Bulunduğum ilde yıllardır mobilya mağazası işleten bir esnafım. Vergilerini düzenli ödeyen, bu zamana kadar herhangi bir sicil sabıka kaydı olmayan, çevremdeki insanlar tarafından dürüst ve güvenilir olarak tanınan birisiyim. Mobilya işi yapanların çok iyi bildiği gibi bu işte güven ve itibar her şeyden önce gelir. Yıllardır ödün vermediğimiz ticari ahlakımız sayesinde biz bu güven ve itibarı kazanmış olduğumuzdan sorunsuz bir iş hayatım ve buna paralel olarak da mutlu huzurlu bir aile hayatım vardı. Vardı diyorum çünkü bir sabah polislerin evimin kapısını çalması hem kendim hem de ailem için kabus gibi günlerin başlangıcı oldu.
Kapıya gelen polisler hakkımda terör örgütü üyeliğinden gözaltı kararı olduğunu söyleyip beni emniyete götürdüler. Gözaltına alınmamdan ifade sürecine kadar olan zamandaki hissiyatım memur arkadaşlara da çokça ifade ettiğim gibi “bu bir yanlış anlaşılma olmalıydı”. Ancak emniyetteki ifade sürecinde sorulan sorulardan durumun vahametini idrak edebildim. Bir gazeteye abone olup olmadığım, bir bankada hesabımın olup olmadığı, ilimizdeki bir işadamları derneğine üye olup olmadığım gibi her birin
in cevabı “evet” olsa bile hiçbiri suç teşkil etmeyen sorular sordular. Yöneltilen sorular tam bir komedi olmasına rağmen büyük bir ciddiyetle üslubumu bozmadan sorulara yanıt verdim. Emniyetteki sorgum bitince biraz rahatladım çünkü aleyhimde suç sayılabilecek herhangi bir iddia yoktu. Savcılıkta da aynı soru-cevap diyaloğundan sonra ben serbest kalmayı umarken savcı bey hakkımda tutuklu yargılama talep etti. En sonunda hakim bey de savcıyla aynı kanaatte olduğunu belirtti. Üstelik bütün mal varlığıma tedbir koyarak ve banka hesaplarımı bloke ederek beni cezaevine gönderdi. Anlayacağınız bana hayatı zindan ettiği yetmiyormuş gibi geride kalan eşim ve çocuklarıma da hayatı zindan etmişti. Bu arada tutuklanmamızın ertesi günü bazı yerel gazetelerin benim ve benimle beraber gözaltına alınan esnafların isimlerini manşetten vatan haini olarak deklare ettiğini de daha sonra öğrenecektik.
Cezaevinde tam 10 ay boyunca iddianame yazılmasını ve ilk duruşmaya çıkacağımız günü bekledik. Dile kolay tam 10 ay; her görüşte ailemin yaşadığı maddi sıkıntıları, çocuklarımın arkadaşları öğretmenleri tarafından dışlandığı eşime yakınlarımızın vebalıymış gibi davrandığı ve onların yaşadı psikolojik sıkıntıları dinlediğim dinledikçe de kahrolduğum ON ay. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de hesaplarımız bloke olduğu için işle ilgili zamanı gelip de ödeyemediğimiz borçlar ve vatan haini ilan edildiğimiz için kaybolan itibarımız. Çıktığımız ilk duruşmada hakim tutuksuz yargılanmama hükmetti ve bana 10 yıl gibi gelen cezaevi günlerim bitti.
Cezaevi günlerim bitti bitmesine ama kabus devam ediyor. Her kapı çalışında yine polis geldi endişesi, nerdeyse durma noktasına gelen işlerim, ödenmeyi bekleyen bir sürü zamanı geçmiş borç ve psikolojik desteğe ihtiyacı olan çocuklarım. Hiçbir suçum yokken bana bunları reva görenlerden ve hayatımı alt üst edenlerden her iki dünyada da şikayetçiyim.
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/03/12/sorumlulardan-iki-dunyada-sikayetciyim/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder