31 Ocak 2019 Perşembe

Ahmed Bedevî Hazretleri | Çağlayan Dergisi

Ahmed Bedevî, 1200 (Hicrî 596) senesinde Fas’ta dünyaya gelmiştir.[i]Kendisi miladî 692 senesinde, Haccac devrinde, Arabistan’daki karışıklıklara dayanamayıp Hicaz’dan Fas’a hicret eden bir aileye mensuptur.[ii]Annesi doğumundan sonra bir rüya görmüş ve rüyasında kendisine “Müjdeler olsun. Öyle bir çocuk dünyaya getirdin ki hiçbir çocuğa benzemiyor” şeklinde hitap edilmiştir.[iii]

Kişiliği

Yüzünü Afrika’da yaşayan Bedevîler gibi örtüğünden dolayı “Bedevî” lakabıyla anılmıştır. Mekke ve Medine’nin en güçlü süvarilerindendi. Harp tekniğini çok iyi bilir ve bu konuda kendisine sorulan her türlü soruya cevap verirdi. Tabiatı itibarıyla sert ve güçlü olsa da insanlarla muamelelerinde hep şefkat ve merhamet yolunu tutmuştur. İnsanlarla konuşurken onların dertlerini dinlemeye özen gösterir ve çözüm adına da kendisini bir hayli zorlardı.

Yolculukları

Allah’a kullukta derinleşmiş, hak dostlarının ortak yanları, onların hayatlarında hicret ve gurbetin baskın olmasıdır. Hicret eden kimse bu sayede Allah’ın (celle celâluhu) yeryüzündeki farklı tecellilerine şahit olmakta ve imanı ziyadeleşmektedir. Ahmed Bedevî’nin hayatında da hicretin önemli bir yeri vardır. Ailesi henüz o dünyaya gelmeden Hicaz’dan Fas’a hicret etmiştir. Ahmed Bedevî dünyaya gelince de babasının görmüş olduğu bir rüyanın tesiriyle 1206 senesinde tekrar Fas’tan ayrılarak aslî vatanlarına dönmüşlerdir. Bu şanlı ve soylu aile, Mekke’ye döndüğünde onları Mekke’nin önde gelenleri karşılamış ve onlara yakın alaka göstermişlerdir. Hatta onların geldiğini haber alan Medineliler de bu kutlu aile ile görüşüp tanışmak için Mekke’ye akın etmişlerdir.

Ahmed Bedevî bir başka yolculuğunu kardeşi ile birlikte 1227 senesinde Irak’a yapmıştır. Onun bu ziyaretinde de kendisinin görmüş olduğu bir rüyanın tesiri olduğu ifade edilmiştir. Bu yolculuklarında önce Bağdat’a uğramışlar, burada Hallac-ı Mansur, Ahmed Rufai, Abdülkadir Geylani gibi büyük zatların kabirlerini, ayrıca Irak’ta Numaniyye, Vâsıt ve Kazimiyye gibi şehirleri ziyaret etmişlerdir. Ahmed Bedevî Hazretlerinin 11 sene süren bu Irak yolculuğu 1238 senesinde Mekke’ye dönmesiyle son bulmuştur.

Ahmed Bedevî’nin bir başka yolculuğu da ömrünün sonuna kadar bereketli bir ömür geçireceği Mısır’a olmuştur. Rüyasında üç defa kendisine Tanta şehrine gidip yerleşmesi emredilmiş ve orada nice talebeler yetiştireceği haber verilmiştir. Rüyadaki emre itaat eden Ahmed Bedevî, 1238 senesinde Tanta’ya yerleşmiştir. Onun hayatında irşad ve tebliğ faaliyetlerini yaptığı bir şehir olması cihetiyle Tanta’nın çok önemli bir yeri vardır.

Yaşadığı Devrin İlmî ve Siyasî Özellikleri

Hicri 7. asırda yaşamış olan Ahmed Bedevî’nin yaşadığı devri tam anlayabilmek için daha önceki devre kısaca bir bakmak gerekir. Hicrî 5 ve 6. asırda, felsefe ile karışık bir sufi akım ve mutedil Sünnî sufi akım olmak üzere tasavvufun iki ana kolu ortaya çıkmıştır. Birinci akım öylesine etkili olmuştur ki siyasi görüşlerinden etkilenerek Fatimiler, Muvahhidiler ve Murabıtın gibi devletler bile kurulmuştur. Birbirine zıt bu iki bakış tarzı arasında iki asırlık bir mücadele olmuştur. Ancak 7. asrın başlarına gelince, mutedil sufî akım güç kazanmış ve bu devirde Gazzalî, Rufai ve Geylanî gibi âlimler yetişerek adeta Ahmed Bedevî’nin yetişeceği ortama zemin hazırlamışlardır. Bu üç zatın sayesinde Sünnî tasavvuf, felsefî tasavvufa galebe çalmış, 7. asrın sufi algısı müsbet mânâda değişmiş, felsefî tasavvuf da ilk asırlarda olduğu gibi temiz ve saf özüne dönmüştür.[iv]Yaşadığı ortamın atmosferinden etkilenen Ahmed Bedevî, Sünnî mutedil tasavvuf yolunda derinleşmiş, sufi anlayışını Kitap, Sünnet, güzel ahlak gibi temeller üzerine bina etmiştir.

İlmî Yönü

İlmi ve irfanı kendisinde cem eden Ahmed Bedevî’nin ilme olan arzusu da dikkate değerdir. Gençliğinin bir kısmını geçirdiği Mekke’de Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiş, bir yandan da tecvid ilminde derinleşmiştir. Öte yandan yedi kıraat üzerinde ihtisas sahibi olarak bu ilimde oldukça önemli bir konum ihraz etmiştir. Çocukluğunda Mağrib’te yaygın Mâliki Fıkhını öğrenmiş, Mekke’ye gelince kendisinin de tâbi olduğu Şâfi Mezhebine merak salmıştır. Ahmed Bedevî ile ilmi bir münazara yapan bir âlimin onun ilme olan vukufiyetini gördükten sonra onun hakkında “O, dalgaları dinmeyen coşkun bir denizdir” diyerek onu övmesi de pek manidardır.[v]Kaynaklarda Ahmed Bedevî ile muasırı olan İbn Dakiku’l-İyd arasında ilmi tartışmaların olduğu ve Ahmed Bedevî’nin ona üstünlük sağladığı ve kendisine tevcih edilen sorulara istisnasız

[i]Ömer Rıza Kehhâle, Mu’cemu’l-müellifin, Müessesetü’r-Risale, 1/314.

[ii]Seyyid Ahmed Tuayme, Mezahib ve Şahsiyyat, Hayatu es-Seyyid Bedevî,s. 8.

[iii]Abdülhâlim Mahmud, Es-Seyyid Ahmed el-Bedevî, Dâru’l-Meârif, Kahire, 1119. s. 49.

[iv]Seyyid Ahmed Tuayme, a.g.e, s. 21–27.

[v]A.g.e., s. 45.



Yazının Kaynağı: Çağlayan Dergisi https://caglayandergisi.com/2019/01/31/ahmed-bedevi-hazretleri/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder