İslamcı camianın abilerinden sayılan yazar Mehmet Doğan, Karar gazetesindeki bugünkü köşesinde “Başkanları kibir mahvetti” diye bir yazı kaleme aldı. Doğan’ın AKP yöneticilerini ve idarecilerini suçladığı yazıda medyayla ilgili çıkışı da dikkat çekiciydi. Benzer bir eleştiri de Yenişafak’ta AA eski genel müdürü Kemal Öztürk’den geldi.
Doğan’ın Karar gazetesindeki yazısından bir bölüm:
AK Parti Yöneticileri bir süre sonra kendilerini çevrelerinden soyutladılar. Bir “vesile” olmazsa selâm bile almaz oldular! Çevre onları denetleyemezdi, eleştiremezdi. Hatta haklarında konuşamazdı; onlara yapılan eleştiri esasında lidere yapılmış sayılırdı!
Liderin gölgesinde nice aslanlar(!) türedi!
Bütün dost sözlerine, eleştirilere kulak tıkadılar.
Seçmeni, vatandaşı değil, Tayyip Beyi memnun etmeyi esas aldılar.
Basın AK Parti hükümetlerini eleştirme konusunda vazifesine yapmadı.
(Bu cümle “yapamadı” şeklinde de kurulabilir.)
Muhalif basın, muhalif parti, muhalif fikir olmaksızın doğru hedeflere varılamaz. Türkiye’de güçlü bir siyasi muhalefet oluşmadı, bundan sonra oluşabilir. Muhalif fikir dikkate, hatta ciddiye alınmadı. Basın iktidarın kuzusu haline geldi. Hele iktidara yakın basın tek parti dönemindeki yalakalığı seksen yıl sonra ihya etti. Bir zamanlar öyle yazarlar tanırdık ki, hiç yoktular!
Muhalefeti, eleştiriyi, halkın kanaatini hiçe sayma alışkanlık haline gelince millete bir tek yol bırakılmış oldu: Seçim!
Bu seçim gerçek anlamda bir “ders verme” seçimi değildi. Eğer öyle olsa idi, sandığın rengi böyle olmazdı. Millet istikrar uğruna kan yuttu, kızılcık şerbeti içmiş gibi yaptı.
Yeni bir başlangıç için geç değil, fakat hayli güç!
Fabrika ayarlarına dönmek, daha doğrusu asli kimliğe avdet etmek, istişareyi esas almak, liyakati öncelemek, emaneti ehline vermek, israftan kaçınmak, eş dost yakın, akraba taallukat değil, adaleti gözetmek…
“ŞİMDİ ÜZGÜNÜZ… GÜCÜMÜZ ELİMİZDEN GİDİYOR”
Kemal Öztürk/Yenişafak gazetesi
“Şimdi üzgünüz…
Türlü iftiralara, ahlaksızlıklara, karalamalara, adaletsizliklere maruz kaldığımız için değil üzüntümüz inanın. O büyük hayale inanmış Mısır’dan Filistin’e, Malezya’dan Bosna’ya kadar milyonlarca insana artık söyleyecek bir sözümüz kalmadığı için üzgünüz.
Bizim derdimiz, bizim davamız AK Parti’den büyüktü. Ve biz Erdoğan’ı tüm İslam dünyasının acı çeken insanlarına dermen olacak diye sevdik, peşinden gittik. Az kalmıştı, derman olacaktı ve başaracaktık.
İşte sonra birbiriyle çekişen insanların bulaştırdığı hastalığa kapıldık. Sonra içimize korku düştü, şimdi de gücümüz elimizden gidiyor. Kendimize gelmezsek, kifayetsiz muhterisleri durdurmazsak daha da kötüye gidecek. Üzülerek görüyorum ki, hala sandıktan ders çıkarmayanlar var.
Velhasıl bugün duygusalız. Bizimkisi gerçek bir aşk hikayesiydi ve henüz şarkı olarak dillere düşmemişti. Gözümüzün önünde erimesinden dolayı olsa gerek, duygusalız.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder