“Erdoğan’ın öncelikli ve ağırlıklı hedefinde artık muhalefet liderleri değil, ‘kültürel iktidar’ kavgasında sembol değeri olabilecek kişi, grup ya da kurumlar olacağını söyleyebiliriz.”
BOLD- Tayyip Erdoğan, “Kültür sanat meselesini en az terörle mücadele, dış politika, temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum. İnşallah yeni dönemde ülkemizde kültürü, sanatı, mimariyi, şehirciliği hak ettiği seviyeye getireceğiz” dedi.
Erdoğan’ın bu sözleri, “Yeni hedefi, yeni düşmanı kültür sanat dünyası mı?” tartışmasını başlattı.
Erdoğan, kısa süre önce de sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’i yargıya hedef göstermiş, ardından iki sanatçı gözaltına alınmıştı.
Bu iki ismin ardından bu sefer de Deniz Çakır, Yılmaz Özdil ve Rutkay Aziz’i hedefine koyan Erdoğan’ın kültür sanat dünyasına karşı “yoğun ilgisi” tartışma konusu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde konuşan Erdoğan bu konudaki ilk sinyalleri verdi:
“Milletler için bazen diplomasi, askeri güç, ekonomik güçle kazanılamayacak başarılar, bir müzik, edebiyat, sinema eseriyle kazanılmaktadır. Geçtiğimiz 16 yıla baktığımda kültür sanat alanında yeteri kadar mesafe kat edememiş olmamızdan dolayı hep hayıflanırım, iç geçiririm…. Kültür sanat meselesini en az terörle mücadele, dış politika, temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum. İnşallah yeni dönemde ülkemizde kültürü, sanatı, mimariyi, şehirciliği hak ettiği seviyeye getireceğiz.”
YENİ HEDEF: KÜLTÜR KAVGASI
Artı Gerçek yazarı Ali Duran Topuz’a göre, Erdoğan’ın yeni hedefi “kültür kavgası”:
“Önümüzdeki yerel seçimin temel temasının ‘kültür kavgası’ biçiminde belireceği anlaşılıyor. Bu durumda Fatih Portakal, medyadaki kültürel iktidarı temin etme hamlesinin hedefi olmuş görünüyor. Metin Akpınar ve Müjdat Gezen ise ‘ülkenin kaymağını yiyen’ ama ‘kaderine duyarsız’ çoraklaştırıcı entelektüelleri temsilen hedef seçilmiş olmalı. Yani bu üç vaka bir yanlış anlama ya da aşırı gergin ortamdaki birilerinin çarpıtılmış bilgi algılaması/yansıtmasının sonuçları değil, bilinçli biçimde kurgulanmış bir politik kararın hamleleri.
Eğer bu doğruysa, Erdoğan’ın öncelikli ve ağırlıklı hedefinde artık muhalefet liderleri değil, ‘kültürel iktidar’ kavgasında sembol değeri olabilecek kişi, grup ya da kurumlar olacağını söyleyebiliriz. Sekiz yıl boyunca, 2010’dan başlayarak her seçimin bir tür referanduma çevrildiğine şahit olduk. Anlaşılan bu seçim, ‘kültürel iktidar’ın ana tema olacağı bir referandum görünümü alacak. Diğer seçimlerden farklı olarak bu defa bizzat seçmenin ‘rakip’ konumuna yükseldiği bir referandum. İktidar, yakın dönemde zaten kazanamayacağını bildiği Çankaya, Şişli, Kadıköy ve Beşiktaş seçmenini bu nedenle hedef haline getirdi. Zaten kendisine oy vermeyecek ve kendisine oy vereni etkileme imkânı pek olmayan üç ismin hedef olması da aynı nedene dayanıyor.”
medyabold
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder