26 Aralık 2020 Cumartesi

Kalça kemiği parçalanan kadın tutuklu, “klozet var” denilerek karantina koğuşuna gönderildi

Hapse girmeden önce kalça kemiğinden ameliyat olan ve sürekli ilaç kullanması gereken Sümeyya Aksoy’un sağlığı, cezaevinde maruz kaldığı hak ihlalleri nedeniyle tehlikede.

BOLD ÖZEL – Kasım 2017’den bu yana Gebze Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan ev hanımı Sümayya Aksoy (43), cezaevinde yaşam tehlikesiyle karşı karşıya. Hapse girmeden önce kalça kemiğinden iki kez ameliyat olan Aksoy, sağlık hizmetlerinden yoksun kalınca kalça kemiği tamamen parçalandı.

Oğlu Saim Aksoy’un verdiği bilgiye göre koronavirüs nedeniyle bir yıldır muayene edilmeyen Aksoy’un sürekli kullanması gereken ağrı kesiciler verilmedi. Üçüncü kez ameliyat olması gereken Aksoy, cezaevi koşulları nedeniyle ameliyat da olamıyor. Saim Aksoy, annesinin koronavirüs olan ya da olma ihtimali olan mahkumların bulunduğu koğuşa alınarak hayatının daha da tehlikeye atıldığını vurguladı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Sümeyya Aksoy hem 17-25 Aralık soruşturmalarında şube müdür yardımcısı olan Kazım Aksoy’un eşi olduğu için hem de mesajlaşma programı Bylock gerekçe gösterilerek 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Annesinin durumunu Twitter adresinden duyuran Saim Aksoy, Başta HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak üzere milletvekillerinden ve insan hakları savunucularından yardım istedi. Saim Aksoy’un ifadeleriyle annesi Sümeyya Aksoy’un cezaevinde yaşadığı hak ihlalleri:

BABAMI TUTUKLAYAN İRADE HIRSINI ALAMAYINCA ANNEMİ DE TUTUKLADI

“Ben mağdur bir anne ve babanın mağdur oğlu Saim Aksoy. 17-25 Aralık soruşturmalarında şube müdür yardımcısı olan babamı tutuklayan irade, hırsını alamadığından birçok emniyet mensubunun eşi gibi annem Sümeyya Aksoy da tutuklandı ve 3 senedir Gebze Kadın Kapalı Ceza infaz kurumunda. Annemin sağ kalça kemiği tamamen parçalanmış, her iki kalça kemiğinde de ciddi anlamda kireçlenme mevcut. Acil ameliyat olması gerekiyor ancak cezaevi koşulları elvermediği için ameliyat olamıyor.

3 KİŞİLİK KOĞUŞTA 10 KİŞİ KALIYORLAR

Üç kişilik rutubetli koğuşta 10 kişi aylarca kalmış, buradaki rutubetten dolayı hastalığı ilerlemiş, ardından yine üç kişilik koğuşta 10 kişi kalacak şekilde başka bir koğuşa gönderilmiştir. Bu koğuşta klozet olması annemi bir nebze rahatlatmıştır. Zira, annemin klozet olmayan bir yerde bulundurulması hastalığı sebebi ile işkenceye dönüşmektedir. Bu durum kurum tarafından da bilinmektedir.

Ancak birkaç gün önce herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin başka bir koğuşa gönderilmiş, klozet olmadığı için günlerce yemek yememiş su dahi içmemiştir. Kalabalık koğuş olduğundan klozet yapılması için talepte bulunulmuş ancak aradan geçen zamana rağmen halen sonuç alınamamıştır.

Haklı talepleri üzerine annem, mevcut koğuşun fiziki koşullarını insanca yaşamaya uygun hale getirilmek yerine, klozet olduğu belirtilen karantina koğuşuna alınmış ve artık burada kalacağı kendisine söylenmiştir. Karantina koğuşu karışık bir koğuş olmakla birlikte hem hijyen açısından annemi zorlamakta hem de koronavirüs olanların/olma ihtimali olanların sürekli getirildiği koğuş olduğu için sağlığı açısından ciddi tehlike oluşturmaktadır.

HASTANEYE GİDİP GELMESİ İŞKENCE

Bir an önce hastalığına uygun asgari koşullara sahip, sağlık açısından uygun ve klozetin olduğu bir koğuşa götürülmesi için talepte bulunduk ancak ne yazık ki halen bir sonuç alamadık. Kısacası annemin hastalığı sebebiyle zaruri olan asgari fiziki koşullara sahip bir yerde tutulması talebini bir klozet sorunu haline getirip annemi koronavirüs olan ya da olma ihtimali olan mahkumların bulunduğu koğuşa alarak çözme yoluna gittiler.

Bununla birlikte, kurum doktoru mahkumları kovid-19 sebebi ile yaklaşık bir yıldır muayene etmediği gibi annemin sürekli kullanması gereken ilaçları da ısrarla vermemektedir. Annem ilaçları alamadığı için de dayanılmaz acılar çekmektedir. Koronavirüs sebebi ile hastaneye her gidiş geliş de işkence haline geldiğinden (14 gün karantina koğuşunda kalındığı için, karantina koğuşunun pisliği ve sağlık açısından ciddi risk içermesi sebebiyle), sırf orada kalmamak için hastaneye gidemiyor.

KURUM DOKTORU YÜZ YÜZE MUAYENE YAPMIYOR

Kurum doktoru da bu durumdan haberdar olmasına rağmen asla yüz yüze muayene yapmıyor. Talep edilen ilaçlar basit ağrı kesici bile olsa doktor tarafından yazılmıyor, yazılsa dahi tek bir adet olacak şekilde ilaç veriliyor. Ancak ağrının geçmemesi halinde ilaç olmadığı için ağrıya katlanmak zorunda kalınıyor.

Bir yıldır bu süreç devam etmekte. Tüm talep ve yazılan dilekçelere rağmen asla düzenleme yapılmamakta, asgari koşulları temine yönelik bir iyileştirmeye gidilmemektedir. Ayrıca koğuşlar üç kişilik olduğu için ve 10 kişi kaldığından dolayı yerde yatılıyor, koğuş içinde yürüyecek mesafe dahi kalmıyor.

Haksız şekilde cezaevinde tutulan ve en temel insani şartlarsan yoksun olarak yaşamak zorunda bırakılan birçok kişiden biri olan annemin bu durumunu, diğer birçoğu gibi yaşatılan eziyetleri bir evlat olmanın gereği olarak duyurmak için bu konuda yardımcı olmanızı rica ediyorum.”

“Sakın ağlama anne, babam şehit oldu”

medyabold

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder