9 Şubat 2021 Salı

Hendek’in üzerinden beş yıl geçti: 14 kişinin cenazesi hala kayıp

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde önceki gün bulunan erkek cenazesinin 5 yıl önceki Hendek Operasyonları sırasında ölen Hakan Arslan’a ait olduğu belirtildi. O dönemde hayatını kaybeden 14 kişinin akıbeti hala bilinmiyor.

BOLD – Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 7 Şubat günü bulunan cesedin kime ait olduğu merak konusu oldu. Cesedin 5 yıl önce Hendek Operasyonları’nda hayatını kaybeden oğulları Hakan’a ait olduğunu ileri süre Arslan ailesi, kimlik tespiti için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Katolik Kilisesi ve Hasırlı Mescidi arasında bulunan alanda devam eden kazı sırasında bulunan cenaze, Adli Tıp Kurumu (ATK) morguna kaldırıldı. 106 gün süren çatışmalar sırasında 22 Ocak 2016’da yaşamını yitirdiği ve Hasırlı Camisi’nin yanına defnedildiği yönünde bilgiler bulunan Hakan Arslan’ın ailesi, 5 yıldır bu konuda resmi girişimlerde bulunsalar da çocuklarının cenazesine kavuşamamıştı.

CENAZENİN BULUNMASI ACILARI TAZELEDİ

2015’te peş peşe yaşanan terör olayları ve Suruç Saldırısı’nın ardından “Hendek Operasyonu” olarak isimlendirilen bir dizi operasyon başlatıldı. Sur, Cizre ve Nusaybin merkezli operasyonlara TSK mensuplarının yanı sıra özel harekat polisleri de katıldı. 7 Şubat 2016’da 177 kişinin bodrumlarda öldürülmesinin yıl dönümünde birçok haber sitesinde ve sosyal medyada Hendek Operasyonları’na dair çok sayıda paylaşım yapıldı.

NELER YAŞANDI?

Ahval, 5 yıl önce Cizre’de yaşanan insanlık dramına dair bir haber yayınladı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında ilçe giriş-çıkışlara kapatıldı, telefon, internet ve elektrik hatları kesildi. 79 gün boyunca süren yasaklarda 288 kişi yaşamını yitirdi.

14 CENAZEYE HALA ULAŞILAMADI

177 kişi ise 7 Şubat 2016’da sığındıkları bodrumlarda öldürüldü. Cizre bodrumlarında yaşanan katliamın üzerinden 5 yıl geçti ancak ne 14 cenazeye ulaşılabildi ne de ölümlere ilişkin tek bir kişi hakkında soruşturma açıldı. İnsan hakları örgütlerinin raporlarında bodrumlarda can veren insanların önce ateşli silahlarla öldürüldüğü ardından yakıldığı bilgileri yer aldı. Ancak iddiaya göre bu bodrumlarda hayatını kaybeden 14 kişiye ait cenazelere ulaşılamadı.

HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, 29 Ocak’ta Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın da içinde bulunduğu bir Kriz Koordinasyon Merkezi kurulduğunu söylemiş, o gün yaralıları almaya en yakın gün olunduğu söylemişti. Beştaş, daha sonra yaralılarla yapılan görüşmelere ilişkin ses kayıtlarını paylaşmıştı. Yaralılar arasında bulunan DBP PM üyesi Mehmet Yavuzer ile Meral Danış Beştaş arasında yapılan görüşmelere ait 4 ayrı ses kaydında yer alan ifadeler şöyleydi:

Beştaş: Şu anda ambulansı takip ediyoruz. Yolda, ulaşsın sizi arayacağız.

Yavuzer: Burada herhangi bir ses yok. Bilginiz olsun hiçbir ses yok.

Beştaş: Tamam.

İkinci görüşmede geçen diyalogda ise Beştaş, telefonun diğer ucundaki yaralıya “Şimdi Bakanlık ile görüştük. Her birimiz bir telefonda olacağız. Siz hazırlıklarınızı yapın şu anda oraya geldiler ama biz sizi arayınca çıkacaksınız” diyor.

Ardından yapılan 3’üncü görüşmede ise Beştaş ve Yavuzer arasında geçen diyalog şöyle:

Beştaş: Polislerin sesi kesildi. Buradadır koridordadır. Hemen sizin çıkacağınız kapının önündeler.

Yavuzer: Evet içerideler. Belki sizin sesinizi de duyuyorlar. İçişleri Bakanı yanınızda mı?

Beştaş: Şu anda o telefonun…

Görüşme devam ederken, 26’ıncı saniyede patlama ve silah sesleri duyuldu. Bu sırada yaralıların bulunduğu noktaya doğru ateş açıldığına dair sesler de görüşmeye yansıdı.

Paylaşılan son ses kaydında ise geçen diyalog şu şekilde:

Karşıdaki ses: Ben dinliyorum kulaklarım kötü

Beştaş: Sesimi alıyorsunuz

X kişi: Çok az alıyorum.

Beştaş: Oradan çıkabilecek durumda değilseniz başka bir formül bulmamız lazım.

X kişi: Enkaz altındayız. Ben nasıl anlatayım ya

Beştaş: Tamam tamam çıkabilecek durum değilsiniz yani.

X şahıs: Enkaz altındayız enkaz.

Beştaş: Tamam telefon açık kalsın.”

Bu görüşmelerin ardından yaralılarla irtibat kesilmişti.

DEMİRTAŞ: KÜLLERİNİ GÖRDÜM VE TEŞHİS BİLE EDİLEMEDİLER

HDP’nin cezaevinde olan eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş daha önce bir mahkeme savunmasında Cizre’de yaşananları anlatırken şöyle demişti:

“Ne yaptılar biliyor musunuz? Günlerce o gençler orada sıkıştırıldılar. Suları bitti, yiyecekleri bitti. Açlıkla, susuzlukla önce terbiye etmek istediler. Canlı yayınlara bağlandılar, televizyonlardan yardım istediler. 120 kişi. En son hepsini yaktılar orada, yaktılar. Ben gittim gözlerimle sonradan gördüm, küllerini gördüm. DNA’larından bile teşhis edilemediği için kaç kişinin orada katledildiğini bile bilemedik. Geri kalanlar sonra kimsesizler mezarlığına götürüldü, Cizre’de defnedildi. Yakıldılar. Hitler’in gaz odalarından, fırınlarından, 1940’lardan söz etmiyorum. 2015’te Cizre’de oldu.”

5 YILDIR KIZINI ARIYOR

Yeni Yaşam gazetesi ise iki çocuğunu ve ağabeyini olaylarda kaybeden Hizne Arslan ile konuştu. Habere göre olaylarda hayatını kaybeden birçok kişinin cenazesi o dönem Mardin, Urfa, Antep ve Malatya’ya götürülerek, “kimsesizler” mezarlıklarına defnedildi. Aradan geçen 5 yıla rağmen hala 14 cenazenin akıbeti belli değil.

O dönemin kayıp cenazelerinden biri de 19 yaşındaki Hacer Arslan’ın cenazesi. Hacer Arslan’ın annesi Hizne Arslan, Cizre bodrumlarında kızı Hacer’i ve oğlu Mehmet Sait’i kaybederken, Nur Mahallesi’nde ise ağabeyi Selim Tugay vurularak öldürüldü. Oğlu Mehmet Sait ve ağabeyi Tugay’ın cenazelerini toprağa veren Arslan, 5 yıldır ise kızının cenazesini arıyor. Kızı katledilmesine rağmen polislerin evlerini basarak, sürekli Hacer’i sorduklarını belirten anne Arslan, kızının cenazesini bulmadan ölmeyeceğini ifade etti.

DERYA KOÇ: 20 YARALIYI BENZİN DÖKEREK YAKTILAR VE BİZİ DE ÖLDÜRECEKLER

Gazeteci Yadigar Anlı ise o sürece dair yaşadıklarını sosyal medyada şu sözlerle anlattı: “O gün İMC TV’de haber bültenine başlamak üzereyiz. Rejiden kulağıma Cizre’den HDP Milas ilçe eş başkanı Derya Koç’un arandığını ve korkunç şeyler anlattığını söylediler. Bunu anons edecektim… Sonra tüm Türkiye tüm dünya Derya Koç’un anlattıklarını dinledik. Yardım istiyordu “Bir binada mahsur kaldık. Alt katta bulunan 20 yaralıyı benzin dökerek yaktılar, hala çığlıklarının duyuyoruz. Bizi de öldürecekler, bizi de yakacaklar… “O binadan sağ çıkan olmadı, Derya Koç da diğerleri de…”

medyabold

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder