S-400 uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistem malzemelerinin Türkiye’ye sevkıyatı devam ederken, Rusya ve Türkiye yakınlaşması Avrupa’dan endişeyle izleniyor. Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması “ABD’den daha fazla Avrupa’yı tedirgin ediyor” görüşü giderek yaygınlık kazanıyor.
HALKWEB’e konuşan Almanya Federal Meclis eski Milletvekili Memet Kılıç “Rusya, Avrupa’daki aşırı milliyetçi, yabancı ve İslam karşıtı hareketleri destekleyerek esasen bunu başarıyor. Putin ile Erdoğan arasındaki yakınlaşmanın her iki ülkenin de bu ülkedeki gizli servislerinin operasyonel işbirliğini genişletmesine yol açacağını öngörmek için herhangi bir vesileye ise gerek yok” dedi.
’15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ SONRASI YAKINLAŞTIK’
Putin – Erdoğan yakınlaşması ışığında 15 Temmuz darbe girişimine de projektörleri çeviren Yeşil politikacı Kılıç’ın dikkat çekici bir değerlendirmesine geçmeden önce Avusturya’da hükümetin düşmesine yol açan “Rusya” krizi ile ilgili. Avusturya hükümetinin aşırı sağcı ortağı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Heinz Christian Strache’nin “kendini bir Rus milyarderin yeğeni olarak tanıtan bir kadınla, partisi FPÖ’ye yapılacak bağışlar karşılığında, ülkedeki kamu ihalelerinden pay vermeyi taahhüt ettiği” görüşmeyi içeren kamera görüntülerinin ortaya dökülünce, Avusturya’da koalisyon hükümeti düşmüştü.
Avusturya hükümetinin düşüşü “Avrupa’da Rusya alarmına” yol açarken Kılıç’ın o şu değerlendirmeyi yaptı:
“Rusya’nın 2016 yılındaki siyasi boyutu hükümet istemediği için araştırılamayan ’darbe girişiminden‘ sonra, Rusya ile yakınlaşma hız kazandı. Rusya ısrarla bu darbe girişiminin engellenmesinde kendisinin asıl rolü oynadığını anlatma ihtiyacı duydu. Türkiye Rusya’nın çizgisinden çıkma eğilimi gösterdiğinde, Rusya kendi propaganda aygıtı Sputnik üzerinden Hakan Fidan’ın darbeden dakikalar önce Genelkurmay Başkanlığı’ından ayrılış fotoğraflarını yayınladı.”
Türkiye kökenli hukukçu ve Federal Meclis Birlik’90 / Yeşiller E. Milletvekili Memet Kılıç’ın HALKWEB’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
– Alman iç istihbarat örgütü 2018 raporunda Türkiye’nin Almanya’daki istihbarat faaliyetleri hakkında çarpıcı bilgilere yer verdi. Baden-Württemberg Eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın raporunu nasıl okumak gerekiyor?
Bu rapor Federal İstihbarat Teşkilatı’nın 2017 yılı raporu ile bir araya konularak ve satır araları okunarak değerlendirilmeli. Türkiye’nin istihbarat faaliyetleri hakkında çarpıcı bilgiler var. İstihbarat teşkilatları hem yargı hem de parlamenter kontrolde oldukları için, bazı bilgileri satır aralarında vermeye meylederler.
DİTİB (Diyanet’in Avrupa örgütü), UİD, Milli Görüş, Hizbullah, PKK, DHKP-C gibi bilinen örgütler hakkında standart bilgiler içeriyor.
Rapor Türkiye’yi, Çin, Rusya ve İran’ın faaliyetleri ile bir arada anarak, dost ülkeler kategorisinden çıkarmış gözüküyor. Yani pratikte NATO dışında bir ülke gibi değerlendiriyor.
‘İSTİHBARATTAKİ YAKINLAŞMA AB’DE KAYGI YARATIYOR’
– Türkiye’nin S-400 füzeleri alması ve Rusya’yla bir adım daha yakınlaşması Avrupa için ne ifade ediyor?
Avrupa’daki gözlemciler, Erdoğan’ın Şanghay Beşlisi, NATO, Avrupa ve IŞİD arasında sürekli dans ettiğini ve bunu iç politikada büyük diplomasi gibi satmaya çalıştığını söylüyorlar. Ancak dans alanının son dönemde çok daraldığını da ifade ediyorlar.
Türkiye’de 2013 yılında Çin’den hava savunma sistemleri alımı için görüşmeler yaptı. NATO’yu şantaj ile füze savunma sistemleri gönderme konusunda ikna‘ etti. IŞİD ile dahi mücadelede zorlanan Suriye’nin Türkiye için tehdit olduğuna dünyada kimse inanmadığı halde. NATO ’Patriot’u Kahramanmaraş’ta konuşlandırdı. Türkiye Alman haber alma uçaklarını (Tornado) İncirlik’ten çıkardı, onlar Ürdün’e taşınmak zorunda kaldılar.
2016 yılındaki siyasi boyutu hükümet istemediği için araştırılamayan ’darbe girişiminden‘ sonra, Rusya ile yakınlaşma hız kazandı. Rusya ısrarla bu darbe girişiminin engellenmesinde kendisinin asıl rolü oynadığını anlatma ihtiyacı duydu. Türkiye Rusya’nın çizgisinden çıkma eğilimi gösterdiğinde, Rusya kendi propaganda aygıtı Sputnik üzerinden Hakan Fidan’ın darbeden dakikalar önce Genel Kurmay Başkanlığı’ından ayrılış fotoğraflarını yayınladı.
Şimdi S-400 bataryalarının alınması Rusya ile yakınlaşma ’zorunluluğunun‘ bir parçasıdır. Rusya’nın bu S-400 satışındaki asıl kazancı NATO içerisinde çatlak yaratmış olmasıdır.
Bu yakınlaşmanın istihbarat teşkilatlarının da yakınlaşması olarak sürdürülmesi, AB’de kaygı yaratır. Çünkü Rusya istihbarat teknikleri konusunda çok deneyimli bir ülke, AKP’nin ise Avrupa’da talimatla çalıştırdığı çok sayıda kurum ve kişi var.
SAHTE BAYRAK OPERASYONLARINA DİKKAT
– Rusya’nın AB’yi zayıflatma operasyonlarından söz ediyorsunuz. Bunu hangi yöntemlerle yapıyor?
Rusya, bunu Avrupa’da göçmen, Müslüman ve AB karşıtı sağcı ırkçı partileri destekleyerek yapıyor. O politikacıların kampanyalarına dolambaçlı yollardan finansal ve medya desteği sağlıyor. Ayrıca Rusya’nın operatif casusluk faaliyetleri ile AB ülkelerinin içişlerinde güven ortamını sarsmaya yönelik eylemler gerçekleştirdiği düşünülüyor.
Ayrıca ‘sahte bayrak’ altında da (“false flag operation”) eylem yapma bu tür istihbarat teşkilatlarının genetiğinde vardır. Örneğin bir camiye saldırı olduğunda, bunun mutlaka Alman ırkçılar tarafından yapıldığını düşünemezsiniz. Bu öyle de olabilir veya Almanya ile Almanya’da yaşayan Müslüman nüfusu karşı karşıya getirmek isteyen bir gücün, sahte bayrak altında yaptığı operasyon da olabilir.
‘YAKINLAŞMA SONRASI TÜRK CASUSLARININ SAYISI ARTTI’
-Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik sistematik saldırıda Rusya’nın yanında yer aldığını dillendiriyorsunuz. Erdoğan-Putin işbirliği Avrupa için ”bir güvenlik sorunu” mudur?
Dünyanın tüm ülkeleri belli ölçüde kendi ülkelerini korumak için diğer ülkeler ve faaliyetleri hakkında bilgi toplarlar. Ancak bazı ülkeler bu faaliyeti bilgi toplama ile sınırlamayıp, seçimleri manipüle etme, ülkeleri dışındaki muhaliflerini sindirme veya başka bir ülkenin iç işlerini karıştırmak için de kullanırlar.
Türkiye’nin son dönemlerde Rusya ile yakınlaşması, kullandıkları yöntemler konusunda da bir yakınlaşmayı beraberinde getirebilir. NATO’nun 50’li yıllarda muhtemel Sovyet işgaline karşı kurduğu Stay Behind organizasyonları – İtalya’da Gladio, Türkiye’de Özel-Harp-Dairesi / Derin-Devlet-Susurluk – evrilerek ve mafyatikleşerek bugüne kadar geldiler.
Aralık 2014 tarihinde Almanya Federal Savcılığı (Bundesanwaltschaft) Frankfurt Havaalanı’nda iki Türk casusu gözaltına aldırdı, daha sonra para cezaları ile serbest bırakıldılar. Aynı savcılık DİTİB’e yönelik casusluk soruşturmasını Aralık 2017’de sonlandırdı. Soruşturmanın hedefinde olan 19 imam Türkiye’ye dönmüştü ve iki ülke arasında yapılan görüşmeler sonunda bu iş sonlandırıldı izlenimi doğdu. Eylül 2018’de savcılık Türkiye için casusluk yaptığı şüphesiyle bir polis hakkında soruşturma başlattı.
Son 10 yılda Federal Savcılık Türk casuslara yönelik toplam 23 soruşturma yürüttü, bunun 17’si 2017 ve 2018 yıllarında oldu. Bu da Erdoğan Putin yakınlaşmasından sonra durumun hangi istikamette geliştiğini gösteriyor sanırım.
S-400 bataryalarının alınmasının Rusya ile yakınlaşma ’zorunluluğunun‘ bir parçası olduğuna ve Rusya’nın bu S-400 satışındaki asıl kazancının NATO içerisinde yarattığı çatlak yolduğuna işaret eden Yeşil siyasetçi Memet Kılıç söz konusu yakınlaşmanın istihbarat teşkilatlarının da yakınlaşması olarak sürdürülmesinin AB’de kaygı yarattığına dikkat çekiyor.
‘HER İSLAMCI GÖRÜNENİ İSLAMCI SANMAYIN’
– Almanya’da ürküten boyutlardaki ırkçı terörün ardından Türkiye ve Rusya istihbaratlarının ya da işbirliğinin yattığını mı söylüyorsunuz?
Bunu söylemiyorum. Ancak bazı güçlerin bazı gelişmeleri hızlandırdığını ve büyüttüğünü söylemek mümkün. Bunun en somut örneği İslamistler ve Alman ırkçılardır. Bir islamist, veya öyle görünen biri, kamyon ile bir Noel Pazarı’na dalıp insanları öldürdüğünde Alman ırkçılar azarlar; bir Alman ırkçı veya öyle görünen biri bir camiye saldırdığında İslamistler azarlar. Netice olarak ancak toplum ve o ülkenin iç güvenliği zarar alır.
– Sağ popülist yayın organı Compact son sayısında ırkçı şiddet, NSU ve tırmanan ırkçılıkla ilgili çok ciddi iddialara yer verdi. Irkçı cinayetlerde Amerika ve radikal İslamcı bağlantılara işaret ediliyor. Hatta Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke infazı ve ırkçıların katlettiği Halil Yozgat cinayetinde NSU’nun bir ilgisi bulunmadığını iddia ediyor. Bu iddiaları sadece komplo teorileri olarak kabul etmek doğru olur mu?
Bu sav bu şekliyle bana göre komplo teorisi. Çünkü bir NSU’nun varlığı konusunda şüphe yok, kanıt çok. Ancak NSU’nun arkasında kim vardı? Bu bana göre de tam olarak bugüne kadar ortaya çıkarılamamıştır. NSU’nun sadece üç kişiden oluştuğunu düşünmek mümkün değil. Ayrıca benim vekilliğim döneminde Kassel’de Halit Yozgat’ın öldürülmesi esnasında o mekânda bulunan bir Anayasayı Koruma Teşkilatı üyesi Andreas Temme konusunda benim verdiğim soru önergelerinin havada kalması, benim istihbarat teşkilatlarının çalışmasında bazı sorunlar olduğuna ilişkin şüphelerimi güçlendiriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder