Bir oğlum İzmir’de inşaat ve tadilat işleriyle uğraşan bir esnaftı. 12 yıl yurtdışında çalıştı. Vatan hasretine fazla dayanamadığından İsviçre’den temelli ana yurda dönüş yaptı. Burada inşaat ve tadilat işlerine devam ederek geçimini sağlıyordu. Evli ve iki çocuk babası mutlu huzurlu bir aile yaşantısı vardı. Çocuklarını kendi vatanında ve kendi örf adetlerimize göre yetiştireceği için huzurluydu. Ailece bir apartman da yaşıyorduk.
Her şey 15 Temmuz’dan sonra ters gitmeye başladı. Önce MEB’de çalışan diğer oğlum ihraç edildi daha sonra terör örgütü üyesi olarak tutuklandı. Dört aydır cezaevinde tutuklu. Bizler oğullarımızın bu durumuna çok üzülüyorduk. Oğlumun eşi de öğretmen olduğu için çalıştığı okulda dışlanmaya başladı. Kocam çocuklarının bu durumlarına kalbi daha fazla dayanamadı ve üzüntüden kalp krizi geçirdi, hastaneye yatırıldı tedavisine başlandı. Kocam hastaneden taburcu olduktan bir hafta sonra ikinci bir şok daha yaşadık.
Bu seferde oğlumu dernek üyeliği ve bir bankaya para yatırmaktan gözaltına aldılar. 15 gün ifadesini almadılar, psikolojik baskı uyguladılar ve sonra ifadesini alıp hakim karşısına çıkardılar.
Hakim dosyasına baktı ve adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Ama üç gün sonra savcı bu duruma itiraz etti ve oğlumu noterde işlem yaparken sanki vatan haini bir terörist gibi gözaltına aldılar. 20 gündür cezaevinde tutuklu. Ben şeker hastasıyım ve kocamın da kalp rahatsızlığı var. Haksız bu zulümden perişan olduk.
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/05/21/ogullarim/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder