25 Aralık 2019 Çarşamba

“Korku insanı ahlaksızlaştırır”

Prof. Toker: “Başıma bir şey gelir mi diye korktuğumuzda anlam dünyamızın ilkeleri değişir. Korku insanı ahlaksızlaştırır. Kötülüğe izin veren, onaylayan, sessiz kalan herkes buna iştirak etmiştir”

BOLD – “Kötülüğün Sıradanlığı” adlı konferansta konuşan Prof. Dr. Nilgün Toker, hakikati görme kapasitesinin korkuyla ortadan kalktığını söyleyerek, “Başıma bir şey gelir mi diye korktuğumuzda anlam dünyamızın ilkeleri değişir. Korku insanı ahlaksızlaştırır. Kötülüğe izin veren, onaylayan, sessiz kalan herkes buna iştirak etmiştir” dedi.

İzmir Tabip Odası’nın dün düzenlediği “Kötülüğün Sıradanlığı” adlı konferans, İzmir Tabip Odası Orhan Süren Konferans Salonunda dün gerçekleşti. İzmir Tabip Odası üyelerinin yoğun katılım gösterdiği konferansın konuşmacısı Barış Akademisyeni Prof. Dr. Nilgün Toker oldu.

Toker, konuşmasında referans olarak Hannah Arendt’in “Kötülüğün Sıradanlığı” kitabına yer verdi. Kitapta Arendt, Nazi Almanya’sında Yahudilerin gettolara ve toplama kamplarına naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann’ın yargılanmasına yönelik düşüncelerini açıklıyor.

Konuşmasında Yahudi soykırımının mimarı olarak sunulan Eichmann’ın sadist bir canavardan ziyade normal bir insan olduğuna dikkat çeken Arendt’in sözlerine vurgu yapan Toker, özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığı üzerine konuştu. Eichmann’ın, mahkemede yaptığı savunmada söylediği ‘Sadece, yasalara uygun olarak görevimi yerine getirdim’ cümlesinin ardında yatan mantığa da değinen Toker,  “aldığı emirle görevini yerine getiren yurttaş” söyleminin sıradanlaşmasıyla kötülüğün de derinleştiğini belirtti.

‘HERKES İSTEYEREK KÖTÜ OLUR’

Bugünlerde herkesin kötülüğün sıradanlığı üzerine konuştuğunu, bu kavramın sıklıkla dillendirildiğini söyleyen Toker, Kant’tan alıntı yaparak, hiçbir kötülüğün istemeden yapılamayacağını vurguladı. Toker, “Eğer bir eylem kötüyü gerçekleştirdiyse, kötüyü gerçekleştirmeye karar veren bir irade söz konusudur. Yani herkes isteyerek kötü olur” dedi. Eichmann’ın bu kötülüğe iten nedenleri, sadece aldığı emri yerine getirmekle açıklamasının, onun anlam dünyasıyla ilgili olduğunu belirten Toker, insanlığa karşı işlenen suçların hiçbirinin niyetle sorgulanamayacağına dikkat çekti. Buna örnek olarak Birleşmiş Milletler’in yasaya aykırı olan emre boyun eğme suçuna atıf yapan Toker, Eichmann’ın düşünme yokluğunu bu açıdan değerlendirerek,  “Kendi yasasına uymayan, kendi eylemi ilkeleri üzerine düşünme yetisinden yoksun insan. Akıl hayal gücü ve hafıza ile çalışır. Hayal gücü zihninde canlandırma ile yargıda bulunarak neyin iyi, kötü, halklı ya da haksız olduğuna karar verir. Eichmann’da düşünme yokluğu, kendini tüm diğerlerinin dışına koyarak, tüm diğerlerini tanımak, görmek kapasitesini kaybederek ortaya çıkmıştır” dedi.

‘KÖTÜLÜĞE İZİN VEREN ONAYLAYAN SESSİZ KALAN İŞTİRAK ETMİŞTİR’

İnsanda hakikati görme kapasitesinin korkuyla ortadan kalktığını dile getiren Toker, “Başıma bir şey gelir mi diye korktuğumuzda anlam dünyamızın ilkeleri değişir. Korku insanı ahlaksızlaştırır. Bizim memlekette vicdan bir duygu gibi tanımlanıyor. Halbuki vicdan tam da aklı işaret eder. Vicdan iyi kötü ayırt etme kapasitemizdir. Kötülüğe izin veren, onaylayan, sessiz kalan herkes buna iştirak etmiştir. Bunu ancak yüzleşerek aşabiliriz” diye konuştu.

KHK’LI AKADEMİSYEN

Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanlığı yapan Prof. Dr. Nilgün Toker, 6 Ocak 2016’da tarihinde ege üniversitesi felsefe bölümündeki görevinden ihraç edildi. 1961’de Dinar’da doğdu. ODTÜ Matematik Bölümü’nde başladığı üniversite öğrenimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde tamamladı. Aynı bölümde yüksek lisans (Doğal Hukuk Geleneğinde Locke’un “Yönetim Üzerine İki İnceleme”sinin Yeri), Paris vııı Saint Deniş Üniversitesi’nde doktora yaptı. (Arendt ve Habermas’ta İktidar ve Meşruiyet İlişkisi). Toker’in “Politika ve Sorumluluk” (İletişim Yayınları) adlı bir kitabı bulunuyor.

medyabold

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder