat yapılması mümkündü. Bakanlık tarafından yapılan plan değişikliği ile alanın turizm potansiyeli ve ülkenin turizm sektörüne sağlayacağı faydalar göz önüne alınarak, “konut” fonksiyonu için ayrılan arazi ‘turizm tesisleri alanı’na alındı. Parsele otel, motel ve pansiyon yapılabilecek. Yeni yapılanma koşulları da arttırılarak “Taks:0.40, Kaks:0.80, yükseklik 10.50 metre (3 kat)” olarak belirlendi. Buna göre parselin 22 bin 902 metrekarelik bölümüne bodrum kat ile birlikte 24 bin metrekare otel inşaatı yapılabilecek.

İBB, OLUMSUZ GÖRÜŞ BİLDİRDİ

Konuyla ilgili görüşü sorulan kamu kurumlarından olan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede turizm fonksiyonunun çevre yapılaşma koşulları ile uyumlu olmadığı, inşaat alanının 5 kat arttırıldığı, imar yollarının genişliğinin 10 metreden 7 metreye indirildiği belirtildi. Yapı yoğunluğunu arttıran plan değişikliğinin ulaşım sistemine de ek yük getireceği kaydedilerek planın bu hususlar doğrultusunda revize edilmesi istendi.

CHP’li Özel’den damat bakana: Bizim önümüzde kayın pederini eleştirme

medyabold
Devamını Oku »

Yavaş’ın başlattığı ‘İyilik bulaşıcıdır’ kampanyasına katılım 15 milyon TL’yi geçti

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başlattığı  “Su ver, Bilet ver ve El ver’ kampanyasında 15 milyon TL sınırı geçildi. 6 milyon 600 bin liralık su faturası ödendi, 660 bin liralık Anakart yüklemesi yapıldı, 8 milyon liralık nakit dağıtıldı.

BOLD – Mansur Yavaş’ın, “İyilik bulaşıcıdır” sloganıyla başlattığı yardım kampanyalarına büyük ilgi gösterildi. Yavaş’ın veresiye defterlerinin kapatılması ile başlattığı, “6 Milyon Tek Yürek” hareketinde, “Su ver, Bilet ver ve El ver’ kampanyası için 15 milyon sınırı geçildi. Hayırseverler 72 bin ailenin su faturalarının tamamını ödedi. İcra borcu olan vatandaşların su faturalarının ödenme işlemleri ise devam ediyor.

YARDIMLAR 23 MİLYON TL’Yİ GEÇTİ

Kampanya sırasında 6 milyon 600 bin lira tutan, 147 bin 322 adet su faturası ödendi. ‘’Bilet Ver” ile de 660 bin TL’lik Anakart yüklemesi yapıldı. “El Ver” kampanyası ile ise ihtiyaç sahibi vatandaşlara 8 milyon 200 bin TL nakit yardımı yapıldı. Daha önce de “İftar Ver” kampanyasıyla hayırseverler tarafından 500 bin 102 kişiye toplam 7 milyon 501 bin 530 TL tutarında sıcak yemek alınıp dağıtılmıştı. İftar kampanyasıyla birlikte tüm yardımlar yaklaşık 23 milyon TL oldu. Kampanyalara www.ankaratekyurek.com adresi üzerinden ulaşılabiliyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yaptığı açıklamada, “Hızır olan kardeşlerim, alan eli görmeden iyilik eden veren el oldunuz, bayram arifesinde yüz güldürdünüz. Su gibi aziz olun, aziz kalın” dedi.

Melih Gökçek dönemine ait 48 milyon liralık usulsüzlüğe suç duyurusu!

medyabold
Devamını Oku »

102 yıl önceki pandemide maçları stadyumlardan böyle izlediler

Spor yorumcusu Ali Murat Hamarat, İspanyol gribinin dünyayı kasıp kavurduğu yıllarda, ABD’deki bir futbol maçını izlemeye gelenlerin doldurduğu tribünlerin fotoğrafını paylaştı.

BOLD- Birgün gazetesi yazarı Ali Murat Hamarat, İspanyol gribi pandemisinin dünyayı kasıp kavurduğu 1918 yılında ABD’de bir stadyumda çekilmiş fotoğrafı paylaştı. Amerikan futbolu izlemek için 102 yıl önce stadyumu dolduran futbolseverlerin maske taktığı ve az da olsa sosyal mesafeyi koruduğu görülüyor.

Koronavirüs pandemisi sonrası futbolda normalleşmenin tartışıldığı bugünlerde fotoğraf için bir örnek diyen Hamarat, ”İspanyol gribinin dünyayı vurduğu günlerde Amerikan futbolu izleyen seyirciler… 1918’den kalan bu fotoğraf, şüphesiz bir asır sonra yeni normalde tribünlerin nasıl olabileceğine de ışık tutuyor” ifadelerini kullandı.

İspanyol gribinin, 1918 ve 1920 yılları arasında, dünya çapında 500 milyon insana bulaştığı ve 40 ila 70 milyon arasında insanın hayatına mal olduğu biliniyor.

medyabold
Devamını Oku »

“Kara Efe” Ahmet Burhan Ataç adına su kuyusu açıldı

OHAL sürecinde birçok hak ihlaline uğrayan Adanalı Ataç ailesinin, kemik kanserinden hayatını kaybeden oğlu Ahmet Burhan’ın hatırası Kamerun’da yaşatılacak.

BOLD – Tedavi süreci geciktirildiği için 7 Mayıs 2020’de hayatı kaybeden 4. evre kemik kanseri Ahmet Burhan Ataç’ın anısına Kamerun’da su kuyusu açıldı. İnsan hakları aktivisti Natali Avazyan’ın ön ayak olduğu su kuyusu için gofund.me platformu aracılığıyla “Ahmet Burhan Ataç Hatırası-Ahmet’s Memorial” adlı bir kampanya başlatıldı. 9 bin dolar bağışın yapıldığı kampanya sonucunda Ahmet Burhan Ataç adına 2 ve Natali AVAZYAN adına 1 adet olmak üzere üç su kuyusu açıldı.

Natali Avazyan, “Kara Efem” diye seslendiği Ahmet Burhan Ataç’a son 6 ayında çok destek oldu. Annesi Zekiye Ataç’ın pasaport yasağının kaldırılması, yurt dışına tedaviye gidebilmesi ve hapisteki babası Harun Reha Ataç’ın onu görebilmesi için gerekli izinler konusunda ön ayak oldu. Tüm uğraşlara rağmen Ahmet Burhan kurtarılamadı. Kara Efe, annesi ve babasının birlikte tutuklandığı Şubat 2018’de üzüntüsünü içine atmış ve kısa bir süre sonra kemik kanserine yakalanmıştı.

AHMET BURHAN ATAÇ’IN HAYATI VE AİLESİNİN YAŞADIKLARI AYRINTILARIYLA AŞAĞIDAKİ LİNKTE

El birliğiyle öldürülen çocuk Ahmet Burhan Ataç’ın hayatı

medyabold
Devamını Oku »

Milletvekili ve insan hakları savunucusu Gergerlioğlu’na polis saldırısı

İnsan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu Ankara’da polis şiddetine maruz kaldı: “Milletin sesini kesemezsiniz? Milletle mücadele ediyorsunuz, acizsiniz!”

BOLD – HDP’li belediyelere kayyum atamalarını protesto etmek için Ankara Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Başkanlığı önünde eylem yapan, aralarında milletvekilerinin de olduğu gruba polis müdahale etti. Dün meydana gelen olaydan sonra 12 kişi gözaltına alındı.

“KONUŞMANI DERHAL BİTİR”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun konuşmaya başladığı sırada polis ekipleri sesin duyulmaması için araçlarını çalıştırdı. Buna tepki gösteren Gergerlioğlu, “Milletin sesini bastırmaya çalışmak ilkelliktir. Lütfen arabanın kontağını kapatın” uyarısında bulundu. Polisler Gergerlioğlu’nun üzerine yürüyerek, açıklamanın bitirilmesini istedi. Gergerlioğlu’na “Sen” diyerek hitap eden polis amiri, “Konuşmanı derhal bitir” dedi.

“HALKLA KAVGA EDEN GİTMEYE MAHKUMDUR”

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Ömer Faruk Gergerlioğlu “Açıklamamızı yaparken yanımızdaki arabaları çalıştırıyorlar ki sesimiz duyulmasın, bu ilkel tavırlarını uyarınca zorlarına gidiyor, öylesine şımarıklıklar ki alttan tekme atmaya, saldırmaya çalışıyorlar! Milletin sesini kesemezsiniz! Milletle mücadele ediyorsunuz, acizsiniz! Bugün polisin saldırdığı Ömer Faruk Gergerlioğlu değil halkın iradesidir. Halkla kavga eden gitmeye mahkumdur! Bunlar bizi yıldıramaz!” ifadelerini kulandı.

 

Polisler görüntü alan Mezopotamya Ajans muhabirini uzaklaştırarak, gözaltına almakla tehdit ederken bina içerisinden açıklamayı dinleyen HDP üyeleri, milletvekillerine müdahaleye tepki olarak sık sık “HDP halktır, halk burada”, “Kayyum darbedir”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

Kadın polis, gözaltındaki kadınlara asitle işkence yaptı

medyabold
Devamını Oku »

Fenerbahçe ile Trabzonspor’un şampiyonluk atışması sosyal medyada

Fenerbahçe 2010-11 sezonu şampiyonluğunu kazandığı günün yıl dönümünde açıklama yaptı, Trabzonspor’dan cevap niteliğinde bir paylaşım yaptı.

BOLD – Fenerbahçe, davaları hala sürmekte olan 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun 9. yılında resmi sitesinden bir açıklama yaptı, kupayı kendilerinin hak ettiğini belirten Trabzonspor da üzerine bir paylaşımda bulundu. Fenerbahçe’nin açıklamasında, “Karanlıklar Aydınlandı Fenerinle; Şampiyonluk kupamız sonsuza kadar evimizde” ifadeleri yer alırken, Trabzonspor’un paylaşımında ise, “Şampiyonlar Şampiyonlar Ligi’ne gider, tertemiz şampiyonluk ve sekizinci kuşatma” etiketleri yer aldı.

FENERBAHÇE’NİN AÇIKLAMASI

“Tarihimizin en anlamlı zaferlerinden biri olan 2010-11 sezonu şampiyonluğumuzun 9. yıl dönümü, gururla, mutlulukla bir kez daha tüm camiamıza armağan olsun!
2010-11 sezonunda “Her şeye rağmen!” diyerek futbol takımımızın eşsiz mücadelesi ve deplasmanda arka arkaya kazandığımız derbi galibiyetleriyle taçlandırdığımız; alnımızın akı, emeklerimizin en güzeliyle elde ettiğimiz şampiyonluğumuzun simgesi olan kupamız, asırlık çınar Fenerbahçemizin evinde, müzemizde yer almaya sonsuza kadar devam edecek…. Tarih, bir “şampiyonluk”, bir “kupa”, bir “başarı” değil; haksızlığa başkaldırı, düşmana karşı galibiyet, önce Fenerbahçe’yi, sonra Türkiye’yi hedef alanlara karşı ilk ZAFER ilk DİRENİŞ ve ilk UYANIŞ olan 2010-11 Şampiyonluğumuzu, altın harflerle yazacak! Karanlıklar Aydınlandı Fenerinle; Şampiyonluk kupamız sonsuza kadar evimizde!”

TRABZONSPOR’UN PAYLAŞIMI

Bordo-Mavili kulüpte “Şampiyonlar Şampiyonlar Ligi’ne gider, tertemiz şampiyon ve sekizinci kuşatma” etiketleri yer aldı. Şampiyonlar Ligi’nde oynandıkları İnter maçından bir paylaşım yapıldı.

medyabold
Devamını Oku »