Yasin ASLIYANIK
Bir araştırma süsü verilerek, sözde nedenlerle tanımadık yüzlerin kapıları çaldığı zamandı. Merak etmiyor değildik, son zamanlarda anket gibi veya muhtarlıktan geliyoruz bahaneleriyle zillerimizi çalan, tanışıklıktan beri çehreleri. Yanıbaşımdaki arkadaşlardan birinin muhtarlığı ziyareti neticesinde, mahalle yönetiminin böyle bir araştırma içinde olmadıklarını tesbit etmiştik. İnceleme yapanların polis olduğunu sezmiştik. Adres ve isim tesbiti için bir güçlüğü yenmek istercesine uğraş veriyorlardı. Zaman çok akıp da ilerlememişti. Bir sabah güneş doğmadan “Yamanlar Eğitim Kurumları” nda çalışan bir çok öğretmenin evine baskın yapılmıştı. 23 Mart 2017 sabahı yapılan bu ansızın gelmelerle çocuklar ailelerinden, eşlerde birbirinden koparılmıştı. O gün yapılan, benim tabirimle “saldırı” anını eşim ve çocuklarım da yaşamıştı. Maruz kaldıkları bu ansızın gelişler, ailemin yaşadığı beklenmedik üçüncü saldırıydı. Ben başka bir yerde olduğum için, benden savuşan bu olayı ancak eşimden dinleyebilmiştim.
“Sabah kapının zili çalıyor, bir yandanda kapıya sert sert vuruluyordu. Kapıdan gelen ardı ardına sesler o kadar sertti ki, sanki uzun zaman ödenmemiş bir borcun alacaklısı gelmişti. Bir an da bedenimi utangaç ve silik bir hal kaplamıştı. Kalb atışım değişmişti. Kapıyı açar açmaz orta yaşlarda bir polis, arama kararını gösterme lüzumu duymadan, birbiri ardınca hızlı ve geniş adımlarla yatak odasına girdi. Bulmak istediği kimseden başkasını görmek memur beyi kızgınlık haline maruz bırakmıştı. Sert bir ifadeyle ‘kocan nerede’ diye sordu. İki dudak arasından titreyen sesimle yerini bilmediğimi, Ağustos ayından beri eve gelmediğini, kendisine ifade ettim. O kadar gerildi ve sinirlendi ki bana kızarak ‘git o zaman emniyete eşim kayıp ihbarında bulun’ dedi. Bu kindar polis evi o kadar hiddetli arıyordu ki sanki uzun zamandır kaybettiği eşyayı biz almışızda evde saklıyoruz, zannedersiniz. Uzun bir aramadan sonra suç isnat edecek bir delil bulamayınca rahatsız olmuşlardı. Gözlerinden karanlık akan, her konuştuğunda ağzından ateş saçan ejderha kılıklı bu memur yanıbaşındaki arkadaşına ‘ sizde mi birşey bulamadınız ‘ diye sordu. Anlık bir bekleşmeden sonra telefonuma el koydular. 2,5 yıl geçmesine rağmen alınan telefonuma teknik iceleme yapılıpta, bana geri iade edilmedi.
Yarı uykulu çocuklarım şaşkınlık içinde olup bitenleri izliyordu. Reşid olmayan 18 yaşından küçük oğlumun da telefonunu almak için çok uğraştılar. Oğlum telefonunu bir bahane bularak teslim etmedi.”
Annesine çok düşkün olan ipek saçlı kızım olayın vahametinden fazlasıyla etkilenmişti. Annemi alacaklar korkusu artık zihninin köşesinde kıvrılmış bir yılan gibi bekliyordu. Ev ortamında bile odasından ara sıra sıyrılıp, annesinin evde olup olmadığını kontrol etmeye başlamıştı. Şimdi nerede bir polis görse yüzünde bir tedirginlik ağlamaya başlıyor, sımsıkı tutarak annesinin elini.
Ailem kendi aralarında konuşurken başkası anlamasın diye benim adımı da Ayşe Teyze koymuşlar. Kızım bazen istekleri yerine gelmeyince “Ayşe Teyzem yanımda olsaydı, o benim dediklerimi yapardı” diyormuş. Akşamları yatmadan önce ona bir tane hikaye okurdum. Mutlaka 10 dk kadar ona sarılır, yanında yatardım. Şimdi evdeki yastıklardan birine benim ismimi koymuş. Artık okumayı öğrendiği için, adımı taşıyan bu küçük mindere bir hikaye okuyup, sonrada yumuşacık yünlerine sarılarak uykuya dalıyormuş. Yatmadan önce minik elleriyle ve küçük yüreğiyle yaptığı bir duası da varmış. “Allah’ım babamı kötü adamdan koru”
Bugünlerde mağdur edilen bir resim öğretmeninden ders alarak, güzel sanat dalına yatkın olan kabiliyetlerini, yöntem ve tekniklerle geliştirmeye çalışıyor. Yaptığı resimleri bana hediye ediyor. Onun yokluğunda resimlerine bakıyorum. Gözyaşlarım süzülüyor yanaklarımdan. Bazen taşmasına engel olamadığım duygularımı kelimelere bırakıyorum. Hislerimin kırık dökük ifadelere yüklendiği kelimelerden oluşan bir şiirimi bu sayfayla paylaşmak istedim.
Yine gözlerime doluştu ıslak yaşlar. Ben ayrıldıkça, onlar da ayrılıyor.
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/03/11/kapiya-sert-sert-vuruluyordu/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder