Ben Mardin’de doğmuş İzmir’de yetişmiş, evlenmiş 8 çocuk annesi biriyim. Canımı dişime takıp çocuklarımı binbir zorlukla çileli bir hayat içinde yetiştirmek zorunda kaldım.Tabiri caizse çamurda gül yetiştirmeye çalıştım diyebilirim.Tam düzene oturdu dediğimiz hayatımız bir telefonla tekrar altüst oldu. Kızım telefonda evine polislerin geldiğini ve eşini gözaltına alacaklarını söylüyordu. Dünyamız başımıza yıkıldı ve bir çileli süreç daha böylece başlamış oldu. Ev sahiplerinin ihbarlarıyla damadım tutuklanmış, kızım 2 yaşında oğluyla öylece kalakalmıştı. Evini barkını toparlayıp evladıyla beraber yanımıza aldık çünkü 2 evi birden geçindirecek maddi imkanımız yoktu. Damadımızı ha bugün ha yarın bırakırlar derken birgün kızımı da ifadesi alınacak diyerek götürdüler. 1hafta jandarma hücresinde tutulup türlü baskılar, işkenceler, zorbalıklarla yeni sütten kesilmiş evladını esirgemeye vermekle tehdit ederek, iftiracılığa ikna edilmeye çalışıldı.
Babası 1 hafta jandarmanın kapısında nöbet tuttu. Bu üzüntüye dayanamayarak panik atak hastası oldu. Ben şeker hastasıyım 2 kere şeker komasına girme seviyesine geldim hastanede yattım. Daha henüz 2 yaşında torunumun her anne diye ağlaması bizim yüregimize hançer olup saplandı. Küçücük yaşında bir çileli sürecin başrolü olmuştu. Önceleri dünyadan haberi yoktu yavrumun. Ama gel zaman git zaman annesizlik çok yaktı yuregini. Ağlamaları feryada dönüştü. Evimizde haftalarca yemek pişmedi hala da ne yediğimiz yemeğin tadı var ne de içten bir gülüşümüz…1yıl boyunca kızım hakkında iddianame bile hazırlanmadan cezaevinde tutuldu. Torunum babasını tanıyamadan sadece açık görüşlerde görerek büyüdü. Torunumu her annesinin yanına götürmemiz bizim için tekrar geri almaya gitmemiz kızım için ayrı işkence ve yıkım oldu. Evde ailecek o küçük yüreği yara almasın diye ne senaryolar oyunlar çevirmek zorunda kaldık. Annesi babası işte çalışmak zorundalar ama herkes işe gidip aksam eve dönüyor neden onun annesi babası akşam eve dönmüyor düşüncesi her günün travmayla geçmesine sebep oluyordu. Kapalı görüşler ayrı hezeyandı bizim için…Camları yumruklayıp kırcam bu camları derdi. Annesi neden kucağına almıyordu diye ona kızardı.1sene sonra şükür kızımı bıraktılar. Artık torunumun da bizim de biraz olsun yüzümüz güldü derken 1 yıl sonra oğlumu, yine tanık beyanı diyerek aldılar götürdüler…
Daha henüz öğrenci, evimin küçüğü gözümün bebeği oğlum da terör iftirasiyla zindanlara yusuf oldu. Eğer ben terörist yetiştirdiysem Allahım beni evlatlarıma kim terörist diye iftira attıysa o iftiracıları kahreyle Allahım dedim hep… Çünkü ben kendimi bildim bileli terörden kan davasından kavgadan hep kaçtım sakındım evlatlarımı da o ahlakla yetiştirdim. Pazarların çöplerinden topladım yedirdim ama asla haram yedirmedim. Damadıma 8 yıl, kızıma 7, 5 yıl ceza verdiler. Kızımın tekrar tutuklanma korkusuyla yatıp kalkarken şimdi bir evladımı daha suçsuz günahsız yere ellerine kelepçeler vurulup zindana atılmasına eğitim hayatının yarım kalmasına o yolda çekilecek çileye bedenim de ruhum da daha ne kadar ve nasıl dayanır bilemiyorum. Maddi ve manevi olarak artık kaldıracak gücümüz de kalmadı. Rabbime niyazim en kısalardan daha kısa bir zamanda zalimlere verdiği mühleti sonlandırarak bizi bu cendereden sağ selamet kurtarmasıdır inşaallah.
Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/04/02/torununun-gozyaslari-hancer-gibi-yuregime-saplandi/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder