25 Aralık 2018 Salı

Millet Bahçeleri ve papağan

Osmanlı dünyasında hava, mekân değişiklikleri ve manzara seyri bağlamında belirlenen gezme eylemini genel olarak tanımlayan ve mekânsallaştıran ‘mesire’ gii bazı sözcüklerin bulunduğunu hatırlatan tarihçi Neval Konuk, “Millet Bahçeleri”nin 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktığını söyledi. Konuk, Millet Bahçeleri için, “konumları, işlevleri, inşa kararları ve süreçleri ile farklı bir kent mekânı oluşumunun izlerini taşımaları açısından bir kırılma noktası yaratarak, halkın yeni ilgi odağı haline gelmişlerdir” ifadelerini kullandı.

Tarihçi Konuk, “Arapça “milla” sözcüğünden dilimize yerleşen “millet” sözcüğü “din, mezhep, bir din veya mezhebe mensup cemaat” anlamına gelmektedir” diyerek Refik Halit Karay’ın “Ago Paşa’nın Anıları” adlı öyküsüne atıfta bulundu. Öyküde, II. Abdülhamid’in istibdadından Mütareke’ye dek uzanan siyasal yaşantı, eğlenceli bir geçit içinde gösterilirken “Millet Bahçeleri” de bu büyük resmin içinde yer alıyor.

Öyküye göre, “Ago Paşa” adı verilen bir papağan, kuşçu dükkânının karşısındaki “Millet Bahçesi”ne gidenlerin ağzından “Millet Bahçesine gidelim” cümlesini öğrenip gerekli gereksiz tekrarlar, ancak bir gün papağan bu sözü söylerken dükkâna giren iki polis kuşçuyu azarlar. Kuşçu ise papağana dönerek şöyle der:

“Allah belanı versin! Beni sürecek misin? Bir daha millet
kelimesini ağzına alırsan dilini koparırım, anladın mı? Orasının
adı bundan sonra Belediye Bahçesi, söyle bakayım, tekrar et,
Belediye Bahçesi de…” (Karay, 2017, s. 9).

Tarihçi Neval Konuk sosyal medya hesabında paylaştığı yazısında şunları yazdı:

“Sonrasında, II. Abdülhamid’ten korkan kuşçu ona “Padişahım çok yaşa”, II. Meşrutiyet’ten sonra ise “Yaşasın Hürriyet” demeyi öğretir. Buradan anlaşılabileceği gibi, siyasi eğilimlere bağlı olarak halkın sıkça tekrar ettiği sözcükler papağanın ağzına pelesenk olur. Kuşkusuz, papağanın söylemlerinden dikkat çekici olanı bu makale konusu bağlamında, “Millet Bahçesine gidelim” cümlesidir. Hikâyede siyasi sürecin bir parçası olarak anlatılan “Millet Bahçeleri” söyleminin içinde geçen “millet” sözcüğü
nedeniyle II. Abdülhamid’in tepkisini çekme olasılığının korku yarattığı düşünülebilir.

“Ago Paşa’nın Anıları” adlı öyküden alınan metinden de görülebileceği gibi tepki çekmemek için “Millet Bahçesi” adı yerine “Belediye Bahçesi” ifadesi kullanma eğilimi varsa da; belgelerde ve halk arasında “Millet Bahçesi” sözcük grubunun kullanımına yer verilmiştir. Abdülhak Şinasi Hisar, “Çamlıca’daki Eniştemiz” adlı romanında Çamlıca Millet Bahçesi için “gariptir ki o zamanlarda bile bu isimle çağrılmasına cesaret
olunan Millet bahçesi” biçimindeki anlatımıyla kullanımın devam ettiğini kaydeder (Hisar, 2088, s. 25).

II. Abdülhamid döneminde kullanılmaktan sakınılacak sözcüklerin sayıca fazlalığından ve bunlardan birinin “millet” diğerinin ise “hürriyet” olduğundan söz edilmekteyse de; yapılan yazışmalardan da anlaşılabileceği gibi, “Millet Bahçeleri” ifadesi II. Abdülhamid dönemi belgelerinde yer almıştır. “Millet” sözcüğünün bahçe adı olarak kullanımı 1870’li yıllara ait arşiv belgelerinden başlayarak II. Meşrutiyet dönemini de kapsayacak biçimde bir süreç izler ve 1920’de son bulur.

“Hürriyet” sözcüğünün kullanımı ise II. Meşrutiyet ile gerçekleşir. Çünkü halkın dilinde II. Meşrutiyet bir “hürriyet hareketi”dir. Kimi zaman iki sözcük kent alanları için bir arada kullanılabilir. Söz gelimi, Trabzon’da Hürriyet Meydanı’nda Millet Bahçeleri yer almıştır.
Bir Osmanlı milleti oluşturma fikrinin kent mekânındaki karşılığı olarak görülebilecek “Millet Bahçeleri” tanımlaması ve bu bahçelerin ortaya çıkış tarihlerine bakıldığında, geç kalmış bir Tanzimat projesi olduğunu düşündürür. Bu sebeple bazı araştırmacılar tarafından “Millet Bahçeleri”, Tanzimat anıtlarının içinde değerlendirilmiştir. Bir Osmanlı milleti oluşturma siyasetinin ciddi olarak II. Mahmud döneminde ortaya çıktığı ve Osmanlı milleti fikrinin en fazla Tanzimat dönemi paşalarından Âlî ve Fuâd Paşalar zamanında gündemde olduğu bilinmektedir. Fransız kaidesinin, ümmetin reyleri ile milletler teşkil etmenin temsilcisi III. Napolyon da bu batılılaşmış paşalara dayanak olmuştur. Sultan Abdülaziz devrindeki Fransızvârî ıslâhât ve bu ıslâhâtın simgesi olan Mekteb-i Sultânî’nin hep bu sistemin örnek alınmasından ortaya çıktığını ifade eden Akçura’nın verdiği bilgiler dikkate alındığında Osmanlı milletinin görünürlüğünün kentsel alanlarda da gerçekleştirilmesine ilişkin bir projenin parçası olan “Millet Bahçeleri”nin Avrupa’daki örneklerinin varlığı da itici güç oluşturmuştur.

Osmanlı arşiv belgelerine bakıldığında ise 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra “Millet Bahçeleri”nin imparatorluğun pek çok kentinde büyük bir heyecanla inşa edildiği tespit edilir.”

kronos

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder