14 Şubat 2019 Perşembe

Rahatsızlığımın Artmasına Rağmen Hastaneye Gidemiyorum

Ben, evli ve 4 çocuk babasıyım. 17 yıl önce tek böbreğimi kaybettim (damar tıkanıklığı sebebiyle) son bir yıl öncesine kadar da diğer böbreğimin de yüzde ellisi çalışıyordu. Hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği olan bir hastayım. Çocuklarım; bir tanesi Gazi Üniversitesi matematik bölümü 4.sınıfta diğeri İstanbul üniversitesi Fizik bölümü 1 sınıfta ve diğer iki tanesi de 3. ve 7. Sınıfta okuyor. Ben kendim de üniversite mezunu ve eğitime önem veren birisiyim.

Ben şimdiye kadar gerek ailemi geçindirebilmek için gerekse çocuklarımın eğitimini en iyi bir şekilde alabilmelerine çalışan bir vatandaşım.

En son çalıştığım yer ise İzmir’in küçük bir ilçesinde özel bir üniversite yurdunda müdürlük yapıyordum. İlçe esnafından 2 kişinin ortaklaşa açtıkları bu yurtta hem üniversite öğrencilerinin barınması hem de uyuşturucu vb. tuzaklara öğrencilerin düşmemesi ve korunması gayesiyle açılan 25 kişilik bu yurtta 5 yıldır görev yapıyordum. Yurdumuz Milli Eğitime Müdürlüğüne bağlı bir kurum olup sürekli belli aralıklarla hem Milli Eğitim hem de Emniyet tarafından kontrol edilen bir Yüksek Öğrenim

Öğrenci Yurdudur.

15 Temmuz da ailece memleketimiz Yozgat’tan İzmir’e bayram tatili dönüşü yolda iken, akşamüzeri İstanbul da okuyan kızım telefonla arayarak burada olaylar var, haberiniz var mı diye sorunca “arabayla yoldayız hiç bir şeyden haberimiz yok varınca TV bakar öğreniriz” dedik.

İzmir’e gelince TV açıp haberlere bakınca darbe olayını duyduk. Zaman biraz ilerleyip gece ezan sesiyle birlikte halkı meydana çağırılınca daha da şaşırdık neler oluyor diye. Daha sonra da toplanan halkı birileri galeyana getirterek tehditler ve yuhalamalar başladı. İnternetten de yurtların okulların ateşe verildiğini, ağıza alınmayacak hakaret ve küfürler duyunca ister istemez bizde etkilendik ve süreç sakinleşinceye kadar tekrar memleketimiz Yozgat’a dönmeye karar verdik.

Memlekete geldikten bir hafta sonra aldığımız bilgiye göre yurt kapatılmış ve polis yurt personeline arama ve tutuklama kararı çıkartmış. Hatta bizim evde olmadığımızı bildikleri halde polis kapıyı açıp evde arama yapmış. Daha sonra da kapının kilidini değiştirip eve gelirseniz emniyete uğrayın diye not bırakmışlar.

Biz şimdiye kadar bırakın bir insana zarar vermeyi bir hayvana herhangi bir canlıya zararımız olmamıştır ve olmayacaktır da. Şimdiye kadar bulunduğumuz yerlerde hep güvenin, sevginin ve hoşgörünün temsilcileri olduk ve hayatımız boyunca da olacağız. Biz kendimize “yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevme ve saygı duymayı” ilke edinmiş insanlarız.

Bir eğitimci olarak darbeye ve demokrasi dışı bütün söylem ve fiillere hep karşı oldum ve hayatım boyunca da olacağım. Bizim darbeyle yakından ve uzaktan zerre kadar ilgimiz olmamasına rağmen sanki darbeyle veya yapanlarla ilgimiz varmış gibi bir terörist gibi algılanıp aranmamız cidden bizi hem çok üzmüştür hem de hayal kırıklığına uğratmıştır. Öncelikle altını çizerek şunu belirteyim ki; darbeyi her kim yapmışsa ve bu menfur olayı önceden bilip engelleme güç ve imkanına sahip olup da engellememişse hepsini de lanetliyor ve Allah’tan kısa zamanda ıslahları mümkünse ıslah etmesini değilse de kahretmesini diliyorum.

Memlekette iken misafir olduğumuz kayınvalidenin evine ben ve eşim yokken jandarma baskın yapıyor evin etrafı çevriliyor ve çocukları ve kayınvalideyi ayrı ayrı odalarda sorguya alıyor. Hapisle cezayla tehdit ediyorlar. Hayatımızda ben de eşim de ve çocuklarda ilk defa bir jandarma/polisle karşı karşıya geliyoruz. Ben iş aramaya başka şehre gidince sonradan öğreniyorum yaşananları.

Halâ çocuklarımın psikolojisini düzeltemedik. Birde bu halde okula başladılar. Allah aşkına bizden kim ne kötülük görmüş, kime ne zararımız olmuş faydadan başka. Çalıştığımız yerdeki Millî Eğitime, Emniyete, Belediyeye, kaymakamlığı, siyasi parti ilçe başkanlarına, komşularımıza, öğrencilerimize hatta bizi tanıyan ilçe kime sorarsanız sorun bir tane olumsuz bir vukuatımızı duyacak mısınız? Neye göre hangi belge ve delile göre tutuklama çıkartıyorsunuz, bir insanın veya toplumun hukuka adliyeye karşı adalet duygusu sarsılırsa o zaman nasıl bir arada yaşama duygusu oluşacak. Maalesef insanımızın hukuka, adalete ve emniyet güçlerine karşı güveni sarsılmıştır.

Bir de olağanüstü hal ilân edilince, suçlu suçsuz demeden gerek gözaltına alınan gerekse tutuklananların içerideki baskı ve zulümleri neticesinde yaşadıkları olumsuzlukları duyunca ve görünce ister istemez sağlık durumumu dikkate alarak polise gidemedim. Memlekette iken gördüğüm ve duyduğum bazı hadiseler Şöyle ki; Bir esnafı gözaltına alıp sorguda öyle zulüm ve baskı yapıyorlar ki en sonunda deliriyor. İnançlı bir öğretmene intihar süsü verilerek ölümüne sebep oluyorlar artık diğer olumsuzlukları hakaretleri, küfürleri, darpları vb. olumsuzlukları yazmaya gerek yok zannederim.

Ayrıca avukat kabul edilmediği veya avukatların bu olaya katılmak istemediklerini de duyunca ister istemez süreç normalleşinceye kadar beklemeyi düşünüyorum. Başka bir ilçedeki aynı meslektaş arkadaşı hiçbir olumsuz vukuatı olmamasına rağmen tutukluyorlar uzun süre kimseyle görüştürmüyorlar. Ailesi kanserle mücadele ederken başlarına bir de bu olay geliyor. Arkadaş da ailesi de bütün sağlığını kaybetmiş durumda. Arkadaşı sanki terör suçlusu gibi lanse edilince etraftan ve yakınlarından kimse yardımına gelemiyor, bize de zarar verirler diye.

Bütün bu ve benzeri olumsuzluklar duyunca bir de içeri alınanların uzun süre mahkemeye çıkartılmayıp gözaltında bekletmelerini öğrenince hem sağlığımı (mevcut rahatsızlığımdan dolayı) hem de suçsuzluğumuzu ve herhangi bir ilgimizin olmadığını ispatlayıncaya kadar geçecek sürede dört tane okuyan çocuğuma ve aileme kim bakacak evimin kirasını, borçlarımı, taksitlerimi, faturalarımı kim ödeyecek. Benim çalışmaktan başka bir gelirim yok. Eşim de ev hanımı. Rahatsızlığımın artmasına rağmen hastaneye gidemiyorum. İki tane üniversiteye iki de ilkokula giden çocuklarıma harçlıklarını koyamayan başınızın çaresine bakın diyen bir baba nasıl olur! Çocuklarım başka şehirde ben başka şehirde. Bu olay ve oluşturulan olumsuz algılardan dolayı ailem parçalanmış durumda.

Evet, insanlığı ölmemiş, henüz vicdanı sönmemiş bütün insanlığa sesleniyorum; Allah aşkına bütün bu hukuksuzluğa adaletsizliğe, zulme her gün demokrasiden biraz daha uzaklaşarak diktatör rejime doğru giderken insanların ya korku ya da menfaatlerinden dolayı sükut etmeleri çok hayra alamet değil. Hak hukuk hiçe sayılıyor ayaklar altına alınıyor. Daha bizim gibi mazlum ve mağdur, özgürlüğü elinden alınan ve alınacak olan on binlerce belki çok daha fazla insan var. Lütfen etkisi olabilecek herkes hukuk adına adalet adına demokrasi adına sessiz kalmasın. SAYGILARIMLA.



Kaynak: Mağduriyetler http://magduriyetler.com/2019/02/14/rahatsizligimin-artmasina-ragmen-hastaneye-gidemiyorum/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder