10 Mart 2019 Pazar

Geçim Derdi Belimizi Büktü…

İsimsiz bir mektup belki biraz garip olacak ancak ülkemizin geldiği nokta bunu zorunlu hale getirmiştir. Zira birçok gazetecinin, akademisyenin, savcının, hâkimin tutuklu olduğu ve her vatandaşın değişik bahanelerle hapislere atıldığı şu süreçte ismimin gizli kalmasını istedim. Bir suçum olduğundan değil, suçlu suçsuz herkesin derdest edilmesinden tutuklanmasından mektubum isimsiz olacaktır.

Ailemin en büyük erkek çocuğu olarak çok zor şartlarda orta ve lise eğitimimi bitirdim. Şartlar çok zordu, çünkü o dönemde PKK teröründen çoğu baba çocuğunu okula gönderemiyordu. Bu şartlar altında babama okumak istediğimi anlattım ve bütün bu riskler altında babam okumama razı oldu. Lise eğitiminden sonra girdiğim üniversite sınavında başarılı olunca üniversiteye yerleştim. Çiftçi ve düşük gelirli bir aile çocuğu olarak çok zor şartlarda üniversiteyi bitirdim. Üniversiteyi bitirdikten sonra pek çok kez sınavlara girerek bir memur olmak için çalıştım ancak atanamadım. Terörün nerdeyse her gün can aldığı Hakkari’nin Şemdinli ilçesine dönmek istemedim. Evlendim ancak hala işsizdim ve bir iş bulmak için arayışlara girdim. Nihayet üniversiteyi bitirdi

ğim ilde yerel bir vakfa bağlı özel bir yurtta iş buldum. Çalıştığım kurum Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel bir yurt. Bu kurum 1972 tarihlerinde faaliyete girmiş bakanlığın izniyle açılmış ve yılda en az iki kez Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müfettişlerince denetlenen özel bir yurt. Kurumda yaklaşık yedi yıl çalıştım bu süre içerisinde MEB’den hiç bir uyarı veya ceza almadım. Aksine MEB tavsiyeli seminerlere katılarak yurt yönetim belgeleri aldım. Bütün faaliyetlerimiz resmi kayıtlar altında ve bu kayıtlar MEB Özel Yurtlar Yönetmeliği çerçevesinde tutulmuştur.

18 Temmuz 2016’da çalıştığım bu kuruma saat 18.00 civarında gittiğimde kurumun kapılarının mühürlendiğini gördüm ve şok oldum. Mesai bitiminden sonra mühürlenen kurumun kim tarafından neden mühürlendiğini dahi öğrenemedim. Ne yapacağımı bilemeden gelecek bir bilgiyi, ihtarı bekledim. İki gün sonra gelen bir telefonla kuruma çağrıldım ve kuruma el konulduğunu öğrendim. Bütün evrakları gelen yetkililere teslim ederek özel eşyalarımı da alarak yurttan çıkarıldım. 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak kurumun kapatıldığını tutulan tutanakta öğrendim.

Kırk yılı aşkın MEB bünyesinde faaliyet göstermiş bir kurum hiç bir ihtar yapılmadan ve herhangi bir mahkeme kararı olmadan kapatıldı. Bütün faaliyetlerini bakanlığın bünyesinde ve kontrolünde yürütmüş, MEB’den onaysız bir personel dahi alamayan, her aldığı veya çıkardığı öğrenciyi Milli Eğitim Müdürlüğüne ve İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirmiş kısacası bütün faaliyetlerini Özel Yurtlar Yönetmeliği çerçevesinde yürütmüş bir kurum nasıl oluyor da hiç bir mahkeme kararı olmadan kapatılır. Çalışan bütün personeli işsiz öylece ortada bırakıldı. O da yetmedi son ay maaşları ve çalıştıkları yılların tazminatları ödenmedi. Kurum müdürü olarak yaklaşık 7 yıl çalıştığım kurumdan tazminatlarımı alamadım, daha vahimi hizmetli olarak çalışan bir personelim yaklaşık 20 yıldır bu kurumda çalışıyor ancak tazminatını alamadan ortada bırakıldı. Şimdi siz vicdan sahiplerine sesleniyorum. Bu kuruma izin verenlerin, bu kurumu denetleyenlerin hiç bir suçu yok. Onlar koltuklarında oturmaya devam ede dursunlar. Biz bu kurumda çalışanlar mı suçluyuz. Suçumuz ne? 18 Temmuzdan sonra yaşadığım bu psikolojik travmadan biraz uzaklaşmak için ailemin yanına gittim. Bir kaç gün sonra komşulardan aldığım haberle evime polislerin geldiğini ve evime çilingir maharetiyle girildiği arama yapıldığı bilgisine sahip oldum. Bir telefon etme zahmetinde bulunmadan evin altı üstüne getiriliyor ama ben ev sahibi olarak komşulardan öğreniyorum.

Her şeyden kuşku duyar hale geldim evime bir şeyler mi yerleştirildi yoksa ne yapıldı. Kendi evime bir daha giremedim, girmek de istemedim. Bankada cüzi bir miktar param vardı çekmeye gittiğimde hesaplarıma ihtiyati tedbir konulduğunu öğrendim ve onu da çekemedim. Üç çocuk babasıyım, biri henüz okul çağına gelmemiş ikisi de okula gidiyor. Çocukların ihtiyaçları bir taraftan evin ihtiyaçları bir taraftan belimizi büküyor. İşsizim ve hangi kapıya gitsem iş vermiyorlar. Yıllarca emek vererek okumamız, emeğimiz ve o emeklerin neticesi bu mu olacaktı. Hangi kapıya gidelim? Bütün bu olanlarla ilgili suçumuz nedir? Suçumuz varsa ispat etsinler darbeye dahlimiz varsa yardımımız, ilgimiz, bilgimiz varsa öyle hafif cezalar da vermesinler idama razıyım idam etsinler. Değilse vatandaşlık haklarımı, hürriyetimi istiyorum. Çünkü ben T.C vatandaşıyım ve T.C diplomasıyla T.C kanunlarıyla açılmış bir kurumda çalıştım eğer bu bir suçsa bu suçu işledim başka da bir suçum yok.

Saygılarımla…



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/03/11/gecim-derdi-belimizi-buktu/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder