O günler mi?…
Anlatılamaz ki, hatırlanamaz bile, çekilen acı mı kim anlayabilir ki, yitirilen insanlık mı bir daha belki hiç öylesi görülemez…
Evet bir Temmuz günüydü, ne olduğunu anlamadan öfke dolu polisler nefret kustular üstümüze. Evet onların bir kısmı tetikçi bir kısmı korkusundan sessiz kalanlardı. Tetikçi olanlar neden bu kadar nefret doluydular ki. Ne yapmıştık onlara? Bir gün önce başında müdür olanı bir gün sonra hunharca dövdüler. Neden? Nereden geliyordu bu cahil cesareti? Taptıkları putlarının pervasız cesaret güzellemelerine mi güveniyorlardı? Daha yeni doğum yapmış anayı yavrusundan ayırıp işkence etmek de neyin nesiydi öyle? Hani başörtü önemliydi sizin için? Onlarca erkeğin arasında başları hunharca açılarak gözaltına alınan bacılar kimin bacılarıydı? Tecavüz etmekle tehdit ettiğiniz kadın ve erkekler ne olacak? Yoksa sizin derdiniz zaten başörtüsü, din, Allah, kitap, namus zaten hiç olmadı mı? Taptığınız putunuz ne içer gibi göründüyse siz de ondan içer gibi göründünüz o kadar.
Korkusundan gözünü kırpmadan zulmeden hakimler, neden Allah’tan çok putunuzdan korktunuz? Yaptıklarının hesabı sorulmayacak sanan hakimler, savcılar, polis müdürleri, valiler hiç utanmadınız mı, utanmıyor musunuz? Yarın çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız? Torunlarınız sizi Putun tetikçisi olarak hatırlayacak, sadece kara bir leke, utanç vesikası olacaksınız. Sahi bu yaptıklarınızın hesabı sorulmayacak mı sanıyorsunuz? Oluşturduğunuz dosyalardaki hiçbirşeyin delil olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. Personel dosyalarına yapıştırdığınız fişleme değerlendirmeleri ne olacak peki? Hesap sorulmayacak mı?
Ben, bu ülkeye-devlete-vatana–millete hizmet edeyim diye daha bıyıkları bile çıkmamış bir çocuk iken anasının gözyaşları içinde devletine verilmiş olan Anadolu çocuğu Osman, Mehmet, Süleyman, Ömer…
Çocukluğumu, gençliğimi, geleceğimi bu vatana hizmet için adamış bir Osmanlı torunuyum ben. Bir Temmuz akşamında cezaevinin deposuna istiflenmiş 60 kişiden biriyim ben. Aylarca karanlık bir hücreye terkedilmiş Veli, Mahmut, Yusuf…lardan biriyim ben; Yeni doğan bebesini emziremediğinden sütünü cezaevinin paslı lavabosuna sağan Meryem, Hatice, Ayşe, Fatımayım ben; Hem anasını hem babasını yıllarca zindana kapattığınız gidecek kimsesi olmayan çocuk Hamza, Faruk, Kahraman…ım ben; üç yıldır dört duvar arasında esir tuttuğunuz onbinlerden biriyim ben; gözaltına aldığınız 500 bin kişiden biriyim ben; açlığa terkettiğiniz yüzbinlerce KHKlıdan biriyim… Zulüm diyarından hicret ederken öldürdüğünüz Meriç çocuklarından biriyim ben… Gecenin bir karanlığında evini basıp kaçırıp kaybettiklerinizden biriyim…
Türlü türlü işkencelere maruz kalmış bu bedenin sahibi ben.
Acı çekmekten artık acı nedir bilmez oldum. Gerçek Sahibimi Rabbimi buldum. Çektirdiğiniz eziyetler Rabbimin yoluna sabitleyen birer çivi oldu bana ve tekrar ayağa kalktım. Küllerimden yeniden doğdum. İşkence yaptığınız kemiklerim iyileşti. Pazularım eskisinden daha kuvvetli. Göğsüm daha kabarık. Aklım keskin. Gönlüm eskisinden daha geniş.
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/02/o-gunler-mi/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder